Visitor Counters
Köşe Yazıları



Arama :    

Kudüs’te dinler savaşı  -Güneş Gazetesi


Amerikan Başkanı Trump, Amerikan Büyükelçiliği’ni Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma kararını imzaladıktan sonra Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı’nı hemen topladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla İslam ülkelerinin kralları, emirleri, başkanları, başbakanları ve dışişleri bakanları tek tek İstanbul’a geldiler. Kudüs’ü konuştular, tartıştılar ve sonunda ortak bir kararla, ”Doğu Kudüs Filistin’in başkentidir“ dediler.  Ayrıca Birleşmiş Milletler’den Kudüs’ün yasal statüsünün teyid edilmesi de istendi. Sevgili okuyucularım, Evet Trump, Yahudilere verdiği sözü tutarak Amerika’nın İsrail Büyükelçiliği'ni Kudüs’e taşıma kararını imzaladı. İnşallah Trump’ın şer bildiğimiz bu kararından hayır çıkar. Belki bundan sonra İslam ülkelerinin liderleri gerçekleri görüp ona göre siyasi tavır belirlerler. Açıklandığı gibi İslam İşbirliği Teşkilatı, tarihi bir karar alarak artık Doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti olduğunu ilan etti. 

Arap ülkeleri karara uyacak mı? 

Yalnız benim merak ettiğim konu şu: Acaba alınan bu karara Arap ülkeleri uyacak mı? Yani Arap ülkeleri Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak tanıyacaklar mı? Bence bir kaç ülke hariç Arap ülkeleri aldıkları bu karara uymayacak. Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’nin tavrı toplantıya bakan düzeyinde katılımlarıyla belli oldu. Halbuki bu denli önemli bir toplantıya Suudi Arabistan Kralı Selman ve Mısır’ın başındaki katil Sisi’nin de gelmesi gerekirdi. Bu ülkeler toplantıya sadece bakan düzeyinde katıldılar. Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin ipi İsrail’in ve Amerika’nın kontrolünde olduğu için Filistin’e arka çıkmaları mümkün değil. Bırakın arka çıkmayı köstek bile olurlar. Peki ya Kudüs konusu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na geldiğinde orada kabul görür mü? Bence Amerika’nın baskısıyla Birleşmiş Milletler’de de kabul görmez. Şimdi ki, “Hocam, Kudüs’te petrol mü var? Kudüs topraklarında altın mı var? Kudüs neden bu kadar önemli” diyebilirsiniz? Kudüs, üç din için önemli bir şehirdir. Kudüs, biz Müslümanların ilk kıblesi, Peygamber Efendimizin Mirac’a çıktığı ve yer yüzündeki ilk iki mabetten biridir. 

İnşallah samimi tavır takınırlar

Yahudiler için Kudüs, yer yüzündeki en kutsal şehirdir. Yahudilere göre Mesih Kudüs’e inecek ve Mesih, Yahudi devletini bu topraklarda kuracak. Hrıstiyanlar için ise Kudüs, haç yaptıkları ve Hz. İsa’nın ineceği kutsal yerdir. İşte Yahudi ve Hristiyan zenginler, bundan dolayı Kudüs’ten mezar alabilmek için milyon dolarlar ödüyorlar. Hatta milyar dolarlık Yahudi ve Hristiyan zenginler Kudüs’ten mezar alabilmek için sırada bekliyorlar. Bence Kudüs savaşının arkasında toprak veya petrol değil, dini inanç var. Derim ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın samimi mücadelesi karşısında inşallah Arap ülkeleri de samimi tavır takınırlar. Arap ülkeleri, Filistin konusunda İsrail ve Amerika’dan çekinmeden şuurlu kararlar alırlar. Pek ümidim yok ama Allah belki kalplerine merhamet duygusu verir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA UYANMAYI, SAMİMİ OLMAYI, ŞER GÜÇLERE KARŞI BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Boğazlarında kalsın  -Güneş Gazetesi


CHP’ye gönül vermiş bir arkadaş, “Hocam, iktidar hadi kendi belediye başkanlarını görevden aldı tamam da, CHP’li Ataşehir Belediye Başkanı Battal lgezdi’yi görevden alması doğru mu?” diye sordu.  “Evladım ortada eğer suç varsa parti gözetmeden kim olursa olsun suç işleyen herkes görevden alınır. Peki sen Ataşehir Belediye Başkanının neden görevden alındığını biliyor musun?” karşılığını verdim.  “Hayır yok bilmiyorum hocam.”  “Evladım işin içini bilmiyorsun konuya da hakim değilsin, peki evladım bilmeden etmeden neden tepki gösteriyorsun? İçişleri Bakanlığı, Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’yi imar yolsuzluğu, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve sahte belge düzenlemek suçlamasıyla görevden uzaklaştırdı.” Sohbet sonrası bir anda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, AK partili belediyelerin istifasını hatırlatarak diğer partilere, “Sizin partilerinizde yolsuzluk yapan belediye başkanları var. Harekete geçin ve yolsuzluk yapan belediye başkanlarınızı temizleyin, yoksa İçişleri Bakanlığı devreye girecek” dediğini hatırladım. 

Bağımsız mahkemeler karar verir 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu açıklamasına Kemal Kılıçdaroğlu, insanoğlunun nefis taşıdığını ve insanoğlu bir makama geldiğinde güç bende diyerek neler yapacağını sanki bilmiyormuş gibi hemen “Bizim alnımız ak, bizde yolsuzluk hırsızlık kesinlikle olmaz” dedi. Ey Kılıçdaroğlu, nefis sahibi olan insanoğluna kefil olunmayacağını öğren? Bu arada hani Meclis'te sol yumruğunu sıkıp havaya kaldırarak meclis kürsüsünde yemin eden sözde solcu, sözde ezilmişlerin sesi olduğunu söyleyen milletvekili vardı ya işte CHP’nin o Mlletvekili Gamze Akkuş İlgezdi ve eşi Ataşehir eski Belediye Başkanı Battal İlgezdi’ninbir yıl önce yolsuzluk yaptıkları iddiası medyada aylarca yer almıştı. 

İddialara göre CHP Milletvekili ve eski Ataşehir Belediye Başkanı’nın eşi Gamze Akkuş İlgezdi, bir gecekonduda yaşarken şimdi tanesi 3 milyon dolardan satılan 12 tane rezidans daireye sahipmiş. Sevgili okuyucularım kim suçlu, kimin rüşvet aldı hırsızlık yaptı bunları ancak bağımsız mahkemeler söyler. Bir vatandaş olarak benim söyleyeceğim şudur. kim milletin, fakir ve fukaranın, yetimin hakkını yemişse ve hala yiyorsa, isterse babamın oğlu olsun Allah hepsinin de burnundan fitil fitil getirsin. Allah rüşvetle elde edilen paraları hiç birine yemeyi nasip etmesin. 

Evlatlarınıza haram lokma yedirmeyin 

Biz seçmenler, başkan, milletvekili veya bakan olmuş olan kişilere zamanında güvenip oy verdik. Belki de layık olmadıkları halde onları verdiğimiz oylarla şereflendirdik. Bizim şereflendirdiğimiz makam sahibi yaptığımız o insanlar, makamın rehavetine kapılıp ve makamın gücüyle başlıyorlar kafa koparmaya yani rüşvet almaya, hırsızlık yapmaya başlıyorlar. Kardeşlerim Allah rüşvet alana da verene de 'melundur' der. Sakın bu pis işlere bulaşmayın. Sakın evlatlarınızı haram lokmayla beslemeyin. Evlatlarınızı haram lokmayla beslerseniz bilinizki sonra bir yerlerinizi kaşımaya başlarsınız benden söylemesi. Aklıma gelmişken daha önceki bir yazımda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na seslenerek, “Ey Kılıçdaroğlu, siz kendi belediye başkanlarınıza, 'seçime gidiyoruz, seçim için para lazım diyerek, imar izni verirlerken partiyede para toplayın' dediniz mi” diye sormuştum. Kılıçdaroğlu’ndan hala yanıt gelmedi. Kılıçdaroğlu’na tekrar soruyorum? Ey Kılıçdaroğlu, siz CHP’li belediye başkanlarına seçim yaklaşıyor, partiye para lazım, imar ruhsatı verdiğiniz müteahhitleriden partimiz içinde para isteyin dediniz mi demediniz mi? Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ HARAM LOKMADAN KORUSUN. ALLAH DÜRÜST, VİCDANLI, İŞ BİLEN, ÜLKESİNE VE MİLLETİNE SEVDALI, HELAL VE HARAM KAVRAMLARINI BİLENLERİ MAKAM SAHİBİ YAPSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


İslamda samimiyetsizlik ve Kudüs  -Güneş Gazetesi


Bundan yüz yıl öncesine kadar Kudüs’ü Osmanlı’nın İstanbul’dan gönderdiği mülkiyeliler yönetiyordu. Osmanlı’nın mülkiyelilerle yönettiği Kudüs bugün nereden nereye geldi. 1947-Yahudiler Filistin nüfusunun sadece 1/3'ünü oluşturuyor ve Filistin topraklarının yüzde 6‘sına sahipti. 

29 Kasım 1947, Birleşmiş Milletler’in bölme planı:  - Filistin Topraklarının yüzde 56‘sını Yahudilere verdildi. Ayrıca planda Kudüs’e Birleşmiş Milletler Vesayet Konseyi'nin himayesinde silahtan arındırılmış uluslararası bir statü verildi. 

14 Mayıs 1948-İsrail’ in kuruluşu ilan edildi.  1948 Arap-İsrail savaşı-700 bin Filistinli'nin mülteci haline gelmesine sebep oldu. Savaş sonunda İsrail toprakları Filistin‘in yüzde 77’sine tekabül ediyordu, yani Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi dışındaki tüm topraklar. 

1967 Altı Gün Savaşı  - İsrail tüm Filistin’ i işgal etti. 5 Haziran‘da Doğu Kudüs’ü ele geçirdi ve yerleşimci programını başlattı. 

1980- İsrail Kudüs’ü birleşik başkent ilan etti.  -Birleşmiş Milletler, uluslararası hukukun ihlali olarak gördüğü bu ilanı geçersiz sayan 478 sayılı bir karar aldı. 

1987-İlk intifada.  

13 Eylül 1993-İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü arasında Oslo Barış Anlaşması imzalandı. 

26 Ekim 1994-İsrail ve Ürdün 45 yıllık düşmanlığa son veren barış anlaşması imzaladı. İsrail Kudüs’te Müslümanlar İçin kutsal bölgelerde Ürdün’ün özel rolünü kabul etti. 2000 İkinci İntifada- İsrail’ de eski Başbakan Ariel Şaron denen katil Kudüs’te Mescid-i Aksa‘yı ziyaret edince Filistinliler bunu kışkırtma olarak nitelendirdi ve protestolar sonrası İkinci İntifada başladı. 

23 Eylül 2011- Filistin Yönetimi tam üye devlet statüsü kazanmak amacıyla Birleşmiş Milletler’ e başvurdu. 

31 Ekim 2011- Filistin UNESCO’ya tam üyelik hakkı kazandı ve kurumun 194. üyesi oldu. Bunun ardından İsrail Doğu Kudüs’ te yerleşim birimlerinin hızlandırılması kararı aldı. 

30 Kasım 2012-Birleşmiş Milletler Filistin’e, Birleşmiş Milletler’de “üye olmayan gözlemci devlet“ statüsünü verme kararı aldı.Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki oylamada Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinden Fransa, Rusya ve Çin bu kararı desteklerken İngiltere çekimser kaldı, ABD ise 'Hayır' oyu kullandı. 

6 Aralık 2017-Trump Kudüs’ ü İsrail’ in başkenti olarak tanıdı.

7 Aralık 2017- Hamas lideri Haniye intifada çağrısında bulundu.

Peki yahudilerin bu kadar büyümesinde, topraklarının genişletilmesinde Filistinliler'in ve İslam ülkelerinin suçu yok mu? Suçun en büyüğü 70 sene önceki Filistinliler'indir. 70 sene önceki Filistinliler, kendilerini uyanık sanarak misal olarak 1 liralık toprağı 10 liraya Yahudiler'e sattılar. Sonra o Filistinliler “Aaa bak Yahudileri kazıkladık” diyerek sevindiler. Halbuki kazığı yiyen kendileriydi. Filistinliler, İsrail devletini kurmak için sabırla bekleyen Yahudiler'e topraklarını satmamış olsalardı belki bugün bu sıkıntılar yaşanmayacaktı. 

Müslümanlarda birlik, beraberlik yok

İslam ülkelerinin liderleri İsrail devletine karşı samimi olarak sert tavır ortaya koymuş olsalardı bugün Müslümanların ilk kıblesi, Peygamber Efendimizin Mirac’a çıktığı ve yer yüzünün ikinci mabeti Kudüs İsrail’in başkenti ilan edilmeyecekti. Açık konuşmak gerekirse biz Müslümanlar'da şuur, samimiyet, birlik ve beraberlik yok. İslam ülkelerinin liderlerinde şuur ve samimiyet olmuş olsa idi, zamanında büyükelçiliklerini Kudüs’e taşırlardı. Peki bundan sonra İsrail’in, Amerika’nın ve diğer ehli küfrün zulmüne uğramamak, topraklarımızı korumak, mili ve manevi değerlerimizi, herşeyden önemlisi namusumuzu korumak için ne yapmalıyız? Tek kelimeyle önce İsrail’in ve Amerika’nın güdümündeki İslam ülke liderlerinin koltuğu bırakması gerekir. Şuurlu, birbirine kenetlenmiş, fitne ve fesatlığa gelmeyen İslam topluluğu olmalıyız. Hele hele mezhep safsatasından, mezhep fitnesinden ve ehli küfrün himayesindeki ajanların kontrol ettiği cemaatlerden de uzak kalınmalıdır. Ya sonra? Sonra kendi bilim adamlarımızı yetiştirmeliyiz, teknoloji ve sanayi alanında büyümeliyiz, bilhassa silah sanayiinde büyüyüp kendi silahımızı, nükleer füze ve atom bombalarımızı yapmalıyız. Yani ehli küfre muhtaç olmadan İslam dünyası dimdik ayakta kalmalı. İşte o zaman İslam dünyasına ve Müslümanlara kimse zulmedemez. Ehli küfür sessizlikten şefkatten değil, sertlikten ve güçten anlar. Aksi durum kadercilik olur benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZ MÜSLÜMANLAR'A BİRLİK İÇİNDE OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH MÜSLÜMANLARA ZULÜM EDENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Üçüncü dünya savaşının ayak sesi  -Güneş Gazetesi


Yahudi lobisinin gayretiyle Amerika’ya Başkan olan Trump, Amerika’nın 70 yıllık dış politikasını çöpe attı. Dünyanın kendisine 'barış sürecini yok edersin, bölgede kaosa, kargaşaya, krize çatışmalara yol açarsın, Kudüs İsrail’in başkenti olursa felaket olur' uyarılarına aldırış etmeyen Trump, Müslümanların kutsal toprağı Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilan etti. Yani Müslümanların ilk kıblesi, peygamber efendimizin Miraç’a çıktığı yer ve yeryüzünün ikinci mabedi olan Kudüs, İsrail’in başkenti oldu.  Trump’ın bu şeytanlığı, fitneliği Ortadoğu’da yaşanan sıkıntıları iyice artıracak. Ayrıca Trump’ın bu şeytanlığı ve fitneliği dünyada dinler arası çatışmalara neden olacağı gibi 3’üncü dünya savaşının da ayak sesidir. Şimdi “İsrail’e karşı gelmeyin, İsrail’le savaşmak caiz değildir” diyen Suudi Arabistan müftüsü, “Kutsal topraklar İsrail’indir” diyen Kuveytli gazeteci kına yaksın. 

Katil Sisi mi tepki gösterecek? 

Daha doğrusu karaktersiz, kukla, ruhlarını İsrail ve Amerika’ya satmış Arap şeyhleri, Arap emirleri, Arap kralları da kına yaksınlar. Yazıklar olsun onlar gibi karaktersiz, şerefsiz sözde müslüman yöneticilerine.  Arap liderlerinin hiç biri Cumhurbaşkanımız Erdoğan gibi yürekli tepki gösteremediler. Nasıl tepki gösterebilirler ki, bir yerlerinden korkan, İsrail ve Amerika’ya gövdelerinde bağlı oldukları için ses çıkaramıyorlar. Amerika’nın ve İsrail’in kuklası Mısır’ın başındaki katil Sisi mi ses çıkaracak? Yoksa özel olarak İsrail ve Amerika tarafından yetiştirilmiş olan Suudi Arabistan’da veliaht prens Selman mı tepki gösterecek? Kardeşlerim biz müslümanlar ilk kıblemiz olan Kudüs’e sahip çıkmak mecburiyetindeyiz. Daha doğrusu önce Allah’ın Resul’ü, kainatın efendisi Peygamber efendimizin ümmeti olduğumuzu bilerek bir araya gelip tepkimizi öyle gösterelim. 

Allah bunun hesabını soracak 

Ne yazık ki biz Müslümanlar bir araya gelemiyoruz. Biz Müslümanları şer güçler, içimize yaydıkları mezhep fitneliği ve şuursuz fitneci cemaatler yüzünden bir araya getirmiyorlar. İşte bundan dolayı bir araya gelemeyen bölük pörçük dağılmış müslümanların toprağına ehli küfür rahatlıkla el koyabiliyor. Allah mutlaka bu şuursuzluğun hesabını şuursuz Müslümanlara hem bu dünyada hem de huzuru mahşerde mutlaka soracak. Tekrar söylüyorum biz Müslümanlar, ehli küfrün karşısında dağınık olmayalım küfür topluluğuna karşı bir olalım. Eğer satılmış Suudi Arabistan müftüsü, Kuveytli gazeteci ve satılmış münafık FETÖ’cüler İsrail’e sempati gösteren İsrail’le muhabbet duyan cemaatler varsa onların yüzüne tükürün. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA ÖNCE ŞUUR, SAMİMİYET VERSİN. SONRA BİZ MÜSLÜMANLARI BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE VAR ETSİN. ALLAH DÜNYAYA FİTNE YAYIP İNSANLARIN ÖLÜMLERİNE NEDEN OLANLARI HELAK ETSİN. ALLAH KUDÜS’TEKİ KARDEŞLERİMİZE YARDIM EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Derhal yasaklayın  -Güneş Gazetesi


Avrupa Birliği, kalp ve böbreğe zararlı oluyor gerekçesiyle dondurulmuş döner ile kebap, sosis, sucuk, kurabiye ve benzeri gıdalarda fosfat kullanımına yasak getiriyor. Avrupa Birliği’nin fosfata yasak getirme hazırlığı gurbetteki Türk dönercileri tedirgin ediyormuş. Gurbetteki Türk döneri imal edenler, “Fast food yiyeceklerden daha çok sattığı için kasıtlı olarak bu yolla Türk dönerinin satışını engellemek istiyorlar” diyor. Gerçekten Avrupa Birliği, Amerika’nın, İngiltere’nin Çin’in hamburger, fest food şirketlerini korumak için böyle bir yasa hazırlıyor ise işte o zaman Avrupa Birliği bir kez daha iki yüzlü olduğunu gösteriyor demektir. Bizim Sağlık Bakanlığı, “Türkiye’de ısıl işlem görmüş yani içinde fosfat olan sucuk, sosis ve ambalajlı köfte gibi ürünlerde kullanılıyor. Eğer Avrupa Birliği fosfata yasak getirirse biz de Türkiye'de fosfatı yasaklarız” diyor. İşte ben söze takıldım. Ben de diyorum ki, Sayın Bakan, bizim göbeğimiz Avrupa Birliği'ne mi bağlı? Bu kimyasal katkı maddeleri insan sağlığını bozuyor ve ölümlere neden oluyorsa, o zaman siz icazet bekler gibi Avrupa Birliği'nin kararını beklemeyin. Sizler Anayasa'ya göre milletin sağlığından sorumlusunuz. Derhal başta sebzede, meyvede olmak üzere yiyecek ve içeceklerde milletin sağlığını tehdit eden ne kadar zararlı kimyasal madde kullanılıyorsa hemen hepsini yasaklayın. 

Millete ihanet etmiş olursunuz 

Eğer, “Efendim gıdada katkı maddeleri, tatlandırıcılara, gıda boyalarına, şuruplara yasak getirirsek gıda sektörüne darbe vurulmuş olur, esnaf sıkıntıya girer” derseniz işte o zaman siz de millete ihanet etmiş olursunuz. Siz esnafın cebine girecek parayı değil, milletin sağlığını düşünmek mecburiyetindesiniz. Toplum bu para gözlerden dolayı her gün değişik hastalık türleriyle karşılaşıyor. Bir taraftan obeziteyle mücadele ediliyor, insanlar sağlıklı olsun diye spor etkinlikleri düzenleniyor, diğer taraftan milletin sağlığını bozacak, insanları ölüme götürecek kimyasallara izin veriliyor. Allah aşkına ne yapmaya çalışıyorsunuz? Bu ne perhiz ne lahana turşusudur. Millet olarak sağlıklı hiç bir şey yiyemez olduk. Millet sağlığını kaybettikçe ilaç sektörleri parayı götürüyor. Yediklerimiz helal mi haram mı belli değil? Yediğimiz içtiğimiz gıdaların içinde alkol ve domuz var mı yok mu o da belli değil? Sevgili okuyucularım açık konuşmak gerekirse yetkililerde suç olduğu gibi sizlerde de suç var. Yediğinize içtiğinizde dikkat etmeden her önümüze geleni, 'ne yapalım ancak bunu bulduk' deyip yiyorsunuz. Biraz olsun Allah'ın verdiği ömrü sağlıklı geçirebilmek için sağlığınızı düşünüp yendiğinizde içtiğinizde ne var araştırın. 

Aile kültürümüzü kaybetmeyelim 

İnsan sağlığına zararlı olan her şeye tepkinizi çekinmeden gösterin. Ayrıca son yıllarda aileler, maalesef evde değil dışarıda restoranlarda sağlıksız yemekler yiyor. Kardeşlerim sağlımız, sıhhatımız, geleceğimiz, aile kavramı ve kültürümüzü sakın kaybetmeyelim. Sağlıklı sıhhatli olmak için evimizde mutlaka tencereler kaynasın. Çoluk çocuk hep beraber bir masada huzur içinde yemeklerimizi yiyelim. Tekrar Sağlık Bakanı’na, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı’na derim ki, vakit kaybetmeden derhal insan sağlığını tehdit eden, insanları öldürücü hastalığa götüren tüm kimyasal maddelere yasak getirin. Bilhassa Çin ve İsrail’den getirilen yiyecek ve içeceklerdeki tatlandırıcılara, tuz, gıda boyalarına, gıda da kullanılan katkı maddelerine, GDO’lu tohumlara ve tüm tarım ilaçlarının hepsine milletin sağlığı için yasak getirilsin. Yerli tohumlarımızı canlandıralım, ülkemizde tarıma önem verelim ve gençleri tarım yapmaya özendirelim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZLERİ SAĞLIKLI, SIHATLI, MİLLİ VE MANEVİ ŞUURA SAHİP TOPLUMLARDAN EYLESİN. ALLAH HASTA KULLARINA ŞİFALAR VERSİN. ALLAH ŞUURLU TÜKETİCİ OLMAYI, ÖZ GÜVEN VE İNANCIMIZLA BÜYÜK AİLE OLARAK YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


İstikrarın bozulmaması için, sakın haa!  -Güneş Gazetesi


Son bir aydır CHP ve HDP barajın yüzde 10’un altına inmesini istiyor. Hatta bırakın yü 10’un altına inmesini barajın tamamen kaldırılmasını istiyorlar. Peki CHP ve HDP ne için barajın düşürülmesini istiyor? Onlara göre baraj kalkarsa güya Türkiye daha demokratik bir ülke olurmuş! Diğer partilerin de Meclis’te olmaları gerekiyormuş! Diğer partiler dedikleri öyle bizim bildiğimiz normal siyasi partiler filan değil. Onların Meclis’te görmek istedikleri marjinal, terör eylemlerini destekleyen partiler. Hatırlarsanız o partilerin gerçek yüzlerini Gezi olayları sırasında ve 1 Mayıs işçi bayramlarında çok görmüştük. Asıl korkuları yıllardır Güneydoğu’da insanlara zülüm eden, PKK terör örgütüne destek olan ve milletvekillerinin PKK’lı teröristlere silah taşıyan, teröristleri evlerinde saklayan, geberen teröristlerin cenazelerine katılıp boy gösteren HDP’nin baraj altında kalma korkusu. Korkunun ecele faydası yok. Yıllardır kandırılan veya tehditlerle HDP’ye oy vermiş olan Güneydoğu halkının artık gözü açıldı ve gerçekleri de görüyor. Sevgili okuyucularım sonra söyleyeceğimi ilk baştan söyleyeyim. Şahsen ben barajın yüzde 10'un altına düşmesine karşıyım. 

AVRUPA'DA NEDEN SIK SIK SEÇİM YAPILIYOR? 

Şimdi bana, “Hocam, hani siz özgürlükten demokrasiden yanaydınız? Demokrasinin olduğu Avrupa’nın çoğu ülkelerinde bile baraj yokken sizin böyle demeniz doğru mu?” diyebilirsiniz. Doğru Avrupa ülkelerinin bir çoğunda baraj yüzde 5, yüzde 3 iken çoğu Avrupa ülkelerinde baraj bile yok. Yalnız demokratik olduğunu iddia ettiğiniz veya demokrasinin göbeği Avrupa’da sizce neden sık sık seçim yapılıyor hiç düşündünüz mü ? Bakın Almanya’da 24 Eylül’de seçim yapıldı. Almanya’da yapılan seçimlerde hiç bir parti çoğunluğu elde edemeyince, Merkel’in Hristiyan Birlik Partisi koalisyon hükümeti kurmak için bir çok partiyle 3 Ay boyunca görüştü. Sonuç olarak 3 aydır hükümet kurulamadığı için Almanya tekrar seçime gitme kararı aldı. Hatırlarsanız Geçmişte bizim ülkemizde de çok defalar koalisyon hükümetleri kurulmuştu. Peki kurulmuş olan koalisyon hükümetlerinde ülkemizin bir kazancı oldumu? Hayır tam tersi ülkemiz, koalisyon hükümetleriyle her zaman kaybetmiştir. 

TÜRKİYE DÜNYAYA PARMAK ISIRTIYOR 

Kardeşlerim bakın Türkiye’de 15 yıldır iktidarda tek partili bir hükümet var. Türkiye bugün bu hükümetle savunma sanayisinde, teknolojilide yaptığı yatırımla, sağlık sektöründeki başarısıyla, her şeyden önemlisi demokrasi ve özgürlük alanında yaptığı atakla adeta dünyaya parmak ısırtıyor. Hatta Türkiye bugün çoğu Avrupa ülkelerinin de çok önünde. İstikrarın bozulmaması, koalisyon hükümetleriyle tekrar geriye gitmemek için kesinlikle barajın düşürülmesine ben karşıyım. Ayrıca hükümete de sesleniyorum sakın birilerinin dolduruşuna gaza gelip barajı yüzde 10’un altına düşürmeyin. Diyelimki barajı düşürdünüz, işte o zaman tabiri caiz ise kendi ayağınıza sıkmış olursunuz benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI OLANLARI NASİP ETSİN. ALLAH SİYASİ TÜM PARTİLERE MİLLİ VE MANEVİ ŞUUR VERSİN. İNŞALLAH HEPSİ DE MİLLİ VE MANEVİ ŞUURLA ÜLKEMİZİN HAYRINA ÇALIŞIRLAR. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİN EKMEĞİNİ YİYİPE HAİNLİK YAPANLARI HELAK ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Adeta şer güçlerinin temsilcisi gibi  -Güneş Gazetesi


Vah vah Atatürk’ün kurduğu parti ne hallere düştü. FETÖ’cülerin Deniz Baykal’a kurduğu iğrenç kaset komplosu sonrası CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu, yıllardır rahmetli Atatürk’e “deccal, dinsiz, firavun, gayrı meşru” diyerek hakaretlerde bulunan ve bugün halen Atatürk düşmanlığını sürdüren FETÖ’cülere CHP’yi adeta teslim etti. Kılıçdaroğlu, sadece FETÖ’cülere teslim olmuş değil. Ülkemizi bölüp parçalamak isteyen terör örgütü PKK ve PKK’nın siyasi kanadı HDP’ye de teslim olmuş. CHP’li bazı milletvekillerinin PKK’lı teröristlere nasıl sahip çıktıklarını ve terör örgütü PKK’ya karşı operasyon yapan güvenlik güçlerimizi nasıl eleştirdiklerini ve güvenlik güçlerimize nasıl hakaret ettiklerini unutmuş değiliz. 

Kılıçdaroğlu'nu konuşturuyorlar  

Kısacası Atatürk’ün kurduğu parti bugün acınacak durumda. Terör örgütlerinden medet umar hale gelen Kılıçdaroğlu, ayrıca NATO, İsrail, Amerika ve Avrupa’nın ülkemiz üzerinde oynanan pis oyunların temsilcisi haline geldi.  Türkiye düşmanı olan bu şer güçler, sahtecilik ve kumpas konusunda uzman olan FETÖ’ye sahte düzmece belgeler hazırlatıp, ülkemizde kaos oluşturmak için Kılıçdaroğlu’na açıklama yaptırıyorlar. Son olarak daha önce FETÖ’cüler tarafından kara propaganda olarak internet sitelerinde yayınlanan sahte belgelerin eline sıkıştırıldığı Kılıçdaroğlu, aklınca toplum nezdinde Cumhurbaşkanımızı itibarsızlaştırmak istedi.   Nasıl bir tesadüfse Kılıçdaroğlu, eline tutuşturulan bu sahte belgeyi Rıza Sarraf’ın Amerika’daki yargılanmasına iki gün kala yaptı.  

İftiralar 2019 seçimleriyle alakalı 

Sevgili okuyucularım her seçim öncesi olduğu gibi bu pislikler iftiralar 2019 seçimleriyle alakalıdır. 2019 yılına kadar bu rezillikler, kumpaslar, iç ve dış terör eylemleri tahrikler artabilir. Bakın daha önce bir çok kentimizde yaşandığı gibi Alevi kardeşlerimize yönelik saldırı ve tehditler yeniden başladı. Alevi kardeşlerimizi sokağa dökmek için şerefsizlik yapan kişi veya kişiler, Malatya’da bazı evlere çarpı işareti koydular. Suriye’de Irak’ta, Yemen’de de aynı tuzaklar kurulmuştu. Bugün o ülkelere bakın ve ne halde olduğunu bir görün. Bizler hiç bir zaman şer güçlerin pis oyunlarına tahriklerine gelmeyerek, yalan dolan düzmece haberlere inanmayarak ülkemizin bekası için çalışalım. Din, dil, ırk ayrımı yapmadan bir birimize kenetlenelim ve ülkemizin bütünlüğü için çalışalım. Bu arada terör örgütleriyle birlikte hareket eden, şer güçlerin temsilcisi haline gelen CHP’ye ve bölücü terör örgütü PKK’nın siyasi kolu olan HDP’ye 2019 seçimlerinde sandıkta ceza vermeyi de unutmayın. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ İFTİRADAN, FİTNE VE FESATLIKTAN KORUSUN. ALLAH ÜLKEMİZİ YÖNETEN VE YÖNETECEK OLAN HERKESE NEFİS HAKİMİYETİ, DÜRÜST, TEMİZ VE MİLLİ OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Hay senin gibi sözde din adamına!  -Güneş Gazetesi


Son bir ayda Arap medyasının İsrail sevgisine ve İsrail’i şirin gösteren haberlerine şahit oluyoruz. Öyle bir sevgi gösteriyorlar ki, geçmişte İsrail’in yaşattığı acıların, zulmün ve dini inancın bile önüne geçti. Hatırlarsanız 15 gün önce Suudi müftüsü ve ulema heyeti başkanı olan Abdülaziz Al Şeyh, bir televizyon kanalına çıkarak, “İsrail’e karşı savaşmak caiz olmadığı gibi yahudileri öldürmekte caiz değildir” dedi.  Yani yarım asırdır Filistinliler'e her türlü şerefsizliği, zulmü, katliam ve soykırımı yapan, kendi çıkarları için Ortadoğu’yu yaşanmaz hale getiren, bugün Irak’ta, Suriye’de katliamların planlayıcısı ve yöneticisi olan İsrail’le savaşmak, İsrail’in zulümlerine karşı koymak caiz değil, İsrail‘in Müslümanlara zulmü caiz olmuş oluyor öyle mi ? Hay senin gibi müftüye. İslam alemi bu salak satılmış Suudi müftünün aptalca yaptığı açıklamanın şokunu henüz atlatamadan Kuveyt’li bir gazetecide, Kur'an’ı Kerim’in Maide suresinin 21’ci Ayetini saptırarak İsrail’e vaat edilmiş olan topraklara, onlardan önce gelerek yerleşim kurmaları nedeniyle asıl işgalcilerin Filistinliler olduğunu söyledi.  

Müftüyü İsrail'e davet ettiler 

Sanki o topraklarda daha önce İsrailliler yaşıyormuş da Filistinliler sonradan gelip o topraklara yerleşmiş. Hay ben sizin gibi müftüye, hay ben sizin gibi sözde Müslümanların, gazetecilerin, müftülerin köküne tüküreyim. İsrail elbette bu iltifatları, sevgiyi karşılıksız bırakmadı. İsrail iletişim Bakanı Eyüp Kara, fetvasından dolayı müftü Abdülaziz Al Şeyhi kutlayıp teşekkür ederek İsrail’e davet etti. Ayrıca daha önce pavyon fedailiği yapmış olan İsrail'in dışişleri Bakanı Avigdor Liberman, Suudi Veliaht Prens Selman'ı beğendiklerini söyleyerek Hamas ve İran'a karşı ortak hareket edeceklerini ifade etti. Sevgili okuyucularım bu aptallıkların hepsi babası Suudi Kral Selman'ın yetkililerle donattığı Veliaht Prens Selman’ın, 'ılımlı İslama geçeceğiz' sözlerinden sonra yaşanmaya başlandı. Prens Selman'la birlikte Ortadoğu’da akıl almaz işlerde dönmeye başladı. Prens Selman, İsrail’in gazına gelerek Filistin Devlet Başkanı Abbas’a “Ya Amerika’nın planını kabul et, ya da istifa et” derken diğer yandan İsrail ve Amerika'yla birlikte ittifak kurdu.  Amerika 300 milyar dolarlık silahı Suudi Arabistan’a boşuna satmadı öyle değil mi? Amerika ve İsrail Veliaht Prens Selman'ı nasıl yetiştirdilerse Prens Selman, İran'ın dini lideri Hamaney'yi Hitlere benzeterek İran ve Hamas'ı yok edeceğini söylüyor. 

Bizi bize düşman edip öldürtüyor 

Ah be geri zekalılar ah. İsrail ve Amerika sizi nasıl kullanıyor, siz geri zekalıları kullanarak Müslümanı Müslümana nasıl da öldürtüyor. Kardeşlerim bu gidişle biz Müslümanların akibeti iyi değil. İsrail’in kontrolünde Amerika, İngiltere, Rusya, Avrupa, Vatikan ve NATO biz Müslümanların içine fitne yayarak, islam ülkelerinin kral, prens, emirlerini kullanarak bizi bize düşman edip öldürtüyor. Maalesef nasıl bir şuursuzluk ve aptallıkların içindeysek şer güçlerin oynuna, fitnesine geliyoruz. Sanmayın ki Suudi müftü veya Kuveytli gazeteci kendiliğinden aptalca açıklama yaptılar. Onların aptalca açıklamaları da aslında bir İsrail projesidir. Bu münafık müftü ve kansız gazeteci, başlarındaki iradeden talimat almadan bu alçakça açıklamayı yapamazlar. Allah aşkına ne olur görün artık gerçekleri. Görün artık Müslümanların üzerinde oynanan pis oyunları. Müslümanlar olarak ehli küfre ve münafıklara karşı bir olalım ve birbirimize kenetlenelim. Biz Müslümanlar Kur’an-ı Kerim, Allah’ın Resul’ü Hz. Peygamberimizin hadis ve sünnetinden başka hiç bir şeye, hele hele Suudi müftü gibi satılmış alçaklara itibar etmeyelim. Biz Müslümanlar için kutsal olan Mescidi Aksa’ya, Kabe’ye, Medine’yi Münevvere’ye ve İslam topraklarına sahip çıkalım. Aksi halde kanı bozuk sözde din adamlarının fetvalarına kanıp vurdum duymaz olursak biliniz ki İsrail bizi yok edecek. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ SAMİMİ KULLARINDAN EYLESİN. ALLAH SÖZDE DİN ADAMI OLDUĞUNU İDDİA EDEN MÜNAFIKLARIN ŞERRİNDEN FİTNESİNDEN BİZ MÜSLÜMANLARI KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Trump’ın verdiği söze güvenmeyin  -Güneş Gazetesi


Türkiye yıllardır Amerika’ya, Almanya, İsrail, İngiltere, Fransa ve Rusya’ya “Terör örgütü PKK’ya ve PKK’nın uzantılarına silah yardımı yapmayın” dedi. Türkiyenin bu çağrılarını kimse umursamadı. Çünkü bu ülkelerin amacı zaten terör örgütlerine destek olarak Türkiye’nin bölünüp parçalanmasıydı. Nasıl olduysa veya akıllarında hangi şeytanlıklar varsa ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a telefon ederek, “Talimat verdim artık PKK’nın Suriye kolu YPG’ye silah yardımı yapılmayacak” dedi. Başta Türk medyası olmak üzere dünya medyası Trump’ın bu sözlerini manşetlerinden duyurdu. Hatta Trump’ın bu sözleri karşısında Washington’da ABD'nin bürokratları bile şaşkınlık yaşadı ve suskunluğa büründü. 

Tam 19 ülke silah yardımı yapıyor 

Sevgili okuyucularım Türkiye Trump’ın sözünü tutmasını istiyor ama ben vallahi Trump’ın verdiği sözleri tutacağına inanmıyorum. Tamam hadi diyelim ki Amerika YPG’ye silah göndermeme sözünü tuttu. Peki ya daha önce Amerikalıların YPG’nin bir gecede ismini değiştirerek yeni ismi SDG olan terör örgütüne yardımları devam ederse? Kardeşlerim yıllardır PKK’ya, PKK’nın Suriye kolu olan PYD, YPG ve SDG’ye tam 19 ülkeden silah yardımı yapılıyor. Artık bundan sonra Amerika YPG’ye silah vermeyi kesse ne olacak? Zaten son iki yılda Amerika YPG’ye 50 bin askeri donatacak ağır silahlar verdi. Amerika’nın DEAŞ’la Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk, “Biz silahları YPG’ye Trump’ın talimatıyla verdik” demişti. Tekrar söylüyorum ben her yeri oynayan, iki yüzlü politika yürüten Amerika’ya güvenmiyorum. 

Türkiye milli politikaya devam etsin 

Yetkililerimize de sonra “yanıldık. kandırıldık” dememeleri için Amerika’nın iki yüzlü politikalarına güvenmemelerini tavsiye ederim. Hatta sadece Amerika’ya değil, Rusya’ya da, İran’a da kesinlikle güvenmemelerini tavsiye ediyorum. “Peki Hocam, Türkiye ne yapmalı” derseniz? Türkiye milli politikasına devam etsin ve Türkiye, en yeni teknolojilerle kendi silahını, tankını, füzesini, uçağını, savaş gemisini, uçak gemisini üretmeye devam etsin. Hatta nükleer bombamızı dahi yapalım. Eğer daha önceki hükümetler, Atatürk’ün vefatından sonra Atatürk’ün yolundan gidip savunma sanayisine ağırlık vermiş olsalardı Türkiye 40 yıldır terör belasıyla uğraşmış olmayacaktı. Bugün hiç birimiz “Acaba Türkiye bölünüp parçalanır mı?” endişesi içinde olmayacaktık. Başka ülkelere el açıp bize silah satın demeyecektik. Tekrar söylüyorum ben Amerikan Başkanı Trump’ın verdiği sözlere inanmıyorum. Ülkemizi yönetenlerinde inanmamasını tavsiye ediyorum. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DŞN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Atatürk gözlerini yumduktan sonra!  -Güneş Gazetesi


Çok şükür Cenab-ı Allah bugünleri bizlere gösterdi. Fazla değil, bundan 10 sene öncesine kadar Amerika’dan, Almanya’dan, İtalya’dan, İsrail’den, Fransa’dan, İngiltere’den ve Hollanda’dan paramızla dahi askeri silah, helikopter, savaş uçağı, savaş gemisi, insansız hava aracı ve füze savar alamıyorduk. Bu ülkeler Türkiye ile dalga geçer gibi, “Efendim siz bizden alacağınız silahları masum insanlara karşı kullanacaksınız. Kusura bakmayın biz size ağar silahlar ve askeri araç gereç veremeyiz. Ayrıca kongre onay vermedi” diyorlardı.' Masum İnsanlara karşı kullanacaksınız' dedikleri ise kendilerinin desteklediği, kanı bozuk şerefsiz PKK’lı teröristler. Bugün ise Allah’a çok şükür Türkiye el açan ülke olmaktan çıktı. Türkiye'nin son yıllarda milli duygularla savunma sanayini yerlileştirilmesi temelinde başlattığı hareket sonuç vermeye başladı. 

Savunma sanayiinde dev hamle

Geçen ay D-8 zirvesi için ülkemize gelen Pakistan Başbakanı Şahit Hakan Abbasi, TUSAŞ tarafından geliştirilen T-129 ATAK helikopteri ile uçmuştu. Kendisi de pilot olan Pakistan Başbakanı Şahit Hakan Abbasi, Pakistan ordusu için Türkiye’nin ürettiği T-129 ATAK helikopterinden 30 tane almaya karar vermiş. TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil, “Pakistan’la görüşmelerimiz devam ediyor. Pakistan İnşallah ülkemizin ürettiği milli helikopterden 30 adet alacak. Eğer Pakistan, T-129 ATAK helikopterlerinden 30 adet alırsa Türkiye ilk kez 1.5 milyar dolarlık satışla rekor kırmış olacak” diyor. Ayrıca Suudi Arabistan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin de kullandığı 10 adet ANKA insansız hava aracı ile 2 adet yer istasyonu alacak. Peki Türkiye sadece helikopter veya insansız hava aracı mı üretiyor? Hayır, savaş gemisi, silahlı yada silahsız uçaklar, silah sistemleri, roketler, füzeler, radarlar, sınır güvenliği için termal gözlem sistemleri de üretiyor.  Sadece kendimiz için değil, ürettiğimiz bu askeri araç, gereç ve silahları Tayland’a, Malezya’ya, Endonezya’ya, Filipinler’e, Vietnam’a da satmaya başlıyoruz . Dolaysıyla Güney Asya ve Pasifik’te İsrail’in ve Güney Kore’nin elinde bulundurduğu pazarı Türkiye ele geçirmiş olacak. 

Yatırımlar darbelerle engellendi

Sevgili okuyucularım ülkemiz rahmetli Atatürk'ün döneminde sanayi ve askeri yatırımlar açısından çok iyi durumdaydı. Rahmetli Atatürk'ün döneminde Türkiye cumhuriyeti uçak dahi üretiyordu. Atatürk dünyaya gözlerini yumduktan sonra İsmet İnönü Cumhurbaşkanı olduğunda Türkiye çöküşe geçti. İsmet İnönü, maalesef Atatürk'ün kurduğu ne kadar sanayi varsa hepsini kapattı. İnönü döneminden başlayıp 15 sene öncesine kadar hükümetlerin yatırımları ya darbelerle ya da devletin içine sızmış hainler tarafından hep engellendi. Allah'a şükürler olsun ki son 15 seneden beri ülkemizde milli şuura sahip yönetim var. Devletin yönetimi hükümet milli olununca dolaysıyla başarılar elde ediyoruz. İşte bundan dolayı Türkiye’nin bağımsız olmasını, kendi ayakları üzerinde durmasını ve kendi savunma sanayisini kurmasını istemeyen Amerika, İsrail, Almanya, Hollanda, İsveç, Rusya, NATO ve Vatikan Türkiye ve Tayyip Erdoğan düşmanıdırlar. Türkiye’nin bölünüp parçalanması için PKK, PYD, YPG VE FETÖ terör örgütlerine destek veriyorlar. İnşallah bu terör örgütlerinin de yakında sonu gelecek. Yeterki milli şuurdan uzak kalmayalım. Allah İnönü’nün yolundan giden CHP’ye de milli şuur nasip etsin. Ne diyeyim ALLAH TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NE GÜZELİM ÜLKEMİZE SAMİMİ DUYGULARLA HİZMET EDEN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZE ZARAR VERMEK İSTEYENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Sakın gaza gelmeyin  -Güneş Gazetesi


İstiyorlar ki Türkiye’yi bölüp, İsrail’in Büyük Ortadoğu projesini bir an önce hayata geçirelim. İşte Türkiye’yi 40 yıldır sinsice yetiştirdikleri Fetullah Gülen denen münafığın ve onun talebeleriyle bölüp parçalamak istediler. Özenle yetiştirilmiş olan bu münafık fetöcüler, 40 yıl içinde dünyanın her yerine en mahrem yerlere kadar sızmışlar. Türkiye’nin de üyesi olduğu NATO’ya sızmışlar. NATO’nun içine sızmış olan FETÖ’cüler, Türkiye’ye karşı tüm adiliklerini sergiliyorlar. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, her ne kadar NATO’nun içine sızmış FETÖ’cüler için “haberim yok” dese de bence bal gibi haberi var. 

Nato üzerinden operasyon 

Norveç’in Stavanger şehrindeki NATO tatbikatında yaşanan skandal 15 Temmuz’da olduğu gibi bilinçli olarak yapılmıştır. Dünya üzerinde uçan kuştan bile haberleri olduğunu iddia eden NATO ve Amerika, tıpkı Norveç’teki skandal gibi 15 Temmuz gecesi İncirlik Üssü'nden kalkan iki tanker uçağı için de “haberimiz yoktu” diyorlar. Sevgili okuyucularım açık konuşmak gerekirse Amerika, Türkiye’ye karşı operasyonlarını NATO üzerinden sürdürüyor. Yani Türkiye’nin üyesi olduğu NATO, Amerika’nın oynuna gelerek Türkiye’ye kalleşlik yapıyor. NATO Türkiye’ye kalleşlik yapıyorsa elbette nedenleride vardır değil mi? Nedenleri şunlar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Türkiye’nin büyümesi, Türkiye’nin kendi savunma sistemini kurması ve savunma sanayisine yatırım yapması, NATO’nun Rusya’dan aldığı S-400 hava savunma sistemi ve her şeyden önemlisi Türkiye’nin Kürt devletine razı olmaması. Yani Erdoğan’ın İsrail’in büyük Ortadoğu projesine engel olması. 

Ana muhalefet çok memnun 

Peki Türkiye Cumhuriyeti üzerinde bu iğrençlikler, şerefsizlikler yaşanırken Türkiye’nin NATO’dan ayrılması gerekiyor mu? Hayır Türkiye’nin NATO’dan ayrılmaması gerekmez. Türkiye’nin NATO’dan çıkması gerektiğini dile getiren ana muhalefet partisi, inanıyorum ki yaşanan bu iğrenç olaylardan çok memnundur. Zaten şer güçler, Amerika, Almanya, NATO ve FETÖ'cüler de Türkiye gaza gelip NATO’dan ayrılsın istiyor. Ne için istiyorlar biliyor musumuz? Türkiye’nin parçalanması daha çabuk olur diye. Derim ki, siyasette ve ticarette duygusallığa yer yoktur. Haritaların yeniden çizildiği bugünlerde devletimizi yönetenler, bazı art niyetlilerin gazına gelerek değil, Allah’ın verdiği akıl nimetini kullanarak sabır ve metanet içinde ülkemizin menfaatine göre politika yürütmelidirler. Ülkemiz üzerinde her türlü ahlaksızca komploların içinde olan Amerika’ya, NATO’ya, Avrupa’ya İsrail’e ve Vatikan’a şimdilik sırtımızı dönmeyelim. Hele hele gaza gelip NATO’dan çıkmayı aklımızdan bile geçirmeyelim. Ama öbür tarafta Rusya var derseniz? Bende o zaman aklınıza şaşarım derim. Rusya’ya Putin’e güvenip yola kesinlikle çıkılmaz. Tekrar söylüyorum evet NATO skandalının ve Rıza Zarrab olayının arkasında kesinlikle FETÖ’cülerin parmağı var. Ama asıl parmak Amerika’nındır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZİ ŞER GÜÇLERİN PİS OYUNLARINDAN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Ne de çok canları yananlar varmış  -Güneş Gazetesi


Geçtiğimiz hafta pazartesi günkü yazımda 6284 sayılı kanunla birlikte Türk Ceza Kanunu'nun 86’cı maddesinin aile hayatını darma dağın ettiğini yazmıştım. Aman Allah’ım meğer insanlar, 6284 sayılı kanunla Türk Ceza Kanunu'nun 86’cı maddesinden neler çekiyormuş neler. “Hocam, bu konuyu gündeme getirdiğiniz için Allah sizden razı olsun” diyenler, “Hocam, bu kanunlar değişmezse sadece aile kavramı değil, insanların hayatı kararacak ve katillerin sayısı artacak” diyenler, “Eşime bir anlık sinirle polisi aradım, keşke elim kırılsaydı da polisi aramasaydım” diyenlerin sayısı az değil. Sonuçta canı yanan ve halen yanmakta olan insanların ortak isteği bir an önce 6284 sayılı kanunun ve bilhassa Türk Ceza Kanunu'nun 86’cı maddesinin değişmesi.  Türk Ceza Kanunu'nun 86’cı maddesine göre bir kadın kocasından veya kız çocuğu babasından azar işittiğinde, kızgınlıkla kadın veya kız çocuğu polisi ararsa adam yandı. Kadın veya kız çocuğu, “Ben bir anlık kızgınlıkla polisi aradım, şimdi pişmanım şikayetimi geri çekiyorum” dese bile dava düşmüyor. Koca veya baba illaki mahkemeye çıkacak ve ceza alacak. 

Süresiz nafaka uygulaması 

İşte en çok da insanlar bunlardan şikayetçi. Peki ya bir gün bile evli kalıp da boşanan insanların durumu ne olacak? 1988 yılında bu yana yürürlükte olan süresiz nafaka uygulaması boşanan erkeklerin adeta iliğini kurutuyor. Yani bir erkek, bir gün evli kaldıktan sonra eşinden boşanır ise erkek, boşandığı eşine ömür boyu nafaka vermek mecburiyetinde kalıyor. Diyelim ki ben, başına buyruk yaşayan biri olmuş olsam, ve büyüklerimle istişare etmeden kadını da çok fazla tanımadan, sadece kadının cilvesine kapılıp has bel kader evlendim. Kadının gerçek yüzünü, nikahtan sonra görüp hayal kırıklığına uğradığımda ayrılmaya karar verdim. Şimdi ben kandırıldığıma mı, yaptığım gereksiz masraflara, yediğim kazığa mı, yoksa bir gün evli kaldığım kadına ömür boyu nafaka vermeye mi yanayım? Maalesef günümüzde böyle art niyetli kadınların, gözlerine kestirip cilveleriyle yalan dolanlarıyla kandırıp nikah masasına oturttuğu insanların sayısı çok fazla. Bunların çoğunu zaman zaman gazete ve televizyon haberlerinde takip ediyoruz.  Her halde 1988’de bu yasayı hazırlayanlar, pek kendilerinde değillerdi ki, art niyetli insanlara yarayacak böyle bir yasa hazırlamışlar. Halbuki kanun yapıcıları, ideolojilerini bir kenara bırakıp milletin kültürüne, örf ve anelerine, yaşam tarzına, dini inançlarına bakarak kanun hazırlamaları gerekir. Bizim kanun yapıcılarının televizyon haberlerinde nasıl kanun hazırladıklarına şahit oluyoruz. Kanun yapıcılarının çoğu ya kameraların önünde şov yapmaktan, ya da siyasi geyik muhabbeti yapmaktan önlerine gelen kanun tekliflerini içeriği belki okumuyorlar. Belki önlerine gelen kanun tekliflerini bu nedir ne değildir hiç araştırmadan, incelemeden, peki kabul ediyorum deyip geçip gidiyorlardır. 

Milli değerlerimize aykırı kanun 

Sevgili okuyucularım eğer bir toplumun dini inancında, aile birliğinde, kültüründe, gelenekleri ve göreneklerinde, karı-koca ilişkilerinde yozlaşma varsa tek kelimeyle bittik demektir. Çünkü devletimizin milletimizin sac ayakları, bizi biz yapan değerler bunlar. Devletimiz Avrupa’nın teknolojisinden sanayisinden, değerlerimize uygun demokrasi açısından kanunlarından da istifade edebilir. Ancak kanun yapıcıları, Avrupa’nın ahlaksızlığına, sapkınlığına özenerek modernlik adı altında milli ve manevi değerlerimize zeval verecek kanunları alıp ülkemizde uygulamaya koyarlarsa işte o olmaz. Türkiye olarak milli menfaatlerimiz, dini inancımız ve kültürümüzü göz önünde bulundurarak kanunlar hazırlanmalı. Tekrar söylüyorum 6284 saylı kanunu ve Türk Ceza Kanunu'nun 86’cı maddesini aile birliğini koruma adına ve istismarların son bulması adına hemen değiştirin. Eğer. “Aman ya 2019 seçim yılı, biz şimdi 2019’da yapılacak olan seçimlere hazırlanıyoruz yapacak başka işlerimiz” var derseniz, işte o zaman millet size yapacak işleriniz için bolca zaman verir benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH KİMSENİN YUVASINA ZEVAL VERMESİN. ALLAH CÜMLEMİZE BÜYÜK AİLE OLARAK HUZUR İÇİNDE YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH AİLEMİZ İÇİNDE HUZURSUZLUK YARATACAK FİTNEYE, FESATLIĞA,İSTİSMARA FIRSAT VERMESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Dediğim gibi...  -Güneş Gazetesi


BBC, Suriye’de, Irak’ta yani Ortadoğu’da oynanan pis oyunları gözler önüne serdi. Yani BBC, leş yiyicileri İsrail, Amerika, Rusya ve Avrupa ülkelerinin şeytani yüzünü yayınladı. BBC’nin yayınladığı görüntülerde PKK’nın Suriye kolu YPG, Rakka’da DEAŞ’la anlaşıp 250 teröristin otobüslerle ve silahlarıyla kentten ayrılmasına müsade ediyor. 250 üst düzey DEAŞ’lı terörist, 13 otobüs, 50 kamyon silah ve 100 araçla Rakka’yı terk ettiği esnada güya Rusya DEAŞ’lı teröristlerin konvoyunu vuracakmış da Amerika, Rusya’nın DEAŞ’lı teröristlerin vurulmasına müsade etmemiş!   Ha bu arada Suriye’deki DEAŞ’lı teröristlerin 500 taneside gizlice Türkiye’ye giriş yapmış. Amerikan ordu sözcüsü Albay Rain Dilon, DEAŞ’lı teröristlerin Rakka’yı silahlarıyla birlikte terk etmelerine izin verdiklerini söylerken, diger yandan YPG -DEAŞ ittifakı için “Bu sır değil, ortaklarımızın kararına saygı duyduk” dedi. Hay ben sizin ortaklığınıza,insanlığınıza, vicdanınıza. 

Milyonlarca insanı öldürdünüz 

Be şerefsizler peki siz yıllardır ne için Irak’ta ve Suriye topraklarında bulunuyorsunuz? Be şerefsizler, sizler DEAŞ terörünü bahane ederek Ortadoğu’ya yerleşmediniz mi? DEAŞ’lı teröristler hazır elinizin altındayken neden hepsini toplu halde temizlemediniz? Sizler ne adi yalancı münafıklarsınız. Yıllardır Suriye ve Irak’ta milyonlarca insanı öldürdünüz, milyonlarca insanı evinden yurdundan ettiniz, milyonlarca insanı başka ülkelerin şefkatine muhtaç ettiniz, yüz binlerce insan sizin acımasızlığınız yüzünden yollarda, denizlerde öldü.  Be şerefsizler hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Allah tümünüzün belasını versin. Rusya vuracakmış da Amerika müsade etmemiş. Yalancılar, münafıklar hiç it iti ısırır mı? Sevgili okuyucularım, İslam dünyasının ve Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerinde oynanan pis oyunları görün. Yıllardır ben yazılarımda ve sohbetlerimde “DEAŞ, PKK, YPG VE PYD terör örgütleri, İsrail’in Ortadoğu projesi için Amerika, Rusya ve Avrupa ülkeleri tarafından kurulmuş örgütlerdir. Ortadoğu’yu karıştırmak bölüp parçalamak için özel olarak kurulmuş terör örgütleridir. Yine sözde terör örgütü DEAŞ’ın İsrail, Amerika, Rusya, İngiltere ve Avrupa ülkeleri ajanları tarafından kurulduğunu” yazıp söylüyordum. 

ABD mezhep savaşları çıkartabilir 

İşte gerçekler iyice ortaya çıkmaya başladı. Peki yüzlerce DEAŞ’lı şimdi nereye gitti? Bakın bu lafımı sakın unutmayın ve söylüyorum. Amerika yetiştirip büyüttüğü Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı kullanarak Allah muhafaza İran, Yemen ve Suudi Arabistan yani Ortadoğu’da mezhep savaşları çıkartabilir. Mezhep fitnesinin fitilini İran ve Suudi Arabistan çekecektir. Rakka’yı ellerinde ağır silarla terk eden DEAŞ’lı teröristler, yani ajanlar, işte bunun için şimdiden Lübnan’a ve Yemen’e yerleşmiş olabilir. Eğer tüm bu pislikler oyunlar açık bir şekilde ortadayken Müslümanlar, halen fitneye fesatlığa kapılıp mezhep safsatasıyla birbirini öldürmeye devam ederse söyleyeceğim tek şey “hak ediyorsunuz” olur. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH MÜSLÜMANLAR ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN, FİTNE YAYANLARI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Atatürk resminin arkasına saklanmış Chp’liler  -Güneş Gazetesi


Pazar günü arkadaşlarla sohbet ederken, söz ister istemez gündemdeki siyasi konulara geldi. Dolaysıyla da sohbetimizin ana konusu Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın 10 Kasım’da Atatürk’le ilgili konuşması oldu. Arkadaşlar, “Hocam Cumhurbaşkanı'nın 10 Kasım’da Atatürk’le ilgili konuşmaları sizce nasıldı, doğruları söyledi değil mi? Hocam valla CHP’liler Cumhurbaşkanı'nın konuşmasından çok rahatsız oldu. CHP’liler, Cumhurbaşkanı'ndan böyle konuşma beklemiyorlardı” diye görüşlerini söylediler.  Gerçeği konuşmak gerekirse Cumhurbaşkanı’nın 10 Kasım’da Atatürk’le ilgili konuşması CHP hariç her kesmi memnun etti. CHP’lilerin Cumhurbaşkanı’nın konuşmasından rahatsız olması da bence çok normal. Çünkü CHP’nin elinde Atatürk’ten başka sermayesi yok. Ben kendimi bildim bileli CHP her zaman Atatürk’ün resminin arkasına saklanarak siyaset yapmıştır. Yıllardır Atatürk’ün resminin arkasına saklanarak siyaset yapan CHP’liler, aslında Atatürk’ün değil, Atatürk’e ihanet etmiş olan ismet İnönü’nün yolundan giderek siyaset yapıyor. 

İnönü'nün ideolojisini takip ettiler 

Atatürk’e ihanet etmiş olan İsmet İnönü’nün ismini kullanmaktan çekinen CHP, yıllardır İsmet İnönü’nün ideolojisini hayata geçirmek için 'Atatürk şöyle dedi, Atatürk böyle dedi, o kanun Atatürk’ün ilkelerine aykırı, Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nde başörtülü bir kızın üniversitede ne işi var, başörtülüler üniversitede okuyamaz, sokakta nedir bu sakallı insanların hali, ezanın sesinden rahatsız oluyoruz, ezanın sesini kısalım' diyerek hem Atatürk’ü dine karşıymış hem de dinsizmiş gibi göstererek siyaset yapmıştır.  Halbuki ezandan rahatsız olan Atatürk değil, ismet İnönü’ydü. Yıllardır sinsice İnönü’nün ideolojisinde yürüyen CHP, yürüttüğü bu siyasetle bazı kesimi ister istemez Atatürk düşmanı veya Atatürk’e soğuk bakılmasına neden olmuştur. Yani Atatürk’e düşman yada soğuk olanlar aslında Atatürk’e değil, İnönü ve İnönü’nün ideolojilerine düşmandırlar. Sevgili okuyucularım, CHP’nin yaptığı gibi birileri zırt pırt Atatürk’ü öne sürerek eğer benim milli ve manevi değerlerime saldırılırsa, yani benim ibadetime karışırsa, Allah’a kulluk vazifemi yerine getirmek için gittiğim camiyi kapatmaya kalkışıp ezanın sesini kısarsa, Kur'an-ı Kerim’e iman eden ve Allah’ın emrine inandığı İçin kapanan, başörtüsü takan kız kardeşimin eğitimine engel olunursa, yani benim milli ve manevi değerlerime saldırı olursa işte o zaman bende ee yeter be canınız cehenneme, alın Atatürk’ünüzü başınıza çalın derim. 

Diktatöre rahmet okunmaz 

Kardeşlerim söylediğim gibi ben milli ve manevi değerlerime laf söylenmesine, bu değerlerimizin siyasette ve ticarette kullanılmasına karşıyım. Her zaman söylediğim gibi her cuma bügüne kadar dinimize, devletimize ve milletimize kim hayırlı hizmetlerde bulunmuşsa hepsinin ruhuna Yasin-i Şerif okurum. Her cuma Atatürk’ün ruhu içinde Yasin’i Şerif okurum. Peki ya Hocam, ismet İnönü’ye için diye sorarsanız? Hayır İsmet İnönü için okumam. Çünkü Atatürk’e ihanet etmiş, Kur'an’ı Kerim’i yasaklamış, camileri ahır yapmış, insanlara zulüm etmiş, dibimizdeki adaları Yunanlılara peş keş çekmiş bir diktatöre kesinlikle rahmet okunmaz. Tekrar söylüyorum milli ve manevi değerlerimizi siyasete ve ticarete alet etmeyelim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH İÇİ DIŞI BİR OLAN SAMİMİ OLAN KULKARINDAN EYLESİN. ALLAH HİÇ BİRİMİZİ MÜNAFIK OLANLARDAN EYLEMESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, DİNİMİZE İHANET EDENLERİ HELAK EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Aile birliğimız yıkılıyor  -Güneş Gazetesi


2012 yılı öncesi geçmişte mahkemelerde görülmekte olan ne kadar karı-koca kavgalarıyla ilgili dosyalar varsa hepsi, bilinçli olarak raflardan indirildi. Sonra bu dosyalar, gazete ve televizyon haber kanalları tarafından tek tek incelenerek haber yapılmaya başlandı.  Türkiye'nin gündemi birden kadına yapılan şiddet, zülüm ve kadın cinayetleri oldu. Hükümet, 'fırsat bu fırsat diyerek kadına yapılan zülüm, eziyet ve cinayetler son bulmalıdır' dedi ve Türk aile yapısı gözetilmeden 6284 sayılı bir kanunu çıkardı. Bu kanun kanayan yaraya merhem olacakken tam tersi aile içi parçalanmaların kaynağı haline gelerek cinayetlerin artmasına neden oldu. 6284 sayılı kanuna göre bir kadın, kocasından veya sevgilisinden şikayetçi olduğunda delil aranmaksızın hemen erkek aleyhine kararlar veriliyor.  Önce bir bakılsın müracatı gerektirecek her hangi bir konu var mı? Uzaklaştırma alan koca evin kapısını çalsa direk 3 ile 10 gün arasında hapis cezası alıyor. Yine bu yasayla kadının mahkemeye gitmesine gerek bile kalmadan sadece polisi araması yeterli oluyor. 

Şikayetten vazgeçmek yetmiyor 

Bir kadının, “Kocam bana sesini yükselterek bağırdı” demesi bile şiddet sayılıyor. Türk Ceza Kanunu'nun 86 maddesine göre koca, karısına veya kızına bir tokat attığında kadın veya kız, o kızgınlıkla kocadan veya babadan şikayetçi olduysa adam yandı. Kadın veya kız sonradan pişman olup şikayetinden vaz geçmek istediğinde kanun kadının pişmanlık başvurusunu kabul etmeyerek kocanın mutlaka cezalandırmasını istiyor. Hatta bu arada bazı yargıçlar, medyadan çekindikleri için erkeğin haklı olduğunu bilmelerine rağmen “yanlış anlaşılırız” korkusuyla yani çekindikleri için kadının lehine karalar verdiklerini duyuyorum. İlk karar 6 ay evden uzaklaşma olarak veriliyor. Peki ya sonra? 6 ay evden uzaklaşan bir erkek bir daha kendisinden şikayetçi olan kadınla beraber aynı çatı altında yaşar mı? Halbuki Avrupadaki yasada ise erkeğe bir ile altı gün arasında evden uzaklaştırma cezası veriliyor. Sevgili okuyucularım bir Müslüman, bırakın Müslüman olmasını bir insan, kesinlikle eşine karşı vicdansız, acımasız, eziyet eden zalim, döven söven öldüren biri olamaz. Bunları yapanlar, biliniz ki İslam dininden haberdar olmadığı gibi insanlıktan da nasibini alamamış olan kişilerdir. Peygamber Efendimiz. Kim eşine zülüm ediyor ise o kişi İmanını kontrol etsin der. Biz Müslümanlar aile yaşantımızda Peygamberimizi örnek almalıyız. Kadınlarımıza, çocuklarımıza karşı merhametli ve şefkatli olmalıyız. Ancak kadınlarımız da kendilerine çeki düzen vermelidir. 

Aile yapısını bozan şer odakları 

Bazı kadınlar , son yıllarda olumsuz algı operasyonlarına kapılarak çevresinden, televizyon programlarından, dizilerden ve gazetelerin renkli sayfalarından etkilenerek karakter değişikliğine uğruyor. Ahlaki değerlerimizden ve aile kavramımızdan uzak saçma sapan işler yapmaktalar. Yine bazı kadınların sosyal medyada alanen başka erkeklerle sohbet etmeleri, kocalarının yanında başka erkeklerle samimi olmaları hoş değil. Bu davranış biçimini hiç bir erkek kaldıramaz. Neredeyse her gün haberlerde bazı kadınların sosyal medyada tanımadığı erkeklerle tanışıp kocalarını aldattıklarını okuyup izlemekteyiz. Televizyon programlarında hiç ummayacağınız bir kadın, kocasını aldatmış ve sevgilisinden çocuk yapmış. Kimse kusura bakmasın  ben böylesi kadının kadınlığına tükürürüm. Bırakın bunlara kadın demeyi insan bile demem. “Türkiye özgürlükler ülkesi isteyen istediği gibi yaşar, kocası kadından memnun değil ise boşasın efendim” diyenlerin de insanlığına namus anlayışına tükürürüm. Zaten Türk aile yapısını bozan içimizdeki bu şer odakların ta kendisidir. Sadede gelirsek bir an önce hükümet, 6284 sayılı yasayı tekrar  gözden geçirerek erkek düşmanlığını bitirmelidir. Hükümet, 6284 sayılı kanunu gözden geçirerek aile birliğini koruma altına almalıdır. Hükümet, Türk aile yapısını bozan ve sabahtan akşama kadar erkek düşmanlığı yapan televizyon programlarını kaldırmalıdır. Ama Avrupa birliği derseniz, ben de tükürürüm sizin Avrupa birliğinize derim. Millet dağılıyor, aile birliği yok oluyor, sokaklar anasız babasız çocuklarla dolu halen Avrupa birliği öyle mi? Tükürürüm böylesi medeniyete modernliğe. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH KİMSENİN YUVASINA ZEVAL VERMESİN. ALLAH AİLE BİRLİĞİMİZİ ŞEYTANLARIN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH KADIN VEYA ERKEK CÜMLEMİZE ŞUUR VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Ortadoğu ve İslam dünyasına bela olacaklar  -Güneş Gazetesi


Babası Kral Selman tarafından kendisine büyük yetkiler verilen Prens Muhammed, “Suudi Arabistan'da büyük reformlara hazır olun. İlk icraat olarak ülkede ılımlı islama geçeceğiz ve yeni projelerin devamı gelecek” demişti. Suudi Arabistan'ın gelenekçi kesimleri, 'hayda  bu da nereden çıktı' diyerek fazla yüksek sesle olmasa bile Prens Muhammed'in reform içeren açıklamalarını eleştirdiler.  Gelenekçi muhalifler, kendilerini bir an gezip tozdukları demokrasi ülkelerinde Avrupa'da sanmış olacaklar ki şaşkınlıkla kral ve oğlu prensi eleştirdiler (Türkiye Cumhuriyeti'nin gözünü seveyim. Cumhuriyet, demokrasi, özgürlük başka bir şey.) Prens Muhammed, Babası Kral Selman'dan aldığı yetkiyle kendisine engel olarak gördüğü herkese yolsuzluk kılıfı altında operasyon yaptı. Geçtiğimiz hafta yolsuzluk kılıfı altında 11 prensin tutuklanmasıyla başlayan olaylar ve Lübnan'daki gelişmeler, dünyanın  gözünü Ortadoğu'ya, Suudi Arabistan'a çevirdi. 

Amerika ve İsrail karıştırıyor 

Suudi Arabistan'da yaşanan gözaltılar yolsuzlukla mücadele, kamu malını koruma ve hukuk devletini güçlendirme amaçlıymış! ( Nasıl bir hukuk sistemleri varsa) Tabi bu operasyon 11 prens, eski bakanlar ve iş adamlarının tutuklanmasıyla bitmedi. Prens Mukrin, çok sayıda üst düzey ülke yöneticisiyle birlikte operasyonların yapıldığı aynı gün helikopter kazasında öldü! Ertesi gün eski kralın oğlu, hanedan üyelerinden Fad bin Abdülaziz de öldürüldü. Yani kısacası hanedana ve Prens Muhammed bin Selman'a muhalif olanlar ya tutuklandı yada öldürüldü.  Sevgili okuyucularım Suudi Arabistan'da yaşanan bu olaylar, ABD Başkanı Trump'ın danışmanı ve damadı olan Jared Kuschner'in Suudi Arabistan'a gizli ziyaretinden sonra yaşandı. Amerika ve İsrail Ortadoğu'yu karıştırıyor ve aynı kanı taşıyan kardeşleri bir birine öldürtüyor. Belliki yıllardır Amerika'da okuyup yaşayan Prens Muhammed'i Amerikan ajanları, kendilerine göre çok iyi yetiştirmişler. Babası Kral Selman'ın koltuğuna oturması muhtemel olan Prens Muhammed, Ortadoğu'nun, İslam dünyasının ve Suudi Arabistan'ın başına bela olacak. Zaten Prens Muhammed'in yüzüne bakıldığında sanki bir şeyler kullanıyormuş, ruh halide pek yerinde değilmiş gibi gözüküyor. 

30 Milyar dolarlık silahı boşuna satmadı

Fitnenin içine iyice yerleştiği Suudi hanedanında bundan sonra çok ölümler ve tutuklamalar yaşanmaya devam edilecek gibi. Peki saltanata düşkün olan bu krallar, prensler, diktatörler biz  Müslümanların kaderi mi? Biz Müslümanlar, ipleri İsrail'in, Amerika'nın, İngiltere'nin, Fransa'nın, Rusya'nın elinde olan bu diktatörlerin istediği gibi yaşamak mecburiyetinde miyiz? Yani Kur'an-i Kerim'i Allah'ın Resul'ünün hadis ve sünnetini, ipleri başkalarının elinde olan diktatörlere göremi yaşayacağız? Hayır öyle birilerinin dikte etmesiyle ılımlı islam adı altında gevşememiz doğru değil. Biz Müslümanlar, Kur'an-ı Kerim'i Peygamberimizin hadis ve sünnetini aynen olduğu gibi hakkıyla yaşamalıyız.  Eğer dinimizden milli duygularımızdan uzaklaşırsak biliniz ki hapı yutarız. Biz Müslümanlar, mezhep fitnesini bir kenara bırakıp renk, ırk gözetmeden samimi duygular içinde hakkıyla Kur'an-ı Kerim'i yaşayalım. Sadede gelirsem tekrar söylüyorum Amerika'nın çok iyi yetiştirdiği Prens Muhammed, Ortadoğu'ya, İslam dünyasına ve kendi ülkesine bela olacak. Ayrıca ABD 300 milyar dolarlık silahı Suudi Arabistan'a boşuna satmadı öyle değil mi? Ne diyeyim öncelikle CENAB-I ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA SAMİMİYET ŞUUR VERSİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA ŞUUR VERSİN Kİ ŞER GÜÇLERİN PİS OYUNLARINA GELMEYELİM. ALLAH İÇİMİZE SOKULMAK İSTENEN MEZHEP FİTNESİNİ YOK EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Kılıçdaroğlu bu iddia doğru mu?  -Güneş Gazetesi


AK Partili bazı belediye başkanlarının istifasından sonra muhalefetin de bazı belediyelerine müdehale etmesi gerektiğini, aksi halde müfettişlerin devreye gireceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'a CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, her zamanki gibi ağzını bozarak “İçişleri Bakanlığı'nı harekete geçirmezsen adam değilsin” diyerek bir siyasetçinin ağzına yakışmayacak çirkin sözler sarfetti. Kılıçdaroğlu, “Bizim belediyelerde yolsuzluk yoktur! Bizim boğazımızdan kul hakkı inmedi” dedi. 

Aslında CHP'lilerin son aylarda

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı ağızlarını bozmalarının sebebini merak etmiyor da değilim. Acaba Kılıçdaroğlu'nun akıl hocaları FETÖ'cüler, “2019'da yapılacak seçimler bizim için son bir şans, sen 2019 seçimlerine kadar yüklene bildiğin kadar yüklen, aklına gelen çirkin sözlerle hakaretlerine devam et, Cumhurbaşkanı Erdoğan haksızlığa tahammül etmediği için sen damarına basmaya  kızdırmaya çalış, yalan yanlış aklına ne gelirse söyle mi” dediler? Ne söylerlerse söylesinler millet gerçekleri kimin adam olup olmadığını görüyor. 

Devlet ve millet düşmanları 

“Boğazımızdan kul hakkı inmedi veya kul hakkı yemedik” diyen Kılıçdaroğlu'da soruyorum. Devlet, millet, din düşmanı olan, 15 temmuz darbe girişiminde bulunarak 250 insanımızı şehit eden, binlerce insanımızı da  yaralayan FETÖ'cülerle birlikte yürümek ve FETÖ'cüleri savunmak kul hakkı değil mi? 40 yıldır ülkemizin başına bela olan, on binlerce asker, polis ve vatandaşımızı kalleşçe şehit eden, Türkiye Cumhuriyeti'nin bütçesini en az 500 milyar dolar zarara uğratan bölücü terör örgütü PKK ile aynı safta olmanız kul hakkına girmiyor mu? Sizin genel başkanı olduğunuz CHP'nin  bazı milletvekilleri, PKK'lı teröristleri savunması kul hakkına girmiyor mu? Selahaddin Demirtaş gibi insanları isyana davet edercesine sokağa çıkın demek, milleti kutuplaştırmak kul hakkına girmiyor mu? Ha bu arada  doğru veya yanlış onu ben değil siz söyleyeceksiniz. Sizin çok yakın bir dostunuz, sağda solda şunları söylüyormuş. 

CHP'li belediyelerde işi olan 

“Kılıçdaroğlu belediye başkanlarına 2019 seçimleri için paraya ihtiyacımız var diyerek CHP'li belediyelere inşaat ruhsatı için müracaat eden herkesten partimiz için de artı para isteyin talimatı verdi.” Bu iddialar doğru mu? Yani CHP'li Belediye'lerde kimin işi varsa kafasını koparın demişsiniz bu doğru mu? CHP'li belediyelere böyle bir şey söylediniz mi? Kılıçdaroğlu eğer bu iddia doğru ise siz kul hakkına girmiş olmuyor musunuz? Sevgili okuyucularım kul hakkı dediğimiz konu basit bir konu değil. Caneab-ı Allah bir kulun işlediği günahları, kulun samimi duygular içersinde tövbe etmesiyle ve o kul işlemiş olduğu günahları bir daha işlemeyeceğine söz verir ise işte o zaman Allah o kulun günahını af eder. Yalnız Allah hiç bir zaman kul hakkına karışmaz. Allah kullar kendi arasındaki sorunları kendileri çözsün ve  helalleşsin der. Kim olursa olsun, hangi parti, bürokrat, ister anam ister babam, olsun. Kim rüşvet alıyor veya rüşvet alabilmek için zorluk çıkararak insanlara zulüm ediyor ise Allah hepsini de helak etsin. Sadece rüşvet almak veya haram lokma yemek kul hakkına girmez. Ey Kılıçdaroğlu, FETÖ'cülere, PKK'lı teröristlere, ülkemizi bölüp parçalamak isteyenlerle birlikte hareket etmek, kendi belediyelerine para lazım deyip rüşvet almaya teşvik etmekte kul hakkına girer.  Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ HELAL KAZANIP HELAL LOKMA YİYEN TEMİZ KULLARINDAN EYLESİN. ALLAH İDARECİLERİMİZİN TÜMÜNE SAMİMİ DUYGULAR İÇİNDE VATANINA, MİLLETİNE HELAL YOLDAN HİZMET ETMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Teröre açıkça destek veriyorlar  -Güneş Gazetesi


Hatırlarmısınız eski Amerikan Büyükelçisi John Bass, vize krizi sonrası yaptığı basın toplantısında, eğer Türkiye'de 9'5 ayda DEAŞ saldırısı olmadıysa bunun sebebi Amerika ile Türkiye arasındaki işbirliğidir. Amerikan devleti bağımsız Kürt devletini desteklememektedir. Kürt devletinin kurulması bizim politikamızın bir parçası değil demişti. Amerika'nın eski büyükelçisi Türkiye'den ayrılmadan önce bu sözleri söyledi ve yeni görev yeri Afganistan'a gitti. John Bass'ın Bu açıklamalardan sonra ne hikmetse Türkiye'de PKK ve DEAŞ terör örgütleri eylemlere başladı. Sizce John Bass'ın açıklamalarından sonra bu eylemler tesadüf mü? 29 Ekim Cumhuriyet Bayramında ülkemizi kana bulamak isteyen DEAŞ terör örgütü, Bayrampaşa'daki bir alışveriş merkezinin farklı yerlerine  tam 60 adet tesirli bomba yerleştirmiş. İnsanlıktan nasibini alamamış olan bu Şerefsizler, bombaları bir anda patlatmak üzereyken Allah'a çok şükür polisimiz yakaladı.

Hani eski büyükelçi John Bass,Amerika kürt devletine karşıdır, Amerika terör örgütlerine destek vermez değişti ya. Sakın İnanmayın yalan söylüyor. Amerika'nın yaşanan terör eylemlerinde bence bal gibi parmağı var. Amerika'nın tırlar dolusu silahla desteklediği terör örgütü PKK, geçen hafta Hakkari'de güvenlik güçlerine pusu kurarak 6 askerimizi ve 2 köy korucusunu Amerikan silahlarıyla kalleşçe şehit ettiler. Amerika ve İsveç ortak yapımı olan AT 4 anti tank füzesi, sözde DEAŞ'la mücadele kapsamında PYD'ye YPG'ye yani PKK'ya verilen silahlar şimdi karşımıza çıkıyor. Suriye'deki Amerikan ordusunun sözcüsü Albay Ryan Dillon, Alman televizyonuna PKK terör örgütü için düşmanımın düşmanı dostumdur dedi. Soruyorum bu terör örgütlerine açıkça destek değil mi?

Sevgili okuyucularım Türkiye'ye karşı gerçekleşen terör eylemlerinin arkasında başta Amerika olmak üzere, İsrail, Almanya, İngiltere, Fransa, Yunanistan, Hollanda, İsveç, Rusya, İran, Ermenistan, NATO, Vatikan'la birlikte çok sayıda ülke var. Bu dost görünümlü iki yüzlü münafık ülkeler, İstiyorlar ki, Türkiye bir an önce bölünüp parçalansın. İstiyorlar ki, bir an önce Kürt devleti kurulsun. İstiyorlar ki, bir an önce İsrail'in büyük Ortadoğu projesi hayata geçsin. İşte bunların gerçekleşmesi için PKK'ya DEAŞ'a, FETÖ'ye destek veriyorlar. Ayrıca Kürt devletinin kurulmasına ve İsrail'in büyük Ortadoğu projesine engel olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı yıpratmak için  ülkemizde, kaos ortamı oluşsun, sokaklarda eylemler yapılsın diye vakıf dernek adı altında faaliyet yürüten bazı sivil toplum örgütlerine ve bazı sözde siyasi partilere destek veriyorlar. Allah hepsini helak etsin. Eski Amerikan büyükelçisi John Bass, Afganistan'a gittiği hafta yüzlerce Afganlı terör eylemlerinde hayatını kaybetti. Tekrar soruyorum sizce bunlar tesadüf mü? Sizce dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşanan terör eylemlerinde Amerika'nın İsrail'in parmağı yok mu? Bence kesinlikle var. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DİN DİL IRK FARKETMEZ, KİM İNSANLIĞA ZULÜM EDİYOR İSE ALLAH CÜMLESİNİ HELAK ETSİN. ALLAH CÜMLESİNİN KÖKÜNÜ KURUTSUN. ALLAH ÜLKEMİZE DÜŞMAN OLANLARLA İŞBİRLİĞİ YAPAN İÇİMİZDEKİ KANI BOZUKLARIDA HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE,BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Ey CHP aynaya bak aynaya!  -Güneş Gazetesi


Tekirdağ'a merkez Selimpaşa ilçe Belediye Başkanı CHP'li Ekrem Eşkinat, geçen hafta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret ettiği gerekçesiyle ifadesine baş vurulup, sevk edildiği mahkemede adli kontrol ve yurt dışı yasağı konularak serbest bırakılmıştı. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, Eşkinat'a destek olmak için Tekirdağ'a gitti. Tezcan, kendi partisinin belediye başkanına destek ziyareti için gittiği Tekirdağ'da, halka hitap ederken söylenmemesi gereken çok ağır sözler sarf etti.  Neymiş efendim CHP'li Tezcan'a göre “Cumhurbaşkanı Erdoğan faşist diktatörmüş”, hem de diktatörün en şiddetlisiymiş. Kaset sıkandalıyla CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu da, CHP'ye Genel Başkan olur olmaz tıpkı partisinin Genel Başkan Yardımcısı Tezcan gibi çok defalar Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 'diktatör' diye hitap etti. 

Milleti sokağa dökmek istiyorlar 

Kılıçdaroğlu'na ve Tezcan'a sesleniyorum; Siz diktatör diye kime denir bilmiyorsunuz? Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan diktatör olmuş olsa idi acaba siz bu konuşmaları bu hakaretleri yapabilirmiydiniz? Sevgili okuyucularım CHP aslında bu ağır sözlerle kendilerince algı oluşturmak ve milleti sokağa dökmek için söylüyor. Yalnız bu söylemlerin milletimiz nezdinde kesinlikle hiç bir karşılığı yoktur. Tam 11 seçimdir milletin takdirini kazanmış bir lidere diktatör demek tek kelimeyle ahmaklıktır. Milletimiz kimin diktatör olup olmadığını çok iyi bilir. Milletimiz tek partili İsmet İnönü döneminden diktatörlüğün ne olduğunu çok iyi bilir. İsmet İnönü döneminde Türk milleti nefes alamıyordu nefes. İnönü döneminde millet dinini yaşayamıyordu, dinini öğrenmek ve Allah'ın emrini yerine getirmek isteyen insanlar, köy meydanlarında jandarmalar tarafından falakaya yatırılıyordu. 

Peki millet chp'yi nasıl biliyor? 

İnönü döneminde Camiler kapanıp ahır yapıldı, ezanlar susturuldu yasaklandı. Millet ölüsünü yıkayacak hoca bile bulamazdı. Millet açlıktan veremden ölüyordu. Bu zulümler tek partili diktatörlük döneminde, yani ismet İnönü'nün başında olduğu CHP döneminde yaşandı.  Cumhurbaşkanı Erdoğan'na diktatör diyen Kılıçdaroğlu ve Tezcan dönüp aynaya baktıklarında diktatör kimmiş görecekler. Ey CHP, ey Kılıçdaroğlu, millet sizi çok iyi tanıyor çok. Aklınız sıra aptalca söylemlerinizle milleti gaza getirip sokağa dökmek istiyorsunuz öylemi? Millet Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ülkesinin bekası için nasıl mücadele ettiğini biliyor. Peki millet CHP'yi nasıl biliyor? Millet bazı CHP'li milletvekillerinin PKK terör örgütüne sahip çıktığını ve güvenlik güçlerinin PKK terör örgütüne yönelik operasyonlarından rahatsız olduğunu çok iyi biliyor. CHP'nin PKK terör örgütünün siyasi kanadıyla birlikte siyaset yaptığını çok iyi biliyor. Millet, ayrıca Atatürk'ün kurduğu CHP'yi FETÖ'cülerin ele geçirdiğini de söylüyor. Tekrar söylüyorum illaki diktatör görmek istiyorsanız aynaya bakın. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZİ YÖNETEN VE YÖNETMEK İSTEYENLERE  AKIL VE ŞUUR VERSİN. ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN KİM HAYIRLI OLACAK İSE ONLARI BAŞIMIZA GETİRSİN. ALLAH D EVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Kul kurar kader güler  -Güneş Gazetesi


İsrail'in oynuna ve gazına gelerek 25 Eylül'de bağımsız Kürdistan için referanduma giden Mesut Barzani, Kuzey Irak Kürt bölgesel yönetimi başkanlığını bıraktı. Yani  Mesut Barzani referanduma gitmekle siyasi kariyerinin sonunu getirdi. 1 Kasım itibarıyla görevini kesin olarak bırakacağını açıklayan Barzani, Meclis'e mektup göndererek yetkilerini hükümet ve parlamentoya devretti. Kim bilir belkide yerine yeğen Neçirvan Barzani veya İsrail, Amerika, istedikleri gibi kullanacağı birini Kürt'lerin başına getirir.  İstifa mektubunun Meclis'te okunmasının ardından televizyonda konuşan Barzani, sanki kendi ellerindeki silahları kendileri üretiyormuş gibi, Irak güçlerinin kendilerine Amerikan silahlarıyla saldırdığını ve Amerika'nın buna sessiz kaldığını belirterek eleştirdi. Halbuki peşmergenin elindeki silahlarda Amerika'nın verdiği silahlar. 

Avrupa'nın ajanları ikna etti 

Ah be Barzani ah. Ben sana defalarca Amerika ve İsrail'den dost olmaz, İsrail ve Amerika kullandığı insanları son kullanma tarihi geldiğinde yüz üstü kendi kaderiyle baş başa bırakır demedim mi?  Defalarca şu yahudilere güvenme itibar etme, bunların gözü kulağı farklı oynuyor diye sizi uyarmadım mı? Biz yüzümüzü Türkiye'ye çevirdik dediğinizde, ben de size Saray'ınızda başında Kippa'ları olan yahudileri ima ederek bunların oynuna gelerek sakın Türkiye ile olan dostluğunuzu kaybetmeyin,Türkiye Amerika, İsrail ve Avrupa ülkeleri gibi yalan dolan üzerine politika yapmaz demiştim hatırlıyorsunuz değil mi?  Evet ben sizi Uyarmasına uyardım da her halde İsrail'in ajanları benden daha tesirli çıktı. Bak beni dinlemediğin için şimdi İtibarında gitti. Ne diyelim kul kurar kader güler. Sevgili okuyucularım büyük Ortadoğu projesini bir an önce hayata geçirmek isteyen İsrail, başta Türkiye, Irak ve İran'nın tepkisine rağmen Barzani'yi referanduma gitmeye ikna etti. İkna eden sadece İsrail değil, Fransa, Almanya, İngiltere gibi ülkelerin ajan ve bürokratları, danışmanlık yaptıkları Barzani'yi referanduma ikna ettiler. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan oyunu bozdu 

Barzani gitti peki yerine gelecek olan kişi bağamsız Kürt devletinden vaz mı geçecek, yoksa bugünkü statüsündemi kalacak? Hayır kesinlikle bugünkü statüsünde Kalmaz, kalmaz, kalmaz. Bugün değilsede yarın mutlaka Amerika, İsrail, Fransa, Almanya, İngiltere Kürt devletini kurduracak. Eğer bugün Türkiye'nin sınırlarınıda içine alan bir Kürt devleti kurulmadıysa bilinizki bu oyunu bozan Cumhurbaşkanı Erdoğan'dır. İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'a esas düşmanlıklardan birisi de budur. Allah'ın izni ile Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğu müddetçe bu pis oyunlar hiç bir zaman gerçekleşmeyecektir. Allah korusun 15 temmuz darbe girişimi gerçekleşmiş olsa idi, işte o zaman kanı bozuk şerefsiz FETÖ'cüler, önce ülkemizde iç savaş çıkarıp sonra bu pis oyunu hayata geçireceklerdi. Neyse ki verilmiş sadakamız varmış da şimdilik bu pis oyun bozuldu. Tekrar söylüyorum İsrail'e, Amerika'ya, İngiltere'ye, Fransa'ya güvenip de yola çıkanın akibeti iyi olmaz. İnsan kullanmasını çok iyi bilen bu ülkeler, insanları kullanabildiği kadar kullanır, son kullanma tarihi geldiğinde kullandıkları insanları kaderleriyle baş başa bırakır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH HER KULUNA AKIL VERMİŞ, ALLAH VERDİĞİ AKLI KULLANAN KULLARINDAN EYLESİN. ALLAH ŞER GÜÇLERİN PİS OYNUNDAN ÜLKEMİZİ KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Allah şimdiden rahmet eylesin  -Güneş Gazetesi


Ha kuruldu ha kurulacak derken Meral Akşener sonunda İyi Parti adı altında bir parti kurdu. Kısaca adı İP olan Partinin 200 kişilik kurucuları arasında eski Doğru Yolcu, ANAP'lı, AK Parti'li, MHP'li, CHP'li, Büyük Birlik partili, FETÖ'cüler ve geçmişte partilerine küsmüş olanlar var. Yani daha önceki siyasi hayatlarında partilerinde tutunamamış yer edinememiş eski siyasiler ve eski gazeteciler İP'te toplanmış. Peki ya başka hiç mi kimse yok derseniz? Olmaz olur mu? Kurucular arasında merhum  Muhsin Yazıcıoğlu'nun düşen helikopterinin aranması sırasında ekipleri yanlış yerlere yönlendirdiği iddia edilen Ali Lapanta, 17 Aralık darbe girişiminden hemen sonra FETÖ'nün ilk parti denemesi Merkez Parti'nin genel başkan yardımcılığını yapan ve daha sonra DSP genel başkanlığına soyunan Aydın Tümen'de var. Partinin logosu ise FETÖ'cülerin her toplantılarında yedikleri Maklubeye benziyor. 

Teslimiyetçi sözler 

Meral Akşener'in CNN Türk televizyonunda konuşmasını dinlerken, “Ben cumhurbaşkanı olmak istiyorum” dedi. Ben de diyorum ki Sayın Akşener, 15 temmuz darbe girişiminin arkasında olan, ülkemizi işgal etmek isteyen NATO'ya iltifatlı, Avrupa'ya ise teslimiyetçi sözlerinizle, her şeyden önemlisi bugünkü kadronuzla cumhurbaşkanı filan olamazsın. Meral Hanım, hayırdır Avrupa'nın ve NATO'nun hoşuna gidecek söylemlerde bulunuyorsunuz? Yoksa siz İsrail, Amerika, Avrupa yat denince yatılacak, kalk denilince kalkılacak, otur denildiğinde oturacak eski Türkiye'ye mi dönmek istiyorsunuz? Sevgili okuyucularım tekrar söylüyorum FETÖ'nün son umut olarak gördüğü Meral Akşener, kurduğu İP partisiyle cumhurbaşkanı filan olamaz. 

Türkiye artık eski Türkiye değil 

Millet olarak cenazeye her gittiğimizde ölen tüm rahmetli merhum ve merhumeler için 'iyi biliriz' deriz. Ancak buram buram FETÖ'yü anımsatan İP'e millet, “Biz sizlerin neler yaptığınızı, arkanızda kimlerin olduğunu iyi biliriz” diyecek ve Allah şimdiden sizlere rahmet eylesin diyecek.  Kardeşlerim Türkiye eski Türkiye değil. Bugünün Türkiye'si artık ne NATO'nun ne Amerika'nın nede Avrupa'nın kullanacağı Türkiye hiç değil. Bugünün Türkiye'si eskiden müttefiki olduğumuz ülkelerin şimdi rakibi durumunda. Amerika ve Avrupa çöküşte iken Türkiye, ekonomide savunma sanayisinde, teknolojide büyümekte. Türkiye'nin NATO'ya Avrupa'ya değil, NATO'nun Avrupa'nın Türkiye'ye ihtiyacı var. Türkiye bundan sonra FETÖ'cülerin pis oyunlarıyla ne bölünür nede eskiden olduğu gibi Türkiye NATO ve Avrupa'nın emri altında olur. Türk milleti asla buna müsade etmez. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZİ ŞERLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN, MİLLETİMİZİN İÇİNE FİTNE VE FESATLIK SOKMAK İSTEYEN HERKESİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Bu uyarılara kulak verin  -Güneş Gazetesi


Son haftalarda uzmanlar toplumunun 10'da 2'sinin obez olduğunu ve bir an önce gereken tedbirler alınmazsa toplumda obezlerin sayısında artış olacağını dile getiriyor. Ayrıca, “İsmini bilmediğimiz yeni hastalık türleriyle de tanışırız” diyorlar. Alkolden uzak kalınmasını da hatırlatan bilim adamları, alkolün hastalıkların baş belası olduğunu ve obezitenin asıl nedenlerinden birinin de alkol olduğunu söylüyorlar.   Bu uyarıları gazete ve televizyon haberlerinde izlediğimde bilim adamları bu uyarıları yapıyor, peki bu uyarılara yetkililerimiz kulak veriyor mu? Veya toplum olarak biz bu uyarıları ciddiye alıyor muyuz? Hayır ne yetkililerimiz ne de toplum olarak bizler bu uyarılara kulak vermiyoruz. Yıllardır bilim adamları “Fast food'dan uzak kalın, içinde ne olduğunu bilmediğiniz gıdaları tüketmeyin, GDO'lu, içinde katkı maddesi olan gıdalardan, yiyecek ve içeceklerden uzak kalın” dedikçe, çoğu insanımız bu uyarıların tam tersini yapıyor. Her gün sağlıksız gıda satan dükkanların yenisi açılıyor. Bilim adamları Sağlığınız için yemeğinizi dışarıda değil, mutlaka evde yemeye çalışın diye uyarılarda bulunuyor. Ama nerede kim dinler, çoğu genç kadınlarımız yemek yapmayı bilmediklerinden dolayı evlerde tencere kaynamıyor.  

Çocukları obez yapacak yiyecekler  

Hatta bazı  kadınlarımız, çocukları okuldan geldiğinde veya çocukları acıktığında hemen telefona sarılıp pizza, hamburger, lahmacun, ekmek arası döner gibi çok da sağlıklı olmayan obez yapacak yiyecekler sipariş veriyor. Peki yemek yapmayı bilmeyen genç kadınlarımız yemek yapmayı neden öğrenmiyorlar? Tabiki bu konuda suç anaların. Çünkü bazı analar merhametlerinden dolayı aman kızım yorulmasın, aman kızım biraz daha uyusun, nasıl olsa ileride yemek yapmayı da ev işinide öğrenir diyorlar. Evet çocuklarımıza merhamet çok güzel, yanlız annelerin bu merhametinden maraz doğuyor. Çoğu boşanmaların altında yatan gerçekte bu. Boşanan çiftlerle kimi zaman sohbet ettiğimde genelde erkekler evde yemek yapılmamasından şikayet ediyorlar. Şimdi bir kısımınız, efendim kadınlarımız çalışıyor, işten eve yorgun dönüyorlar, eve döndüklerinde yemek mi yapsın yoksa dinlensin mi diyebilir? Sevgili okuyucularım, bırakalım çok yorgun oluyoruz vakit bulamıyoruz bahanelerini. Kardeşim sağlıklı ve huzurlu olmak her şeyin önündedir. Yoruluyorsanız çalışmayın kardeşim var olanla yitinin. Evinizde oturup çocuklarınızla kocanızla ilgilenip  hem ruhen hemde fiziken sağlıklı olmaya çalışın. Evin bereketi ve sağlıklı olmamız için mutlaka ama mutlaka evde tencere kaynamalıdır. 

Sadece beslenmek yeterli değil 

Çocuklarımızın önüne  sağlıksız yiyecekleri ve içecekleri koyarsanız biliniz ki çocuklarımıza en büyük kötülüğü yapmış oluruz. Sonra Allah korusun sağlıkla ilgili sıkıntı olduğunda çok üzülürsünüz, benden söylemesi. Sağlığımızı huzurumuzu düşünerek sadece yeme ve içmemize dikkat etmemiz yeterli değil. Çocuklarımızla birlikte sağlığımız için mutlaka spor yapmalıyız. Neden spor yapmalıyız biliyor musunuz? Spor, insanlar için gerçek bir ihtiyaçtır. Bizler hem sağlığımızı korumak hem de daha iyi bir ruh haline sahip olmamız için mutlaka spor yapmalıyız. İnsanları spor yapmaya iten durumları anlatayım. Spor yaparsanız fiziksel karakteriniz güçlenir ve daha da sağlıklı olmak istersiniz. Spor yaparsanız daha düzgün bir görünüme sahip olursunuz. Allah'ın verdiği ömrü sağlıklı geçirip uzun süre genç kalırsınız. Herhangi bir moral bozucu durumlarda sıkıntılı günlerinizde çabuk  toparlanırsınız. Hastalıklara karşı vücudunuz daha dirençli olur ve hastalığı daha çabuk atlatırsınız. İşte bunlardan dolayı illaki spor yapmalısınız. Tekrar söylüyorum sağlığınız ve evin bereketi için illaki evinizde yemek yapın. İnşallah erkek düşmanlığı yapan ve evliliğe aile hayatına karşı olan feministler bu tavsiyelerimi okuduklarında çıldırmazlar. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE SAĞLIK VE SİHHAT VERSİN. ALLAH BİZLERİ ELDEN AYAKTAN DÜŞÜRÜP KİMSEYE MUHTAÇ ETMESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH CÜMLEMİZİ ÖZ GÜVEN VE İNSNCIMIZA, KÜLTÜRÜMÜZE, GELENEKLERİMİZE GÖRE YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Aşağılık Avrupa!  -Güneş Gazetesi


Hatırlarsanız Hollanda Türklerin üzerine it polisleri ile köpeklerini salmıştı. Hollanda'nın polis itleri, Aile Bakanı Fatma Betül Sayan'ı karşılayan Türk kardeşlerimizin üzerine köpekleri saldığında gözlerimize inanamamıştık. Özgürlüğün, demokrasinin olduğu Hollanda'da nasıl olur da polis, köpeklere insanları parçalatır demiştik. 

Köpekten aşağı olan, demokrasiyi ve özgürlüğü sadece kendileri için geçerli sayan bu itler, elbette her köpekliği yapar. Şimdi ise itlik sırası Avusturya'da. Irkçılığın arttığı Avrupa'da bilhassa Türklere karşı şerefsizce davranış sergileniyor. Daha iki hafta önce Fransa'da Türklerin yaşadığı bina ırkçılar tarafından kundaklandıktan sonra 3'ü Türk olmak üzere 5 kişi hayatını kaybetmişti. 

Avrupa'da ırkçılığın yükselmesinin arkadında siyasiler, istihbarat birimleri ve Avrupa basını vardır. Dedim ya itlik sırası Avusturya'da diye. Avusturya'nın başkenti Viyana'daki Schwechat Havalimanı'nda Türkiye'ye gelecek yolcuların üzerleri insanlık dışı ve faşizan bir yaklaşımla köpekle arandı. 

Türkiye'nin büyümesi çıldırtıyor 

Öyle gözüküyor ki Avrupadan zaman zaman böyle aşağılık ve köpekçe davranışları çok göreceğiz. Sevgili okuyucularım Avrupa, Türkiye'nin büyümesinden, kendi ayakları üzerinde durmasından çok rahatsız olduğu için bu şerefsizliği ve köpekliği yapıyor. Türkiye'nin büyümesini içlerine sindiremedikleri ve eskiden olduğu gibi Türkiye'yi avuçlarına alamadıkları için çıldırıyorlar. 

Bakın İspanya'nın eski Başbakanı Jose Zapareto ne diyor: “Amerika ve Avrupa sosyo ekonomik açıdan küçülüyor, küresel istikrar ve barış için kilit ülke Türkiye'dir” diyen Zapatero, ayrıca “Filistin devleti kurulmadan Ortadoğu'ya da barış gelmez” uyarısında bulunuyor. İşte Avrupa ülkesi İspanya'nın eski Başbakanı bunları söylüyor. Bizi 50 yıldır Avrupa birliğine almayan Avrupa, ilerki yıllarda kesinlikle Türkiye'nin kapısında köpek olacak. Yeterki bizler toplum olarak fitneye fesatlığa gelmeden ülkemizin istikrarı için çaba gösterelim. 

İçinden kıskançlık krizi geçirenler 

Yeterki bizler milli duygularla çalışıp çabalayarak ülkemizin gelişmesine ve ekonomisine katkıda bulunalım. Amerika'dan, Avrupa'dan, İsrail'den ve sözde dost ülkelerden paramızla dahi silah alamazken Allah'a çok şükür şimdi kendi silahımızı, helikopterimizi, insansız hava aracını, tankımızı, askeri zırhlı araçlarımızı yapıyoruz. Aynı zamanda ürettiğimiz bu silahları başka ülkelere satıyoruz. İnşallah iki seneye kadar ilk milli askeri uçak gemimizi ve savaş uçağımızı da bitirmiş olacağız. İşte İsrail'in, Rusya'nın, Avrupa'nın, Amerika'nın ve dost görünüp de içinden kıskançlık krizleri geçiren ülkelerin Türkiye'ye köpeklikleri bundan kaynaklanıyor. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DOST GÖRÜNÜMLÜ İKİ YÜZLÜ MÜNAFIK ÜLKELERİN ŞERRİNDEN ÜLKEMİZİ KORUSUN. ALLAH DÜNYADA İNSANLIĞIN HUZURUNU BOZAN VE İNSANLIKTAN NASİBİNİ ALAMAMIŞ OLAN AVRUPALI SİYASİLERE ŞUUR VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


İnşallah etnik ve mezhep çatışması olmaz  -Güneş Gazetesi


Irak bölgesel Kürt yönetimi 25 Eylül'de uluslararası tepkilere rağmen tek taraflı gerçekleştirdiği bağamsızlık referandumunun ardından Irak ordusu Türkmen nüfusun yoğunlukta olduğu Kerkük'ü Peşmerge'den geri aldı. Yani Irak ordusu, Kerkük havalimanını, yerleşim yerlerini ve bazı petrol rezervi olan yerleri Peşmerge'den bir kaç saat içinde zorlanmadan geri aldı! Peki ırak ordusunun gayet rahat bir kaç saat içinde Peşmerge'den aldığı stratejik yerlerden sonra Barzani Kürt devletini ilan etme fikrinden  vaz mı geçti? Veya Barzani, referandumu iptal edecek mi? Kerkük'te yaşananların sebebi Kuzey Irak'taki siyasi rakiplerinin tek taraflı hareket etmelerinden kaynaklandığını söyleyen Barzani, bence Kürt devletini ilan etme fikrinden vaz geçmeyecek. 

Türkmenler huzura erer mi? 

Bu yıl olmasa bile önümüzdeki yıllarda mutlaka Barzani, kurucu Başkan olma arzusuyla Kürt devletini ilan edecektir. “Hocam olur mu? Görmüyormusun Kürt devletini kimse istemiyor? Herkes Suriye ve Irak'ın toprak bütünlüğünden yana” diyebilirsiniz. En azından ben öyle düşünmüyorum.  Peki Peşmerge'nin temizlendiği Kerkük'te Türkmen kardeşlerimiz artık rahata ve huzura erer mi? Hayır bence rahata eremezler. Öyle sanıyorum ki Türkmen kardeşlerimiz için asıl sıkıntı bundan sonra başlıyor. Çünkü İsmet İnönü'nün Lozan'da verdiği Musul ve Kerkük'e İran'ın kontrolündeki Haşdi Şabi örgütü yerleşti. Haşdi Şabi'nin Kerkük'e yerleşmeside bence oyun. Şer güçler, Türkiye ile İran'ın karşı karşıya gelmesi için Haşdi Şabi örgütünün Kerkük'e girmesine göz yumdu. Haşdi Şabi örgütü, Kerkük'e girer girmez ilk iş olarak Türkmen il Meclisi'ne İran'ın dini lideri Hamaney'in fotoğraflarını asması oyunun ta kendisidir. 

Ortadoğu'nun kaygan zemini 

Haşdi Şabi örgütünün bulunduğu yerde kesinlikle huzur ve saadet olmayacağı gibi Kerkük'te mutlaka etnik ve mezhep çatışmaları da olacaktır. Sevgili okuyucularım Ortadoğu kaygan bir zeminde olduğundan, iradesiz ve güvenilmez yöneticilerden dolayı Türkiye, her zaman Ortadoğu politikalarında ihtiyatlı ve temkinli olmuştur. Ortadoğu'nun yapısından dolayı Türkiye etnik ve dini gerilimleri tırmandıracak söylemlerden her zaman kaçınır. Türkiye istiyor ki Kerkük'te Türkmen, Arap, Kürt herkes huzur içinde yaşasın. Ancak politikası hep yalan dolan üzerine olan  İran'ın desteklediği Haşdi Şabi örgütünün bulunduğu yerde huzur ve saadet kesinlikle olmaz. Ya Rusya'ya güven olur mu? Kesinlikle KGB'de yöneticilik yapmış olan Rus lider Putin'e de hiç güven olmaz. İşte Türkiye bu güvenilmez, yalan dolan işleri bildiği için temkinli politika yürütüyor. Tekrar söylüyorum inşallah ismet İnönü'nün Lozanda verdiği Musul ve Kerkük'te etnik ve mezhep çatışması olmaz. Ne diyeyim  CENAB-I ALLAH DÜNYAYI YAŞANMAZ HALE GETİREN ŞER ODAKLARIN KÖKÜNÜ KURUTSUN. ALLAH MÜSLÜMANLARIN ÜZERİNDE PİS OYUN OYNAYANLARI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Deliye malum olur misali  -Güneş Gazetesi


Haberleri izlerken kendi kendime “Allah'ım içimizde ne kadar çok kanı bozuk hain varmış, güzelim ülkemizin ekmeğini yiyip de nankörlük eden ne kadar şerefsiz varmış? Nasıl olur da bir insan, ülkemiz üzerinde pis oyunlar oynayan şer odaklarının oynuna gelip ülkesine ihanet eder?” düşüncesine daldım gitti. Bir an devletin içine sinsice sızan FETÖ'cüler aklıma geldi. Devletin içinden henüz tam olarak temizlendiğini düşünmediğim FETÖ'cüler, şimdi kim bilir hangi hain planın kalleşliğin peşindedirler. Çok iyi eğitim aldıkları için kendilerini saklamayı çok iyi bilen FETÖ'cüler, öyle sanıyorum ki bir kalleşliğe daha imza atacaklar gibi.  

15 Temmuz'dan sonra kaçtılar 

40 yıldır kendilerini gizleyerek devletin içine sızmayı başaran FETÖ'cüler, kumpas, Oda Tv, Balyoz, Ergenekon gibi kendi kurdukları komplolarla devletimizi çökertmeye kalkışmadılar mı? 15 Temmuz darbe girişimiyle ülkemizi bölüp parçalamak istemediler mi? Evet bu kalleşlikleri yapan ve 15 Temmuz darbe girişimi sonrası deşifre olan eski emniyet müdürleri, rütbeli askerler, diplomatlar ve aralarında MİT görevlilerinin de bulunduğu FETÖ'cüler, başta Amerika, Almanya ve Yunanistan olmak üzere bir çok ülkeye kaçtılar.  Esas şimdi deşifre olmamış kendisini gizleyen FETÖ'cüleri, hak ve hukuka riayet ederek başkalarının hayatını karartmadan tespit etmek gerekir. Yıllardır devletin en mahrem yerlerinde görev yapan bu FETÖ'cüler,15 Temmuz darbe girişimi sonrası kaçtıkları sığındıkları ülkelere her halde elleri boş gitmemişlerdir öyle değil mi? 

Gizli belgeleri servis ettiler 

Mesela Yunanistan'a ve Almanya'ya sığınan eski hain askerler, eski MİT görevlileri Yunan ve Alman yetkilileri tarafından karşılandıklarında kendilerine, “İnşallah eliniz boş gelmediniz değil mi?” diye sormuştur. Sevgili okuyucularım Amerika, Almanya, Yunanistan ve diğer ülkeler çıkarı olmadan kimseye sahip çıkmaz. Gerçi FETÖ'cüler, kendilerini kullanan İsrail'e, Amerika'ya, İngiltere'ye, NATO ve Vatikan'a devletin gizli belgelerini yıllardır servis ediyordu. 17-25 Aralık kumpası başarısız olunca FETÖ'cü polis Amirleri çuval dolusu belgeleri Amerikalı ajanlara nasıl teslim ettiklerini basından takip ediyoruz. Derim ki bugüne kadar giden gitti. Artık bundan sonra devlet sırlarına iyice sahip çakalım. MİT'ten, askeriyeden, emniyetten, dışişlerinden atılan FETÖ'cüleri sıkı takibe alarak nereye gittikleri, kimlerle buluşup görüştükleri tespit edilsin. Söylediğim gibi hak ve hukuka özen gösterilerek vebale girmeden devletin içinde hala kendini gizleyen FETÖ'cüler varsa hemen temizlensin. Sonra mutlaka devlete ait sır olan ne varsa hepsinde yeni düzenlemeler yapılmalı. Deliye malum olur misali, birden aklıma geldi bende yazdım. Gerisini yetkililer düşünsün. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH İÇİMİZDE NE KADAR HAİN VARSA HEPSİNİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLMEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Bu pisliklerin neden sonu gelmiyor?  -Güneş Gazetesi


Allah sonumuzu akibetimizi hayırlı eylesin. Güzelim ülkemizin şehirlerinde sokaklarında ve evimizde  huzur diye bir şey kalmadı. Her gün cinayetler, uyuşturucu vakaları, kapkaç ve hırsızlık başını almış giderken nasıl huzurumuz olabilir? Günlük gazetenin 3'üncü  sayfasında çıkan haberlere bakın. Ataşehir'de rutin kontroller yapıldığı sırada durdurulan okul servisinin şöförü, uyuşturucu etkisinde olduğu anlaşılınca polis, aracın içinde  bonzai denen uyuşturucu madde bulmuş. Yani çocuklarımızı teslim ettiğimiz okul servisinin şöförü uyuşturucu kullanmış ve araçta uyuşturucu maddesi bulunmuş. İstanbul Narkotik polisi, Güney Amerika'dan gemi tabanına zulalanarak ülkemize uyuşturucu sevkiyatı yapan çeteyi, yani gençlerimizi ölüme götüren şerefsizleri yakalamış.  Madalyalı milli güreşçimiz Cenk İldem, önünde duran araçtakilere “yol verin gençler” deyince araçtan çıkan 4'ü silahlı 5 cani ruhlu maganda, ellerindeki silahlarla milli güreşçimize mermi yağdırmış. Neyseki milli güreşçimizin verilmiş sadakası varmış da sadece ayağından yaralanmış. Ankara'da yasak aşk sonrası bir kişi silahla öldürülmüş. Kocaeli İzmit'te Avukat Mehmet Geredeli, bürosunda silahlı saldırıya uğrayarak öldürülmüş. Bir haftadır kayıp olan 12 yaşındaki Rıdvan Parlaca, Adana'da cani veya caniler tarafından öldürülerek cesedi parçalara ayrılıp bir kuyuya atılmış. 

İzin vermedi diye savcıyı vurdu 

Antalya Korkuteli Savcısı Kadir Küçüköner, izin isteyen bayan katibe izin vermeyince katibin polis kocası tarafından vuruldu. Allah'a çok şükür Savcı Kadir Küçüköner saldırıda hayatını kaybetmedi ve yaralı olarak kurtuldu. Diyarbakır'da kız kaçırma meselesinde yine üç kişi öldürüldü, bir genç kız yüzünden pompalı tüfekle okulu basıp bir kişiyi öldürdü gibi haberler, “Artık yeter” dedirtiyor. Her gün artan cinayet haberleri, hırsızlık ve uyuşturucu vakaları toplum olarak “Ülke nereye gidiyor” dedirtiyor. Hele hele büyükşehirler, kapkaç, hırsızlık, cinayetler ve uyuşturucudan dolayı tamamen bitik durumda. Daha dün gece benim sokağımda 4 eve birden hırsız girmiş. 2 adet araç çalınmış. Polis, “Efendim biz ne yapalım, biz hırsızı yakalayıp adliyeye götürüyoruz, savcı hırsızın ifadesini alıp serbest bırakıyor” diyerek kendini savunuyor.  Soruyorum alışveriş merkezinde esnafı haraca balayan mafya bozuntuları nasıl oluyorda rahatça haraç toplayabiliyorlar? Soruyorum İnsan hayatı çok mu ucuz da insan demeye dilim varmayan caniler gözünü kırpmadan insanları öldürebiliyor? İnsanlar dişinden tırnağından artırarak biriktirdiği parasını, altınını veya kıymetli eşyalarını ne zaman güvende hissedecek? 

Bunların önüne geçmek çok mu zor? 

Yetkililere amasız, fakatsız açıkça soruyorum esnafı haraca bağlayan mafya bozuntularını temizlemek, gençlerimizi uyuşturucu batağına sürükleyen şerefsizleri yok etmek, gece yarısı elinde silah, bıçak veya kesici, delici cisimlerle milletin evine giren şerefsiz hırsızları yok etmek, cinayetlerin önüne geçmek çok mu zor? Derim ki, Kim insan öldürüyor, kim gençlerimizi uyuşturucu batağına sürüklüyor, kim çocuklara tecavüz ediyor, kim Devletine milletine ihanet ediyor, kim terör eylemlerinde bulunuyor ise hepsinide toplumun huzuru ve selameti için idam yasasını bir an önce çıkarıp bu pislikleri derhal idam etmek gerekir. Hırsızları ise bir daha insan içine çıkamayacak duruma getirmek gerekir. Yazıktır günahtır kardeşim bu kansızların şerefsizlerin yüzünden insanlar evlerinde rahat uyuyamıyor. Tekrar söylüyorum hükümet, güvenlik güçleri ve yargı bir an önce pislikleri temizlemelidir. Aksi taktirde sıkıntılar olur, canı yanan insanların isyanını duymaya başladım benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH YOLUNU KAYBETMİŞ, RUHUNU ŞEYTANA TESLŞM ETMİŞ, SAPKINLIK İÇİNDE OLANLARA ŞUUR VE HİDAYET NASİP ETSİN. ALLAH PİS İNSANLARIN ŞERRİNDEN CÜMLEMİZİ KORUSUN. ALLAH ANNE VE BABALAR OLARAK DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, DİNİMİZE VE BİZLERE HAYIRLI NESİLLER YETİŞTİRMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABETLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Bırakın o cemaatı, bu cemaatı ümmet olalım!  -Güneş Gazetesi


Myanmar ordusu ve Budistlerin, Arakanlı Müslümanlara yönelik katliamları halen devam ediyor. Arakanlı Müslümanların ev ve işyerlerini yakan Budistler, ayrıca Müslümanlara ait ne kadar köy varsa hepsini de yakarak haritadan siliyor. 

Arakanlı kardeşlerimize yapılan katliamları, zulmü, vahşeti Türkiye'den başka gören ülke de yok. Hatta İslam dünyası bile Arakanlı Müslümanların zulmüne sessiz kalmakta. Budistlerin yaptığı bu katliamlara Birleşmiş Milletler insani işlerden sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Mark Lowcock, “Arakanlı Müslümanlara son yılların en vahşi  katliamı yapılmakta. Myanmar hükümeti, Birleşmiş Milletler'in Arakan eyaletine geçişine koşulsuz geçiş izni vermelidir” diyor. 

Sevgili okuyucularım, bunlar ikiyüzlü sahtekar. On binlerce Arakanlı Müslüman katlediliyor, ev ve işyerleri yakılıp köyleri haritadan siliniyor, canlarını kurtarmak için Bangladeş'e sığınan 600 bine yakın Arakanlı, aç susuz çamurların içinde yaşam mücadelesi verirken bu ikiyüzlü sahtekarlar, halen Myanmar hükümetinden izin bekliyor. 

Be münafıklar, Budistlerin Müslümanlara yaptığı katliamlara ve zulme eğer Hristiyanlar uğramış olsaydı izin mi isterdiniz? Hemen toplanıp harekete geçerek müdahale ederdiniz değil mi? Soruyorum başta sözde İslam ülkelerinin liderleri olmak üzere Birleşmiş Milletler, Myanmar hükümetinin arkasında olan Çin'den mi korkuyorsunuz? Soruyorum nerede kaldı sizin insan haklarınız, nerede kaldı inanç özgürlüğü, nerede kaldı mülkiyet hakları? Bu haklar yoksa sadece Hrıstiyanlar için mi geçerli? Yazıklar olsun sizin gibi ikiyüzlülere.  Vicdanlı ve sağduyulu Müslümanlara ve herkese sesleniyorum. Kainatın efendisi olan Hz. Peygamber efendimiz “İslam tek millettir” der. Allah rızası için, kainatın efendisi olan İslam Peygamberinin hatırı için ne olur birbirimize sahip çıkalım. Fitneye fesatlığa gelmeyelim, o cemaat, bu cemaat, o hocaefendi, bu hocaefendi demeden, içimize sokulan mezhep fitnesine kapılmayalım. Bırakın o cemaatı o hocayı ümmet olup birbirimize sahip çıkalım. 

Siyonistler ne zaman İslam dünyasının içine fitne sokmaya başladı, bizler o andan itibaren birbirimizden uzaklaştık. İslam Peygamberinin ümmeti dağılmış yazık değil mi? Eğer fitneye gelip halen birbirimizden uzaklaşmaya devam edersek biliniz ki akibetimiz iyi değil. Bizi perişan ederler. Kendimize gömülecek toprak bile bulamayız.  Şimdi “Peki hocam, Müslümanlara yapılan katliamlara Türkiye'den başka İslam ülkelerinden neden ses çıkmıyor?” diyebilirsiniz. O sözde İslam ülkelerinin liderleri maddeye iman ettiklerinden dolayı, ipleri İngiltere, İsrail ve Amerika'nın elinde olduklarından dolayı, şatafatın, saltanatın rehavetine kapıldıklarından dolayı ses çıkaramıyorlar.  

Ne diyeyim, CENABI ALLAH CÜMLEMİZE UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH, CÜMLEMİZİ BİRBİRİMİZİ KENDİ RIZASI İÇİN SEVENLERDEN EYLESİN. ALLAH, ZULÜM ALTINDA YAŞAM MÜCADELESİ VEREN ARAKANLI KARDEŞLERİMİZE SELAMEN VERSİN. ALLAH, DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. AMİN.

okumak için tıklayın.


Hiçbir zaman dost ve müttefikimiz olmadı  -Güneş Gazetesi


ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu'nda çalışan Metin Topuz'un tutuklanması ve iki kişinin daha gözaltına alınması, Türkiye ile Amerika arasında vize krizine neden oldu. Bu arada Amerikan Konsolosluğu'nda çalışan Metin Topuz, FETÖ'cülerle irtibatlı olduğu için tutuklandı. Amerika, Türk vatandaşlarının vize başvurularını askıya almasıyla Türkiye de aynı gerekçeyle Amerikan vatandaşlarına vize yasağı getirdi.  Peki sizce tüm mesele bu mu? Hayır tüm mesele bu değil. İşin içinde başka sinsi konular da var. Bence işin içinde FETÖ'nün iadesi ve halen FETÖ'cülere destek verme meselesi var, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın İran ve Venezuela ile diplomatik yakınlıkları var, Rusya'dan S-400 füzesi almamız var, Suriye meselesinde Rusya ve İran'la işbirliği içinde olmamız var. Her şeyden önce Türkiye'nin tam bağımsız olması ve Erdoğan düşmanlığı var.   Sevgili okuyucularım, Amerika bize hiçbir zaman ne müttefik ne de dost oldu. Amerika geçmişten beri Türkiye'yi dost olarak değil, kullanılan sömürülen ülke olarak gördü. Gerçekten Amerika Türkiye'ye dost ve müttefik olsaydı bizi arkamızdan hançerlemezdi. Türkiye'nin bölünüp parçalanması için PKK'ya FETÖ'ye ve diğer terör örgütlerine destek olmazdı. Suriye'de PKK'ya ve PYD'ye binlerce TIR dolusu ağır silahlar vermezdi. İsrail'le birlikte 40 yıldır kullandıkları FETÖ'cülerin 15 Temmuz'da darbe teşebbüsüne destek olmazlardı. Tükürürüm böyle dostluğa, tükürürüm böylesi müttefikliğe.   İnanıyorum ki Türkiye'nin Amerika'yla yaşadığı bu krize en çok FETÖ'cüler seviniyordur.  Kardeşlerim, uyanık olalım uyanık. Güzelim ülkemiz Türkiye'nin üstünde pis oyunlar oynanıyor. Türkiye'nin tek başına ayakları üstünde dik durmasını istemiyorlar. Şu çok iyi bilinmelidir ki Türkiye artık bundan 16 yıl öncesinin Türkiyesi değil. Nasıl ki Amerika Türklere vizeyi askıya aldıysa, Türkiye de Amerikalılar için aynı kararı aldı. 16 yıl önce Amerika'yla böyle bir kriz yaşanmış olsaydı, o dönemin hükümeti “Yandık” derdi. Eskiden Amerikan Başkanlarının karşısında bizim Başbakanların nasıl durduğunu hatırlayın. Şimdi dik duran ve anladıkları dilde konuşan Cumhurbaşkanımız Erdoğan var. Son söz olarak derim ki, bu krizin arkasında FETÖ'cülerin parmağı olabilir.  Ne diyeyim CANABI ALLAH, ÜLKEMİZİ HAKİKİ ANLAMDA DOST OLANLARLA KARŞILAŞTIRSIN. ALLAH, İKİYÜZLÜ MÜNAFIKLARIN ŞERRİNDEN ÜLKEMİZİ KORUSUN. ALLAH, DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH, İÇİMİZDE ÜLKEMİZE KARŞI HAİN OLANLARIN TÜMÜNÜ HELAK ETSİN. AMİN. 

okumak için tıklayın.


Kıskançlıklarından ölüp ölüp dirilecekler  -Güneş Gazetesi


Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, “İstanbul'da yapımı süren 3'üncü havalimanı inşaatının yüzde 68'i bitti. İnşallah 2018 Şubat ayında ilk uçağı yeni havalimanına indireceğiz ve  ayrıca uçaklarda hava polisi de olacak. İçişleri Bakanlığımız da özellikle sivil havacılık güvenlik programı kapsamında gerekli çalışmayı yapıp ona göre eğitimini almış polisleri, hava polisi olarak görevlendireceğiz” dedi.  Başta Merkel olmak üzere içimizdeki bazı sözde çevrecilerin 3'üncü havalimanına karşı çıktıkları günü dün gibi hatırlıyoruz değil mi? Hatta ne alakaysa gezi olayları sırasında 3'üncü havalimanın yapımına da karşı çıkmışlardı. Kalben söylüyorum 3'üncü havalimanına, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ne ve Osman Gazi Köprüsü'ne karşı çıkanların çoğu kendisine malik olmayan, Türkiye'nin büyüyüp gelişmesini istemeyen şer güçlerin yönlendirmesiyle hareket eden zavallılar. Vatanını milletini seven biri bu güzel yatırımlara hiç bir zaman karşı çıkmaz. 

Merkel bu zavallıları kullandı 

Almanya Başbakan'ı Merkel, Türkiye'yi karıştırmak için bu zavallıları kullanmıştı. Merkel'in 3'üncü havalimanına açıkça karşı çıktığı sözlerini unutmuş da değiliz. Sevgili okuyucularım aslında Merkel kendince haklı. Çünkü Türk Havayolları'nın neredeyse dünyanın her noktasına uçuş yapması Alman havayolları şirketlerini tabiri caizse batırdı. Sadece Almanya değil, Avrupa'nın uluslararası alanda ün yapmış olan şirketleri de Türk Havayolları'nın başarısından dolayı tek tek batmakta. Tabi bu arada THY büyümeyede devam ediyor. Bundan 2 hafta önce THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı İlker Aycı, Amerika'da Boeing firmasıyla 40 adet uçak alımı için ön anlaşma imzaladı. 

Thy'ye 5 yıldızlı küresel ödül 

Aycı, son aylarda Türk Havayolları'nın yolcu sayısının arttığını da söylüyor. Sık sık yurtdışı gezilerim esnasında yabancı yolcularla sohbet ettiğimde, 'neden kendi hava yolu şirketleriniz değilde Türk havayollarını tercih ediyorsunuz?' dediğimde. Önce THY'ye güvendiklerini sonra hizmet kalitesi ve yiyeceklerin güzel olduğunu söylüyorlar. Amerika'da Expo 2017 kapsamında düzenlenen törende, Havayolu Yolcu Deneyimi Derneği tarafından 5 yıldızlı küresel Havayolu Ödülü'ne Türk Havayolları layık görüldü. İşte herkes işinde  samimi olunca doğal olarak başarıda peşinden geliyor. Bakalım ilk uçak Şubat 2018'de yeni havalimanına indiğinde Merkel ve sözde çevreciler ne yapacaklar. Öyle sanıyorum ki kıskançlıklarından ölüp ölüp dirilicekler. Ne diyeyim CEANAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ HASETÇİLERİN VE FİTNECİLERİN NAZARINDAN KORUSUN. ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN ÇALIŞAN MÜCADELE EDEN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Siyasette ve ticarette duygusallığa yer olmaz  -Güneş Gazetesi


Neymiş efendim sıra Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Balıkesir Belediye Başkanı Edip Uğur, Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz ve bir çok belediye başkanına gelmiş.  Bir çok belediye başkanının istifa sırasında olduğunu söyleyen fitneciler, gazetelere beyanat vererek yakında AK Parti'li milletvekillerine operasyonlar yapılacağını söylüyor. Algı operasyonunu çok iyi bilen CHP ve FETÖ'cüler, sosyal medyada takipçilerini etkilemenin peşindeler. CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısında, “İstifa eden başkanların yakasında iki rozet var, bunun biri yolsuzluk diğeri ise ByLock'tur” dedi. 

Sıkıntı olduğu anlamına gelmez 

Sevgili okuyucularım İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan istifa eden Kadir Topbaş'ı yolsuzlukla suçlayana tek kelimeyle “Lanet olsun size ve sizin gibilerine” derim. Ayrıca Kadir Topbaş'ın İstanbul'a yaptığı hayırlı yatırımları ve hizmetleri İstanbullular olarak hepimiz bilmekteyiz ve bu hizmetleri inkar etmemiz de mümkün değil. Evet Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Partimizde metal yorgunluğu var, metal yorgunu olan kardeşlerimizin görev değişikliği olacaktır” demişti. Metal yorgunu olan bir çok AP Parti il ve ilçe başkanları bu açıklamadan sonra tek tek istifa etmeye başladı. Bu istifaların AK Parti'de sıkıntı olduğunu anlamına gelmez. 2019 yılı tüm partiler gibi Ak Parti içinde önemli. 2019 yılında önce belediye seçimleri ardından cumhurbaşkanlığı seçimi var. Cumhurbaşkanı Erdoğan'nın, 2019 seçimleri için şimdiden önlem alması doğru değil mi? Ya şimdiden önlem alınmaz ve Allah muhafaza İstanbul, Ankara gibi büyükşehir belediyeleri Ak Parti kaybederse? Sonra seçmende moral bozukluğu olmaz mı? Moral bozukluğu içinde olan seçmen, sonraki cumhurbaşkanlığı seçimine ne kadar hazırlıklı olabilir? 

Yorgun olan istifa etmelidir 

Derim ki siyasette ve ticarette duygusallık olmaz. Eğer 2019 seçimlerini kazanmak söz konusu ise o zaman yorgun veya heyacanını kaybetmiş olan herkes kim olursa olsun istifa etmelidir. Ayrıca CHP'li ve FETÖ'cü fitnecilerin sosyal medyada yürüttükleri algıya kapılmamak gerekir. Bilhassa ülkemizi bölüp parçalama arzusunda olan şer güçlerin sosyal medyadaki ajanların algısına hiç kanmamak gerekir. Peki değişen başkanlar ne olacak? Elbette istifa eden belediye, il ve ilçe başkanları partisine ve davasına küsüp bir kenarda oturacak veya sahilde balık tutacak değiller. Parti teşkilatı mutlaka onların birikiminden  faydalanacaktır. Kadir abinin dediği gibi bu istifalardan CHP'ye ekmek çıkmaz. Bu arada sık sık uyarılarda bulunduğum hükümet üyeleri,  2019 seçimiyle ilgili  uyarılarımı inşallah dikkate alırlar. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZE KİM HAYIRLI OLACAK VE KİM HİZMET EDECEKSE OLANLARI GÖREV BAŞINA GETİRSİN. ALLAH BU GÜZEL ÜLKEMİZE SAMİMİ DUYGULAR İÇİNDE HAYIRLI HİZMETLERDE BULUNAN GELMİŞ GEÇMİŞ HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Gerçek ülkücüler destek olmaz  -Güneş Gazetesi


Sohbet esnasında arkadaşlardan biri, “Hocam, Meral Akşener'in kuracağı parti siyasi dengeleri değiştirir mi? Meral Akşener, MHP'nin altını oyup Meclis'te üçüncü parti olur mu? Hocam, Gerçekten Meral Akşener iktidar olabilir mi” Diye sordu. Arkadaşların yüzüne bakarak şöyle dedim: Evet bugün Meral Akşener'i bazı medya ve bazı çevreler destekliyor. Meral Akşener'in en büyük destekçisi FETÖ'cüler ve küskünler. Yalnız Devletine, milletine ihanet eden, devletinin sırlarını İsrail'e, Amerika'ya, Almanya'ya, NATO ve Vatikan'a servis eden, 15 Temmuz'da darbe girişiminde bulunup 250 kahraman vatandaşımızı şehit eden, insanların dini duygularıyla oynayan hain FETÖ'cülerin desteklediği bir partiye gerçek ülkücüler hiç bir zaman destek vermez. Meral Akşener'in başarı elde etmesi için önce FETÖ'cülerden kurtulması gerektiği gibi üstüne yapışmış olan FETÖ'cü damgasından da kurtulması gerekir. 

İsrail'in kurdurduğu parti 

Meral Akşener, sırtındaki FETÖ'cü kamburundan kurtulmak için Fetullah Gülen'in din, devlet ve millet düşmanı olduğunu haykırması gerekir. Şahsen ben bugüne kadar haykırdığına şahit olmadım. Diğer arkadaş, “Hocam, İsrail ve Amerika AK Parti'yi bölmek için filanca kişiye parti kurduracaklarmış” dedi. Tekrar, “Evladım eğer AK Parti'yi bölmek için filanca kişilere İsrail ve Amerika parti kurdurmak istiyorsa o zaman millet olarak AK Partiye destek vermeliyiz. İsrail ve Amerika Türkiye'nin hayrına parti kurdurmaz, elbette Türkiye üzerinde hesapları olan Amerika ve İsrail kullanacağı kişiye parti kurdurur” cevabını verdim.  Sevgili okuyucularım ülkemizde herkesin demokrasi gereği seçme ve seçilme hakkı var. Tabiki  milletimiz istediği partiye oy verir. Buna kimsenin karışma hakkı yok. Ancak hain FETÖ'cülerin desteklediği, İsrail ve Amerika'nın kurduracağı partiye ben de dahil olmak üzere vatanperver olan hiç kimse destek olmaz. 

Cumhurbaşkanımızın yanında olalım 

Ne demek İsrail ve Amerika filanca kişiye parti kurduracak. Kardeşim İsrail ve Amerika, büyük Ortadoğu projesini hayata geçirmek için mi, yoksa ülkemizin bir an önce bölünüp parçalanıp Kürt devleti kurulması için mi parti kurduruyor? Evet aynen öyle ülkemizin bölünüp parçalanması için destek olurlar. Peki İsrail ve Amerika'nın destekleyip kurduracağı bir parti başarı elde eder mi? Eğer bazı milletvekilleri ön plana çıkabilmek için TV kanallarında abuk sabuk konuşursa, EDS'leri gelir kapısı olarak görüp milletin cebine göz dikilmeye devam edilir ise, işte o zaman başarı elde ederler. Belki bu sözlerim gereksiz gibi gelebilir, yalnız milletin nabzını çok iyi tuttuğumu kesinlikle unutmayın. Derim ki ülkemizin bekası ve içimizdeki hainlerin temizlenmesi için, son 10 yılda savunma sanayisinde, ekonomide, bilimde, tıpta elde ettiğimiz başarıların devamı için biz yine cumhurbaşkanımızın yanında olalım. Ne diyeyim CENABI ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN EN HAYIRLI OLAN KİMSE ONU BAŞIMIZA İDARECİ OLARAK GETİRSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ ŞER GÜÇLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Ey Baykal, destek vermeye devam edecek misin?  -Güneş Gazetesi


2010 mayıs ayında beklenmedik bir anda CHP ve MHP'ye kalleşçe kurulan kaset kumpasıyla siyasi arenada adeta deprem yaşandı. Skandalları basından takip edenler “Allah Allah neler oluyor? Siyasilere kimler kumpas kuruyor, kimler siyasilerin özel hayatını takip edip servis ediyor? Yoksa birileri siyaseti kendilerince dizayn etmeye mi çalışıyorlar?” diye sormaktan kendini alamadı.  Elbette kanı bozuk, ahlaki değerlerden yoksun, İsrail ve Amerika'nın uşaklığını yapan, devletin içine çöreklenmiş olan şerefsizler, kendilerine göre kurdukları kumpaslarla siyaseti dizayn etmeye çalışıyordu. Çirkin kaset kumpasından sonra MHP'nin tecrübeli ve kıymetli yöneticileri tam seçime gitmek üzereyken istifa etmek zorunda kaldı. En çok konuşulan da Deniz Baykal'ın kaseti oldu. Baykal'ın kaseti ortaya çıkınca CHP genel başkanlığından istifa etmek zorunda kaldı. 

Pensilvanya'ya güven mesajı 

Uygunsuz görüntülerin basında yer almasıyla eve kapanan Baykal, CHP genel başkanlığı görevini bırakacağını basın toplantısıyla  açıkladığında hükümeti suçlayıp, diğer yandan Pensilvanya'nın yani FETÖ'nün samimiyetine inandığını söylemişti. Sevgili okuyucularım bu ahlaksızlıkları insanlıktan nasibini almış birinin tasvip etmesi mümkün değil. İnsanların özel hayatını, sırrını veya işlemiş olduğu günahı anlatmak başkalarıyla paylaşmak büyük günahlardandır. Kanı bozuk ahlaksız şerefsizler, insanların özel hayatını yıpratmak maksatıyla irdeleyerek ahlaksızlığın şerefsizliğin en büyüğünü yapmışlardır.  Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturması sonrası anlaşıldı ki bu iğrenç kumpasları şerefsizliği  Fetullah Gülen'in talimatıyla FETÖ'cüler yapmış. Şimdi kaset skandalıyla CHP genel başkanlığı koltuğunu bırakmak zorunda kalan Deniz Baykal'a soruyorum. Ey Baykal hala senin siyasi hayatınla oynayan, sana kalleşlik yapan okyanus ötesine FETÖ'nün samimiyetine inanıyor musun? Sana yapılan kaset skandalıyla sizin koltuğunuza oturtulan Kemal Kılıçdaroğlu'na destek vermeye devam edecek misin? Yani sana kumpas yapan ve senden sonra CHP'yi ele geçiren FETÖ'cüleri desteklemeye devam edecek misin? Eğer ben Kemal Kılıçdaroğlu'nu ve “Bugünkü CHP'yi desteklemeye devam edeceğim” dersen, ben de sizi seven biri olarak 'iyi olmuş sana' derim. 

CHP, senin bıraktığın CHP değil 

Ey Deniz Baykal görme zorluğu çekiyorsan ben hatırlatayım. Bugünkü CHP ne senin bıraktığın laik CHP, ne de Atatürk'ün kurduğu CHP değil. Bugünkü CHP, Atatürk'ün kuruduğu Türkiye Cumhuriyeti'ni bölüp parçalamak isteyen FETÖ, PKK ve PKK terör örgütünün siyasi kanadı olan HDP'yle birlikte siyaset yapıyor. Tekrar soruyorum ey Deniz Baykal, sizin mahreminize girip sizi rezil etmeye çalışan FETÖ'cüleri ve  FETÖ'cülerin ele geçirdiği bugünkü CHP'yi, Kemal Kılıçdaroğlu'nu desteklemeye devam edecek misin?  Yine evet destekleyeceğim dersen, bend e yine 'iyi oldu sana' diyorum. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ HAİN, KALKEŞ, AHLAKSIZLARIN, VİCDANSIZLARIN PİS OYUNLARINDAN VE KUMPASLARINDAN KORUSUN. ALLAH KİM NE PİS İŞLER YAPIYORSA HEPSİNİ BAŞLARINA ÇEVİRSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Bence de en iyi okul eve yakın olan okuldur  -Güneş Gazetesi


Televizyonu açtığımda canlı yayında 2017-2018 akademik yılı açılış töreninde YÖK başkanı Yekta Saraç konuşuyordu. YÖK başkanı Saraç'ın, üniversite sınavlarıyla ilgili konuştuğunu anladığımda hemen koltuğa oturup dikkatle dinlemeye başladım. Saraç, “Üniversiteye girişte 2000'li yılların başında olduğu gibi bir hafta sonunda sınavlar yapılıp bitirilecek, puan türleri sayısal, sözel, eşit ağırlık ve dil şeklinde olacak. Türkçe ve matematik sınavın merkezinde olacak. YGS, LYS ayrımıda kalkacak” diyordu.  Bence çocuklarımızın ruh sağlığı açısından harika olur. Ailelerin maddi durumu açısından da doğru olur. Yıllardır aileler her sınav öncesi çocuklarını dersaneye kurslara yazdırabilecek para yetiştiremiyorlardı. İnşallah kıt kanat geçinen aileler bu sistemle maddi anlamda rahata erer.  Törende konuşan Cumhurbaşkanımız Erdoğan ise adrese dayalı kayıt sistemini işaret ederek, “En iyi okul eve en yakın okuldur” dedi. Evet bence de öğrenciler evlerine yakın olan okullarda eğitim almalı. Bir çok defa Japonya'ya gittiğimde şunu gördüm. Japonya'da okul servis araçlarına hiç rastlamadım. Eğitim gören öğrenci evinin yakınındaki okula yürüyerek gidiyordu. 

Çocuklar trafikte perişan oluyor 

Bizde ise “Falancanın oğlu veya kızı filanca yerdeki özel okula gidiyor, hadi bizde çocuğumuzu o okula gönderelim” diyoruz. Ya sonra? Sonra trafikte çocuklarımız perişan oluyor. İstanbul'un bir ucundan bir ucuna okula giden öğrenci ne kadar başarılı olabilir? İnşallah hükümetin ve YÖK'ün hazırladığı yeni sistemle bu sıkıntılar biter.  Sevgili okuyucularım bu fikrimden dolayı bazıları rahatsız olacak veya bana gülecekler. Ama ben yinede içimdekini söyleyeyim. Derim ki şu özel okulları kaldırın. Özel okullarda görev yapan başarılı öğretim görevlilerini  ideolojilerden uzak kalmak kaydıyla, standartlarını göz ardı etmeden hakkını vermek şartıyla normal okullara alın. Bu öğretim görevlilerin tek ideolojisi milli ve manevi duygulara sahip gençleri yetiştirmek olması gerektiği gibi, dünya çapında teknolojiden tıp eğitimine, kimyadan matematiğe dünyada ne kadar ilim öğretiliyorsa hepsine sahip olan gençler yetiştirmelidir.  İnanıyorum ki bu yazıyı okuyan bazı dostlarım,”Ah Hocam, sen hangi dünyada yaşıyorsun” diyebilir. Olsun ben 40 yıldır içimdeki hayalimi anlatım. Geçmişte bilhassa 28 şubat döneminde üniversite rektörleri ve öğretim görevlilerinin halini hatırlıyorsunuz değil mi? 

Gençleri sokağa döküyorlardı 

İlim irfan sahibi gençler yetiştirmesi  gerekirken Rektörler ve öğretim görevlileri, birilerinin yönlendirmesiyle gençleri kendi ideolojilerine göre yetiştirip sokağa döküyorlardı. Başörtülü kızlarımızı okula sokmuyorlardı. Sokağa döktükleri gençlerle hükümet yıkıp hükümet kurmaya çalışırlardı. Eğer bugün eğitimde istediğimiz seviyede değilsek sebebi geçmişte ilimle değilde siyasetle uğraşan öğretim görevlileridir. Allah'a çok şükür AK Parti iktidarıyla o günler geride kaldı. Yine Allah'a şükürler olsunki son 15 yıldır ülkemizde ilim irfan sahibi gençler yetişiyor. Bu gençler sayesinde bugün ülkemiz her alanda başarılara imza atmaya başladı. Çok şükür Türkiye eskiye göre savunma sanayisini güçlendi. Bugün ülkemiz kendi silahını, tankını, insansız hava aracını, gemisini, ağır silahlarını, füzesini üretiyor. Evet YÖK'ün hazırladığı yeni sistem işe yarayacak gibi. Cumhurbaşkanımızın da söylediği gibi en iyi okul eve en yakın olan okuldur. Derim ki Mümkün mertebe çocuklarımız evine yakın olan okullarda okumalı. Tabi çocuklarımızın eğitim açısından başka okullara da özenmemesi de gerekiyor. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DİNİNE, DEVLETİNE, MİLLETİNE, ANNE VE BABASINA HAYIRLI EVLATLAR YETİŞMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH EVLATLARIMIZI KÖTÜLÜKLERDEN KORSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Sadece Türkiye ve İran karşı  -Güneş Gazetesi


Barzani, Türkiye, Irak ve İran'ın tepkisine rağmen bağamsız Kürt devletini kurmak için referanduma gitti. Üstelik bu referanduma başta Kerkük olmak üzere statüsü belli olmayan bölgelerde dahil edildi. Diyorlar ki, “Efendim Barzani'nin yaptığı referandum Irak anayasasına aykırıymış, Barzani'nin Kürt devleti kurmasına dünya müsade etmezmiş, Barzani Kürt devletini ilan ederse bunun bedeli ağar olacakmış” diyorlar. Açık konuşmak gerekirse Türkiye ve İran'ın haricinde Kürt devletine kimse karşı filan değil. Kimsede Barzani'ye bedel ödettirmez. “Ama Hocam, nasıl olur dünyanın bir çok ülkesi ve Amerika, Kürt devletine karşı olduklarını açıkladılar.” Allah aşkına bırakın şu Amerika'nın iki yüzlü politikasını. Kardeşim sizce Amerika yıllardır Ortadoğu topraklarında terör örgütlerine ne için destek veriyor?  

İlk tanıyacak olan israil'dir 

Bugüne kadar Barzani'yi, PKK'yı, PKK'nın suriye kolu olan PYD ve YPG'yi Amerika, İsrail, İngiltere, Rusya, Fransa, İtalya, Almanya, Hollanda, Vatikan ve NATO Kürt devleti kurulsun diye desteklemediler mi? Dünyanın şeytanı olan İsrail, açıkça Kürt devletinin kurulmasını desteklediğini ve kurulacak olan Kürt devletini ilk tanıyacak olan ülke yine İsrail olacaktır diyor. Sevgili okuyucularım, öyle gözüküyor ki artık bu iş bitti. Yani Kürt devletinin ilan edilmesi an meselesi. Benim esas korkum, Kerkük'teki Türkmen kardeşlerimizin İngilizlerin 1924'te yaptığı gibi katılma uğraması. 1955 yılında Mesut Barzani'nin babası molla Mustafa Barzani gözünü Kerkük'e dikerek, “Kerkük, kürtistanın kalbidir” demişti. Oğlu Mesut Barzani de Irak darmadağın olduğunda ilk iş olarak Kerkük'te katliama başlayıp nüfus müdürlüğünü ve tapu dairelerini yakmak, sonra Kerkük'e Kürtleri yerleştirmek oldu. 

Devletimiz gerekeni yapacak 

Peki Barzani, şu an elinde tuttuğu mevcut yerleri mi Kürt devleti ilan etti? Dünyanın şeytanı olan İsrail, Büyük Ortadoğu projesinde Türkiye'nin ve İran'ın belli bölgesini Kürt devleti içine almış. Kardeşlerim çok uyanık olalım çok. Ülkemiz üzerinde şer güçlerin hain planları var. İsrail'in büyük Ortadoğu planı sinsice yavaş yavaş ilerliyor. Bu plan için içimizdeki kanı bozuk olan şerefsiz hainleride kullanıyorlar. Yani FETÖ'cüler, PKK, PKK'nın siyasi kanadı olan HDP ve bazı marjinal gurupları ülkemizin bölünüp parçalanması için kullanıyorlar. Elbette devletimiz bu pis oyunları takip ediyor ve gerekeni yapacak. Yalnız Millet olarak Bizler, her ne pahasına olursa olsun, pis oyunlara gelmeyerek milli ve manevi duygularımızı güçlü kılarak kanımızın sonuna kadar devletimizin milletimizin bekası için mücadele etmeliyiz. Yani toprağımıza göz dikildiği an o şerefsizleri analarından doğduğuna pişman etmeye hazır olmalıyız. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH TÜRKİYE DÜŞMANLARI İLE İŞBİRLİĞİ YAPAN KANI BOZUKLARI HELAK ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Böyle devam ederse hiç umudum yok  -Güneş Gazetesi


Bir araya geldiğimizde genellikle, “Of... Nedir bu insanların hali, baksanıza kimsemin kimseye saygısı kalmamış, herkes bir birinin dedikodusunu yapmakla meşgul, kıskançlık ve fesatlık hat safhada, şu gençlerin haline bakın saygı nedir bilmiyorlar, Allah korusun böyle giderse toplum olarak sonumuz pek iyi değil” diyerek şikayetlerde bulunuruz. Halbuki şikayet ettiğimiz ne kadar konu ve sorun varsa hepsini de kendimiz yaşıyoruz. Hatta Kimseye saygısı kalmamış dediğimiz o gençleri de bizler yetiştiriyoruz. 'Hocam anladık tamam suç bizde de var, peki şikayet ettiğimiz bu sosyal sıkıntılarımız son bulmayacak mı' diye sorarsanız... Hayır kendimize çeki düzen vermediğimiz müddetçe son bulmaz. Hatta her geçen gün, geçtiğimiz günleri de arar olacağız. Her gün Televizyon kanallarında  sabahtan akşama kadar fitne tohumlarının ekildiği, Reyting uğruna İnsanların  bir birine düşman edildiği müddetçe sosyal ruhsal sıkıntılarımız devam eder. Bazı Televizyon kanallarının İğrenç programları yüzünden içimizde az da olsa var olan değerlerimiz  yok oluyor. 

Televizyonda sahte gözyaşları 

Toplum içinde Ne kadar sorunlu cahil cühela, içi kin ve nefretle dolmuş aptal insan varsa hepsi de televizyon kanallarına çıkıp sorun yaşadığı kişilere ağır sözler sarf edep kin kusuyor. Neymiş efendim filanca tarihte filanca kişi bana saldırdı, beni taciz etti, beni aldattı, benden boşandı. Veya annem filanca kişiyle kaçtı, filanca kişi annemi öldürdü, babamı abim dövdü, babam bizi miras bırakmıyor, karım internetten tanıştığı kişiyle kaçtı, o çocuk benden değil, kızımı kaçırdılar, diyerek sahte göz yaşları döken zavallı cahillerin  katıldığı programlar, televizyon izleyicilerini isyan ettiriyor. Böylesi iğrenç programları izleyenlerde sağlam ruh yapısı olabilir mi? Bu cahil cühela insanları iğrenç yaşantılarından millete ne ki ekrana çıkarılıyor? Gerçi Toplum olarak tepki gösterdiğimiz, kızdığımız bu programları, yine büyük bir dikkatle izleyen bizleriz oda ayrı bir konu. İntikam duygularıyla kanal kanal dolaşan o ucubelere soruyorum; “Be Kardeşim madem mağdursun sıkıntıların var, haksızlığa uğradığını düşünüyorsun  neden o zaman hakkını mahkemelerde aramıyorsun da televizyon kanallarına çıkıyorsun? İntikam duygularıyla cahil cahil konuştuğunuz televizyonlarda ne elde etmek istiyorsunuz?” 

Tüm değerlerimizi yok ediyor 

İşte bu cahillerin çıktığı televizyon programları tüm değerlerimizi yok ediyor. Derim ki Milli ve manevi duygularımızı güçlü kılalım. Milli ve manevi duyguları güçlü olan, Kur'an-ı Kerim'den, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetinden haberdar olan, Allah'ın emrini hakkıyla yaşayan biri kesinlikle kötülük yapamaz. Kesinlikle iftiracı, fitneci, kötü kalpli, intikamcı dedikoducu olamaz. Kesinlikle ana baba katili olamaz. Kesinlikle devletine milletine düşman olmaz ve kesinlikle uyuşturucu batağına düşmez. Çünkü bu kötülüklerin hepsi dinimizce haram ve yasak kılınmıştır. Allah, “Dedikodu yapan kişi ölü kardeşinin etini yemiş gibidir” diyor. Yalan konuşup iftiralarda bulunananlar münafık sayıldığı gibi büyük günaha ve kul hakkına girmiş olur. Ne olur daha fazla dibe vurmadan Allah rızası için kendimize gelelim. Daha önceki yazılarımda  söylediğim gibi yetkililer, insanları bir birine düşüren, insanların ahlakını bozan bu programlara müdehale etsin ve hemen kaldırsınlar. Millet olarak bizlerde bu programlara karşı tepkimizi ortaya koyalım. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ ŞERLERİN ŞERRİNDEN, YALANCILARIN İFTİRASINDAN  MÜNAFIKLARIN KİN VE NEFRETİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Ülkemizin bekası için kendi nükleer silahımızı üretelim  -Güneş Gazetesi


Sözde müttefikimiz olan Amerika'nın yaptığı hainliğe, alçaklığa bakın. İsrail'in telkiniyle Ortadoğu'yu darmadağın eden Amerika, önceden terör örgütlerine verdiği her türlü desteğin bilinmesine rağmen gizliyordu. Şimdi ise terör örgütlerine desteği gözümüzün içine sokarcasına açıkça gövde gösterisi yaparak veriyor. Peki Amerika, İngiltere, Rusya, İsrail, Almanya, Vatikan, Fransa, İsveç ve daha bir çok ülke, terör örgütleri PKK ve Suriye uzantısı olan PYD'ye ne için ağır silahlar veriyor? Elbette Hepimizin bildiği gibi ülkemizin bölünüp parçalanması ve Kürt devletinin kurulması için veriyor. Amerika bu terör örgütlerine son 6 ayda tam 4 bin TIR dolusu silahı gözümüzün içine sokarcasına konvoylar eşliğinde törenlerle PYD'ye veriyor. 

Şov yaparak silah gönderdiler 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler zirvesi için gittiği New York'ta Trump'ın yüzüne karşı yaptığı konuşmada, “Neden DEAŞ'la mücadele bahanesiyle terör örgütü olan PKK'nın Suriye uzantısı PYD'ye ağır silahlar veriyorsunuz? Terör örgütlerine bedava verdiğiniz o silahları biz sizden paramızla dahil alamıyoruz. Bu dostluğa müttefikliğe sığar mı?” dedi. Bu nasıl dostluk? Bu nasıl ortaklık? Bu nasıl müttefiklik diye sordu?  Cumhurbaşkanı Erdoğan bu sitemleri PBS televizyonunda ve Bloomberg Forum'da yaptığı konuşmada tekrarladı. Sevgili okuyucularım Cumhurbaşkanı Erdoğan, çekinmeden açıkça her yerde söylediği gibi Amerikan Başkanı'nın yüzüne karşı “Siz teröristlere, terör örgütlerine silah veriyorsunuz” dediğinde salağa yatan Trump ve Amerikan yönetimi “Aaa öylemi bunlardan haberimiz yok” cevabını veriyor. Ya, bunlar gerçekten iki yüzlü alçak münafıklar. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sitemlerine utanmadan 'aaa öylemi' derken aynı saatlerde 120 TIR dolusu son teknoloji ürünü silah ve mühimmatlar PKK'nın uzantısı YPG'ye gitti. Silah yüklü TIR'ları hem de devlet, millet düşmanı olan vatan haini alçak bebek katili Abdullah Öcalan'ın posterinin önünden şov yaparak geçirttiler. 

Müttefikiz, dostuz laflarının içi boş 

Kardeşim kim ne derse desin içimizdeki kanı bozuk olan hainleri saymaz isek gerçekten bizim bizden başka dostumuz yok. Efendim müttefikiz, dostuz, beraber strateji belirliyoruz lafları kesinlikle içi boş laflar. Evet bundan 10 sene öncesine göre savunma sanayimiz iyi durumda. Allah'a çok şükür bugün kendi füzemizi, ağır silahlarımızı, tankımızı, gemimizi, helikopterimizi, insansız hava aracımızı üretiyoruz. İnşallah yakın zamanda uçak gemimizi ve savaş uçağımızı da üretmeye başlayacağız. Ülkemizi savunmak için bunlar yeterli değil. Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak, ülkemizin bekası için kendi nükleer silahlarımızı üretmeliyiz. Bu silah gücüne sahip olduğumuzda görün o zaman bir daha Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak için terör örgütlerine destek veren olacak mı? Ne diyeyim CENAB-I ALLAH İKİ YÜZLÜ MÜNAFIK SÖZDE DOSTLARIN ŞERRİNDEN ÜLKEMİZİ KORUSUN. ÜLKEMİZ ÜZERİNDE KİM PİS OYUNLAR OYNUYOR İSE ALLAH O PİS OYUNLARI ONLARIN BAŞINA ÇALSIN. ALLAH CÜMLEMİZE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. BU ARADA MUHARREM AYINIZ MÜBAREK OLSUN. 

okumak için tıklayın.


Bulundukları yerde geberip gitsinler  -Güneş Gazetesi


İsrail'in Ortadoğu projesini hayata geçirmek için Amerika,İsrail, İngiltere, Almanya, Avusturya, Hollanda, Rusya, Çin, Japon, İsveç, Fransa, Danimarka ve Belçika'nın istihbaratları Ortadoğu'yu bölüp parçalamak üzere DEAŞ adı altında bir terör örgütü kurdular. 

Kurdukları bu terör örgütüne doğal olarak savaşacak elaman da gerekiyordu. Sosyolojiyi ve psikolojiyi çok iyi bilen şer güçlerin ajanları, İslam ülkelerinde ne kadar cahil, bir baltaya sap olamamış veya gelişi güzel arabesk hayat yaşayan aptallar varsa çoğunu kendilerine asker yaptılar. Bu aptallar sanki İslam dinini yaşıyorlarmış, takva ehli samimi Müslümanlarmış gibi şeriat devleti kurmaya kalkışıyorlar. Güya şeriat devleti kurmak için DEAŞ'a katılan bu aptalların içinde bulunanların hepsi de öyle okumamış cahiller değil.DEAŞ'a eşiyle çocuğuyla katılan okumuş ilim irfan sahibi olmuş çok sayıda aptallar da var. Bu aptallar, İslam dünyasına düşman olan ajanların telkiniyle kameraların önünde insanların başını kesti. 

Türkiye'ye dönmek istiyorlar 

Kendilerinden olmayan veya DEAŞ terör örgütüne destek vermeyen Müslümanları vahşice öldürdüler. Müslümanların içine fitne soktular. Dünya'ya islam dinini terör diniymiş gibi, Müslümanların hepsini de terörist gibi gösterdiler. Şimdi ise Ortadoğu'daki görevi yavaş yavaş son bulan DEAŞ'ın başındaki ajanlar, kendilerine verilecek bir başka görev için beklemede kalacak. DEAŞ'ın kandırdığı aptalların bir kısmı çatışmalarda geberirken bir kısmı da dazlak gibi ortada kaldı. Gazetelerde okuduğuma göre Türkiye'den DEAŞ'a katılan aptal militanlar, tekrar Türkiye'ye geri dönmek istiyorlarmış. Ben de 'hayır kesinlikle bu caniler Türkiye'ye geri dönemezler' diyorum. Çünkü onlar birer terörist oldukları için Türkiye'ye dönmemelidirler. 

Kim hangi çöplükte dolaşıyorsa 

Sevgili okuyucularım güzelim ülkemiz 40 yıldır PKK terör örgütüyle  mücadele ediyor. Son yıllarda DEAŞ denen terör örgütüyle de mücadele etmekte. Bugüne kadar ülkemiz terörden dolayı 600 milyar dolardan fazla para harcadı. Ayrıca teröristler, 40 yıl boyunca on binlerce asker, polis ve masum insanımızı kalleşçe şehit etti. Eğer hükümet, birilerinin telkinine ve basının ajitasyon haberlerine kanıp Irak'ta DEAŞ saflarında çarpışan 400 kişiyi Türkiye'ye sokarsa işte o zaman kendi ayağımıza kurşun sıkmış oluruz. Allah muhafaza o 400 kişi ülkemize gelirse biliniz daha sonra başka terör olaylarına karışır. “Peki Hocam ya ne olacak o insanlar? Bu insanlar kandırılmış olamaz mı?” diyenlere cevabım şu: Kim hangi çöplükte dolaşıyorsa o muameleyi görür. Bir insan paranın ne olduğunu ve ne işe yaradığını biliyorsa o insan saf değildir. Ayrıca Kandırıldıklarına kesinlikle inanmıyorum. DEAŞ'a katılan bu caniler, Türkiye'de Irak'ta Suriye'de, Yemen'de, Somali'de ve bir çok islam ülkesinde binlerce masumu nasıl öldürdülerse onlar da aynı şekilde oralarda gebermeli. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZ KULLARINA VERDİĞİ AKIL NİMETİNİ İYİ KULLANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH İNSAN ÖLDÜRENLERİN VATANINA MİLLETİNE HAİNLİK YAPANLARIN CEZASINI AHİRETTE VERECEĞİ GİBİ, İBRETİ ALEME NASİHAT OLSUN DİYE BU DÜNYADAN GÖÇMEDEN BİZLEREDE GÖSTERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Ne şeriatı, Avrupa'ya şeriat mı geldi?  -Güneş Gazetesi


Kadıköy'de bir alışveriş merkezinde dolaşırken kadının biri yanıma gelerek, “Hocam, sizi görmek ne güzel valla hiç yaşlanmamışsınız. Ekranda sizi izliyoruz ama doğruyu söylemek gerekirse ekrandan daha genç duruyorsunuz” dedi. Teşekkürlerimi ilettikten sonra kadıncağız tekrar, “Hocam, Allah aşkına şeriat mı geliyor?” dedi. Şaşkınlık içinde kadıncağıza, “Hayırdır ne şeriatı, nereden çıktı şimdi bu şeriat meselesi” diye sordum? Kadın, “Ne bileyim baksanıza artık evlenecek olanların nikahlarını müftüler imamlar kıyacakmış bu şeriat değil mi?” diye devam etti.

Gülerek kadıncağıza, “Ablacığım sanırım art niyetli ve hükümete muhalif olan kişilerin sosyal medyadaki yorumları sizi etkilemiş, yad a konuyu iyice araştırmadınız” dedim. Kadıncağız, “Hocam ne bileyim valla her kafadan bir ses çıkıyor, artık kime İnanacağımızı da bilemez olduk” diye karşılık verdi. Gerçekten her kafadan ses çıktığı ve bilhassa hükümete muhalif olanların konuyu saptırdığı için toplum kime inanacağını bilemez oldu.

Sosyal medya kafa karıştırıyor

Sosyal medyada da abuk sabuk, yalan yanlış iftiralarla insanların kafasını iyice karıştırıyorlar. Tabi şüpheye düştüğümüz konuları iyice anlamak için biraz okuyup araştırmakta yarar olacaktır. Sevgili okuyucularım Cenab-ı Allah yuva kurmak isteyen herkese hayırlı kısmetler nasip etsin. Allah yeni evlenen evlatlarımıza hayırlı evlatlar nasip etsin. Yanılız hükümetin çıkardığı müftülerde nikah kıyma yetkisiyle ilgili düzenleme ülkemize şeriat geleceği anlamına gelmez. Kardeşim ülkemizde yaşayan azınlıktaki Yahudi ve Hristiyanlar, kendi din adamlarına nikahlarını kıydırırken veya Avrupa'da papaz ve hahamlar nikah kıyarken bizde, yüzde 90'nı Müslüman olan bir ülkede müftüler neden nikah kıymasın? Yıllardır Avrupa'da papazlar veya Haham'lar nikah kıyarken Avrupa'ya şeriat gelmedi de bizim müftüler nikah kıydığında mı şeriat gelecek?

İsteyen belediyede kıydırsın

Avrupa'da, Amerika'da veya başka hristiyan ülkelerde papaz ve haham, kendi dini mabetlerinde nikah kıydıktan sonra evrakları hemen belediyeye gönderirler. Bizde de bugün nasıl ki evlendirme memuru nikah kıymadan önce tarafların evli olup olmadığına, evliliklerinde bir sakınca var mı yok mu diye bakıyorsa, müftüler de aynı işlemleri yaparak nikah kıyacaktır. Müftüler kıydıkları nikahın belgesini daha sonra belediyeye teslim edecek. Müftülerin kıyacağı nikah, Kur'an-ı Kerim okunarak dualar eşliğinde yapılırsa çok da güzel olur. Ha isteyen kişi istiyorsa gidip belediyede nikahını kıydırabilir. Çıkan bu yasaya ideolojik olarak bakmayı bir kenera bırakalım. Yıllardır çocuk gelin istismarının, nikahsız yaşamaların, zinanın önüne geçmek için de bu yasanın çıkması bence hayırlı olmuştur. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH HERKESE EŞİYLE, ÇOCUKLARIYLA YUVASINDA HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH ANASINA, BABASINA, DİNİNE, DEVLETİNE VE MİLLETİNE HAYIRLI EVLATLAR NASİP ETSİN. ALLAH AİLE BÜTÜNLÜĞÜMÜZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH EVLATLARIMIZI ŞERLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Kürt devletine razı etmek için saldırıyorlar  -Güneş Gazetesi


Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'nin 25 Eylül'de yapmak istediği bağımsızlık referandumu şimdiden bölgede krize neden oldu. Hatta uzmanlar, “Eğer Barzani, durdurulmaz ve 25 Eylül'de referanduma giderse biliniz ki referandumdan bir gün sonra büyük bir savaş kaçınılmaz olur” diyor. Barzani'nin 25 Eylül'de referanduma gidip gitmeyeceğini ve sonraki gün neler yaşanacağını hep beraber göreceğiz. Öyle sanıyorum ki Barzani'nin referanduma gitmesinin sebeplerinden biri de Kürt devletinin kurucu lideri olmak. Barzani'nin arkasında büyük Ortadoğu projesinin sahibi olan İsrail var. Barzani'nin ve referandumun arkasında olduğunu söyleyen İsrail, “Kurulacak olan Kürt devletini ilk tanıyan biz olacağız” diyor.

Bazıları da diyor ki, “Efendim Irak, Kürt devletine asla müsade etmez.” Kardeşim kim takar Irak'ı? Irak gerçekten Kürt devletine karşı çıkmış olsaydı, zamanında Kürt bölgesel yönetimine müsade etmezdi. Sevgili okuyucularım kurulmak istenen Kürt devleti meselesi aslında bir yahudi meselesidir.

İsrail Barzani'yi bugünler için yetiştirdi

Barzani'yle görüşmelerimde her defasında başlarında Kippa'ları olan Yahudileri görürdüm. Şeytan bakışlı gözleriyle o Yahudiler, sanki sarayın içinde ev sahibi gibiymiş gibi davranıyorlardı. O an içimden, “Allah fırsat vermesin ama eğer bir gün bu bölgede Kürt devleti kurulacak olursa, kesinlikle kurulucak olan devletin ismi Kürt devleti olsa bile aslında yeni bir Yahudi devleti kurulmuş olur” dedim.

Öyle gözüküyor ki şer güçler, Kürt devleti adı altında yeni yahudi devletini yakında kuracaklar gibi. İsrail 1960 yılından beri bu projeyi hayata geçirmek için uğraşıyor. İsrail istihbaratı Mossad, 1960'lı yıllardan bugüne kadar Barzani ailesini ve Mesut Barzani'yi bugünler için yetiştirdi.

Ortadoğu'da Irak ve Suriye'deki yaşanan iç savaşın sebebi kesinlikle kurulmak istenen Kürt devletinin alt yapısı. Irak'ta, Suriye'de Müslümanları zalimce öldüren DEAŞ terör örgütü de bugünler için var oldu. DEAŞ denen terör örgütü, aslında İsrail, Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda, Rusya, Çin, Japon ve daha bir çok ülkenin istihbaratçılarından oluşan sözde terör örgütüdür. Amerika yıllardır sözde DEAŞ'la mücadele adı altında PKK'nın Suriye kolu olan PYD'ye ağar silahlar veriyor.

Saldırıların arkasında FETÖ var

Amerika bu silahları kurulması istenen Kürt devleti için veriyor. Devletini milletini seven bizler, aklımızı başımıza alalım ve pis oyunlara karşı çok uyanık olalım. Bakınız son yıllarda Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a Amerika, Almanya, ve Avrupa tarafından yapılan saldırıların altında kurulması istenen Kürt devleti olayı var. Yani Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ı Kürt devletinin kurulmasına razı etmek için ellerinden gelen tüm şerefsizliği pisliği yapıyorlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı gözden düşürmek ve yıpratmak için her türlü pisliği yapan bu şer güçler, önümüzdeki günlerde pisliklerine devam edeceklerdir. Almanya Türkiye'ye sıkıntı vermek için ekonomik ambargo uygulayabilir.

Bu pisliklerin arkasında CIA ve Mossad olduğu gibi Amerika'da, Almanya'da ve bir çok ülkede faaliyet içinde olan FETÖ'cü hainlerin lobi çalışmaları da var. Derim ki millet olarak bizler İsrail'in büyük Ortadoğu projesini engelleyen, bizim topraklarımızın da içinde olduğu Kürt devleti kurulmasına engel olan, kimseye muhtaç olmadan kendi ayakları üzerinde durması ve ülkemizin bekası için kendi silahını,tankını, insansız hava aracını, savaş gemisini, askeri uçak gemisini, helikopterini, savaş uçağını, üreten, şer odakların oyununu bozan Cumhurbaşkanımızı yalnız bırakmayalım.

Tekrar söylüyorum Amerika'nın, Almanya'nın ve diğer Avrupa ülkelerin Erdoğan düşmanlığının altında, kurulmak istenen Kürt devletine razı edilmesi olayı var. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE VE MİLLETİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUN OYNAYANLARI HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE CÜMLEMİZE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Tanrıkulu'nun sözlerine PKK ve FETÖ'cüler destek veriyor  -Güneş Gazetesi


Terör örgütü PKK'nın hamisi HDP ile ittifak arayışına giren CHP'yi rahatsız eden İnsansız Hava Aracı (İHA) ve Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) terör örgütlerini dünyaya geldiklerine pişman ediyor. SİHA ve İHA'ların desteği ile başlatılan operasyonlarda teröristler havadan kontrol edildiği için hareket etme ve yer değiştirme imkanı bulamayan, bulundukları yerden hem havadan hem de karadan kuşatma altına alınan teröristler kaçma imkanı bulamadıkları için geberiyorlar.

Başarılı operasyonlara imza atan güvenlik güçlerimiz Allah'a çok şükür SİHA ve İHA sayesinde şehit vermeden operasyonlarını tamamlıyor. Yalnız teröristlere karşı yürütülen bu başarılı operasyonlardan rahatsız olanlarda var. En başta kalleş, kanı bozuk, devlet vatan ve millet düşmanı olan şerefsiz terör örgütü PKK, PKK'nın siyasi kanadı HDP, PKK'ya destek olan ülkeler olduğu gibi CHP de PKK'ya yapılan operasyonlardan rahatsız. Hani siyasiler ve medya tarafından çok sık PKK tarafından CHP'den millet vekili yapıldığı ve PKK'nın CHP'deki temsilcisi olduğu idda edilen CHP'nin İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu var ya, işte o, PKK'ya yapılan operasyonlardan çok rahatsız olmuş.

Yargı elbette hesap sorcak

Terör örgütleriyle canı pahasına mücadele eden güvenlik güçlerimizi eleştiren ve terör örgütü PKK'ya destek verircesine açıklamada bulunan Tanrıkulu'na elbette yargı hesap soracak. Peki Sezgin Tanrıkulu'nun güvenlik güçlerimizi eleştiren sözlerine hiç mi kimse destek olmuyor? Sezgin Tanrıkulu'nun sözlerine başta kendi partisi CHP olmak üzere HDP ve FETÖ'cüler destek veriyor. Sevgili okuyucularım Amerika, İsrail, İngiltere, Avrupa, Rusya, Vatikan ve NATO tarafından ülkemizin bölünüp parçalanması için desteklediği kanı bozuk, devlet, millet, din düşmanları FETÖ, PKK, DEAŞ, PYD, YPG, içeride veya dışarıda ne kadar terör örgütü varsa inşallah hepsi de hak ettikleri cezayı mutlaka alacak. Güvenlik güçlerimiz o hainleri analarından doğduğuna bin pişman edecek.

Yeterki birbirimize sahip çıkalım

O hainler hayallerinde yenik düşerek geberip yok olacaklar. Yeterki bizler millet olarak şer güçlerin oynuna gelemeyerek tahriklere kapılmadan, din, dil, ırk ayrımı yapmayarak bir birimize sahip çıkalım. Yeterki bizler her daim devletimizin hükümetimizin yanında olalım. Yeterki bizler sosyal medya denen şer dünyasının fitne ve fesatlığına kanmayalım. Sonra gerisini Allah'ın izniyle devletimiz ve güvenlik güçlerimiz halleder. Siyasi dokunulmazlık zırhına güvenip terör örgütlerine destek veren, terör örgütlerinin ağzıyla konuşan Tanrıkulu mutlaka mahkemelere hesap verecek. Ayrıca Sezgin Tanrıkulu'na derim ki ey Sezgin Tanrıkulu şunu çok iyi bil ki, Amerika'ya, Avrupa'ya, Rusya'ya, Vatikan ve NATO'ya güvenerek, ne kadar hainlikler yaparsanız yapın, ne kadar terör örgütlerine destek olursanız olun hiç bir zaman Türkiye Cumhuriyeti'ni ve bu milleti bölemeyeceksiniz. Ne diyeyim İÇİMİZDE NE KADAR DEVLET VE MİLLET DÜŞMANI VARSA ALLAH HEPSİNİ HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Bence danışıklı dönüşüklü bir oyun  -Güneş Gazetesi


Hatırlarsanız Amerikan başkanı Trump'ın Ortadoğu ziyareti sonrasında ortada hiç bir sebep yokken Suudi Arabistan'ın başını çektiği Mısır, Birleşik Arap Emirliği, Bahreyn ve bir kaç ülke Katar'a ambargo koymuşlardı. Hatta bu ülkeler Katar'a saldıracaklarını bile söylediler. Dünya şaşkınlık içinde, “Allah Allah Ortadoğu'da neler oluyor? Yoksa Ortadoğu'da yeni bir savaş mı çıkacak” diye düşünmeye başlamıştı. Bilhassa yatırımcılar ve bölge halkı Ortadoğu'da olup biteni endişe içinde takip etti. Türkiye hemen ambargodan etkilenmesin diyerek Katar'a uçaklar dolusu gıda ve ihtiyaç malzemeleri gönderdi. Sonradan anlaşıldı ki Amerikan Başkanı Trump, Ortadoğu ziyareti sırasında Suudi Arabistan'a tam 380 milyar dolarlık silah satmış. Krizin başlamasıyla Trump, Bu sefer Katar'a 50 milyar dolarlık silah sattı. Silah satışlarından sonra Amerikan Başkanı Trump, Suudi Arabistan Kralı'na, “Sakin olun, Katar'a uygulanan ambargoyu hafifletin ve krizi bitirin” çağrısında bulundu.

Krizi Cumhurbaşkanı Erdoğan bitirdi

Ancak asıl krizi bitiren kişi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dır. Ortadoğu'daki kriz Cumhurbaşkanı Erdoğan'nın gayretiyle bitmiştir. Son aylarda dünya yine bir başka krizin şaşkınlığında. Ne hikmetse Trump göreve geldikten sonra Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Amerika'ya kafa tutmaya başladı. Kim Jong-un Amerika'ya göz dağı vermek için neredeyse her hafta füze denemesi yapmaya başladı. Kim Jong-un, son olarak hidrojen bombası denedi ve doğal olarak hidrojen bombasının patlamasıyla 6.3 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Belki şimdi yapacak olduğum tespit kimilerine komplo teorisi gibi gelebilir. Ancak bana öyle geliyor ki kuzey Kore ile Amerika arasındaki bu kriz, gizli danışıklı dövüş olabilir. Çünkü Amerika Ortadoğu'yu sömürdüğü gibi yıllardır Güney Kore ve Japonya'yı kuzey Kore korkusuyla sömürüyor. Ticareti çok iyi bilen Amerikan Başkanı Trump, Kuzey Kore krizinin başlamasıyla birlikte Güney Kore ve Japonya'ya da ağır silahlar ve füze satmaya başladı. Bana göre yaşanan bu krizin sonunda kuzey Kore ve Amerika arasında bir savaş söz konusu değil.

Milyonlarca insan öldü

Söz konusu olan sadece ticaret silah satmak ve Amerika'nın ekonomisini güçlendirmektir. Kardeşlerim şer güçlerin pis oyununa gelen Ortadoğu yöneticilerinden dolayı milyonlarca insan ölmüştür. Milyonlarca insanın ölümünün, milyonlarca insanın evini barkını, işini gücünü bırakıp başka ülkelerin şefkatine sığınmalarının asıl sebebi ekonomik ve siyasi çıkarlardır. Bilhassa biz Müslümanlar Allah'ın verdiği akıl nimetini çok iyi kullanalım ve ehli küfrün şer güçlerin oynuna gelmeyelim. Aksi taktirde aklımızı kullanmayıp ehli küfrün, şer güçlerin oynuna gelerek bir birimizden uzaklaşır isek bilinizki o küfür topluluğu biz Müslümanları yer yüzünden silecektir. Haçlı zihniyeti ülkeler bunun için çalışıyor. İslam ülkelerinin ayakta kalabilmesi ve şer güçlere karşı koyabilmek için birlikte hareket edip kendi ekonomisini güçlü kılmalıdır. İslam ülkeleri Kendi silahını, kendi füzesini hatta kendi atom bombasını bile yapmalıdır. İslam ülkelerinin çoğu liderinin ipi İsrail'in, Amerika'nın, İngiltere'nin elinde olduğu için mümkün değil. Bu liderlerin çoğu bir yerlerinden korktukları için yapılan zülümlere katliamlara ses çıkaramıyor. İsrail'in Amerika'nın Rusya'nın ve İngiltere'nin talimat ve fitnesiyle hareket eden o liderler, zamanı geldiğinde ehli küfür millete güvenilmeyeceğini anladıklarında yandım Allah diyecekler ama iş işten geçmiş olacak. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH TÜM MÜSLÜMANLARI HATTA TÜM İNSANLIĞI ŞERLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DÜNYADA FİTNE YAYAN, MÜSLÜMANLARI VE TOPLUMLARI BİR BİRİNE DÜŞÜREN FİTNECİLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


FETÖ mağduru pilotlar görevlerine iade edilsinler  -Güneş Gazetesi


Ankara cumhuriyet Başsavcılığı'nca FETÖ'nün GATA'daki yapılanmasıyla ilgili hazırlanan iddianamede neler var neler. 104 FETÖ'cü hakkında hazırlanan iddianamede, hasta olmamalarına rağmen FETÖ mensubu doktorlar tarafından elenmeleri için tansiyon ilacı yazılan pilotların ifadeleri şoke etti. Müşteki sıfatıyla ifadesi alınan pilot Gürkan T, “Kardiyoloji muayenesine başlamadan önce tansiyonum 12'ye 8'di. Doktor Şevket Balta ile yaptığım görüşmede bana iki ay boyunca kullanmam için ilaç verdi. İki ay sonra tekrar kontrol için gelmemi söyleyen doktor Şevket Balta, bana tekrar yüksek tansiyon ilacı yazmış. Halbuki ben yüksek tansiyon hastası filan değilim” diyor.

Yani FETÖ'cü doktor hiç bir rahatsızlığı olmayan birini, hasta edebilmek için elinden gelen tüm hainliği yapmış. Bunun gibi çok sayıda daha vakalar var. Peki FETÖ'cü doktorlar ne için bu pisliği yaptı biliyor musunuz? Kendi elamanlarına yer açabilmek için bu pisliği yaptılar.

İnsanların hayatını kararttılar

Kendilerinden olmayan pilotlara muayene esnasında, “Senin kalbinde büyüme var, kalbindeki damarlar gevşemiş, yüksek tansiyon hastası olmuşsun” diyerek başarılı pilotların TSK'dan ayrılmalarına neden olmuşlar. Bu vicdansızlık ve hainlik sadece pilotlara değil, devletin diğer birimlerinde de aynı sahtekarlıkları yaptılar. Kendilerinden olmayan kişilere 'hasta' diye, 'gayrı meşru hayat yaşıyor, zina yapıyor, rüşvet alıyor, ajanlık yapıyor, sapık ilişkileri var veya alkolik' diyerek insanların hayatını karattılar. Yine Kendi uydurdukları Balyoz, Ergenekon, Oda Tv, operasyonlarıyla adeta Türk Silahlı Kuvvetleri'nin köküne dinamit koydular. Türkiye Cumhuriyeti'nde Genelkurmay başkanlığı, kuvvet komutanlığı yağmış olan komutanları hainlikle darbeyle suçlayıp hapse attılar. Yaptıkları bu sahtekarlıklarla Türk Silahlı Kuvvetleri'nde önemli yerleri tutan bu şerefsiz FETÖ'cüler, 15 Temmuz'da darbe girişiminde bulundular. Darbeye karşı çıkan yüzlerce insanımızı şehit eden ve binlerce insanımızıda yaralayan bu kanı bozuk şerefsiz FETÖ'cüler, Allah muhafaza amaçlarına ulaşmış olsalar idi İnanın bugün güzelim ülkemiz Suriye'den daha beter olurdu.

İçlerindeki kin tavan yapmış

Bugüne kadar kendilerine muhalif olan herkesi öldürürlerdi. Geçmişte olduğu gibi iş adamların malına konarlardı. “Peki Hocam, şimdi FETÖ'cüler devletin içinden temizlendi mi? Rahat olalım mı?” diye sorarsanız 'hayır temizlenmedi rahat olamayız' derim. Çünkü bu münafık ve fasıklar, kendilerini saklamayı takiye yapmayı çok iyi bildikleri için henüz temizlenmedi. Sevgili okuyucularım derim ki, pis oyunlar ve entrikalarla görevinden uzaklaştırılan FETÖ mağduru pilotlar tekrar incelenip göreve döndürülmelidir. Ayrıca çok iyi takiye yapan, çok iyi yalan konuşan, akılları şeytanlığa çok iyi çalışan, devletin içinde kendilerini saklayabilmek için alkol alan, fuhuş yapan, Bukalemun gibi her ortama ayak uyduran bu FETÖ'cülerle, devletimiz veya hükümetimiz çok iyi mücadele etmeli. Yani bu terör örgütü için tek tip mücadele yerine daha detaylı mücadele edilmeli. Yoksa Allah muhafaza tekrar palazlanırlarsa 15 Temmuz'dan daha beter günleri yaşarız. Çünkü 15 Temmuz'da amaçlarına ulaşamayan bu hainlerin içinde kin ve nefret iyice tavan yapmış olduğunu düşünüyorum, benden söylemesi. Ne diyeyim CEANAB-I ALLAH KÖTÜLERE FIRSAT VERMESİN. ALLAH MİLLET OLARAK CÜMLEMİZİ MÜNAFIKLARIN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Şer cephesinin sosyal medya oyunu  -Güneş Gazetesi


Bir gurup esnafla oturup çayımızı içerken doğal olarak gündeme dair konular üzerine de sohbet ettik. Sohbet esnasında birden, “Hocam, 2019 yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimi ne olur diye” bir ses duydum. Tebessüm edip soruyu geçiştirerek “2019'a daha çok zaman var” dedim. Çayı yudumlarken esnafın biri, “Hocam, valla öyle gözüküyor ki 2019 seçimleri biraz sıkıntılı olacak gibi. Sosyal medyada gençleri etkileyebilmek için Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a karşı müthiş karalama kampanyaları yapılıyor. Öyle yalan yanlış iftiralar, karalamalar yapıyorlar ki bilmeyen biri 'acaba mı' der” deyince, adamcağızın yüzüne baktığımda biraz endişe ve hüzün gördüm. Adamcağız tekrar hüzünlü bir ses tonuyla, “Hocam yazık olur bu ülkeye yazık” diyor.

Fitne ve fesat yuvası

Ben sosyal medyadan anlamam. Hatta sosyal medyanın bir fitne ve fesat yuvası olduğunu düşünüyorum. Tabi ki şer güçler İsrail, Amerika, Avrupa, Rusya, Vatikan ve NATO'nun ülkemizi bölüp parçalamak için kullandığı FETÖ, PKK, PYD, YPG, DEAŞ ve içimizdeki kanı bozukların pis oyunları sosyal medya üzerinde de olsa devam ediyor. Bence hükümet, “Dünya, Amerika, Avrupa ne der” endişesini bir kenara bırakıp şu Twitter, Facebook ve diğer sosyal medya ağlarını ülkemizin bekası için kapatmalı veya sıkı kontrol altına almalı. Hatırlarsanız Ortadoğu'da ve Türkiye üzerinde hesabı olan şer güçler, Arap baharı adı altındaki operasyonlarını sosyal medya üzerinden yürütmüşlerdi. Türkiye'de hükümete karşı gezi ayaklanmaları yine sosyal medya üzerinden gerçekleşmişti deyince sohbet ettiğimiz esnaflar, “Hocam, haklısınız kesinlikle sosyal medya ülkemizin bekası için kapatılmalı” dediler.

Ülkemiz için tek yürek olmalıyız

Sevgili okuyucularım Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkemiz üzerinde şerefsizce oynanan pis oyunları bildiği için, sık sık, “Tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak” diyor. Kefenini giyip Ülkemizin bekası için mücadele eden Cumhurbaşkanı'na sosyal medya üzerinden yalan yanlış iftiraları CHP'liler, FETÖ'cüler, PKK'lılar, PKK'nın siyasi kolu olan HDP ve yabancı ülke ajanları atıyor. Kardeşlerim ülkemizin bekası için ideolojilerimizi bir kenara bırakarak tek yürek olmalıyız. Amaçları Türkiye Cumhuriyeti'ni bölüp parçalamak olan kanı bozuklara, ahlaksız, şerefsizlere sakın inanmayın. Kalben söylüyorum eğer bugün devletin başında Cumhurbaşkanı Erdoğan olmasın inanın, Türkiye Cumhuriyeti devleti, kanı bozuk satılmış hainler tarafından çoktan bölünüp parçalanırdı. Sonra bu kanı bozuk şerefsiz vatan, devlet, millet, din düşmanlarına gün doğar. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH HİÇ BİRİNE FIRSAT VERMESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE, DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN, FİTNE VE FESATLIĞA GELMEDEN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Katliamların arkasında Avrupa ülkeleri var  -Güneş Gazetesi


Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi bizim ülkemizde de Budizme ve Budist rahiplere karşı sempatisi olanlar var. “Müslüman olup da Budizme ve Budist rahiplere sempati duyanlara bu ilgi nereden geliyor? Budizm bir din olmadığı halde neden bir dinmiş gibi kabul ediyorsunuz? Bir Müslüman olarak camiye gidip bir hoca efendiyle sohbet ettiniz mi? Veya Müslüman olarak İslam dinini araştırıp okudunuz mu? Veya hakkıyla İslam dinini yaşamayı hiç denediniz mi?” diye soruyorum.

Aldığım cevaplar hep aynı şımarılıklık içinde “Hocam, Budizmde hümanist düşünceler var, Budizm inancına göre bir insana zarar verilmek yok, Budizmde hep iyi düşünceler, insana saygı ve yardım etmek var” diyorlar.

Be ahmaklar, Müslüman olmanıza rağmen İslam dininden hiç haberdar değilsiniz ki. İslam dinini öğrenmiş ve yaşamış oysaydınız kesinlikle Budizm diye bir felsefeye kapılmayacaktınız veya pis iğrenç Budist rahiplerin peşinden koşmayacaktınız.

Kardeşim, asıl insana kıymet veren, insanlara ve tüm canlılara iyiliği emreden İslam dinidir. Diyorsunuz ki “Budizmde insana saygı var, hümanistlik var, hep iyilik var” öyle mi?

Be ahmaklar, Arakan'da son bir hafta içinde beş bin Müslümanı öldürenler kim? Üç yaşındaki Arakanlı Müslüman çocuğa eziyet edip yakan kim? Arakan'da insanların üzerine benzin döküp yakan, evlerini ateşe verenler kim? Kim biliyor musunuz? O hayran olduğunuz Myanmar'ın pis iğrenç tebessümlerinin hümanistliklerinin altında şeytanlık yatan Budist rahipler.

Sevgili okuyucularım, Myanmar'ın Arakan eyaletinde Müslümanlar, ordu ve Budist rahipler tarafından acımasızca katledilip öldürülüyor. Budist rahiplerin Arakanlı Müslümanlara şerefsizce, adice yaptığı katliamlara,Türkiye'den başka ses çıkaran yok. Amerika, Birleşmiş Milletler, Batı ve İslam dünyasından da ses yok. Zaten bu katliamların arkasında Avrupa ülkeleri var.

Avrupa ülkelerine sırtını dayamış olan Myanmar'ın sözde Nobel Barış Ödülü sahibi Devlet Başkanı Suu Kyi, Arakanlı Müslümanların ölüm emrini verdi. Dünya kamuoyunda artan tepkiler üzerine toplanan Birleşmiş Milletler, Myanmar'daki vahşeti sadece kınadı. Çünkü ölen, zulme uğrayan, evi barkı yakılan, zorla topraklarından göç ettirilenler Müslüman olduğu için cılız bir ses tonuyla kınadılar.

Ey Birleşmiş Milletler, Arakan'da öldürülenler Müslüman olduğu için mi cılız ses tonuyla zulmü kınıyorsunuz? Ya öldürülenler Hristiyan olsalardı, nasıl bir tepki gösterecektiniz? Yazıklar olsun size yazıklar. Hadi diyelim ki Hristiyan alemi Arakanlı Müslümanların katliamlarına ve öldürülmelerine seyirci kalıyor. Peki ya İslam dünyası? Ne yazık ki Türkiye haricinde hiçbir İslam ülkesinden ses çıkmıyor. Onlara da yazıklar olsun.

İslam ülkelerinin kral, emir ve sultanları saltanattan şaşalı hayattan kopup başka ülkelerde Müslümanların durumu nedir diye ne sorarlar ne de görürler. Dediğim gibi şaşalı hayat onların ayaklarını yerden kesmiş gözlerini kör etmiş. Bakalım Arakan'da ve dünyanın diğer yerlerinde Müslümanlara karşı yapılan katliamlara, ölümlere seyirci kalmanın hesabını ahirette nasıl verecekler.

Allah aşkına ne olur biz Müslümanlar Allah için birbirimizi koruyalım artık. Biz Müslümanlar, birbirimize karşı katranlaşmış kalplerimizi yumuşatalım artık. Biz Müslümanların ehli küfür tarafından çile, sıkıntı, ölüm ve katliamlar artık kaderimiz olmamalı.

Ne diyeyim CANABI ALLAH MÜSLÜMANLARA KATLİAM YAPAN, ÖLDÜREN MYANMARLI KATİLLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DÜNYADA YAŞAYAN TÜM MÜSLÜMANLARI ŞER GÜÇLERİN PİS OYNUNDAN KORUSUN. ALLAH MÜSLÜMANLARI BİRLİK İÇİNDE TUTSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. AMİN.

okumak için tıklayın.


İşte toplum böyle bozuluyor  -Güneş Gazetesi


Daha önceki bir yazımda televizyon ve gazete haberlerinin insanların psikolojisini nasıl bozduğunu yazmıştım. Henüz değişen bir şey olmadığı gibi yine kim kimi öldürmüş, kim kimi kaçırmış, kim kimi taciz etmiş gibi insan psikolojisini bozacak yayınlar yapılmakta.

Kan dondurucu haberler yetmiyormuş gibi, şimdi televizyon programlarında başka facialar yaşanıyor. Evlilik programları yaz tatiline girince yerine başka yeni programlar başladı. Yayınlanan yeni programlarda, geçmişte birbiriyle husumeti olan insanların, kapanmış bitmiş meselelerini yıllar sonra tekrar reyting için canlı yayına taşıyorlar. Televizyonda yayınlanan bu programlar adeta kin, nefret ve düşmanlığını tazeliyor. Yayına çıkıp mağduru oynayan kadın veya erkeklerin tehdit, hakaret, küfürlü sözleri 'yeter be artık ne oluyoruz' dedirtiyor. Zaten Özellikle programcılar, reyting için mağduru çok iyi oynayabilecek kadınları yayına çıkarıyor. Hatta yayına çıkardıkları kişiler daha önce pek çok defalar bir başka televizyon programlarında boy göstermiş olan kişiler.

Yıllarca arayıp sormamış

Bakın Sahte göz yaşlarıyla mağduru oynayan kadının biri, yıllardır çocuğunu aramamış sormamış nasıl aklına geldiyse birden çocuğunu görmek istemiş! Ayrıca çocuğunu görmek için çocuğunun yaşadığı yere değil, televizyon programını tercih etmiş. Sunucunun tahrikleri ve ısrarları sonucu canlı yayına bağlanan eski kocaya kadın öyle ağır sözler sarf etti ki içimden 'Allah kimseye böyle kadın nasip etmesin' dedim. Yayına bağlanan koca suçlamalar karşısında ne konuşacağını bilemez halde, “Ya kardeşim, bu kadınla yıllar önce ayrıldığımızda çocuğunu özellikle bakmak istemediği için mahkeme bana verdi. Yıllar sonra çocuğunu görmek istiyorsa gelsin görsün. Ben çocuğunu görmek istedi de ona göstermemezlik yapmadım ki” diyor. Yıllar önce kapanmış meselelerin tekrar ekranlarda konuşulması fitneliğin, fesatlığın, düşmanlığın pekiştirilmesinden başka bir işe yaramaz.

Rtük bunları görmüyor mu?

Sevgili okuyucularım soruyorum RTÜK ne işe yarar? Toplumun güvenini sarsan, insanları birbirine düşman eden, iftiraların havada uçtuğu bu rezil programları RTÜK görmüyor mu? Kardeşim bu programlar ve diziler sayesinde uyuşturucu kullanımı, alkol tüketimi arttı, zinalar arttı, birbirimimize güvensizliğimiz, kin ve nefret duyguları arttı. Herhangi sıkıntılı bir durumda, hemen, “Aman Allah'ım ne oldu bu insanlara, neden böyle olduk, acaba kıyamet mi kopacak” gibi sözler sarf ediyoruz. Kardeşim tekrar söylüyorum insanların bozulmasının, kötülüğe bulaşmasının tek sebebi televizyon programları, televizyon dizileri ve medyadır. Ne yazık ki bizler de toplum olarak kötü olan her şeyi eleştiriyoruz eleştirmesine de, maalesef eleştirdiğimiz tüm pisliklere ne yazık ki yine toplum olarak bizler pirim veriyoruz. Allah aşkına samimi olalım samimi. Eğer böyle gidersek bilinizki aile kavramı diye bir şey kalmayacak. Sokakta sıkıştığımızda, 'yardım edin' diyebileceğimiz insan bulamayacağız. Hükümete ve RTÜK'e sesleniyorum, hemen derhal televizyonlarda toplumun ahlakını bozan, insanların arasına fitne sokan, insanların birbirine olan güvenini sarsan, kendilerini hakim savcı yerine koyan tüm programları yayından kaldırın. Aksi taktirde büyük vebal içinde olursunuz benden söylemesi. Ne diyeyim, CENAB-I ALLAH TOPLUM OLARAK CÜMLEMİZİ FİTNE VE FESATLIKLARDAN KORUSUN. ALLAH TOPLUMDA FİTNE YAYMAK İSTEYEN ART NİYETLİ KİŞİLERE HİDAYET NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Bayramı bayram gibi yaşayalım  -Güneş Gazetesi


İki gün sonra Kurban Bayramı'na kavuşacağız. İnşallah millet olarak bayramı kazasız belasız huzur içinde geçiririz. İçimizdeki kin ve nefreti bir kenara bırakıp bayrama yakışır şekilde küs olduklarımızla dahi herkesle bayramlaşmalıyız. Hayatta olmayan yakınlarımızın kabirlerini de ziyaret edip onlarla da bayramlaşmalıyız. Biliyorsunuz İslam dininde Ramazan ve Kurban Bayramı olmak üzere iki dini bayramımız var. Mübarek Ramazan ayında 30 gün orucumuzu tuttuktan sonra Ramazan Bayramı'na kavuşmuş oluruz.

Ardından Kurban Bayramı gelir. Kurban kesmenin tarihi Hz. Adem (as) dönemine kadar uzanmaktadır. Allah'ın kelamı Kur'an-ı Kerim'de, Yahudilik ve Hıristiyanlıkta da kurban kesmeye dair işaretler vardır. Kurban kesmenin önem ve faziletlerini iki kelimeyle anlatmak elbette yeterli değil. Ancak maddi durumu iyi olan her Müslüman ibadet maksadıyla Allah rızası için niyet edip kurbanını keserse biliniz ki kurban kesen kişi, bu ibadetinden dolayı hem Allah'ın rızasını kazanmış hemde Allah'a yakın olur. Allah rızası için kurban kesenler bir yıl boyunca kaza bela ve şer olan her şeyden korunur.

Kurbanı fakir fukara için kesin

Kurban kesenin maddi olarak bereketi de artar. Sevgili okuyucularım kurbanda sakın kestiğiniz kurban etlerini kendiniz için buzdolabında saklamayın. Kurbanı kendiniz için değil, hiç et yiyemeyen, evine et girmeyen fakir ve fukaralar için kesin etlerini fakir ve fukaraya dağıtın. İşte o zaman gerçekten Allah'ın rızasını kazanmış ve Allah'a yakın olmuş oluruz. Bu arada kurbanlarınızı vakıf ve derneklere bağışlamak yerine kendiniz kesin. Makbul olan kişinin kurbanını kendisinin kesmesidir. Eğer kişi kurban kesmesini bilmiyor ise o zaman kurban olacak hayvanın başında durarak uzman birine dini kurallara uygun olarak hayvana eziyet etmeden kurbanlarınızı kestirin. Tekrar söylüyorum kurbanınızı keserken hayvana sakın eziyet etmeyin. Hayvan Allah rızası için, ibadet maksadıyla kurban edildiğini hissetmelidir.

İbadete engel olmak istiyorlar

Bazıları, “Efendim benim borcum var şimdi kurban kesemem” diyor. Borçlu olan bir insan borcunu zorlanmadan ödeyebiliyor ise o kişi kesinlikle kurban kesmelidir. Dediğim gibi tüm ibadetlerde olduğu gibi kurban kesmekte samimiyetin ifadesidir. Bizi Allah'a yakın tutacak olan kurbanın eti veya akıttığımız kan değil, bizi Allah'a niyetimiz yakın tutacaktır. Bazı art niyetli olan şapşallar, “Efendim hangi çağda yaşıyoruz, hayvanlara yazık oluyor” diyerek Kurban Bayramı' nın vahşet olduğunu söylerler ama yılbaşı gecesi milyonlarca hindiyi kurban etmekten geri kalmazlar. Müslümanların kurban ibadetlerine engel olmaya çalışırlar. Halbuki o şapşallar eti gördüklerinde akbabalar gibi saldırırlar. Kebapçılardan çıkmazlar. O ruhunu şeytana teslim etmiş olan şapşalların asıl maksadı Müslümanların ibadetine engel olmak. Ne diyeyim şu mübarek bayram arifesinde Allah onlarada hidayet nasip etsin. ALLAH, HERKESİN İBADETİNİ, KURBANINI KABUL ETSİN. ALLAH, SAĞLIKLI, HUZURLU BÜYÜK AİLE OLARAK SEVDİKLERİMİZLE BİRARADA NİCE BAYRAMLARA KAVUŞMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN HAİNLERİ HELAK ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Şansı yok, çünkü millet gerçeği görüyor  -Güneş Gazetesi


Hafta sonu toplanıp sohbet ettiğim arkadaşlar, “Hocam, Meral Akşener yakında parti kuracağını açıkladı ve 2019 Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olacakmış? Hocam, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın karşısına aday olarak çıkacağını söyleyen Meral Akşener, CHP, HDP ve FETÖ'cülerden destek alır mı? Eğer bu partilerden destek alırsa sizce Meral Akşener 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanır mı” Gibi sorularla karşılaşırken yan masadan gayet şık görünümlü bir bayan, “Hocam Allah aşkına devlete millete bu kadar hainlik, pislik yapmış olan FETÖ'cülerden halen medet mi umuyorlar?” deyince Kadıncağıza tebessümle baktım.

Kadıncağız, “Ah Hocam ah bu ülke ne badireler ne sıkıntılar atlattı” dedi. Arkadaş, “Hocam valla bu hanımefendi den böyle cümleler çıkacağını hiç aklımdan geçilemezdim. Bravo valla” dedi.

Kimse boşuna heveslenmesin

Arkadaşa dönerek evladım, kadıncağız çok doğru söylüyor. Milletimiz eski Türkiye'nin milleti değil, milletimiz gerçekleri artık görüyor, güzelim ülkemiz içimizdeki kanı bozuk satılmışlar sayesinde neler yaşamadı ki. Ülkemiz neredeyse 40 yıldır şerefsiz PKK terör örgütüyle mücadele ediyor. Bu yetmiyormuş gibi ülkemizin başına FETÖ ve DEAŞ belasını musallat ettiler.

İsrail'in büyük Ortadoğu projesini hayata geçirmek için Başta Siyonizm olmak üzere İsrail, Amerika,Vatikan, İngiltere ve bazı Avrupa ülkelerinin kullandığı bu kanı bozuk terör örgütleri FETÖ ve PKK'lı hainlerin tek amacı Türkiye Cumhuriyeti'ni bölüp parçalamaktır. Sevgili okuyucularım ülkemizde demokrasi gereği herkesin seçme ve seçilme hakkı var. Elbette yıllardır siyasetin içinde olan Meral Akşener parti kurabilir. Ancak Meral Akşener'in kuracağı parti toplumdan teveccüh görmez. Sanıyorlar ki AK Parti'den kopacak, CHP'ye ilgi göstermeyen, HDP'nin ise yüzüne hiç bakmayacak olan seçmen Meral Akşener'in kuracağı partiye teveccüh gösterecek. Kimse boşuna heveslenmesin. Meral Akşener'in kuracağı parti ne iktidar olur ne de Meral Akşener Cumhurbaşkanı olur.

Akşener FETÖ'cülerle birlikte

“Ama Hocam, Meral Akşener CHP'nin, HDP'nin ve FETÖ'cülerin desteğine rağmen yine de Cumhurbaşkanı olamaz mı diyorsunuz?” Evet olamaz diyorum. Çünkü yıllardır milliyetçi olarak tanıdığımız Meral Akşener, basından takip ettiğim kadarıyla görüyorum ki devletine, milletine, dinine ihanet etmiş olan FETÖ'cülerle birlikte hareket ediyor. Hatta FETÖ'cü olduğu söylenen Meral Akşener'in FETÖ'cü olmadığına dair henüz net bir bilgide yok. Türk Milleti ülkemiz üzerinde pis oyunlar oynayan, devletin içine fitne sokan, pis oyunlarıyla ve kompaslarla binlerce insanın hayatını karartan, devletine, milletine ve dinine ihanet eden münafık FETÖ'cülerin desteklediği Kişiyi Cumhurbaşkanı yapmaz. Hele hele Erdoğan'ın karşısında hiç şansı yok. CHP destekleyecekmiş? Ya kardeşim CHP'nin o kadar gücü olsa Kemal Kılıçdaroğlu kendisi cumhurbaşkanlığına aday olur. Şunu unutmayın ki Türk milleti 20 sene öncesi her şeye kanan millet değil. Türk milleti ülkemiz üzerinde oynan pis oyunları, fitne ve fesatlığı net görüyor. Türk milleti son 15 yılda Türkiye'nin sanayide, tarımda, tıpta ve savunma sanayiinde nereden nereye geldiğini de görüyor. O yüzden ne Meral Akşener'in ne de bir başkasının Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın karşısında şansı var. Ne diyeyim CEANAB-I ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLISI KİMSE ONA HİZMET ETMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZİ ŞER GÜÇLERİN ŞERRİNDEN, FİTNE VE FESATLIĞINDAN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Yandım Hans, Şimon, George diyecekler  -Güneş Gazetesi


Güneydoğu'da hendek olaylarında halktan destek bulamayan, güvenlik güçlerinden ağır darbeler yiyen terör örgütü PKK, it yavruları gibi darma duman oluyor. Türk Silahlı Kuvvetleri'nce terör örgütü PKK'ya yönelik yürütülen operasyonlarda Hakkari-Yüksekova, Mardin-Midyat, Nusaybin kırsalı ile Şırnak-Beytüşşebap, İncebel/Kato dağında yüzlerce terörist geberdi. Hatta terör örgütü elebaşısı Murat Karayılan denen şerefsiz hain, teröristlerini suçlayan telsiz konuşmasında ses tonu adeta 9+30 vuruyor. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin operasyonları karşısında çaresiz kalan Karayılan, teröristlere “Neredesiniz? Ne iş yaparsınız? Bakın asker bizi tavşan gibi avlıyor, mühimmat depolarımız yok edildi, çok sayıda adamımız öldü” diyerek feryadı figan ediyor. Ey kanı bozuk vatan ve millet düşmanı olan PKK köpekleri, bu günler çok iyi günleriniz. Allah'ın izni ile Türk Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik güçlerimiz sizi ananızdan doğduğunuza iyice pişman edecek. Saklandığınız girdiğiniz inlerde gebereceksiniz.

Hainliğin hesabını ödeyeceksiniz

30 yıldır devlete millete kalleşliğin, güneydoğu halkına yaptığınız zülümün hainliğin hesabını çok ama çok ağır ödeyeceksiniz. Bakalım bugüne kadar arkanızda olan size her türlü siyasi, maddi ve silah desteğinde bulunan İsrail, Amerika, İngiltere, Rusya, Almanya, Fransa, Hollanda, İsveç, NATO ve Vatikan bundan sonra imdadınıza yetişebilecek mi? Sevgili okuyucularım evet bundan sonra bu dost görünümlü iki yüzlü münafık NATO üyesi ülkeler, bakalım kanı bozuk hainlerin imdadına yetişebilecekler mi? 15 Temmuz öncesinin eski Türkiyesi olmuş olsaydı bir şey diyemezdim. 15 Temmuz öncesi devletin ve Türk Silahlı Huvvetleri'nin içine sinsice sızmış olan FETÖ'cü hainler, ne yazık ki el altından terör örgütüyle birlikte çalışıyormuş. Sadece terör örgütleriyle değil. İsrail'e Amerika'ya NATO ve Vatikan'a çalışıyorlarmış. FETÖ'cü hainler, Terör örgütü PKK'nın daha güçlü olması için çalışmışlar. Sanıyorum ki şehit olan askerlerimizin çoğunun katili, askeriyenin içine sızmış olan kanı bozuk FETÖ'cüler. Öyle sanıyorum dediğime bakmayın, zaten bu iddialar resmî tutanaklarda var.

Allah'a inanan develetine hainlik yapmaz

Artık Allah'a çok şükür Türk Silahlı Kuvvetleri'mizin içinde kanı bozuk olan hain FETÖ'cüler temizlenince PKK ve diğer terör örgütleriyle gerçek mücadele başladı. Kahraman askerlerimiz ve güvenlik güçlerimiz teröristleri inlerinde darma duman edince, “Yandım Şimon, yandım Alex, yandım Hans, yandım İvan, yandım Michael, yandım George” diyorlar. 'Peki Hocam neden yandım Allah demeyipte yandım, Şimon, Alex, İvan, Hans veya değer isimleri söylüyorlar' diyebilirsiniz? Yandım Allah diyemezler çünkü, Allah'a İnanan biri devletine hainlik yapmaz. Allah'a iman etmiş biri bırakın insanı bir kenara hayvan bile öldüremez. Allah'a iman etmiş biri kesinlikle ülkesine düşman olan, Türkiye Cumhuriyeti'ni bölüp parçalamak arzusundaki ülkelerle bir olup vatanını bölüp parçalamak istemez. Derim ki evlatlarımızın annesine, babasına, dinine, devletine, milletine ve insanlığa hayırlı olmaları için, terör örgütlerinin eline düşmemeleri için, uyuşturucu gibi kötü yollara düşmemeleri için mutlaka dini,milli ve manevi duygulara göre yetiştirelim. Ülkemizin bekası için dağda bayırda terör örgütleriyle çarpışan kahraman asker ve güvenlik güçlerimize dua etmeyi sakın unutmayın. Ne diyeyim CEANAB-I ALLAH CÜMLEMİZE HAYIRLI EVLATLAR NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH ÜLKESİNE HAİNLİK YAPANLARI TÜMÜYLE HELAK ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Kesinlikle barış huzur gelmez!  -Güneş Gazetesi


Diyorlar ki, “Efendim yakın zamanda Suriye'ye barış gelecek. Suriye halkının yıllardır yaşadığı sıkıntılar bitecek. Suriye'de artık insanlar ölüm endişesiyle yaşamayacak. Eskisi gibi Suriye'de insanlar huzur içinde yaşayacak.” Bu iddiaların hepsi yalan yalan yalan. Kesinlikle yakın zamanda Suriye'ye barış gelmez, eskisi gibi Suriye'de ne huzur olur ne de insanların ölüm korkusu biter. Çünkü Suriye'ninde içinde olduğu Ortadoğu topraklarında şer güçlerin planları var. İsrail'in Büyük Ortadoğu projesini hayata geçirmek için başta Amerika, İsrail, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya, Vatikan ve NATO, Irak'ı, Suriye'yi, Yemen'i hatta Türkiye'yi bölüp parçalamanın peşinde. Artık Suriye'nin ve Irak'ın toprak bütünlüğü söz konusu değil. Bu ülkeler şer güçlerin arzuladığı şekilde harita üzerinde olmasa bile fiilen bölünmüş durumda. Irak Kürt Bölgesel yönetimi başkanı Barzani, Irak'tan kopup bağımsız Kürt devletini ilan etmek için 25 Eylül'de referanduma gideceğini ilan etti.

ABD ağır silahları niye veriyor?

Sevgili okuyucularım, başta güzelim ülkemiz Türkiye'de olmak üzere Suriye'de, Irak'ta, Libya'da, Yemen'de, Mısır'da Amerikalı, Rus, İngiliz, Alman, Fransız, İspanyol, Japon ve İsrail ajanları cirit atıyor. Ne için cirit atıyorlar? Amerika son üç ayda terör örgütü PKK'ya ve PKK'nın suriye kolu olan PYD'ye 1300 TIR dolusu ağır silahlar verdi. Peki Amerika terör örgütlerine ağır silahları ne için veriyor? Dediğim gibi başta ülkemiz olmak üzere Ortadoğu'yu önce fitneleriyle iç karışıklık çıkartıp sonra bölüp parçalamak için veriyor. Ülkemizde gazeteci veya insan hakları savunucusu adı altında fitne yaymak ve terör örgütleriyle faaliyet içinde olan ajanlar, yakalanıp hapse konduklarında Merkel ve Trump feryadı figan edercesine “Efendim, o çocuklar iyi çocuklar onları hemen serbest bırakın” dediler. İyi çocuklar dedikleri terör örgütleriyle birlikte çalışan ülkemizi bölüp parçalamak isteyen birer ajan.

Onlar ahirette azap görecekler

“Peki Hocam ya Arap liderler ne işe yarar” derseniz ? Valla ben Arap liderlerine ve yöneticilerine kesinlikle güvenmem. Çünkü o Arap liderlerin çoğu İsrail ve Amerika'nın kontrolündeki birer hain ahmaklar. Onlar için din, devlet, millet hiç önemli değil. Onlar için önemli olan makam saltanat lüks hayat. Elbette bu saltanatlarının bir sonu olacak. Allah huzur-u mahşerde devletine, milletine, dinine ihanet edenlere mutlaka hesap soracaktır. Hemde kendi milletine ve Müslümanlara karşı Hristiyan ehli küfür milletlerle, zalimlerle birlikte hareket ettiği için ahirette azap görecekler. Neyse millet olarak biz iyi ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH MÜSLÜMANLARA ÖNCE HAKİKİ ANLAMDA UYANIP ŞUURLU OLMAYI, SONRA GERÇEK ANLAMDA MÜSLÜMAN GİBİ YAŞAMAYI, OYUNA FİTNEYE GELMEDEN BİRLİK İÇİNDE OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH ŞER GÜÇLERİN PİS OYNUNU BAŞLARINA ÇEVİRSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Elbette suikast yapmak isterler  -Güneş Gazetesi


Devlet millet din düşmanı olan münafık Fetullah Gülen, geçen hafta yayınladığı videosunda önemli kişilere suikast mesajı vermişti. Türkiye'de neo-kargaşa döneminin başlayacağını söyleyen münafık FETO, “Acaba şimdi ne yapsak? Öyle ise, daha ciddisini yapmamız lazım. Çok önemli bazı kişileri öldürmemiz lazım” demişti. Peki bu münafık Fetullah Gülen, Kim veya kimler için suikast emrini verdi? Tabi ki başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere devlet büyüklerimize suikast emrini verdi. Sadece hükümet üyelerine, AK Partili yöneticilere değil, belki CHP'nin oylarını artırmak için Kılıçdaroğlu'na, bir başka CHP'liye, kürt kökenli olan siyasetçilere, sol görüşlü olan veya toplumda bilinen kişilere infial oluşturmak için suikast yapabilirler.

Türkiye'yi bölüp, parçalamak için

Münafık hain FETÖ emir verir de FETÖ'cü hainler harekete geçmez mi? Tabi ki talimatı hemen alır almaz FETÖ'cü teröristler harekete geçti. Balıkesir'de bir otomobile düzenlenen operasyonda, FETÖ'nün 3 kişilik suikast timi yakalandı. Operasyonda gece görüşlü silahlar, kar maskesi, elektroşok cihazı, askeri kamuflaj, çelik yelek, bolca mermi ele geçirildi. İstihbarat birimleri, “yakalanan bu hain FETÖ'cüler, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile diğer devlet büyüklerine suikast yapacaklardı” dedi. Sevgili okuyucularım başta Amerika olmak üzere Almanya, Hollanda, İsrail, İsveç, Danimarka, Rusya, Vatikan ve NATO sizce Cumhurbaşkanı Erdoğan'a neden düşmanlar? Bu ülkeler sizce FETÖ'yü, PKK, PYD, YPG, CHP ve HDPYİ Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı neden destekliyorlar? Bilhassa son 15 yılda bu ülkeler neden Türk devletine düşmanlar? Söylüyorum İsrail'in büyük Ortadoğu projesini hayata geçirmek ve Türkiye'yi bölüp parçalamak için. Çünkü onlara göre Türkiye'nin kendi ayakları üzerinde kalmasını sağlayan, Türkiye'nin bölünmemesindeki tek etken Cumhurbaşkanı Erdoğan.

Milletimiz bu oyuna gelmeyecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan'la birlikte Son 15 yılda Türkiye kendi askeri silahını, tankını, gemisini, helikopterini, insansız hava aracını, füzesini, askeri zırhlı araçlarını yaptığı için düşmanlar. İnşallah yakın zamanda kendi savaş uçağımızı ve uçak gemimizi de yapacağız. Türkiye ürettiği bu askeri silahları başta Amerika olmak üzere başka ülkelerede satıyor. Genç kardeşlerim belki hatırlamaz, Türkiye bundan 15 sene öncesine kadar parasıyla Amerika'dan, İsrail'den, Almanya ve bazı Avrupa ülkelerinden silah alamazdı. Bu ülkeler Türkiye'ye silah sattıklarında çok yüksek paralar isterlerdi. Şimdi bundan dolayı da Cumhurbaşkanı Erdoğan'a düşmanlar. Elbette hem siyasi hem de ekonomik olarak diş geçiremedikleri Erdoğan'ı yok etmek isterler. Bu dost görünümlü sözde iki yüzlü müttefiklerimiz terör örgütlerini istedikleri kadar desteklemeye devam etsinler. Millet ülkemiz üzerinde oynanan oyunların farkında olduğu için, iki yüzlü münafıkların oynuna gelmeyecek. Millet son 15 yılda Türkiye'nin nereden nereye geldiğini görüyor. Biz millet olarak şer odaklarına, münafıklara, Türkiye düşmanlarına Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı yem ettirmeyiz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ MÜNAFIKLARIN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH İÇİMİZE SOKULMAK İSTENEN FİTNELERDEN BİZLERİ KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE CÜMLEMİZE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN HUZUR İÇİNDE YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.