Visitor Counters
Köşe Yazıları



Arama :    

Çakma Gandhi er meydanından kaçıyor  -Güneş Gazetesi


Bir yıldan fazladır CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener, her yerde bir an önce erken seçim olsun diye feryadı figan ediyorlardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hayır erken seçim olmaz, seçim zamanında yapılacaktır” derdi. Ülkemiz üzerinde gördüğümüzün dışında farklı pis oyunları farketmiş olacak ki Devlet Bahçeli, Salı günkü gurup toplantısında, “26 Ağustos’ta erken seçime gidilmelidir” dedi.  Sonrası malum. Ertesi günü MHP lideri Devlet Bahçeli’yle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 Haziran’da erken seçime gidileceğini ilan etti. Devlet Bahçeli’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 'erken seçime gidiyoruz' açıklaması sonrası, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, kameraların önünde, “CHP erken seçime hazır. Bir an önce hemen erken seçim yapılmalıdır” diyorlardı. Ancak yüzlerindeki ifadeler pek öyle söylemiyordu. Yüzlerindeki ifade 'eyvah ne yapacağız şimdi' der gibiydi. 

“Haziranda çiçekler açar”! 

AK Parti'nin ve MHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan. Ya CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı kim? İki gün önce Sabiha Gökçen Havalimanı’nda kameraların karşısına geçen Kılıçdaroğlu, gazetecilerin “Cumhurbaşkanlığına aday olacak mısınız” Sorusuna, “Efendim Haziran’da çiçekler açar, erik ve kiraz ağaçları meyve vermeye başlar, Haziran ayı aydınlık bir aydır” diyordu. Kardeşim bırak çiçeği böceğide aday olacakmısın olmayacakmısın? Açık açık onu söylesene. Anlaşılıyorki meydanlarda, “ben namusluyum, şerefliyim, dürüstüm, benim adım Kemal. Söz veriyorum ben iktidara geleceğim” diyen Kemal Kılıçdaroğlu iktidara gelme niyetinde değil. Yani Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığına aday olmayacak. Hatta Kılıçdaroğlu, CHP olarak başka birisini aday göstereceklerini ima ediyor. Öyle gözüküyor ki, CHP, Meral Akşener’in partisi ve PKK terör örgütünün siyasi kanadı olan HDP’yi de yanlarına alarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın karşısına ortak aday çıkaracaklar. 

Sözünün eriysen meydandan kaçma 

Şimdi ben namusluyum, şerefliyim, dürüstüm diyip, şov maksadıyla Ankara’dan İstanbul’a kadar yürüyen çakma Gandhi Kılıçdaroğlu’na sesleniyorum. Gerçekten söylediğin gibi dürüst, sözünün eriysen er meydanından kaçma ve Cumhurbaşkanlığına adaylığını koy.  Utanmadan diyorsunuz ki, “Efendim iktidar sıkıştığı için erken seçime gidiyor.” Kardeşim kendini güçlü hisseden iktidar erken seçime gider. Madem sen güçlüsün neden o zaman sen kendin aday olmuyorsun da farklı aday arayışına giriyorsun? Yiğitliğin varsa er meydanına sen çık kardeşim.  Milletimiz, Bundan 16 yıl önce Türkiye’nin bir milyar dolar borç almak için İMF’nin ve Dünya Bankası'nın kapısında beklediğini unutmadı. Allah’a şükürler olsun Türkiye bugün İMF’ye borç verebilecek ülke durumuna geldi.  Son 15 yolda Türkiye, kendi savunma sanayiini kurup tankını, füzesini, helikopterini, ağır silahlarını, insansız hava aracını, üretip başka ülkelerede satıyor. İnşallah yakın zamanda savaş uçağımızı ve uçak gemimizi de yapmış olacağız.  Ülkemizin çeşitli yerlerinde yapılan yatırımlar ağır sanayiler başta Amerika olmak üzere Avrupa’yı kıskandırıyor. Milletimiz tüm bu gerçeği gördüğü için 24 Haziran’da her şeyden önce ülkemizin bekası için durmak yok yola devam diyecek. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN KİM HAYIRLI İSE ONU BAŞIMIZA GETİRSİN. ALLAH ÜLKEMİZİ, FİTNECİLERİN, FESATÇILARIN, HASETÇİLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Peki, Deizm’in vebali kimin?  -Güneş Gazetesi


Neymiş efendim Konya’da imam hatip öğretmenlerinin katıldığı bir çalıştayda Deizm’in gençler arasında yaygınlaştığını söylemişler. Yani gençler, hiç bir aracı olmaksızın sadece akıl yoluyla kavranabilecek yalın bir tanrı inancı olan Deizm’e kayıyormuş. Deizm’de Allah var ama din kitap Peygamber yokmuş. Hatta geçmişte bu inanışa sahip biriyle sohbet ederken Deizm’in ne olduğunu o ana kadar bilmiyordum.  Spor yaparken biraz soluklanayım dediğim esnada spor Hocası, yanıma gelerek, “Hocam ben Deistim” dedi. Nedir evladım Deizm dediğimde ise spor hocası, “Hocam, ben Allah’a inanıyorum ama gerisine inanmıyorum” cevabını verdi. Zaten çocuğun suratına baktığımda yüzünde meymenet yoktu. Kullandığı vücut geliştirici hormonlarla kafayı biraz yemiş gibiydi.  Neyse Deizm’in ne olduğunu spor hocası sayesinde öğrenmiş oldum. Deizm gerçekten yaygın mı diyerek bir ay boyunca gençlerle deli dolu sohbetler yapmaya çalıştım. Neşeli sohbetler esnasında arada bir dini konular üzerinede güzel sohbetlerde bulunduk. Gençlerle sohbetimde gördüm ki Deizm’e inanış yaygın filan değil. Yalnız gençler son 20 yıldır gazete ve televizyonlara çıkan sözde hocalara ve ilahiyatçılara gıcıklar. Nasıl olmasınlar ki. 

Gençleri İslam'dan soğutuyorlar 

Bizler bile bazı sözde hocalara, sözde ilahiyatçılara, saçma sapan konuşmalarından dolayı gıcık olup kızmıyor muyuz? cemaat lideri olan sözde bir hoca, kendi televizyon kanalında yanmaz kefen satıp, sattığı kefeni alan kişilerin öldüklerinde ise yanmaz kefenle gömüldüklerinde cehennem ateşinde yanmayacağını söylerse, aynı hoca, terlik satıp, sattığı terliği alan giyen insanların mahşer günü sırat köprüsünden hızla geçeceğini söylerse, yine bu sözde aynı şarlatan hoca, Peygamber efendimizin idrarını içmek sevaptır derse manevi dünyası zayıf olan gençler İslam dininden soğutmaz mı?  Bir başka sözde cemaat lideri, “Bana vahiy geldi. Allah bana dediki ey güzel kulum elini müritlerine öptür. Elini öpen müritlerin senin sayende cennete girecektir. Allah, sen elini müritlerine öptür ve onları cennetten mahrum etme dedi. Bende o vahiden sonra sizlere elimi öptürmeye başladım. Kim benim elimi öperse cennete girer” diyen bu şarlatan sözde hoca, manevi dünyası zayıf olan insanı İslam dininden soğutmaz mı?  İşleri güçleri dünyalık olan, dini kendilerine sermaye eden, gözleri ticarette ve siyasette olan bugünkü cemaatlerin yüzde 99’u insanları dinden soğutmuyor mu? Ya Kur'an-ı Kerim’i, biz insanların bu dünyada yaşarken hayatımıza tatbik etmemiz gerektiğini söylemeleri gereken hocalar, tam tersi Kur'an-ı Kerim’i ölülerin arkasından okunması gereken kitapmış gibi göstermelerine ne demeli? Cenazelerin arkasından ve mevlitlerde para kazanmak için yarışan, cenaze sahiplerinden büyük paralar isteyen ölü okuyucularına ne demeli? Bu ölü okuyucusu olan sözde hocaları gören manevi boşluktaki insanlar İslam dininden soğutmaz mı? 

Kur'an-ı Kerim'den uzak insanlar 

Sanmıyorum Eğer gerçekten İslam dininden uzaklaşıp Deizm’e kayan birileri varsa o kişilerin vebali tek kelimeyle o kişilerin vebali bahsettiğim bu soytarı, şovmen, şarlatan sözde hocalarındır. Kardeşlerim televizyon ve gazetelerde gördüğünüz sözde hocaların çoğu Kur'an-ı Kerim’den uzak olan insanlar. Onlar sadece İslam dinini, Kur'an-ı Kerim’i kendilerine sermaye olarak kullanıyorlar. Şahsen ben inanıyorum ki bu sözde hocaların cemaatlerin çoğunun ipi başkalarının elinde. Kardeşlerim her konuda olduğu gibi dini ve manevi konularda da istismar olabiliyor. Milli değerlerimizde de istismar olabiliyor. Hastalıkta, iyilikte, acı ve kederde istismar edilebiliniyor. Gençler, Kur'an-ı Kerim’in münafıklar diye hitap ettiği, cehennemde dudakları kesilecek olan işte bu sözde hocalardır. Sizler sözde bu hocaların ahlaksızlığına bakıp da Allahın kelamından, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetinden uzaklaşmayın.   Kur'an-ı Kerim bu münafıklara değil, tüm insanlığa hayatlarında tatbik etsinler yaşasınlar diye gönderilmiş bir kitaptır. Birilerinin arzu ve isteği dinsiz bir gençliğin var olması olabilir. Onlar şunu çok iyi bilmelidir ki, kalbe zuhur etmiş olan iman, o kalpten çok kolay söküp alınamaz.  Ben gençlerin İslam dininden uzaklaşıp Deizm’e yöneldiğini sanmıyorum. Yalnız Diyanet İşleri Başkanı'na şunu söylemek istiyorum;  Ülkemizde Son 30 yıldır gerçek takva ehli, islama gönül vermiş, eski hoca efendiler gibi hocalar yetişmiyor. Hoca efendileri ilahiyat fakültelerinden değil, Haseki eğitim merkezi gibi medreselerden güzel takva ehli hoca efendiler yetiştirin. Bugünkü hocaların çoğunun gözü paradan başka hiç bir şeyi görmüyor. Bugünkü hocaların kılık kıyafeti düzgün olabilir, ağızları laf yapıyor da olabilir. Ancak çoğunda ruh yok. Samimiyet yok. Bununda vebali kesinlikle sizlerindir. Kur'an-ı Kerim’e hizmet etme yerine maddeyi ön planda tutan hocaları Diyanet camiasından ve camilerden hemen atın. Aksi taktirde mahşer günü hesap verirsiniz benden söylemesi.  Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GENÇLERİMİZİ ART NİYETLİ KİŞİLERİN FİTNESİNDEN KORUSUN. ALLAH PEYGAMBER EFENDİMİZİN SÜNNETİNİ İCRA EDEN SÖZDE HOCALARA GERÇEK İMANI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


CHP sadece kendine demokrat  -Güneş Gazetesi


İki gün önce arkadaşlarla öğlen yemeğinde buluştuk. Yine sohbetimizin çoğu kısmı iç ve dış siyaset üzerineydi. Arkadaşın biri, “Hocam askerlerimizi ziyarete giden sanatçıları eleştiren CHP’liler için ne düşünüyorsunuz?” CHP’ye yakın olan diğer arkadaş da, “Hocam bence en demokrat parti CHP’dir. CHP, sanatçıları az bile eleştirdi” deyince Arkadaşa şunları söyledim: Evladım sizin gibi CHP’liler, hiç bir şeyden memnun olmazsınız. Zaten CHP’li yöneticiler, 'iktidar dünyanın en güzel işini de yapsa biz yine eleştiririz' diyor. Sizde anlayış kafa bu. Kardeşim kahraman Askerlerimizi sınır bölgesinde ziyaret etmenin ne sakıncası var? Sanatçı bu milletin insanı değil mi? Milletimizin teveccüh gösterdiği sanatçılar, minnet duygularını ifade etmek için elbette kahraman Askerlerimize ziyaret ederler.  1954 yılı Kore savaşında sanatçı Marilyn Monroe, Amerikan askerlerini Kore’de ziyaret etmedi mi? Dahası Amerikan askerleri, Afganistan’ı, Irak’ı işgal ettiğinde Amerikalı sanatçılar ve sporcular kendi askerlerini sıkça ziyaret etmedi mi? 

Başkasına tahammül edemeyen parti 

Kahramanlık destanı yazan Askerlerimizi sanatçılar ziyarete gittiğinde Kılıçdaroğlu neden küplere biniyor? Evladım diyorsun ki 'CHP demokrat parti!' Nerede gözükmüş CHP’nin demokratlığı. CHP başkalarının görüşüne tahammül edemeyen yalnız sadece kendilerine demokrat olan bir partidir.  Kılıçdaroğlu ve yardımcıları diyor ki, 'İktidar, Afrin Zeytin Dalı Harekatı'nı kendisine siyasi rant olarak kullanıyor.' Sivil otorite başarılı olduğunda başarısını kullanyayacak da ne yapacak? Allah muhafaza iktidar, Afrin operasyonunda başarısız olsaydı bu sefer siz başarısızlığı siyasi rant olarak kullanmayacak mıydınız?  Geçmişte eski İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher, Arjantin açıklarında bulunan Falkland adasını geri aldığında lakabı 'Demir Lady' olmuştu. Ey Kılıçdaroğlu, ey CHP’liler, ey FETÖ’cüler, ey kanı bozuk şerefsiz PKK’lılar. Şunu çok iyi biliniz ki kararları her zaman sivil irade alır. Sivil irade aldığı kararlarda başarı elde ettiğinde ise mutlaka o başarıyıda kullanır.   Şimdi, “Hocam Afrin harekatı askerlerin başarısı” diyebilirsiniz. Doğru Afrin harekatı kahraman askerlerimizin başarısıdır. Ancak asker kendi başına düşünüp Afrin’e girelim kararı almadı. Sivil irade emretti asker de sivil iradenin emrini uyguladı. 

Sosyal medya nasıl kandırıyor? 

Şunu sakın unutmayın ki demokrasi olan ülkelerde her zaman karar verme yetkisi sivil iradeye aittir deyince arkadaş, “Hocam çok haklısınız. Valla ne bileyim şu sosyal medya kafamızı karıştırıyor” dedi. Sosyal medya kafamızı karıştırıyor diyen arkadaşa dönerek, “Evladım bildiğim kadarıyla sen iki üniversite bitirdin değil mi? 'Evet Hocam.' Evladım senin gibi okumuşlar, sosyal medyanın oynuna geliyorsa vay cahilin haline” dedim.  Görüyorsunuz değil mi? Sosyal medya denen fitne dünyası okumuş insanları bile nasılda kandırıyor. Gerçi aklı başında olan biri işini gücünü bırakıp avam avam sosyal medyayla ilgilenmez. Yahudi'nin kurduğu sosyal medyadan ne hayır gelir? İnanıyorum ki şu sosyal medya denen fitne dünyası, dünyayı karıştırmak İçin yahudiler tarafından bilinçli olarak kuruldu.  Sosyal medya sayesinde fitnelik fesatlık arttı. İnsanlar bir birinden şüphe eder oldu. İnsanlar bir birini karalayıp iftiralar atar oldu. Sosyal medya sayesinde İnsanlar milli ve manevi dünyadan uzaklaştı. Her şeyden önemlisi s syal medya toplumları kutuplaştırdı.  “Peki Hocam iyi has konuşuyorsunda bu sosyal medya fitneden nasıl kopacağız? Çaresi nedir” derseniz? Kim ne derse desin, kim ne tepki verirse versin. Çaresi sosyal medya denen fitne yuvasını tamamen kapatmak gerekir. Ha bu arada cumartesi günkü yazımda Kılıçdaroğlu’na danışmanın olayım teklifim Hale’n geçerlidir. Tabi profesyonel olarak. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE ŞUUR VERSİN. ALLAH CÜMLEMİZİ PİS TUZAKLARDAN UZAK EYLESİN. ALLAH DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN, FİTNE VE FESATLIĞA GELMEDEN GÜZELİM ÜLJEMİZDE CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Yalaka Arap liderler  -Güneş Gazetesi


Valla kimse kusura bakmasın ama akıllı ve zeki olan insanları daha çok severim. Mesela Amerikan Başkanı Trump’ı akıllı ve kurnaz olduğu için sevdim. Kolay mı işadamı olup da Amerika’ya başkan olmak. Kolay mı başkan olduktan sonra Amerika’yı ve dünyayı yönetmek. Bu başarıya ulaşmak için akıllı ve zeki olmak gerekir değil mi? Başkan Trump, seçim süreci boyunca ne söylediyse hepsini de aynen yerine getiriyor.  Trump, “Ortadoğu’da huzuru sağlayacağız! Ancak masraflarımızı zengin Arap ülkelerinden alacağız” demişti. Trump, 'sizi koruyorum' diyerek Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinden milyar dolarlar aldı. “İnsan kaçakçılığını önlemek için Meksika sınırına duvar öreceğim ve parasını da Meksika’dan alacağım” dedi. Aynen de öyle yaptı. “Ben İsrail’in menfaatlerini savunmak için başkan oldum ve Amerikan Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyacağım” dedi. Trump, uyarılara rağmen İsrail’in çıkar ve menfaatlerine göre hareket ettiği gibi İsrail’in Amerikan Büyükelçiliği'ni Kudüs’e taşıyor. 

Amerikalı yatırımcılar çekiliyor 

“Trump, Amerikan parasını korumam gerekir, Amerikalı yatırımcılar, yatırımlarını başka ülkelere değil, kendi ülkelerine yapmalıdırlar” dedi. Bugün Amerikalı yatırımcılar, yatırım yaptıkları ülkelerden paralarını çekmeye başladı. Son günlerde İran’da, Rusya’da, ülkemizde Euro ve Doların yükselmesinin asıl sebebi de budur. Yabancı yatırımcılar zarar etmeyi göze alarak paralarını ülkemizden çekiyor. Trump, “Arap ülkelerinde çok para var, Araplarla ticaret yapmalıyız” dedi. Bu sözlerin hemen ardından şeytani planla Ortadoğu ülkelerini birbirine düşüren Trump, Suudi Arabistan’a 500 milyar dolar değerinde ağır silah sattı. Suudi Arabistan, Amerika’dan 500 milyar dolara ağır silah aldıktan sonra yine başını Suudi Arabistan’ın çektiği Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır ortada hiç bir sorun yokken Katar’ı işgal edeceklerini söyledi. Dünya, “Allah Allah Ortadoğu’da yeni bir kriz mi çıkıyor” dedi? Dünya şaşkınlık içindeyken,Trump bu sefer Katar’a 300 milyon dolarlık güdümlü füze sattı. Soruyorum şimdi ben böylesi akıllı zeki Trump’ı sevmeyipte, geri zekalı aptal Arap Kral ve Emirleri mi seveyim? Trump, Dünyayı karıştırmış, Müslümanları birbirine düşman etmiş veya Müslümanları birbirine öldürtmüş sanki umrunda. 

Hangi amaca hizmet ediyorlar? 

Trump ,Müslümanlara düşman olduğunu zaten seçim mitinglerinde söylüyordu. Bu sarı saçlı, mavi gözlü şeytan adam, kendi maddi ve dini menfaatleri doğrultusunda hareket ediyor. Adamların amacı İslam alemini ortadan kaldırmak. Peki İslam alemindeki krallar, emirler, prensler ne işe yarıyor? Hangi amaç doğrultusunda hareket ediyorlar? Onlar da İslam dinine ve ülkelerine hainlik yapıyorlar. Onlar postu deldirmemek, koltuğu, saltanatı kaybetmemek için İsrail ve Amerika ne derse onu yapıyorlar. Şahsen ben İslam ülkelerini idare eden çoğu kral, emir ve prensin samimi birer Müslüman olduklarına inanmıyorum.  Müslüman adam vakur olur, Müslüman adam şer güçlerin, ehli küfrün oynuna gelmez. Müslüman olan biri dinine, ülkesine ve milletine ihanet etmez. Bu salaklar, ancak Trump’la, Macron’la, İngiltere Kraliçesiyle selfie çektirmek için yarış etsinler. Demek ki bunlara şey yapan daha makbul oluyormuş. Kardeşlerim Allah aşkına ne olur uyanık olalım uyanık. Biz Müslümanların üzerinde ne türlü pisliklerin döndüğünü görün. Şerefsizler, hem elimizde avucumuzda ne varsa alıyorlar. Hemde bizi birbirimize düşman edip öldürtüyorlar.  Bakın Suudi Arabistan’ın tıfıl veliaht Prensi Selman, Amerika’nın isteği üzerine terör örgütü PKK’ya Irak üzerinden 300 TIR dolusu yardım konvoyu gönderdi. Bu mu Müslümanlık? Bu mu İslami düşünceye sahip olmak? Hay bunların kalıbına tüküreyim. Bunlar adam olmaz kardeşlerim adam olmaz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH HEPSİNE ŞUUR VE İMAN NASİP ETSİN. ALLAH ,İSLAM ALEMİNİ BU KANSIZ KRAL, EMİR VE PRENSLERDEN KURTARSIN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA BİRLİK VE BERABERLİK NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Evladım cinnet geçiriyorsan doktora git  -Güneş Gazetesi


Bunca haddini bilmez kişi yetmezmiş gibi şimdi de başımıza Yunanlı salak çıktı. Savaş çığırtkanlığı yapan Yunanistan Savunma Bakanı Kammenos, Türkiye’yi gören İkarya Adası’ndan haddini aşan küstah tehditler savurdu. Atalarını 1922’de denize döktüğümüzü unutan şovmen kılıklı salak Yunan Savunma Bakanı Kammenos, “Türklerin cesareti varsa, topraklarımızın bir santimine yaklaşsınlarda görelim, Yunanlılar Türkleri ezer geçer” dedi.  Yunan adalarına 3500 asker yığdıklarını ve yakında 3500 asker de Türkiye ile Meriç nehrinin çizdiği kara sınırına göndereceğini söyleyen bu salağa ben ne diyeyim. Ah be geri zekalı, ne içitin de böyle boyundan büyük sözler sarf ediyorsun? Sen önce karnını nasıl doyuracağını bir düşünsene. Sırtını dayadığın Avrupa Birliği'ne mi güveniyorsun? Kime güvenirsen güven, Allah’ın izni ile topunuzun kökünü kazırız. 

Türk donanması orada bekliyor 

“Nasıl olsa Türkiye, bugünlerde FETÖ’yle, PKK’yla ve sınır ötesi operasyonlarla meşgul, biz de bu fırsatı kaçırmayalım diyorsunuz” öyle mi? Fırsat bu fırsat deyip Akdeniz’de doğalgaz kaynaklarına konacaksınız öyle mi? Yedirmeyiz oğlum yedirmeyiz. Akdeniz’in doğalgazında, doğal zenginliklerinde Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin de hakkı var.  Hadi sıkıyorsa Akdeniz’de Türkiye’nin rızası olmadan doğalgaz çıkarın da görelim. Türk donanması orada bekliyor evladım.  Be salak madem, “Güçlüyüz, Türkleri yeneriz” diyorsun! Peki o zaman sizi korumak için Avrupa Birliği'nin NATO’suna ait ortak filoyu neden Akdeniz’e çağardınız? Ah be salaklar, baktınız gördünüz ki Türkiye’nin şakası yok Avrupa Birliği'ne, “Gelin bizi koruyun” dediniz. Evladım eğer cinnet filan geçiriyorsan doktora gidiver belki doktor sana faydalı olur . 

Fetö'cüleri niye iade etmediniz? 

Yunan Başbakanı Çipras diyor ki, “Türkiye iyi niyet göstergesi olarak tutuklu Yunan askerlerini serbest bıraksın”. Be şerefsizler, 15 Temmuz darbe girişiminde yüzlerce insanımızı şehit eden ve binlerce insanımızı da yaralayan FETÖ’cü teröristler size sığındığında siz neden iyi niyet ve iyi komşuluk göstergesi olarak FETÖ’cü teröristleri bize iyade etmediniz?  Demek ki sizler iyi niyetli iyi komşu değilsiniz. Hiç bir zaman ne siz, ne de Haçlı dünyası Türkiye’ye karşı iyi niyetli olmadı. Kardeşlerim görün Haçlı zihniyetini Haçlı ordusunu? Görün sıkışınca nasıl da bir araya geldiklerini. Bir birlerini nasıl da koruduklarını görün. Biz Müslümanlar da Haçlı dünyasında olduğu gibi bir birimize sahip çıkalım. Etnik kimliğe coğrafi yapıya, cemaatlere göre değil, ümmeti Muhammed şuuruyla biz müslümanlar bir birimizin yanında olmalıyız. Bir birimize sahip çıkmalıyız. Devletimizin menfaat ve çıkarlarını düşünerek hareket edelim. Güzelim ülkemizi batırmak, bölüp parçalamak için görün neler yapıyorlar. Allah muhafaza en ufak sıkıntıda bu Haçlı dünyanın leş yiyicileri gelip topraklarımıza konar benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH HİÇ BİRİNE FIRSAT VERMESİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARI KENDİ RIZASI İÇİN BİR BİRİNİ SEVENLERDEN EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE, HUZURUMUZA ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Ver Selman ver  -Güneş Gazetesi


İsrail ve Amerika’nın Ortadoğu projesi nedeniyle Suriye 6 yıldır iç savaşın içinde. Dolayısıyla iç savaş nedeniyle Suriye’de yüz binlerce insan Esad güçleri, Rus ve Amerikan ordusu, PKK, PYD VE YPG’li teröristlerce bombalanarak öldürüldü. Yüz binlerce Suriyeli canlarını kurtarabilmek için evini işini bırakıp başka ülkelerin şefkatine sığındı. Zaman zaman 'ateşkes ilan ediyoruz' yalanları yapılmış olsa da insanları ateşkese rağmen öldürmeye devam ettiler. Suriye’de sadece İsrail, Amerika, PKK, YPG ve PYG yok. Çin, Rusya, Fransa, Almanya, İsveç, Kanada, İngiltere yani ne kadar leş yiyicileri varsa hepsi de Ortadoğu’da, İslam topraklarında bulunuyor. İnşallah Ankara’da yapılan üçlü zirve işe yarar da bu leş yiyicilerin katliamları Ortadoğu’da son bulur.  Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ev sahipliğinde Türkiye, Rusya ve İran’la üçlü zirve gerçekleşti. Zirve sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya lideri Putin ve İran lideri Ruhani, “Suriye’nin toprak bütünlüğü korunmalıdır. Suriye’de savaş son bulmalıdır” dediler. 

Suudi Arabistan tedirgin oldu 

Peki Suriye’deki gelişmelerle ilgili Amerika ne diyor? Amerikan Başkanı Donald Trump, iki kez Suriye’den çekileceğini söyledi. Trump, “Suriye’den çekileceğiz” dedi demesine de, Amerika’nın derin devleti, “Henüz Suriye’de işimiz bitmiş değil, yani Suriye’de Kürt devleti kuruncaya kadar kalmalıyız” diyor. Amerikan Başkanı Donald Trump’ın, “Suriye’den çekileceğiz” sözleri Suudi Arabistan’ı tedirgin etti. Suriye’nin varlığından rahatsız olan Suudi Arabistan, “Amerika Suriye topraklarından asla çekilmemelidir” dedi. Trump da haklı olarak, “Suudi Arabistan Suriye topraklarından çekilmemizi istemiyor ise o zaman masrafımızı karşılaması gerekir” deyince Suudi Arabistan’ın tıfıl veliaht Prensi Muhammed Selman, “Tamam yeterki Suriye’de kalın parayı vermeye hazırız” dedi. Vah zavallı vah. Amerika, İsrail, İngiltere ve Avrupa sizin gibiler olmasa nasıl ayakta kalacak? 

İslam alemine bela olacak 

“İsrail’i tanımaya ve İsrail’le gizliden değil, açıkça iş yapmak istiyoruz” diyen tıfıl Prens Selman, öyle gözüküyor ki İslam alemine bela olacak. Bu tıfıl prens, ne içiyor, ne kullanıyor bilmiyorum ama bildiğim tek şey bu tıfıl çocuğun kafayı iyice yemiş olması. Tıfıl Prens Selman ve danışmanları İsrail ağzıyla konuşarak, “Türkiye Afrin’den çekilmeli ve büyük Kürdistan devleti kurulmalıdır” dediler.  Kardeşlerim inanın bizim bizden başka hiç dostumuz yok. Rusya’ymış, İslam ülkeleriymiş, filanca filan ülkeler bizim dostumuzmuş! Hepsi yalan . Bizim dostumuz filan yok. Bunlar geçmişte olduğu gibi fırsat bulduklarında inanıyorum ki bize kazığın büyüğünü atarlar. Kardeşlerim ehli küfür Haçlı topluluğu, biz Müslümanların içine fitne sokup bizi bir birimize kırdırıyor. Sonra Müslüman topluluğunu istediği gibi bölüp parçalıyor, yönetiyorlar.  Bu leş yiyicisi ehli küfür Haçlı topluluğu, Fetullah Gülen denen şerefsiz münafığın yetiştirdiği ordumuzun devletimizin içine sinsice sızan FETÖ’cüleri kullanarak ülkemizi Gezi olayları, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimiyle bölüp parçalamak istediler. Ülkemizi Irak, Yemen ve Suriye gibi yapacaklardı. Allah’a şükürler olsun ki başımızda dik duran bir Cumhurbaşkanı var da yakayı kurtardık. Soruyorum tüm bu pisliklerin karşısında biz ne zaman uyanacağız? Birbirimize karşı ne zaman samimi olacağız? Biz Müslümanlar, ne zaman ehli küfür Haçlı topluluğunun karşısında birlik içinde olacağız? Eğer İşimizde, dostluğumuzda, arkadaşlığımızda ve inancımızda samimi olmadığımız müddetçe biz Müslümanların bir araya gelmesi mümkün değil. Genelde samimi olmadığımızdan dolayı Allah başımıza ehli küfür topluluğunu bela ediyor. Dost acı konuşur misali ben de sanırım biraz açık konuştum. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZ MÜSLÜMAN TOPLULUĞUN İÇİNE SAMİMİYET NASİP ETSİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARI EHLİ KÜFÜR HAÇLI TOPLULUĞUNUN KARŞISINDA GÜÇLÜ KILSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Danışmanın olayım Kemal  -Güneş Gazetesi


Sanatçıların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte sınıra giderek kahraman askerlerimize verdiği desteği içine sindiremeyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sanatçılara hakaretlerde bulundu. Medyada, “Sanatçılara yaptığınız hakaretlerden dolayı rahatsız mısınız” sorusuna, “Hayır sözlerimin arkasındayım, az bile söyledim” dedi.  Elbette başta sanat camiası olmak üzere toplumun her kesiminden Kılıçdaroğlu’na tepki yağdı. Kılıçdaroğlu bu haftaki gurup toplantısında tahammülsüzlük, basiretsizlik, hezeyan boyutlarını aşarak kürsüden gaza gelerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yine haketlerde bulundu. Tabi doğal olarak avukatları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaretlerinden dolayı Kılıçdaroğlu’na 500 bin liralık manevi tazminat davası açtı. 

Hakaretle iktidara mı geleceksin? 

Ah Kılıçdaroğlu ah. Ne yapmak istiyorsun? Stratejin ne? Ağızından çıkan hakaret içerikli sözlerle iktidara geleceğini mi sanıyorsun? Kılıçdaroğlu’na merak ettiğim için soruyorum; Bu hakaretleri, siyasi çapsızlıktan ve yetersizlikten dolayı mı yapıyorsun? Yoksa sana taktik verenlerin oynuna mı geliyorsun? Kılıçdaroğlu sana kim taktik veriyorsa bilki o taktik verenler seni yanlış yönlendiriyor. Sen ağızını bozarak değil iktidara gelmeyi, iktidara gelmeyi rüyanda bile göremezsin. Sana tavsiyem çevrende seni yanlış yönlendirenleri temizle. Eğer seni yanlış yönlendirenleri temizlemezsen seni bir kenara bırakalım CHP’yi batıracaklar. Ha, “Hoca ne yapayım beni yönlendirecek adam bulamıyorum” dersen ara beni bu işi profesyonel olarak konuşalım. İnan ben sana çok daha faydalı olurum.  Derim ki ey Kılıçdaroğlu, o aşağıladığın hakaret ettiğin sanatçılar şov yapmaya değil, kahraman askerlerimize moral vermek için sınır bölgesine gittiler. Diyorsun ki Cumhurbaşkanı Erdoğan neden kamuflaj kıyafeti giydi. Kardeşim Erdoğan Cumhurbaşkanı ve ordununda Başkomutanı değil mi? Elbette baş komutan olduğu için askeri kamuflaj giyer. 

Sen askerlerimizi ziyaret etmezsin 

Eğer senin de içinde Afrin’de destan yazan kahraman askerlerimizi ziyaret etme gibi bir düşünce varsa git sen de kamuflaj giy. Ama sen PKK terör örgütünü darmadağın eden, şerefsiz kanı bozuk teröristleri analarından doğduğuna pişman eden kahraman askerlerimizi Afrin’e gidip ziyaret edemezsin. Çünkü ittifak içinde olduğunuz PKK’nın siyasi kolu olan HDP’yi üzmekten korkarsın. Ey Kılıçdaroğlu, seçim zamanı yaklaştıkça FETÖ ağzıyla konuşup hakaretlerde çıtayı yükseltiyorsun. Hakaret etmeyi bırak da 2019 seçimlerinde millete ne vaadde bulunacaksın onu söyle.  Ey millet biz iktidara gelirsek projemiz şunlardır. Biz iktidara gelirsek Türkiye’yi daha ileriye götüreceğiz desene. Diyemiyorsun, çünkü iktidara geleceğine sen kendinde inanmıyorsun. Bak tekrar söylüyorum. Gerçekten iktidara gelmek istiyorsan gel profesyonel olarak oturup konuşalım. “Tamam hoca oturup bu işi profesyonel olarak konuşalım, senin tavsiyelerine hazırım” dersen. Size ilk tavsiyem şu olur. “Partiniz CHP ve sizin için hayırlı olan CHP genel başkanlığını bırakmanızdır” derim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH HERKESE HAKLARINDA HAYIRLI OLANLARI NASİP ETSİN. ALLAH TEMİZ AHLAKA SAHİP, TEMİZ AĞIZLI SİYASİLERİ ÜLKEMİZİN BAŞINA GETİRSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Ülkemizde sezaryen neden artıyor?  -Güneş Gazetesi


Gelişmiş medeni ülkeler, hamile kadınları normal doğuma teşvik ederken, dünya genelinde ve bilhassa Avrupa'da bilim adamları kadınları normal doğuma teşvik ederken, Dünya Sağlık Örgütü, 'sezaryende ölçü kaçırıldı' uyarıları yaparken neden benim ülkemde doğumların yüzde 53'ü sezaryenle yapılıyor?  kendi alanında dünyada büyük üne sahip profesörler, normal doğum yapan kadının kendi sağlığı için iyi olacağını söylerlerken neden bizim ülkemizde sezaryenle doğumda artış var? Kendi pr'larını yapmak için televizyon kanallarını işgal eden bizim profesörler, kadın doğum uzmanları, yoksa sezaryenin kadının sağlığı açısından kötü olduğunu bilmiyorumu? 

Ülkemizde her şey istismar ediliyor 

Bakın dünyada ilk suda doğumu gerçekleştiren ve normal doğum konusunda yaptığı çalışmalarla tanınan doktor Michel Odent, “Sezaryeni düşürmek için doğumu anlamak şart. İnsan olmanın gereği normal olarak doğumamızdır. Kadının hormonal akışının da normal olduğunu kabul ediyoruz. Anneden gelen mikroplara sarılmış olarak bebeğin dünyaya gelmesi daha iyidir” diyor.  Sevgili okuyucularım ne yazık ki bizim ülkemizde bebek, çocuk, yaşlı, acı, keder, ölüm hep istismar ediliyor. Bazı kadınlarımız, aman vücudum genişlemesin,fiziğim bozulmasın veya filanca arkadaş Sezaryenle doğum yaptı hadi ben de yaptırayım diyor. Halbuki normal doğumun verdiği annelik duygusunu sezaryen veremez. Dünyaca ünlü bilim adamlarının da söylediği gibi kadın sağlığı açısından normal doğum daha iyidir. Normal doğumla kadın vücudu daha çabuk toparlanır ve doğumla mikropların vücuttan atılması daha hızlı olur. Ya peki bizim bazı kadın doğum uzmanlarımız?  Maalesef bizim kadın Doğum uzmanlarımızın çoğu paranın peşinde. Kadın hamileliği boyunca doktor kontrolünde hiç bir sıkıntısı yokken tam doğum esnasında işler tersine gitmeye başlıyor. Çocuk dünyaya gelmenin heyecanıyla olsa gerek ki, doktor birden, “Aaa çocuğun boynuna kordon dolanmış, aaa çocuk ters dönmüş” yalanlarıyla kadını direk ameliyathaneye alınıp sezaryenle doğumu gerçekleştirir. 

Sezaryen'den uzak durun 

Ulan çocuğun iki saat önce hiç bir şeyi yokken nasıl olurda birden tepetaklak ters dönüp boynuna korkun dolandı. Bilhassa gözünü para bürümüş olan özel hastanelerde böyle olur. Peki sezaryenle doğum yapan kadın kaç çocuk dünyaya getirir? En fazla iki çocuk. Hanım kardeşlerim önce kendi sonra ise doğracağınız bebeğin sağlığı için sezaryenden uzak durun ve normal doğumu tercih edin. Tabi gerçekten Doğum esnasında Anne'nin hayatı söz konusu olduğunda o zaman sezaryenle doğum yapın. Yetkililere derim ki eğer istismarcı hastaneler ve doktorlarla yakın ilişki içinde değilseniz siz bu işi başarırsınız. Hangi doktor normallerin üstünde sezaryenle doğum gerçekleştiriyor ise o doktora ya ağır cezalar verin ya da diplomasını iptal edin. Hangi hastane hastalarını istismar ediyor ise o hastaneye de çok ağır cezalar kesin veya o hastaneleri kapatın. İşte o zaman bilinizki ülkemizde sezaryen oranı yüzde 53'ten çok daha aşağılara düşecektir. Ne diyeyim CANAB-I ALLAH HEPİMİZE DEVLETİMİZE VE MİLLETİMİZE HAYIRLI EVLATLAR NASİP ETSİN. ALLAH CÜMLEMİZE HELALİNDEN HAYIRLI BEREKETLİ KAZANÇLAR NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


O hainler kadar olamıyor muyuz?  -Güneş Gazetesi


Diyorlar ki FETÖ’cüler, PKK’lılar Amerika’da, Almanya ve dünyanın birçok ülkesinde Türkiye’yi karalıyor. Diyorlar ki, FETÖ’cüler, PKK’lılar bulundukları ülkelerin dışişlerinde, meclisinde, bakanlıklarında lobi oluşturmuşlar. Diyorlar ki FETÖ’cüler, PKK’nın şerefsiz teröristleri, yurt dışında Türkiye ve Erdoğan düşmanlığı yapıyorlar. Diyorlar ki, FETÖ’cüler ve PKK’lılar bulundukları ülkelerle bizim aramızı açıyorlar. Evet çok doğru söylüyorlar.  FETÖ’cüler ve PKK’lı şerefsizler, bulundukları ülkelerde Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanımıza yönelik karalama kampanyaları yapıp iftiralarda bulunuyor. Peki bu şerefsiz hainler, ülkemize karşı bu şerefsizlikleri yaparken, iftira ve karalamalarda bulunurken biz ne yapıyoruz? FETÖ’cüler ve PKK’lılar, bulundukları ülkelerde lobi çalışması yaparken, o ülkelerde bulunan Türkiye’nin büyükelçileri, ataşeleri ne yapıyor? Veya bizim bakanlarımız, milletvekillerimiz, bürokratlarımız ne yapıyor? Bizimkilerin kafası bu hainlerin kafası kadar çalışmıyor mu? 

Lobicilik faaliyeti geliştirilsin 

Neden aklı başında, kültürlü, dış ve iç siyaseti çok iyi bilen, milli şuura sahip insanlarımız dış ülkelere gidip lobi çalışmalarında bulunmuyor? Neden başbakanlık ve bakanlık yetkilileri, Amerika’ya, Avrupa’ya veya aramızın açık olduğu ülkelere gidipte terör örgütlerinin iddialarını çürütmüyorlar? Bizim neden Amerika’da, Birleşmiş Milletler ve NATO binasında lobi faaliyetlerini yürütecek bürokratlarımız yok?  Kardeşim NATO üyesi olmayan İran’ın bürokratları NATO binasından çıkmıyor. İranlı ve İsrailli bürokratlar, lobi çalışmalarından dolayı Birleşmiş Milletler binasından çıkmıyorlar. Biz bunlar kadar olamıyor muyuz? Derim ki, yurt dışına çıktığında kendisini bir şey sanıp yan gelip yatmayan, bar, pavyon gezmeyen, otel lobilerinde viski yudumlamayan, milli ve manevi şuura sahip olan gazetecileri, iş adamlarını, bürokratları, siyasileri ülkemizin çıkar ve menfaatlerini gözetmeleri için sık sık yurt dışına gönderilsin. 

Şikayetçi olma hakları olamaz 

Bu insanlar, bulundukları ülkelerde, Birleşmiş Milletler ve NATO binasında lobi faliyetlerinde bulunmalıdırlar. Yoksa gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Teröristler, inandıkları yolda devam edip, amaçlarına ulaşmak için yılmadan dünyanın her yerinde ülkemizi karalarken bizim bürokratların şikayetçi olma hakkı olamaz. Yok arkadaş yok. Sen oturacaksın, hiç bir şey yapmayacaksın, sonra terör örgütleri Türkiye’yi karalıyor diyeceksin öyle mi? Artık bırakalım şikayeti bir kenara da lobi faaliyetlerine önem vermelim önem. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZİN LOKMASINI YİYİP DE HAİNLİK YAPANLARI HELAK ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN ŞEREFSİZLERİN KÖKÜNÜ KURUTSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Soykırımcı Fransa’nın Afrin endişesi  -Güneş Gazetesi


Kendi geçmişine bakmayan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, utanmadan sıkılmadan Türk askerini Afrin’de işgalci olmakla suçladı. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı arayan Macron, Türk askerinin Afrin’de oluşundan dolayı çok rahatsız olmuş. Evladım sen her halde Fransa’yla Türkiye’yi karıştırıyorsun. Bizim geçmişimizde sizin geçmişinizde olduğu gibi soykırım yapmak, esir alınan kadınlara tecavüz etmek, sömürmek, insanların dinini değiştirmek yok.  Bizim geçmişimizde vicdan, merhamet, insanların huzur içinde yaşaması ve insanların namusunu, şerefini korumak var. Macron’a tavsiyem kendi yakın tarihlerine bakmasıdır. Cezayir’de 1.5 milyon insanı katleden Fransa, işgal ettiği ülkeleri iliğine kadar sömürdü. Yakın tarihte tam 23 Afrika ülkesini işgal eden Fransa, 1964’ten bugüne 10 ülkeye askeri operasyon düzenledi. İşgal ve soykırım ülkesi Fransa, 1958 ile 2014 yılları arasında 14 ülkeden koloni vergisi adı altında toplam 300 milyar dolar haraç aldı. 

15 Afrika ülkesinin resmi dili Fransızca 

İşgal ettiği bazı ülkelerin liderleri Fransa’nın bu sömürülerine son vermek isteyince o liderler, ya darbeyle ya da iç savaş nedeniyle iktidardan indirildi. Fransa’dan çok uzakta olmalarına rağmen işgalin kalıcı etkilerinin hala sürdüğü 15 Afrika ülkesinin resmî dili Fransızcadır.  Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Sarkozy, seçim kampanyası için Libya’nın eski lideri Kaddafi’den milyon dolarlar aldı. Ya sonra fırıldak Sarkozy, Kaddafi’ye kalleşlik yapıp Libya’nın tepesine bombalar yağdırarak Kaddafi’yi acımasızca, şerefsizce öldürüp Libya’yı yaşanmaz kıldı. Kaddafi sonrası Libya’da bugün iç savaş devam ediyor. Libya’da huzur yok. Tüm bunların sebebi Fransa’dır. Şimdi tüm bu pislikler üzerindeyken Fransa’nın Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı arayarak Türk askerinin Afrin’de oluşundan kaygı duyduğunu söylüyor. Vay iki yüzlü sahtekarlar vay. Vay timsah karekterli leş yiyicileri vay. Aynaya bakmadan, utanmadan, sıkılmadan Türkiye’ye uyarılarda bulunuyorsun? 

Yıllardır PKK'ya destek verdiler 

Yıllardır Fransa değil mi PKK terör örgütüne destek olan? Fransa Cumhurbaşkanı Miterantın karısı değil mi Kandil’e gidip PKK’nın şerefsiz ele başlarıyla görüşen? Kardeşlerim görün şu iki yüzlü münafık Avrupa’yı. Bu iki yüzlülerin tek amacı var. Amaçları Türkiye’yi, PKK, PYD, YPG ve Fetöcülerle birlikte bölüp parçalamak. Türkiye’nin Afrin’e girmesiyle bu hainlerin tüm pis oyunları bozulmuş oldu. Evet, Allah’ın izni ile Türkiye, Amerika’nın, İsrail’in, Avrupa’nın, Rusya’nın, NATO ve Vatikan’ın desteklediği terör örgütleri PKK’yı, YPG’yi PYD’yi ve diğer terör örgütlerini temizleyecek. Türkiye bekası ve güvenliği için gerekirse Suriye ve Irak’ın topraklarında her daim bulunacaktır. Yalnız bu iki yüzlü Avrupa’nın, Amerika’nın, İsrail’in, Rusya’nın, NATO ve Vatikan’ın ülkemiz üzerinde pis oyunları bitmeyecektir. Bizler şer güçlerin pis oyunlarına karşı çok uyanık olalım. Bizler, ülkemiz üzerinde oynanmak istenen oyunlara gelmeyelim. Bizler güzelim ülkemizde din, dil, ırk ayrımı olmadan bir birimizi samimi duygular içinde sevelim, sayalım. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE KİM PİS OYUNLAR OYNUYOR İSE HEPSİNİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


“Hocam, Erdoğan’a neden düşmanlar?”  -Güneş Gazetesi


Pazar günü bir gurup arkadaşla sohbet ederken arkadaşlar, “Hocam bu Amerika ve Avrupa Cumhurbaşkanımız Erdoğan’dan ne istiyor? Bunların Erdoğan düşmanlığı neden kaynaklanıyor? Hocam, terör tehlikesi bitti mi? Hocam, Cumhurbaşkanı Erdoğan 2019’da tekrar seçilir değil mi?” Diğer arkadaş, “Hocam Cumhurbaşkanımızın mutlaka seçilmesi gerekir, yoksa ülke olarak büyük sıkıntıya gireriz” deyince bir diğer arkadaş ise, “Hocam, sizin deyiminizle şer güçler ülkemizi bölüp parçalamanın peşinde Allah muhafaza bir aksilik olursa gerçekten biteriz” dedi.  Arkadaşların tedirginliklerini gidermek için şunları söyledim: Rahat olun. Milletimiz uyandı. Türkiye eski Türkiye değil. Milletimiz ülkemizin üzerinde oynanan pis oyunların farkında. Her ne kadar İsrail’in, Amerika’nın, Avrupa’nın, NATO’nun, Vatikan’ın desteklediği sözde sivil toplum örgütleri, FETÖ’cüler, Kılıçdaroğlu, Akşener ve PKK’nın siyasi kanadı HDP Erdoğan’ı yok etmek isteseler de millet buna müsade etmeyecek. 

Türkiye büyük hamleler yaptı  

Dediğim gibi Türkiye eski Türkiye olmadığı için milletimiz gerçeği net bir şekilde görüyor. Bazı okuyucularım zaman zaman bana Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı destekliyorum diye hafiften dokunuşlarda bulunuyor. Kardeşlerim Cumhurbaşkanı Erdoğan, benim babamın oğlu filan değil. Körü körüne birini destekleyecek biri de değilim. Ancak söz konusu ülkemizin bekası ise işte o zaman ben ülkemizin bekası için en hayırlı olanı desteklerim. Şunu sakın unutmayın ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, başta Amerika olmak üzere emperyalist güç odaklarına karşı bağamsızlık mücadelesi veriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan sayesinde 40 yıldır başımıza bela olan terörden kurtuluyoruz.  Görüyorsunuz İsrail’in Amerika’nın, Rusya’nın, Avrupa’nın, NATO ve Vatikan’ın desteklediği kanı bozuk olan şerefsiz PKK’lılar, PYD’liler, YPG’liler kaçacak delik arıyorlar. 2002’den beri Erdoğan sayesinde Türkiye, ekonomi, sanayi ve savunma sanayisinde büyük hamleler yaptı. Erdoğan sayesinde Türkiye, iç ve dış politikada kendisini yeniledi. 

Mazlumlar Erdoğan'a dua ediyor 

Bunlar güçlü liderin yapacağı işlerdir. Erdoğan sayesinde Türkiye bölgenin güçlü ülkesi oldu. Mazlumlar, fakir fukara, Ortadoğu’da bombaların altında yaşayan çaresiz müslümanlar Türk halkına ve Erdoğan’a dua ediyor. Kahraman askerlerimiz Afrin’i terörden temizledikten sonra Suriye’nin diğer vilayetlerinde acı, zülüm ve korku içinde yaşayan çaresiz insanlar, “Ne olur buralara da girin,buraları da terörden temizleyin” diyerek gösteriler yapıyorlar.  Ortadoğu’u halkının Erdoğan sevgisi başta İsrail olmak üzere Suudi Arabistan’ı, Birleşik Arap Emirlikleri'ni, Mısır’ı, Bahreyn’i korkuttu. Daha doğrusu İsrail ve Amerika’yı korkutuyor. Güçlü lider olduğu için Erdoğan’a düşmanlar. Erdoğan sayesinde Türkiye’nin 2030’a geldiğinde bölgenin en güçlü ülkesi olacağına inandığım için ben Erdoğan’a destek veriyorum. Kimsenin kaygısı olmasın. 2019’u da kısmet olursa 2023’üde Erdoğan kazanır. Gerçeği, yapılan hizmetleri gören milletimiz her daim vefasını gösterir. Milletimiz yapılan hizmetin hakkını verir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZİ, ASKERİMİZİ, MİLLETİMİZİ HER DAİM GÜÇLÜ KILSIN. DİNİ, DİLİ FARK ETMEZ, KİM GÜZELİM ÜLKEMİZE FAYDALI OLUYORSA ALLAH HEPSİNDEN RAZI RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Kim bunlar, neden teşhir etmiyorsunuz?  -Güneş Gazetesi


GIDA Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı taklit veya tağşiş yapıldığı kesinleşen, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, bitkisel yağ, bal, takviye edici gıdalar, çikolata ve enerji içeceğinin yer aldığı 173 firmaya ait 282 parti ürünü kamuoyuna açıkladı.  Yani Tarım Bakanlığı kebaba domuz eti, süte yoğurda jiletin, bala ise zehir katan kanı bozuk şerefsizleri, hokkabazları açıkladı. Bu şerefsizler, insanların sağlığıyla oynadığı gibi insanların dini hassasiyetlerine de ihanet etmişler. GIDA Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına soruyorum? Çok iyi, has anladık, insanların yiyeceğine içeceğine her türlü pisliği katan firmaları araştırıp buldunuz. Peki hani nerede insanlıktan nasibini alamamış olan bu şerefsizler?  Kim insanların yendiğine içtiğine domuz, alkol, zehir katan İnsan sağlıyla oynayan bu şerefsiz firma sahipleri kim? Bu şerefsizleri neden medyanın önüne çıkarmıyorsunuz? Neden, “Ey millet sizlerin sağlıyla oynayan, sizleri ölüme götüren, sizlerin manevi değerlerize ihanet eden bu alçaklardır” deyip gazete ve televizyonların karşısına çıkarmıyorsunuz? 

İnsan içine çıkamaz olsunlar 

Gözlerini para hırsı bürümüş, insanların sağlıyla oynayan bu alçakları gösterin ki millet onların yüzüne tükürsün. Bu şerefsizler bir daha insan içine çıkamaz olsunlar. Allah aşkına ne oluyoruz ya? Yediğimizden içtiğimizden korkar olduk. Günümüzde helal-haram kavramı diye bir şey kalmadı. Artık mahalle arasındaki bazı lokantalarda bile yemeklerde tatlılarda şarap, domuz yağı ve domuz eti kullanıyorlar. Soruyorum İnsanların dini hassasiyetine saygı nerede kaldı? Sağlık Bakanlığı, Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı, belediyeler neden bu konularda hassas değiller?  Neden samimi olarak denetimlerini sıklaştırmıyorlar? Yazıklar olsun. Kime güveneceğimizi kime inanacağımızı bilemez olduk. Ne oldu güzelim Türk mutfağına? Yeni yetme aşçılar, dünya mutfağı adı altında Türk mutfağını bitirdi.  Eskiden geleneksel yöresel Türk yemekleri yapan esnaf lokantaları vardı. Bugün o lokantalar yok diyecek kadar azaldı. Yerini abuk sabuk restoranlar aldı. Kadınlarımızın çoğu evde yemek yapmayı bırakınca çocuklarımız İçinde ne olduğu belli olmayan fesfood tarzı yiyecekler yiyor. Sonra obezite başını aldı gitti. Sokaklarda kendisini taşıyamayan obez olmuş küçücük çocukları görünce kahroluyorum. Kardeşlerim Allah aşkına güzelim Türk mutfağının kıymetini bilelim. Evimizde sağlığımız sıhatımız için Gelenek ve göreneklerimize göre tencere yemekleri pişirelim. 

Bunlardan kim sorumlu olacak? 

Evde tencere kaynarsa o evin bereketi devam eder. Ne yazık ki ağız tadıyla güvenip ne sebze ne meyve yiyebiliyoruz. Baklagillerin, sebzelerin, meyvelerin hepsinde hormon, tarım ve böcek ilaçları var. Bunları tüketen insanlar doğal olarak bir müddet sonra ismini bilmediğimiz türlü türlü hastalıklara yakalanmış oluyor. Ya sonra teşhis bile konulmadan o hasta rahmetli olup gidiyor. Peki bu hastalıklardan ölümlerden kim sorumlu? Tek kelimeyle Görevini hakkıyla yerine getirmeyen yetkililerdir. Yetkililere tekrar sesleniyorum. Derhal, hemen insanların sağlığı ile oynayan alçakları, insanların yediğine içtiğine domuz alkol katan alçakları medyanın önüne çıkarıp teşhir edin. Ya efendim o olmaz, insanlık onuruna veya insan haklarına aykırı derseniz? Bende insanların sağlığı ile oynayan, insanların dini hassasiyetlerine zeval getiren bu alçakların, şerefsizlerin hakkı onuru olmaz diyorum. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE HELAL KAZANIP HELAL YEMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH İNSANLARIN SAĞLIYLA OYNAYAN VE İNSANLIKTAN NASİBİNİ ALMAMIŞ OLAN ALÇAKLARA HİDAYET NASİP ETSİN. KİM BU ALÇAKLARA GÖZ YUMUYORSA ALLAH ONLARI DA BİLDİĞİ GİBİ YAPSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Ey tıfıl prens, kendini ne zannediyorsun  -Güneş Gazetesi


Hatırlarsanız Amerikan Başkanı Donald Trump, Prens Selman için, “Adamımızı en tepeye yerleştirdik” demişti. Amerika’nın adamı olan Suudi Arabistan’ın tıfıl, çaylak Prensi Selman, İsrail ve Amerika’dan müthiş itibar görüyor! İsrail ve Amerika, bu tıfıl Prens Selman’ı çok seviyor! Neden sevmesinler ki? Çünkü Prens Muhammed Selman, babası kral Abdullah’ın elindeki yetkilerini alınca Amerika’dan aldığı talimatla hanedan üyelerini tutuklayarak işe koyuldu.  Yolsuzluk yaptıkları iddiasıyla tutuklanan prensler, özgürlüklerine kavuşabilmek için milyar dolarlar ödediler. “Güç bende” diyen tıfıl Prens Selman, şimdi İsrail ve Amerika ne derse onu yapıyor. Veliaht Prens Selman’ın ülkedeki havalimanlarının güvenliğini İsrailli G4S isimli şirkete emanet ettiği de ortaya çıktı. İsrail ve Amerika’nın çok sevdiği tıfıl Prens, Yemen’i vurmadan önce Amerika’dan 300 milyar dolar değerinde füze ve ağır silahlar almıştı. O silahlar Yemen’de on binlerce Müslümanın ölümüne neden oldu. Suudi Arabistan’ın 300 milyar dolara aldığı silahlarla iş bitmedi. 

Amerika'nın en iyi müşterisi 

Amerikan Başkanı Trump, tıfıl Prens Selman’la birlikte oval ofiste medyanın önüne çıkıp işte büyük müşterimiz diyerek açıklama yaptı. Prens Selman’la kısa sürede çok iyi arkadaş olduklarını söyleyen Trump, çok iyi müşterimiz dediği Suudi Arabistan’a 13 milyar dolara yeni silahlar sattı. Kardeşlerim benim bu Arap politikacılardan ümidim hiç yok. Bu Arap politikacılar olduğu müddetçe Amerika kesinlikle ekonomik sıkıntı çekmez. Amerika, bu salakların ellerinden petrol paralarını aldığı gibi yerine silah veriyor. Ayrıca o silahlarla Müslümanı Müslümana öldürtüyor. İşte bu salak Arap politikacılar olduğu müddetçe Ortadoğu’da huzur ve saadet olmaz. Bu Arap politikacılar olduğu müddetçe ümmet bir araya gelemez.  Neymiş efendim bu tıfıl veliaht Prens Selman, İran’a karşı nükleer füze yapacakmış. Bu tıfıl Prens Selman isterlerse Türkiye’yi Afrin’den çıkaracak güce sahipmiş. Ayrıca bu tıfıl Prens, Amerika’dan döner dönmez Türkiye’ye karşı Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve bir iki Arap ülkesiyle birlikte toplantı yapacakmış. Bu Prens artık ne kullanıyorsa kafayı iyice yemiş. 

Türkiye bölge güvenliği için orada 

Ey tıfıl veliaht Prens, anlaşılan Amerika Türkiye’ye karşı seni iyi doldurmuş. Amerika söyleyemediğini sana söyletiyor değil mi? Sen de kendini bir şey sanıp konuşuyorsun öyle mi? Sizlerde akıl olsa ehli küfrün oyununa gelmezsiniz. Kur’an-ı Kerim, “Sakın Yahudi ve Hrıstiyanları dost olarak kabul etmeyin, onların yanında, onların safında yer almadığınız müddetçe size hainlik ve düşmanlık düşünürler” demiyor mu? Ey ahmaklar, Türkiye Ortadoğu’da kendi güvenliğini sağlamak ve sizlerin pisliklerini temizlemek için orada. Türkiye ehli küfrün yaptığı tahribatı gidermek ve Müslümanlar'ın huzur ve güvenliğini sağlamak için orada.  Sen ise Amerika’dan aldığın füzelerle, ağır silahlarla Yemen’de Müslümanları öldürüyorsun. Bak evladım Prens Selman, sana nasihatım olsun; Seni en tepeye yerleştiren İsrail ve Amerika, kullanma süren bittikten sonra aldığın o füzeleri koltuğunun altına yerleştirip seni yok eder haberin olsun. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH MÜSLÜMANLAR'A BİRLİK VE BERABERLİK VERSİN. ALLAH MÜSLÜMANLAR'IN BAŞINA SAMİMİ, ŞUURLU, KÜFRÜN ELİNDE OYUNCAK OLMAYACAK YÖNETİCİLER GETİRSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Durmak yok vurmaya devam  -Güneş Gazetesi


Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın Çanakkale Zaferi’nin 103. yıl dönümü nedeniyle 18 Mart Stadı’ndaki konuşmasını izlerken, “Afrin Merkezi TSK desteğindeki ÖSO mensupları tarafından bu sabah 8.30 itibarıyla tamamen kontrol altına alınmıştır. Şu anda orada Türk bayrağı dalgalanıyor, ÖSO bayrağı dalgalanıyor. Afrin operasyonumuzu en başından beri yürekten destekleyen milletimize şükranlarımı sunuyorum. Allah’ım sana şükürler olsun Türkiye bir kez daha haklının, mazlumun yanında olduğunu göstermiştir” sözlerini duyunca, Allah’ıma “Bugün bizlere Türk halkına 103 yıl sonra aynı tarihte iki ayrı zafer sevincini nasip ettin” diyerek dua ettim.  İsrail’e, Amerika’ya, İngiltere’ye, Rusya’ya, Avrupa ülkelerine, Çin, Ermenistan, NATO ve Vatikan’a rağmen Afrin’e girdik. Endişe edilen karamsar senaryolar, şehir savaşları gerçekleşmeden, Afrin şehir merkezini kahraman askerlerimiz ele geçirdi. 

Alçaklar rahat durmayacak 

Kahraman askerlerimiz, Afrin şehir merkezine girdiğinde gözlerine inanamadılar. Türkiye düşmanı olan iki yüzlü münafık ülkeler, PKK’ya ve PYD’ye akla hayale gelmeyecek silahlar vermişler. Terör örgütünün sığınaklarında Ruslar tarafından üretilen anti tank füzeleri, İran yapımı roketler, Romanya yapımı tank mermileri ve Amerika’nın verdiği ağır silahlar bulundu. Kardeşlerim Bu ülkelerin Kürt devleti kurma arzusu her ne kadar şimdilik bozulmuş olsa da bu alçaklar, düşmanlıklarından ve Kürt devletini kurmaya çalışmaktan vaz geçmeyecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet yetkilileri, “Henüz işimiz bitmiş değil, yapacak çok işimiz var” diyor. Yani Afrin’de insanlar huzura erdikten sonra Sincar, Münbiç ve Kandil’e bir gece ansızın girebiliriz diyorlar. 40 yıldır ülkemizde ter türlü terör eylemlerini gerçekleştiren, on binlerce insanımızı kalleşçe şehit eden bölücü terör örgütü şerefsiz PKK’lıların kökünü tamamen kazınacağını söylüyorlar. 

PKK'nın kökünü iyice kazıyalım 

Bence haber vermeden, duyurmadan ansızın bu şerefsizleri kaçmalarına fırsat vermeden temizlesek iyi olur. Hiç vakit kaybetmeden rehavete kapılmadan sıcağı sıcağına Sincar, Münbiç ve Kandil’e gidip kanı bozuk şerefsiz PKK’lıların kökünü iyice kazıyalım. Sonra da içimizde PKK’ya destek olan kanı bozukları temizleyelim. Evet Ülkemizde kim PKK’ya ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD’ye YPG’ye destek veriyorsa yakalanıp hak ettikleri cezayı almalıdırlar.  Eğer bu kanı bozuklara şimdiden gereken cezalar verilmez ise, bu hainler tekrar yapılanacaklardır. Sahada ne kadar güçlü olunursa masada da o kadar güçlü olunur. Fırat Kalkanı operasyonunun ardından Afrin Harekatı’nın da başarıyla tamamlanmasıyla Türkiye’nin Suriye konulu toplantılarda eli daha güçlendi. Türkiye olarak bu gücü çok iyi kullanmalıyız. Eğer bu gücü iyi kullanırsak ülkemizi tehdit eden terör örgütlerinin de tümünün kökünü kazımış oluruz. Ne diyeyim YER YÜZÜNDE NE KADAR HAİN, MÜNAFIK, FİTNECİ VARSA ALLAH HEPSİNİN KÖKÜNÜ KURUTSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Allah kıyamete kadar dinini koruyacaktır  -Güneş Gazetesi


Bir grup arkadaşla sohbet ederken arkadaşın biri, “Hocam, herkes Cumhurbaşkanımızın dinde reform yapacağını konuşuyor” deyince, şaşkınlıkla arkadaşın yüzüne bakarak, “Evladım ne reformu? Cumhurbaşkanı İslam'da reform yapacağım diye birşey söylemedi ki. Allah aşkına yurtdışında en iyi üniversitede okumuş insansın, Cumhurbaşkanı’nın ağzından çıkan laflara kulak vermiyor musun” diye tepki gösterdim.  Arkadaş, “Hocam, ne bileyim sosyal medyada herkes bunu konuşuyor” cevabını verdi. Sabahtan akşama kadar avam avam sosyal medyada dolaşan kişilerin çoğunun sanki dinle diyanetle işi var da dini konularda yorum yapıyorlar.  Kardeşim adı üzerinde sosyal medya. Sosyal medya denen şer yuvası, yiğitliğin erkekliğin bittiği yer, fitne dünyasıdır. “Yiğitliğin, erkekliğin bittiği yer, fitne yuvası” diyorum çünkü, sosyal medya denen fitne dünyasında bazı kendini bilmezler, sahte isimlerle insanlara hakaretler ediyorlar. İnsanlara ağıza alınmayacak küfürler edip karalıyorlar.  Yiğit olanlar, erkek olanlar sahte isimlerle değil gerçek isimleriyle bu şerefsizliği yapsınlarda görelim. Neyse konuyu dağıtmadan sadede gelirsem; kardeşlerim insanoğlu bilmediğinin düşmanıdır. Sosyal medyada, gazete ve televizyonlarda dini tartışanlar, İslam dinini tam anlamıyla bilmediklerinden dolayı abuk sabuk yorum yapıyorlar. 

Bir tek harfi bile değiştirilemez 

Cumhurbaşkanımız, Hristiyanlıkta veya Yahudilikte olduğu gibi İslam dininde reform filan istemedi. Cumhurbaşkanımız, özüne dokunulmadan Kur’an-ı Kerim’i, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetinin daha anlaşılır olmasını istiyor. Ayrıca insanları dinden, camiden, cemaatten soğutan, abuk sabuk sohbetler yapan, yaptığı sohbetlerle toplumda infial oluşturan sözde hocalara önlem alınmasını istedi.  Kur'an-ı Kerim’in belli başlı kısımları: İtikat, İbadetler, Muameleler, Cezalar, Ahlak ve Kıssalardır. Kur'an-ı Kerim’de açıkça bildirilen hükümlere nas denir. Mevrid’i nasda içtihata mesağ yoktur. Yani bir mesele hakkında ayet ve hadis varsa bu asıldır ve bunun hakkında akıl yürütülemez. İçtihat yapılamaz.  Kardeşlerim Allah biz insanların dünya ve ahiret saadeti için en mükemmel kitabı Kur'an-ı Kerim’i gönderdi. Kur'an-ı Kerim’in Peygamberi Hz Muhammed Aleyhiselam efendimiz, kıyamete kadar Kur'an-ı Kerim’in bir tek harfinin bile değişmeyeceğini söylüyor. Yalnız kıyamete kadar İsmet İnönü ve 28 Şubat dönemlerinde olduğu gibi zaman zaman dine yasak koymak isteyenler, Kur'an-ı Kerim’de reform yapmak isteyenler hep olacaktır.  Olsun o zındıklar avazları çıktığı kadar havlasınlar. Onlar havladıklarıyla kalacaklar. Çünkü biz biliyoruz ki Allah kıyamete kadar dinini koruyacaktır. 

Hoca efendilere sahip çıkalım 

Bazı sözde aydınlar, “Efendim bu kadar insan neden cemaatlere katılıyor” diyor? Kardeşim bu kadar insan cemaatlere gidiyorsa sebebi sizlersiniz. İsmet İnönü, milletin dini yaşamına ve namaz kılmasına engel olmasaydı, camileri kapatmasaydı, Kur'an-ı Kerim’i yasaklamasaydı, inancından dolayı genç kız ve erkek çocuklarımız üniversitelerden atılmasaydı, Kur'an kursları kapatılmasaydı bugün FETÖ’cüler gibi cemaatler var olmayacaktı.  Millet bu zülümleri çekerken sizler, “Bu çağda namaz oruç olur mu” derdiniz. Millet bu eziyetleri çekerken sizler laiklik naraları atardınız. Bugün olduğu gibi okullarda din eğitimine her zaman karşı çıktınız. Soruyorum dini bilmeyen, namaz kılmayı öğrenmemiş olan bir genç manevi boşluğa düştüğünde ne yapar? Allah muhafaza ya terör örgütlerinin eline düşer. Ya uyuşturucu batağına saplanır. Ya da FETÖ’cüler gibi art niyetli cemaatlerin eline düşer. Toplum olarak güzelim İslam dinini kendilerine çıkar olarak görmeyen, ölçüsü Kur'an-ı Kerim, Peygamber efendimizin hadis ve sünneti olan, devletine ve milletine bağlı olan hoca efendilerimize sahip çıkalım. Çocuklarınızın bu hoca efendilerden güzel nasihatlar almaları, dini öğrenmeleri gerekir. İllaki Hrıstiyanlıkta ve Yahudilikte olduğu gibi İslam dininde de reform yapmak isteyenler veya arzulayanlar şunu çok iyi bilsinlerki sadece avuçlarını yalarlar. İslam'da reform istemek kim olursa olsun herkesi aşan bir konudur. Tekrar söylüyorum Allah kıyamete kadar dinini koruyacaktır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZ KULLARINI SAMİMİ OLANLARDAN EYLESİN. ALLAH FİTNECİ OLANLARIN ŞERRİNDEN CÜMLEMİZİ KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Sosyal medya hocaları!  -Güneş Gazetesi


Ben kendim girip izlemedim ama izleyenlerin ifadesine göre sosyal medya denen fitne dünyasında bazı hocalar, sanırım reklamlarını yapmak için vaazlarını YouTube veya internette yayınlıyorlarmış. Son 10 yılda sosyal medyada vaazlarını yayınlayan bu hocalar, ne hikmetse çoğunlukla sohbetlerinde şehveti ve cinselliği ön plana çıkarıyorlarmış. İnternette ve YouTube’da abuk sabuk hareketlerle sohbet yapıyorlarmış.  Sözde şeyh denen aptal cahilin biri ise, “Kim benim elimi öperse o kişi Cennet’e gidecek”diyor. Bir başka sözde hoca, “Elimdeki bu terliği kim satın alırsa o kişi mahşer günü sırat köprüsünü hızla geçecek. Peygamber efendimizin idrarını içen kişiler şifa bulmuştur” diyor. Bu şarlatanlar, güzelim İslam dinine zarar veriyorlar. Doğal olarak da İslam dinine alerjisi olan art niyetli kişiler fırsat bu fırsat deyip sözde bu hocaları bahane ederek top yekün ağızlarındaki salyaları akıtarak İslam dinine, mütedeyyin Müslümanlar'a saldırıyorlar. 

Hükümete karşı bir oyun mu? 

Bu sözde hocaların ipleri kimlerin elinde bilmiyorum. Ancak bildiğim tek şey var oda bu sözde hocaların abuk sabuk vaaz vermeleri bana 28 Şubat dönemini hatırlatıyor.  28 Şubat döneminde de rahmetli Necmettin Erbakan’ın başında olduğu hükümeti yıpratmak için birileri postmodern darbe döneminde piyasaya sahte hocalar, sahte şeyhler çıkarmışlardı. Son zamanlarda piyasaya çıkan sözde hocalar, şeyhler, acaba hükümete karşı bir oyun olabilir mi? Sözde bu hocaların belden aşağı ve cinsellik üzerine yaptıkları sohbetler neden alakasız bir şekilde sosyal medyada hükümetle bağdaştırılıyor? Sosyal medyada bu tarz söylemler kullanılarak neden hükümet aleyhine algı oluşturulup yıpratılmak isteniyor? Gerçi Cumhurbaşkanı Erdoğan, reflekslerini kullanıp ani çıkışlarıyla bu pis oyunu bozdu. Yani 2019’da yapılacak olan seçimler öncesi hükümeti yıpratmak isteyenlerin oyununu Cumhurbaşkanı Erdoğan bozdu. Merak ediyorum bu sözde hocaların ipi kimlerin elinde? “Hayır kardeşim bizim ipimiz kimsenin elinde değil” diyorlarsa o zaman cahil veya art niyetli olduklarını kabul etsinler. Çünkü sözde bu hocalar, İslam dinine zarar verdikleri gibi insanları dinden ve camiden soğutuyorlar. Dinden, camiden uzaklaştıran bu sözde hocalar vebalden nasıl kurtulacaklar? Rahmetli Gönenli Mehmet Efendi, Mehmet Zahit Kotku, Sami Ramazanoğlu, Ali Ulvi Korucu ve Allah ömürler versin Mahmut Efendi gibi hoca efendiler hiç bir zaman insanlara abuk sabuk nasihatlarda bulunmadılar. Bu hoca efendiler, insanlara İslam dinini, Peygamber Efendimizin hadis ve sünnetini, anne ve baba haklarını, devlet, millet sevgisini, helal ve haram kavramlarını öğretirlerdi. Topluma ahlaklı, temiz nesiller yetiştirmek için mücadele ederlerdi. Bu hoca efendiler, insanlara İslamı sevdirmek için cehennemi değil cenneti anlatırlardı. Ya bugünkü sözde tıfıl, ağızlarından salyalar akan sözde hocalar? Bugünün sözde hocaları, “Milletin dini duygularını nasıl istismar ederiz, insanların iradesini nasıl elimizde tutarız, ticarette ve siyasette nasıl etkili oluruz, devleti nasıl ele geçiririz”in peşindeler. 

Bunlar kardeşi kardeşe kırdırır 

Diyorum ki, virüs gibi içimize yayılan ve hadlerini aşıp güzelim İslam dinine zarar veren, gözleri milletin cebinde olan, insanları dinden ve camiden uzaklaştıran sözde bu hocaları toplum olarak içimizden kovalım. Çünkü bunlar İslam dinine zarar verdikleri gibi milleti de kutuplaştırıyorlar. Kardeşlerim, gözünü sevdiğim Cumhuriyet'in kıymetini bilelim. Yoksa bu kendini bilmez sözde hocalar ve cemaatler, Afganistan’da, Pakistan’da olduğu gibi ülkemizin her köşesini kaparlar. Suriye’de Irak’ta olduğu gibi kardeşi kardeşe kırdırırlar.  Kardeşlerim devletin içinde cemaat mensupları olmamalıdır. Devlet ve hükümet cemaatlere karşı tavır almalıdır. Ruhani işler ile dünyevi işleri karıştırmayalım. Ayrıca fırsat bu fırsat deyip üç beş sözde hocayı bahane ederek İslam dinine, cami cemaatine ve mütedeyyin Müslümanlar'a salyalarını akıtarak hakaret eden ajanlara ve içimizdeki salak zibidilere sesleniyorum. Aklınızı başınıza alın kendinize gelin ve bilip bilmeden cahilce İslam adına konuşmayın. Sosyal medyada şerefsizce milletin dinine hakaretler edip konuşmayın. Milleti kutuplaştırmayın. Yoksa bu kubbenin altında hepimiz yok olup gideriz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH KİM TOPLUMDA FİTNEYE SEBEP OLUYORSA HEPSİNİ HELAK ETSİN. KİM TOPLUMU KUTUPLAŞTIRMAK İÇİN İSLAM DİNİNE HAKARETLER EDİYORSA ALLAH ONLARI DA HELAK ETSİN. ALLAH, MİLLETİMİZE FITNEDEN UZAK, BİRLİK VE BERABERLİK VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Bunlar insanlıktan nasibini alamamışlar  -Güneş Gazetesi


Dinimiz İslam, kesinlikle kini, nefreti, hasetliği, fitneyi, fesatlığı ve gaddarlığı yasaklar. Kur'an-ı Kerim ve Allah’ın Resul’ü Peygamber Efendimiz, gıybeti, iftirayı, peşin fikirli, ön yargılı olmayı yasaklar. Bizim inancımız, düşene bir tekme de sen vur anlayışını, hayıflanmayı, ölen birinin arkasından konuşmayı yasaklar. Hele hele bir insan tanımadığı bir insanın arkasından iftira ediyorsa, dedikodu yapıyorsa o insanın ruhunu şeytan teslim almış demektir.  Tabi insanlara iftira atan, insanların dedikodusunu yapan, haset, fesat, ahlaksız bu insanlar, kendileri ölümü tattıklarında ise kabre konuldukları andan itibaren azap göreceklerdir. İran’da düşen Başaran Holding’e ait özel jette 2’si pilot, 1’i hostes, 8’i yolcu toplam 11 kişi hayatını kaybetti. Kazada hayatını kaybedenlerin aileleri perişan. Aklı başında ve vicdan sahibi olan herkesin bu acılı ailelere sabır dilemesi gerekir. Hayatını kaybedenlere ise, “Yarabbi günahlarını af et” diye dua etmelidir. 

Böyle vicdansızlık olur mu? 

Ne yazık ki uçak kazasında 11 kadın hayatlarını kaybettikten sonra bazı kendini bilmez hasetlik, fesatlık duygusuna sahip olan salaklar, sosyal medyada çirkin yorumlar yapmışlar. Bu ne vicdansızlıktır. Bu adiliktir. Tek kelimeyle bu insanlıktan nasibini alamamaktır. Böyle vicdansızlık olur mu? Kardeşlerim, bu dünyada kimin başına ne geleceği belli olmaz. İnsanları ölüm nerede nasıl yakalar bilinmez. Bizler, kim olursa olsun ölen herkese, günahlarının affı için, Allah’ın rahmetine erişmeleri için dua etmeliyiz. Eğer bizler bu ahlakta olur isek bir gün ölümü bizlerde tattığımızda bizimde arkamızda dua eden rahmet okuyanlar olur.  Kardeşlerim ne oldu da biz toplum olarak bu kadar haset, fesat, fitneci, dedikoducu, vicdansız olduk? Ne oldu da ölen kişilerin arkasından abuk sabuk konuşur olduk? Ölen bir kişinin günahı olsa bile arkasından konuşulmaz. Allah aşkına bize ne oldu da biz bu kadar acımasız olduk kutuplaştık? 

Özümüzden uzaklaştık 

Ne oldu biliyormusunuz? Toplum olarak özümüzden uzaklaştık. Dini yaşamdan uzaklaştık. Milli ve manevi değerlerimizden uzaklaştık. Aile kavramından, komşuluk yapmaktan uzaklaştık. Çocuklarımızı dini ve milli duygulara güzel ahlak üzerine yetiştirmediğimiz için, helal ve haram kavramlarına dikkat etmediğimizden dolayı böyle olduk. Akşam olduğunda evlatlarımızla sofraya beraber oturmadığımızdan ve güzel sohbetler yapmadığımızdan dolayı böyle acımasız gaddar ruhsuz olduk. Dolayısıyla boşlukta olan insan, ya kendisini avam işlere, alkole, uyuşturucuya verir yada sosyal medya denen fitneye kapılıp gider. Sonra sosyal medyada tanımadığı insanlar hakkında aptalca salakça yorumlar yaparlar. Bu insanlık değil. Bu erkeklik değil kardeşlerim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH KİMSEYİ VİCDANDAN MERHAMETTEN UZAK EYLEMESİN. ALLAH HASETLİK, FESATLIK, KISKANÇLIK DUYGUSUNA SAHİP OLAN HERKESE BU DUYGULARDAN KURTULMAYI NASİP ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI YAPMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Makas iyice açılırsa akıbet iyi olmaz  -Güneş Gazetesi


Bir gurup arkadaşla sohbet ederken konu dönüp dolaşıp toplumdaki kutuplaşmaya kadar geldi. Arkadaşın biri, “Hocam, toplumun her kesiminde kutuplaşmalar var. Gerçi benim o tuzağa düşmem mümkün değil. Yalnız İnsanların güncel, siyasi, sosyal konular üzerine cahilce yorum yaptıklarında dehşete düşmüyor da değilim”, diğer arkadaş ise, “Hocam, valla milleti kutuplaştıran siyasiler, sosyal medya, gazeteler ve televizyonlardır” dedi.  Güldüm ve arkadaşlara, “Evet aynen öyle milleti, siyasiler, basın ve sosyal medya kutuplaştırıyor. Ayrıca ne idüğü belli olmayan birileri de saçma sapan konuşmalarıyla toplumu kutuplaştırıyor” diye karşılık verdim. Son yıllarda ne hikmetse ayrımcılık, ırkçılık, cinsiyetçilik, ya da nefret söylemleri televizyon ve gazetelerin manşetlerinden hiç eksik olmuyor. Medyaya malzeme olan aptallar da hiç eksik olmuyor. Sözde hocaların, kameraların önünde cinsellikle ilgili gereksiz konuşmaları ve fetva vermeleri, sözde sanatçıların milleti tahrik edici Tweet atmaları da milleti kutuplaştırıyor. Medya kullandığı haberleri duyurmakla kalmıyor. Medya fırsat kollarcasına kullandığı haberleri manşetiyle, spotlarıyla algı oluşturup bir şeylere rehberlik yapıyor. Televizyonda haber okuyan sunucu bile mimikleriyle insanları yönlendirebiliyor. Yani bilinçli ya da bilinçsiz medya toplumda ayrımcılığa kutuplaşmalara destek oluyor. 

Fitne ve fesat yuvası haline geldi 

“Ama Hocam, siyasilerin hiç mi suçu yok? Ülkemizde kutuplaşmaların asıl nedeni siyasiler değil mi” diye sorarsanız? Tabi ki toplumda kutuplaşmaların ilk sorumluları siyasiler, gazete ve televizyonlar olmak üzere başka ülkelerin maddi ve siyasi destek verdiği sivil toplum örgütleridir.  Sosyal medyayı söylememe gerek bile yok. Fitne fesat yuvası olan sosyal medya denen şer odağı, bence toplumların bölünmesi için kurulmuştur. Yani bana göre Yahudi kökenli sosyal medya kurucularının amacı İsrail ve Amerika’nın politikalarına destek olmak için kurulmuştur. Ne zaman ki Twitter dünyada yaygınlaşıp kullanılmaya başlandı ardından Ortadoğu’da Arap Baharı adı altında halk ayaklanmaları ve darbeler yaşandı.  Zaten kendini bilen biri aptalca saatlerce sosyal medyada vakit harcamaz değil mi? Çoğunlukla sosyal medyayı kullanan ve yönetenler ajanlardır. Bu ajanlar, takipçilerini dini, milli ve siyasi durumuna göre öyle yönlendirir ki anlamanız mümkün olamaz. Kardeşlerim, evet son yıllarda Sosyal medyanın, siyasilerin, gazete ve televizyonların aptallıklarıyla toplumda ciddi şekilde kutuplaştı. Camii’lerde, oturduğumuz apartmanda bile bunu hisseder olduk. Bu aptallıkların sonu ülkemiz, birlik ve beraberliğimiz açısından hiç hoş değil. Bu aptallıkların sonu Allah muhafaza bölünüp parçalanmaktır. 

Medya milli duruş sergilemeli 

Türkiye düşmanları bizim bu durumumuza gülüyor. Siyasiler ve bilhassa gazete ve televizyonlar bunun önüne geçmelidir. Sivri dilli olmayı, din, dil, ırk ayrımına neden olacak sözlerden uzak kalınmalı. Gazete ve televizyonlarda yer alabilmek için abuk sabuk konuşan siyasilerin, sözde sanatçıların ve yorumcuların marjinal söylemlemlerine yer verilmemeli. Öncelikle bunun önüne geçilmeli. Gazete ve televizyonlar, milli duruş sergileyip toplumu bir birine kaynaştıracak yayınlar yapmalı. Belki içinizden, “Hoca sen hangi dünyada yaşıyorsun? Senin söylediklerin bu ülkede mümkün değil, hayallerin gerçekleşmez” diyebilirsiniz? Kardeşlerim benim hayallerim düşüncelerimin gerçekleşmesi zor bir şey değil. Zor olan insanların kalbindeki kötülüğü yok etmek. Kalplerimizi temiz tutmaz ve iyi niyetli yayınlar yapılmaz ise, işte o zaman makas daha da açılır. Söylediğim gibi akibetimiz de iyi olmaz. Tekrar söylüyorum medya, siyasiler, sivil toplum örgütleri, kalplerini temiz tutup Milli olsunlar. Milleti tahrik etmekten, milleti kutuplaştırmaktan, halkı kin ve düşmanlığa sevk etmekten, tahrik edici konuşmalardan veya kendilerinden olmayan insanları aşağılamaktan vaz geçsinler. Şu zamanda buna çok ihtiyacımız var. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE DİN, DİL, IRK AYRIMI YAPMADAN HUZUR İÇİNDE YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Bak şu tıfıla!  -Güneş Gazetesi


İsrail ve Amerika tarafından özel olarak yetiştirilip daha sonra babası Kral Selman tarafından veliaht prens olarak atanan Muhammed bin Selman, ilk ziyaretini Mısır’a yaptı. Mısır’da Firavun Sisi’yle bir araya gelen Prens Selman, Türkiye’ye karşı abuk sabuk konuşmalar yaptı.  Bu prens denen tıfıl, ne içiyor veya ne kullanıyorsa Türkiye’ye karşı şuursuzca konuşup düşmanlık yapmakta. Bu şuursuz Prens, Mısır’da Darbeci firavun Sisi’yle görüştükten sonra Türkiye, İran ve Katar için şeytan üçgeni tanımlamasını yaptı. Prens’e göre Türkiye, Katar ve İran Araplar'ın güvenliğini tehdit ediyormuş. Valla İran’a kesinlikle kefil olamam. İran’ın yalan dolan politikalarını ve mezhepçilik yaptığını zaten bilmeyen yok. Ancak Prens Selman, Türkiye ve Katar’ı işin içine katarsa işte o zaman halt etmişsin derim. Evladım şeytan olan Türkiye değil, sensin sen. 

Asıl düşmanlıkları Erdoğan'a 

Hatırlarsanız Amerikan Başkanı Donald Trump, Prens Selman için, “Adamımızı en tepeye yerleştirdik” demişti. Öyle sanıyorum ki Prens Selman, İsrail ve Amerika’nın gazına çok çabuk geldi. Bu salak Prens Selman, Türkiye ve Erdoğan düşmanlığından dolayı MBC televizyonunda yayınlanan Türk dizilerini de yasaklatmış. Bu salakların asıl düşmanlıkları Cumhurbaşkanı Erdoğan’adır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, onlar gibi Amerika’nın ve İsrail’in elinde oyuncak olmadığı için düşmanlar. Erdoğan, Türkiye’yi her alanda büyüttüğü için düşmanlar. Allah’a çok şükür Erdoğan sayesinde bugün Türkiye kendi silahını, tankını, helikopterini, uçağını, insansız hava aracını, füzesini, ağır askeri araçlarını üretiyor. Ürettiğimiz bu silah ve mühimmatları başka ülkelerede satıyoruz. Hatta Zeytin Dalı Harekatı'nda yüzde 90 kendi ürettiğimiz askeri araç gereçleri kullanıyoruz.  Bu kadar değil, bu satılmış Arap yöneticileri, Müslümanlar'ın umudu olduğu için de Erdoğan’a düşmanlar. Her şeyden önemlisi Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail, Amerika, Rusya ve Avrupa’nın Ortadoğu’daki pis oynunu bozduğu için düşmanlar. Kardeşlerim İsrail’in ve Amerika’nın elinde oyuncak olmuş olan bu salak Arap yöneticileri için ne desem bilmiyorum. Açık konuşmak gerekirse Arap yöneticilerin Allah’a olan imanlarından şüphe ediyorum. 

Kullanma süren bitecek haberin olsun 

Allah aşkına Kur’an-ı Kerim’e, Peygamber efendimize iman etmiş olan biri İsrail’e, Amerika’ya biat eder mi? İmanlı olan biri nasıl olur da Müslümanlar'a karşı düşman olur? Müslüman olan biri Amerika’dan 300 milyar dolara satın aldığı silahlarla Yemen’de, ve diğer Müslüman ülkelerde insanların başına bomba yağdırır mı? Bu zalimlikler aptallıklar imanlı bir Müslüman'ın yapacağı işler değildir. Öyle sanıyorum ki petrol sarhoşu olan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, İsrail ve Amerika’nın yönlendirmesiyle zaten karışık olan Ortadoğu’yu iyice karıştıracaklar. Neyseki başımızda bu pisliklerin farkında olan Cumhurbaşkanımız Erdoğan var. İsrail ve Amerika’ya biat etmiş olan tıfıl Prens Selman’a derim ki, Hanedanınızın geçmişine bir bakıver. İsrail ve Amerika, Saray’larınıza kimleri Kral ve Prens olarak atadı, sonra kimleri yok etti bir düşün. Evladım Prens Selman, Sakın ayaklarını yerden kesme. O biat ettiğin İsrail ve Amerika, senin kullanma süren bitikten sonra senide yok edecek haberin olsun. Sonra hoca demedi deme. Ne diyeyim ALLAH ŞU ARAP YÖNETİCİLERİNİN HEPSİNE ŞUUR VERSİN. ALLAH MÜSLÜMANLAR'IN İÇİNDE FİTNE VE FESATLIĞI YOK ETSİN. ALLAH MÜSLÜMAN TOPLULUKLARINA BİRLİK VE BERABERLİĞİ NASİP ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Size öyle gaz çıkarttırırız ki!  -Güneş Gazetesi


Türkiye 15 Temmuz darbe girişimi sonrası iç ve dış düşmanlara karşı mücadele veriyor. Ülkemizi bölüp parçalamak isteyen din, devlet ve millet düşmanı FETÖ’cüler henüz temizlenmiş de değil. İnşallah devletimiz büyük bir titizlikle bu hainleri devletin içinden tümüyle temizleyecek.  Türkiye sadece içerideki FETÖ’cü, PKK’lı veya diğer terör örgütleriyle değil, kahraman askerlerimizle birlikte ülkemizi tehdit eden terör örgütleri PKK ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD’ye karşı Suriye topraklarında da operasyon yapıyor. Güvenlik güçlerimiz Allah’ın izni ile İsrail, Amerika ve Avrupa’nın köpeği olan bu terör örgütlerininde sonunu getirecek. Türkiye iç ve dış düşmanlarla mücadele ederken, Yunanistan ve Rumlar, 'fırsat bu fırsat' deyip Türkiye’yi tahrik etmeye başladılar. Arkasına Amerika ve Avrupa Birliği'ni alan Yunanistan, boyundan büyük işlere kalkışıyor.  

Avrupa Birliği'nin şımarık oğlanı 

Avrupa Birliği'nin şımarık oğlanı Yunanistan, gerizekalı savunma bakanı aracılığı ile Türkiye’yi tahrik etmeye çalışıyor. Yunan Savunma Bakanı, Türkiye’yi tahrik etmek için sık sık Ege Denizi’ndeki adaları ziyaret ediyor. Kardak kayalıklarına Yunan bayrağı dikmeye çalıştı. Gerçi Türk askeri bu salak Yunan Savunma Bakanı'na haddini bildirdi. Yunan Bakan arkasına bile bakamadan geri döndü. Ya Rumlar ne yapıyor? Rumlar’da tek kelimeyle Akdeniz’de ateşle oynuyor. Akdeniz’deki gaz kaynakları üzerinde tek taraflı hak iddia eden Rumlar, İtalyan ENI şirketiyle birlikte tartışmalı bölgelerde doğalgaz arması yapmak istedi. Türk donanmasının müdehalesiyle Rumlar’ın bu hayali gerçekleşemedi. Korkudan Avrupa Birliği'nin kapısını çalan Rumlar, “Türkiye bizi tehdit ediyor, Türkiye bizim doğalgaz aramamıza müsade etmiyor” dedi. 

Akdeniz'de kktc'nin de hakkı var 

Bu şikayetinden umduğunu bulamayan Rumlar, Amerikan Şirketi Exxon şirketiyle anlaşarak aklı sıra Amerika’yla Türkiye’yi de karşı karşıya getirmek istiyor.  Ey Avrupa’nın şımarık oğlanları Yunanlılar ve Rumlar, Türkiye size öyle doğalgaz çıkarttırır ki korkunuzdan ödünüz birbirine karışır. Be ahmaklar, boyunuza posunuza bakmadan siz kim oluyorsunuz da Akdeniz’e sahip çıkıyorsunuz? Be aptallar, Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs’ın da hakkı var. Ey Avrupa’nın şımarık oğlanları, biliyoruz ki sizi gaza getiren İsrail. Korktuğunuz için İsrail’le, İsrail’in uşağı olan Mısır’ın başındaki Sisi’yle birlikte yola çıktığınız da biliyoruz. Evet Türkiye bugün bakası için yedi düvele karşı mücadele veriyor. Şunu unutmayın ki Türkiye, yedi düvele karşı mücadele verirken Allah’ın izni ile sizinle de çok rahat mücadele eder. Eğer aklınızı başınıza almazsanız Türkiye size gerçek doğalgaz nedir öğretir benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH TÜRKİYE DÜŞMANLARINA AKIL FİKİR VERSİN. EĞER AKILLANMAYACAKLARSA ALLAH TÜMÜNÜ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Yoga, meditasyon yalanı  -Güneş Gazetesi


Yıllardır kolay para kazanmak isteyen birileri veya misyonerlik faliyetlerine bulunanlar, Müslümanlar'a Namaz yerine yogayı, meditasyonu tavsiye ediyorlar. Misyonerler, ruhsal olarak biraz sıkıntısı olan Müslümanlar'ı avuçlarının içine alabilmek için her türlü telkinde bulunurlar.  Misyonerler veya bu işten para kazanmak isteyenler, sıkıntısı olan insanlara, “Gel yoga meditasyon yapalım sıkıntın geçer” deyip kandırıyorlar. Sıkıntıda olan kişi, “Yok ben iki rekat namaz kılıp rahatlarım” dediğinde misyoner ve yogacılar, “Aman hangi çağda yaşıyorsun? Namaza ne gerek var. Yoga ve meditasyon yaparak hem bedenen hemde ruhen rahatlamış olursun” derler.  Ruhları karamış olan bu reziller, insanları şeytanın yardımıyla nasıl da kandırıyorlar. Hadi misyonerler, milleti namazdan uzaklaştırmak, yogacılar para kazanmak için insanları kandırıyor. Peki ya koskoca bilim adamlarına ne demeli? 

Meditasyon iddiaları yalan çıktı 

Bazı bilim adamları, “Hamileler mutlaka yoga, meditasyon yapsın. Yoğun iş temposunda olanlar mutlaka yoga, meditasyon yaparsa hem rahatlar hem de daha verimli olur” diyorlar. Hatta bir çok holdingde, şirketlerde, bazı kurum kuruluş ve okullarda yoga, meditasyon seansları düzenlenmekte. Peki nedir bu yoga ve meditasyon? Tek kelimeyle cevap vermek gerekirse Hinduizm ve Budistlerin ibadet biçimidir. Geçenlerde Spor yaptığım salonda hareketlilik vardı. Hayırdır nedir bu telaş diye sorduğumda? “Hocam, kurum olarak yoga ve meditasyon yapacağız” dediler. Koskoca genel müdürler, şortlarını giymiş çıbılak bir kadının arkasında tuhaf tufan hareketler yapıyordu. Hatta bazıları çıplak yoga hocası olan kadını çaktırmadan gözleriyle taciz ediyordu. İşte tam o esnada önümündeki gazetenin birinde, “meditasyon faydasız çıktı” haberini gördüm. Haberin içeriğinde İngiliz, Hollandalı, Yeni Zelandalı bilim adamları yoga ve meditasyonu yillarca araştırmış. Araştırmacı bilim adamları meditasyonun kişileri anlayışlı, şefkatli hale getirmediğini, meditasyonun ve yoganın tansiyon düşürdüğü, kalp hastalıkları, kaygı ve depresyonu önlediği, kişileri sakinleştirdiğinin yalan olduğunu açıkladılar. 

Huzur bulmak için namaz kılın 

Kardeşlerim peki ben yıllardır televizyon ve gazetelerde, “Yoga ve meditasyon aldatmacadır, yoga ve meditasyon Hinduizm ve Budizm’in tarikat koludur” demiyor muydum? Bu abuk sabuklukla hiç kimsenin rahatlamayacağını Avrupalı bilim adamları söylerken Bizim sözde bazı bilim adamları, araştırmadan, incelemeden oturdukları yerden nasıl olsa günümüzde moda diyerek insanlara yıllardır meditasyonu yogayı tavsiye ediyorlar. Hatta insanları Allah’ın huzurundan uzak tutmaya çalışıp namaza ne gerek var bile diyebiliyorlar. Evet biz insanoğlu, yaşadığımız çirkeflerin, şerlerin, fitne ve fesatlığın bol olduğu, insanların bir birinden rahatsız olduğu günümüzde geçici olarak psikolojik, manevi sıkıntılar olabilir. Bu sıkıntıların dermanı çaresi yoga veya meditasyon değildir. Biz Müslümanlar Allah’tan hiç bir zaman ümidimizi kesmemeliyiz. Biz insanlar, manevi sıkıntıya düştüğümüzde ilk önce güzel bir abdest alıp ya vakit namazını kılalım ya da Allah rızası için iki rekat namaz kılarsak İşte o zaman namazın manevi huzurunu bereketini içinizde hissedip manevi olarak rahatlamış olacağız. Tabi İnsi ve Cin’si şerlerden korunmak içinde bolca Ayet-el kürsüyü okursak yine psikolojik ve manevi olarak kendimizi güvende hissedeceğiz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH İNSANLARI İNANCINADAN UZAKLAŞTIRMAK İSTEYEN İKİ AYAKLI ŞEYTANLARA FIRSAT VERMESİN. ALLAH CÜMLEMİZİ ŞUURLU KURAN-İ KERİM-E VE PEYGAMBERİMİZİN HADİS VE SÜNNETİNE İMAN ETMİŞ KULKARINDAN EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Avrupa’nın yardımı böyle olur  -Güneş Gazetesi


Allah kimseyi kimseye muhtaç ettirmesin. Allah hiç birimizi elden ayaktan düşürmesin. Allah hiç bir kimseyi vatansız, milletsiz bırakmasın. Allah herkese ülkesinde ağız tadıyla yaşamayı nasip etsin. Cenab-ı Allah biz Müslümanları bilhassa ehli küfür Haçlı topluluğuna yani Avrupalıların yardımına, merhametine muhtaç etmesin. Tabi Müslüman topluluğu olarak Haçlı zihniyetin fitnesine gelip de bir birine de düşman olmaması, bir birini öldürmemesi de gerekiyor.  BBC, Suriye’yle ilgili haber dosyası hazırlamış. BBC’nin haberinde Suriye’de Birleşmiş Milletler ve Batılı yardım kuruluşları adına yardım dağıtan namussuz, şerefsizler, insani yardım karşılığında Suriyeli kadınları cinsel ilişkiye zorluyorlarmış. Yani Birleşmiş Milletler ve Batılı yardım kuruluşu yetkilileri kadınlara, “Yardım kolilerinden almak istiyorsan önce bizimle cinsel ilişkiye girmen gerekir” derlermiş. 

Bu yaptıkları ilk pislik değil 

İnsan hakları konusunda mangalda kül bırakmayan, tacizcilere karşı acımasız olduğunu iddia eden Avrupa’ya ne desem bilmiyorum. Bunların insanlığına da, yaptıkları yapacakları yardıma da, insanlıklarına da, medeniyetlerine de....  Gerçi Birleşmiş Milletler’in bu ilk pisliği değil. Birleşmiş Milletler insani yardım dağıtıcıları, Haiti’deki depremzedelerede aynı şerefsizliği pisliği yapmışlardı. BBC’ye bilgi veren yardım kuruluşu çalışanları, “Suriye’de yardım karşılığı cinsel ilişki talepleri o kadar sık ki, bazı Suriyeli kadınlar yardım dağıtım noktasına gitmeyi reddediyor. Giderlerse insanların yardım için ilişkiye girdiklerini düşünmelerinden korkuyorlar” diyor. Kardeşlerim, ehli küfrün, Haçlı zihniyetindeki yardım kuruluşlarının, Avrupalılar'ın gerçek yüzünü görün. Allah bunların cümlesinin belasını versin. Biz müslümanlar, sadece Allah’ın rızasını kazanmak, fakirin, fukaranın, yetimin, düşmüşün duasını almak için gönülden yardım etmek için mücadele ederiz. 

Hak ettikleri ceza verilecek mi? 

Hatta biz Müslümanlar, yardımı insanları kırmadan incitmeden yaparız. Ancak bu namussuz, vicdansız, ahlaksız ehli küfür Haçlı topluluğu Avrupalılar ise yardımı cinsel ilişki karşılığında yapıyor. Nasıl olur da insanlar acı içinde çile çekerken Birleşmiş Milletler yetkilileri cinselliği düşünebiliyor? Mağdur olan insanların çaresizliğinden istifade etmek insanlığa yakışıyor mu? Kahraman askerlerimizin, Afrin’de terör örgütlerini üç beş günde temizleyecek kudreti varken, masum insanlar zarar görmesin diye operasyon uzatılmakta. Kahraman askerlerimiz, Afrin’de ele geçirdiği yerleşim yerlerindeki insanlara şefkat gösteriyor, yiyecek, içecek yardımında bulunuyor, hasta olan insanları ülkemize getirip şifa bulmasını sağlıyor.  İşte alçak Avrupalı Haçlı topluluğuyla aramızdaki fark bu kadar net. Biz Müslüman Türk askerinin ahlakı böyle olur. Birleşmiş Milletler yetkililerine soruyorum? Ey Birleşmiş Milletler yetkilileri, Suriye’de hayatta kalma mücadelesi veren zavallı insanları cinselliğe zorlayan namussuz, vicdansız, sapık, personellerinize ne zaman hak ettikleri cezayı vereceksiniz? Ne diyeyim CENAB-I ALLAH KİMSEYİ VİCDANSIZ, NAMUSSUZ, IRZ DÜŞMANI YAPMASIN. ALLAH KENDİ RIZASI İÇİN HAYIRLARDA BULUNMAYI CÜMLEMİZE NASİP ETSİN. ALLAH BİR AN ÖNCE BAŞTA SURİYE OLMAK ÜZERE İSLAM DÜNYASININ ÜSTÜNDEKİ KARA BULUTLARI BER TERAF ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Cehaletten kurtulun artık  -Güneş Gazetesi


Hükümet, gazete ve televizyonlar, “Çocuklarınızı 18 yaşına basmadan, olgunlaşmadan, çocuklarınız evlilik nedir bilmeden sakın evlendirmeyin. Çocuklarınızı sermaye gibi görüp başlık parasıyla satmayın. Çocuklarınızı istismar etmeyin. Çocuklarınızı okutun ilim irfan sahibi yapın” diye uyarılarda bulunuyor. Ancak ne hikmetse uyarılar pek işe yaramıyor.  Onca uyarılara rağmen yine de cehaletten kurtulamıyoruz. Halen bazı aileler, evlilik nedir bilmeyen çocuklarını küçük yaşta evlendiriyor. Bu evliliklerin çoğu Güneydoğu bölgemizde gerçekleşiyor. Neymiş efendim çocuğun gözü açılmadan hemen beşik kertmesi yapalım. Şimdiden dayı, hala, amca çocuklarıyla evlenmeliymiş filan filan. Televizyonda haberleri izlerken sipikerin, Mardin’de 10 yaş büyük kuzeniyle evlendirilmek istenen 14 yaşındaki kızın düğün haberini sunduğunda şok geçirdim. Neyseki Polis düğün salununu basıp her iki aileyi kız ve damadı gözaltına almış.  Gözaltına alınan Aileler çok pişman olduğunu söylemiş. Kız çocuğunu ise Aile ve Sosyal Politikalar Mardin il müdürlüğü korumaya almış. 

Çocuklarınızı ziyan etmeyin 

Kardeşlerim Allah aşkına aklınızı başınıza alın ve Vicdanlı olun. Çocuklarınızı ziyan etmeyin. Çocuğunuza sermaye gözüyle bakmayın. Çocuk çocuktur. Çocuktan gelin olmaz. Çocuğunuz, çocukluğunu yaşanmadan olgunlaşmadan, evlilik nedir bilmeden çocuğunuzu zorla evlendirmeyin. Zorla evlendirmeyin diyorum çünkü çocuğu kendi rızası dışında bilmediği belki hiç görmediği kişiyle evlendiriyorsunuz. Çocuk size korkusundan, “Anne, baba ben evlenmek istemiyorum, beni evlendirmeyin” diyemez. Hele bir dese işte o zaman çocuğun başına kim bilir neler gelecek. Bilhassa çocuklarınızı akrabayla hiç evlendirmeyin. Ülkemizde Doğum yapan Anne’nin sütü az geldiğinden dolayı akraba olan kadınlar yeni doğmuş çocuğu emzirir. Dolayısıyla çocuk, süt emziren annenin çocuklarıyla süt kardeş olur. Allah da süt kardeşiyle evlenmeyi yasak kılmıştır. Bu hassas konuyu göz ardı etmemek gerekir. “Ama Hocam, bizim gelenek görenek töre ve kültürümüz bu” derseniz. Bende size, “Tükürürüm geleneğinize törenize” derim. Anne ve Babalar sakın çocuklarınızın hayatını karartmayın. Peygamber efendimiz, “İlim Çin’de bile olsa gidin öğrenin” der. Sizler de çocuklarınızı okutun, çocuklarınızı ilim irfan sahibi yapın. Çocuklarınızı çocuk yaşta evlendirmekle sorumluluktan kurtulamazsınız. Bu arada manevi boşluktan, macera preslikten veya azgınlıktan dolayı bazı insanlar, aptalca sosyal medyada vakit geçiriyor. Akıllı telefonlardan dolayı insanlar bir araya gelse bile muhabbet etmiyor. Elinde telefon olan herkes kendilerinden geçmişcesine sosyal medyada avam avam vakit harcıyor. 

Sosyal medyada tehlike 

Kimi gençlerimiz internette izlediği filmin etkisiyle intihar ediyor: Kimisi ya terör örgütünün ya da uyuşturucu tacirlerinin eline düşüyor. Kimileri ise,tanımadıkları insanlarla internette tanışıp ilişkiye giriyor. Ne yazık ki gazete ve televizyon haberlerinden takip ettiğim kadarıyla sosyal medya denen iğrenç fitne bataklığında bazı evli kadınlar da çok vakit geçiriyormuş. Bu kadınların çoğu elin pis iğrenç şerefsiz adamların ağına düşüyorlarmış. Sonra ağına düşürdüğü evli kadınları kanı bozuk şerefsizler, kadınları istedikleri gibi kullanıp istismar ediyorlar. Sonuç Şantaj, cinsel yaşam ve kadın cinayetleri. Be kadın sen aptal geri zekalımısın? Ne işin var elin pis şerefsiziyle? Sen evinle kocanla çocuğunla ilgilensene? Belki çoğu kadın cinayetlerinin arkasında sosyal medya bağamlılığı ve bazı kadınların aptallığı var. Yani derim ki sosyal medyada salakça arayış içinde olan kadınlarda biraz kendilerine çeki düzen versin. Kadın kadın gibi, erkek de erkek gibi davranırsa, karı koca bir biriyle yüz göz olmaz ise, bir birinin zıttına giden davranışlardan kaçınırlarsa ve aile kavramını çok iyi bilirlerse belki o zaman kadın cinayetleri azalmış olur. Bakın Allah’ın Resul’ü Peygamber efendimiz, “Kim eşine zülüm ediyor ve eziyet ediyorsa o kişi imanını kontrol etsin” der. Kadın erkek fark etmez. Kimsenin kimseye zülüm etme hakkı yoktur. Kimsenin kimseyi öldürmeyede hakkı yoktur. Allah Kur'an-ı Kerim’de, “Kim bir insanı öldürmüş ise o kişi tüm insanları öldürmüş gibidir.  Kim insanı yaşatırsa o kişi de insanlığı yaşatmış gibidir” der. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ BİR BİRİNE TEHAMMÜL EDEN KULLARINDAN EYLESİN. ALLAH CÜMLEMİZE VERDİĞİ AKLI KULLANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.   

okumak için tıklayın.


Yaptıklarının cezasını çekmelidirler  -Güneş Gazetesi


Bundan tam 21 yıl önce 28 Şubat postmodern darbesi millete neler çektirmişti neler. 28 Şubat postmodern darbesi, FETÖ hariç muhafazakar kesimin elinde ne var ne yok aldı. Fetullah Gülen denen alçak hariç. Çünkü Fetullah Gülen, cuntacılarla birlikte hareket ediyordu. Fetullah Gülen denen alçak, 28 Şubat döneminde gazetelere beyanat vererek rahmetli Erbakan’ın başında olduğu hükümete, “Beceremediniz, artık bırakın çekin gidin” diyordu.  28 Şubat cuntacıları, sadece muhafazakar kesime değil, iş adamlarına da zulümler yaptılar. Cuntacılar, Ecevit hükümetine emredince Ecevit emri hemen yerine getiriyordu. Ecevit Hükümeti’nin Maliye Bakanı ve şimdi CHP’de yönetici olan Zekeriya Temizel, dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan kolları sıvayıp çeşitli bahanelerle iş adamlarının mallarına el koydular. 

Kızlarımızı coplarla dövdüler 

28 Şubat cuntacıları, başörtülü kızlarımızı okullara sokmadı. Okulların kapısında bekleyen kızlarımıza insanlık dışı muamelede bulunup copla dövdüler. Başörtülü bir kadın ,asker oğlunu görmek için askeriyenin ve askeri tesislerin içine sokulmuyordu. Manevi ve milli duyguları olan insanları fişlediler. 28 Şubat cuntacıları, baskıyla medyada hayali haberler yaptırarak muhafazakar kesimi öcü gibi gösterdiler. Fatih’te Allah’ın Resul’ünün sünnetini yaşayan, sokakta gördükleri üç beş sarıklı cübbeli vatandaşımızı kameraların önünde şov yaparak 'irticacı' diyerek polis aracına doldurdular. Yalan haber yaptırarak, “Sakallı yobazlar otobüste açık kadını jiletle kesti” dediler. İnsanlar korku içindeydi. Memur ve iş adamları korkudan Cuma namazına bile gidemezdi. İş adamları korkudan ülkesine yatırım yapamıyordu. İş adamları önlerini göremedikleri için yatırımlarını Bulgaristan’a, Romanya’ya yapıyordu. 28 Şubat’ın cuntacıları, siyasetten başka hiç bir şeye kafa yormazlardı. Yani asıl görevi askerliğe kafa yormazlardı. Milletimiz en alt rütbedeki komutanların ismini bile biliyordu. Neredeyse her gün albay bile basın aracılığıyla millete nasıl yaşamaları gerektiğini dikte ediyordu. 15 Temmuz öncesine kadar komutanlar koltuklarından kalkıp bir operasyona bile gitmezlerdi. 

Herkes ibadetini rahatça yapıyor 

Yani kısacası 28 Şubat cuntacıları milletin üstünden silindir gibi geçti. Peki ya bugün? Allah’a çok şükür 15 Temmuz’dan beri komutanlarımız olması gerektiği gibi. Bugünkü komutanlar ülkemizin bekası için yerlerinde durmuyorlar. Başta Genelkurmay Başkanımız Hulusi Akar olmak üzere kuvvet komutanları sınır bölgelerinde dolaşıyor. Cumhurbaşkanımız Erdoğan sayesinde kızlarımız başörtüsüyle okullara gidiyor. Başörtülü kadınlarımız istedikleri devlet ve askeri tesislere girebiliyor. Hatta başörtülü kadınlarımız devlette çalışıyor. Bugün askeriyede başörtülü komutan kızlarımız bile var. Bugün isteyen herkes ibadetini rahatça yaşayabiliyor. Soruyorum milletin üzerinden silindir gibi geçen 28 Şubatçı cuntacılar nerede? Diyelim ki bir kısmı hayatta, millettin yüzüne bakabiliyorlar mıdır? Millet,ölen cuntacıları rahmetle anıyor mudur? Veya hayatta kalanlar yaptıklarından utanıyorlar mıdır? Kardeşlerim Allah zalime, zülüm edenlere, katillere, devletine ve milletine ihanet edenlere, milletin dini yaşamını engelleyen zalimlere, hem bu dünyada hemde huzuru mahşerde hesap soracaktır. Millete zülüm eden ülkesine ihanet eden, ülkesinin gelişmesini engelleyen, milleti kutuplaştıran 28 Şubat cuntacıları hak ettiği cezayı almalıdır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİNİ, MİLLETİNİ SEVEN KULLARINDAN EYLESİN. ALLAH ÜLKESİNE İHANET EDENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Namus ve şeref sözünü yerine getir  -Güneş Gazetesi


Son günlerde CHP genel merkezine yakın olan isimlerle karşılaştığımda bana şunları soruyorlar: “Hocam, erken seçim olur mu? Hocam, Cumhurbaşkanlığı seçimi ne olur? Hocam, Erdoğan’ın karşısına İlker Başbuğ’u CHP ortak aday olarak gösterse kazanır mı?”  CHP Genel Merkezi'ne yakın bu isimlerin yüzüne bakıp, “Hayırdır sizin genel başkanınız Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığı'na aday olmayacak mı? Allah Allah halbuki birileri Kılıçdaroğlu’na umut bağlamıştı. Deseniz ya FETÖ’cüler, PKK’nın siyasi kolu HDP ve Türkiye düşmanları hayal kırıklığı yaşıyacak. Kardeşim sizin genel başkanınız Kılıçdaroğlu, meydanlarda namus şeref sözü vermiyor muydu? Kılıçdaroğlu, meydanlarda, “Ben iktidara geldiğimde şunları, şunları yapacağıma dair sizlere namus şeref sözü veriyorum, benim adım Kemal” demiyor muydu? 

Kılıçdaroğlu korkuyor mu? 

Demek ki millete namus şeref sözü veren Kemal Kılıçdaroğlu, aday olmayacak öyle mi? Demek ki sizlerde Kılıçdaroğlu’ndan ümidinizi kestiniz. Allah aşkına söyleyin yoksa Kılıçdaroğlu aday olmaktan korkuyor mu” diye sorduğumda, “Yok hocam” filan deyip güldüler.  Kardeşlerim, “Benim adım Kemal, ben namusluyum, ben şerefliyim, iktidara gelirsem ben şunları şunları yapacağım” demekle iş olmaz. Ey Kılıçdaroğlu, tabi ki namuslu şerefli olacaksın. Sen namuslusun da diğer siyasiler namussuz mu? Namuslu şerefli olmak her insanın sahip olması gereken bir vasıftır. Kılıçdaroğlu, millete verdiğin sözü tut ve Cumhurbaşkanlığına adaylığını koy. Adaylığını koy da seçim boyunca millet olarak biraz olsun eğlenelim. Sakın Milleti eğlenmekten mahrum etme. 

Millet Kılıçdaroğlu'nu seçmez 

Neymiş efendim eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ CHP’nin ortak adayı olarak Cumhurbaşkanlığına aday gösterilse olur muymuş. Yoksa İlker Başbuğ, son zamanlarda televizyon ve gazetelerde bundan dolayı mı boy göstermeye başladı? Olmaz, olmaz kesinlikle olmaz. Bu millet İlker Başbuğ’u da, Kılıçdaroğlu’nu da Cumhurbaşkanı yapmaz. Her şeyden önce CHP’nin tabanı ve FETÖ İlker Başbuğu’nun adaylığına razı olmaz. Daha doğrusu millet asker kökenli birini Cumhurbaşkanı yapmaz. Allah aşkına İlker Başbuğ’un ne özelliği varda aday gösterilecek? İlker Başbuğ, Genelkurmay Başkanlığı yaptığı dönemde siyasetten başka ne yaptı? Yok etmesi gereken terör örgütlerini mi bitirdi? Türk Silahlı Kuvvetleri'nin düşmana karşı daha güçlü olması için savunma sanayisine katkıda mı bulundu? Tamam Atatürk’ü hepimiz seviyoruz ama her şey Atatürk’ü sadece sözde sevmekle olmuyor. Bizler Atatürk’ün gösterdiği hedefe ulaşmak için çaba harcamalıyız. Millete her zaman namustan şereften söz eden Kılıçdaroğlu’na derim ki, kaçma,korkma cesursan gel ve Cumhurbaşkanlığına adaylığını koy. Dediğim gibi seçim sürecinde milleti eğlenceden mahrum etme. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN KİM HAYIRLI İSE ONU BAŞIMIZA GETİRSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI YAPMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Allah, siz fitnecileri kahretsin  -Güneş Gazetesi


Bu köpekler, dünyayı karıştırmaktan hiç vaz geçmeyecek. Bu köpeklerin yüzünden dünya huzur bulmayacak. Bu köpeklerin işi gücü, şeytanca planlar yapıp Müslümanları sokağa dökmek. Dünyanın mikseri, yani dünyayı karıştıran fitne ve fesatlık çıkaran İsrail’den bahsetiyorum.  İsrail’in işgali altındaki El Halil’de bulunan ve içinde Hz. İbrahim, Hz. İshak, Hz. Yakup, Hz. Yusuf ile eşlerinin kabirlerinin olduğu Harem-i İbrahim Camii’nde bir grup Yahudi yerleşimci düğün yaptı. Batı Şeria’da bulunan Harem-i İbrahim Camii Müslümanlar için önemli ve kutsal bir yerdir. Dolayısıyla şerefsiz, fitneci Yahudilerin, bu kutsal mekanda yaptığı düğün İslam camiasında tepki çekti.  Fitneci Yahudiler, gündüz saatlerinde ziyaretçi gibi geldikleri camide Müslüman güvenlikçileri zorla dışarı çıkarıp ardından camiyi düğün salonuna çevirmişler. Daha Sonra caminin bir kısmını havraya çevirip düğünlerini yapmışlar. 

Müslümanları öldürecekler 

Bu fitnecilere 'Allah sizi mesut bahtiyar etsin' demicem. Bu fitnecilere ancak 'Allah yüzünüzü güldürmesin' derim. Çünkü bu alçak fitneci yahudilerin asıl amacı Müslümanların kutsal yerlerinde saygısızlık yapıp fitne çıkarmak. Akıllarınca bu şekilde Müslümanları sokağa dökmek. Ya sonra? İsrail’in terörist askerleri fırsat bu fırsat deyip tepkisini ortaya koyan Müslümanları öldürecek. Terörist İsrail’in askerleri Zaten her gün Gazze’de beş, on Filistinli müslümanı öldürüyor. Kardeşlerim şahsen ben din, dil, ırk ayrımı yapmayan biriyim. Ancak dünyayı mikser gibi karıştıran İsrail’in fitneliğine şerefsizliğine sessiz kalamam. Hele hele benim dinime milli ve manevi değerlerime saldırmasına, hakaret etmesine, peygamberlerlerin kabirlerinin olduğu yerde düğün yapmalarına asla sessiz kalmam. İsrail’in ve yahudilerin bu yaptığı tahrikten şerefsizlikten başka bir şey değildir. 

İsrail'in kontrolüne girdiler 

Biz müslümanlar, İsrail’in Amerika’nın ve diğer ehli küfrün fitnesine gelmeden milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmalıyız. Ama Nerede o şuurda müslüman topluluğu? Bakın Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri alenen İsrail’in kontrolünde. Bu ülkeleri İsrail ve Amerika yönetiyor. Diğer bazı Arap ülkelerini de İsrail perde arkasından idare ediyor. Kardeşlerim Ehli küfür topluluğu, biz Müslümanların ümmetin içine yaydığı fitne ve fesatlıklarla bizi bir birimizden uzaklaştırdı. Bırakın bir birimizden uzaklaşmayı, bizi bir birimize öldürtüyor. Soruyorum biz bu durumdayken, bir birimizi öldürürken nasıl manevi değerlerimizi koruyacağız? Nasıl bir birimize sahip çıkacağız? Tek çare samimi olmak. İnancımızda, işimizde, dostluğumuzda, ilişkilerimizde, komşuluğumuzda samimi olmalıyız. Kur'an-i Kerim’i ve Peygamber efendimizin hadis ve sünnetini samimi olarak yaşamalıyız. İşte o zaman hiç bir fitneci ehli küfür topluluğu biz müslümanları bölüp parçalayamaz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH YER YÜZÜNDE NE KADAR FİTNE VE FESATÇI VARSA HEPSİNİ HELAK ETSİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA SAMİMİYET NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Süslü cübbelerden vazgeçin artık  -Güneş Gazetesi


Çok sayıdaki imam, cenaze ve mevlidlerde para peşinde koştururken Beyoğlu Gümüşsuyu Mahallesi'ndeki Selimiye Atun Camii’nin imamı Osman Görkem, camiinin abdesthanesinin bir bölümünü yıkanabilmeleri için evsiz ve kimsesiz insanlara açtı. Evsizlere, “Kardeşim, sokakta kalıyorsan, temizliğe ihtiyacın var ise cumartesi ve pazar günleri namaz vakitleri dışında kapıyı içeriden kilitle, sıcak su var, kova içinde sabun ve tas var. Banyonu rahatça yapabilirsin. Kardeşim sana şarapçı, tinerci diyebilirler ama bütün bunların sebebi bizleriz” diyerek not bırakmış.  Evet Osman Hoca'nın söylediği gibi uyuşturucu batağına sürüklenmiş, terörün kucağına düşmüş, insanlardan uzaklaşıp kendisini sokağa salmış vatandaşların sorumlusu bizleriz. Özelliklede anne ve babalardır. Son 20 yıldır anne ve babalar, evlatlarına gereken ilgi ve alakayı göstermiyor. Benim Evladım kiminle beraber? Evladım vaktini nerede geçiriyor? Evladım örf ve anelerimize göre mi yaşıyor? Evladımın ahlaki, milli ve manevi duyguları ne durumda diye sormuyorlar. Varsa yoksa her şey bu dünyadan ibaretmiş gibi evlatlarımız dünyalığa göre yetiştiriliyor. 

Kendilerine menajer bile tutmuşlar 

Halbuki güzel ahlak, milli ve manevi değerlere sahip olan bir evlat, ne uyuşturucu batağına, ne terör örgütlerinin kucağına düşer. Nede kendisini insanlardan uzak tutup sokağa bırakır. Allah Osman Hoca'dan ve Osman Hoca gibi insanlara hizmet edenlerden razı olsun. Sevgili okuyucularım aslında tüm imamlarımızın yapması gereken işler bunlardır. Sadece cemaate namaz kaldırmakta imamlık görevi yerine getirilmiş olmaz. Yazımın başında belirttiğim gibi günümüzde çoğu imamlar, seslerinin güzel olması için musiki dersleri alıyorlar. Sanmayın ki bu hocalar, musiki derslerini Kur'an-i Kerim’i veya ezanı güzel okumak için alıyorlar. Tam tersi ölülerin arkasından Kur'an ve mevlid okumaları için ders alıyorlar. Yani ölü okuyucusu olup para kazanmak için ders alıyorlar. Duyuyorum bu ölü okuyucusu hocalar, kendilerine menajer bile tutmuşlar. Duyuyorum bu hocalar, mevlidlere iki bin ile beş bin TL arasında parayla gidiyorlarmış. Gerçi bunların bir çoğunu kimler olduğunu toplum olarak biliyoruz. Kardeşlerim Kur'an-ı Kerim ölünün arkasından okunması gereken bir kitap değildir. Ha ahirete intikal etmiş birinin arkasından Kur'an-ı Kerim okunursa sevabı var mıdır? Elbette sevabı var. Ahirete intikal etmiş olan yakınlarımızın ruhuna bolca Yasin-i Şerif, İhlas ve Fatiha suresini okumalıyız. Ancak parayla okunan Kur'an-i Kerim’in sevabı kesinlikle olmaz. 

İnsanlarla iletişim içinde olsunlar 

Zaten Kuran-i Kerim’i parayla okuyan ve Kuran-i Kerim’i parayla satan hoca veya kimselere, Allah Kur'an-ı Kerim’de lanet etmektedir. Kardeşlerim ben isterim ki bir imam, dünyalıkla maddi menfaatlerle değil, görevi gereği insanlarla meşgul olsun. Mahallesinde insanlarla iletişim içinde olsun. Akşam olduğunda yanına eşini de alıp komşularını ziyarete gitsin. Ziyarete gittiğinde vakur duruşu ile dini konularda sorulan sorulara cevap verseler, dedikodudan uzak, iftira ve siyasi içerikli konuşmalar yerine sosyal içerikli sohbetler yapsalar çok daha iyi olmazmı? Osman Hoca gibi insanların hayrına uğraş verseler iyi olmazmı? Ama nerde o şuur? Çoğunun gözü ya milletin yada cemaatin cebinde. Süslü süslü cübbeler giymekle imam olunmaz. Başta Diyanet İşleri Başkanı'na, müftülere ve imamlara sesleniyorum. Allah aşkına bırakın şu süslü süslü sırmalı cübbeleri giymeyi. Nedir o kardeşim eski Rus generalleri gibi yakaları ve göğüs kısımları sırmalı süslü cübbeler giymek? Ya kardeşim bizim dinimiz İslam dininde Ruhbanlık mı varda, papazlar gibi kendinizi sınıflandırıyorsunuz? Şaşalı cübbeler giyiyorsunuz? Bırakın şaşalığı, bu şaşaalık insanı önce kibre sürükler sonrada Allah muhafaza imandan eder. Gerçek hoca efendi olun. Bundan 30 yıl öncesinde olduğu gibi sözü dinlenen, saygı gören hoca efendiler gibi olun. Ha, hoca efendi derken, sakın şeytana uyup da Fetullah Gülen gibi olmayın. Cebinize dünyalığınıza değil, Kur'an-ı Kerim-e, Allah’ın Resul’ü Peygamber efendimizin hadis ve sünnetine hizmet edin. Tekrar söylüyorum başta Diyanet İşleri Başkanı olmak üzere, müftüler ve imamlar süslü cübbelerden hemen derhal vaz geçsinler. Toplum olarak 30 sene öncesinin saygı duyulan hoca efendilerini görmek istiyoruz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH PEYGAMBER EFENDİMİZİN SÜNNETİNİ İCRA EDENLERE SAMİMİYET NASİP ETSİN. ALLAH İNSANLIĞA HİZMET EDEN HOCALARIMIZDAN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Hangi iti hangi itle savaştıracaksınız  -Güneş Gazetesi


Amerika’nın Ulusal İstihbarat Direktörü (DNI) Daniel Coats, Amerikan Kongresi’ne sunduğu istihbarat raporunda YPG’nin PKK’nın Suriye’deki milis gücü olduğunu anlattı. Brüksel’de Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli’yle bir araya gelen Amerikan Savunma Bakanı James Mattis,YPG’yi PKK’yla savaştırabileceklerini söyledi. Amerikan Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Türkiye’ye gelmeden önce Lübnan’da, “Biz YPG’ye ağır silahlar vermedik ki alalım” dedi. Düşündüm taşındım acaba ben bunlara ne desemde rahatlasam. Kendi kendime, “Hoca sabır bu iki yüzlü münafık alçaklar için abdest bozmaya gerek yok” dedim. Son bir yılda bilinen sadece 10 bin TIRr dolusu ağır silahı dünyanın gözünün içine sokarcasına PKK ve YPG’ye törenle teslim ettiler. Acaba Tillerson bunadımı da bunları inkar ediyor? Amerikan Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’a soruyorum, Ey Tillerson, siz Pentagon’un bütçesini yalanlıyor musunuz? Pentagon’un bütçesine göre PKK ve PKK’nın Suriye kolu olan YPG’ye sadece 2018’de ağır makineli tüfek Doçka’dan havan toplarına, roketatardan AT-4 anti tank füzesine kadar binlerce ağır silah verilecek. Bunlar yalan mı? 

Farklı hesaplarınız olduğunu biliyoruz 

Ya kardeşim sizler bizimle dalgamı geçiyorsunuz? Sizlerin ne olduğunuzu, hangi niyetle PKK’ya, YPG’ye ağır silahlar verdiğinizi bilmiyor muyuz? Utanmadan dalga geçer gibi YPG’yle PKK’yı savaştırırız diyorsunuz. Be sahtekarlar hangi iti hangi itle savaştıracaksınız? Allah yer yüzünde sizin gibi münafıkları, kan emicilerini yok etsin. İyi ve kötüyü oynarcasına kiminiz, “Biz YPG’ye ağır silah vermedik ki alalım” diyor, kiminiz “YPG’yle PKK’yı savaştırabiliriz”, kiminiz de, “YPG PKK’nın Suriye’deki milis gücüdür” diyor. Millet olarak sizlerin bu pişkinliğinin, yalancılığının, iki yüzlülüğünün arkasında farklı hesapların olduğunu biliyoruz. Sevgili okuyucularım bu utanmaz Amerika, Rusya, Almanya, Avusturya, Hollanda, Fransa, İsveç, Çin, Danimarka, Vatikan ve NATO Türkiye’ye karşı iki yüzlülük yapıyor. Bunların hepsi de zaman zaman Türkiye’ye karşı iyi ve kötüyü oynuyorlar. Bunların asıl amacı büyük İsrail imparatorluğu kurmaktır. Büyük İsrail imparatorluğunu kurabilmeleri için başta Türkiye olmak üzere Ortadoğu‘da yeralan ülkeleri bölüp parçalamak istiyorlar. 

Türkiye'yi bölmek istiyorlar 

Irak, Suriye, Yemen bölündü bile. Bu iki yüzlü ülkeler, sınırlarımızda bir Kürt devleti kurup sonra Türkiye’yi bölmeyi arzuluyorlar. İşte Gezi olayları, 17-25 Aralık ve Fetöcü hainlerin 15 Temmuz darbe girişimi bunlar içindi. Allah’ın yardımıyla inşallah başaramayacaklar. İşte Afrin’de teröristlerle kahramanca mücadele eden kahraman askerlerimizin başarısını görün. İçimizde Kanı bozuk olanların haricinde miletimizin kahraman askerlerimize olan sevgisini görün. Milletimiz, sanatçılarımız sınır bölgelerinde askerlerimizin yanında. Amerika’ya ve Türkiye düşmanı olan diğer ülkelere sesleniyorum. Ey alçaklar, ey iki yüzlüler, ey münafıklar, ey kan emicileri, ey boynundaki haçla Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak isteyen şerefsizler, şunu çok iyi  bilinizki Türk milleti 16’ncı Türk devletini yıktırmayacak. Bu millet ülkemizin bekası için mücadele eden Cumhurbaşkanımızın her daim yanında olacak haberiniz olsun. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE HAİNLİK PEŞİNDE OLANLARI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Gıdada tehlikeli oyun - 2  -Güneş Gazetesi


Evet önceki yazımda içinde domuz katkı maddesi olan yiyeceklerin bazılarını yazmış, 'gıda terörünün birde ekonomik tarafı var' demiştim. Bir arkadaşım, “Hocam, söylediğiniz çok doğru. İşin ekonomik tarafını yürüten baronlar, başta Müslüman ülkeler olmak üzere bazı yoksul ülkelerde insanları biyolojik gıda silahlarıyla öldürüyorlar. İnsanları yiyeceklerle, içeceklerle, aşılarla kısırlaştırıyorlar. Hocam bu hainler gebeliği önleyen mısır bile üretmişler, Kolesterol haplarıyla insanların cinsel hayatını öldürdüler, gıda terörünün bir başka kolu ilaç sektörüdür” dedi.  Evet sağlık denince işe sadece gıda tarafından bakmamak gerekir. Gıda terörünün arkasında bazı ilaç sektörleride olabilir. Gıda teröristleri, Türk tarımını bitirdi ve insanlarımıza zehir yediriyorlar. Ne yazık ki Avrupa topluluğuna gireceğiz diyerek Türk tarımı tamamen yok oldu. 

Çin'den İsrail'den ithal ediyoruz 

Anavatanı Türkiye olan mercimek, nohut, fasulye, pirinç, şeker ve bir çok gıda ürününü başka ülkelerden ithal ediyoruz. Çin’den fasulye, İsrail’den domates, salatalık ve çeşitli tarım tohumları, Amerika’dan mısır, şeker, pirinç, buğday ithal ediliyoruz. Soruyorum yetkililerimize bu ürünleri ithal ederken sizlerde utanma duygusu oluyor mu ? Kardeşlerim bakın bir ülkenin silahı, tankı, uçağı, sanayisi ve teknolojisi olmayabilir. İnsanoğlu Telefon, internet, alışveriş merkezi olmadan yaşayabilir. Ancak bir ülkenin tarımı olmaz ise o ülke hayatta kalamaz. İnsanoğlu kesinlikle aç susuz yaşayamaz.  Sanayinin teknolojinin merkezi olan Almanya’ya, Fransa’ya, Amerika’ya, İngiltere’ye, İsrail’e, İtalya’ya, Belçika’ya bakın, sanayide ve teknolojide gelişmiş olan bu ülkeler sanayiyle birlikte tarımla da uğraşıyor. Dünyaya hem sanayi hemde tarım ürünleri ihraç ediyorlar. Ya bizim ülkemizde?..  Maalesef bizim ülkemizde tam tersi tarımı bitirdik köylü diye bir şey kalmadı. Hükümete, Tarım Bakanı ve Sağlık Bakanı’na sesleniyorum. Gıda teröristlerine karşı denetimleri sıklaştırın. Denetime çıkacak olan memurlarınız, denetime çıkmadan önce birilerine haber vermeden gidip denetimlerini yapsınlar. 

GDO'lu ürünleri ülkemize sokmayın 

Gözünü para bürümüş art niyetli sağlıksız gıdalar satan esnafı değil, milletin sağlığını düşünerek hareket edin. Elinizi vicdanınıza koyun ve milletin sağlığını tehdit eden, milleti kanser yapan, kısırlaştıran, gebeliği sonlandıran, obez yapan, gıdaları, GDO’lu tohumları, içinde katkı maddesi olan içecekleri ülkemize sokmayın. Bu gıda ve tohumların İthalatını yasaklayın. Biran önce insanlarımızı tarıma özendirin. Milli politikayla yerli kendi tohumlarımızı kullanmaya başlayalım. Çiftçinin bilinçsizce kullandığı gübrelere, tarım ilaçlarına yasak getirin. Anayasamıza göre bunları yapmak mecburiyetindesiniz. Siz Hükümet ve Bakanlar, milletin sağlığını sıhatını düşünmek mecburiyetindesiniz. 'Aman ya' derseniz işte o zaman bu millet de, 'Allah sizi bildiği gibi yapsın' der. Bu dünyada olmasa bile millet huzuru mahşerde yakanıza yapışır benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH TÜRK MİLLETİ OLARAK CÜMLEMİZİ SAĞLIKLI VE SIHATLI KILSIN. ALLAH ÇOK PARA KAZANMA VE İDEOLOJİK ZİHNİYETTEN DOLAYI İNSANLARI ZEHİRLEYEN, KANSER YAPAN, KISIRLAŞTIRAN, İNSANLARIN ÖLÜMÜNE NEDEN OLAN ŞEREFSİZLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Gıdada tehlikeli oyun - 1  -Güneş Gazetesi


Son yıllarda çevremde kiminle karşılaşsam çoğunun yakınları ya kanser olmuş yada daha önce ismini hiç duymadığımız değişik türden hastalıklara yakalanmış. Artık Kanser hastalığı günümüzde soğuk algınlığı gibi normal hastalık haline geldi. Toplum olarak bizler genelde kansere sigara ve alkol kullanan insanlar yakalanır diye bilirdik. Araştırmalara göre meğer son yıllarda alkol ve sigara kullanmayan insanlar da kansere yakalanıyormuş. Çevremdeki doktorlara günümüzde neden bu kadar kanser ve ismini yeni yeni duyduğumuz hastalıklar arttı diye sorduğumda, “Hocam bu hastalıkların bir çok nedeni var, ancak en önemlisi tükettiğimiz gıdalar” cevabını veriyorlar.  Bencede hastalıkların en önemli nedeni gıdalar. Ne yiyoruz, ne içiyoruz, yediğimiz yiyeceklerin içtiğimiz içeceklerin içinde ne var bilmiyoruz. Toplum olarak da araştırma yapma gibi kültürümüz olmadığı için önümüze konulan her şeyi abur cubur yiyip içip tüketiyoruz. Bu hastalıkların başlıca nedenlerinden biri Türk tarımının bitmiş olması. Ülkemizin kendisine has, toprağına uygun çok güzel lezzetli yerli tohumları yok oldu. Ülkemizde yerli tohum diye bir şey kalmadı. Bırakın yerli tohumu tarım diye bir şey kalmadı. 

İsrail'in sinsi ve iğrenç oyunu 

Köylerde insan kalmadı. Kalan köylülerin çoğu, “Tarlayla tarımla ne uğraşayım, devlet bana 'ihtiyaç sahibi çalışmıyor diyerek maaş veriyor. Devletin verdiği para bana yetiyor. Yan gelip yatmak varken şimdi tarlaya gidip neden yorulayım, neden tarlayla uğraşayım' diyor. Bir avuç toprağı olan biri heves edip bir şeyler dikeyim dese tohum bulamaz.  Ancak İsrail’den gelen tohumları alıp kullanacak. Bu tohumlar, genetiğiyle oynanmış ve içinde her türlü pisliklerin olduğu tohumlar. “Hocam tamam tohumların genetiğiyle oynanmış doğrudur, peki bu tohumların içinde ne gibi pislik olabilir” diyebilirsiniz. Kardeşlerim İsrail devleti siyasi ve stratejisine göre ihraç ettiği ülke insanlarının genetik yapısına uygun tohumlar üretiyor. İsrail’in sinsi, tehlikeli bu pis iğrenç oyunu sadece bizim ülkemize değil, başka ülkelerede aynı şekilde oynamakta. Bu tohumlardan üretilen sebze ve meyveleri tüketen toplumlarda kısırlık, kanser, alerjiğe bağlı hastalıklar ve ismini yeni duymaya başladığımız hastalıklar görülüyor. Bu biyolojik tarım ilaçlarıyla İsrail adeta soykırım yapmakta. 

Küresel baronlar organize ediyor 

Tabi bu işin siyasi tarafı olduğu gibi birde ekonomik tarafı var. Sanmayın ki bu gıda teröristleri sadece bizim ülkemizde var. Bu terörün başını Amerika’da yaşayan Yahudiler çekiyor. Küresel baronlar tarafından organize ediliyor. Kardeşlerim uyanık olalım uyanık. Gözünü para bürümüş, kan emiciler, milletin sağlığıyla, dini hassasiyetiyle oynayan şerefsiz gıda teröristleri, yediğimiz yiyeceklerin içine bakın neler katıyorlar. Mesela bazı firmalarda yoğurdun kıvamını artırmak için domuz derisinden yapılan jel konuluyor. Una ve hamura domuz kılı saçından yapılan E920 konuluyor. İthal hayvan yeminde domuz kemiği ve domuz kanı var. İthal salam ve sucukların içindeki beyaz noktaların domuz yağı olduğu söyleniyor. Bazı kek ve pastalarda ucuz olduğu için domuz yağı kullanılıyor. Çoğu et suyu tabletlerinde, hazır köfte harçlarında, hamburger, hazır çorbalarda, kuruyemiş, sakız, cipslerde, dondurmalarda, renkli yoğurtlarda, salata sosu, çiğköfte ve benzeri bir çok üründe bulunan Çin tuzunda domuz var. Kimi ithal donmuş yağlarda domuz olduğu gibi domuzun kök hücresinden laboratuvarlarda kırmızı et bile yapıyorlar. Müslüman topluma neler yedirdiklerini görüyorsunuz değil mi? Geçmişte Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı denetimlerde bu pislikler ortaya çıkmıştı. Peki bu gözünü para bürümüş, insanların sağlıyla oynayan gıda teröristlerine caydırıcı yaptırımlar yapıldı mı? Hayır yapılmadı. Eğer bu kansızlara gereken yaptırımlar cezalar uygulanmış olsaydı bugün gıda teröristleri faliyetlerine devam etmezlerdi. Devamı bir sonraki yazımda.

okumak için tıklayın.


Kimi kime şikayet edeceğiz  -Güneş Gazetesi


Zeytin Dalı Harekatı’nda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tanklarını hedef alan tanksavarların, NATO ülkelerinden birine ait olduğunun belirlenmesi halinde Türkiye’nin atacağı adımlar konuşulmaya başlandı. Türkiye, teröristlerin kullandığı o tanksavarların, ağır silahların, top ve füzelerin kime ait olduğunu aslında çok iyi biliyor. Sadece Türkiye değil, teröristlere kimin ve kimlerin silah verdiğini dünyada çok iyi biliyor. Sadece son bir yılda Amerika’nın terör örgütü PKK’ya, PKK’nın Suriye kolu olan PYD ve YPG’ye 5000 TIR dolusu ağır silahlar verdiğini tüm dünya izledi.  Bu terör örgütlerinin eğitiminin yine Amerikalı ve İsrailli askerler tarafından verildiğinide biliyoruz. Amerika zaten terör örgütlerine silah ve eğitim verdiğini inkar da etmiyor. Açık açık terör örgütlerine destek olan Amerikan askerleri, terör örgütü PYD’nin üniformasını giyerek resim çektirdiğinide unutmuş değiliz. 

BM ve NATO kimin emrinde? 

Bütün bu delillerle birlikte şimdi Türkiye, -kimi kime şikayet edecekse- Amerika’yı terör örgütlerine destek verdiği için Birleşmiş Milletler'e ve NATO’ya şikayet edecek. NATO ve Birleşmiş milletler kimin emrinde? NATO ve Birleşmiş Milletler'e üye olan ülkeler değili mi terör örgütlerine destek olan? Başta Almanya, Fransa, Belçika, İsrail, NATO ve Vatikan, İsrail’in büyük Ortadoğu projesini hayata geçirmek, Kürt devletinin bir an önce kurulması için her türlü silah, maddi ve siyasi destek bulunmuyormu?  Daha bir kaç gün önce Avrupa Parlamentosu'nun Goguş ve kokanalı 90 milletvekili, Türkiye’nin Afrin operasyonuna karşı çıkıp PKK ve PYD’ye destek gösterileri yapmadılar mı? Soruyorum bu durumda Türkiye kimi kime şikayet edecek? 

Suriye'deki rantın peşindeler 

Kardeşlerim uyanık olalım uyanık. Türkiye yeni bir Haçlı saldırısıyla karşı karşıya. Bu Haçlı topluluğun tek amacı Türkiye’yi bölüp parçalamaktır. Bu şerefsiz Haçlı topluluğunun amacı sadece Kürt devletini kurup gitmek de değil. Suriye’nin en az 150 milyar dolar değerindeki petrol ve doğalgazına da sahip olmak istiyorlar. Rusya’da, Amerika’da, Avrupa’da İsrail’de stratejik yerleşimlerin haricinde bu 150 milyar dolarlık rantın peşindeler. Türkiye ise rantın filan değil, Haçlı topluluğun pisliğine kumpasına karşı toprağını kurumanın derdinde. Türkiye, Irak ve Suriyeli vatandaşların bir an önce ülkelerinde huzur içersinde yaşasınlar istiyor. Şimdi Amerika, Türkiye’nin kararlı tutumundan dolayı belki bir süreliğine Kürt devletini kurma düşüncesini askıya alabilir. Ancak bu şerefsizler, bu Haçlı topluluğu hiç bir zaman kürt devletini kurma düşüncesinden vaz geçmeyeceklerdir. Her ne kadar CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ülkemizin bekası için mücadele eden kahraman askerlerimizin Afrin’e yaptığı operasyona karşı çıksa da, vatanını milletini seven biz Türk milleti kahraman askerimizin ve devletimizin her daim yanında olacağız. Zaten PYD’yi terör örgütü olarak görmeyen, terör örgütlerini destekleyen bir parti meclisine sahip olan Kılıçdaroğlu’ndan milli bir duruş beklememizde aptalca olurdu. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH KAHRAMAN ASKERLERİMİZİ VE DEVLETİMİZİ MUZAFFER KILSIN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN İÇ VE DIŞ TÜRKİYE DÜŞMANLARINI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Münbiç’e de gireriz  -Güneş Gazetesi


Kiminle sohbet etsem, “Hocam, Afrin Harekatı ne zaman biter? Hocam inşallah bu sefer terör örgütlerinin kökü kazınır değili mi? Hocam, CHP neden PYD’ye destek oluyor? Hocam, Afrin Harekatı'yla Amerika’nın karizması çizildi değili mi? Hocam, Amerika Kürt devleti kurmaktan vazgeçer mi” gibi sorularla karşılaşıyorum. Tabi insanların CHP’ye ve Kılıçdaroğlu’na gösterdiği tepkileri buradan anlatmama gerek bile yok. Millet tepkisini dile getiriyor getirmesine de, CHP’nin gözü, kulağı, kalbi FETÖ’cüler tarafından köreltildiği için tepkilerin farkında değil. CHP şunu çok iyi bilsinki millet tepkisini 2019 seçimlerinde sandıkta gösterecek.  Kardeşlerim, Zeytin Dalı Harekatı başarıyla devam ediyor. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Fırat Kalkanı Harekatı'nda olduğu gibi Zeytin Dalı harekatındaki başarısını da dünya yakından takip ediyor.  Bütün dünya şunu çok iyi biliyor ki Türk askerinin şakası yok. Türk askeri Afrin’de terör örgütünü temizleyecek. Yalnız Afrin operasyonu kısa zamanda bitmez. 

Sivilleri kalkan yapacaklar 

Terör örgütleri, evden eve tüneller kazmış, Güneydoğu'da yaptıkları gibi hendekler kazmışlar, mayınlı tuzaklar kurup şehir savaşına hazır hale gelmişler. Ayrıca PKK ve PYD’li teröristler, sivillerin arasına katılarak sivillerin operasyonlarda zarar görmesini sağlamak için sivilleri öne sürüyor. Terör örgütleri bu kalleşliği Dünya’ya bakın görün Türk askeri sivilleri öldürüyor yaygarasını yapmak için yapıyor. Kahraman askerlerimiz bu kalleşliği bildiği için büyük bir dikkatle sivillerin arasında saklanmış olan şerefsiz, kanı bozuk, korkak teröristleri büyük bir titizlikle temizliyor. Allah’ın izniyle inşallah Türk ordusu Afrin’den sonra Münbiç’i de teröristlerden temizleyecek. “Ama Hocam Münbiç’te Amerikan askerleri var. Türk askeri Münbiç’e girer mi” diye sorabilirsiniz. Evet kimseden çekinmeden Türk askeri teröristleri temizlemek için Münbiç’e girer derim.  Terör örgütlerine açıkça destek olan Amerika, Türkiye’yle ilişkilerini tamamen koparmayı göze alır mı? Amerika NATO üyesi olan Türkiye’ye daha fazla kalleşlik yapmayı ve ilişkileri tamamen koparıp, Münbiçte Türk askeriyle çatışmayı göze alamaz. 

Amerikan halkı tepki gösteriyor 

Zaten Amerikan yönetiminin bu tutumuna Amerika’dan halkından tepkiler gelmeye başladı bile. New York Times gazetesi Amerika’nın, terör örgütlerinin canlı bombaların yanında yer almasını tuhaf bir duruma düşmekle eleştirdi. Amerikaya bu tür eleştiriler dünya genelinde gittikçe artıyor. Kardeşlerim derimki, artık gözümüzde Amerika’yı, İngiltere’yi, Rusya’yı ve Avrupa’yı büyütmeyelim. Allah’a şükürler olsun Türkiye eski Türkiye değil. Artık Türkiye kendi silahını, tankını, füzesini, insansız hava aracını, zırhlı askeri araçlarını, helikopterini roketini üretiyor. Türkiye Afrin ve diğer operasyonlarda kendi milli silahlarımızı kullanıyor. Türkiye büyüdü kardeşlerim büyüdü. İşte ülkemizin bekası için mücadele eden ve Türkiye’yi güçlü devlet haline getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da bundan dolayı düşmanlar. Türkiye’yi bölüp parçalamak isteyen alçaklar, bundan dolayı Gezi olaylarına,17-25 Aralık ve 15 temmuz darbe girişimine destek oldular. “Hocam kim bu alçaklar” derseniz, Amerika, Almanya, Fransa, Rusya, İsrail, NATO ve Vatikan derim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZE HAİNLİK YAPAN KALLEŞLERİ HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZE KİM FAYDALI OLMUŞ İSE HEPSİNDEN RAZI OLSUN, AMİN.

okumak için tıklayın.


CHP’nin gerçek yüzünü görün  -Güneş Gazetesi


Zeytin Dalı Harekatı’na kerhen destek olan CHP’liler, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bölgede birlikte hareket ettiği Özgür Suriye Ordusu’nu terör örgütü olarak göstermeye, toplumda bu yönde algı oluşturma çabasına devam ediyor. CHP’lilerin genelde PKK’nın Suriye kolu olan terör örgütü PYD’yi terör örgütü olarak görmediğini milletçe hepimiz biliyoruz. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu “YPG bizim için terör örgütü değil” demişti. CHP İzmir milletvekili Selin Sayek Böke de katıldığı bir televizyon programda, “PYD terör örgütüdürr” diyemedi. “Suriye’de PYD’yi terör örgütü olarak mı yoksa Kürtlerin temsilcisi olarak mı görüyorsunuz” sorusuna kem küm ederek soruyu geçiştirmeye çalışan Böke, “Ben ve arkadaşlarım PYD’nin terör örgütü olduğuna dair bilgiye sahip değiliz” dedi.  Yazıklar olsun size. Kardeşim ülkemizde yıllardır katliamlar yapan, asker ve polisimizi kalleşçe şehit eden, her gün ülkemize onlarca roket atıp masum insanları öldüren PYD terör örgütü değilde nedir? Siz Türk askerinin Afrin’de kiminle çatıştığını düşünüyorsunuz? Ey CHP’liler, çekindiğiniz bir şey varda ondan dolayımı PKK terör örgütünün Suriye kolu olan PYD’ye terör örgütü diyemiyorsunuz?

  HDP'yi üzmekten mi korkuyorsunuz? 

Yoksa PKK terör örgütünün siyasi kolu olan HDP’yle 2019’da seçime birlikte gireceğinizden dolayı HDP’yi üzmekten mi korkuyorsunuz? Kim bilir belki içinizden terör örgütlerine karşı mücadele eden Türk askerinin başarılı olmaması için dua bile ediyorsunuzdur? Yazıklar olsun sizlere ki emperyalist güçlere karşı büyük mücadele vererek Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Atatürk’ün partisi CHP’de yöneticilik yapıyorsunuz? Ah sizi gidi sahte Atatürkçüler sizi. Atatürk denilince mangalda kül bırakmazsınız. Ama Atatürk’ün kurduğu Türkiye cumhuriyetini bölmek isteyen terör örgütlerine alenen veya dolaylı destek oluyorsunuz.  Ben sizlere değil, körü körüne Atatürkçüyüz diyip aldanıp sizlerin peşinden koşan zavallılara kızıyorum. İnanarak söylüyorum bugünkü CHP yöneticileri kesinlikle Atatürkçü filan değil. Bunlar Atatürk’ün resminin arkasına saklanmış, Atatürk’ü kendilerine sermaye eden kişilerdir. Atatürk Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmak için emperyalist güçlere, Masonlara ve Haçlı ordusuna karşı ne büyük mücadeleler verdi. Yüzbinlerce Gencecik vatan evladı, vatanı, milleti, namusu korumak ve Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmak için şehit oldu. Ne yazık ki Atatürk’ün kurduğu CHP’nin bugünkü yöneticileri ise Türkiye Cumhuriyeti'ni bölüp parçalamak isteyen terör örgütlerine direk veya dolaylı destek oluyor. 

Terör örgütlerine destek oluyorlar 

Rahmetli Atatürk bugün hayatta olsa CHP yöneticilerini falakadan geçirip yüzlerine tükürürdü. Atatürk’ü, devletini, milletini toprağını ve Türkiye Cumhuriyeti'ni seven herkese sesleniyorum; Bugünkü CHP’li yöneticiler kesinlikle Atatürkçü filan değil. Bugünkü CHP’li yöneticiler maalesef terör örgütlerine destek oluyor. Bunların gerçek yüzünü görün ve ona göre tavır takının. Ayrıca millet olarak bizler, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet var olması için devletimizin ve milletimizin bekası için din, dil, ırk ayrımı yapmadan, Türkiye düşmanlarının sosyal medyada sinsice kelime oyunlarıyla yaptıkları olumsuz algılara kanmayarak birlik içinde olmalıyız. Sosyal medyayı en çok ülkemiz üzerinde pis oyunları olan yabancı ülke ajanları, PKK’lılar, FETÖ’cüler ve CHP’liler kullanıyor. Uyanık olalım, uyanık olalım, uyanık olalım. Sanmayın ki sadece terör örgütleriyle ülkemiz üzerinde oyunlar oynanıyor. Ülkemizin üzerinde Siyonistler öyle plan program yapmışlarki akıl erdirmek zor. Türkiye düşmanları ülkemizi bölüp parçalamak için siyasi partiler üzerindende oyunlar oynayabiliyorlar. Kardeşlerim Türkiye Cumhuriyeti'nden başka gideceğimiz, yaşıyacağımız başka kapı, yer yok. Kimse yüzümüze bakmaz bile. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZE KİM HAİNLİK YAPMAK İSTİYORSA HEPSİNİ HELAK ETSİN. ALLAH TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE EDEN, ÜLKEMİZİN BEKASI İÇİN DAĞ BAYIR DEMEDEN DÜŞMANLA ÇARPIŞAN KAHRAMAN ASKERLERİMİZİ MUZAFFER KILSIN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Macron, evladım kendine gel  -Güneş Gazetesi


Cezayir’de, bir milyondan fazla insana soykırım yapıp öldüren, işgal ettiği Afrika’da insanları diri diri yakan, işgal ettiği Afrika ülkelerindeki zavallı insanları köleleştirip sonra dünyaya köle diye satan, Ortadoğu ülkelerinde Suriye’de, Tunus’ta, Fas’ta, yapmadığı pislik kalmayan, geçmişide elide kanlı olan soykırımcı Fransa, şimdi utanmadan sıkılmadan tutmuş Türkiye’ye uyarıda bulunuyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçmişini unutup, “Zeytin Dalı Harekatı işgale dönüşmesin” dedi. Türk askerinin Afrin operasyonunu eleştiren Macron, fırsat bu fırsat diyerek aradan sözde Ermeni soykırımını gündeme getirdi. Getir kardeşim getir. Geçmişimizde sizin gibi utanacağımız bir durumumuz yok. Siz kendi yaptığınız soykırımlara bakın. 

Haçlı zihniyetine karşı mücadele 

FETÖ’cülerin ve PKK’nın koruyucu meleği olan Almanya Başbakanı Merkel de, Türkiye’nin Afrin'e operasyon yapmasından dolayı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni toplantıya çağırdı. Hadi diyelimki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplandı. Peki o toplantıda Birleşmiş Milletler ne karar alacak? “Türkiye kendisine saldıran, on binlerce insanı kalleşçe öldüren terör örgütleriyle mücadele edemez” mi diyecek? Amerika’nın yaptıklarını söylememe gerek bile yok. Bugün Ortadoğu’da yaşanan vahşetin, katliamların sorumlusu Amerika, İsrail, Fransa, Almanya, Rusya ve Avrupa ülkeleridir. Evet görüntüde Türkiye terör örgütlerine karşı mücadele ediyor. Yalnız Türkiye asıl mücadeleyi yedi düvele karşı yani haçlı zihniyetine karşı veriyor. Hani medyada sık sık terör örgütlerinin safında Avrupalı, Amerikalı, Çinli, Rus ve İngilizleri görüyoruz ya, işte gördüğümüz insanları sanmayın ki kendiliğinden terör örgütüne katılmış destek oluyorlar. Terör örgütünün saflarında Türkiye’ye karşı çatışan o şerefsizler aslında saydığım bu ülkelerin ajanlarıdır. 

Rusya o teröristi iade etmez 

Rusya’ya da kesinlikle güvenmemek gerekir. Türkiye’ye, Suriye görüşmelerinde PKK’lı PYD’li veya YPG’li hiç kimse olmayacaktır diye söz veren Rusya, Reyhanlı saldırısının talimatını veren şerefsiz PKK Yöneticisi Mihraç Ural denen köpeği, Suriye’nin kaderinin belirleneceği Soçi toplantısına davet etti. Haklı olarak Türkiye hemen tepkisini ortaya koydu. Türkiye, Rusya’dan terör yöneticisi ve Reyhanlı katliamcısı kanı bozuk köpek, şerefsiz Mihraç Ural’ın iadesini istedi. İkili oynayan Rusya, Türkiye’ye o teröristi iade etmez kardeşim etmez. Allah’ıma şükürler olsun devletimizin askerimizin yanında olan milletimiz, sosyal medyanın ve CHP’li yöneticilerin fitneliğine kanmayarak kahraman askerlerimizin zafere ulaşmaları için dua ediyor. Cenab-ı Allah inşallah dualarımızın bereketiyle devletimizi ve askerimizi muzaffer kılıcaktır. Yeterki bizler din, dil, ırk ayrımı yapmadan birbirimize sevgili, saygılı ve tahammüllü olalım. Yeter ki devletimizin milli politikasına katkıda bulunalım. Ya sonra, Allah’ın izniyle Türkiye’yi kimse bölüp parçalayamayacak. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH KAHRAMAN ASKERLERİMİZE GÜÇ KUVVET VERSİN. ALLAH ÜLKEMİZE HAİNLİK YAPMAK İSYEYENLERİ HELAK ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Bekamız için atom ve nükleer füzemiz olmalı  -Güneş Gazetesi


Efendim PKK terörün örgütüne ve FETÖ’cü hainlere gönülden destek veren Almanya, Türkiye’nin Afrin’de terör örgütlerine karşı yürüttüğü operasyonuna çok kızmış. Neden kızmış biliyormusunuz? Türkiye, operasyonda Alman üretimi Leopard-2 tankını kullandığı için kızmış. Bundan dolayı Almanya Başbakanı Merkel ve Dışişleri Bakanı Gabriel, “Almanya kamuoyununda tepki var.  Alman kamuoyunun tepkisini göz ardı edemeyiz. Türkiye’ye leopard tankı satışını durduruyoruz” dedi.  Ah Be zevzekler, sizin halkınız alkolden uyuşturucudan kafasını kaldıracak durumda değilki senin tankınla ilgilensin. Açıkça söyleyin ve deyinki; “Kardeşim biz Türkiye’nin  bölünüp parçalanması için yıllardır PKK, PYD, YPG ve FETÖ terör örgütlerine destek olduk, onları maddi,manevi, silah ve siyasi olarakta destekleyip bir yere kadar getirdik. Şimdi bakıp büyüttüğümüz bu örgütü sizin yok etmenize göz yumamayız” deseniz ya. Ey Alman’ya, Türkiye’nin o tankları sizden pikniğe gitmek için mi aldığını düşünüyordunuz? Merkel hanım Senin koruyup kolladığını o hain FETÖ’cüler, 15 temmuzda darbe girişiminde Leopard-2 tanklarıyla insanları ezdiğinde, tankın namlusuyla araçları sürüklediğinde neden o zaman tepki göstermemiştin? Çünkü 15 temmuz darbesinin arkasında siz Almanya, NATO, israil, Amerika, Vatikan vardı, onun İçin ses çıkarmadınız. 

Türkiye bölünsün istediniz 

İstedinizki Türkiye’de darbe gerçekleşsin Türkiye’de iç savaş çıksın ve sonra Türkiye bölünsün. Çok şükür Türk milleti sizi pis oyununuzu bozdu ve sizi hayallerinize yenik düşürttü. Amerika ve Avrupa olarak İnsan hakları konusunda ve terörden arınmış güvenli bir dünya denince mangalda kül bırakmayan sizler, utanmadan sıkılmadan, “DEAŞ bizim için tehlikeli terör örgütüdür. Ancak PKK, YPG ve PYD bizim için tehlike arz etmiyor” diyorsunuz. Bu düşünce müttefikliğe ortaklığa sığar mı? Allah’ıma dua ederim ki, Türkiye’ye ve İslam dünyasına yaptığınız pisliğin, şerefsizliğin, katliamların, bin katını Allah sizin başınıza getirsin. Tabi bu bedduam masum insanlara halklara değil, art niyetli teröre destek olan ajan ve yöneticiler için.  Sevgili okuyucularım bu Almanlar, Amerikalılar, Ruslar, Fransızlar, İsrailliler, Vatikan ve NATO ne derse desinler, devletimiz ülkemizin bekası için içimizde ve sınırlarımızın dışında ne kadar terör örgütleri varsa hepsininde kökünü kazıyacaktır. Her ne kadar Kemal Kılıçdaroğlu farkında olmamasa da Allah’ıma şükürler olsun Türkiye, terör örgütlerine karşı yaptığı operasyonlarda kendi ürettiğimiz yerli milli silah ve mühimmatları kullanıyor. Yıllardır yazılarımda 'devletimiz milli politikayla kendi savunma gücümüzü var etmelidir' derdim. Türkiye bugün kendi tankını, silahını, füzesini, insansız hava aracını, ağır silahlarını, askeri araçlarını, helikopterini, uçağını en yeni teknolojiyle üretiyor. Allah nasip ederse inşallah iki yıl sonra kendi savaş uçağımızı ve uçak gemimizi de üretmiş olacağız. 

O ahmaklar her şeye karşı çıkar 

Yanlız bunlar kesinlikle yeterli değil. Türkiye hem kendi  bekası hemde İslam dünyasının bekası için atom bombasını ve nükleer füzelerini üretmelidir. Şimdi içimizde kendilerini aydın veya entellektüel olduğunu sanan bazı sinsi Türkiye düşmanları, “Efendim bu silahlarla insanlar ölür, Türkiye bu silahları üretmemelidir” diyebilirler. O ahmaklar, biz ne yaparsak yapalım karşı hep çıkarlar. Yanlız kimyasal füzelerle Filistinli Müslümanları öldüren İsrail’e, atom bombalarıyla ve nükleer füzelerle Afganistan’da, Irak’ta, Japonya’da, milyonlarca insanı öldüren Amerika’ya, Afrika ülkelerinde milyonlarca insanı öldüren Fransa’ya, Çeçenistan’da, Suriye’de yüz binlerce insanı öldüren Rusya’ya ses çıkarmazlar. Gerçi Ses çıkarsalar ne olur çıkarmasalar ne olur. Millet kendilerini aydın ve entellektüel olduğunu sanan bu sinsi Türkiye düşmanlarını adam yerine bile koymuyor. Tekrar söylüyorum gerekirse milli gelirin yüzde 50’si savunma sanayiine gitsin. İllaki Türkiye kendi bakası için atom bombalarını, nükleer füzelerini  üretmelidir.  “Ama Hocam, sen hocasın sen bombadan silahtan ölümden idamdan bahsetmemelisin” diyebilirsiniz? Kardeşlerim ben, İslama aykırı bir şey söylemiyorum. Ülkemin bekasını ve ümmeti Muhammed’i düşündüğüm için bunları söylüyorum. Çünkü Türkiye’nin ve ümmetin düşmanlarında, ülkemizi bölüp parçalamak isteyen ülkelerde bu silahların âlâsı var. Onlar bizleri o silahlarla tehdit edip öldürüyor. Peki neden toprağımızı, namusumuzu savunmak için atom bombasına ve nükleer füzeye sahip olmayalım? Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZLERE UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH TÜRKİYE DÜŞMANLARINI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Tabi ki tam destek  -Güneş Gazetesi


Yazılarımı takip eden bazı okuyucularım veya beni görüp de çaktırmadan elindeki telefonla internete girip o anda beni hızlıca tanımaya çalışan bazı kişiler, “Hocam, yazılarınızda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı çok fazla sahiplenip destekliyorsunuz? Siyasetle uğraşan birine fazla güvenmek olur mu? Hocam, sizce Cumhurbaşkanı’nın veya başka birinin yaptığı herşey doğru mu? Hocam, siz daha doğrusunu bilirsiniz ama yine de bir insana çok fazla inanmak doğru değildir” gibi sözlerle karşılaşıyorum.  Soru soranlara baktığımda hangi maksatla hangi zihniyetle soru sordukları anlaşılıyor. “Tabi ki nefsi olan bir insanın yaptığı herşey, aldığı her kararlar doğru olmayabilir. Yani bir insanın herşeyi kusursuz mükemmel dört dörtlük yapması mümkün değildir. Önemli olan insanın içindeki ve işindeki samimiyettir. Tabi ki biat edercesine bir insana körü körüne güvenmek teslim olmakta kesinlikle doğru değil. Yalnız doğru olmayan bir tek şey var oda sizlerin beni iyi tanımamış olmanızdır” diyerek cevap veriyorum. 

Biat etmek FETÖ'cülerin işi 

Kardeşlerim Peygamber efendimizin vefatından sonra biz Müslümanlara biat kapısı kapanmıştır. Eğer FETÖ’cülerin yaptığı gibi beyinleri yıkanmış cahiller, Fetullah Gülen’e biat ettikleri gibi bir insana biat edilirse kesinlikle o insan şirke düşmüş olur. Biat etmek benim mizacımda yok. Dediğim gibi o sapkınlık, biat etmek FETÖ’cülerin işi. Din, devlet ve millet düşmanı Fetullah Gülen’e biat edenlerin 15 Temmuz’da neler yaptıklarını henüz unutmuş değiliz.  Kardeşlerim ben ülkemin menfaatini, huzurunu, saadetini ve ülkemin bekasını düşünüyorum. Eğer söz konusu Türkiye Cumhuriyeti ise benim gözüm hiç bir şeyi görmez. Evet Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ ı destekliyorum. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası için canını ortaya koyarak tek başına mücadele vermekte. Erdoğan, ülkemizi Irak ve Suriye gibi bölüp parçalamak isteyen İsrail, Amerika, Avrupa, NATO, Vatikan ve onların vekalet savaşçıları olan PKK, DEAŞ, FETÖ VE DHKP-C’ye karşı ülkemizin bekası için tek başına mücadele vermekte. Soruyorum ülkesi için canını ortaya koyarak çalışan bu adamı desteklemeyeceğimde ben ne yapıcam? Yoksa benden PKK’yı destekleyen milletvekillerine sahip olan, PKK’nın siyasi kolu HDP’yle kafa kafaya siyaset yapan, FETÖ’nün kaset komplosuyla CHP genel başkanlığı koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu’na mı destek olmamı bekliyorsunuz? Veya halen üzerinde FETÖ’cü damgası olan Meral Akşener’e mi destek olayım? 

Türkiye Avrupa'yı geride bıraktı 

Kardeşlerim, Allah’ın verdiği akıl nimetini iyi kullanalım. İdeolojiyi de bir kenara bırakarak gerçekleri görmeye çalışalım. Ülkemizin son 15 yıldan bugüne kadar nereden nereye geldiğini görmeye çalışalım. Bakın Allah’a çok şükür Türkiye Cumhuriyeti bugün kendi silahını, tankını, insansız hava aracını, helikopterini, askeri ağır araç-gereçlerini üretiyor. İki yıl sonra inşallah kendi savaş uçağımızı ve uçak gemimizi de üretmiş olacağız. 40 yıldır ülkemizin baş belası olan PKK Terör örgütü neredeyse bitmek üzere. Ülkemizin ekonomisi bugün Avrupa’dan Amerika’dan çok daha iyi durumda. Sosyal devlet anlayışında Türkiye Avrupa’yı geride bıraktı.  Eskiden insanlarımız, tedavi olmak için sıra beklediği hastane köşelerinde ölüyordu. Hatta insanlar, hastanelerde tedavi olabilmek için tanıdık arardı. Tedavi olan insanlarımız, hastaneye tedavi ücretini ödeyemediklerinde rehin kalırlardı. Ya bügün? Allah’a çok şükür bunların hepsi geride kaldı. İnsanlarımız artık eskiden olduğu gibi hastane köşelerinde ölmüyor, rehin kalmıyor. İhtiyaç sahibi olan özürlü vatandaşlarımıza, yatalak hastalara ve yatalak hastaya bakan hizmet eden yakınlarına devlet maaş veriyor. Soruyorum tüm bu başarıların altında imzası olan Recep Tayyip Erdoğan’ı desteklemeyeceğim de ben ne yapıcam? Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI OLAN KİMSE ONU MAKAM MEVKİ SAHİBİ YAPSIN. ALLAH ÜLKEMİZİ MÜNAFIKLARIN, FİTNECİLERİN, BAŞKALARININ KULLANDIĞI HAİNLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN VE ALLAH ONLARA FIRSAT VERMESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


İçleri kararmış sözde aydınlar  -Güneş Gazetesi


Sanmayın Türkiye Afrin’de sadece DEAŞ’la, PKK’yla, PYD ve YPG’yle mücadele ediyor. Türkiye Afrin’de kendi bekası için 7 düvele karşı çarpışarak mücadele ediyor. 4 gün önce İngiliz Times Gazetesi, Afrin’de terör örgütleri safında Amerikalı İngiliz, Çinli, Alman, Hollandalı, Danimarkalı, yani neredeyse her ülkeden terörist PYD saflarında Türk ordusuna karşı çarpıştığını yazdı.  Ayrıca İngiliz Times Gazetesi, PKK ve PYD’li teröristlerin Afrin’deki sığnaklarında Amerikan ve Alman yapımı füzelerin, ağır silahların da Türk ordusu tarafından ele geçirildiğini yazdı. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Amerika’ya terör örgütlerine silah desteğini kesin dedikçe Amerika, pişkin bir şekilde, “Biz o silahları DEAŞ’a karşı kullanılması için veriyoruz” dedi.  Kimi kandırmaya çalışıyorsunuz?  Be şerefsizler, Irak ve Suriye topraklarında DEAŞ diye bir şeyi mi kaldı? Terör örgütlerine verdiğiniz o silahların Türkiye’ye karşı kullanıldığını görmüyor musunuz? O, DEAŞ dediğiniz sözde terör örgütü, sizler yani Amerika, İngiltere, İsrail, Almanya’, Fransa, Hollanda, Rusya,  Çin ve bir çok Avrupa ülke istihbaratları tarafından Ortadoğu’yu karıştırmak için kurulmadı mı?

Kimi kandırmaya çalışıyorsunuz? 

Peki ya terör örgütlerine destek verenler sadece bu ülkeler mi? Bizim içimizde terör örgütlerine direk yada farklı isimler altında dolaylı destek veren kanı bozuklar yok mu? Ülkemizin felaketini arzulayan, bir an önce ülkemizin bölünüp parçalanmasını isteyen içi kararmış sözde bazı aydınlar, Gezi olayları sırasında olduğu gibi yine ortaya çıkmışlar. İçi kararmış sözde bu aydınlar, Türkiye’nin terör örgütlerine karşı yürüttüğü Afrin operasyonunun bir an önce durdurulmasını istemişler. Vah sizi gidi vatan millet düşmanları, vah sizi gidi terör sevicileri vah. Vah sizi başka ülkelerin uşaklığını yapan alçaklar vah. Sizlerde hiç utanma sıkılma yok mu? Bu ülkenin ekmeğini yiyen içi kararmış olan sözde siz aydınlar, utanmadan sıkılmadan nasıl olurda terörle mücadeleye son verilsin diyorsunuz? 

Hak ettikleri cezayı almaları lazım 

Ne kadar şeytanlık yaparsanız yapın Allah’ın izniyle inşallah kahraman askerlerimiz ve polisimiz ülkemizi kana bulayan terör örgütlerinin sonunu getirecek. Esas içimizdeki farklı isimler altında başka ülke ajanlarına hizmet eden terör örgütü destekçilerinin sonu gelmelidir. Derim ki adaletimiz terör destekçisi olan sözde bu aydınların yakasını bırakmasın. Teröre destek olan içi kararmış sözde bu aydınlar, adalet karşısında hak ettikleri cezayı almalıdırlar. Kardeşlerim her zaman söylediğim gibi gün din, dil, ırk ayrımı yapmadan birlik günüdür. Şer odakların ülkemiz ve Ortadoğu’da oynadığı pis oyunları bozmak için bir olmalıyız. Bir olalım ki şer güçlerin içimize yaymak istediği fitne ve fesatlığı yok edelim. Bir olalım ki içimize kanser virüsü gibi yayılmış olan sözde 'aydınım' diyen hainleri huzurumuz için içimizden atalım. İçimizdeki bu hainler temizlendikten sonra Allah’ın izni ile bizi en kralı bile yok edemez. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH İÇİMİZDEKİ HAİNLERİ HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH KAHRAMAN TÜRK ASKERİMİZİ HER DAİM MUZAFFER KILSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Kılıçdaroğlu baktı ki millet birlik içinde!..  -Güneş Gazetesi


Zeytin Dalı Harekatı'nda 4’cü günü geride bıraktık. Savaş uçaklarımız PKK’lı, PYD’li, YPG’li ve DEAŞ’lı teröristlerin üzerine havadan bomba yağdırırken, karadan ise özel birliklerimiz teröristleri dünyaya geldiklerine pişman ediyor. Kahraman askerlerimiz, operasyonun 4’cü gününde teröristlerin elinde bulunan çok sayıda yerleşim yerini ele geçirdi. Türkiye’nin bu operasyonu dünya kamuoyunda dikkatle takip edilmekte. Ortadoğu’da sinsi bir siyaset yürüten, terör örgütlerine her türlü maddi, silah ve siyasi destek vererek mezhep ve etnik çatışmalar yaptıran, Ortadoğu ülkelerini yaşanmaz hale getiren Amerika, müttefiki olan Türkiye’ye hep kalleşlik yaptı. Irak’ı Suriye’yi dizayn etmeye çalışan Amerika bakalım bölgede Türk askeriyle karşılaştığında ne yapacak? 

AMERİKA GERİ ADIM ATACAK MI? 

Amerika’nın bölgede pis oynunu bozan Türkiye’yle Amerika çarpışır mı yoksa geri adım mı atacak? Amerikan Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, “Türkiye’nin kendi vatandaşlarını Suriye’den saldırı düzenleyebilecek terör unsurlarından korumaya yönelik meşru hakkını tamamen taktir ediyor ve tanıyoruz” dedi. İnanıyorumki Amerika, bu açıklamayı inanarak değil iki yüzlülüğünden dolayı yaptı .İki yüzlülük sadece Amerika’ya ait bir durum değil. CHP de iki yüzlülük yapıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, haftalardır sabrımızı taşırmayın diyerek Amerika’yı ve terör örgütlerini uyardığında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Efendim operasyona gerek yok, bu işi diplomasiyle halledin” diyordu. Tüm dünyanın gözü kulağı bu operasyondayken Kılıçdaroğlu Almanya gezisine çıktı. Hadi diyelimki Kılıçdaroğlu’nun Almanya gezisi önceden planlanmıştı. Peki Türk askerleri Afrin’e operasyona başladığında neden hemen ülkesine geri dönmedi? 

Pis oyunu bozmak için girdik 

15 Temmuz darbe gecesinde olduğu gibi Kılıçdaroğlu, Türkiye’de herkesin birlik ve beraberlik içinde olduğunu görünce, “Afrin’e operasyon kaçınılmazdı” demeye başladı. Sevgili okuyucularım daha önceki yazımda yazdığım gibi Türkiye, Suriye topraklarına yıllardır ülkemize kan kusturan, 50 bine yakın insanımızı şehit eden terör örgütlerinin kökünü kazımak ve Amerika’nın bölgedeki pis oynunu bozmak için girdi. “İktidar ne yaparsa yapsın, iktidar iyi şeyler dahi yapsa biz yine muhalefet ederiz” diyen birileri şimdi diyorki, “Türkiye neden daha önce değil de şimdi operasyon yapıyor?” Ah zavallılar  ah. Sizler ne bilirsiniz devlet yönetmeyi? Sizler ne anlarsınız diplomasiden? Devlet yönetiminde ve diplomaside duygusallığa yer olmadığını bilmiyor musunuz? Her şeyin yeri ve zamanı olduğunu bilmiyor musunuz? Sanıyor musunuz Irak ve Suriye, topraklarında sadece teröristler var? Kardeşlerim o topraklarda leş yiyici akbabalar var.Amerika, İsrail, Rusya, İngiltere, Almanya, Fransa, Çin var. Bu leş yiyici akbabalarla mücadele etmeyi kolay mı sanıyorsunuz? Devletimiz ülkemizin bekası ve toprak bütünlüğümüz için yerinde zamanında bu operasyon için karar vermiştir. Yeterki millet olarak bizler devletimize, askerimize, muvaffak olmaları için dua edelim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZİ, ASKERİMİZİ VE MİLLETİMİZİ HER DAİM MUZAFFER KILSIN. ALLAH MÜSLÜMANLARIN ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN KAFİRLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN

okumak için tıklayın.


Kahraman askerlerimiz inşallah köklerini kazır  -Güneş Gazetesi


Türkiye, aylardır “Terör örgütlerine destek olmaktan vaz geç. Terör örgütü PKK’ya ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD’ye Silah yardımı yapma. Terör örgütlerine verdiğiniz ağır silahlar bizim güvenliğimiz için tehlike arz ediyor. Terör örgütleri bu silahları bize kullanacak” demesine rağmen Amerika, Türkiye’nin bu uyarılarına aldırış etmeden PKK ve PYD’ye binlerce TIR dolusu ağır silahlar vermeye devam etti.  Geçtiğimiz hafta Amerika, sınır güvenliği bahanesiyle PKK/PYD'li teröristlerden oluşan “30 bin askeri sınır bölgelerine yerleştireceğiz” deyince Türkiye’nin tepesi iyice attı. Amerika 30 bin asker derken, “30 bin asker aslında yakında kurulacak olan Kürt devletinin askerleridir” demek istiyor. Sonunda Türkiye, tüm diplomatik girişimlerin sonucunda pazar günü suriye topraklarında bulunan teröristlerin tepesine indi. 

Amerika'nın oyunu bozulacak 

Sevgili okuyucularım evet Türkiye, Afrin’e meşru müdafaa hakkını kullanarak kendi bekası için girdi. Kürt kimliğinin arkasına saklanan terör örgütleri PKK ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD’yi temizlemektede kararlı. Bunların dışında Türkiye'nin başka bir hedefi daha var. Türkiye’nin hedeflerinden biri Ortadoğu’da etnik ve mezhep çatışmalarıyla Müslümanları birbirine öldürten Amerika’nın oynunu bozmak da var. Hiç bir operasyonda elini taşın altına koymayan Amerika, Soğuk savaş sonrası demokrasi ve özgürlük safsatasıyla Ortadoğu’yu etnik ve mezhep çatışmalarıyla bölmeyi kafasına koydu. PKK, PYD ve FETÖ gibi terör örgütlerini taşeron olarak kullanan Amerika, bakalım bu operasyondan dolayı Türkiye’ye ne diyecek. 

Yalan dolana kanmayın  

Kardeşlerim uyanık olalım uyanık. İsrail’in projesi olan büyük Ortadoğu projesini Amerika, İsrail, İngiltere, Rusya ve Avrupa ülkeleri hayata geçirmekte kararlı. Söylediğim gibi bu ülkeler Ortadoğu projesini hayata geçirmek için görev taksimi yapmışlar. Kimileri içimizdeki ve dışarıdaki kanı bozuk şerefsiz hainleri, FETÖ’cüleri, mezhep fitneliği için bazı vakıfları, dernekleri, terör örgütlerini ve bazı cemaatleri kullanmakta. Tekrar söylüyorum ne olur Allah aşkına ülkemizin bekası, birlik ve beraberliğimiz için şer odaklara karşı çok uyanık olalım. Her şeyden önce ajanların sosyal medyada yalan dolan içeren yönlendirmelerine kanmayın. İnşallah üç koldan Afrin’e giren kahraman askerlerimiz Ortadoğu ve ülkemiz için tehdit olan terör örgütlerinin kökünü tamamen kazır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH BİR BİRİMİZİ KENDİ RIZASI İÇİN SEVENLERDEN EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Atatürk’ün kurduğu CHP’ye Fatiha  -Güneş Gazetesi


Son bir haftadır CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’yla ilgili sorularla karşılaşıyorum. Arkadaş, “Hocam her halde Kaftancıoğlu’nun il başkanlığı CHP’de bölünmelere neden olur” derken, diğer bir arkadaş, “Hocam siz, (CHP’nin PKK’yla ve PKK’nın siyasi kolu olan HDP’yle birlikte hareket ediyor, Atatürk’ün CHP’sine yazık oluyor) diyordunuz ya... Hocam, gerçekten Atatürk’ün partisi CHP bölücü terör örgütü PKK’yla birlikte hareket mi ediyor?” diye sordu.  Ses çıkarmadım sustum ve arkadaşların söylediklerini düşünmeye başladım. O esnada arkadaş, CHP’nin İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun Twitter’daki paylaşımlarını gösterdi. Kaftancıoğlu’nun Twitter hesabında PKK terör örgütüne gönülden sahip çıktığını gördüm. “PKK terör örgütü değil, kutsal bir amaç uğruna bir araya gelen insanların oluşturduğu harekettir” diyen Kaftancıoğlu, sözde Ermeni soykırımına da sahip çıkıyor. 

Bu kadının CHP'de işi ne? 

Gezi olaylarında polise taş atan, devleti seri katil olmakla suçlayan bu il başkanına ne desemde rahatlasam diye düşündüm. İnanın içimden geçenleri anlatacak kelimeler bulamadım. Devletimize seri katil diyen, sözde Ermeni soykırımına sahip çıkan, 40 yıldır ülkemizde on binlerce masum insanımızı, asker ve polisimizi kalleşçe şehit eden terör örgütü PKK destekçisi olan bu kadına kuru bir lanet okumak olmaz. Bu kadına haykırırcasına lanet okuyorum. Esas laneti de bugünkü CHP’nin yöneticilerine okuyorum. Ey CHP’liler sizler güya Atatürkçüsünüz öyle mi? Tüküreyim sizin gibi sahte Atatürkçülere. Soruyorum size açık açık PKK destekçisi olduğu ortada olan, terör eylemlerinde polise taş atan bu kadının Atatürk’ün kurduğu bir partide işi ne? 

CHP'yi terör örgütleri ele geçirdi 

Sevgili okuyucularım, işte yıllardır “Atatürkçüyüz, Atatürk’ün yolundan gidiyoruz, Atatürk bizim kıblemiz” diyen sahte Atatürkçülerin ve CHP’lilerin gerçek yüzünü görün. Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanı olduktan sonra CHP bu durumlara geldi. Kılıçdaroğlu’ndan sonra CHP’yi FETÖ’cüler, DHKP-C’liler, PKK’lılar ele geçirdi. Rahmetli Atatürk’ün kurduğu CHP’ye yazık oldu yazık. Rahmetli Atatürk bugün hayatta olsaydı inanıyorum ki bu sahte CHP yöneticilerinin hepsinin yüzüne tükürürdü. Soruyorum seçim zamanı geldiğinde kapı kapı dolaşacak olan CHP’liler, hangi yüzle şehit yakınlarından oy isteyecek? Bu CHP’li kadın, hangi yüzle sizin Allah’ınız diyerek hakaret ettiği milletten oy isteyecek? Valla benim kapıma gelirlerse ben bunların yüzlerine tükürürüm. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CHP’Lİ TERÖR DESTEKÇİLERİNİN GERÇEK YÜZLERİNİ CHP’Lİ SEÇMENLERE GÖRMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİN LOKMASINI YİYİPTE ÜLKESİNE HAİNLİK YAPAN HER KİM VARSA HEPSİNİN KURSAĞINDAN İNİM İNİM GERİ GETİRSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Arap Baharı'nın altındaki gerçek  -Güneş Gazetesi


Bundan sekiz yıl önce Tunus’ta Arap Baharı adı altında bir dalga başlamıştı. Bu dalga kısa sürede Ortadoğu’yu sardı. Tunus, Mısır, Yemen, Libya, Ürdün, Bahreyn ve Suriye gibi ülkeler Arap Baharı adı altında darmadağın oldu. Bu ülkelerin insanları, “Demokrasi, özgürlük istiyoruz” diyerek sokaklara çıkmış ve başlarındaki liderleri iktidardan indirmişlerdi.  Devrik Libya lideri Kaddafi’nin, Yemen Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih’in, Irak işgali sonrası Saddam Hüseyin’in akıbetlerini henüz unutmuş değiliz. Bu liderlerin hepsi İsrail ve Amerika tarafından sokağa dökülen insanlar tarafından linç edilerek öldürüldü. Amerika ve Avrupa ülkeleri, “Sokağa çıkıp demokrasi ve özgürlük isteyen insanları destekliyoruz. Bu eylemler sonrası Arap ülkelerinde demokrasi ve özgürlük var olacaktır” demişlerdi. 

Bugün Arap ülkelerine bırakın demokrasi ve özgürlüğün gelmesini, bu ülkelerde insanlar burnunu dışarı bile çıkaramıyor. Her gün yüzlerce insan bu ülkelerde iç savaş nedeniyle öldürülüyor. 

Abd, ülkemizde de denemek istedi 

İsrail’in projesini hayata geçirmenin peşinde olan Amerika, aynı senaryoyu ülkemizde de denemek istemişti. Gezi olayları, 14-25 Aralık ve 15 temmuz darbe girişimi Türkiye Cumhuriyeti'ni bölüp parçalamak içindi. Amerika, Ortadoğu’daki son hamlesini gerçekleştirmek üzere. Yani Irak ve Suriye’de bir Kürt devletini bir kaç ay veya bir kaç yıl içinde ilan edecek gibi gözüküyor. 

Sevgili okuyucularım geçmiş yazılarımı hatırlarsanız bu günlerin gerçekleşeceğini hep yazmıştım? Uyarılarda bulunmuştum. Fitneci köpek İsrail’in ve Amerika’nın kalleşliğine karşı uyanık olunmalı demiştim. Açık açık Amerika, PKK terör örgütünden ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD ve YPG’den oluşan 30 bin kişilik ordu kuracaklarını açıkladı. Bu ne demek biliyormusunuz? Bu sınırlarımızın dibinde bir Kürt devleti kurulması demektir. Yani toprak bütünlüğümüz tehlikede demektir. Arap Baharı'nın altında ne olduğu şimdi anlaşılıyor değil mi? Fetullah Gülen’in ne için yetiştirildiği, Gezi olayları, 14-25 Aralık ve 15 temmuz darbe girişiminin altında yatan gerçekler şimdi anlaşılıyor değil mi? Şerefsiz kanı bozuk FETÖ’cüler, eğer 15 temmuz darbe girişiminde başarılı olmuş olsalardı güzelim ülkemiz çoktan bölünmüş olacaktı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütlerine binlerce TIR ağır silahlar veren ve bu teröristlerle Suriye’de 30 bin kişilik ordu kuracağını açıklayan Amerika’ya çok sert konuştu. Ülkemizin bekası için mücadele eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Amerika’nın bu yaptığı kabul edilemez, PYD, YPG, DEAŞ kim olursa olsun hepsini var olmadan yok etmek boğmak bizim görevimizdir” dedi. Kardeşlerim her zaman söylediğim gibi derim ki, millet olarak ülkemizin bekası için birlik ve beraberlik içinde olmalıyız. Ülkemizi karıştırmak isteyebilirler, her türlü fitne ve fesatlığı yapabilirler. Daha önce gerçekleştirmek isteyip de yarım kalan pis, hain planlarına, kumpaslarına tekrar başlayabilirler. Bizim dinimizden, vatanımızdan, milletimizden başka hiç bir şeyimiz yok. Millet olarak güzelim ülkemizde din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapmadan huzur içinde yaşamalıyız. Allah muhafaza eğer bu şer güçler, içimizdeki kanı bozuklarıda kullanarak amaçlarına ulaşırlarsa işte o zaman hapı yuttuk demektir. İşte o zaman her şeyimizi kaybetmiş oluruz. O zaman Suriye, Irak ve diğer ülke insanlarına şefkat merhamet kapısını açmış olan Türkiye gibi bir ülke karşımıza çıkmaz. Kendimize canımızı kurtaracak, şefkatine sığınacağımız bir kapı bulamayız. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİN KIYMETİNİ BİLENLERDEN EYLESİN. ALLAH İÇİMİZDE VE DIŞARIDA TÜRKİYE DÜŞMANLARINA HAİNLİK YAPMAYI NASİP ETMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Bu ülkeyi kesinlikle yem ettirmeyiz  -Güneş Gazetesi


Anayasa Mahkemesi’nin FETÖ’den tutuklu Şahin Alpay ile Mehmet Altan hakkında verdiği hak ihlali kararında, ilk derece mahkemenin yerine geçerek yorum yapması tepki çekti. Başbakan Binali Yıldırım, “FETÖ ile mücadelenin zaafa uğramasına sebep olacak veya böyle anlaşılacak kararlar alınmamalı” derken; Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ da, “Anayasa Mahkemesi temyiz mahkemesi, gibi davranamaz ve çizgisini aşmıştır” dedi.  Sevgili okuyucularım hukukçu olmadığım için Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararın doğru olup olmadığını bilmemem. Yalnız bildiğim tek şey FETÖ’den tutuklu olan bu yazarların 15 Temmuz darbe girişimini zil takarcasına haber vermesini ve desteklemesini basından takip etmiş olduğumdur. Öyle sanıyorum ki devletin birimlerinde halen kripto FETÖ’cüler var. 

Mücadeleyi sulandırıyorlar 

Sosyal medyada FETÖ’cülerin, CHP’lilerin, HDP’lilerin ve başka ülke ajanlarının yaydıkları algı FETÖ’yle mücadeleyi sulandırıyor. Vatanını, devletini, milletini, dinini seven biri FETÖ olayını sulandırmasın. Tamam Siyasi olarak farklı görüşlere sahip olabiliriz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve AK Parti hükumetinede karşı olanlar olabilir. Ancak devlet, millet, ülke söz konusu olduğunda hemen kendimize çeki düzen vermeliyiz. Kardeşlerim Türkiye Cumhuriyeti çok kolay var olmadı ki, İsrail’in, Amerika’nın, Vatikan’ın ülkemizi bölüp parçalamak için özel olarak yetiştirdiği kullandığı, din, devlet ve millet düşmanı olan Fetullah Gülen’e sempati duyulsun. Bu şeytanın pisliklerini görüp de halen sempati duyan veya peşinden giden varsa benim gözümde o kişiler vatan, millet, din düşmanıdırlar. 

Yargı darbesi yapacaklarmış 

Basından takip ettiğim kadarıyla diyorlar ki, adalet camiasında, polis teşkilatında iki binden fazla kripto FETÖ‘cü var. Bu FETÖ’cüler Pakistan’daki Tahir-ül kadri örgütü gibi yargı darbesi yapacaklarmış. Peki bugün Allah’a çok şükür ülkemiz kendi ayakları üzerinde dururken, kendi sanayisini, kendi silahını, tankını, gemisini, uçağını, helikopterini, insansız hava aracını yaparken, ekonomisi çok iyi durumdayken, hatta IMF’ye borç bile vermeye gücü varken, FETÖ’ye destek olmak vatan hainliği değilde nedir? Tekrar söylüyorum Türkiye Cumhuriyeti çok kolay var olmadı. Güzelim ülkemizi yem ettirmeyiz arkadaş ettirmeyiz. İçimizdeki, kansızlara, satılmışlara rağmen Türkiye Cumhuriyeti’ni kesinlikle yem ettirmeyiz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH İÇİMİZDEKİ SİNSİ MÜNAFIK HAİNLERİ HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİN NİMETLETİNDEN İSTİFADE EDİP DE HAİNLİK YAPAN KANI BOZUKLARI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Ajanların oyununa gelmemeliyiz  -Güneş Gazetesi


Son iki yıldır zaman zaman yazılarımda fitne ve fesatlığa karşı uyarılarda bulunuyorum. Son uyarılarımı bundan bir ay önce yapmıştım. Bundan bir ay önce demiştim ki, “2018’den itibaren 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar içimizdeki hainler ve dışarıdaki şer odaklar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve hükümeti yıpratmak için her türlü pisliği ve her türlü hainliği yapabilirler.  Bu hainler, ülkemizde tekrar terör eylemlerinde bulunup kaos oluşturabilirler. En tehlikesi de ülkemizde milletimizi birbirine düşman etmek için mezhep fitneliği yapabilirler.”  Benim bu tedirginliğimin aynısını meğer Cumhurbaşkanı Erdoğan da yaşıyormuş. Beştepe’de kaymakamlara seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yıldan başlayarak milletimizin birliğine, kardeşliğine yönelik saldırıların katlanarak artması kuvvetle muhtemel. En büyük tehlikede bu. Mezhebi noktada bir yapılanmayı şiddetle yürütenler var. Sakın provokasyona, kışkırtmaya, fiziki veya psikolojik tahriklere izin vermeyin. Terör örgütlerine sakın taviz vermeyin” diye nasihatta bulundu. 

Bu fitne ve fesatlığı kimler yapıyor? 

Peki ülkemizde mezhep fitneliğini kim kaşıyor? Veya bu pis iğrenç fitne ve fesatlığı kimler yapıyor? Hemen söyleyeyim. Ülkemizde mezhep fitneliğinin yayılmasını üstlenen başta Almanya’dır. Sonra ülkemiz üzerinde hesapları olan İsrail, Amerika, Rusya ve diğer dost görünümlü münafık ülkelerdir. Almanya, eskiden beri ülkemizde faliyet gösteren sözde Alman vakıfları aracılığı ile mezhep fitneliğini körüklüyor. Bazı vakıf ve derneklere maddi desteklerde bulunan Alman ajanlar, daha sonra o dernek yöneticilerini kullanıyor. Bu bilgiler kimi zaman istihbarat birimleri tarafından sıkça dile getirilmekte. Eğer bundan 15 yıl öncesini hatırlarsak bu vakıf ve derneklerin kim olduğu anlaşılacaktır.   Sevgili okuyucularım biz Türk milleti olarak, bir Müslüman olarak hiç bir insanın dini yaşantısına mezhebine karışmayız. Zaten karışmakta doğru olmaz. Bizler sadece ısrarcı olmamak kaydıyla insanlara Kur’an-ı Kerim’i, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetini, helal ve haram kavramlarını şefkatle hatırlatabiliriz. Tabi insanlara tebliğide bulunmadan önce “Acaba güzelim dinimizi hakkıyla kendim yaşıyor muyum veya Kur’an-ı Kerim’in ahlakı bende mevcut mu?” diye kendimizi kontrol etmeliyiz. 

Hepsini elinizin tersiyle itin 

Gerçekten bu özellikler kişinin kendisinde varsa kişi o zaman bir başkasının hidayetine vesile olsun. Sadede gelirsem derim ki millet olarak bizler, yabancı ajanların, fitnecilerin mezhep oynuna gelmeyelim. Siyasette ve ticarette güzelim dinimizi kim kullanıp kendisine sermaye ediyorsa, kim mezhepçilik yapıyorsa, kim toplumu kutuplaştırmak için meydanlarda mezhepçilik yapıyorsa, kim milli ve manevi değerlerimizi kullanıyorsa, CHP’nin yaptığı gibi kim Atatürk’ün resminin arkasına saklanıp siyaset yapıyorsa hepsini elinizin tersiyle itin. Çünkü bu değerler siyaset olmak üzere her şeyin üstündedir. Bu değerleri kullanmak ayıp olduğu gibi kullanan kişinin cahil olduğunu gösterir. Tekrar söylüyorum içimizdeki hainler ve yabancı ajanlar 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar ülkemizde pis oyunlar oynayacak, mezhep fitneliği yapacaktır. Bizler bu oyunlara kesinlikle gelmeyeceğiz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ FİTNECİLERİN FİTNESİNDEN KORUSUN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


‘Adamımızı en tepeye yerleştirdik’  -Güneş Gazetesi


Amerikan Başkanı Donald Trump’ın toplatmak için avukatları aracılığıyla başvuru yaptığı gazeteci Micheal Wolff’un kaleme aldığı Fire and Fury Inside the Trump House yani, 'Gazap ve Öfke Trump’ın Beyaz Sarayı” adlı kitap piyasaya çıktı. Trump bu kitabın çıkmasını engellemek için çok uğraştı ama kitap yeni bilgilerle yinede yayınlandı. Kitapta Suudi Arabistan’daki Veliaht Prens değişikliğinde Trump’ın parmağı olduğunu ve Veliaht Prens Muhammed için Trump 'ın, “Adamımızı en tepeye yerleştirdik” dediği bilgisi yer alıyor. Yüzlerce Suudi Prens, iş adamları ve bürokratların ne için tutuklandığı şimdi daha net anlaşılıyor. 

Para verip özgür kalanlar var 

Kitapta, “Veliaht Prens muhammed ile Trump’ın Yahudi damadı Jared Kushner, sabahın ilk saatlerine kadar yaptıkları stratejik toplantı sonrası Suudi Prens, bürokrat ve iş adamları tutuklandı” deniliyor. Tutuklanıp cezaevine konması gereken prens, bürokrat ve iş adamlarının çoğu Riyad’daki Rizt-Carlton otelinde göz altında tutuluyor. Bu arada milyar dolarlar ödeyerek özgürlüğüne kavuşan prensler de var.  Sevgili okuyucularım İslam topraklarında Ortadoğu’da oynanan pisliği görüyorsunuz değil mi? İslam ülkelerindeki çoğu kral, prens, emir ve devlet başkanları İsrail’in ve Amerika’nın iyice kuklası olmuşlar. Bunlar yüzünden Ortadoğu’da müslümanlar birbirini öldürüyor. Bu kuklalardan dolayı İslam dünyası gelişmiyor ve İslam dünyasından bir tane bile bilim adamı, sanayici çıkmıyor. Bu ülkelerin hiç birinde sanayi üretimi yok, teknoloji yok, tıpta gelişmişlik yok. Ruhunu İsrail’e ve Amerika’ya teslim etmiş olan bu satılmışların idare ettikleri ülkede nasıl gelişmişlik olsun ki? 

Ortadoğu'da oynanan oyunları görün 

Allah’a çok şükür İslam dünyasında bir tek gelişmiş, büyük sanayiye sahip, askeri savunma sanayiinde, teknolojide, tıpta, ekonomide, dünyayla yarışan bir tek Türkiye Cumhuriyeti var. Amerika ve İsrail’in bu kuklalarının, Türkiye’nin gelişmesini, büyümesini ve bölgede söz sahibi olmasındaki rahatsızlıklarını son aylarda sık sık dile getirdiklerini de görüyoruz.  Bakınız Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın Aralık ayı sonunda Hartum’a yaptığı ziyaret sırasında Sudan Cumhurbaşkanı Ömer El Beşir’in Osmanlı’nın Kızıldeniz’deki stratejik üssü Savakin Adası'nı Türkiye’ye tahsis etmesi Mısır’ı çıldırttı. Aslında İsrail’i çıldırttı. İsrail, perdenin arkasından Türkiye’ye karşı Mısır’ı kullandığı için Mısır rahatsızlığı dile getiriyor. Kardeşlerim görüyorsunuz her şey açık seçik ortada? Derim ki biz Müslümanlar'ın üzerinde ve Ortadoğu’da oynanan oyunları görün. Eğer biz Müslümanlar, bir birimize karşı samimi olmadığımız, ehli küfrün İslam düşmanlarının pis oyunlarının farkında olmadığımız, her geçen gün değişik bahanelerle ehli küfre sempati duyduğumuz ve onların çizdiği yolda gittiğimiz müddetçe hapı yuttuk demektir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA SAMİMİYET VERSİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARI BİR BİRİNİ KENDİ RIZASI İÇİN SEVENLERDEN EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ ŞER GÜÇLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN, AMİN

okumak için tıklayın.


Bakan Soylu’nun sözlerine katılıyorum  -Güneş Gazetesi


İçişleri Bakanı Süleyman soylu, Genel Güvenlik ve Uyuşturucuyla Mücadele Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “2018 yılında uyuşturucunun belini kırmak boynumuzun borcudur. Terör birliğimizi, uyuşturucu neslimizi ve medeniyetimizi hedef alıyor. Her ikisi de bir birinden besleniyor. Güvenlik güçlerimizin baskın yaptığı mağaralarda ciddi miktarda uyuşturucu madde ele geçirdi. Bunların bir kısmı sayılmak için bir kısmı ise dağa kaçırılmış gençlerin terörist yapılması için kullanılıyor. Uyuşturucu satıcısı eşittir teröristtir” ifadelerini kullandı.  Bakan Soylu, “Okul çevresinde uyuşturucu satıcısı gördüğü zaman ayağını kırmayan polis görevini yapmamıştır” dedi. Vallahi İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu sözlerinin altına imzamı atarım. Terör örgütü mensuplarının, Uyuşturucu imal eden ve satanların değil ayaklarını kırmak, elimde yetki olsa direk idam edilmelerini sağlarım. 

Chp'liler hemen adliyeye koştu 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, uyuşturucunun ne kadar vahim durumlara ulaştığını anlatabilmek için kullandığı sözlerine CHP’liler hemen tepki gösterdi. Hani, “Hükümet dünyanın en güzel işini yapsa bile biz yine muhalefet ederiz” diyen CHP’li yöneticiler, Bakan Soylu’nun sözlerine tepki gösterip suç duyurusunda bulundular.  Sevgili okuyucularım bu CHP’liler, FETÖ’cüleri, PKK’lı teröristleri savundukları yetmiyormuş gibi şimdi uyuşturucu üreten ve satanları mı savunmaya başladı? İçimden gelerek soruyorum İçişleri Bakanı'nın sözlerine tepki gösteren CHP’li yetkililerin kafası iyi mi acaba? Be kardeşim adam, her yıl uyuşturucu batağına düşen gençleri düşünerek konuşuyor. Ya siz neyi ve kimleri düşünerek konuşuyorsunuz? Ey CHP’li yöneticiler, soruyorum sizlere her gün gazete ve televizyon haberlerinde uyuşturucudan ölen, uyuşturucudan dolayı hayatı kararan, uyuşturucu parası bulmak için hırsızlık yapan, anne ve babasını öldüren gençlerin haberini okuyup izlediğinizde hiç vicdanınız sızlıyor mu? Hayır bence sızlamıyordur. 

Millet sizi yakından takip ediyor 

Vicdanı olan kişi uyuşturucu imal eden ve satanları savunmaz. Millet sizi yakından takip ediyor. Merak etmeyin millet size 2019’da gereken cevabı verecek. Anne ve babalar sizlere sesleniyorum. Evlatlarınıza sahip çıkın, evlatlarınızın kimlerle arkadaşlık yaptığını takip edin, merhamet duygunuza sahip çıkın ve evlatlarınız her istediğini hemen yapmayın. Evlatlarınızı milli ve manevi değerlerimize göre helal ve haram kavramlarını öğreterek yetiştirin. Milli ve manevi değerlere sahip olan evlat, kesinlikle terörist olmaz, uyuşturucu batağına düşmez, hırsız olmaz, anne ve baba katili olmaz. Yok eğer evlatlarınızı sadece dünyalığa göre yetiştirirseniz, başı boş yaşamalarına göz yumarsanız. “Aman bunlar henüz genç hayatlarını yaşasınlar, şimdi yaşamazlarsa gençliklerini ne zaman yaşayacaklar” derseniz işte o zaman, “Nerede hata yaptık” diyerek bir yerlerinizi kaşımaya başlarsınız benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ANNE VE BABAYA, DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, İNSANLIĞA HAYIRLI EVLATLAR NASİP ETSİN. ALLAH EVLATLARIMIZI TÜM KÖTÜLÜKLERDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Gaza gelen yokoluyor  -Güneş Gazetesi


Geçtiğimiz çarşamba günkü yazımda “Millet, şaibeli kişileri Cumhurbaşkanı yapmaz” demiştim. Yani FETÖ’cülerin CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal’a yaptıkları iğrenç kaset komplosu sonrası CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturturulan Kılıçdaroğlu’nu, FETÖ’cü olduğu iddia edilen Akşener’i millet Cumhurbaşkanı yapmaz diye yazmıştım. Yakın çevremdeki bazı dostlarım ve okuyucularım, “Hocam, Allah aşkına insanların heveslerini kursağanda bırakmayın. Yazınızdan sonra bunlar aday olmaktan vazgeçerlerse olmaz. Bırakın her ikisi de aday olsunda biz de kampanya sürecince biraz eğlenelim” dediler.  Yalnız bu sözleri sarf edenler AK Partili filan değiller. Bu insanların çoğu geçmişte CHP’ye oy veren insanlar. Kimileri ise “Hocam peki ya bu partiler, Abdullah Gül’ü ortak aday gösterirlerse ne olur” diye sordu. Şu karşılığı verdim: 

Milletimiz pis oyunların farkında 

Arkadaşlar, Abdullah Gül, siyaseti çok iyi bilen biri olarak riske girmez. Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan’ın milletin nezdinde nasıl bir yere sahip olduğunu bildiği için riske girmez. Muhalif kanat, AK Parti'yi bölmek maksadıyla Abdullah Gül’e iltifat ediyor. Ahmet Necdet Sezer’den sonra Abdullah Gül mü Recep Tayyip Erdoğan mı Cumhurbaşkanı olacak tartışmasını hatırlıyorsunuz değil mi? Deniz Baykal, “Her iki ismin Cumhurbaşkanı olmasını istemiyoruz” demişti.  Neden istemiyoruz demişti? Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan’ın eşlerinin başörtülü olduğu için istemiyordu. Ülkemiz üzerinde oynanan pis oyunların farkında olan milletimiz her iki ismi de Cumhurbaşkanı yaptı. Yalnız Abdüllatif Şener’in eşininde başı kapalı olmasına rağmen Deniz Baykal, Abdüllatif Şener’in cumhurbaşkanlığı adaylığına sıcak bakacaklarını söylemişti. Abdüllatif Şener, Baykal’dan bu sözleri duyunca ertesi günü Nazım Hikmet’ten şiirler okumaya ve entelektüel konuşmalar yapmaya başladı . Halbuki Yılların kurt politikacısı Deniz Baykal, Abdüllatif Şener’e sıcak bakarız sözleriyle AK Parti'yi içeriden yıkmak istiyordu. 

Kendine güvenen herkes aday olabilir

  Şimdi soruyorum Abdüllatif Şener’in ismi bugün piyasada var mı? Yani Abdüllatif Şener Baykal’ın gazına gelerek partisiyle ters düşüp siyasi hayatını bitirmiş oldu. Şimdi öyle sanıyorum ki aynı taktik sanki Abdullah Gül’e uygulanıyor. Sanmıyorum ve kesinlikle ihtimal vermiyorum ama Eğer Abdullah Gül’de gaza gelip CHP’nin, İP’in veya diğer Erdoğan karşıtlarının adayı olursa işte o zaman tek kelimeyle siyasi intihar etmiş olur. Sadede gelirsem her zaman söylediğim gibi ülkemizde demokrasi gereği seçme ve seçilme hakkı vardır. Kendisine güvenen herkes Cumhurbaşkanlığına aday olabilir. Milletimiz istediği kişiyi cumhurbaşkanı yapabilir. CHP’nin adayı Kemal Kılıçdaroğlu, İP’in adayı da Meral Akşener olmalıdır. Kılıçdaroğlu ve Akşener, “Efendim kaybedeceğimiz seçime katılmamız doğru olamaz. Seçime girip kaybedersek o zaman partinin başından da gitmemiz gerekir, biz bu saltanatı bırakmak istemiyoruz” derlerse gerisini destekçileri düşünsün. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZ İÇİN KİM HAYIRLIYSA ONU BAŞIMZA GETİRSİN. ALLAH, ŞER GÜÇLERİN DESTEK VERDİĞİ KİŞİLERİ DEĞİL, MİLLİ VE MANEVİ ŞUURA SAHİP EHİL OLAN KİŞİYİ BAŞIMZA GETİRSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Millet Cumhurbaşkanı yapmaz  -Güneş Gazetesi


Bir gurup arkadaşla buluşup sohbet ederken ister istemez toplumun her kesiminde olduğu gibi bizimde sohbetimiz dönüp dolaşıp siyasete geldi. Arkadaşımın biri, “Hocam, sanırım bu yıl biraz çalkantılı geçecek? Ortadoğu, Suriye meselesi, Amerikan Başkanı Trump’ın görevde kalıp kalmayacağı, Türkiye’de 2019’da iki ayrı seçim yapacak olması 2018’i hareketlendirecek” dedi. Diğer arkadaş “Hocam, Kılıçdaroğlu da 2019’da cumhurbaşkanlığına adayı olacağını ima etti. Meral Akşener de Cumhurbaşkanlığı seçiminin 2’ci turunda CHP’yi destekleyeceklerini söyledi. Saadet Partisi de CHP’ye destek olacağını söylüyor. Hocam, gerçekten Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı olabilir mi diye söze girdi.  Bir başka arkadaş da, “Hocam, bazı kesimlerde CHP’nin ve diğer partilerin ortak adayı Abdullah Gül’ün olacağını söylüyor” diyerek kaygısını ifade etti. Ben de onlara şunları anlattım: Millet, Kılıçdaroğlu’nun ve Meral Akşener’in bir proje ürünü olduğuna inandığı için, her ikisinin de cumhurbaşkanı olması mümkün değil. 

Millet bunlara kaderini teslim etmez 

Milletimiz artık dış güçlerin pis oyunlarıyla, fitne ve fesatlıklarla ülkesinin başına bir zeval gelsin istemiyor. Milletimiz, 16 yıl önce olduğu gibi üç kuruşa muhtaç olan ve horlanan bir Türkiye görmek istemiyor. Hele hele milletimiz, ayak oyunlarıyla, kaset komplosuyla, FETÖ’nün desteklediği kişilere ülkemizin kaderini teslim etmez. Şimdi ben milliyetçiyim diyen Meral Akşener, içinde PKK’yı destekleyen milletvekillerinin olduğu ve PKK’nın siyasi kanadı olan HDP’yle omuz omuza siyaset yürüten CHP’nin adayını destekleyecek öyle mi? Nerede kaldı Meral Akşener’in milliyetçiliği? Saadet Partisi, CHP’nin adayına destek oluruz derken rahmetli Erbakan’ın kemiklerini sızlatmıyor mu? Saadet Partisi'nin milli ve manevi şuuru nerede kaldı? Sevgili okuyucularım ülkemiz, ekonomide, sanayide, teknolojide, yükselişteyken, geçmiş hükümetler döneminde olmadığı kadar bugünkü hükümet sayesinde Türkiye demokraside ve özgürlükte tavan yapmışken kanı bozuk, din, devlet ve millet düşmanı olan FETÖ’cüler, neden 15 Temmuz’da darbe girişiminde bulundu? Neden bulundular biliyormusunuz? İsrail ve Amerika istediği için. 

Vatandaş, hainlikleri çok iyi biliyor 

İsrail ve Amerika bu hainlere, Türkiye’nin bölünüp parçalanması, Türkiye’nin kendi ayakları üzerinde durmaması, Türkiye Cumhuriyeti devletinin yıkılması için talimat verdilerde o yüzden FETÖ’cüler bu hainliği yaptı. Peki bu hainliğin yapıldığı gece FETÖ’cü hain askerlerin izniyle tankların arasından geçip Bakırköy Belediye Başkanı'nın evinde kahvesini yudumlayarak gelişmeleri izleyen, belkide içinden “İnşallah bu darbe gerçekleşir” diye dua eden Kılıçdaroğlu mu Cumhurbaşkanı olacak? Veya halen üzerinde FETÖ’cü damgası olan Meral Akşener mi Cumhurbaşkanı olacak? Evet demokrasi gereği herkes seçme ve seçilme hakkına sahiptir. Herkes istediği kişiyi destekler. İyi niyetli ve milli olunduktan sonra siyasi partilerde istedikleriyle ittifak yapabilir. Ancak şu çok iyi bilinmeli ki Türk milleti şaibeli hiç bir kimseyi cumhurbaşkanı filan yapmaz. Allah’a şükürler olsun Türk milleti, 20 sene öncesi gibi aldatılacak kandırılacak millet değil. Milletimizin gözü açıldı, milletimiz gerçekleri görüyor. Milletimiz, ülkemiz üzerinde oynanan pis oyunları, İsrail’in, Amerika’nın, bazı Avrupa ülkelerinin, NATO’nun ve Vatikan’ın ülkemize yaptıkları hainliklerini çok iyi biliyor. Milletimiz artık ülkemizin bölünüp parçalanmasını ve 16 yıl öncesinde olduğu gibi üç kuruşa muhtaç olan Türkiye görmek istemiyor. Yani milletimiz durmak yok yola devam demekte. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI OLACAK VE MİLLETİMİZE KİM SAMİMİ DUYGULARLA HİZMET EDECEKSE ONU BAŞIMIZA GETİRSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Uşaklık yapmayı bırakın  -Güneş Gazetesi


Amerika, İsrail Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyacağını açıkladıktan, yani Müslümanların ilk kıblesi, yeryüzünün ilk iki mabetinden birisi ve Peygamber efendimizin Mirac’a çıktığı yer olan Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesinden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan hemen harekete geçmişti.  Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatını toplayarak Amerika’nın oyununu bozmuş oldu. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arap dünyasının liderlerini toplayarak hem Müslüman topluluğunun hemde dünyanın gözünüde açmış oldu. Tabi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu gayretinden rahatsız olmayanda yok değil. Amerika, İsrail, bazı Avrupa ülkeleri, NATO ve Vatikan’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gayretinden ve Türkiye’nin büyümesinden rahatsız olmaları normaldir. Normal olmayan ise bazı Arap ülkelerinin emir, kral ve prenslerinin rahatsız olması. Mesela Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın öncülüğünde Türkiye’nin dış politikada elde edilen başarıları Körfez ülkelerini çok rahatsız etti. Katar ve Somali’de askeri üstleri olan Türkiye’nin, Ortadoğu ve Afrika’daki ülkelerle iyi ilişkiler kurması Birleşik Arap Emirlikleri’ni korkuttu. Birleşik Arap Emirliği Dışişlerinden sorumlu Bakanı Enver Gardaş, Türkiye’ye karşı Suudi Arabistan ve Mısır öncülüğünde Araplar acilen bir araya gelmelidir dedi. Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a olan coşkuyu ,sevgiyi kıskanan Suudi Arabistan ,yayın organlarında Türkiye düşmanlığı yaparak Arapların Türklere düşman olmalarını istiyorlar. Sadece Türkiye’ye düşman değil siyonistlere yaranmak İçin müslüman düşmanılığıda yapıyorlar. Sevgili okuyucularım ,Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirliği tek kelimeyle İsrail’in ve Amerika’nın uşağıdır. Bu ülkelerde yönetici olan kral, prens ve emirlerin ipi İsrail’in ve Amerika’nın elindedir. Bunlar ehli küfre köpeklik yapmaktan mutluluk duyarlar. Bu salakların Türkiye düşmanlığı, köpeklik yaptıkları ülkelere yaranmak içindir. Korkunun ecele faydası yoktur. İstesenizde istemesenizde Erdoğan ümmetin gözünü açacak ve sizlerde krallık,emirlik, diktatörlük koltuğundan gideceksiniz. Sizler yüzünden bir araya gelemeyen Müslümanlar, Türkiye ve Erdoğan sayesinde ehli küfre karşı birlik içinde olacak. Sizlerin kararttığı kalpler tekrar aydınlanacak. Ey kral, emir ve diktatörler, eğer biraz aklınız varsa sizlerde gafletten uyanın ve kendinize gelin. Eğer manevi veya maddi sarhoşluktan kurtulamayıp kendinize gelemezseniz işte o zaman köpeklik yaptığınız İsrail ve Amerika sizi perişan edecek benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH CÜMLESİ ÜMMETİ -MUHAMMEDİ BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE KILSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE,BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Ey Kılıçdaroğlu sen kimden ve neden yanasın?  -Güneş Gazetesi


Hükümetin, OHAL kapsamında çıkardığı son KHK'da, 15 Temmuz darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden sivillere yargı muafiyeti getirildi. Yani şerefsiz kanı bozuk FETÖ’cülerin 15-16 Temmuz darbe girişimine karşı koyan kahraman milletimize cezai sorumluluk yok. Eğer yine darbeye teşebbüs edilir ve ülkemizi bölüp parçalamak isteyenler olursa kahraman milletimiz ülkesinin bekasını düşünerek sokağa çıkıp şerefsiz hainlere dur demesi yine suç sayılmayacak. Zaten meşru müdafaayı suç saymak aptallık olur. Adeta FETÖ’nün sözcüsü durumundaki CHP, hükümetin çıkardığı bu son KHK ile çıldırdı. CHP, “Efendim bu karar doğru değil, biz bu kararı Anayasa Mahkemesi'ne götüreceğiz” diyerek feryadı figan etti. “Hükümet, dünyanın en doğru işini yapsa bile biz yine muhalefet edeceğiz, yine eleştireceğiz” diyen CHP’lilerin feryadı figan etmesi gayet normal.

Gerçek yüzlerini ortaya koydu

Sevgili okuyucularım başta CHP olmak üzere bazı kesimler, algı operasyonlarıyla toplumu yanıltmaya çalışıyorlar. Adeta FETÖ’cülerin sözcüsü gibi davranan CHP, darbecilerin safında yer almakla gerçek yüzünü ortaya koyuyor. CHP Muğla milletvekili Ömer Süha Aldan, 15 Temmuz kahramanlarımıza ve şehitlerimize pis ağzıyla canlı yayında 'it' diye hitap edip hakaret ederek gerçek yüzlerini ortaya koydu. Şimdi darbe gecesi Atatürk Havalimanı'nda olan ve FETÖ’cü askerlerin kendisinin geçişine izin vererek tankların arasında geçip Bakırköy Belediye Başkanı’nın evine giden, darbeyle ilgili gelişmeleri televizyondan izleyen, gece yarısı işin rengi değiştiğinde kerhen “Darbeye karşıyım” diyen Kılıçdaroğlu’na soruyorum? Ey Kılıçdaroğlu, siz gerçekten samimi olarak darbeye karşı mısınız? Ey Kılıçdaroğlu, siz gerçekten demokrasiden mi yoksa darbeden ve FETÖ’cülerden mi yanasınız? Kılıçdaroğlu, benim kanaatim siz demokrasiden yana filan değilsiniz. Siz gerçekten darbeye karşı olmuş olsaydınız, 15 Temmuz darbe girişimi esnasında Atatürk Havalimanı'nda tankların arasından geçip Belediye Başkanı’nın evine gitmezdiniz.

Milletimiz göğsünü siper edecek

Demokrasinin yanında olan biri olmuş olsaydınız tıpkı Yeltsin gibi tankın üstüne çıkıp darbeye dur derdiniz? Ama sizde nerede o yürek, nerede o demokrasi anlayışı. Sizde o yürek olmuş olsaydı, belki bugün farklı konumda olurdunuz. Allah’ım bu millete acımış olmuş olacak ki sizin içinize o gece cesaret vermedi ve bugün farklı konumda değilsiniz. Ey Kılıçdaroğlu, kaset komplosuyla seni CHP genel başkanlığı koltuğuna oturtturan FETÖ’cüler, inanıyorum ki sana büyük kazık atacaklar. “Hayır efendim bana kazık atamazlar, ben teşkilatı kendi görüşüme ve kendi inanç çizgime göre kurdum, teşkilat benden bana bir şey olmaz” dersen yanılıyorsun. Lafı uzatmadan diyorum ki ey Kılıçdaroğlu, şunu çok iyi bilki siz evinizde kahvenizi veya çayınızı yudumlarken bu millet, darbe yapmak isteyen hainlere, FETÖ’cülere, ülkemiz üzerinde pis oyunlar oynayan dış güçlere karşı her zaman ülkemizin bekası için göğsünü siper edecektir. Kahraman millete it diyen itler de yine bu kahramanlarımızın sayesinde huzur içinde yaşıyor olacak. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN VE ÜLKEMİZİ BÖLÜP PARÇALAMAK İSTEYENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZİN VE MİLLETİMİZİN BEKASI İÇİN ŞEHİT OLANLARA RAHMET EYLESİN. ALLAH ÜLKEMİZİN BEKASI, BİRLİK VE BERABERLİĞİ, HUZUR VE SADETİ İÇİN MÜCADELE EDEN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH’IM TÜRKİYE CUMHURİYET’İNE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜMÜZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Bu günleri çok ararız  -Güneş Gazetesi


İki lise öğrencisi, pompalı tüfekle okulu bastı ve okul müdürünü öldürdü. Küçükçekmece’de iki ayrı suç örgütü mensup haydutlar, kalaşnikof, pompalı tüfek ve tabancalarla çatıştı. Çatışma esnasında evine gitmekte olan 16 yaşındaki Emircan Açıkgöz’ü 8 kurşunla öldürdüler. Antalya'nın Muratpaşa ilçesinde elinde içki şişesi bulunan bir şerefsiz, telefonla konuşan bir kadına sarılarak dakikalarca tacizde bulundu. Diyarbakır’da Suriye uyruklu bir kadın yanında iki çocuğu ile yolda giderken belinde silahı olan haydut tarafından milletin gözü önünde cinsel taciz edildi. Kadıncağız korkudan ne yapacağını şaşırarak bir apartmanın kapısına sığındı. Olayı görenler maalesef müdehalede bulunmadı. Ankara’da genç bir kız, evinin önünde bir sapık tarafından tacize uğradı. Salağın biri ünlü olmak için arkadaşıyla birlikte öz kardeşine işkence yaptı. Bu salak daha sonra işkence görüntülerini şöhret olabilmek için internette yayınlamış. Suriyeli hamile kadın kocasından ayrıldıktan sonra kendisine Suriyeli bir sevgili bulmuş. Kadın doğum yaptıktan sonra eski kocasından olan çoçuğunu sevgilisiyle birlikte döverek öldürdü. 

Neden en ağır cezalar verilmiyor? 

Cezaevinden izinli çıkan bir sapık katil, eşinin her yerini yakarak, keserek işkence yapmış. Tek kelimeyle bu canilerin, haydutların, katillerin, ruhunu şeytana teslim etmiş ne kadar şerefsiz varsa Allah hepsinin de belasını versin. Bela okuyorum çünkü bu şerefsizlerin hidayete ereceği filan yok. Ne oluyoruz ya? Yeter be kardeşim her gün katliam, cinsel taciz, sapıklık haberleriyle yorulduk. Sokaklarda tipi bozuk belinde silahla dolaşanların sayısı arttı. Hırsızlık, uyuşturucu vakaları ve cinayetler arttı. Soruyorum neden bu şerefsizlere, ruhunu şeytana teslim etmiş olanlara en ağır cezalar verilmiyo ? Neden idam yasası çıkmıyor? Neden cinayet işleyenler idam edilmiyor? Eskiden hırsız, sapık, uyuşturucu işi yapanlar polisten korkardı. Polis eskiden bu şerefsizlere gereken dersi veriyordu. Şimdi neymiş efendim insan hakları varmış. Tükürürüm böylesi insana. Bunlar insan filan değilki hakları olsun. Sevgili okuyucularım gün geçtikçe bitiyoruz iyice dibe vurmak üzereyiz. Öyle sanıyorum ki bugünler iyi günlerimiz. Bilhassa anne ve babalar, toplumun bu durumundan sorumludur. Ne yazık ki anne ve babalar, evlatlarını milli ve manevi duygulara göre değil, maddi ve dünyalık değerlere göre yetiştiriyor. Aman evladım uyanık olsun, evladım iyi okullarda okusun, çok para kazansın, evladım bir yerlere gelebilmek için yapılması gereken ne fırıldaklık varsa onu öğrensin gibi düşüncelere sahip. Halbuki bu dünyanın bir sonu var onu hiç düşünen yok. Evet evlatlarımız iyi eğitim alsın, hak ettiğinde çok iyi yerlerde mevkilerde görev alsın, helalinden malı mülkü olsun. Tamamda nereye kadar? Allah’ın verdiği ömür bittiğinde dünyada kazandıklarımızı götürebiliyormuyuz? 

Birbirimize güvenmez olduk 

Kardeşlerim kendimize gelelim kendimize. Tekrar söylüyorum bu gidişle akibetimiz hiç iyi değil. Eskiden toplum olarak birbirimize selam verirdik, mahalledeki veya sokaktaki herkes birbirinden sorumluydu. Şimdi ise toplum olarak birbirimize güvenmez olduk. Sosyal bağlarımız zayıfladı, apartmanlarda oturanlar birbirini tanımıyor, her şey madde oldu. Allah aşkına ne olur gelin hep birlikte cesur adımlar atalım. Birbirimize karşı fedakarlıklar ve paylaşım içinde olalım. Mahallede sokağımızda yaşanan olumsuzlukları hep beraber temizleyelim. Bundan 30 sene önce olduğu gibi çocuklarımızı hep birlikte büyütelim. Çocuklarımıza helal ve haram kavramlarını, dini yaşamı ve güzel ahlak nedir öğretelim. Aile ve sosyal bağlarımız, mahalle kültürümüz güçlü olursa, birbirimize karşı samimi olursak işte o zaman kimse katil, sapık, tecavüzcü, terörist, Anne, baba ve evlat katili olmaz. Sokaklar güvenli, kadınlarımız ve çocuklarımız güven içinde olur. Bir an önce bu değerlere sahip olmaz isek işte o zaman bugünleri çok ararız benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE HAYIRLI EVLATLAR, DEVLETİMİZE VE MİLLETİMİZE HAYIRLI NESİLLER VERSİN. ALLAH YOLUNDAN SAPMIŞ OLANLARI DOĞRU YOLA YÖNELMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH HİDAYETE ERMEYEN NASİPSİZ CANİ RUHLARI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.