Visitor Counters
Köşe Yazıları



Arama :    

KAŞIKÇI CİNAYETİ AMERİKA’NIN MENFAATİNE !  -Güneş Gazetesi


2 Ekim’de Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğu’na girdikten sonra ortadan kaybolan ve öldürüldüğü söylenen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın infaz edildiği anların ses kayıtları olduğu söyleniyor. Cemal Kaşıkçı, konsolosluğa girmeden önce başına bir şeyler geleceğini düşünmüş olacak ki nişanlısı Hatice Cengiz’e cep telefonunu teslim ederek eğer başıma bir şey gelirse Yasin Akay’ı ara demiş. Kaşıkçı, cep telefonuyla uyumlu kolundaki akıllı saat Apple Watch’ın ses kayıt özelliğini açıp konsolosluğa öyle girmiş. Böylece işlenen cinayetin ses kayıtları telefona kaydedilmiş. Amerikan basın kuruluşu CNN, bir istihbarat yetkilisine dayandırdığı haberinde, Türkiye’nin elinde, Kaşıkçı’nın başkonsoloslukta öldürüldüğüne dair ses kaydı olduğunu öne sürdü. Evet Cemal Kaşıkçı’yı Suudi Arabistan Prensi Muhammed bin Salman’ın öldürttüğü biliniyor. Peki Prens Salman, Kaşıkçı’yı neden öldürtmüştür? Kaşıkçı’nın son dönemde muhalif yazılarından dolayı öldürtmüştür. Suudi Prenslerin gözaltına alınmasının ardından, Eğer bir prens özgürlüğü için bir milyar dolar ödüyorsa, vicdan mahkumu biri ne kadar ödemelidir? Bizlerin özgürlüğüne kavuşması için ne kadar ödemesi gerekiyor? Salman, Suudi Arabistan’ı eski zamandaki dinsel radikallikten, benim referandumumu kabul etmek zorundasın radikalliğine sürüklüyor. Prens Salman’ın Amerika’ya ve İsrail’e biat etmesini, insanların hakkı olan paraları lüzumsuz yerlere harcadığını dile getirdiği için öldürtmüş olabilir. Bu tarz cinayetler,ölümler zaten Suudi Arabistan krallığında hep var olan bir kültür. Yalnız dünyada ilk kez başka bir ülkede böyle bir cinayet işlenmiş oldu. Demokrasinin gözünü seveyim. Sıkıysa Kral’ları, Sultan’ları, Emir’leri, Prens ve diktatörleri kendi ülkelerinde eleştirinde göreyim. Ne olacak ya ben eleştiririm denildiğinde sonları Kaşıkçı ve ailesi gibi olur. Sizce Kaşıkçı cinayetinde kim karlı çıktı? Bu cinayetten karlı çıkacak olan Amerika’nın ,Trump’ın kendisidir. Hatırlarsanız Trump Suudi Kral Salman’ın yüzüne Amerika sizi korumasa iki hafta iktidarda kalamazsınız, sizi korumanın bedelini bize fazlasıyla ödemelisiniz demişti. En ufak fırsatı çok iyi değerlendiren Amerika, Kaşıkçı cinayetini de fırsata çevirip Suudi Kral Salman’dan kopara bildiği kadar milyar dolarları koparacak. Kim bilir belki de Suudi Prens Selman’ı Kaşıkçı cinayetini işlemesi için Amerikan istihbaratı ikna etmiştir. Kardeşlerim açık konuşmak gerekirse ben, Suudi Kral ailesinin her pisliği yapacağını düşünüyorum. Suudi Kral ailesi tahtı, saltanatı korumak için kendi insanınıda öldürür, kendi insanının rızkını İsrail’e İngiltere ve Amerika’ya da verir. Suudi Kral ailesini eleştiren başka ülke insanları, Suudi topraklarına girdiğinde başına aynı akibet gelebilir. Öyle sanıyorum ki Trump, Amerikan Başkanlık koltuğunu bıraktığında Kral Salman ailesi yok olacak. Hatta kendi içlerindeki darbeyle yok olabilirler. Aklıma gelmişken sizce Ortadoğu’ya demokrasi ve özgürlük getireceğini söyleyerek Irak’a, Suriye’ye, Libya’ya, Afganistan’a giren Amerika, neden Birleşik Arap Emirliklerine, Suudi Arabistan’a, Körfez ülkelerine demokrasi ve özgürlük getirmiyor? Çünkü onların ipi zaten İsrail ve Amerika’nın elinde olduğu için. Neyse lafı fazla uzatmadan tekrar diyorum ki, bu cinayetin kazananı Amerika olacak. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DÜNYADA NE KADAR ZALİM, VİCDANSIZ DİKTATÖR VARSA HEPSİNİ HELAK ETSİN. ALLAH MAZLUM MÜSLÜMANLARA SELAMET VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


'Bul kocayı, al parayı' devri sona erecek gibi  -Güneş Gazetesi


Eski Aile Bakanı Fatma Şahin’in döneminde ne hikmetse medyada kadına şiddet haberleri manşetten verilmeye başlamıştı. Belki birileri o dönemde tozlu raflardan indirdikleri karı koca kavgaları ve boşanma davalarının köpürtülerek manşetten verilmesini istemiş olabilir. Kadına şiddet haberleri manşetten verilirken eski bakan Fatma Şahin tarafından Türk aile yapısına dikkat edilmeden 6284 sayılı bir kanun çıkarıldı. Avrupa uyum yasalarına uygun olarak çıkarılan bu yasa, aile dramlarının kaynağı haline geldi. Kadına pozitif ayrımcılık uygulayan bu yasayla birlikte tabiri caizse erkeklerin hayatı karardı. 

Karı koca kendi aralarında ufak bir meseleden dolayı tartışsa ve koca biraz sesini yükseltse işte o zaman o koca ayvayı yedi demektir. Yani kadın karakola gidip kocam bana bağırdı dediği anda araştırmaya gerek bile duyulmadan ön yargıyla koca karakola çağrılıp sonra da evden uzaklaştırılıyor. Dolaysıyla yüz göz olmuş olan karı kocanın bir daha aynı çatı altında yaşamaları da mümkün olmuyor. 

Bir çok kadının kocalarını dövdüğünü, kadının erkeğe ihanetini zulmünü, istismarını gören yok. Bakın aslında 6284 sayılı yasayla birlikte şiddet ve cinayetler daha çok arttı. Günümüzde eski karı kocalar gibi tartışmalarda alttan alma yok. Bugün ülkemizdeki adliyelerde, icra davalarından sonra en çok mesai boşanma davalarına harcanıyor. Adliyelerde hali hazırda onbinlerce boşanma davası görülmekte. 

Kadına pozitif ayrımcılık yapılıyor 

Boşanma davalarında çoğunlukla kadına pozitif ayrımcılık uygulandığını bilmeyen yok. Yoksulluk nafakasıyla ilgili kanunlarımızda süre olmadığı için mahkemeler erkekleri, kadına süresiz yoksulluk nafakası ödemeye mahkum ediyor. Kadın bir gün bile kağıt üzerinde evli kalsa erkek yine ömür boyu nafaka vermeye mahkum olmakta. Neyse bu vicdansızlık son bulacak gibi!  Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, kadınlar tarafından istismar edilen bu yasa değişikliği ile erkeklerin mağduriyetine son verecek gibi! Yani bul kocayı al parayı dönemi son bulacak gibi! Kardeşlerim yıllardır büyük aile olarak yaşayalım, karı koca birbirine zulüm etmesin, karı koca aile saadetleri için birbiriyle laubali, yüz göz olmasın diye nasihatlarda bulunuyorum. 

Karı, koca fark etmez, kimse kimseye zülüm etme hakkına sahip değildir. Peygamber efendimiz kim eşine zulüm ederse o kişi imanını kontrol etsin der. Kadın ve erkek Allah’ın birbirine emanetidir. İmanlı bir kadın veya bir erkek eşlerine zülüm etmez, birbirine ihanet etmez, zina yapmaz. Belki bu sözlerimden rahatsız olacak olan birileri beni eleştirecek ama her zaman olduğu gibi ben yine doğruları söyleyeceğim. Son yıllarda sözde kadın hakları savunucuları ve feministlerin gazetelerde televizyonlarda yer almasıyla, sosyal medyanın da içimize girmesiyle maalesef çoğu kadın zıvanadan çıktı. İnsanların hayatlarını karartan sözde kadın hakları savunucuları ve feminist gruplar, aile saadetini aile birliğini koruması gerekirken, tam tersi şeytanlık yaparak kadınlara, “Boşanın, yalnız yaşayın, özgür olun” gibi salakça aptalca telkinlerde bulunuyorlar. 

6284 sayılı yasayı tamamen kaldırın 

Allah aşkına soruyorum evli bir kadın nasıl olurda sosyal medyada bulduğu bir erkekle ilişki yaşar? Nasıl olurda bir kadın kocasının nikahı altında çapkınlık yapabilir? Nasıl olurda başka erkekle yemeğe veya geziye gidebilir? Bu mu özgürlük, çağdaşlık, kadın hakları? Tükürürüm ben böyle modernliğin, çağdaşlığın içine! Eşini aldatan kadın veya erkek, kim olursa olsun benim gözümde ahlaksızdır. 

Adalet Bakanımız Abdülhamit Gül ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’a derim ki, okullarda çocuklarımıza insan sevgisi, haram ve helal kavramlarıyla birlikte güzel ahlaklı olmak aşılanarak iyi bir nesil yetişmesine vesile olun. Televizyon ve gazetelerde ailelerin dağılması için mücadele eden sözde bazı kadın hakları savunucuları ile feministlerin faliyetlerine engel olun. Aile hayatını bitiren, erkeklerin hayatını karartan 6284 sayılı yasayı değiştirmek yerine tamamen kaldırın. Karı koca boşandığı anda iş bitmiştir. Dolayısıyla kadına nafaka meselesininde ortadan kalkması gerekir. Bakın görün, işin içinde nafaka olmasın çiftler boşanıyorlar mı? Topluma büyük aile kavramlarını anlatın. Dede, nine, anne, baba ve torunların bir arada büyük aile olarak yaşamaları için çalışın. İşte o zaman göreceksiniz toplumda suç oranlarının nasıl düştüğünü. Gençlerin uyuşturucu kullanımının son bulacağını, evlatlarımızın kandırılıp terör örgütlerinin eline düşmeyeceğini göreceksiniz. Bilhassa evlatlarımızı,gençlerimizi milli ve manevi değerlerimize göre yetiştirip, büyük aile olarak yaşamalarında başarılı olunursa, ondan sonra kimse kimseyi öldürmez, eziyet etmez,boşanmalarda, husumetler de bitmiş olur. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE MUTLU HUZURLU YUVALAR NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Atatürk'ün ve milletin ahını alan CHP  -Güneş Gazetesi


Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Kızılcahamam’daki AK Parti 27. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın kapanış konuşmasında İsmet İnönü’nün, Amerikan kaynaklı Marshall yardımları sonrasında sevinçle Amerikan bayrağını salladığı resmîni gösterdi.  Devlet Başkanımız Erdoğan’ın gösterdiği resimi ve eleştiri sözlerini ekranda duyduğumda, “Ah be Başkan’ım, İnönü sadece Amerika’dan yardım aldıktan sonra Amerikan bayrağını sallamadı ki. Keşke İnönü’nün başta Atatürk’e yaptığı ihaneti, rahmetli Adnan Menderes’in idamındaki rolünü, milletimize yaptığı zülümleri ve milletimizin dini yaşamına koyduğu yasakları da anlatsan ne güzel olurdu” dedim.Belki bugünkü gençlik, İsmet İnönü’nün Atatürk’e yaptığı ihaneti, millete yaptığı zulmü bilmiyor olabilir. 

Ulusçu kadroları tasfiye etti 

Rahmeti Atatürk hastalanıp yatağa düştüğü andan itibaren İsmet İnönü Atatürk’e ihanet etmeye başladı. İsmet İnönü Atatürk’e ait tüm eserleri yok etti. İsmet İnönü, Atatürk döneminde gerçekleştirilen ekonomik atılımları planlayan, uygulayan ve geliştiren ulusçu kadroları tasfiye etti. Atatürk’ün kurduğu sanayi kuruluşlarını kapattı.  Yani Atatürk’ün yaptığı sanayi hamleleri ve kurduğu sanayiler devam etseydi bugün Türkiye belki dünyanın en güçlü ülkesi olmuş olacaktı. İnönü’nün içinde sinsi Atatürk düşmanlığı vardı. Cumhurbaşkanı olur olmaz İsmet İnönü, paraların üzerinden Atatürk’ün resmini kaldırıp kendi resmini koydu. Atatürk, Ezan’ın aslı gibi okunmasını istemişti. İnönü ise Atatürk rahmetli olur olmaz ezanı yasakladı. İnönü, Kur'an-ı Kerim’i de, İnsanların dini eğitimi ve dini yaşamına da yasak getirmişti. Atatürk, devlet ve millet için tehlikeli gördüğü mason localarını kapattı. İnönü ise Atatürk’ün kapattığı mason localarını yeniden açtı. İsmet İnönü’nün yaptıkları sadece bunlar değil. Rahmetli Adnan Menderes’in idam edilişinde İsmet İnönü rolü vardı. Cemal Gürsel anılarında, “27 Mayıs ihtilali’ni yaptıran CHP ve İsmet İnönü’nün baskılarına ses çıkaramadım, Adnan Menderes’in idamına müdehale edemedim” diyor. İnönü ve CHP’nin Adnan Menderes’in idamında rolü olduğunu resmî ve tarihi belgelerde bulabilirsiniz. 

İnönü'nün yolundan gidiyorlar 

Derim ki bugünkü CHP, Atatürk’ün değil, Atatürk’e ihanet eden, millete ve milletin dini yaşamına yasak koyan, Amerika’yla yaptığı anlaşmalarla ülkemizin geleceğini karartan İsmet İnönü’nün yolundan gidiyor. Atatürk’ün resminin arkasına saklanan CHP, milli değer olan Atatürk’ü siyasi malzeme olarak kullanıyor. Halbuki siyasette ve ticarette milli ve manevi değerler sermaye edilmemelidir. Öyle sanıyorum ki bugünkü siyasilerimizin çoğunun kelime hazineleri zayıf veya fikir üretemediklerinden dolayı olsa gerek, sık sık Atatürk’ü veya İslam dinini kullanıyorlar. Bilhassa yıllardır CHP’nin peşinden koşan ulusalcılara sesleniyorum. Gözünüzü açın ve gerçekleri görün. Körü körüne peşinden gittiğiniz bugünkü CHP, Atatürk’ün partisi filan değil. Terör örgütü PKK’nın siyasi kolu HDP’yle ittifak yapan CHP nasıl Atatürkçü olabilir? Bugünkü CHP, Amerika’yla yaptığı anlaşmalarla ülkemizin geleceğini karartan ve Atatürk’e ihanet eden İnönü’nün çizgisindeki CHP’dir. Zaten Atatürk’ün ve milletin ahı üzerinde olan CHP’nin iktidara gelmesi de mümkün değil. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GERÇEKLERİ GÖREMEYENLERE GERÇEKLERİ GÖRMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH MİLLETİMİZE HAYIRLI HİZMETLERDE BULAN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Bekamız ve güvenliğimiz için Münbiç'e girelim  -Güneş Gazetesi


Amerika, PKK’nın ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD’nin Münbiç’ten ayrılacağına dair Türkiye’ye defalarca söz vermişti. Ancak Amerika her zamanki gibi yine yalancı ve güvenilmez olduğunu bir kez daha gösterdi. Türkiye’nin Fırat Kalkan’ı ve Zeytin Dalı harekatlarından sonra yeni hedefi Münbiç olduğunu bilen kanı bozuk, şerefsiz PKK ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD’li teröristler, Türk Askeri’nin operasyonlarına karşı Münbiç’te Hendek kazmaya başladı.  Amerika’ya sormak gerekir. “Ey Amerika, sen PKK ve PYD’nin Münbiç’i terk edeceğine dair bize söz vermemiş miydin? Senin desteklediğin bu teröristler, Münbiç’i terk etmesi gerekirken neden Münbiç şehir merkezi civarında Hendek kazıyor?  Hadi sözünü tut ve o teröristleri Menbiç’ten çıkar? Yoksa biz Münbiç’e girer desteklediğin o teröristleri analarından doğduğuna pişman ederiz. Kazdıkları hendekleri o teröristlere mezar ederiz” demeliyiz. 

Amerika silahları boşuna mı verdi 

Gerçi desekte hiç bir şey değişmez. Çünkü Amerika, İsrail, Rusya, İngiltere ve Avrupa Kürt devletini kurmakta kararlı. Amerika boşuna mı on binlerce TIR ve uçak dolusu ağır silahları PKK’ya ve PYD’ye verdi? Boşuna mı PKK ve PYD’li teröristleri eğitiyor? Kardeşlerim hatırlarsanız Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, sık sık, “MÜnbiç’e de gireceğiz” diyor? Devlet Başkanımız Erdoğan, bu sözleri boşuna söylemiyor. Ülkemizin güvenliğini ve bekasını düşündüğü için Münbiç’e gireceğiz diyor. Evet içeride teröristlere karşı yürütülen operasyonlar gayet başarılı. Sınırlarımız içindeki teröristler tek tek temizleniyor. Sınırlarımıza karakollar, kuleler, beton duvarlar örüldü, gözetleme kuleleri yapıldı. Bence bunlar aşılmaz değildir. Bu önlemlerle terör eylemleri son bulmaz.  

Asıl tehdit sınırın öte yanında 

Terörist isterse bir şekilde bu önlemleri aşabilir. Esas tehdit sınırımızın öte yanında. Fırat’ın doğusundaki terör örgütleri PKK ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD, ülkemizin coğrafi bütünlüğüne tehdittir. Bugün Münbiç’te İsrail ve Amerika’nın yetiştirdiği 100 bine yakın PKK’lı terörist var. Derim ki, Artık daha çok canımızın yanmaması ve bekamız için sınırımıza 40 kilometre mesafedeki Münbiç’e girelim. Amerika ve İsrail’in yetiştirdiği PKK ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD’li teröristleri temizleyelim. Böylece hem İsrail’in Büyük Ortadoğu projesinin, hem de Kürt devletinin kurulmasını ve ülkemize karşı yeni eylemlerin önüne geçmiş oluruz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH HAİN TERÖRİSTLERİ HELAK ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZE ZEVAL VERMEK İSTEYENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZUR İÇİNDE YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Bravo İsrail'e Amerika İngiltere ve Avrupa'ya  -Güneş Gazetesi


Hatırlarsanız Amerikan Başkanı Trump’ın yahudi damadı Jared Kushner’in aracılığıyla Suudi Arabistan Kralı Selman’ın oğlu Muhammed bin Selman’ı, Veliaht prens ve savunma bakanı yapıldı. Bu atamadan sonra Amerika, Suudi Arabistan’a 300 milyar dolarlık silah sattı.  Suudi Arabistan’ın tıfıl, ahmak Veliaht Prensi Selman, Trump’ın damadı Kushner’in gazıyla haddini aşarak, “Kürt devleti kurulmalıdır. Eğer Türkiye Kürt devletine karşı çıkarsa bir haftada Türkiye’yi haritadan sileriz” demişti.  Şimdi Amerika’dan sonra Almanya da Suudi Arabistan’a 360 milyon Euro’luk silah sattı. Hemde Alman hükümetine bağlı Federal Güvenlik Konseyi’nin, Almanya yönetiminin Yemen iç savaşındaki rolü nedeniyle eleştirdiği Suudi Arabistan’a 360 milyon Euro’luk silah ihracatına onay verdi. 

Arabistan silahları nerede kullanıyor? 

Peki Suudi Arabistan, Amerika’dan, İsrail’den ve Almanya’dan aldığı bu silahları nerede kullanıyor? Tabiki Yemen, Irak ve Suriye’de kullanıyor. Hatta İsrail’e yaranmak için Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin savaş uçakları Gazze’yi bile bombalamıştı.  Yemen ne durumda? Dünya Trump’ın seks skandalları, tehditvari konuşmalarıyla meşgul olurken Yemen’de olup bitenlerden kimsenin haberi yok. İran ve Suudi Arabistan’ın mezhep savaşından dolayı Yemen’de iç savaş yaşanıyor. İran ve Suudi Arabistan savaş uçakları Yemen halkının üzerine bombalar yağdırıyor. Yemen’de insanlar perişan, çocuklar açlıktan ölüyor.  Güya sözde Müslüman ülke Suudi Arabistan ve İran’ın mezhep savaşından dolayı Yemen’de insanlar ölüyor. Hay sizin mezhebinize, hay sizin İslam anlayışınıza, hay sizin insanlığınıza! Sizin gibi Müslümanlar olmaz olsun. Sizler mezhep safsatasıyla güç kazanmaya çalışırken, Müslümanları öldürürken dostunuz İsrail, Filistin’in tamamına hakim oldu. 

Paraları Amerika'ya İsrail'e aktarıyorlar 

İsrail Kudüs’ü Yahudileştiriyor. Müslümanların ilk kıblesi olan Mescidi Aksa, Kudüs Yahudilerin işgali altında. Güya Müslüman olan sizler, Yemen’de mezhep savaşıyla bölgede güçlü olacaksınız öyle mi? Allah sizleri bildiği gibi yapsın. İpinizi elinde bulunduran İsrail ve Amerika sizi nasıl da kullanıyor. Sizi nasıl da sömürüyor. Sizin gibi aptalları sömüren İsrail, Amerika, İngiltere ve Avrupa’ya tek kelimeyle bravo derim. Bir kaç gün önce Amerikan Başkanı Trump, Suudi Arabistan Kralı Selman’a, “Biz olmasak 2 hafta bile iktidarda kalamazsınız, biz sizi koruyoruz bedelini öde” dediğini söyledi. Doğal olarak postu deldirmemek ve koltuğu korumak için Amerika’nın isteğini yerine getiren Arap kralları ve Emirleri petrol paralarını İsrail’e Amerika’ya aktarıyorlar. Kardeşlerim samimi olmadığımız, Kur'an-ı Kerime, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetine bağlı olmadığımız, Müslüman topluluklar olarak bir birimizi sevmediğimiz müddetçe bizden bir şey olmaz. Bu avamlıkla bizler, İsrail’in Amerika’nın ve Avrupa’nın kuklası olmaya devam eder gideriz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH İSLAM ÜLKE LİDERLERİNE ŞUUR, HİDAYET VE AKIL VERSİN. ALLAH HEPSİNE DE GERÇEK İMANI NASİP ETSİN. ALLAH MÜSLÜMANLARI HAÇLI TOPLULUĞUNUN FİTNESİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Kullandıkları hainleri vermezler  -Güneş Gazetesi


Amerika ve Almanya ziyaretlerini gazetecilere değerlendiren Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Amerika ve Almanya’yla bölgesel sorunlar ve ekonomik işbirliği üzerinde görüşmeler yaptıklarını, her iki ülkeye FETÖ’cülerin isimlerinden oluşan çok geniş liste verdiklerini söylemiş. Başkan Erdoğan, “Almanya’ya 136 kişilik Amerika’ya ise 20’nin üzerinde FETÖ’cülerin isimini verdik. Bundan sonrasında neler olacağını süreç gösterecek” diyerek sözlerini sonlandırmış.  Amerika ve Almanya. Bu ülkelerden FETÖ’cülerin iadesini istedik öyle mi? Tövbe vermezler. Hem de kesinlikle vermezler. 40 senedir ülkemizi bölüp parçalamak için yetiştirdikleri, koruyup kolladıkları, kullandıkları FETÖ’cüleri bize teslim etmezler.  

Fetö'cülere maaş vermiyorlar mı? 

Gezi olaylarının arkasında başta Almanya Başbakanı Merkel yok muydu? FETÖ’cülerin 17-25 aralık kumpasında yine Almanya, İsrail, Amerika yok muydu? 15 Temmuz darbe teşebbüsünde Amerika, Almanya, İsrail, Hollanda, NATO ve Vatikan yok muydu? Amaçlarına ulaşamayan şerefsiz bu FETÖ’cüler, paçayı kurtarmak için Amerika’ya, Almanya’ya,Yunanistan ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerine sığınmadı mı?  Almanya FETÖ’cülere rahat yaşamaları için ev vermedi mi? Almanya FETÖ’cülere maaş vermiyor mu? Öyleyse Almanya ve Amerika’dan FETÖ’cüleri teslim etmelerini beklemek doğru olmaz. Evet Amerika, Almanya ve Türkiye birbirine muhtaç ülke oldukları için siyasi bir çok konuda anlaşma yapmıştır. Yalnız Konu FETÖ’cüler olunca orada durmak gerekir.  Allah aşkına soruyorum Hangi ülke kullandığı kişi veya kişileri yarı yolda bırakıp ihanet ettiği ülkesine iade eder? Bakmayın siz Amerika ve Almanya’nın Başkan Erdoğan’ı güler yüzle karşıladıklarına. Kardeşlerim Haçlı topluluğunun henüz ülkemiz üzerinde pis oyunları bitmiş filan değil. Başkan Erdoğan’ın siyasi hayatını bitiremeyeceklerini anladıkları ve Erdoğan’ın güçlü olduğunu gördükleri için sıcak karşılıyorlar.  

Onları tekrar kullanacaklar 

Bunlar Erdoğan’ın Türkiye Cumhuriyeti'nin başında olduğu müddetçe amaçlarına ulaşamayacaklarını biliyorlar. Yine Erdoğan var olduğu müddetçe Kürt devletini kuramayacaklarını da biliyorlar. Evet siyasi ve ticari konularda çıkarlarımız doğrultusunda tüm ülkelerle birlikte olamalıyız. Ancak dikkatli olmak kaydıyla birlikte olmalıyız. Şunu kesinlikle unutmamak gerekir ki Hristiyan ve Yahudi siyasetçilerden bize ve islam topluluğuna hayır gelmez. Bizler onların bir birinin dostu olduklarını bilerek onlarla işbirliği içinde olalım. Tekrar başa dönüp söylüyorum, iki yüzlü olan Almanya ve Amerika, yıllardır yetiştirip kullandıkları kanı bozuk şerefsiz hain FETÖ’cüleri Türkiye’ye iade etmez. Zamanı geldiğinde onları tekrar kullanacak oldukları için Türkiye’ye iade etmezler. Eğer iade ederlerse işte o zaman demek oluyor ki FETÖ’cülerin son kullanma tarihi bitmiştir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DÜNYA’YI YAŞANMAZ KILANLARI HELAK EYLESİN. ALLAH İÇİMİZDEKİ HAİNLERİN KÖKÜNÜ KURUTSUN. ALLAH SAMİMİ DUYGULAR İÇİNDE ÜLKEMİZE HİZMET EDEN HERKES’TEN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Amerika, Türkçe bilen ajan arıyormuş  -Güneş Gazetesi


Gazeteleri okurken gözüme bir haber takıldı. Haberde Amerikan Merkezi istihbaratı CIA’nin Türkçe bilen ajan aradığı yazıyordu. CIA’ye, yeni stratejisini ve Amerika’ya rakip ulus devletlere karşı faaliyetlerine odaklanacaklarını söyleyen CIA başkanı Gına Haspel, özellikle Arapça, Çince, Farsça ve Türkçe bilen kişileri ajan olarak işe almak istediklerini söylemiş. CIA, bu ajanları terör olaylarına karşı rakip ulus devletlerini yakından takip etmek için alacakmış! Hem de özellikle Türkçe bilen ajan alacaklarmış! Merak ediyorum CIA ajanları Türkiye’den mi, yoksa Amerika’da yaşayan Tükçe bilen kişilerden mi olacak? Amerika’da Türkçe bilen kanı bozuk çok kişi var. Yıllardır yetiştirip besledikleri FETÖ’cüler, dünyanın dört bir yanında açtıkları okullar nedeniyle zaten Amerika’ya ajanlık yapıyor. 40 yıldır sinsi yollarla devletin her birimine sinsice sızmış olan FETÖ’cüler, devletin tüm sırlarını başta Amerika, İsrail, İngiltere, Almanya olmak üzere çoğu ülkeye vermiş. 

Cıa daha neyin peşinde 

Ergenekon ve Balyoz safsatalarıyla devletin en mahrem yerlerine girip gizli belgeleri alıp başka ülkelere servis ettiler. Amerikan merkezi istihbaratı CIA daha neyin peşinde ki, Türkiye’yi yakından takip etmek mi istiyor? Yoksa devletin içinden çoğu FETÖ’cü temizlendikten sonra sağlıklı bilgi sahibi olamadıkları için mi ajan arıyor? Teröre karşı önlem için ajan arıyorsunuz öyle mi? Ey Amerika Dünya’ya terör ihraç eden siz değil misiniz? Dünyayı yaşanmaz kılan, İsrail’in Ortadoğu projesini hayata geçirmek için Suriye’yi, Irak’ı, Yemen’i yaşanmaz kılan, İslam coğrafyasında taş üstünde taş bırakmayan, milyonlarca insanı öldüren, insanları evsiz, barksız, işsiz bırakan siz değil misiniz? Ey Amerika, CIA’nin ve istihbaratçılarınız tarafından yetiştirdiğiniz ve kurduğunuz DEAŞ denen sözde terör örgütü yüzünden Iraklı, Suriyeli, Yemenli, Afrikalı insanlar Ege ve Akdeniz’de boğularak ölüyor. Utanmadan teröre karşı önlem almak istiyoruz diyorsunuz. İllaki Türkçe bilen ajan istiyorsanız, Pensilvanya’da elinizin altında hazırlar. Merak etmeyin geçmişte olduğu gibi FETÖ’cüler size seve seve ajanlık yapmaya devam ederler. 

O planlar zor tutar 

Ey Amerika, istediğin kadar ajan al, istediğin kadar teknolojiye sahip ol, istediğin kadar karaktersiz insanları satın al, istediğin kadar Arap liderlerin ipini elinde tut. Artık bundan sonra Yahudi gazetelerinin yayacağı fitneler, algı operasyonları işe yaramayacak. İnsanların gözü açıldı ve sizin ne kadar şerefsiz, hain fitneci olduğunuzu gördüler. Yani alışıla gelmiş her ne planınız varsa, o planlarınız bundan sonra zor tutar. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH PARA, MAKAM, MEVKİ İÇİN BAŞKA ÜLKELERE AJANLIK YAPAN HAİNLERİ HELAK ETSİN. ALLAH CÜMLEMİZİ DEVLETİNE VE MİLLETİNE HAYIRLI OLANLARDAN EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BARABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN. 

okumak için tıklayın.


İşte lider böyle olur  -Güneş Gazetesi


Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, dünya liderlerinin bir araya geldiği Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, liderlerin gözünün içine bakarak, “BM Güvenlik Konseyi 5 ülkenin çıkarlarına hizmet ediyor. Bütün katliamlar hep BM’nin gözü önünde gerçekleşti” dedi, ardından, BM Güvcenlik Konseyi'nin daimi üyeleri Amerika, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya’yı ima ederek “Dünya 5’ten büyüktür” ifadesini kullandı.  “Gelin BM’de kapsamlı bir reforma gidelim. BM’yi zulmün değil adaletin kaynağı yapalım. Teröristleri silahlarla donatanlar( Amerika, İsrail, Rusya, Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya, Çin ve Hollanda) mutlaka bunun acısını çekecektir. Türkiye olarak biz dünyanın vicdanıyız” diyen Devlet Başkanımız Erdoğan, BM’deki konuşmasında insanlığın vicdanı olduğunu gösterdi. 

Abd terör örgütlerini destekliyor 

Tabi Dünya’yı Filistin ve FETÖ konusunda uyarmayı da ihmal etmedi. Erdoğan, FETÖ’nün başının Amerika olduğunu ve buradan 160 ülkeye terör ihraç ettiğini, Amerika’nın 27 eyaletindeki FETÖ okullarına yılda 763 milyon dolar verdiğini söyleyen Erdoğan, açıkça Amerika’nın terörist FETÖ’yü, PKK’yı, PKK’nın Suriye kolu PYD’yi ve DEAŞ’ı desteklediğini söyledi.  Devlet Başkanımız Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda büyük cesaretle bunları söylerken, kameraların arada bir diğer liderleri gösterdiğinde baktımki hepsi de adeta sünepe, sünepe oturuyorlardı. Kim bilir belki de içlerinden, “Ah Erdoğan, sendeki şu cesaretten Allah biraz da bize verseydi ne olurdu” diyorlardı. Cesur lider olmak önce kişinin niyetine bağlı tabi sonrası Allah vergisidir. Ayrıca cesur bir lider olabilmek için iplerin kimsenin elinde olmamasıda gerekir. 

Erdoğan ezilenlerin sesi oldu 

Kardeşlerim, Devlet Başkanımız Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, üst perdeden açık net bir şekilde dünya liderlerinin gözünün içine bakarak gerçekleri söylemesi beni mest etti. Kürsüde Filistin’deki zulmü, Kudüs işgalini, İran ve Suriye’deki sıkıntıları dile getiren Erdoğan adeta ezilenlerin sesi oldu. Erdoğan BM’de konuşurken bende ekran başında işte dünya lideri, işte delikanlılık böyle olur dedim. Peki ya ev sahipliği yapan Trump ne yaptı? Show yapmaktan, Çin’den Avrupa birliğine, OPEC’ten bir çok ülkeleri tehditten başka hiç bir şey yapmadı. Göreve geldiği günden beri bir çok ülkeyle kriz yaşan Trump, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasında, “Benim yönetimimdeki Amerika, Amerika tarihindeki önceki yönetimlerden çok daha iyi durumda diyerek” gülüşmelere neden oldu. Sizce Genel Kurul'da Trump’ın bu sözlerine neden gülmüşlerdir? Ne diyeyim ALLAH DÜNYA’YI FİTNEYE BOĞAN, YAŞANMAZ HALE GETİREN HERKESİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE VE MİLLETİMİZE HAYRI OLAN HERKES’TEN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN

okumak için tıklayın.


Şimdi sıra İran Suudi Arabistan savaşında!  -Güneş Gazetesi


Geçtiğimiz hafta İran’ın güneybatısındaki Ahvaz kentinde askeri geçit töreni sırasında askeri üniforma giymiş militanlar, 25 kişiyi öldürüp, 50’den fazla kişiyi de yaralamıştı. İran Cumhurbaşkanı Ruhani ve dini lider Ayetullah Hamaney, “Amerika’nın organize ettiği saldırıya Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri maddi destek verdi. İntikamımız çok acı olacak” dediler.  İran Devrim Muhafızları da, saldırının faillerinden unutulmaz ve ölümcül bir intikam alacağını duyurdu. Evet Trump’ın Amerika’ya başkan olmasıyla birlikte İsrail’in Ortadoğu projesi daha da hızlandı. Önce Irak’ı, Suriye’yi ve Yemen’i iç savaşa sürüklediler. Sonra Türkiye’yi de aynı şekilde Gezi olayları, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimiyle iç savaşa sürükleyip bölüp parçalamak istediler. 

Amerika'nın İran üzerindeki oyunu 

Allah’a şükürler olsun Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ve milletimizin sayesinde İsrail’in, Amerika ve Avrupa’nın oyunları şimdilik bozuldu. Şimdilik diyorum çünkü henüz bu ülkelerin, ülkemiz üzerindeki oyunları son bulmuş değil.  O yüzden derim ki hepimiz ülkemiz üzerinde oynanmak istenen pis oyunlara karşı çok uyanık olalım. Türkiye’de başarılı olamayan İsrail, Amerika ve Avrupa şimdi İran’ı karıştırmaya başladı. Amerika o kadar uyanık ki, İran’ı karıştırmak İçin Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni kullanıyor. Yani istiyorlar ki İran, meşru müdafaa hakkını kullanarak Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne saldırsın veya bu ülkelerde eylemlerde bulunsun. Daha doğrusu Suudi Arabistan ile İran’ın savaşmasını istiyorlar. 

Yeni bir savaş kaçınılmaz görünüyor 

Artık İran’la Suudi Arabistan savaşı kaçınılmaz görünüyor. Kardeşlerim, beni üzen şey Müslümanların haçlı topluluğunun fitnesine gelmesi. Müslümanlar, İsrail ve Amerika’nın oyununa gelip birbiriyle savaşmamalı. Müslümanlar, Hristiyanlar gibi birlik ve beraberlik içinde olmalı. İşte görün İsrail ve Amerika, başta Suudi Arabistan olmak üzere tüm Arap liderlerini istediği gibi kullanıyor. Allah aşkına şuurlu bir Müslüman kendisini kullandırır mı? Şuurlu Müslüman sırf İsrail ve Amerika istiyor diye Müslüman kardeşinin başına bomba yağdırır mı? İpleri İsrail ve Amerika’nın elinde olursa bunlar her pisliği yaparlar. Bundan sonra kimse Ortadoğu’ya barışın geleceğini filan düşünmesin. Öyle gözüküyor ki Ortadoğu’da İran’la Suudi Arabistan’ın savaşına şahit olacağız. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ARAP LİDERLERİNE UYANMAYI VE ŞUURLU OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH RUHUNU İSRAİL VE AMERİKA’YA TESLİM ETMİŞ OLAN ARAP LİDERLERİNİ MÜSLÜMAN TOPLULUĞUNUN BAŞINDAN BİR AN ÖNCE AL AŞAĞI ETSİN. ALLAH İSLAM COĞRAFYASINA HUZUR VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


İzmir’i almak istiyorsanız  -Güneş Gazetesi


AK Partiye mensup bazı kişilerle yerel seçimler üzerine uzun uzun sohbet ederken konu İstanbul, Ankara ve İzmir’den kimlerin aday olacağına geldi. Herkes kendince yorum ve tahminde bulunurken, İzmir’den kimin aday olacağı daha da merak konusuydu. Bana, “Hocam sizce İzmir’den kim aday olmalı? İzmir’i CHP’den kurtarabilir miyiz” diye sordular. Ben de şöyle karşılık verdim:  Önce adayları görmek gerekir. Adayları görmeden yorum yapmak doğru olmaz. İzmir’in diğer vilayetlere göre farklı bir mizaca sahip olduğunu göz ardı etmemek gerekir. İzmir halkı değerlerine sahip olduğu gibi sıkıntıya hiç gelmez. İzmir halkı modern ve rahatlığı sever. Tuttuğunu da kolay kolay bırakmaz. Zaman zaman Cumhuriyetçi laik olduğunu iddia eden CHP’li olmayı huy edinmiş İzmir’li arkadaşlarla sohbet ederken, Aziz Kocaoğlu’ndan memnun olmamalarına rağmen sırf CHP’li olduğu için Aziz Kocaoğlu’na tahammül edip oy verdiklerini söylüyorlar. Yani AK Parti, Aziz Kocaoğlu’nun karşısına İzmir’de sevilen, modern bir ismi aday göstermeli. 

İzmir adayı şimdiden belirlensin 

Açık konuşmak gerekirse Devlet Başkanımız Erdoğan’ın yerinde ben olsam şu an İzmir Ticaret Odası Başkanı olan Mahmut Özgener’i AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı yapar ve hemen ilan ederim. Hele hele CHP’lilerin bir birini yedikleri bu günlerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayını belirleyip açıklamak bence çok isabetli olur. İzmir Adayı şimdiden belli olursa halka projelerini anlatma imkanı olur.  Ben bunları anlatınca, çoğu AK Partili'ler, “Hocam valla çok doğru söylüyorsunuz” dedi. Evet AK Parti İzmir’i almak istiyorsa benim tavsiyem Mahmut Özgener ismini düşünsünler. “Peki Hocam İstanbul ilçeleri ne olur?”   Valla Devlet Başkanımız Erdoğan’ın ve AK Partili yöneticilerin yerinde yine ben olsam şu an İstanbul Büyükşehir ve bazı ilçe belediye başkanlıkları için aynı kişileri aday göstermem. Mesela Üsküdar, Beykoz, Eyüp gibi büyük semtlerde çoğu belediye başkanını tekrar aday gösterip seçmenin karşısına çıkarmam. 

Şer odakları tekrar palazlanır 

Kendi partinizin üyeleri, kendi belediyelerinizle ilgili şikayetlerde bulunuyor. Kibir, saltanat ve ukalalık başını almış gidiyor. Neyse o konuda fazla bir şey söylemeyeyim. İnşallah yakın zamanda Devlet Başkanımız Erdoğan’la bir araya gelirsem İstanbul ilçeleriyle ilgili çok şeyler söyleyeceğim. Bakın efendiler bu seferki yerel seçimler daha önceki seçimlerden önemlidir. İstanbul, Ankara gibi belediyeleri başka partilere kaptırırsanız hem partinizde hem de seçmeninizde büyük moral bozukluğu olur. O zaman da birilerine gün doğar. FETÖ'cüler gibi şer odaklar tekrar palazlanmaya başlar diyerek uyarılarımı yaptım ve sohbet sona erdi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI OLANLARI BAŞIMIZA GETİRSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE HAYIRLI HİZMETLERDE BULUNAN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Sendikanın havaalanı provokasyonu  -Güneş Gazetesi


Arkadaşlarla sohbet ederken bana İsanbul Yeni Havalimanı'nın açılışının 29 Ekim’de gerçekleşmeyeceğini söylediler. “Hayırdır nereden biliyorsunuz? Kim söyledi size Yeni Havalimanı'nın 29 Ekim de açılmayacağını” diye sordum. “Valla Hocam sosyal medyadan takip ediyoruz. İşçiler greve gitmiş. İşçiler greve gittiği için işler yavaşlamış” gibi şeyler söylediler.  Peki evladım isçiler neden greve gitmiş? “Hocam çalışma şartları zormuş ve ölümler olmuş ondan dolayı greve gitmişler.”  Yani 4 yıldır devam eden inşaatta, ölümler oluyor, kazalar oluyor, çalışma şartları zordu, bütün bu sıkıntılar yıllardır dile getirilmedi, işin bitimine az bir süre kala ölüm, kaza, zor şartlarda çalıştıkları şimdi akıllarına geldi öyle mi? Vay be tam havaalanı açılıcakken işçiler birden zor şartlarda çalıştığını hatırlayıp greve gitti.  

İşçileri üzerinden provokasyon 

Alın teriyle namusuyla çalışan, emeğini ortaya koyan işçi kardeşlerimizin hiç birinin burnunun kanamasını istemem. Hayatını kaybedenlere Allah rahmet eylesin, yaralananlara da Allah şifalar versin. Yalnız 30 bin kişinin çalıştığı büyük bir şantiyede her ne kadar tedbirler alınırsa alınsın yine de kazalar kaçınılmaz oluyor. İş verenden önce işçi kendi tedbirini kendisi almalıdır. Kardeşlerim derim ki 29 Ekim’de açılacak olan Yeni Havalimanı inşaatında çalışan işçilerin grevi bence sendikaların bir oyundur. Sendikalar akıllarınca işçileri provoke edip hükümeti zora sokmak istiyor. Sendikaların arkasında olan CHP ve PKK’nın siyasi kolu olan HDP, “Bakın görüyor musunuz hükümet sözünü tutmadı. Hükümet 29 Ekim’de 3’cü havalimanını açacaktı görün bakın açamadılar işte” diyecekler. Zaten havalimanın inşaatının bitmesi sendikaların işine pek gelmez. Havalimanı inşaatı bitince çalışanların sayısı doğal olarak azalacağından dolayı sendika yöneticileri işsiz kalacakları için grev yapıyorlar. 

Türkiye'nin büyümesini kimse engelleyemez 

Her ne olursa olsun, gezi olaylarında olduğu gibi kimler nasıl provake ederse etsinr hükümet sözünü tutacak ve 29 Ekim’de İstanbul Yeni Havalimanını açacaktır. Bittiğinde ise dünyanın en büyük havalimanı olacaktır. Türkiye’nin, Türk Hava Yolları'nın büyümesini kimse engelleyemez. Bakın Türk Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, “Daha da büyüyeceğiz, önümüzdeki yıl filomuza büyük uçaklar katılacak, dünya ülkeleri bize gıptayla bakıyor” diyor. Millet olarak bizlerde ülkemizin büyümesinden, gelişmesinden gurur duymalıyız. Bilinçli olarak ülkemizin büyümesini ve gelişmesini engelleyen kişilerinde kanından şüphe ederim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZİN GELİŞMESİNE, DEVLETİMİZE VE MİLLETİMİZE FAYDALI OLAN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Stokçuların düşmandan ne farkı var!  -Güneş Gazetesi


Hatırlarsanız Amerikan Başkanı Trump, Papaz Brunson’u bahane ederek Twitter hesabından Türkiye’yi açıkça tehdit etmişti. Trump, tehditvari bir şekilde, “Türkiye Papaz Brunson’u serbest bırakmazsa yaptırımlar yaparız, Türkiye’nin ekonomisini çökertiriz” demişti.  Trump’ın haddini aşan tehditvari sözleri Ülkemizdeki yabancı yatırımcıları korkuttu. Ülkemizde yatırımları olan yabancıların çoğu, Trump’ın bu sözlerini tehdit ve uyarı olarak görüp zararına da olsa yatırımlarını ülkemizden çekti. Dolayısıyla yabancı yatırımcılar, önlerini göremediklerinden ve tedirgin olduklarından dolayı yatırım için ülkemize gelemiyor.  Allah’a şükürler olsun Devlet Başkanımız Erdoğan, bu pis oyunların üstesinden yavaş yavaş gelmeye başladı. İnşallah yakın zamanda ülkemiz selamete çıkacak. Amerika, İsrail, Almanya, Fransa gibi ülkelerin, ülkemiz üzerinde pis oyunlar oynadığını bilmeyen yok. Zaten Amerikan Başkanı Trump açıkça Türk ekonomisini çökerteceğini söylüyor. 

Fırsatçılar cezalandırılmalı 

Peki ya bu sıkıntılı günümüzde dövizin yükselmesini fırsat bilen bazı iş adamları ve esnafların, sattıkları ürünlere zam üstüne zam yapmalarına, ellerindeki malları stoklamalarına, raflardaki ürünlerin etiketiyle oynamalarına ne demeli? Bu fırsatçıların Türkiye düşmanlarından ne farkı var? Bunların yaptığı hainlik değil mi? Gözünü para bürümüş olan bu fırsatçıları önce medyanın önüne çıkarıp rezil etmek ve sonra ellerindeki mallara el koymak gerekmez mi?  Elimde imkan olsa bu fırsatçılara Osmanlı döneminde verilen cezayı vermek isterim. Osmanlı döneminde esnaf, devlet hizmetindekiler ve serbest çalışanlar diye ikiye ayrılırdı. Devletin ihtiyaçlarını karşılayan esnafa, ehli-hıref-i hassa denirdi. Sayıları 2 bini bulan bu grup içinde ekmekçi, helvacı, kazancı, kürkçü, kağıtçı, kuyumcu, çilingir, terzi, aşçı, gibi bir çok meslekten esnaf bulunurdu.  Serbest çalışan esnaf ise loncalara bağlı olarak mal üretir ve satarlardı. Osmanlı Devleti halkın mağdur olmaması için esnafı denetim altında tutardı. Esnaf ürettiği malı devletin belirlediği fiyatın üstünden satarsa o esnaf falakaya yatırılırdı. Yani insanları kandıran, stok yapan esnaf herkesin önünde falakaya yatırılıyordu. Günümüzde falaka filan olmaz ama bu fırsatçılara falakayı aratmayacak ceza verilmeli. Günümüzde bu fırsatçılara ufak bir para cezası verilip geçiliyor. 

Stokçuluk tek kelimeyle hainliktir 

Derim ki insan sağlığını bozan sahte gıda üretip satanları, insanları ölüme götürenleri, Çin’den getirdikleri renklendiricili, tatlandırıcılı ürün satanları, tarım ilacı kullanıp sebze, meyve yetiştirenleri, gıdalarda hile yapan ve ülkemizin kötü gününde fırsatçılık yapanları rezil rüsfa edip çok büyük cezalar verilmelidir.  Kardeşlerim milli olmak lazım milli! Türkiye düşmanlarıyla aynı safta olmak hainliktir. Fırsat bu fırsat deyip mal stoklamak, raflardaki ürünlere zam yapmak tek kelimeyle hainliktir. Sosyal medyadaki hainlere de dikkat etmek gerekir. Dövizin yükselmesiyle Sosyal medyada FETÖ’cülerin, PKK’lıların, CHP ve ajanların olumsuz algı oluşturdukları konuşuluyor. Bu fırsatçılarada yalan yanlış yaygara yapanlara aldırış etmeyin. Bunlar istiyorlar ki Türkiye bir an önce batsın. Türkiye darmadağın olsun. Allah’ın izniyle Türkiye ne batacak ne de darmadağın olacak. Türkiye bağımsız güçlü bir devlet olarak dünyada söz sahibi olacak. Türkiye kurulan yeni dünya düzeninde söz sahibi olacaktır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ MİLLİ VE MANEVİ DUYGULARI GÜÇLÜ OLANLARDAN EYLESİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUN OYNAYANLARI HELAK ETSİN. ALLAH TÜRKİYE DÜŞMANLARININ OYUNUNA GELENLERE UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Yeni Karbelalar yaşanıyor  -Güneş Gazetesi


Suriye’de katliam yapan leş yiyicileri Rusya, Suriye rejimi ve Amerika, çeşitli bahanelerle Suriye’nin İdlib bölgesinde büyük katliama hazırlanıyorlar. Türkiye, komşusu olan idlib’de istikrarsızlığa yol açacağı, sivil kayıpların yaşanacağı ve yeni göç dalgası yaratacağı gerekçeleriyle İdlib’e operasyon yapılmaması için mücadele ediyor.  Leş yiyicilerinin İdlib’e operasyon yapmaması için büyük mücadele veren Devlet Başkanımız Erdoğan, Tahran zirvesinde Putin ve Ruhani’nin gözünün içine bakarak, “Gelin bu masada Suriye’de ölümlerin son bulması için ateşkes ilan edelim, İdlib’e operasyon yapılmasın” dedi. Putin ve Ruhani, tam tersi Tahran zirvesinin hemen ardından İdlib’i uçaklarla bombalamaya başladı. Tabi bu arada Amerika’da boş durmuyor. Amerika’da kurmak istediği Kürt devleti için PKK’nın Suriye kolu olan PYD’ye askeri araç gereç ve silah sevkiyatı yapmaya devam ederken, diğer yandan PYD’ye toprak kazandırmanın peşinde. 

Müslümanlar bugün de katlediliyor 

Ne diyeyim Allah bu zalimleri, leş yiyicileri, dünyayı huzursuz ve yaşanmaz kılanları helak etsin. Allah masum insanları öldürenleri, insanları evsiz, barksız, işsiz güçsüz bırakanların yüzlerini güldürmesin. Düşünebiliyor musunuz? Haram ve oruç ayı olan mübarek Muharrem ayında, Ortadoğu’da İslam coğrafyasında adeta yeni Kerbelalar yaşanıyor. Kerbela’da olduğu gibi Müslümanlar bugün de İslam coğrafyasında katlediliyor.  Tabi bu katliamların yaşanmasında İslam coğrafyasında bulunan sözde Müslüman Yezid’ler de var. Ortadoğu’da hesabı olan İsrail, Amerika, Rusya ve Avrupa ülkelerinin ajanları tarafından beyinleri mezhep safsatasıyla yıkanan sözde Müslümanlar, yine saydığım ülke ajanlarının tahrikleriyle birbirini öldürüyorlar. Kardeşlerim Allah Kur'an-ı Kerim’de, “Benim yolumdan ayrılmayın, başka yollara sapmayın, onlar (yani ehli küfür) sizleri başka yollara saptırır” buyurmaktadır. Peygamber efendimiz ise şöyle buyurmaktadır: “Birbirinizin eksiğini bulmaya çalışmayın, bir birinizin özel ve mahrem hayatını araştırmayın, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırtınızı dönmeyin. Ey Allah’ın kulları kardeş olun kardeş” diyor. 

İyi ve iyiliklerin yanında olun 

Ben de Allah aşkına gelin ırk,dil, meşrep ve mezhep safsatasını bir kenara bırakıp şer güçlere karşı Allah’ın emrine Peygamber efendimizin nasihatlarına uyup bir olalım diyorum. Hz.Hüseyin efendimiz gibi iyilerin ve İyiliklerin yanında, kötülerin ve kötülüklerin karşısında olalım. Eğer Müslümanlar olarak birlik içinde olursak işte o zaman şer güçler Amerika, Rusya, İsrail ve Haçlı topluluğu İslam coğrafyasında kan dökemez. Hatırlarsanız ülkemizi de Gezi olaylarıyla, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimiyle Irak ve Suriye gibi yapacaklardı. Allah’a şükürler olsun ki milletimizin sayesinde şer güçlerin şimdilik bu planı tutmadı. Ancak şer güçlerin ülkemiz üzerindeki hain planları bundan sonra tutmayacak anlamına gelmez. Amerika, İsrail, Almanya, Fransa ve NATO, mezhep safsatasıyla ülkemizi karıştırmanın peşinde olacaklardır. Millet olarak çok ama çok uyanık olmalıyız. Her ağızı laf yapana kanmayın. Her cemaate inanmayın. Sosyal medyada konuşulan her şeye inanmayın. Tahriklere kapılmayın. Çünkü şer güçlerin kullandığı hainler ülkemizi bölüp parçalamak için mesaide. Allah hepsinin boynunu devirsin. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH MÜSLÜMANLARA SAMİMİYET, ŞUUR VE BİRLİK NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Gurur duymalıyız  -Güneş Gazetesi


Haberleri izlerken ekranda son dakika yazısı dikkatimi çekti. Haberin detayında 53 kişinin hayatını kaybettiği Reyhanlı saldırısında, failleri yönlendiren ve Suriye istihbaratıyla irtibatı sağlayan Yusuf Nazik isimli caninin, MİT tarafından Suriye’nin Lazkiye kentinde yakalandığı haberi vardı.  İçimden operasyonu gerçekleştiren MİT personeline, “Bravo sizlere, Allah yokluğunuzu göstermesin” diyerek dua ettim. MİT mensuplarımız, Reyhanlı saldırısında 53 vatandaşımızı katleden Suriye istihbaratının yönlendirdiği kansızı Esad’ın kalesi olan Lazkiye’den paketleyip getirdi. İnşallah inanıyorum ki MİT mensuplarımız, başta FETÖ’cüler olmak üzere diğer hainleride bulundukları ülkelerden paketleyip getirecektir. 

Geçmişiyle gurur duymayan alçaklar 

Benim bir huyum vardır. Taksiye bindiğimde kesinlikle hiç bir taksiciyle konuşup sohbet etmem. Çünkü tanımadığım, bilmediğim kişiyle konuşmak sohbet etmek hoşuma gitmez. Daha doğrusu boş konuşmayı hiç sevmem. Bir yerden eve gitmek için taksiye bindim. Radyodan haberleri dinlerken Taksici birden, “Efendim MİT destek almadan bu operasyonu gerçekleştiremez. Bu adamı belki Rusya bize teslim etmiştir, bizimkilerin böyle operasyonları yapabilmeleri için kırk fırın ekmek yemeleri gerekir” gibi avam, salak ve alçakça yorumlarda bulundu. Mesele ülkem, devletim ve milletim olunca nevrim bir anda döner. Sarf ettiği sözlerinden dolayı bu taksiciye ağzıma ne geldiyse saydım.  Bu alçak, şuursuzların kanı biraz temiz olmuş olsa inanıyorum ki ülkesiyle, milletiyle, askeriyle, polis ve güvenlik güçlerimizin başarılarılarıyla gurur duyarlardı. Geçmişiyle, ecdadıyla gurur duymayan bu alçaklar, her daim ezik ve kompleks içinde yaşarlar. Kardeşlerim Reyhanlı saldırısında 53 vatandaşımızın ölümünde FETÖ’cülerinde parmağı olduğu mahkeme dosyalarında yer aldı. 

Esad'a mesaj niteliğinde operasyon

  Bilhassa 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında devletin içinde, yani Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet teşkilatı, MİT ve diğer istihbarat birimleri, hain FETÖ’cülerden temizlendikten sonra, ülkemizde terör olayları pek yaşanmıyor. Bu birimlerden FETÖ’cüler temizlendikten sonra PKK, DEAŞ gibi terör örgütleri neredeyse yok oldu. Daha önce FETÖ üyelerine karşı son dönemde yürüttüğü başarılı sınır ötesi operasyonlara imza atan MİT, hiç bir ülkeden ve hiç kimseden yardım almadan Reyhanlı canisini ininde bulup ülkemize getirdi. Hemde Esad rejiminin en güçlü kalesi olan Lazkiye’den alıp getirdiler. Katil Esad’a mesaj niteliğindeki bu operasyonla millet olarak gurur duymalıyız. Derim ki, geçmişiyle, atasıyla, ülkesiyle, milli ve manevi değerleriyle gurur duymayan, başkalarının yaptıklarıyla gururlanan haset fesat tiplere Allah şuur versin. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZİ, GÜVENLİK GÜÇLERİMİZİ VE MİLLETİMİZİ HER DAİM GÜÇLÜ KILSIN. ALLAH GÜVENLİK GÜÇLERİMİZE GÜÇ KUVVET VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

 
okumak için tıklayın.


Erdoğan ‘ateşkes’, Putin ve Ruhani ‘katliam’ dedi  -Güneş Gazetesi


Televizyonlarda canlı yayınlanan Tahran zirvesinde İran’ın da Rusya’nın da gerçek yüzü ortaya çıktı. İnsanların, bilhassa İdlib halkının merak ettiği tek şey Rusya ve Esad güçlerinin İdlib’e saldırı düzenleyecek olup olmadığıydı.  Canlı yayınlanan toplantıda Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Rus lider Putin’in ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin gözünün içine bakarak defalarca, “İdlib’e saldırı felaketle, katliamla ve çok büyük bir insani dramla sonuçlanır. Gelin bu toplantıda ateşkes kararı çıksın” dedi. Devlet Başkanımız Erdoğan’ın ısrarla ateşkes teklifine 'silahları bırakın' karşılığı verildi. Erdoğan, idlib’de insanlığın sesi olurken Putin ile Ruhani gerçek yüzlerini ortaya koydu.  Toplantı sonrası Rusya, Suriye rejim güçleri ile birlikte İdlib’i varil bombalarıyla vurmaya başladı. Hastaneler, okullar ve köyler Rus uçakları ve Esad güçlerince bombalanıyor. Hatta Rusya elindeki yeni bombaları İdlib halkının üzerinde deniyor. 

Suriye ve Irak konusunda samimi değiller

  Kardeşlerim açık konuşmak gerekirse kesinlikle Rusya’ya,Amerika’ya, Avrupa ve İran’a hiç bir şekilde güvenmemek gerekir. Bu ülkeler Suriye-Irak konusunda Türkiye gibi samimi değiller. Bunların her şeyi yalan dolan. Rusya, Amerika, Fransa, İran birer leş yiyicilerdir. Barış konusunda Rusya,İran, Amerika ve Avrupa, eğer samimi olsalardı Suriye’de 7 yıldır süren iç savaş çoktan bitmiş olurdu.  Suriye’de, Irak’ta yaşanan iç savaşların asıl nedeni İsrail’in büyük Ortadoğu projesinin ta kendisidir. İsrail, Nil ile Fırat arasındaki bölgeyi İsrailoğulları’na vaad edilmiş topraklar olarak gördüğü için Suriye ve Irakta iç savaşlar yaşanıyor. İsrail Nil ile Fırat arasında bulunan bu toprakları ele geçirmek veya bölüp parçalayarak kendilerine uygun kişilerce yönetilmesini istiyor. İşin gerçeği asıl mesele burdur. 

Kimse 'sen niye böyle yaptın' diyemez

  İşin diğer kısmı ise değeri 3 trilyon dolar olan Akdeniz’deki zengin petrol yatakları. Amerika, İngiltere, İsrail, Rusya, Fransa, İtalya hatta Çin doğalgaz rezervlerinin olduğu bölgede konuşlanmış durumda. Kardeşlerim ülkemizin bekası için İdlib çok önemli. Çünkü Amerika, sınır bölgemizde Kürt devleti kurmak istiyor. Amerika’nın 5 bin TIR dolusu ve 5 bin uçakla ağır silahlar verdiği PKK ve PKK’nın uzantıları İdlib, Sincar ve diğer civar vilayetlere Kürt devleti kurmak için yerleşti. Türkiye savaşmadan Rusya ve Amerika’yla dengeleri koruyarak sınırımızdaki bu pisliği temizlemek istiyor. Baktık ki bu pislik temizlenmiyor. İşte O zaman Türkiye, Afrin ve Fırat Kalkan’ında olduğu gibi idlib’de de sivil halkı şehirden çıkarıp PKK’lı ve diğer teröristleri temizleyecektir. Sonra da Türkiye’ye kimse sen neden böyle yaptın deme hakkına sahip olamaz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DÜNYA’NIN HUZURUNU BOZAN VE MASUM İNSANLARI ÖLDÜREN LEŞ YİYİCİLERİNİ HELAK ETSİN. ALLAH MÜSLÜMAN TOPLULUĞA ŞER GÜÇLER KARŞISINDA BİRLİK VE BERABERLİK NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Milli şuurun kazandırdıkları  -Güneş Gazetesi


Nereden nerelere geldik. Almanya’dan, Hollanda’dan, Fransa’dan, İngiltere’den ve Amerika’dan tank, silah, insansız hava aracını alamazdık. Hatta parasını peşin vermek istememize rağmen bize silah satmazlardı. Bu ülkeler bize, “Efendim kongre istediğiniz bu silahları size satmamıza müsade etmiyor” derlerdi. Peşin parayla Almanya’dan tank almamıza rağmen Almanya, “Efendim bu tankları siz PKK’ya karşı kullanırsınız” diyerek bize teslim etmemişti. Yani paramızla dahil bize silah vermeyen bu ülkeler, terör örgütü PKK’ya çok sayıda uçak ve tırlar dolusu en ağır silahları bedava verdiler.  Kötü ev sahibi kiracıyı mal sahibi yaparmış misali Allah’ımıza şükür olsun şimdi askeri ihtiyaçlarımızın yüzde 70 ini kendimiz üretir duruma geldik. Türkiye yerli ve milli olarak tankından korvetine, helikopterinden tüfeğine tüm savunma ihtiyaçlarını kendi karşılayabilir hale geldi. Devlet Başkanımız Erdoğan’ın milli şuurla harekete geçmesiyle Türkiye, MİLGEM Korveti, Altay Tankı, Atak Taaruz Helikopteri, Anka ve Bayraktar İHA’ları, Hürkuş eğitim uçağı, Göktürk-1 uydusu, Milli Piyade Tüfeği, zırhlı araçlar ve güdümlü füze sistemleri ve sınır güvenlik sistemleri üretiyor. 

Türkiye'nin güçlenmesini istemiyorlar 

İnşallah 2 yıla kadar uçak gemimizi ve savaş uçağımızı üretmiş olacağız. Ürettiğimiz bu askeri araç ve gereçleri sadece kendimiz için değil, başka ülkelere de satıyoruz. Bakın Amerika bir papazı bahane ederek proje ortağı olduğumuz ve parasını peşin ödememize rağmen F-35’leri bize teslim etmiyor. Amerika, İsrail ve Avrupa Türkiye’nin güçlü olmasını istemiyor. Türkiye’nin askeri güce sahip olmasını istemiyorlar. İstiyorlar ki Türkiye eskisi gibi zayıf olsun ve kullanalım.  Yok yok geçti o günler. Eskisi gibi Türkiye’de kullanacakları hükümetleri göremeyecekler. Çünkü insanlarımız, ülkemiz üzerinde oynanan şerefsizliği, kalleşliği ve pis oyunları görerek milli ve manevi şuura ermiştir. 

Bu liderlerle Araplar bağımsız olamaz

  Gezi olayları, 17-25 Aralık kumpası ve 15 Temmuz darbe girişimi Türkiye’yi bölmek ve eski zayıf Türkiye haline getirmek içindi. Milletimiz bu pis oyunları artık yutmadığı için, Türkiye milli ve manevi şuurla bağımsız olarak yoluna devam ediyor. İsterim ki Türkiye gibi Arap ülkeleri de Amerika’nın, İsrail’in ve ehli küfür Haçlı topluluğunun güdümünden kurtulup tam bağamsız olsun. Ruhunu İsrail ve Amerika’ya teslim etmiş olan bugünkü Arap liderleriyle Arapların bağımsız olması mümkün değil. İnanıyorum ki bir gün Araplar da başlarındaki aptal liderlerden kurtulup bağımsız olacaklardır. İşte o zaman İsrail’in Büyük Ortadoğu projesi çöker. İsrail’in İslam ülkelerini bölmesi ve yönetmesi son bulur. Sonra da ümmet şuuru hasıl olur. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZİ VE ORDUMUZU HER DAİM MUZAFFER KILSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE HAYIRLI HİZMETLERDE BULUNAN HERKESETEN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Yine FETÖ çıktı  -Güneş Gazetesi


Türkiye’yi bölüp parçalamak için FETÖ ve PKK’yla işbirliği yapan, Saddam Hüseyin’in devrildiği sırada Irak’ın merkez bankasını yağmalayan, PKK terör örgütüne destek olan, Kandil’de terör örgütünün kıyafetini giyip eline silah alıp askerlerimize karşı savaşan, Andrew Craig Brunson denen din adamı olduğu iddia edilen bu papaz, aslında Amerika’nın 20 yıl önce ülkemize gönderdiği bir ajandır.  FETÖ’cü hainlerin 15 Temmuz darbe teşebbüsünde rol oynayan bu papazın, terör örgütleriyle birlikte gerçekleştirdiği hainlikler ortaya çıkınca doğal olarak hapse girdi. Papazın hapse girmesiyle Amerikan yönetimi ve Trump küplere bindi. Trump yönetimi Türkiye’ye, “Saat 18’e kadar papaz Brunson’u serbest bırakmazsanız size yaptırım uygularız” tehditlerinde bulunmuştu. Evet, Amerika en güvenilir müttefiki olan Türkiye’ye yaptırımlar uyguladı. 

Papazı bahane ediyorlar 

Proje ortağı olmamıza ve parasını peşin vermemize rağmen Amerika F-35 savaş uçağını Türkiye’ye teslim etmiyor. Gezi olaylarında, 17-25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da amaçlarına ulaşamayan Amerika şimdi papazı bahane ederek Ülkemizin ekonomisini çökertmek istiyor. Allah’ımıza şükürler olsun Amerika’nın bu pis oyunu şimdilik tutmadı.  Amerika’yla gergin olduğumuz tam bu sırada birileri Amerikan Büyükelçiliğine silahlı saldırıda bulundu. Etrafımdaki dostlarım, “Hocam hayırdır neler oluyor? Bu saldırıyı kimler yapmış olabilir” diye sordular. Çevremdeki dostlarıma, “Merak etmeyin güvenlik güçlerimiz bu tahriki, bu aptallığı yapan kişileri mutlaka bulur. Bana göre bu aptallığı birileri Amerika’yla aramızı iyice germek için yaptırmışlardır” dedim.  Evet dediğim gibi birileri, bayatlamış yöntemlerle Türkiye ile Amerika’nın arasını iyice germek için Amerikan büyükelçiliğine silahlı saldırıda bulundu. Peki Bu saldırının arkasından kim çıktı biliyor musunuz? Her şerefsizliğin pisliğin arkasından çıktığı gibi yine FETÖ’cüler çıktı. Hatta Amerikalı bürokratların tanıdığı birisi çıktı. Elçiliğe saldıran Şüphelilerden Ersin Bayram’ın telefonunda Amerika’nın eski büyükelçisi John Baas’la çekilmiş fotoğrafı ve FETÖ elebaşının talimatlarını yayımlayan herkul.org uygulaması çıktı. Ayrıca bu saldırganın kurduğu şirketlerin FETÖ bağlantılarıda ortaya çıktı. 

Gerçekler yavaş yavaş ortaya çıkıyor 

Kardeşlerim görün ülkemiz üzerinde dönen pis oyunları. Görün 40 yıldır dini söylemleriyle milletimizi kandıran münafık FETÖ’cülerin gerçek yüzünü. Amerika ve İsrail, şerefsiz FETÖ’cüleri yetiştirdi. Şimdi ise amaçları doğrultusunda istedikleri gibi kullanıyorlar. Kendi elçiliklerine saldırmak için bile kullanıyorlar. Yıllardır yakın çevreme ve dostlarıma, ASELSAN cinayetlerinin ve genç mühendislerin ölümlerinin, Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazasının, bir çok eylem ve cinayetlerin arkasında FETÖ’cüler olabilir demişimdir. Zaman beni haklı çıkarıyor.  Devletin içinde FETÖ’cüler temizledikçe gerçekler yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Yani Geçmişte yaşanan tüm bu pisliklerin cinayetlerin arkasından FETÖ’cülerin parmağı olduğu çıkıyor. Elbette FETÖ’cüler, bu cinayetleri İsrail ve Amerika’nın talimatları doğrultusunda işlemişlerdir. Bu münafık FETÖ’cülerin hainlikleri sadece bizim ülkemizde değil, bulundukları tüm ülkelerde Amerika’nın İsrail’in talimatıyla her pisliği yapacaklardır. Devlet Başkanımız Erdoğan, dünya liderlerini bu konuda boşuna uyarmıyor. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZE HAİNLİK YAPANLARI HELAK ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZİ VE TÜM MÜSLÜMANLARI MÜNAFIKLARIN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Satılmış şuursuz liderler  -Güneş Gazetesi


Aman Allah’ım döviz başını aldı gitti, ülkemizin ekonomisi ne olacak?  Suriye’de yaşanan iç savaş ve Suriye’deki leş yiyici akbabaların pay alma mücadelesi, geri zekalı aptal Arap yöneticilerin aşağılık tutumları ve Trump’ın zevzeklikleri derken dünyanın çeşitli yerlerinde yaşanan zulümlerden, katliamlardan haberdar değiliz.  Suudi Arabistan’ın Yemen’de öldürdüğü bebeklerden, İsrail’in Gazze’deki katliamlarından, Kudüs’teki çatışmalardan kimsenin haberi yok. Bugün konuştuğumuz, tartıştığımız her şey tek kelimeyle bu dünyayla alakalı. Ya vicdan, merhamet, ahiret korkusu nerede? Onların hepsi içimizde körerip yok oldu. Peki ya Çin’in yaptığı zulümlerden haberdar mıyız? Çoğumuzun haberdar olduğunu sanmıyorum. Çin, Doğu Türkistan’daki 25 milyon Müslümana acımasızca işkence yapıyor. 

Azap görmek Müslümanların kaderi mi? 

Çin işkencesi böyle olurmuş dedirtircesine Müslümanlara işkence yapıyor. Kominist rejim Çin, Doğu Türkistanlı Müslümanların İslam dinini yaşamalarına yasak koydu. Müslümanları İslam dinini inkar etmeye zorluyor. Müslümanlara dini inkar eden bir belge imzalatıyorlar. Belgeyi imzalamayan Müslümanlar, Çinli askerler tarafından kamplara alınıp işkence ediliyor. Yıllardır süren bu zulme nihayet geçte olsa Birleşmiş Milletler insan hakları tepki gösterdi. Eğer zulüm görenler Müslüman değil de Hristiyan, Yahudi veya diğer putperestler olmuş olsaydı işte o zaman dünya ayağa kalkar ve müdahale edilirdi.  Uygur Türklerinin gördüğü zulümler sadece Müslüman oldukları içindir. Peki Müslümanlar hep böyle Haçlı topluluğu tarafından azap mı görecek? Azap görmek Müslümanların kaderi mi? Neden Çin’de yaşanan bu zulme, soykırıma Müslüman ülkeler ses çıkarmıyor?  Hrıstiyan kuruluşların Müslümanların çektiği çileyi gündeme getirmesinden İslam ülkeleri utanç duymuyorlar mı? 

Türkiye'den başka kimse tepki göstermedi 

İslam ülkelerinin liderlerinde utanma yok. Bunlarda utanma, sıkılma, edep, şuur olmuş olsaydı, bügün hiç bir Müslümanın burnu kanamazdı. Peygamber Efendimiz, İslam tek bir millettir der. Dünyada 63 tane islam ülkesi var. Bu 63 tane İslam ülkesinin hiçbirinin arasında muhabbet yoktur. Hepsi de bir birini bir kaşık suda boğacak gibi. Ee Amerika ve İsrail’ in içlerine fitne ve fesat tohumları ektiği bu ahmaklardan başka ne beklenir ki? Bu salak Arap liderletinin neredeyse hepsinin de ipi İsrail ve Amerika’nın elinde. Hepsi de satılmış, bir yerlerinden korkan zavallılar. İşte İslam ülkelerindeki bu dağınıklıktan dolayı Haçlı topluluğu Müslümanlara azap ediyor, soykırım yapıyor, ülkelerinden sürüyor. İşte Çin’in desteklediği budist Myanmar devleti, aynı zulmü soykırımı Arakanlı Müslüman kardeşlerimize yaptı, yapmaya da devam ediyor. Budist rahipler tarafından topraklarından kovulan, canlı canlı yakılan Arakanlı Müslüman kardeşlerimiz soykırıma uğruyor. Budist Myanmar devletinin bu zulmüne Türkiye’den başka hiçbir İslam ülkesi tepki göstermedi. Bırakın tepki göstermelerini, Bangladeş’e sığınan bir milyonu aşkın Müslümana yardım bile etmiyorlar. Sanmayın ki bu kader. Bu kader filan değil, İslam ülke liderlerinin şuursuzluğu ve satılmışlığıdır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH İNŞALLAH HEPSİNE ŞUUR, İMAN, HİDAYET NASİP EDERSE KENDİLERİNE GELİP ÜMMET OLARAK BİR ARADA OLURUZ. ALLAH HAÇLI TOPLULUĞUNA KARŞI MÜSLÜMANLARA MUZAFFERİYET NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Hedef kullanacağı zayıf Türkiye  -Güneş Gazetesi


Son günlerde karşılaştığım dostlarımla sohbetlerimizde konu Türkiye ile Amerika arasındaki siyasi gerginlik, Rusya’yla, İran’la,Çin’le ilişkilerimiz ve dövizin yükselmesi oluyor. Sohbet esnasında bana, “Hocam, sizce Amerika’yla ilişkilerimizin bozulması doğru mu? Papazı serbest bıraksak ne olacak ki? Rusya’yla, İran’la, Çin’le işbirliği yapalım, sizce bu ülkelerle müttefik olmamız doğru olur mu? Hocam bakın Amerika, Rusya’dan S-400 füzesi alıyoruz diye bize F-35 savaş uçağını vermiyor” gibi sorular soruyorlar.  Benim de her zaman olduğu gibi cevabım net. Kardeşlerim bakın o Amerikalı sözde din adamı olduğu iddia edilen papaz Andrew Brunson, Trump’ın dediği gibi masum filan değil. Andrew Brunson denen sözde bu papazın, Amerika’nın Irak’ı işgali sırasında Irak’ın merkez bankasını yağmaladığı resimleri, PKK terör örgütüyle sıkı fıkı olduğu ve PKK terör örgütünün kıyafetiyle Kandil’de teröristlerle çekilmiş resimleri televizyon ve gazetelerde yer aldı. 

Darbe girişiminde aktif rol 

Bu papazın işlettiği diriliş kilisesinde PKK’lı teröristleri eğittiği ve gizli toplantı yaptıkları dava dosyalarında yer aldı gibi, ayrıca FETÖ’cülerlede beraber ilişki içinde olduğu, FETÖ ve PKK arasında arabuluculuk yaptığı, 15 Temmuz darbe girişiminde aktif olduğu dava dosyalarında yer aldı. Şimdi soruyorum sizlere ,bu şerefsizliği yapan biri nasıl serbest bırakılır? Papaz görünümlü bu şerefsizi Amerika ülkemizi karıştırmak için ajan olarak göndermiştir. Şimdi Amerika bu papazı kurtarmak için konuyu devlet meselesi haline getirdi. Kardeşim bizim devletimizin onuru, gururu, yasaları yok mu da Amerika papazı hemen serbest bırakın diye diretiyor? Neymiş efendim Türkiye Rusya’dan S-400 füzesi almasınmış. Ey Amerika, biz sizden Patriot istediğimizde vermediniz, insansız hava aracı istediğimizde vermediniz, ağır silahlar istediğimizde vermediniz, proje ortağı olmamıza ve parasını peşin vermemize rağmen F -35 savaş uçağını vermiyorsunuz. Biz sizin neyinize güveneneceğiz?   Terör örgütü PKK’ya uçaklar TIR'lar dolusu ağır silah veriyorsun? Türk devletine vermiyorsun? Türkiye’yi hizaya getirmek için aklınızca Türkiye’nin ekonomisini batırmak için her pisliği yapıyorsunuz. Açıkça Türkiye’ye yatırım yapan şirketleri tehdit edip Türkiye’den çıkmalarını istiyorsunuz? Bu mu sizin dostluğunuz müttefikliğiniz? Hay sizin gibi dosta, müttefikliğe. Evet açık konuşmak gerekirse ben Rusya’ya, İran’a ve Çin’e güvenmem. Devletimizin de çok güvendiğini sanmıyorum. Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, çok hassas ve dengeli politika yürüterek üzerimizde oynanan pis oyunları bertaraf etmeye çalışıyor. Reflekslerimizi sağlam tuttuğumuz müddetçe bu ülkelerle iyi ilişkiler içinde olmamızda hiç bir sakınca yok. Allah’a çok şükür Türkiye kimseye muhtaç olmadan kendi askeri araç gereçlerini, tankını, helikopterini, insansız hava aracını, uçak gemisini, üretiyor. Yakında inşallah kendi savaş uçağımızı da üretmiş olacağız. Yani yakın zamanda Türkiye’nin askeri araç gereç bakımından kimseye ihtiyacı olmayacak. Amerika’da karşısında istediği gibi kullanacağı zayıf Türkiye değil, güçlü bir Türkiye görecektir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUN OYNAYAN ŞER ODAKLARI HELAK ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZİ HER DAİM GÜÇLÜ KILSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Hepsini vatandaşlıktan çıkarın  -Güneş Gazetesi


Haberleri izlerken birden son dakika yazısı gördüm. Son dakika yazısında Fetullahçı terör örgütünün sözde hava kuvvetleri imamı Adil Öksüz’ün Kardeşi Kemal Öksüz’ün Ermenistan’da yakalandığı yazıyordu.  Allah Allah bu adamın ismi kiminle anılıyordu derken birden Kemal Kılıçdaroğlu ile anıldığı aklıma geldi. FETÖ’cü terörist Kemal Öksüz‘ün 17-25 Aralık darbe girişimi öncesinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Amerika’da görüştüğünü hatırladım. Kemal Öksüz denen bu FETÖ’cü terörist, Türk güvenlik güçleri tarafından aranırken, aynı zamanda Amerika’da sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan kırmızı bültenle de aranıyordu. Ermenistan bakalım bu teröristi bize mi? Yoksa Amerika’ya mı teslim edecek? Bunu hep beraber göreceğiz. 

Kılıçdaroğlu dua etmeye başlamıştır 

Kim bilir belki şu sıralar Kemal Kılıçdaroğlu, 17-25 Aralık darbe girişimi öncesi Amerika’daki sır görüşmelerin ortaya çıkmaması ve Öksüz’ün Türkiye’ye teslim edilmemesi için inancı doğrultusunda dua etmeye başlamıştır. Eğer Öksüz Türkiye’ye teslim edilirse işte o zaman Kemal Kılıçdaroğlu yandı demektir. Kardeşlerim FETÖ’cü teröristler, PKK’lı teröristler gibi rengi, şekli belli olmayan bukalemun gibi yaratıklardır. Bu hainler, hiç bir zaman sinsi faliyetlerinden vazgeçmeyeceklerdir. Bulundukları veya kaçtıkları ülkelerde ülkemizi bölüp parçalamak için fırsatını bulduklarında yeniden hainliğe kalkışacaklardır. Bu hainlerin, henüz devletin içinden temizlendiğini sanmıyorum. Bu hainler tekrar palazlanana kadar CHP ve İP‘ te olduğu gibi değişik partilerde faaliyet içinde olacaklardır. 

Hak ettikleri cezayı çeksinler 

Yurtdışına kaçan FETÖ’cülerin alenen Türkiye’ye karşı düşmanlıklarını medyadan hep beraber takip ediyoruz. Yani Türkiye’ye karşı her türlü pisliği yapmak ve Türkiye’ye zarar vermek için bulundukları ülkelerde lobi çalışmaları yaptıklarıda bilinmektedir. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu üzülecek ama ben derim ki, ülkemizdeki FETÖ’cü hainler hak ettikleri cezayı çeksinler. Amerika, Avrupa, İngiltere ve değişik ülkelerde bulunan FETÖ’cüleri Türkiye’ye iade etmeyeceklerine göre o zaman bu hainlerin Türkiye ile bağlantıları tamamen kesilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından hepsi çıkarılmalıdır. Bu hainlerin Türkiye ile bağlantıları kesilirse hiç olmazsa bulundukları ülkelerdeki etkinlikleri biraz olsun ortadan kalkmış olur. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZE HAİNLİK YAPANLARI HELAK ETSİN. ALLAH FETÖ’CÜ GİBİ MÜNAFIKLARI DA HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


İngilizler 3. Havalimanının açılmasını bekliyorlar  -Güneş Gazetesi


Bir davet üzerine İngiltere’nin başkenti Londra’ya gittim. Beni ülkelerine davet eden dostlarım, uçuş biletimi kendi havayolu şirketlerinden almak istiyorlar. Ben de kendilerine Kesinlikle Türk Hava Yolları'ndan başka hiç bir havayolu şirketiyle uçmayacağımı söyleyince biletimi hemen Türk Hava Yolları’yla değiştiriyorlar. “Neden hep Türk Hava Yolları'yla uçmak istiyorsunuz? Başka havayollarını deneseniz olmaz mı? Bizim havayolları da iyidir” diyorlar ve ben de kendilerine, “Uluslararası havacılık kurumları tarafından Türk Hava Yolları'nın en güvenilir şirket olduğu, uluslararası denetimler sonucunda açıklanmıştır. Hizmet kalitesi ve ikramları helal, taze ve ayrıca dünyanın her yerine aktarma yapmadan gidebilirsiniz” cevabını veriyorum. 

Trump'a müthiş şekilde öfkeliler 

Her şeyden önemlisi Türk Hava Yolları, ülkemizin gurur duyduğu havayolu şirketi olduğu için ben de milli şuurla tercih ediyorum. İnşallah bu yıl 12 adet, önümüzdeki yıl da 50 yeni uçak filoya katılacak. Kaldığım Otelde İngiliz Michael’la sohbet ederken bana üçüncü havaalanını çok merak ettiği için havalimanının açılacağı 29 Ekim gününe bilet alıp ailece İstanbul’a, İstanbul'dan da Fethiye’ye tatile gideceklerini söyleyince bende gururlu bir oturuş hasıl oldu.  Neyse şimdi Londra’da gördüklerimi anlatmak isterim. Öncelikle görüştüğüm İngilizler, Amerikan başkanı Trump’a müthiş derecede öfkeliler. Hatta Trump’ın ruh hastası, narsist ve dünyayı savaşa sürükleyecek politikalar yürüttüğünü söylüyorlar. Trump’ın Türkiye’ye ekonomik saldırılarda bulunmasını eleştiren İngilizler, “Amerika Türkiye’ye haksız yaptırımlarla güvenilmez olduğunu gösterdi” diyorlar. 

Mesut Özil’e destek veriyorlar  

Ayrıca İngilizler, Almanların ırkçı saldırılarından dolayı Türk asıllı futbolcu Mesut Özil’e büyük destek veriyor. Londra’da alış veriş merkezleri oteller Arap turistle dolu. Londra caddelerinde İngilizlerden çok Arap turist var. Bizim ülkemizdeki otel ve esnaf Araplara dua ettikleri gibi İngilizlerde Arapları Veli nimet olarak görüyorlar. Ayrıca İngiltere’nin şartlarına göre İngiltere şu sıralarda ucuz. Londra’yı gezmek görmek isteyenler haftada 6 seferi olan Türk Hava Yolları'ndan erken rezervasyonla ucuz bilet alabilir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE HİZMET EDEN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Asla kendi özünüzden kopmayın  -Güneş Gazetesi


Hollanda’da yaşayan bir dostumla sohbet ederken beni dehşete düşüren şeyler anlattı. Arkadaş, “Hocam Avrupa ülkeleri artık yaşanacak gibi değil. Avrupa son yıllarda zaten Ekonomik olarak da cazip değil. Bir çok arkadaşla konuştuk eğer hanımlarımızı ikna edersek Türkiye’ye yerleşmek istiyoruz. Geç olmadan çocuklarımızı kaybetmeden, çocuklarımız Müslüman olduklarını, dinlerini unutmamadan Türkiye’ye dönmeyi düşünüyoruz. Hocam, bilhassa Almanya, İsveç, Danimarka, Fransa ve Hollanda Müslüman aileleri bölüp parçalıyor. Müslüman aileleri çeşitli bahanelerle dağıtıyorlar. Çocuklarımızı elimizden alıyorlar. Okulda çocuklarımızın beyinleri yıkanıyor. Maalesef uyuşturucuya alışan Türk çocuklarının sayısında artış var. 

Çocuklarımızı elimizden alıyorlar 

Okulda çocuğun canı biraz sıkkın veya çocuk içine kapanıksa hemen 'ailen sana şiddet uyguluyor baskı yapıyordur' iftiralarında bulunup çocuklarımızı elimizden alıyorlar. Çocuğumuzu bizden koparıp koruyucu aile diye sapık, çarpık hayat yaşayan insanların yanına yerleştiriyorlar.   Genellikle Müslüman çocukları lezbiyen ve gay olan kişilerin evine yerleştiriyorlar. Çocuklarımızı Hrıstiyan veya ateist yapıyorlar. Çocuklarımızın bulunduğu adresi tesbit edip görmeye gitttiğimizde bizi mahkemeye çıkartıp hapse atıyorlar. Bu pisliği en çok Hollanda hükümeti yapıyor.” 

Bu pisliği bilinçli olarak yapıyorlar 

Arkadaşın anlattıklarını büyük dehşet içinde dinledim. Bu zulmü bu şerefsizliği yapanlara içimden ne geldiyse saydım. Kardeşlerim Avrupa’nın halini şerefsizliğini görün. Görün bakın Müslüman aileleri nasıl parçalıyorlar. Müslüman çocuğu kendilerine benzetmek için yaptıklarını görün.  Bu Ehli küfür Haçlı topluluğu Müslümanları değil Avrupa ülkelerinde yaşanmasını, Müslümanı kendi topraklarında bile yaşatmıyorlar. İstiyorlar ki İslam dininden olan herkes İslam’dan uzaklaşıp kendileri gibi ateist olsun. Veya kendileri gibi sapık bir hayat yaşasın.  Başaramayacaklar. Çünkü kalbe zuhur eden iman bir daha o kalpten çıkmaz. Allah aşkına soruyorum Müslüman olan bir annenin, babanın evladı, lezbiyen veya gay olan sapıkların yanında yetişmesine büyümesine yürek dayanır mı? Allah aşkına göz göre göre kim evladını ateşe atar?   Tek kelimeyle Almanya ve Hollanda bu pisliği bilinçli olarak yapıyor. Devletimiz de mutlaka Almanya ve Hollanda’yla görüşüp bu pisliği bir an önce temizlemelidir. Biz Müslümanlar nerede olursak olalım kesinlikle ehli küfür Haçlı topluluğunun oynuna gelmemeliyiz. Bizler Müslüman olduğumuzu göğsümüzü gere gere söylemeliyiz. Biz Müslümanlar, Haçlı topluluğunun pis iğrenç oyunlarına karşı bir olmalıyız. Yahudi topluluğu gibi biz Müslümanlar da birlik içinde olmalıyız. Gerçekten samimi duygularla biz Müslümanlar birlik içinde olursak İşte o zaman ehli küfür Haçlı topluluğu kaçacak delik arar. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÇOCUKLARIMIZI SAPIKLARIN ŞERRİNDEN, PİSLİĞİNDEN KORUSUN. ALLAH KALBİMİZDEKİ İMANI HER DAİM VAR ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Şuursuz Müslüman Liderler!  -Güneş Gazetesi


Peygamber Efendimiz, “İslam tek bir millettir, ehli küfür de tek bir millettir” der. Ben de yıllardır sohbetlerimde, televizyon programları ve gazetedeki köşe yazılarımda Peygamber efendimizin bu sözlerini dile getirip Haçlı topluluğuna karşı biz Müslümanların birlik içinde olması gerektiğini söylerim. Ne yazık ki bugün yaşadığımız dünyada Peygamber efendimize yakışan ümmet şuuru yok. Şimdi bana, “Hocam, olur mu öyle şey? Görmüyor musunuz Cuma günleri camiler dolup taşıyor, her yıl binlerce insan Umre’ye ve Hacca gidiyor” diyebilirsiniz? 

İnsanların iman ve ameli konusunda hiç bir şey demiyorum. Şimdi belki bana kızanlar olabilir ama yinede içimden geçeni söyleyeceğim. Evet kalpleri mutlaka Allah bilir. İnsanların Hac ve Umre ziyaretlerinde bulunmaları da çok güzel. Benim söylemek istediğim İslam dünyasında İslami şuurunun olmayışıdır. İslam ülkelerinde, İslami şuur olmuş olsaydı İsrail ve Amerika ‘nın fitnesine kapılıp Müslümanlar hala birbirini öldürmezler.  

İslam dininden uzak yaşıyorlar 

Ya İslam ülkelerinin liderleri? İslam ülke liderlerinin hiçbirinde bırakın İslami şuura sahip olmasını, İslam dininden uzak yaşıyorlar. İslam liderlerinin ipi bugün İsrail ve Amerika’nın elindedir. Bu alçak liderler, İsrail, Amerika ne derse postu deldirmemek ve koltuğu kaptırmamak için onu yapıyorlar.  

Bakın Amerika’nın ve İsrail’in emrinde olan Suudi Arabistan kralı Selman bin Abdülaziz el Suudi, Müslüman kardeş ülke Türkiye’nin altını oymaya çalışıyor. Ülkemiz 40 yıldır PKK terör örgütüyle mücadele ederken, Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan sayesinde 40 yıllık terör belasından tam kurtulmak üzereyken Suudi Arabistan kralı Selman bin Abdülaziz el Suudi, terör örgütü PKK’ya ayakta kalması için 100 milyon dolar bağışta bulundu. 

Suudi kral Selman, elbette 100 milyon doları İsrail ve Amerika istediği için PKK terör örgütüne verdi. Soruyorum sizlere şuurlu bir Müslüman bu pisliği, kalleşliği yapar mı? İpi İsrail ve Amerika’nın elinde olursa haydi haydi her şerefsizliği kahpeliği yapar.  Hatırlarsanız bundan bir kaç ay önce Suudi Arabistan, Amerika ‘dan 300 milyar dolara silah satın aldığında Veliaht Prens Selman denen satılmış tıfıl cahil, “Kürt devleti kurulmalıdır, Kürt devletinin kurulması için biz elimizden geleni yaparız. Türkiye Kürt devletine karşı çıkarsa bir haftada Türkiye’yi haritadan sileriz” demişti? 

Türkiye'yi tehdit olarak görüyorlar  

Bu alçak satılmış cahil tıfıl, koltuğu, saltanatı, korumak postu deldirmemek, Amerika’ya İsrail’e yaranmak için boyundan büyük sözler sarfetti. Tekrar soruyorum şuurlu bir Müslüman, Haçlı topluluğuyla bir olup Müslüman kardeşine kalleşlik yapar mı? Derim ki uyanık olalım uyanık. Aptal olmayalım. Peygamber efendimizin dediği gibi birlik ve beraberlik içinde olalım. Şuursuz olduğumuz müddetçe biliniz ki ehli küfür Haçlı topluluğu, biz Müslümanları mezhep safsatasıyla, cemaatlerle bölüp parçalamaya devam edecektir. İşte Amerika, İsrail ve Avrupa, Devlet Başkanımız Erdoğan’a bu pis oyunları bozduğu, ümmete sahip çıktığı için düşmanlar. Değişen yeni dünya düzeninde Türkiye’yi tehdit olarak gördükleri için bize düşmanlar. Türkiye, bağımsız bir duruş sergilediği için düşmanlar. Bu düşmanlıkların karşısında ümmet şuuruyla durup galip gelmeliyiz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA SAMİMİ DUYGULARLA BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH MÜSLÜMANLARIN İÇİNE SOKULMUŞ FİTNE VE FESATLIĞI YOK EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Sizi Amerika da elimizden alamayacak  -Güneş Gazetesi


Çok şükür hainler tek tek ortadan kaldırılıyor. Bilhassa 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında FETÖ’cüler MİT, Polis, TSK ve devletin diğer birimlerinden temizlendikten sonra, PKK’lılar da nokta atışıyla temizleniyor. Allah’a şükürler olsun Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ve MİT çok önemli operasyonlara imza atarak terör örgütü PKK’nın önemli isimlerini tek tek etkisiz hale getiriliyor. Son operasyonlarda PKK’nın elebaşılarından 'Mam Zeki Şengali' kod adlı İsmail Özden denen terörist öldürüldü. Jetlerimiz bulunduğu kampı bombaladığı sırada kaçmaya çalışırken nokta atışıyla etkisiz hale getirildi. Tabi terör örgütü PKK’nın diğer sözde yöneticileri şimdi sıra bize geldi korkusuyla yaşıyorlar. Ama hiç merak etmesinler. Güvenlik güçlerimiz, bu hainlerden şehit ettikleri on binlerce vatandaşımızın hesabını soracaktır.   Hepsinin akıbetinin İsmail Özden denen terörist gibi olduğunu görmek istiyoruz. Çünkü İsrail ve Amerika’nın desteği ile on binlerce asker, polis ve masum insanımızı şehit eden bu kalleşlerin yaşama hakkı olmamalıdır. Kardeşlerim, devletimiz, kardeş kardeşinin kanını dökmesin, milletimiz din, dil, ırk ayrımı olmadan huzur içinde yaşasın diye çok uğraştı. Hatta Devlet Başkanımız Erdoğan, Başbakan olduğu dönemde çözüm sürecini başlatarak bu terör olayını çözmek için büyük uğraş verdi. Çözüm sürecine başta o dönemde devletin her birimine sinsice sızmış olan FETÖ’cüler, İsrail ve Amerika engel oldu. Terör örgütü PKK’nın elebaşıları, çözüm yerine iyi niyeti istismar ederek Güneydoğu’da sokaklarda hendekler kazdırdılar. İşte bundan dolayı artık bu bu şerefsizlerin yaşama hakkı olmamalıdır diyorum.  Şimdi de katil Esad’a, “Bize küçük de olsa bir Kürt devleti kurmamız için izin ver” diye yalvarıyorlar. Yakındır, sizi dünyaya geldiğinize pişman edeceğiz. Yıllardır sizi köpek gibi kullanan İsrail, Amerika, Avrupa, Rusya, Vatikan ve NATO elimizden  kurtaramayacak. Bu teröristlerin katil Esad’dan Kürt devleti kurmak için yer istemeleri İsrail ve Amerika’nın Ortadoğu projesinin bir parçasıdır. Yani Amerika, İsrail’in büyük Ortadoğu projesini hayata geçirmek için Suriye’nin, Irak’ın bir an önce bölünmesini ve yerine yeni devletler kurulmasını istiyor. Ya Sonra? Sonra İran’a saldırmak. Yalnız İran’a belki Amerika direk kendisi saldırmayabilir. Amerika İran’a Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’ ı saldırtabilir. Ee Amerika ,Suudi Arabistan’a boşuna 300 milyarlık silah satmadı öyle değil mi?  Ne diyeyim, GÜZELİM DÜNYAMIZI YAŞANMAZ KILANLARI ALLAH HELAK ETSİN. ALLAH ŞER GÜÇLERİN, FİTNE VE FESATÇILARIN OYNUNA GELİP ÜLKESİNE İHANET EDENLERİ DE HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. AMİN. 

okumak için tıklayın.


Bayramınız mübarek olsun  -Güneş Gazetesi


Allah nasip ederse inşallah yarın mübarek Kurban Bayramı’na kavuşmuş olacağız. İnşallah Kurban Bayramı’nı bayramın ruhuna göre yaşarız. Anne, baba, yakın akraba, eş ve dostlarımızı ziyaret edip, hayatta olmayan yakınlarımızın kabirlerini ziyaret ederek de bayramın ruhuna erişmiş oluruz. Sanmayın ki bir insan öldüğünde iş bitti. Hayır, ölen kişinin ruhu özgürse mutlaka yakınlarının ziyaretini bekler. Sizler ölülerinizin kabri başında dua ettikçe mezarda yatan kişinin ruhu rahatlar.  Yani mezardaki kişininde ruhu bayram eder. Bazı insanlarımız, “Efendim çalışmaktan yoruldum, tatile gitmek varken şimdi bayram ziyaretleri yapmak olur mu ? Aile büyüklerimi arar diğer yakınlarıma da toplu mesaj atarım olur biter” diyorlar. 

Manevi değerlerden uzaklaştılar 

Hatta bu düşünceye sahip bir delikanlıyla sohbet ederken, “Evladım senin anne ve baban telefon mu? Neden onları ziyaret edip dualarını almıyorsun da tatili tercih ediyorsun?” dediğimde, “Valla Hocam herkes öyle yapıyor ama” cevabını verdi.  Kardeşlerim sosyal medya ve televizyonların insanımızı ne hale getirdiğini görün. Ne yazık ki gençlerimizin çoğu aile kavramından, kültürümüzden, milli ve manevi değerlerimizden uzaklaştı. Bunun sorumlusu başta anne ve babalar sonra ise sosyal medya denen fitne dünyasıdır. Allah aşkına ne olur evlatlarımızı güzel ahlak, milli ve manevi değerlerimize göre yetiştirelim.  Konuyu fazla uzatmadan bir kaç kelime de kurbandan bahsetmek istiyorum. Kardeşlerim Allah  Kur'an-ı Kerim'de, “Sizin kestiğiniz kurbanın eti ve akıttığınız kan bana ulaşmaz. Bana ulaşan Sizin takvanızdır samimiyetinizdir” diyor. Allah için kurban kesmek vacip olan bir ibadettir. Aldığı maaşla geçinen herkes mutlaka Allah için kurban kesmelidir. 

Kurbana eziyet etmeyin 

Kurban kesecek olan kişi biliyor ise kurbanını kendisi kesmelidir. Eğer kurban kesmeyi bilmiyor ise o zaman ehil olan birine vekalet verip kurbanın başında tekbirler getirdikten sonra besmele çekip kesime başlayın. Kurbanı keserken sakın hayvana eziyet etmeyin. Kurban olacak olan hayvana şefkatle yaklaşırsanız o hayvan Allah için kurban olacağını bilir ve kesime direnmez. Kestiğiniz kurbanın etini yıl boyu yemeniz için kendinize saklamayın. Kurban etini fakir ve fukaraya dağıtırsanız sevaba ermiş olursunuz. Ayrıca kurbanınızı vakıf, dernek veya başka kuruluşlara bağışlamayın. Her alanda istismarlar olduğu gibi manevi konularda da istismarlar olabiliyor. Hatırlarsanız önceki yıllarda kurban toplayan vakıf ve derneklerin insanların bağışladığı kurbanları kesmediklerine şahit olmuştuk. Dediğim gibi samimi duygularla Allah için kurban kesmek samimiyetin ifadesidir. Hüznü keder def ola, dilde hicap ref ola, cümle günah af ola, bayram o bayram ola. ŞİMDİDEN KURBAN BAYRAMINIZI KUTLUYORUM. ALLAH CÜMLEMİZE HUZUR İÇİNDE NİCE BAYRAMLAR NASİP ETSİN. ALLAH CÜMLEMİZİN KURBANINI KABUL ETSİN. ALLAH AİLECE, SEVDİKLERİMİZLE BİRLİKTE BAYRAMLARI RUHUNA GÖRE YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Çipras şimdi sıra sende  -Güneş Gazetesi


Hatırlarsanız 1 Mart’ta Edirne’de askeri yasak bölgeyi ihlal ettikleri için tutuklanmışlardı? Tutuklanan iki Yunan askeri, Meryemana dini bayramının kutlandığı zamanda tahliye edilerek ülkelerine döndü. Yunan askerlerinin ülkelerine dönmeleriyle Yunanistan Başbakanı Çipras, “Türk Yunan dostluğu iyi komşuluk ve bölgede istikrar güçlenecek” dedi.  Aslında yaşanan bu türlü olayların ardından siyasilerin diplomatik beyanatlarına pek önem vermem. Benim önem verdiğim tek şey samimiyet ve icraattır. Evet ,Türkiye olarak biz bir jest yaparak casusluk maksadıyla sınırımızı geçen iki Yunan askerini serbest bırakıp ülkelerine gönderdik.  

Yunanistan nasıl karşılık verecek? 

Peki Yunanistan, Türkiye’nin bu jestine karşılık ne yapacak? Mesela Yunanistan 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından kendisine sığınan 8 hain FETÖ’cü askeri bize geri iade edecek mi? Yunanistan, 1996 ve 2006’da düşürdüğü iki F-16 uçağımızın parasını ödeyecek mi? Şehit ve yaralı pilotlarımızın tazminatını ödeyecek mi? 2006’da Yunan pilotunun düşürdüğü uçağın Türk pilotuna verdiği 4 yıl hapis cezasını kaldıracak mı? Yunanistan’dan henüz bu konularla ilgili bir açıklama gelmedi. Gerçi Yunanistan’dan olumlu bir açıklama bekliyor da değilim. Derim ki, ey Çipras, Türk Yunan komşuluğu güçlenecek diyorsun. İyi has bunu anladık. Karşılıklı iyi niyet çerçevesinde dostluğumuzun güçlenmesinde elbette yarar var. Ancak Türkiye’nin jestine karşılık olarak sen ne yapacaksın? 

FETÖ'cü hainleri bize teslim et 

Yani sen elindeki 8 FETÖ’cü haini Türkiye’ye teslim edecek misin, etmeyecek misin? Bunu açıkça söyle. Öyle işine geldiği gibi kuru kuruya dostluktan komşuluktan bahsetmek olmaz. Komşuluğun dostluğun gereğini yap ve elindeki 8 hain FETÖ’cüyü bize teslim et. FETÖ’cülere oturuma izni veren mahkemelerine engel ol. Eğer ilk etapta 8 hain FETÖ’cüyü bize teslim edersen işte o zaman Türkiye Yunanistan arasında iyi komşuluk dostluk olur. Eğer Türkiye’ye karşı gerçekten samimi olursan bölgede istikrar kesin olur. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZLERİ SAMİMİ OLAN DOSTLARLA BİR EYLESİN. ALLAH MÜNAFIK, KALLEŞ, SÖZÜNE GÜVEN OLMAYAN SAHTEKARLARDAN BİZLERİ UZAK EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Tefecilerin Trump’tan ne farkı var?  -Güneş Gazetesi


Son on gündür kiminle karşılaşsam, “Hocam, piyasanın dövizin hali ne olacak? Hocam döviz daha çıkar mı? Hocam, Trump neden Türkiye’ye bu kadar düşman? Hocam, Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan Allah’ın izniyle bu krizden inşallah çıkar değil mi?” gibi sorularla karşılaşıyorum.  Baştan şunu söylemek istiyorum. Milletimiz, ülkemizin üzerinde oynanan siyasi ve sinsi pis oyunların farkında. Milletimiz, ülkemizin üzerinde oynanan pis oyunlar karşısında devletinin yanında. Trump, FETÖ’cü papazı bahane ederek Türkiye’ye düşmanlık yapsın yapmasın hiç önemli değil. Allah’ın izniyle bu düşmanlığı da alt ederiz.  Bence Amerika’nın Trump’ın Türkiye düşmanlığının altında Gezi olaylarıyla, 17-25 Aralık kumpası ve 15 Temmuz darbe girişimiyle yok edemedikleri Devlet Başkanımız Erdoğan var. 

Amerika neden rahatsız oluyor?  Amerika’nın Erdoğan düşmanlığının altında ne var? 

Türkiye, Devlet Başkanımız Erdoğan sayesinde kendi ayakları üzerinde duruyor. Türkiye, Erdoğan sayesinde kendi savunma sanayisini güçlendirdi. Kendi tankımızı, gemimizi, helikopterimizi, insansız hava aracımızı, savaş uçağımızı ve savaş gemimizi yapmamız Amerika’yı rahatsız ediyor. Amerika, Türkiye’ye karşı desteklediği terör örgütlerine müdehale edilmesinden de rahatsız. Yani anlayacağınız Amerika, bundan 16 yıl önce olduğu gibi Türkiye’yi her alanda teslim almak istiyor. Ey Amerika geçti o günler geçti. Allah’a çok şükür bugün Türkiye bağamsız ve kendi ayakları üzerinde duruyor. 

Milli şuurla hareket etmeliyiz 

Kardeşlerim Amerika, Devlet Başkanımız Erdoğan’ı yok edip Türkiye’yi parçalamak için şimdi ekonomimizle oynuyor. Sakın oyuna gelmeyin. İnşallah yakın zamanda bu sıkıntıyı atlatacağız. Bizler bu günlerde milli ve manevi şuurla hareket etmeliyiz. Devlet Başkanımız Erdoğan milli olduğu için Amerika,İsrail ve diğer ülkeler tarafından istenmiyor. Ama millet olarak bizler Devlet Başkanımız Erdoğan’ı yedirmeyiz.  Evet diplomatik nezaketten uzak olan Amerikan Başkanı Trump, sosyal medyada Türkiye’yle ilgili düşmanca söylemleri ve ekonomimize yönelik yaptırımlar yapması sonrasında döviz başını aldı gitti. Trump’ın açıklamalarından sonra dövizin yükselmesindeki en büyük etken, sosyal medyadaki manipilasyon yapan tefecilerdir. Sosyal medyada faaliyet gösteren bu tefeciler, toplumu galeyana getirmek için her türlü yalan yanlış algıyı yapmaktalar. Bu tefecilere göre, “Neymiş efendim devlet, bankalardaki mevduatlara el koyacakmış.” Hükümet bu haberi yalanladıktan sonra devlet birimleri hemen bu hainlere karşı müdahalede bulundu. Şimdi o tefeciler, yargı karşısında hesap verecek. Soruyorum sizlere, sosyal medyada milleti galeyana getiren, döviz kuruyla oynayıp ekonomiye zarar veren bu tefecilerin Trump’tan ne farkı var? Tekrar söylüyorum bizler bugünlerde daha milli olmalıyız. Allah’ın izniyle bu ekonomik krizi atlatacağız. Döviz mutlaka makul seviyeye gelecektir. Ne diyeyim ALLAH ÜLKEMİZE HAİNLİK YAPAN HERKESİ HELAK ETSİN. ALLAH KİM ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNUYORSA HEPSİNİ BAŞLARINA ÇEVİRSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Çaresi idam, idam, idam  -Güneş Gazetesi


Son günlerde gazete ve televizyonlarda Taksim Meydanı’nda uyuşturucu alıp kendinden geçen gençler haber olunca İçişleri Bakanlığı uyuşturucuyla ilgili açıklama yaptı. İçişleri Bakanlığı diyor ki, “Güvenlik güçlerimiz uyuşturucu satıcılarına yönelik yürüttüğü başarılı operasyonlarda, 2018 yılının ilk 7 ayında uyuşturucu satıcısı 127 bin 267 kişiyi gözaltına aldı. Uyuşturucu satmaktan dolayı gözaltına alınan 13 bin 773 kişi tutuklandı”  İçişleri Bakanlığı, güvenlik güçlerinin yaptığı operasyonlarda 45 ton esrar, 10 ton eroin, 251 kilo kokain,13 milyon sentetik uyuşturucu hap ele geçirdiğini açıkladı. Evet İçişleri Bakanlığı’nın zehir tacirlerine karşı yürüttüğü operasyonları destekliyoruz. Gençlerimizi, insanımızı düşünerek samimi duygular içinde görev yapan herkesten Allah razı olsun. Yalnız benim anlamadığım bir şey var. Bu kadar operasyonlara rağmen, neden uyuşturu satıcılarının veya imal edenlerin sonu gelmiyor? 

3 sene 5 sene hapis cezasıyla olmaz 

Bu operasyonlarda satıcılara değilde neden daha derinlere büyük başlara gidilemiyor? Neden ülkemizde her geçen gün uyuşturucuya bağımlılık artıyor? Uyuşturucudan dolayı sokaklardaki ölümlere neden dur denilemiyor?  Uyuşturucu parası bulmak için anne ve babasını öldüren gençlere müdehale edilemiyor? İyi, has 13 bin 773 kişi tutuklandı. Peki ya sonra. Gençlerimizin hayatını karartan, öldüren o şerefsizler, dışarı çıktıklarında aynı şerefsizliği yapmayacaklar mı? Tabiki yapacaklar. Kardeşlerim bu işi öyle üç sene beş sene hapis cezası vererek geçiştirmek olmaz. Ya nasıl olmalı? Tek kelimeyle idam edilmeliler. Para kazanmak için el alemin çocuğunu uyuşturucuya alıştırıp öldüren şerefsizlerin yaşama hakkı olmamalıdır. Kim FETÖ’cüler gibi devletine ve milletine ihanet ediyor, terör eylemlerinde bulunuyor, çocuklara cinsel istismarda bulunuyor, uyuşturucu imal ediyor ve satıyorsa hemen idam edilmelidir. İçişleri Bakanlığının bu açıklamasından sonra Geçtiğimiz hafta jandarma kocaelinde 800 kilo eroin ele geçirdi. Şimdi hükümet, “efendim idam yasasını çıkarmak için yeterli sayımız yok” diyebilir. Ben de diyorum ki bırakın bahaneleri, her ne pahasına olursa olsun idam yasasını çıkarın. Sayı yetmiyorsa o zaman millete gidip idam kanununu çıksın mı çıkmadın mı diye sorup referandum yapılsın. 

Anne ve babalar uyanık olun 

“Ama Amerika, Avrupa Birliği bizi tefe koyar” derseniz. Ben de başlarım sizin Amerika’nıza, Avrupa’nıza derim. Benim milletim benim insanım ölüyor. Benim gencecik çocuklarım ölüyor siz hala Amerika, Avrupa diyorsunuz. Kim bilir belkide ülkemize sokulan uyuşturucuların arkasında Amerika, İsrail ve Avrupa ülkeleri vardır. Bu arada anne ve babalarada iki çift lafım var. Anne ve baba olarak sizler de biraz uyanık olun. Televizyon başında dedikodu ve magazin programları izlemeyi bırakın da çocuğunuzun kiminle arkadaşlık yaptığını, nerelere takıldığını takip edin. Çocuklarınızın ziyan olmasında bence sizlerin de suçu var. Çoğunuz çocuklarınızı güzel ahlak, milli ve manevi değerlere göre yetiştiriyorsunuz. Her şeyi para, mal, mülk, makam, mevki olarak görmeyi bırakın. Güzel ahlak, milli ve manevi değerlere göre yetişen çocuk asla devletine, milletine dinine karşı gelmez. Ana baba katili olmaz. Uyuşturucu bataklığına düşmez. Terörist olmaz. Tekrar söylüyorum gençlerimizi kurtarmamızın tek çaresi idam idam idam. Ne diyeyim KİM SAMİMİ DUYGULARLA UYUŞTURUCUYLA MÜCADELE EDİYORSA ALLAH ONLARDAN RAZI OLSUN. KİM DEVLETİNE, MİLLETİNE İHANET EDİYORSA, TERÖR EYLEMLERİNDE BULUNUYORSA, KÜÇÜCÜK ÇOCUKLARI TACİZ EDİYORSA ALLAH HEPSİNİN BELASINI VERSİN. ALLAH CÜMLEMİZE GÜZEL AHLAK ÜZERİNE YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Yahudi damadın pis oyunları  -Güneş Gazetesi


Daha önceki yazılarımda ne diyordum? Amerika Başkanı Trump’ın damadı ve baş danışmanı olan Yahudi asıllı Kushner, Ortadoğu’yu karıştıracak, Filistinlilere akla hayale gelmeyecek pislikler yapacak dedim değil mi? Maalesef dediğim çıkıyor.  Trump’ın Yahudi asıllı damadı ve baş danışmanı Kushner’in Foreign Policy dergisi tarafından ele geçirilen e- postalarında milyonlarca Filistinli kardeşimizin hayatını nasıl karartacağı ortaya çıktı. Dergide yayınlanan e- postada Kushner’in sinsi planda 6 milyona yakın Filistinliye mülteci statüsü veren Birleşmiş Milletler’in Ortadoğu’daki yardım kurumunu devredışı bırakmayı hedeflediği ortaya çıktı.  Yani Trump’ın Yahudi damadı ve baş danışmanı olan Kushner, Filistinlilerin 1948’den beri İsrail işgali altında bulunan topraklarına geri dönüşünü engellemek. Ürdün’de yaşayan üç milyon Filistinli, artık Filistin topraklarına gidemeyecek. Şimdi ben bu alçaklığa ne diyeyim bilmiyorum. Adam Yahudi kanı taşıyor. Yahudi'den Müslümana hiç hayır gelir mi? Hayır hiç bir Yahudi’den Müslümanlara kesinlikle hayır gelmez. 

Katar'ı işgal etmelerini söyledi 

Zaten Trump’ı Amerika’nın başına getiren de siyonist Yahudi lobisidir. Dolayısıyla Trump, göreve gelir gelmez İsrail’in Ortadoğu projesini bir an önce hayata geçirmek için Yahudi asıllı damadı Kushner’i baş danışman yaptı.  Damat danışman olduktan sonra Ortadoğu’daki İslam ülkeleri birbirine iyice düşman oldu. Bu damadın ilk işi Suudi Arabistan’a 300 milyar dolara silah satması oldu. Damat, Silah satışının ardından Suudi Arabistan’a ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne Katar’ı işgal etmelerini söyledi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Katar’ın terör örgütlerine destek verdiği yalanıyla işgal etmeye ve Katar emirini de öldürmek için operasyona kalkıştı. Neyseki Allah’a çok şükür bu pis oyunu Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan bozdu. Tabi asıl mesele Katar’ın Türkiye ile arasındaki iyi ilişkileri bozmak ve Türkiye’nin Katar’daki askeri üssünü kaldırmaktı. Katar’ın gözünü korkutan Amerika, daha sonra Katar’a 30 milyar dolarlık silah sattı. 

İsrail ve Amerika'nın kuklası oldular 

Bu Yahudi damadın girişimleriyle Amerika, Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’nın bulunduğu Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etti. Kardeşlerim, Amerika’nın İsrail’in Ortadoğu ve Filistin’de yaptığı pis oyunları saymakla bitiremem. Üzüldüğüm kederlendiğim şey İslam ülke liderlerinin İsrail ve Amerika’nın uşağı kuklası olmasıdır. Biz Müslümanlar ehli küfür haçlı topluluğuna karşı birlik ve beraberlik içinde olmamız gerekirken, ne yazık ki bir birimizi öldürüyoruz. Bir birimizin varlığından rahatsız oluyoruz. Müslümanlar olarak Filistin konusunda hassas olmalıyız. Daha iki gün önce terör devleti İsrail, Gazze’yi yüzlerce bombayla vurdu. İsrail, saldırıda hamile bir kadın ve 1.5 yaşındaki bebeği katletti. Göreceksiniz önümüzdeki günlerde İsrail, çeşitli bahanelerle Gazze’de ve diğer Filistin topraklarında katliamlar yapacak. İşte bu ölümlerin, katliamların hepsi büyük İsrail imparatorluğu İçindir. Filistin’in tamamen İsrail toprakları yapmak içindir. Adamlar zaten saklamıyor açık açık söylüyor. Biz Müslümanlarda bu sıkıntılar karşısında Amerika ve İsrail’in fitne ve fesatlığıyla bir birimizi yemekle meşgul olalım. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÖNCE BİZ MÜSLÜMANLARA UYANMAYI, ŞUURLU VE SAMİMİ OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA BİRLİK NASİP ETSİN. ALLAH MÜSLÜMAN TOPLULUĞUN ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN HERKESİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Satılmış gazeteciler!  -Güneş Gazetesi


Amerikan Newsweek dergisi, 31 Temmuz'da yayınlanan haberinde Devlet Başkanımız Erdoğan için, “Kürtleri kırmak ve Osmanlı’yı diriltmek istiyor” başlıklı haberiyle karalamalarda bulunmuş. Haberi yapan Jonathan Watchel ve Albert Watchel isimli bu iki salak, Devlet Başkanımız Erdoğan döneminde dış politikada saldırgan bir tutum izlediğini, iç siyasette de Kürtlerin kullanıldığını ve 2013 yılındaki Kürt açılımına rağmen son dönemlerde Kürtlere karşı saldırgan bir politika yürütüldüğünü iddia etmiş.  Gazetelerde bu çirkin haberi okuyunca kendi kendime, “Hoca dur ağzını bozma” dedim. Ülkesini seven herkes gibi ben de ülkemin üzerinde oynanan pis oyunlara, yalan ve dolanlara sessiz kalamıyorum. 

Sipariş üzerine yapılan haber 

Bu karalama haberlerini yapan o iki gazeteciye soruyorum? Be şerefsizler, sizin yalan yanlış iftira dolu haberleri sipariş üzerine yaptığınızı millet olarak bilmiyor muyuz sanıyorsunuz? Be şerefsizler, sizlerin FETÖ’cülerin ağına takıldığınızı ve Türkiye’ye karşı karalamaları FETÖ’cülerin talimat ve telkinleriyle yaptığınızı bilmiyor muyuz sanıyorsunuz? Türk milleti olarak bizler, sizlerin PKK ve FETÖ terör örgütlerinin propagandasını yaptığınızı biliyoruz. Be alçak şerefsizler, diyorsunuz ki Erdoğan döneminde diş siyasette saldırgan bir tutum izleniyor. Size göre saldırgan dış siyaset yürütüyoruz. Çünkü karşınızda eskiden olduğu gibi Amerika’nın, İsrail ve Avrupa’nın her dediğini yapan Türkiye yok.  Bugünkü Türkiye, kendi çıkar ve menfaatini düşünerek dış politika izliyor. Soruyorum PKK ve FETÖ terör örgütü mensupları hariç Türkiye’den kim şikayetçi? Diyorsunuz ki Kürt açılımı sonrası Kürtlere sert politika uygulanıyor. Be şerefsizler, sizler Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kardeş kardeşi öldürmesin, Amerika, İsrail, Avrupa, Rusya ve diğer ülke ajanları tarafından kandırılmış olan gençleri tekrar topluma kazandıralım düşüncesiyle böyle bir yol izlediğini bilmiyor musunuz? Gayet iyi biliyorsunuz ancak işinize gelmiyor değil mi? 

Hayallerinize yenik düşeceksiniz 

Kürt açılımını sabote eden, kalleşlik yapan, Güneydoğu’da kürt kardeşlerimizi halen öldürmeye devam eden, Güneydoğu’da cadde ve sokaklara hendekler kazan, iç savaş çıkaran sizlerin desteklediği kanı bozuk PKK terör örgütü değil miydi? Bu Kanı bozuk PKK terör örgütüne devletimizin, askerimizin ve polisimizin içine sinsice sızmış olan münafık FETÖ’cüler destek vermedi mi? Şunu çok iyi bilin ki barış sürecinin, açılımın bozulmasında size yazı yazdıran şerefsiz FETÖ’cülerin de parmağı var. Türkiye muz cumhuriyeti değil. Türkiye Cumhuriyeti tam bağamsız güçlü bir devlettir. Türkiye elbette menfaat ve çıkarını düşünerek dış politika yürütecektir. Allah’a şükürler olsun artık Türkiye, kendi savaş uçağını, uçak gemisini, helikopterini, insansız hava aracını, tankını, füzesini, roket ve silahlarını üretiyor. Sizlerin asıl sıkıntısı bu. Bakın sizler Türkiye’nin bölünüp parçalanmasını hayal ediyorsunuz ama sizler hayallerinize yenik düşeceksiniz. Her ne olursa olsun Türkiye, yeni dünya düzeninde güçlü bir şekilde yerini alacak ve söz sahibi olacaktır. Türkiye her daim mazlumların yanında olmaya da devam edecektir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ YALANDAN FİTNE VE FESATLIKTAN KORUSUN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUN OYNAYANLARI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Bu CHP’den devlete de millete de hayır gelmez  -Güneş Gazetesi


Allah şu CHP yönetimini ne etsin bilmiyorum. Muharrem İnce’nin başını çektiği Muhalif grup ile genel merkez arasındaki kayıkçı kavgası bitmek bilmiyor. Genel merkez, muhaliflerin delegelerden toplayıp teslim ettiği 630 imzayı beş gündür saymaya devam ettiklerini söylüyor. CHP yönetimine soruyorum: Ey CHP’liler, vicdansızca eleştirdiğiniz Yüksek Seçim Kurulu, 51 milyon oyu 4 saat gibi kısa bir sürede sayarken, siz 630 delegenin imzasını 5 günde saymakta zorlanıyor’musunuz? CHP yönetimi ve muhaliflere karşı olan 600 CHP’li delege “Biz genel merkezi Muharrem İnce'ye asla teslim etmeyiz” diyorlar. Peki herkesin sorduğu soruyu bir kez de ben sorayım. Kardeşim,  genel merkezi teslim etmekten korktuğunuz Muharrem İnce'ye neden Türkiye Cumhuriyeti'ni teslim etmeye kalkıştınız? Sizler ülkeyi yönetmenin derdinde misiniz? Yoksa koltuk derdinde mi? Valla açık konuşmak gerekirse sizden hiç bir şey olmaz. Sizden ülkemize kesinlikle hayır gelmez. Sizler iktidara gelme arzusunda değil, koltuğu koruma derdindesiniz.   Diyorlar ki CHP’yi FETÖ’nün kontrolündeki güç idare ediyor. Kim idare ederse etsin yine de CHP’den bir şey olmaz. Muharrem İnce gelirse CHP’yi iktidara taşır diyenler var. Geçin bu hayalleri. CHP’yi yer yüzünü bırakıp uzayda istikbal arayacağını söyleyen Muharrem İnce de kurtaramaz. Hatta son seçimlerde olduğu gibi PKK terör örgütü ve PKK’nın siyasi kanadı HDP’nin desteği de CHP’yi kurtaramaz. Şimdi sırası gelmişken sahte Atatürkçü, sahte ulusalcı CHP’lilere soruyorum? Yıllardır Asker ve Polisimizi kalleşçe şehit eden, Türkiye cumhuriyetini bölmek isteyen ve daha bir kaç gün önce gencecik bir anne ile henüz bir yaşına bile girmemiş olan bebeği şehit eden PKK terör örgütünün siyasi kolu HDP’ye oy verirken hiç utanmadınız mı? Veya anne ile bebeğinin   şehit olduğunu duydunuzda vicdanınız sızladı mı? Sizde utanma duygusu da yok vicdan da yok. Hay sizin gibi sözde Atatürkçülere, sizin gibi ulusalcılara.  HDP’ye oy verenlere soruyorum? Sizlerin PKK terör örgütünden ne farkınız var? Atatürk bugün hayatta olsa inanın hepinizin yüzüne tükürürdü. Sizler zaten Atatürk’ün değil milletin pek iyi yad etmediği İsmet İnönü’nün ideolojisinin peşinden gidiyorsunuz. Milletin pek iyi yad etmediği diyorum çünkü İsmet İnönü, millete çok çektirmiş. Milleti aç bırakmış. Atatürk’e ihanet etmiş. Milletin inancına yasak getirmiş. Ezanı, Kuran-i Kerim’i yasaklatmış. Millet İsmet İnönü döneminde ölüsünü yıkatacak hoca bile bulamazdı. Neyse lafı fazla uzatmayayım.Herkes ahirette ameline göre muamele görür. Tekrar söylüyorum bugünkü CHP’den Devlete ve Millete kesinlikle hayır gelmez. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ DEVLETİNE VE MİLLETİNE HAYRI OLANLARDAN EYLESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZE SAMİMİ DUYGULAR İÇİNDE HİZMET EDEN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH FARKINDA OLMADAN, GALYANA GELEREK TETÖR ÖRGÜTÜNÜN SİYASİ KOLU OLAN PARTİYE OY VERENLERİN GÜNAHINI AF ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Papaz bahane  -Güneş Gazetesi


Washington yönetiminin ülkemizde PKK ve FETÖ adına casusluk yapan papaz Andrew Brunson’ın tutukluluğunu gerekçe göstererek, Türkiye’ye karşı yaptırım kararı alması tek kelimeyle iğrençlik. Neymiş efendim Türkiye, Amerikalı papazı mutlaka serbest bırakmalıymış. Türkiye papazı serbest bırakmayınca Amerika, İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu ile Adalet Bakanımız Abdulhamit Gül’ün Amerika’ya giriş yapmasına ve mal varlıklarının dondurulmasına karar verdi.  Ah be salaklar, bilmiyor musunuz her iki bakanımızın Amerika’da malı, mülkü, parası olmadığını? Hadi Türkiye’ye daha geniş kapsamlı yaptırım uygulasaydınız ya? Uyugulayamazsınız çünkü Türkiye’ye geniş kapsamlı yaptırım uygulamanın sizin zararınıza olduğunu çok iyi biliyorsunuz? Parasını peşin ödememize rağmen Amerika Senatosu, F-35 savaş uçaklarını Türkiye’ye teslim etmeme kararı da aldı. 

İşlediği suçun cezasını çekecek 

Ben size ne diyeyim bilmiyorum ki? Papaz aşağı papaz yukarı. Hadi oradan sizi gidi fitne fesatçılar sizi. Türkiye’ye papaz diye gönderdiğiniz Andrew Brunson denen ajanınız ülkemizde din adamı olarak değil, Türkiye’yi bölüp parçalamak için bulunduğunu bilmiyor musunuz? Ajan olarak yetiştirip ülkemize gönderdiğiniz papazın açtığı kiliseyi ajanlarınızın toplanma yeri haline getirdiğini bilmiyor musunuz?  Bu ajan papazın, kanı bozuk şerefsiz FETÖ’cülerin 15 Temmuz darbe girişiminde nasıl bir rol oynadığını bilmiyor musunuz? Bu ajan papazın, PKK’yla nasıl işbirliği içinde olduğunu, PKK terör örgütüne nasıl bilgiler sağladığını bilmiyor musunuz? Siz Türkiye Cumhuriyeti’ni, muz cumhuriyeti mi sanıyorsunuz? Türkiye artık sizin bildiğiniz eski Türkiye değil. Kim olursa olsun. Yerli veya yabancı hiç fark etmez. Herkes işlediği suçun cezasını çekecektir. 

Trump papazı malzeme yapıyor 

Kardeşlerim Trump yönetimi ajan papazın tutuklanması olayını bahane ediyor. Bence Trump, papaz olayını yaklaşan seçimlere sermaye ediyor. Trump, papazın bağlı olduğu Evanjelist mezhebinin oyunu almak için papazın tutukluluğunu gündemde tutmakta. Trump’ın Türkiye’ye sinir olması sadece papaz meselesi değil. Türkiye’nin Rusya’yla, Çin’le, İran’la birlikte siyaset yürütmesinden, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze almasından da rahatsız. Yani Türkiye’nin tam bağımsız oluşundan, güçlenmesinden, kendi askeri savunma sistemlerini güçlendirmesinden rahatsız. Amerika Türkiye’ye karşı geniş kapsamlı yaptırım kararı alamaz.  Eğer alırsa bu Amerika’nın zararına olur. Dediğim gibi Trump, Amerikan siyasetinde etkili olan Evanjelistlerin oyunu almak için böyle basit işler yapıyor. Yalınız ilerki zamanlarda göreceksiniz ki Amerika, Türkiye’yi karıştırmak için ülkemizde ne kadar marjinal guruplar, sözde siyasi parti görünümündeki partiler, ipi ajanların elinde olan bazı vakıf ve dernekler varsa hepsini kışkırtacaktır. Sadede gelirsem derim ki Türkiye, Amerika’nın bu salakça yaptırım kararına sert bir şekilde cevabını verdi. Yalnız hiç vakit kaybetmeden Türkiye misilleme yapmalıdır. Türkiye olarak bizde bu kararın alınmasına sebebiyet veren Amerikan İçişleri,Adalet ve Hazine Bakanlarına karşı soruşturma açmalıyız. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DÜNYA’NIN HUZURUNU BOZANLARI HELAK ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZE, KİN NEFRET DUYAN, HAİNLİK YAPAN, İÇİMİZDEKİ KANI BOZUK OLANLARI VE DIŞARIDAKİ TÜRKİYE DÜŞMANLARINI DA HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Milletimizi hasta ediyorlar  -Güneş Gazetesi


Ne yiyeceğimizi, ne giyeceğimizi, evimize süs aksesuarı olarak ne alacağımızı bilemez olduk. Çünkü yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz her şey kanserojenli. Mağazalarda satılan lüks markaların ürünlerini alıp giydiğinizde alerji hastalığına yakalanabiliyorsunuz. Satın alınan o lüks kıyafetlerin boyasında kanser yapan alerji hastalığına neden olan boyalar kullanılıyor. En lüks restoranda yemek yeseniz o restoranlar, yemeklerinde Çin’den getirdikleri tatlandırıcıları ve gıda boyalarını kullanıyorlar.  Hele hele Steak House yani et restorantları, etleri pişirip müşterinin önüne koymadan önce Çin’den getirdikleri kimyasal lezzet veren tuzdan koyuyorlar. Peki ya çok lezzetli muhteşem dediğimiz hatta yakın çevremize bile 'filanca yerde dönerci var mutlaka oradan döner yemelisin' dediğimiz dönerlerin içine neler katıyorlar? 

Hastaneler dolup taşıyor 

Lüks marketten bile alış veriş yapsanız biliniz ki o marketin raflarında hastalıklara sebep olacak veya kanser yapacak kimyasal ürünler bulunuyor. Dolayısıyla yediğimize, içtiğimize, giydiğimize dikkat etmeyince ismini telafuz bile edemediğimiz hastalıklara yakalanıyoruz.  Yediklerimizden içtiklerimizden dolayı son yıllarda hastaneler, kanser, alerjik ve ismini telaffuz edemediğimiz hastalıklara yakalanmış insanlarla dolup taşıyor. Ya çocukların oynadıkları oyuncaklar? Çocuklarımız, süslü renkli oyuncakları gördüklerinde hemen sahip olmak isterler. Aslında çocukların sahip olup oynamak istediği o süslü renkli oyuncaklarda kanserojenli oyuncaklar. Yetkililerimiz bu konuda çok defalar uyarılarda bulundu. Evet yetkililerimiz uyarılarda bulunuyor bulunmasına da dinleyen kim? Genelde toplum olarak 'aman ne olacak, bize bir şey olmaz' deriz. Aslında bir şey değil bize çok şeyler oluyor. Dediğim gibi başta kanser ve ismini telaffuz edemediğimiz çaresiz hastalıklara yakalanıyoruz. Sonra Allah’ım bu hastalık niye beni buldu? Gibi haykırmalar isyanlar başlar. 

Sakıncalı ürünler ülkemize sokulmasın

  Kardeşlerim, Allah aşkına, Allah’ın verdiği akıl nimetini kullanın ve zararlı, insan sağlığını tehdit eden gıdalardan, giysilerden uzak kalın. Hele hele çocuğunuza üç beş kuruşa aldığınız oyuncaklara dokunmayın bile. Derim ki milletimizin sağlığından sorumlu olan Sağlık ve Tarım Bakanlığı, milletimizi zararlı ürünlere karşı uyarmaktan ziyade milletimizi ölüme götüren sağlıksız kimyasal yiyecekleri, içecekleri, Çin’den gelen oyuncakları, gıda boyalarını, gıda renklendiricisini, gıda tatlandırıcılarını, steak house yani et pişiren kasapların kullandığı kimyasal tuzları, alerjiye neden olan kıyafetleri ülkemize sokmamalıdırlar. Ayrıca milletimizin sağlığı ile oynayan gıda teröristlerine en ağır cezalar verilmelidir. Şuursuzca fazla ürün almak için sebze ve meyvelere kimyasal ilaçlar veren çiftçilerede gereken en ağır cezalar verilmelidir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÖZÜNÜ PARA BÜRÜMÜŞ OLAN GIDA TERÖRİSTLERİNİ HELAK ETSİN. ALLAH CÜMLEMİZE HELAL KAZANIP HELAL ve SAĞLIKLI YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN

okumak için tıklayın.


İsrail’in ajanı Adnan  -Güneş Gazetesi


Yıllardır bana hep Hocam, Adnan Oktar’ın rezilliğini takip ediyor musunuz? Bu adam gerçekten din adamı mı? Din adamı böyle rezillikler yapar mı? Bu adama neden kimse bir şey demiyor? Devlet bu adamın rezilliğini görmüyor mu? Devlet bu soytarıya neden müdehale etmiyor? Bu adamın arkasında kimler var? gibi sorular soruldu. Ben de sorulan sorulara, “Merak etmeyin devlet her şeyin farkındadır. Devlet zamanı geldiğinde gerekeni yapar” cevabını verirdim. Evet zamanı geldi, devlet gerekeni yaptı ve Adnan Oktar denen pisliğe şimdi adalet hesap sormaya başladı. Evlatları gasp edilmiş gözü yaşlı anne ve babaların hesabını da Türk adaleti Anan Oktar’a mutlaka soracaktır. Neyse geçte olsa Adnan Oktar denen pisliğe müdehale edildi. Yakın çevreme Fetullah Gülen’i kullandıkları gibi bu pisliğide İsrail kullanıyor derdim. Meğer bu pisliği İsrail, ajanlık maksatıyla kullanıyormuş. FETÖ’cüler gibi bu pislikte devletin mahrem sırlarını İsrail’e servis ediyormuş. Adnan Oktar denen pislik, muhafazakar kesimin teveccühünü kazanmak için masonlarla mücadele ettiğini söylerken 1 milyon 50 bin Euro vererek 33’üncü dereceden mason olup plaket aldı. Ne diyeyim Allah devletine milletine dinine ihanet eden herkesin belasını versin. Kardeşlerim öncelikle Anan Oktar denen bu pislik hoca filan değil. Bu pislik, Tıpkı Abdullah Öcalan, Fetullah Gülen gibi aşağılık biridir.Bunun gibiler ,ülkemiz üzerinde hain emelleri olan ülkeler tarafından üniversite yıllarında fark edilip önce siyasi ideolojik bir kimliğe büründürülürler. Sonra ise etrafında cemaat veya ideolojik gruplar oluşturulup kullanılırlar.Adnan Oktar denen pislik, basından takip ettiğim kadarıyla kandırdığı insanların hayatını şantajla, beyin yıkamakla, cinsellikle, uyuşturucuyla karartmış. Soruyorum insanların hayatını karartan, devletine,milletine ve dinine hainlik yapan böyle birine hoca veya insan denir mi? Hele hele devletimizin sırlarını İsrail gibi terör devletine veren biri insan olabilir mi? İşte söylediğim gibi bu pislikler özel olarak bulunup hain olarak yetiştiriliyor. Hatırlarsanız yıllardır gazete ve televizyonlarda bugün samimi olmayan cemaatlerden uzak kalın diye kendimi yırtıyorum. Ne yazık ki bugünkü cemaatlerin çoğu art niyetli ve birileri tarafından kullanılan yönlendirilen İslam’dan uzak olan cemaatlerdir. Şunu çok iyi biliniz ki bu cemaatlerin beyinlerinin altında hep bir hesap vardır. Genellikle cemaatlerin gözü ticarette ve siyasette olduğu gibi maşaları olduğu başka ülkelere de ajanlık yaparlar.Peki gencecik çocuklar Adnan Oktar gibi art niyetli sözde cemaatlere neden giderler. Bunun sorumlusu gençlerimizi dinden uzaklaştıran, milli ve manevi duygulardan uzaklaştıran ana, baba ve geçmişteki 28 Şubat post modern darbe girişimleridir. Kardeşlerim hiç bir canlı inançsız yaşayamaz. İnsanoğlu Kur’an-ı Kerim’den uzak yaşarsa manevi boşluğa düşer. Manevi boşluğa düşen insanoğlu, manevi boşluğunu gidermek için batıl olan ne varsa terör örgütlerinin, uyuşturucu tacirlerinin veya kanı bozuk art niyetli marjinal gurupların eline düşer. Devletimiz, devlet politikası haline getirip okullarda siyasetten ,ideolojiden ve cemaatlerden uzak duran hocalar tarafından çocuklarımıza İslam dinini öğretmiş olsa hiç bir genç saydığım bu pisliklerin eline düşmez. Yani okullarda din dersleri seçmeli değil mecburi olmalıdır. Efendim CHP ve HDP mecburi din dersine karşı çıkar diyenler olabilir. CHP ne zaman ülkemizin, milletimizin, çocuklarımızın hayrına bir iş yapmıştır? CHP, HDP zaten dinsiz ateist bir nesil yetişsin istiyor. Sadede gelirsem tekrar söylüyorum. Bataklığa düşmüş, cemaatlerin elinde sermaye olmuş olan bugünkü gençlerimizin vebali önce anne ve babalardır. Sonra ise okullarda çocuklarımıza tam olarak dini eğitimin verilmemesidir. Israrla tekrar mevcut olan cemaatlerin tümünden uzak kalın derim. Allah Adnan Oktar gibi münafıkların yaptığı pislikleri yanlarına kar bırakmaz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH İSLAM DİNİNE ZARAR VEREN, ÜLKEMİZE HAİNLİK YAPAN, ÜLKEMİZİN SIRLARINI BAŞKA ÜLKELERİP AJANLIK YAPANLARI HELAK ETSİN. ALLAH ÇOCUKLARIMIZI ART NİYETLİ OLAN GURUPLARIN PİSLİĞİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN. 

okumak için tıklayın.


Küstahça tehditleriniz bize sökmez  -Güneş Gazetesi


9’cu Cumhurbaşkanımız rahmetli Süleyman Demirel ile sohbet ederken konu dönüp dolaşıp darbelere gelmişti. Rahmetli Süleyman Demirel, darbelerle ilgili bir anısını bana şöyle anlattı. Demir Çelik fabrikaları kurmak istiyorduk. Dolaysıyla bu fabrikaların kurulması için bir kaç Avrupa ülkesiyle görüştük. Görüştüğümüz ülkeler, ilk başlarda bizim bu atılımımıza sıcak bakmadılar. Sonra bizden peşin para istediler. Bizde tamam dedik ve paranın bir kısmını peşin vermeye hazırlanırken birden vazgeçtiler. Sonra demir çelik fabrikalarını kurmak için mal verme karşılığında Rusya ile anlaştık. Rusya ile imzalar atılmak üzereyken darbe oluverdi dedi. O dönemin Dışişleri Bakanı olan Sabri Çağlayan, bir anısında farkına varamamışız meğer CIA bizim içimizdeymiş diyor. Yani geçmişte Amerika’nın ve Avrupa’nın güdümünde olan o günkü bazı komutanlar, ülkemizin gelişmesine büyümesine darbe vurmuşlar.Zaten darbeler ülkelerin bağımsızlığına, büyümesine, gelişmesine karşı yapılmıyor mu? İşte 16 yıl önce ülkemizin bekası için mücadele eden, ülkemizi tam bağımsız kılan, savunma sanayimizi güçlendiren, kendi uçağını, helikopterini, silahını, insansız hava aracını yapan, yakında inşallah savaş gemimizi, savaş uçağımızı üretecek olan ve yeni kurulan dünya düzeninde Türkiye’yi söz sahibi yapan devlet başkanımız Erdoğan’a da aynı pisliği yapmadılar mı? Gezi olayları, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimi ülkemizin bölünüp parçalanması için değil miydi? Kardeşlerim Türkiye 15 Temmuz sonrası Rusya ile iyi ilişkiler içinde. Türkiye’nin Rusya ile İran ve Çin’le iyi ilişkiler kurması Amerika’yı çıldırtıyor. Amerika, Türkiye geçmişte benim gözetimimde, benim güdümümde iken şimdi Türkiye bizi takmıyor diyerek veryansın ediyor. Utanmadan Amerikan Başkanı Trump ve yardımcısı Pence, ülkemizde FETÖ ve PKK terör örgütleri adına suç işlemek ve casusluktan yargılanan papaz Brunson için küstahça tehditlerde bulunarak Türkiye’ye ağır yaptırımlarda bulunacaklarını açıkladılar.Tamam Trump ve yardımcısı Pence, papaz Brunson’a sahip çıkıyor çıkmasına da Amerika’nın esas sıkıntısı Türkiye’nin tam bağımsız hareket edip Rusya’yla, İran’ ve Çin’le iyi ilişkiler içersinde olmasıdır. Derim ki ey Amerika, ey Trump, tehdit vari sert söylemlerin Avrupa’ya, Kanada’ya, kuzey Kore’ye salak Arap liderlere söker. Saydığım bu ülkeleri tehdit ederek istediğini alıyorsun. Yalnız Türkiye’yi küstahça tehdit ederek amacınıza ulaşamayacaksınız. Alçakça tehditleriniz küstah açıklamalarınız Türkiye’ye sökmez. Anlaşmalara sadık kalmayıp F-35’i teslim etmeyeceksen o Amerika’nın güvenilmez olduğunu bir kez daha göstermiş olur. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZİ ÖNCE İÇİMİZDEKİ GANCIKLARIN PİSLİĞİNDEN, SONRA İSE ŞER GÜÇLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DÜNYA’DA HUZURU BOZANLARI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Yabancıların da tercihi THY  -Güneş Gazetesi


10 gün önce bir davet üzerine Türk Havayolları uçağıyla Amerika’ya gittim. Uçağa geçtim, yerime oturdum, hosteslerin güler yüzle hoş geldiniz ikramlarından sonra uçak hazırlanıp havalanana kadar gazeteleri okudum. Yalnız bu arada uçağa bindiğim andan itibaren adamın biri dikkatle beni izliyordu. Sonunda adam dayanamayıp bana İngilizce bir şeyler sordu. İngilizcem ancak derdimi anlatacak kadar olduğu için adamın ne dediğini anlamadım. Hostese bu adam bana bir şeyler söylüyor dediklerini anlamadın deyince hostes bize tercümanlık yaptı. Adam İsrailli bir iş adamı olduğunu ve beni daha önce televizyonda gördüğünü, tanıdığını söyledi. Uçak kalktıktan bir müddet sonra internete bağlandım. Adam tekrar bana sık sık Amerika’ya gidiyor musunuz diye sordu? Bende fırsat buldukça giderim cevabını verdim. Bu sefer ben İsrailliye İsrail’den direk Amerika’ya uçuş yok mu diye sordum? İsrail’den Amerika’ya uçuş var cevabını verince peki Neden THY ile uçuyorsunuz diye sordum? İsrailli yolcu, Türk hava yollarıyla uçmayı seviyorum. Çünkü THY’nin ikramları bize uygun, güler yüzlü personelleri var ve her şeyden önemlisi güvenli bir havayolu dedi. Milli duyguları yoğun olan biri olarak İsraillinin verdiği cevaptan oldukça keyif aldım. Evet İsrailli yolcunun dediği gibi THY’nin personeli güler yüzlü, ikramların hepsi helal ve güvenli. Hatta Avrupa Sivil Havacılık Emniyet Ajansı’nın yaptığı 123 denetleme sonucunda Türk Hava Yolları, Avrupalı rakip havayollarından 3 kat daha güvenli olduğu belirlendi. Düşünebiliyor musunuz? Katı milliyetçi olan İsrailliler bile Türk havayollarıyla uçmayı tercih ediyor. Uçakta sadece bir tek İsrailli yolcu yoktu. Çok sayıda yabancı uyruklu yolcular vardı. Şimdi Hocam yediğin içtiğin senin olsun. Bize gördüklerini anlat derseniz Öncelikle Amerika’ya gitmek isteyenlere şu tavsiyede bulunurum. Amerika’ya gitmenin şimdi tam zamanı. Eğer Uçak biletini daha ucuza almak istiyorsanız önceden rezervasyon yaptırın. New York’un tüm mağazalarında indirim var. 100 doların altında satın aldığınız üründe vergi yok. Yalnız bazı dükkânlar, 100 doların altında vergi olmamasına rağmen turistlerden artı %12 vergi alıyor. Bu konuda uyanık olun. Bilhassa turistleri kazıklayanlar Çinli ve Asyalı esnaflar. Amerika’yı 1000 dolarla da 10,000 dolarla da gezebilirsiniz. Müzeleri, kütüphaneleri ve Manhattan’ın geniş caddelerinde gezebilirsiniz. Sizlere tavsiyem mutlaka Amerikan Doğa Tarihi, Metropoliten, Guggenheim müzesini ve Central Park’ı gezin ve görün. İhtiyacınız olan şeyleri ucuza alın. Bence yurtdışında çok fazla para harcamaya gerek yok. Çünkü Allah’a çok şükür ülkemizde her şey var. Gezelim görelim ama paramız ülkemizde kalsın. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH SEYAHATE ÇIKMAK İSTEYENLERE HUZURLU BİR ŞEKİLDE KAZASIZ BELASIZ GİDİP GELMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN ÂMİN. 

okumak için tıklayın.


Al papazı ver papazı yapalım  -Güneş Gazetesi


FETÖ’den yargılanan papaz meğer ne kadar da kıymetliymiş. Amerikan Başkanı Trump, Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la bir araya geldiklerinde mutlaka papaz Brunson’un serbest bırakılmasını istiyor. Devlet Başkanımız Erdoğan, doğal olarak biz yargının işine karışmayız, O iş yargını işi diyerek Trump’ın talebini geri çeviriyor. Peki Amerika’nın bu kadar üstünde titrediği papaz Brunson Türkiye’de neden tutuklu ve neden yargılanıyor. FETÖ’den tutuklu olan papaz Andrew Craig Brunson, FETÖ TERÖR örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlediği gerekçesiyle 15 yıla kadar, devletin güvenliği bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasi ve askeri casusluk maksadıyla temin etmek suçlamasından da 20 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanıyor. Yani bu papaz bizim bildiğimiz şekilde dinle değil casuslukla, Türkiye Cumhuriyetinin yıkılması yok olması için çalışmış. Tüküreyim böylesi sözde din adamına. Trump, Papaz’ın tahliye edilmemesine tam bir rezalet dedi. Şimdi bende Amerikan Başkanı Trump’a soruyorum? Ey Trump, siz Amerika ve İsrail’in Türkiye Cumhuriyetini yok etmek için özel olarak yetiştirdiğiniz, Ergenekon, Balyoz ve casusluk operasyonlarıyla onlarca insanın hayatının kararmasına destek verdiğiniz, gezi olaylarıyla ülkemizde iç savaş çıkmasına, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimiyle ülkemizi bölmek isteyen Fetullah Gülen denen papazı ne zaman Türkiye’ye teslim edeceksiniz? Papaz Brunson sizin için bu kadar çok önemliyse, sizde o zaman Fetullah Gülen denen hain münafık papazı Türkiye’ye iade edin. Yani verin papazı alın papazı yapalım olmaz mı? Türkiye’yi FETÖ konusunda oyalamayı artık bırakın. Madem müttefikiz o zaman müttefik olmanın şartlarını yerine getirin. Ey Trump, yılanı koynunda beslersen o yılan mutlaka seni sokar. İnanıyorum ki Fetullah Gülen denen münafık, bir gün Amerika’nın başına bela olacaktır. En iyisi başınıza bela olmadan FETÖ’yü bize teslim edin. Ha yok biz Fetullah Gülen’e çok yatırım yaptık, Fetullah Gülen’i biz bugünler için yetiştirdik, Fetullah Gülen’in kullanma süresi henüz daha bitmedi derseniz o zaman o sizin bileceğiniz şey ben bir şey diyemem. Bildiğim yek şey koynundaki yılanın mutlaka sokacağıdır. Diyorlar ki Fetöcüler Türkiye’yi terk etti. Hayır bence Fetöcüler Türkiye’yi terk etmedi. Türkiye’de yeraltında saklanıyorlar. Toparlanmaya çalışıyorlar. Tekrar hainliklerine kaldıkları yerden devam etmek için fırsat kolluyorlar. Bence henüz devletin içinden temizlendiklerine de inanmıyorum. İşte bundan dolayı diyorum ki devlet yetkililerimiz güvenlik güçlerimiz bu münafık topluluğa karşı uyanık olmalıdır. Reflekslerimizi canlı tutmaz isek Amerika 15 Temmuz’da olduğu gibi günü geldiğinde tekrar bu münafıklara hadi bakalım diyebilir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN ŞEREFSİZLERE FIRSAT VERMESİN. ALLAH FETÖCÜLER GİBİ ART NİYETLİ, İSLAM DİNİNİ KENDİLERİNE SERMAYE EDEN CEMAATLERİN MÜNAFIKLARIN KÖKÜNÜ KURUTSUN. ALLAH DEVLETİMİZE,MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. 

okumak için tıklayın.


Filistinliler kendi topraklarında yok hükmünde  -Güneş Gazetesi


İsrail parlamentosu, Filistinlilerin toprak taleplerini reddeden ve Filistin topraklarını İsraillilerin anavatanı ilan eden bir tasarıyı kabul etti. İsrail parlamentosunda geçen tasarıya göre gerekli durumlarda Yahudi şeriatının kullanılacağı da belirtildi. Yani İsrail artık ırkçı bir Yahudi din devleti oldu. Bu tasarıyla 8 milyonluk İsrail’in yüzde 17.5’ini oluşturan Arap nüfusu yok sayıldı. O toprakların asıl sahibi olan Filistinliler kendi topraklarındaki haklarından mahrum edildiği, gibi İsrail Filistin topraklarının tamamını kendi toprağı ilan etti.  Fitneci Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesinden sonra İsrail parlamentosu da işgal ettiği Kudüs’ü bu tasarıyla başkent ilan etti. Şimdi, “İsrail’in Kudüs’ü başkent ilan etmesi uluslararası toplum bakımından bir şey ifade etmez” denilebilinir. Ben de geçin bunları derim. Şerefsiz İsrail köpekleri uluslararası toplumu, Birleşmiş Milletleri mi dinler? Zaten dinlemiyor da. 

Terörist devletten korkuyorlar 

Terörist Yahudi İsrail devletinin askerleri, yıllardır kadın, çocuk, yaşlı demeden Filistinli kardeşlerimizin başına bombalar yağdırırken, ağır silahlarla küçücük çocukları öldürürken Birleşmiş Milletler’den, uluslararası toplumdan çekindi mi? Veya yüz binlerce Filistinli katliama uğrarken Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum samimi olarak yüksek sesle tepki gösterdi mi? Hayır göstermediler. Çünkü hemen hemen dünya devletlerinin çoğu terörist Yahudi İsrail devletinden korkuyor.  İşte görün Türkiye’den başka hiç bir devlet İsrail’in bu tasarısına tepki göstermedi. Hadi diyelim ki Hrıstiyan ülkeler İsrail’e tepki göstermiyor. Peki ya İslam ülkeleri? Gerçi İslam ülkesi diye bir şey kalmadı ya... Zaten İslam ülkelerinin çoğunun liderlerinin ipi İsrail ve Amerika’nın elinde. Postu deldirmekten, koltuğu kaybetmekten korkan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır gibi ülkelerin yöneticileri Kudüs’ün İsrail’in başkenti olmasından yana tavır koymadılar mı? 

Kendimize çekidüzen verelim 

Kardeşlerim, İslam aleminin, Müslümanların, ümmeti Muhammed’in üzerinde pis oyunlar oynanıyor. Biz Müslümanlar, İslam aleminin üzerinde oynanan oyunlara tepkisiz kalıyoruz. Biz müslümanlar, Mezhep safsatası ve etnik kimliklerimizle uğraşıyoruz. İçimize atılan fitne tohumlarıyla şer güçler, bizi bir birimizden uzaklaştırdı. Allah aşkına gelin kendimize çeki düzen verelim. Müslümanlar olarak ümmet şuuruyla hareket edelim. Şer güçlere karşı birlik içinde olalım. İçimize sokulmuş fitne tohumlarından mezhep safsatasından uzak kalalım. Aklımızı başımıza almaz, birlik içinde olmaz ve bir birimizin kuyusunu kazmaya devam edersek, bir birimizden uzaklaşırsak biliniz ki terörist yahudi İsrail devleti hepimizi yok edecektir. Ortadoğu’da yaşanan iç savaşların, kavgaların, bölünmelerin arkasında İsrail ve İsrail’i koruyan Amerika, Rusya, Avrupa, Vatikan, NATO vardır. Eğer Müslümanlar olarak birlikte hareket etmezsek Filistinli kardeşlerimizi hiç sayıp Yahudi şeriat devleti kuran İsrail’i artık kimse durduramaz. Belki yakında İsrail Ortadoğu’da imparatorluğunu ilan bile eder. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÖNCE BİZ MÜSLÜMANLARA BİRLİK VE BERABERLİK NASİP ETSİN. ALLAH ŞERRE KARŞI MÜSLÜMANLARA UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Feminist ve kadın derneklerin başarısı  -Güneş Gazetesi


Gazetelerin magazin ve haber sayfaları, televizyon kanallarındaki kadın ve magazin programları aile hayatının içine ettiler. Gazete ve televizyon programlarında insana ve aileye yönelik hiç bir hayırlı, eğitici ve birleştirici birşey yok. Yayınlarda kim kimi aldatmış, 'dün filanca kişiyle olan filanca sanatçıyı bugün bir başka kişiyle aşk yaşarken yakaladık' gibi yayınlarla aşkın da içine ettiler.  İşte bu magazin programları gençleri, her gün hayasızca kucaktan kucağa gezen sözde sanatçı olan ünlülere özendiriyor.  Ya gündüz yayınlanan kadın programlarına ne demeli? Kadın programları ise felaketin kendisi. Programcılar reyting uğruna Anadolu’nun ücra köşelerinden köylerden topladıkları çarpık hayat yaşayan cahil cühela insanları ekrana çıkarıyor. Cahil cühela diyorum çünkü aklı başında kendisine malik olan biri, aile mahremiyetini erkanlara taşımaz. Neymiş efendim eniştesi baldızı şey etmiş, dayı yeğene şey etmiş, şok şok şok kadının biri kocası, eniştesi ve başka bir erkekle daha ilişki yaşıyormuş! Hay sizin midenize tüküreyim. 

Aile yapısını yok etmek istiyorlar 

Filanca kadın çocuklarını ve kocasını bırakıp başka erkekle kaçmış, mağdur kocanın ekranda programcıların ısrarlı gazıyla ağlayıp, “Ne olur gel karıcığım” diye yalvarıyor. Ulan kadın başka erkekle kaçmış, seni boynuzlamış neden utanmadan programcıların gazına gelip göz yaşı dökerek geri gel karıcığım diyorsun? Be adam sende nasıl bir mide var? O kadından sana bir daha kadın olur mu?  Çoluk çocuğunu bırakıp başka bir erkekle giden kadından hayır mı gelir? Televizyon programlarına erkek düşmanlığı yapan kadın derneklerinin temsilcilerini, feministleri ve ekranlarda gözükmek için abuk sabuk konuşan sözde cahil sanatçıları konuşturursanız sonuç bu olur.  Aklıma her zaman şu soru geliyor. Acaba aile yapımızı bozmak isteyen şer güçler, bazı kadın derneklerine, vakıflara, televizyon programları ve gazetecilere Müslüman Türk milletinin aile yapısını, milletimizin dini ve milli duygularını yok etmek için maddi manevi destek veriyor olabilirler mi? Feministlerin, kadın dernekleri ve vakıf yöneticilerinin gazete ve televizyon programlarında sıkça yer almalarından sonra boşanmalarda hızla artış oldu. 

Boşanan erkeğin başına gelenler 

Tabi sosyal medyanında hayatımıza girmesiyle aldatmalar boşanmalar çoğaldı. Tabi yasalarda kadına pozitif ayrımcılıkta boşanmalarda artışa sebep oluyor. Boşanan erkeğin başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmemiş oluyor. Diyanet İşleri Başkanlığı son yıllarda hızla artan boşanmaları araştırmış. Araştırmada aile içi iletişimsizlik, şiddet, maddi durum ve en çokta kadının kocasına sadakatsizliğinde artış olduğunu rapor etmiş. Yani kadınların kocalarını aldatmalarında artış olduğunu söylüyor.  Derim ki bir an önce devlet, feministlerin, kadın derneklerinin ve Avrupa’nın baskısıyla çıkardığı 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine dair kanunu, yani kadına pozitif ayrımcılık yasasını iptal etsin. Kardeşlerim Allah Peygamber aşkına ne olur aile birliğinizi bozmayın. Aile birliğinize zeval verecek abuk sabuk davranışlardan ortamlardan uzak kalın. Sosyal medya denen fitne dünyasından uzak kalın. Erkek düşmanlığı yapan, ancak erkeksiz de yaşayamayan feministlerin oyununa gelmeyin. Bizleri ahlaki, milli ve manevi değerlerimizden uzaklaştıran televizyon programlarından uzak kalalım. Şehvete kapılıp kadın ve erkekler olarak birbirinizi aldatmayın. Zina yapmak çok büyük günah olduğu gibi çok büyük de ayıptır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÇOLUK ÇOCUĞUMUZLA HEP BERABER BÜYÜK AİLE OLARAK YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİP ETSİN. ALLAH AİLE BÜTÜNLÜĞÜMÜZÜ YIKMAK İSTEYENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Gençleri kazanmaya çalışalım  -Güneş Gazetesi


Evet Türkiye 24 Haziran seçimleri sonrası yeni bir sisteme girdi. Yani Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine girdik. Bu sistemle bürokrasideki hantallık ortadan kalkıyor. Tüm yeniliklere, İnsanların gelişmesine ve küresel rekabete hız verilecek. Devlet Başkanı her hangi bir konuda hızla karar alabilecek. Devletin Başkanı’nın yetki ve sorumlulukları net olacak olan bu sistemde, Bakanlıkların sayısı 26’dan 16’ya düştü. 16 yıl boyunca iktidarda olupta seçimi kazanmak hiç kolay değil. İktidara gelindiğinde herkesi memnun etmekte mümkün değil. Çünkü herkesin iktidardan beklentisi farklı olabiliyor. Kimi mahallesine hizmet isterken, kimileri kendi cebini düşünür. Bazı insanlarda siyasilerin bir söylemine, duruşuna veya yürüyüşüne giyimine kuşamına gıcık olur. Yani millet siyasileri omuzunda taşıdığı gibi omuzundan birden atabilirde. Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 16 yıl iktidarı boyunca askeri muhtıralara, dış destekli gezi olaylarına,şerefsiz kanı bozuk olan PKK’lı teröristlerin kalleşliğine ve eylemlerine , 17-25 Aralık kumpas oyunlarına ve 15 Temmuz darbe girişimine rağmen defalarca çıtayı yükselterek iktidara geldi. Yalnız hep ilkleri gerçekleştirerek iktidara geldi. Çünkü milletimiz Devlet Başkanımız Erdoğan’da samimiyeti, hizmeti, ülkemizin bekası için samimi mücadeleyi gördü. Milletimiz, 16 yıl önce hastane köşelerinde tedavi olabilmek için sıra bekleyip ölürken bugün, 5 yıldızlı otelleri kıskandıracak hastanelerde tedavi oluyor. Çoğu İnsanlar ilaç alabilmek için başkalarına el açıyorken bugün ilacı bedava alabiliyor. Kanser hastaları tedavi olabilmek için evini barkını satarken yine bugün ülkemizde kanser tedavisi ve ameliyatı bedava. Gerçi ülkemizin önceki durumunu 18-20 yaşlarındaki gençlerimiz pek bilmez. Sosyal medya tutkunu olan çoğu gencimiz , sosyal medyada FETÖ’cüler,PKK’lılar, PKK’nın siyasi kolu HDP’liler, CHP’liler ve dış ülkelerin ajanları ne anlatıyorsa onu biliyor. 24 Haziran seçimleri sonrası gençlerin büyük çoğunluğunlukla oylarını CHP ve HDP’ye verdiği konuşuluyor. Dedim ya gençlerimiz geçmişte yaşanan sıkıntıları bilmiyor diye. Anne ve babaları gençlere geçmişte yaşanan sıkıntıları anlattıklarında belki onlara masal gibi geliyordur. Lafı uzatmadan sadede gelirsem derim ki, önümüzde 2019 Mart ayında yerel seçimler var. Gençlere biz otoban yaptık, lüks hastaneler yaptık, üniversiteler kurduk, kitap okumanız ve sosyal olmanız için size kafeler açtık demeyin. Seçim öncesi gençlere bunları anlatırsanız gençler size garip garip bakar. Geçmişteki yokluktan, sıkıntıdan, çileden haberdar olmayan gençler, 16 yıl boyunca bu zaten Ak Parti hükümetinin hizmeti içinde büyüdü. Asıl şimdi yenilikleri takip ederek gençleri öz güveninden, inancından uzak tutmayacak. Milli ve manevi değerlerine daha çok sahip çıkacak şekilde imkanlar sunulmalı. Ayrıca sosyal medyada bu gençlerin gözünü açmazsanız, bu gençlere geçmişi anlatmasanız, bu gençleri yerel seçimlerde kendinize çekmezseniz işte o zaman ayvayı yediniz demektir. İstanbul, Ankara gibi büyük şehirler sıkıntıda demektir. Ha Ak Partililer, ya bir şey olmaz başımızda Erdoğan gibi sevilen bir lider var deyip yan gelip yatarsanız işte o zaman tam anlamıyla ayvayı yemiş olursunuz benden söylemesi. Çalışmayıp tüm yükü bir liderin omuzuna yüklemekte vicdansızlık olur. Şimdiden kolları sıvayıp gençleri hedefinize oturtturarak çokça çalışın çalışın çalışın. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH HAYIRLISINI VERSİN. ALLAH ÜLKEMİZ VE MİLLETİMİZ İÇİN EN HAYIRLISINI VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Allah o günü milletimize bir daha yaşatmasın  -Güneş Gazetesi


Arkadaşlara, “Deniz suyuna ihtiyacım var, bir kaç günlüğüne denizi temiz olan bir yere gidelim” dedim. 15 Temmuz 2016 tarihine Marmaris’te bir otelde yer ayırttık. Cuma günü Cuma Namazı’nı Havalimanı Camii’nde kıldıktan sonra havaalanına geçtik. Havaalanında Akın İpek’in avukatı Baran’la karşılaştık. Yıllardır Fetullah Gülen’e karşı olduğum bilindiği için Baran’a da, “Oğlum şu münafık FETÖ’cülerden uzak kal. Fetullah Gülen denen münafık bir projedir. Bu münafık FETÖ’cüler devlet, millet ve din düşmanı” derken, arkamda oturan modern orta yaşlı bir bayan, “Hocam, bravo valla. Keşke herkes senin gibi bunların gerçek yüzünü tehlikeli olduklarını cesaretle söyleseler” dedi.  Neyse uçağa bindik, otele yerleştim, duş yaptıktan sonra akşam namazımı kıldım. Namaz sonrası arkadaşım aradı. “Hocam vardınız mı? Neredesiniz” dedi. “Vardık geldim evladım” dedikten sonra “Hocam, haberleri takip ediyor musunuz” dedi. 

Vatandaşlarımız fırsat vermedi 

“Hayır izlemiyorum” dedikten sonra televizyonu açtım. Televizyonu izlemeye başlamamla birlikte göz yaşlarına boğulduğum. Bir yandan dua ediyorum, bir yandan, eyvah ülkem elden gidiyor, şerefsizler, güzelim ülkemi Suriye’den beter yapacaklar, kendi kendime Cumhurbaşkanı nerede? Başbakan nerede diye soruyorum?  Allah’a şükürler olsun bir kaç saat sonra Devlet Başkanımız Erdoğan’ı televizyonda görünce çok şükür Allah’ım diyerek dualar ettim. Sonrası hepimizin malumu. Şerefsiz, kanı bozuk, din, devlet ve millet düşmanı olan FETÖ’cüler, darbeye direnen vatandaşlarımıza uçaktan bomba yağdırarak 250 vatandaşımızı şehit edip binlerce vatandaşımızıda yaraladılar.   Allah’a şükürler olsun ki, o zamanın Cumhurbaşkanı olan bugünün Devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla sokağa çıkan vatandaşlarımız, darbeci FETÖ’cülerin ülkemizi bölüp parçalamasına fırsat vermedi.  Kardeşlerim, yarın bu hain saldırının yıl dönümü. Bu hainliği, kalleşliği, şerefsizliği hiç bir zaman unutmamak gerekir.  Eğer 15 Temmuz darbe girişimi esnasında başımızda Devlet Başkanımız Erdoğan olmasaydı inanın bu hainler amaçlarına ulaşıp ülkemiz ertesi günü bölüp parçalarlardı. 

Fetö'cüler milletimizi kandırdı 

Bu FETÖ’cü şerefsizler, güzelim İslam dinini kendilerine sermaye edip milletimizi kandırdı. Milletimizin bir çoğu bu şerefsiz münafıkları, samimi Müslüman olduklarını düşünerek, çocukları da güzel eğitiyorlar sandı. Evet milletin temiz duygularıyla kendilerine teslim ettiği çocukları yetiştirip PKK terör örgütü gibi kendilerine militan yaptılar. Yetiştirdikleri o militanlar, devletin içine en mahrem yerlerine kadar sızıp devletin tüm sırlarını başka ülkelere servis ettiler.  Elbette bugün milletimizin dini duygularını kullanıp kendilerine sermaye eden FETÖ’cüler gibi cemaatler hala var. Aslında cemaatlerin amacı önce kendilerinde olmak ve yaşamaları kaydıyla sonra da insanlara İslam dinini, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetini, güzel ahlakı, anne, baba ve devlet sevgisini öğretmektir.  Millet olarak bu söylediklerimin dışında art niyetli, haddini aşan, amacı dışında faaliyet gösteren, gözleri milletin cebinde, siyasetle ve ticaretle olan sözde cemaatlerden uzak durun.Kendimizi bu cahil şapşallara teslim etmeyelim. Millet olarak devletimizin bekası, huzuru, selameti için her daim dua edelim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH MİLLETİMİZİN İÇİNE FİTNE SOKAN, GÜZELİM İSLAM DİNİNİ KULLANIP İNSANLARI KENDİLERİNE SERMAYE EDEN SÖZDE CEMAATLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


İhraç edilen FETÖ'cüler ve sosyal medya fitnesi  -Güneş Gazetesi


Türkiye yeni hükümet sistemine geçerken, OHAL kapsamında yani Olağanüstü Hal’in Kanun Hükmünde Kararnamesiyle devletin içine sızmış FETÖ’cüler, PKK ve diğer terör örgütlerine mensup olan kişiler ihraç edildi.  Büyük bülümü Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nden olmak üzere toplam 18 bin 632 kişi ihraç edildi. FETÖ’cülerin Ergenekon’da yaptıkları gibi iftiraya uğramış olan askerler de tekrar bu kararnameyle görevlerine geri döndüler.  Bu kararnamede beni şaşırtan şu oldu; 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminde Ankara’da alçak uçuşları yapan, bomba yağdıran pilotların eşlerinin darbeden 2 yıl sonra devletten ihraç edilmeleri oldu.  Yani 15 Temmuz darbe gecesi ve günü milletin başına bombalar yağdıran alçak pilotların eşleri, darbeden 2 yıl sonra Milli Eğitim'den ihraç edildiler. Merak ediyorum katil pilotların öğretmen eşleri devletten 2 yıl boyunca nasıl tutuldu? 

FETÖ'cüler tamamen temizlendi mi? 

Şimdi diyebilirsiniz ki, “Ama Hocam, kocaları suç işlemiş, kadınların ne suçu var?” Yok kardeşim yok. Bu sizin bildiğiniz gibi sıradan işler evlilikler değil. FETÖ, 'sen o kişiyle evleneceksin' dediğinde iş biter. Demek istediğim pilotların eşleride büyük ihtimalle FETÖ’dendir. Peki bu son kararnameyle sinsice devletin içine sızmış olan FETÖ’cüler sizce temizlendi mi? Bence, hayır temizlenmemiştir. Çünkü FETÖ denen bukalemun tipli sinsi münafık örgüt, bulundukları her ortama ayak uydururlar. İnanıyorum ki belki şu an devletin en mahrem yerinde kriptolu FETÖ’cüler vardır.  Cumhurbaşkanımız, hükümet üyeleri ve bürokratlar, FETÖ’cülere karşı reflekslerini sağlam tutmalıdırlar. Bu caniler, devletten ihraç edilmiş olsalar da, dışarıda halen faaliyetlerine devem ediyorlardır. Tabiri caizse 17-25 aralık ve bilhassa 15 Temmuz sonrası yeraltına girip tekrar toparlanma ve hücre tazelemenin gayretindedirler. Allah fırsat vermesin ama Amerika ve İsrail’in kullandığı bu devlet, millet, din düşmanı olan hain FETÖ’cüler, ellerine geçen ilk fırsatta tekrar hainliğe kalkışırlar. Neyse Allah tümünün kökünü kurutsun Amin. 

Sosyal medya gözlerini kör etmiş 

Bu arada bazı aptallara da söyleyeceğim bir iki çift sözüm var. Son Başbakanımız Binali Yıldırım, Bakanlarımızdan Numan Kurtulmuş’un kızının düğününe 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nden giderken köprüde intihar girişimine rastlıyor. Doğal olarak yapması gerekeni yapan Başbakan Binali Yıldırım, intihar girişiminde bulunan o kişiye nasihatlarda bulunup adamcağızı intihardan vaz geçirdi.  Şimdi sosyal medyanın yönlendirdiği bazı aptal haset fesat tipler, Binali Yıldırım’ın bu davranışına planlı düzmece diyorlar. Hay sizin aklınıza ve hasetliğinize. Bu şapşallardan benim de çevremde de var. Bizim bir işe yaramaz sözde spor hocası Ural da aynı zihniyette. Sosyal medyaya karşı bunların gözünü açmak için büyük mücadele veriyorum ama ne yapayım olmuyor işte. Çünkü sosyal medya denen fitne dünyası bunların gözlerini kör etmiş. Kalplerini köreltmiş. Halbuki bugün ülkemizde sosyal medyayı, ülkemiz insanının içine fitne tohumları eken kutuplaştıran FETÖ’cüler, PKK’lılar, PKK’nın siyasi kolu HDP’liler, CHP’liler ve yabancı ülkelerin istihbaratlarıdır. Bizim bazı şapşallarda hainlerin, şer güçlerin fitnesine kanıyor.kardeşlerim uyanık olun ve gözünüzü açın.   Tamam kendinize malik değilsiniz onu da anlıyorum. Ülkemiz ve dünyayla ilgili doğru dürüst bir düşünmeye de sahip değilsiniz. Avam avam vakit geçiriyorsunuz. Bari kendinize iyilik yapında vaktinizi sosyal medya denen fitne dünyasında geçirmeyin. Farkında olmadan şer güçler, sizi kendilerine malzeme yapıp kullanıyorlar. Ne diyeyim, CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE AKIL VE ŞUUR VERSİN. ALLAH ŞER GÜÇLERİN OYUNCAĞI OLMAKTAN CÜMLEMİZİ KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.  

okumak için tıklayın.


Sezaryen istismarına dur diyecek yok mu  -Güneş Gazetesi


Hükümet kanser tedavisinde devrim niteliğinde bir değişiklik yaptı. Bilhassa özel hastanelerin istismar ettiği kanser hastalarını bundan sonra kimse istismar edemeyecek. Çünkü Hükümet, özel hastanelerde kanser ameliyatlarının ücretsiz yapılmasına karar verdi. Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, “Kanser hastaları zaten kamu hastanelerinde ödeme yapmıyorlardı. Şimdi ise aldığımız bu karar neticesinde SSK’yla sözleşme yaptığımız tüm özel hastanelerde kanser hastaları ameliyat olduğunda ödeme yapmayacaklar” dedi.  Hatta sağlık Bakanı Demircan, hastalardan fark isteyen özel hastanelerin kapatılacağını da söyledi. Hükümetin bu kararı başta kanser hastaları ve yakınları olmak üzere milletimizi sevindirdi.  Peki bilhassa özel hastanelerin istismar ettiği hamile kadınların durumu ne olacak? Paragöz bazı doktorlar ve hastane sahiplerinin hamile kadınları nasıl istismar ettiklerini basından takip ediyoruz. Hassas olduğumuz konulardan biri çocuğu nasıl da istismar ediyorlar.  Hamile kalan kadınlarımız, piarlarını yapmak için televizyon ve gazetelere çıkan doktorların korkutucu sözleri ve çevreninde etkisiyle sık sık doğum kontrolüne gidiyorlar. Tabi çocuğun ve Anne’nin sağlını tehdit eden bir durum varsa gitsinler. Ama 15 günde bir veya ayda bir doktor kontrolü olmamalı. 

İstismarcı olduklarını düşünüyorum 

Hamile kadının Doğum kontrolü boyunca Her şey normal seyrederken nasıl oluyorsa iş doğuma gelince çocuk birden tepetaklak ters dönmüş oluyor. Dedim ya çocuk konusunda hassas olduğumuzdan dolayı doktorun , “Çocuğu hemen sezaryenle almamız gerekir yoksa anne ve çocuğu kaybederiz” demesi üzerine, korkuyla “Tabi olur sezaryen yapın” deniyor. Yani 9 ay boyunca anne karnında uslu uslu duran çocuk dünyaya geleceğim diyerek birden heyecanlanıp tepetaklak mı oldu? Çevremde duyuyorumki bazı doktorlar, henüz doğumuna daha zaman varken ünne adaylarına “Ben hafta sonu yokum doğumunuzu filanca gün yapayım” derlermiş.  Yani açık konuşmak gerekirse ben çoğu özel hastanelerin ve doktorların istismarcı olduğunu düşünüyorum.  Kim bilir belkide doktorların bir kısmı art niyetle ülkemizin nüfus artışını engellemek için sezaryen yapıyor olabilirler? Daha önce çok defalarca yazımda söylemiştim. Şimdi tekrar söylüyorum. Ey Hükümet, ey Sağlık Bakanı, artık samimi olarak şu sezaryen istismarına dur deyin. Bakın araştırın hangi doktor gereksiz yere sezaryen yapmışsa o doktorun diplomasını hemen iptal edin. Hangi hastane para kazanmak için doktorlara gereksiz yere sezaryeni teşvik edin, doğumları sezaryenle yapın diyorsa o hastaneyi de hemen kapatın. Yeter be kardeşim. 

Sezaryende dünya birincisi olduk 

Dünya normal doğumu teşvik ederken Türkiye, sezaryenle doğumda dünya birincisi olduk. Sezaryenle doğum yapmak iyice moda haline geldi. Bazı cahil kadınlar, yok normal doğum yaparsam, vücudum bozulur, ben normal doğuma katlanamam gibi abuk sabuk cahilce konuşuyorlar. Be kadın seni dünyaya getiren annen her ay doktor kontrolüne mi gidiyordu? Veya annen seni dünyaya sezaryenle mi getirdi? Aklı başındaki uzman doktorların uyarılarına hiç rast gelmiyor musunuz? Uzman doktorlar, sık sık televizyon ve gazetelerde, “Annenin ve çocuğun sağlığı açısından en iyisi normal doğumdur. Annelere normal doğumu tercih edin” diye nasihatta bulunuyorlar. Normal doğumun annelik duygusu açısından önemli olduğunu ve çocuğun anneyle bağlılığı açısından da çok önemli olduğunu söylüyorlar. Aynı zamanda, “Normal doğum yapan kadınlar yaşlılığında idrarını kaçırmazlar” diyorlar. Bu nasihatları hiç duymuyormusunuz? Tabi magazin programlarını izlemekten, dedikodu yapmaktan aklı başında programları izlemezsiniz. Neymiş efendim filanca arkadaş sezaryen yaptı bende yaptırayım. Yok normal doğum yaparsam şuram gevşer buram bozulur gibi aptal düşünceler. Neyse daha fazla konuşmamayım. Allah herkese akıl vermiş herkes aklını kullansın. CENAB-I ALLAH HERKESE AKIL FİKİR VERSİN. ALLAH İNSAN SAĞLIĞI İLE OYNAYAN PARAGÖZ OLAN DOKTORLARI HELAK ETSİN. ALLAH CÜMLEMİZE HAYIRLI EVLATLAR NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİNE, MİLLETİNE, DİNİNE HAYIRLI EVLATLER YETİŞTİRMEYİ CÜMLEMİZE NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE,MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Muharrem İnce sakın 8 puana güvenme  -Güneş Gazetesi


Geçtiğimiz hafta cumartesi günkü yazımda Kılıçdaroğlu’na “Sana Hoca nasihatı! Sen hiç bir zaman iktidara gelemezsin. Hatta bugünkü zihniyetle CHP de iktidara hiç bir zaman gelemez. Genel Başkanlığı bırakıp gitmen senin için daha hayırlı olur” demiştim. Çünkü sen Atatürk’ün kurduğu CHP’ye ihanet ettin. Sen ülkemizi bölüp parçalamak isteyen terör örgütü PKK’yla işbirliği yaptın. Sen PKK’nın siyasi kolu olan HDP’yi Meclis’e soktun. Sen yıllardır Atatürk’e ayyaş, sarhoş, Deccal diyen FETÖ’cüleri CHP’ye yerleştirdin. Sen CHP’lilere ve Atatürk’e ihanet ettin. Yine Cumartesi günkü yazımda “Ey Kılıçdaroğlu, FETÖ’cülerin Deniz Baykal’a iğrenç kaset kumpası sonrası CHP Genel Başkanı oldun. Yani kaset kumpasıyla o koltuğa oturdun. Yalnız Muharrem İnce seni o koltukta oturtmaz demiştim.” Evet dediğim gibi Muharrem İnce, seni CHP genel Başkanlığı koltuğunda al aşağı etmek için kolları sıvadı. Kılıçdaroğlu, belki içinden “Bu adamı (Muharrem İnce’yi ) Cumhurbaşkanı adayı yaptım. Şimdi benim koltuğumu elimden almak için mücadele ediyor” diyebilirsin. Ee, buna etme bulma dünyası derler. Çünkü sen aynısını Deniz Baykal’a yapmıştın. Muharrem İnce “Ben partimden 8 puan fazla oy aldım. CHP genel Başkanlığı benim hakkım” diyor. Adam haklı. Çünkü Kılıçdaroğlu girdiği 9 seçimden de yenilgiyle çıktı. Muharrem İnce ise girdiği ilk seçimde partisine 8 puan fark attı.  Hadi diyelim ki Muharrem İnce CHP genel Başkanı oldu. Peki Muharrem İnce CHP’yi iktidara taşır mı? Yani Muharrem ince CHP Genel Başkanı olduğunda 8 puanı partisine getirir mi? Bence hayır,  taşıyamaz. Muharrem İnce'nin önce Kılıçdaroğlu’nun yapısını bozduğu CHP’yi düzeltmesi gerekir. CHP’nin içinde PKK’yı savunan ve destekleyenleri, FETÖ’cüleri, etnik kimlik siyaseti yapanları temizlemesi gerekir. Bu da yeterli değil. Muharrem İnce samimi olacak samimi. Kalpleri Allah bilir ama öyle Cumhurbaşkanı adayı olduktan sonra camiye gitmekle, daha önce karşı çıktığı başörtüsüne, aday olunca “Başörtülüler bizim kardeşlerimiz” demekle bu işler olmaz. Bak Cumhurbaşkanı Erdoğan 16 yıldır her defasında çıtayı yükselterek seçimleri kazanıyor. Neden kazanıyor biliyor musunuz? Samimi olduğu için. Hizmet ettiği için. Türkiye’nin 80 senedir birikmiş sorunlarını çözdüğü için. Milli ve manevi şuurla ülkemizi 16 yılda zirveye çıkardığı için, savunma sanayisini güçlendirdiği için. 40 yıldır ülkemizin belası olan terör örgütlerinin kökünü kazıdığı için, ülkemiz üzerinde oyun oynayan içimizdeki ve dışarıdaki şer güçlere karşı dik durduğu, ülkemizin bekası için mücadele ettiği için seçimleri kazanıyor.  Muharrem İnce bu saydıklarımın üstüne ne koyabilir? İnce şimdi seçim meydanlarında söylediği gibi “Ben huzuru, barışı getireceğim” diyebilir. Kardeşlerim, milleti kutuplaştırıp huzurunu bozanlar, nifak, fitne tohumları ekenler, sosyal medyayı ele geçiren başta İsrail’in ve Amerika’nın olmak üzere yabancı ülke istihbaratları, CHP’liler, FETÖ’cüler ve PKK’lılardır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH HERKESE HAKLARINDA HAYIRLI OLAN NEYSE ONU NASİP ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZE SAMİMİ DUYGULARLA HİZMET EDECEK OLANLARI YÖNETİCİ KILSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN. 

okumak için tıklayın.


Hrıstiyan liderin söylediklerine bakın  -Güneş Gazetesi


Hollanda’da koalisyon hükümetini oluşturan dört partiden biri olan Hrıstiyan Birliği’nin lideri Gert Jan Segers, NATO müttefiki Türkiye’ye yönelik olası bir saldırı durumunda, Hollanda’nın Türkiye’ye destek vermemesini istedi. NATO anlaşmasının 5 maddesinde, her hangi bir üye ülkeye dışarıdan saldırı olursa bu saldırı bütün ittifak ülkelerine yapılmış sayılır deniyor. Gert Jan Segers, Türkiye’ye saldırı olursa bu maddeyi tanımayalım diyor. Türk ve müslüman düşmanı olan Segers denen hadsiz, Türkiye’nin yürüttüğü politikalara karşı sert tedbirler alınmalıdır diyor. Ayrıca Avrupa Birliği'nin Türkiye’yle müzakereleri bitirmesi gerektiğini söylüyor.  Ey sözde müttefikler, siz Türkiye’nin Amerika’dan sonra NATO’da ikinci büyük güç olduğunu bilmiyor musunuz? Türkiye NATO’dan çıksa sizler kafayı yersiniz. En kritik yerlerde Türk Askerinin görev yaptığını bilmiyor musunuz? Türkiye NATO nezdinde nerede görev yaptıysa bulunduğu yerlere insanlığı, şefkati, merhameti götürdü. Ya siz? Sizlerin Birleşmiş Milletler çatısı altında ne haltlar karıştırdığınızı, Hollandalı askerlerin Bosna-Hersek’te Müslüman halka nasıl kalleşlik yaptığını bütün dünya biliyor. Sırplar'ın katliamından kaçan Bosnalı Müslümanlar canlarını kurtarmak için Birleşmiş Milletler'de görevli Hollandalı askerlere sığınmıştı. O alçaklar kendilerine sığınan binlerce Bosnalı Müslümanı Sırp çetelerine teslim etti. Kendilerine Hollandalılar tarafından teslim edilen on binin üzerindeki Bosnalı Müslüman Sırplar tarafından katledilmişti.  Şimdi bu alçak Hollandalı lider diyor ki biz Türkiye’nin politikasından rahatsızız. Hayırdır! Türkiye Ortadoğu’da ve kendi üzerinde oynadığınız pis oyunları bozduğu için mi rahatsızsınız? Eskisi gibi Türkiye’yi yönetemediğiniz veya sömüremediğiniz için mi rahatsızsınız? Yoksa Türkiye tam bağımsız bir ülke olduğu için mi? Türkiye Kendi savunma sanayisini güçlendirdiği için mi? Yoksa son 16 yılda Türkiye çok büyüdüğü için mi rahatsızsınız?  Sizler kendinizi ne sanıyorsunuz da Türkiye’ye ayar çekmeye çalışıyorsunuz. 40 yıldır siz Avrupa ülkeleri, Amerika, İsrail, Rusya, NATO ve Vatikan...Terör örgütü PKK’yla mücadele ederken Türkiye’yinin yanında mıydınız? Tam tersi bugün olduğu gibi destek veriyordunuz. Allah muhafaza Türkiye’nin başına bir şey gelse eskiden olduğu gibi yine siz ehli küfür topluluğu olarak bir şey yapmazsınız. Ancak sizlerin başına bir felaket geldiğinde yine imdadınıza Türkiye koşar. Sizlere tavsiyem bir an önce içinizdeki Türkiye ve Müslüman düşmanlığınızı atın. Bu şuursuzluktan ve sık sık Türkiye’yi tehdit etmekten vazgeç geçin. Ne diyeyim; CENAB-I ALLAH BU GAFİLLERE YANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH BİZ TÜRK VE MÜSLÜMAN TOPLULUĞUNU KİMSELERE MUHTAÇ ETMESİN. HELE HELE ALLAH BİZLERİ EHLİ KÜFRE MUHTAÇ ETMESİN. ALLAH DEVLETİMİZİ, ORDUMUZU HER DAİM GÜÇLÜ KILSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Üzerinize güneş değil kara bulutlar çökecek!  -Güneş Gazetesi


Arkadaşlar soruyor Hocam, FETÖ’cüler temizlendi mi? Bitti mi? Son günlerde FETÖ’cülerle ilgili pek ses çıkmıyor da gibi sorular soruyorlar. Arkadaşlara be kardeşim siz gündemi hiç mi takip etmiyorsunuz? Her gün gazete ve televizyonlar FETÖ’cülere yapılan operasyonlardan bahsediyor. Bugün Her hangi bir gazeteyi al, FETÖ’cü Muvazzaf askerlere, öğretim görevlilerine, iş adamlarına ve FETÖ’nün saklanan mahrem imamlarına karşı yapılan operasyonları ve tutuklamaları göreceksin. Adil öksüz denen haini arayan ekibin başındaki emniyet müdürü bile FETÖ’den tutuklandı. Evladım korkmayın Allah’ın izni ile devletimiz ve hükümetimiz bundan sonra devlet, millet düşmanı olan münafık şerefsiz FETÖ’cülere göz açtırmaz. FETÖ’cüler, her ne kadar 24 Haziran seçiminde umudunu PKK’ya, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’ye ve Meral Akşener’e bağladılarsa da umutları suya düştü. Hatırlarsanız yurtdışına kaçan Vatan haini FETÖ’cüler, 24 Haziran seçimleri öncesi önce sosyal medyadan Türkiye’deki hain FETÖ’cülere sakın üzülmeyin, morallerinizi bozmayın, güneş yakında bizim üzerimize doğacak diyorlardı. Hatta Muharrem İnce Cumhurbaşkanı olunca eskiden olduğu gibi tekrar hepimiz devletteki işlerinize döneceksiniz diyerek Cumhurbaşkanlığı seçiminde Muharrem İnce’ye milletvekilliği seçiminde ise bölgeye göre CHP’ye HDP’ye veya iyi partiye oy verin. CHP’nin, HDP’nin ve iyi partinin kazanması için kapı kapı dolaşıp insanların ikna edin diyorlardı. 24 Haziran seçimleri yapıldı. FETÖ’cülerin, PKK’lıların, Amerika, İsrail, Avrupa ve diğer Türkiye düşmanlarının şerefsizliğine rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan tekrar Cumhurbaşkanı oldu. Muharrem İnce’yi CHP’yi anlatmama gerek bile yok. FETÖ’cülerin umudu morali olacak olan Muharrem İnce kazanamadı. CHP şer güçlerin desteğine rağmen yerlerde sürünüyor. Dolaysıyla FETÖ’cülerin hayalleride suya düştü. Peki malı götüren, şimdilik paçayı kurtaran FETÖ’cüler, yurtdışında saltanat sürerken, Türkiye sap gibi ortada kalmış olan FETÖ’cüler halende kandırılmaya, sermaye olmaya devam mı edecekler? Ülkemizde kendisini sinsice saklayan, takiye yapan, kriptolu FETÖ’cülere tavsiyem şu. Eğer varsa Allah’ın verdiği akıl nimetini kullanarak gözünüzü açın. Akıllı olun ve kendinizi İsrail ve Amerika tarafından yetiştirilmiş olan Vatan millet düşmanı Fetullah Gülen denen münafığa sermaye etmeyin. Şunu çok iyi Bilin ki sizlerin üzerine güneş değil, karabulutlar çökecek. Ulan be şerefsizler, sizler Allah’a inandığınızı nasıl olurda söylersiniz. Be kanı bozuklar, Allah’a iman etmiş olan biri terör örgütlerine destek olur mu? PKK’ya ve PKK’yla işbirliği yapan CHP’ye oy verir mi? Merak etmeyin tümünüzün sonu yakındır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BAŞTA İRADESİNİ KÖRÜ KÖRÜNE BİRİNE TESLİM ETMİŞ OLAN ZAVALLILARA AKIL FİKİR VERSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZE EKMEĞİNİ YİYİPTE HAİNLİK EDENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Sana hoca tavsiyesi: Bırak git  -Güneş Gazetesi


FETÖ’nün Deniz Baykal’a kaset kumpasından sonra yine FETÖ’cüler tarafından CHP genel Başkanlığı koltuğuna otutdurulan Kemal Kılıçdaroğlu, CHP genel Başkanlığı koltuğuna oturduktan sonra tam 9 seçim kaybetti. Her seçimde yenilgiye uğrayan Kemal Kılıçdaroğlu, her seferinde de işi pişkinliğe vuruyor. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçiminden iki gün sonra kamuoyunun karşısına çıkan Kılıçdaroğlu bu seçimin tek galibi var oda CHP dir dedi. Ah zavallı Kemal’im ah. Madem seçimin tek galibi CHP, neden o zaman CHP’liler oturma eylemi yapıp senin istifanı istiyor? Utanmadan koltuk sevdalılarının bu partide işi yok deyip gözdağı veriyorsun. Kılıçdaroğlu, bak kardeşim sana Hoca nasihatı. Sen hiç bir zaman iktidara gelemezsin. Bazı CHP’liler ve terör örgütü PKK’lılar ve PKK’nın siyasi kolu HDP’liler tarafından henüz itibarın varken istifa etmen senin için daha hayırlı olur. İşi inada götürürsen sonra yüzüne bakan olmaz. Kılıçdaroğlu samimi duygularımla soruyorum? Bu seçimde PKK’ya veya PKK’nın siyasi kolu HDP’yle işbirliği yaparken vicdanın hiç sızlamadı mı? Kılıçdaroğlu, Atatürk’ün kurduğu CHP’nin koltuğunda oturan biri olarak siz PKK’yla veya PKK’nın siyasi kolu olan HDP’yle işbirliği yaptığınızda Atatürkçülere ulusalcılara ihanet etmiş olmadınız mı? Kılıçdaroğlu, HDP’nin barajı geçmesi için verdiğiniz destek sizi bitirdi bitirdi. İşi pişkinliğe vurmayı bırak istifa et git. Senin için hayırlı olan da bu. Muharrem İnce’nin kollarını sıvadığının farkındasın her halde. Kılıçdaroğlu, hatırlıyormusun kaset sıkandalı olayından dolayı zor günler geçiren Deniz Baykal’ı ziyaret etmiştiniz? O ziyaret sonrası gazetecilere hayır ben kesinlikle bu durumda genel başkanlığı düşünmüyorum deyip ertesi günü CHP genel Başkanlığına aday olduğunuzu açıklamıştınız? Gel bakalım Muharrem dediğin Muharrem İnce de seçim öncesi ben asla Kılıçdaroğlu’na karşı aday olmam diyordu. Kılıçdaroğlu Muharrem İnce sana yakın zamanda hadi güle güle diyecek. Eee etme bulma dünyası. Siz CHP’lilerin kültürü bu. Birbirinize kazık aymayı, entrikaları ve Bizans oyunlarını çok iyi bilirsiniz. Kardeşlerim Cumhurbaşkanımız Erdoğan, 24 Haziran seçimlerinde de Zafer elde etti. Milletimiz ülkemizin bakası için tekrar Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a bu ülkeyi sen ayakta tutarsın diyerek oy verdi. %53 oyla tekrar güven tazeleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Dünya liderleri tarafından tebrik yağdı. Şimdi bırakalım CHP’liler yesin birbirini. Onların iç işlerine ayıracak vaktimiz yok. Daha önceki yazımda söylediğim gibi, rehavete kapılmadan,gevşemeden, seçim zaferinin sarhoşluğuna kapılmadan mart 2019 yerel seçimlerine hazırlanalım. Bu uyarıyı sık sık yapmamın nedeni gevşeklik hissediyor olmamdır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZİN BEKASI İÇİN MÜCADELE EDEN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH ÜLKEMİZE HAİNLİK YAPANLARI İSE HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Sakın rehavete kapılıp gevşemeyin  -Güneş Gazetesi


Milletimiz Gezicilere, darbecilere, FETÖ’cülere, kanı bozuk olan şerefsiz PKK’lılara, İsrail’e, Amerika’ya, bazı Avrupa ülkelerine, Vatikan’a, NATO’ya ve içimizdeki hainlere rağmen “Durmak yok yola devam” dedi. Yani milletimiz Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Yeterki sen ülkemizin bekası için çalış, ülkemizi tam bağımsız hale getir, şer güçlere karşı savunma sanayimizi güçlendir, sinsice devletin içine sızmış olan münafık FETÖ’cüleri devletin içinde temizlemeye devam et gerisini merak etme, biz her daim senin yanındayız” dedi.  Evet Milletimizin ve ümmetin Duasıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan yüzde 53 oy alarak yenilmezlik serisini sürdürdü. FETÖ’cülerin, PKK’lıların, içimizdeki ve dışımızdaki şer güçlerin desteklediği umudu olan Muharrem İnce yüzde 30 oy aldı. Cumhurbaşkanlığı yarışını kaybeden Muharrem İnce, önümüzdeki günlerde Kemal Kılıçdaroğlu’nun koltuğuna oturacak gibi. 

Büyük hayal kırıklığı yaşadılar 

Neticede Milletimiz 24 Haziran seçimlerinde Meclis’te her görüşe yer verdi. Yalnız Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın kazanamaması için ellerinden gelen tüm pislikleri yapan, Muharrem İnce’nin kazanması içinde tüm gayretlerini ortaya koyan İsrail, Amerika ve Avrupa hayal kırıklığı yaşıyor. Tabi en çok hayal kırıklılığını Almanya Başbakanı Merkel yaşıyor. Yakın zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a pislik yapan bu ülkelerinin nasıl kıvırdıklarını, nasıl U dönüşü yaptıklarını hep beraber göreceğiz. Kardeşlerim, milletimiz Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yaptığı yatırımlar, şer güçlerin pis oyunlarına karşı dik duruşu, sözlerinin arkasında durmasına ve yeni projelerine oy verdi.  Hiç vakit kaybetmeden ekonomide, sanayide, dış politikada yeni projelerle 2023’e ulaşmalıyız. 

Mart 2019 seçimlerine hazırlanın 

Bu arada önümüzdeki Mart ayında yerel seçimler var. Bilhassa AK Partililere ve AK Partili milletvekillerine sesleniyorum. Toplum içinde gevşek gevşek yalan yanlış konuşarak, “Efendim Reis’le temas halindeyiz, AK Parti'nin içinde hükümete yakın olan biriyim” deyip piyasa yapmaya çalışanlara derim ki, oturup kalkmanıza, toplum içinde konuşmanıza dikkat edin.  Size tutulan her mikrofona abuk sabuk konuşup cahilce fikir beyan etmeyin. Bu uyarıları milletin nabzını iyi tutan biri olarak bilinçli olarak yapıyorum. AK Parti'nin yüzde 42.56 oy almasının nedenlerinden biri bu gevşekliktir. İnsanları AK Parti'ye oy vermeleri için ikna etmeye çalışırken, “Hocam tamam sizin hatırınız için Erdoğan’a oy vereceğim. Ancak AK Parti'ye vermem çünkü filan filan demeye” başlıyorlardı. İnsanların o filan filan dediklerinin çoğu doğru. Önümüzdeki Mart ayında yerel seçimler var. “Efendim Cumhurbaşkanımızı halk seviyor, yerel seçimleri de alırız” deyip rehavete kapılıp gevşerseniz işte o zaman millet size gevşekliğinizin cezasını verir benden söylemesi. Şimdiden rehavete kapılmadan Gevşemeden Mart 2019 yerel seçimlerine hazırlanın. Yoksa Büyük Şehirler elden gider benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH KİM OLURSA OLSUN ÜLKEMİZE HAYIRLI HİZMETLERDE BULUNAN HERKESTEN RAZI OLS UN. ALLAH ÜLKEMİZİ 2023'E GÜÇLÜ GİRMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Recep Tayyip Erdoğan ismi olmalı  -Güneş Gazetesi


Arkadaşlarla sohbet ederken konu Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın uçağının üçüncü havalimanına inmesine geldi. Yapımı halen devam eden dünyanın en büyük havalimanı inşallah 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda açılmış olcak. Hatta şer güçlere rağmen açılacak.  Hatırlarsanız Gezi olayları sırasında içimizdeki bazı hainler ile başta Almanya olmak üzere dışarıdaki Türkiye düşmanları üçüncü havalimanına karşı çıkmışlardı. Ülkemizin hayrına olan her şeye karşı çıkan zihniyet, yani ipleri başkalarının elinde olan çapulcu takımı, Gezi olayları sırasında dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a giderek, “Biz üçüncü havalimanının yapılmasını istemiyoruz” demişlerdi. Dedim ya şer güçlere, çapulculara, her türlü fitneye, fesatlığa rağmen Allah’a çok şükür dünyanın en büyük havaalanı bitiyor ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda hizmete girmiş olacak. 

Üçüncü havalimanının ismi 

Arkadaşlar, “Hocam peki üçüncü havalimanın ismi ne olacak” diye sorduklarında, “Valla benim elimde olsa hakkı olduğunu düşündüğüm için Recep Tayyip Erdoğan ismini koyarım” dedim. Arkadaş, “Hocam çok doğru bende olsam Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ismini koyarım” dedi. Üçüncü havalimanının ismi Recep Tayyip Erdoğan olsun istememin nedeni 16 yılda ülkemizi bağımsız ülke haline getirdiği için. Ülkemizi sanayide, teknolojide, sağlıkta, savunma sanayisinde ve ekonomide çok iyi yerlere getirdiği ve Ülkemizi bölüp parçalamak isteyen içimizdeki hainlere, dışarıdaki Türkiye düşmanlarına karşı dik durduğu için üçüncü havalimanının isminin Recep Tayyip Erdoğan olmasını istiyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın en büyük havalimanını yapmakla çok büyük iş yapmıştır. Türk Havayolları 16 yıl önce bir kaç ülkeye uçarken bugün neredeyse dünyanın her noktasına uçmakta. 

THY Avustralya'ya da uçacak 

Yurt dışı gezilerimde yabancı yolcularla sohbet ettiğimde neden Türk Havayolları'nı tercih ediyorsunuz? Diye sorduğumda, “Her noktaya uçtuğu, hizmet ve kalitesi güzel olduğu için tercih ediyoruz” cevabını alıyorum. Türk Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, “Filomuzu büyütüyoruz, yeni büyük uçaklarımız yakında gelmeye başlayacak. Yeni uçak siparişlerimizle birlikte her yıl bin pilot yetiştireceğiz. Uçuşa başlayacak olan pilotlar yirmi bin lira maaşla işe başlamış olacak. İnşallah yakın zamanda Avustralya’ya uçacağız” diyor. Türkiye 16 yılda nereden nereye geldi değil mi? Türk Havayolları bugün dünyanın bir numaralı şirketi. Yani milli markamız ve gururumuz. Üçüncü havalimanı açıldığında oda milli markamız olacak. Ehil olanlar işin başında olunca başarıda kendiliğinden geliyor. Tekrar söylüyorum üçüncü havalimanının ismi Recep Tayyip Erdoğan olmalı. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZE HİZMET EDEN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH ÜLKEMİZİN BÜYÜMESİNİ, GELİŞMESİNİ İSTEMEYEN FİTNECİLERİ, FESATÇILARI VE TÜRKİYE DÜŞMANLARINI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Kılıçdaroğlu iddialara cevap ver  -Güneş Gazetesi


Ülke TV’de gazetemizin genel yayın yönetmeni Turgay Güler’in hazırlayıp sunduğu Sıradışı programında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu izledim. Önemli konularla birlikte ülkemiz üzerinde oynanan pis oyunları dile getiren Bakan Soylu, Türkiye’nin şer güçlerle sadece içeride değil dışarıda da mücadele ettiğini söyledi.  Soylu, CHP’nin terör örgütü PKK’nın işine yarayacak söylemlerde bulunduğunu, CHP’yle HDP’nin bir birlerini gazladığını ve CHP, HDP, SP’inin millet ittifakı değil nefret ittifakı olduğunu söyledi.  Soylu şunları paylaştı: “CHP Atatürk’ün partisi değil ki, CHP sadece Atatürk’ü ve laikliği kullanıyor. CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce’nin yazdığı iğrenç şiire bakın.  Cumhurbaşkanı adayı olduktan sonra Cuma namazlarını kaçırmayan Muharrem İnce yazdığı şiirinde diyor ki haşa, 'Tanrı ağlarken Çimen’ler yeşeriyor/ Tanrı’yla aramız açık zaten? O halde bende sana taparım/ Sen tanımadığım birinin karısısın/ Memelerin al al olmuş.' Gerisini edebim gereği burada anlatamam. Bu iğrenç şiiri yazan Muharrem İnce ülkemizde Cumhurbaşkanı olmak istiyor. Tek kelimeyle yazıklar olsun.” 

FETO'ya ne mesaj yolladın? 

Esas Bakan Soylu’nun Kılıçdaroğlu’yla ilgili anlattıkları dikkatimi çekti. Kılıçdaroğlu’nun FETÖ’cülerle yaptığı gizli toplantıya değinen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kılıçdaroğlu’na '17-25 Aralık’ta kimin ofisinden Pensilvanya’ya mesaj yolladın' diye sordu? Yani Kılıçdaroğlu’na FETÖ’cülerle bir ofiste buluşup Fetullah Gülen denen haine ne mesaj yolladın diye soruyor.  Soylu, “Bu mesaj içersinde 15 Temmuz darbe şifresi olarak yurtta sulh cihanda sulh söylemlerini kullandın mı? Ofisinde bulunduğun kişi senden milletvekilliği istedi, sen milletvekili yapamayınca önce o kişiyi il başkanı yaptın. Şimdi o kişi şu an CHP’den milletvekili adayıdır” dedi.  Gerçi ben her zaman Kılıçdaroğlu’nun bir FETÖ projesi olduğuna inanmışımdır. Toplumdaki genel kanaatte bu. Ertesi günü NTV kanalında Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in konuşmasını izledim. Doğu Perincek, Muharrem İnce’ye seslenerek “Türk ordusunun başında bulunan kahraman komutana senin apoletlerini sökerim diyen bir kişiden siyasetçi olmaz hele hele Cumhurbaşkanı hiç olmaz” dedi. 

Kin duygusu PKK'dan bulaşmış 

PKK ile ittifak yapan Muharrem İnce’ye kin duygusu PKK’dan bulaşmıştır. Doğu Perincek, sözlerine İP partisiyle Kılıçdaroğlu’nun Amerikan projesi olduğunu söyleyerek devam etti. Şimdi İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sorduğu soruları Kılıçdaroğlu’na ben soruyorum? Ey Kılıçdaroğlu, sen bir FETÖ projesi misin? FETÖ’cülerle bir ofiste gizlice buluştun mu? Ofisinde buluştuğun kişiler kim? Kimin muayenehanesine gittin? O muayenehanede darbe ortaklarıyla ne konuştun? Nelerin pazarlığı yapıldı? Terör örgütü PKK’nın siyasi kolu olan HDP’yle ortak hareket etmenizi FETÖ’mü istedi? Kılıçdaroğlu, 40 yıldır ülkemizin kurucusu ve CHP’nin de kurucusu olan Atatürk’e, Deccal, Firavun, dinsiz gibi yakıştırmalarda bulunan FETÖ’cülerle omuz omuza olman Atatürkçü birine yakışıyor mu? Kılıçdaroğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya cevap vermemişsin, belki bana cevap verirsin ümidiyle bakanın sorduğu soruları bende sorayım dedim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ HAİNLERDEN, FİTNECİLERDEN, MÜNAFIKLARDAN KORUSUN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ BÖLÜP PARÇALAMAK İSTEYEN HAİNLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.