Visitor Counters
Köşe Yazıları



Arama :    

Bir olmadığımız müddetçe kıblemizi kaybederiz!  -Güneş Gazetesi


Siyonist İsrail'e “Dur” denilmediği müddetçe sadece Ortadoğu'da değil, dünyanın hiçbir yerinde huzur ve saadet olmayacak. Bugün dünya genelinde yaşanan siyasi ve terör olaylarının arkasında hep İsrail'in fitneliği vardır. Kendi hazırladıkları sinsi pis oyunları kendileri veya başkaları aracılığı ile sahneye koyarlar. Ancak sahneye koydukları pis oyunların hepsini geriden takip ederler. Yıllardır Filistinli Müslümanlara aynı tarzda pis oyun ve fitneliklerle zulüm eden İsrail, ürettiği bahanelerle acımasızca dünyanın gözü önünde Filistinli Müslümanları öldürerek sınırlarını her geçen gün genişletmekte. İsrail, yine kendi ürettiği bahanelerle Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa'yı iki hafta önce basıp 3 Müslümanı şehit etti. Müslümanların Mescid-i Aksa'ya girişini yasakladı ve Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa'ya kameralar ve dedektörler yerleştirdi. Bunlar yetmiyormuş gibi İsrail'in yöneticileri, isterlerse Mescid-i Aksa'yı yıkabileceklerini söylüyor. Sevgili okuyucularım, dünyanın fitnesi olan İsrail, çeşitli bahanelerle Müslümanları öldürüyor, Filistinli Müslümanların topraklarını elinden alıyor, Müslümanların ilk kıblesi olan Mescidi Aksa'yı Müslümanlara kapatıyor ve Mescid-i Aksa'yı yıkmakla tehdit ediyor. Peki İsrail'in yaptıklarına Müslüman ülkeler ne cevap veriyor? Tek kelimeyle cevap veremiyorlar hiç birinden ses çıkmıyor. Çünkü çoğu İslam ülkelerinin liderleri postu deldirmekten ve koltuğu kaptırmaktan korkuyor. Mesela Arap Birliği'nden İsrail'e karşı adam gibi bir ses çıkmadı. Amerika, Avrupa ve İsrail'in uşaklığını yapan Mısır'ın başındaki darbeci katil Sisi İsrail'i eleştirmedi, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği, Bahreyn ve Kuveyt İsrail'e ses çıkarmadı. İsrail'e sadece sen ne yapıyorsun? “Derhal katliamları durdur, Mescid-i Aksa'nın etrafından çekil” diyen Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan oldu. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, İsrail'e karşı dünya Müslümanlarının birlik içinde olmasını istedi ve Birleşmiş Milletler'i göreve çağırdı. Ah Cumhurbaşkanım ah, siz bir yandan ülkemiz üzerinde oynanan oyunları bozmaya ve ülkemizin bekası için çalışıyorsunuz, değer yandan Müslümanların (Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği, Mısır, Kuveyt) içine yayılan fitne ve fesatlığa temizlemek için mücadele ediyorsunuz. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki o sözde Müslüman ülke liderlerinin çoğunun ipi şer güçlerin elinde. Yek kelimeyle biz Müslümanlar, hakiki anlamda şuurlu Müslüman olmazsak Kur'an-ı Kerim'i ve Peygamberimizin hadis ve sünnetini samimi olarak yaşamazsak Allah için birbirimizi sevmezsek, mezhep safsatasıyla birbirimizden uzaklaşıp ve fitneye gelip birbirimizi öldürmekten vazgeçmezsek zulüm altındaki Müslüman kardeşlerimize karşı sessiz kaldığımız müddetçe de bilinizki bizler çok çile çekeriz. Müslümanlar olarak kendimize çeki düzen verip, kendimize gelmediğimiz müddetçe başta Mescid-i Aksa olmak üzere tüm kıblelerimizi kaybederiz. Siyonist İsrail'in yaptığı katliamlara sessiz kalan, Müslümanları Mescid-i Aksa'ya sokmayan ve Mescid-i Aksa'yı yıkmakla tehdit eden İsrail'e sessiz kalan sözde İslam ülkelerinin liderlerine lanet olsun. Ne diyeyim CANABI ALLAH, BİZ MÜSLÜMANLARA UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH, BİZ MÜSLÜMANLARA BİRLİK İÇİNDE OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH, MÜSLÜMANLARA ZULÜM EDENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. AMİN.

okumak için tıklayın.


Sonradan pişman olmamak için  -Güneş Gazetesi


Bundan 20 yıl öncesine kadar milletimiz, dedelerimizle, babaanne veya anneanne ile birlikte büyük aile olarak yaşardık. Doğal olarak çocuklarımız büyük aile içinde gayet sağlıklı, milli ve manevi değerlerimize göre yetişirdi. Büyük aile içinde yetişen çocuklarımız ve aile fertleri birbirinden sorumlu olduklarından dolayı yanlış yola düşmez ve hata yapamazlardı.
Günümüzden ise çoğu insanda bu hassasiyeti görmemiz mümkün değil. Son 20 yıldır çeşitli sebeplerden dolayı büyük aile kültürümüzü ve aile yaşantımızı bilhassa televizyon dizilerinin etkisiyle kaybettik. Anne ve babasıyla huzur içinde yaşaması gereken çoğu gençlerimiz, kendi ruh haline göre rastgele birini bulup birlikte ev tutup yaşamaya başladı. Ya sonra yaşlanan, elden ayaktan düşen anne ve babanın durumu? Eskiden yaşlılarımız yaşlılar bakım evine konduğunda toplum tepki gösterir, anne ve babasına bakmayan evlat için “Lanet olsun”, “Olmaz olsun böyle evlat” denirdi. Ülkemizde son 20 yıldır yaşlılar için muhtaç bakım evleri mantar gibi çoğaldı. Neden çoğaldı? Çünkü çoğu evlatlar anasına ve babasına bakmadığı için çoğaldı.
Ana ve babasını bir başkasının şefkatine teslim eden, bakım evine yerleştiren evlatların akibeti hiç iyi olmaz. Bazı evlatlar kendileri bakması gerekirken yabancı uyruklu bakıcı tutuyorlar. Yabancı uyruklu bakıcıların çoğunun hırsızlık yaptığını, yaşlılara eziyet ettiğini de yakın çevremde duymaktayım.
Sevgili okuyucularım, Peygamber efendimiz “Kim anne ve babası hayattayken onların duasını almamış evlatlar için üç kez o evladın burunu sürtsün” demiştir. Bizler her ne olursa olsun, dünyada ve ahirette huzurlu olmak istiyorsak, cennette yer edinmek istiyorsak mutlaka ama mutlaka anne ve babamıza sahip çıkıp onları duasını alalım. Anne ve babamızı bir başkasının şefkatine terk etme yerine kendimiz bakıp dünya ve ahiret hayatımızı kurtarmış olalım.
Şimdi bazıları diyebilir ki “Ama hocam, benim annem, babam çok huysuz, ayrıca evlatlar arasında ayrımcılık yapıyor, parasını, malını mülkünü değer evladına verdi. Parasını, malını mülkünü kime verdiyse o baksın” diyebilirsiniz.
Sevgili kardeşlerim, sakın ama sakın böyle düşünmeyin. Şeytanın kalbinize yerleştirdiği bu tarz düşünceleri hemen atın. Bizler anne ve babamıza dünya menfaati için değil, Allah rızası için bakmalıyız. Bizler kendimizi dünya nimetlerine kaptırırsak Allah korusun sonra ahiret hayatımızı mahveder ve cenneti kaybederiz.
Derim ki anne ve babalar olarak bizler evlatlarımızla birlikte aynı çatı altında yaşayalım, evlatlarımızı milli, manevi değerler ve güzel ahlak üzerine yetiştirelim. Evlatlarımıza helal ve haram kavramlarını öğretelim. Evlatlarımızı başıboş bırakıp yanlış kişilerle arkadaşlık yapmasına fırsat vermeyin.
Sevgili gençler, sizler de ne olur anne ve babanızın kıymetini bilin. Anne ve babanız hayattayken onların duasını almaya çalışın. Sakın anne ve babanızı bir başkasının şefkatine, bir başkasının merhametine muhtaç etmeyin. Allah korusun sonra hak baki olduğunda çok ama çok pişman olursunuz.
Şimdi sizler de “Hocam, hanımım veya kocam aileme yakın olmamı, onlara gidip gelmemi istemiyor” diyebilirsiniz.
Sevgili gençler, karı koca bulunur ama ana ve baba öldükten sonra bir daha bulunmaz benden söylemesi.
Ne diyeyim, CANABI ALLAH ANANIN DA BABANIN DA EVLADIN DA HAYIRLISINI VERSİN. ALLAH CÜMLEMİZE DEVLETİNE, MİLLETİNE, ANA VE BABASINA HAYIRLI EVLATLAR YETİŞTİRMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. AMİN.

okumak için tıklayın.


Keşke vekili kadar cesaretli olsa  -Güneş Gazetesi


Kalleş PKK terör örgütü Tunceli'de görev yapan 23 yaşındaki Necmettin Yılmaz öğretmeni, karne dağıtımı sonrası memleketine dönerken yolda önünü kesip vahşice şehit etti. Tüm Türkiye PKK'nın yaptığı bu vahşeti lanetledi. Esas lanet ve isyan CHP Tunceli Milletvekili olan Gürsel Erol'dan geldi. Erol, Meclis kürsüsünden adeta isyan edercesine, “O topraklarda, 23 yaşında geleceğe umutla bakan ve geleceğe umutla bakan çocuklarımızı yetiştiren, eğiten bir öğretmenin kanının dökülmesi bizim için son derece üzüntü vericidir. Ve o evladımıza sahip çıkamadığımız için ailesinden özür diliyorum. Asker, polisimiz, sivil vatandaşımız ve son olarak Necmettin Yılmaz öğretmeniz PKK terör örgütü tarafından şehit edildi. PKK terör örgütü Necmettin Yılmaz öğretmenimizle birlikte bu güne kadar 30 öğretmeni şehit etti. Neden bunu yapıyor? Çünkü kendisine eleman ve taraftar kazandırmak için cahil bir toplum peşinde. Biz buna müsade etmeyeceğiz, inadına barış, inadına teröre hayır diyeceyiz” diyerek haykırdı. 

PKK, okumuş, aydın insan istemez 

Sevgili okuyucularım bu sözleri televizyonda izlerken tek kelimeyle göz yaşı içinde 'bravo sana' dedim. Sadece ben değil toplumun çoğu 'bravo' dediği gibi Cumhurbaşkanımız Erdoğan'da Milletvekili Erol'u arayarak Meclis'teki konuşmasından dolayı tebrik etti. Tunceli Milletvekili Erol'un sözleri çok doğru. Şerefsiz kanı bozuk PKK, Güneydoğu'da okumuş ilim irfan sahibi olan bir topluluk istemez. Güneydoğu'da huzur saadet istemez. Halkın refah seviyesinin yüksek olmasını istemez. Çünkü aklı başında huzuru yerinde olan insanları kandırıp dağa çıkarması zor olur. Kanı bozuk şerefsiz PKK terör örgütü ancak cahil cühela insanların kanına girip kardeşi kardeşe öldürtmesini bilir. Evet CHP Milletvekili Gürsel Erol, cesurca ne kadar terör örgütü varsa hepsini de Meclis kürsüsünde isyan edercesine lanet etmesini alkışladık. 

FETÖ'cülerden yakanı kurtar 

Peki ya CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu vekili kadar cesaretli mi? Hayır, bence cesaretli değil. Eğer Kılıçdaroğlu terör konusunda kendi vekili kadar cesaretli olmuş olsa idi, FETÖ terör örgütü konusunda net tavır ortaya koyarak FETÖ'ye karşı çıkardı. FETÖ'cülerin ağzıyla konuşmayı bırakıp, darbe girişimine karşı dik duruş sergilerdi. Aslında Kılıçdaroğlu'na fazla kızamıyorum çünkü, FETÖ'cülerin  sayesinde kaset sıkandalıyla  CHP genel başkanlığı koltuğuna oturdu. “Atatürk'ün koltuğunda oturuyorum” diyen Kılıçdaroğlu'na derim ki bir an önce Atatürk'e 40 yıldır “deccal, firavun, dinsiz, şeytan” diyen FETÖ'cülerden yakanı kurtar. FETÖ'cülerin çizdiği yoldan değil, Atatürk'ün gösterdiği yoldan git. Aksi taktirde koltuğunda oturduğun Atatürk'e ihanet etmiş olursun. İnşallah sen de CHP Tunceli Milletvekiliniz  Gürsel Erol gibi terör konusunda cesur olursun. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE CÜMLEMİZE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZE HAİNLİK EDENLERİ VE TERÖR ÖRGÜTLERİNİN TÜMÜNÜ HELAK EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Sakın rehavete kapılmayın  -Güneş Gazetesi


Bundan bir yıl önce 15 temmuz gecesi din, devlet ve millet düşmanı münafık Fetullah Gülen'in teröristleri darbe girişiminde bulunduğunda, 250 insanımızı şehit edip binlerce insanımız da kurşun yağmuruna tutarak yaralamıştı. Allah'a çok şükür 250 şehidimiz, binlerce yaralılarımız olmuş olsa da kalbinde iman ve vatan sevgisi olan milletimiz ülkesini, bölüp parçalamak isteyen Amerika'ya, Vatikan'a, İsrail'e, Rusya'ya, NATO ve bazı Avrupa ülkelerine teslim etmedi. Milli birlik ruhuyla din, dil, ırk ayrımı olmaksızın milletimiz ülkesine, demokrasiye, özgürlüğe ve seçilmiş olan hükümetine sahip çıktı. Eğer milletimiz FETÖ'cü, teröristlerin ülkemizi bölüp parçalanmasına engel olamamış olsaydı, işte o zaman kelimenin tam anlamıyla ayvayı yemiştik. Neden ayvayı yemiştik biliyor musunuz? Kanı bozuk hain FETÖ'cüler, amaçlarına ulaştıklarında Suriye'de olduğu gibi ülkemizde de iç savaş çıkaracaklardı. İsrail'in büyük Ortadoğu projesini hayata geçirmek için Türkiye'yi iç savaş sonrası böleceklerdi. 

Gerekirse yine bedel öderiz 

Hatta Şerefsiz kanı bozuk FETÖ'cüler, Türkiye'yi bölmek için PYD ve PKK terör örgütleriyle daha önceden anlaşmışlar. Onlar anlaşmış anlaşmasına da, yalnız Türk milletinin onları analarından doğduğuna pişman edecekleri hiç akıllarına gelmemiş. Sevgili okuyucularım Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti çok kolay var olmadı. Türkiye Cumhuriyeti büyük bedeller ödeyerek var olmuştur. Sakarya'da, Çanakkale'de, Dumlupınar ve 15 Temmuz'da olduğu gibi yine bedeller öderiz, aç, açık kalırız ama asla vatansız kalamayız. Evet Cumhurbaşkanımızın önderliğinde 15 temmuz hain darbe girişiminin yıl dönümünde bütün yurtta dış temsilciliklerinde ve kardeş ülkelerde hain FETÖ'cülerin yaptığı şerefsizliği unutmamak için törenler düzenledi. 

Dışarıyla irtibatları kesilsin 

İç ve dış düşmanlara karşı tek yürek olduk. Yalnız henüz bana göre FETÖ tehdidi bitmiş değil. Derim ki takiyyeci, sinsi, bukalemun gibi bulunduğu ortama göre renk değiştiren kanı bozuk münafık FETÖ'cülere karşı uyanık olunmalı. Yetkililerimiz, 'tamam bu iş artık bitti, hainleri temizlendik' diyerek sakın rehavete kapılmasın. Tıpkı kanser virüsü gibi, virüsün ne zaman nerede çıkacağı hiç belli olmaz. O yüzden devletin içine sinsice yerleşmiş olan virüsü bulup hemen temizleyin. 15 temmuz darbe girişimi sonrası olduğu gibi, PKK ve FETÖ  Terör örgütleriyle hız kesmeden devam edilsin. Hapisteki FETÖ'cü, teröristlerin beyinlerini yıkamaya devam eden cemaat imamı veya abileriyle irtibatlarının kesilmesi için televizyon izletilmesin, gazete okutulmasın, ailesi dışında kimseyle görüştürülmesin. Ayrıca 15 temmuz hain darbe girişimini ve FETÖ'cülerin şerefsizliliğini unutturmamak için Türkiyenin her yerinde aynı çoşkuyla programlar yapılmaya devam edilsin. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ KANI BOZUK OLAN HAİNLERİN, MÜNAFIKLARIN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH ÜLKEMİZİ BÖLÜP PARÇALAMAK İSTEYEN KANSIZLARI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


İdam, idam, idam!  -Güneş Gazetesi


Her fırsatta Türkiye aleyhtarı yayınlar yapan Haçlı zihniyetine sahip Avrupa medyası, 15 temmuz akşamı devlet, millet ve din düşmanı olan münafık FETÖ tarafından girişilen hain darbe teşebbüsünü görmezden gelmesini bırakın bir kenera, tam tersi ülkemizi suçlayan yayınlar yapmaya devam ediyor. INDEPENDENT gazetesi FETÖ elebaşı Fetullah Gülen için, “Amerika'da yaşayan ılımlı Müslüman din adamı”, takipçileri için de, “Diyaloğu savunan ılımlı islam savunucuları” derken, BBC kanalı, Cumhurbaşkanımız Erdoğan hakkında, “Türkiye'nin acımasız Cumhurbaşkanı” ifadesini kullandı. CNN de FETÖ ile mücadeleyi çarpıtarak, “Türkiye'de demokrasi baskı altında binlerce tutuklama var” dedi. Yani Türkiye ve Erdoğan düşmanı olan şerefsizler, destek verdikleri FETÖ'cülerin 15 Temmuz darbe girişimi başarıya ulaşamayınca çılgına döndükleri için bu şekilde alçakça yayın yapıyorlar. 

Onlar yetiştirdiğiniz vatan hainleri 

Be şerefsizler o binlerce tutuklu olanlar vatan, devlet ve millet düşmanları,Türkiye'yi bölüp parçalamak için yetiştirdiğiniz, desteklediğiniz, koruduğunuz, yüzlerce insanımızı şehit eden binlerce insanımızı sakat bırakan hainler. O hainler Türk mahkemelerinde yargılanırken bırakın pişmanlık duymalarını dalgalarını geçiyorlar. Sevgili okuyucularım, pişkinliğe bakın; kahraman şehidimiz Ömer Halisdemir'le ilgili devada sanıkların avukatı mahkemede tutuklu FETÖ'cü hainlerden kahraman diye söz edip beraatlerini istiyebiliyor. Yine bir başka FETÖ'cü hain Gökhan Güçlü, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a suikast girişimi davası duruşmasında üzerine 'hero' yani 'kahraman' yazan tişörtle gelmiş. Vay hain vay ne zamandan beri ülkesine hainlik yapanlar kahraman oldu? Soruyorum bu hain o tişörtü nereden buldu? Cezaevi yetkilileri bu hainin üzerindeki tişörte neden müdehale etmedi? Yoksa o tişört o haine bilerek mi giydirildi? Yaptıkları hainlikten pişmanlık duymayan FETÖ'cü hainler mahkemede nasıl bu kadar rahat olabiliyorlar? 

Ülkemizin huzuru ve bekası için 

Derhal bu konu araştırılsın ve kasıt varsa gerekenler yapılsın. Lafı eveleyip gevelemeye hiç gerek yok. Daha önce çok defalar yazdığım gibi ülkemizi bölüp parçalamak isteyen, asker, polis ve masum insanlarımızı kalleşçe şehit eden teröristler, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ni,Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, emniyet ve özel harekat binasını savaş uçaklarıyla bombalayan, darbeye karşı çıkan 250 kahraman insanımızı öldürüp şehit eden, binlerce insanımızı da yaralayan FETÖ'cü, PKK'lı ve değer teröristleri ülkemizin bekası, huzuru için derhal idam edilmelidirler. İran'ın yaptığı gibi hepsi dar ağcında sallandırılmalıdır. Amerika, NATO, Vatikan ve Avrupa'nın arkalarında olduğunu bilen bu FETÖ'cü ve PKK'lı hainler, yaptıklarından pişman bile değiller. Utanmadan kahraman olduklarını iddia ediyorlar. Çünkü iradelerini teslim ettikleri Amerika'da yaşayan Fetullah Gülen denen münafık, köpeklerini medya veya sosyal medyada aracılığı ile yönlendirmeye devam ediyor. CHP ve terör örgütü PKK'nın siyasi kanadı HDP diyor ki, “efendim OHAL kalksın”. Hadi oradan. Sizin niyetinizin ne olduğunu bu millet biliyor. Türkiye Cumhuriyeti'nde ne kadar kanı bozuk hain, ne kadar terörist varsa hepsinin kökü katılıncaya kadar OHAL devam etmelidir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZDE NE KADAR KANI BOZUK HAİN VARSA HEPSİNİ HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLATİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Ülkemizin bekası için göreve!  -Güneş Gazetesi


2013 Mayıs ayında ülkemizde ne kadar bir birine zıt marjinal grup varsa hepsi sözde ağaç kesimini protesto etmek için bir araya gelmişlerdi. Tabi sözde doğa sevdalılarının asıl amaçlan Gezi Parkı'nda iki ağacı korumak değildi. Amaçları hükümeti yıkmak ve Recep Tayyip Erdoğan'ı siyasetten silmekti. Gezi olaylarında amaçlanna ulaşamayan FETÖ'cüler, 17-25 Aralık'ta pis oyunlarla hükümeti tekrar yıkamayınca bu sefer başka planı devreye soktular. Vatan, millet, din düşmanı olan münafık FETÖ'cüler, darbe yapmaya karar vermişler. Devletin tüm birimlerine sinsice sızan ve neredeyse Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tamamını ele geçirmek üzere olan münafık FETÖ'cüler, 15 Temmuz'da yani bir yıl önce bugün darbe teşebbüsünde bulundular. Darbeci münafık FETÖ'cüler, darbeye karşı çıkan 250 vatandaşımızı şehit ettiler, binlerce kardeşimiz ise Gazi oldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ni, Emniyet binalarını, özel Harekat binasını bombaladılar.

Bu hainliği tek başına mı yaptılar?

Başta TRT olmak üzere özel televizyonlara el koymaya çalıştılar. Peki bu kansızlığı, hainliği FETÖ'cüler tek başına mı yaptı? Hayır bu kalleşliğin arkasında NATO, Vatikan, Amerika, İsrail ve bazı Avrupa ülkeleri vardı. Sevgili okuyucularım sizce Amerika, NATO, Vatikan, İsrail ve bazı Avrupa ülkeleri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı neden darbeyle yok etmek ister? Eğer net cevap vermek gerekirse milli oluşundan dolayı rahatsızlar. Hatırlar mısınız bundan 10 yıl öncesine kadar Amerika'dan Avrupa'dan paramızla bile silah satın alamazdık? Allah'a çok şükür son 10 yıldır Türkiye kendi silahını, tankını, insansız hava aracını, helikopterini, kendi füzesini ve roketini üretiyor. İnşallah yakın zamanda kendi uçak gemimizi ve savaş uçağımızı üreteceğiz. Şimdi bu atılımlan yapan, ülkesi için gece gündüz çalışan birini şer güçler Türkiye'nin başında görmek ister mi? Allah korusun eğer 15 Temmuz darbe girişimi başarılı olmuş olsaydı Türkiye çoktan bölünmüştü. Vatan, millet, din düşmanı olan FETÖ'nün arkasındaki şer güçler Türkiye'nin bölünmesini istiyordu.

Şer güçlerine karşı nöbet tutalım

İsrail'in projesi olan Büyük Ortadoğu projesini hayata geçmesinin önündeki tek engel olarak görülen Recep Tayyip Erdoğan'ı şer güçler ister mi? "Hocam FETÖ tehlikesi bitti mi" diye sorarsanız, "Hayır bitmedi" derim. Amerika'nın, Almanya'nın, Avusturya'nın, Hollanda'nın, İsveç ve bir çok ülkenin halen Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı devam ediyor. Ülkemizde bazı muhalefet partilerini, bazı vakıf ve dernekleri Gezi olaylarında olduğu gibi destekleyip sokağa dökmek istiyorlar. Tabi arkasında FETÖ'cüler olan Kemal Kılıçdaroğlu da insanlan sokağa çağırıyor. Derim ki Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası, demokrasi ve özgürlüğümüz için 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümünde bugün meydanlarda olalım. Din, dil, ırk ayrımı olmadan huzurlu yaşamamız ve şer güçlerin oyununu bozmak için bu gece demokrasi nöbeti tutalım. Ne diyeyim CENAB-I ALL^H ÜLKEMİZ ÖZERİNDE HAİN EMELLERİ OL4NU\RI HELAK ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZİN NİMETLERİNDE FAYDALANIP DA, SONRA KALLEŞLİK HAİNLİK YAPAN ŞEREFSİZ KANI BOZUK TERÖRİSTLERİN KÖKÜNÜ YOK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE. BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. AMİN.

okumak için tıklayın.


İşte bu hocalar gibi olunmalı  -Güneş Gazetesi


Kimi zaman bazı cami imamlarını aslına ve sünnete uygun olarak görevlerini yapmadıklarından dolayı eleştirdiğimi biliyorsunuz. Peki ben hangi imam ve hocaları eleştiriyorum? Hakkıyla Kur'an-ı Kerim'i, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetini yaşamayan, İnsanlara samimi duygular içinde Kur'an-ı Kerim'i, hak ve hakikatları anlatmaları gerekirken, cemaatin nabzına göre konuşan, Kur'an-ı Kerim'in biz insanların yaşarken okumamız gereken kitap olduğunu anlatmaları gerekirken, Kur'an-i Kerim'i ölülerin arkasında okunması gereken kitapmış gibi gösteren, ölü okuyucusu olan assolistleri eleştiriyorum. Yani ben istiyorum ki camide görevli hocalarımız, Peygamber efendimizin sünnetini hakıyla yerine getirsin. İslam dinini İnsanların nefsine göre değil, hak ve hakikat doğru neyse onu anlatsınlar istiyorum. “Hocam, Peygamberimizin sünnetini hakkıyla yaşayan, islam dini için mücadele eden hiç mi hoca yok” derseniz, elbette tertemiz Kur'an-ı Kerim'i hakkıyla yaşayan ve cemaatine hakikatları anlatan, islam dinine hizmet eden hocalarımız var. 

Manevi duyguları güçlü olanlar 

Bugün o hocalarımız olmamış olsaydı Allah muhafaza belki toplum olarak çoktan çökmüştük. Antalya'da yaşayan 28 yaşındaki imam Bayram Tekin, onlarca gencin madde bağamlığından kurtulmalarına vesile olmuş. Gençleri spora ve ibadete yönlendiren Bayram Tekin hoca, inanç ve ibadetin bütün kötülükleri yeneceğini söylemiş. Elbette Milli ve manevi duyguları güçlü olan biri hiç bir zaman kötü yola düşmez. İnançlı dinini yaşayan biri dünya ve ahiretini yok edecek tüm pisliklerden uzak kalır. Aydın'da görev imam Gazanfer Arslan, ise tam 5 yıldır Kur'an-I Kerim'i öğretmek için kapı kapı esnafları dolaşıyormuş. Sevgili okuyucularım ben assolistler gibi gözü cemaatin cebinde olan ölü okuyucuları değil, yaptığı işin farkında olup mücadele eden Bayram Tekin ve Gazanfer Arslan gibi hoca efendiler görmek istiyorum. Böylesi hoca efendilerimiz olduğu müddetçe Allah'ın izni ile gençlerimiz ne devletine milletine karşı terörist olur, ne de kötü yola düşer. 

Evlatlarınız manevi boşluğa düşmesin 

Allah temiz şuurlu hoca efendilerimizin sayısını artırsın. Tabi bu hizmetten rahatsız olan şeytanın yamaklarıda yok değil. Şeytanın yamağı olan bazıları anket adı altında yayınlar yaparak, neymiş efendim insanlar dinden uzaklaşmış. Eskiden toplumun yüzde 90'ı dindarken şimdi bu sayı azalmış gibi anket yayınlıyorlar. Ey şeytanın yamağı olan münafıklar. İnsanlar dininden örf ve anelerinden uzak kalsın, manevi olarak boşluğa düşsünler diye televizyon ve gazete yayınlarıyla mücadele eden siz değilmisiniz? Anne ve babalara sesleniyorum. Ne olur çocuklarınızı milli ve manevi değerlerimize göre yetiştirelim. Çocuklarınıza mutlaka çocukluğundan itibaren Kur'an-ı Kerim'i, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetini, namaz kılmayı güzel ahlakı öğretin. Çocuklarınızla birlikte evinizde zaman zaman cemaat olup namaz kılın. Aksi taktirde evlatlarımız manevi boşluğa düşer. Allah muhafaza sonra art niyetli kişiler, evlatlarımızın kötü yola düşmesine vesile olurlar benden söylemesi. Ne diyeyim  CENAB-I ALLAH EVLATLARIMIZI TÜM KÖTÜLÜKLERDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, ANA VE BABAYA HAYIRLI EVLATLAR NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


İşi bilirsen kapını çalan çok olur  -Güneş Gazetesi


Mart ayında bazı ülkelerden Amerika'ya uçakla seyahat edecek yolcuların uçağın içine dizüstü bilgisayarlarını almaları Amerika tarafından yasaklanmıştı. Amerika, aralarında Türk Hava Yolları'nın da bulunduğu bazı ülkelerin havayolu şirketlerine konan bu yasağı güvenlik nedeniyle aldıklarını açıkladı. Amerika'nın bu açıklamaları kimseye inandırıcı gelmemişti. Sonradan işin içinde ticaret olduğu anlaşıldı. Amerikan L3 güvenlik sistemleri şirketi dünyanın bir çok havalimanına ClearScan isiminli tomografi cihazı satınca 'tamam şimdi oldu' dediler. Aslında Türk Hava Yolları yönetimi bu üç kağıtçılığı anladığı için, “Eyvah, mahvolduk, şimdi ne yapacağız” demedi. Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, hemen ekibiyle birlikte formül arayışına girdi ve Türk Hava Yolları'yla Amerika'ya, İngiltere'ye uçacak olan yolculara ücretsiz kullanmaları için 500 adet Laptop satın alındı.

Sonunda laptop yasağı kalktı

Böylece Türk Hava Yollarıyla Amerika'ya, İngiltere'ye giden yolcular mağdur olmadı. Bu arada THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı boş durmadı. Uğraştı mücadele etti ve sonunda Amerika'ya uçuşlarda Laptop yasağını kaldırtı. Peki bu süre içinde Türk Hava Yolları zarar mı etti ? Hayır, zarar etmedi, tam tersi kâr elde etti. Sevgili okuyucularım kriz, sıkıntı, kara günün ne zaman geleceği belli olmaz. O yüzden her türlü olabilecek olumsuzluğa karşı tedbirli olmak lazım. Sadece tedbir değil, işin başında ehil insanların olmasıda gerekir. Bakın THY sadece geçen yılın son çeyreğinde 386 milyon dolar kâr elde etti. THY 4 ayrı kategoride ödül aldı. Yani Avrupa'nın en iyi havayolu şirketi seçildi. Geçmişte Türkiye denilince yüzünü ekşitenler kapımızı çalıyor. Bir çok dünya havayolu şirketi Türk Hava Yolları'na, “Bizim şirketi size devredelim, veya bizi eğitin, ortak havayolu şirketi kuralım” diyor. Dedim ya işin başında ehil kişiler olursa kapıyı çalan çok olur.

Thy ile Amerika'ya keyifli uçuş

Bir davet üzerine Amerika'ya gideceğimi öğrenen arkadaşlar, “Hocam gitmeyin sıkılırsınız zaten laptop ve tablet bilgisayarı yanınıza alırken sıkıntı çekiliyormuş” dediler. Hayır hiç bir sıkıntı yok. Elbette yaşadığımız sıkıntılı dünyada, terörün var olduğu coğrafyada güvenlik önlemleri alınacak. Valla tedirgin olmadan milli gururumuz olan Türk Hava Yolları ile Amerika'ya keyifli uçuş yaptım. Bilgisayarım yanımda uçakta internete bağlandım, yazımı yazdım, e-maillerime baktım, kulaklığı takıp haberleri izledim, sanat müziği dinledim ve tabiki Kur'an-ı Kerim de dinledim. İkramlar, uçaktaki ekip tek kelimeyle süperdi. Sizlere tavsiyem eğer Amerika'ya gitmek isterseniz önceden rezervasyonunuzu yaptırırsanız biletinizi daha ucuza almış olursunuz benden söylemesi. Ne diyeyim Allah kabiliyetli, becerikli, işini bilen yöneticilerimizi her daim var etsin. ALLAH DEVLETİMİZİ KİMSEYE MUHTAÇ ETMEDEN SÜPER DEVLET OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS EMELLERİ OLAN, KALLEŞ, HAİN, KANI BOZUK OLANLARI HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Türk ordusu güçlü olmalı  -Güneş Gazetesi


Haberlerde yapımı tamamlanan savaş gemisinin denize indiriliş törenini izlerken “Vay be nereden nereye geldik?” dedim. Allah'a şükürler olsun ki içimizdeki kanı bozuk olan hainlere, Türkiye'yi bölüp parçalamak isteyen dış güçlere rağmen ülkemizde yatırımlara hızla devam ediliyor. Enerjiden, bilime sanayiden eğitme kadar her alanda yatırımlar devam etmekte. En önemlisi de bu yatırımların kritik önemi olan projelere öncelik verilmesi. Yani yeni kurulan dünya düzeninde Türk Silahlı Kuvvetlerimizin daha güçlü olaması için yapılan yatırımlar çok önemli.  15 temmuz darbe girişimine kadar Türk Silahlı Kuvvetleri'nde görev yapan komutanların çoğu ne yazık ki asli görevi olan askerlikten başka her şeyle uğraşmışlar. Geçmişte bazı Genelkurmay başkanları ve kuvvet komutanları, milli şuurdan uzak asli görevleri olan askerlik yerine siyasetle milletin yaşam tarzıyla uğraşır, sevmedikleri hükümete ise darbe yaparlardı. Milleti kendilerine göre dizayn etmeye çalışırlardı.  Halbuki o komutanlar, siyasetle, milletin yaşam tarzıyla uğraşmak yerine ülkemizi düşmana karşı nasıl korumaları gerektiğine kafa yorsalardı, savaş teknikleriyle, bilim, teknoloji ve askeri sanayi projeleriyle uğraşmış olsalardı çok daha iyi olurdu. Yıllardır başımıza bela olan terör örgütleriyle samimiyetle, milli şuurla mücadele etselerdi inanın Türkiye bugün tehdit altında olmazdı. Bugün olduğu gibi ülkemizi bölüp parçalamak isteyen şer güçler bizimle uğraşmaktan vazgeçerlerdi.  Görevini yapmayan sadece geçmişteki bazı komutanlar değildi. Tabii üniversite rektörleri ve öğretim görevlileri de aynı kafadaydı. 10 yıl öncesine kadar bazı rektörler ve öğretim görevlileri, gençlerimizi ilim irfan sahibi yapma yerine hadlerini aşarak siyasetle uğraşıyorlardı. Birilerinin talimatına uyup sokaklarda protesto gösterileri yaparlardı. Halbuki üniversitelerde siyaset yerine samimi olarak ilim irfan sahibi gençler yetiştirilmiş olsaydı bugün güzelim Türkiyemiz çok daha farklı yerlerde olurdu.  15 Temmuz darbe girişimi sonrası tam olmasa da Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ve üniversitelerinin içine sızmış vatan millet düşmanlarının çoğu temizlendi. Çoğu diyorum çünkü medyada takip ettiğim kadarıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ve üniversitelerde kendisini saklayan FETÖ'cü hainlerin var olduğu yazılmakta. Neyse kim güzelim Türkiye Cumhuriyeti'ne hainlik yapıyorsa Allah hepsini de helak etsin.   Sevgili okuyucularım, farkında mısınız 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türk Silahlı Kuvvetlerimizin içinde FETÖ'cü hainler temizlendikten sonra terör neredeyse bitme noktasına geldi. Demek ki bugüne kadar PKK terör örgütünün sonu FETÖ'cü hainlerin yüzünden gelmiyormuş. Bugün ise  Genelkurmay başkanımız ve kuvvet komutanlarımız ülkemizin bekası için gece gündüz dağ tepe demeden terörün kökünü kurutmak için çalışıyorlar.  Allah'a şükürler olsun ki her alanda olduğu gibi Türk Silahlı Kuvvetleri 10 yıl öncesine göre daha güçlü oldu. Çünkü Türkiye, son 10 yıldır kendi silahını, tankını, insansız hava aracını, helikopterini, savaş gemisini ve füzesini üretiyor. Ürettiğimiz bu silahları askeri araç ve gereçleri aynı zamanda başta Amerika olmak üzere başka ülkelere satıyoruz. İnşallah yakın zamanda kendi savaş uçağımızı ve askeri uçak gemimizi de üretmeye başlayacağız. Tabii bu yatırımlar milli şuurla vatan aşkıyla ve samimi duygularla yapılır. Zaten toplum olarak yaptığımız her işi samimi ve milli duyguları önde tutarsak işte o zaman bizi kimse tutamaz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı içimizdeki hain kansızlar ve dışarıdaki şer güçler, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni güçlendirdiği, kimseye muhtaç olmadan kendi ayakları üzerinde duran güçlü Türkiye var ettiği için sevmiyorlar. İşte 15 Temmuz darbe girişiminin asıl nedenlerinden biri de budur.  Artık oyunlara gelmeden demokrasiyi içine sindirmiş, milli şuur ve samimi duygularla görevini yapan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, kurulmak istenen yeni dünya düzeninde yerimizi almamız için şer güçlere karşı güçlü olması gerekir.  Ne diyeyim CANABI ALLAH ASKERLERİMİZİ HER DAİM MUZAFFER KILSIN. ALLAH, GÜZELİM ÜLKEMİZE KİMLER HAİNİLİK YAPIYORSA CÜMLESİNİ YOK ETSİN. ALLAH, DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. AMİN. 

okumak için tıklayın.


Sakın kaos çıkarayım deme  -Güneş Gazetesi


Hafta sonu bir grup arkadaşla sohbet ettik. Sohbetimizin büyük bölümü sosyal medyada konuşulan konular üzerineydi. Sosyal medyada şahsıma ait bir hesabım olmadığı için takip de etmem. Yalnız sosyal medyayı yakından takip eden arkadaşlarla bir araya geldiğimizde sanal dünyada olup biten konuşulan ne varsa her şeyi bana anlatırlar. Son haftalarda en çok konuşulan konu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun sözde adalet için Ankara'dan İstanbul'a yaptığı yürüyüşmüş. Ayrıca Kılıçdaroğlu'nun yürüyüşü İstanbul'da son bulmayacağı gibi Gezi eylemleri sırasında yaşanan olaylardan daha büyük olaylar yaşanması için plan yapılıyormuş. Yani dış istihbaratların kontrolündeki sol görüşlü marjinal guruplar, PKK terör örgütü yandaşları, PKK'nın siyasi kanadı HDP ve FETÖ'cüler ile birlikte bazı CHP'liler ülkemizde iç karışıklığa kaosa neden olacaklarmış.

Borsanın yüz bin puanın üstünde olduğu, ekonomimizin dünyayı kıskandırdığı, ülkemizde yatırımların hızla devam ettiği, ülkemizi bölüp parçalama gayreti içersinde olan içimizdeki kanı bozuklar ve dış güçlerle mücadele edildiği, yeni dünya düzeninin kurulduğu ve Türkiye'nin de bu yeni dünya düzeninde söz sahibi olmak ve yerini almak için çaba gösterdiği bugün de Gezi olaylarında olduğu gibi bir olaya kalkışılırsa bilsinler ki bu millet o hainlerin topunu dünyaya geldiğine pişman eder. Bu millet hem CHP'den hem de PKK terör örgütünün siyasi kanadı olan HDP'den çok kötü hesap sorar benden söylemesi.

Sevgili okuyucularım hatırlarsanız daha önceki yazımda Kılıçdaroğlu'nun Ankara'dan İstanbul'a adalet arama yürüyüşü samimi değil demiştim. Tekrar söylüyorum bana göre Kılıçdaroğlu'nun Ankara'dan İstanbul'a yaptığı yürüyüş, adalet yürüyüşü filan değil. Öyle sanıyorum ki Kılıçdaroğlu, üst aklın kendisine verdiği talimatları yerine getiriyor.

Televizyonda haberleri izlediğimde Kılıçdaroğlu'nun CHP milletvekilleri ile birlikte yürüyüş esnasında terör örgütünün marşını söylüyor olması beni şok etti. CHP'li milletvekilleri, adalet adamı olan Savcı Mehmet Selim Kiraz'ı Çağlayan Adliyesi'nde şehit eden ve toplumda infial oluşturmak için onlarca masum insanı öldüren terör örgütünün marşını söylemeleri ikiyüzlü olduklarını ortaya koyuyordu. Ah Kılıçdaroğlu ah sana ne diyeyim bilmiyorum ki. Yanlış yoldasın, CHP'nin başına seni oturtanlar CHP'yle birlikte seni de bitirecekler desem anlamazsın ki. Öyle sanıyorum ki her halde sen de FETÖ'cülere iradeni fena kaptırdın.

Derim ki ey Kılıçdaroğlu, gittiğin bu yol bir iyi yol değil. Belki farkındasın belki değilsin bilemem, ancak gittiğin bu yol terör örgütleri PKK ve FETÖ'nün yoluna çıkıyor. Ey Kılıçdaroğlu, yürüdüğün bu yolda sakın toplumun içine fitne sokacak, toplumun kutuplaştıracak kaos eylemlerin içinde olma.

Yapacağın mitingde konuşma esnasında sakın galeyana gelip yakın yıkın deme. CHP genel başkanlığı koltuğuna oturduğun günden beri HDP'ye omuz omuza verip yürüttüğün siyasetten vazgeç. Eğer bu tutumundan vazgeçmezsen şunu bil ki başta CHP'liler olmak üzere millet seni siyaset sahnesinden silip atacak. Belki millete gerek kalmadan kimler hangi dalavereyle seni CHP genel başkanlığı koltuğuna oturttuysa bil ki onlar seni siyasetten silecek. Kılıçdaroğlu, tekrar söylüyorum gittiğin bu yol iyi yol değil benden söylemesi.

Ne diyeyim CANABI ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE CÜMLEMİZE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH KİM MİLLETİMİZİN İÇİNE FİTNE SOKUP KUTUPLAŞTIRIYORSA ALLAH HEPSİNİ HELAK ETSİN. AMİN.

okumak için tıklayın.


Kısmen sorumlularmış!  -Güneş Gazetesi


Temmuz 1995'de Yugoslavya iç savaş sırasında Sırp ordusu, Srebrenitsa'yı işgal etmişti. Sırp ordusu, işgal ettiği Bosna Hersek'in Srebrenitsa'da kentinde yaptığı soykırımda en az 8 bin 372 Boşnak Müslümanı katletmişti. Sırpların Srebrenitsa'da yaptığı bu katliam, ikinci dünya savaşından sonra Avrupa'daki en büyük katliam olarak tarihe geçti.  Srebrenitsa'nın işgali sırasında canlarını kurtarmak için Birleşmiş Milletler bünyesinde görev yapan Hollanda askerlerine sığınan 300 sivil Boşnak Müslüman, ne yazık ki sığındıkları Hollanda askerleri tarafından Sırp askerlerine teslim edilmiş ve şerefsiz katil Sırp askerleri 300 sivil Boşnak Müslümanı kuşuna dizmişti. Hollandalı şerefsiz komutan Thom Karremans, Müslümanlara yapılan katliam sonrası Sırp kasap Mladiç ile katliamı kutularcasına kadeh tutuşturmuştu. 2007'de Lahey'deki uluslararası adalet divanı yaşanan bu olayı soykırım olarak tanımıştı.  Sevgili okuyucularım, asıl şerefsizliği şimdi görün. Sırp katliamından kaçarak kendilerine sığınan Boşnak Müslümanları, Birleşmiş Milletler kararına uymayarak katil şerefsiz Sırp askerlerine teslim eden ve ölümlerine neden olan Hollandalı askerler, mahkeme tarafından kısmen suçlu bulundu. Yani Hollanda'nın Lahey kentindeki uluslararası adalet divanı, Hollanda'yı ve şerefiz Hollandalı komutan Thom Karremans ve askerleri için “Kısmen sorumludur” dedi. Mahkeme ayrıca Hollanda'yı Müslümanların talep ettiği tazminatın yüzde 30'unu ödemesine de mahkum etti.  Ah kardeşlerim ah hiç it iti ısırır mı? Kim kimi yargılıyor sanıyorsunuz ? Ölen ve katliama uğrayan Müslümanlar. Öldüren ve katliam yapan ise Hrıstiyan Sırp askerleri. Ya yargılayanlar,  onlar da Lahey'deki Hrıstiyan yargıçlar. İşte görün ehli küfür, Haçlı zihniyetinde olan topluluğun birbirini nasıl koruduğunu?  Katliamlara şahit olan ve geceleri yataklarında uyuyamayıp kabuslar gören Hollandalı askerlerin çoğu ülkelerine döndükten sonra psikolojik tedavi görmeye başladı. Canilerin bile uykusunu kaçıran Bosna Hersek Srebrenitsa'daki katliamı hafife alınacak bir katliam değil. Açık konuşmak gerekirse ben mahkemenin verdiği bu karara çok da üzülmedim. Çünkü Peygamber efendimiz “Küfür tek millettir” diyor. Yani Hrıstiyan topluluğu tek millet oldukları için birbirini koruyor. Yine peygamber efendimiz, “İslam da tek bir millettir” der. Peki biz Müslümanların bugün tek millet olduğunu söylemek mümkün mü? Hayır mümkün değil. Biz Müslümanlar tam tersi Haçlı topluluğun içimize yaydığı etnik ve mezhep fitneliğinden dolayı birbirimizi vahşice öldürüyoruz öyle değil mi? Ortadoğu'da, Irak'ta, Suriye'de, Yemen'de, Libya'da güya sözde Müslüman aptalların birbirini nasıl öldürdüklerini hepimiz medyadan takip edip görüyoruz.   Bugün Müslüman Müslümanı katledip öldürüyorsa elin gavuruna kızmaya hakkımız olabilir mi? Eğer biz Müslümanlar samimi duygularla birbirimizi sevmez ve birbirimize sahip çıkmazsak biliniz ki biz Müslümanların akibeti Srebrenitsa'ta yaşanan katliamdan farksız olacak. Ehli küfür topluluğu Ortadoğu'da yeni savaşın peşinde. Müslümanın Müslümanı öldürmesi için gayret içindeler. Suudi Arabistan'ın başını çektiği Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve birkaç ülke ortada hiçbir sebep yokken ehli küfür topluluğu istedi diye Katar'a savaş ilan ettiler. Hay böyle şuursuz, ahmak, aptal, ruhunu başkalarına satmış sözde Arap liderlerinin akılsızlığına tüküreyim. Böyle Müslümanlık olmaz. İslam dini, ruhunu satmış böylesi Arap liderlerini ancak münafık olarak görür. Onlar bu dünyada yaptıkları zulmün ve hainliğin hesabını huzuru mahşerde zalim, dinine ve milletine ihanet etmiş münafık olarak verecekler.  Ne diyeyim CANABI ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH, MASUM MÜSLÜMANLARI ŞERLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH, GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. AMİN. 

okumak için tıklayın.


Almanya iki yüzlülük yapıyor  -Güneş Gazetesi


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 7-8 Temmuz'da Hamburg'da düzenlenecek G20 zirvesine katılım öncesinde Almanya'da yaşayan Türk kardeşlerimizle buluşması, Alman hükümetini korkuttu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Hamburg programı Alman basınında sıkça yer alınca Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Hamburg'a yapacağı ziyaret sırasında Türk vatandaşlarıyla toplanması veya miting düzenlemesinin uygun olmayacağını açıkladı.   Doğru, Alman derin devletinin siyasi görüşüne ve sinsi Türkiye politikasına göre Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Almanya'da yaşayan Türklerle bir araya gelmesi hiç doğru olmaz. Çünkü Alman derin devleti, eskiden beri kendi vakıfları, dernekleri aracılığıyla ülkemizde etnik köken ve mezhep fitneliği yaymakta.   Almanya Başbakanı Merkel, “Türkiye bölünüp  parçalansın, hükümet düşsün, Türkiyenin ekonomisi tamamen çöksün” diyerek Gezi olayları sırasında gösterilere katılan marjinal gruplara, FETÖ'cülere, PKK'ya, PKK'nın siyasi kanadı olan HDP'ye ve CHP'ye müthiş destek vermişti. Gezi olaylarında amacına ulaşamayan Merkel, 16 Nisan anayasa referandumunda hayır kampanyası yürüten PKK ve FETÖ'cülere açıkça destek olmuştu. Hatta Hollanda, Belçika, İsveç, Avusturya ve Almanya Avrupa'da yaşayan Türk kardeşlerimize “Anayasaya evet demeyin” diyerek tehditlerde bile bulunmuşlardı.  Sevgili okuyucularım, bunlar gerçekten ikiyüzlü. Bu ikiyüzlüler, Türkiye'ye karşı her fırsatta çifte standart uygulamaya devam edecektir. Bunların Türkiye düşmanlığıda hiç bitmeyecek. Bugün Almanya'da Türklerle toplantı veya miting yapmak isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan değil de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olsaydı inanın Merkel o mitinge katılırdı.  Kardeşlerim bizim bizden başka dostumuz yok. Türkiye'nin gelişmesini, kendi ayakları üzerinde durmasını, askeri güce sahip olmasını istemeyen ikiyüzlü sözde müttefiklerimiz Amerika ve Avrupa, istiyorlar ki Türkiye daima dışa bağamlı olsun. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı da buradan geliyor. Bu ikiyüzlüler, Erdoğan'ı siyaset sahnesinden indirmeyi başaramayınca, içimizde ne kadar kanı bozuk olan hain varsa onları kullanarak Türkiye Cumhuriyeti'ni bölüp parçalamak istiyor.  Sözde dost ve müttefik ülkeler, ülkemiz üzerinde pis oyunlarına devam edecek. Bizler ise her zaman söylediğim gibi şer güçlerin pis oyunlarına fitneliğine gelmeden güzelim ülkemizin büyümesi ve güçlü olması için çalışalım. Türkiye Cumhuriyeti'nin gök kubbesi altında din, dil, ırk ayrımı yapmadan huzur içinde yaşamaya çalışalım. Allah'ın verdiği akıl nimetini iyi kullanalım ve Türkiye düşmanlarının sosyal medyada Twitter üzerinde  algı operasyonlarına kanmayalım.   Ne diyeyim CANABI ALLAH GÜZELİM TÜRKİYE CUMHURİYETİ'Nİ ŞERLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. AMİN.  

okumak için tıklayın.


Eyvah dememek için gerekeni yapın  -Güneş Gazetesi


Son günlerde kiminle karşılaşsam, “Hocam, ortalık yine karışacakmış, FETÖ'cüler 15 Temmuz'da olduğu gibi tekrar darbe girişiminde bulunacaklarmış” gibi sözlerle karşılaşıyorum. Hayırdır nereden çıktı, kim söylüyor bunları diye sorduğumda, “Hocam, valla sosyal medya çalkalanıyor herkes sosyal medyada  Twitter'da bunları konuşuyor” cevabını veriyor. Her zaman olduğu gibi yine sosyal medya fitneliği devam ediyor. Demek ki şer odaklar pis oyunlarını yine sosyal medyadan, Twitter aracılığıyla insanların kafasını karıştırarak gerçekleştirmenin peşinde. Fitneciler, ülkemizi karıştırmak için algı operasyonlarını nasıl da sürdürüyorlar görüyorsunuz değil mi? Yıllardır şeytanı bol olan sosyal medya Twitter fitnesine bir türlü çözüm bulunamadı gitti.Özgürlük adı altında art niyetli kişiler sosyal medyada istedikleri gibi toplumu yönlendirebiliyorlar. Sevmedikleri insanlara istedikleri gibi hakaret, küfür edebiliyorlar. Toplumun içine fitne tohumlarını ekmek için istedikleri algıyı yayabiliyorlar.  İstedikleri gibi Türk milletine, Cumhurbaşkanımıza ve hükümete Twitter üzerinden küfür ve hakaret edebiliyorlar. 'Bu ne rezillik' denildiğinde efendim, adı üzerinde sosyal medyada işte İsteyen özgürce fikrini beyan eder, 'isteyen sevmediği veya fikrini kabul etmediği insanlara Twitter üzerinden kızgınlığını dile getirme (hakaret ve küfür etme) hakkına sahip' cevabını alıyoruz. 

Takipçilerin aklını çeliyorlar 

Ülkemizde sosyal medya ve Twitter'ı en çok FETÖ'cüler, PKK terör örgütü ve sempatizanları, tabiki CHP'liler kullanıyor. Kılıçdaroğlu ile yaptığımız bir sohbette sosyal medyayı çok iyi aktif olarak kullandıklarını ve bu yolla herkese rahatlıkla ulaştıklarını, insanlara vermek istedikleri mesajları bu yolla verdiklerini söylemişti. İşte bu üç grup sosyal medya ve Twitter'ı öyle güzel kullanıp mesajlar veriyorlar ki, hükümeti yıpratmak için çok güzel algı oluşturup insanları kutuplaştırıyorlar. İnsanlar üzerinde oluşturdukları algıyı daha tesirli kılmak için kimi zaman hükümetin destekçisiymiş, kimi zaman milli ve manevi duyguları çok güçlü biriymiş, kimi zaman ise aşırı sol görüşlüymüş gibi gündemdeki konulara göre takipçilerin aklını çelmeye çalışıyorlar. Sevgili okuyucularım ülkemizin bölünüp parçalanması arzusu içinde olanlar yaşanan her siyasi olayı fırsat bilip Twitter üzerinden algı oluşturuyorlar. Tabi buna Kılıçdaroğlu'nun güya adalet arıyorum diyerek Ankara' dan İstanbul'a yürüyüşünü de katabiliriz. 

Amacı adalet aramak değil 

Zaten Kılıçdaroğlu Enis Berberoğlu'nu düşündüğü için yollara düşmedi. Kılıçdaroğlu'nun derdi 2019 seçimlerine kadar kendisine verilen görevi hakkıyla yerine getirmek. Diyelim ki Kılıçdaroğlu'nun gerçekten adaletin işleyişiyle ilgili sıkıntısı var. Peki yollara düşmeden önce bu sıkıntısını şikayetlerini neden önce gidip neden Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a söylemedi de direk yollara düştü? Çünkü amacı adalet aramak filan değil, amacı ülkeyi karıştırmak. Çevremde FETÖ'cüler, HDP ve CHP'liler bayram sonrası insanları sokağa dökmek için sosyal medya ve Twitter üzerinden iç karışıklığına neden olacak her türlü propagandayı yapacaklarını duyuyorum. Bizler Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası, huzuru, selameti ve toprak bütünlüğümüz için sosyal medyada şerefsizlerin yaydığı fitneye gelmemeliyiz. Çünkü gezide olduğu gibi insanları sokağa çağıran şer odaklar, tek kelimeyle ülkemizin bölünüp parçalanmasını istiyor.  İstiyorlar ki bir çok ülkede olduğu gibi Türkiye'de iç savaş başlasın, sonra Almanya, Fransa, Yunanistan, Hollanda, İngiltere ve Amerikan askerleri Türkiye'yi işgal etsin. Allah bu şerefsizlerin hiç birine fırsat vermesin. Allah ülkemizi hainlerin pis oynundan korusun.  Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ART NİYETLİ OLAN, ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUN PEŞİNDE OLAN FİTNE ODAKLARINA FIRSAT VERMESİN. ALLAH İNSANLARIMIZI SANAL ALEMDEN, FİTNE YAYIP İNSANLARI BİR BİRİNDEN UZAKLAŞTIRAN SOSYAL MEDYA'NIN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Türk askerinden rahatsız olmuşlar  -Güneş Gazetesi


Hatırlarsanız Amerikan başkanı Trump, Ortadoğu ziyaretinde Suudi Arabistan'a 380 milyar dolarlık savaş uçağı ve ağır silahlar satmıştı. Sonra ortada hiç bir sebep yokken başını Suudi Arabistan'ın çektiği 5 Arap ülkes , Katar'a diplomatik abluka uygulamaya başladı. Daha sonra ablukacı ülke sayisı 10'a çıktı.Hatta Suudi Arabistan, Katar'a saldıracağını bile duyurdu. Dünya, 'hayırdır durup dururken yine ne oldu? Her halde Ortadoğu'da yeni bir savaş çıkacak' demeye başladı. Tabiki Ortadoğu'da yeni savaşlar çıkacak. Trump, her halde Suudi Arabistan'a 380 milyar dolarlık silahı müzede sergilensin diye satmadı. Tabi ki fitneye kapılan geri zekalı, aptal Arap yöneticileri savaş ilan edip birbirini öldürür. Amerika, Katar'a üretimi durmuş olan 12 milyar dolarlık F-15 savaş uçağını satana kadar Suudi Arabistan'ın Katar'a 'gider' yapmasına destek veriyordu. Sonra her iki ülkenin paralarını cebe indiren Amerika, “Ya çocuklar yapmayın aranızda anlaşın” demeye başladı. 

Dünya huzur içinde olacak 

Ah iki yüzlü münafıklar ah. Şu dünyada siz iki yüzlü münafıklar, kan emiciler olmasa varya inanın dünya huzur içinde olacak. Türkiye, Ortadoğu'da yeni bir kriz, savaş çıkmasın, fitneye gelerek Müslüman Müslümanı öldürmesin diye çaba harcarken; Amerikan uşağı olan Suudi Arabistan, Katar'a “Şunları yaparsan aramız düzelir” dedi. Suudi Arabistan'ın ortaya koyduğu şartları Katar'daki Türk üssünün kapatılması, Katar'ın İran'la ilişkilerinin kesilmesi ve Müslüman Kardeşler'in terör örgütü ilan edilmesi. Sevgili okuyucularım kendi ülkesinde Amerikan üstü olan ve Ortadoğu'da yıkımlar yapan, stratejilerini hayata geçirmek için yapmadığı pislik kalmayan Amerika'dan rahatsızlık duymayan Suudi Arabistan, güvenlik ve istikrar için Katar'da bulunan Müslüman Türk askerinden rahatsız olmuş. Aslında rahatsız olan Suudi Arabistan'ın kendisi değil, esas rahatsız olan sırtını dayadığı arkasındaki İsrail ve Amerika. 

Oynan pis oyunları görün 

Ey Suudi Arabistan ve ruhunu satmış olan değer Arap liderleri. Bilinizki bugün sırtınızı dayadığınız, kanınızı emen İsrail ve Amerika sizi öyle bir kazığa oturtacak ki yandım Allah diyeceksiniz. Ancak Allah hiç bir zaman  münafıklara, zülüm eden zalimlere, fitneye gelip Müslümanları öldürenlere yardım etmez. Kim hangi çöplükte dolaşıyor ise o muameleyi görür. Kardeşlerim işte görün dünyada Müslümanların üzerinde oynanan pis oyunları, güzelim ülkemiz Türkiye'nin üzerinde oynan pis oyunları görün. Ehli küfür, Ortadoğu'yu bölüp parçalandıktan sonra biliniz ki Türkiye'de aynı pis oyunlara başlayacak. Gezi olayları, 14-25 Aralık olayları, 15 Temmuz darbe girişimi ve bana göre CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun güya adalet arıyorum yürüyüşü pis bir oyunun parçasıdır. Görüyorsunuz sözde müslüman ülkelerin halini. Bizler sözde İslam ülkelerindeki olup bitenleri görüp güzelim ülkemizde din, dil, ırk ayrımı yapmadan huzurlu yaşamaya çalışalım ve ülkemize sahip çıkalım.  Aksi taktirde fitneye kapılırsak işte o zaman tek kelimeyle hapı yuttuk demektir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH MÜSLÜMANLARA UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARIN İÇİNE YAYILMIŞ OLAN FİTNEYİ YOK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Ramazan Bayramınız mübarek olsun  -Güneş Gazetesi


Çok şükür mübarek Ramazan ayının sonuna geldik ve yarın Ramazan bayramı. Kim mübarek Ramazan ayını Rabbimizin istediği gibi bol ibadet edip, Kur'an-ı Kerim'i okuyarak geçirip Ramazan Bayramı'na kavuşmuş ise biliniz ki Allah o kula gelecek Ramazan ayına kadar her daim bereket İhsan eyleyecektir. Allah bugüne kadar yaptığımız ve bundan sonra da yapacağımız ibadetlerimizi şimdiden kabul etsin. Evet, yarın Ramazan Bayramı. Ramazan ayının ruhuna uygun olarak Ramazan Bayramı'nı da aynı ruhla yaşamalıyız. Bayram Namazı'ndan hemen sonra önce anne ve babamız olmak üzere, uzak yakın tüm yakınlarımızı bayram münasebetiyle ziyaret etmeliyiz. Eğer, “Hocam benim hayatta hiç kimsem yok” derseniz, 'o zaman yakınlarınızın kabirlerini ziyaret edip bayramlaşın' derim. 

Ziyaretlerle sevap kazanırsınız 

Sizler ahirete intikal etmiş olan yakınlarınızın kabri başında dua ettiğinizde biliniz ki kabirde yatan kişinin ruhu azap görüyor ise sizin yaptığınız dua ve okuduğunuz Kur'an-ı Kerim sayesinde o kişinin ruhu rahatlamaya başlar. Ayrıca anne ve babamızın dostlarını, arkadaşlarını ziyaret etmeyi de unutmayın. Nasıl anne ve babanızı ziyaret ettiğinizde sevap kazanıyorsanız biliniz ki bu ziyarettede sevap kazanacaksınız.  “Aman ya  benim bayram ziyaretleriyle işim olmaz, fırsat bu fırsat” diyerek bayram ziyareti yerine tatili tercih ederseniz, işte o zaman Allah'ın rahmetinden, mağfiretinden nasiplenmemiş olursunuz. Çünkü anne, baba ve akraba ziyaretleri ibadet sayıldığı gibi bu ziyaretlerde bulunan kişi berekete ve huzura erer. Sevgili okuyucularım, elbette tatil hepimizin hakkıdır ancak senede iki dini bayramımız Ramazan ve Kurban Bayramları olduğunu unutmayalım. 

Milli değerlerden uzaklaştık 

Bu her iki bayramı da aslına uygun olarak yaşayalım. Gün geçtikçe 'ah nerede o eski bayramlar o eski komşuluklar' deriz değil mi? Eskiden insana saygı, sevgi, hürmet vardı. Eskiden toplum olarak din, dil, ırk ayrımı nedir bilmezdik. 'Komşu komşusundan sorumluydu' diyerek bugünkü yaşantımızdan hep şikayetçi oluyoruz değil mi? Çünkü toplum olarak bugün maalesef kültürümüzden, milli ve manevi tüm değerlerimizden uzaklaştık. Ne yazık ki, çoğu anneler ve babalar, gelecek kaygısıyla evlatlarını özgüvenimize ve inancımıza göre değil, tamamen madde üzerine dünyalık olarak yetiştiriyor. Şimdi, “Hocam, Tabiki çocuklarımızı madde ve dünyalık üzerine yetiştireceğiz” diyebilirsiniz. Derim ki elbette hayat devam ediyor, kimseye muhtaç olmamak, insanlığa faydalı olmak için ilim irfan sahibi olmak gerekir. Yalnız bunların yanı sıra evlatlarımıza güzel ahlakı, kültürümüzü, milli ve manevi değerlerimizi öğretirsek işte o zaman devletimize, milletimize, anaya, babaya, hayırlı evlatlar yetiştirmiş oluruz. Aksi taktirde  bugünkü hayatımızdan şikayetçi olmaya devam ederiz. Tekrar söylüyorum ailece çocuklarımızla, torunlarımızla birlikte bayramı bayram gibi yaşayalım. Şimdiden mübarek Ramazan Bayramınızı kutlarım. Allah cümlemizi sağlıklı sıhatlı, huzurlu mutluluk içinde nice bayramlara kavuştursun. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE VERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH CÜMLEMİZE HAYIRLI EVLATLAR NASİP ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZİ ŞER GÜÇLERİN VE MÜNAFIKLARIN ŞERRİNDEN KORUSUN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Eylem yapan, öldüren Hristiyan ise ona terörist denmez!  -Güneş Gazetesi


Londra'da, 'Müslümanları öldüreceğim' diye bağıran biri, teravih namazından çıkan kalabalık Müslüman cemaatin üzerine araç sürerek 1 kişiyi öldürdü, 2'si ağır 10 kişiyi de yaraladı. İngiliz polisi ve Londra'nın seçilmiş Müslüman belediye başkanı Sadık Han olayı terör saldırısı olarak niteledi. Amerika'da da Virginia Eyaleti'nde sahur sonrası camiden çıkan cemaatle tartışan birisi, Müslüman bir genç kızı öldürdü. Amerikan polisi bu saldırıyı'nefret suçu' olarak açıkladı. Bana göre bu saldırılar İslamofobik duyguların ne tür cinayetlere, terör saldırılarına yol açabileceğini gösteren alarm niteliğinde.Dünyanın çeşitli ülkelerinde Müslümanlara yapılan saldırıların arkasında eğer bir tezgah yok ise, o zaman bu saldırıların surumlusu islam dinini terör dini gibi gösteren ve Müslümanları da teröristmiş gibi gösteren medyadır. 

Haçlı zihniyetine hizmet ediyorlar 

Bakın İngiliz Başbakanı Theresa May, İngiliz polisi ve Londra belediye başkanı Sadık Han Londra'daki saldırıyı terör saldırısı olarak değerlendirirken, dünya ve İngiliz basını her saldırı sonrası rahatlıkla 'İslamcı terörist'ifadesi kullanırken, 'Müslümanları öldüreceğim' diyen saldırgana 'terörist' diyemedi.  Diyemezler çünkü İslamofobiyi körükleyen ve dinler arası savaş çıkarmak isteyen aynı basın ve aynı zihniyettir. Biliyoruz ki çoğu basın Haçlı zihniyetine hizmet ediyor. Yanlız dünya veya Avrupa basını İslamofobiyi körükleyip islam düşmanlığı yapıyorsa, o zaman  biz Müslümanlar da çok uyanık olacağız ve İslam düşmanlarına malzeme vermeyeceğiz. Sevgili okuyucularım Peygamber efendimiz küfür topluluğunu tek millet, İslam topluluğunu da tek millet saymıştır. Küfür topluluğu Haçlı zihniyetine sahip olanlar birlik içinde olup dünyanın her bölgesinde Müslümanlara zülüm ediyor. Kendi yaydıkları fitneyle ve pis oyunlarla Müslümanı Müslümana öldürtüyorlar. 

İslam dinini hakkıyla yaşamıyoruz 

Peki ya biz Müslümanlarda hiç mi suç yok? Aslında suçun en büyüğü biz Müslümanlarda. Güzelim mensubu olduğumuz İslam dinini hakkıyla samimi duygularla yaşamıyoruz. İslam ahlakını üzerimize yansıtamıyoruz. İslam dininin merhamet ve şefkat dini olduğunu dünyaya anlatamıyoruz. Müslümanlar olarak içimize yayılan kanser virüsünü temizlemedik. Yani terör örgütlerine bulaşmış olan, Haçlı zihniyetin oynuna gelmiş olan, canlı canlı masum insanları öldürenleri, kelle kesenleri içimizden temizleyip atamadık. Dolaysıyla Haçlı zihniyetine hizmet eden dünya ve Avrupa medyası, sözde İslam adına terör eylemlerinde bulunan terör örgütlerinin eylemleriyle İslamofobiyi yaymakta. Elbette Müslümanları öldüren Hrıstiyanları da terörist ilan etmez. Derim ki biz Müslümanlar kendimize gelmediğimiz müddetçe, bir birimize karşı samimi olmadığımız müddetçe, güzel ahlaka sahip olmadığımız müddetçe, şiddetten bahsettiğimiz müddetçe biliniz ki dünyada bize huzur yok. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DÜNYADA DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN TÜM İNSANLIĞA FİTNEDEN UZAK HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARI, UYANIP BİR BİRİNE SAMİMİ OLANLARDAN EYLESİN. ALLAH MÜSLÜMANLAR ÜZERİNDE PİS OYUN OYNAYANLARI, BİR BİRİNE KIRDIRANLARI TÜMÜYLE HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN

okumak için tıklayın.


Hem kendini hem CHP'yi bitiriyorsun  -Güneş Gazetesi


Efendim CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MİT tırları davasında 25 yıla mahkum olan CHP Milletvekili Enis Berberoğlu için güya 'adalet aramak' maksatıyla Ankara'dan İstanbul'a doğru Gandi yollara düştü. Yalnız Gandi, İngiliz sömürgesine karşı bağamsızlık mücadelesi vermek maksatıyla yollara düşmüştü. Kılıçdaroğlu ise, 'devlet sırlarını ifşa eittiği' için mahkeme tarafından mahkum edilen kendi milletvekili için yürüyüş yapıyor. Açık konuşmak gerekirse ben Kılıçdaroğlu'nun Enis Berberoğlu'nu düşündüğü için yollara düştüğünü sanmıyorum. “Peki ya Hocam bu adam ne için Ankara'dan İstanbul'a yürüyor” derseniz bana göre Berberoğlu'nun tutuklanmasını fırsat bilip üst aklın ürettiği hain projeyi oynuyor. Öyle sanıyorum ki FETÖ'cü hainlerin 15 Temmuz'da yarım kalan darbe girişiminin sonunu getirmek için yollara düştü. İnanıyorum ki Kılıçdaroğlu'nu yollara düşüren üst akıl her kim ise, sonunda Kılıçdaroğlu'nu yolda yalın ayak bırakacak. Tam da Türkiye ekonomisi  iyi durumda iken, Türkiye yüzde 5 büyümeyi yakalamışken, Türkiye yıllardır mücadele ettiği PKK terör örgütünün belini kırmışken bizim çakma Gandi Kılıçdaroğlu, Enis Berberoğlu'nun tutuklanmasını bahane ederek yollara düştü. 

Üst aklın ürettiği kaos projesi 

Sevgili okuyucularım her anlamda ülkemize zarar getirecek olan bu yürüyüş, Tıpkı Gezi olaylarında olduğu gibi Kılıçdaroğlu'nun destekçileri yine FETÖ, terör örgütü PKK, PKK'nın siyasi kanadı olan HDP ve değer marjinal guruplar. Üst aklın ürettiği kaos projesini hep birlikte oynuyor. Oynasınlar bakalım nasıl olsa bu millet çıplak gözle olup biteni izliyor. Bir araya gelen bu guruplar ülkemizde ekonomi çöksün, iç karışıklık çıksın ve sonra millet bir birini öldürsün istiyor. Diğer taraftan bir türlü sandıkta yenemedikleri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı siyaset sahnesinden silmek. Halbuki bu gidişle millet CHP'yi siyasetten tamamen silecek haberleri yok. Sözde adalet arayan Kılıçdaroğlu'na soruyorum? Ey Kılıçdaroğlu maden bu kadar adaletsizliğe karşıydın da neden FETÖ'cüler Türk silahlı Kuvvetleri'nin komutanlarına kumpas kurup hapse attıklarında yollara düşmedin? Tekrar soruyorum neden FETÖ'cü savcı ve hakimler tarafından suçsuz yere hapse atılan komutanlar için yürüyüş yapmadın? 

Sana bu yoldan ekmek çıkmaz 

Neden kendinize sermaye ettiğiniz ülkemizin kurucusu olan Atatürk'e yıllardır deccal, alkolik diyerek küfürler eden Fetullah Gülen denen hainin haddini bildirmek için yollara düşmedin? Ama Onlar seni yoldan çıkardı değil mi Kılıçdaroğlu? Neden 28 şubat döneminde içeri atılan millet vekilleri için yürüyüş yapmadınız? Derim ki ey Kılıçdaroğlu sana bu yoldan ekmek çıkmaz. Bu millet artık ülkemiz üzerinde oynanan pis oyunları ve gerçekleri  görüyor. Gerçekten samimiysen, Atatürk'ün yolundan gidiyorsan, ülkeni seviyorsan gel o zaman seni yanlış yönlendiren FETÖ'cülerden ve üst akıl denen şer odaklarından uzak kal. Bugün Sana akıl verenler Türkiye Cumhuriyeti'nin iyiliğini isteyenler değil, ülkemizi yıkıp parçalamak isteyenlerdir. Kılıçdaroğlu şunu çok iyi bil ki sana akıl verenler hem seni hem de CHP'yi bitirecek benden söylemesi. Ne diyeyim Allah herkese akıl nimeti vermiş. İnşallah Kılıçdaroğlu da Allah'ın verdiği aklı kullanıp kendine gelir. CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZİ MİLLETİMİZİ ŞER GÜÇLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


İsrail Haaretz Gazetesi itiraf etti  -Güneş Gazetesi


Ortadoğu'yu yeniden şekillendirmek isteyen Siyonist güçler, Arap baharı adı altında Irak'ı, Tunus'u, Suriye'yi Yemen'i ve Mısır'ı, karıştırdı. Bu ülkelerde önce iç savaş çıkartıp sonra bölüp parçalamak arzusunda olan Siyonist güçler maalesef sinsi oyunlarında başarılı oldular. Bugün neredeyse Irak, Suriye ve Yemen 3'e bölünmek üzere. Mısır'ı sormaya gerek bile yok. Mısır'da demokratik yollarla seçilen Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'yi kanlı darbe ile deviren, 5 bine yakın darbe karşıtı sivili de öldürten Sisi denen katil, İsrail ve Amerika'nın yani Siyonistlerin kendisine çizdiği yoldan gidiyor. Gitmek mecburiyetinde çünkü Mursi'nin başında olduğu 93 milyonluk Mısır İsrail'i korkutuyordu. İsrail'in güvenliği söz konusu olunca Amerika, İsrail, Suudi Arabistan, Birleşik Arap emirlikleri, İngiltere, Almanya, Fransa ve çok sayıdaki Avrupa ülkesi Muhammed Mursi'yi devirmesi için Sisi denen katile darbe yaptırdılar. Mısır'da kanlı darbeyi gerçekleştiren katil Sisi, başta Amerika  olmak üzere Suudi Arabistan'da ve Almanya'da büyük lider endamıyla karşılanıyor. 

Katar ablukası siyonist oyunu 

Terör örgütü PKK ve FETÖ'cülere kucak açan Almanya Başbakanı Merkel, daha bir kaç gün önce Sisi'yi Almanya ziyaretinde öve öve bitiremedi. Bunlar var ya bunlar tek kelimeyle kan emici şerefsizler bunlar. Bu şerefsizlerin  şimdiki yeni oyunu Körfez ülkelerini karıştırmak oldu. Bügün Katar'a uygulan yaptırımlar ve ambargolar yine Siyonistlerin bir oyunudur. İsrail'in Haaretz gazetesinde çıkan haberde, Ortadoğu'da yeni bir sürecin başlatılması için İsrail Başbakanı Netanyahu'nun, geçen sene Şubat ayında Ürdün'ün Akabe şehrinde eski ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Ürdün kralı 2. Abdullah ve Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile gizli bir görüşme gerçekleştirdiği duyurulmuştu. İşte bu gizli görüşmenin ve Trump'ın Suudi Arabistan'a, İsrail'e yaptığı Ortadoğu  ziyareti sonrasında Katar'a pis oyunlar başladı. Elbette Amerika Suudi Arabistan'a 380 milyarlık dolarlık silah satınca Ortadoğu ve Körfez ülkelerinde bir şeyler olacak öyle değil mi? Sevgili okuyucularım Suudi Arabistan'ın başını çektiği 10 ülkenin Katar'a yaptırımlar uygulamasından sonra acaba sırada Türkiye'mi var deniliyor? 

Amaçları Türkiye'yi parçalamak 

Kardeşlerim  Türkiye hiç bir zaman Siyonistlerin radarından çıkmadı ki. Türkiye'nin bugüne kadar yaşadığı darbelerin, terör olaylarının arkasında zaten hep bu şer güçler Siyonistler var. Bunların asıl amacı tıpkı Irak'ta Suriye'de olduğu gibi ülkemizde iç savaş çıkartıp sonra bölüp parçalamak. İşte 15 Temmuz darbe girişimin asıl amacı tam da buydu. Görmediniz mi FETÖ'cü hainlerin 15 Temmuz darbe girişimi sonrası NATO, Amerika, Vatikan ve Almanya'nın iki yüzlülüğünü? Güya sözde dost bu iki yüzlüler, destekledikleri ve arkasında durdukları FETÖ'cü hainlerin darbe girişimi başarısız olunca adeta çılgına dönmüşlerdi. Allah'a çok şükür verilmiş sadakamız varmış da 15 Temmuz darbe girişimini Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan sayesinde ucuz atlattık. Derim ki biz millet olarak bırakalım sağı solu, şucu bucu olmayı, bırakalım din, dil, ırk ayrımını, bırakalım sosyal medyada bizi bir birimize düşürecek fitneyi, algı operasyonlarını. Bizler ülkemiz üzerinde oynanan pis oyunların farkında olalım. Birlik ve beraberliğimizi düşünelim. Allah korusun konuşulduğu gibi Katar'dan sonra sıra Türkiye'demi söylemleri gerçek olur benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE KİMLER PİS OYUN OYNUYORSA HEPSİNİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Bırakın assolistliği kendinize gelin  -Güneş Gazetesi


Hafızlık yaptığım dönemde çok sayıda Gönenli Mehmet Efendi, Ali Ulvi Hoca Efendi, Sami Ramazanoğlu ve Mehmet Zahit Kotku gibi çok sayıda hoca efendileri tanıdım. Bu hoca efendiler hiç bir zaman dünya nimetlerine kendilerini kaptırmadılar. Bu hoca efendilerin tek amacı vardı. Tek amaçları insanlara Kur'an-ı Kerim'i, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetini, helal haram kavramlarını öğrettikleri gibi, ana ve babaya, devletimize, milletimize, insanlığa güzel ahlaklı hayırlı nesiller yetiştirmek için uğraşırlardı. Zaman geçtikçe ne yazık ki böylesi hoca efendileri arar olduk. Sayılan sevilen bu hoca efendiler ahirete intikal ettikten sonra yerleri hiç dolmadı. Şimdi, “Peki hocam günümüzde bahsettiğiniz gibi hiç mi hoca efendi yok” diyebilirsiniz? Elbette bugünkü günümüzde mutlaka Allah dostları vardır. Ancak bugün var olan Allah dostları kendilerini şer dünyanın şerrinden korunmak için kendi manevi alemlerinden dışarı çıkmazlar. Bugünkü cemaat liderleri Allah dostu değil mi diye sorarsanız? Bugünkü piyasada bilinen cemaat liderlerinin hiç biri kesinlikle ama kesinlikle Allah dostu filan değil.   

Kur'an-ı Kerim'i güzel okuma yarışması 


Hatta  o sözde hocaların çoğunun dünya nimetlerine tapan, başka niyetlerle cemaat oluşturduklarını ve şeytana dost olduklarını söyleyebilirim. Zaten Allah dostu olan biri her halinden anlaşılır. Sevgili okuyucularım yavaş yavaş sadede gelmek istiyorum. Çevredeki arkadaşlar, “Hocam, televizyonda Kur'an-ı Kerim'İ güzel okuma yarışmasını hiç izlediniz mi” diye sordular. 'Hayır izlemedim' cevabını verdikten sonra programı izlemeye başladım. Televizyonu izlediğimde sanki o ses Türkiye müzik yarışmasını izliyor gibiydim. Kendi kendime vah vah ne hallere düştük, nedir bu kepazelik dedim. Programdaki jürilerin hoca sıfatından uzak kibirli tavırlarına mı üzülürsün, yoksa yarışmaya katılan zavallı kişilerin arabesk okuyucuları gibi jöleli saçları ve giyinmelerine mi? Yoksa fantezi  müzik okur gibi Kur'an-ı Kerim'i okuma şekillerine mi üzülürsün. Halbuki Kur'an'ın kendine has güzel makamı ve okuma tarzı var. Kur'an-ı Kerim'in kendisine has makamını yok sayan bu yarışmacıların tek amacı ünlü olup mevlitlerde  para kazanmak. Rahmetli Abdurrahman Gürses hoca efendi hayatta olsaydı her halde üzüntüsünden perişan olurdu. Kardeşlerim Allah Kur'an-ı Kerim'i ölülerin arkasından okunması gereken bir kitap olarak değil, biz kullarına dünyada yaşarken hayatımıza tatbik etmemiz için gönderdiği bir kitaptır. Biz Müslümanlar kuran-ı Kerim'i ve Peygamber efendimizin hadis ve sünnetini hayatımızda aynen tatbik eder isek, biliniz ki Allah mükafat olarak biz müminlere cenneti nasip edeceği gibi sonsuz nimetler İhsan eyleyecektir.   

Asıl amaçları Kur'an'a hizmet değil 


Gözlerini para bürümüş, şöhret olmak için yapmadıkları kalmayan ölü okuyucuları olan assolistlere sesleniyorum. Peygamber efendimiz, “Şöhret ateşten gömlektir ve kibirli olan biri benim ümmetimden değildir” diyor. Sakın Kur'an-ı Kerim'i kendi ahlakınıza çekmeye çalışmayın ve Kur'an-ı Kerim assolistler gibi okunmayı bırakın. Kur'an-ı Kerim'i parayla satmayın. Evet biliyorum sizlerin asıl amaçlarınızın Kur'an-ı kerim'e hizmet etmek olmadığını, asıl amaçlarınızın toplum tarafından fark edilip mevlidler de para kazanmak olduğunuda biliyorum. Kardeşim Allah Kur'an-ı Kerim'i parayla satmayın demiyor mu? Farkında değilmisiniz sizlerin yüzünden İslam dini iyice magazinleşti?. Sizlerden dolayı, bazı sözde hocalar ve cemaat liderleri yüzünden insanlar İslam dininden uzaklaştı. Allah aşkına bırakın şu dünyalığı. Bırakın İslam dinini kendinize sermaye etmeyi. Yahu İnsan biraz olsun okuduğu kelamdan utanır. Ah ah elimde bir yetki olsa ilk iş olarak bu hocaları yetiştiren ilahiyat fakültelerini hemen kapatmak olur. Zaten ilahiyat hocalarının çoğunda kibir ve samimiyetsizlik görüyorum. Hatta Çoğu ilahiyatçıların namaz bile kılmadıklarını duymaktayım. Derim ki Gerçekten takva ehli ilim irfan sahibi hoca efendilerin yetişmesi için Haseki Eğitim Merkezi'nde olduğu gibi medrese eğitimilerinin çoğalması  gerekir. Dünyalık değil, Allah için samimi duygular içinde islam dinine hizmet edecek takva ehli gerçek hoca efendiler  yetiştirilip cemaatin önüne çıkarılmalı. İslam dinin çöplüğünden geçinen assolist tipli sözde hocalara tekrar sesleniyorum bırakın assolistliği, bırakın Kur'an-ı Kerim'i parayla okumayı, bırakın dini magazinleştirip kendinize sermaye etmeyi. Bilinizki kendinize sermaye ettiğiniz o kitap Kur'an-ı Kerim huzuru mahşerde sizden hesap soracaktır benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ SAMİMİ KULLARINDAN EYLESİN. ALLAH TAKVA EHLİ, ŞUURLU, SAMİMİ HOCA EFENDİLERLE BİZLERİ KARŞILAŞTIRSIN. ALLAH MÜNAFIKLARIN ŞERRİNDEN CÜMLEMİZİ KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Derhal temizleyin  -Güneş Gazetesi


Hava Kuvvetleri Komutanlığı eski savcısı Albay Ahmet Zeki Üçok,  Türk silahlı Kuvvetleri'nin henüz FETÖ'cülerden temizlenmediğini, ilk fırsatta yeni darbe girişiminde bulunabileceklerini söylemiş. FETÖ'nün son 30 yılda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin içine 60-70 bin militan soktuğunu söyleyen Üçok, “15 temmuz darbe girişimi sonrası askeriyeden sadece 7 bin 500 kişi ihraç adildi. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin içinde nereden bakarsanız şu an 40-50 bin FETÖ'cü var. Halen ordu içindeki en güçlü grup FETÖ'cülerdir” diyerek uyarılarda bulunmuş. Eski askeri savcısı Albay Ahmet Zeki Üçok, 2009 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin içindeki parelel yapıyı ortaya koyduğunda, başına FETÖ'cüler tarafından gelmeyen kalmamıştı. Ben bu uyarıları ciddiye alıyorum. Çünkü din, devlet ve millet düşmanı olan hain münafık FETÖ'cüler, takiye yapmayı ve kendilerini saklamayı çok iyi bilirler. Bukalemun gibi bulundukları ortama göre öyle şekil alırlar ki, bir bakmışsınız Atatürkçülerden daha çok Atatürkçü olmuşlar, dini bir ortamda herkesten daha çok dindar, layık kesimin içinde daha  ateşli layık olurlar. 

Her türlü hainliği yapabilirler 

Çapkınlık söz konusu olduğunda 'ben çapkınım' diyenlere şapka çıkarttırırlar. İnsanlara şantaj yapmak maksadıyla kadın veya erkek temin etmeyi iyi bilirler. İçki içmek söz konusuysa en iyi degüstatör yani alkolden en iyi anlayan kişi olurlar. Gözlerine kestirdikleri yere ulaşmak için ellerinden gelen her türlü hainliği, münafıklığı, pisliği yaparlar. İşte Türk Silahlı Kuvvetleri'nin içine aynı münafıklık alametleri içinde sızıp kendilerini saklamayı başarmışlardır. Sevgili okuyucularım Türkiye cumhuriyeti çok kolay var olmadı. Bu güzelim ülke kurulurken çok bedeller ödendi. Türkiye Cumhuriyeti On binlerce genç şehidin akıttığı kanla, fakir ve fukaralık içinde kurulduğunu bilmeliyiz. Ancak millet olarak Türkiye Cumhuriyeti'ni bölüp parçalamak için İsrail'in, Amerika'nın, NATO'nun, Vatikan'nın, ve bazı Avrupa ülkelerinin desteklediği  FETÖ denen vatan millet din düşmanı olan münafık hainlere kurban edemeyiz. Devletin içinde kendini saklayan hain olan değil, gevşek davrananlar değil, milli olan yetkililerimiz işi sıkı tutarak Türk silahlı kuvvetlerimizin ve devletin diğer birimlerinde kendisini saklayan  ne kadar FETÖ'cü var ise hemen derhal temizleyin. Aksi taktirde görevinizi yapmadığınızdan dolayı hem bu dünyada hem de huzuru mahşerde büyük azap görürsünüz. 

Milletimiz gereken dersi verdi 

Kardeşlerim, bu FETÖ'cülerin ne kadar hain olduklarını, devletimizi milletimizi nasıl bölmeye çalıştıklarını, kendi insanımızın başına nasıl bombalar yağdırdıklarını 15 Temmuz'da gördük değil mi? Son 15 yıl içinde Türk Silahlı Kuvvetlerimize hainlik yaptıklarını, kendi adamlarını Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yerleştirmek için, kendi uydurdukları Ergenekon, balyoz, poyraz köy, oda tv operasyonlarıyla asker ve gazetecilere nasıl kumpas yaptıklarını, İnsanların hayatını nasıl karattıklarını hepimiz gördük değil'mi? Allah'a çok şükür Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde milletimiz bu hainlere 15 Temmuz'da gereken dersi verdi. Yanlız eski askeri savcı Ahmet Zeki Üçok'un dediği gibi  FETÖ'cü hainler,  askeriyenin ve devletin içinden henüz bitmiş filan değil. Bir an önce bu FETÖ'cü hainler temizlenmez ise işte o zaman ayvayı yedik demektir. Yani ülkemizde iç savaş mı dersiniz, ülkemiz bölünür mü dersiniz ne derseniz deyin her şey olabilir benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZİ MÜNAFIKLARIN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, CUMHURİYETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Ne zaman kendimize geleceğiz?  -Güneş Gazetesi


Amerikan Başkanı Trump, Ortadoğu'yu karıştırdı. Trump, Suudi Arabistan ve İsrail ziyaretleri sonrası ayıp olmasın diyerek kerhen bir saatliğine de olsa Filistin'e geçmişti. Tüccar olan Trump, Ortadoğu ziyaretleri esnasında  himayesindeki Suudi Arabistan'a tam 380 milyar dolarlık silah sattı. Silah satışı sonrası Trump, Suudi Arabistan Kral'ı Selman ile  birlikte kılıç dansı bile yapmıştı. Amerika Suudi Arabistan'a 380 milyarlık silah sattıysa elbette bir bildiği vardır değil mi? İsrail'in Ortadoğu projesini hayata geçirmek için önce fitne yayan Amerika, daha sonra Arap yöneticileri kandırarak Müslüman'ı Müslüman'a kırdırıyor. Amerika'dan 380 milyar dolarlık silah alan Suudi Arabistan, alakasız bir şekilde Müslüman Kardeşler'e ve Hamas'a yardım ettiği gerekçesiyle Katar'a saldıracağını söylüyor. Bu krizin ardından Trump,Twitter hesabından, “Ortadoğu'ya yaptığım ziyaretin etkisini görmekteyim” dedi. Ya İran'daki terör olayı? Suriye'de ve Yemen'de var olmak içinde olan İran her iki ülkede binlerce masum müslümanı öldürdü. 

İran'a saldırı senaryonun parçası 

İşte eden bulur misali artık İran'da yaptıklarının karşılığını görmeye başladı. Kendi İstihbarat örgütüyle övünen İran'da DEAŞ terör örgütü, İran'lılar için kutsal sayılan Humeyni'nin kabrinde ve Meclis'te iki ayrı terör eylemi gerçekleştirdi. Her iki Terör eyleminde 12 İranlı hayatını kaybetti. İranlı yetkililer, “Bize yapılan terör eyleminin arkasında Suudi Arabistan var. İntikamımız çok ağır olacak”diyerek Suudi Arabistan'a tehditte bulundu. Hay sizin gibi fitne ve pis oyunlara gelen aptal sözde Müslüman'a ben ne diyeyim? Fitneye oyuna nasıl geliyorlar görüyorsunuz değil mi? Sevgili okuyucularım bence Amerikan Başkanı Trump'ın Suudi Arabistan ziyareti, Katar'a diplomatik abluka uygulanması ve İran'da  gerçekleşen terör eylemleri bir biriyle bağlantılıdır. İran'a  DEAŞ'ın saldırması, Suudi Arabistan'ın Katar'ı tehdit etmesi oyunun bir parçasıdır. Amerika'nın İsrail'in Avrupa ülkeleri ve Rusya'nın asıl niyeti İslam ülkelerini mezhep fitneliği ile Müslüman'ı Müslüman'a kırdırıp sonra bölüp parçalamaktır. Peki ya biz Müslümanlar, neden hep ehli küfür ülkelerin, Haçlı ordusunun fitne ve pis oyunlarına  gelip bir birimizi öldürüyoruz? Neden birbirimizin varlığından rahatsızlık duyuyoruz? 

Neden tek millet olamıyoruz? 

Kendimize çeki düzen verip neden birbirimize kenetlenmiyoruz? Başkaları tarafından kullanılmayı içimize nasıl sindirebiliyoruz? Neden mezhep safsatasına, mezhep fitneliğine takılıp kalıyoruz? Allah aşkına Müslüman topluluk olarak hiç mi adam olmayacağız? Allah'ın Resul'ü kainatın efendisi olan Peygamber efendimiz, “İslam tek millettir” diyor. Peki Biz Müslümanlar neden tek bir millet olamıyoruz? Biz Müslümanların ömrü hep ehli küfrün pis oyunlarına gelerek birbirimizi öldürmekle mi geçecek? Nerede kaldı Kur'an-ı Kerim ve İslam şuuru, nerede kaldı peygamberimizin hadis ve sünneti? Haçlı ordusu fitne odakları bizi bölüp parçalıyorlar, bizi birbirimize kırdırırken bazı salak, aptal sözde Müslümanız diye geçinenler halen mezhep safsatasına mezhep fitneliğine takılıyor. Bizler birbirimizi öldürürken, diğer yandan içimize fitne sokanlar içkisini içip kıs kıs gülüyor. Allah sonumuzu hayırlı eylesin. Derim ki sıkıntılı günlerimizde maddi ve manevi olarak her daim Türkiye'nin yanında olan Katar'ı, Haçlı ordusunun pis oyunlarına, Amerika ve İsrail'in kullandığı münafık ülkelere yem ettirmeyelim. Türkiye olarak Katar'ın yanında olmalıyız. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÖNCE BİZ MÜSLÜMANLARA GERÇEKTEN KUR'AN-I KERİM'E İMAN ETMİŞ, PEYGAMBER EFENDİMİZİN HADİS VE SÜNNETİNİ YAŞAYAN KULLARINDAN EYLESİN. ALLAH APTAL SÖZDE MÜSLÜMANLARA UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARI BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE TUTSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Tek çare idam  -Güneş Gazetesi


Toplum olarak milli ve manevi değerlerimizden iyice koptuk. Ne dini inançlarımızı eskisi gibi samimi duygular içinde yaşıyoruz, nede bir birimize olan dostluğumuzda, sevgimizde, saygımızda samimiyiz. Bundan 20 yıl öncesine kadar toplum olarak bir birimizden sorumlu gibi yaşardık. Sokaktaki çocuklara kendi çocuklarımıza sahip çıktığımız gibi sahip çıkardık. Sıkıntıda olan tanıdıklarımıza elimizden gelen yardımı yapardık. Yani bundan 20, 30 yıl öncesinde insanlık vardı. Peki ya bugün bu duygulara sahipmiyiz? Hayır kesinlikle sahip değiliz. Bugün maddeci, çıkarcı, menfaatimiz için adam satan, samimiyetsiz, duygusuz, olduk. Soruyorum Allah aşkına bize ne oldu da bu hallere düştük? Elbette milli ve manevi değerlerimizden uzaklaştığımız için, Kur'an-ı Kerim'i hakkıyla yaşamadığımız için, anne ve babalar çocuklarını sadece madde üzerine yetiştirdikleri için bu durumdayız. 

Manevi boşluğa düşüyorlar 

Çoğu anne ve baba evlatlarına sevgi şefkat göstermedikleri gibi çocuklarıyla ilgilenmiyor. Çocuklarının kiminle dostluk arkadaşlık yaptıklarını bilmiyorlar. Ya sonra? Şefkatten mahrum kalan evlat manevi boşluğa düştükten sonrası art niyetli kişilerin eline düşmekte. Çoğu zaman da uyuşturucu bataklığına düşüyorlar. Açıklamalara bakılırsa neredeyse uyuşturucu kullanmayan genç kalmadı gibi. Yetkililer ve polis insanları sık sık uyuşturucuya karşı uyarmalarına rağmen bu pisliğin illetin önüne geçilemiyor. Polis o kadar baskınlar yapmasına rağmen, kanı bozuk insanlık düşmanı zehir tacirlerini yakalamasına rağmen ne hikmetse uyuşturucu ticareti yapan şerefsizlerin sonu bir türlü gelmiyor. Zehir tacirlerinin sonu gelmiyor ama binlerce gencimizin  sonunu getiriyorlar. Her gün sokaklarda, parkta veya bir kenarda uyuşturucudan ölmüş gençlerin cesetleri toplanıyor. Bakın bu şerefsiz insanlık düşmanı zehir tacirleri, 7 yıl önce pazarlamaya başladıkları sentetik uyuşturucu bonzainin fiyatını 'sürümden kazanalım' diye düşürmüşler. 

Helal, haram kavramlarını öğretin 

Araştırmalarda sokaklarda birer zombi haline gelen 500 bin uyuşturucu kullanıcısının var olduğu söyleniyor. Daha bir kaç gün önce Yalova'da uyuşturucu batağına düşmüş bir sapık, 6 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz edip sonra vahşice öldürmüş. Hiç lafı eveleyip gevelemeden derim ki, devletimizin ve milletimizin bekası için, toplum olarak huzuru ve sağlıklı yaşamamız için, uyuşturucu üreten ve satanları, cinayet işleyenleri, devletine milletine ihanet edenleri, terör örgütlerine maddi ve manevi destekte bulunanları, teröristlerin tümünü idam etmek gerekir.Ayrıca ana ve babalara sesleniyorum. Evlatlarınıza sahip çıkın, evlatlarınızın kimlerle arkadaşlık yaptığını takip edin. Evlatlarımızın geleceğini düşünerek ilim irfan sahibi olmaları için gayret içinde olmalıyız. Ancak devletimize, milletimize, ana ve babaya hayırlı evlatlar olması için evlatlarımızı, mutlaka ama mutlaka milli ve manevi değerlerimize göre güzel ahlak üzerine helal ve haram kavramlarını öğreterek yetiştirelim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE HAYIRLI EVLATLAR NASİP ETSİN. ALLAH EVLATLARIMIZI ŞERLERDEN VE PİSLİKLERDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Tedbirler alınmazsa çok kötü olur  -Güneş Gazetesi


Efendim TBMM 15 temmuz darbe girişimini araştırma komisyonu raporunda, “Türkiye'deki cemaatlerin şeffaf ve denetlenebilir olması gerekir” demiş. Komisyon raporunda ayrıca, “Cemaat yapılarının çoğu açık, şeffaf ve esnek olmaktan uzak olup, genellikle faaliyetlerini gizlilik içinde ya da denetimlerden uzak yürütüyorlar. Bu cemaat yapılarının toplum yararına çalışıp çalışmadıklarının denetlenmesi gerekir. Yüzlerce özel dini kanaldan, toplumun kafasını karıştıracak, insanları dini görünümleriyle farklı mecralara sürükleyebilecek zararlı, bölücü, kışkırtıcı, kin ve nefret söylemi taşıyan, şiddet ve teröre özendiren yayınlar yapılmaktadır” ifadeleri kullanıldı. Komisyon raporuna, FETÖ'nün çok sayıdaki medya organını etkin bir şekilde nasıl kullandığını unutulmaması gerektiği vurgulanıyor. Sevgili okuyucularım TBMM 15 temmuz darbe girişimi araştırma raporunu gazetede okuduğumda içimden, “Doğru, üzerine gidilmesi gerekir” dedim. Çünkü bugünkü cemaatlerin çoğu aslına uygun faliyetlerde bulunmuyor. 

Kafalarında başka hesaplar var 

Cemaatler samimiyet içinde, aslına uygun olarak insanlara islam dinini Kur'an-ı Kerim'i, peygamber efendimizin hadis ve sünnetini, helal ve haram kavramlarını, çocuklarımıza ana ve baba haklarını, devlet ve millet sevgisini öğretmelidirler. Ancak bugünkü cemaatleribelki yüzde 2'si bu şekilde faaliyet gösteriyor. Şimdi, “Peki Hocam ya değer cemaatlerin yüzde 98'i nasıl” diyebilirsiniz. O cemaatlerin yüzde 98'i kendi görüşlerine göre insan yetiştirip siyasette, ticarette etkin olmamın yani paranın ve dünyalığın peşinde.Hatta bazı cemaatlerin FETÖ'den doğan boşluğu doldurabilmek için siyasette, kamusal alanda yaygınlaşmanın peşinde olduğunu duymaktayım. Demek oluyor ki çoğu cemaatlerin beynin altında hep başka hesaplar var. Demek oluyor ki, çoğu cemaatler  islam dinini kendi çıkarları için kullanıyor. Demek ki çoğu cemaatler  kendilerine sermaye ettikleri islam dininden uzak yaşıyor. 

Kime hizmet ettikleri belli değil 

Kardeşlerim kim İslam dinini siyasette ve ticarette kendisine sermaye ediyor ise biliniz ki o kişi münafıktır. Kim kendilerine bağlı olan insanları, İslam adına kendi çıkarları için kullanıyorsa biliniz ki münafıktır. Yeter be kardeşim artık samimi olun samimi. Ya adam gibi İslam dinine hizmet edin yada İslam dinini kendinize sermaye etmeyi, münafıklığı bırakın. Evet 15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonu raporunda söylendiği gibi, bugünkü cemaatlerin neye veya kimlere hizmet ettikleri hiç belli değil. Bazı cemaatleri, kim bilir Fetullah Gülen'i kullandıkları gibi başka ülke istihbaratları kullanıyor olabilir de. Kardeşlerim güzelim Türkiyemizin kıymetini bilerek, gayrı meşru faliyetler içersinde olan cemaatlere karşı çok ama çok uyanık olmalıyız. Eğer art niyetli, ipi başkalarını elinde olan cemaatlere karşı bir an önce gereken önlemler alınmaz ise bilinizki Türkiye daha çok 15 Temmuz'lar yaşar. Biz Müslümanların ölçüsü sadece Kur'an-4 Kerim ve Peygamber efendimizin hadis ve sünneti olmalıdır. Müslüman olarak önce kendimiz İslam dinini hakkıyla yaşayıp hayatımıza tatbik edelim. Sonra çocuklarımıza  mutlaka güzelim İslam dinini, Kur'an-ı Kerim'i, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetini, helal haram kavramlarını, ana, baba haklarını, devlet ve millet sevgisini öğretelim. Aksi taktirde çocuklarımız manevi boşluğa ve art niyetli kişilerin ocağına düşer. Yetkililere derim ki, bir an önce bu cemaat  bize yakın veya şu cemaat bize uzak demeden tüm cemaatleri yakın takibe alın. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, CUMHURİYETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN . ALLAH KİM MÜNAFIKLIK KİSVESİYLE GÜZELİM İSLAM DİNİNİ KENDİLERİNE SERMAYE EDİYORSA HEPSİNİDE HELAK ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Ortadoğu'da karışıklığın asıl nedeni  -Güneş Gazetesi


İtler, atlar, filler tepindikçe çimler eziliyor. Yani Amerika, İsrail, Rusya ve Avrupa ülkelerinin siyasi çıkar ve menfaatleri için Ortadoğu'da yapmadıkları pislik kalmadı. Önce Arap baharı yalanlarıyla Tunus'u, Mısır'ı, Yemen'i, Irak ve Suriye'yi darma dağan ettiler. Çıkardıkları fitneyle Irak ve Suriye'de iç savaş çıkarıp milyonlarca masum insanı öldürdüler ve ölümlere sebep oldular. Milyonlarca insan iç savaş nedeniyle evini barkını, işini gücünü, ailesini geride bırakıp canlarını kurtarmak için başka ülkelerin şefkatine sığınmak için yollara düştü. Tabi canlarını kurtarmak için yollara düşen zavallı insanların Denizlerde cesetleri toplanıyor. Şefkatlerine sığınmak için gittikleri ülkelerde ise neler yaşadıklarını medyadan takip ediyoruz. Ortadoğu'ya bırakın baharının gelmesini insanlar şimdi çetin kış koşullarına bile razı. Irak'ta ve Suriye'de yaşayan insanlar en çok da DEAŞ denen terör örgütünden çekti. DEAŞ her zaman söylediğim gibi Amerika'nın, İsrail'in, İngiltere, Rusya ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbaratları tarafından Ortadoğu'yu karıştırmak için kurulan bir örgüttür. 

DEAŞ bahanesiyle bölüyorlar 

Kendi saflarına katılmayan insanların kellesini kesen DEAŞ, değer yandan gözlerine kestirdikleri kadınlara tecavüz etmekte, İslam dinine zarar vermek ve İslam dinini dünyaya 'terör diniymiş' gibi göstermek için her şeyi yapmakta. İsrail, Amerika, İngiltere, Rusya ve bazı Avrupa ülkeleri, DEAŞ'la mücadele bahanesiyle şimdi Ortadoğu'da amaçlarına ulaşmaktalar. Irak ve Suriye bölünmek üzere. Hatta sınırlarımızın değer tarafında Kürt devletinin kurulması an meselesi. Sevgili okuyucularım bu ülkeler İsrail'in Ortadoğu projesini gerçekleştirmek için Suriye'yi, Irak'ı, Mısır'ı, Yemen'i karıştırdılar. Şimdi ise DEAŞ denen sözde terör örgütüyle mücadele bahanesiyle kontrol altında tutacakları küçük devletler kuracaklar. Dünya kamuoyunun karşısında öyle güzel oyun oynuyorlar ki sanırsınız bu iki yüzlü şerefsizler, Ortadoğu'ya huzur getirecekler. Bu sinsi oyunu Türkiye'nin de üye olduğu NATO'yla gerçekleştirecekler. Neymiş efendim NATO Rakka'da DEAŞ'ı temizleyecekmiş. 

Bunların hepsi bir oyun 

NATO DEAŞ'ı kiminle temizleyecekmiş biliyor musunuz? Terör örgütleri PKK, PKK'nın Suriye kolu olan PYD ve YPG ile birlikte temizleyecekmiş. Yalan, yalan, yalan. Bu iki yüzlü şerefsizlerin DEAŞ'la mücadele edeceği filan yok. Bunların hepsi bir oyun. Amaçları önce Türkiye'de gezi ve 15 Temmuz'da olduğu gibi iç karışıklık çıkarıp sonra ağIr silahlarla donattıkları PKK, YPG ve PYD'ye oldu bittiye getirerek Kürt devletini kurdurtmaktır. Amerika şimdiden PYD'ye ağIr silah sevkiyatına başladı bile. Bu ülkelere soruyorum ve diyorum ki; Be alçaklar, Türkiye yıllardır terör örgütü PKK'yla mücadele ederken neden bugüne kadar NATO üyesi olan Türkiye'nin yanında değildiniz? Türkiye'nin karşı çıkmasına rağmen halen PKK'ya, YPG'ye ve PYD'ye neden ağIr silahlar veriyorsunuz? Be şerefsizler sizin verdiğiniz ağIr silahlar bugün PKK terör örgütünün inlerinden çıkıyor. Terör örgütü o silahlarla Benim asker ve polisimi şerefsizce kalleşçe şehit ediyor. Bu mu sizin ortaklığınız? Bu mu sizin müttefikliğiniz? Bu mu sizin dostluğunuz? Sizin ortaklığınıza da, dostluğunuza da, müttefikliğinize de. Ey millet görün şerefsizlerin ülkemiz üzerinde oynadıkları pis oyunları. Görün Türkiye'yi her türlü pis oyunlarla ve fitneyle nasıl bölmek istediklerini, görün yıllardır Türkiye'nin gündeminde terör olaylarının neden bitmediğini, görün dost ve düşmanın kim olduğunu. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ÜLKEMİZ ÜZERİNDE KİM VEYA KİMLER ŞEREFSİZCE PİS OYUNLAR OYNUYOR İSE ALLAH HEPSİNİ HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE VE DÜNYADA DİN, DİL IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Zulme İsrailliler bile isyan ediyor  -Güneş Gazetesi


İsrail'in yıllardır Ortadoğu'da yapmadığı pislik, fitne, kalmadı. Ortadoğu'yu kendi çıkarları için dizayn etmeye çalışan İsrail, Irak'ı, Suriye'yi, Yemen'i, Tunus'u, Mısır'ı yaydığı fitne ve fesatlıklarla karıştırdı. Bu ülkeler bugün yaşanacak durumda değil. Çünkü hepsinde İsrail'in yaydığı fitneden dolayı iç savaş var. İç savaşın içinde olan Irak, Suriye belki yakın zamanda iki veya üçe bölüneacek. Peki İsrail, neden Ortadoğu ülkelerinin bölünmesini istiyor? Çünkü kendi kontrollerinde olan küçük devletlerin kontrolü daha kolay olur da ondan. Ya Filistin? İsrail'in yıllardır Filistin'e yapmadığı kalmadı. Filistin'de, Gazze'de Müslüman halka ne eziyetler, ne zülümler, ne büyük katliamlar yaptı. İsrail, 2004'de 1300 Filistinli sivili öldürdü, 2008'de 140'ı Filistin polisi toplam 350 kişiyi katletti, 2009'da Gazze'de 1600 Filistinli İsrail bombalarıyla ölürken 6000'den fazla kişi yaralandı ve evsiz kaldılar. 2011'de 18 kişi, 2012'de 341, 2014'de 202 kişi ölürken 1400 kişide yaralandı. Bu kadar değil. Şerefsizler zaman zaman yine Filistinliler'i öldürmeye devam ediyor. Peki bu katliamlar olurken dünya, bilhassa islam ülkeleri ne yapıyor? Hiç bir şey. Çünkü İsrail hepsini avucunun içine almış. 

İsrail katliamlarına destek 

İsrail, Filistin halkına sık sık çeşitli bahanelerle katliam yapıyorsa elbette bir gerekçesi olmalı değil mi? Bu zulmün ve katliamların altında toprağını genişletmenin yanında Filistin nüfusunu kontrol etmek de yatıyor. Sevgili okuyucularım hadi Amerika, İngiltere ve Avrupa ülkeleri İsrail'in Filistinlilere yaptığı katliamlara sessiz kalıyor. Bu ülkeleri anlarım, zaten bu ülkeler İsrail'in katliamlarına destek olan ülkeler. Ya islam dünyası? İslam dünyası dediğimiz ülkelerin ipi tamamen İsrail'in elinde. İslam ülkelerinin liderleri koltuğu kaybetmemek ve postu deldirtmemek için İsrail'e Amerika'ya destek bile oluyorlar.Amerikan başkanı Trump, Suudi Arabistan'a gittiğinde bu ülkeye tam 380 milyar dolarlık silah sattı. Suudi Arabistan bu silahı ne yacak biliyor musunuz? Yine İsrail ve Amerika'nın yaydığı fitneler neticesinde Yemen'de olduğu gibi Müslüman ülkelere saldıracak. Allah hepsini de bildiği gibi yapsın. 

Netanyahu asla vazgeçmez 

Hristiyan aleminde, hatta İsrail'de vicdanlı olan insanlar İsrail'in yaptığı zulme isyan ederken, Müslüman ülkelerden ses Yok. Daha üç gün önce İsrail'in Doğu Kudüs'ü 1967'de işgal edilişinin yıldönümü dolaysıyla Rabin Meydanı'nda toplanan vicdan sahibi bazı İsrailliler, Başbakan Netanyahu'yu uyararak, “Filistin halkına zülüm etme, barış görüşmelerine başla ve Filistin'in toprak bütünlüğüne saldırmayı bırak” dedi. Korku politikasından ve şiddetten beslenen Netanyahu denen katil, kesinlikle Filistinliler'e katliamdan vaz geçmez. Ne diyeyim Cenab-ı  Allah  biz Müslümanlar'a bir birine samimi olmayı, şuurlu ve gerçekten Kur'an-ı Kerim'i, peygamber efendimizin hadis ve sünnetini yaşamayı, küfre karşı bir olmayı nasip etsin. ALLAH ŞU FANİ DÜNYA'DA  CÜMLEMİZE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN. 

okumak için tıklayın.


Masum insanlara yazık oluyor  -Güneş Gazetesi


Yıllardır Ortadoğu ülkeleri Suriye, Yemen, Irak ve Libya'da içlerine sokulan fitne neticesinde rejimle terör örgütleri arasında yaşanan iç savaş veya terör nedeniyle milyonlarca masum insan öldü. Milyonlarca insanda canlarını kurtarmak için ülkelerini terk etti. Canlarını kurtarmak için evini barkını, işini gücünü ve yakınlarını bırakıp başka ülkelerin şefkatine sığınıp, insan gibi yaşamak için yollara düşen zavallı insanların hayalleri Ege ve Akdeniz'de son buluyor. Yani denizlerde can veriyorlar. Akdeniz'de ve Ege Denizi'nde her gün ölen mültecilerin cansız cesetleri toplanıyor. Amerika, “Saddam Hüseyin kimyasal silah üretiyor” diyerek Irak'ı işgal ettiğinde bazı aptal geri zekalı Iraklılar, Amerika'nın ülkelerini işgal ettiğinde sevinç gösterilerinde bulunmuşlardı. Irak'ı işgalinden bir yıl sonra Amerika, “Pardon yanılmışız. Irak'ta kimyasal silah bulamadık, Saddam Hüseyin kimyasal silah üretmiyormuş” dedi. Ardından Amerika, “Saddam Hüseyin kimyasal silah üretmiyordu ama diktatör ve halkına zülüm eden biriydi, şimdi ise biz Irak'a demokrasi getireceğiz” dedi. 

Kıyamete kadar devam edecek 

Tam 14 yıldır bırakın Irak'a demokrasinin özgürlüğün gelmesini Iraklılar burnunu dışarı bile çıkaramıyor. Suriye'de de aynıları yaşanıyor. Amerika Suriye'nin Irak'ın ve Yemen'in içine öyle bir fitne soktu ki, belki bu fitne kıyamete kadar devam edecek. Trump, Suudi Arabistan'a gitti ve Suudi Arabistan'a tam 380 milyar dolarlık silah sattı. Peki suudi Arabistan Amerika'dan aldığı 380 milyar dolarlık silahı kime karşı kullanacak? Elbette İsrail'e veya başka hristiyan ülkelere kaşı kullanmayacak. Yemen'de olduğu gibi yine Müslüman ülkelere karşı kullanacak. Oh ne güzel adamlar hem islam dünyasının içine fitne sokup bir birine kırdırıyor, değer taraftan da Müslüman ülkelere silah satıyor. Bakın İsrail'in Ortadoğu projesi hayata geçirilsin diye Ortadoğu ülkeleri iç savaş nedeniyle bölünüyor. Neden bölünüyor? Çünkü kendilerinin kurduğu küçük ülkelerin kontrolü daha kolay olduğu için. Peki nedir kıyamete kadar sürecek olan fitne derseniz? Mezhep fitneliği ve DEAŞ denen sözde terör örgütü. Sözde terör örgütü diyorum çünkü, DEAŞ denen terör örgütü aslında büyük Ortadoğu projesi için İsrail'in, Amerika'nın, İngiltere'nin, Fransa'nın, Almanya'nın, Rusya'nın ve yine bazı Avrupa ülkelerinin bir araya gelmiş istihbaratçılarıdır. 

Asıl hedef müslümanlar  

Bu ülkelerin istihbaratçıları, ne yazık ki, islam dininden ve islam peygamberinden haberdar olmayan, cahil, avam, sokaklarda boş gezen, gelişi güzel arabesk hayat yaşayan, çoğu ise uyuşturucu kullanan cahil, sözde Müslümanlar'ı etkileyip saflarına katarak kullanıyorlar. Şimdi o ahmak cahil insanlıktan nasibini bile alamamış olan DEAŞ militanları, Ortadoğu'dan sonra Avrupa'da terör eylemleri yapıyor. Sevgili okuyucularım bundan 15 yıl öncesine kadar dünyada islam dinine ve Müslümanlar'a büyük ilgi ve sevgi vardı. Hatta gün geçtikçe Hristiyanken Müslüman olanların sayısında artış bile vardı. Hristiyanlar'ın Müslüman olmasından Vatikan'ın memnun olması mümkün mü? Tabiki memnun olması mümkün değil. Derim ki,  1: Avrupa'da yaşanan terör eylemlerinin asıl hedefi Müslümanlar'a karşı kin ve nefret oluşturmaktır.  2: Kim bilir belkide Fransa'da, İngiltere'de yaşanan terör eylemlerinin arkasında İsrail, Amerika veya avrupa ülkelerinin istihbaratları vardır.  3: Bu ülkeler yıllardır terör örgütlerini besledi ve halen de besliyorlar. Ülkemizi bölüp parçalamak isteyen şerefsiz hain PKK terör örgütünü yıllardır bu ülkeler var etti, destekledi ve halende desteklemektedirler.  4: Herkes ektiğini biçer.  5: Üzüldüğüm tek şey hiç bir şeyden haberdar olmayan zavallı insanların ölümleridir. Bir an önce dünya liderleri bir araya gelerek samimi duygular içinde yaşanan terör örgütlerini bitirmek için çaba göstermelidirler.  Fitne ve fesatlığa gelmeyelim  İngiltere'de çocukların ölümü beni gerçekten çok üzdü. Irak'ta, Suriye'de, Yemen'de katledilen İnsanların, İngiltere'de, Fransa'da masum insanların ölümü beni kahrediyor. Ne olur şu mübarek Ramazan ayının yüzü suyu hürmetine sizlere yalvarıyorum. Biz Müslümanlar kesinlikle ama kesinlikle şer ve şer olduğundan emin olduğumuz kişi veya olaylardan uzak duralım. Kur'an-I Kerim'i ve peygamber efendimizin hadis ve sünnetini iyi anlayalım. Ülkemiz üzerinde halen pis oyunlar oynanıyor. Türkiye Cumhuriyeti'ni yok etmek bölüp parçalamak İstiyorlar. Bizler pis Oyunlara fitne ve fesatlığa gelmeyerek devletimizin milletimizin bekası için çalışalım. Çocuklarımızı milli ve manevi değerlerimize göre yetiştirelim ki, çocuklarımız yanlış yollara düşmesin. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DÜNYADA NE KADAR TERÖR ÖRGÜTÜ VARSA HEPSİNİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH DÜNYADAN TÜM FİTNELİĞİ YOK EDİP SONRA DA DİN, DİL, IRK, RENK AYRIMI OLMADAN DÜNYADA HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Çok şükür ayların en şereflisine kavuştuk  -Güneş Gazetesi


Allah'a çok şükür 11 ayın sultanı olan mübarek Ramazan ayına kavuştuk. Her yıl Ramazan ayında 'ah nerede o eski Ramazan ayları, ah nerede o eski komşuluklar' deriz. Çünkü eski Ramazan ayların çoşkusu sevinci ve şuuru farklıydı. Eski Ramazan aylarında tanıdık tanımadık herkes aynı masada iftarını açardı. Kadınlarımız evlerde toplanıp mukabele yapar, erkekler ise camide mukabeleye giderdi. Yani toplu halde bir araya gelinerek kur'an-ı Kerim'i hatim ederlerdi. Çok şükür bu geleneklerimiz kaybolmaya yüz tutsa da bilhassa kadınlarımız bu geleneğimizi bugün devam ettirmekte. Yine camilerimizde hatimler devam ediyor. Dolayısıyla Ramazan ayı geldiğinde toplumda bir huşuluk hasıl olurdu.Yani mübarek Ramazan ayının nuru insanların haline yansırdı. Ya şimdi maalesef bilhassa büyük şehirlerde Ramazan ayına saygı, hürmet kalmadı gibi. 

İftar verenin günahları affolur 

Bazı densiz ahlaksızlar, pişkin bir şekilde insanların gözüne bakarak alkol alıyor. Alay edercesine “Aa Ramazan mı? Ramazan'a selam söyle” diyerek oruç tutanlarla dalga geçiyorlar. Neyse Allah onlara da hidayet nasip etsin. Cenab-ı Allah inşallah onların da kalbine İslam, dinini, Kur'an-ı Kerim ve Peygamber efendimizin sevgisini verir. Bizler de İnşallah bu mübarek Ramazan ayını Rabbimizin  istediği gibi yaşarız. Sevgili okuyucularım çok şerefli olan Ramazan ayında yapılan, nafile namaz, sadaka, zikir ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan farz ibadetler başka aylarda yapılan farz ibadetlerinden yetmiş kat fazla sevabı vardır.Bu ayda oruçluya iftar verenin günahları af olur ve Cehennemden azad olur. O oruçlunun sevabı kadar, iftar veren de sevap alır. Bir patron, amir, müdür emri altında ağır işlerde çalışan oruçlu olanların işlerini hafifletirse, ibadetlerinde kolaylıklar sağlarsa, bilsinlerki o amirlerin patronların günahlarıda af olur. Onlarda cehennemden azad olur. 

Teravih namazını ihmal etmeyin 

Peygamber efendimiz mübarek Ramazan ayında esirlerin, kölelerin azad edilmesini isterdi. Kim bu ayda iyi işler yaparsa Allah o kulu bir yıl boyunca güzel işlerle karşılaştırır. Kim bu mübarek ayda saygısızlık yapıyorsa, günah işliyorsa bilsinki bir yıl boyunca hep aynı işleri yapmaya devam eder. Ne olur şu mübarek Ramazan ayını nefsimize hakim olarak güzel geçirelim. Bu ayı fırsat bilerek kendimize çeki düzen verelim. Gücümüz yettiği kadar ibadet edelim, Allah'ın razı olduğu işleri yapalım, bu ayı Rabbimizin rızasını kazanmak ve ahireti kazanmak için fırsat bilelim. Bakın Kur'an-ı Kerim Ramazan ayında indi. Yapılan ibadetlerin kabul olduğu, edilen duaların geri çevrilmediği mübarek Kadir gecesi Ramazan ayının içindedir. Ramazan ayında iftarı erken açmak, sahuru ise geç yapmak sünnettir. Beş vakit namaza alışamamış olan kardeşlerim bu ayı fırsat bilerek beş vakit namaza başlasın. Teravih namazlarınızı ihmal etmeyin ve mümkün mertebe namazlarınızı camide cemaatle kılın. Hatırlar mısınız bundan 15 yıl öncesini? Bazı sözde ilahiyatçılar, 'efendim iftarınızı seks yaparak açabilirsiniz, sakız orucu bozmaz' diyen, 'oruç şart değil' diyen sözde ruhunu şeytana teslim etmiş olan sözde ilahiyatçıları hatırladınız değil mi? Allah onlara da gerçek imanı nasip etsin. Çok şükür artık son 15 yıldır gazete ve televizyonlarda böyle salakça aptalca fitne içerikli tartışmalar olmuyor. Derim ki, zekatlarınızı tam olarak eliniz titremeden verin. Sadaka verirken sokakta dilenen dilencilere değil, gerçekten yetim fakir ve fukaraya imkanınız nisbetinde sadakalarınızı verin. Sakın Ramazan Bayramı'na erişmeden fitrenizi yetim fakir ve fukaraya vermeyi unutmayın. Ne diyeyim  CENAB-I ALLAH YAPTIĞIMIZ VE YAPACAĞIMIZ İBADETLERİ ŞİMDİDEN KABUL ETSİN. ALLAH GERÇEKTEN RAMAZAN AYININ RUHUNA ERMİŞ OLARAK BU AYI BİZLERE YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH BU GÜZEL AYIN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Ülkemizin bekası için yanında olmalıyız  -Güneş Gazetesi


Hep ilkleri başaran Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, yine bir ilke daha imzasını atarak partili Cumhurbaşkanlığı sistemini başlattı. Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurucu genel başkanı olduğu AK Parti'ye 998 gün sonra yeniden Genel Başkan oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan kongrede yaptığı konuşmalarda şu mesajları verdi: “FETÖ terör örgütüyle güçlü mücadele etmemiz gerekir, eğer bu terör örgütüyle mücadele edilmez ise Türkiye büyük tehlikelerle karşı karşıya kalır, ucu kime dokunursa dokunsun kesinlikle FETÖ terör örgütünü bitirmeliyiz.” Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK terör örgütününde hak ettiği cezayı vereceklerini belirterek, “PKK'nın mutlaka sonu gelecektir”dedi. OHAL'den AB üyeliğine kadar hemen hemen her konuyu ele alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2019'da işimiz zor. Yüzde 34'le, 49'la iktidar şansı kalmadı. Çıta yüzde 50+1'dir. AK parti 80 milyonun partisidir. Hiç kimse kendisini ötekileştirilmemiş hissetmesin, özgürlük alanını tehdit altında görmesin, kimse geleceğinden endişe etmesin, cumhuriyetimizi daha da güçlü kılacağız” dedi. 

2019'a kadar rahat durmayacaklar 

Ben de “2019'da işimiz çok zor” diyorum. Çünkü ülkemizi bölüp parçalamak isteyen içimizideki kanı bozuk hainler ve dış güçler 2019 seçimine kadar rahat durmayacak. Ülkemizi karıştırmak için ellerinden gelen hainlikleri yapacaklardır. En basiti iki yüzlü Amerika'nın yaptığına bakın. Amerika,“Türkiye'yle birer güçlü müttefikiz, terör örgütlerinin yok olması için Türkiye'yle beraber çalışıcağız” derken, diğer yandan ülkemizi tehdit eden terör örgütlerine en ağır silahları veriyor. O kadar arsızlaştılar ki, artık terör örgütlerine verdikleri desteği saklamıyorlar bile. Irak'ta Suriye'de terör örgütü mensuplarıyla basın toplantısı bile yapacak kadar, teröristlerin cenazesine katılacak kadar alçaklar.  Yalnız Türkiye'yi bölüp parçalamak için terör örgütlerine destek olan sadece Amerika, İsrail, Rusya veya İngiltere değil. Almanya ve bazı Avrupa ülkeleri de FETÖ'ye, PKK'ya ve PYD'ye siyasi ve silah desteği veriyor.  

Ülkemizi bölüp,parçalamak için  

Peki bu iki yüzlü sözde müttefik ve bizimle birlikte NATO üyesi olan ülkeler ne için Türkiye'yi tehdit eden, on binlerce asker ve polisimizi kalleşçe şehit eden kanı bozuk hain şerefsiz terör örgütlerini destekliyor?  Çok basit. Tek kelimeyle ülkemizi bölüp ve parçalamak için destek oluyorlar. Türkiye Cumhuriyeti'nin 100'cü yılına erişmesini istemiyorlar. İşte bundan dolayı 2019 seçimi çok önemli. Cumhurbaşkanımız  Erdoğan, önce MYK'da ve hükümette ciddi değişiklik yapacak. AK Parti'de eğer varsa FETÖ'cüler temizlenecek ve sonra terör örgütlerini tamamen bitirecek hamleler içinde olacak. Bizler de ülkemizin bekası için mücadele eden, Türkiye'yi kendi ayakları üzerinde durması için gece gündüz çabalayan Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın yanında olmalıyız. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZE DÜŞMANLIK EDEN İÇİMİZDEKİ KANI BOZUK HAİNLERİ VE DIŞ DÜŞMANLARI HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Ehil kişiler iş başında olunca  -Güneş Gazetesi


Amerika'nın ve İngiltere'nin yasağına rağmen Türk hava yolları, rekor kırmaya devam ediyor. Amerika ve İngiltere, terör eylemi bahanesiyle bundan 2 ay önce aralarında Türk Hava Yolları'nın da bulunduğu 7 ülkenin hava yolu şirketine veya 7 ülkeden uçuş yapacak olan uçaklara elektronik cihaz yasağı getirmişti. Yani cep telefonundan büyük olan cihazlar dahil olmak üzere bilgisayar ve elektronik cihazların tümüne yasak geldi. Bence bu yasak terör bahanesiyle Türk Hava Yolları'nı sekteye uğratmak için koyulan bir yasaktır. Neredeyse dünyada uçmadığı yer kalmayan Türk Hava Yolları'nın bu başarısını başta Almanya olmak üzere Amerika, İngiltere ve bir çok ülke kıskandırıyor. Bilhassa Almanya'nın havayolu şirketleri kelimenin tam anlamıyla iyi işletilmediği için dökülüyor. Her türlü olasılıklara karşı tedbirli olan THY yönetimi, kabinde bilgisayar yasağına karşı hızlı önlem aldı. THY ile uçacak olan yolculara bedava internet kullanımı sağladığı, ayrıca yolculara IPad dağıtıyor. 

Ülkemiz dünyaya meydan okuyor 

Bakın THY New York Müdürü Cenk Öcal ne diyor; Türk Hava Yolları kabinde bilgisayar ve elektronik cihaz yasağına rağmen Nisan ayında New York hattında 7 bin yolcu artışı yaşandı. “Ayrıca İsrailli yolcu sayımızda artış oldu” diyen Cenk Öcal, “Türk Hava Yolları'nın bilgisayarları hızlı bir şekilde hasar vermeden taşıması Avrupa havayolu şirketlerine örnek oldu” dedi.  Sevgili okuyucularım hatırlarsanız geçen pazartesi günkü yazımda şunları söylemiştim:  İster amir ister memur, kim olursa olsun, herkes işinde samimi olursa ve işini düzgün yapıp dünya menfaatlerini ön plana çıkarmaz ise, yetenekli milli duygulara sahip olan kişiler işin başında olursa, işte ülkemiz tüm dünyaya meydan okur.  Çok şükür Türk Hava Yolları'nın başındaki yöneticiler bu özelliklere sahip oldukları için başarı elde ediyorlar. Uçak sayısı 15 yıl öncesine göre çok arttı. Yurt dışına ne zaman çıksam bakıyorum ki, uçaktaki yolcuların yarısı yabancı uyruklu. Bu yolcuların çoğu THY ile başka ülkelerden gelip, tekrar THY ile başka ülkelere  gidiyorlar. 

Almanya aktarmalı uçuşlar 

Bundan 15 Sene öncesine kadar bu hizmeti Alman havayolları şirketleri yapardı. Bizim İnsanlarımız başka ülkelere seyahat edecekleri zaman Almanya üzerinden aktarmalı olarak seyahat ederlerdi. Şimdi ise Allah'a çok şükür nereden nereye geldik. Türk Hava Yolları da nereden nereye geldi. Çok şükür THY büyüdü ve neredeyse dünyanın en ücra noktalarına dahil uçuyor. THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, “THY'nin uçak sayısını artıracağız, Dolaysıyla koltuk sayısı da artmış olacak ve THY daha da büyücek” diyor. İşte ehil olan kişiler işin başında olunca, Allah'ın izni ile her alanda büyürüz. Hep derim ya, KİM GÜZELİM ÜLKEMİZE HAYIRLI İŞLERDE BULUNUYOR İSE ALLAH CÜMLESİNDEN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL,IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZDE FİTNE YAYANLARI, DEVLETİNE VE MİLLETİNE HAİNLİK YAPAN KANI BOZUKLARI HELAK ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Biz ne diyoruz, o ne istiyor  -Güneş Gazetesi


Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, referandum sonrası yoğun dış gezilerine başladı. Rusya, Hindistan, Çin, Katar ve Kuveyt'ten sonra Amerika'ya giden Erdoğan'ın Trump'la görüşmesine bir hafta kala Amerika'nın, terör örgütü PKK'nın Suriye kolu olan PYD'ye silah vermesi doğal olarak Türkiye'de rahatsızlık yarattı. İktidarı ve muhalefetiyle Amerika'nın PYD'ye ağır silahlar vermesine tepki gösterirken ana muhalefet partisi CHP, Amerika'yla arası iyice bozulsun arzusu ile Erdoğan'ın bu şartlarda Amerika'ya gitmemesi gerektiğini söyledi. Neticede Erdoğan, CHP lideri Kılıçdaroğlu'nu sözlerini ciddiye almayarak 'devlet yönetmek başka bir şey' deyip Trump'la görüşmek üzere Amerikaya gitti. Televizyon kanallarında Amerikan Başkanı Trump ile Erdoğan'ın basın toplantısını izlediğimde Erdoğan, Trump'a üst perdeden, “Suriye'de PYD/YPG terör örgütüne verilen destekten vaz geçin, FETÖ terör örgütü elebaşısı Fetullah Gülen'i de Türkiye'ye iade edin” dedi. 

Türkiye'nin işgal edilmesini istedi 

Sevgili okuyucularım iki yüzlülük nasıl oluyormuş bi bakalım. Resmi görüşmelerde ne karalar alındı, neler konuşuldu, bu görüşmenin ve konuşmanın ayrıntılarını mahrem konular olduğu için bilemeyiz.  Haberlerde takip ettiğim kadarıyla Erdoğan'ın Amerikan yönetimine söylenmesi gerekenleri söylemiş olması. “Fetullah Gülen'i bize teslim edin” diyen Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın sözlerini duymamazlığa gelen Trump, büyük bir pişkinlik içinde FETÖ'den tutuklu olan papazın Amerika'ya iade edilmesini istedi. Fetullah Gülen denen münafık ise, Erdoğan'ın Amerika'ya gittiği gün bir Amerikan gazetesinde kendi ismiyle yazdığı yazıda NATO'nun Türkiye'yi işgal etmesini istedi. Trump, görüşmede “Türkiye'nin PKK ile mücadelesini destekliyoruz” derken değer yandan danışmanları Kobani'de Türkiye'nin başına 4 milyon lira ödül koyduğu şerefsiz kanı bozuk PKK'lı terörist Abdi Ferhad Şahinile toplantı yaptı. İki yüzlülüğü görüyorsunuz değil mi? Kardeşlerim ne olur şunu çok iyi bilin ki, Bizim bizden başka dostumuz yok. Türkiye'ye ne kadar dost olduğunu söyleyen ülke varsa, inanın hepsi de münafık, iki yüzlü, her fırsatta Türkiye'ye kazık atmak için fırsat kollayan ülkelerdir. 

Ülkemizin, milletimizin bekası için 

Adamlar PKK ile mücadelede “Türkiye'nin yanındayız” derken, diğer taraftan PKK'lı teröristlere ağır silahlar verip toplantı yapıyorlar. Biz, “Fetullah Gülen denen terör örgütü ele başını bize verin” diyoruz, bunlar salağa yatıp FETÖ terör örgütünden tutuklu “papazı Amerika'ya iade edin” diyor. Bu iki yüzlü münafıklarla mücadele eden Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın Allah yardımcısı olsun. Allah Cumhurbaşkanımıza güç kuvvet versin. Bugün Türkiye'nin başına PKK'yı, PYD'yi, YPG'yi, FETÖ'yü DEAŞ denen terör örgütlerini musallat eden, başta İsrail, Amerika, İngiltere, Rusya, Almanya, Fransa, Hollanda, İsveç, Yunanistan, Çin gibi ülkelerdir. Bu ülkelerin hepsi de Türkiye Cumhuriyeti'ni bölüp parçalamak istiyor. Eğer Bizler birlik ve beraberlik içinde din, dil, ırk ayrımı yapmayarak, sosyal medyadan yayılan fitneliğe ve fesatlığa gelmeyerek ülkemizin devletimizin ve milletimizin bekası için mücadele etmez isek tek kelimeyle ayvayı yeriz. Tekrar söylüyorum bizim bizden başka dostumuz kesinlikle yok. Allah korusun bugün başımıza bir hal gelse gideceğimiz bir kapı veya şefkatlerine sığınıcağımız dostumuz yok. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH, GÜZELİM ÜLKEMİZİ İKİ YÜZLÜ MÜNAFIKLARIN ŞERRİNDEN KORUSUN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Amerika ve Rusya anlaştı!  -Güneş Gazetesi


Arkadaşlarla yemekli sohbette yine soru yağmurlarına tutuldum. Aman Allah'ım ne sorular, sorular karşısında bir an kendimi sanki dışişleri bakanı gibiymiş hissettim. Neymiş efendim Amerika'nın Ortadoğu'daki amacı neymiş? Amerika neden YPG'ye ağar silahlar verdi? Amerika'nın YPG'ye verdiği ağır silahlar PKK'ya verilmiş sayılmıyor mu? Amerika Fetullah Gülen'i Türkiye'ye teslim eder mi? Hocam, Amerika gerçekten Türkiye'ye dost mu? Düşman mı? Gibi sorular. Kardeşim bırakın şu siyaseti, şurada ağız tadıyla bir iki lokma yiyeyim dediysem de olmadı. Arkadaşlardan biri, “Hocam, neden sorularımıza cevap vermiyorsunuz” diye sorunca şöyle dedim:  Evladım, Amerika'nın ne halt ettiğini, neyin peşinde olduğunu anlamak için hoca olmaya gerek yok. Amerika, İsrail'den başka kimseye dost olmaz. Dolaysıyla Amerika bizim ne dostumuz nede müttefikimiz. Sadece resmiyette görüntüde dost ve müttefikiz. 

İsrail'in geleceğini korumak için 

Dost ve müttefik olan bir ülke, ortağına kazık atar mı? Dost ve müttefik ülke dediğimiz Amerika, gerçekten Türkiye'ye dost olmuş olsa idi, ülkemizi bölüp parçalamak isteyen PKK'ya, PKK'nın Suriye kolu olan YPG ve PYD'ye siyasi ve maddi destekte bulunup ağır silahlar verir miydi? Tam tersi müttefikimiz olan Amerika, Türkiye ile birlikte terörle mücadele eder.Kardeşim Amerika İsrail'in geleceğini ve güvenliğini garantiye almak için, Ortadoğu ülkelerini parçaladı. Irak, Suriye şimdiden üçe bölündü bile. Eğer Amerika PKK'ya, PYD'ye  ve YPG'ye ağar silahlar veriyorsa, maddi ve siyasi destekte bulunuyorsa bunun tek nedeni Kürt devletini kurdurtmaktır. Amerika Ortadoğu'da kendisine biat edecek ve askeri kuvvetlerinin operasyonlarını sorgulamadan ve hiç bir kısıtlama koymadan operasyonların gerçekleştirmesini kabul edecek müttefik peşinde. Buna da en müsait olan Mesut Barzani'nin başında olduğu Kürt devletinin kurulması. Amerika'nın  Ortadoğu'yu param parça etmesinin ve PKK'ya, 15 temmuz darbe girişimine destek olmasının arkasında bunlar yatıyor. 

ABD Gülen'i Türkiye'ye teslim etmez 

Soruyorum bunları yapan Amerika bize dost ise düşman kim? Rusya Amerikan farklı değil. Rus lider Putin, “PYD'ye destek vermeye ve Kürtler7le ortak hareket etmeye devam edeceğiz” diyor. Güneydoğuda kanı bozuk şerefsiz PKK'lı teröristlerle mücadele ederken kahraman askerlerimiz, teröristlerin ininde Rus yapımı binlerce silah uçak savar ve Rus yapımı füzeler ele geçiriyor. Bu yüzden Putin'e güvenmekte çok cahilce bir şey olur. Ayrıca Hint fukaraları gibi Amerika'nın Fetullah Gülen'i Türkiye'ye teslim edeceğini umut edip beklemekten de vaz geçilmeli. Çünkü henüz kullanım tarihi geçmemiş olan Fetullah Gülen'i Amerika Türkiye'ye kesinlikle teslim etmez. Hadi diyelim ki Trump Gülen'i teslim etmeye karar verdi. Ya CIA? CIA kullandığı Fetullah Gülen'i Türkiye'ye teslim edermi hiç? Sevgili okuyucularım gözümüzü şer güçlerin oyunlarına karşı açık tutalım. Eğer bügün Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Amerika'ya, Avrupa'ya sert söylemlerde bulunuyor ise biliniz ki Cumhurbaşkanız ülkemiz üzerinde oynanan tehlikeleri, pis oyunları bildiğinden dolayı, devletimizin ve milletimizin bekası için feryadı figan ediyor. 

Kürt devleti kurulması için anlaştılar 

Türkiye'yi bölüp parçalamak isteyen Amerika, Rusya, İngiltere, Almanya, Hollanda, Fransa, İsveç, İran gibi sözde dost münafık ülkelerin, Türkiye'nin bölünüp parçalaması için çaba harcadığını bildiği için Cumhurbaşkanımız Erdoğan, tek başına bu şerlere karşı mücadele veriyor. Ehli küfür Haçlı ordusu yetmiyormuş gibi sözde islam ülkesi İran'nın istihbarat örgütleri Iğdır, Kars, Ardahan ve Güneydoğu illerimizde cirit atıyor. Ne için? Tabiki ülkemiz üzerinde pis oyunlar peşinde olduğu için. Kardeşlerim Türkiye düşmanı olan ülkelerin çoğu, ülkemizde bazı vakıf ve dernekleri amaçlarına uygun olarak kullandığını duymaktayız. Bu dernekleri, start verildiğinde ülkemizde kaos ortamı oluşturmak için hazır tutuyorlar. O yüzden derim ki, her önüne gelene dernek ve vakıf kurdurulmamalı ya da bu dernekler çok yakından takip edilmeli. Ha bu arada 'Hoca söylemişti' dersiniz diye söylüyorum. Bence Rusya ve Amerika, Irak'ın Suriye'nin bölünüp Kürt devleti kurulması için  çoktan anlaştılar haberiniz olsun. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH FİTNE YAYANLARI, MASUM İNSANLARI ÖLDÜRENLERİ, MÜSLÜMANLARI BİR BİRİNE DÜŞMAN EDENLERİ, AMAÇLARI İÇİN İNSANLARI EVİNDEN BARKINDAN EDİP DENİZDE YOLLARDA ÖLÜMLERİNE SEBEB OLANLARI HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ DEVLETİMİZİ VE MİLLETİMİZİ ŞER GÜÇLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL,IRK AYRIMI OLMADAN HUZURLU YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİP ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Milli menfaatler her şeyin üzerinde olmalı  -Güneş Gazetesi


Son 10 yılda nerden nerelere geldik. Türkiye bundan 10 yıl öncesine kadar parasıyla dahi Almanya'dan, Amerika'dan, İngiltere'den, İsrail'den, Hollanda'dan silah, helikopter, tank, füze, insansız hava araçları alamazken, Allah'a çok şükür şimdi bunların hepsini kendisi üretiyor. Çok defalar Amerika ve Almanya Türkiye'ye “PKK terör örgütüne karşı kullanacaksınız” diyerek helikopter ve silah satmamışlardı. Amerika, Rusya, Almanya, Fransa, İngiltere Türkiye'ye parasıyla vermedikleri ağır silahları, “DEAŞ'la mücadele edecekleri” bahanesiyle terör örgütü PKK'nın Suriye kolu olan PYD'ye hibe ettiler. İt iti ısırır mı? Kim kiminle hangi gerekçeyle çatışacak? Neticede onlara göre olmasa da bizim için ikisi de terör örgütü. Ayrıca DEAŞ terör örgütü dediğimiz örgütü Amerika'nın, İsrail'in, İngiltere ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbaratlarının bir araya gelerek oluşturdukları terör örgütüdür. Diyebilirsiniz ki “Ama Hocam, bu terör örgütünün içinde Müslüman olanlar var.” Evet sözde Müslüman olanlar var. O sözde Müslümanların çoğu Kur'an-ı Kerim'den ve peygamber efendimizin hadis ve sünnetinden haberdar olmayan aptal,cahil, fitne ve fesatlığa gelmiş sözde ahmak Müslümanlar. 

Türkiye düşmanı olan ülkeler 

Esas başa bakmak, kontrol kimde ona bakmak gerekir. Türkiye düşmanı olan ülkeler, PYD'ye Türk ordusunun bile elinde olmayan ağır silahlar veriyor. İnşallah Türkiye dışarıya bağlı olmadan kendi savunma silahlarını üretmeye başladığı gibi, aynı zamanda  üretmiş olduğu askeri silahları, tank, füze, insansız hava aracını, askeri araç ve gereçleri başta Amerika olmak üzere başka ülkelere satıyor. Geçtiğimiz hafta savunma sanayi fuarında Türkiye'nin savunma, havacılık, denizcilik ve uzay alanında gerçekleştirip sergilediği milli projeler Atak helikopteri, Hürkuş, Anka insansız hava araçları, BMC'nin ürettiği zırhlı araçlar, Gökdoğan ve Bozdoğan füzeleri adeta gururumuz oldu. Tabi savunma sanayimiz bu kadarla kalmayacak. Allah'ın izni ile inşallah Türkiye değişen dünyada başta savunma sanayimiz olmak üzere her alanda güçlü bir şekilde yerini alacak. Yeterki işin başında şuurlu ve milli menfaatleri herşeyin üzerinde tutan kişiler olsun. İşi bilen şuurlu ve milli duygular içerisinde olan kişiler işin başında olunca o zaman Allah'ın izni ile başaramayacağımız hiçbir şey yoktur. 

Tehdit edenler pişman olacak 

İşte milli şuura sahip kişilerden biri TUSAŞ/ TAI' nin başında olan Temel Kotil. Temel Kotil, göreve geldiği günden beri çok işlere imza atıyor. Kotil, “Eğer onay gelirse kendi imkanlarımızla bir tonluk uydu yapacağız ve hatta şu an iki müşterimiz hazır ve bekliyor” diyor. “Elde ettiğimiz gelirlerle savunma sanayisine, teknolojiye yatırım yapacağız”diyen Temel Kotil, “İnşallah yakın zamanda kendi savaş uçağımızı, askeri uçak gemimizi, uzun menzilli füzelerimizi yapacağız. Şu an yarım milyar dolar ihracat yapıyoruz, inşallah hedefimiz yakın zamanda iki milyar dolar ihracat yapmak” diyor. Sevgili okuyucularım, dedim ya nereden nereye geldik diye. İşte işin başında milli şuura sahip olan kişiler olursa biliniz ki Allah'ın izni ile başaramayacağımız hiçbir şey yok. Ülkemizi bölüp parçalamak isteyenler amaçlarına ulaşamayacakları gibi ülkemizi tehdit eden terör örgütleride analarından doğduğuna bin pişman olacak. Yeterki bizler içimize yayılmak istenen fitne ve fesatlığa gelmeyelim. Yeterki bizler din ,dil ,ırk ayrımı olmadan birbirimizi Allah için sevelim. Güçlü bir orduya, gelişmiş güçlü sanayiye sahip olduğumuzda işte o zaman Türkiye, Allah'ın izni ile dünyaya yön veren ülke olacaktır. Ayrıca millet olarak her alanda yaptığımız işlerde her zaman samimi olmak mecburiyetindeyiz. Yani işçisinden, memuruna kadar herkes işini samimi duygular içinde yapmış olursa Türkiye, hızla büyüyerek daha farklı yerlerde olacaktır. Sadece işimizde değil, dostlukta, arkadaşlıkta, sevgide, şefkatte, aile içi muhabbette de samimi olmak mecburiyetindeyiz. Ne diyeyim; KİM GÜZELİM ÜLKEMİZE FAYDALI OLUYOR İSE ALLAH HEPSİNDEN RAZI OLSUN. ALLAH HER ANLAMDA CÜMLEMİZİ SAMİMİ KULLARINDAN EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH ,GÜZELİM ÜLKEMİZDE FİTNE VE FESATLIĞA KANMADAN, DİN, DİL IRK AYRIMI OLMAKSIZIN CÜMLEMİZE HUZUR İÇİNDE YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Tek kelimeyle ahmaklık, cahillik  -Güneş Gazetesi


Dinimiz İslam dini biz Müslümanlara dedikoduyu, iftirayı, yalanı, insan oğlu günah işlese dahi o insanın günahının konuşulmasını yasaklar. Kur'an-ı Kerim 'bir birinizin ayıbını örtmekte gece gibi olun' derken, dedikodu yapanlar için ise, 'dedikodu yapanlar ölü kardeşinin etini yemiş gibi olur' der. Yalan konuşmak münafıklık alametlerinden biri olduğu gibi, ayrıca yalan konuşmak hem haramdır hem de kul hakkına girer. Bir insan eğer sevmediği ve ideolojisine ters düştüğü veya sevmediği için insanlara iftira atıyor ise, işte o zaman o kişi fasık, iftiracı ve fitnecidir. Hele hele ölmüş, ahirete intikal etmiş birine iftira atılıp gıybeti yapılıyor ise o da büyük günahlardandır. Son günlerde birileri televizyon ekranlarında ülkemizin kurucusu olan Atatürk'ün annesiyle ilgili iğrenç iftiralar ve yakıştırmalarda bulundular. Hatta rahmetli Atatürk'e ve annesine öyle iftiralar attılar ki, izleyenlere 'yuh artık' dedirttiler. Zaten insan olan, kendisine malik olan biri böyle bir alçaklık yapmaz. İnsanlıktan nasibini alamamış olanlar ise her şeyi yapar. 

Müslüman fitneci, iftiracı olamaz 

Sevgili okuyucularım biz Müslümanlar'ın ahlakı böyle olmaz. Biz Müslümanlar fitneci, iftiracı, yalancı, olamayız. Müslüman olan biri bu pis özellikleri üzerinde barındırmamalı. Bu pis ahlaka sahip olanlar mutlaka ama mutlaka imanını kontrol etmelidir. Atatürk'e ve Atatürk'ün annesine iftiralar atan zavallılara soruyorum; Sizler Atatürk olmasaydı acaba bugün dininizi yaşıyor olacak mıydınız? İlim irfan sahibi olacak mıydınız? (Gerçi sizler ilim irfan sahibi değil, iftira fitne ve fesatlık ilimine sahip olmuşsunuz). Kardeşim sizlerde hiç mi vicdan yok? Hadi Atatürk'ün annesini bir kenara bırakalım, ya insan olan biri nasıl olur da ölmüş bir kadına veya bir insana ağır ithamlara iftiralarda bulunur? Bu ne vicdansızlık ne alçaklık. Tek kelimeyle çok çok ama çok yazıklar olsun size. Sevgili kardeşlerim Atatürk'e ve Atatürk'ün annesine hakaretlerde bulunanlar belki toplumda infial oluşturmak için bilinçli söylemlerde bulunmuş olabilirler. Bizler bu zavallılara bakmayarak, fitneye ve tahriklere gelmeyerek, milli ve manevi değerlerimizin kıymetini bilelim.  Bizler güzelim İslam dinini ve manevi değerlerimizi kendilerine sermaye etmek isteyenleri, Atatürk gibi milli değerlerimizide kendilerine sermaye etmek isteyenleri dışlamalıyız. İster siyasette, isterse ticarette kim olursa olsun hepsini elimizin tersiyle itmeliyiz. Çünkü Bu değerlerimiz her şeyin ama her şeyin üstünde olan değerlerdir. 

Ülkemizde iç savaş çıkaracaklardı 

Kalben söylüyorum eğer Atatürk ve ülkemizde cumhuriyet sistemi olmamış oysaydı, inanın güzelim ülkemiz bugün tıpkı Pakistan ve Afganistan gibi olurdu. Güzelim ülkemizde Pakistan'da Afganistan'da olduğu gibi her köşe başında beyinlerinin altında başka düşünceler, başka hesaplar olan cemaatler var olurdu. Dolaysıyla Köşe başlarını kapan cemaatlerin kavgasına çatışmalarına şahit olurduk. Çok şükür şimdilik Türkiye Cumhuriyeti'nde böyle şeyler yaşamıyoruz. Yanlız 15 temmuz darbe girişiminde münafık din düşmanı olan FETÖ'cüler amaçlarına ulaşmış olsalar idi, işte o zaman güzelim ülkemizde, tıpkı Afganistan'da, Pakistan'da olduğu gibi cemaatlerle birlikte terör örgütleri iç savaş çıkaracaklardı. Yani Irak'ta, Suriye'de olduğu gibi ülkemizi bölüp parçalamak isteyeceklerdi. Allah'a çok şükür bu pis oyunu Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve milletimiz bozdu. İşte bunlardan dolayı ülkemizde cumhuriyet sistemi olduğu için şükrediyorum. Bundan dolayı her Cuma Atatürk'e Yasin'i Şerif okuyorum. Ne olur ülkemizin milletimizin bekası için cumhuriyetimizin kıymetini bilelim. Aksi taktirde akibetimiz pek hayırlı olmaz. Şunu çok iyi bilin ki, kim islam dinine dil uzatıyor, kim Atatürk'e dil uzatıyor ise, kimler toplumun değerleriyle uğraşıyor ise bilinizki o kişiler ya piarını yapmak yada dikkat çekmek için aptalca konuşuyor. Belkide kim bilir toplumda infial yaratmak için başka ülke istihbaratları tarafından kullanılan şerefsizlerdir. Tekrar söylüyorum kim güzelim islam dinini veya milli değerlerimizi siyasette ve ticarette kendi çıkarları için kullanıyorsa hepsini elinizin tersiyle itin. Ne diyeyim, CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ AHLAKLI, ŞEREFLİ KULLARINDAN EYLESİN. ALLAH CÜMLEMİZİ YALANDAN, İFTİRADAN, FİTNEDEN KORUSUN. ALLAH CUMHURİYETİMİZE, DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Tilki olduğunuzu Türk milleti biliyor  -Güneş Gazetesi


Allah'a çok şükür terörle mücadele operasyonlarında son 10 yılda etkili sonuçlar almaya başladık. Türk Silahlı Kuvvetleri PKK'lı teröristlere göz açtırmıyor. Milli insansız hava araçları, helikopter ve zırhlı araçların da kullanılmasıyla birlikte son 2 yılda çok sayıda PKK'lı terörist geberdi. Dolaysıyla teröre katılımlarda azalma oldu. Her kış sonrası ayılar gibi terör eylemlerinde bulunmak için inlerinden çıkan şerefsiz PKK'lı teröristler, şimdi ise inlerinden çıkamadıkları gibi saklandıkları inlerinde geberiyorlar. Şerefsiz kanı bozuk PKK'lı teröristlerin kırsaldaki elebaşları neredeyse yok edildi. Sözde kurtarılmış bölge olarak gördükleri kızıl alan Görese Dağı'ndaki teröristlerin tamamı geberdi. PKK esas darbeyi Kato Dağı'nda yedi. Kato Dağı'nda 25 sığınak ele geçti ve bu sığınakta 237 Kaleşnikof, 23 G-3, 9 Biksi makinalı tüfek, 8 Dragunov Kanas makineli tüfek ve tonlarca mühimmat ele geçti. Evet Türk Silahlı Kuvvetleri bu kanı bozuk şerefsizlerle mücadele ediyor. Bu şerefsizleri etkisiz hale getiriyor, ancak bu şerefsizler eylemletine devam ediyor. Çünkü Amerika PKK'nın Suriye'deki uzantısı YPG'ye çok sayıda silah verdiği gibi zırhlı roketatar ve tank savar füzeler de verdi. Dolaysıyla Amerika'nın verdiği bu ağır silahlar PKK terör örgütünün eline geçiyor. 

Terörden kurtulmanın tek yolu 

Sevgili okuyucularım, öncelikle bu şerefsiz terör örgütleriyle mücadele eden asker ve polislerimize çok dua etmeliyiz. Allah'ım onları şerlerden korusun. Allah'ım tüm güvenlik güçlerimizi asker ve polislerimizi hıfzıyla muhafaza etsin. Dediğim gibi güvenlik güçlerimiz ülkemizi bölüp parçalamak isteyen ne kadar içimizde ve dışarıda kanı bozuk şerefsiz varsa hepsiyle mücadele ediyor. Yanlız dağlarda verilen bu mücadele yeterli değil. Dağlarda verilen mücadelede hem maddi kaybımız oluyor hemde şehit veriyoruz. Terörden kurtulmamızın tek yolu var oda kim terör eyleminde bulunuyor, kim teröre destek oluyor, kim insan öldürüyor, kim uyuşturucu satıyor, kim küçük çocuklara tecavüz ediyor hemen idam edilmelidir. Artık birilerinin baskılarıyla ya oturun şu PKK'yla amlaşın bir çözüm bulun telkinletine kanmamak gerekir. PKK'nın siyasi kanadı olan HDP, baktı ki sırtını dayandıkları PKK terör örgütü iyice bitiyor, şimdi “Barış görüşmelerine yeniden başlansın” diyor. 

Görüşmeleri sizler bitirdiniz 

Hadi oradan sizi gidi hainler sizi. Hükümetin iyi niyetle başlattığı barış görüşmelerini bitiren sizler değil miydiniz? Barış görüşmelerini fırsat bilerek dağa PKK kamplarına her gün küçücük çocukları terörist yapmak için kaçıran sizler değil miydiniz? Şimdi baktınız ki sırtınızı dayadıklarınız tek tek geberiyor, 'efendim barış görüşmeleri yeniden başlasın diyorsunuz' öylemi? Hayır barış filan yok. Ülkemizi tehdit eden ne kadar terör örgütü varsa hepsi de temizlenecek o kadar. HDP'lilere soruyorum; Her gün şehit haberleri geldiğinde, hendekler kazıldığında, eylemler yapıldığında neden barıştan söz etmiyordunuz? Neden sırtınızı dayandığınız PKK'ya silahları bırakın demediniz? Ah sizi gidi sizi, bu millet sizlerin tilki olduğunuzu öğrendi artık. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZE HAİNLİK DÜŞÜNENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH GÜVENLİK GÜÇLERİMİZE, ASKER VE POLİSİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN 

okumak için tıklayın.


Milli ve manevi değerlerimiz yok olursa  -Güneş Gazetesi


Yazılarımı takip eden bir çok kişi, “Hocam, yazdınız yazdınız sonunda hükümeti harakete geçirip evlilik programlarına yasak getirttiniz” diyorlar. Ah keşke, nerede o günler... Evlilik programlarına yasak gelmedi. Yasak uydudan yayın yapan kanalların müstehcen arkadaşlık programlarına geldi. İnşallah biran önce evlilik programlarıyla birlikte milletin ahlakını bozan magazin programlarına ciddi yasaklar gelir. Çünkü evlilik ve magazin programları Türk milletinin aile yapısını, ahlakını bozduğu gibi milletin yaşam tarzına olduğu gibi inancına da zeval veriyor. Kimi zaman ilmim gereği evlilik programlarını izlediğimde şunları sormaktan kendimi alamıyorum: Allah aşkına bu insanlar ekranlarda rezil olduklarının hiç mi farkında değiller? Ekranlarda rezil olan bu insanları uyaracak hiç mi kimseleri, aileleri, dost akraba veya arkadaşları yok? Hadi bu insanlar kendilerine malik değil, cahil cühela maymuna çevrildiklerininde farkında değiller. 

İnsanları maymuna çevirenler 

Peki ya reyting uğruna ekranlarda insanları  maymuna çevirenlere ne demeli? Sanırım onlarda hiç utanma sıkılma vicdan yok! Vicdanı olan biri üç günlük dünyada çıkarları ve para kazanmak için insanları maymuna çevirmez.  Zavallı cahilleri ekranda kendilerine sermaye etmez. Evlilik için stüdyoda bulunan cahiller, evlilik gibi kutsal yapıyla dalga geçip, aile kavramına zarar veriyorlar. Her gün  birbirlerine talip olan kişiler sonraki gün bir başka kadın veya erkeğe aşık olduklarını söylüyor. Bu nasıl aşk, şip şak her gördüğüne insan nasıl olur da birine aşık olabilir? Bunlar rezillikten başka bir şey değil. Programı izleyenler bunlarda nasıl mide var? böyle rezillik olur mu? Baksana pisliğe konmuş kara sinek gibi bir birine konup duruyorlar.  Bu evlilik programları rezillikten kepazelikten başka hiç bir şey değil. Türk milletinin ahlakını bozmaktan başka hiç  bir şey değil. Peki ya Televizyonlardaki Magazin programları çok mu masum? O da ayrı bir rezillik kepazelik. Neymiş efendim sözüm ona filanca bir sanatçı filanca kişiyle bir yerlerde aşk yaşarken yakalanmış. Güya sanatçı olan o kişi bir sonraki hafta başka güzelle aşk yaşarken yakalanıyor. 

Danışıklı, dönüşüklü haberler 

Bu tür haberler genellikle sözde sanatçı ile bazı magazinciler arasında gizli ticari, danışıklı dönüşüklü haberler. Yani sözde sanatçıyı para karşılığı gündeme getirmek için yapılan haberler. Genellikle İnsanların dedikodusunun ve gıybetinin yapıldığı, yalanların iftiraların bol olduğu magazin programları, evlilik programlarıyla birlikte topluma kötü örnek olmaktan dolayı yasaklanmalıdır. Sevgili okuyucularım yıllardır Toplumdan gelen yoğun şikayetlerden dolayı Başbakan Yardımcımız Numan Kurtulmuş,“Kanun hükmünde kararnameyle bu programlara yasak getirebiliriz” demişti. Ne yazık ki evlilik programlarına yasak gelmedi. Yasak hiç alakasız uyduda yayın yapan arkadaşlık yayını yapan programlara geldi.Milletimizin ahlakını, aile yapısını bozan, milli ve manevi değerlerimizi yok eden bu programlar hemen derhal yasaklanmalı. Şunu çok iyi bilmeliyiz ki bir milletin öz güveni ve milli duyguları sarsılırsa o millet yok olur. Bir millet kültüründen inancından uzaklaşırsa o millet yok olur. Bir milletin aile hayatı yok olursa biliniz ki o millet de yok olur. İşte evlilik ve magazin programları milletimizin bu değerlerini yok ediyor. Sonra, “Ah ne oldu bize, nedir bu başımıza gelenler, evlatlarımız anasından babasından ailesinden uzaklaştı, toplum olarak duygusuz, maddeci, çıkarcı olduk” diye hayıflanıp dururuz. Zaten toplum olarak yalnızlaştığımız şu günlerde Allah aşkına ne olur kendimize çeki düzen verelim. Evlatlarımızı hep maddeci olarak değil, biraz da milli ve manevi duygularla yetiştirelim. Büyük aile olarak anne baba çocuklar ve torunlarımızla tek çatı altında yaşayalım. Yoksa Allah korusun akibetimiz hiç iyi olmaz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH TOPLUM OLARAK BİZLERİ AHLAKSIZLARIN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH ANA BABA VE EVLATLAR OLARAK CÜMLEMİZİ FİTNECİLERİN YAYDIĞI FİTNEDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Aday olmaktan bile korkuyor  -Güneş Gazetesi


Tam 8 seçim kaybetmiş olan  Kılıçdaroğlu sıkıntılı günler yaşıyor. Referandumda yaşanan başarısızlığı, YSK'yı suçlayarak ve hukuki süreç başlatarak kapatmaya çalışan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun çabası parti içi muhalefetin hareketlenmesini engelleyemedi. Telaş içinde olan Kılıçdaroğlu, kendisini kurtarmak için parti meclisi üyeleri ve il başkanlarıyla yaptığı toplantıda olağanüstü kurultay talepleri gelince iyice sıkıntıya girdi. Parti içi muhalefetin temsilcisi olarak görülen Deniz Baykal ile millet vekilleri Muharrem İnce ve Fikri Sağlar yüksek sesle olağanüstü kurultay çağrısı yapınca, Kılıçdaroğlu Fikri Sağlar'ı partiden ihraç etmek için parti disiplinine havale etti. CHP tabanında sevilen Muharrem İnce yakın çevresine, “Normal şartlarda olsa ben CHP Genel Başkanı olurum, ancak Kılıçdaroğlu neredeyse delegelerin tamamını kendi tarafından seçti. Şimdi bu durumda ben nasıl Genel Başkan olurum? Kılıçdaroğlu'nun kendi tarafından olan delegeler beni seçmez. Bir gerçek var ki o da Kılıçdaroğlu ile CHP kan kaybediyor” demiş. 

FETÖ'nün tavsiye ettiği bir isim 

Deniz Baykal ise katıldığı televizyon programında bakın neler söyledi: “Genel Başkan Kılıçdaroğlu 'ben 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adayım diyorsa', doğal olarak o adaydır. Eğer Kılıçdaroğlu 'ben aday değilim' diye bir karar alırsa o zaman ne yapacağız? CHP, Cumhurbaşkanı adayı olmayı kabul eden veya ikna edilen ne kadar insan varsa tümünü derhal kurultayı olağanüstü toplayıp adayı belirlemelidir.” Acaba Deniz Baykal, Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanlığı koltuğunu kaybetmemek için 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimine aday olmayacağını düşünüyor olabilir mi? Bence olabilir. Aklımdan şu da geçmiyor değil. Kılıçdaroğlu daha önce iddia edildiği gibi, FETÖ'nün tavsiye ettiği bir ismi, cumhurbaşkanlığına ortak aday gösterebilir mi? Vatan Partisi, Meral Akşener ve Saadet partisiyle görüşmek istediğine göre ortak aday gösterecekler gibi. '80 yaşına gelmeden belki Cumhurbaşkanı olurum' hayali kuran Deniz Baykal, “Yunanistan'da PASOK, Fransa'da da Sosyalist Parti'nin uyguladığı gibi CHP'den aday olacak kişinin tüm parti üyeleriyle hatta başka parti üyelerinin katılımıyla seçilmelidir” diyor. Baykal başka partinin üyeleri derken PKK'nın siyasi kanadı HDP'de siyaset yapan Ahmet Türk ve MHP'den ihraç edilen  Meral Akşener ile birlikte FETÖ'ye yakın ülkücülerden bahsediyor. 

Bu millet CHP'nin adayını seçmez 

Baykal Sol tarafına HDP'li Ahmet Türk'ü sağ tarafına ise MHP'den ihraç edilen Meral Akşener'i alarak Cumhurbaşkanı olmak istiyor. Sevgili okuyucularım görüyorsunuz değil mi? CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu koltuğunu kaybetmemek için 'cumhurbaşkanlığına aday olacağım' diyemiyor. Hatta CHP'den Cumhurbaşkanı adayı göstermeyeceğini söylüyor. Yalnız bu millet ülkemizi bölüp parçalamak isteyen, asker-polis ve vatandaşımızı kalleşçe şehit eden terör örgütünün siyasi kanadı HDP ve FETÖ ile birlik CHP'nin çıkaracağı ortak adayı Cumhurbaşkanı yapmaz. Vah Kılıçdaroğlu vah, Atatürk'ün partisi CHP'yi ne hallere düşürdün. Atatürk'ün partisi CHP Kendi içlerinden Cumhurbaşkanı adayı çıkaramıyor. CHP, hint fukaraları gibi PKK ve FETÖ terör örgütlerinden medet ummakta. Kılıçdaroğlu, Gerçekten bir koltuk uğruna CHP'ye çok yazık ettin. Demek ki referandumda hayır diye feryadı figan etmenin asıl nedeni Cumhurbaşkanlığına aday olduğunda kazanamayacağını bildiğin ve doğal olarak CHP Genel Başkanlığı koltuğunuda kaybedeceğin korkusuymuş. Bende derim ki korkunun bir faydası yok. Kılıçdaroğlu gel yiğitçe korkmadan milletin önüne çık ve cumhurbaşkanlığına aday ol. Millet seni mi, yoksa Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ı mı? tercih edecek bir görelim. Kılıçdaroğlu, millet kimin ülkesinin, devletinin ve milletinin bekası için çalıştığını çok iyi biliyor. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI OLANLARI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Böyle müttefiklik olmaz olsun  -Güneş Gazetesi


Son bir yıldır Amerikan'ın PKK terör örgütünün Suriye kolu olan PYD'ye açıkça destek olması ve PYD'li teröristlere askeri araç, ağır silahlar, askeri eğitim vermesi dost ve  müttefikliğe hiç sığmıyor. Türkiye'nin 40 yıldır mücadele ettiği bir terör örgütüyle Amerika'nın yakın dostluk kurması kelimenin tam anlamıyla dostluğa ve müttefikliğe ihanettir. Türkiye asker, polis ve vatandaşımızı kalleşçe şehit eden terör örgütü PKK'yla PYD'yle FETÖ'yle mücadele ederken, çarpışırken Amerikan askerlerinin zırhlı araçlarıyla sınırımızda PKK'nın Suriye kolu olan PYD'li teröristlere korumalık yapması, PYD'li teröristlerin cesetlerini taşıması ve Amerikalı komutanların, Türk askerlerine kurşun sıkan şerefsiz PYD'li teröristlerin cenazesine katılması dostluğa ihanetten başka bir şey değildir. Ayrıca Amerika'nın PKK'nın Suriye kolu olan PYD'ye askeri yardımda bulunması, NATO anlaşmasının 3'cü madesine aykırıdır. NATO anlaşmasının 3'cü madesinde, “Taraflar tek tek ve ortaklaşa olarak sürekli ve etkin öz yardım ve karşılıklı yardımlarla, silahlı bir saldırıya karşı bireysel ve toplu direnme kapasitelerini koruyacaklar ve geliştireceklerdir” ifadesi yer almakta.  “NATO üyelerden birine ya da daha çoğuna yöneltilecek silahlı bir saldırı tüm NATO üyelerine saldırı sayılır” denilmekte. 

ABD Türkiye'ye ihanet ediyor 

Peki Amerika ne yapıyor? Tam tersi terör örgütlerine destek vererek hem NATO üyesi olan Türkiye'ye ihanet ediyor hem de NATO'nun 3'cü maddesini ihlal etmiş oluyor. Halbuki Amerika ve tüm NATO üyeleri anlaşmasının 3'cü maddesine göre teröre karşı Türkiye'nin yanında olmaları gerekir. Rusya da PYD terör örgütünü korumaya alarak aynı şerefsizliği yapıyor. Sevgili okuyucularım NATO, Birleşmiş Milletler, dostluk, müttefiklik hepsi hikaye. Bu ehli küfür Haçlı dünyası, kendilerinden olmayanlara duyarsızdır. Onlar için anlaşma yapılmış yapılmamış hiç önemli değil. Onlar için Türkiye NATO üyesi olsa ne olacak ki? Onlar ancak işleri düştüğünde NATO üyesi olan Türkiye'nin Türk askerine kritik yerlerde güvenlik önlemleri almasını isterler. Lafı eveleyip gevelemeye hiç gerek yok. Ben öyle sanıyorum ki, İsrail'in projesi olan büyük Ortadoğu projesini hayata geçirmek için, Irak'ı, Suriye'yi, Türkiye'yi bölüp parçalamak ve bu üç ülkenin sınırları içinde Kürt devletinin kurulması için Rusya, Amerika, İngiltere, Avrupa yani Haçlı zihniyetine sahip ülkeler anlaştı. 

Amerika ile Rusya anlaştı 

Bilhassa Amerika ile Rusya anlaşmış gözüküyor. Zaten Geçtiğimiz haftalarda İngiltere'nin  üst düzey diplomatları, müsteşarları kuzey Irak bölgesel yönetimi başkanı Mesut Barzani'yle bir araya gelerek kurulacak olan Kürt devleti için harita üzerinde çalışmışlardı. Kardeşlerim işte son yıllarda ülkemiz üzerinde oynanan pis oyunların, PKK terörünün gezi olaylarının, 15 temmuz darbe girişiminin arkasında hep bu oyunlar var. Yani ülkemizdeki bazı guruplar ve dış güçler Cumhurbaşkanımızı devre dışı bırakıp Türkiye'de iç savaş çıkartıp Türkiye'nin bölünmesini İstiyorlar.  Bizler şer güçlere karşı çok uyanık olmalıyız. Ülkemizin birlik ve beraberliği için çalışmalıyız. Ülkemizin topraklarında gözü olanları analarında doğduğuna pişman edecek güce sahip olmalıyız. Dış güçlerin, ajanların, içimizdeki devlet ve millet düşmanlarının sosyal medyada yaymaya çalıştıkları algıya ve fitneye kanmayalım. Bizler şer güçlere ve ülkemizin bekası için mücadele eden Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın yanında olmalıyız. Bizlerin bizden başka hiç ama hiç dostu olmadığını kesinlikle bilmeliyiz. Amerika, Avrupa, İngiltere, Rusya ve İslam ülkeleri hepsi yalan hepsini geçin. Bunların hiç biri bizim dostumuz olmamışlardır. Hele hele islam ülkelerine kesinlikle güvenilmez islam ülkelerinin liderlerinin ipi başkalarının elinde olduğu için onlar güç neredeyse orada olurlar. Yıllardır dost dediğimiz ülkeler görüyorsunuz ülkemizi bölüp parçalamak için terör örgütlerine her türlü desteği veriyorlar.Tekrar söylüyorum bizim bizden başka dostumuz yok. Bizler milli ve manevi şuura sahip olarak, din, dil, ırk ayrımı yapmadan, içimize yayılmak istenen fitnelere kanmadan bir birimize sıkı sarılmalıyız. Allah korusun aksi taktirde gök kubbenin altında hepimiz yok olup gideriz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DOSTU DOST BİLENLERDEN EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZİ VE CÜMLEMİZİ SÖZDE DOST BİLDİĞİMİZ, MÜNAFIKLARIN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Şimdi kıvırdıkça kıvırıyorlar  -Güneş Gazetesi


Hükümet 18 maddelik yeni anayasayı oylamak için 16 Nisan'da referandum kararı almıştı. 18 maddelik yeni anayasa Avrupa ülkelerinin hoşuna gitmemişti. En çok İsrail'in, Amerika'nın, NATO'nun,Vatikan'ın ve Avrupa'nın arkasında olduğu PKK ve FETÖ terör örgütünün hoşuna gitmedi. Dolaysıyla millet yeni anayasaya evet demesin diye PKK VE FETÖ terör örgütüyle birlikte Amerika, Almanya, Hollanda, Avusturya İsveç ve İsviçre olmak üzere bir çok Avrupa ülkesi, 'yeni anayasaya hayır kampanyaları' yaptılar. Avrupa ülkeleri FETÖ ve PKK'nın hayır kampanyalarına izin verirlerken yurt dışında yaşayan Türk kardeşlerimize 'yeni anayasaya evet' kampanyası yaptırmadılar. Türkiye Cumhuriyeti'nin bakanlarına toplantı yapma izni vermedikleri gibi toplantı için bir araya gelen  Türk kardeşlerimizi Hollanda'nın köpekten aşağı polisleri, itlerine köpeklerine ısırtırken diğer yandan aşağılık Hollanda polisi copla tekmeyle Türk kardeşlerimize vurdular. 

Neden daha önce söylemediniz? 

Tüm bunların asıl nedeni Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a olan düşmanlık. Başta Almanya olmak üzere bazı Avrupa ülkeleri,“Türkiye'de 16 Nisan'da yeni anayasaya evet çıkarsa Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliğini iptal ederiz, yaptırımlar yaparız” diyerek tehtitler savuruyorlardı. Çok şükür referandumda evet çıktı ve  şimdi o ülkeler tam tersi kıvırmaya başladılar. Sevgili okuyucularım referandum öncesi demediklerini bırakmayan bu iki yüzlü Avrupa bakın şimdi ne diyor; Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, “Türkiye'de 16 Nisan'da yapılan referandumun sonucuna saygı duymalıyız. Biz Türkiye dahil olmak üzere tüm ülkelerin bağamsız olarak kendi yönetim sistemine karar verme hakkını tanıyoruz ve saygı duyuyoruz” dedi. Dedim ya bunlar iki yüzlü diye. Be alçaklar bu sözleri neden 16 Nisan öncesi söylemediniz? 

Darbe girişiminde neredeydiniz? 

Almanya'nın dışişleri sözcüsü Martin Schaefer, “Efendim Türkiye bizim için fazlasıyla önemli büyük bir ülke, Türkiye'nin Avrupa'dan kopmasını istemeyiz. Geçmişi unutalım Türkiye'yle müzakerelere hız verilmelidir” diyor. Sizi gidi iki yüzlü alçaklar, münafıklar, fasıklar sizi. Baktınızki türlü türlü pis oyunlara, tehditlere, darbe girişimine rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı siyaset sahnesinden indiremiyorsunuz şimdi kıvırdıkça kıvırıyorsunuz. Kıvırın, kıvırmak dansözlük size yakışıyor. NATO genel sekreteri ise Türkiye'nin NATO'dan ayrılması NATO'yu zayıflatır diyor. Bu iki yüzlü NATO genel Sekreteri'ne de sormak gerekir. Sizin için bu kadar önemli olan Türkiye'de 15 temmuz darbe girişiminde bulunulduğunda neden Türkiye'nin yanı da olmadınız? Olamazsınız çünkü o darbe girişiminin arkadında NATO'da vardı da ondan. Dürüst olun dürüst. Kıvırmayın, adam gibi kıvırmadan dürüst siyaset yapın. Şunu çok iyi bilin ki Türkiye artık sizin bildiğiniz 15 yıl öncesinin Türkiyesi değil. Artık Türkiye'yi istediğiniz gibi kullanamazsınız. Allah'a çok şükür Türkiye kimseye muhtaç olmadan kendi ayakları üzerinde duran bir ülke.  Bugünden itibaren Avrupa Birliği'nin kapısında bekleyen Türkiye yok. Türkiye'nin Avrupa'ya değil. Avrupa'nın Türkiye'ye ihtiyacı var bunu bilesiniz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH ÜLKEMİZİ HAİNLERİN ŞERTİNDEN PİS OYUNLARINDAN KORUSUN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Amaçları Türkiye'yi bôlüp parçalamak  -Güneş Gazetesi


PKK, FETÖ, DEAŞ gibi terör örgütlerine kol kanat geren Avrupa, 16 Nisan referandum öncesinde atlarıyla, itleriyle Türkiye'ye saldırdı. Referanduma gözlemci olarak gelen ve PKK'lılara desteği ile bilinen sicili bozuk AGİT, “Seçimler şeffaf yapılmadı” diyerek Türkiye düşmanlığı üzerine rapor hazırladı. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi de mal bulmuş mağribi gibi teröristlerin istediği raporu onaylayarak Türkiye'yi yeniden siyasi denetim sürecine alarak yeni bir skandala imza attı. PKK terör örgütünün siyasi kanadı olan HDP'li iki milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir ve Ertuğrul Kürkçü de Türkiye'nin yeniden denetime alınması için evet oyu verdi. Tek kelimeyle bu iki vekile 'yazıklar olsun' derim. Ben bunlara yazıklar olsun diyorum demesine de, adamlar kendi açısından haklı. Çünkü bölücü terör örgütünün siyasi kanadı oldukları için elbette Türkiye'yi bölüp parçalamak ve Türkiye'yi zayıflatmak için çalışacaklar. 

Ohal kararı sizin yüzünüzden alındı 

Sevgili okuyucularım peki Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, 13 yıl sonra Türkiye'yi neden yeniden denetime aldı? Bahaneleri Türkiye'de OHAL varmış, yeniden idam cezasının tartışılıyormuş, basın özgürlüğü yokmuş. Be şerefsizler Türkiye güllük gülistanlık içinde de o yüzden mi OHAL kararı alındı? Sizin yüzünüzden OHAL kararı alındı. Sizler FETÖ'cü hainlere destek olmadaydınız bugün Türkiye'de OHAL olurmuydu? Siz kafanızı Fransa'ya çevirip bakın. Fransa'da iki yıldır OHAL var. İçimizdeki hainler temizleninceye kadar OHAL Türkiye'de devam etmelidir. Neymiş efendim Türkiyede yeniden idam tartışması varmış? Tabiki yıllardır Türkiye'yi bölüp parçalamak için sizin her türlü silah para ve siyasi destek verdiğiniz teröristler idam edilmeli. Kardeşlerim Avrupa Konseyi Parlamenterler Mecilisi'nde bulunan FETÖ, PKK ve DEAŞ terör örgütlerine yakın olan Avrupalı milletvekillerinin lobi çalışmaları sonucunda Türkiye 13 yıl sonra siyasi denetime alınsın kararı çıktı. Ülkemizin kendi ayakları üzerinde durmasını istemeyen Amerika, İsrail, Rusya ve bazı Avrupa ülkeleri Türkiye'yi bölüp parçalamak için düşmanlıklarını sürdürecekler. 

Sınır kapıları hemen açılsın 

Amaçlarına ulaşmak için gezi olaylarında olduğu gibi içimizdeki kanı bozuk şerefsizleri kullanarak Türkiye'de tıpkı Suriye'de olduğu gibi iç savaş çıkarmanın peşindeler. Bizler Türk milleti olarak ülkemiz üzerinde oynanan oyunların farkında olarak şer güçlere ve içimizdeki kanı bozuk hainlere karşı çok uyanık olmalıyız. Bizler Türkiye düşmanları ve kanı bozuk şerefsizlerin pis oynuna gelmeyerek devletimizin, hükümetimizin yanında olmalıyız. Aksi taktirde çok ama çok acılar çekeriz. Derim ki Türkiye artık iyi niyetli siyaseti bir kenara  bırakıp Avrupa'nın anladığı dilde konuşmalıdır. Avrupa'nın Türkiye ilgili olumsuz kararlarına anında cevap verilmelidir. Örneğin en basiti sınır kapılarını hemen açarak mültecilerin Avrupa'ya geçmelerine izin verilmelidir. Ticari ilişkiler gözden geçirilmeli ve Avrupa'da yaşayan kardeşlerimizin  Avrupa bankalarında bulunan paralarını çekip Türkiye'ye getirebilmeleri için çalışma yapılmalıdır. Yani elimizde var olan güçler neyse hepsini kullanmalıyız. Bu arada Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde Türkiye'yi siyasi deneyime tabi tutulması için oy kullanan HDP'li milletvekillerinin milletvekilliği düşürülmeli. O milletvekilleri milletin ödediği vergilerden maaş alması hak değildir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH ÜLKEMİZDE HAİN OLANLARI HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Düşmanlıkları milli oluşundan dolayı  -Güneş Gazetesi


Efendim Fransa'da faşist bir Profesör, Türkiye ile ilgili siyasi gündemi değerlendirmek için çıktığı Fransız televizyonunda kelimenin tam anlamıyla bunak, faşist ve şerefsiz olduğunu gösterdi. Sözde siyaset bilimcisi olan ırkçı Prof. Defarges, Türkiye'de bir tıkanıklığın olduğunu iddia ederek, bu tıkanıklılığın giderilmesi için mutlaka Türkiye'de ya iç savaşın çıkması gerektiğini veya Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın öldürülmesi gerektiğini söyledi. Bu alçağa, şerefsize, faşist, kandan beslenen köpeğe, inanın ne diyeceğimi bilemiyorum. Ben bu ırkçı faşist Defarges'in sözde bilim adamlığına insanlığına ve profesörlüğüne tüküreyim. Sürekli Demokrasiden insan haklarından ve özgürlükten bahseden Avrupa'nın bilim adamları, akademisyenleri ve siyasileri, tam 15 yıldır her seçimde zafer elde eden Cumhurbaşkanımız Erdoğan'dan dolayı iyice ruh hastası oldular. Son umutları 16 Nisan referandumuydu o da olmadı. Bazı Avrupa ülkeleri ülkemizde kendi besledikleri kanı bozuk terör örgütleri FETÖ, PKK ile birlikte PKK'nın siyasi kanadı HDP ve ana muhalefet partisi CHP ile birlikte 'Hayır' kampanyası yürütüp yine amaçlarına ulaşamadılar. 

Türkiye parçalansın istiyorlar 

Çünkü milletimiz yine Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın yanında yer aldı ve dolayısıyla Türkiye düşmanı bu şerefsizler kafayı iyice yediler. Defarges denen şerefsiz kansızlar İstiyorlar ki Cumhurbaşkanı Erdoğan bir şekilde ölsün. Sonra Suriye'de olduğu gibi Türkiye iç savaşın içinde bölüp parçalansın. Daha öncede aynı sözleri eski Pentagon baş danışmanlarından FETÖ destekçisi Amerikalı analist Micheal Rubin'de, 15 temmuz darbe girişiminden sonra Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın öldürülmesi gerektiğini söylemişti. Hatta bu alçak Pentagon sözcüsü referandum öncesi Cumhurbaşkanımızın sonunun geldiğini bile söylemişti. Sevgili okuyucularım İsrail, Amerika, Rusya ve bazı Avrupa ülkeleri Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ı neden istemiyorlar, neden ölsün istiyorlar biliyormusunuz? Tek kelimeyle Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın milli oluşundan dolayıdır. 15 sene öncesinde olduğu gibi Türkiye'nin  iç işlerine karışamadıklarından, yönetemediklerinden, sömüremediklerinden dolayı. 

Türk milleti oyunlara kanmaz 

10 öncesine kadar Avrupa ve Amerika paramızla bile bize silah tank ve helikopter vermiyordu. Allah'a çok şükür şimdi Türkiye 10 yıldır kendi askeri silahını, tankını, insansız hava aracını, helikopterini üretiyor. İnşallah yakın zamanda Türkiye kendi savaş uçağını ve savaş gemilerini üretmeye başlayacak. Türkiye bugün ürettiği askeri silahları başta Amerika olmak üzere bir çok ülkeye de satıyor. İşte Avrupa'nın Cumhurbaşkanımız'a düşman olmalarının baş nedeni budur ve milli oluşundan dolayıdır. Ey Avrupa, ey Amerika 15 Temmuz'da Türkiye'de iç savaş çıkarmak ve Cumhurbaşkanımızı öldürmek istediğinizde amaçlarınıza ulaşamadınız. Türk Milleti 15 Temmuz'da sizin ve halen arkasında durduğunuz FETÖ'cüleri dünyaya geldiğinize pişman ettiğinde hala aklınız başınıza gelmedimi? Türk milletinin artık sizlerin pis oyunlarına kanmayacağını anlamadınız mı? Eğer Cumhurbaşkanımızın kılına bir zarar gelirse bilinizki Türk milleti sizin ananızı ağlatır benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZİ ŞER GÜÇLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH CUMHURBAŞKANIMIZ ERDOĞAN'I ŞEREFSİZLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN, AMİN.

okumak için tıklayın.


60 senedir aynı huy  -Güneş Gazetesi


Huylu huyundan hiç vazgeçmiyor. 60 yıldır aldığı seçim mağlubiyetlerini kabul etmeyen CHP, 60 yıldır aynı söylemleri kullanmakta. Tek partili, yani İsmet İnönü döneminde millete zulum edildiği yıllarından sonra çok partili sisteme geçilmesiyle yenilgi üzerine yenilgi yaşayan CHP, 16 Nisan referandumu sonrasında olduğu gibi 60 yıldır halkın iradesini yok sayarak seçimlere itirazda bulunuyor. Mesela CHP'nin çok partili sistem hayata geçtikten hemen sonra aldığı ilk yenilgilerden birisi 1954 genel seçimlerinde ahmetli Adnan Menderes'in partisi Demokrat Parti 503 millet vekili kazandığında olmuştu.  Demokrat parti 503 millet vekili kazanırken İnönü'nün CHP'si 31 millet vekili çıkarabildi. Arada büyük fark olmasına rağmen İnönü'nün CHP'si ilk iş olarak seçim kanunun aksaklığına itiraz etmek oldu. Halbuki CHP'nin itiraz ettiği liste usulü çoğunluk sistemi 1946 seçimlerinden beri kullanılan ve CHP'nin Meclis'te çoğunluğu bulundurduğu dönemde itiraz etmediği bir sistem. Yine demokrat parti 1957 yılında genel seçimlerde ezici bir çoğunlukla 424 millet vekili  CHP ise 178 millet vekili çıkarmıştı. Bu sonuçlar karşısında moral bozukluğu yaşayan İnönü'nün CHP'si radyo yayınlarını gerekçe göstererek bir çok büyük ilde seçimlerin tekrarını istedi. Yani CHP yenilgiyi kabullenmeyip her seçim sonrasında olduğu gibi 16 Nisan referandumunun iptalini istiyor. 

Millete tepeden bakan chp  

Sevgili okuyucularım bence 60 yıldır her seçimde yenilgi üzerine yenilgi alan CHP, bahaneler yerine, “Biz neden milletten teveccüh görmüyoruz? Millet bize neden oy vermiyor? Bizim ne eksikliğimiz var? Yoksa sıkıntı eksiklik bizde mi?” diye düşünse daha iyi olmaz mı? Bence çok iyi olur. Ancak CHP ve CHP'liler millete tepeden bakmayı, kendilerini her zaman milletten uzak tutmayı bir kenara bırakmadığı müddetçe, milletin dini ve milli duygularına hakaret etmekten vazgeç geçmediği müddetçe iki yakası bir araya gelmez. Merak ediyorum acaba CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'yi iktidara taşımak gibi bir niyeti var mı? 'Hocam tabiki Kılıçdaroğlu CHP'yi iktidara taşımak istiyor' diyebilirsiniz. Peki O zaman şunu sormak istiyorum. İktidara gelmek isteyen Kılıçdaroğlu, neden ülkemizi bölüp parçalamak isteyen PKK'nın siyasi kanadı HDP ve terör örgütü FETÖ'cülerle birlikte hareket ediyor? Bu terör örgütleriyle birlikte hareket eden CHP'ye kim oy verip iktidara getirir? 

Kimse kılıçdaroğlu'na oy vermez 

Devletinin milletinin bekasını düşünen, din, dil, ırk ayrımı olmadan ülkemizde huzur içinde yaşamak isteyen kimse CHP'ye ve Kılıçdaroğlu'na oy vermez. CHP ancak birlikte hareket ettiği guruplardan oy alır. Şimdi bazı CHP'li milletvekilleri, referandum sonuçlarını protesto edin bahanesiyle gezide olduğu gibi yandaşlarına  tencereyi tavayı elinize alın sokağa çıkın çağrısı yapıyor. İşte bu millet kargaşadan, darbelerden medet uman CHP'ye oy verip 'sen beni yönet' demez. 60 senedir olduğu gibi her seçim sonrası yenilgiyi kabullenmeyip mahkemelere itirazda bulunmaya devam edip durur. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI, UFKU AÇIK BİRİKİMLİ, DEVLETİMİZE MİLLETİMİZE FAYDALI OLACAK MİLLİ VE MANEVİ ŞUURA SAHİP KİŞİLERİ BAŞIMIZA GETİRSİN. ALLAH ÜLKEMİZDE FİTNE YAYAN, MİLLETİMİZİ  KUTUPLAŞTIRAN, AYRIMCILIK YAPAN, ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYANLARIN HİMAYESİNDE HAREKET EDECEK OLAN SİYASİLERİ BAŞIMIZA GETİRMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Yenilmişlik sendromu  -Güneş Gazetesi


Arkadaşlarla referandum sonrası bir araya gelerek sohbet ettik. Doğal olarak seçim sonuçlarını konuştuk. Arkadaşların kimi, “Hocam, keşke evet oyu bir kaç puan daha yüksek çıksaydı daha iyi olurdu” derken, kimi arkadaşlar da, “Hocam, CHP sonuca itiraz etti, yurt dışı basın da  evet oyu veren halkımıza  ve Cumhurbaşkanımıza hakaret ederek yerden yere vuruyor. AGİT gözlemcileride seçimin iptalini istiyor ne olacak şimdi?” diyerek soruları peş peşe sıraladı. Arkadaşların yüzüne bakarak tebessüm ettim ve, “Hiç tedirgin olmayın” dedim. Referandumun galibi şu veya bu siyasi parti değil millettir. Millet hantallaşmış sistemden kurtulmak için, içerideki muhalefete ve dışarıdaki yedi düvelin verdiği desteğe rağmen yeni anayasaya evet dedi. Elbette yenilmişlik sendrumu yaşayan başta CHP, HDP ve FETÖ'cüler olmak üzere Türkiye düşmanı olan Avrupa tabiki halkımıza, Cumhurbaşkanımıza hakaretler eder. Elbette yenilmişliği kabul etmeyip itirazda bulunacaklar. Tek kelimeyle bunlar yenilmişlik duygusuyla ezilmenin verdiği acıyla ne yaptıklarını bilemeyen zavallılar. 

AGIT temsilcileri PKK sempatizanı 

AGİT seçime itiraz ediyor diyorsunuz? Kardeşim AGİT denen örgüt temsilcilerinin bazılarının PKK sempatizanı olduğunu basından takip ediyoruz. AGİT gözlemcileri arasında bulunan Alman millet vekili Andrej Hunko denen alçak, PKK terör örgütünün Almanya'da yeni anayasaya hayır mitinginde eline PKK'nın paçavrasını alarak poz vermiş. AGİT üyesi Danimarka'lı gözlemci milletvekili Nikolaj Villumsen, PKK'nın Suriye kolu olan PYD'nin başındaki köpek Salih Müslim ile  bir arada hainlik peşinde olduğunu gösteren görüntülerini yine basından takip ediyoruz. Bu şerefsiz Danimarka'lı AGİT gözlemcisi mille vekili Villumsen, PYD'ye yardım topladığı gibi ülkesinde hayır kampanyası yürütmüş. AGİT'in ülkemize gönderdiği bazı Gözlemciler ise FETÖ'cüler tarafından kullanılan Türkiye düşmanı şerefsizler. Soruyorum bunlar mı AGİT'in bağamsız temsilcileri? 

Bizler çok uyanık olmalıyız 

Bu şerefsizler elbette “Seçimlerde hile var” diyerek taraflı rapor hazırlar. Arkadaşın biri, “Peki Hocam, bundan sonra ne olur?” deyince şunları söyledim: Kardeşim bizler millet olarak bundan sonra şer güçlere karşı dik duracağız. Referandumda milli iradenin verdiği kararla çileden çıkan ve şimdiden şantaj ve tehditler yağdıran Almanya, Hollanda, Danimarka, Belçika'ya aldırmadan hükümet icraatlarına devam edecek. Hükümet meydanlarda millete verdiği vaadleri yerine getirebilmek için çalışacak. Zaten şimdiden hükümet kolları sıvadı bile. Meclis yeni kanunlar çıkaracak. Mesela Meclis İç Tüzüğü değişecek, özgürlükler ve demokrasi alanında yeni kanunlar çıkacak. Ancak bizler şu günlerde çok ama çok uyanık olmalıyız. Sevgili okuyucularım bizler gerçekten çok uyanık olmalıyız. Çünkü ipi dışarıda olan içimizdeki kanı bozuklar, şerefsizler referandumda umduklarını bulamayan PKK, FETÖ'cüler ve dış ülke istihbaratları ülkemizi karıştırmak isteyebilirler. Bilhassa büyük şehirlerde eylemlerde bulunabilirler. Şimdiden ufak ufak tahrik eylemlerinde bulunanlar oluyor. Bunlara karşı uyanık olalım. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE KİM HAİN DÜŞÜNCEYE SAHİPSE HEPSİNİ HELAK ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZE DÜŞMAN OLAN VE ÜLKEMİZİ BÖLÜP PARÇALAMANIN PEŞİNDE OLAN DIŞ GÜÇLERİN OYNUNA GELENLERE UYANMAYI NASİP ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Daha güçlü olacağız  -Güneş Gazetesi


Terör örgütleri PKK, FETÖ ve DEAŞ'a rağmen, Haçlı ittifakı, HDP, MHP'li muhalif kanat ve CHP'nin yanısıra dahili ve harici işbirlikçilere rağmen, millet yeni sisteme 'Evet' dedi. Yani 1923'ten bu yana uygulanan parlamenter sistemden, başkanlık sistemiyle donatılmış cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş için millet 'Evet' dedi. Millet 'Evet' dedi demesine ancak hayırcı guruplar bazı köşe yazarları kafayı yiyor. Bazı köşe yazarları Bugüne kadar 8 maç kaybetmiş olan Kemal Kılıçdaroğlu'nu kurtarmanın derdine düştü.Halbuki 2 maç kaybetmiş olan takım antrenörü 'işe yaramıyor' diyerek hemen takımdan kovulur. CHP ise tam tersi, 8 maç seçim kaybetmiş olan Kılıçdaroğlu'nu halen baş tacı yapmakta. Sevgili okuyucularım referandumda 18 maddelik anayasa değişikliğine evet çıkması o kadar çok kolay olmadı. Hepimiz Amerika'nın, Almanya'nın, Hollanda'nın, Avusturya'nın, İsviçre'nin, Yunanistan'nın ve Türkiye'nin bölünmesini parçalanmasını isteyen şer güçlerin neler yaptıklarını gördük. 

Şer güçlerin oyunu bozuldu 

Şer güçler, Sosyal medyada yalan yanlış propagandayla bilhassa gençlerimizi kandırıp Erdoğan düşmanlığı yapmalarına rağmen milletimiz anayasa değişikliğine 'Evet' dedi. Çok şükür sandıktan 'Evet' çıkmasıyla şer güçlerin pis oyunları şimdilik bozulmuş oldu. 'Şimdilik' diyorum, çünkü içimizdeki kanı bozuk şerefsizler ve dışımızdaki şer güçler hedeflerine ulaşmak için şimdilik sinsice beklemekte. Kim bilir bu fitne odakları, şer güçler ülkemizi karıştırmak için nasıl bir plan hazırlığı içindedirler? Peki değişen bu anayasayla ne olacak? Milletin 'Evet' demesiyle ilk olarak Meclis kolları sıvayarak hemen iç tüzük ve mevzuat değişikliğine gidecek. Hantallaşmış sistemden ilk defa sivil siyaset eliyle kurtulmuş olacağız. Sonra Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi ülkemiz dışa bağlı olmadan kendi ayakları üzerinde dik duran ülke olabilmek için sanayide, askeri ve turizm alanında  atak içinde olacak. Sadece bunlar değil, demokrasi ve özgürlük alanlarında reform denecek şekilde çalışmalar olacak. 

İdam yasasını hemen çıkarın  

Yani insanlar infialden,fitneden ve fesatlıktan uzak kalarak, insanlara hakaret edilmediği, ayrımcılık yapılmadığı, yasalara aykırı söylemlerde bulunulmadığı müddetçe özgürce fikrini söyleyebilecek. Yanlız fikir özgürlüğü var diye kelime oyunları yaparak eyaletten bahseden, terör propagandası yapan, teröre destek olan kişilere kesinlikle sessiz kalınmamalı. Bu zihniyette olanlar bilinizki terör örgütü temsilcileridir. Bunlar mutlaka hak ettikleri cezayı almalıdırlar. Bu arada Hükümete şunu söylemek isterim. Meydanlarda millet sizden yüksek sesle ne istediğini herhalde unutmadınız? İsterseniz milletin yüksek sesle ne istediğini ben yine de hatırlatayım. Millet meydanlarda dedi ki, “Devletimizin milletimizin bekası için ülkemizde ne kadar terör örgütü varsa, tüm terör örgütlerinin  eli ayağa başı kimler ise hepsi de idam edilsin” dedi. Bence 2019 seçimine kadar bu kanunu idam yasasını hemen çıkarın. Yoksa  bu millet sandıkta sizden hesap sorar benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ İÇİMİZDEKİ VE DIŞIMIZDAKİ ŞER GÜÇLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZİ VE MİLLETİMİZİ HER DAİM GÜÇLÜ KILSIN. ALLAH DEVLETİMİZİ VE MİLLETİMİZİ MÜNAFIKLARIN ŞERRİNDEN PİS OYUNLARINDAN KORUSUN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Gençler bırakın artık şu zıkkımı  -Güneş Gazetesi


20'nci Türk Toraks Derneği Kongresi'nde konuşan Prof. Dr. Ali Fuat Kalyoncu, “Nargileye tütünle birlikte uyuşturucu özelliği olan bazı bitkilerin ( Afyon, Maraş otu vb) karıştırılıyor. Yaptığımız ankette ise kullanıcılar nargilenin zararsız olduğunu düşünüyor. Halbuki Aromalı, meyveli, şekerli diyerek pazarlanan bu ürünlere zararsız ya da sigaradan daha az zararlı imajı veriyorlar. Ancak gerçek çok farklı. Nargile dumanındaki zehirli maddeler korkutucu boyutta, sigaradan 50 kat daha zararlı. Nargiledeki arsenik, nikel, kobalt, krom ve kurşun miktarı sigara dumanındaki miktardan çok daha fazla.Aromatik tütünlerde bulunan şekerin yansımasıyla ortaya çıkan toksik maddeler ve bunların nikotinle etkileşimi nargilenin bağamlılık yapıcı etkisini artırıyor. Tütün endüstrisinin özellikle gençleri hedef alarak nargile tütünlerinde şekerli ve aromalı katkı maddeleri kullandığı biliniyor. Amaçları tütün içimini kolaylaştırarak gençlerin damak zevkine göre hazırlıyorlar” diyerek gençleri ve tüm insanları uyarıyor. 

Çocuklarınızı, ailenizi düşünün 

Sevgili okuyucularım sevgili gençler, Prof. Dr. Ali Fuat Kalyoncu'nun uyarılarını çok ama çok dikkate alın. Ben de yakın çevremde nargile için çok sayıda kişiyi uyardığımda bana, “Hocam, biz nargileyi arada bir keyif olsun diye içiyoruz, sigara kadar zararlı değil”diyerek kendilerince cahilce cevap veriyorlar. İşte zararlı olup olmadığını bilim adamı açıkça anlatıyor. Allah aşkına ne olur bırakın şu sigarayı, alkol ve nargile denen zıkkımı. Kendinizi düşünmüyor iseniz bari yakınlarınızı, evlatlarınızı, Allah korusun yatağa düştüğünüzde sizinle uğraşacak olan ailenizin çekeceği çileyi düşünün. Kendimize zarar vermeyi ne kadar çok seviyoruz? Ne kadar pis zararlı yiyecekler içecekler varsa hepsi de büyük bir özentiyle kullanılıyor. Acıyın kardeşim kendinize acıyın. Nargile içenlerin çoğunun özentiyle bu illete başlayıp daha sonra ise bağamlılık sonucu kullanılıyor. Son yıllarda hükümetimiz ve Yeşilay derneği, gazete, televizyon ve sosyal medyada insanların sigarayı, nargile, alkolü gibi kötü alışkanlıkları bırakmaları için ellerinden geleni yapıp uyarılarda bulunuyor. Bu uyarılar Zındıkların umrunda bile değil. Çünkü içeriğinde uyuşturucu olan tütün insanlarımızı esir almış. Dolaysıyla insanlar uyuşturucu batağına saptanmış oluyor. 

Milletin içinde kullanmaya başladılar 

Uyuşturucu demişken son haftalarda İstanbul'un bazı semtlerinde alışmamış olaylar yaşanıyormuş. Bonzai ve değer uyuşturucu kullanan kişiler ilçe meydanlarında uyuşturucu alıp sonra krizine giriyorlarmış. İlçe sakinleri,“Uyuşturucu kullananlar, kimsenin bilmediği yerlerde kıyda köşede uyuşturucu kullanırlardı. Şimdi ise milletin içinde meydanlarda bunlar yaşanıyor. Acaba birileri toplumu galeyana getirmek için bu zavallıları toplumun önüne mi atıyorlar?” diyor. Toplum olarak, “Aman Allah'ım son yıllarda kanser ne kadar yaygınlaştı” diyoruz. Elbette yaygınlaşır. Kendini bilmezler fosur, fosur sigarayı içerse alkolü kafaya dikerse elbette kanser denen illet hastalık artar. Görüyorumki nargileyi en çok Araplar'dan sonra ülkemizdeki muhafazakar kesim içiyor. Halbuki muhafazakar dediğimiz kesim, sigaranın, nargilenin ve insanı uyuşturan, insan sağlığına zararlı olan tüm maddelerin haram olduğunu bilmeleri gerekir. Demekki nefislerine hakim olamıyorlar. Demekki iyice uyuşmuşlar. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE NEFİS HAKİMİYETİ VERSİN. ALLAH TOPLUM OLARAK CÜMLEMİZİ KÖTÜ ALIŞKANLIKLARDAN KORUSUN. ALLAH VERDİĞİ AKIL NİMETİNİ BİZ KULLARIN İYİ KULLANMASINI VE ZARARLI OLAN HER ŞEYDEN UZAK KALMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


İki yüzlüler münafıklar  -Güneş Gazetesi


Bir milyona yakın ölü ve milyonlarca mülteciden sonra Amerika, “Suriye'de iç savaşı bitirmenin zamanı geldi” dedi. Yani 6 yıl boyunca taş üstünde taş kalmayan Suriye'de, bir milyona yakın Suriyeli öldü, milyonlarca insan sakat kaldı ve milyonlarca Suriyeli evini barkını, işini gücünü, anasını, babasını, evladını kaybettikten sonra Suriye'de iç savaşı bitirmenin zamanı geldi diyorlar. ABD Başkanı Donald Trump, “Esad bir kasap ve Esad Suriye yönetiminde olmamalı, Esad kimyasal bombalarla halkını öldürüyor”dedi. İtalya'da toplanan G7 ülkeleri, toplantı sonrası aldıkları kararda, “Rusya tarafını belirlesin. Rusya Esad'a destek vermeyi bıraksın” dedi. Rusya, ise “Biz Esad'a kimyasal silah vermiyoruz, halkın üzerine kimyasal bombaları atan Esad değil muhalifler” dedi. 

İnsanlıktan nasibini almamış olanlar

  Vah vicdansız Rusya vah, vah yalancı Rusya vah, vah güvenilmez, yola çıkılmaz ipiyle kuyuya inilmez Rusya vah. Vah iki yüzlü Amerika vah, vah timsah göz yaşları akıtan sahtekar Amerika vah. Vah her tarafı oynayan Avrupa vah, vah insanlıktan nasibini alamamış olanlar vah.Allah hepinizide bildiği gibi yapsın.  Sevgili okuyucularım aslında bu iki yüzlü  münafıklara söyleyecek çok şeyim var. Edebim bu kadar müsade etiği için ancak bunları söyleyebiliyorum. Soruyorum Esad denen alçak katile kimyasal silahları kim verdi? Elbette Rusya, Çin, İran ve bazı Avrupa ülkeleri verdi.Peki Esad denen katil alçağın arkasında kim var? Milyonlarca Suriyeliyi öldürmesi için Esad'a kim destek oldu? Elbette Rusya, İran, Çin ve arka planda Amerika destek oldu. Bu iki yüzlü ülkeler, Ortadoğu ve Suriye'deki sinsi pis oyunlarının sonuna geldiler, alacaklarını aldılar, amaçlarına ulaştılar, şimdi ise Suriye'de barış olsun diyorlar. Ben sözde bu insanların vicdanına tükürürüm. Bunlar gerçekten münafık ve iki yüzlü, sahtekar. 

Türkiye'yi suriye gibi yapmak isitediler 

Soruyorum; Mdemki insandınız vicdanınız vardı, peki bugüne kadar milyonlarca Suriyeli ölürken neredeydiniz? Neden bir milyona yakın Suriyeli ölürken Esad denen alçağa git demediniz? Tabi  o zaman henüz sinsi pis oyunlarınız devredeydi. O zaman Suriye'de iç savaş bitsin barış olsun demek işinize gelmiyordu. Kardeşlerim bu şer güçlere karşı çok ama çok uyanık olalım. Bu iki yüzlü sözde dost, ama aslında münafık şer güçler, önce gezi olayları ile başlayıp sonra 15 Temmuz darbe girişimiyle Türkiye'yi Suriye gibi yapmak istediler. Allah'a çok şükür mili ve manevi şuura sahip olan milletimiz, şer güçlerin oyunlarının farkında olduklarından dolayı Türkiye üzerindeki pis oyunları şimdilik bozdu. Şimdilik diyorum çünkü ülkemizde bazı şerefsiz kanı bozuklar halen şer güçler destekliyor. Devletin içine sızmış olan FETÖ'cüler, PKK'lılar henüz temizlenmiş değil. Bizler ülkemizin devletimizin ve milletimizin bekası için Cumhurbaşkanımızın yanında olmalıyız. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ ÖNCE İÇİMİZDEKİ KANI BOZUK OLAN MÜNAFIKLARIN, SONRA DIŞ GÜÇLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Şimdi birlik içinde olmanın tam zamanı  -Güneş Gazetesi


Efendim Avrupa güvenlik ve işbirliği teşkilatı kısa adı AGİT olan kuruluş varya, iş o kuruluş Türkiye'yle ilgili bir rapor hazırlamış. AGİT hazırladığı raporda referandum sürecinde Türkiye'de ifade özgürlüğünün olmadığı ve bir çok gazetecinin tutuklandığı anlatılıyor. Tek kelimeyle aptal, geri zekalı, Türkiye düşmanı AGİT, FETÖ'cüler tarafından kullanılıyor. AGİT, Sadece FETÖ'cülerle değil. başta İsrail olmak üzere Amerika, Vatikan ve Avrupa ülkeleri ve Haçlı ordusuyla  birlikte hareket ediyor. Bu şer güçler kendi aralarında görev taksimi yaparak bulundukları konumda üzerlerine düşen görev neyse hepsini de Türkiye'yi bölüp parçalamak için kullanıyorlar. Görüyorsunuz bu şer güçler, Türkiye'yi ileri demokrasiye taşıyacak anayasa ve sistem değişikliğine engel olmak için her pisliği yapmakta. Avrupa'da lider konumunda, ne kadar faşist ruhlu şeytanlar varsa hepsi de bir araya gelerek Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı bitirmek istiyorlar. Ne için cumhurbaşkanımız erdoğanı  bitirmek istiyorlar? Türkiye Cumhuriyeti'nin  bölünüp parçalamanın önündeki tek engel olduğu için. 

Bakanlara neden yasak getirdiniz? 

Neymiş efendim referandum sürecinde ifade özgürlüğü yokmuş ve gazeteciler tutuklanmış. Hadi oradan şerefsiz oğlu şerefsizler. Her gün Cumhurbaşkanımıza meydanlarda, sosyal medyada ve sizin destek olduğunuz bazı medya organlarında küfür ve hakaretler edildiğini görmüyormusunuz? İfade özgürlüğünden bahsediyordunuz? Peki Avrupa ülkelerinde Türkiye Cumhuriyeti'nin bakanlarının konuşmalarına neden yasak getirdiniz?Neden Hollandalı alçak polisler, orada yaşayan Türkleri köpeklere ısırttığında ses çıkarmadınız? Neden Türkiye Cumhuriyeti devletinin bakanlarına konuşma yasağı getirilirken konuşmadınız? Avrupa ülkelerinde Türkiye Cumhuriyeti'nin bakanlarına konuşma yasağı konurken, PKK'lı alçak şerefsiz teröristlerle birlikte değer terör örgütlerinin miting yapmasına müsade edildiğinde neden ses çıkarmadınız? Neden Avrupa'nın göbeği olan İsviçre'de Cumhurbaşkanımızın şakağına silah dayamış posterler açan terör örgütlerine ses çıkarmadınız? 

PKK'ya hizmet eden alman casusu 

Sizler varya neyse şimdi ağzımı bozmayayım. Diyorsunuzki 'Gazeteciler tutuklandı?' Sizin gazeteci dediğiniz kişi PKK'ya hizmet eden ve Almanya'nın casusu. Suçu olmayan biri neden aylardır Almanya baş konsolosluğunun rezidansında saklanır? Neden aylardır bu sözde gazeteci Almanya tarafında Türk adaletine teslim edilmedi? Tek kelimeyle Almanya'nın casusu olduğu için. Belki bildiklerini anlatır korkusuyla aylardır teslim etmediler. Sevgili okuyucularım görün ülkemiz üzerine oynan pis oyunları, görün Cumhurbaşkanımıza karşı olan düşmanlığı. Görün ülkemizde ne kadar kanı bozuk şerefsiz, terör örgütleri FETÖ, PKK ve değer terör örgütleri varsa hepsinin de arkadında kimlerin hangi şer güçlerin olduğunu. Türkiye Cumhuriyeti'ni bölüp parçalamak isteyen bu şer güçlere, Haçlı ordusuna karşı birlik içinde olmamız gerekir. İçimize sokulmak istenen fitne ve fesatlıklara kanmadan din, dil, ırk ayrımı yapmadan, ülkemize, devletimize, birlik ve beraberliğimize sahip çıkmanın şimdi tam zamanı. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ŞER GÜÇLERİN ŞERRİNDEN ÜLKEMİZİ KORUSUN. ALLAH BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH ÜLKEMİZDE NE KADAR HAİN VARSA HEPSİNİ HELAK ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Dünya işlerini dini kullanarak halletmek  -Güneş Gazetesi


Cumartesi günkü biz Müslümanları ve İslam dünyasını uyaran yazıma çok sayıda e-mailler geldi. Okuyucularımın gönderdiği e-maillerin hemen hemen hepsi, “Hocam, bugüne kadar İslam dünyasında yaşanan olayları, Müslümanlar'ın bir birine olan kin ve nefretini açıkça eleştiren olmamıştı elinize yüreğinize sağlık” diyorlar. Okuyucularım ayrıca şu sorularıda sordu; “Hocam bizim dinimiz İslam dini kavgadan ve savaştan yana bir din mi? Ortadoğu'da neden mezhep savaşları yaşanıyor? Günümüzde cemaatler neden bir birine düşman? Neden Müslümanlar arasında birlik yok?” gibi sorular geldi. Ah sevgili okuyucularım ah, insanların kavgasıyla, savaşıyla, sahtekarlığı, vicdansızlığı ve çıkar ilişkilerinin İslam diniyle ne ilgisi olabilir? Bizim güzelim İslam dini, savaşı, kavgayı, hırsızlığı, nefreti, kim olursa olsun insan öldürmeyi emretmiyor ki? 

Bazılarının ipi başkalarının elinde 

İslam dinini tam anlamıyla bilmeyen cahil cühela insanlar, güzelim İslam dinini ticarette ve siyasette hatta savaşta kullanıyor. Ülkeler insanlar iç dünyalarındaki sorunları halletmek için savaşta bile islam dinini kullanıyorlar. Halbuki Ülkeler veya guruplar kendi iç sorunlarını  çözmek için hiç bir dini savaşta bile olsa kullanmamaları gerekir. Bazı çevreler bilhassa cemaatler dünya çıkarları için islam dinini ticaretin içe sokup Müslümanlar arasında fitneye neden oluyor. İşin içine çıkar girince doğal olarak Müslümanlar bu cemaatlerden dolayı birlik içinde olamıyor. Cemaatler beyinlerinin altında yatan niyetlerden vaz geçip, nefislerine hakim olup samimi duygularla insanlığa hizmet etseler çok güzel olacak.  Ancak bazı cemaatlerin ipi kontrolü başka güçlerin ve istihbaratların elinde olduğu için islam dininde samimi olamıyorlar.Mezhep bir din olmamasına rağmen mezhep safsatasıyla akıtıla kana ne demeli? Ortadoğu'da, Amerika'nın, İsrail'in ve Vatikan'ın fitneliği ile bir birine düşen ve İslam dininden doğru dürüst haberdar bile olmayan cahil, sözde Müslümanlar, sözde mezhep çatısı altında bir birini öldürüyor. 

Dini duygular her şeyin üstünde 

Nasıl olur da bir Müslüman fitneye oyuna gelip bir başka Müslüman'ı öldürebilir? Bir insanın imanı zayıf olursa o insan her şeyi yapar. Sadede gelirsek derim ki; Biz Müslümanlar Kur'an-ı Kerim'i ve Peygamber efendimizin hadis ve sünnetini çok iyi anlayalım. İslam dinini ticarette ve siyasette kullanmayalım. İslam dini kişilerin emrinde değil, kişiler islam dininin emrinde olması gerekir. Dini ve milli duygular her şeyin ama her şeyin üstünde olması gerekir. Eğer dünya çıkar ve menfaatleri için İslam dinini kendimize sermaye edersek, iç dünyamızdaki sıkıntıları kendi içimizde halletmek yerine dini kullanarak halletmeye çalışır isek bilinizki dünyada ve Ortadoğu'da sıkıntılar savaşlar hiç bitmeyecek. Yani dünyalık işleri sıkıntıları Allah'ın verdiği akıl nimetini ile çözmek gerekir. Allah'ın verdiği akıl nimeti kullanılmadığından dolayı art niyetliler dini, milli ve manevi değerleri kullanıyor. Ne diyeyim; CENAB-I ALLAH İSLAM DİNİNİ KULLANANLARI, İSLAM DİNİ ADI ALTINDA İNSANLARA ZARAR VERENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ, DEVLETİMİZİ, MİLLETİMİZİ ŞERLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Eğer kendimize gelmezsek ayvayı yeriz  -Güneş Gazetesi


Ehli küfür ve Haçlı zihniyetine sahip güç odakları dünyanın neresinde olursa olsun islam dünyasını bölüp parçalamaya ve Müslümanlar'ı tamamen öldürüp yok etmekte kararlı. Ne yazık ki Haçlı zihniyetine sahip güçler Müslümanlar'ın içine yaydığı sinsi fitne ve fesatlıklarla Müslüman'ı Müslüman'a öldürtüyor.  Şuursuz, aptal, İslam dininin ruhuna ermemiş, Kur'an-ı Kerim ve Peygamber efendimizin hadisinden sünnetinden bile haberdar olmayan sözde Müslümanlar, israil, Amerika, Vatikan, Rusya, İngiltere ve Avrupa'nın fitne ve fesatlığına gelerek birbirini öldürmekte. Tek kelimeyle şer güçlerin oynuna, fitne ve fesatlığına gelenlere yazıklar olsun. Peygamber efendimizin ümmeti bugün bir birinin varlığından rahatsız. Peygamberin sözde ümmeti olan Müslümanlar şer güçlerin  fitne ve fesatlığına gelerek ülkelerini kan gölüne çevirdi. Bu ahmak sözde Müslümanlar İsrail'in Ortadoğu projesi gereği ülkelerini bölüp parçalamanın çabasında. Görüyoruz yıllardır ümmeti Muhammed'in durumunu. Soruyorum “İslam tek millettir” diyen peygamber efendimizin ümmetine ne oldu da bir birini öldürüyor? 

Amerika göstermelik olarak vurdu 

Ne oldu biliyormusunuz? Tek kelimeyle inancımızda samimiyetsizlikten Kur'an-ı Kerim'den uzak kalışımızdan ve fazla maddeci dünya menfaatlerine kendimizi kaptırmamızdan dolayı. Bakın Suriye'nin başında bulunan Esad denen cani, babası Hafız Esad'ı aratmayacak şekilde kendi vatandaşlarını kimyasal silahlarla nasıl öldürüyor. Beşar Esad denen alçak katil, İdlib'in Han Şeyhun beldesinde Sarin Gazı bombalarıyla kadın çocuk yüzlerce insanı öldürdü. Bu caniliği yapan bırakın Müslüman olmayı insan bile olamaz. Esad denen alçak bu katliamları yaparken Birleşmiş Milletler acilen toplandı ve dünyanın jandarması olduğunu söyleyen Amerika, göstermelik olarak Suriye'yi vurdu. Peki 6 yıldır milyonun üzerinde insanı öldüren Esad'a neden bugüne kadar bir şey yapılmadı? Ne yapabilirlerdiki, zaten Esad alçağına kimyasal silahları veren Birleşmiş Milletlerin daimi temsilcisi beş ülke değil miydi?  

Müslüman liderlere ne demeli 

Sevgili okuyucularım katil cani Beşar Esad, kadın ve çocuk yüzlerce insanı Sarin Gazı bombasıyla öldürmesi beni çileden çıkardı. Hadi diyelimki ehli küfür, Haçlı dünya bu katliamlara  ses çıkarmıyor? Zaten Irak'ı, Suriye'yi, yemen'i, bu hale getirenler onlar olduğu için ses çıkarmalarını bekliyemeyiz. Peki ya bunca katliamlara ses çıkarmayan Müslüman ülke liderlerine ne demeli?  Çoğu İslam ülke liderlerinin ipi ise Haçlı zihniyetine sahip ülkelerin elinde olduğu için ses çıkaramıyorlar. Açıkça bazı Müslüman ülkelerinin Kral ve Emirler'i, postu deldirmemek için korktuklarından dolayı, saltanatlarını kaybetmemek için  Amerika'ya, İsrail'e, Avrupa'ya, Vatikan'a ve Haçlı dünyaya ses çıkaramıyorlar. Bügün dünyada Müslümanlar'ın tek sesi olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dır. Bugün Müslümanlar'ın derdiyle sıkıntısıyla ilgilenen kişi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dır. İşte bundan dolayıda  haçlı zihniyet Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a düşmanlar. Derim ki biz Müslümanlar, kendi sorunlarımızı kendimiz halledemez isek, başka ülke istihbaratlarının fitne ve fesatlığına gelir isek, cahilce, aptalca işler yapar isek, Kur'an-ı Kerim'den, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetinden uzak kalıp mezhep safsatasına kendimizi kaptırırsak ayvayı yedik derim. 

Allah rızası için birbirimizi sevmezsek 

Müslüman olarak bir birimizi Allah için sevmediğimiz müddetçe, içimizdeki fitne ve fesatçıları temizlemediğimiz müddetçe, insanlar arasında ayrımı yaptığımız müddetçe ayvayı yedik. Terör eylemlerinde bulunanları içimizden atmadığımız müddetçe ayvayı yedik. Yani Müslüman olarak her konuda samimi olmadığımız müddetçe, şekilcilikten, ön yargıdan, dedikodudan uzak kalmadığımız müddetçe ayvayı yedik. Din, dil, ırk ayrımı yapıldığı müddetçe, Müslümanlar arasında kutuplaşmalar devam edildiği müddetçe gerçekten ayvayı yidik demektir. Bir an önce kendimize çekidüzen vermezsek, samimi duygularla Allah rızası için bir birimizi sevmezsek, Peygamber efendimize gerçekten ümmet olmazsak, ehli küfür yani Haçlı dünya  bizi anamızdan doğduğuna pişman edecektir. Haçlı dünya Bizi bir birimize öldürtmeye ve İslam dünyasını bölüp parçalamaya devam edecektir. İnşallah bu kadar açık ve net konuşmam uyanmamıza vesile olur. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE UYANMAYI, SAMİMİ OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLAR'I GERÇEKTEN KUR'AN-I KERİM'E İMAN ETMİŞ KULLARINDAN EYLESİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLAR'I FİTNE VE FESATLIKTAN KORUSUN. ALLAH TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NE, DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Ne biliyorsan anlat kardeşim  -Güneş Gazetesi


Millet CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu anlamakta gerçekten zorlanıyor. Neden zorlanıyor biliyor musunuz? Tutarsız ve sonu gelmeyen fitne içerikli konuşmalarından dolayı. Çoğu insan, “Ya bu Kılıçdaroğlu CHP için mi yoksa FETÖ'cüler için mi çalışıyor anlamış değiliz” diyorlar. Kılıçdaroğlu'nun son aylarda yaptığı konuşmalara bakarsak gerçekten anlaşılır gibi değil. Kılıçdaroğlu'nun söylemlerine bakılırsa sanki  FETÖ'cülerin ağzıyla konuşup onlara hizmet ediyor gibi. Sanki FETÖ'cülere minnet duygusu var da öyle konuşuyor gibi.  Aylardır her toplantıda, “Elimde deliller var,  hükümetin içinde byLock kullanan kişileri açıklayacağım” diyen Kılıçdaroğlu, aylardır elindeki belgeleri açıklamadı. Sadece fitne yayarcasına konuşuyor. Kardeşim elinde ne belge bilgi varsa delilleriyle açıklasana. Şimdi de televizyon yöneticileriyle yaptığı toplantıda 15 Temmuz darbe girişiminin düzmece olduğunu söyledi. Yani hükümetin 15 Temmuz darbesinden haberdar olduğunu ima ediyor. Tek kelimeyle yazıklar olsun. 

CHP'nin başında olması felaket 

Tek kelimeyle CHP gibi bir partinin başında Kemal Kılıçdaroğlu'nun olması bir felaket. Tekrar soruyorum Kılıçdaroğlu sen şantajcı mısın?Senin elinde belge ve bilgi varsa neden hemen millete açıklamıyorsun? Her seçim öncesi fitne yayarcasına böyle açıklama yapmak bir genel başkana yakışıyor mu? Ey Kılıçdaroğlu bir şekilde seni CHP'nin koltuğuna oturtan devlet ve millet düşmanı olan İsrail, Amerika, Avrupa ve Vatikan'ın kontrolündeki münafık FETÖ'cülere sakın inanma. Haberin olsun FETÖ'cüler seni yanlış yönlendiriyor.Kılıçdaroğlu daha önceki yazımda size sorular sormuştum. Şimdi tekrar sana aynı soruları soruyorum; Ey Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal'a kurulan kaset komplosuyla sizin CHP Genel Başkanı olmanız arasında bir bağlantı var mı? Kılıçdaroğlu, sizin iradeniz FETÖ'cüler tarafından teslim alındığı söyleniyor bu iddia doğru mu?  Kılıçdaroğlu, asıl sizin 15 Temmuz darbe girişiminden haberdar olduğunuz konuşuluyor bu doğru mu? Kılıçdaroğlu, FETÖ'cü münafık hainler bombalarla milleti öldürürken, Atatürk Havalimanı FETÖ'cüler tarafından işgal edilirken siz neden havaalanının dışına çıkıp milletle birlikte darbeye karşı durmadınız? 

CHP terör örgütüyle omuz omuza 

Ha unutmadan don sorumu sorayım, diyorlar ki Kılıçdaroğlu CHP'yi bitirmek için bir projedir diyorlar. Allah aşkına bu soruları samimi, kısa ve öz olarak cevaplarsanız inanın çok mutlu olacağım. Ey Kılıçdaroğlu bugünkü CHP sayende Atatürk'ün kurduğu milli CHP değil. Ne yazık ki bugünkü CHP, terör örgütü PKK'nın siyasi kanadı HDP ile yine terör örgütü FETÖ'yle omuz omuza. Bu durum sizin içinizi acıtmıyor mu? İnanıyorumki bugünkü CHP'nin politikası gerçek CHP'ye gönül vermiş olan seçmeni çok rahatsız ediyor ve içini acıtıyordur. Kılıçdaroğlu size nasihatım şu olsun. O güvendiğin FETÖ'cüler varya İnanın bana öyle geliyor ki o FETÖ'cüler size bir oyun oynayacak. Bir an önce bedeli ne olursa olsun FETÖ'cüler den uzak kalmanı tavsiye ederim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZİ, MİLLETİMİZİ FİTNE VE FESATLIKTAN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH KİM ÜLKEMİZ ÜZERİNDE HAİN PLANLAR İÇİNDE İSE HEPSİNİ HELAK ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Sizin dost dedikleriniz bunlar mı?  -Güneş Gazetesi


Efendim son haftalarda CHP ve bazı köşe yazarları, “Hükümetin dış politikası o kadar kötü, ki etrafımızda bir tane dostumuz kalmadı” diyerek hükümeti eleştiriyorlar. Etrafımızda derken İran, Suriye, Irak, Yunanistan ve Avrupa ülkeleriyle birlikte Amerika'nın da Türkiye'ye düşman olduklarını söylüyorlar. Hadi CHP'yi ana muhalefet partisi olarak hükümeti eleştirmesini anlarım. Ya bazı köşe yazarlarına ne demeli? Dışişleri bakanlığı döneminde Ahmet Davutoğlu'nu Suriye politikasını eleştiren bazı köşe yazarları, Davutoğlu Başbakan olunca hemen yanında yer aldılar. Davutoğlu'nun Başbakan olarak kalıcı olacağını düşünen bazı köşe yazarları Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a sırtlarını dönüp başkalarının ağzından eleştirmeye başladılar. Halbuki bu köşe yazarları Cumhurbaşkanımız Erdoğan sayesinde itibar görüp bir yerlere geldiler. 

Terör örgütünü donatıyorlar 

Cumhurbaşkanımız  Erdoğan'ın sayesinde semt değiştirip kendilerince elit oldular, Cumhurbaşkanımız  Erdoğan'ın sayesinde hiç bir zaman çıkamayacakları televizyon kanallarına çıktılar. Şimdi bu köşe yazarları Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın dış politikasını eleştirerek el altında kelime oyunlarıyla hayır kampanyasına  destek oluyorlar. Neymiş efendim Türkiye'nin çevresinde hiç dostu kalmamış. Soruyorum sizlere Türkiye'nin NATO üyeliği çerçevesinde müttefiklik ilişkisi içinde olduğu Amerika ve Almanya, Suriye'de Türkiye'nin ulusal güvenliğini yok sayarak Suriye'de YPG'yi taktik zırhlı araçların yanı sıra lazer güdümlü anti tank füzesi Javelin ve yerden hava atış yapan Stinger füzesi ile donatmasına ne diyorsunuz? Soruyorum sizlerin dost dediğiz bunlar mı? Amerika'nın PKK'nın Suriye kolu olan PYD'ye verdiği Javelin'leri Türkiye'ye paramızla satmadığını biliyor muydunuz? Sizin dost dediğiniz Almanya, Türkiye cumhuriyetinin bölüp parçalanması için PKK'ya her türlü siyasi, maddi ve silah desteğini verdiğini biliyor musunuz? Hollanda'nın, Avusturya'nın, Yunanistan'ın Almanya'nın kontrolünde Türkiye'ye  düşmanlık yaptıklarını görmüyor musunuz? Rusya'nın nasıl iki yüzlülük yaparak PYD'ye destek olduğunu görmüyor musunuz? 

Dostumuz olmasınlar daha iyi 

Neymiş efendim Türkiye'nin hiç dostu kalmamış. Böyle fitneci, fesatçı, iki yüzlü, ülkemizi bölüp parçalamanın peşinde olan sözde dost olunacaksa bu şerefsizler hiç dostumuz olmasın daha iyi. Kardeşlerim malesef içimizdeki FETÖ'cüler, PKK'lılar ve değer kanı bozuk hainlerle birlikte, İsrail'in Ortadoğu projesini hayata geçirmek için Amerika, Rusya ve Avrupa ülkeleri güzelim ülkemizi bölüp parçalamanın peşindeler. İşte bundan dolayı bu şer odakları Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a düşmanlar. Bizler biraraya gelmiş Türkiye düşmanlarının yanında değil, ülkesi için mücadele eden Cumhurbaşkanımızın yanında yer almalıyız. Malesef dünya menfaatini ve kendi çıkarlarını ön planda tutan bazı köşe yazarları farkında olmadan Türkiye düşmanlarının yanında yer alıp devleti, hükümeti yazılarıyla yıpratmanın peşindeler. Onlara tavsiyem şudur: Din, dil, ırk ayrımı yapmadan ülkemizin bekası, milli ve manevi değerlerimizin korunması için gayret gösterin. Sakın dünya menfaatiniz için vefasız ve nankör olmayın, geldiğiniz yeri unutmayın. Bugün sırtınızı sıvazlayanlar yarın tekmeyi poponuza vururlar benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH ÜLKEMİZE HAİNLİK YAPANLARI HEALAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.