Visitor Counters
Köşe Yazıları



Arama :    

Allah, siz fitnecileri kahretsin  -Güneş Gazetesi


Bu köpekler, dünyayı karıştırmaktan hiç vaz geçmeyecek. Bu köpeklerin yüzünden dünya huzur bulmayacak. Bu köpeklerin işi gücü, şeytanca planlar yapıp Müslümanları sokağa dökmek. Dünyanın mikseri, yani dünyayı karıştıran fitne ve fesatlık çıkaran İsrail’den bahsetiyorum.  İsrail’in işgali altındaki El Halil’de bulunan ve içinde Hz. İbrahim, Hz. İshak, Hz. Yakup, Hz. Yusuf ile eşlerinin kabirlerinin olduğu Harem-i İbrahim Camii’nde bir grup Yahudi yerleşimci düğün yaptı. Batı Şeria’da bulunan Harem-i İbrahim Camii Müslümanlar için önemli ve kutsal bir yerdir. Dolayısıyla şerefsiz, fitneci Yahudilerin, bu kutsal mekanda yaptığı düğün İslam camiasında tepki çekti.  Fitneci Yahudiler, gündüz saatlerinde ziyaretçi gibi geldikleri camide Müslüman güvenlikçileri zorla dışarı çıkarıp ardından camiyi düğün salonuna çevirmişler. Daha Sonra caminin bir kısmını havraya çevirip düğünlerini yapmışlar. 

Müslümanları öldürecekler 

Bu fitnecilere 'Allah sizi mesut bahtiyar etsin' demicem. Bu fitnecilere ancak 'Allah yüzünüzü güldürmesin' derim. Çünkü bu alçak fitneci yahudilerin asıl amacı Müslümanların kutsal yerlerinde saygısızlık yapıp fitne çıkarmak. Akıllarınca bu şekilde Müslümanları sokağa dökmek. Ya sonra? İsrail’in terörist askerleri fırsat bu fırsat deyip tepkisini ortaya koyan Müslümanları öldürecek. Terörist İsrail’in askerleri Zaten her gün Gazze’de beş, on Filistinli müslümanı öldürüyor. Kardeşlerim şahsen ben din, dil, ırk ayrımı yapmayan biriyim. Ancak dünyayı mikser gibi karıştıran İsrail’in fitneliğine şerefsizliğine sessiz kalamam. Hele hele benim dinime milli ve manevi değerlerime saldırmasına, hakaret etmesine, peygamberlerlerin kabirlerinin olduğu yerde düğün yapmalarına asla sessiz kalmam. İsrail’in ve yahudilerin bu yaptığı tahrikten şerefsizlikten başka bir şey değildir. 

İsrail'in kontrolüne girdiler 

Biz müslümanlar, İsrail’in Amerika’nın ve diğer ehli küfrün fitnesine gelmeden milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmalıyız. Ama Nerede o şuurda müslüman topluluğu? Bakın Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri alenen İsrail’in kontrolünde. Bu ülkeleri İsrail ve Amerika yönetiyor. Diğer bazı Arap ülkelerini de İsrail perde arkasından idare ediyor. Kardeşlerim Ehli küfür topluluğu, biz Müslümanların ümmetin içine yaydığı fitne ve fesatlıklarla bizi bir birimizden uzaklaştırdı. Bırakın bir birimizden uzaklaşmayı, bizi bir birimize öldürtüyor. Soruyorum biz bu durumdayken, bir birimizi öldürürken nasıl manevi değerlerimizi koruyacağız? Nasıl bir birimize sahip çıkacağız? Tek çare samimi olmak. İnancımızda, işimizde, dostluğumuzda, ilişkilerimizde, komşuluğumuzda samimi olmalıyız. Kur'an-i Kerim’i ve Peygamber efendimizin hadis ve sünnetini samimi olarak yaşamalıyız. İşte o zaman hiç bir fitneci ehli küfür topluluğu biz müslümanları bölüp parçalayamaz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH YER YÜZÜNDE NE KADAR FİTNE VE FESATÇI VARSA HEPSİNİ HELAK ETSİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA SAMİMİYET NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Süslü cübbelerden vazgeçin artık  -Güneş Gazetesi


Çok sayıdaki imam, cenaze ve mevlidlerde para peşinde koştururken Beyoğlu Gümüşsuyu Mahallesi'ndeki Selimiye Atun Camii’nin imamı Osman Görkem, camiinin abdesthanesinin bir bölümünü yıkanabilmeleri için evsiz ve kimsesiz insanlara açtı. Evsizlere, “Kardeşim, sokakta kalıyorsan, temizliğe ihtiyacın var ise cumartesi ve pazar günleri namaz vakitleri dışında kapıyı içeriden kilitle, sıcak su var, kova içinde sabun ve tas var. Banyonu rahatça yapabilirsin. Kardeşim sana şarapçı, tinerci diyebilirler ama bütün bunların sebebi bizleriz” diyerek not bırakmış.  Evet Osman Hoca'nın söylediği gibi uyuşturucu batağına sürüklenmiş, terörün kucağına düşmüş, insanlardan uzaklaşıp kendisini sokağa salmış vatandaşların sorumlusu bizleriz. Özelliklede anne ve babalardır. Son 20 yıldır anne ve babalar, evlatlarına gereken ilgi ve alakayı göstermiyor. Benim Evladım kiminle beraber? Evladım vaktini nerede geçiriyor? Evladım örf ve anelerimize göre mi yaşıyor? Evladımın ahlaki, milli ve manevi duyguları ne durumda diye sormuyorlar. Varsa yoksa her şey bu dünyadan ibaretmiş gibi evlatlarımız dünyalığa göre yetiştiriliyor. 

Kendilerine menajer bile tutmuşlar 

Halbuki güzel ahlak, milli ve manevi değerlere sahip olan bir evlat, ne uyuşturucu batağına, ne terör örgütlerinin kucağına düşer. Nede kendisini insanlardan uzak tutup sokağa bırakır. Allah Osman Hoca'dan ve Osman Hoca gibi insanlara hizmet edenlerden razı olsun. Sevgili okuyucularım aslında tüm imamlarımızın yapması gereken işler bunlardır. Sadece cemaate namaz kaldırmakta imamlık görevi yerine getirilmiş olmaz. Yazımın başında belirttiğim gibi günümüzde çoğu imamlar, seslerinin güzel olması için musiki dersleri alıyorlar. Sanmayın ki bu hocalar, musiki derslerini Kur'an-i Kerim’i veya ezanı güzel okumak için alıyorlar. Tam tersi ölülerin arkasından Kur'an ve mevlid okumaları için ders alıyorlar. Yani ölü okuyucusu olup para kazanmak için ders alıyorlar. Duyuyorum bu ölü okuyucusu hocalar, kendilerine menajer bile tutmuşlar. Duyuyorum bu hocalar, mevlidlere iki bin ile beş bin TL arasında parayla gidiyorlarmış. Gerçi bunların bir çoğunu kimler olduğunu toplum olarak biliyoruz. Kardeşlerim Kur'an-ı Kerim ölünün arkasından okunması gereken bir kitap değildir. Ha ahirete intikal etmiş birinin arkasından Kur'an-ı Kerim okunursa sevabı var mıdır? Elbette sevabı var. Ahirete intikal etmiş olan yakınlarımızın ruhuna bolca Yasin-i Şerif, İhlas ve Fatiha suresini okumalıyız. Ancak parayla okunan Kur'an-i Kerim’in sevabı kesinlikle olmaz. 

İnsanlarla iletişim içinde olsunlar 

Zaten Kuran-i Kerim’i parayla okuyan ve Kuran-i Kerim’i parayla satan hoca veya kimselere, Allah Kur'an-ı Kerim’de lanet etmektedir. Kardeşlerim ben isterim ki bir imam, dünyalıkla maddi menfaatlerle değil, görevi gereği insanlarla meşgul olsun. Mahallesinde insanlarla iletişim içinde olsun. Akşam olduğunda yanına eşini de alıp komşularını ziyarete gitsin. Ziyarete gittiğinde vakur duruşu ile dini konularda sorulan sorulara cevap verseler, dedikodudan uzak, iftira ve siyasi içerikli konuşmalar yerine sosyal içerikli sohbetler yapsalar çok daha iyi olmazmı? Osman Hoca gibi insanların hayrına uğraş verseler iyi olmazmı? Ama nerde o şuur? Çoğunun gözü ya milletin yada cemaatin cebinde. Süslü süslü cübbeler giymekle imam olunmaz. Başta Diyanet İşleri Başkanı'na, müftülere ve imamlara sesleniyorum. Allah aşkına bırakın şu süslü süslü sırmalı cübbeleri giymeyi. Nedir o kardeşim eski Rus generalleri gibi yakaları ve göğüs kısımları sırmalı süslü cübbeler giymek? Ya kardeşim bizim dinimiz İslam dininde Ruhbanlık mı varda, papazlar gibi kendinizi sınıflandırıyorsunuz? Şaşalı cübbeler giyiyorsunuz? Bırakın şaşalığı, bu şaşaalık insanı önce kibre sürükler sonrada Allah muhafaza imandan eder. Gerçek hoca efendi olun. Bundan 30 yıl öncesinde olduğu gibi sözü dinlenen, saygı gören hoca efendiler gibi olun. Ha, hoca efendi derken, sakın şeytana uyup da Fetullah Gülen gibi olmayın. Cebinize dünyalığınıza değil, Kur'an-ı Kerim-e, Allah’ın Resul’ü Peygamber efendimizin hadis ve sünnetine hizmet edin. Tekrar söylüyorum başta Diyanet İşleri Başkanı olmak üzere, müftüler ve imamlar süslü cübbelerden hemen derhal vaz geçsinler. Toplum olarak 30 sene öncesinin saygı duyulan hoca efendilerini görmek istiyoruz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH PEYGAMBER EFENDİMİZİN SÜNNETİNİ İCRA EDENLERE SAMİMİYET NASİP ETSİN. ALLAH İNSANLIĞA HİZMET EDEN HOCALARIMIZDAN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Hangi iti hangi itle savaştıracaksınız  -Güneş Gazetesi


Amerika’nın Ulusal İstihbarat Direktörü (DNI) Daniel Coats, Amerikan Kongresi’ne sunduğu istihbarat raporunda YPG’nin PKK’nın Suriye’deki milis gücü olduğunu anlattı. Brüksel’de Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli’yle bir araya gelen Amerikan Savunma Bakanı James Mattis,YPG’yi PKK’yla savaştırabileceklerini söyledi. Amerikan Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Türkiye’ye gelmeden önce Lübnan’da, “Biz YPG’ye ağır silahlar vermedik ki alalım” dedi. Düşündüm taşındım acaba ben bunlara ne desemde rahatlasam. Kendi kendime, “Hoca sabır bu iki yüzlü münafık alçaklar için abdest bozmaya gerek yok” dedim. Son bir yılda bilinen sadece 10 bin TIRr dolusu ağır silahı dünyanın gözünün içine sokarcasına PKK ve YPG’ye törenle teslim ettiler. Acaba Tillerson bunadımı da bunları inkar ediyor? Amerikan Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’a soruyorum, Ey Tillerson, siz Pentagon’un bütçesini yalanlıyor musunuz? Pentagon’un bütçesine göre PKK ve PKK’nın Suriye kolu olan YPG’ye sadece 2018’de ağır makineli tüfek Doçka’dan havan toplarına, roketatardan AT-4 anti tank füzesine kadar binlerce ağır silah verilecek. Bunlar yalan mı? 

Farklı hesaplarınız olduğunu biliyoruz 

Ya kardeşim sizler bizimle dalgamı geçiyorsunuz? Sizlerin ne olduğunuzu, hangi niyetle PKK’ya, YPG’ye ağır silahlar verdiğinizi bilmiyor muyuz? Utanmadan dalga geçer gibi YPG’yle PKK’yı savaştırırız diyorsunuz. Be sahtekarlar hangi iti hangi itle savaştıracaksınız? Allah yer yüzünde sizin gibi münafıkları, kan emicilerini yok etsin. İyi ve kötüyü oynarcasına kiminiz, “Biz YPG’ye ağır silah vermedik ki alalım” diyor, kiminiz “YPG’yle PKK’yı savaştırabiliriz”, kiminiz de, “YPG PKK’nın Suriye’deki milis gücüdür” diyor. Millet olarak sizlerin bu pişkinliğinin, yalancılığının, iki yüzlülüğünün arkasında farklı hesapların olduğunu biliyoruz. Sevgili okuyucularım bu utanmaz Amerika, Rusya, Almanya, Avusturya, Hollanda, Fransa, İsveç, Çin, Danimarka, Vatikan ve NATO Türkiye’ye karşı iki yüzlülük yapıyor. Bunların hepsi de zaman zaman Türkiye’ye karşı iyi ve kötüyü oynuyorlar. Bunların asıl amacı büyük İsrail imparatorluğu kurmaktır. Büyük İsrail imparatorluğunu kurabilmeleri için başta Türkiye olmak üzere Ortadoğu‘da yeralan ülkeleri bölüp parçalamak istiyorlar. 

Türkiye'yi bölmek istiyorlar 

Irak, Suriye, Yemen bölündü bile. Bu iki yüzlü ülkeler, sınırlarımızda bir Kürt devleti kurup sonra Türkiye’yi bölmeyi arzuluyorlar. İşte Gezi olayları, 17-25 Aralık ve Fetöcü hainlerin 15 Temmuz darbe girişimi bunlar içindi. Allah’ın yardımıyla inşallah başaramayacaklar. İşte Afrin’de teröristlerle kahramanca mücadele eden kahraman askerlerimizin başarısını görün. İçimizde Kanı bozuk olanların haricinde miletimizin kahraman askerlerimize olan sevgisini görün. Milletimiz, sanatçılarımız sınır bölgelerinde askerlerimizin yanında. Amerika’ya ve Türkiye düşmanı olan diğer ülkelere sesleniyorum. Ey alçaklar, ey iki yüzlüler, ey münafıklar, ey kan emicileri, ey boynundaki haçla Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak isteyen şerefsizler, şunu çok iyi  bilinizki Türk milleti 16’ncı Türk devletini yıktırmayacak. Bu millet ülkemizin bekası için mücadele eden Cumhurbaşkanımızın her daim yanında olacak haberiniz olsun. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE HAİNLİK PEŞİNDE OLANLARI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Gıdada tehlikeli oyun - 2  -Güneş Gazetesi


Evet önceki yazımda içinde domuz katkı maddesi olan yiyeceklerin bazılarını yazmış, 'gıda terörünün birde ekonomik tarafı var' demiştim. Bir arkadaşım, “Hocam, söylediğiniz çok doğru. İşin ekonomik tarafını yürüten baronlar, başta Müslüman ülkeler olmak üzere bazı yoksul ülkelerde insanları biyolojik gıda silahlarıyla öldürüyorlar. İnsanları yiyeceklerle, içeceklerle, aşılarla kısırlaştırıyorlar. Hocam bu hainler gebeliği önleyen mısır bile üretmişler, Kolesterol haplarıyla insanların cinsel hayatını öldürdüler, gıda terörünün bir başka kolu ilaç sektörüdür” dedi.  Evet sağlık denince işe sadece gıda tarafından bakmamak gerekir. Gıda terörünün arkasında bazı ilaç sektörleride olabilir. Gıda teröristleri, Türk tarımını bitirdi ve insanlarımıza zehir yediriyorlar. Ne yazık ki Avrupa topluluğuna gireceğiz diyerek Türk tarımı tamamen yok oldu. 

Çin'den İsrail'den ithal ediyoruz 

Anavatanı Türkiye olan mercimek, nohut, fasulye, pirinç, şeker ve bir çok gıda ürününü başka ülkelerden ithal ediyoruz. Çin’den fasulye, İsrail’den domates, salatalık ve çeşitli tarım tohumları, Amerika’dan mısır, şeker, pirinç, buğday ithal ediliyoruz. Soruyorum yetkililerimize bu ürünleri ithal ederken sizlerde utanma duygusu oluyor mu ? Kardeşlerim bakın bir ülkenin silahı, tankı, uçağı, sanayisi ve teknolojisi olmayabilir. İnsanoğlu Telefon, internet, alışveriş merkezi olmadan yaşayabilir. Ancak bir ülkenin tarımı olmaz ise o ülke hayatta kalamaz. İnsanoğlu kesinlikle aç susuz yaşayamaz.  Sanayinin teknolojinin merkezi olan Almanya’ya, Fransa’ya, Amerika’ya, İngiltere’ye, İsrail’e, İtalya’ya, Belçika’ya bakın, sanayide ve teknolojide gelişmiş olan bu ülkeler sanayiyle birlikte tarımla da uğraşıyor. Dünyaya hem sanayi hemde tarım ürünleri ihraç ediyorlar. Ya bizim ülkemizde?..  Maalesef bizim ülkemizde tam tersi tarımı bitirdik köylü diye bir şey kalmadı. Hükümete, Tarım Bakanı ve Sağlık Bakanı’na sesleniyorum. Gıda teröristlerine karşı denetimleri sıklaştırın. Denetime çıkacak olan memurlarınız, denetime çıkmadan önce birilerine haber vermeden gidip denetimlerini yapsınlar. 

GDO'lu ürünleri ülkemize sokmayın 

Gözünü para bürümüş art niyetli sağlıksız gıdalar satan esnafı değil, milletin sağlığını düşünerek hareket edin. Elinizi vicdanınıza koyun ve milletin sağlığını tehdit eden, milleti kanser yapan, kısırlaştıran, gebeliği sonlandıran, obez yapan, gıdaları, GDO’lu tohumları, içinde katkı maddesi olan içecekleri ülkemize sokmayın. Bu gıda ve tohumların İthalatını yasaklayın. Biran önce insanlarımızı tarıma özendirin. Milli politikayla yerli kendi tohumlarımızı kullanmaya başlayalım. Çiftçinin bilinçsizce kullandığı gübrelere, tarım ilaçlarına yasak getirin. Anayasamıza göre bunları yapmak mecburiyetindesiniz. Siz Hükümet ve Bakanlar, milletin sağlığını sıhatını düşünmek mecburiyetindesiniz. 'Aman ya' derseniz işte o zaman bu millet de, 'Allah sizi bildiği gibi yapsın' der. Bu dünyada olmasa bile millet huzuru mahşerde yakanıza yapışır benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH TÜRK MİLLETİ OLARAK CÜMLEMİZİ SAĞLIKLI VE SIHATLI KILSIN. ALLAH ÇOK PARA KAZANMA VE İDEOLOJİK ZİHNİYETTEN DOLAYI İNSANLARI ZEHİRLEYEN, KANSER YAPAN, KISIRLAŞTIRAN, İNSANLARIN ÖLÜMÜNE NEDEN OLAN ŞEREFSİZLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Gıdada tehlikeli oyun - 1  -Güneş Gazetesi


Son yıllarda çevremde kiminle karşılaşsam çoğunun yakınları ya kanser olmuş yada daha önce ismini hiç duymadığımız değişik türden hastalıklara yakalanmış. Artık Kanser hastalığı günümüzde soğuk algınlığı gibi normal hastalık haline geldi. Toplum olarak bizler genelde kansere sigara ve alkol kullanan insanlar yakalanır diye bilirdik. Araştırmalara göre meğer son yıllarda alkol ve sigara kullanmayan insanlar da kansere yakalanıyormuş. Çevremdeki doktorlara günümüzde neden bu kadar kanser ve ismini yeni yeni duyduğumuz hastalıklar arttı diye sorduğumda, “Hocam bu hastalıkların bir çok nedeni var, ancak en önemlisi tükettiğimiz gıdalar” cevabını veriyorlar.  Bencede hastalıkların en önemli nedeni gıdalar. Ne yiyoruz, ne içiyoruz, yediğimiz yiyeceklerin içtiğimiz içeceklerin içinde ne var bilmiyoruz. Toplum olarak da araştırma yapma gibi kültürümüz olmadığı için önümüze konulan her şeyi abur cubur yiyip içip tüketiyoruz. Bu hastalıkların başlıca nedenlerinden biri Türk tarımının bitmiş olması. Ülkemizin kendisine has, toprağına uygun çok güzel lezzetli yerli tohumları yok oldu. Ülkemizde yerli tohum diye bir şey kalmadı. Bırakın yerli tohumu tarım diye bir şey kalmadı. 

İsrail'in sinsi ve iğrenç oyunu 

Köylerde insan kalmadı. Kalan köylülerin çoğu, “Tarlayla tarımla ne uğraşayım, devlet bana 'ihtiyaç sahibi çalışmıyor diyerek maaş veriyor. Devletin verdiği para bana yetiyor. Yan gelip yatmak varken şimdi tarlaya gidip neden yorulayım, neden tarlayla uğraşayım' diyor. Bir avuç toprağı olan biri heves edip bir şeyler dikeyim dese tohum bulamaz.  Ancak İsrail’den gelen tohumları alıp kullanacak. Bu tohumlar, genetiğiyle oynanmış ve içinde her türlü pisliklerin olduğu tohumlar. “Hocam tamam tohumların genetiğiyle oynanmış doğrudur, peki bu tohumların içinde ne gibi pislik olabilir” diyebilirsiniz. Kardeşlerim İsrail devleti siyasi ve stratejisine göre ihraç ettiği ülke insanlarının genetik yapısına uygun tohumlar üretiyor. İsrail’in sinsi, tehlikeli bu pis iğrenç oyunu sadece bizim ülkemize değil, başka ülkelerede aynı şekilde oynamakta. Bu tohumlardan üretilen sebze ve meyveleri tüketen toplumlarda kısırlık, kanser, alerjiğe bağlı hastalıklar ve ismini yeni duymaya başladığımız hastalıklar görülüyor. Bu biyolojik tarım ilaçlarıyla İsrail adeta soykırım yapmakta. 

Küresel baronlar organize ediyor 

Tabi bu işin siyasi tarafı olduğu gibi birde ekonomik tarafı var. Sanmayın ki bu gıda teröristleri sadece bizim ülkemizde var. Bu terörün başını Amerika’da yaşayan Yahudiler çekiyor. Küresel baronlar tarafından organize ediliyor. Kardeşlerim uyanık olalım uyanık. Gözünü para bürümüş, kan emiciler, milletin sağlığıyla, dini hassasiyetiyle oynayan şerefsiz gıda teröristleri, yediğimiz yiyeceklerin içine bakın neler katıyorlar. Mesela bazı firmalarda yoğurdun kıvamını artırmak için domuz derisinden yapılan jel konuluyor. Una ve hamura domuz kılı saçından yapılan E920 konuluyor. İthal hayvan yeminde domuz kemiği ve domuz kanı var. İthal salam ve sucukların içindeki beyaz noktaların domuz yağı olduğu söyleniyor. Bazı kek ve pastalarda ucuz olduğu için domuz yağı kullanılıyor. Çoğu et suyu tabletlerinde, hazır köfte harçlarında, hamburger, hazır çorbalarda, kuruyemiş, sakız, cipslerde, dondurmalarda, renkli yoğurtlarda, salata sosu, çiğköfte ve benzeri bir çok üründe bulunan Çin tuzunda domuz var. Kimi ithal donmuş yağlarda domuz olduğu gibi domuzun kök hücresinden laboratuvarlarda kırmızı et bile yapıyorlar. Müslüman topluma neler yedirdiklerini görüyorsunuz değil mi? Geçmişte Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı denetimlerde bu pislikler ortaya çıkmıştı. Peki bu gözünü para bürümüş, insanların sağlıyla oynayan gıda teröristlerine caydırıcı yaptırımlar yapıldı mı? Hayır yapılmadı. Eğer bu kansızlara gereken yaptırımlar cezalar uygulanmış olsaydı bugün gıda teröristleri faliyetlerine devam etmezlerdi. Devamı bir sonraki yazımda.

okumak için tıklayın.


Kimi kime şikayet edeceğiz  -Güneş Gazetesi


Zeytin Dalı Harekatı’nda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tanklarını hedef alan tanksavarların, NATO ülkelerinden birine ait olduğunun belirlenmesi halinde Türkiye’nin atacağı adımlar konuşulmaya başlandı. Türkiye, teröristlerin kullandığı o tanksavarların, ağır silahların, top ve füzelerin kime ait olduğunu aslında çok iyi biliyor. Sadece Türkiye değil, teröristlere kimin ve kimlerin silah verdiğini dünyada çok iyi biliyor. Sadece son bir yılda Amerika’nın terör örgütü PKK’ya, PKK’nın Suriye kolu olan PYD ve YPG’ye 5000 TIR dolusu ağır silahlar verdiğini tüm dünya izledi.  Bu terör örgütlerinin eğitiminin yine Amerikalı ve İsrailli askerler tarafından verildiğinide biliyoruz. Amerika zaten terör örgütlerine silah ve eğitim verdiğini inkar da etmiyor. Açık açık terör örgütlerine destek olan Amerikan askerleri, terör örgütü PYD’nin üniformasını giyerek resim çektirdiğinide unutmuş değiliz. 

BM ve NATO kimin emrinde? 

Bütün bu delillerle birlikte şimdi Türkiye, -kimi kime şikayet edecekse- Amerika’yı terör örgütlerine destek verdiği için Birleşmiş Milletler'e ve NATO’ya şikayet edecek. NATO ve Birleşmiş milletler kimin emrinde? NATO ve Birleşmiş Milletler'e üye olan ülkeler değili mi terör örgütlerine destek olan? Başta Almanya, Fransa, Belçika, İsrail, NATO ve Vatikan, İsrail’in büyük Ortadoğu projesini hayata geçirmek, Kürt devletinin bir an önce kurulması için her türlü silah, maddi ve siyasi destek bulunmuyormu?  Daha bir kaç gün önce Avrupa Parlamentosu'nun Goguş ve kokanalı 90 milletvekili, Türkiye’nin Afrin operasyonuna karşı çıkıp PKK ve PYD’ye destek gösterileri yapmadılar mı? Soruyorum bu durumda Türkiye kimi kime şikayet edecek? 

Suriye'deki rantın peşindeler 

Kardeşlerim uyanık olalım uyanık. Türkiye yeni bir Haçlı saldırısıyla karşı karşıya. Bu Haçlı topluluğun tek amacı Türkiye’yi bölüp parçalamaktır. Bu şerefsiz Haçlı topluluğunun amacı sadece Kürt devletini kurup gitmek de değil. Suriye’nin en az 150 milyar dolar değerindeki petrol ve doğalgazına da sahip olmak istiyorlar. Rusya’da, Amerika’da, Avrupa’da İsrail’de stratejik yerleşimlerin haricinde bu 150 milyar dolarlık rantın peşindeler. Türkiye ise rantın filan değil, Haçlı topluluğun pisliğine kumpasına karşı toprağını kurumanın derdinde. Türkiye, Irak ve Suriyeli vatandaşların bir an önce ülkelerinde huzur içersinde yaşasınlar istiyor. Şimdi Amerika, Türkiye’nin kararlı tutumundan dolayı belki bir süreliğine Kürt devletini kurma düşüncesini askıya alabilir. Ancak bu şerefsizler, bu Haçlı topluluğu hiç bir zaman kürt devletini kurma düşüncesinden vaz geçmeyeceklerdir. Her ne kadar CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ülkemizin bekası için mücadele eden kahraman askerlerimizin Afrin’e yaptığı operasyona karşı çıksa da, vatanını milletini seven biz Türk milleti kahraman askerimizin ve devletimizin her daim yanında olacağız. Zaten PYD’yi terör örgütü olarak görmeyen, terör örgütlerini destekleyen bir parti meclisine sahip olan Kılıçdaroğlu’ndan milli bir duruş beklememizde aptalca olurdu. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH KAHRAMAN ASKERLERİMİZİ VE DEVLETİMİZİ MUZAFFER KILSIN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN İÇ VE DIŞ TÜRKİYE DÜŞMANLARINI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Münbiç’e de gireriz  -Güneş Gazetesi


Kiminle sohbet etsem, “Hocam, Afrin Harekatı ne zaman biter? Hocam inşallah bu sefer terör örgütlerinin kökü kazınır değili mi? Hocam, CHP neden PYD’ye destek oluyor? Hocam, Afrin Harekatı'yla Amerika’nın karizması çizildi değili mi? Hocam, Amerika Kürt devleti kurmaktan vazgeçer mi” gibi sorularla karşılaşıyorum. Tabi insanların CHP’ye ve Kılıçdaroğlu’na gösterdiği tepkileri buradan anlatmama gerek bile yok. Millet tepkisini dile getiriyor getirmesine de, CHP’nin gözü, kulağı, kalbi FETÖ’cüler tarafından köreltildiği için tepkilerin farkında değil. CHP şunu çok iyi bilsinki millet tepkisini 2019 seçimlerinde sandıkta gösterecek.  Kardeşlerim, Zeytin Dalı Harekatı başarıyla devam ediyor. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Fırat Kalkanı Harekatı'nda olduğu gibi Zeytin Dalı harekatındaki başarısını da dünya yakından takip ediyor.  Bütün dünya şunu çok iyi biliyor ki Türk askerinin şakası yok. Türk askeri Afrin’de terör örgütünü temizleyecek. Yalnız Afrin operasyonu kısa zamanda bitmez. 

Sivilleri kalkan yapacaklar 

Terör örgütleri, evden eve tüneller kazmış, Güneydoğu'da yaptıkları gibi hendekler kazmışlar, mayınlı tuzaklar kurup şehir savaşına hazır hale gelmişler. Ayrıca PKK ve PYD’li teröristler, sivillerin arasına katılarak sivillerin operasyonlarda zarar görmesini sağlamak için sivilleri öne sürüyor. Terör örgütleri bu kalleşliği Dünya’ya bakın görün Türk askeri sivilleri öldürüyor yaygarasını yapmak için yapıyor. Kahraman askerlerimiz bu kalleşliği bildiği için büyük bir dikkatle sivillerin arasında saklanmış olan şerefsiz, kanı bozuk, korkak teröristleri büyük bir titizlikle temizliyor. Allah’ın izniyle inşallah Türk ordusu Afrin’den sonra Münbiç’i de teröristlerden temizleyecek. “Ama Hocam Münbiç’te Amerikan askerleri var. Türk askeri Münbiç’e girer mi” diye sorabilirsiniz. Evet kimseden çekinmeden Türk askeri teröristleri temizlemek için Münbiç’e girer derim.  Terör örgütlerine açıkça destek olan Amerika, Türkiye’yle ilişkilerini tamamen koparmayı göze alır mı? Amerika NATO üyesi olan Türkiye’ye daha fazla kalleşlik yapmayı ve ilişkileri tamamen koparıp, Münbiçte Türk askeriyle çatışmayı göze alamaz. 

Amerikan halkı tepki gösteriyor 

Zaten Amerikan yönetiminin bu tutumuna Amerika’dan halkından tepkiler gelmeye başladı bile. New York Times gazetesi Amerika’nın, terör örgütlerinin canlı bombaların yanında yer almasını tuhaf bir duruma düşmekle eleştirdi. Amerikaya bu tür eleştiriler dünya genelinde gittikçe artıyor. Kardeşlerim derimki, artık gözümüzde Amerika’yı, İngiltere’yi, Rusya’yı ve Avrupa’yı büyütmeyelim. Allah’a şükürler olsun Türkiye eski Türkiye değil. Artık Türkiye kendi silahını, tankını, füzesini, insansız hava aracını, zırhlı askeri araçlarını, helikopterini roketini üretiyor. Türkiye Afrin ve diğer operasyonlarda kendi milli silahlarımızı kullanıyor. Türkiye büyüdü kardeşlerim büyüdü. İşte ülkemizin bekası için mücadele eden ve Türkiye’yi güçlü devlet haline getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da bundan dolayı düşmanlar. Türkiye’yi bölüp parçalamak isteyen alçaklar, bundan dolayı Gezi olaylarına,17-25 Aralık ve 15 temmuz darbe girişimine destek oldular. “Hocam kim bu alçaklar” derseniz, Amerika, Almanya, Fransa, Rusya, İsrail, NATO ve Vatikan derim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZE HAİNLİK YAPAN KALLEŞLERİ HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZE KİM FAYDALI OLMUŞ İSE HEPSİNDEN RAZI OLSUN, AMİN.

okumak için tıklayın.


CHP’nin gerçek yüzünü görün  -Güneş Gazetesi


Zeytin Dalı Harekatı’na kerhen destek olan CHP’liler, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bölgede birlikte hareket ettiği Özgür Suriye Ordusu’nu terör örgütü olarak göstermeye, toplumda bu yönde algı oluşturma çabasına devam ediyor. CHP’lilerin genelde PKK’nın Suriye kolu olan terör örgütü PYD’yi terör örgütü olarak görmediğini milletçe hepimiz biliyoruz. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu “YPG bizim için terör örgütü değil” demişti. CHP İzmir milletvekili Selin Sayek Böke de katıldığı bir televizyon programda, “PYD terör örgütüdürr” diyemedi. “Suriye’de PYD’yi terör örgütü olarak mı yoksa Kürtlerin temsilcisi olarak mı görüyorsunuz” sorusuna kem küm ederek soruyu geçiştirmeye çalışan Böke, “Ben ve arkadaşlarım PYD’nin terör örgütü olduğuna dair bilgiye sahip değiliz” dedi.  Yazıklar olsun size. Kardeşim ülkemizde yıllardır katliamlar yapan, asker ve polisimizi kalleşçe şehit eden, her gün ülkemize onlarca roket atıp masum insanları öldüren PYD terör örgütü değilde nedir? Siz Türk askerinin Afrin’de kiminle çatıştığını düşünüyorsunuz? Ey CHP’liler, çekindiğiniz bir şey varda ondan dolayımı PKK terör örgütünün Suriye kolu olan PYD’ye terör örgütü diyemiyorsunuz?

  HDP'yi üzmekten mi korkuyorsunuz? 

Yoksa PKK terör örgütünün siyasi kolu olan HDP’yle 2019’da seçime birlikte gireceğinizden dolayı HDP’yi üzmekten mi korkuyorsunuz? Kim bilir belki içinizden terör örgütlerine karşı mücadele eden Türk askerinin başarılı olmaması için dua bile ediyorsunuzdur? Yazıklar olsun sizlere ki emperyalist güçlere karşı büyük mücadele vererek Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Atatürk’ün partisi CHP’de yöneticilik yapıyorsunuz? Ah sizi gidi sahte Atatürkçüler sizi. Atatürk denilince mangalda kül bırakmazsınız. Ama Atatürk’ün kurduğu Türkiye cumhuriyetini bölmek isteyen terör örgütlerine alenen veya dolaylı destek oluyorsunuz.  Ben sizlere değil, körü körüne Atatürkçüyüz diyip aldanıp sizlerin peşinden koşan zavallılara kızıyorum. İnanarak söylüyorum bugünkü CHP yöneticileri kesinlikle Atatürkçü filan değil. Bunlar Atatürk’ün resminin arkasına saklanmış, Atatürk’ü kendilerine sermaye eden kişilerdir. Atatürk Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmak için emperyalist güçlere, Masonlara ve Haçlı ordusuna karşı ne büyük mücadeleler verdi. Yüzbinlerce Gencecik vatan evladı, vatanı, milleti, namusu korumak ve Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmak için şehit oldu. Ne yazık ki Atatürk’ün kurduğu CHP’nin bugünkü yöneticileri ise Türkiye Cumhuriyeti'ni bölüp parçalamak isteyen terör örgütlerine direk veya dolaylı destek oluyor. 

Terör örgütlerine destek oluyorlar 

Rahmetli Atatürk bugün hayatta olsa CHP yöneticilerini falakadan geçirip yüzlerine tükürürdü. Atatürk’ü, devletini, milletini toprağını ve Türkiye Cumhuriyeti'ni seven herkese sesleniyorum; Bugünkü CHP’li yöneticiler kesinlikle Atatürkçü filan değil. Bugünkü CHP’li yöneticiler maalesef terör örgütlerine destek oluyor. Bunların gerçek yüzünü görün ve ona göre tavır takının. Ayrıca millet olarak bizler, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet var olması için devletimizin ve milletimizin bekası için din, dil, ırk ayrımı yapmadan, Türkiye düşmanlarının sosyal medyada sinsice kelime oyunlarıyla yaptıkları olumsuz algılara kanmayarak birlik içinde olmalıyız. Sosyal medyayı en çok ülkemiz üzerinde pis oyunları olan yabancı ülke ajanları, PKK’lılar, FETÖ’cüler ve CHP’liler kullanıyor. Uyanık olalım, uyanık olalım, uyanık olalım. Sanmayın ki sadece terör örgütleriyle ülkemiz üzerinde oyunlar oynanıyor. Ülkemizin üzerinde Siyonistler öyle plan program yapmışlarki akıl erdirmek zor. Türkiye düşmanları ülkemizi bölüp parçalamak için siyasi partiler üzerindende oyunlar oynayabiliyorlar. Kardeşlerim Türkiye Cumhuriyeti'nden başka gideceğimiz, yaşıyacağımız başka kapı, yer yok. Kimse yüzümüze bakmaz bile. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZE KİM HAİNLİK YAPMAK İSTİYORSA HEPSİNİ HELAK ETSİN. ALLAH TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE EDEN, ÜLKEMİZİN BEKASI İÇİN DAĞ BAYIR DEMEDEN DÜŞMANLA ÇARPIŞAN KAHRAMAN ASKERLERİMİZİ MUZAFFER KILSIN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Macron, evladım kendine gel  -Güneş Gazetesi


Cezayir’de, bir milyondan fazla insana soykırım yapıp öldüren, işgal ettiği Afrika’da insanları diri diri yakan, işgal ettiği Afrika ülkelerindeki zavallı insanları köleleştirip sonra dünyaya köle diye satan, Ortadoğu ülkelerinde Suriye’de, Tunus’ta, Fas’ta, yapmadığı pislik kalmayan, geçmişide elide kanlı olan soykırımcı Fransa, şimdi utanmadan sıkılmadan tutmuş Türkiye’ye uyarıda bulunuyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçmişini unutup, “Zeytin Dalı Harekatı işgale dönüşmesin” dedi. Türk askerinin Afrin operasyonunu eleştiren Macron, fırsat bu fırsat diyerek aradan sözde Ermeni soykırımını gündeme getirdi. Getir kardeşim getir. Geçmişimizde sizin gibi utanacağımız bir durumumuz yok. Siz kendi yaptığınız soykırımlara bakın. 

Haçlı zihniyetine karşı mücadele 

FETÖ’cülerin ve PKK’nın koruyucu meleği olan Almanya Başbakanı Merkel de, Türkiye’nin Afrin'e operasyon yapmasından dolayı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni toplantıya çağırdı. Hadi diyelimki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplandı. Peki o toplantıda Birleşmiş Milletler ne karar alacak? “Türkiye kendisine saldıran, on binlerce insanı kalleşçe öldüren terör örgütleriyle mücadele edemez” mi diyecek? Amerika’nın yaptıklarını söylememe gerek bile yok. Bugün Ortadoğu’da yaşanan vahşetin, katliamların sorumlusu Amerika, İsrail, Fransa, Almanya, Rusya ve Avrupa ülkeleridir. Evet görüntüde Türkiye terör örgütlerine karşı mücadele ediyor. Yalnız Türkiye asıl mücadeleyi yedi düvele karşı yani haçlı zihniyetine karşı veriyor. Hani medyada sık sık terör örgütlerinin safında Avrupalı, Amerikalı, Çinli, Rus ve İngilizleri görüyoruz ya, işte gördüğümüz insanları sanmayın ki kendiliğinden terör örgütüne katılmış destek oluyorlar. Terör örgütünün saflarında Türkiye’ye karşı çatışan o şerefsizler aslında saydığım bu ülkelerin ajanlarıdır. 

Rusya o teröristi iade etmez 

Rusya’ya da kesinlikle güvenmemek gerekir. Türkiye’ye, Suriye görüşmelerinde PKK’lı PYD’li veya YPG’li hiç kimse olmayacaktır diye söz veren Rusya, Reyhanlı saldırısının talimatını veren şerefsiz PKK Yöneticisi Mihraç Ural denen köpeği, Suriye’nin kaderinin belirleneceği Soçi toplantısına davet etti. Haklı olarak Türkiye hemen tepkisini ortaya koydu. Türkiye, Rusya’dan terör yöneticisi ve Reyhanlı katliamcısı kanı bozuk köpek, şerefsiz Mihraç Ural’ın iadesini istedi. İkili oynayan Rusya, Türkiye’ye o teröristi iade etmez kardeşim etmez. Allah’ıma şükürler olsun devletimizin askerimizin yanında olan milletimiz, sosyal medyanın ve CHP’li yöneticilerin fitneliğine kanmayarak kahraman askerlerimizin zafere ulaşmaları için dua ediyor. Cenab-ı Allah inşallah dualarımızın bereketiyle devletimizi ve askerimizi muzaffer kılıcaktır. Yeterki bizler din, dil, ırk ayrımı yapmadan birbirimize sevgili, saygılı ve tahammüllü olalım. Yeter ki devletimizin milli politikasına katkıda bulunalım. Ya sonra, Allah’ın izniyle Türkiye’yi kimse bölüp parçalayamayacak. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH KAHRAMAN ASKERLERİMİZE GÜÇ KUVVET VERSİN. ALLAH ÜLKEMİZE HAİNLİK YAPMAK İSYEYENLERİ HELAK ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Bekamız için atom ve nükleer füzemiz olmalı  -Güneş Gazetesi


Efendim PKK terörün örgütüne ve FETÖ’cü hainlere gönülden destek veren Almanya, Türkiye’nin Afrin’de terör örgütlerine karşı yürüttüğü operasyonuna çok kızmış. Neden kızmış biliyormusunuz? Türkiye, operasyonda Alman üretimi Leopard-2 tankını kullandığı için kızmış. Bundan dolayı Almanya Başbakanı Merkel ve Dışişleri Bakanı Gabriel, “Almanya kamuoyununda tepki var.  Alman kamuoyunun tepkisini göz ardı edemeyiz. Türkiye’ye leopard tankı satışını durduruyoruz” dedi.  Ah Be zevzekler, sizin halkınız alkolden uyuşturucudan kafasını kaldıracak durumda değilki senin tankınla ilgilensin. Açıkça söyleyin ve deyinki; “Kardeşim biz Türkiye’nin  bölünüp parçalanması için yıllardır PKK, PYD, YPG ve FETÖ terör örgütlerine destek olduk, onları maddi,manevi, silah ve siyasi olarakta destekleyip bir yere kadar getirdik. Şimdi bakıp büyüttüğümüz bu örgütü sizin yok etmenize göz yumamayız” deseniz ya. Ey Alman’ya, Türkiye’nin o tankları sizden pikniğe gitmek için mi aldığını düşünüyordunuz? Merkel hanım Senin koruyup kolladığını o hain FETÖ’cüler, 15 temmuzda darbe girişiminde Leopard-2 tanklarıyla insanları ezdiğinde, tankın namlusuyla araçları sürüklediğinde neden o zaman tepki göstermemiştin? Çünkü 15 temmuz darbesinin arkasında siz Almanya, NATO, israil, Amerika, Vatikan vardı, onun İçin ses çıkarmadınız. 

Türkiye bölünsün istediniz 

İstedinizki Türkiye’de darbe gerçekleşsin Türkiye’de iç savaş çıksın ve sonra Türkiye bölünsün. Çok şükür Türk milleti sizi pis oyununuzu bozdu ve sizi hayallerinize yenik düşürttü. Amerika ve Avrupa olarak İnsan hakları konusunda ve terörden arınmış güvenli bir dünya denince mangalda kül bırakmayan sizler, utanmadan sıkılmadan, “DEAŞ bizim için tehlikeli terör örgütüdür. Ancak PKK, YPG ve PYD bizim için tehlike arz etmiyor” diyorsunuz. Bu düşünce müttefikliğe ortaklığa sığar mı? Allah’ıma dua ederim ki, Türkiye’ye ve İslam dünyasına yaptığınız pisliğin, şerefsizliğin, katliamların, bin katını Allah sizin başınıza getirsin. Tabi bu bedduam masum insanlara halklara değil, art niyetli teröre destek olan ajan ve yöneticiler için.  Sevgili okuyucularım bu Almanlar, Amerikalılar, Ruslar, Fransızlar, İsrailliler, Vatikan ve NATO ne derse desinler, devletimiz ülkemizin bekası için içimizde ve sınırlarımızın dışında ne kadar terör örgütleri varsa hepsininde kökünü kazıyacaktır. Her ne kadar Kemal Kılıçdaroğlu farkında olmamasa da Allah’ıma şükürler olsun Türkiye, terör örgütlerine karşı yaptığı operasyonlarda kendi ürettiğimiz yerli milli silah ve mühimmatları kullanıyor. Yıllardır yazılarımda 'devletimiz milli politikayla kendi savunma gücümüzü var etmelidir' derdim. Türkiye bugün kendi tankını, silahını, füzesini, insansız hava aracını, ağır silahlarını, askeri araçlarını, helikopterini, uçağını en yeni teknolojiyle üretiyor. Allah nasip ederse inşallah iki yıl sonra kendi savaş uçağımızı ve uçak gemimizi de üretmiş olacağız. 

O ahmaklar her şeye karşı çıkar 

Yanlız bunlar kesinlikle yeterli değil. Türkiye hem kendi  bekası hemde İslam dünyasının bekası için atom bombasını ve nükleer füzelerini üretmelidir. Şimdi içimizde kendilerini aydın veya entellektüel olduğunu sanan bazı sinsi Türkiye düşmanları, “Efendim bu silahlarla insanlar ölür, Türkiye bu silahları üretmemelidir” diyebilirler. O ahmaklar, biz ne yaparsak yapalım karşı hep çıkarlar. Yanlız kimyasal füzelerle Filistinli Müslümanları öldüren İsrail’e, atom bombalarıyla ve nükleer füzelerle Afganistan’da, Irak’ta, Japonya’da, milyonlarca insanı öldüren Amerika’ya, Afrika ülkelerinde milyonlarca insanı öldüren Fransa’ya, Çeçenistan’da, Suriye’de yüz binlerce insanı öldüren Rusya’ya ses çıkarmazlar. Gerçi Ses çıkarsalar ne olur çıkarmasalar ne olur. Millet kendilerini aydın ve entellektüel olduğunu sanan bu sinsi Türkiye düşmanlarını adam yerine bile koymuyor. Tekrar söylüyorum gerekirse milli gelirin yüzde 50’si savunma sanayiine gitsin. İllaki Türkiye kendi bakası için atom bombalarını, nükleer füzelerini  üretmelidir.  “Ama Hocam, sen hocasın sen bombadan silahtan ölümden idamdan bahsetmemelisin” diyebilirsiniz? Kardeşlerim ben, İslama aykırı bir şey söylemiyorum. Ülkemin bekasını ve ümmeti Muhammed’i düşündüğüm için bunları söylüyorum. Çünkü Türkiye’nin ve ümmetin düşmanlarında, ülkemizi bölüp parçalamak isteyen ülkelerde bu silahların âlâsı var. Onlar bizleri o silahlarla tehdit edip öldürüyor. Peki neden toprağımızı, namusumuzu savunmak için atom bombasına ve nükleer füzeye sahip olmayalım? Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZLERE UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH TÜRKİYE DÜŞMANLARINI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Tabi ki tam destek  -Güneş Gazetesi


Yazılarımı takip eden bazı okuyucularım veya beni görüp de çaktırmadan elindeki telefonla internete girip o anda beni hızlıca tanımaya çalışan bazı kişiler, “Hocam, yazılarınızda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı çok fazla sahiplenip destekliyorsunuz? Siyasetle uğraşan birine fazla güvenmek olur mu? Hocam, sizce Cumhurbaşkanı’nın veya başka birinin yaptığı herşey doğru mu? Hocam, siz daha doğrusunu bilirsiniz ama yine de bir insana çok fazla inanmak doğru değildir” gibi sözlerle karşılaşıyorum.  Soru soranlara baktığımda hangi maksatla hangi zihniyetle soru sordukları anlaşılıyor. “Tabi ki nefsi olan bir insanın yaptığı herşey, aldığı her kararlar doğru olmayabilir. Yani bir insanın herşeyi kusursuz mükemmel dört dörtlük yapması mümkün değildir. Önemli olan insanın içindeki ve işindeki samimiyettir. Tabi ki biat edercesine bir insana körü körüne güvenmek teslim olmakta kesinlikle doğru değil. Yalnız doğru olmayan bir tek şey var oda sizlerin beni iyi tanımamış olmanızdır” diyerek cevap veriyorum. 

Biat etmek FETÖ'cülerin işi 

Kardeşlerim Peygamber efendimizin vefatından sonra biz Müslümanlara biat kapısı kapanmıştır. Eğer FETÖ’cülerin yaptığı gibi beyinleri yıkanmış cahiller, Fetullah Gülen’e biat ettikleri gibi bir insana biat edilirse kesinlikle o insan şirke düşmüş olur. Biat etmek benim mizacımda yok. Dediğim gibi o sapkınlık, biat etmek FETÖ’cülerin işi. Din, devlet ve millet düşmanı Fetullah Gülen’e biat edenlerin 15 Temmuz’da neler yaptıklarını henüz unutmuş değiliz.  Kardeşlerim ben ülkemin menfaatini, huzurunu, saadetini ve ülkemin bekasını düşünüyorum. Eğer söz konusu Türkiye Cumhuriyeti ise benim gözüm hiç bir şeyi görmez. Evet Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ ı destekliyorum. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası için canını ortaya koyarak tek başına mücadele vermekte. Erdoğan, ülkemizi Irak ve Suriye gibi bölüp parçalamak isteyen İsrail, Amerika, Avrupa, NATO, Vatikan ve onların vekalet savaşçıları olan PKK, DEAŞ, FETÖ VE DHKP-C’ye karşı ülkemizin bekası için tek başına mücadele vermekte. Soruyorum ülkesi için canını ortaya koyarak çalışan bu adamı desteklemeyeceğimde ben ne yapıcam? Yoksa benden PKK’yı destekleyen milletvekillerine sahip olan, PKK’nın siyasi kolu HDP’yle kafa kafaya siyaset yapan, FETÖ’nün kaset komplosuyla CHP genel başkanlığı koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu’na mı destek olmamı bekliyorsunuz? Veya halen üzerinde FETÖ’cü damgası olan Meral Akşener’e mi destek olayım? 

Türkiye Avrupa'yı geride bıraktı 

Kardeşlerim, Allah’ın verdiği akıl nimetini iyi kullanalım. İdeolojiyi de bir kenara bırakarak gerçekleri görmeye çalışalım. Ülkemizin son 15 yıldan bugüne kadar nereden nereye geldiğini görmeye çalışalım. Bakın Allah’a çok şükür Türkiye Cumhuriyeti bugün kendi silahını, tankını, insansız hava aracını, helikopterini, askeri ağır araç-gereçlerini üretiyor. İki yıl sonra inşallah kendi savaş uçağımızı ve uçak gemimizi de üretmiş olacağız. 40 yıldır ülkemizin baş belası olan PKK Terör örgütü neredeyse bitmek üzere. Ülkemizin ekonomisi bugün Avrupa’dan Amerika’dan çok daha iyi durumda. Sosyal devlet anlayışında Türkiye Avrupa’yı geride bıraktı.  Eskiden insanlarımız, tedavi olmak için sıra beklediği hastane köşelerinde ölüyordu. Hatta insanlar, hastanelerde tedavi olabilmek için tanıdık arardı. Tedavi olan insanlarımız, hastaneye tedavi ücretini ödeyemediklerinde rehin kalırlardı. Ya bügün? Allah’a çok şükür bunların hepsi geride kaldı. İnsanlarımız artık eskiden olduğu gibi hastane köşelerinde ölmüyor, rehin kalmıyor. İhtiyaç sahibi olan özürlü vatandaşlarımıza, yatalak hastalara ve yatalak hastaya bakan hizmet eden yakınlarına devlet maaş veriyor. Soruyorum tüm bu başarıların altında imzası olan Recep Tayyip Erdoğan’ı desteklemeyeceğim de ben ne yapıcam? Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI OLAN KİMSE ONU MAKAM MEVKİ SAHİBİ YAPSIN. ALLAH ÜLKEMİZİ MÜNAFIKLARIN, FİTNECİLERİN, BAŞKALARININ KULLANDIĞI HAİNLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN VE ALLAH ONLARA FIRSAT VERMESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


İçleri kararmış sözde aydınlar  -Güneş Gazetesi


Sanmayın Türkiye Afrin’de sadece DEAŞ’la, PKK’yla, PYD ve YPG’yle mücadele ediyor. Türkiye Afrin’de kendi bekası için 7 düvele karşı çarpışarak mücadele ediyor. 4 gün önce İngiliz Times Gazetesi, Afrin’de terör örgütleri safında Amerikalı İngiliz, Çinli, Alman, Hollandalı, Danimarkalı, yani neredeyse her ülkeden terörist PYD saflarında Türk ordusuna karşı çarpıştığını yazdı.  Ayrıca İngiliz Times Gazetesi, PKK ve PYD’li teröristlerin Afrin’deki sığnaklarında Amerikan ve Alman yapımı füzelerin, ağır silahların da Türk ordusu tarafından ele geçirildiğini yazdı. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Amerika’ya terör örgütlerine silah desteğini kesin dedikçe Amerika, pişkin bir şekilde, “Biz o silahları DEAŞ’a karşı kullanılması için veriyoruz” dedi.  Kimi kandırmaya çalışıyorsunuz?  Be şerefsizler, Irak ve Suriye topraklarında DEAŞ diye bir şeyi mi kaldı? Terör örgütlerine verdiğiniz o silahların Türkiye’ye karşı kullanıldığını görmüyor musunuz? O, DEAŞ dediğiniz sözde terör örgütü, sizler yani Amerika, İngiltere, İsrail, Almanya’, Fransa, Hollanda, Rusya,  Çin ve bir çok Avrupa ülke istihbaratları tarafından Ortadoğu’yu karıştırmak için kurulmadı mı?

Kimi kandırmaya çalışıyorsunuz? 

Peki ya terör örgütlerine destek verenler sadece bu ülkeler mi? Bizim içimizde terör örgütlerine direk yada farklı isimler altında dolaylı destek veren kanı bozuklar yok mu? Ülkemizin felaketini arzulayan, bir an önce ülkemizin bölünüp parçalanmasını isteyen içi kararmış sözde bazı aydınlar, Gezi olayları sırasında olduğu gibi yine ortaya çıkmışlar. İçi kararmış sözde bu aydınlar, Türkiye’nin terör örgütlerine karşı yürüttüğü Afrin operasyonunun bir an önce durdurulmasını istemişler. Vah sizi gidi vatan millet düşmanları, vah sizi gidi terör sevicileri vah. Vah sizi başka ülkelerin uşaklığını yapan alçaklar vah. Sizlerde hiç utanma sıkılma yok mu? Bu ülkenin ekmeğini yiyen içi kararmış olan sözde siz aydınlar, utanmadan sıkılmadan nasıl olurda terörle mücadeleye son verilsin diyorsunuz? 

Hak ettikleri cezayı almaları lazım 

Ne kadar şeytanlık yaparsanız yapın Allah’ın izniyle inşallah kahraman askerlerimiz ve polisimiz ülkemizi kana bulayan terör örgütlerinin sonunu getirecek. Esas içimizdeki farklı isimler altında başka ülke ajanlarına hizmet eden terör örgütü destekçilerinin sonu gelmelidir. Derim ki adaletimiz terör destekçisi olan sözde bu aydınların yakasını bırakmasın. Teröre destek olan içi kararmış sözde bu aydınlar, adalet karşısında hak ettikleri cezayı almalıdırlar. Kardeşlerim her zaman söylediğim gibi gün din, dil, ırk ayrımı yapmadan birlik günüdür. Şer odakların ülkemiz ve Ortadoğu’da oynadığı pis oyunları bozmak için bir olmalıyız. Bir olalım ki şer güçlerin içimize yaymak istediği fitne ve fesatlığı yok edelim. Bir olalım ki içimize kanser virüsü gibi yayılmış olan sözde 'aydınım' diyen hainleri huzurumuz için içimizden atalım. İçimizdeki bu hainler temizlendikten sonra Allah’ın izni ile bizi en kralı bile yok edemez. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH İÇİMİZDEKİ HAİNLERİ HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH KAHRAMAN TÜRK ASKERİMİZİ HER DAİM MUZAFFER KILSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Kılıçdaroğlu baktı ki millet birlik içinde!..  -Güneş Gazetesi


Zeytin Dalı Harekatı'nda 4’cü günü geride bıraktık. Savaş uçaklarımız PKK’lı, PYD’li, YPG’li ve DEAŞ’lı teröristlerin üzerine havadan bomba yağdırırken, karadan ise özel birliklerimiz teröristleri dünyaya geldiklerine pişman ediyor. Kahraman askerlerimiz, operasyonun 4’cü gününde teröristlerin elinde bulunan çok sayıda yerleşim yerini ele geçirdi. Türkiye’nin bu operasyonu dünya kamuoyunda dikkatle takip edilmekte. Ortadoğu’da sinsi bir siyaset yürüten, terör örgütlerine her türlü maddi, silah ve siyasi destek vererek mezhep ve etnik çatışmalar yaptıran, Ortadoğu ülkelerini yaşanmaz hale getiren Amerika, müttefiki olan Türkiye’ye hep kalleşlik yaptı. Irak’ı Suriye’yi dizayn etmeye çalışan Amerika bakalım bölgede Türk askeriyle karşılaştığında ne yapacak? 

AMERİKA GERİ ADIM ATACAK MI? 

Amerika’nın bölgede pis oynunu bozan Türkiye’yle Amerika çarpışır mı yoksa geri adım mı atacak? Amerikan Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, “Türkiye’nin kendi vatandaşlarını Suriye’den saldırı düzenleyebilecek terör unsurlarından korumaya yönelik meşru hakkını tamamen taktir ediyor ve tanıyoruz” dedi. İnanıyorumki Amerika, bu açıklamayı inanarak değil iki yüzlülüğünden dolayı yaptı .İki yüzlülük sadece Amerika’ya ait bir durum değil. CHP de iki yüzlülük yapıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, haftalardır sabrımızı taşırmayın diyerek Amerika’yı ve terör örgütlerini uyardığında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Efendim operasyona gerek yok, bu işi diplomasiyle halledin” diyordu. Tüm dünyanın gözü kulağı bu operasyondayken Kılıçdaroğlu Almanya gezisine çıktı. Hadi diyelimki Kılıçdaroğlu’nun Almanya gezisi önceden planlanmıştı. Peki Türk askerleri Afrin’e operasyona başladığında neden hemen ülkesine geri dönmedi? 

Pis oyunu bozmak için girdik 

15 Temmuz darbe gecesinde olduğu gibi Kılıçdaroğlu, Türkiye’de herkesin birlik ve beraberlik içinde olduğunu görünce, “Afrin’e operasyon kaçınılmazdı” demeye başladı. Sevgili okuyucularım daha önceki yazımda yazdığım gibi Türkiye, Suriye topraklarına yıllardır ülkemize kan kusturan, 50 bine yakın insanımızı şehit eden terör örgütlerinin kökünü kazımak ve Amerika’nın bölgedeki pis oynunu bozmak için girdi. “İktidar ne yaparsa yapsın, iktidar iyi şeyler dahi yapsa biz yine muhalefet ederiz” diyen birileri şimdi diyorki, “Türkiye neden daha önce değil de şimdi operasyon yapıyor?” Ah zavallılar  ah. Sizler ne bilirsiniz devlet yönetmeyi? Sizler ne anlarsınız diplomasiden? Devlet yönetiminde ve diplomaside duygusallığa yer olmadığını bilmiyor musunuz? Her şeyin yeri ve zamanı olduğunu bilmiyor musunuz? Sanıyor musunuz Irak ve Suriye, topraklarında sadece teröristler var? Kardeşlerim o topraklarda leş yiyici akbabalar var.Amerika, İsrail, Rusya, İngiltere, Almanya, Fransa, Çin var. Bu leş yiyici akbabalarla mücadele etmeyi kolay mı sanıyorsunuz? Devletimiz ülkemizin bekası ve toprak bütünlüğümüz için yerinde zamanında bu operasyon için karar vermiştir. Yeterki millet olarak bizler devletimize, askerimize, muvaffak olmaları için dua edelim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZİ, ASKERİMİZİ VE MİLLETİMİZİ HER DAİM MUZAFFER KILSIN. ALLAH MÜSLÜMANLARIN ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN KAFİRLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN

okumak için tıklayın.


Kahraman askerlerimiz inşallah köklerini kazır  -Güneş Gazetesi


Türkiye, aylardır “Terör örgütlerine destek olmaktan vaz geç. Terör örgütü PKK’ya ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD’ye Silah yardımı yapma. Terör örgütlerine verdiğiniz ağır silahlar bizim güvenliğimiz için tehlike arz ediyor. Terör örgütleri bu silahları bize kullanacak” demesine rağmen Amerika, Türkiye’nin bu uyarılarına aldırış etmeden PKK ve PYD’ye binlerce TIR dolusu ağır silahlar vermeye devam etti.  Geçtiğimiz hafta Amerika, sınır güvenliği bahanesiyle PKK/PYD'li teröristlerden oluşan “30 bin askeri sınır bölgelerine yerleştireceğiz” deyince Türkiye’nin tepesi iyice attı. Amerika 30 bin asker derken, “30 bin asker aslında yakında kurulacak olan Kürt devletinin askerleridir” demek istiyor. Sonunda Türkiye, tüm diplomatik girişimlerin sonucunda pazar günü suriye topraklarında bulunan teröristlerin tepesine indi. 

Amerika'nın oyunu bozulacak 

Sevgili okuyucularım evet Türkiye, Afrin’e meşru müdafaa hakkını kullanarak kendi bekası için girdi. Kürt kimliğinin arkasına saklanan terör örgütleri PKK ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD’yi temizlemektede kararlı. Bunların dışında Türkiye'nin başka bir hedefi daha var. Türkiye’nin hedeflerinden biri Ortadoğu’da etnik ve mezhep çatışmalarıyla Müslümanları birbirine öldürten Amerika’nın oynunu bozmak da var. Hiç bir operasyonda elini taşın altına koymayan Amerika, Soğuk savaş sonrası demokrasi ve özgürlük safsatasıyla Ortadoğu’yu etnik ve mezhep çatışmalarıyla bölmeyi kafasına koydu. PKK, PYD ve FETÖ gibi terör örgütlerini taşeron olarak kullanan Amerika, bakalım bu operasyondan dolayı Türkiye’ye ne diyecek. 

Yalan dolana kanmayın  

Kardeşlerim uyanık olalım uyanık. İsrail’in projesi olan büyük Ortadoğu projesini Amerika, İsrail, İngiltere, Rusya ve Avrupa ülkeleri hayata geçirmekte kararlı. Söylediğim gibi bu ülkeler Ortadoğu projesini hayata geçirmek için görev taksimi yapmışlar. Kimileri içimizdeki ve dışarıdaki kanı bozuk şerefsiz hainleri, FETÖ’cüleri, mezhep fitneliği için bazı vakıfları, dernekleri, terör örgütlerini ve bazı cemaatleri kullanmakta. Tekrar söylüyorum ne olur Allah aşkına ülkemizin bekası, birlik ve beraberliğimiz için şer odaklara karşı çok uyanık olalım. Her şeyden önce ajanların sosyal medyada yalan dolan içeren yönlendirmelerine kanmayın. İnşallah üç koldan Afrin’e giren kahraman askerlerimiz Ortadoğu ve ülkemiz için tehdit olan terör örgütlerinin kökünü tamamen kazır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH BİR BİRİMİZİ KENDİ RIZASI İÇİN SEVENLERDEN EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Atatürk’ün kurduğu CHP’ye Fatiha  -Güneş Gazetesi


Son bir haftadır CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’yla ilgili sorularla karşılaşıyorum. Arkadaş, “Hocam her halde Kaftancıoğlu’nun il başkanlığı CHP’de bölünmelere neden olur” derken, diğer bir arkadaş, “Hocam siz, (CHP’nin PKK’yla ve PKK’nın siyasi kolu olan HDP’yle birlikte hareket ediyor, Atatürk’ün CHP’sine yazık oluyor) diyordunuz ya... Hocam, gerçekten Atatürk’ün partisi CHP bölücü terör örgütü PKK’yla birlikte hareket mi ediyor?” diye sordu.  Ses çıkarmadım sustum ve arkadaşların söylediklerini düşünmeye başladım. O esnada arkadaş, CHP’nin İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun Twitter’daki paylaşımlarını gösterdi. Kaftancıoğlu’nun Twitter hesabında PKK terör örgütüne gönülden sahip çıktığını gördüm. “PKK terör örgütü değil, kutsal bir amaç uğruna bir araya gelen insanların oluşturduğu harekettir” diyen Kaftancıoğlu, sözde Ermeni soykırımına da sahip çıkıyor. 

Bu kadının CHP'de işi ne? 

Gezi olaylarında polise taş atan, devleti seri katil olmakla suçlayan bu il başkanına ne desemde rahatlasam diye düşündüm. İnanın içimden geçenleri anlatacak kelimeler bulamadım. Devletimize seri katil diyen, sözde Ermeni soykırımına sahip çıkan, 40 yıldır ülkemizde on binlerce masum insanımızı, asker ve polisimizi kalleşçe şehit eden terör örgütü PKK destekçisi olan bu kadına kuru bir lanet okumak olmaz. Bu kadına haykırırcasına lanet okuyorum. Esas laneti de bugünkü CHP’nin yöneticilerine okuyorum. Ey CHP’liler sizler güya Atatürkçüsünüz öyle mi? Tüküreyim sizin gibi sahte Atatürkçülere. Soruyorum size açık açık PKK destekçisi olduğu ortada olan, terör eylemlerinde polise taş atan bu kadının Atatürk’ün kurduğu bir partide işi ne? 

CHP'yi terör örgütleri ele geçirdi 

Sevgili okuyucularım, işte yıllardır “Atatürkçüyüz, Atatürk’ün yolundan gidiyoruz, Atatürk bizim kıblemiz” diyen sahte Atatürkçülerin ve CHP’lilerin gerçek yüzünü görün. Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanı olduktan sonra CHP bu durumlara geldi. Kılıçdaroğlu’ndan sonra CHP’yi FETÖ’cüler, DHKP-C’liler, PKK’lılar ele geçirdi. Rahmetli Atatürk’ün kurduğu CHP’ye yazık oldu yazık. Rahmetli Atatürk bugün hayatta olsaydı inanıyorum ki bu sahte CHP yöneticilerinin hepsinin yüzüne tükürürdü. Soruyorum seçim zamanı geldiğinde kapı kapı dolaşacak olan CHP’liler, hangi yüzle şehit yakınlarından oy isteyecek? Bu CHP’li kadın, hangi yüzle sizin Allah’ınız diyerek hakaret ettiği milletten oy isteyecek? Valla benim kapıma gelirlerse ben bunların yüzlerine tükürürüm. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CHP’Lİ TERÖR DESTEKÇİLERİNİN GERÇEK YÜZLERİNİ CHP’Lİ SEÇMENLERE GÖRMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİN LOKMASINI YİYİPTE ÜLKESİNE HAİNLİK YAPAN HER KİM VARSA HEPSİNİN KURSAĞINDAN İNİM İNİM GERİ GETİRSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Arap Baharı'nın altındaki gerçek  -Güneş Gazetesi


Bundan sekiz yıl önce Tunus’ta Arap Baharı adı altında bir dalga başlamıştı. Bu dalga kısa sürede Ortadoğu’yu sardı. Tunus, Mısır, Yemen, Libya, Ürdün, Bahreyn ve Suriye gibi ülkeler Arap Baharı adı altında darmadağın oldu. Bu ülkelerin insanları, “Demokrasi, özgürlük istiyoruz” diyerek sokaklara çıkmış ve başlarındaki liderleri iktidardan indirmişlerdi.  Devrik Libya lideri Kaddafi’nin, Yemen Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih’in, Irak işgali sonrası Saddam Hüseyin’in akıbetlerini henüz unutmuş değiliz. Bu liderlerin hepsi İsrail ve Amerika tarafından sokağa dökülen insanlar tarafından linç edilerek öldürüldü. Amerika ve Avrupa ülkeleri, “Sokağa çıkıp demokrasi ve özgürlük isteyen insanları destekliyoruz. Bu eylemler sonrası Arap ülkelerinde demokrasi ve özgürlük var olacaktır” demişlerdi. 

Bugün Arap ülkelerine bırakın demokrasi ve özgürlüğün gelmesini, bu ülkelerde insanlar burnunu dışarı bile çıkaramıyor. Her gün yüzlerce insan bu ülkelerde iç savaş nedeniyle öldürülüyor. 

Abd, ülkemizde de denemek istedi 

İsrail’in projesini hayata geçirmenin peşinde olan Amerika, aynı senaryoyu ülkemizde de denemek istemişti. Gezi olayları, 14-25 Aralık ve 15 temmuz darbe girişimi Türkiye Cumhuriyeti'ni bölüp parçalamak içindi. Amerika, Ortadoğu’daki son hamlesini gerçekleştirmek üzere. Yani Irak ve Suriye’de bir Kürt devletini bir kaç ay veya bir kaç yıl içinde ilan edecek gibi gözüküyor. 

Sevgili okuyucularım geçmiş yazılarımı hatırlarsanız bu günlerin gerçekleşeceğini hep yazmıştım? Uyarılarda bulunmuştum. Fitneci köpek İsrail’in ve Amerika’nın kalleşliğine karşı uyanık olunmalı demiştim. Açık açık Amerika, PKK terör örgütünden ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD ve YPG’den oluşan 30 bin kişilik ordu kuracaklarını açıkladı. Bu ne demek biliyormusunuz? Bu sınırlarımızın dibinde bir Kürt devleti kurulması demektir. Yani toprak bütünlüğümüz tehlikede demektir. Arap Baharı'nın altında ne olduğu şimdi anlaşılıyor değil mi? Fetullah Gülen’in ne için yetiştirildiği, Gezi olayları, 14-25 Aralık ve 15 temmuz darbe girişiminin altında yatan gerçekler şimdi anlaşılıyor değil mi? Şerefsiz kanı bozuk FETÖ’cüler, eğer 15 temmuz darbe girişiminde başarılı olmuş olsalardı güzelim ülkemiz çoktan bölünmüş olacaktı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütlerine binlerce TIR ağır silahlar veren ve bu teröristlerle Suriye’de 30 bin kişilik ordu kuracağını açıklayan Amerika’ya çok sert konuştu. Ülkemizin bekası için mücadele eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Amerika’nın bu yaptığı kabul edilemez, PYD, YPG, DEAŞ kim olursa olsun hepsini var olmadan yok etmek boğmak bizim görevimizdir” dedi. Kardeşlerim her zaman söylediğim gibi derim ki, millet olarak ülkemizin bekası için birlik ve beraberlik içinde olmalıyız. Ülkemizi karıştırmak isteyebilirler, her türlü fitne ve fesatlığı yapabilirler. Daha önce gerçekleştirmek isteyip de yarım kalan pis, hain planlarına, kumpaslarına tekrar başlayabilirler. Bizim dinimizden, vatanımızdan, milletimizden başka hiç bir şeyimiz yok. Millet olarak güzelim ülkemizde din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapmadan huzur içinde yaşamalıyız. Allah muhafaza eğer bu şer güçler, içimizdeki kanı bozuklarıda kullanarak amaçlarına ulaşırlarsa işte o zaman hapı yuttuk demektir. İşte o zaman her şeyimizi kaybetmiş oluruz. O zaman Suriye, Irak ve diğer ülke insanlarına şefkat merhamet kapısını açmış olan Türkiye gibi bir ülke karşımıza çıkmaz. Kendimize canımızı kurtaracak, şefkatine sığınacağımız bir kapı bulamayız. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİN KIYMETİNİ BİLENLERDEN EYLESİN. ALLAH İÇİMİZDE VE DIŞARIDA TÜRKİYE DÜŞMANLARINA HAİNLİK YAPMAYI NASİP ETMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Bu ülkeyi kesinlikle yem ettirmeyiz  -Güneş Gazetesi


Anayasa Mahkemesi’nin FETÖ’den tutuklu Şahin Alpay ile Mehmet Altan hakkında verdiği hak ihlali kararında, ilk derece mahkemenin yerine geçerek yorum yapması tepki çekti. Başbakan Binali Yıldırım, “FETÖ ile mücadelenin zaafa uğramasına sebep olacak veya böyle anlaşılacak kararlar alınmamalı” derken; Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ da, “Anayasa Mahkemesi temyiz mahkemesi, gibi davranamaz ve çizgisini aşmıştır” dedi.  Sevgili okuyucularım hukukçu olmadığım için Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararın doğru olup olmadığını bilmemem. Yalnız bildiğim tek şey FETÖ’den tutuklu olan bu yazarların 15 Temmuz darbe girişimini zil takarcasına haber vermesini ve desteklemesini basından takip etmiş olduğumdur. Öyle sanıyorum ki devletin birimlerinde halen kripto FETÖ’cüler var. 

Mücadeleyi sulandırıyorlar 

Sosyal medyada FETÖ’cülerin, CHP’lilerin, HDP’lilerin ve başka ülke ajanlarının yaydıkları algı FETÖ’yle mücadeleyi sulandırıyor. Vatanını, devletini, milletini, dinini seven biri FETÖ olayını sulandırmasın. Tamam Siyasi olarak farklı görüşlere sahip olabiliriz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve AK Parti hükumetinede karşı olanlar olabilir. Ancak devlet, millet, ülke söz konusu olduğunda hemen kendimize çeki düzen vermeliyiz. Kardeşlerim Türkiye Cumhuriyeti çok kolay var olmadı ki, İsrail’in, Amerika’nın, Vatikan’ın ülkemizi bölüp parçalamak için özel olarak yetiştirdiği kullandığı, din, devlet ve millet düşmanı olan Fetullah Gülen’e sempati duyulsun. Bu şeytanın pisliklerini görüp de halen sempati duyan veya peşinden giden varsa benim gözümde o kişiler vatan, millet, din düşmanıdırlar. 

Yargı darbesi yapacaklarmış 

Basından takip ettiğim kadarıyla diyorlar ki, adalet camiasında, polis teşkilatında iki binden fazla kripto FETÖ‘cü var. Bu FETÖ’cüler Pakistan’daki Tahir-ül kadri örgütü gibi yargı darbesi yapacaklarmış. Peki bugün Allah’a çok şükür ülkemiz kendi ayakları üzerinde dururken, kendi sanayisini, kendi silahını, tankını, gemisini, uçağını, helikopterini, insansız hava aracını yaparken, ekonomisi çok iyi durumdayken, hatta IMF’ye borç bile vermeye gücü varken, FETÖ’ye destek olmak vatan hainliği değilde nedir? Tekrar söylüyorum Türkiye Cumhuriyeti çok kolay var olmadı. Güzelim ülkemizi yem ettirmeyiz arkadaş ettirmeyiz. İçimizdeki, kansızlara, satılmışlara rağmen Türkiye Cumhuriyeti’ni kesinlikle yem ettirmeyiz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH İÇİMİZDEKİ SİNSİ MÜNAFIK HAİNLERİ HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİN NİMETLETİNDEN İSTİFADE EDİP DE HAİNLİK YAPAN KANI BOZUKLARI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Ajanların oyununa gelmemeliyiz  -Güneş Gazetesi


Son iki yıldır zaman zaman yazılarımda fitne ve fesatlığa karşı uyarılarda bulunuyorum. Son uyarılarımı bundan bir ay önce yapmıştım. Bundan bir ay önce demiştim ki, “2018’den itibaren 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar içimizdeki hainler ve dışarıdaki şer odaklar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve hükümeti yıpratmak için her türlü pisliği ve her türlü hainliği yapabilirler.  Bu hainler, ülkemizde tekrar terör eylemlerinde bulunup kaos oluşturabilirler. En tehlikesi de ülkemizde milletimizi birbirine düşman etmek için mezhep fitneliği yapabilirler.”  Benim bu tedirginliğimin aynısını meğer Cumhurbaşkanı Erdoğan da yaşıyormuş. Beştepe’de kaymakamlara seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yıldan başlayarak milletimizin birliğine, kardeşliğine yönelik saldırıların katlanarak artması kuvvetle muhtemel. En büyük tehlikede bu. Mezhebi noktada bir yapılanmayı şiddetle yürütenler var. Sakın provokasyona, kışkırtmaya, fiziki veya psikolojik tahriklere izin vermeyin. Terör örgütlerine sakın taviz vermeyin” diye nasihatta bulundu. 

Bu fitne ve fesatlığı kimler yapıyor? 

Peki ülkemizde mezhep fitneliğini kim kaşıyor? Veya bu pis iğrenç fitne ve fesatlığı kimler yapıyor? Hemen söyleyeyim. Ülkemizde mezhep fitneliğinin yayılmasını üstlenen başta Almanya’dır. Sonra ülkemiz üzerinde hesapları olan İsrail, Amerika, Rusya ve diğer dost görünümlü münafık ülkelerdir. Almanya, eskiden beri ülkemizde faliyet gösteren sözde Alman vakıfları aracılığı ile mezhep fitneliğini körüklüyor. Bazı vakıf ve derneklere maddi desteklerde bulunan Alman ajanlar, daha sonra o dernek yöneticilerini kullanıyor. Bu bilgiler kimi zaman istihbarat birimleri tarafından sıkça dile getirilmekte. Eğer bundan 15 yıl öncesini hatırlarsak bu vakıf ve derneklerin kim olduğu anlaşılacaktır.   Sevgili okuyucularım biz Türk milleti olarak, bir Müslüman olarak hiç bir insanın dini yaşantısına mezhebine karışmayız. Zaten karışmakta doğru olmaz. Bizler sadece ısrarcı olmamak kaydıyla insanlara Kur’an-ı Kerim’i, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetini, helal ve haram kavramlarını şefkatle hatırlatabiliriz. Tabi insanlara tebliğide bulunmadan önce “Acaba güzelim dinimizi hakkıyla kendim yaşıyor muyum veya Kur’an-ı Kerim’in ahlakı bende mevcut mu?” diye kendimizi kontrol etmeliyiz. 

Hepsini elinizin tersiyle itin 

Gerçekten bu özellikler kişinin kendisinde varsa kişi o zaman bir başkasının hidayetine vesile olsun. Sadede gelirsem derim ki millet olarak bizler, yabancı ajanların, fitnecilerin mezhep oynuna gelmeyelim. Siyasette ve ticarette güzelim dinimizi kim kullanıp kendisine sermaye ediyorsa, kim mezhepçilik yapıyorsa, kim toplumu kutuplaştırmak için meydanlarda mezhepçilik yapıyorsa, kim milli ve manevi değerlerimizi kullanıyorsa, CHP’nin yaptığı gibi kim Atatürk’ün resminin arkasına saklanıp siyaset yapıyorsa hepsini elinizin tersiyle itin. Çünkü bu değerler siyaset olmak üzere her şeyin üstündedir. Bu değerleri kullanmak ayıp olduğu gibi kullanan kişinin cahil olduğunu gösterir. Tekrar söylüyorum içimizdeki hainler ve yabancı ajanlar 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar ülkemizde pis oyunlar oynayacak, mezhep fitneliği yapacaktır. Bizler bu oyunlara kesinlikle gelmeyeceğiz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ FİTNECİLERİN FİTNESİNDEN KORUSUN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


‘Adamımızı en tepeye yerleştirdik’  -Güneş Gazetesi


Amerikan Başkanı Donald Trump’ın toplatmak için avukatları aracılığıyla başvuru yaptığı gazeteci Micheal Wolff’un kaleme aldığı Fire and Fury Inside the Trump House yani, 'Gazap ve Öfke Trump’ın Beyaz Sarayı” adlı kitap piyasaya çıktı. Trump bu kitabın çıkmasını engellemek için çok uğraştı ama kitap yeni bilgilerle yinede yayınlandı. Kitapta Suudi Arabistan’daki Veliaht Prens değişikliğinde Trump’ın parmağı olduğunu ve Veliaht Prens Muhammed için Trump 'ın, “Adamımızı en tepeye yerleştirdik” dediği bilgisi yer alıyor. Yüzlerce Suudi Prens, iş adamları ve bürokratların ne için tutuklandığı şimdi daha net anlaşılıyor. 

Para verip özgür kalanlar var 

Kitapta, “Veliaht Prens muhammed ile Trump’ın Yahudi damadı Jared Kushner, sabahın ilk saatlerine kadar yaptıkları stratejik toplantı sonrası Suudi Prens, bürokrat ve iş adamları tutuklandı” deniliyor. Tutuklanıp cezaevine konması gereken prens, bürokrat ve iş adamlarının çoğu Riyad’daki Rizt-Carlton otelinde göz altında tutuluyor. Bu arada milyar dolarlar ödeyerek özgürlüğüne kavuşan prensler de var.  Sevgili okuyucularım İslam topraklarında Ortadoğu’da oynanan pisliği görüyorsunuz değil mi? İslam ülkelerindeki çoğu kral, prens, emir ve devlet başkanları İsrail’in ve Amerika’nın iyice kuklası olmuşlar. Bunlar yüzünden Ortadoğu’da müslümanlar birbirini öldürüyor. Bu kuklalardan dolayı İslam dünyası gelişmiyor ve İslam dünyasından bir tane bile bilim adamı, sanayici çıkmıyor. Bu ülkelerin hiç birinde sanayi üretimi yok, teknoloji yok, tıpta gelişmişlik yok. Ruhunu İsrail’e ve Amerika’ya teslim etmiş olan bu satılmışların idare ettikleri ülkede nasıl gelişmişlik olsun ki? 

Ortadoğu'da oynanan oyunları görün 

Allah’a çok şükür İslam dünyasında bir tek gelişmiş, büyük sanayiye sahip, askeri savunma sanayiinde, teknolojide, tıpta, ekonomide, dünyayla yarışan bir tek Türkiye Cumhuriyeti var. Amerika ve İsrail’in bu kuklalarının, Türkiye’nin gelişmesini, büyümesini ve bölgede söz sahibi olmasındaki rahatsızlıklarını son aylarda sık sık dile getirdiklerini de görüyoruz.  Bakınız Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın Aralık ayı sonunda Hartum’a yaptığı ziyaret sırasında Sudan Cumhurbaşkanı Ömer El Beşir’in Osmanlı’nın Kızıldeniz’deki stratejik üssü Savakin Adası'nı Türkiye’ye tahsis etmesi Mısır’ı çıldırttı. Aslında İsrail’i çıldırttı. İsrail, perdenin arkasından Türkiye’ye karşı Mısır’ı kullandığı için Mısır rahatsızlığı dile getiriyor. Kardeşlerim görüyorsunuz her şey açık seçik ortada? Derim ki biz Müslümanlar'ın üzerinde ve Ortadoğu’da oynanan oyunları görün. Eğer biz Müslümanlar, bir birimize karşı samimi olmadığımız, ehli küfrün İslam düşmanlarının pis oyunlarının farkında olmadığımız, her geçen gün değişik bahanelerle ehli küfre sempati duyduğumuz ve onların çizdiği yolda gittiğimiz müddetçe hapı yuttuk demektir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA SAMİMİYET VERSİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARI BİR BİRİNİ KENDİ RIZASI İÇİN SEVENLERDEN EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ ŞER GÜÇLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN, AMİN

okumak için tıklayın.


Bakan Soylu’nun sözlerine katılıyorum  -Güneş Gazetesi


İçişleri Bakanı Süleyman soylu, Genel Güvenlik ve Uyuşturucuyla Mücadele Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “2018 yılında uyuşturucunun belini kırmak boynumuzun borcudur. Terör birliğimizi, uyuşturucu neslimizi ve medeniyetimizi hedef alıyor. Her ikisi de bir birinden besleniyor. Güvenlik güçlerimizin baskın yaptığı mağaralarda ciddi miktarda uyuşturucu madde ele geçirdi. Bunların bir kısmı sayılmak için bir kısmı ise dağa kaçırılmış gençlerin terörist yapılması için kullanılıyor. Uyuşturucu satıcısı eşittir teröristtir” ifadelerini kullandı.  Bakan Soylu, “Okul çevresinde uyuşturucu satıcısı gördüğü zaman ayağını kırmayan polis görevini yapmamıştır” dedi. Vallahi İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu sözlerinin altına imzamı atarım. Terör örgütü mensuplarının, Uyuşturucu imal eden ve satanların değil ayaklarını kırmak, elimde yetki olsa direk idam edilmelerini sağlarım. 

Chp'liler hemen adliyeye koştu 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, uyuşturucunun ne kadar vahim durumlara ulaştığını anlatabilmek için kullandığı sözlerine CHP’liler hemen tepki gösterdi. Hani, “Hükümet dünyanın en güzel işini yapsa bile biz yine muhalefet ederiz” diyen CHP’li yöneticiler, Bakan Soylu’nun sözlerine tepki gösterip suç duyurusunda bulundular.  Sevgili okuyucularım bu CHP’liler, FETÖ’cüleri, PKK’lı teröristleri savundukları yetmiyormuş gibi şimdi uyuşturucu üreten ve satanları mı savunmaya başladı? İçimden gelerek soruyorum İçişleri Bakanı'nın sözlerine tepki gösteren CHP’li yetkililerin kafası iyi mi acaba? Be kardeşim adam, her yıl uyuşturucu batağına düşen gençleri düşünerek konuşuyor. Ya siz neyi ve kimleri düşünerek konuşuyorsunuz? Ey CHP’li yöneticiler, soruyorum sizlere her gün gazete ve televizyon haberlerinde uyuşturucudan ölen, uyuşturucudan dolayı hayatı kararan, uyuşturucu parası bulmak için hırsızlık yapan, anne ve babasını öldüren gençlerin haberini okuyup izlediğinizde hiç vicdanınız sızlıyor mu? Hayır bence sızlamıyordur. 

Millet sizi yakından takip ediyor 

Vicdanı olan kişi uyuşturucu imal eden ve satanları savunmaz. Millet sizi yakından takip ediyor. Merak etmeyin millet size 2019’da gereken cevabı verecek. Anne ve babalar sizlere sesleniyorum. Evlatlarınıza sahip çıkın, evlatlarınızın kimlerle arkadaşlık yaptığını takip edin, merhamet duygunuza sahip çıkın ve evlatlarınız her istediğini hemen yapmayın. Evlatlarınızı milli ve manevi değerlerimize göre helal ve haram kavramlarını öğreterek yetiştirin. Milli ve manevi değerlere sahip olan evlat, kesinlikle terörist olmaz, uyuşturucu batağına düşmez, hırsız olmaz, anne ve baba katili olmaz. Yok eğer evlatlarınızı sadece dünyalığa göre yetiştirirseniz, başı boş yaşamalarına göz yumarsanız. “Aman bunlar henüz genç hayatlarını yaşasınlar, şimdi yaşamazlarsa gençliklerini ne zaman yaşayacaklar” derseniz işte o zaman, “Nerede hata yaptık” diyerek bir yerlerinizi kaşımaya başlarsınız benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ANNE VE BABAYA, DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, İNSANLIĞA HAYIRLI EVLATLAR NASİP ETSİN. ALLAH EVLATLARIMIZI TÜM KÖTÜLÜKLERDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Gaza gelen yokoluyor  -Güneş Gazetesi


Geçtiğimiz çarşamba günkü yazımda “Millet, şaibeli kişileri Cumhurbaşkanı yapmaz” demiştim. Yani FETÖ’cülerin CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal’a yaptıkları iğrenç kaset komplosu sonrası CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturturulan Kılıçdaroğlu’nu, FETÖ’cü olduğu iddia edilen Akşener’i millet Cumhurbaşkanı yapmaz diye yazmıştım. Yakın çevremdeki bazı dostlarım ve okuyucularım, “Hocam, Allah aşkına insanların heveslerini kursağanda bırakmayın. Yazınızdan sonra bunlar aday olmaktan vazgeçerlerse olmaz. Bırakın her ikisi de aday olsunda biz de kampanya sürecince biraz eğlenelim” dediler.  Yalnız bu sözleri sarf edenler AK Partili filan değiller. Bu insanların çoğu geçmişte CHP’ye oy veren insanlar. Kimileri ise “Hocam peki ya bu partiler, Abdullah Gül’ü ortak aday gösterirlerse ne olur” diye sordu. Şu karşılığı verdim: 

Milletimiz pis oyunların farkında 

Arkadaşlar, Abdullah Gül, siyaseti çok iyi bilen biri olarak riske girmez. Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan’ın milletin nezdinde nasıl bir yere sahip olduğunu bildiği için riske girmez. Muhalif kanat, AK Parti'yi bölmek maksadıyla Abdullah Gül’e iltifat ediyor. Ahmet Necdet Sezer’den sonra Abdullah Gül mü Recep Tayyip Erdoğan mı Cumhurbaşkanı olacak tartışmasını hatırlıyorsunuz değil mi? Deniz Baykal, “Her iki ismin Cumhurbaşkanı olmasını istemiyoruz” demişti.  Neden istemiyoruz demişti? Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan’ın eşlerinin başörtülü olduğu için istemiyordu. Ülkemiz üzerinde oynanan pis oyunların farkında olan milletimiz her iki ismi de Cumhurbaşkanı yaptı. Yalnız Abdüllatif Şener’in eşininde başı kapalı olmasına rağmen Deniz Baykal, Abdüllatif Şener’in cumhurbaşkanlığı adaylığına sıcak bakacaklarını söylemişti. Abdüllatif Şener, Baykal’dan bu sözleri duyunca ertesi günü Nazım Hikmet’ten şiirler okumaya ve entelektüel konuşmalar yapmaya başladı . Halbuki Yılların kurt politikacısı Deniz Baykal, Abdüllatif Şener’e sıcak bakarız sözleriyle AK Parti'yi içeriden yıkmak istiyordu. 

Kendine güvenen herkes aday olabilir

  Şimdi soruyorum Abdüllatif Şener’in ismi bugün piyasada var mı? Yani Abdüllatif Şener Baykal’ın gazına gelerek partisiyle ters düşüp siyasi hayatını bitirmiş oldu. Şimdi öyle sanıyorum ki aynı taktik sanki Abdullah Gül’e uygulanıyor. Sanmıyorum ve kesinlikle ihtimal vermiyorum ama Eğer Abdullah Gül’de gaza gelip CHP’nin, İP’in veya diğer Erdoğan karşıtlarının adayı olursa işte o zaman tek kelimeyle siyasi intihar etmiş olur. Sadede gelirsem her zaman söylediğim gibi ülkemizde demokrasi gereği seçme ve seçilme hakkı vardır. Kendisine güvenen herkes Cumhurbaşkanlığına aday olabilir. Milletimiz istediği kişiyi cumhurbaşkanı yapabilir. CHP’nin adayı Kemal Kılıçdaroğlu, İP’in adayı da Meral Akşener olmalıdır. Kılıçdaroğlu ve Akşener, “Efendim kaybedeceğimiz seçime katılmamız doğru olamaz. Seçime girip kaybedersek o zaman partinin başından da gitmemiz gerekir, biz bu saltanatı bırakmak istemiyoruz” derlerse gerisini destekçileri düşünsün. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZ İÇİN KİM HAYIRLIYSA ONU BAŞIMZA GETİRSİN. ALLAH, ŞER GÜÇLERİN DESTEK VERDİĞİ KİŞİLERİ DEĞİL, MİLLİ VE MANEVİ ŞUURA SAHİP EHİL OLAN KİŞİYİ BAŞIMZA GETİRSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Millet Cumhurbaşkanı yapmaz  -Güneş Gazetesi


Bir gurup arkadaşla buluşup sohbet ederken ister istemez toplumun her kesiminde olduğu gibi bizimde sohbetimiz dönüp dolaşıp siyasete geldi. Arkadaşımın biri, “Hocam, sanırım bu yıl biraz çalkantılı geçecek? Ortadoğu, Suriye meselesi, Amerikan Başkanı Trump’ın görevde kalıp kalmayacağı, Türkiye’de 2019’da iki ayrı seçim yapacak olması 2018’i hareketlendirecek” dedi. Diğer arkadaş “Hocam, Kılıçdaroğlu da 2019’da cumhurbaşkanlığına adayı olacağını ima etti. Meral Akşener de Cumhurbaşkanlığı seçiminin 2’ci turunda CHP’yi destekleyeceklerini söyledi. Saadet Partisi de CHP’ye destek olacağını söylüyor. Hocam, gerçekten Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı olabilir mi diye söze girdi.  Bir başka arkadaş da, “Hocam, bazı kesimlerde CHP’nin ve diğer partilerin ortak adayı Abdullah Gül’ün olacağını söylüyor” diyerek kaygısını ifade etti. Ben de onlara şunları anlattım: Millet, Kılıçdaroğlu’nun ve Meral Akşener’in bir proje ürünü olduğuna inandığı için, her ikisinin de cumhurbaşkanı olması mümkün değil. 

Millet bunlara kaderini teslim etmez 

Milletimiz artık dış güçlerin pis oyunlarıyla, fitne ve fesatlıklarla ülkesinin başına bir zeval gelsin istemiyor. Milletimiz, 16 yıl önce olduğu gibi üç kuruşa muhtaç olan ve horlanan bir Türkiye görmek istemiyor. Hele hele milletimiz, ayak oyunlarıyla, kaset komplosuyla, FETÖ’nün desteklediği kişilere ülkemizin kaderini teslim etmez. Şimdi ben milliyetçiyim diyen Meral Akşener, içinde PKK’yı destekleyen milletvekillerinin olduğu ve PKK’nın siyasi kanadı olan HDP’yle omuz omuza siyaset yürüten CHP’nin adayını destekleyecek öyle mi? Nerede kaldı Meral Akşener’in milliyetçiliği? Saadet Partisi, CHP’nin adayına destek oluruz derken rahmetli Erbakan’ın kemiklerini sızlatmıyor mu? Saadet Partisi'nin milli ve manevi şuuru nerede kaldı? Sevgili okuyucularım ülkemiz, ekonomide, sanayide, teknolojide, yükselişteyken, geçmiş hükümetler döneminde olmadığı kadar bugünkü hükümet sayesinde Türkiye demokraside ve özgürlükte tavan yapmışken kanı bozuk, din, devlet ve millet düşmanı olan FETÖ’cüler, neden 15 Temmuz’da darbe girişiminde bulundu? Neden bulundular biliyormusunuz? İsrail ve Amerika istediği için. 

Vatandaş, hainlikleri çok iyi biliyor 

İsrail ve Amerika bu hainlere, Türkiye’nin bölünüp parçalanması, Türkiye’nin kendi ayakları üzerinde durmaması, Türkiye Cumhuriyeti devletinin yıkılması için talimat verdilerde o yüzden FETÖ’cüler bu hainliği yaptı. Peki bu hainliğin yapıldığı gece FETÖ’cü hain askerlerin izniyle tankların arasından geçip Bakırköy Belediye Başkanı'nın evinde kahvesini yudumlayarak gelişmeleri izleyen, belkide içinden “İnşallah bu darbe gerçekleşir” diye dua eden Kılıçdaroğlu mu Cumhurbaşkanı olacak? Veya halen üzerinde FETÖ’cü damgası olan Meral Akşener mi Cumhurbaşkanı olacak? Evet demokrasi gereği herkes seçme ve seçilme hakkına sahiptir. Herkes istediği kişiyi destekler. İyi niyetli ve milli olunduktan sonra siyasi partilerde istedikleriyle ittifak yapabilir. Ancak şu çok iyi bilinmeli ki Türk milleti şaibeli hiç bir kimseyi cumhurbaşkanı filan yapmaz. Allah’a şükürler olsun Türk milleti, 20 sene öncesi gibi aldatılacak kandırılacak millet değil. Milletimizin gözü açıldı, milletimiz gerçekleri görüyor. Milletimiz, ülkemiz üzerinde oynanan pis oyunları, İsrail’in, Amerika’nın, bazı Avrupa ülkelerinin, NATO’nun ve Vatikan’ın ülkemize yaptıkları hainliklerini çok iyi biliyor. Milletimiz artık ülkemizin bölünüp parçalanmasını ve 16 yıl öncesinde olduğu gibi üç kuruşa muhtaç olan Türkiye görmek istemiyor. Yani milletimiz durmak yok yola devam demekte. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI OLACAK VE MİLLETİMİZE KİM SAMİMİ DUYGULARLA HİZMET EDECEKSE ONU BAŞIMIZA GETİRSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Uşaklık yapmayı bırakın  -Güneş Gazetesi


Amerika, İsrail Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyacağını açıkladıktan, yani Müslümanların ilk kıblesi, yeryüzünün ilk iki mabetinden birisi ve Peygamber efendimizin Mirac’a çıktığı yer olan Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesinden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan hemen harekete geçmişti.  Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatını toplayarak Amerika’nın oyununu bozmuş oldu. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arap dünyasının liderlerini toplayarak hem Müslüman topluluğunun hemde dünyanın gözünüde açmış oldu. Tabi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu gayretinden rahatsız olmayanda yok değil. Amerika, İsrail, bazı Avrupa ülkeleri, NATO ve Vatikan’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gayretinden ve Türkiye’nin büyümesinden rahatsız olmaları normaldir. Normal olmayan ise bazı Arap ülkelerinin emir, kral ve prenslerinin rahatsız olması. Mesela Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın öncülüğünde Türkiye’nin dış politikada elde edilen başarıları Körfez ülkelerini çok rahatsız etti. Katar ve Somali’de askeri üstleri olan Türkiye’nin, Ortadoğu ve Afrika’daki ülkelerle iyi ilişkiler kurması Birleşik Arap Emirlikleri’ni korkuttu. Birleşik Arap Emirliği Dışişlerinden sorumlu Bakanı Enver Gardaş, Türkiye’ye karşı Suudi Arabistan ve Mısır öncülüğünde Araplar acilen bir araya gelmelidir dedi. Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a olan coşkuyu ,sevgiyi kıskanan Suudi Arabistan ,yayın organlarında Türkiye düşmanlığı yaparak Arapların Türklere düşman olmalarını istiyorlar. Sadece Türkiye’ye düşman değil siyonistlere yaranmak İçin müslüman düşmanılığıda yapıyorlar. Sevgili okuyucularım ,Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirliği tek kelimeyle İsrail’in ve Amerika’nın uşağıdır. Bu ülkelerde yönetici olan kral, prens ve emirlerin ipi İsrail’in ve Amerika’nın elindedir. Bunlar ehli küfre köpeklik yapmaktan mutluluk duyarlar. Bu salakların Türkiye düşmanlığı, köpeklik yaptıkları ülkelere yaranmak içindir. Korkunun ecele faydası yoktur. İstesenizde istemesenizde Erdoğan ümmetin gözünü açacak ve sizlerde krallık,emirlik, diktatörlük koltuğundan gideceksiniz. Sizler yüzünden bir araya gelemeyen Müslümanlar, Türkiye ve Erdoğan sayesinde ehli küfre karşı birlik içinde olacak. Sizlerin kararttığı kalpler tekrar aydınlanacak. Ey kral, emir ve diktatörler, eğer biraz aklınız varsa sizlerde gafletten uyanın ve kendinize gelin. Eğer manevi veya maddi sarhoşluktan kurtulamayıp kendinize gelemezseniz işte o zaman köpeklik yaptığınız İsrail ve Amerika sizi perişan edecek benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH CÜMLESİ ÜMMETİ -MUHAMMEDİ BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE KILSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE,BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Ey Kılıçdaroğlu sen kimden ve neden yanasın?  -Güneş Gazetesi


Hükümetin, OHAL kapsamında çıkardığı son KHK'da, 15 Temmuz darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden sivillere yargı muafiyeti getirildi. Yani şerefsiz kanı bozuk FETÖ’cülerin 15-16 Temmuz darbe girişimine karşı koyan kahraman milletimize cezai sorumluluk yok. Eğer yine darbeye teşebbüs edilir ve ülkemizi bölüp parçalamak isteyenler olursa kahraman milletimiz ülkesinin bekasını düşünerek sokağa çıkıp şerefsiz hainlere dur demesi yine suç sayılmayacak. Zaten meşru müdafaayı suç saymak aptallık olur. Adeta FETÖ’nün sözcüsü durumundaki CHP, hükümetin çıkardığı bu son KHK ile çıldırdı. CHP, “Efendim bu karar doğru değil, biz bu kararı Anayasa Mahkemesi'ne götüreceğiz” diyerek feryadı figan etti. “Hükümet, dünyanın en doğru işini yapsa bile biz yine muhalefet edeceğiz, yine eleştireceğiz” diyen CHP’lilerin feryadı figan etmesi gayet normal.

Gerçek yüzlerini ortaya koydu

Sevgili okuyucularım başta CHP olmak üzere bazı kesimler, algı operasyonlarıyla toplumu yanıltmaya çalışıyorlar. Adeta FETÖ’cülerin sözcüsü gibi davranan CHP, darbecilerin safında yer almakla gerçek yüzünü ortaya koyuyor. CHP Muğla milletvekili Ömer Süha Aldan, 15 Temmuz kahramanlarımıza ve şehitlerimize pis ağzıyla canlı yayında 'it' diye hitap edip hakaret ederek gerçek yüzlerini ortaya koydu. Şimdi darbe gecesi Atatürk Havalimanı'nda olan ve FETÖ’cü askerlerin kendisinin geçişine izin vererek tankların arasında geçip Bakırköy Belediye Başkanı’nın evine giden, darbeyle ilgili gelişmeleri televizyondan izleyen, gece yarısı işin rengi değiştiğinde kerhen “Darbeye karşıyım” diyen Kılıçdaroğlu’na soruyorum? Ey Kılıçdaroğlu, siz gerçekten samimi olarak darbeye karşı mısınız? Ey Kılıçdaroğlu, siz gerçekten demokrasiden mi yoksa darbeden ve FETÖ’cülerden mi yanasınız? Kılıçdaroğlu, benim kanaatim siz demokrasiden yana filan değilsiniz. Siz gerçekten darbeye karşı olmuş olsaydınız, 15 Temmuz darbe girişimi esnasında Atatürk Havalimanı'nda tankların arasından geçip Belediye Başkanı’nın evine gitmezdiniz.

Milletimiz göğsünü siper edecek

Demokrasinin yanında olan biri olmuş olsaydınız tıpkı Yeltsin gibi tankın üstüne çıkıp darbeye dur derdiniz? Ama sizde nerede o yürek, nerede o demokrasi anlayışı. Sizde o yürek olmuş olsaydı, belki bugün farklı konumda olurdunuz. Allah’ım bu millete acımış olmuş olacak ki sizin içinize o gece cesaret vermedi ve bugün farklı konumda değilsiniz. Ey Kılıçdaroğlu, kaset komplosuyla seni CHP genel başkanlığı koltuğuna oturtturan FETÖ’cüler, inanıyorum ki sana büyük kazık atacaklar. “Hayır efendim bana kazık atamazlar, ben teşkilatı kendi görüşüme ve kendi inanç çizgime göre kurdum, teşkilat benden bana bir şey olmaz” dersen yanılıyorsun. Lafı uzatmadan diyorum ki ey Kılıçdaroğlu, şunu çok iyi bilki siz evinizde kahvenizi veya çayınızı yudumlarken bu millet, darbe yapmak isteyen hainlere, FETÖ’cülere, ülkemiz üzerinde pis oyunlar oynayan dış güçlere karşı her zaman ülkemizin bekası için göğsünü siper edecektir. Kahraman millete it diyen itler de yine bu kahramanlarımızın sayesinde huzur içinde yaşıyor olacak. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN VE ÜLKEMİZİ BÖLÜP PARÇALAMAK İSTEYENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZİN VE MİLLETİMİZİN BEKASI İÇİN ŞEHİT OLANLARA RAHMET EYLESİN. ALLAH ÜLKEMİZİN BEKASI, BİRLİK VE BERABERLİĞİ, HUZUR VE SADETİ İÇİN MÜCADELE EDEN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH’IM TÜRKİYE CUMHURİYET’İNE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜMÜZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Bu günleri çok ararız  -Güneş Gazetesi


İki lise öğrencisi, pompalı tüfekle okulu bastı ve okul müdürünü öldürdü. Küçükçekmece’de iki ayrı suç örgütü mensup haydutlar, kalaşnikof, pompalı tüfek ve tabancalarla çatıştı. Çatışma esnasında evine gitmekte olan 16 yaşındaki Emircan Açıkgöz’ü 8 kurşunla öldürdüler. Antalya'nın Muratpaşa ilçesinde elinde içki şişesi bulunan bir şerefsiz, telefonla konuşan bir kadına sarılarak dakikalarca tacizde bulundu. Diyarbakır’da Suriye uyruklu bir kadın yanında iki çocuğu ile yolda giderken belinde silahı olan haydut tarafından milletin gözü önünde cinsel taciz edildi. Kadıncağız korkudan ne yapacağını şaşırarak bir apartmanın kapısına sığındı. Olayı görenler maalesef müdehalede bulunmadı. Ankara’da genç bir kız, evinin önünde bir sapık tarafından tacize uğradı. Salağın biri ünlü olmak için arkadaşıyla birlikte öz kardeşine işkence yaptı. Bu salak daha sonra işkence görüntülerini şöhret olabilmek için internette yayınlamış. Suriyeli hamile kadın kocasından ayrıldıktan sonra kendisine Suriyeli bir sevgili bulmuş. Kadın doğum yaptıktan sonra eski kocasından olan çoçuğunu sevgilisiyle birlikte döverek öldürdü. 

Neden en ağır cezalar verilmiyor? 

Cezaevinden izinli çıkan bir sapık katil, eşinin her yerini yakarak, keserek işkence yapmış. Tek kelimeyle bu canilerin, haydutların, katillerin, ruhunu şeytana teslim etmiş ne kadar şerefsiz varsa Allah hepsinin de belasını versin. Bela okuyorum çünkü bu şerefsizlerin hidayete ereceği filan yok. Ne oluyoruz ya? Yeter be kardeşim her gün katliam, cinsel taciz, sapıklık haberleriyle yorulduk. Sokaklarda tipi bozuk belinde silahla dolaşanların sayısı arttı. Hırsızlık, uyuşturucu vakaları ve cinayetler arttı. Soruyorum neden bu şerefsizlere, ruhunu şeytana teslim etmiş olanlara en ağır cezalar verilmiyo ? Neden idam yasası çıkmıyor? Neden cinayet işleyenler idam edilmiyor? Eskiden hırsız, sapık, uyuşturucu işi yapanlar polisten korkardı. Polis eskiden bu şerefsizlere gereken dersi veriyordu. Şimdi neymiş efendim insan hakları varmış. Tükürürüm böylesi insana. Bunlar insan filan değilki hakları olsun. Sevgili okuyucularım gün geçtikçe bitiyoruz iyice dibe vurmak üzereyiz. Öyle sanıyorum ki bugünler iyi günlerimiz. Bilhassa anne ve babalar, toplumun bu durumundan sorumludur. Ne yazık ki anne ve babalar, evlatlarını milli ve manevi duygulara göre değil, maddi ve dünyalık değerlere göre yetiştiriyor. Aman evladım uyanık olsun, evladım iyi okullarda okusun, çok para kazansın, evladım bir yerlere gelebilmek için yapılması gereken ne fırıldaklık varsa onu öğrensin gibi düşüncelere sahip. Halbuki bu dünyanın bir sonu var onu hiç düşünen yok. Evet evlatlarımız iyi eğitim alsın, hak ettiğinde çok iyi yerlerde mevkilerde görev alsın, helalinden malı mülkü olsun. Tamamda nereye kadar? Allah’ın verdiği ömür bittiğinde dünyada kazandıklarımızı götürebiliyormuyuz? 

Birbirimize güvenmez olduk 

Kardeşlerim kendimize gelelim kendimize. Tekrar söylüyorum bu gidişle akibetimiz hiç iyi değil. Eskiden toplum olarak birbirimize selam verirdik, mahalledeki veya sokaktaki herkes birbirinden sorumluydu. Şimdi ise toplum olarak birbirimize güvenmez olduk. Sosyal bağlarımız zayıfladı, apartmanlarda oturanlar birbirini tanımıyor, her şey madde oldu. Allah aşkına ne olur gelin hep birlikte cesur adımlar atalım. Birbirimize karşı fedakarlıklar ve paylaşım içinde olalım. Mahallede sokağımızda yaşanan olumsuzlukları hep beraber temizleyelim. Bundan 30 sene önce olduğu gibi çocuklarımızı hep birlikte büyütelim. Çocuklarımıza helal ve haram kavramlarını, dini yaşamı ve güzel ahlak nedir öğretelim. Aile ve sosyal bağlarımız, mahalle kültürümüz güçlü olursa, birbirimize karşı samimi olursak işte o zaman kimse katil, sapık, tecavüzcü, terörist, Anne, baba ve evlat katili olmaz. Sokaklar güvenli, kadınlarımız ve çocuklarımız güven içinde olur. Bir an önce bu değerlere sahip olmaz isek işte o zaman bugünleri çok ararız benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE HAYIRLI EVLATLAR, DEVLETİMİZE VE MİLLETİMİZE HAYIRLI NESİLLER VERSİN. ALLAH YOLUNDAN SAPMIŞ OLANLARI DOĞRU YOLA YÖNELMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH HİDAYETE ERMEYEN NASİPSİZ CANİ RUHLARI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


2018’den itibaren her şeyi yapabilirler  -Güneş Gazetesi


Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan kararını geri çekmeyen ABD Başkanı Trump, Birleşmiş Milletler'den tarihi bir tokat yedi. Kudüs kararını Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na taşıyan Türkiye’ye 128 ülke destek verdi. Yani Kudüs meselesinde ABD'nin karizması çizildi. Yahudilerin güvenini kazanmak için Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesinden sonra Trump yanlız kaldı. Trump’ın hırçın ve agresif tutumu, tasarıya destek verecek olan ülkelere tahditler savurması da işe yaramadı. Peki ABD, Birleşmiş Milletler'de alınan kararla yenilgiyi kabul eder mi? Evet ABD'nin karizması silindi ama yenilgiyi kesinlikle kabul etmez. İnanıyorum ki ABD, Rıza Sarraf olayıyla birlikte Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a yönelik pis kumpas hazırlığı içinde. ABD, belki Halkbank’a ceza kesebilir. Türkiye, “Sahte düzmece, yalan dolanlarla alınan bu kararı tanımıyoruz. Kesilen cezayı da ödemiyoruz” derse işte o zaman Amerika, Rusya’ya yaptığı gibi Türkiye’nin ekonomisine zarar vermek için Swift’ini kapatabilir. CIA’e masa başında hazırlattığı sahte dosyalarla, “Türkiye terör örgütlerine maddi destek veriyor” iftirasında bulunabilir.

Türkiye ortadoğu oyunlarını bozdu

Yani 2013’ten beri Türkiye’yi hedef tahtasına koyan ABD, terörle ve FETÖ’cülerin 15 temmuz darbe girişimiyle başaramadığı şerefsizliği, 2018’den itibaren ekonomik olarak yapabilir. Sevgili okuyucularım peki sizce ABD, İsrail, Avrupa ülkeleri, NATO, ve Vatikan Türkiye’ye neden düşmanlar? Neden düşmanlar biliyormusunuz? Türkiye, Ortadoğu’da İsrail’in, ABD’nin ve Avrupa’nın pis oynunu bozduğu için. Mesela Katar’ın gazına ve enerjisine göz diken ABD, Katar’ı sıkıştırmak için başta Suudi Arabistan, Mısır olmak üzere bazı Arap ülkelerinden Katar’ı dışlamalarını ve işgal etmelerini istedi. Ortadoğu’da tekrar yeni bir kriz çıkmasın diyerek devreye giren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin bu pis oyununu bozdu. Amerika’dan, İsrail’den, Avrupa’dan paramızla dahi silah alamazken şimdi Türkiye kendi ağır savunma silahlarını üretiyor.

İnfial yaratacak eylem yapabilirler

Türkiye savunma sanayiinde büyüdüğü için düşmanlar. En önemlisi Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam dünyasında ümmetin gözünü açtığı için düşmanlar. Yanlız Erdoğan İslam dünyasının gözünü açtı derken, liderlerin, kralların, emirlerin gözünün açıldığından bahsetmiyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam aleminin halkın, Arap sokaklarının gözünü açtı. Tekrar söylüyorum ABD, önümüzdeki günlerde Türkiye’ye karşı ağır iftiralarda ve suçlamalarda bulunabilir. 2019 seçimlerine kadar ABD ve İsrail, ülkemizde infiale neden olacak eylemler yapmaları için terör örgütlerini kullanabilir. Irakta ve Suriye’de yaptığı gibi ülkemizde bazı vakıf ve dernekleri kullanarak mezhep kavgası çıkartmak isteyebilir. FETÖ’cü hainleri kullanarak ülkemizde ve yurt dışında suikastlar yaptırabilir. En önemlisi ABD, Türkiye’nin ekonomisine zarar vermek için her şeyi yapabilir. Hükümet bu ihtimalleri düşünerek şimdiden tedbir alsın. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE HAİN DÜŞÜNCELERE SAHİP OLAN HERKESİ ALLAH HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZUR İÇİNDE YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Filistinli kız Ahed kadar olamıyorsunuz  -Güneş Gazetesi


Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed, attığı Tweet’te Medine müdafaası kahramanı olarak bilinen Osmanlı Paşası Fahreddin Türkkan’ı hırsızlıkla suçlamış. Bu alçak bakan, kendi hırsızlıklarını ve hainliklerini saklayabilmek için 1916’da Türk Fahreddin Paşa’nın Medinetü’l Münevvere halkının hakkına girdiğini ve Medine’de el yazması eserleri çaldığını söylüyor. Halbuki Mekke Şerifi Hüseyin’in isyan hazırlığına girişmesi üzerine 28 mayıs 1916’da Fahreddin Paşa Medine’ye gönderilmişti. Fahreddin Paşa asilerden önce Medine’ye ulaşarak savunma tedbirlerini aldı. Şerif Hüseyin, 3 Haziran’da Medine çevresindeki demiryolunu ve telgraf hatlarını tahrip etti. 5-6 Haziran gecesi Medine karakollarına saldırdıysa da geri püskürtüldü. Fahreddin paşa, şehri savunurken ilk iş olarak Medine’de bulunan mukaddes emanetleri ve bazı yazma eserleri düşmanın eline geçmesin diye İstanbul’a göndermişti. Ah be ahmak Bakan. Fahreddin Paşa o eserleri İstanbul’a göndermemiş olsaydı, sizler o eserleri hamilerinize yani İsrail’e Amerika’ya, İngiltere’ye ve Avrupalı ehli küfre satardınız. Sonrada o eserleri ehli küfür, sanata yatırım yapın diyerek tekrar siz kerizlere milyon dolarlarla satardı.

Uşaklık yapmaya utanmıyor musunuz?

Sizlerde hiç mi utanma duygusu yok? İftira atmaya utanmıyormusunuz? Sizin asıl korkunuzu ve kimlere yaranmak istediğinizi çok iyi biliyoruz. Kudüs konusunda Arap halkının gözünü açan ve ümmeti şuurlandıran Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan rahatsız oldunuz değil mi? Aklınızca Arap halkını geçmişte yaptığınız gibi Türkler'e düşman etmeye çalışıyorsunuz öyle mi? Koltuğunuzu ve saltanatınızı korumak için israil ve Amerika’ya uşaklık yapmaya utanmıyorsunuz? Kudüs protestolarında İsrail askerlerine kafa tutan Filistinli küçücük kız çocuğu Ahed kadar olamıyorsunuz. Ey İsrail’e, Amerika’ya, İngiltere’ye ve Avrupa’ya ruhunu satmış olan Arap liderleri. O güvendiğimiz sizi sömüren ülkeler, kullanma tarihiniz bitince sizi dünyaya geldiğinize bin pişman edecekler.

Ümmet şuuruna sahip olun

Gelin her ne pahasına olursa olsun özünüze dönün. Ümmet şuuruna sahip olun. “İslam tek millettir” diyen Peygamber efendimizin tavsiyesine uyup tüm İslam ülkeleriyle samimi duygularla dayanışma içinde olun. Tekrar söylüyorum eğer bir an önce kendinize gelmezseniz, bugün sırtınızı sıvazlayan, sizi şımartan, sömüren o ehli küfür topluluğu sizi kazığa oturtturacak benden söylemesi. Hırsız olan Fahreddin Paşa değil, asıl hırsız olan halkını sömüren sizlersiniz sizler. Ha bu arada Arap sokaklarında Erdoğan sevgisini iftiralarınızla yok etmeniz de mümkün değil. Ümmet zaten kimlerin samimi olup olmadığını çok iyi biliyor. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH, BİZ MÜSLÜMAN TOPLULUĞUNA SAMİMİYET VE ŞUUR VERSİN. ALLAH, EHLİ KÜFRÜN OYUNCAĞI OLMUŞ , RUHUNU İSRAİL VE AMERİKA’YA TESLİM ETMİŞ OLAN İSLAM ÜLKE LİDERLERİNE UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH, GÜZELİM TÜRKİYEMİZE, DEVLETİMİZE VE MİLLETİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH CÜMLEMİZİ KURU İFTİRALARDAN KORUSUN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Gerekeni yapın  -Güneş Gazetesi


Eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı askeri savcısı olan emekli hakim albay Zeki Üçok, “Makedonya ve Kosova’da eğitilmiş FETÖ’cüler, bir kaç ay içinde ünlülere suikast yapacak”uyarısında bulundu. Zeki Üçok, “Malum istihbarat örgütlerinin kontrolünde olan FETÖ’nün suikast timleri Makedonya’da 60 dönümlük çiftlik satın aldılar. Bu çiftlikte eski SAT, MAK, TAK firarileri, UÇK artıkları, paralı askerler ve profesyoneller Türkiye’de sansasyonel suikastler yapmak için emir bekliyor. FETÖ’nün bu suikast timlerinin hedefinde siyaset adamları, sivil toplum temsilcileri, din adamları, spor yöneticileri ve sanatçılar var” dedi. Zeki Üçok, “Gereken tedbirler bir an önce alınsın” diyor.  Haberi okuduğumda 'vay kansızlar, Türkiye 2019 seçimine hazırlanırken alçak saldırılara başlayacaklar' dedim. 

Yurt dışındaki yerleri tespit edilsin 

Sevgili okuyucularım, bu şerefsizler başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere Başbakan'a, Bakanlara, Genelkurmay Başkanı'na, kuvvet komutanlarına ve kaosa neden olacak herkese Allah korusun suikast yapabilirler.  Devletin güvenlik güçleri, istihbaratlar ve MİT bu konu üzerinde sıkı durmalılar. Güvenlik güçlerimiz ve MİT, bu şerefsizlerin yurt dışında bulundukları saklandıkları yerleri tesbit edip gerekeni yapmalıdır. Yani Amerika, İsrail, İngiltere, Rusya, Çin ve Avrupa ülkeleri sınır ötesi operasyonlar yapıp düşmanını yok ediyorsa bizimkilerde aynısını yapmalı. “Ama hocam bizim güvenlik güçleri böylesi bir operasyonda başarılı olabilir mi?” diyebilirsiniz. Güvenlik güçlerimiz, söz konusu ülkemizin bekası, vatanımız milletimiz ve devletimizi yönetenlerin hayatı tehlikedeyse şerefsizlerin analarını bile ağlatır. Artık yılanın sokmasını beklemeden, yılan zehirini akıtmadan o yılanın başını hemen ezmek gerekir.  

Fetö'cüleri neden destekliyorlar? 

Peki Zeki Üçok’un söylediği malum istihbarat örgütleri, yani İsrail, Amerika, Almanya ve diğer ülke istihbaratlarıyla birlikte Vatikan ve NATO neden FETÖ’cüleri destekliyor? Neden 15 Temmuz’da hain darbe girişiminde bulunup 250 vatandaşımızı şehit eden ve binlerce vatandaşımızıda yaralayan bu kanı bozuk olan FETÖ’cülere sahip çıkıp ülkelerinde besliyorlar? Tek kelimeyle Türkiye Cumhuriyeti’ni bölüp parçalamak ve Kürt devletinin kurulması için. Daha doğrusu İsrail’in büyük Ortadoğu projesini hayata geçirmek için destekliyorlar. Ama başaramayacaklar. Türk milleti gerçekleri görüyor, Türk milleti ülkemiz üzerinde oynanan pis oyunların farkında. Tekrar söylüyorum güvenlik güçlerimiz, tıpkı İsrail’in, Rusya’nın, Amerika ve diğer ülkelerin yaptığı gibi, bu kansızlar nerede ise yerlerini tesbit edip gerekeni orada yapsınlar. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZİ BÖLÜP PARÇALAMAK İSTEYEN HAİNLERE FIRSAT VERMESİN. ALLAH HAİNLİNLİK YAPANLARIN HAİNLİĞİNİ BAŞLARINA ÇEVİRSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Bize Müslüman değil Yahudi mi dost?  -Güneş Gazetesi


ABD Başkanı Donald Trump’ın6 Aralık’ta Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasının ardından İslam dünyasında başlayan öfke sürüyor. Türkiye ile birlikte Filipinler, Endonezya, Pakistan, Hindistan ve daha bir çok ülkede yüz binler Kudüs’e sahip çıktı.  Doğal olarak protestoların en şiddetlisi Filistin’de yaşanıyor. Filistinli göstericiler, Mescid-i Aksa’da Türk bayrağı açarak protesto gösterileri yapıyor. Çünkü bu davaya sahip çıkan Türkiye olduğu için Türk bayrağı açıyorlar. Şerefsiz, kansız, terör devleti İsrail’in asker ve polisi ise Filistinli göstericilere gerçek mermilerle ateş açıyor. Şerefsiz İsrail askerleri gösterilerde bugüne kadar biri engelli olmak üzere 10 Filistinli’yi şehit etti. Sanıyorum İsrail, bundan sonra Filistinliler'e karşı şerefsizce katliamlarına devam edecek. 

Sisi'den, Mahmud Abbas'a baskı 

Peki İslam ülkelerinin hepsinden Trump’ın “Kudüs İsrail’in başkentidir” açıklamasına tepki var mı? Hayır hepsinden tepki yok. İsrail ve Amerika’nın güdümünde olan Suudi Arabistan’dan, Mısır’dan, Birleşik Arap Emirliği’nden hiç tepki yok. Hatta bu ülkelerdeki medya Trump’ın açıklamalarına yer bile vermedi.  Mısır’ın başındaki Firavun katil Sisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan İslam İşbirliği Teşkilatı’nı toplantıya çağırdığında Filistin lideri Mahmud Abbas’ı arayarak İstanbul’daki toplantıya katılmamasını istemiş. Ya Türkiye’de İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan çıkan, “Doğu Kudüs Filistin’in başkentidir“ kararına kelime oyunlarıyla tepki gösteren ruhsuzlara ne demeli? Neymiş efendim Amerika bizim dostumuz ve müttefikimizmiş, İsrail ve Amerika’yla ilişkileri kesmemek gerekiyormuş, zaten Araplardan bize dost olmaz gibi ahmakça salakça söylemlerde bulunuyorlar. Ah be ahmaklar, salaklar, Amerika Türkiye’ye hiç bir zaman dost olmadı ki? 

Amerika Türkiye'nin dostu değil 

Amerika Türkiye’ye gerçek dost olmuş olsaydı Türkiye’yi bölüp parçalamak ister miydi? Amerika PYD’ye, PKK’ya 3 bin TIR dolusu ağır silah verir miydi? Amerika Türkiye’ye gerçekten dost olsaydı 15 Temmuz’da darbe girişiminde bulunan hain FETÖ’cülere sahip çıkar mıydı? Amerika Türkiye’nin dostu filan değil, Amerika Türkiye’nin azılı düşmanıdır. Be ahmaklar, dünyanın fitnesi olan İsrail de Türkiye’nin dostu değil. Araplar Türkiye’ye dost değilmiş, peki dünyanın baş belası ve fitneci İsrail mi bize dost? Türkiye’nin kendisinden başka dostu hiç olmadı ki. Türkiye ve diğer İslam ülkeleri bir araya gelip Kudüs için toplandıysa dini anlamda önem taşıdığı için toplandı ve Kudüs’e sahip çıkıyorlar. Kudüs, biz Müslümanların ilk kıblesi, Peygamber efendimizin Mirac’a çıktığı yer ve ayrıca Kudüs yer yüzündeki iki mabetten birisidir. Cenab-ı Allah’a duam hep şudur. YA RAB, ŞER GÜÇLERE VE FİTNECİLERE KARŞI BİZ MÜSLÜMAN TOPLULUĞA BİRLİK İÇİNDE OLMAYI NASİP ET. ALLAH’IM BİZ MÜSLÜMANLARIN İÇİNE FİTNE AMACIYLA SOKULAN MEZHEP SAFSATADINDAN KURTULMAYI NASİP ET. ALLAH’IM BİZ MÜSLÜMANLARA GERÇEKTEN KUR'AN-I KERİM'E, PEYGAMBER EFENDİMİZİN HADİS VE SÜNNETİNE İMAN ETMİŞ OLMAYI NASİP ET. ALLAH’IM BİZ MÜSLÜMAN TOPLULUĞA ŞUUR VE SAMİMİYET NASİP ET. ALLAH’IM BİZ MÜSLÜMANLARI EHLİ KÜFRE KARŞI GÜÇLÜ KIL, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Kudüs’te dinler savaşı  -Güneş Gazetesi


Amerikan Başkanı Trump, Amerikan Büyükelçiliği’ni Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma kararını imzaladıktan sonra Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı’nı hemen topladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla İslam ülkelerinin kralları, emirleri, başkanları, başbakanları ve dışişleri bakanları tek tek İstanbul’a geldiler. Kudüs’ü konuştular, tartıştılar ve sonunda ortak bir kararla, ”Doğu Kudüs Filistin’in başkentidir“ dediler.  Ayrıca Birleşmiş Milletler’den Kudüs’ün yasal statüsünün teyid edilmesi de istendi. Sevgili okuyucularım, Evet Trump, Yahudilere verdiği sözü tutarak Amerika’nın İsrail Büyükelçiliği'ni Kudüs’e taşıma kararını imzaladı. İnşallah Trump’ın şer bildiğimiz bu kararından hayır çıkar. Belki bundan sonra İslam ülkelerinin liderleri gerçekleri görüp ona göre siyasi tavır belirlerler. Açıklandığı gibi İslam İşbirliği Teşkilatı, tarihi bir karar alarak artık Doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti olduğunu ilan etti. 

Arap ülkeleri karara uyacak mı? 

Yalnız benim merak ettiğim konu şu: Acaba alınan bu karara Arap ülkeleri uyacak mı? Yani Arap ülkeleri Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak tanıyacaklar mı? Bence bir kaç ülke hariç Arap ülkeleri aldıkları bu karara uymayacak. Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’nin tavrı toplantıya bakan düzeyinde katılımlarıyla belli oldu. Halbuki bu denli önemli bir toplantıya Suudi Arabistan Kralı Selman ve Mısır’ın başındaki katil Sisi’nin de gelmesi gerekirdi. Bu ülkeler toplantıya sadece bakan düzeyinde katıldılar. Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin ipi İsrail’in ve Amerika’nın kontrolünde olduğu için Filistin’e arka çıkmaları mümkün değil. Bırakın arka çıkmayı köstek bile olurlar. Peki ya Kudüs konusu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na geldiğinde orada kabul görür mü? Bence Amerika’nın baskısıyla Birleşmiş Milletler’de de kabul görmez. Şimdi ki, “Hocam, Kudüs’te petrol mü var? Kudüs topraklarında altın mı var? Kudüs neden bu kadar önemli” diyebilirsiniz? Kudüs, üç din için önemli bir şehirdir. Kudüs, biz Müslümanların ilk kıblesi, Peygamber Efendimizin Mirac’a çıktığı ve yer yüzündeki ilk iki mabetten biridir. 

İnşallah samimi tavır takınırlar

Yahudiler için Kudüs, yer yüzündeki en kutsal şehirdir. Yahudilere göre Mesih Kudüs’e inecek ve Mesih, Yahudi devletini bu topraklarda kuracak. Hrıstiyanlar için ise Kudüs, haç yaptıkları ve Hz. İsa’nın ineceği kutsal yerdir. İşte Yahudi ve Hristiyan zenginler, bundan dolayı Kudüs’ten mezar alabilmek için milyon dolarlar ödüyorlar. Hatta milyar dolarlık Yahudi ve Hristiyan zenginler Kudüs’ten mezar alabilmek için sırada bekliyorlar. Bence Kudüs savaşının arkasında toprak veya petrol değil, dini inanç var. Derim ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın samimi mücadelesi karşısında inşallah Arap ülkeleri de samimi tavır takınırlar. Arap ülkeleri, Filistin konusunda İsrail ve Amerika’dan çekinmeden şuurlu kararlar alırlar. Pek ümidim yok ama Allah belki kalplerine merhamet duygusu verir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA UYANMAYI, SAMİMİ OLMAYI, ŞER GÜÇLERE KARŞI BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Boğazlarında kalsın  -Güneş Gazetesi


CHP’ye gönül vermiş bir arkadaş, “Hocam, iktidar hadi kendi belediye başkanlarını görevden aldı tamam da, CHP’li Ataşehir Belediye Başkanı Battal lgezdi’yi görevden alması doğru mu?” diye sordu.  “Evladım ortada eğer suç varsa parti gözetmeden kim olursa olsun suç işleyen herkes görevden alınır. Peki sen Ataşehir Belediye Başkanının neden görevden alındığını biliyor musun?” karşılığını verdim.  “Hayır yok bilmiyorum hocam.”  “Evladım işin içini bilmiyorsun konuya da hakim değilsin, peki evladım bilmeden etmeden neden tepki gösteriyorsun? İçişleri Bakanlığı, Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’yi imar yolsuzluğu, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve sahte belge düzenlemek suçlamasıyla görevden uzaklaştırdı.” Sohbet sonrası bir anda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, AK partili belediyelerin istifasını hatırlatarak diğer partilere, “Sizin partilerinizde yolsuzluk yapan belediye başkanları var. Harekete geçin ve yolsuzluk yapan belediye başkanlarınızı temizleyin, yoksa İçişleri Bakanlığı devreye girecek” dediğini hatırladım. 

Bağımsız mahkemeler karar verir 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu açıklamasına Kemal Kılıçdaroğlu, insanoğlunun nefis taşıdığını ve insanoğlu bir makama geldiğinde güç bende diyerek neler yapacağını sanki bilmiyormuş gibi hemen “Bizim alnımız ak, bizde yolsuzluk hırsızlık kesinlikle olmaz” dedi. Ey Kılıçdaroğlu, nefis sahibi olan insanoğluna kefil olunmayacağını öğren? Bu arada hani Meclis'te sol yumruğunu sıkıp havaya kaldırarak meclis kürsüsünde yemin eden sözde solcu, sözde ezilmişlerin sesi olduğunu söyleyen milletvekili vardı ya işte CHP’nin o Mlletvekili Gamze Akkuş İlgezdi ve eşi Ataşehir eski Belediye Başkanı Battal İlgezdi’ninbir yıl önce yolsuzluk yaptıkları iddiası medyada aylarca yer almıştı. 

İddialara göre CHP Milletvekili ve eski Ataşehir Belediye Başkanı’nın eşi Gamze Akkuş İlgezdi, bir gecekonduda yaşarken şimdi tanesi 3 milyon dolardan satılan 12 tane rezidans daireye sahipmiş. Sevgili okuyucularım kim suçlu, kimin rüşvet aldı hırsızlık yaptı bunları ancak bağımsız mahkemeler söyler. Bir vatandaş olarak benim söyleyeceğim şudur. kim milletin, fakir ve fukaranın, yetimin hakkını yemişse ve hala yiyorsa, isterse babamın oğlu olsun Allah hepsinin de burnundan fitil fitil getirsin. Allah rüşvetle elde edilen paraları hiç birine yemeyi nasip etmesin. 

Evlatlarınıza haram lokma yedirmeyin 

Biz seçmenler, başkan, milletvekili veya bakan olmuş olan kişilere zamanında güvenip oy verdik. Belki de layık olmadıkları halde onları verdiğimiz oylarla şereflendirdik. Bizim şereflendirdiğimiz makam sahibi yaptığımız o insanlar, makamın rehavetine kapılıp ve makamın gücüyle başlıyorlar kafa koparmaya yani rüşvet almaya, hırsızlık yapmaya başlıyorlar. Kardeşlerim Allah rüşvet alana da verene de 'melundur' der. Sakın bu pis işlere bulaşmayın. Sakın evlatlarınızı haram lokmayla beslemeyin. Evlatlarınızı haram lokmayla beslerseniz bilinizki sonra bir yerlerinizi kaşımaya başlarsınız benden söylemesi. Aklıma gelmişken daha önceki bir yazımda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na seslenerek, “Ey Kılıçdaroğlu, siz kendi belediye başkanlarınıza, 'seçime gidiyoruz, seçim için para lazım diyerek, imar izni verirlerken partiyede para toplayın' dediniz mi” diye sormuştum. Kılıçdaroğlu’ndan hala yanıt gelmedi. Kılıçdaroğlu’na tekrar soruyorum? Ey Kılıçdaroğlu, siz CHP’li belediye başkanlarına seçim yaklaşıyor, partiye para lazım, imar ruhsatı verdiğiniz müteahhitleriden partimiz içinde para isteyin dediniz mi demediniz mi? Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ HARAM LOKMADAN KORUSUN. ALLAH DÜRÜST, VİCDANLI, İŞ BİLEN, ÜLKESİNE VE MİLLETİNE SEVDALI, HELAL VE HARAM KAVRAMLARINI BİLENLERİ MAKAM SAHİBİ YAPSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


İslamda samimiyetsizlik ve Kudüs  -Güneş Gazetesi


Bundan yüz yıl öncesine kadar Kudüs’ü Osmanlı’nın İstanbul’dan gönderdiği mülkiyeliler yönetiyordu. Osmanlı’nın mülkiyelilerle yönettiği Kudüs bugün nereden nereye geldi. 1947-Yahudiler Filistin nüfusunun sadece 1/3'ünü oluşturuyor ve Filistin topraklarının yüzde 6‘sına sahipti. 

29 Kasım 1947, Birleşmiş Milletler’in bölme planı:  - Filistin Topraklarının yüzde 56‘sını Yahudilere verdildi. Ayrıca planda Kudüs’e Birleşmiş Milletler Vesayet Konseyi'nin himayesinde silahtan arındırılmış uluslararası bir statü verildi. 

14 Mayıs 1948-İsrail’ in kuruluşu ilan edildi.  1948 Arap-İsrail savaşı-700 bin Filistinli'nin mülteci haline gelmesine sebep oldu. Savaş sonunda İsrail toprakları Filistin‘in yüzde 77’sine tekabül ediyordu, yani Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi dışındaki tüm topraklar. 

1967 Altı Gün Savaşı  - İsrail tüm Filistin’ i işgal etti. 5 Haziran‘da Doğu Kudüs’ü ele geçirdi ve yerleşimci programını başlattı. 

1980- İsrail Kudüs’ü birleşik başkent ilan etti.  -Birleşmiş Milletler, uluslararası hukukun ihlali olarak gördüğü bu ilanı geçersiz sayan 478 sayılı bir karar aldı. 

1987-İlk intifada.  

13 Eylül 1993-İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü arasında Oslo Barış Anlaşması imzalandı. 

26 Ekim 1994-İsrail ve Ürdün 45 yıllık düşmanlığa son veren barış anlaşması imzaladı. İsrail Kudüs’te Müslümanlar İçin kutsal bölgelerde Ürdün’ün özel rolünü kabul etti. 2000 İkinci İntifada- İsrail’ de eski Başbakan Ariel Şaron denen katil Kudüs’te Mescid-i Aksa‘yı ziyaret edince Filistinliler bunu kışkırtma olarak nitelendirdi ve protestolar sonrası İkinci İntifada başladı. 

23 Eylül 2011- Filistin Yönetimi tam üye devlet statüsü kazanmak amacıyla Birleşmiş Milletler’ e başvurdu. 

31 Ekim 2011- Filistin UNESCO’ya tam üyelik hakkı kazandı ve kurumun 194. üyesi oldu. Bunun ardından İsrail Doğu Kudüs’ te yerleşim birimlerinin hızlandırılması kararı aldı. 

30 Kasım 2012-Birleşmiş Milletler Filistin’e, Birleşmiş Milletler’de “üye olmayan gözlemci devlet“ statüsünü verme kararı aldı.Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki oylamada Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinden Fransa, Rusya ve Çin bu kararı desteklerken İngiltere çekimser kaldı, ABD ise 'Hayır' oyu kullandı. 

6 Aralık 2017-Trump Kudüs’ ü İsrail’ in başkenti olarak tanıdı.

7 Aralık 2017- Hamas lideri Haniye intifada çağrısında bulundu.

Peki yahudilerin bu kadar büyümesinde, topraklarının genişletilmesinde Filistinliler'in ve İslam ülkelerinin suçu yok mu? Suçun en büyüğü 70 sene önceki Filistinliler'indir. 70 sene önceki Filistinliler, kendilerini uyanık sanarak misal olarak 1 liralık toprağı 10 liraya Yahudiler'e sattılar. Sonra o Filistinliler “Aaa bak Yahudileri kazıkladık” diyerek sevindiler. Halbuki kazığı yiyen kendileriydi. Filistinliler, İsrail devletini kurmak için sabırla bekleyen Yahudiler'e topraklarını satmamış olsalardı belki bugün bu sıkıntılar yaşanmayacaktı. 

Müslümanlarda birlik, beraberlik yok

İslam ülkelerinin liderleri İsrail devletine karşı samimi olarak sert tavır ortaya koymuş olsalardı bugün Müslümanların ilk kıblesi, Peygamber Efendimizin Mirac’a çıktığı ve yer yüzünün ikinci mabeti Kudüs İsrail’in başkenti ilan edilmeyecekti. Açık konuşmak gerekirse biz Müslümanlar'da şuur, samimiyet, birlik ve beraberlik yok. İslam ülkelerinin liderlerinde şuur ve samimiyet olmuş olsa idi, zamanında büyükelçiliklerini Kudüs’e taşırlardı. Peki bundan sonra İsrail’in, Amerika’nın ve diğer ehli küfrün zulmüne uğramamak, topraklarımızı korumak, mili ve manevi değerlerimizi, herşeyden önemlisi namusumuzu korumak için ne yapmalıyız? Tek kelimeyle önce İsrail’in ve Amerika’nın güdümündeki İslam ülke liderlerinin koltuğu bırakması gerekir. Şuurlu, birbirine kenetlenmiş, fitne ve fesatlığa gelmeyen İslam topluluğu olmalıyız. Hele hele mezhep safsatasından, mezhep fitnesinden ve ehli küfrün himayesindeki ajanların kontrol ettiği cemaatlerden de uzak kalınmalıdır. Ya sonra? Sonra kendi bilim adamlarımızı yetiştirmeliyiz, teknoloji ve sanayi alanında büyümeliyiz, bilhassa silah sanayiinde büyüyüp kendi silahımızı, nükleer füze ve atom bombalarımızı yapmalıyız. Yani ehli küfre muhtaç olmadan İslam dünyası dimdik ayakta kalmalı. İşte o zaman İslam dünyasına ve Müslümanlara kimse zulmedemez. Ehli küfür sessizlikten şefkatten değil, sertlikten ve güçten anlar. Aksi durum kadercilik olur benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZ MÜSLÜMANLAR'A BİRLİK İÇİNDE OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH MÜSLÜMANLARA ZULÜM EDENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Üçüncü dünya savaşının ayak sesi  -Güneş Gazetesi


Yahudi lobisinin gayretiyle Amerika’ya Başkan olan Trump, Amerika’nın 70 yıllık dış politikasını çöpe attı. Dünyanın kendisine 'barış sürecini yok edersin, bölgede kaosa, kargaşaya, krize çatışmalara yol açarsın, Kudüs İsrail’in başkenti olursa felaket olur' uyarılarına aldırış etmeyen Trump, Müslümanların kutsal toprağı Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilan etti. Yani Müslümanların ilk kıblesi, peygamber efendimizin Miraç’a çıktığı yer ve yeryüzünün ikinci mabedi olan Kudüs, İsrail’in başkenti oldu.  Trump’ın bu şeytanlığı, fitneliği Ortadoğu’da yaşanan sıkıntıları iyice artıracak. Ayrıca Trump’ın bu şeytanlığı ve fitneliği dünyada dinler arası çatışmalara neden olacağı gibi 3’üncü dünya savaşının da ayak sesidir. Şimdi “İsrail’e karşı gelmeyin, İsrail’le savaşmak caiz değildir” diyen Suudi Arabistan müftüsü, “Kutsal topraklar İsrail’indir” diyen Kuveytli gazeteci kına yaksın. 

Katil Sisi mi tepki gösterecek? 

Daha doğrusu karaktersiz, kukla, ruhlarını İsrail ve Amerika’ya satmış Arap şeyhleri, Arap emirleri, Arap kralları da kına yaksınlar. Yazıklar olsun onlar gibi karaktersiz, şerefsiz sözde müslüman yöneticilerine.  Arap liderlerinin hiç biri Cumhurbaşkanımız Erdoğan gibi yürekli tepki gösteremediler. Nasıl tepki gösterebilirler ki, bir yerlerinden korkan, İsrail ve Amerika’ya gövdelerinde bağlı oldukları için ses çıkaramıyorlar. Amerika’nın ve İsrail’in kuklası Mısır’ın başındaki katil Sisi mi ses çıkaracak? Yoksa özel olarak İsrail ve Amerika tarafından yetiştirilmiş olan Suudi Arabistan’da veliaht prens Selman mı tepki gösterecek? Kardeşlerim biz müslümanlar ilk kıblemiz olan Kudüs’e sahip çıkmak mecburiyetindeyiz. Daha doğrusu önce Allah’ın Resul’ü, kainatın efendisi Peygamber efendimizin ümmeti olduğumuzu bilerek bir araya gelip tepkimizi öyle gösterelim. 

Allah bunun hesabını soracak 

Ne yazık ki biz Müslümanlar bir araya gelemiyoruz. Biz Müslümanları şer güçler, içimize yaydıkları mezhep fitneliği ve şuursuz fitneci cemaatler yüzünden bir araya getirmiyorlar. İşte bundan dolayı bir araya gelemeyen bölük pörçük dağılmış müslümanların toprağına ehli küfür rahatlıkla el koyabiliyor. Allah mutlaka bu şuursuzluğun hesabını şuursuz Müslümanlara hem bu dünyada hem de huzuru mahşerde mutlaka soracak. Tekrar söylüyorum biz Müslümanlar, ehli küfrün karşısında dağınık olmayalım küfür topluluğuna karşı bir olalım. Eğer satılmış Suudi Arabistan müftüsü, Kuveytli gazeteci ve satılmış münafık FETÖ’cüler İsrail’e sempati gösteren İsrail’le muhabbet duyan cemaatler varsa onların yüzüne tükürün. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA ÖNCE ŞUUR, SAMİMİYET VERSİN. SONRA BİZ MÜSLÜMANLARI BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE VAR ETSİN. ALLAH DÜNYAYA FİTNE YAYIP İNSANLARIN ÖLÜMLERİNE NEDEN OLANLARI HELAK ETSİN. ALLAH KUDÜS’TEKİ KARDEŞLERİMİZE YARDIM EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Derhal yasaklayın  -Güneş Gazetesi


Avrupa Birliği, kalp ve böbreğe zararlı oluyor gerekçesiyle dondurulmuş döner ile kebap, sosis, sucuk, kurabiye ve benzeri gıdalarda fosfat kullanımına yasak getiriyor. Avrupa Birliği’nin fosfata yasak getirme hazırlığı gurbetteki Türk dönercileri tedirgin ediyormuş. Gurbetteki Türk döneri imal edenler, “Fast food yiyeceklerden daha çok sattığı için kasıtlı olarak bu yolla Türk dönerinin satışını engellemek istiyorlar” diyor. Gerçekten Avrupa Birliği, Amerika’nın, İngiltere’nin Çin’in hamburger, fest food şirketlerini korumak için böyle bir yasa hazırlıyor ise işte o zaman Avrupa Birliği bir kez daha iki yüzlü olduğunu gösteriyor demektir. Bizim Sağlık Bakanlığı, “Türkiye’de ısıl işlem görmüş yani içinde fosfat olan sucuk, sosis ve ambalajlı köfte gibi ürünlerde kullanılıyor. Eğer Avrupa Birliği fosfata yasak getirirse biz de Türkiye'de fosfatı yasaklarız” diyor. İşte ben söze takıldım. Ben de diyorum ki, Sayın Bakan, bizim göbeğimiz Avrupa Birliği'ne mi bağlı? Bu kimyasal katkı maddeleri insan sağlığını bozuyor ve ölümlere neden oluyorsa, o zaman siz icazet bekler gibi Avrupa Birliği'nin kararını beklemeyin. Sizler Anayasa'ya göre milletin sağlığından sorumlusunuz. Derhal başta sebzede, meyvede olmak üzere yiyecek ve içeceklerde milletin sağlığını tehdit eden ne kadar zararlı kimyasal madde kullanılıyorsa hemen hepsini yasaklayın. 

Millete ihanet etmiş olursunuz 

Eğer, “Efendim gıdada katkı maddeleri, tatlandırıcılara, gıda boyalarına, şuruplara yasak getirirsek gıda sektörüne darbe vurulmuş olur, esnaf sıkıntıya girer” derseniz işte o zaman siz de millete ihanet etmiş olursunuz. Siz esnafın cebine girecek parayı değil, milletin sağlığını düşünmek mecburiyetindesiniz. Toplum bu para gözlerden dolayı her gün değişik hastalık türleriyle karşılaşıyor. Bir taraftan obeziteyle mücadele ediliyor, insanlar sağlıklı olsun diye spor etkinlikleri düzenleniyor, diğer taraftan milletin sağlığını bozacak, insanları ölüme götürecek kimyasallara izin veriliyor. Allah aşkına ne yapmaya çalışıyorsunuz? Bu ne perhiz ne lahana turşusudur. Millet olarak sağlıklı hiç bir şey yiyemez olduk. Millet sağlığını kaybettikçe ilaç sektörleri parayı götürüyor. Yediklerimiz helal mi haram mı belli değil? Yediğimiz içtiğimiz gıdaların içinde alkol ve domuz var mı yok mu o da belli değil? Sevgili okuyucularım açık konuşmak gerekirse yetkililerde suç olduğu gibi sizlerde de suç var. Yediğinize içtiğinizde dikkat etmeden her önümüze geleni, 'ne yapalım ancak bunu bulduk' deyip yiyorsunuz. Biraz olsun Allah'ın verdiği ömrü sağlıklı geçirebilmek için sağlığınızı düşünüp yendiğinizde içtiğinizde ne var araştırın. 

Aile kültürümüzü kaybetmeyelim 

İnsan sağlığına zararlı olan her şeye tepkinizi çekinmeden gösterin. Ayrıca son yıllarda aileler, maalesef evde değil dışarıda restoranlarda sağlıksız yemekler yiyor. Kardeşlerim sağlımız, sıhhatımız, geleceğimiz, aile kavramı ve kültürümüzü sakın kaybetmeyelim. Sağlıklı sıhhatli olmak için evimizde mutlaka tencereler kaynasın. Çoluk çocuk hep beraber bir masada huzur içinde yemeklerimizi yiyelim. Tekrar Sağlık Bakanı’na, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı’na derim ki, vakit kaybetmeden derhal insan sağlığını tehdit eden, insanları öldürücü hastalığa götüren tüm kimyasal maddelere yasak getirin. Bilhassa Çin ve İsrail’den getirilen yiyecek ve içeceklerdeki tatlandırıcılara, tuz, gıda boyalarına, gıda da kullanılan katkı maddelerine, GDO’lu tohumlara ve tüm tarım ilaçlarının hepsine milletin sağlığı için yasak getirilsin. Yerli tohumlarımızı canlandıralım, ülkemizde tarıma önem verelim ve gençleri tarım yapmaya özendirelim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZLERİ SAĞLIKLI, SIHATLI, MİLLİ VE MANEVİ ŞUURA SAHİP TOPLUMLARDAN EYLESİN. ALLAH HASTA KULLARINA ŞİFALAR VERSİN. ALLAH ŞUURLU TÜKETİCİ OLMAYI, ÖZ GÜVEN VE İNANCIMIZLA BÜYÜK AİLE OLARAK YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


İstikrarın bozulmaması için, sakın haa!  -Güneş Gazetesi


Son bir aydır CHP ve HDP barajın yüzde 10’un altına inmesini istiyor. Hatta bırakın yü 10’un altına inmesini barajın tamamen kaldırılmasını istiyorlar. Peki CHP ve HDP ne için barajın düşürülmesini istiyor? Onlara göre baraj kalkarsa güya Türkiye daha demokratik bir ülke olurmuş! Diğer partilerin de Meclis’te olmaları gerekiyormuş! Diğer partiler dedikleri öyle bizim bildiğimiz normal siyasi partiler filan değil. Onların Meclis’te görmek istedikleri marjinal, terör eylemlerini destekleyen partiler. Hatırlarsanız o partilerin gerçek yüzlerini Gezi olayları sırasında ve 1 Mayıs işçi bayramlarında çok görmüştük. Asıl korkuları yıllardır Güneydoğu’da insanlara zülüm eden, PKK terör örgütüne destek olan ve milletvekillerinin PKK’lı teröristlere silah taşıyan, teröristleri evlerinde saklayan, geberen teröristlerin cenazelerine katılıp boy gösteren HDP’nin baraj altında kalma korkusu. Korkunun ecele faydası yok. Yıllardır kandırılan veya tehditlerle HDP’ye oy vermiş olan Güneydoğu halkının artık gözü açıldı ve gerçekleri de görüyor. Sevgili okuyucularım sonra söyleyeceğimi ilk baştan söyleyeyim. Şahsen ben barajın yüzde 10'un altına düşmesine karşıyım. 

AVRUPA'DA NEDEN SIK SIK SEÇİM YAPILIYOR? 

Şimdi bana, “Hocam, hani siz özgürlükten demokrasiden yanaydınız? Demokrasinin olduğu Avrupa’nın çoğu ülkelerinde bile baraj yokken sizin böyle demeniz doğru mu?” diyebilirsiniz. Doğru Avrupa ülkelerinin bir çoğunda baraj yüzde 5, yüzde 3 iken çoğu Avrupa ülkelerinde baraj bile yok. Yalnız demokratik olduğunu iddia ettiğiniz veya demokrasinin göbeği Avrupa’da sizce neden sık sık seçim yapılıyor hiç düşündünüz mü ? Bakın Almanya’da 24 Eylül’de seçim yapıldı. Almanya’da yapılan seçimlerde hiç bir parti çoğunluğu elde edemeyince, Merkel’in Hristiyan Birlik Partisi koalisyon hükümeti kurmak için bir çok partiyle 3 Ay boyunca görüştü. Sonuç olarak 3 aydır hükümet kurulamadığı için Almanya tekrar seçime gitme kararı aldı. Hatırlarsanız Geçmişte bizim ülkemizde de çok defalar koalisyon hükümetleri kurulmuştu. Peki kurulmuş olan koalisyon hükümetlerinde ülkemizin bir kazancı oldumu? Hayır tam tersi ülkemiz, koalisyon hükümetleriyle her zaman kaybetmiştir. 

TÜRKİYE DÜNYAYA PARMAK ISIRTIYOR 

Kardeşlerim bakın Türkiye’de 15 yıldır iktidarda tek partili bir hükümet var. Türkiye bugün bu hükümetle savunma sanayisinde, teknolojilide yaptığı yatırımla, sağlık sektöründeki başarısıyla, her şeyden önemlisi demokrasi ve özgürlük alanında yaptığı atakla adeta dünyaya parmak ısırtıyor. Hatta Türkiye bugün çoğu Avrupa ülkelerinin de çok önünde. İstikrarın bozulmaması, koalisyon hükümetleriyle tekrar geriye gitmemek için kesinlikle barajın düşürülmesine ben karşıyım. Ayrıca hükümete de sesleniyorum sakın birilerinin dolduruşuna gaza gelip barajı yüzde 10’un altına düşürmeyin. Diyelimki barajı düşürdünüz, işte o zaman tabiri caiz ise kendi ayağınıza sıkmış olursunuz benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI OLANLARI NASİP ETSİN. ALLAH SİYASİ TÜM PARTİLERE MİLLİ VE MANEVİ ŞUUR VERSİN. İNŞALLAH HEPSİ DE MİLLİ VE MANEVİ ŞUURLA ÜLKEMİZİN HAYRINA ÇALIŞIRLAR. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİN EKMEĞİNİ YİYİPE HAİNLİK YAPANLARI HELAK ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Adeta şer güçlerinin temsilcisi gibi  -Güneş Gazetesi


Vah vah Atatürk’ün kurduğu parti ne hallere düştü. FETÖ’cülerin Deniz Baykal’a kurduğu iğrenç kaset komplosu sonrası CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu, yıllardır rahmetli Atatürk’e “deccal, dinsiz, firavun, gayrı meşru” diyerek hakaretlerde bulunan ve bugün halen Atatürk düşmanlığını sürdüren FETÖ’cülere CHP’yi adeta teslim etti. Kılıçdaroğlu, sadece FETÖ’cülere teslim olmuş değil. Ülkemizi bölüp parçalamak isteyen terör örgütü PKK ve PKK’nın siyasi kanadı HDP’ye de teslim olmuş. CHP’li bazı milletvekillerinin PKK’lı teröristlere nasıl sahip çıktıklarını ve terör örgütü PKK’ya karşı operasyon yapan güvenlik güçlerimizi nasıl eleştirdiklerini ve güvenlik güçlerimize nasıl hakaret ettiklerini unutmuş değiliz. 

Kılıçdaroğlu'nu konuşturuyorlar  

Kısacası Atatürk’ün kurduğu parti bugün acınacak durumda. Terör örgütlerinden medet umar hale gelen Kılıçdaroğlu, ayrıca NATO, İsrail, Amerika ve Avrupa’nın ülkemiz üzerinde oynanan pis oyunların temsilcisi haline geldi.  Türkiye düşmanı olan bu şer güçler, sahtecilik ve kumpas konusunda uzman olan FETÖ’ye sahte düzmece belgeler hazırlatıp, ülkemizde kaos oluşturmak için Kılıçdaroğlu’na açıklama yaptırıyorlar. Son olarak daha önce FETÖ’cüler tarafından kara propaganda olarak internet sitelerinde yayınlanan sahte belgelerin eline sıkıştırıldığı Kılıçdaroğlu, aklınca toplum nezdinde Cumhurbaşkanımızı itibarsızlaştırmak istedi.   Nasıl bir tesadüfse Kılıçdaroğlu, eline tutuşturulan bu sahte belgeyi Rıza Sarraf’ın Amerika’daki yargılanmasına iki gün kala yaptı.  

İftiralar 2019 seçimleriyle alakalı 

Sevgili okuyucularım her seçim öncesi olduğu gibi bu pislikler iftiralar 2019 seçimleriyle alakalıdır. 2019 yılına kadar bu rezillikler, kumpaslar, iç ve dış terör eylemleri tahrikler artabilir. Bakın daha önce bir çok kentimizde yaşandığı gibi Alevi kardeşlerimize yönelik saldırı ve tehditler yeniden başladı. Alevi kardeşlerimizi sokağa dökmek için şerefsizlik yapan kişi veya kişiler, Malatya’da bazı evlere çarpı işareti koydular. Suriye’de Irak’ta, Yemen’de de aynı tuzaklar kurulmuştu. Bugün o ülkelere bakın ve ne halde olduğunu bir görün. Bizler hiç bir zaman şer güçlerin pis oyunlarına tahriklerine gelmeyerek, yalan dolan düzmece haberlere inanmayarak ülkemizin bekası için çalışalım. Din, dil, ırk ayrımı yapmadan bir birimize kenetlenelim ve ülkemizin bütünlüğü için çalışalım. Bu arada terör örgütleriyle birlikte hareket eden, şer güçlerin temsilcisi haline gelen CHP’ye ve bölücü terör örgütü PKK’nın siyasi kolu olan HDP’ye 2019 seçimlerinde sandıkta ceza vermeyi de unutmayın. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ İFTİRADAN, FİTNE VE FESATLIKTAN KORUSUN. ALLAH ÜLKEMİZİ YÖNETEN VE YÖNETECEK OLAN HERKESE NEFİS HAKİMİYETİ, DÜRÜST, TEMİZ VE MİLLİ OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Hay senin gibi sözde din adamına!  -Güneş Gazetesi


Son bir ayda Arap medyasının İsrail sevgisine ve İsrail’i şirin gösteren haberlerine şahit oluyoruz. Öyle bir sevgi gösteriyorlar ki, geçmişte İsrail’in yaşattığı acıların, zulmün ve dini inancın bile önüne geçti. Hatırlarsanız 15 gün önce Suudi müftüsü ve ulema heyeti başkanı olan Abdülaziz Al Şeyh, bir televizyon kanalına çıkarak, “İsrail’e karşı savaşmak caiz olmadığı gibi yahudileri öldürmekte caiz değildir” dedi.  Yani yarım asırdır Filistinliler'e her türlü şerefsizliği, zulmü, katliam ve soykırımı yapan, kendi çıkarları için Ortadoğu’yu yaşanmaz hale getiren, bugün Irak’ta, Suriye’de katliamların planlayıcısı ve yöneticisi olan İsrail’le savaşmak, İsrail’in zulümlerine karşı koymak caiz değil, İsrail‘in Müslümanlara zulmü caiz olmuş oluyor öyle mi ? Hay senin gibi müftüye. İslam alemi bu salak satılmış Suudi müftünün aptalca yaptığı açıklamanın şokunu henüz atlatamadan Kuveyt’li bir gazetecide, Kur'an’ı Kerim’in Maide suresinin 21’ci Ayetini saptırarak İsrail’e vaat edilmiş olan topraklara, onlardan önce gelerek yerleşim kurmaları nedeniyle asıl işgalcilerin Filistinliler olduğunu söyledi.  

Müftüyü İsrail'e davet ettiler 

Sanki o topraklarda daha önce İsrailliler yaşıyormuş da Filistinliler sonradan gelip o topraklara yerleşmiş. Hay ben sizin gibi müftüye, hay ben sizin gibi sözde Müslümanların, gazetecilerin, müftülerin köküne tüküreyim. İsrail elbette bu iltifatları, sevgiyi karşılıksız bırakmadı. İsrail iletişim Bakanı Eyüp Kara, fetvasından dolayı müftü Abdülaziz Al Şeyhi kutlayıp teşekkür ederek İsrail’e davet etti. Ayrıca daha önce pavyon fedailiği yapmış olan İsrail'in dışişleri Bakanı Avigdor Liberman, Suudi Veliaht Prens Selman'ı beğendiklerini söyleyerek Hamas ve İran'a karşı ortak hareket edeceklerini ifade etti. Sevgili okuyucularım bu aptallıkların hepsi babası Suudi Kral Selman'ın yetkililerle donattığı Veliaht Prens Selman’ın, 'ılımlı İslama geçeceğiz' sözlerinden sonra yaşanmaya başlandı. Prens Selman'la birlikte Ortadoğu’da akıl almaz işlerde dönmeye başladı. Prens Selman, İsrail’in gazına gelerek Filistin Devlet Başkanı Abbas’a “Ya Amerika’nın planını kabul et, ya da istifa et” derken diğer yandan İsrail ve Amerika'yla birlikte ittifak kurdu.  Amerika 300 milyar dolarlık silahı Suudi Arabistan’a boşuna satmadı öyle değil mi? Amerika ve İsrail Veliaht Prens Selman'ı nasıl yetiştirdilerse Prens Selman, İran'ın dini lideri Hamaney'yi Hitlere benzeterek İran ve Hamas'ı yok edeceğini söylüyor. 

Bizi bize düşman edip öldürtüyor 

Ah be geri zekalılar ah. İsrail ve Amerika sizi nasıl kullanıyor, siz geri zekalıları kullanarak Müslümanı Müslümana nasıl da öldürtüyor. Kardeşlerim bu gidişle biz Müslümanların akibeti iyi değil. İsrail’in kontrolünde Amerika, İngiltere, Rusya, Avrupa, Vatikan ve NATO biz Müslümanların içine fitne yayarak, islam ülkelerinin kral, prens, emirlerini kullanarak bizi bize düşman edip öldürtüyor. Maalesef nasıl bir şuursuzluk ve aptallıkların içindeysek şer güçlerin oynuna, fitnesine geliyoruz. Sanmayın ki Suudi müftü veya Kuveytli gazeteci kendiliğinden aptalca açıklama yaptılar. Onların aptalca açıklamaları da aslında bir İsrail projesidir. Bu münafık müftü ve kansız gazeteci, başlarındaki iradeden talimat almadan bu alçakça açıklamayı yapamazlar. Allah aşkına ne olur görün artık gerçekleri. Görün artık Müslümanların üzerinde oynanan pis oyunları. Müslümanlar olarak ehli küfre ve münafıklara karşı bir olalım ve birbirimize kenetlenelim. Biz Müslümanlar Kur’an-ı Kerim, Allah’ın Resul’ü Hz. Peygamberimizin hadis ve sünnetinden başka hiç bir şeye, hele hele Suudi müftü gibi satılmış alçaklara itibar etmeyelim. Biz Müslümanlar için kutsal olan Mescidi Aksa’ya, Kabe’ye, Medine’yi Münevvere’ye ve İslam topraklarına sahip çıkalım. Aksi halde kanı bozuk sözde din adamlarının fetvalarına kanıp vurdum duymaz olursak biliniz ki İsrail bizi yok edecek. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ SAMİMİ KULLARINDAN EYLESİN. ALLAH SÖZDE DİN ADAMI OLDUĞUNU İDDİA EDEN MÜNAFIKLARIN ŞERRİNDEN FİTNESİNDEN BİZ MÜSLÜMANLARI KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Trump’ın verdiği söze güvenmeyin  -Güneş Gazetesi


Türkiye yıllardır Amerika’ya, Almanya, İsrail, İngiltere, Fransa ve Rusya’ya “Terör örgütü PKK’ya ve PKK’nın uzantılarına silah yardımı yapmayın” dedi. Türkiyenin bu çağrılarını kimse umursamadı. Çünkü bu ülkelerin amacı zaten terör örgütlerine destek olarak Türkiye’nin bölünüp parçalanmasıydı. Nasıl olduysa veya akıllarında hangi şeytanlıklar varsa ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a telefon ederek, “Talimat verdim artık PKK’nın Suriye kolu YPG’ye silah yardımı yapılmayacak” dedi. Başta Türk medyası olmak üzere dünya medyası Trump’ın bu sözlerini manşetlerinden duyurdu. Hatta Trump’ın bu sözleri karşısında Washington’da ABD'nin bürokratları bile şaşkınlık yaşadı ve suskunluğa büründü. 

Tam 19 ülke silah yardımı yapıyor 

Sevgili okuyucularım Türkiye Trump’ın sözünü tutmasını istiyor ama ben vallahi Trump’ın verdiği sözleri tutacağına inanmıyorum. Tamam hadi diyelim ki Amerika YPG’ye silah göndermeme sözünü tuttu. Peki ya daha önce Amerikalıların YPG’nin bir gecede ismini değiştirerek yeni ismi SDG olan terör örgütüne yardımları devam ederse? Kardeşlerim yıllardır PKK’ya, PKK’nın Suriye kolu olan PYD, YPG ve SDG’ye tam 19 ülkeden silah yardımı yapılıyor. Artık bundan sonra Amerika YPG’ye silah vermeyi kesse ne olacak? Zaten son iki yılda Amerika YPG’ye 50 bin askeri donatacak ağır silahlar verdi. Amerika’nın DEAŞ’la Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk, “Biz silahları YPG’ye Trump’ın talimatıyla verdik” demişti. Tekrar söylüyorum ben her yeri oynayan, iki yüzlü politika yürüten Amerika’ya güvenmiyorum. 

Türkiye milli politikaya devam etsin 

Yetkililerimize de sonra “yanıldık. kandırıldık” dememeleri için Amerika’nın iki yüzlü politikalarına güvenmemelerini tavsiye ederim. Hatta sadece Amerika’ya değil, Rusya’ya da, İran’a da kesinlikle güvenmemelerini tavsiye ediyorum. “Peki Hocam, Türkiye ne yapmalı” derseniz? Türkiye milli politikasına devam etsin ve Türkiye, en yeni teknolojilerle kendi silahını, tankını, füzesini, uçağını, savaş gemisini, uçak gemisini üretmeye devam etsin. Hatta nükleer bombamızı dahi yapalım. Eğer daha önceki hükümetler, Atatürk’ün vefatından sonra Atatürk’ün yolundan gidip savunma sanayisine ağırlık vermiş olsalardı Türkiye 40 yıldır terör belasıyla uğraşmış olmayacaktı. Bugün hiç birimiz “Acaba Türkiye bölünüp parçalanır mı?” endişesi içinde olmayacaktık. Başka ülkelere el açıp bize silah satın demeyecektik. Tekrar söylüyorum ben Amerikan Başkanı Trump’ın verdiği sözlere inanmıyorum. Ülkemizi yönetenlerinde inanmamasını tavsiye ediyorum. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DŞN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Atatürk gözlerini yumduktan sonra!  -Güneş Gazetesi


Çok şükür Cenab-ı Allah bugünleri bizlere gösterdi. Fazla değil, bundan 10 sene öncesine kadar Amerika’dan, Almanya’dan, İtalya’dan, İsrail’den, Fransa’dan, İngiltere’den ve Hollanda’dan paramızla dahi askeri silah, helikopter, savaş uçağı, savaş gemisi, insansız hava aracı ve füze savar alamıyorduk. Bu ülkeler Türkiye ile dalga geçer gibi, “Efendim siz bizden alacağınız silahları masum insanlara karşı kullanacaksınız. Kusura bakmayın biz size ağar silahlar ve askeri araç gereç veremeyiz. Ayrıca kongre onay vermedi” diyorlardı.' Masum İnsanlara karşı kullanacaksınız' dedikleri ise kendilerinin desteklediği, kanı bozuk şerefsiz PKK’lı teröristler. Bugün ise Allah’a çok şükür Türkiye el açan ülke olmaktan çıktı. Türkiye'nin son yıllarda milli duygularla savunma sanayini yerlileştirilmesi temelinde başlattığı hareket sonuç vermeye başladı. 

Savunma sanayiinde dev hamle

Geçen ay D-8 zirvesi için ülkemize gelen Pakistan Başbakanı Şahit Hakan Abbasi, TUSAŞ tarafından geliştirilen T-129 ATAK helikopteri ile uçmuştu. Kendisi de pilot olan Pakistan Başbakanı Şahit Hakan Abbasi, Pakistan ordusu için Türkiye’nin ürettiği T-129 ATAK helikopterinden 30 tane almaya karar vermiş. TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil, “Pakistan’la görüşmelerimiz devam ediyor. Pakistan İnşallah ülkemizin ürettiği milli helikopterden 30 adet alacak. Eğer Pakistan, T-129 ATAK helikopterlerinden 30 adet alırsa Türkiye ilk kez 1.5 milyar dolarlık satışla rekor kırmış olacak” diyor. Ayrıca Suudi Arabistan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin de kullandığı 10 adet ANKA insansız hava aracı ile 2 adet yer istasyonu alacak. Peki Türkiye sadece helikopter veya insansız hava aracı mı üretiyor? Hayır, savaş gemisi, silahlı yada silahsız uçaklar, silah sistemleri, roketler, füzeler, radarlar, sınır güvenliği için termal gözlem sistemleri de üretiyor.  Sadece kendimiz için değil, ürettiğimiz bu askeri araç, gereç ve silahları Tayland’a, Malezya’ya, Endonezya’ya, Filipinler’e, Vietnam’a da satmaya başlıyoruz . Dolaysıyla Güney Asya ve Pasifik’te İsrail’in ve Güney Kore’nin elinde bulundurduğu pazarı Türkiye ele geçirmiş olacak. 

Yatırımlar darbelerle engellendi

Sevgili okuyucularım ülkemiz rahmetli Atatürk'ün döneminde sanayi ve askeri yatırımlar açısından çok iyi durumdaydı. Rahmetli Atatürk'ün döneminde Türkiye cumhuriyeti uçak dahi üretiyordu. Atatürk dünyaya gözlerini yumduktan sonra İsmet İnönü Cumhurbaşkanı olduğunda Türkiye çöküşe geçti. İsmet İnönü, maalesef Atatürk'ün kurduğu ne kadar sanayi varsa hepsini kapattı. İnönü döneminden başlayıp 15 sene öncesine kadar hükümetlerin yatırımları ya darbelerle ya da devletin içine sızmış hainler tarafından hep engellendi. Allah'a şükürler olsun ki son 15 seneden beri ülkemizde milli şuura sahip yönetim var. Devletin yönetimi hükümet milli olununca dolaysıyla başarılar elde ediyoruz. İşte bundan dolayı Türkiye’nin bağımsız olmasını, kendi ayakları üzerinde durmasını ve kendi savunma sanayisini kurmasını istemeyen Amerika, İsrail, Almanya, Hollanda, İsveç, Rusya, NATO ve Vatikan Türkiye ve Tayyip Erdoğan düşmanıdırlar. Türkiye’nin bölünüp parçalanması için PKK, PYD, YPG VE FETÖ terör örgütlerine destek veriyorlar. İnşallah bu terör örgütlerinin de yakında sonu gelecek. Yeterki milli şuurdan uzak kalmayalım. Allah İnönü’nün yolundan giden CHP’ye de milli şuur nasip etsin. Ne diyeyim ALLAH TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NE GÜZELİM ÜLKEMİZE SAMİMİ DUYGULARLA HİZMET EDEN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZE ZARAR VERMEK İSTEYENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Sakın gaza gelmeyin  -Güneş Gazetesi


İstiyorlar ki Türkiye’yi bölüp, İsrail’in Büyük Ortadoğu projesini bir an önce hayata geçirelim. İşte Türkiye’yi 40 yıldır sinsice yetiştirdikleri Fetullah Gülen denen münafığın ve onun talebeleriyle bölüp parçalamak istediler. Özenle yetiştirilmiş olan bu münafık fetöcüler, 40 yıl içinde dünyanın her yerine en mahrem yerlere kadar sızmışlar. Türkiye’nin de üyesi olduğu NATO’ya sızmışlar. NATO’nun içine sızmış olan FETÖ’cüler, Türkiye’ye karşı tüm adiliklerini sergiliyorlar. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, her ne kadar NATO’nun içine sızmış FETÖ’cüler için “haberim yok” dese de bence bal gibi haberi var. 

Nato üzerinden operasyon 

Norveç’in Stavanger şehrindeki NATO tatbikatında yaşanan skandal 15 Temmuz’da olduğu gibi bilinçli olarak yapılmıştır. Dünya üzerinde uçan kuştan bile haberleri olduğunu iddia eden NATO ve Amerika, tıpkı Norveç’teki skandal gibi 15 Temmuz gecesi İncirlik Üssü'nden kalkan iki tanker uçağı için de “haberimiz yoktu” diyorlar. Sevgili okuyucularım açık konuşmak gerekirse Amerika, Türkiye’ye karşı operasyonlarını NATO üzerinden sürdürüyor. Yani Türkiye’nin üyesi olduğu NATO, Amerika’nın oynuna gelerek Türkiye’ye kalleşlik yapıyor. NATO Türkiye’ye kalleşlik yapıyorsa elbette nedenleride vardır değil mi? Nedenleri şunlar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Türkiye’nin büyümesi, Türkiye’nin kendi savunma sistemini kurması ve savunma sanayisine yatırım yapması, NATO’nun Rusya’dan aldığı S-400 hava savunma sistemi ve her şeyden önemlisi Türkiye’nin Kürt devletine razı olmaması. Yani Erdoğan’ın İsrail’in büyük Ortadoğu projesine engel olması. 

Ana muhalefet çok memnun 

Peki Türkiye Cumhuriyeti üzerinde bu iğrençlikler, şerefsizlikler yaşanırken Türkiye’nin NATO’dan ayrılması gerekiyor mu? Hayır Türkiye’nin NATO’dan ayrılmaması gerekmez. Türkiye’nin NATO’dan çıkması gerektiğini dile getiren ana muhalefet partisi, inanıyorum ki yaşanan bu iğrenç olaylardan çok memnundur. Zaten şer güçler, Amerika, Almanya, NATO ve FETÖ'cüler de Türkiye gaza gelip NATO’dan ayrılsın istiyor. Ne için istiyorlar biliyor musumuz? Türkiye’nin parçalanması daha çabuk olur diye. Derim ki, siyasette ve ticarette duygusallığa yer yoktur. Haritaların yeniden çizildiği bugünlerde devletimizi yönetenler, bazı art niyetlilerin gazına gelerek değil, Allah’ın verdiği akıl nimetini kullanarak sabır ve metanet içinde ülkemizin menfaatine göre politika yürütmelidirler. Ülkemiz üzerinde her türlü ahlaksızca komploların içinde olan Amerika’ya, NATO’ya, Avrupa’ya İsrail’e ve Vatikan’a şimdilik sırtımızı dönmeyelim. Hele hele gaza gelip NATO’dan çıkmayı aklımızdan bile geçirmeyelim. Ama öbür tarafta Rusya var derseniz? Bende o zaman aklınıza şaşarım derim. Rusya’ya Putin’e güvenip yola kesinlikle çıkılmaz. Tekrar söylüyorum evet NATO skandalının ve Rıza Zarrab olayının arkasında kesinlikle FETÖ’cülerin parmağı var. Ama asıl parmak Amerika’nındır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZİ ŞER GÜÇLERİN PİS OYUNLARINDAN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Ne de çok canları yananlar varmış  -Güneş Gazetesi


Geçtiğimiz hafta pazartesi günkü yazımda 6284 sayılı kanunla birlikte Türk Ceza Kanunu'nun 86’cı maddesinin aile hayatını darma dağın ettiğini yazmıştım. Aman Allah’ım meğer insanlar, 6284 sayılı kanunla Türk Ceza Kanunu'nun 86’cı maddesinden neler çekiyormuş neler. “Hocam, bu konuyu gündeme getirdiğiniz için Allah sizden razı olsun” diyenler, “Hocam, bu kanunlar değişmezse sadece aile kavramı değil, insanların hayatı kararacak ve katillerin sayısı artacak” diyenler, “Eşime bir anlık sinirle polisi aradım, keşke elim kırılsaydı da polisi aramasaydım” diyenlerin sayısı az değil. Sonuçta canı yanan ve halen yanmakta olan insanların ortak isteği bir an önce 6284 sayılı kanunun ve bilhassa Türk Ceza Kanunu'nun 86’cı maddesinin değişmesi.  Türk Ceza Kanunu'nun 86’cı maddesine göre bir kadın kocasından veya kız çocuğu babasından azar işittiğinde, kızgınlıkla kadın veya kız çocuğu polisi ararsa adam yandı. Kadın veya kız çocuğu, “Ben bir anlık kızgınlıkla polisi aradım, şimdi pişmanım şikayetimi geri çekiyorum” dese bile dava düşmüyor. Koca veya baba illaki mahkemeye çıkacak ve ceza alacak. 

Süresiz nafaka uygulaması 

İşte en çok da insanlar bunlardan şikayetçi. Peki ya bir gün bile evli kalıp da boşanan insanların durumu ne olacak? 1988 yılında bu yana yürürlükte olan süresiz nafaka uygulaması boşanan erkeklerin adeta iliğini kurutuyor. Yani bir erkek, bir gün evli kaldıktan sonra eşinden boşanır ise erkek, boşandığı eşine ömür boyu nafaka vermek mecburiyetinde kalıyor. Diyelim ki ben, başına buyruk yaşayan biri olmuş olsam, ve büyüklerimle istişare etmeden kadını da çok fazla tanımadan, sadece kadının cilvesine kapılıp has bel kader evlendim. Kadının gerçek yüzünü, nikahtan sonra görüp hayal kırıklığına uğradığımda ayrılmaya karar verdim. Şimdi ben kandırıldığıma mı, yaptığım gereksiz masraflara, yediğim kazığa mı, yoksa bir gün evli kaldığım kadına ömür boyu nafaka vermeye mi yanayım? Maalesef günümüzde böyle art niyetli kadınların, gözlerine kestirip cilveleriyle yalan dolanlarıyla kandırıp nikah masasına oturttuğu insanların sayısı çok fazla. Bunların çoğunu zaman zaman gazete ve televizyon haberlerinde takip ediyoruz.  Her halde 1988’de bu yasayı hazırlayanlar, pek kendilerinde değillerdi ki, art niyetli insanlara yarayacak böyle bir yasa hazırlamışlar. Halbuki kanun yapıcıları, ideolojilerini bir kenara bırakıp milletin kültürüne, örf ve anelerine, yaşam tarzına, dini inançlarına bakarak kanun hazırlamaları gerekir. Bizim kanun yapıcılarının televizyon haberlerinde nasıl kanun hazırladıklarına şahit oluyoruz. Kanun yapıcılarının çoğu ya kameraların önünde şov yapmaktan, ya da siyasi geyik muhabbeti yapmaktan önlerine gelen kanun tekliflerini içeriği belki okumuyorlar. Belki önlerine gelen kanun tekliflerini bu nedir ne değildir hiç araştırmadan, incelemeden, peki kabul ediyorum deyip geçip gidiyorlardır. 

Milli değerlerimize aykırı kanun 

Sevgili okuyucularım eğer bir toplumun dini inancında, aile birliğinde, kültüründe, gelenekleri ve göreneklerinde, karı-koca ilişkilerinde yozlaşma varsa tek kelimeyle bittik demektir. Çünkü devletimizin milletimizin sac ayakları, bizi biz yapan değerler bunlar. Devletimiz Avrupa’nın teknolojisinden sanayisinden, değerlerimize uygun demokrasi açısından kanunlarından da istifade edebilir. Ancak kanun yapıcıları, Avrupa’nın ahlaksızlığına, sapkınlığına özenerek modernlik adı altında milli ve manevi değerlerimize zeval verecek kanunları alıp ülkemizde uygulamaya koyarlarsa işte o olmaz. Türkiye olarak milli menfaatlerimiz, dini inancımız ve kültürümüzü göz önünde bulundurarak kanunlar hazırlanmalı. Tekrar söylüyorum 6284 saylı kanunu ve Türk Ceza Kanunu'nun 86’cı maddesini aile birliğini koruma adına ve istismarların son bulması adına hemen değiştirin. Eğer. “Aman ya 2019 seçim yılı, biz şimdi 2019’da yapılacak olan seçimlere hazırlanıyoruz yapacak başka işlerimiz” var derseniz, işte o zaman millet size yapacak işleriniz için bolca zaman verir benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH KİMSENİN YUVASINA ZEVAL VERMESİN. ALLAH CÜMLEMİZE BÜYÜK AİLE OLARAK HUZUR İÇİNDE YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH AİLEMİZ İÇİNDE HUZURSUZLUK YARATACAK FİTNEYE, FESATLIĞA,İSTİSMARA FIRSAT VERMESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Dediğim gibi...  -Güneş Gazetesi


BBC, Suriye’de, Irak’ta yani Ortadoğu’da oynanan pis oyunları gözler önüne serdi. Yani BBC, leş yiyicileri İsrail, Amerika, Rusya ve Avrupa ülkelerinin şeytani yüzünü yayınladı. BBC’nin yayınladığı görüntülerde PKK’nın Suriye kolu YPG, Rakka’da DEAŞ’la anlaşıp 250 teröristin otobüslerle ve silahlarıyla kentten ayrılmasına müsade ediyor. 250 üst düzey DEAŞ’lı terörist, 13 otobüs, 50 kamyon silah ve 100 araçla Rakka’yı terk ettiği esnada güya Rusya DEAŞ’lı teröristlerin konvoyunu vuracakmış da Amerika, Rusya’nın DEAŞ’lı teröristlerin vurulmasına müsade etmemiş!   Ha bu arada Suriye’deki DEAŞ’lı teröristlerin 500 taneside gizlice Türkiye’ye giriş yapmış. Amerikan ordu sözcüsü Albay Rain Dilon, DEAŞ’lı teröristlerin Rakka’yı silahlarıyla birlikte terk etmelerine izin verdiklerini söylerken, diger yandan YPG -DEAŞ ittifakı için “Bu sır değil, ortaklarımızın kararına saygı duyduk” dedi. Hay ben sizin ortaklığınıza,insanlığınıza, vicdanınıza. 

Milyonlarca insanı öldürdünüz 

Be şerefsizler peki siz yıllardır ne için Irak’ta ve Suriye topraklarında bulunuyorsunuz? Be şerefsizler, sizler DEAŞ terörünü bahane ederek Ortadoğu’ya yerleşmediniz mi? DEAŞ’lı teröristler hazır elinizin altındayken neden hepsini toplu halde temizlemediniz? Sizler ne adi yalancı münafıklarsınız. Yıllardır Suriye ve Irak’ta milyonlarca insanı öldürdünüz, milyonlarca insanı evinden yurdundan ettiniz, milyonlarca insanı başka ülkelerin şefkatine muhtaç ettiniz, yüz binlerce insan sizin acımasızlığınız yüzünden yollarda, denizlerde öldü.  Be şerefsizler hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Allah tümünüzün belasını versin. Rusya vuracakmış da Amerika müsade etmemiş. Yalancılar, münafıklar hiç it iti ısırır mı? Sevgili okuyucularım, İslam dünyasının ve Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerinde oynanan pis oyunları görün. Yıllardır ben yazılarımda ve sohbetlerimde “DEAŞ, PKK, YPG VE PYD terör örgütleri, İsrail’in Ortadoğu projesi için Amerika, Rusya ve Avrupa ülkeleri tarafından kurulmuş örgütlerdir. Ortadoğu’yu karıştırmak bölüp parçalamak için özel olarak kurulmuş terör örgütleridir. Yine sözde terör örgütü DEAŞ’ın İsrail, Amerika, Rusya, İngiltere ve Avrupa ülkeleri ajanları tarafından kurulduğunu” yazıp söylüyordum. 

ABD mezhep savaşları çıkartabilir 

İşte gerçekler iyice ortaya çıkmaya başladı. Peki yüzlerce DEAŞ’lı şimdi nereye gitti? Bakın bu lafımı sakın unutmayın ve söylüyorum. Amerika yetiştirip büyüttüğü Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı kullanarak Allah muhafaza İran, Yemen ve Suudi Arabistan yani Ortadoğu’da mezhep savaşları çıkartabilir. Mezhep fitnesinin fitilini İran ve Suudi Arabistan çekecektir. Rakka’yı ellerinde ağır silarla terk eden DEAŞ’lı teröristler, yani ajanlar, işte bunun için şimdiden Lübnan’a ve Yemen’e yerleşmiş olabilir. Eğer tüm bu pislikler oyunlar açık bir şekilde ortadayken Müslümanlar, halen fitneye fesatlığa kapılıp mezhep safsatasıyla birbirini öldürmeye devam ederse söyleyeceğim tek şey “hak ediyorsunuz” olur. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH MÜSLÜMANLAR ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN, FİTNE YAYANLARI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Atatürk resminin arkasına saklanmış Chp’liler  -Güneş Gazetesi


Pazar günü arkadaşlarla sohbet ederken, söz ister istemez gündemdeki siyasi konulara geldi. Dolaysıyla da sohbetimizin ana konusu Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın 10 Kasım’da Atatürk’le ilgili konuşması oldu. Arkadaşlar, “Hocam Cumhurbaşkanı'nın 10 Kasım’da Atatürk’le ilgili konuşmaları sizce nasıldı, doğruları söyledi değil mi? Hocam valla CHP’liler Cumhurbaşkanı'nın konuşmasından çok rahatsız oldu. CHP’liler, Cumhurbaşkanı'ndan böyle konuşma beklemiyorlardı” diye görüşlerini söylediler.  Gerçeği konuşmak gerekirse Cumhurbaşkanı’nın 10 Kasım’da Atatürk’le ilgili konuşması CHP hariç her kesmi memnun etti. CHP’lilerin Cumhurbaşkanı’nın konuşmasından rahatsız olması da bence çok normal. Çünkü CHP’nin elinde Atatürk’ten başka sermayesi yok. Ben kendimi bildim bileli CHP her zaman Atatürk’ün resminin arkasına saklanarak siyaset yapmıştır. Yıllardır Atatürk’ün resminin arkasına saklanarak siyaset yapan CHP’liler, aslında Atatürk’ün değil, Atatürk’e ihanet etmiş olan ismet İnönü’nün yolundan giderek siyaset yapıyor. 

İnönü'nün ideolojisini takip ettiler 

Atatürk’e ihanet etmiş olan İsmet İnönü’nün ismini kullanmaktan çekinen CHP, yıllardır İsmet İnönü’nün ideolojisini hayata geçirmek için 'Atatürk şöyle dedi, Atatürk böyle dedi, o kanun Atatürk’ün ilkelerine aykırı, Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nde başörtülü bir kızın üniversitede ne işi var, başörtülüler üniversitede okuyamaz, sokakta nedir bu sakallı insanların hali, ezanın sesinden rahatsız oluyoruz, ezanın sesini kısalım' diyerek hem Atatürk’ü dine karşıymış hem de dinsizmiş gibi göstererek siyaset yapmıştır.  Halbuki ezandan rahatsız olan Atatürk değil, ismet İnönü’ydü. Yıllardır sinsice İnönü’nün ideolojisinde yürüyen CHP, yürüttüğü bu siyasetle bazı kesimi ister istemez Atatürk düşmanı veya Atatürk’e soğuk bakılmasına neden olmuştur. Yani Atatürk’e düşman yada soğuk olanlar aslında Atatürk’e değil, İnönü ve İnönü’nün ideolojilerine düşmandırlar. Sevgili okuyucularım, CHP’nin yaptığı gibi birileri zırt pırt Atatürk’ü öne sürerek eğer benim milli ve manevi değerlerime saldırılırsa, yani benim ibadetime karışırsa, Allah’a kulluk vazifemi yerine getirmek için gittiğim camiyi kapatmaya kalkışıp ezanın sesini kısarsa, Kur'an-ı Kerim’e iman eden ve Allah’ın emrine inandığı İçin kapanan, başörtüsü takan kız kardeşimin eğitimine engel olunursa, yani benim milli ve manevi değerlerime saldırı olursa işte o zaman bende ee yeter be canınız cehenneme, alın Atatürk’ünüzü başınıza çalın derim. 

Diktatöre rahmet okunmaz 

Kardeşlerim söylediğim gibi ben milli ve manevi değerlerime laf söylenmesine, bu değerlerimizin siyasette ve ticarette kullanılmasına karşıyım. Her zaman söylediğim gibi her cuma bügüne kadar dinimize, devletimize ve milletimize kim hayırlı hizmetlerde bulunmuşsa hepsinin ruhuna Yasin-i Şerif okurum. Her cuma Atatürk’ün ruhu içinde Yasin’i Şerif okurum. Peki ya Hocam, ismet İnönü’ye için diye sorarsanız? Hayır İsmet İnönü için okumam. Çünkü Atatürk’e ihanet etmiş, Kur'an’ı Kerim’i yasaklamış, camileri ahır yapmış, insanlara zulüm etmiş, dibimizdeki adaları Yunanlılara peş keş çekmiş bir diktatöre kesinlikle rahmet okunmaz. Tekrar söylüyorum milli ve manevi değerlerimizi siyasete ve ticarete alet etmeyelim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH İÇİ DIŞI BİR OLAN SAMİMİ OLAN KULKARINDAN EYLESİN. ALLAH HİÇ BİRİMİZİ MÜNAFIK OLANLARDAN EYLEMESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, DİNİMİZE İHANET EDENLERİ HELAK EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Aile birliğimız yıkılıyor  -Güneş Gazetesi


2012 yılı öncesi geçmişte mahkemelerde görülmekte olan ne kadar karı-koca kavgalarıyla ilgili dosyalar varsa hepsi, bilinçli olarak raflardan indirildi. Sonra bu dosyalar, gazete ve televizyon haber kanalları tarafından tek tek incelenerek haber yapılmaya başlandı.  Türkiye'nin gündemi birden kadına yapılan şiddet, zülüm ve kadın cinayetleri oldu. Hükümet, 'fırsat bu fırsat diyerek kadına yapılan zülüm, eziyet ve cinayetler son bulmalıdır' dedi ve Türk aile yapısı gözetilmeden 6284 sayılı bir kanunu çıkardı. Bu kanun kanayan yaraya merhem olacakken tam tersi aile içi parçalanmaların kaynağı haline gelerek cinayetlerin artmasına neden oldu. 6284 sayılı kanuna göre bir kadın, kocasından veya sevgilisinden şikayetçi olduğunda delil aranmaksızın hemen erkek aleyhine kararlar veriliyor.  Önce bir bakılsın müracatı gerektirecek her hangi bir konu var mı? Uzaklaştırma alan koca evin kapısını çalsa direk 3 ile 10 gün arasında hapis cezası alıyor. Yine bu yasayla kadının mahkemeye gitmesine gerek bile kalmadan sadece polisi araması yeterli oluyor. 

Şikayetten vazgeçmek yetmiyor 

Bir kadının, “Kocam bana sesini yükselterek bağırdı” demesi bile şiddet sayılıyor. Türk Ceza Kanunu'nun 86 maddesine göre koca, karısına veya kızına bir tokat attığında kadın veya kız, o kızgınlıkla kocadan veya babadan şikayetçi olduysa adam yandı. Kadın veya kız sonradan pişman olup şikayetinden vaz geçmek istediğinde kanun kadının pişmanlık başvurusunu kabul etmeyerek kocanın mutlaka cezalandırmasını istiyor. Hatta bu arada bazı yargıçlar, medyadan çekindikleri için erkeğin haklı olduğunu bilmelerine rağmen “yanlış anlaşılırız” korkusuyla yani çekindikleri için kadının lehine karalar verdiklerini duyuyorum. İlk karar 6 ay evden uzaklaşma olarak veriliyor. Peki ya sonra? 6 ay evden uzaklaşan bir erkek bir daha kendisinden şikayetçi olan kadınla beraber aynı çatı altında yaşar mı? Halbuki Avrupadaki yasada ise erkeğe bir ile altı gün arasında evden uzaklaştırma cezası veriliyor. Sevgili okuyucularım bir Müslüman, bırakın Müslüman olmasını bir insan, kesinlikle eşine karşı vicdansız, acımasız, eziyet eden zalim, döven söven öldüren biri olamaz. Bunları yapanlar, biliniz ki İslam dininden haberdar olmadığı gibi insanlıktan da nasibini alamamış olan kişilerdir. Peygamber Efendimiz. Kim eşine zülüm ediyor ise o kişi İmanını kontrol etsin der. Biz Müslümanlar aile yaşantımızda Peygamberimizi örnek almalıyız. Kadınlarımıza, çocuklarımıza karşı merhametli ve şefkatli olmalıyız. Ancak kadınlarımız da kendilerine çeki düzen vermelidir. 

Aile yapısını bozan şer odakları 

Bazı kadınlar , son yıllarda olumsuz algı operasyonlarına kapılarak çevresinden, televizyon programlarından, dizilerden ve gazetelerin renkli sayfalarından etkilenerek karakter değişikliğine uğruyor. Ahlaki değerlerimizden ve aile kavramımızdan uzak saçma sapan işler yapmaktalar. Yine bazı kadınların sosyal medyada alanen başka erkeklerle sohbet etmeleri, kocalarının yanında başka erkeklerle samimi olmaları hoş değil. Bu davranış biçimini hiç bir erkek kaldıramaz. Neredeyse her gün haberlerde bazı kadınların sosyal medyada tanımadığı erkeklerle tanışıp kocalarını aldattıklarını okuyup izlemekteyiz. Televizyon programlarında hiç ummayacağınız bir kadın, kocasını aldatmış ve sevgilisinden çocuk yapmış. Kimse kusura bakmasın  ben böylesi kadının kadınlığına tükürürüm. Bırakın bunlara kadın demeyi insan bile demem. “Türkiye özgürlükler ülkesi isteyen istediği gibi yaşar, kocası kadından memnun değil ise boşasın efendim” diyenlerin de insanlığına namus anlayışına tükürürüm. Zaten Türk aile yapısını bozan içimizdeki bu şer odakların ta kendisidir. Sadede gelirsek bir an önce hükümet, 6284 sayılı yasayı tekrar  gözden geçirerek erkek düşmanlığını bitirmelidir. Hükümet, 6284 sayılı kanunu gözden geçirerek aile birliğini koruma altına almalıdır. Hükümet, Türk aile yapısını bozan ve sabahtan akşama kadar erkek düşmanlığı yapan televizyon programlarını kaldırmalıdır. Ama Avrupa birliği derseniz, ben de tükürürüm sizin Avrupa birliğinize derim. Millet dağılıyor, aile birliği yok oluyor, sokaklar anasız babasız çocuklarla dolu halen Avrupa birliği öyle mi? Tükürürüm böylesi medeniyete modernliğe. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH KİMSENİN YUVASINA ZEVAL VERMESİN. ALLAH AİLE BİRLİĞİMİZİ ŞEYTANLARIN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH KADIN VEYA ERKEK CÜMLEMİZE ŞUUR VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Ortadoğu ve İslam dünyasına bela olacaklar  -Güneş Gazetesi


Babası Kral Selman tarafından kendisine büyük yetkiler verilen Prens Muhammed, “Suudi Arabistan'da büyük reformlara hazır olun. İlk icraat olarak ülkede ılımlı islama geçeceğiz ve yeni projelerin devamı gelecek” demişti. Suudi Arabistan'ın gelenekçi kesimleri, 'hayda  bu da nereden çıktı' diyerek fazla yüksek sesle olmasa bile Prens Muhammed'in reform içeren açıklamalarını eleştirdiler.  Gelenekçi muhalifler, kendilerini bir an gezip tozdukları demokrasi ülkelerinde Avrupa'da sanmış olacaklar ki şaşkınlıkla kral ve oğlu prensi eleştirdiler (Türkiye Cumhuriyeti'nin gözünü seveyim. Cumhuriyet, demokrasi, özgürlük başka bir şey.) Prens Muhammed, Babası Kral Selman'dan aldığı yetkiyle kendisine engel olarak gördüğü herkese yolsuzluk kılıfı altında operasyon yaptı. Geçtiğimiz hafta yolsuzluk kılıfı altında 11 prensin tutuklanmasıyla başlayan olaylar ve Lübnan'daki gelişmeler, dünyanın  gözünü Ortadoğu'ya, Suudi Arabistan'a çevirdi. 

Amerika ve İsrail karıştırıyor 

Suudi Arabistan'da yaşanan gözaltılar yolsuzlukla mücadele, kamu malını koruma ve hukuk devletini güçlendirme amaçlıymış! ( Nasıl bir hukuk sistemleri varsa) Tabi bu operasyon 11 prens, eski bakanlar ve iş adamlarının tutuklanmasıyla bitmedi. Prens Mukrin, çok sayıda üst düzey ülke yöneticisiyle birlikte operasyonların yapıldığı aynı gün helikopter kazasında öldü! Ertesi gün eski kralın oğlu, hanedan üyelerinden Fad bin Abdülaziz de öldürüldü. Yani kısacası hanedana ve Prens Muhammed bin Selman'a muhalif olanlar ya tutuklandı yada öldürüldü.  Sevgili okuyucularım Suudi Arabistan'da yaşanan bu olaylar, ABD Başkanı Trump'ın danışmanı ve damadı olan Jared Kuschner'in Suudi Arabistan'a gizli ziyaretinden sonra yaşandı. Amerika ve İsrail Ortadoğu'yu karıştırıyor ve aynı kanı taşıyan kardeşleri bir birine öldürtüyor. Belliki yıllardır Amerika'da okuyup yaşayan Prens Muhammed'i Amerikan ajanları, kendilerine göre çok iyi yetiştirmişler. Babası Kral Selman'ın koltuğuna oturması muhtemel olan Prens Muhammed, Ortadoğu'nun, İslam dünyasının ve Suudi Arabistan'ın başına bela olacak. Zaten Prens Muhammed'in yüzüne bakıldığında sanki bir şeyler kullanıyormuş, ruh halide pek yerinde değilmiş gibi gözüküyor. 

30 Milyar dolarlık silahı boşuna satmadı

Fitnenin içine iyice yerleştiği Suudi hanedanında bundan sonra çok ölümler ve tutuklamalar yaşanmaya devam edilecek gibi. Peki saltanata düşkün olan bu krallar, prensler, diktatörler biz  Müslümanların kaderi mi? Biz Müslümanlar, ipleri İsrail'in, Amerika'nın, İngiltere'nin, Fransa'nın, Rusya'nın elinde olan bu diktatörlerin istediği gibi yaşamak mecburiyetinde miyiz? Yani Kur'an-i Kerim'i Allah'ın Resul'ünün hadis ve sünnetini, ipleri başkalarının elinde olan diktatörlere göremi yaşayacağız? Hayır öyle birilerinin dikte etmesiyle ılımlı islam adı altında gevşememiz doğru değil. Biz Müslümanlar, Kur'an-ı Kerim'i Peygamberimizin hadis ve sünnetini aynen olduğu gibi hakkıyla yaşamalıyız.  Eğer dinimizden milli duygularımızdan uzaklaşırsak biliniz ki hapı yutarız. Biz Müslümanlar, mezhep fitnesini bir kenara bırakıp renk, ırk gözetmeden samimi duygular içinde hakkıyla Kur'an-ı Kerim'i yaşayalım. Sadede gelirsem tekrar söylüyorum Amerika'nın çok iyi yetiştirdiği Prens Muhammed, Ortadoğu'ya, İslam dünyasına ve kendi ülkesine bela olacak. Ayrıca ABD 300 milyar dolarlık silahı Suudi Arabistan'a boşuna satmadı öyle değil mi? Ne diyeyim öncelikle CENAB-I ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA SAMİMİYET ŞUUR VERSİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA ŞUUR VERSİN Kİ ŞER GÜÇLERİN PİS OYUNLARINA GELMEYELİM. ALLAH İÇİMİZE SOKULMAK İSTENEN MEZHEP FİTNESİNİ YOK EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Kılıçdaroğlu bu iddia doğru mu?  -Güneş Gazetesi


AK Partili bazı belediye başkanlarının istifasından sonra muhalefetin de bazı belediyelerine müdehale etmesi gerektiğini, aksi halde müfettişlerin devreye gireceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'a CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, her zamanki gibi ağzını bozarak “İçişleri Bakanlığı'nı harekete geçirmezsen adam değilsin” diyerek bir siyasetçinin ağzına yakışmayacak çirkin sözler sarfetti. Kılıçdaroğlu, “Bizim belediyelerde yolsuzluk yoktur! Bizim boğazımızdan kul hakkı inmedi” dedi. 

Aslında CHP'lilerin son aylarda

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı ağızlarını bozmalarının sebebini merak etmiyor da değilim. Acaba Kılıçdaroğlu'nun akıl hocaları FETÖ'cüler, “2019'da yapılacak seçimler bizim için son bir şans, sen 2019 seçimlerine kadar yüklene bildiğin kadar yüklen, aklına gelen çirkin sözlerle hakaretlerine devam et, Cumhurbaşkanı Erdoğan haksızlığa tahammül etmediği için sen damarına basmaya  kızdırmaya çalış, yalan yanlış aklına ne gelirse söyle mi” dediler? Ne söylerlerse söylesinler millet gerçekleri kimin adam olup olmadığını görüyor. 

Devlet ve millet düşmanları 

“Boğazımızdan kul hakkı inmedi veya kul hakkı yemedik” diyen Kılıçdaroğlu'da soruyorum. Devlet, millet, din düşmanı olan, 15 temmuz darbe girişiminde bulunarak 250 insanımızı şehit eden, binlerce insanımızı da  yaralayan FETÖ'cülerle birlikte yürümek ve FETÖ'cüleri savunmak kul hakkı değil mi? 40 yıldır ülkemizin başına bela olan, on binlerce asker, polis ve vatandaşımızı kalleşçe şehit eden, Türkiye Cumhuriyeti'nin bütçesini en az 500 milyar dolar zarara uğratan bölücü terör örgütü PKK ile aynı safta olmanız kul hakkına girmiyor mu? Sizin genel başkanı olduğunuz CHP'nin  bazı milletvekilleri, PKK'lı teröristleri savunması kul hakkına girmiyor mu? Selahaddin Demirtaş gibi insanları isyana davet edercesine sokağa çıkın demek, milleti kutuplaştırmak kul hakkına girmiyor mu? Ha bu arada  doğru veya yanlış onu ben değil siz söyleyeceksiniz. Sizin çok yakın bir dostunuz, sağda solda şunları söylüyormuş. 

CHP'li belediyelerde işi olan 

“Kılıçdaroğlu belediye başkanlarına 2019 seçimleri için paraya ihtiyacımız var diyerek CHP'li belediyelere inşaat ruhsatı için müracaat eden herkesten partimiz için de artı para isteyin talimatı verdi.” Bu iddialar doğru mu? Yani CHP'li Belediye'lerde kimin işi varsa kafasını koparın demişsiniz bu doğru mu? CHP'li belediyelere böyle bir şey söylediniz mi? Kılıçdaroğlu eğer bu iddia doğru ise siz kul hakkına girmiş olmuyor musunuz? Sevgili okuyucularım kul hakkı dediğimiz konu basit bir konu değil. Caneab-ı Allah bir kulun işlediği günahları, kulun samimi duygular içersinde tövbe etmesiyle ve o kul işlemiş olduğu günahları bir daha işlemeyeceğine söz verir ise işte o zaman Allah o kulun günahını af eder. Yalnız Allah hiç bir zaman kul hakkına karışmaz. Allah kullar kendi arasındaki sorunları kendileri çözsün ve  helalleşsin der. Kim olursa olsun, hangi parti, bürokrat, ister anam ister babam, olsun. Kim rüşvet alıyor veya rüşvet alabilmek için zorluk çıkararak insanlara zulüm ediyor ise Allah hepsini de helak etsin. Sadece rüşvet almak veya haram lokma yemek kul hakkına girmez. Ey Kılıçdaroğlu, FETÖ'cülere, PKK'lı teröristlere, ülkemizi bölüp parçalamak isteyenlerle birlikte hareket etmek, kendi belediyelerine para lazım deyip rüşvet almaya teşvik etmekte kul hakkına girer.  Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ HELAL KAZANIP HELAL LOKMA YİYEN TEMİZ KULLARINDAN EYLESİN. ALLAH İDARECİLERİMİZİN TÜMÜNE SAMİMİ DUYGULAR İÇİNDE VATANINA, MİLLETİNE HELAL YOLDAN HİZMET ETMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Teröre açıkça destek veriyorlar  -Güneş Gazetesi


Hatırlarmısınız eski Amerikan Büyükelçisi John Bass, vize krizi sonrası yaptığı basın toplantısında, eğer Türkiye'de 9'5 ayda DEAŞ saldırısı olmadıysa bunun sebebi Amerika ile Türkiye arasındaki işbirliğidir. Amerikan devleti bağımsız Kürt devletini desteklememektedir. Kürt devletinin kurulması bizim politikamızın bir parçası değil demişti. Amerika'nın eski büyükelçisi Türkiye'den ayrılmadan önce bu sözleri söyledi ve yeni görev yeri Afganistan'a gitti. John Bass'ın Bu açıklamalardan sonra ne hikmetse Türkiye'de PKK ve DEAŞ terör örgütleri eylemlere başladı. Sizce John Bass'ın açıklamalarından sonra bu eylemler tesadüf mü? 29 Ekim Cumhuriyet Bayramında ülkemizi kana bulamak isteyen DEAŞ terör örgütü, Bayrampaşa'daki bir alışveriş merkezinin farklı yerlerine  tam 60 adet tesirli bomba yerleştirmiş. İnsanlıktan nasibini alamamış olan bu Şerefsizler, bombaları bir anda patlatmak üzereyken Allah'a çok şükür polisimiz yakaladı.

Hani eski büyükelçi John Bass,Amerika kürt devletine karşıdır, Amerika terör örgütlerine destek vermez değişti ya. Sakın İnanmayın yalan söylüyor. Amerika'nın yaşanan terör eylemlerinde bence bal gibi parmağı var. Amerika'nın tırlar dolusu silahla desteklediği terör örgütü PKK, geçen hafta Hakkari'de güvenlik güçlerine pusu kurarak 6 askerimizi ve 2 köy korucusunu Amerikan silahlarıyla kalleşçe şehit ettiler. Amerika ve İsveç ortak yapımı olan AT 4 anti tank füzesi, sözde DEAŞ'la mücadele kapsamında PYD'ye YPG'ye yani PKK'ya verilen silahlar şimdi karşımıza çıkıyor. Suriye'deki Amerikan ordusunun sözcüsü Albay Ryan Dillon, Alman televizyonuna PKK terör örgütü için düşmanımın düşmanı dostumdur dedi. Soruyorum bu terör örgütlerine açıkça destek değil mi?

Sevgili okuyucularım Türkiye'ye karşı gerçekleşen terör eylemlerinin arkasında başta Amerika olmak üzere, İsrail, Almanya, İngiltere, Fransa, Yunanistan, Hollanda, İsveç, Rusya, İran, Ermenistan, NATO, Vatikan'la birlikte çok sayıda ülke var. Bu dost görünümlü iki yüzlü münafık ülkeler, İstiyorlar ki, Türkiye bir an önce bölünüp parçalansın. İstiyorlar ki, bir an önce Kürt devleti kurulsun. İstiyorlar ki, bir an önce İsrail'in büyük Ortadoğu projesi hayata geçsin. İşte bunların gerçekleşmesi için PKK'ya DEAŞ'a, FETÖ'ye destek veriyorlar. Ayrıca Kürt devletinin kurulmasına ve İsrail'in büyük Ortadoğu projesine engel olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı yıpratmak için  ülkemizde, kaos ortamı oluşsun, sokaklarda eylemler yapılsın diye vakıf dernek adı altında faaliyet yürüten bazı sivil toplum örgütlerine ve bazı sözde siyasi partilere destek veriyorlar. Allah hepsini helak etsin. Eski Amerikan büyükelçisi John Bass, Afganistan'a gittiği hafta yüzlerce Afganlı terör eylemlerinde hayatını kaybetti. Tekrar soruyorum sizce bunlar tesadüf mü? Sizce dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşanan terör eylemlerinde Amerika'nın İsrail'in parmağı yok mu? Bence kesinlikle var. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DİN DİL IRK FARKETMEZ, KİM İNSANLIĞA ZULÜM EDİYOR İSE ALLAH CÜMLESİNİ HELAK ETSİN. ALLAH CÜMLESİNİN KÖKÜNÜ KURUTSUN. ALLAH ÜLKEMİZE DÜŞMAN OLANLARLA İŞBİRLİĞİ YAPAN İÇİMİZDEKİ KANI BOZUKLARIDA HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE,BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Ey CHP aynaya bak aynaya!  -Güneş Gazetesi


Tekirdağ'a merkez Selimpaşa ilçe Belediye Başkanı CHP'li Ekrem Eşkinat, geçen hafta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret ettiği gerekçesiyle ifadesine baş vurulup, sevk edildiği mahkemede adli kontrol ve yurt dışı yasağı konularak serbest bırakılmıştı. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, Eşkinat'a destek olmak için Tekirdağ'a gitti. Tezcan, kendi partisinin belediye başkanına destek ziyareti için gittiği Tekirdağ'da, halka hitap ederken söylenmemesi gereken çok ağır sözler sarf etti.  Neymiş efendim CHP'li Tezcan'a göre “Cumhurbaşkanı Erdoğan faşist diktatörmüş”, hem de diktatörün en şiddetlisiymiş. Kaset sıkandalıyla CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu da, CHP'ye Genel Başkan olur olmaz tıpkı partisinin Genel Başkan Yardımcısı Tezcan gibi çok defalar Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 'diktatör' diye hitap etti. 

Milleti sokağa dökmek istiyorlar 

Kılıçdaroğlu'na ve Tezcan'a sesleniyorum; Siz diktatör diye kime denir bilmiyorsunuz? Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan diktatör olmuş olsa idi acaba siz bu konuşmaları bu hakaretleri yapabilirmiydiniz? Sevgili okuyucularım CHP aslında bu ağır sözlerle kendilerince algı oluşturmak ve milleti sokağa dökmek için söylüyor. Yalnız bu söylemlerin milletimiz nezdinde kesinlikle hiç bir karşılığı yoktur. Tam 11 seçimdir milletin takdirini kazanmış bir lidere diktatör demek tek kelimeyle ahmaklıktır. Milletimiz kimin diktatör olup olmadığını çok iyi bilir. Milletimiz tek partili İsmet İnönü döneminden diktatörlüğün ne olduğunu çok iyi bilir. İsmet İnönü döneminde Türk milleti nefes alamıyordu nefes. İnönü döneminde millet dinini yaşayamıyordu, dinini öğrenmek ve Allah'ın emrini yerine getirmek isteyen insanlar, köy meydanlarında jandarmalar tarafından falakaya yatırılıyordu. 

Peki millet chp'yi nasıl biliyor? 

İnönü döneminde Camiler kapanıp ahır yapıldı, ezanlar susturuldu yasaklandı. Millet ölüsünü yıkayacak hoca bile bulamazdı. Millet açlıktan veremden ölüyordu. Bu zulümler tek partili diktatörlük döneminde, yani ismet İnönü'nün başında olduğu CHP döneminde yaşandı.  Cumhurbaşkanı Erdoğan'na diktatör diyen Kılıçdaroğlu ve Tezcan dönüp aynaya baktıklarında diktatör kimmiş görecekler. Ey CHP, ey Kılıçdaroğlu, millet sizi çok iyi tanıyor çok. Aklınız sıra aptalca söylemlerinizle milleti gaza getirip sokağa dökmek istiyorsunuz öylemi? Millet Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ülkesinin bekası için nasıl mücadele ettiğini biliyor. Peki millet CHP'yi nasıl biliyor? Millet bazı CHP'li milletvekillerinin PKK terör örgütüne sahip çıktığını ve güvenlik güçlerinin PKK terör örgütüne yönelik operasyonlarından rahatsız olduğunu çok iyi biliyor. CHP'nin PKK terör örgütünün siyasi kanadıyla birlikte siyaset yaptığını çok iyi biliyor. Millet, ayrıca Atatürk'ün kurduğu CHP'yi FETÖ'cülerin ele geçirdiğini de söylüyor. Tekrar söylüyorum illaki diktatör görmek istiyorsanız aynaya bakın. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZİ YÖNETEN VE YÖNETMEK İSTEYENLERE  AKIL VE ŞUUR VERSİN. ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN KİM HAYIRLI OLACAK İSE ONLARI BAŞIMIZA GETİRSİN. ALLAH D EVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Kul kurar kader güler  -Güneş Gazetesi


İsrail'in oynuna ve gazına gelerek 25 Eylül'de bağımsız Kürdistan için referanduma giden Mesut Barzani, Kuzey Irak Kürt bölgesel yönetimi başkanlığını bıraktı. Yani  Mesut Barzani referanduma gitmekle siyasi kariyerinin sonunu getirdi. 1 Kasım itibarıyla görevini kesin olarak bırakacağını açıklayan Barzani, Meclis'e mektup göndererek yetkilerini hükümet ve parlamentoya devretti. Kim bilir belkide yerine yeğen Neçirvan Barzani veya İsrail, Amerika, istedikleri gibi kullanacağı birini Kürt'lerin başına getirir.  İstifa mektubunun Meclis'te okunmasının ardından televizyonda konuşan Barzani, sanki kendi ellerindeki silahları kendileri üretiyormuş gibi, Irak güçlerinin kendilerine Amerikan silahlarıyla saldırdığını ve Amerika'nın buna sessiz kaldığını belirterek eleştirdi. Halbuki peşmergenin elindeki silahlarda Amerika'nın verdiği silahlar. 

Avrupa'nın ajanları ikna etti 

Ah be Barzani ah. Ben sana defalarca Amerika ve İsrail'den dost olmaz, İsrail ve Amerika kullandığı insanları son kullanma tarihi geldiğinde yüz üstü kendi kaderiyle baş başa bırakır demedim mi?  Defalarca şu yahudilere güvenme itibar etme, bunların gözü kulağı farklı oynuyor diye sizi uyarmadım mı? Biz yüzümüzü Türkiye'ye çevirdik dediğinizde, ben de size Saray'ınızda başında Kippa'ları olan yahudileri ima ederek bunların oynuna gelerek sakın Türkiye ile olan dostluğunuzu kaybetmeyin,Türkiye Amerika, İsrail ve Avrupa ülkeleri gibi yalan dolan üzerine politika yapmaz demiştim hatırlıyorsunuz değil mi?  Evet ben sizi Uyarmasına uyardım da her halde İsrail'in ajanları benden daha tesirli çıktı. Bak beni dinlemediğin için şimdi İtibarında gitti. Ne diyelim kul kurar kader güler. Sevgili okuyucularım büyük Ortadoğu projesini bir an önce hayata geçirmek isteyen İsrail, başta Türkiye, Irak ve İran'nın tepkisine rağmen Barzani'yi referanduma gitmeye ikna etti. İkna eden sadece İsrail değil, Fransa, Almanya, İngiltere gibi ülkelerin ajan ve bürokratları, danışmanlık yaptıkları Barzani'yi referanduma ikna ettiler. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan oyunu bozdu 

Barzani gitti peki yerine gelecek olan kişi bağamsız Kürt devletinden vaz mı geçecek, yoksa bugünkü statüsündemi kalacak? Hayır kesinlikle bugünkü statüsünde Kalmaz, kalmaz, kalmaz. Bugün değilsede yarın mutlaka Amerika, İsrail, Fransa, Almanya, İngiltere Kürt devletini kurduracak. Eğer bugün Türkiye'nin sınırlarınıda içine alan bir Kürt devleti kurulmadıysa bilinizki bu oyunu bozan Cumhurbaşkanı Erdoğan'dır. İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'a esas düşmanlıklardan birisi de budur. Allah'ın izni ile Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğu müddetçe bu pis oyunlar hiç bir zaman gerçekleşmeyecektir. Allah korusun 15 temmuz darbe girişimi gerçekleşmiş olsa idi, işte o zaman kanı bozuk şerefsiz FETÖ'cüler, önce ülkemizde iç savaş çıkarıp sonra bu pis oyunu hayata geçireceklerdi. Neyse ki verilmiş sadakamız varmış da şimdilik bu pis oyun bozuldu. Tekrar söylüyorum İsrail'e, Amerika'ya, İngiltere'ye, Fransa'ya güvenip de yola çıkanın akibeti iyi olmaz. İnsan kullanmasını çok iyi bilen bu ülkeler, insanları kullanabildiği kadar kullanır, son kullanma tarihi geldiğinde kullandıkları insanları kaderleriyle baş başa bırakır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH HER KULUNA AKIL VERMİŞ, ALLAH VERDİĞİ AKLI KULLANAN KULLARINDAN EYLESİN. ALLAH ŞER GÜÇLERİN PİS OYNUNDAN ÜLKEMİZİ KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Allah şimdiden rahmet eylesin  -Güneş Gazetesi


Ha kuruldu ha kurulacak derken Meral Akşener sonunda İyi Parti adı altında bir parti kurdu. Kısaca adı İP olan Partinin 200 kişilik kurucuları arasında eski Doğru Yolcu, ANAP'lı, AK Parti'li, MHP'li, CHP'li, Büyük Birlik partili, FETÖ'cüler ve geçmişte partilerine küsmüş olanlar var. Yani daha önceki siyasi hayatlarında partilerinde tutunamamış yer edinememiş eski siyasiler ve eski gazeteciler İP'te toplanmış. Peki ya başka hiç mi kimse yok derseniz? Olmaz olur mu? Kurucular arasında merhum  Muhsin Yazıcıoğlu'nun düşen helikopterinin aranması sırasında ekipleri yanlış yerlere yönlendirdiği iddia edilen Ali Lapanta, 17 Aralık darbe girişiminden hemen sonra FETÖ'nün ilk parti denemesi Merkez Parti'nin genel başkan yardımcılığını yapan ve daha sonra DSP genel başkanlığına soyunan Aydın Tümen'de var. Partinin logosu ise FETÖ'cülerin her toplantılarında yedikleri Maklubeye benziyor. 

Teslimiyetçi sözler 

Meral Akşener'in CNN Türk televizyonunda konuşmasını dinlerken, “Ben cumhurbaşkanı olmak istiyorum” dedi. Ben de diyorum ki Sayın Akşener, 15 temmuz darbe girişiminin arkasında olan, ülkemizi işgal etmek isteyen NATO'ya iltifatlı, Avrupa'ya ise teslimiyetçi sözlerinizle, her şeyden önemlisi bugünkü kadronuzla cumhurbaşkanı filan olamazsın. Meral Hanım, hayırdır Avrupa'nın ve NATO'nun hoşuna gidecek söylemlerde bulunuyorsunuz? Yoksa siz İsrail, Amerika, Avrupa yat denince yatılacak, kalk denilince kalkılacak, otur denildiğinde oturacak eski Türkiye'ye mi dönmek istiyorsunuz? Sevgili okuyucularım tekrar söylüyorum FETÖ'nün son umut olarak gördüğü Meral Akşener, kurduğu İP partisiyle cumhurbaşkanı filan olamaz. 

Türkiye artık eski Türkiye değil 

Millet olarak cenazeye her gittiğimizde ölen tüm rahmetli merhum ve merhumeler için 'iyi biliriz' deriz. Ancak buram buram FETÖ'yü anımsatan İP'e millet, “Biz sizlerin neler yaptığınızı, arkanızda kimlerin olduğunu iyi biliriz” diyecek ve Allah şimdiden sizlere rahmet eylesin diyecek.  Kardeşlerim Türkiye eski Türkiye değil. Bugünün Türkiye'si artık ne NATO'nun ne Amerika'nın nede Avrupa'nın kullanacağı Türkiye hiç değil. Bugünün Türkiye'si eskiden müttefiki olduğumuz ülkelerin şimdi rakibi durumunda. Amerika ve Avrupa çöküşte iken Türkiye, ekonomide savunma sanayisinde, teknolojide büyümekte. Türkiye'nin NATO'ya Avrupa'ya değil, NATO'nun Avrupa'nın Türkiye'ye ihtiyacı var. Türkiye bundan sonra FETÖ'cülerin pis oyunlarıyla ne bölünür nede eskiden olduğu gibi Türkiye NATO ve Avrupa'nın emri altında olur. Türk milleti asla buna müsade etmez. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZİ ŞERLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN, MİLLETİMİZİN İÇİNE FİTNE VE FESATLIK SOKMAK İSTEYEN HERKESİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.