Visitor Counters
Köşe Yazıları



Arama :    

Deliye malum olur misali  -Güneş Gazetesi


Haberleri izlerken kendi kendime “Allah'ım içimizde ne kadar çok kanı bozuk hain varmış, güzelim ülkemizin ekmeğini yiyip de nankörlük eden ne kadar şerefsiz varmış? Nasıl olur da bir insan, ülkemiz üzerinde pis oyunlar oynayan şer odaklarının oynuna gelip ülkesine ihanet eder?” düşüncesine daldım gitti. Bir an devletin içine sinsice sızan FETÖ'cüler aklıma geldi. Devletin içinden henüz tam olarak temizlendiğini düşünmediğim FETÖ'cüler, şimdi kim bilir hangi hain planın kalleşliğin peşindedirler. Çok iyi eğitim aldıkları için kendilerini saklamayı çok iyi bilen FETÖ'cüler, öyle sanıyorum ki bir kalleşliğe daha imza atacaklar gibi.  

15 Temmuz'dan sonra kaçtılar 

40 yıldır kendilerini gizleyerek devletin içine sızmayı başaran FETÖ'cüler, kumpas, Oda Tv, Balyoz, Ergenekon gibi kendi kurdukları komplolarla devletimizi çökertmeye kalkışmadılar mı? 15 Temmuz darbe girişimiyle ülkemizi bölüp parçalamak istemediler mi? Evet bu kalleşlikleri yapan ve 15 Temmuz darbe girişimi sonrası deşifre olan eski emniyet müdürleri, rütbeli askerler, diplomatlar ve aralarında MİT görevlilerinin de bulunduğu FETÖ'cüler, başta Amerika, Almanya ve Yunanistan olmak üzere bir çok ülkeye kaçtılar.  Esas şimdi deşifre olmamış kendisini gizleyen FETÖ'cüleri, hak ve hukuka riayet ederek başkalarının hayatını karartmadan tespit etmek gerekir. Yıllardır devletin en mahrem yerlerinde görev yapan bu FETÖ'cüler,15 Temmuz darbe girişimi sonrası kaçtıkları sığındıkları ülkelere her halde elleri boş gitmemişlerdir öyle değil mi? 

Gizli belgeleri servis ettiler 

Mesela Yunanistan'a ve Almanya'ya sığınan eski hain askerler, eski MİT görevlileri Yunan ve Alman yetkilileri tarafından karşılandıklarında kendilerine, “İnşallah eliniz boş gelmediniz değil mi?” diye sormuştur. Sevgili okuyucularım Amerika, Almanya, Yunanistan ve diğer ülkeler çıkarı olmadan kimseye sahip çıkmaz. Gerçi FETÖ'cüler, kendilerini kullanan İsrail'e, Amerika'ya, İngiltere'ye, NATO ve Vatikan'a devletin gizli belgelerini yıllardır servis ediyordu. 17-25 Aralık kumpası başarısız olunca FETÖ'cü polis Amirleri çuval dolusu belgeleri Amerikalı ajanlara nasıl teslim ettiklerini basından takip ediyoruz. Derim ki bugüne kadar giden gitti. Artık bundan sonra devlet sırlarına iyice sahip çakalım. MİT'ten, askeriyeden, emniyetten, dışişlerinden atılan FETÖ'cüleri sıkı takibe alarak nereye gittikleri, kimlerle buluşup görüştükleri tespit edilsin. Söylediğim gibi hak ve hukuka özen gösterilerek vebale girmeden devletin içinde hala kendini gizleyen FETÖ'cüler varsa hemen temizlensin. Sonra mutlaka devlete ait sır olan ne varsa hepsinde yeni düzenlemeler yapılmalı. Deliye malum olur misali, birden aklıma geldi bende yazdım. Gerisini yetkililer düşünsün. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH İÇİMİZDE NE KADAR HAİN VARSA HEPSİNİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLMEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Bu pisliklerin neden sonu gelmiyor?  -Güneş Gazetesi


Allah sonumuzu akibetimizi hayırlı eylesin. Güzelim ülkemizin şehirlerinde sokaklarında ve evimizde  huzur diye bir şey kalmadı. Her gün cinayetler, uyuşturucu vakaları, kapkaç ve hırsızlık başını almış giderken nasıl huzurumuz olabilir? Günlük gazetenin 3'üncü  sayfasında çıkan haberlere bakın. Ataşehir'de rutin kontroller yapıldığı sırada durdurulan okul servisinin şöförü, uyuşturucu etkisinde olduğu anlaşılınca polis, aracın içinde  bonzai denen uyuşturucu madde bulmuş. Yani çocuklarımızı teslim ettiğimiz okul servisinin şöförü uyuşturucu kullanmış ve araçta uyuşturucu maddesi bulunmuş. İstanbul Narkotik polisi, Güney Amerika'dan gemi tabanına zulalanarak ülkemize uyuşturucu sevkiyatı yapan çeteyi, yani gençlerimizi ölüme götüren şerefsizleri yakalamış.  Madalyalı milli güreşçimiz Cenk İldem, önünde duran araçtakilere “yol verin gençler” deyince araçtan çıkan 4'ü silahlı 5 cani ruhlu maganda, ellerindeki silahlarla milli güreşçimize mermi yağdırmış. Neyseki milli güreşçimizin verilmiş sadakası varmış da sadece ayağından yaralanmış. Ankara'da yasak aşk sonrası bir kişi silahla öldürülmüş. Kocaeli İzmit'te Avukat Mehmet Geredeli, bürosunda silahlı saldırıya uğrayarak öldürülmüş. Bir haftadır kayıp olan 12 yaşındaki Rıdvan Parlaca, Adana'da cani veya caniler tarafından öldürülerek cesedi parçalara ayrılıp bir kuyuya atılmış. 

İzin vermedi diye savcıyı vurdu 

Antalya Korkuteli Savcısı Kadir Küçüköner, izin isteyen bayan katibe izin vermeyince katibin polis kocası tarafından vuruldu. Allah'a çok şükür Savcı Kadir Küçüköner saldırıda hayatını kaybetmedi ve yaralı olarak kurtuldu. Diyarbakır'da kız kaçırma meselesinde yine üç kişi öldürüldü, bir genç kız yüzünden pompalı tüfekle okulu basıp bir kişiyi öldürdü gibi haberler, “Artık yeter” dedirtiyor. Her gün artan cinayet haberleri, hırsızlık ve uyuşturucu vakaları toplum olarak “Ülke nereye gidiyor” dedirtiyor. Hele hele büyükşehirler, kapkaç, hırsızlık, cinayetler ve uyuşturucudan dolayı tamamen bitik durumda. Daha dün gece benim sokağımda 4 eve birden hırsız girmiş. 2 adet araç çalınmış. Polis, “Efendim biz ne yapalım, biz hırsızı yakalayıp adliyeye götürüyoruz, savcı hırsızın ifadesini alıp serbest bırakıyor” diyerek kendini savunuyor.  Soruyorum alışveriş merkezinde esnafı haraca balayan mafya bozuntuları nasıl oluyorda rahatça haraç toplayabiliyorlar? Soruyorum İnsan hayatı çok mu ucuz da insan demeye dilim varmayan caniler gözünü kırpmadan insanları öldürebiliyor? İnsanlar dişinden tırnağından artırarak biriktirdiği parasını, altınını veya kıymetli eşyalarını ne zaman güvende hissedecek? 

Bunların önüne geçmek çok mu zor? 

Yetkililere amasız, fakatsız açıkça soruyorum esnafı haraca bağlayan mafya bozuntularını temizlemek, gençlerimizi uyuşturucu batağına sürükleyen şerefsizleri yok etmek, gece yarısı elinde silah, bıçak veya kesici, delici cisimlerle milletin evine giren şerefsiz hırsızları yok etmek, cinayetlerin önüne geçmek çok mu zor? Derim ki, Kim insan öldürüyor, kim gençlerimizi uyuşturucu batağına sürüklüyor, kim çocuklara tecavüz ediyor, kim Devletine milletine ihanet ediyor, kim terör eylemlerinde bulunuyor ise hepsinide toplumun huzuru ve selameti için idam yasasını bir an önce çıkarıp bu pislikleri derhal idam etmek gerekir. Hırsızları ise bir daha insan içine çıkamayacak duruma getirmek gerekir. Yazıktır günahtır kardeşim bu kansızların şerefsizlerin yüzünden insanlar evlerinde rahat uyuyamıyor. Tekrar söylüyorum hükümet, güvenlik güçleri ve yargı bir an önce pislikleri temizlemelidir. Aksi taktirde sıkıntılar olur, canı yanan insanların isyanını duymaya başladım benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH YOLUNU KAYBETMİŞ, RUHUNU ŞEYTANA TESLŞM ETMİŞ, SAPKINLIK İÇİNDE OLANLARA ŞUUR VE HİDAYET NASİP ETSİN. ALLAH PİS İNSANLARIN ŞERRİNDEN CÜMLEMİZİ KORUSUN. ALLAH ANNE VE BABALAR OLARAK DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, DİNİMİZE VE BİZLERE HAYIRLI NESİLLER YETİŞTİRMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABETLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Bırakın o cemaatı, bu cemaatı ümmet olalım!  -Güneş Gazetesi


Myanmar ordusu ve Budistlerin, Arakanlı Müslümanlara yönelik katliamları halen devam ediyor. Arakanlı Müslümanların ev ve işyerlerini yakan Budistler, ayrıca Müslümanlara ait ne kadar köy varsa hepsini de yakarak haritadan siliyor. 

Arakanlı kardeşlerimize yapılan katliamları, zulmü, vahşeti Türkiye'den başka gören ülke de yok. Hatta İslam dünyası bile Arakanlı Müslümanların zulmüne sessiz kalmakta. Budistlerin yaptığı bu katliamlara Birleşmiş Milletler insani işlerden sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Mark Lowcock, “Arakanlı Müslümanlara son yılların en vahşi  katliamı yapılmakta. Myanmar hükümeti, Birleşmiş Milletler'in Arakan eyaletine geçişine koşulsuz geçiş izni vermelidir” diyor. 

Sevgili okuyucularım, bunlar ikiyüzlü sahtekar. On binlerce Arakanlı Müslüman katlediliyor, ev ve işyerleri yakılıp köyleri haritadan siliniyor, canlarını kurtarmak için Bangladeş'e sığınan 600 bine yakın Arakanlı, aç susuz çamurların içinde yaşam mücadelesi verirken bu ikiyüzlü sahtekarlar, halen Myanmar hükümetinden izin bekliyor. 

Be münafıklar, Budistlerin Müslümanlara yaptığı katliamlara ve zulme eğer Hristiyanlar uğramış olsaydı izin mi isterdiniz? Hemen toplanıp harekete geçerek müdahale ederdiniz değil mi? Soruyorum başta sözde İslam ülkelerinin liderleri olmak üzere Birleşmiş Milletler, Myanmar hükümetinin arkasında olan Çin'den mi korkuyorsunuz? Soruyorum nerede kaldı sizin insan haklarınız, nerede kaldı inanç özgürlüğü, nerede kaldı mülkiyet hakları? Bu haklar yoksa sadece Hrıstiyanlar için mi geçerli? Yazıklar olsun sizin gibi ikiyüzlülere.  Vicdanlı ve sağduyulu Müslümanlara ve herkese sesleniyorum. Kainatın efendisi olan Hz. Peygamber efendimiz “İslam tek millettir” der. Allah rızası için, kainatın efendisi olan İslam Peygamberinin hatırı için ne olur birbirimize sahip çıkalım. Fitneye fesatlığa gelmeyelim, o cemaat, bu cemaat, o hocaefendi, bu hocaefendi demeden, içimize sokulan mezhep fitnesine kapılmayalım. Bırakın o cemaatı o hocayı ümmet olup birbirimize sahip çıkalım. 

Siyonistler ne zaman İslam dünyasının içine fitne sokmaya başladı, bizler o andan itibaren birbirimizden uzaklaştık. İslam Peygamberinin ümmeti dağılmış yazık değil mi? Eğer fitneye gelip halen birbirimizden uzaklaşmaya devam edersek biliniz ki akibetimiz iyi değil. Bizi perişan ederler. Kendimize gömülecek toprak bile bulamayız.  Şimdi “Peki hocam, Müslümanlara yapılan katliamlara Türkiye'den başka İslam ülkelerinden neden ses çıkmıyor?” diyebilirsiniz. O sözde İslam ülkelerinin liderleri maddeye iman ettiklerinden dolayı, ipleri İngiltere, İsrail ve Amerika'nın elinde olduklarından dolayı, şatafatın, saltanatın rehavetine kapıldıklarından dolayı ses çıkaramıyorlar.  

Ne diyeyim, CENABI ALLAH CÜMLEMİZE UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH, CÜMLEMİZİ BİRBİRİMİZİ KENDİ RIZASI İÇİN SEVENLERDEN EYLESİN. ALLAH, ZULÜM ALTINDA YAŞAM MÜCADELESİ VEREN ARAKANLI KARDEŞLERİMİZE SELAMEN VERSİN. ALLAH, DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. AMİN.

okumak için tıklayın.


Hiçbir zaman dost ve müttefikimiz olmadı  -Güneş Gazetesi


ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu'nda çalışan Metin Topuz'un tutuklanması ve iki kişinin daha gözaltına alınması, Türkiye ile Amerika arasında vize krizine neden oldu. Bu arada Amerikan Konsolosluğu'nda çalışan Metin Topuz, FETÖ'cülerle irtibatlı olduğu için tutuklandı. Amerika, Türk vatandaşlarının vize başvurularını askıya almasıyla Türkiye de aynı gerekçeyle Amerikan vatandaşlarına vize yasağı getirdi.  Peki sizce tüm mesele bu mu? Hayır tüm mesele bu değil. İşin içinde başka sinsi konular da var. Bence işin içinde FETÖ'nün iadesi ve halen FETÖ'cülere destek verme meselesi var, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın İran ve Venezuela ile diplomatik yakınlıkları var, Rusya'dan S-400 füzesi almamız var, Suriye meselesinde Rusya ve İran'la işbirliği içinde olmamız var. Her şeyden önce Türkiye'nin tam bağımsız olması ve Erdoğan düşmanlığı var.   Sevgili okuyucularım, Amerika bize hiçbir zaman ne müttefik ne de dost oldu. Amerika geçmişten beri Türkiye'yi dost olarak değil, kullanılan sömürülen ülke olarak gördü. Gerçekten Amerika Türkiye'ye dost ve müttefik olsaydı bizi arkamızdan hançerlemezdi. Türkiye'nin bölünüp parçalanması için PKK'ya FETÖ'ye ve diğer terör örgütlerine destek olmazdı. Suriye'de PKK'ya ve PYD'ye binlerce TIR dolusu ağır silahlar vermezdi. İsrail'le birlikte 40 yıldır kullandıkları FETÖ'cülerin 15 Temmuz'da darbe teşebbüsüne destek olmazlardı. Tükürürüm böyle dostluğa, tükürürüm böylesi müttefikliğe.   İnanıyorum ki Türkiye'nin Amerika'yla yaşadığı bu krize en çok FETÖ'cüler seviniyordur.  Kardeşlerim, uyanık olalım uyanık. Güzelim ülkemiz Türkiye'nin üstünde pis oyunlar oynanıyor. Türkiye'nin tek başına ayakları üstünde dik durmasını istemiyorlar. Şu çok iyi bilinmelidir ki Türkiye artık bundan 16 yıl öncesinin Türkiyesi değil. Nasıl ki Amerika Türklere vizeyi askıya aldıysa, Türkiye de Amerikalılar için aynı kararı aldı. 16 yıl önce Amerika'yla böyle bir kriz yaşanmış olsaydı, o dönemin hükümeti “Yandık” derdi. Eskiden Amerikan Başkanlarının karşısında bizim Başbakanların nasıl durduğunu hatırlayın. Şimdi dik duran ve anladıkları dilde konuşan Cumhurbaşkanımız Erdoğan var. Son söz olarak derim ki, bu krizin arkasında FETÖ'cülerin parmağı olabilir.  Ne diyeyim CANABI ALLAH, ÜLKEMİZİ HAKİKİ ANLAMDA DOST OLANLARLA KARŞILAŞTIRSIN. ALLAH, İKİYÜZLÜ MÜNAFIKLARIN ŞERRİNDEN ÜLKEMİZİ KORUSUN. ALLAH, DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH, İÇİMİZDE ÜLKEMİZE KARŞI HAİN OLANLARIN TÜMÜNÜ HELAK ETSİN. AMİN. 

okumak için tıklayın.


Kıskançlıklarından ölüp ölüp dirilecekler  -Güneş Gazetesi


Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, “İstanbul'da yapımı süren 3'üncü havalimanı inşaatının yüzde 68'i bitti. İnşallah 2018 Şubat ayında ilk uçağı yeni havalimanına indireceğiz ve  ayrıca uçaklarda hava polisi de olacak. İçişleri Bakanlığımız da özellikle sivil havacılık güvenlik programı kapsamında gerekli çalışmayı yapıp ona göre eğitimini almış polisleri, hava polisi olarak görevlendireceğiz” dedi.  Başta Merkel olmak üzere içimizdeki bazı sözde çevrecilerin 3'üncü havalimanına karşı çıktıkları günü dün gibi hatırlıyoruz değil mi? Hatta ne alakaysa gezi olayları sırasında 3'üncü havalimanın yapımına da karşı çıkmışlardı. Kalben söylüyorum 3'üncü havalimanına, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ne ve Osman Gazi Köprüsü'ne karşı çıkanların çoğu kendisine malik olmayan, Türkiye'nin büyüyüp gelişmesini istemeyen şer güçlerin yönlendirmesiyle hareket eden zavallılar. Vatanını milletini seven biri bu güzel yatırımlara hiç bir zaman karşı çıkmaz. 

Merkel bu zavallıları kullandı 

Almanya Başbakan'ı Merkel, Türkiye'yi karıştırmak için bu zavallıları kullanmıştı. Merkel'in 3'üncü havalimanına açıkça karşı çıktığı sözlerini unutmuş da değiliz. Sevgili okuyucularım aslında Merkel kendince haklı. Çünkü Türk Havayolları'nın neredeyse dünyanın her noktasına uçuş yapması Alman havayolları şirketlerini tabiri caizse batırdı. Sadece Almanya değil, Avrupa'nın uluslararası alanda ün yapmış olan şirketleri de Türk Havayolları'nın başarısından dolayı tek tek batmakta. Tabi bu arada THY büyümeyede devam ediyor. Bundan 2 hafta önce THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı İlker Aycı, Amerika'da Boeing firmasıyla 40 adet uçak alımı için ön anlaşma imzaladı. 

Thy'ye 5 yıldızlı küresel ödül 

Aycı, son aylarda Türk Havayolları'nın yolcu sayısının arttığını da söylüyor. Sık sık yurtdışı gezilerim esnasında yabancı yolcularla sohbet ettiğimde, 'neden kendi hava yolu şirketleriniz değilde Türk havayollarını tercih ediyorsunuz?' dediğimde. Önce THY'ye güvendiklerini sonra hizmet kalitesi ve yiyeceklerin güzel olduğunu söylüyorlar. Amerika'da Expo 2017 kapsamında düzenlenen törende, Havayolu Yolcu Deneyimi Derneği tarafından 5 yıldızlı küresel Havayolu Ödülü'ne Türk Havayolları layık görüldü. İşte herkes işinde  samimi olunca doğal olarak başarıda peşinden geliyor. Bakalım ilk uçak Şubat 2018'de yeni havalimanına indiğinde Merkel ve sözde çevreciler ne yapacaklar. Öyle sanıyorum ki kıskançlıklarından ölüp ölüp dirilicekler. Ne diyeyim CEANAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ HASETÇİLERİN VE FİTNECİLERİN NAZARINDAN KORUSUN. ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN ÇALIŞAN MÜCADELE EDEN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Siyasette ve ticarette duygusallığa yer olmaz  -Güneş Gazetesi


Neymiş efendim sıra Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Balıkesir Belediye Başkanı Edip Uğur, Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz ve bir çok belediye başkanına gelmiş.  Bir çok belediye başkanının istifa sırasında olduğunu söyleyen fitneciler, gazetelere beyanat vererek yakında AK Parti'li milletvekillerine operasyonlar yapılacağını söylüyor. Algı operasyonunu çok iyi bilen CHP ve FETÖ'cüler, sosyal medyada takipçilerini etkilemenin peşindeler. CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısında, “İstifa eden başkanların yakasında iki rozet var, bunun biri yolsuzluk diğeri ise ByLock'tur” dedi. 

Sıkıntı olduğu anlamına gelmez 

Sevgili okuyucularım İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan istifa eden Kadir Topbaş'ı yolsuzlukla suçlayana tek kelimeyle “Lanet olsun size ve sizin gibilerine” derim. Ayrıca Kadir Topbaş'ın İstanbul'a yaptığı hayırlı yatırımları ve hizmetleri İstanbullular olarak hepimiz bilmekteyiz ve bu hizmetleri inkar etmemiz de mümkün değil. Evet Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Partimizde metal yorgunluğu var, metal yorgunu olan kardeşlerimizin görev değişikliği olacaktır” demişti. Metal yorgunu olan bir çok AP Parti il ve ilçe başkanları bu açıklamadan sonra tek tek istifa etmeye başladı. Bu istifaların AK Parti'de sıkıntı olduğunu anlamına gelmez. 2019 yılı tüm partiler gibi Ak Parti içinde önemli. 2019 yılında önce belediye seçimleri ardından cumhurbaşkanlığı seçimi var. Cumhurbaşkanı Erdoğan'nın, 2019 seçimleri için şimdiden önlem alması doğru değil mi? Ya şimdiden önlem alınmaz ve Allah muhafaza İstanbul, Ankara gibi büyükşehir belediyeleri Ak Parti kaybederse? Sonra seçmende moral bozukluğu olmaz mı? Moral bozukluğu içinde olan seçmen, sonraki cumhurbaşkanlığı seçimine ne kadar hazırlıklı olabilir? 

Yorgun olan istifa etmelidir 

Derim ki siyasette ve ticarette duygusallık olmaz. Eğer 2019 seçimlerini kazanmak söz konusu ise o zaman yorgun veya heyacanını kaybetmiş olan herkes kim olursa olsun istifa etmelidir. Ayrıca CHP'li ve FETÖ'cü fitnecilerin sosyal medyada yürüttükleri algıya kapılmamak gerekir. Bilhassa ülkemizi bölüp parçalama arzusunda olan şer güçlerin sosyal medyadaki ajanların algısına hiç kanmamak gerekir. Peki değişen başkanlar ne olacak? Elbette istifa eden belediye, il ve ilçe başkanları partisine ve davasına küsüp bir kenarda oturacak veya sahilde balık tutacak değiller. Parti teşkilatı mutlaka onların birikiminden  faydalanacaktır. Kadir abinin dediği gibi bu istifalardan CHP'ye ekmek çıkmaz. Bu arada sık sık uyarılarda bulunduğum hükümet üyeleri,  2019 seçimiyle ilgili  uyarılarımı inşallah dikkate alırlar. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZE KİM HAYIRLI OLACAK VE KİM HİZMET EDECEKSE OLANLARI GÖREV BAŞINA GETİRSİN. ALLAH BU GÜZEL ÜLKEMİZE SAMİMİ DUYGULAR İÇİNDE HAYIRLI HİZMETLERDE BULUNAN GELMİŞ GEÇMİŞ HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Gerçek ülkücüler destek olmaz  -Güneş Gazetesi


Sohbet esnasında arkadaşlardan biri, “Hocam, Meral Akşener'in kuracağı parti siyasi dengeleri değiştirir mi? Meral Akşener, MHP'nin altını oyup Meclis'te üçüncü parti olur mu? Hocam, Gerçekten Meral Akşener iktidar olabilir mi” Diye sordu. Arkadaşların yüzüne bakarak şöyle dedim: Evet bugün Meral Akşener'i bazı medya ve bazı çevreler destekliyor. Meral Akşener'in en büyük destekçisi FETÖ'cüler ve küskünler. Yalnız Devletine, milletine ihanet eden, devletinin sırlarını İsrail'e, Amerika'ya, Almanya'ya, NATO ve Vatikan'a servis eden, 15 Temmuz'da darbe girişiminde bulunup 250 kahraman vatandaşımızı şehit eden, insanların dini duygularıyla oynayan hain FETÖ'cülerin desteklediği bir partiye gerçek ülkücüler hiç bir zaman destek vermez. Meral Akşener'in başarı elde etmesi için önce FETÖ'cülerden kurtulması gerektiği gibi üstüne yapışmış olan FETÖ'cü damgasından da kurtulması gerekir. 

İsrail'in kurdurduğu parti 

Meral Akşener, sırtındaki FETÖ'cü kamburundan kurtulmak için Fetullah Gülen'in din, devlet ve millet düşmanı olduğunu haykırması gerekir. Şahsen ben bugüne kadar haykırdığına şahit olmadım. Diğer arkadaş, “Hocam, İsrail ve Amerika AK Parti'yi bölmek için filanca kişiye parti kurduracaklarmış” dedi. Tekrar, “Evladım eğer AK Parti'yi bölmek için filanca kişilere İsrail ve Amerika parti kurdurmak istiyorsa o zaman millet olarak AK Partiye destek vermeliyiz. İsrail ve Amerika Türkiye'nin hayrına parti kurdurmaz, elbette Türkiye üzerinde hesapları olan Amerika ve İsrail kullanacağı kişiye parti kurdurur” cevabını verdim.  Sevgili okuyucularım ülkemizde herkesin demokrasi gereği seçme ve seçilme hakkı var. Tabiki  milletimiz istediği partiye oy verir. Buna kimsenin karışma hakkı yok. Ancak hain FETÖ'cülerin desteklediği, İsrail ve Amerika'nın kurduracağı partiye ben de dahil olmak üzere vatanperver olan hiç kimse destek olmaz. 

Cumhurbaşkanımızın yanında olalım 

Ne demek İsrail ve Amerika filanca kişiye parti kurduracak. Kardeşim İsrail ve Amerika, büyük Ortadoğu projesini hayata geçirmek için mi, yoksa ülkemizin bir an önce bölünüp parçalanıp Kürt devleti kurulması için mi parti kurduruyor? Evet aynen öyle ülkemizin bölünüp parçalanması için destek olurlar. Peki İsrail ve Amerika'nın destekleyip kurduracağı bir parti başarı elde eder mi? Eğer bazı milletvekilleri ön plana çıkabilmek için TV kanallarında abuk sabuk konuşursa, EDS'leri gelir kapısı olarak görüp milletin cebine göz dikilmeye devam edilir ise, işte o zaman başarı elde ederler. Belki bu sözlerim gereksiz gibi gelebilir, yalnız milletin nabzını çok iyi tuttuğumu kesinlikle unutmayın. Derim ki ülkemizin bekası ve içimizdeki hainlerin temizlenmesi için, son 10 yılda savunma sanayisinde, ekonomide, bilimde, tıpta elde ettiğimiz başarıların devamı için biz yine cumhurbaşkanımızın yanında olalım. Ne diyeyim CENABI ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN EN HAYIRLI OLAN KİMSE ONU BAŞIMIZA İDARECİ OLARAK GETİRSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ ŞER GÜÇLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Ey Baykal, destek vermeye devam edecek misin?  -Güneş Gazetesi


2010 mayıs ayında beklenmedik bir anda CHP ve MHP'ye kalleşçe kurulan kaset kumpasıyla siyasi arenada adeta deprem yaşandı. Skandalları basından takip edenler “Allah Allah neler oluyor? Siyasilere kimler kumpas kuruyor, kimler siyasilerin özel hayatını takip edip servis ediyor? Yoksa birileri siyaseti kendilerince dizayn etmeye mi çalışıyorlar?” diye sormaktan kendini alamadı.  Elbette kanı bozuk, ahlaki değerlerden yoksun, İsrail ve Amerika'nın uşaklığını yapan, devletin içine çöreklenmiş olan şerefsizler, kendilerine göre kurdukları kumpaslarla siyaseti dizayn etmeye çalışıyordu. Çirkin kaset kumpasından sonra MHP'nin tecrübeli ve kıymetli yöneticileri tam seçime gitmek üzereyken istifa etmek zorunda kaldı. En çok konuşulan da Deniz Baykal'ın kaseti oldu. Baykal'ın kaseti ortaya çıkınca CHP genel başkanlığından istifa etmek zorunda kaldı. 

Pensilvanya'ya güven mesajı 

Uygunsuz görüntülerin basında yer almasıyla eve kapanan Baykal, CHP genel başkanlığı görevini bırakacağını basın toplantısıyla  açıkladığında hükümeti suçlayıp, diğer yandan Pensilvanya'nın yani FETÖ'nün samimiyetine inandığını söylemişti. Sevgili okuyucularım bu ahlaksızlıkları insanlıktan nasibini almış birinin tasvip etmesi mümkün değil. İnsanların özel hayatını, sırrını veya işlemiş olduğu günahı anlatmak başkalarıyla paylaşmak büyük günahlardandır. Kanı bozuk ahlaksız şerefsizler, insanların özel hayatını yıpratmak maksatıyla irdeleyerek ahlaksızlığın şerefsizliğin en büyüğünü yapmışlardır.  Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturması sonrası anlaşıldı ki bu iğrenç kumpasları şerefsizliği  Fetullah Gülen'in talimatıyla FETÖ'cüler yapmış. Şimdi kaset skandalıyla CHP genel başkanlığı koltuğunu bırakmak zorunda kalan Deniz Baykal'a soruyorum. Ey Baykal hala senin siyasi hayatınla oynayan, sana kalleşlik yapan okyanus ötesine FETÖ'nün samimiyetine inanıyor musun? Sana yapılan kaset skandalıyla sizin koltuğunuza oturtulan Kemal Kılıçdaroğlu'na destek vermeye devam edecek misin? Yani sana kumpas yapan ve senden sonra CHP'yi ele geçiren FETÖ'cüleri desteklemeye devam edecek misin? Eğer ben Kemal Kılıçdaroğlu'nu ve “Bugünkü CHP'yi desteklemeye devam edeceğim” dersen, ben de sizi seven biri olarak 'iyi olmuş sana' derim. 

CHP, senin bıraktığın CHP değil 

Ey Deniz Baykal görme zorluğu çekiyorsan ben hatırlatayım. Bugünkü CHP ne senin bıraktığın laik CHP, ne de Atatürk'ün kurduğu CHP değil. Bugünkü CHP, Atatürk'ün kuruduğu Türkiye Cumhuriyeti'ni bölüp parçalamak isteyen FETÖ, PKK ve PKK terör örgütünün siyasi kanadı olan HDP'yle birlikte siyaset yapıyor. Tekrar soruyorum ey Deniz Baykal, sizin mahreminize girip sizi rezil etmeye çalışan FETÖ'cüleri ve  FETÖ'cülerin ele geçirdiği bugünkü CHP'yi, Kemal Kılıçdaroğlu'nu desteklemeye devam edecek misin?  Yine evet destekleyeceğim dersen, bend e yine 'iyi oldu sana' diyorum. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ HAİN, KALKEŞ, AHLAKSIZLARIN, VİCDANSIZLARIN PİS OYUNLARINDAN VE KUMPASLARINDAN KORUSUN. ALLAH KİM NE PİS İŞLER YAPIYORSA HEPSİNİ BAŞLARINA ÇEVİRSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Bence de en iyi okul eve yakın olan okuldur  -Güneş Gazetesi


Televizyonu açtığımda canlı yayında 2017-2018 akademik yılı açılış töreninde YÖK başkanı Yekta Saraç konuşuyordu. YÖK başkanı Saraç'ın, üniversite sınavlarıyla ilgili konuştuğunu anladığımda hemen koltuğa oturup dikkatle dinlemeye başladım. Saraç, “Üniversiteye girişte 2000'li yılların başında olduğu gibi bir hafta sonunda sınavlar yapılıp bitirilecek, puan türleri sayısal, sözel, eşit ağırlık ve dil şeklinde olacak. Türkçe ve matematik sınavın merkezinde olacak. YGS, LYS ayrımıda kalkacak” diyordu.  Bence çocuklarımızın ruh sağlığı açısından harika olur. Ailelerin maddi durumu açısından da doğru olur. Yıllardır aileler her sınav öncesi çocuklarını dersaneye kurslara yazdırabilecek para yetiştiremiyorlardı. İnşallah kıt kanat geçinen aileler bu sistemle maddi anlamda rahata erer.  Törende konuşan Cumhurbaşkanımız Erdoğan ise adrese dayalı kayıt sistemini işaret ederek, “En iyi okul eve en yakın okuldur” dedi. Evet bence de öğrenciler evlerine yakın olan okullarda eğitim almalı. Bir çok defa Japonya'ya gittiğimde şunu gördüm. Japonya'da okul servis araçlarına hiç rastlamadım. Eğitim gören öğrenci evinin yakınındaki okula yürüyerek gidiyordu. 

Çocuklar trafikte perişan oluyor 

Bizde ise “Falancanın oğlu veya kızı filanca yerdeki özel okula gidiyor, hadi bizde çocuğumuzu o okula gönderelim” diyoruz. Ya sonra? Sonra trafikte çocuklarımız perişan oluyor. İstanbul'un bir ucundan bir ucuna okula giden öğrenci ne kadar başarılı olabilir? İnşallah hükümetin ve YÖK'ün hazırladığı yeni sistemle bu sıkıntılar biter.  Sevgili okuyucularım bu fikrimden dolayı bazıları rahatsız olacak veya bana gülecekler. Ama ben yinede içimdekini söyleyeyim. Derim ki şu özel okulları kaldırın. Özel okullarda görev yapan başarılı öğretim görevlilerini  ideolojilerden uzak kalmak kaydıyla, standartlarını göz ardı etmeden hakkını vermek şartıyla normal okullara alın. Bu öğretim görevlilerin tek ideolojisi milli ve manevi duygulara sahip gençleri yetiştirmek olması gerektiği gibi, dünya çapında teknolojiden tıp eğitimine, kimyadan matematiğe dünyada ne kadar ilim öğretiliyorsa hepsine sahip olan gençler yetiştirmelidir.  İnanıyorum ki bu yazıyı okuyan bazı dostlarım,”Ah Hocam, sen hangi dünyada yaşıyorsun” diyebilir. Olsun ben 40 yıldır içimdeki hayalimi anlatım. Geçmişte bilhassa 28 şubat döneminde üniversite rektörleri ve öğretim görevlilerinin halini hatırlıyorsunuz değil mi? 

Gençleri sokağa döküyorlardı 

İlim irfan sahibi gençler yetiştirmesi  gerekirken Rektörler ve öğretim görevlileri, birilerinin yönlendirmesiyle gençleri kendi ideolojilerine göre yetiştirip sokağa döküyorlardı. Başörtülü kızlarımızı okula sokmuyorlardı. Sokağa döktükleri gençlerle hükümet yıkıp hükümet kurmaya çalışırlardı. Eğer bugün eğitimde istediğimiz seviyede değilsek sebebi geçmişte ilimle değilde siyasetle uğraşan öğretim görevlileridir. Allah'a çok şükür AK Parti iktidarıyla o günler geride kaldı. Yine Allah'a şükürler olsunki son 15 yıldır ülkemizde ilim irfan sahibi gençler yetişiyor. Bu gençler sayesinde bugün ülkemiz her alanda başarılara imza atmaya başladı. Çok şükür Türkiye eskiye göre savunma sanayisini güçlendi. Bugün ülkemiz kendi silahını, tankını, insansız hava aracını, gemisini, ağır silahlarını, füzesini üretiyor. Evet YÖK'ün hazırladığı yeni sistem işe yarayacak gibi. Cumhurbaşkanımızın da söylediği gibi en iyi okul eve en yakın olan okuldur. Derim ki Mümkün mertebe çocuklarımız evine yakın olan okullarda okumalı. Tabi çocuklarımızın eğitim açısından başka okullara da özenmemesi de gerekiyor. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DİNİNE, DEVLETİNE, MİLLETİNE, ANNE VE BABASINA HAYIRLI EVLATLAR YETİŞMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH EVLATLARIMIZI KÖTÜLÜKLERDEN KORSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Sadece Türkiye ve İran karşı  -Güneş Gazetesi


Barzani, Türkiye, Irak ve İran'ın tepkisine rağmen bağamsız Kürt devletini kurmak için referanduma gitti. Üstelik bu referanduma başta Kerkük olmak üzere statüsü belli olmayan bölgelerde dahil edildi. Diyorlar ki, “Efendim Barzani'nin yaptığı referandum Irak anayasasına aykırıymış, Barzani'nin Kürt devleti kurmasına dünya müsade etmezmiş, Barzani Kürt devletini ilan ederse bunun bedeli ağar olacakmış” diyorlar. Açık konuşmak gerekirse Türkiye ve İran'ın haricinde Kürt devletine kimse karşı filan değil. Kimsede Barzani'ye bedel ödettirmez. “Ama Hocam, nasıl olur dünyanın bir çok ülkesi ve Amerika, Kürt devletine karşı olduklarını açıkladılar.” Allah aşkına bırakın şu Amerika'nın iki yüzlü politikasını. Kardeşim sizce Amerika yıllardır Ortadoğu topraklarında terör örgütlerine ne için destek veriyor?  

İlk tanıyacak olan israil'dir 

Bugüne kadar Barzani'yi, PKK'yı, PKK'nın suriye kolu olan PYD ve YPG'yi Amerika, İsrail, İngiltere, Rusya, Fransa, İtalya, Almanya, Hollanda, Vatikan ve NATO Kürt devleti kurulsun diye desteklemediler mi? Dünyanın şeytanı olan İsrail, açıkça Kürt devletinin kurulmasını desteklediğini ve kurulacak olan Kürt devletini ilk tanıyacak olan ülke yine İsrail olacaktır diyor. Sevgili okuyucularım, öyle gözüküyor ki artık bu iş bitti. Yani Kürt devletinin ilan edilmesi an meselesi. Benim esas korkum, Kerkük'teki Türkmen kardeşlerimizin İngilizlerin 1924'te yaptığı gibi katılma uğraması. 1955 yılında Mesut Barzani'nin babası molla Mustafa Barzani gözünü Kerkük'e dikerek, “Kerkük, kürtistanın kalbidir” demişti. Oğlu Mesut Barzani de Irak darmadağın olduğunda ilk iş olarak Kerkük'te katliama başlayıp nüfus müdürlüğünü ve tapu dairelerini yakmak, sonra Kerkük'e Kürtleri yerleştirmek oldu. 

Devletimiz gerekeni yapacak 

Peki Barzani, şu an elinde tuttuğu mevcut yerleri mi Kürt devleti ilan etti? Dünyanın şeytanı olan İsrail, Büyük Ortadoğu projesinde Türkiye'nin ve İran'ın belli bölgesini Kürt devleti içine almış. Kardeşlerim çok uyanık olalım çok. Ülkemiz üzerinde şer güçlerin hain planları var. İsrail'in büyük Ortadoğu planı sinsice yavaş yavaş ilerliyor. Bu plan için içimizdeki kanı bozuk olan şerefsiz hainleride kullanıyorlar. Yani FETÖ'cüler, PKK, PKK'nın siyasi kanadı olan HDP ve bazı marjinal gurupları ülkemizin bölünüp parçalanması için kullanıyorlar. Elbette devletimiz bu pis oyunları takip ediyor ve gerekeni yapacak. Yalnız Millet olarak Bizler, her ne pahasına olursa olsun, pis oyunlara gelmeyerek milli ve manevi duygularımızı güçlü kılarak kanımızın sonuna kadar devletimizin milletimizin bekası için mücadele etmeliyiz. Yani toprağımıza göz dikildiği an o şerefsizleri analarından doğduğuna pişman etmeye hazır olmalıyız. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH TÜRKİYE DÜŞMANLARI İLE İŞBİRLİĞİ YAPAN KANI BOZUKLARI HELAK ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Böyle devam ederse hiç umudum yok  -Güneş Gazetesi


Bir araya geldiğimizde genellikle, “Of... Nedir bu insanların hali, baksanıza kimsemin kimseye saygısı kalmamış, herkes bir birinin dedikodusunu yapmakla meşgul, kıskançlık ve fesatlık hat safhada, şu gençlerin haline bakın saygı nedir bilmiyorlar, Allah korusun böyle giderse toplum olarak sonumuz pek iyi değil” diyerek şikayetlerde bulunuruz. Halbuki şikayet ettiğimiz ne kadar konu ve sorun varsa hepsini de kendimiz yaşıyoruz. Hatta Kimseye saygısı kalmamış dediğimiz o gençleri de bizler yetiştiriyoruz. 'Hocam anladık tamam suç bizde de var, peki şikayet ettiğimiz bu sosyal sıkıntılarımız son bulmayacak mı' diye sorarsanız... Hayır kendimize çeki düzen vermediğimiz müddetçe son bulmaz. Hatta her geçen gün, geçtiğimiz günleri de arar olacağız. Her gün Televizyon kanallarında  sabahtan akşama kadar fitne tohumlarının ekildiği, Reyting uğruna İnsanların  bir birine düşman edildiği müddetçe sosyal ruhsal sıkıntılarımız devam eder. Bazı Televizyon kanallarının İğrenç programları yüzünden içimizde az da olsa var olan değerlerimiz  yok oluyor. 

Televizyonda sahte gözyaşları 

Toplum içinde Ne kadar sorunlu cahil cühela, içi kin ve nefretle dolmuş aptal insan varsa hepsi de televizyon kanallarına çıkıp sorun yaşadığı kişilere ağır sözler sarf edep kin kusuyor. Neymiş efendim filanca tarihte filanca kişi bana saldırdı, beni taciz etti, beni aldattı, benden boşandı. Veya annem filanca kişiyle kaçtı, filanca kişi annemi öldürdü, babamı abim dövdü, babam bizi miras bırakmıyor, karım internetten tanıştığı kişiyle kaçtı, o çocuk benden değil, kızımı kaçırdılar, diyerek sahte göz yaşları döken zavallı cahillerin  katıldığı programlar, televizyon izleyicilerini isyan ettiriyor. Böylesi iğrenç programları izleyenlerde sağlam ruh yapısı olabilir mi? Bu cahil cühela insanları iğrenç yaşantılarından millete ne ki ekrana çıkarılıyor? Gerçi Toplum olarak tepki gösterdiğimiz, kızdığımız bu programları, yine büyük bir dikkatle izleyen bizleriz oda ayrı bir konu. İntikam duygularıyla kanal kanal dolaşan o ucubelere soruyorum; “Be Kardeşim madem mağdursun sıkıntıların var, haksızlığa uğradığını düşünüyorsun  neden o zaman hakkını mahkemelerde aramıyorsun da televizyon kanallarına çıkıyorsun? İntikam duygularıyla cahil cahil konuştuğunuz televizyonlarda ne elde etmek istiyorsunuz?” 

Tüm değerlerimizi yok ediyor 

İşte bu cahillerin çıktığı televizyon programları tüm değerlerimizi yok ediyor. Derim ki Milli ve manevi duygularımızı güçlü kılalım. Milli ve manevi duyguları güçlü olan, Kur'an-ı Kerim'den, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetinden haberdar olan, Allah'ın emrini hakkıyla yaşayan biri kesinlikle kötülük yapamaz. Kesinlikle iftiracı, fitneci, kötü kalpli, intikamcı dedikoducu olamaz. Kesinlikle ana baba katili olamaz. Kesinlikle devletine milletine düşman olmaz ve kesinlikle uyuşturucu batağına düşmez. Çünkü bu kötülüklerin hepsi dinimizce haram ve yasak kılınmıştır. Allah, “Dedikodu yapan kişi ölü kardeşinin etini yemiş gibidir” diyor. Yalan konuşup iftiralarda bulunananlar münafık sayıldığı gibi büyük günaha ve kul hakkına girmiş olur. Ne olur daha fazla dibe vurmadan Allah rızası için kendimize gelelim. Daha önceki yazılarımda  söylediğim gibi yetkililer, insanları bir birine düşüren, insanların ahlakını bozan bu programlara müdehale etsin ve hemen kaldırsınlar. Millet olarak bizlerde bu programlara karşı tepkimizi ortaya koyalım. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ ŞERLERİN ŞERRİNDEN, YALANCILARIN İFTİRASINDAN  MÜNAFIKLARIN KİN VE NEFRETİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Ülkemizin bekası için kendi nükleer silahımızı üretelim  -Güneş Gazetesi


Sözde müttefikimiz olan Amerika'nın yaptığı hainliğe, alçaklığa bakın. İsrail'in telkiniyle Ortadoğu'yu darmadağın eden Amerika, önceden terör örgütlerine verdiği her türlü desteğin bilinmesine rağmen gizliyordu. Şimdi ise terör örgütlerine desteği gözümüzün içine sokarcasına açıkça gövde gösterisi yaparak veriyor. Peki Amerika, İngiltere, Rusya, İsrail, Almanya, Vatikan, Fransa, İsveç ve daha bir çok ülke, terör örgütleri PKK ve Suriye uzantısı olan PYD'ye ne için ağır silahlar veriyor? Elbette Hepimizin bildiği gibi ülkemizin bölünüp parçalanması ve Kürt devletinin kurulması için veriyor. Amerika bu terör örgütlerine son 6 ayda tam 4 bin TIR dolusu silahı gözümüzün içine sokarcasına konvoylar eşliğinde törenlerle PYD'ye veriyor. 

Şov yaparak silah gönderdiler 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler zirvesi için gittiği New York'ta Trump'ın yüzüne karşı yaptığı konuşmada, “Neden DEAŞ'la mücadele bahanesiyle terör örgütü olan PKK'nın Suriye uzantısı PYD'ye ağır silahlar veriyorsunuz? Terör örgütlerine bedava verdiğiniz o silahları biz sizden paramızla dahil alamıyoruz. Bu dostluğa müttefikliğe sığar mı?” dedi. Bu nasıl dostluk? Bu nasıl ortaklık? Bu nasıl müttefiklik diye sordu?  Cumhurbaşkanı Erdoğan bu sitemleri PBS televizyonunda ve Bloomberg Forum'da yaptığı konuşmada tekrarladı. Sevgili okuyucularım Cumhurbaşkanı Erdoğan, çekinmeden açıkça her yerde söylediği gibi Amerikan Başkanı'nın yüzüne karşı “Siz teröristlere, terör örgütlerine silah veriyorsunuz” dediğinde salağa yatan Trump ve Amerikan yönetimi “Aaa öylemi bunlardan haberimiz yok” cevabını veriyor. Ya, bunlar gerçekten iki yüzlü alçak münafıklar. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sitemlerine utanmadan 'aaa öylemi' derken aynı saatlerde 120 TIR dolusu son teknoloji ürünü silah ve mühimmatlar PKK'nın uzantısı YPG'ye gitti. Silah yüklü TIR'ları hem de devlet, millet düşmanı olan vatan haini alçak bebek katili Abdullah Öcalan'ın posterinin önünden şov yaparak geçirttiler. 

Müttefikiz, dostuz laflarının içi boş 

Kardeşim kim ne derse desin içimizdeki kanı bozuk olan hainleri saymaz isek gerçekten bizim bizden başka dostumuz yok. Efendim müttefikiz, dostuz, beraber strateji belirliyoruz lafları kesinlikle içi boş laflar. Evet bundan 10 sene öncesine göre savunma sanayimiz iyi durumda. Allah'a çok şükür bugün kendi füzemizi, ağır silahlarımızı, tankımızı, gemimizi, helikopterimizi, insansız hava aracımızı üretiyoruz. İnşallah yakın zamanda uçak gemimizi ve savaş uçağımızı da üretmeye başlayacağız. Ülkemizi savunmak için bunlar yeterli değil. Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak, ülkemizin bekası için kendi nükleer silahlarımızı üretmeliyiz. Bu silah gücüne sahip olduğumuzda görün o zaman bir daha Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak için terör örgütlerine destek veren olacak mı? Ne diyeyim CENAB-I ALLAH İKİ YÜZLÜ MÜNAFIK SÖZDE DOSTLARIN ŞERRİNDEN ÜLKEMİZİ KORUSUN. ÜLKEMİZ ÜZERİNDE KİM PİS OYUNLAR OYNUYOR İSE ALLAH O PİS OYUNLARI ONLARIN BAŞINA ÇALSIN. ALLAH CÜMLEMİZE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. BU ARADA MUHARREM AYINIZ MÜBAREK OLSUN. 

okumak için tıklayın.


Bulundukları yerde geberip gitsinler  -Güneş Gazetesi


İsrail'in Ortadoğu projesini hayata geçirmek için Amerika,İsrail, İngiltere, Almanya, Avusturya, Hollanda, Rusya, Çin, Japon, İsveç, Fransa, Danimarka ve Belçika'nın istihbaratları Ortadoğu'yu bölüp parçalamak üzere DEAŞ adı altında bir terör örgütü kurdular. 

Kurdukları bu terör örgütüne doğal olarak savaşacak elaman da gerekiyordu. Sosyolojiyi ve psikolojiyi çok iyi bilen şer güçlerin ajanları, İslam ülkelerinde ne kadar cahil, bir baltaya sap olamamış veya gelişi güzel arabesk hayat yaşayan aptallar varsa çoğunu kendilerine asker yaptılar. Bu aptallar sanki İslam dinini yaşıyorlarmış, takva ehli samimi Müslümanlarmış gibi şeriat devleti kurmaya kalkışıyorlar. Güya şeriat devleti kurmak için DEAŞ'a katılan bu aptalların içinde bulunanların hepsi de öyle okumamış cahiller değil.DEAŞ'a eşiyle çocuğuyla katılan okumuş ilim irfan sahibi olmuş çok sayıda aptallar da var. Bu aptallar, İslam dünyasına düşman olan ajanların telkiniyle kameraların önünde insanların başını kesti. 

Türkiye'ye dönmek istiyorlar 

Kendilerinden olmayan veya DEAŞ terör örgütüne destek vermeyen Müslümanları vahşice öldürdüler. Müslümanların içine fitne soktular. Dünya'ya islam dinini terör diniymiş gibi, Müslümanların hepsini de terörist gibi gösterdiler. Şimdi ise Ortadoğu'daki görevi yavaş yavaş son bulan DEAŞ'ın başındaki ajanlar, kendilerine verilecek bir başka görev için beklemede kalacak. DEAŞ'ın kandırdığı aptalların bir kısmı çatışmalarda geberirken bir kısmı da dazlak gibi ortada kaldı. Gazetelerde okuduğuma göre Türkiye'den DEAŞ'a katılan aptal militanlar, tekrar Türkiye'ye geri dönmek istiyorlarmış. Ben de 'hayır kesinlikle bu caniler Türkiye'ye geri dönemezler' diyorum. Çünkü onlar birer terörist oldukları için Türkiye'ye dönmemelidirler. 

Kim hangi çöplükte dolaşıyorsa 

Sevgili okuyucularım güzelim ülkemiz 40 yıldır PKK terör örgütüyle  mücadele ediyor. Son yıllarda DEAŞ denen terör örgütüyle de mücadele etmekte. Bugüne kadar ülkemiz terörden dolayı 600 milyar dolardan fazla para harcadı. Ayrıca teröristler, 40 yıl boyunca on binlerce asker, polis ve masum insanımızı kalleşçe şehit etti. Eğer hükümet, birilerinin telkinine ve basının ajitasyon haberlerine kanıp Irak'ta DEAŞ saflarında çarpışan 400 kişiyi Türkiye'ye sokarsa işte o zaman kendi ayağımıza kurşun sıkmış oluruz. Allah muhafaza o 400 kişi ülkemize gelirse biliniz daha sonra başka terör olaylarına karışır. “Peki Hocam ya ne olacak o insanlar? Bu insanlar kandırılmış olamaz mı?” diyenlere cevabım şu: Kim hangi çöplükte dolaşıyorsa o muameleyi görür. Bir insan paranın ne olduğunu ve ne işe yaradığını biliyorsa o insan saf değildir. Ayrıca Kandırıldıklarına kesinlikle inanmıyorum. DEAŞ'a katılan bu caniler, Türkiye'de Irak'ta Suriye'de, Yemen'de, Somali'de ve bir çok islam ülkesinde binlerce masumu nasıl öldürdülerse onlar da aynı şekilde oralarda gebermeli. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZ KULLARINA VERDİĞİ AKIL NİMETİNİ İYİ KULLANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH İNSAN ÖLDÜRENLERİN VATANINA MİLLETİNE HAİNLİK YAPANLARIN CEZASINI AHİRETTE VERECEĞİ GİBİ, İBRETİ ALEME NASİHAT OLSUN DİYE BU DÜNYADAN GÖÇMEDEN BİZLEREDE GÖSTERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Ne şeriatı, Avrupa'ya şeriat mı geldi?  -Güneş Gazetesi


Kadıköy'de bir alışveriş merkezinde dolaşırken kadının biri yanıma gelerek, “Hocam, sizi görmek ne güzel valla hiç yaşlanmamışsınız. Ekranda sizi izliyoruz ama doğruyu söylemek gerekirse ekrandan daha genç duruyorsunuz” dedi. Teşekkürlerimi ilettikten sonra kadıncağız tekrar, “Hocam, Allah aşkına şeriat mı geliyor?” dedi. Şaşkınlık içinde kadıncağıza, “Hayırdır ne şeriatı, nereden çıktı şimdi bu şeriat meselesi” diye sordum? Kadın, “Ne bileyim baksanıza artık evlenecek olanların nikahlarını müftüler imamlar kıyacakmış bu şeriat değil mi?” diye devam etti.

Gülerek kadıncağıza, “Ablacığım sanırım art niyetli ve hükümete muhalif olan kişilerin sosyal medyadaki yorumları sizi etkilemiş, yad a konuyu iyice araştırmadınız” dedim. Kadıncağız, “Hocam ne bileyim valla her kafadan bir ses çıkıyor, artık kime İnanacağımızı da bilemez olduk” diye karşılık verdi. Gerçekten her kafadan ses çıktığı ve bilhassa hükümete muhalif olanların konuyu saptırdığı için toplum kime inanacağını bilemez oldu.

Sosyal medya kafa karıştırıyor

Sosyal medyada da abuk sabuk, yalan yanlış iftiralarla insanların kafasını iyice karıştırıyorlar. Tabi şüpheye düştüğümüz konuları iyice anlamak için biraz okuyup araştırmakta yarar olacaktır. Sevgili okuyucularım Cenab-ı Allah yuva kurmak isteyen herkese hayırlı kısmetler nasip etsin. Allah yeni evlenen evlatlarımıza hayırlı evlatlar nasip etsin. Yanılız hükümetin çıkardığı müftülerde nikah kıyma yetkisiyle ilgili düzenleme ülkemize şeriat geleceği anlamına gelmez. Kardeşim ülkemizde yaşayan azınlıktaki Yahudi ve Hristiyanlar, kendi din adamlarına nikahlarını kıydırırken veya Avrupa'da papaz ve hahamlar nikah kıyarken bizde, yüzde 90'nı Müslüman olan bir ülkede müftüler neden nikah kıymasın? Yıllardır Avrupa'da papazlar veya Haham'lar nikah kıyarken Avrupa'ya şeriat gelmedi de bizim müftüler nikah kıydığında mı şeriat gelecek?

İsteyen belediyede kıydırsın

Avrupa'da, Amerika'da veya başka hristiyan ülkelerde papaz ve haham, kendi dini mabetlerinde nikah kıydıktan sonra evrakları hemen belediyeye gönderirler. Bizde de bugün nasıl ki evlendirme memuru nikah kıymadan önce tarafların evli olup olmadığına, evliliklerinde bir sakınca var mı yok mu diye bakıyorsa, müftüler de aynı işlemleri yaparak nikah kıyacaktır. Müftüler kıydıkları nikahın belgesini daha sonra belediyeye teslim edecek. Müftülerin kıyacağı nikah, Kur'an-ı Kerim okunarak dualar eşliğinde yapılırsa çok da güzel olur. Ha isteyen kişi istiyorsa gidip belediyede nikahını kıydırabilir. Çıkan bu yasaya ideolojik olarak bakmayı bir kenera bırakalım. Yıllardır çocuk gelin istismarının, nikahsız yaşamaların, zinanın önüne geçmek için de bu yasanın çıkması bence hayırlı olmuştur. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH HERKESE EŞİYLE, ÇOCUKLARIYLA YUVASINDA HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH ANASINA, BABASINA, DİNİNE, DEVLETİNE VE MİLLETİNE HAYIRLI EVLATLAR NASİP ETSİN. ALLAH AİLE BÜTÜNLÜĞÜMÜZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH EVLATLARIMIZI ŞERLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Kürt devletine razı etmek için saldırıyorlar  -Güneş Gazetesi


Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'nin 25 Eylül'de yapmak istediği bağımsızlık referandumu şimdiden bölgede krize neden oldu. Hatta uzmanlar, “Eğer Barzani, durdurulmaz ve 25 Eylül'de referanduma giderse biliniz ki referandumdan bir gün sonra büyük bir savaş kaçınılmaz olur” diyor. Barzani'nin 25 Eylül'de referanduma gidip gitmeyeceğini ve sonraki gün neler yaşanacağını hep beraber göreceğiz. Öyle sanıyorum ki Barzani'nin referanduma gitmesinin sebeplerinden biri de Kürt devletinin kurucu lideri olmak. Barzani'nin arkasında büyük Ortadoğu projesinin sahibi olan İsrail var. Barzani'nin ve referandumun arkasında olduğunu söyleyen İsrail, “Kurulacak olan Kürt devletini ilk tanıyan biz olacağız” diyor.

Bazıları da diyor ki, “Efendim Irak, Kürt devletine asla müsade etmez.” Kardeşim kim takar Irak'ı? Irak gerçekten Kürt devletine karşı çıkmış olsaydı, zamanında Kürt bölgesel yönetimine müsade etmezdi. Sevgili okuyucularım kurulmak istenen Kürt devleti meselesi aslında bir yahudi meselesidir.

İsrail Barzani'yi bugünler için yetiştirdi

Barzani'yle görüşmelerimde her defasında başlarında Kippa'ları olan Yahudileri görürdüm. Şeytan bakışlı gözleriyle o Yahudiler, sanki sarayın içinde ev sahibi gibiymiş gibi davranıyorlardı. O an içimden, “Allah fırsat vermesin ama eğer bir gün bu bölgede Kürt devleti kurulacak olursa, kesinlikle kurulucak olan devletin ismi Kürt devleti olsa bile aslında yeni bir Yahudi devleti kurulmuş olur” dedim.

Öyle gözüküyor ki şer güçler, Kürt devleti adı altında yeni yahudi devletini yakında kuracaklar gibi. İsrail 1960 yılından beri bu projeyi hayata geçirmek için uğraşıyor. İsrail istihbaratı Mossad, 1960'lı yıllardan bugüne kadar Barzani ailesini ve Mesut Barzani'yi bugünler için yetiştirdi.

Ortadoğu'da Irak ve Suriye'deki yaşanan iç savaşın sebebi kesinlikle kurulmak istenen Kürt devletinin alt yapısı. Irak'ta, Suriye'de Müslümanları zalimce öldüren DEAŞ terör örgütü de bugünler için var oldu. DEAŞ denen terör örgütü, aslında İsrail, Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda, Rusya, Çin, Japon ve daha bir çok ülkenin istihbaratçılarından oluşan sözde terör örgütüdür. Amerika yıllardır sözde DEAŞ'la mücadele adı altında PKK'nın Suriye kolu olan PYD'ye ağar silahlar veriyor.

Saldırıların arkasında FETÖ var

Amerika bu silahları kurulması istenen Kürt devleti için veriyor. Devletini milletini seven bizler, aklımızı başımıza alalım ve pis oyunlara karşı çok uyanık olalım. Bakınız son yıllarda Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a Amerika, Almanya, ve Avrupa tarafından yapılan saldırıların altında kurulması istenen Kürt devleti olayı var. Yani Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ı Kürt devletinin kurulmasına razı etmek için ellerinden gelen tüm şerefsizliği pisliği yapıyorlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı gözden düşürmek ve yıpratmak için her türlü pisliği yapan bu şer güçler, önümüzdeki günlerde pisliklerine devam edeceklerdir. Almanya Türkiye'ye sıkıntı vermek için ekonomik ambargo uygulayabilir.

Bu pisliklerin arkasında CIA ve Mossad olduğu gibi Amerika'da, Almanya'da ve bir çok ülkede faaliyet içinde olan FETÖ'cü hainlerin lobi çalışmaları da var. Derim ki millet olarak bizler İsrail'in büyük Ortadoğu projesini engelleyen, bizim topraklarımızın da içinde olduğu Kürt devleti kurulmasına engel olan, kimseye muhtaç olmadan kendi ayakları üzerinde durması ve ülkemizin bekası için kendi silahını,tankını, insansız hava aracını, savaş gemisini, askeri uçak gemisini, helikopterini, savaş uçağını, üreten, şer odakların oyununu bozan Cumhurbaşkanımızı yalnız bırakmayalım.

Tekrar söylüyorum Amerika'nın, Almanya'nın ve diğer Avrupa ülkelerin Erdoğan düşmanlığının altında, kurulmak istenen Kürt devletine razı edilmesi olayı var. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE VE MİLLETİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUN OYNAYANLARI HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE CÜMLEMİZE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Tanrıkulu'nun sözlerine PKK ve FETÖ'cüler destek veriyor  -Güneş Gazetesi


Terör örgütü PKK'nın hamisi HDP ile ittifak arayışına giren CHP'yi rahatsız eden İnsansız Hava Aracı (İHA) ve Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) terör örgütlerini dünyaya geldiklerine pişman ediyor. SİHA ve İHA'ların desteği ile başlatılan operasyonlarda teröristler havadan kontrol edildiği için hareket etme ve yer değiştirme imkanı bulamayan, bulundukları yerden hem havadan hem de karadan kuşatma altına alınan teröristler kaçma imkanı bulamadıkları için geberiyorlar.

Başarılı operasyonlara imza atan güvenlik güçlerimiz Allah'a çok şükür SİHA ve İHA sayesinde şehit vermeden operasyonlarını tamamlıyor. Yalnız teröristlere karşı yürütülen bu başarılı operasyonlardan rahatsız olanlarda var. En başta kalleş, kanı bozuk, devlet vatan ve millet düşmanı olan şerefsiz terör örgütü PKK, PKK'nın siyasi kanadı HDP, PKK'ya destek olan ülkeler olduğu gibi CHP de PKK'ya yapılan operasyonlardan rahatsız. Hani siyasiler ve medya tarafından çok sık PKK tarafından CHP'den millet vekili yapıldığı ve PKK'nın CHP'deki temsilcisi olduğu idda edilen CHP'nin İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu var ya, işte o, PKK'ya yapılan operasyonlardan çok rahatsız olmuş.

Yargı elbette hesap sorcak

Terör örgütleriyle canı pahasına mücadele eden güvenlik güçlerimizi eleştiren ve terör örgütü PKK'ya destek verircesine açıklamada bulunan Tanrıkulu'na elbette yargı hesap soracak. Peki Sezgin Tanrıkulu'nun güvenlik güçlerimizi eleştiren sözlerine hiç mi kimse destek olmuyor? Sezgin Tanrıkulu'nun sözlerine başta kendi partisi CHP olmak üzere HDP ve FETÖ'cüler destek veriyor. Sevgili okuyucularım Amerika, İsrail, İngiltere, Avrupa, Rusya, Vatikan ve NATO tarafından ülkemizin bölünüp parçalanması için desteklediği kanı bozuk, devlet, millet, din düşmanları FETÖ, PKK, DEAŞ, PYD, YPG, içeride veya dışarıda ne kadar terör örgütü varsa inşallah hepsi de hak ettikleri cezayı mutlaka alacak. Güvenlik güçlerimiz o hainleri analarından doğduğuna bin pişman edecek.

Yeterki birbirimize sahip çıkalım

O hainler hayallerinde yenik düşerek geberip yok olacaklar. Yeterki bizler millet olarak şer güçlerin oynuna gelemeyerek tahriklere kapılmadan, din, dil, ırk ayrımı yapmayarak bir birimize sahip çıkalım. Yeterki bizler her daim devletimizin hükümetimizin yanında olalım. Yeterki bizler sosyal medya denen şer dünyasının fitne ve fesatlığına kanmayalım. Sonra gerisini Allah'ın izniyle devletimiz ve güvenlik güçlerimiz halleder. Siyasi dokunulmazlık zırhına güvenip terör örgütlerine destek veren, terör örgütlerinin ağzıyla konuşan Tanrıkulu mutlaka mahkemelere hesap verecek. Ayrıca Sezgin Tanrıkulu'na derim ki ey Sezgin Tanrıkulu şunu çok iyi bil ki, Amerika'ya, Avrupa'ya, Rusya'ya, Vatikan ve NATO'ya güvenerek, ne kadar hainlikler yaparsanız yapın, ne kadar terör örgütlerine destek olursanız olun hiç bir zaman Türkiye Cumhuriyeti'ni ve bu milleti bölemeyeceksiniz. Ne diyeyim İÇİMİZDE NE KADAR DEVLET VE MİLLET DÜŞMANI VARSA ALLAH HEPSİNİ HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Bence danışıklı dönüşüklü bir oyun  -Güneş Gazetesi


Hatırlarsanız Amerikan başkanı Trump'ın Ortadoğu ziyareti sonrasında ortada hiç bir sebep yokken Suudi Arabistan'ın başını çektiği Mısır, Birleşik Arap Emirliği, Bahreyn ve bir kaç ülke Katar'a ambargo koymuşlardı. Hatta bu ülkeler Katar'a saldıracaklarını bile söylediler. Dünya şaşkınlık içinde, “Allah Allah Ortadoğu'da neler oluyor? Yoksa Ortadoğu'da yeni bir savaş mı çıkacak” diye düşünmeye başlamıştı. Bilhassa yatırımcılar ve bölge halkı Ortadoğu'da olup biteni endişe içinde takip etti. Türkiye hemen ambargodan etkilenmesin diyerek Katar'a uçaklar dolusu gıda ve ihtiyaç malzemeleri gönderdi. Sonradan anlaşıldı ki Amerikan Başkanı Trump, Ortadoğu ziyareti sırasında Suudi Arabistan'a tam 380 milyar dolarlık silah satmış. Krizin başlamasıyla Trump, Bu sefer Katar'a 50 milyar dolarlık silah sattı. Silah satışlarından sonra Amerikan Başkanı Trump, Suudi Arabistan Kralı'na, “Sakin olun, Katar'a uygulanan ambargoyu hafifletin ve krizi bitirin” çağrısında bulundu.

Krizi Cumhurbaşkanı Erdoğan bitirdi

Ancak asıl krizi bitiren kişi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dır. Ortadoğu'daki kriz Cumhurbaşkanı Erdoğan'nın gayretiyle bitmiştir. Son aylarda dünya yine bir başka krizin şaşkınlığında. Ne hikmetse Trump göreve geldikten sonra Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Amerika'ya kafa tutmaya başladı. Kim Jong-un Amerika'ya göz dağı vermek için neredeyse her hafta füze denemesi yapmaya başladı. Kim Jong-un, son olarak hidrojen bombası denedi ve doğal olarak hidrojen bombasının patlamasıyla 6.3 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Belki şimdi yapacak olduğum tespit kimilerine komplo teorisi gibi gelebilir. Ancak bana öyle geliyor ki kuzey Kore ile Amerika arasındaki bu kriz, gizli danışıklı dövüş olabilir. Çünkü Amerika Ortadoğu'yu sömürdüğü gibi yıllardır Güney Kore ve Japonya'yı kuzey Kore korkusuyla sömürüyor. Ticareti çok iyi bilen Amerikan Başkanı Trump, Kuzey Kore krizinin başlamasıyla birlikte Güney Kore ve Japonya'ya da ağır silahlar ve füze satmaya başladı. Bana göre yaşanan bu krizin sonunda kuzey Kore ve Amerika arasında bir savaş söz konusu değil.

Milyonlarca insan öldü

Söz konusu olan sadece ticaret silah satmak ve Amerika'nın ekonomisini güçlendirmektir. Kardeşlerim şer güçlerin pis oyununa gelen Ortadoğu yöneticilerinden dolayı milyonlarca insan ölmüştür. Milyonlarca insanın ölümünün, milyonlarca insanın evini barkını, işini gücünü bırakıp başka ülkelerin şefkatine sığınmalarının asıl sebebi ekonomik ve siyasi çıkarlardır. Bilhassa biz Müslümanlar Allah'ın verdiği akıl nimetini çok iyi kullanalım ve ehli küfrün şer güçlerin oynuna gelmeyelim. Aksi taktirde aklımızı kullanmayıp ehli küfrün, şer güçlerin oynuna gelerek bir birimizden uzaklaşır isek bilinizki o küfür topluluğu biz Müslümanları yer yüzünden silecektir. Haçlı zihniyeti ülkeler bunun için çalışıyor. İslam ülkelerinin ayakta kalabilmesi ve şer güçlere karşı koyabilmek için birlikte hareket edip kendi ekonomisini güçlü kılmalıdır. İslam ülkeleri Kendi silahını, kendi füzesini hatta kendi atom bombasını bile yapmalıdır. İslam ülkelerinin çoğu liderinin ipi İsrail'in, Amerika'nın, İngiltere'nin elinde olduğu için mümkün değil. Bu liderlerin çoğu bir yerlerinden korktukları için yapılan zülümlere katliamlara ses çıkaramıyor. İsrail'in Amerika'nın Rusya'nın ve İngiltere'nin talimat ve fitnesiyle hareket eden o liderler, zamanı geldiğinde ehli küfür millete güvenilmeyeceğini anladıklarında yandım Allah diyecekler ama iş işten geçmiş olacak. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH TÜM MÜSLÜMANLARI HATTA TÜM İNSANLIĞI ŞERLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DÜNYADA FİTNE YAYAN, MÜSLÜMANLARI VE TOPLUMLARI BİR BİRİNE DÜŞÜREN FİTNECİLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


FETÖ mağduru pilotlar görevlerine iade edilsinler  -Güneş Gazetesi


Ankara cumhuriyet Başsavcılığı'nca FETÖ'nün GATA'daki yapılanmasıyla ilgili hazırlanan iddianamede neler var neler. 104 FETÖ'cü hakkında hazırlanan iddianamede, hasta olmamalarına rağmen FETÖ mensubu doktorlar tarafından elenmeleri için tansiyon ilacı yazılan pilotların ifadeleri şoke etti. Müşteki sıfatıyla ifadesi alınan pilot Gürkan T, “Kardiyoloji muayenesine başlamadan önce tansiyonum 12'ye 8'di. Doktor Şevket Balta ile yaptığım görüşmede bana iki ay boyunca kullanmam için ilaç verdi. İki ay sonra tekrar kontrol için gelmemi söyleyen doktor Şevket Balta, bana tekrar yüksek tansiyon ilacı yazmış. Halbuki ben yüksek tansiyon hastası filan değilim” diyor.

Yani FETÖ'cü doktor hiç bir rahatsızlığı olmayan birini, hasta edebilmek için elinden gelen tüm hainliği yapmış. Bunun gibi çok sayıda daha vakalar var. Peki FETÖ'cü doktorlar ne için bu pisliği yaptı biliyor musunuz? Kendi elamanlarına yer açabilmek için bu pisliği yaptılar.

İnsanların hayatını kararttılar

Kendilerinden olmayan pilotlara muayene esnasında, “Senin kalbinde büyüme var, kalbindeki damarlar gevşemiş, yüksek tansiyon hastası olmuşsun” diyerek başarılı pilotların TSK'dan ayrılmalarına neden olmuşlar. Bu vicdansızlık ve hainlik sadece pilotlara değil, devletin diğer birimlerinde de aynı sahtekarlıkları yaptılar. Kendilerinden olmayan kişilere 'hasta' diye, 'gayrı meşru hayat yaşıyor, zina yapıyor, rüşvet alıyor, ajanlık yapıyor, sapık ilişkileri var veya alkolik' diyerek insanların hayatını karattılar. Yine Kendi uydurdukları Balyoz, Ergenekon, Oda Tv, operasyonlarıyla adeta Türk Silahlı Kuvvetleri'nin köküne dinamit koydular. Türkiye Cumhuriyeti'nde Genelkurmay başkanlığı, kuvvet komutanlığı yağmış olan komutanları hainlikle darbeyle suçlayıp hapse attılar. Yaptıkları bu sahtekarlıklarla Türk Silahlı Kuvvetleri'nde önemli yerleri tutan bu şerefsiz FETÖ'cüler, 15 Temmuz'da darbe girişiminde bulundular. Darbeye karşı çıkan yüzlerce insanımızı şehit eden ve binlerce insanımızıda yaralayan bu kanı bozuk şerefsiz FETÖ'cüler, Allah muhafaza amaçlarına ulaşmış olsalar idi İnanın bugün güzelim ülkemiz Suriye'den daha beter olurdu.

İçlerindeki kin tavan yapmış

Bugüne kadar kendilerine muhalif olan herkesi öldürürlerdi. Geçmişte olduğu gibi iş adamların malına konarlardı. “Peki Hocam, şimdi FETÖ'cüler devletin içinden temizlendi mi? Rahat olalım mı?” diye sorarsanız 'hayır temizlenmedi rahat olamayız' derim. Çünkü bu münafık ve fasıklar, kendilerini saklamayı takiye yapmayı çok iyi bildikleri için henüz temizlenmedi. Sevgili okuyucularım derim ki, pis oyunlar ve entrikalarla görevinden uzaklaştırılan FETÖ mağduru pilotlar tekrar incelenip göreve döndürülmelidir. Ayrıca çok iyi takiye yapan, çok iyi yalan konuşan, akılları şeytanlığa çok iyi çalışan, devletin içinde kendilerini saklayabilmek için alkol alan, fuhuş yapan, Bukalemun gibi her ortama ayak uyduran bu FETÖ'cülerle, devletimiz veya hükümetimiz çok iyi mücadele etmeli. Yani bu terör örgütü için tek tip mücadele yerine daha detaylı mücadele edilmeli. Yoksa Allah muhafaza tekrar palazlanırlarsa 15 Temmuz'dan daha beter günleri yaşarız. Çünkü 15 Temmuz'da amaçlarına ulaşamayan bu hainlerin içinde kin ve nefret iyice tavan yapmış olduğunu düşünüyorum, benden söylemesi. Ne diyeyim CEANAB-I ALLAH KÖTÜLERE FIRSAT VERMESİN. ALLAH MİLLET OLARAK CÜMLEMİZİ MÜNAFIKLARIN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Şer cephesinin sosyal medya oyunu  -Güneş Gazetesi


Bir gurup esnafla oturup çayımızı içerken doğal olarak gündeme dair konular üzerine de sohbet ettik. Sohbet esnasında birden, “Hocam, 2019 yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimi ne olur diye” bir ses duydum. Tebessüm edip soruyu geçiştirerek “2019'a daha çok zaman var” dedim. Çayı yudumlarken esnafın biri, “Hocam, valla öyle gözüküyor ki 2019 seçimleri biraz sıkıntılı olacak gibi. Sosyal medyada gençleri etkileyebilmek için Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a karşı müthiş karalama kampanyaları yapılıyor. Öyle yalan yanlış iftiralar, karalamalar yapıyorlar ki bilmeyen biri 'acaba mı' der” deyince, adamcağızın yüzüne baktığımda biraz endişe ve hüzün gördüm. Adamcağız tekrar hüzünlü bir ses tonuyla, “Hocam yazık olur bu ülkeye yazık” diyor.

Fitne ve fesat yuvası

Ben sosyal medyadan anlamam. Hatta sosyal medyanın bir fitne ve fesat yuvası olduğunu düşünüyorum. Tabi ki şer güçler İsrail, Amerika, Avrupa, Rusya, Vatikan ve NATO'nun ülkemizi bölüp parçalamak için kullandığı FETÖ, PKK, PYD, YPG, DEAŞ ve içimizdeki kanı bozukların pis oyunları sosyal medya üzerinde de olsa devam ediyor. Bence hükümet, “Dünya, Amerika, Avrupa ne der” endişesini bir kenara bırakıp şu Twitter, Facebook ve diğer sosyal medya ağlarını ülkemizin bekası için kapatmalı veya sıkı kontrol altına almalı. Hatırlarsanız Ortadoğu'da ve Türkiye üzerinde hesabı olan şer güçler, Arap baharı adı altındaki operasyonlarını sosyal medya üzerinden yürütmüşlerdi. Türkiye'de hükümete karşı gezi ayaklanmaları yine sosyal medya üzerinden gerçekleşmişti deyince sohbet ettiğimiz esnaflar, “Hocam, haklısınız kesinlikle sosyal medya ülkemizin bekası için kapatılmalı” dediler.

Ülkemiz için tek yürek olmalıyız

Sevgili okuyucularım Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkemiz üzerinde şerefsizce oynanan pis oyunları bildiği için, sık sık, “Tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak” diyor. Kefenini giyip Ülkemizin bekası için mücadele eden Cumhurbaşkanı'na sosyal medya üzerinden yalan yanlış iftiraları CHP'liler, FETÖ'cüler, PKK'lılar, PKK'nın siyasi kolu olan HDP ve yabancı ülke ajanları atıyor. Kardeşlerim ülkemizin bekası için ideolojilerimizi bir kenara bırakarak tek yürek olmalıyız. Amaçları Türkiye Cumhuriyeti'ni bölüp parçalamak olan kanı bozuklara, ahlaksız, şerefsizlere sakın inanmayın. Kalben söylüyorum eğer bugün devletin başında Cumhurbaşkanı Erdoğan olmasın inanın, Türkiye Cumhuriyeti devleti, kanı bozuk satılmış hainler tarafından çoktan bölünüp parçalanırdı. Sonra bu kanı bozuk şerefsiz vatan, devlet, millet, din düşmanlarına gün doğar. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH HİÇ BİRİNE FIRSAT VERMESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE, DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN, FİTNE VE FESATLIĞA GELMEDEN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Katliamların arkasında Avrupa ülkeleri var  -Güneş Gazetesi


Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi bizim ülkemizde de Budizme ve Budist rahiplere karşı sempatisi olanlar var. “Müslüman olup da Budizme ve Budist rahiplere sempati duyanlara bu ilgi nereden geliyor? Budizm bir din olmadığı halde neden bir dinmiş gibi kabul ediyorsunuz? Bir Müslüman olarak camiye gidip bir hoca efendiyle sohbet ettiniz mi? Veya Müslüman olarak İslam dinini araştırıp okudunuz mu? Veya hakkıyla İslam dinini yaşamayı hiç denediniz mi?” diye soruyorum.

Aldığım cevaplar hep aynı şımarılıklık içinde “Hocam, Budizmde hümanist düşünceler var, Budizm inancına göre bir insana zarar verilmek yok, Budizmde hep iyi düşünceler, insana saygı ve yardım etmek var” diyorlar.

Be ahmaklar, Müslüman olmanıza rağmen İslam dininden hiç haberdar değilsiniz ki. İslam dinini öğrenmiş ve yaşamış oysaydınız kesinlikle Budizm diye bir felsefeye kapılmayacaktınız veya pis iğrenç Budist rahiplerin peşinden koşmayacaktınız.

Kardeşim, asıl insana kıymet veren, insanlara ve tüm canlılara iyiliği emreden İslam dinidir. Diyorsunuz ki “Budizmde insana saygı var, hümanistlik var, hep iyilik var” öyle mi?

Be ahmaklar, Arakan'da son bir hafta içinde beş bin Müslümanı öldürenler kim? Üç yaşındaki Arakanlı Müslüman çocuğa eziyet edip yakan kim? Arakan'da insanların üzerine benzin döküp yakan, evlerini ateşe verenler kim? Kim biliyor musunuz? O hayran olduğunuz Myanmar'ın pis iğrenç tebessümlerinin hümanistliklerinin altında şeytanlık yatan Budist rahipler.

Sevgili okuyucularım, Myanmar'ın Arakan eyaletinde Müslümanlar, ordu ve Budist rahipler tarafından acımasızca katledilip öldürülüyor. Budist rahiplerin Arakanlı Müslümanlara şerefsizce, adice yaptığı katliamlara,Türkiye'den başka ses çıkaran yok. Amerika, Birleşmiş Milletler, Batı ve İslam dünyasından da ses yok. Zaten bu katliamların arkasında Avrupa ülkeleri var.

Avrupa ülkelerine sırtını dayamış olan Myanmar'ın sözde Nobel Barış Ödülü sahibi Devlet Başkanı Suu Kyi, Arakanlı Müslümanların ölüm emrini verdi. Dünya kamuoyunda artan tepkiler üzerine toplanan Birleşmiş Milletler, Myanmar'daki vahşeti sadece kınadı. Çünkü ölen, zulme uğrayan, evi barkı yakılan, zorla topraklarından göç ettirilenler Müslüman olduğu için cılız bir ses tonuyla kınadılar.

Ey Birleşmiş Milletler, Arakan'da öldürülenler Müslüman olduğu için mi cılız ses tonuyla zulmü kınıyorsunuz? Ya öldürülenler Hristiyan olsalardı, nasıl bir tepki gösterecektiniz? Yazıklar olsun size yazıklar. Hadi diyelim ki Hristiyan alemi Arakanlı Müslümanların katliamlarına ve öldürülmelerine seyirci kalıyor. Peki ya İslam dünyası? Ne yazık ki Türkiye haricinde hiçbir İslam ülkesinden ses çıkmıyor. Onlara da yazıklar olsun.

İslam ülkelerinin kral, emir ve sultanları saltanattan şaşalı hayattan kopup başka ülkelerde Müslümanların durumu nedir diye ne sorarlar ne de görürler. Dediğim gibi şaşalı hayat onların ayaklarını yerden kesmiş gözlerini kör etmiş. Bakalım Arakan'da ve dünyanın diğer yerlerinde Müslümanlara karşı yapılan katliamlara, ölümlere seyirci kalmanın hesabını ahirette nasıl verecekler.

Allah aşkına ne olur biz Müslümanlar Allah için birbirimizi koruyalım artık. Biz Müslümanlar, birbirimize karşı katranlaşmış kalplerimizi yumuşatalım artık. Biz Müslümanların ehli küfür tarafından çile, sıkıntı, ölüm ve katliamlar artık kaderimiz olmamalı.

Ne diyeyim CANABI ALLAH MÜSLÜMANLARA KATLİAM YAPAN, ÖLDÜREN MYANMARLI KATİLLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DÜNYADA YAŞAYAN TÜM MÜSLÜMANLARI ŞER GÜÇLERİN PİS OYNUNDAN KORUSUN. ALLAH MÜSLÜMANLARI BİRLİK İÇİNDE TUTSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. AMİN.

okumak için tıklayın.


İşte toplum böyle bozuluyor  -Güneş Gazetesi


Daha önceki bir yazımda televizyon ve gazete haberlerinin insanların psikolojisini nasıl bozduğunu yazmıştım. Henüz değişen bir şey olmadığı gibi yine kim kimi öldürmüş, kim kimi kaçırmış, kim kimi taciz etmiş gibi insan psikolojisini bozacak yayınlar yapılmakta.

Kan dondurucu haberler yetmiyormuş gibi, şimdi televizyon programlarında başka facialar yaşanıyor. Evlilik programları yaz tatiline girince yerine başka yeni programlar başladı. Yayınlanan yeni programlarda, geçmişte birbiriyle husumeti olan insanların, kapanmış bitmiş meselelerini yıllar sonra tekrar reyting için canlı yayına taşıyorlar. Televizyonda yayınlanan bu programlar adeta kin, nefret ve düşmanlığını tazeliyor. Yayına çıkıp mağduru oynayan kadın veya erkeklerin tehdit, hakaret, küfürlü sözleri 'yeter be artık ne oluyoruz' dedirtiyor. Zaten Özellikle programcılar, reyting için mağduru çok iyi oynayabilecek kadınları yayına çıkarıyor. Hatta yayına çıkardıkları kişiler daha önce pek çok defalar bir başka televizyon programlarında boy göstermiş olan kişiler.

Yıllarca arayıp sormamış

Bakın Sahte göz yaşlarıyla mağduru oynayan kadının biri, yıllardır çocuğunu aramamış sormamış nasıl aklına geldiyse birden çocuğunu görmek istemiş! Ayrıca çocuğunu görmek için çocuğunun yaşadığı yere değil, televizyon programını tercih etmiş. Sunucunun tahrikleri ve ısrarları sonucu canlı yayına bağlanan eski kocaya kadın öyle ağır sözler sarf etti ki içimden 'Allah kimseye böyle kadın nasip etmesin' dedim. Yayına bağlanan koca suçlamalar karşısında ne konuşacağını bilemez halde, “Ya kardeşim, bu kadınla yıllar önce ayrıldığımızda çocuğunu özellikle bakmak istemediği için mahkeme bana verdi. Yıllar sonra çocuğunu görmek istiyorsa gelsin görsün. Ben çocuğunu görmek istedi de ona göstermemezlik yapmadım ki” diyor. Yıllar önce kapanmış meselelerin tekrar ekranlarda konuşulması fitneliğin, fesatlığın, düşmanlığın pekiştirilmesinden başka bir işe yaramaz.

Rtük bunları görmüyor mu?

Sevgili okuyucularım soruyorum RTÜK ne işe yarar? Toplumun güvenini sarsan, insanları birbirine düşman eden, iftiraların havada uçtuğu bu rezil programları RTÜK görmüyor mu? Kardeşim bu programlar ve diziler sayesinde uyuşturucu kullanımı, alkol tüketimi arttı, zinalar arttı, birbirimimize güvensizliğimiz, kin ve nefret duyguları arttı. Herhangi sıkıntılı bir durumda, hemen, “Aman Allah'ım ne oldu bu insanlara, neden böyle olduk, acaba kıyamet mi kopacak” gibi sözler sarf ediyoruz. Kardeşim tekrar söylüyorum insanların bozulmasının, kötülüğe bulaşmasının tek sebebi televizyon programları, televizyon dizileri ve medyadır. Ne yazık ki bizler de toplum olarak kötü olan her şeyi eleştiriyoruz eleştirmesine de, maalesef eleştirdiğimiz tüm pisliklere ne yazık ki yine toplum olarak bizler pirim veriyoruz. Allah aşkına samimi olalım samimi. Eğer böyle gidersek bilinizki aile kavramı diye bir şey kalmayacak. Sokakta sıkıştığımızda, 'yardım edin' diyebileceğimiz insan bulamayacağız. Hükümete ve RTÜK'e sesleniyorum, hemen derhal televizyonlarda toplumun ahlakını bozan, insanların arasına fitne sokan, insanların birbirine olan güvenini sarsan, kendilerini hakim savcı yerine koyan tüm programları yayından kaldırın. Aksi taktirde büyük vebal içinde olursunuz benden söylemesi. Ne diyeyim, CENAB-I ALLAH TOPLUM OLARAK CÜMLEMİZİ FİTNE VE FESATLIKLARDAN KORUSUN. ALLAH TOPLUMDA FİTNE YAYMAK İSTEYEN ART NİYETLİ KİŞİLERE HİDAYET NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Bayramı bayram gibi yaşayalım  -Güneş Gazetesi


İki gün sonra Kurban Bayramı'na kavuşacağız. İnşallah millet olarak bayramı kazasız belasız huzur içinde geçiririz. İçimizdeki kin ve nefreti bir kenara bırakıp bayrama yakışır şekilde küs olduklarımızla dahi herkesle bayramlaşmalıyız. Hayatta olmayan yakınlarımızın kabirlerini de ziyaret edip onlarla da bayramlaşmalıyız. Biliyorsunuz İslam dininde Ramazan ve Kurban Bayramı olmak üzere iki dini bayramımız var. Mübarek Ramazan ayında 30 gün orucumuzu tuttuktan sonra Ramazan Bayramı'na kavuşmuş oluruz.

Ardından Kurban Bayramı gelir. Kurban kesmenin tarihi Hz. Adem (as) dönemine kadar uzanmaktadır. Allah'ın kelamı Kur'an-ı Kerim'de, Yahudilik ve Hıristiyanlıkta da kurban kesmeye dair işaretler vardır. Kurban kesmenin önem ve faziletlerini iki kelimeyle anlatmak elbette yeterli değil. Ancak maddi durumu iyi olan her Müslüman ibadet maksadıyla Allah rızası için niyet edip kurbanını keserse biliniz ki kurban kesen kişi, bu ibadetinden dolayı hem Allah'ın rızasını kazanmış hemde Allah'a yakın olur. Allah rızası için kurban kesenler bir yıl boyunca kaza bela ve şer olan her şeyden korunur.

Kurbanı fakir fukara için kesin

Kurban kesenin maddi olarak bereketi de artar. Sevgili okuyucularım kurbanda sakın kestiğiniz kurban etlerini kendiniz için buzdolabında saklamayın. Kurbanı kendiniz için değil, hiç et yiyemeyen, evine et girmeyen fakir ve fukaralar için kesin etlerini fakir ve fukaraya dağıtın. İşte o zaman gerçekten Allah'ın rızasını kazanmış ve Allah'a yakın olmuş oluruz. Bu arada kurbanlarınızı vakıf ve derneklere bağışlamak yerine kendiniz kesin. Makbul olan kişinin kurbanını kendisinin kesmesidir. Eğer kişi kurban kesmesini bilmiyor ise o zaman kurban olacak hayvanın başında durarak uzman birine dini kurallara uygun olarak hayvana eziyet etmeden kurbanlarınızı kestirin. Tekrar söylüyorum kurbanınızı keserken hayvana sakın eziyet etmeyin. Hayvan Allah rızası için, ibadet maksadıyla kurban edildiğini hissetmelidir.

İbadete engel olmak istiyorlar

Bazıları, “Efendim benim borcum var şimdi kurban kesemem” diyor. Borçlu olan bir insan borcunu zorlanmadan ödeyebiliyor ise o kişi kesinlikle kurban kesmelidir. Dediğim gibi tüm ibadetlerde olduğu gibi kurban kesmekte samimiyetin ifadesidir. Bizi Allah'a yakın tutacak olan kurbanın eti veya akıttığımız kan değil, bizi Allah'a niyetimiz yakın tutacaktır. Bazı art niyetli olan şapşallar, “Efendim hangi çağda yaşıyoruz, hayvanlara yazık oluyor” diyerek Kurban Bayramı' nın vahşet olduğunu söylerler ama yılbaşı gecesi milyonlarca hindiyi kurban etmekten geri kalmazlar. Müslümanların kurban ibadetlerine engel olmaya çalışırlar. Halbuki o şapşallar eti gördüklerinde akbabalar gibi saldırırlar. Kebapçılardan çıkmazlar. O ruhunu şeytana teslim etmiş olan şapşalların asıl maksadı Müslümanların ibadetine engel olmak. Ne diyeyim şu mübarek bayram arifesinde Allah onlarada hidayet nasip etsin. ALLAH, HERKESİN İBADETİNİ, KURBANINI KABUL ETSİN. ALLAH, SAĞLIKLI, HUZURLU BÜYÜK AİLE OLARAK SEVDİKLERİMİZLE BİRARADA NİCE BAYRAMLARA KAVUŞMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN HAİNLERİ HELAK ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Şansı yok, çünkü millet gerçeği görüyor  -Güneş Gazetesi


Hafta sonu toplanıp sohbet ettiğim arkadaşlar, “Hocam, Meral Akşener yakında parti kuracağını açıkladı ve 2019 Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olacakmış? Hocam, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın karşısına aday olarak çıkacağını söyleyen Meral Akşener, CHP, HDP ve FETÖ'cülerden destek alır mı? Eğer bu partilerden destek alırsa sizce Meral Akşener 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanır mı” Gibi sorularla karşılaşırken yan masadan gayet şık görünümlü bir bayan, “Hocam Allah aşkına devlete millete bu kadar hainlik, pislik yapmış olan FETÖ'cülerden halen medet mi umuyorlar?” deyince Kadıncağıza tebessümle baktım.

Kadıncağız, “Ah Hocam ah bu ülke ne badireler ne sıkıntılar atlattı” dedi. Arkadaş, “Hocam valla bu hanımefendi den böyle cümleler çıkacağını hiç aklımdan geçilemezdim. Bravo valla” dedi.

Kimse boşuna heveslenmesin

Arkadaşa dönerek evladım, kadıncağız çok doğru söylüyor. Milletimiz eski Türkiye'nin milleti değil, milletimiz gerçekleri artık görüyor, güzelim ülkemiz içimizdeki kanı bozuk satılmışlar sayesinde neler yaşamadı ki. Ülkemiz neredeyse 40 yıldır şerefsiz PKK terör örgütüyle mücadele ediyor. Bu yetmiyormuş gibi ülkemizin başına FETÖ ve DEAŞ belasını musallat ettiler.

İsrail'in büyük Ortadoğu projesini hayata geçirmek için Başta Siyonizm olmak üzere İsrail, Amerika,Vatikan, İngiltere ve bazı Avrupa ülkelerinin kullandığı bu kanı bozuk terör örgütleri FETÖ ve PKK'lı hainlerin tek amacı Türkiye Cumhuriyeti'ni bölüp parçalamaktır. Sevgili okuyucularım ülkemizde demokrasi gereği herkesin seçme ve seçilme hakkı var. Elbette yıllardır siyasetin içinde olan Meral Akşener parti kurabilir. Ancak Meral Akşener'in kuracağı parti toplumdan teveccüh görmez. Sanıyorlar ki AK Parti'den kopacak, CHP'ye ilgi göstermeyen, HDP'nin ise yüzüne hiç bakmayacak olan seçmen Meral Akşener'in kuracağı partiye teveccüh gösterecek. Kimse boşuna heveslenmesin. Meral Akşener'in kuracağı parti ne iktidar olur ne de Meral Akşener Cumhurbaşkanı olur.

Akşener FETÖ'cülerle birlikte

“Ama Hocam, Meral Akşener CHP'nin, HDP'nin ve FETÖ'cülerin desteğine rağmen yine de Cumhurbaşkanı olamaz mı diyorsunuz?” Evet olamaz diyorum. Çünkü yıllardır milliyetçi olarak tanıdığımız Meral Akşener, basından takip ettiğim kadarıyla görüyorum ki devletine, milletine, dinine ihanet etmiş olan FETÖ'cülerle birlikte hareket ediyor. Hatta FETÖ'cü olduğu söylenen Meral Akşener'in FETÖ'cü olmadığına dair henüz net bir bilgide yok. Türk Milleti ülkemiz üzerinde pis oyunlar oynayan, devletin içine fitne sokan, pis oyunlarıyla ve kompaslarla binlerce insanın hayatını karartan, devletine, milletine ve dinine ihanet eden münafık FETÖ'cülerin desteklediği Kişiyi Cumhurbaşkanı yapmaz. Hele hele Erdoğan'ın karşısında hiç şansı yok. CHP destekleyecekmiş? Ya kardeşim CHP'nin o kadar gücü olsa Kemal Kılıçdaroğlu kendisi cumhurbaşkanlığına aday olur. Şunu unutmayın ki Türk milleti 20 sene öncesi her şeye kanan millet değil. Türk milleti ülkemiz üzerinde oynan pis oyunları, fitne ve fesatlığı net görüyor. Türk milleti son 15 yılda Türkiye'nin sanayide, tarımda, tıpta ve savunma sanayiinde nereden nereye geldiğini de görüyor. O yüzden ne Meral Akşener'in ne de bir başkasının Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın karşısında şansı var. Ne diyeyim CEANAB-I ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLISI KİMSE ONA HİZMET ETMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZİ ŞER GÜÇLERİN ŞERRİNDEN, FİTNE VE FESATLIĞINDAN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Yandım Hans, Şimon, George diyecekler  -Güneş Gazetesi


Güneydoğu'da hendek olaylarında halktan destek bulamayan, güvenlik güçlerinden ağır darbeler yiyen terör örgütü PKK, it yavruları gibi darma duman oluyor. Türk Silahlı Kuvvetleri'nce terör örgütü PKK'ya yönelik yürütülen operasyonlarda Hakkari-Yüksekova, Mardin-Midyat, Nusaybin kırsalı ile Şırnak-Beytüşşebap, İncebel/Kato dağında yüzlerce terörist geberdi. Hatta terör örgütü elebaşısı Murat Karayılan denen şerefsiz hain, teröristlerini suçlayan telsiz konuşmasında ses tonu adeta 9+30 vuruyor. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin operasyonları karşısında çaresiz kalan Karayılan, teröristlere “Neredesiniz? Ne iş yaparsınız? Bakın asker bizi tavşan gibi avlıyor, mühimmat depolarımız yok edildi, çok sayıda adamımız öldü” diyerek feryadı figan ediyor. Ey kanı bozuk vatan ve millet düşmanı olan PKK köpekleri, bu günler çok iyi günleriniz. Allah'ın izni ile Türk Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik güçlerimiz sizi ananızdan doğduğunuza iyice pişman edecek. Saklandığınız girdiğiniz inlerde gebereceksiniz.

Hainliğin hesabını ödeyeceksiniz

30 yıldır devlete millete kalleşliğin, güneydoğu halkına yaptığınız zülümün hainliğin hesabını çok ama çok ağır ödeyeceksiniz. Bakalım bugüne kadar arkanızda olan size her türlü siyasi, maddi ve silah desteğinde bulunan İsrail, Amerika, İngiltere, Rusya, Almanya, Fransa, Hollanda, İsveç, NATO ve Vatikan bundan sonra imdadınıza yetişebilecek mi? Sevgili okuyucularım evet bundan sonra bu dost görünümlü iki yüzlü münafık NATO üyesi ülkeler, bakalım kanı bozuk hainlerin imdadına yetişebilecekler mi? 15 Temmuz öncesinin eski Türkiyesi olmuş olsaydı bir şey diyemezdim. 15 Temmuz öncesi devletin ve Türk Silahlı Huvvetleri'nin içine sinsice sızmış olan FETÖ'cü hainler, ne yazık ki el altından terör örgütüyle birlikte çalışıyormuş. Sadece terör örgütleriyle değil. İsrail'e Amerika'ya NATO ve Vatikan'a çalışıyorlarmış. FETÖ'cü hainler, Terör örgütü PKK'nın daha güçlü olması için çalışmışlar. Sanıyorum ki şehit olan askerlerimizin çoğunun katili, askeriyenin içine sızmış olan kanı bozuk FETÖ'cüler. Öyle sanıyorum dediğime bakmayın, zaten bu iddialar resmî tutanaklarda var.

Allah'a inanan develetine hainlik yapmaz

Artık Allah'a çok şükür Türk Silahlı Kuvvetleri'mizin içinde kanı bozuk olan hain FETÖ'cüler temizlenince PKK ve diğer terör örgütleriyle gerçek mücadele başladı. Kahraman askerlerimiz ve güvenlik güçlerimiz teröristleri inlerinde darma duman edince, “Yandım Şimon, yandım Alex, yandım Hans, yandım İvan, yandım Michael, yandım George” diyorlar. 'Peki Hocam neden yandım Allah demeyipte yandım, Şimon, Alex, İvan, Hans veya değer isimleri söylüyorlar' diyebilirsiniz? Yandım Allah diyemezler çünkü, Allah'a İnanan biri devletine hainlik yapmaz. Allah'a iman etmiş biri bırakın insanı bir kenara hayvan bile öldüremez. Allah'a iman etmiş biri kesinlikle ülkesine düşman olan, Türkiye Cumhuriyeti'ni bölüp parçalamak arzusundaki ülkelerle bir olup vatanını bölüp parçalamak istemez. Derim ki evlatlarımızın annesine, babasına, dinine, devletine, milletine ve insanlığa hayırlı olmaları için, terör örgütlerinin eline düşmemeleri için, uyuşturucu gibi kötü yollara düşmemeleri için mutlaka dini,milli ve manevi duygulara göre yetiştirelim. Ülkemizin bekası için dağda bayırda terör örgütleriyle çarpışan kahraman asker ve güvenlik güçlerimize dua etmeyi sakın unutmayın. Ne diyeyim CEANAB-I ALLAH CÜMLEMİZE HAYIRLI EVLATLAR NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH ÜLKESİNE HAİNLİK YAPANLARI TÜMÜYLE HELAK ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Kesinlikle barış huzur gelmez!  -Güneş Gazetesi


Diyorlar ki, “Efendim yakın zamanda Suriye'ye barış gelecek. Suriye halkının yıllardır yaşadığı sıkıntılar bitecek. Suriye'de artık insanlar ölüm endişesiyle yaşamayacak. Eskisi gibi Suriye'de insanlar huzur içinde yaşayacak.” Bu iddiaların hepsi yalan yalan yalan. Kesinlikle yakın zamanda Suriye'ye barış gelmez, eskisi gibi Suriye'de ne huzur olur ne de insanların ölüm korkusu biter. Çünkü Suriye'ninde içinde olduğu Ortadoğu topraklarında şer güçlerin planları var. İsrail'in Büyük Ortadoğu projesini hayata geçirmek için başta Amerika, İsrail, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya, Vatikan ve NATO, Irak'ı, Suriye'yi, Yemen'i hatta Türkiye'yi bölüp parçalamanın peşinde. Artık Suriye'nin ve Irak'ın toprak bütünlüğü söz konusu değil. Bu ülkeler şer güçlerin arzuladığı şekilde harita üzerinde olmasa bile fiilen bölünmüş durumda. Irak Kürt Bölgesel yönetimi başkanı Barzani, Irak'tan kopup bağımsız Kürt devletini ilan etmek için 25 Eylül'de referanduma gideceğini ilan etti.

ABD ağır silahları niye veriyor?

Sevgili okuyucularım, başta güzelim ülkemiz Türkiye'de olmak üzere Suriye'de, Irak'ta, Libya'da, Yemen'de, Mısır'da Amerikalı, Rus, İngiliz, Alman, Fransız, İspanyol, Japon ve İsrail ajanları cirit atıyor. Ne için cirit atıyorlar? Amerika son üç ayda terör örgütü PKK'ya ve PKK'nın suriye kolu olan PYD'ye 1300 TIR dolusu ağır silahlar verdi. Peki Amerika terör örgütlerine ağır silahları ne için veriyor? Dediğim gibi başta ülkemiz olmak üzere Ortadoğu'yu önce fitneleriyle iç karışıklık çıkartıp sonra bölüp parçalamak için veriyor. Ülkemizde gazeteci veya insan hakları savunucusu adı altında fitne yaymak ve terör örgütleriyle faaliyet içinde olan ajanlar, yakalanıp hapse konduklarında Merkel ve Trump feryadı figan edercesine “Efendim, o çocuklar iyi çocuklar onları hemen serbest bırakın” dediler. İyi çocuklar dedikleri terör örgütleriyle birlikte çalışan ülkemizi bölüp parçalamak isteyen birer ajan.

Onlar ahirette azap görecekler

“Peki Hocam ya Arap liderler ne işe yarar” derseniz ? Valla ben Arap liderlerine ve yöneticilerine kesinlikle güvenmem. Çünkü o Arap liderlerin çoğu İsrail ve Amerika'nın kontrolündeki birer hain ahmaklar. Onlar için din, devlet, millet hiç önemli değil. Onlar için önemli olan makam saltanat lüks hayat. Elbette bu saltanatlarının bir sonu olacak. Allah huzur-u mahşerde devletine, milletine, dinine ihanet edenlere mutlaka hesap soracaktır. Hemde kendi milletine ve Müslümanlara karşı Hristiyan ehli küfür milletlerle, zalimlerle birlikte hareket ettiği için ahirette azap görecekler. Neyse millet olarak biz iyi ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH MÜSLÜMANLARA ÖNCE HAKİKİ ANLAMDA UYANIP ŞUURLU OLMAYI, SONRA GERÇEK ANLAMDA MÜSLÜMAN GİBİ YAŞAMAYI, OYUNA FİTNEYE GELMEDEN BİRLİK İÇİNDE OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH ŞER GÜÇLERİN PİS OYNUNU BAŞLARINA ÇEVİRSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Elbette suikast yapmak isterler  -Güneş Gazetesi


Devlet millet din düşmanı olan münafık Fetullah Gülen, geçen hafta yayınladığı videosunda önemli kişilere suikast mesajı vermişti. Türkiye'de neo-kargaşa döneminin başlayacağını söyleyen münafık FETO, “Acaba şimdi ne yapsak? Öyle ise, daha ciddisini yapmamız lazım. Çok önemli bazı kişileri öldürmemiz lazım” demişti. Peki bu münafık Fetullah Gülen, Kim veya kimler için suikast emrini verdi? Tabi ki başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere devlet büyüklerimize suikast emrini verdi. Sadece hükümet üyelerine, AK Partili yöneticilere değil, belki CHP'nin oylarını artırmak için Kılıçdaroğlu'na, bir başka CHP'liye, kürt kökenli olan siyasetçilere, sol görüşlü olan veya toplumda bilinen kişilere infial oluşturmak için suikast yapabilirler.

Türkiye'yi bölüp, parçalamak için

Münafık hain FETÖ emir verir de FETÖ'cü hainler harekete geçmez mi? Tabi ki talimatı hemen alır almaz FETÖ'cü teröristler harekete geçti. Balıkesir'de bir otomobile düzenlenen operasyonda, FETÖ'nün 3 kişilik suikast timi yakalandı. Operasyonda gece görüşlü silahlar, kar maskesi, elektroşok cihazı, askeri kamuflaj, çelik yelek, bolca mermi ele geçirildi. İstihbarat birimleri, “yakalanan bu hain FETÖ'cüler, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile diğer devlet büyüklerine suikast yapacaklardı” dedi. Sevgili okuyucularım başta Amerika olmak üzere Almanya, Hollanda, İsrail, İsveç, Danimarka, Rusya, Vatikan ve NATO sizce Cumhurbaşkanı Erdoğan'a neden düşmanlar? Bu ülkeler sizce FETÖ'yü, PKK, PYD, YPG, CHP ve HDPYİ Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı neden destekliyorlar? Bilhassa son 15 yılda bu ülkeler neden Türk devletine düşmanlar? Söylüyorum İsrail'in büyük Ortadoğu projesini hayata geçirmek ve Türkiye'yi bölüp parçalamak için. Çünkü onlara göre Türkiye'nin kendi ayakları üzerinde kalmasını sağlayan, Türkiye'nin bölünmemesindeki tek etken Cumhurbaşkanı Erdoğan.

Milletimiz bu oyuna gelmeyecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan'la birlikte Son 15 yılda Türkiye kendi askeri silahını, tankını, gemisini, helikopterini, insansız hava aracını, füzesini, askeri zırhlı araçlarını yaptığı için düşmanlar. İnşallah yakın zamanda kendi savaş uçağımızı ve uçak gemimizi de yapacağız. Türkiye ürettiği bu askeri silahları başta Amerika olmak üzere başka ülkelerede satıyor. Genç kardeşlerim belki hatırlamaz, Türkiye bundan 15 sene öncesine kadar parasıyla Amerika'dan, İsrail'den, Almanya ve bazı Avrupa ülkelerinden silah alamazdı. Bu ülkeler Türkiye'ye silah sattıklarında çok yüksek paralar isterlerdi. Şimdi bundan dolayı da Cumhurbaşkanı Erdoğan'a düşmanlar. Elbette hem siyasi hem de ekonomik olarak diş geçiremedikleri Erdoğan'ı yok etmek isterler. Bu dost görünümlü sözde iki yüzlü müttefiklerimiz terör örgütlerini istedikleri kadar desteklemeye devam etsinler. Millet ülkemiz üzerinde oynanan oyunların farkında olduğu için, iki yüzlü münafıkların oynuna gelmeyecek. Millet son 15 yılda Türkiye'nin nereden nereye geldiğini görüyor. Biz millet olarak şer odaklarına, münafıklara, Türkiye düşmanlarına Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı yem ettirmeyiz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ MÜNAFIKLARIN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH İÇİMİZE SOKULMAK İSTENEN FİTNELERDEN BİZLERİ KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE CÜMLEMİZE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN HUZUR İÇİNDE YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


"Ey Kılıçdaroğlu sen ne yapıyorsun" diye sorun  -Güneş Gazetesi


Son günlerle toplumun her kesiminden, “Hocam, Allah aşkına söyleyin ne olacak şu Kılıçdaroğlu'nun durumu?”, CHP'ye sempatisi olan kişiler, “Hocam, dua edin de bir an önce CHP'nin başından Kılıçdaroğlu def olup gitsin? Hocam, vallahi inanamıyoruz Atatürk'ün kurduğu parti nasıl oldu da FETÖ'cülerin eline geçti? Hocam, CHP biz laikçilerin partisi idi, şimdi CHP'nin laiklikle hiç alakası kalmadı, zaten Kılıçdaroğlu CHP'den laikçileri dışlayıp temizledi, şimdi sizce CHP ne olur?” gibi sorularla karşılaşıyorum.. Hepsine şunu söylüyorum: Kardeşim ben CHP'ye ve Kılıçdaroğlu'na oy vermiyorum. Madem ki sizler CHP'ye oy veriyorsunuz o zaman en doğru olanı yapın. Oy verdiğiniz Kılıçdaroğlu'na deyin ki, “Ey Kılıçdaroğlu, biz sana ve CHP'ye devlet, millet, din düşmanı olan Fetullah Gülen denen münafığı, FETÖ terör örgütünü savunasın diye oy vermedik. Biz sana PKK terör örgütünün siyasi kanadı olan HDP'yle birlikte siyaset yap diye oy vermedik, biz sana git Türkiye düşmanlarına Türkiye'yi şikayet et diye oy vermedik, biz sana Türkiye'nin büyümesine engel olman için oy vermedik, biz sana CHP'yi FETÖ'cülere teslim et demedik” deyin dediğimde, “Hocam valla çok haklısınız” diyorlar. 

FETÖ'cülerin sözcüsü haline geldi 

Haklıyım çünkü bugünkü CHP, Atatürk'ün partisi olmaktan çıkıp FETÖ'cülerin sözcüsü haline geldi. Sevgili okuyucularım tamam anlıyorum FETÖ'cülerin CHP'nin önceki genel başkanı olan Deniz Baykal'a çirkin ve ahlaksızca yaptıkları kaset kumpasından sonra Kılıçdaroğlu'nu CHP'nin başına getirdiler. Kılıçdaroğlu vefa gereği belki FETÖ'cüleri çaktırmadan savunma ihtiyacı duyuyor olabilir. Ama insanın ülkesine bu kadar kötülük yapması da hoş değil. Şer güçlere, siyonizme ve emperyalizme karşı mücadele vererek Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran Atatürk bugün hayatta olsaydı öyle sanıyorum ki Kılıçdaroğlu'na, “Sen hem benim kurduğum partinin koltuğunda oturacaksın hem de benim kurduğum Türkiye Cumhuriyeti'ni hain düşmanlara (Avrupaya) şikayet edeceksin öylemi?” deyip her halde sopayla döverdi. Evet Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimi “kontrollü darbe, tiyatro, bir milyon mağdur var” söylemleriyle, 15 Temmuz'daki FETÖ'nün hain darbe girişimini unutturarak OHAL'in ilan edildiği 20 Temmuz'u 'sivil darbe' olarak kamuoyunun hafızasına yerleştirmeye çalışıyor. 

Atatürk'ün partisi falan değil 

15 Temmuz'daki darbe girişimine rağmen  münafık Fetullah Gülen'in dillendirdiği söylemleri kullanan, Yenikapı ruhunu bir kenara bırakarak darbe girişiminden bir kaç ay sonra FETÖ'yle aynı dili kullanmaya başlayan ve son günlerde en çok da, “1 milyon mağdur var” ifadesiyle Kılıçdaroğlu, bana kalırsa FETÖ'ye vefasından dolayı bunları yapıyor. CHP'ye oy veren kardeşlerime derim ki, CHP artık laikte bir parti olmadığı gibi Atatürk'ün partisi falan da değil. Atatürk'ün çizgisinden çıkan CHP, FETÖ'nün yoluna girdi. Rahmetli Atatürk son 16 yılda Türkiye'nin kendi silahını, tankını, helikopterini, insansız hava aracını, askeri savaş gemisini, füzesini, roketini yaptığını, yakın zamanda savaş uçağını ve askeri uçak gemisini üreteceğini görmüş olsa idi inanıyorum ki, tüm bu başarılara imza atan AK Parti'ye oy verirdi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE  KİM PİS OYUNLAR OYNUYORSA HEPSİNİ HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZUR İÇİNDE YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Şeytan her halde ruhumuzu ele geçirdi!  -Güneş Gazetesi


Bu haberleri izleyip okuduğumuzda 'Allah akibetimizi hayırlı eylesin' demeye başladık. Toplum olarak birbirimize ne güven ne de saygımız kaldı. Ruhumuzu sanki şeytana iyice teslim etmişiz gibi her gün dehşet içinde akla hayale gelmeyecek olaylar yaşıyoruz. Eşinden ayrılan cani bir babanın, uyudukları esnada çekiç ve bıçakla evlatlarını öldürmesi, “hepimize hay senin gibi babaya” dedirtti. Sözde adamın biri, “Sözde adam diyorum çünkü adam olan bu caniliği yapmaz” cani vicdansız adam, karısına yıllardır işkence ederek tüm parmaklarını kesmiş. Bu işkenceyi ancak insanlıktan nasibini alamamış olanlar yapar. Kız kardeşini rızası olmadan para karşılığı zorla başkasıyla evlendirmek isteyen vicdansız ağabey, evlenmek istemeyen kız kardeşini balkondan aşağı attı. Yani para karşılığı kız kardeşini satıyor. Kız kardeşinin ölmediğini anlayan zalim ağabey, aşağıya inerek kızı saçından tuttuğu gibi tekrar eve götürdü. Peki aylarca veya yıllarca sevgili hayatı yaşayann, aynı evi paylaşan ve sonra yolları ayrılan kadınların terk edildikten sonraki intikamlarına ne dersiniz? Terk edilmenin verdiği eziklikle, erkek arkadaşlarından intikam almak için 'filanca kişi bana tecavüz etti veya tacizde bulundu' iftiralarıyla hayatı kararan erkeklerin haberleri 'pes doğrusu' dedirtiyor. 

Kadın yasasını fırsata çeviriyorlar 

Avrupa uyum yasalarına uygun olarak çıkarılan son kadın yasası tek kelimeyle bazı art niyetli kadınlar tarafından istismar ediyor. Art niyetli bu kadınlar, mazlumu oynayarak yeni kadın yasasını fırsat ve intikama çevirerek ayrılmak isteyen kocalarını veya eski sevgililerini dünyaya geldiklerine bin pişman ediyorlar. Yıllardır aynı evi sevgilileriyle paylaşanlara soruyorum. Be kardeşim sen aylardır, yıllardır ortada söz, nişan yokken neden elin adamıyla aynı evi paylaşırsın? Neden kadınlık onurunu bir kenara bırakıp kendinizi kullandırıyorsunuz? Sonra yollar ayrılınca efendim filanca kişi bana şunu yaptı bunu yaptı dersiniz. Elbetteki ateşle barutun bir arada olmayacağı gibi, bir kadın'ın nikahsız başka bir erkekle sevgili adı altında aynı evi paylaştığında tabiki bir şeyler olur. 

Çok büyük azap görecekler 

Yolun kenarında yatan köpeği ezen caninin haberini izlerken, toplum olarak o caniye 'Allah seni bildiği gibi yapsın' dedik. Kardeşlerim Kedi köpek veya başka hayvanlar hiç fark etmez. Tüm hayvanlar biz kullara emanettir. Biz insanlar, tüm hayvanlara merhamet etmek ve bakmak mecburiyetindeyiz. Hayvanlara eziyet eden, öldüren kişiler bilsinler ki huzuru mahşerde çok büyük azap göreceklerdir. O konuşmayan hayvanlar biliniz ki huzuru mahşerde dile gelip kendine eziyet eden zalimlerden tek tek hesap soracaktır. Bu haberleri okuduğumuzda izlediğimizde, “Allah aşkına ne oluyoruz toplum olarak biz kafayı mı yedik ? Nedir bu aptallıklar, nedir bu canilikler, nedir bu intikam duygusu” diyoruz. Birbirimize güven duygusunuda işte böyle kaybettik. Son zamanlarda insanların yalnızlaşması ve yalnız başına ölmesinin arkasında tüm bu güvensizlikler yatıyor. Bu moral bozucu haberler yetmiyormuş gibi, kadının biri insanların güneşlendiği sahilde bikinisiyle namaz kılarak gündeme geldi. Gazetedeki haberi okuduğumda bu kadın şov mu yapıyor?  yoksa namazla alay mı ediyor dedim? Be kadın Allah'a karşı kulluk vazifeni yerine getirmek, Allah'ın emri olan namazı kılmak istiyorsan yeri orası değil. Eğer gerçekten samimi duygular içinde Namaz kılmak istiyorsan o zaman odana gidip önce bir güzel abdestini alır sonra tesettüre girip namazını öyle kılarsın. Yalnız başına da olsan Allah'ın emri olan namazı öyle çırılçıplak kızamazsın. Allah'ın huzuruna öyle durulmaz. Ya gündeme gelmeye çalışan abuk sabuk insanların sosyal medyadaki görüntüleri? O da ayrı bir aptallık. İnanın tüm bu olayların arkasında sadece milli ve manevi duyguların yok oluşu yatıyor. Milli ve manevi duyguları olan, Kur'an-ı Kerim'den, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetinden haberdar olan biri insan öldürmez, hırsızlık yapmaz, devletine milletine hainlik yapmaz, uyuşturucu bataklığına düşüp hayatını mahvetmez, gündeme gelebilmek için aptalca, salakça işler yapmaz. Ne diyeyim CEANAB-I ALLAH VERDİĞİ AKIL NİMETİNİ İYİ KULLANAN KULLARINDAN EYLESİN. ALLAH BİZLERİ KENDİNE MALİK OLAN KULLARINDAN EYLESİN. ALLAH ŞUURUNU KAYBETMİŞ, ŞEYTANA TESLİM OLMUŞ OLANLARA AKIL FİKİR VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


BM'nin araştırması beni haklı çıkardı  -Güneş Gazetesi


Yıllardır yazılarımda, televizyon ve sohbetlerimde DEAŞ terör örgütüyle ilgili şunları söylemiştim: DEAŞ denen terör örgütü aslında Ortadoğu'da gizli hesapları olan İsrail projesidir. Başta İsrail, Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda olmak üzere bir çok ülke istihbaratları tarafından kurulmuş sözde terör örgütüdür. Sözde diyorum çünkü bu örgütün başındakiler tamamen İsrail ve Amerika'nın talimatlarıyla hareket ediyor. Şimdi, “Peki ya Hocam, canlı canlı tekbir getirerek insanların başını kesenler kim” diyebilirsiniz? Her zaman söylediğim gibi İslam dininden hiç haberdar olmayan, Allah'ın kelamı Kur'an-ı Kerim'den, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetinden hiç haberi olmayan, iş güç sahibi olmayan ve sokaklarda avam avam gezen, arabesk hayat yaşayan, çoğu uyuşturucu müptelası olan aptal geri zekalı sözde Müslümanlar. İslam inancına sahip olan biri değil insan öldürmeyi hayvan dahi öldüremez. 

Kendi adamlarını öldürecek değiller 

Çünkü Kur'an-ı Kerim öldürmeyi değil yaşatmayı emrediyor. Şer ülkelerin istihbaratçıları öyle bizimkiler gibi sadece bilgi toplamaz. İsrail, Amerika, İngiltere, Almanya ve Fransa'nın insan psikolojisini iyi bilen ve telkin yöntemiyle aptal insanları istedikleri gibi yönlendirebilecek istihbaratçıları var.İşte bu istihbaratçılar, kendi medyalarında bu aptal geri zekalı, uyuşturucu müptelası olmuş sözde Müslümanları kullanarak dünyaya, “Bakın işte Müslümanlar böyle kafa kesiyor” dediler. Amerika, Rusya, İsrail ve bazı Avrupa ülkeleri, Suriye'de DEAŞ'ı temizlemek için güya operasyonlar yapıyor. Peki temizleyebildiler mi? Hayır temizlemediler. Kendi adamlarını öldürecek değiller ya. Öldürdükleri belki üç beş tane DEAŞ' ın kandırıp kullandığı aptallardır. Sevgili okuyucularım, Birleşmiş Milletler Terörle Mücadele Merkezi, yabancı savaşçı olmak için Suriye'ye giden 12 ülkeden 42 erkek ve 1 kadınla yapılan detaylı görüşmelerini rapor haline getirerek açıklamada bulundu. Birleşmiş Milletler'in raporu yıllardır benim söylediklerimi doğruluyor. Raporda DEAŞ'lı teröristlerin eğitim durumu, sosyal konumları ve ruh halleri hakkında çarpıcı tespitler ortaya koyulmuş. 

Hiçbiri dua etmeyi bile bilmiyor 

Bu kişiler Müslümanları savunduklarını söylüyorlar. Ancak hiç bir şey göründüğü gibi değil. DEAŞ'lı tekbir getirerek kafa kesenler din konusunda bilgisizler. Hiç biri dua etmeyi bile bilmiyor. Hiç biri eğitim almamış. Saygın meslekleri yok. Ben de diyorum ki, biz Müslümanların ölçüsü Kur'an-i Kerim ve Peygamber efendimizin hadis ve sünneti olmalı. Biz Müslümanlar Allah'ın verdiği akıl nimetini çok iyi kullanalım. Müslüman ülkeler ve Müslümanların üzerinde oynan pis oyunların farkında olalım. Evlatlarımızın şer güçlerin sermayesi olmaması için başta büyük aile kavramıyla bir arada yaşamaya özen gösterin. Evlatlarımızı iyi ahlaklı, milli ve manevi duygular üzerine yetiştirelim. Bu duygular içinde yetişen evlatlarımız inanın ne terörist olur, ne insan öldürür, ne hırsız eşkiya olur, ne uyuşturucu batağına düşer, ne de devletine, milletine, anne ve babasına karşı asi olur. “Ama Hocam, benim evladım haylaz, evladıma söz geçiremiyorum” diyorsanız... İşte o zaman başınızı elinizin arasına alın ve düşünün. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH EVLATLARIMIZI ŞER GÜÇLERİN PİS OYUNLARINDAN KORUSUN. ALLAH DEVLETİNE, MİLLETİNE, ANASINA VE BABASINA VE CÜMLEMİZE HAYIRLI EVLATLAR NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


CHP diye bir parti kalmayacak  -Güneş Gazetesi


FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminin ardından elebaşı Fetullah Gülen denen hain, 31 Temmuz 2016'da 'Bu darbe değil tiyatro'demişti. Aradan bir yıl geçtikten sonra CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Yenikapı mitinginde söylediklerinin tam tersi FETÖ'cülerin ağızıyla, “Efendim 15 Temmuz darbe girişimi aslında kontrollü darbe girişimidir” dedi. CHP'nin başındaki şahıs 'kontrollü darbe' derse, kendi milletvekilleri neler demez ki? CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın, Fetullah Gülen gibi 15 Temmuz kanlı darbe girişimine 'tiyatro', devlete de 'katil' dedi. 15 Temmuz hain kanlı darbe girişimine tiyatro devlete ise katil diyen CHP'li Akaydın kim biliyor musunuz? Hani 28 Şubat döneminde Akdeniz Üniversitesi rektörüyken rahmetli Necmettin Erbakan'ın başında olduğu seçilmiş hükümetin yıkılması için çalışan, inancından dolayı başını bağlayan kızlarımızın üniversitelere sokulmaması için mücadele eden, sonra birileri tarafından sanki ödüllendirilircesine CHP'den Antalya Belediye Başkanı yapılan, belediye başkanlığı döneminde körpecik gençleri alkole alıştırmak için bira festivalleri düzenleyen, Antalya halkı için hayırlı hiçbir icraatı olmayan, sık sık Fetullah Gülen'in adamlarıyla bir araya geldiği söylenen CHP'nin Antalya milletvekilidir. 

Atatürk'e ihanet değil mi? 

Sevgili okuyucularım şimdi, “Hocam, Allah aşkına bu ne menem bir iştir, bunlar nasıl bir örgütmüş” diyebilirsiniz? Evet zaman zaman ben de kendi kendime, Allah aşkına bu ne menem iştir ki, FETÖ terör örgütü solcusundan, ateistine, bazı camii imamlarından ilahiyatçılara, futbolcusundan sanatçısına, siyasetçisinden iş adamlarına, esnaftan ev kadınına kadar hiçbirinin bir birinden haberi olmadan kendisine bağlamayı başarmış? Nasıl bir teşkilat ki ahtapot gibi her yere, herkese sinsice nüfus edebilmişler diye soruyorum. Düşünebiliyor musunuz Atatürk'e her fırsatta deccal, münafık diyen ve ağıza alınmayacak hakaretlerde bulunan  Fetullah Gülen'le, Atatürk'ün kurduğu parti CHP'nin bugünkü lideri Kılıçdaroğlu aynı ağızdan konuşup birlikte hareket edebiliyor.Kimi zaman PKK, PKK'nın siyasi kanadı olan HDP, FETÖ ve CHP anlaşma yapmışcasına birlikte politika yürütebiliyor. Soruyorum CHP'nin yürüttüğü bugünkü politika Atatürk'e ihanet değil mi? Bunların yürüttükleri  günübirlik yönlendirici politikalar ülkemizin bölünüp parçalanması anlamına gelmez mi? 

İki yüzlü politika izliyor 

CHP'ye oy veren kardeşlerime soruyorum, sizce Atatürk'e iftira ve hakaretlerde bulunan vatan, millet ve din düşmanı olan Fetullah Gülen denen hainin Kılıçdaroğlu ve bazı CHP'li milletvekilleri ile ortak hareket etmesi ne derece doğru ? Mustafa Akaydın denen CHP'li milletvekilinin PKK'lı teröristler gibi devlete iftira ve hakaret edercesine 'katil' demesine ne diyorsunuz? Kardeşlerim uyanık olun uyanık. Bugünkü CHP Atatürk'ün kurduğu CHP filan değil. Kaset sıkandalıyla CHP genel başkanlığı koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu'nun Atatürkçü olduğunu düşünmüyorum. Atatürkçü olan biri ülkesini Atatürk'ün düşmanlarına şikayet etmez. Kılıçdaroğlu'nun yürüttüğü iki yüzlü politika ülkemizin hayrına olmadığı gibi Atatürk'ün milli politikasınada terstir. Atatürk'ün partisiyiz diye övünen Kılıçdaroğlu, FETÖ, PKK terör örgütünün siyasi kanadı olan HDP ile yürüttüğü politika ancak Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünüp parçalanmasınına yarar. Öyle sanıyorum ki bu gidişle CHP diye bir parti kalmayacak. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZİ SİNSİ PİS OYUNLARDAN KORUSUN. ALLAH BAŞKALARININ DESTEĞİ İLE ÜLKEMİZİ BÖLÜP PARÇALAMAK İSTEYEN, ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN HAİNLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZİ, MİLLETİMİZİ BİRLİK VE BEREBERLİĞİMİZİ BOZMASIN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Oyunlar hep aynı  -Güneş Gazetesi


Yakın çevremdeki arkadaşlarla zaman zaman bir araya gelip sohbet ederim. Geçtiğimiz Pazar günü yine aynı arkadaşlarımla buluşup sohbet ettik. Arkadaşlardan biri içinde uhde kalmışcasına, “Hocam, yaşanan son olaylarla ilgili ne düşünüyorsunuz? Sizce Urfa'da Atatürk'ün heykeline saldıran kişi gerçekten meczup mu? İstanbul Maçka parkında özel güvenlikçinin, açık giyindiği için bir kadını parktan atması doğru mu? Veya bir polis memurunun sarıklı, şalvarlı, sakallı resmî polis aracıyla görev yapması doğru mu?” Gibi çok sayıda soruları sıraladı. Arkadaşa gülerek, “Kardeşim sen akıllı adamsın, yaşanan bu olaylar sence doğal mı? Sen 28 Şubat postmodern askeri darbe dönemini  unuttun mu? 28 Şubat döneminde aynı benzer olayları  yaşamadık mı? Hele o günleri hatırla” deyince, “Hocam, yine aynı senaryo mu dedi?” diye karşılık verdi. 

İnsanlarımız büyük eziyetler çekti 

Sevgili okuyucularım, hatırlarsanız yakın tarihte 28 Şubat postmodern darbe öncesi ve sonrasında inancından dolayı İnsanlarımız ne büyük eziyet çekmişti. Başörtüsünden dolayı kızlarımız Üniversitelere sokulmuyordu. Devlette ve Özel sektörde çalışan İnsanlarımız bırakın vakit namazını Cuma namazına bile gidemezlerdi. Devlet dairesinde çalışan birinin ailesinde başörtülü veya namaz kılan biri varsa o kişi memuriyetinden atılıyordu. İş adamları baskı altındaydı. İş adamları kendi ülkesinde yatırım yapamıyordu.Kendi ülkesinde yatırım yapıp istihdam sağlaması gereken iş adamları, Bulgaristan'a ve Romanya'ya yatırımlar yapıp fabrikalar kurdu. Allah'a çok şükür Cumhurbaşkanımız Erdoğan sayesinde tüm bu pisliklerden hainliklerden kurtulduk. Allah'a çok şükür Bügün Türkiye Cumhuriyeti'nde herkes inancını rahatça inandığı gibi yaşıyor. Yalnız genel olarak bir birimize tahammülümüz hiç kalmadığı gibi gittikçe şer güçler tarafından da kutuplaştırılıyoruz. 

Maçka Parkı'nda yaşanan olayı, Atatürk'ün heykeline yapılan saldırıyı, resmî polis aracında sakallı, sarıklı, şalvarlı görev yapan birini doğru bulmuyorum. Parkta görevli güvenlikçi, kamuya açık olan parkın içinde uygunsuz bir manzarayla karşılaştığında elbette müdehale edecektir. Ama kadın sadece açık geziyor diye güvenlikçi o kadını parktan kovamaz. Diyorlar ki Atatürk'ün heykeline saldıran kişi meczup. Sonra duydum k  meczup denilen o kişi PKK'nın siyasi kolu olan HDP'ye üyeymiş. Kardeşim bence o adam meczup filan değil. Meczup olan kişinin kıyafeti beyaz ütülü şık olmaz. O salağın kıyafetine, sarığına, şalvarlına, gömleğine baktığımızda gayet ütülü tertemizdi. 

Pis oyunlar devam edecek 

Sivil polis memurları kimliklerini gizlemek için her türlü şekle şemale girebilirler. Kimliklerini gizlemek için sakal uzatır, sarık takar, cübbe, şalvar da giyer, saçını uzatır, küpe takar. Ancak resmî polis aracında sakallı, şalvarlı ve sarıklı bir polis o şekilde görev yapamaz. O  polis, illaki Allah'ın Resul'ü Peygamber efendimizin sünnetini yaşamak istiyorsa, o zaman memuriyetten istifa eder veya emekliye ayrılıp sonra istediği gibi ibadetini yapar. Kardeşlerim biz bu manzaraları 28 Şubat döneminde Ali Kalkancı'lar, Müslüm Gündüz'ler, sokaklarda yaşanan sarıklı cübbeli avını, otobüslerde kadına taciz haberi yalanlarını, toplumu tahrik etmek için Atatürk heykeline saldırıları haberlerini çok gördük. Kim bilir belki o kişiler birileri tarafından hükümeti yıpratmak  için piyasaya sürülmüş olan kişiler olabilir. Öyle gözüküyor ki 2019 seçimine kadar biz bu tür haberleri daha çok göreceğiz. Şer odaklar bu tür haberlerle akıllarınca sosyal medyada bilhassa gençlerimizi kandırıp 2019 seçiminde AK Parti'ye oy vermemelerini sağlamak İstiyorlar. Olsun, onlar pis oyunlarına devam etsin. Bu millet gerçeği, ülkemizde yapılan hizmetleri ve Türkiye'nin nereden nereye geldiğini görüyor. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH ART NİYETLİ OLANLARI, ÜLKEMİZİ BÖLÜP PARÇALAMAK İSTEYENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZİ VE MİLLETİMİZİ FİTNEDEN FESATLIKTAN KORUSUN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Milletin idam isteğini fantezi sanmayın  -Güneş Gazetesi


15 temmuz darbe girişimiyle ilgili tüm gerçekler gün gibi ortada. İddianamelerdeki belgeler, deliller, ifadeler FETÖ ihanetini her şekilde kanıtlıyor. Yüz binlerce görüntü darbeci hainlerin kanlı rolünü apaçık gözler önüne seriyor. Ama FETÖ sanıkları, çok iyi bilinen sinsi taktiklerini davalarda da ortaya koyuyor. Yargılanan tüm FETÖ'cüler, robot gibi hep bir ağızdan yalana sarılarak kıvırdıkça kıvırıyorlar. Bakın darbe girişiminin merkezi olan Akıncı üssü davasında FETÖ'nün Akıncı üssünden sorumlu olan imansız imamı Kemal Batmaz, hakim ve savcıların gözünün içine bakarak pes dedirtecek şekilde yalanlar söylüyor. (İmansız diyorum çünkü imanı olan biri, devletine milletine ihanet etmez. İmanlı biri devletini bölüp parçalamaya kalkışmaz ve milletini öldürmez.) Batmaz, Akıncı üssündeki kamera kayıtlarını ve resimlerini tümüyle inkar ediyor. Yine Kurmay subaylardan sorumlu FETÖ'nün imansız imamı Hakan Çiçek de yalanlara sığındı.

Beyinleri hainliğe çalışıyor

Hakim, “Senin Akıncı üssünde ne işin vardı” Diye sorduğunda FETÖ'nün imamı Hakan Çiçek, “Efendim ben Akıncı üssüne okul tanıtımı için gitmiştim.” ( Askeri alan olan Akıncı üssü sanki yol geçen hanıda, hain oraya okul tanıtımına gitmiş.) Hakim, “Peki FETÖ'nün doktoruyla nereden tanışıyorsun” diye sorduğunda, “Efendim gözlük sattığı için görüşüyorduk” cevabını vermiş.

Adam olun be adam. Artık her şey görüntüleriyle belgeleriyle ortadayken yalan konuşup kıvırmakta ısrarcı olmayın. 15 temmuz darbe girişimi öncesi Akıncı üs komutanı olan Hakan Evrim denen hain ise, “Efendim yanımdaki kişiyi tanımadım, Kemal Batmaz'ı tanımıyorum, görüntüdeki kişi ben olup olmadığımdan da emin değilim” demiş. İşte iradelerini Fetullah Gülen denen münafığa teslim etmiş, beyinleri hainliğe pis işlere ve kumpasa çalışan bu din,vatan, millet ve devlet düşmanı olan FETÖ'cülerin yalancılığını münafıklığını görün.

Her şey ortadayken, “Bilmiyorum, hatırlamıyorum, tanımıyorum, görmedim” diyerek adeta üç maymunu oynuyorlar. Sevgili okuyucularım bu FETÖ'cülerin hepsi tek kalıptan çıkmış gibidirler. Abileri ne talimat veriyorsa o talimatı sorgusuz sualsiz aynen yerine getirirler. İşte o hainlerin dışarıda kalan abileri sanırım 'mahkemede size yönetilen tüm soruları inkar edin' demiş.

Dünyayla irtibatları kesilsin

Ben de yetkililere derim ki, bu din,vatan, millet düşmanlarının davaları bitene kadar kesinlikle avukatları, eşi, anası, babası dahil olmak üzere kimseyle görüştürmeyin. Bu hainlere gazete vermeyin, televizyon izletmeyin. Yani dava bitene kadar bu hainlerin dünyayla irtibatları kesilsin. Haber kaynakları kesilince iş o zaman inanıyorum ki gerçekleri anlatacaklardır. Ayrıca Hükümete seslemiyorum; Milletin meydanlarda bu hainler için idam isteklerini sakın fantezi sanmayın. İdam yasasını bir an önce çıkarın. “Efendim idam yasasını çıkarırsak zaten bunlara uygulanmaz” demeyin. Bu hainlere geçmişi kapsayacak şekilde kanunu hazırlayın. “Ama olmaz sonra Amerika Avrupa, dünya ne der?” demeyin. O ülkeler başkalarının değil, kendi iç işleriyle meşgul olsun. Zaten ülkemizin bölünüp parçalamak isteyen bu hainlerin arkasında Amerika, İsrail, bazı Avrupa ülkeleri, Vatikan ve NATO yok mu? Türk devleti olarak ülkemizin bekasını, milletimizin huzur ve Saadet'ini düşünerek başta FETÖ, PKK ve değer terör örgütü mensupları olmak üzere, uyuşturucu satanları, devlete ve millete ihanet edenleri, başka ülkelere ajanlık yapanları İran'da olduğu gibi milletin huzurunda idam edilmeli. Tekrar söylüyorum milletin idam isteği fantezi filan değil bunu bilesiniz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZE HAİNLİK YAPANLARI HELAK ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZİ MÜNAFIKLARIN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BETABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


O terör örgütlerini siz kurmadınız mı?  -Güneş Gazetesi


Hain bölücü terör örgütü PKK ve PKK'nın Suriye kolu olan PYD'ye ,Türkiye'nin tepkisine rağmen uluslararası destek halen devam ediyor. Amerika, Rusya, İsrail, bazı Avrupa ülkeleri ve Vatikan'ın yıllardır PKK'ya ve PKK'nın Suriye kolu olan PYD'ye el altından silah ve siyasi destek verdiğini tüm dünya biliyor. Üstelik Amerikan yönetimi PKK'yı terörist örgüt olarak kabul etmesine ve Türkiye'nin şiddetle karşı çıkmasına rağmen PKK'nın Suriye kolu olan terör örgütü PYD'ye en ağır silahlar veriyor. Daha geçtiğimiz hafta Amerika, 900 tır dolusu ağır silahları, yani 10 adet tank, füze, tank savar, 12 bin 500 kalaşnikof ve 9 bin otomatik silahı terör örgütü PYD'ye teslim etti. Amerika o silahları terör örgütü PYD'ye gözümüzün içine batırırcasına verdi. Rusya'da iki yüzlülük yapıyor. PKK ve PYD'ye destek veren sadece Amerika değil. Rusya'da terör örgütleri PKK ve PYD'ye gizliden gizliye her türlü desteği veriyor. Amerika'nın tırlar dolusu silah verdiği PKK ve PYD, Moskova ile işbirliğini genişletiyor. Türkiye'nin 120 km uzağı Afrin'de Rusya'ya üst veren terör örgütü, Rakka' nın Güneyinde yine Ruslarla koordinasyon merkezi kurdu. Sevgili okuyucularım ,sizce hain kanı bozuk terör örgütü PKK ve PYD'ye Amerika, İsrail, Rusya, Vatikan ve bazı Avrupa ülkeleri neden destek veriyor? Tek kelimeyle söylemek gerekirse İsrail'in büyük Ortadoğu projelerinden biri olan Kürt devletinin kurulması için destek veriyorlar. Amerika diyor ki efendim biz DEAŞ terör örgütüyle mücadele eden guruplara silah desteği veriyoruz. Be münafıklar, be adiler, be iki yüzlüler, DEAŞ denen terör örgütü sizin eseriniz değil mi? DEAŞ terör örgütü İsrail'in, Amerika'nın, bazı Avrupa ülkeleri ve İngiltere'nin ajanlarıyla birlikte kurulmadı mı? Hatta Kürt devletini kurmak için PKK, YPG VE PYD'yi siz kurmadınız mı? Türk milleti ,siz iki yüzlü ,münafık kalleşlerin asıl amacının ne olduğunu çok iyi biliyor. Sizin asıl amacınız Suriye, Irak ve Türkiye'nin sınırları içinde bir Kürt devleti kurmak. Çok heveslenmeyin ancak Avucunuzu yalarsınız. Siz Türkiye düşmanlarının unuttukları bir şey var. Şunu çok iyi biliniz ki bölüp parçalamak istediğiniz Türk milleti, Türkiye Cumhuriyeti'ni akıttığı kanlarıyla kurdu. Kardeşlerim Türkiye düşmanlarına karşı çok ama çok uyanık olalım. Ülkemizde 40 yıldır yaşanan terör olaylarının, Gezi olaylarının, 15 Temmuz darbe girişiminin ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a saldırıların arkasında işte bu sözde dost ve müttefik iki yüzlü münafık ülkeler var. Bu kalleş ülkeler, istiyorlar ki Suriye'de olduğu gibi Türkiye'de de iç çatışmalar olsun, İstiyorlarki Türkiye'de kardeş kardeşi öldürsün. Bunun için de ellerinden gelen tüm şerefsizliği ,kalleşliği ve pisliği yapan Amerika, İsrail, Almanya, Rusya ve Vatikan, bilhassa içimizdeki kanı bozuk olan FETÖ'cüleri, PKK'yı, bazı siyasi partileri ve ülkemizde faaliyet gösteren yabancı ajanları kullanıyor. Kanı bozuk hain ve ajanlar ise sosyal medyada gençlerimizi yalan, iftira haberlerle tahrik edip sokağa dökmenin peşinde. Hükümete derim ki, derhal hemen ülkemizin bekası için, şer güçlerin oyununu bozmak ve toplumda fitneye engel olmak için, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet var olması için sosyal medyayı iyice kontrol altına alın. Hatırlarsanız Tunus, Libya, Yemen, Mısır sosyal medya Twitter sayesinde darmadağın olmuştu. Gezi Parkı'nda iki ağacı bahane eden içimizdeki hainlerin ,hükümeti yıkmak için Twitter üzerinden bir kısım insanımızı kandırarak sokağa döktüklerinide unutmayalım. Şunu çok iyi biliniz ki Amerika,Rusya ve diğer ülkeler terör örgütleri PKK ve PYD'ye ağır silahlar vermeye devam edecek. O silahların Türkiye'ye yani bize karşı kullanılacağını sakın unutmayalım. Türkiye güçlü ve büyük devlet olduğunu ortaya koymalı. Hükümet kimseden çekinmeden bizi tehdit eden ne kadar terör örgütleri varsa hepsinin kökünü kazımalıdır. Ayrıca biz Türk milleti olarak din ,dil ,ırk ayrımı olmaksızın fitne ve fesatlığın farkında olarak beraberliğimizi koruyalım, toprak bütünlüğümüze sahip çıkalım. Şer güçler Amerika, İsrail, Rusya, Avrupa, Vatikan ve NATO'nun pis oyunlarına ,içimizdeki hainlere karşı da uyanık olalım. Ne diyeyim CENAB- I ALLAH TÜRKİYE DÜŞMANLARINI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH ,TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜMÜZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH HAİNLERİN HEVESİNİ KURSAKLARINDA BIRAKSIN ,AMİN.

okumak için tıklayın.


Toplumun psikolojisini böyle bozuyorlar  -Güneş Gazetesi


Neler oluyor bu insanlara, her geçen gün neden değişiyorlar? Neden gün geçtikçe bozuluyoruz? Bugünlere nasıl geldik? diyerek hep hayıflanıyoruz. Kimi zaman toplumun psikolojik bu durumu televizyon ve gazetelerde tartışılıyor. Halbuki toplumun psikolojisini bozan zaten gazete ve televizyonların ta kendisi. Bilhassa haber bültenleri toplumun psikolojisini çok bozuyor. Haberleri izlemek için televizyonun başına geçtiğimde tek kelimeyle feryadı figan ediyorum. Neymiş efendim 'filanca kişi cinayet işleyip şu kadar insan öldürdü, kadın yeğenini öldürmüş, filanca kişi birini bıçaklamış, kız sevgilisiyle bir olup parasını almak için annesini öldürmüş, evlat annesini dövüp sokağa atmış, bir kadın internette tanıştığı erkekle küçük oğlu tarafından evde basılınca kadın sevgilisi ile bir olup küçük oğlunu öldürmüş,' trafik kazasında şu kadar kişi öldü haberleri.

Sanki hiç güzel şeyler olmuyor

İşyeri güvenlik kamerasından elde edilmiş hırsızların görüntüleri, bazı polis amirlerinin kendi piarını yapmak için habercilere verdiği polisiye görüntüler. Belediyelerin veya karayollarının verdiği mobese kayıtlarında trafik kazalarının görüntüleri yetmiyormuş gibi, bir de izleyicilerin çektiği görüntüleri yayınlamayı seven haberciler tek kelimeyle toplumun ruh sağlığını bozuyor. Sanki dünyada veya Türkiye'de hiç güzel bir şey olmuyormuş gibi her gün siyasi kavgalar, cinayet,gasp, hırsızlık gibi olumsuz haberler veriyorlar. Ayrıca süre dolsun diyerek bülten içinde defalarca aynı haberler yayınlanıyor. Bunu ne için yapıyorlar biliyor musunuz? Sadece reyting için yapıyorlar. Sevgili okuyucularım, toplum olarak bizler, toplumun ruh sağlığını bozan haberlere dur demeliyiz. Bu tür haberleri izlememeliyiz. Canlı yayında cinayet haberlerini yayınlayanlar aslında cinayet işliyorlar. Bir kaç saniyelik cinayet haberini en az 30 defa gösteren, izleyicilerine adeta bakın cinayet böyle işlenir, hırsızlık, gasp böyle yapılır diyen bu kanallara RTÜK neden durun siz ne yapıyorsunuz demiyor?

İnsanlar huzur içinde yaşasın

Allah aşkına milletin ruh sağlığıyla oynamayın, millete kötülük yapmayın. Kardeşim haberciliğin, gazeteciliğin mesuliyetini bilerek haber yapın. Bir gazeteci yazısından ve haberlerinden dolayı okuyucusundan, bir televizyoncu ise yayınladığı yayınlarından dolayı izleyicisinden mesuldür. Bu mesuliyeti bilerek yayın yapın. Şunu bilinki bu toplumun içinde yayınladığınız haberlerden dolayı ruh sağlığını kaybeden en yakınınızda insanlar bile vardır. Siz televizyoncular ve gazeteciler öyle güzel haberler yapmalısınız ki, sizin haberlerinizden dolayı insanlar gök kubbenin altında din, dil, ırk ayrımı yapmadan güven içinde bir biriyle huzurlu yaşasın. Maalesef bügün televizyon ve gazetelerin yayın politikasından dolayı toplumumuzun bir çoğu huzur içinde yaşamamakta. Tam tersi medyanın fitneliğinden dolayı toplum iyice bir birinden uzaklaştı ve kutuplaştı. Derim ki, RTÜK toplumun ruh sağlığını bozan haber programlara kimseden çekinmeden korkmadan müdehale etsin. Sakın birilerinin ağzıyla efendim basın özgürlüğü var, televizyon kumandası izliyicilerin elinde isteyen istediği kanalı izlesin deyip görevden kaçmaya çalışmayın tekrar söylüyorum görevinizi yapın. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH TOPLUM OLARAK CÜMLEMİZİ SAĞLIKLI KILSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Sen ahiretteki yerin neresi biliyor musun?  -Güneş Gazetesi


15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası Diyanet İşleri Başkanlığı münafık Fetullah Gülen'in vaaz ve kitaplarını incelemeye almıştı. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu'nca FETÖ elebaşısı Fetullah Gülen denen münafığın İslam dinine verdiği zararları gözler önüne sermek için hazırlanan, “Kendi dilinden FETÖ örgütlü bir din istismarı” raporunu Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez açıkladı.  Görmez, vatan millet düşmanı Fetullah Gülen denen münafığın, 1980-1990'lı yıllar arasındaki faaliyetlerini anlatırken “O yıllarda İslam'ın en masum çalışmaları “irtica” diye damgalanıyordu.  İslam'da aşırılık eğilimlerini tesbit etmeye karşı Kur'an kurslarındaki çocuklar düzeyine inecek derecede açık olan gözler, FETÖ'ye karşı tuhaf bir körlükte buğulanıyordu. Bugün ise FETÖ terör örgütüne karşı gözlerimiz açıldı fakat feraseti elden bırakmamalıyız” demişti. Görmez, Fetullah Gülen denen münafığın Kur'an-ı Kerim'in ayetlerini kendi çıkarı için araç olarak kullandığını da söyledi.  Fetullah Gülen denen münafık, vaaz ve kitaplarında çaktırmadan bakın kendisinden nasıl bahsediyor. Haşa Peygamber, Mehdi hatta tövbe haşa Allah'la konuştuğunu söyleyen bu zavallı münafık Fetullah Gülen, ölmüş anneannesinin çok defa dirildiğini, camilerde vaaz verirken Peygamberimizin gelip kendi vaazını dinlediğini de anlatıyor.  Sevgili okuyucularım, peki Fetullah Gülen denen münafık bu vaazları kimlere anlattı biliyormuşsunuz? Daha önce İslam dininden haberdar olmayan ve kendi yetiştirip iradelerini kendisine teslim etmiş olan ahmak militanlarına anlattı. Zaten FETÖ denen bu terör örgütü, kolayca kandıramayacaklarından dolayı İslam dininden haberdar olan kişileri içlerine pek sokmazlardı.   Gerçekten Kur'an-ı Kerim'den ve Peygamber efendimizin hadis ve sünnetinden yani İslam dininden haberdar olan kişi, hiçbir zaman iradesini bir başkasına teslim etmez. Dinine, devletine ve milletine ihanet etmez. İsrail, Amerika, Vatikan, NATO ve bazı Avrupa ülkeleri istedi diye darbeye teşebbüs edip kendi vatandaşını öldürmez. Kendisini haşa Peygamber, Mehdi olduğunu, Allah'la konuştuğunu, Peygamber efendimizin gelip vaazını dinlediğini yani Peygamberimize vaaz ettiğini söyleyen Fetullah Gülen, tek kelimeyle fasık bir münafıktır. İsrail, Amerika, Rusya, Vatikan, NATO ve bazı Avrupa ülkelerinin kullandığı hain münafığın biridir.  Biliniz ki münafıklar, geberdikten sonra cehennemin 7 kat altında azap göreceklerdir. Be sahtekar, be fasık, be münafık sen kim oluyorsun da kainatın efendisi olan Hz. Peygamberimize vaaz ediyorsun? Sen kim oluyorsun da, ahirete intikal etmiş olan birinin cennette olduğunu söylüyorsun. Be münafık, sen gerçekten iman etmiş olsaydın devletine, milletine, dinine ihanet etmezdin. Soruyorum peki sen geberdiğinde ahiretteki yerini şimdiden görebiliyor musun? Ben söyleyeyim senin ve senin gibilerin ahiretteki yeri cehennemin en dibidir.   Kardeşlerim, biz Müslümanların ölçüsü Kur'an-ı Kerim ve Peygamberimizin hadis ve sünneti olmalıdır. Biz Müslümanları bu ölçülerin dışına çıkaran hoca veya şıh her kim olursa olsun hemen onlardan uzaklaşmalıyız. Güzelim İslam dinini Fetullah Gülen ve onun gibilerine sermaye etmemeliyiz. Aksi taktirde şunu biliniz ki huzuru mahşerde Allah bize de hesap soracak.  Ne diyeyim CENABI ALLAH DEVLETİMİZİ, MİLLETİMİZİ VE İSLAM ALEMİNİ MÜNAFIKLARIN, FASIKLARIN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH GÜZELİM İSLAM DİNİNİ HAKKIYLA YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. AMİN. 

okumak için tıklayın.


Ajan krizi  -Güneş Gazetesi


Almanya, FETÖ ve PKK mensubu teröristleri koruma altına almasıyla Türkiye'yle uzun zamandır gerginlik yaşıyor. Almanya-Türkiye arasındaki son gerginlik, İstanbul Büyükada'da Uluslararası Af Örgütü tarafından düzenlenen toplantıda gözaltına alınan sözde insan hakları aktivisti Peter Steudtner'in terör örgütü üyeliliği suçundan tutuklanması oldu. Yani Alman vatandaşı sözde insan hakları aktivisti Peter Steudtner'in tutuklanması Almanya'yı çileden çıkardı.

Almanya Başbakanı Merkel ve Dışişleri Bakanı Gabriel, “Hayır olamaz. Türkiye bizim vatandaşımızı tutuklayamaz. Türkiye hemen Alman vatandaşı Peter Steudtner'i serbest bırakmalıdır, yoksa Türkiye'yle ilişkilerimizi gözden geçiririz” diyerek ambargo tehditinde bulundular. Elbette başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Almanya'nın ağzının payını verdi.

Sevgili okuyucularım, peki Büyükada'da af örgütü tarafından düzenlenen toplantıda ne oldu, neler konuşuldu da toplantı halindeki bu kişiler gözaltına alınıp tutuklandı? Tek kelimeyle Gezi olayları sırasında olduğu gibi Türkiye'de tekrar kaos ortamı oluşturmak, Gezi olaylarında olduğu gibi insanları tekrar sokağa dökmek maksatıyla plan yaptıkları için tutuklandılar.

DEVLETİMİZİ, MİLLETİMİZİ, bölüp parçalamak ve hükümeti yıkmak için toplanan bu ajanlar 24 Temmuz'da, Türkiye'yi kaosa götürecek fitili ateşleyip sonra HDP ve CHP'den destek alarak sokakları karıştırmak için plan yapıyorlarmış.

Ülkemizi karıştırmak isteyen ajanların üzerinde bakın neler çıktı? Toplantıya katılan İsveç uyruklu Ali Ghravi'nin üzerinde bulunan dijital verilerde, Doğusu ve Güneydoğusu bölünmüş Türkiye haritası çıktı. Haritada Doğu ve Güneydoğu bölgeleri, Kuzey Irak ve Suriye'de Kürtlerin yaşadığı alanlar ile birleştirilmiş. Türkiye'deki yerlere Kürtçe isimler verilmiş.

Uluslararası Af Örgütü'nün Türkiye Direktörü İdil Eser'in telefon ve bilgisayarında yapılan incelemelerde ise örgüte üye olmak isteyen PKK doktorunun mesajı bulundu.

İşte Amerika, Avrupa ve Almanya, ajanlarının tutuklanmasıyla planlarının çöktüğü için feryadı figan ediyor. Gezi olayları sırasında, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz'da amaçlarına ulaşamayan bu şer güçler, halen ajanlarıyla Türkiye'yi bölüp parçalamaktan vazgeçmiyor ve vazgeçmeyecekler de.

Türkiye'yi bölüp parçalamak isteyen başta İsrail olmak üzere Amerika, Rusya, Almanya ve Avrupa'ya derim ki, avucunuzu yalarsınız. Her ne pis oyunlar yaparsanız yapın, bu milletin içine ne fitne sokarsanız sokun Türk milletini bölüp parçalayamayacaksınız. Tabii içimizde kanı bozuklara karşı tedbirli olursak, milli ve manevi şuura sahip olursak, din, dil, ırk ayrımı yapmadan bir birimizi sevdiğimiz müddetçe bizi kimse bölüp parçalayamaz. Devletin içine sızmış olan FETÖ'cüler, PKK'lı teröristler iyice temizlendiğinde bizi şer güçler, Allah'ın izniyle bölüp parçalayamayacak.Yeter ki bizler Allah'ın verdiği akıl nimetini iyi kullanalım, ülkemiz üzerinde oynanan pis oyunların farkında olalım, tahriklere kapılmayalım gerisini güvenlik güçlerimiz halleder.

Ne diyeyim, CANABI ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN BAŞTA İÇİMİZDEKİ HAİNLER OLMAK ÜZERE ŞER GÜÇLERİ HELAK ETSİN. ALLAH ŞER GÜÇLERE KARŞI DEVLETİMİZİ GÜÇLÜ KILSIN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. AMİN.

okumak için tıklayın.


Bir olmadığımız müddetçe kıblemizi kaybederiz!  -Güneş Gazetesi


Siyonist İsrail'e “Dur” denilmediği müddetçe sadece Ortadoğu'da değil, dünyanın hiçbir yerinde huzur ve saadet olmayacak. Bugün dünya genelinde yaşanan siyasi ve terör olaylarının arkasında hep İsrail'in fitneliği vardır. Kendi hazırladıkları sinsi pis oyunları kendileri veya başkaları aracılığı ile sahneye koyarlar. Ancak sahneye koydukları pis oyunların hepsini geriden takip ederler. Yıllardır Filistinli Müslümanlara aynı tarzda pis oyun ve fitneliklerle zulüm eden İsrail, ürettiği bahanelerle acımasızca dünyanın gözü önünde Filistinli Müslümanları öldürerek sınırlarını her geçen gün genişletmekte. İsrail, yine kendi ürettiği bahanelerle Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa'yı iki hafta önce basıp 3 Müslümanı şehit etti. Müslümanların Mescid-i Aksa'ya girişini yasakladı ve Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa'ya kameralar ve dedektörler yerleştirdi. Bunlar yetmiyormuş gibi İsrail'in yöneticileri, isterlerse Mescid-i Aksa'yı yıkabileceklerini söylüyor. Sevgili okuyucularım, dünyanın fitnesi olan İsrail, çeşitli bahanelerle Müslümanları öldürüyor, Filistinli Müslümanların topraklarını elinden alıyor, Müslümanların ilk kıblesi olan Mescidi Aksa'yı Müslümanlara kapatıyor ve Mescid-i Aksa'yı yıkmakla tehdit ediyor. Peki İsrail'in yaptıklarına Müslüman ülkeler ne cevap veriyor? Tek kelimeyle cevap veremiyorlar hiç birinden ses çıkmıyor. Çünkü çoğu İslam ülkelerinin liderleri postu deldirmekten ve koltuğu kaptırmaktan korkuyor. Mesela Arap Birliği'nden İsrail'e karşı adam gibi bir ses çıkmadı. Amerika, Avrupa ve İsrail'in uşaklığını yapan Mısır'ın başındaki darbeci katil Sisi İsrail'i eleştirmedi, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği, Bahreyn ve Kuveyt İsrail'e ses çıkarmadı. İsrail'e sadece sen ne yapıyorsun? “Derhal katliamları durdur, Mescid-i Aksa'nın etrafından çekil” diyen Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan oldu. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, İsrail'e karşı dünya Müslümanlarının birlik içinde olmasını istedi ve Birleşmiş Milletler'i göreve çağırdı. Ah Cumhurbaşkanım ah, siz bir yandan ülkemiz üzerinde oynanan oyunları bozmaya ve ülkemizin bekası için çalışıyorsunuz, değer yandan Müslümanların (Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği, Mısır, Kuveyt) içine yayılan fitne ve fesatlığa temizlemek için mücadele ediyorsunuz. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki o sözde Müslüman ülke liderlerinin çoğunun ipi şer güçlerin elinde. Yek kelimeyle biz Müslümanlar, hakiki anlamda şuurlu Müslüman olmazsak Kur'an-ı Kerim'i ve Peygamberimizin hadis ve sünnetini samimi olarak yaşamazsak Allah için birbirimizi sevmezsek, mezhep safsatasıyla birbirimizden uzaklaşıp ve fitneye gelip birbirimizi öldürmekten vazgeçmezsek zulüm altındaki Müslüman kardeşlerimize karşı sessiz kaldığımız müddetçe de bilinizki bizler çok çile çekeriz. Müslümanlar olarak kendimize çeki düzen verip, kendimize gelmediğimiz müddetçe başta Mescid-i Aksa olmak üzere tüm kıblelerimizi kaybederiz. Siyonist İsrail'in yaptığı katliamlara sessiz kalan, Müslümanları Mescid-i Aksa'ya sokmayan ve Mescid-i Aksa'yı yıkmakla tehdit eden İsrail'e sessiz kalan sözde İslam ülkelerinin liderlerine lanet olsun. Ne diyeyim CANABI ALLAH, BİZ MÜSLÜMANLARA UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH, BİZ MÜSLÜMANLARA BİRLİK İÇİNDE OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH, MÜSLÜMANLARA ZULÜM EDENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. AMİN.

okumak için tıklayın.


Sonradan pişman olmamak için  -Güneş Gazetesi


Bundan 20 yıl öncesine kadar milletimiz, dedelerimizle, babaanne veya anneanne ile birlikte büyük aile olarak yaşardık. Doğal olarak çocuklarımız büyük aile içinde gayet sağlıklı, milli ve manevi değerlerimize göre yetişirdi. Büyük aile içinde yetişen çocuklarımız ve aile fertleri birbirinden sorumlu olduklarından dolayı yanlış yola düşmez ve hata yapamazlardı.
Günümüzden ise çoğu insanda bu hassasiyeti görmemiz mümkün değil. Son 20 yıldır çeşitli sebeplerden dolayı büyük aile kültürümüzü ve aile yaşantımızı bilhassa televizyon dizilerinin etkisiyle kaybettik. Anne ve babasıyla huzur içinde yaşaması gereken çoğu gençlerimiz, kendi ruh haline göre rastgele birini bulup birlikte ev tutup yaşamaya başladı. Ya sonra yaşlanan, elden ayaktan düşen anne ve babanın durumu? Eskiden yaşlılarımız yaşlılar bakım evine konduğunda toplum tepki gösterir, anne ve babasına bakmayan evlat için “Lanet olsun”, “Olmaz olsun böyle evlat” denirdi. Ülkemizde son 20 yıldır yaşlılar için muhtaç bakım evleri mantar gibi çoğaldı. Neden çoğaldı? Çünkü çoğu evlatlar anasına ve babasına bakmadığı için çoğaldı.
Ana ve babasını bir başkasının şefkatine teslim eden, bakım evine yerleştiren evlatların akibeti hiç iyi olmaz. Bazı evlatlar kendileri bakması gerekirken yabancı uyruklu bakıcı tutuyorlar. Yabancı uyruklu bakıcıların çoğunun hırsızlık yaptığını, yaşlılara eziyet ettiğini de yakın çevremde duymaktayım.
Sevgili okuyucularım, Peygamber efendimiz “Kim anne ve babası hayattayken onların duasını almamış evlatlar için üç kez o evladın burunu sürtsün” demiştir. Bizler her ne olursa olsun, dünyada ve ahirette huzurlu olmak istiyorsak, cennette yer edinmek istiyorsak mutlaka ama mutlaka anne ve babamıza sahip çıkıp onları duasını alalım. Anne ve babamızı bir başkasının şefkatine terk etme yerine kendimiz bakıp dünya ve ahiret hayatımızı kurtarmış olalım.
Şimdi bazıları diyebilir ki “Ama hocam, benim annem, babam çok huysuz, ayrıca evlatlar arasında ayrımcılık yapıyor, parasını, malını mülkünü değer evladına verdi. Parasını, malını mülkünü kime verdiyse o baksın” diyebilirsiniz.
Sevgili kardeşlerim, sakın ama sakın böyle düşünmeyin. Şeytanın kalbinize yerleştirdiği bu tarz düşünceleri hemen atın. Bizler anne ve babamıza dünya menfaati için değil, Allah rızası için bakmalıyız. Bizler kendimizi dünya nimetlerine kaptırırsak Allah korusun sonra ahiret hayatımızı mahveder ve cenneti kaybederiz.
Derim ki anne ve babalar olarak bizler evlatlarımızla birlikte aynı çatı altında yaşayalım, evlatlarımızı milli, manevi değerler ve güzel ahlak üzerine yetiştirelim. Evlatlarımıza helal ve haram kavramlarını öğretelim. Evlatlarımızı başıboş bırakıp yanlış kişilerle arkadaşlık yapmasına fırsat vermeyin.
Sevgili gençler, sizler de ne olur anne ve babanızın kıymetini bilin. Anne ve babanız hayattayken onların duasını almaya çalışın. Sakın anne ve babanızı bir başkasının şefkatine, bir başkasının merhametine muhtaç etmeyin. Allah korusun sonra hak baki olduğunda çok ama çok pişman olursunuz.
Şimdi sizler de “Hocam, hanımım veya kocam aileme yakın olmamı, onlara gidip gelmemi istemiyor” diyebilirsiniz.
Sevgili gençler, karı koca bulunur ama ana ve baba öldükten sonra bir daha bulunmaz benden söylemesi.
Ne diyeyim, CANABI ALLAH ANANIN DA BABANIN DA EVLADIN DA HAYIRLISINI VERSİN. ALLAH CÜMLEMİZE DEVLETİNE, MİLLETİNE, ANA VE BABASINA HAYIRLI EVLATLAR YETİŞTİRMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. AMİN.

okumak için tıklayın.


Keşke vekili kadar cesaretli olsa  -Güneş Gazetesi


Kalleş PKK terör örgütü Tunceli'de görev yapan 23 yaşındaki Necmettin Yılmaz öğretmeni, karne dağıtımı sonrası memleketine dönerken yolda önünü kesip vahşice şehit etti. Tüm Türkiye PKK'nın yaptığı bu vahşeti lanetledi. Esas lanet ve isyan CHP Tunceli Milletvekili olan Gürsel Erol'dan geldi. Erol, Meclis kürsüsünden adeta isyan edercesine, “O topraklarda, 23 yaşında geleceğe umutla bakan ve geleceğe umutla bakan çocuklarımızı yetiştiren, eğiten bir öğretmenin kanının dökülmesi bizim için son derece üzüntü vericidir. Ve o evladımıza sahip çıkamadığımız için ailesinden özür diliyorum. Asker, polisimiz, sivil vatandaşımız ve son olarak Necmettin Yılmaz öğretmeniz PKK terör örgütü tarafından şehit edildi. PKK terör örgütü Necmettin Yılmaz öğretmenimizle birlikte bu güne kadar 30 öğretmeni şehit etti. Neden bunu yapıyor? Çünkü kendisine eleman ve taraftar kazandırmak için cahil bir toplum peşinde. Biz buna müsade etmeyeceğiz, inadına barış, inadına teröre hayır diyeceyiz” diyerek haykırdı. 

PKK, okumuş, aydın insan istemez 

Sevgili okuyucularım bu sözleri televizyonda izlerken tek kelimeyle göz yaşı içinde 'bravo sana' dedim. Sadece ben değil toplumun çoğu 'bravo' dediği gibi Cumhurbaşkanımız Erdoğan'da Milletvekili Erol'u arayarak Meclis'teki konuşmasından dolayı tebrik etti. Tunceli Milletvekili Erol'un sözleri çok doğru. Şerefsiz kanı bozuk PKK, Güneydoğu'da okumuş ilim irfan sahibi olan bir topluluk istemez. Güneydoğu'da huzur saadet istemez. Halkın refah seviyesinin yüksek olmasını istemez. Çünkü aklı başında huzuru yerinde olan insanları kandırıp dağa çıkarması zor olur. Kanı bozuk şerefsiz PKK terör örgütü ancak cahil cühela insanların kanına girip kardeşi kardeşe öldürtmesini bilir. Evet CHP Milletvekili Gürsel Erol, cesurca ne kadar terör örgütü varsa hepsini de Meclis kürsüsünde isyan edercesine lanet etmesini alkışladık. 

FETÖ'cülerden yakanı kurtar 

Peki ya CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu vekili kadar cesaretli mi? Hayır, bence cesaretli değil. Eğer Kılıçdaroğlu terör konusunda kendi vekili kadar cesaretli olmuş olsa idi, FETÖ terör örgütü konusunda net tavır ortaya koyarak FETÖ'ye karşı çıkardı. FETÖ'cülerin ağzıyla konuşmayı bırakıp, darbe girişimine karşı dik duruş sergilerdi. Aslında Kılıçdaroğlu'na fazla kızamıyorum çünkü, FETÖ'cülerin  sayesinde kaset sıkandalıyla  CHP genel başkanlığı koltuğuna oturdu. “Atatürk'ün koltuğunda oturuyorum” diyen Kılıçdaroğlu'na derim ki bir an önce Atatürk'e 40 yıldır “deccal, firavun, dinsiz, şeytan” diyen FETÖ'cülerden yakanı kurtar. FETÖ'cülerin çizdiği yoldan değil, Atatürk'ün gösterdiği yoldan git. Aksi taktirde koltuğunda oturduğun Atatürk'e ihanet etmiş olursun. İnşallah sen de CHP Tunceli Milletvekiliniz  Gürsel Erol gibi terör konusunda cesur olursun. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE CÜMLEMİZE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZE HAİNLİK EDENLERİ VE TERÖR ÖRGÜTLERİNİN TÜMÜNÜ HELAK EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Sakın rehavete kapılmayın  -Güneş Gazetesi


Bundan bir yıl önce 15 temmuz gecesi din, devlet ve millet düşmanı münafık Fetullah Gülen'in teröristleri darbe girişiminde bulunduğunda, 250 insanımızı şehit edip binlerce insanımız da kurşun yağmuruna tutarak yaralamıştı. Allah'a çok şükür 250 şehidimiz, binlerce yaralılarımız olmuş olsa da kalbinde iman ve vatan sevgisi olan milletimiz ülkesini, bölüp parçalamak isteyen Amerika'ya, Vatikan'a, İsrail'e, Rusya'ya, NATO ve bazı Avrupa ülkelerine teslim etmedi. Milli birlik ruhuyla din, dil, ırk ayrımı olmaksızın milletimiz ülkesine, demokrasiye, özgürlüğe ve seçilmiş olan hükümetine sahip çıktı. Eğer milletimiz FETÖ'cü, teröristlerin ülkemizi bölüp parçalanmasına engel olamamış olsaydı, işte o zaman kelimenin tam anlamıyla ayvayı yemiştik. Neden ayvayı yemiştik biliyor musunuz? Kanı bozuk hain FETÖ'cüler, amaçlarına ulaştıklarında Suriye'de olduğu gibi ülkemizde de iç savaş çıkaracaklardı. İsrail'in büyük Ortadoğu projesini hayata geçirmek için Türkiye'yi iç savaş sonrası böleceklerdi. 

Gerekirse yine bedel öderiz 

Hatta Şerefsiz kanı bozuk FETÖ'cüler, Türkiye'yi bölmek için PYD ve PKK terör örgütleriyle daha önceden anlaşmışlar. Onlar anlaşmış anlaşmasına da, yalnız Türk milletinin onları analarından doğduğuna pişman edecekleri hiç akıllarına gelmemiş. Sevgili okuyucularım Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti çok kolay var olmadı. Türkiye Cumhuriyeti büyük bedeller ödeyerek var olmuştur. Sakarya'da, Çanakkale'de, Dumlupınar ve 15 Temmuz'da olduğu gibi yine bedeller öderiz, aç, açık kalırız ama asla vatansız kalamayız. Evet Cumhurbaşkanımızın önderliğinde 15 temmuz hain darbe girişiminin yıl dönümünde bütün yurtta dış temsilciliklerinde ve kardeş ülkelerde hain FETÖ'cülerin yaptığı şerefsizliği unutmamak için törenler düzenledi. 

Dışarıyla irtibatları kesilsin 

İç ve dış düşmanlara karşı tek yürek olduk. Yalnız henüz bana göre FETÖ tehdidi bitmiş değil. Derim ki takiyyeci, sinsi, bukalemun gibi bulunduğu ortama göre renk değiştiren kanı bozuk münafık FETÖ'cülere karşı uyanık olunmalı. Yetkililerimiz, 'tamam bu iş artık bitti, hainleri temizlendik' diyerek sakın rehavete kapılmasın. Tıpkı kanser virüsü gibi, virüsün ne zaman nerede çıkacağı hiç belli olmaz. O yüzden devletin içine sinsice yerleşmiş olan virüsü bulup hemen temizleyin. 15 temmuz darbe girişimi sonrası olduğu gibi, PKK ve FETÖ  Terör örgütleriyle hız kesmeden devam edilsin. Hapisteki FETÖ'cü, teröristlerin beyinlerini yıkamaya devam eden cemaat imamı veya abileriyle irtibatlarının kesilmesi için televizyon izletilmesin, gazete okutulmasın, ailesi dışında kimseyle görüştürülmesin. Ayrıca 15 temmuz hain darbe girişimini ve FETÖ'cülerin şerefsizliliğini unutturmamak için Türkiyenin her yerinde aynı çoşkuyla programlar yapılmaya devam edilsin. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ KANI BOZUK OLAN HAİNLERİN, MÜNAFIKLARIN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH ÜLKEMİZİ BÖLÜP PARÇALAMAK İSTEYEN KANSIZLARI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


İdam, idam, idam!  -Güneş Gazetesi


Her fırsatta Türkiye aleyhtarı yayınlar yapan Haçlı zihniyetine sahip Avrupa medyası, 15 temmuz akşamı devlet, millet ve din düşmanı olan münafık FETÖ tarafından girişilen hain darbe teşebbüsünü görmezden gelmesini bırakın bir kenera, tam tersi ülkemizi suçlayan yayınlar yapmaya devam ediyor. INDEPENDENT gazetesi FETÖ elebaşı Fetullah Gülen için, “Amerika'da yaşayan ılımlı Müslüman din adamı”, takipçileri için de, “Diyaloğu savunan ılımlı islam savunucuları” derken, BBC kanalı, Cumhurbaşkanımız Erdoğan hakkında, “Türkiye'nin acımasız Cumhurbaşkanı” ifadesini kullandı. CNN de FETÖ ile mücadeleyi çarpıtarak, “Türkiye'de demokrasi baskı altında binlerce tutuklama var” dedi. Yani Türkiye ve Erdoğan düşmanı olan şerefsizler, destek verdikleri FETÖ'cülerin 15 Temmuz darbe girişimi başarıya ulaşamayınca çılgına döndükleri için bu şekilde alçakça yayın yapıyorlar. 

Onlar yetiştirdiğiniz vatan hainleri 

Be şerefsizler o binlerce tutuklu olanlar vatan, devlet ve millet düşmanları,Türkiye'yi bölüp parçalamak için yetiştirdiğiniz, desteklediğiniz, koruduğunuz, yüzlerce insanımızı şehit eden binlerce insanımızı sakat bırakan hainler. O hainler Türk mahkemelerinde yargılanırken bırakın pişmanlık duymalarını dalgalarını geçiyorlar. Sevgili okuyucularım, pişkinliğe bakın; kahraman şehidimiz Ömer Halisdemir'le ilgili devada sanıkların avukatı mahkemede tutuklu FETÖ'cü hainlerden kahraman diye söz edip beraatlerini istiyebiliyor. Yine bir başka FETÖ'cü hain Gökhan Güçlü, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a suikast girişimi davası duruşmasında üzerine 'hero' yani 'kahraman' yazan tişörtle gelmiş. Vay hain vay ne zamandan beri ülkesine hainlik yapanlar kahraman oldu? Soruyorum bu hain o tişörtü nereden buldu? Cezaevi yetkilileri bu hainin üzerindeki tişörte neden müdehale etmedi? Yoksa o tişört o haine bilerek mi giydirildi? Yaptıkları hainlikten pişmanlık duymayan FETÖ'cü hainler mahkemede nasıl bu kadar rahat olabiliyorlar? 

Ülkemizin huzuru ve bekası için 

Derhal bu konu araştırılsın ve kasıt varsa gerekenler yapılsın. Lafı eveleyip gevelemeye hiç gerek yok. Daha önce çok defalar yazdığım gibi ülkemizi bölüp parçalamak isteyen, asker, polis ve masum insanlarımızı kalleşçe şehit eden teröristler, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ni,Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, emniyet ve özel harekat binasını savaş uçaklarıyla bombalayan, darbeye karşı çıkan 250 kahraman insanımızı öldürüp şehit eden, binlerce insanımızı da yaralayan FETÖ'cü, PKK'lı ve değer teröristleri ülkemizin bekası, huzuru için derhal idam edilmelidirler. İran'ın yaptığı gibi hepsi dar ağcında sallandırılmalıdır. Amerika, NATO, Vatikan ve Avrupa'nın arkalarında olduğunu bilen bu FETÖ'cü ve PKK'lı hainler, yaptıklarından pişman bile değiller. Utanmadan kahraman olduklarını iddia ediyorlar. Çünkü iradelerini teslim ettikleri Amerika'da yaşayan Fetullah Gülen denen münafık, köpeklerini medya veya sosyal medyada aracılığı ile yönlendirmeye devam ediyor. CHP ve terör örgütü PKK'nın siyasi kanadı HDP diyor ki, “efendim OHAL kalksın”. Hadi oradan. Sizin niyetinizin ne olduğunu bu millet biliyor. Türkiye Cumhuriyeti'nde ne kadar kanı bozuk hain, ne kadar terörist varsa hepsinin kökü katılıncaya kadar OHAL devam etmelidir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZDE NE KADAR KANI BOZUK HAİN VARSA HEPSİNİ HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLATİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Ülkemizin bekası için göreve!  -Güneş Gazetesi


2013 Mayıs ayında ülkemizde ne kadar bir birine zıt marjinal grup varsa hepsi sözde ağaç kesimini protesto etmek için bir araya gelmişlerdi. Tabi sözde doğa sevdalılarının asıl amaçlan Gezi Parkı'nda iki ağacı korumak değildi. Amaçları hükümeti yıkmak ve Recep Tayyip Erdoğan'ı siyasetten silmekti. Gezi olaylarında amaçlanna ulaşamayan FETÖ'cüler, 17-25 Aralık'ta pis oyunlarla hükümeti tekrar yıkamayınca bu sefer başka planı devreye soktular. Vatan, millet, din düşmanı olan münafık FETÖ'cüler, darbe yapmaya karar vermişler. Devletin tüm birimlerine sinsice sızan ve neredeyse Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tamamını ele geçirmek üzere olan münafık FETÖ'cüler, 15 Temmuz'da yani bir yıl önce bugün darbe teşebbüsünde bulundular. Darbeci münafık FETÖ'cüler, darbeye karşı çıkan 250 vatandaşımızı şehit ettiler, binlerce kardeşimiz ise Gazi oldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ni, Emniyet binalarını, özel Harekat binasını bombaladılar.

Bu hainliği tek başına mı yaptılar?

Başta TRT olmak üzere özel televizyonlara el koymaya çalıştılar. Peki bu kansızlığı, hainliği FETÖ'cüler tek başına mı yaptı? Hayır bu kalleşliğin arkasında NATO, Vatikan, Amerika, İsrail ve bazı Avrupa ülkeleri vardı. Sevgili okuyucularım sizce Amerika, NATO, Vatikan, İsrail ve bazı Avrupa ülkeleri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı neden darbeyle yok etmek ister? Eğer net cevap vermek gerekirse milli oluşundan dolayı rahatsızlar. Hatırlar mısınız bundan 10 yıl öncesine kadar Amerika'dan Avrupa'dan paramızla bile silah satın alamazdık? Allah'a çok şükür son 10 yıldır Türkiye kendi silahını, tankını, insansız hava aracını, helikopterini, kendi füzesini ve roketini üretiyor. İnşallah yakın zamanda kendi uçak gemimizi ve savaş uçağımızı üreteceğiz. Şimdi bu atılımlan yapan, ülkesi için gece gündüz çalışan birini şer güçler Türkiye'nin başında görmek ister mi? Allah korusun eğer 15 Temmuz darbe girişimi başarılı olmuş olsaydı Türkiye çoktan bölünmüştü. Vatan, millet, din düşmanı olan FETÖ'nün arkasındaki şer güçler Türkiye'nin bölünmesini istiyordu.

Şer güçlerine karşı nöbet tutalım

İsrail'in projesi olan Büyük Ortadoğu projesini hayata geçmesinin önündeki tek engel olarak görülen Recep Tayyip Erdoğan'ı şer güçler ister mi? "Hocam FETÖ tehlikesi bitti mi" diye sorarsanız, "Hayır bitmedi" derim. Amerika'nın, Almanya'nın, Avusturya'nın, Hollanda'nın, İsveç ve bir çok ülkenin halen Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı devam ediyor. Ülkemizde bazı muhalefet partilerini, bazı vakıf ve dernekleri Gezi olaylarında olduğu gibi destekleyip sokağa dökmek istiyorlar. Tabi arkasında FETÖ'cüler olan Kemal Kılıçdaroğlu da insanlan sokağa çağırıyor. Derim ki Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası, demokrasi ve özgürlüğümüz için 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümünde bugün meydanlarda olalım. Din, dil, ırk ayrımı olmadan huzurlu yaşamamız ve şer güçlerin oyununu bozmak için bu gece demokrasi nöbeti tutalım. Ne diyeyim CENAB-I ALL^H ÜLKEMİZ ÖZERİNDE HAİN EMELLERİ OL4NU\RI HELAK ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZİN NİMETLERİNDE FAYDALANIP DA, SONRA KALLEŞLİK HAİNLİK YAPAN ŞEREFSİZ KANI BOZUK TERÖRİSTLERİN KÖKÜNÜ YOK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE. BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. AMİN.

okumak için tıklayın.


İşte bu hocalar gibi olunmalı  -Güneş Gazetesi


Kimi zaman bazı cami imamlarını aslına ve sünnete uygun olarak görevlerini yapmadıklarından dolayı eleştirdiğimi biliyorsunuz. Peki ben hangi imam ve hocaları eleştiriyorum? Hakkıyla Kur'an-ı Kerim'i, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetini yaşamayan, İnsanlara samimi duygular içinde Kur'an-ı Kerim'i, hak ve hakikatları anlatmaları gerekirken, cemaatin nabzına göre konuşan, Kur'an-ı Kerim'in biz insanların yaşarken okumamız gereken kitap olduğunu anlatmaları gerekirken, Kur'an-i Kerim'i ölülerin arkasında okunması gereken kitapmış gibi gösteren, ölü okuyucusu olan assolistleri eleştiriyorum. Yani ben istiyorum ki camide görevli hocalarımız, Peygamber efendimizin sünnetini hakıyla yerine getirsin. İslam dinini İnsanların nefsine göre değil, hak ve hakikat doğru neyse onu anlatsınlar istiyorum. “Hocam, Peygamberimizin sünnetini hakkıyla yaşayan, islam dini için mücadele eden hiç mi hoca yok” derseniz, elbette tertemiz Kur'an-ı Kerim'i hakkıyla yaşayan ve cemaatine hakikatları anlatan, islam dinine hizmet eden hocalarımız var. 

Manevi duyguları güçlü olanlar 

Bugün o hocalarımız olmamış olsaydı Allah muhafaza belki toplum olarak çoktan çökmüştük. Antalya'da yaşayan 28 yaşındaki imam Bayram Tekin, onlarca gencin madde bağamlığından kurtulmalarına vesile olmuş. Gençleri spora ve ibadete yönlendiren Bayram Tekin hoca, inanç ve ibadetin bütün kötülükleri yeneceğini söylemiş. Elbette Milli ve manevi duyguları güçlü olan biri hiç bir zaman kötü yola düşmez. İnançlı dinini yaşayan biri dünya ve ahiretini yok edecek tüm pisliklerden uzak kalır. Aydın'da görev imam Gazanfer Arslan, ise tam 5 yıldır Kur'an-I Kerim'i öğretmek için kapı kapı esnafları dolaşıyormuş. Sevgili okuyucularım ben assolistler gibi gözü cemaatin cebinde olan ölü okuyucuları değil, yaptığı işin farkında olup mücadele eden Bayram Tekin ve Gazanfer Arslan gibi hoca efendiler görmek istiyorum. Böylesi hoca efendilerimiz olduğu müddetçe Allah'ın izni ile gençlerimiz ne devletine milletine karşı terörist olur, ne de kötü yola düşer. 

Evlatlarınız manevi boşluğa düşmesin 

Allah temiz şuurlu hoca efendilerimizin sayısını artırsın. Tabi bu hizmetten rahatsız olan şeytanın yamaklarıda yok değil. Şeytanın yamağı olan bazıları anket adı altında yayınlar yaparak, neymiş efendim insanlar dinden uzaklaşmış. Eskiden toplumun yüzde 90'ı dindarken şimdi bu sayı azalmış gibi anket yayınlıyorlar. Ey şeytanın yamağı olan münafıklar. İnsanlar dininden örf ve anelerinden uzak kalsın, manevi olarak boşluğa düşsünler diye televizyon ve gazete yayınlarıyla mücadele eden siz değilmisiniz? Anne ve babalara sesleniyorum. Ne olur çocuklarınızı milli ve manevi değerlerimize göre yetiştirelim. Çocuklarınıza mutlaka çocukluğundan itibaren Kur'an-ı Kerim'i, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetini, namaz kılmayı güzel ahlakı öğretin. Çocuklarınızla birlikte evinizde zaman zaman cemaat olup namaz kılın. Aksi taktirde evlatlarımız manevi boşluğa düşer. Allah muhafaza sonra art niyetli kişiler, evlatlarımızın kötü yola düşmesine vesile olurlar benden söylemesi. Ne diyeyim  CENAB-I ALLAH EVLATLARIMIZI TÜM KÖTÜLÜKLERDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, ANA VE BABAYA HAYIRLI EVLATLAR NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


İşi bilirsen kapını çalan çok olur  -Güneş Gazetesi


Mart ayında bazı ülkelerden Amerika'ya uçakla seyahat edecek yolcuların uçağın içine dizüstü bilgisayarlarını almaları Amerika tarafından yasaklanmıştı. Amerika, aralarında Türk Hava Yolları'nın da bulunduğu bazı ülkelerin havayolu şirketlerine konan bu yasağı güvenlik nedeniyle aldıklarını açıkladı. Amerika'nın bu açıklamaları kimseye inandırıcı gelmemişti. Sonradan işin içinde ticaret olduğu anlaşıldı. Amerikan L3 güvenlik sistemleri şirketi dünyanın bir çok havalimanına ClearScan isiminli tomografi cihazı satınca 'tamam şimdi oldu' dediler. Aslında Türk Hava Yolları yönetimi bu üç kağıtçılığı anladığı için, “Eyvah, mahvolduk, şimdi ne yapacağız” demedi. Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, hemen ekibiyle birlikte formül arayışına girdi ve Türk Hava Yolları'yla Amerika'ya, İngiltere'ye uçacak olan yolculara ücretsiz kullanmaları için 500 adet Laptop satın alındı.

Sonunda laptop yasağı kalktı

Böylece Türk Hava Yollarıyla Amerika'ya, İngiltere'ye giden yolcular mağdur olmadı. Bu arada THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı boş durmadı. Uğraştı mücadele etti ve sonunda Amerika'ya uçuşlarda Laptop yasağını kaldırtı. Peki bu süre içinde Türk Hava Yolları zarar mı etti ? Hayır, zarar etmedi, tam tersi kâr elde etti. Sevgili okuyucularım kriz, sıkıntı, kara günün ne zaman geleceği belli olmaz. O yüzden her türlü olabilecek olumsuzluğa karşı tedbirli olmak lazım. Sadece tedbir değil, işin başında ehil insanların olmasıda gerekir. Bakın THY sadece geçen yılın son çeyreğinde 386 milyon dolar kâr elde etti. THY 4 ayrı kategoride ödül aldı. Yani Avrupa'nın en iyi havayolu şirketi seçildi. Geçmişte Türkiye denilince yüzünü ekşitenler kapımızı çalıyor. Bir çok dünya havayolu şirketi Türk Hava Yolları'na, “Bizim şirketi size devredelim, veya bizi eğitin, ortak havayolu şirketi kuralım” diyor. Dedim ya işin başında ehil kişiler olursa kapıyı çalan çok olur.

Thy ile Amerika'ya keyifli uçuş

Bir davet üzerine Amerika'ya gideceğimi öğrenen arkadaşlar, “Hocam gitmeyin sıkılırsınız zaten laptop ve tablet bilgisayarı yanınıza alırken sıkıntı çekiliyormuş” dediler. Hayır hiç bir sıkıntı yok. Elbette yaşadığımız sıkıntılı dünyada, terörün var olduğu coğrafyada güvenlik önlemleri alınacak. Valla tedirgin olmadan milli gururumuz olan Türk Hava Yolları ile Amerika'ya keyifli uçuş yaptım. Bilgisayarım yanımda uçakta internete bağlandım, yazımı yazdım, e-maillerime baktım, kulaklığı takıp haberleri izledim, sanat müziği dinledim ve tabiki Kur'an-ı Kerim de dinledim. İkramlar, uçaktaki ekip tek kelimeyle süperdi. Sizlere tavsiyem eğer Amerika'ya gitmek isterseniz önceden rezervasyonunuzu yaptırırsanız biletinizi daha ucuza almış olursunuz benden söylemesi. Ne diyeyim Allah kabiliyetli, becerikli, işini bilen yöneticilerimizi her daim var etsin. ALLAH DEVLETİMİZİ KİMSEYE MUHTAÇ ETMEDEN SÜPER DEVLET OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS EMELLERİ OLAN, KALLEŞ, HAİN, KANI BOZUK OLANLARI HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Türk ordusu güçlü olmalı  -Güneş Gazetesi


Haberlerde yapımı tamamlanan savaş gemisinin denize indiriliş törenini izlerken “Vay be nereden nereye geldik?” dedim. Allah'a şükürler olsun ki içimizdeki kanı bozuk olan hainlere, Türkiye'yi bölüp parçalamak isteyen dış güçlere rağmen ülkemizde yatırımlara hızla devam ediliyor. Enerjiden, bilime sanayiden eğitme kadar her alanda yatırımlar devam etmekte. En önemlisi de bu yatırımların kritik önemi olan projelere öncelik verilmesi. Yani yeni kurulan dünya düzeninde Türk Silahlı Kuvvetlerimizin daha güçlü olaması için yapılan yatırımlar çok önemli.  15 temmuz darbe girişimine kadar Türk Silahlı Kuvvetleri'nde görev yapan komutanların çoğu ne yazık ki asli görevi olan askerlikten başka her şeyle uğraşmışlar. Geçmişte bazı Genelkurmay başkanları ve kuvvet komutanları, milli şuurdan uzak asli görevleri olan askerlik yerine siyasetle milletin yaşam tarzıyla uğraşır, sevmedikleri hükümete ise darbe yaparlardı. Milleti kendilerine göre dizayn etmeye çalışırlardı.  Halbuki o komutanlar, siyasetle, milletin yaşam tarzıyla uğraşmak yerine ülkemizi düşmana karşı nasıl korumaları gerektiğine kafa yorsalardı, savaş teknikleriyle, bilim, teknoloji ve askeri sanayi projeleriyle uğraşmış olsalardı çok daha iyi olurdu. Yıllardır başımıza bela olan terör örgütleriyle samimiyetle, milli şuurla mücadele etselerdi inanın Türkiye bugün tehdit altında olmazdı. Bugün olduğu gibi ülkemizi bölüp parçalamak isteyen şer güçler bizimle uğraşmaktan vazgeçerlerdi.  Görevini yapmayan sadece geçmişteki bazı komutanlar değildi. Tabii üniversite rektörleri ve öğretim görevlileri de aynı kafadaydı. 10 yıl öncesine kadar bazı rektörler ve öğretim görevlileri, gençlerimizi ilim irfan sahibi yapma yerine hadlerini aşarak siyasetle uğraşıyorlardı. Birilerinin talimatına uyup sokaklarda protesto gösterileri yaparlardı. Halbuki üniversitelerde siyaset yerine samimi olarak ilim irfan sahibi gençler yetiştirilmiş olsaydı bugün güzelim Türkiyemiz çok daha farklı yerlerde olurdu.  15 Temmuz darbe girişimi sonrası tam olmasa da Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ve üniversitelerinin içine sızmış vatan millet düşmanlarının çoğu temizlendi. Çoğu diyorum çünkü medyada takip ettiğim kadarıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ve üniversitelerde kendisini saklayan FETÖ'cü hainlerin var olduğu yazılmakta. Neyse kim güzelim Türkiye Cumhuriyeti'ne hainlik yapıyorsa Allah hepsini de helak etsin.   Sevgili okuyucularım, farkında mısınız 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türk Silahlı Kuvvetlerimizin içinde FETÖ'cü hainler temizlendikten sonra terör neredeyse bitme noktasına geldi. Demek ki bugüne kadar PKK terör örgütünün sonu FETÖ'cü hainlerin yüzünden gelmiyormuş. Bugün ise  Genelkurmay başkanımız ve kuvvet komutanlarımız ülkemizin bekası için gece gündüz dağ tepe demeden terörün kökünü kurutmak için çalışıyorlar.  Allah'a şükürler olsun ki her alanda olduğu gibi Türk Silahlı Kuvvetleri 10 yıl öncesine göre daha güçlü oldu. Çünkü Türkiye, son 10 yıldır kendi silahını, tankını, insansız hava aracını, helikopterini, savaş gemisini ve füzesini üretiyor. Ürettiğimiz bu silahları askeri araç ve gereçleri aynı zamanda başta Amerika olmak üzere başka ülkelere satıyoruz. İnşallah yakın zamanda kendi savaş uçağımızı ve askeri uçak gemimizi de üretmeye başlayacağız. Tabii bu yatırımlar milli şuurla vatan aşkıyla ve samimi duygularla yapılır. Zaten toplum olarak yaptığımız her işi samimi ve milli duyguları önde tutarsak işte o zaman bizi kimse tutamaz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı içimizdeki hain kansızlar ve dışarıdaki şer güçler, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni güçlendirdiği, kimseye muhtaç olmadan kendi ayakları üzerinde duran güçlü Türkiye var ettiği için sevmiyorlar. İşte 15 Temmuz darbe girişiminin asıl nedenlerinden biri de budur.  Artık oyunlara gelmeden demokrasiyi içine sindirmiş, milli şuur ve samimi duygularla görevini yapan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, kurulmak istenen yeni dünya düzeninde yerimizi almamız için şer güçlere karşı güçlü olması gerekir.  Ne diyeyim CANABI ALLAH ASKERLERİMİZİ HER DAİM MUZAFFER KILSIN. ALLAH, GÜZELİM ÜLKEMİZE KİMLER HAİNİLİK YAPIYORSA CÜMLESİNİ YOK ETSİN. ALLAH, DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. AMİN. 

okumak için tıklayın.


Sakın kaos çıkarayım deme  -Güneş Gazetesi


Hafta sonu bir grup arkadaşla sohbet ettik. Sohbetimizin büyük bölümü sosyal medyada konuşulan konular üzerineydi. Sosyal medyada şahsıma ait bir hesabım olmadığı için takip de etmem. Yalnız sosyal medyayı yakından takip eden arkadaşlarla bir araya geldiğimizde sanal dünyada olup biten konuşulan ne varsa her şeyi bana anlatırlar. Son haftalarda en çok konuşulan konu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun sözde adalet için Ankara'dan İstanbul'a yaptığı yürüyüşmüş. Ayrıca Kılıçdaroğlu'nun yürüyüşü İstanbul'da son bulmayacağı gibi Gezi eylemleri sırasında yaşanan olaylardan daha büyük olaylar yaşanması için plan yapılıyormuş. Yani dış istihbaratların kontrolündeki sol görüşlü marjinal guruplar, PKK terör örgütü yandaşları, PKK'nın siyasi kanadı HDP ve FETÖ'cüler ile birlikte bazı CHP'liler ülkemizde iç karışıklığa kaosa neden olacaklarmış.

Borsanın yüz bin puanın üstünde olduğu, ekonomimizin dünyayı kıskandırdığı, ülkemizde yatırımların hızla devam ettiği, ülkemizi bölüp parçalama gayreti içersinde olan içimizdeki kanı bozuklar ve dış güçlerle mücadele edildiği, yeni dünya düzeninin kurulduğu ve Türkiye'nin de bu yeni dünya düzeninde söz sahibi olmak ve yerini almak için çaba gösterdiği bugün de Gezi olaylarında olduğu gibi bir olaya kalkışılırsa bilsinler ki bu millet o hainlerin topunu dünyaya geldiğine pişman eder. Bu millet hem CHP'den hem de PKK terör örgütünün siyasi kanadı olan HDP'den çok kötü hesap sorar benden söylemesi.

Sevgili okuyucularım hatırlarsanız daha önceki yazımda Kılıçdaroğlu'nun Ankara'dan İstanbul'a adalet arama yürüyüşü samimi değil demiştim. Tekrar söylüyorum bana göre Kılıçdaroğlu'nun Ankara'dan İstanbul'a yaptığı yürüyüş, adalet yürüyüşü filan değil. Öyle sanıyorum ki Kılıçdaroğlu, üst aklın kendisine verdiği talimatları yerine getiriyor.

Televizyonda haberleri izlediğimde Kılıçdaroğlu'nun CHP milletvekilleri ile birlikte yürüyüş esnasında terör örgütünün marşını söylüyor olması beni şok etti. CHP'li milletvekilleri, adalet adamı olan Savcı Mehmet Selim Kiraz'ı Çağlayan Adliyesi'nde şehit eden ve toplumda infial oluşturmak için onlarca masum insanı öldüren terör örgütünün marşını söylemeleri ikiyüzlü olduklarını ortaya koyuyordu. Ah Kılıçdaroğlu ah sana ne diyeyim bilmiyorum ki. Yanlış yoldasın, CHP'nin başına seni oturtanlar CHP'yle birlikte seni de bitirecekler desem anlamazsın ki. Öyle sanıyorum ki her halde sen de FETÖ'cülere iradeni fena kaptırdın.

Derim ki ey Kılıçdaroğlu, gittiğin bu yol bir iyi yol değil. Belki farkındasın belki değilsin bilemem, ancak gittiğin bu yol terör örgütleri PKK ve FETÖ'nün yoluna çıkıyor. Ey Kılıçdaroğlu, yürüdüğün bu yolda sakın toplumun içine fitne sokacak, toplumun kutuplaştıracak kaos eylemlerin içinde olma.

Yapacağın mitingde konuşma esnasında sakın galeyana gelip yakın yıkın deme. CHP genel başkanlığı koltuğuna oturduğun günden beri HDP'ye omuz omuza verip yürüttüğün siyasetten vazgeç. Eğer bu tutumundan vazgeçmezsen şunu bil ki başta CHP'liler olmak üzere millet seni siyaset sahnesinden silip atacak. Belki millete gerek kalmadan kimler hangi dalavereyle seni CHP genel başkanlığı koltuğuna oturttuysa bil ki onlar seni siyasetten silecek. Kılıçdaroğlu, tekrar söylüyorum gittiğin bu yol iyi yol değil benden söylemesi.

Ne diyeyim CANABI ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE CÜMLEMİZE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH KİM MİLLETİMİZİN İÇİNE FİTNE SOKUP KUTUPLAŞTIRIYORSA ALLAH HEPSİNİ HELAK ETSİN. AMİN.

okumak için tıklayın.


Kısmen sorumlularmış!  -Güneş Gazetesi


Temmuz 1995'de Yugoslavya iç savaş sırasında Sırp ordusu, Srebrenitsa'yı işgal etmişti. Sırp ordusu, işgal ettiği Bosna Hersek'in Srebrenitsa'da kentinde yaptığı soykırımda en az 8 bin 372 Boşnak Müslümanı katletmişti. Sırpların Srebrenitsa'da yaptığı bu katliam, ikinci dünya savaşından sonra Avrupa'daki en büyük katliam olarak tarihe geçti.  Srebrenitsa'nın işgali sırasında canlarını kurtarmak için Birleşmiş Milletler bünyesinde görev yapan Hollanda askerlerine sığınan 300 sivil Boşnak Müslüman, ne yazık ki sığındıkları Hollanda askerleri tarafından Sırp askerlerine teslim edilmiş ve şerefsiz katil Sırp askerleri 300 sivil Boşnak Müslümanı kuşuna dizmişti. Hollandalı şerefsiz komutan Thom Karremans, Müslümanlara yapılan katliam sonrası Sırp kasap Mladiç ile katliamı kutularcasına kadeh tutuşturmuştu. 2007'de Lahey'deki uluslararası adalet divanı yaşanan bu olayı soykırım olarak tanımıştı.  Sevgili okuyucularım, asıl şerefsizliği şimdi görün. Sırp katliamından kaçarak kendilerine sığınan Boşnak Müslümanları, Birleşmiş Milletler kararına uymayarak katil şerefsiz Sırp askerlerine teslim eden ve ölümlerine neden olan Hollandalı askerler, mahkeme tarafından kısmen suçlu bulundu. Yani Hollanda'nın Lahey kentindeki uluslararası adalet divanı, Hollanda'yı ve şerefiz Hollandalı komutan Thom Karremans ve askerleri için “Kısmen sorumludur” dedi. Mahkeme ayrıca Hollanda'yı Müslümanların talep ettiği tazminatın yüzde 30'unu ödemesine de mahkum etti.  Ah kardeşlerim ah hiç it iti ısırır mı? Kim kimi yargılıyor sanıyorsunuz ? Ölen ve katliama uğrayan Müslümanlar. Öldüren ve katliam yapan ise Hrıstiyan Sırp askerleri. Ya yargılayanlar,  onlar da Lahey'deki Hrıstiyan yargıçlar. İşte görün ehli küfür, Haçlı zihniyetinde olan topluluğun birbirini nasıl koruduğunu?  Katliamlara şahit olan ve geceleri yataklarında uyuyamayıp kabuslar gören Hollandalı askerlerin çoğu ülkelerine döndükten sonra psikolojik tedavi görmeye başladı. Canilerin bile uykusunu kaçıran Bosna Hersek Srebrenitsa'daki katliamı hafife alınacak bir katliam değil. Açık konuşmak gerekirse ben mahkemenin verdiği bu karara çok da üzülmedim. Çünkü Peygamber efendimiz “Küfür tek millettir” diyor. Yani Hrıstiyan topluluğu tek millet oldukları için birbirini koruyor. Yine peygamber efendimiz, “İslam da tek bir millettir” der. Peki biz Müslümanların bugün tek millet olduğunu söylemek mümkün mü? Hayır mümkün değil. Biz Müslümanlar tam tersi Haçlı topluluğun içimize yaydığı etnik ve mezhep fitneliğinden dolayı birbirimizi vahşice öldürüyoruz öyle değil mi? Ortadoğu'da, Irak'ta, Suriye'de, Yemen'de, Libya'da güya sözde Müslüman aptalların birbirini nasıl öldürdüklerini hepimiz medyadan takip edip görüyoruz.   Bugün Müslüman Müslümanı katledip öldürüyorsa elin gavuruna kızmaya hakkımız olabilir mi? Eğer biz Müslümanlar samimi duygularla birbirimizi sevmez ve birbirimize sahip çıkmazsak biliniz ki biz Müslümanların akibeti Srebrenitsa'ta yaşanan katliamdan farksız olacak. Ehli küfür topluluğu Ortadoğu'da yeni savaşın peşinde. Müslümanın Müslümanı öldürmesi için gayret içindeler. Suudi Arabistan'ın başını çektiği Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve birkaç ülke ortada hiçbir sebep yokken ehli küfür topluluğu istedi diye Katar'a savaş ilan ettiler. Hay böyle şuursuz, ahmak, aptal, ruhunu başkalarına satmış sözde Arap liderlerinin akılsızlığına tüküreyim. Böyle Müslümanlık olmaz. İslam dini, ruhunu satmış böylesi Arap liderlerini ancak münafık olarak görür. Onlar bu dünyada yaptıkları zulmün ve hainliğin hesabını huzuru mahşerde zalim, dinine ve milletine ihanet etmiş münafık olarak verecekler.  Ne diyeyim CANABI ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH, MASUM MÜSLÜMANLARI ŞERLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH, GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. AMİN. 

okumak için tıklayın.


Almanya iki yüzlülük yapıyor  -Güneş Gazetesi


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 7-8 Temmuz'da Hamburg'da düzenlenecek G20 zirvesine katılım öncesinde Almanya'da yaşayan Türk kardeşlerimizle buluşması, Alman hükümetini korkuttu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Hamburg programı Alman basınında sıkça yer alınca Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Hamburg'a yapacağı ziyaret sırasında Türk vatandaşlarıyla toplanması veya miting düzenlemesinin uygun olmayacağını açıkladı.   Doğru, Alman derin devletinin siyasi görüşüne ve sinsi Türkiye politikasına göre Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Almanya'da yaşayan Türklerle bir araya gelmesi hiç doğru olmaz. Çünkü Alman derin devleti, eskiden beri kendi vakıfları, dernekleri aracılığıyla ülkemizde etnik köken ve mezhep fitneliği yaymakta.   Almanya Başbakanı Merkel, “Türkiye bölünüp  parçalansın, hükümet düşsün, Türkiyenin ekonomisi tamamen çöksün” diyerek Gezi olayları sırasında gösterilere katılan marjinal gruplara, FETÖ'cülere, PKK'ya, PKK'nın siyasi kanadı olan HDP'ye ve CHP'ye müthiş destek vermişti. Gezi olaylarında amacına ulaşamayan Merkel, 16 Nisan anayasa referandumunda hayır kampanyası yürüten PKK ve FETÖ'cülere açıkça destek olmuştu. Hatta Hollanda, Belçika, İsveç, Avusturya ve Almanya Avrupa'da yaşayan Türk kardeşlerimize “Anayasaya evet demeyin” diyerek tehditlerde bile bulunmuşlardı.  Sevgili okuyucularım, bunlar gerçekten ikiyüzlü. Bu ikiyüzlüler, Türkiye'ye karşı her fırsatta çifte standart uygulamaya devam edecektir. Bunların Türkiye düşmanlığıda hiç bitmeyecek. Bugün Almanya'da Türklerle toplantı veya miting yapmak isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan değil de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olsaydı inanın Merkel o mitinge katılırdı.  Kardeşlerim bizim bizden başka dostumuz yok. Türkiye'nin gelişmesini, kendi ayakları üzerinde durmasını, askeri güce sahip olmasını istemeyen ikiyüzlü sözde müttefiklerimiz Amerika ve Avrupa, istiyorlar ki Türkiye daima dışa bağamlı olsun. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı da buradan geliyor. Bu ikiyüzlüler, Erdoğan'ı siyaset sahnesinden indirmeyi başaramayınca, içimizde ne kadar kanı bozuk olan hain varsa onları kullanarak Türkiye Cumhuriyeti'ni bölüp parçalamak istiyor.  Sözde dost ve müttefik ülkeler, ülkemiz üzerinde pis oyunlarına devam edecek. Bizler ise her zaman söylediğim gibi şer güçlerin pis oyunlarına fitneliğine gelmeden güzelim ülkemizin büyümesi ve güçlü olması için çalışalım. Türkiye Cumhuriyeti'nin gök kubbesi altında din, dil, ırk ayrımı yapmadan huzur içinde yaşamaya çalışalım. Allah'ın verdiği akıl nimetini iyi kullanalım ve Türkiye düşmanlarının sosyal medyada Twitter üzerinde  algı operasyonlarına kanmayalım.   Ne diyeyim CANABI ALLAH GÜZELİM TÜRKİYE CUMHURİYETİ'Nİ ŞERLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. AMİN.  

okumak için tıklayın.


Eyvah dememek için gerekeni yapın  -Güneş Gazetesi


Son günlerde kiminle karşılaşsam, “Hocam, ortalık yine karışacakmış, FETÖ'cüler 15 Temmuz'da olduğu gibi tekrar darbe girişiminde bulunacaklarmış” gibi sözlerle karşılaşıyorum. Hayırdır nereden çıktı, kim söylüyor bunları diye sorduğumda, “Hocam, valla sosyal medya çalkalanıyor herkes sosyal medyada  Twitter'da bunları konuşuyor” cevabını veriyor. Her zaman olduğu gibi yine sosyal medya fitneliği devam ediyor. Demek ki şer odaklar pis oyunlarını yine sosyal medyadan, Twitter aracılığıyla insanların kafasını karıştırarak gerçekleştirmenin peşinde. Fitneciler, ülkemizi karıştırmak için algı operasyonlarını nasıl da sürdürüyorlar görüyorsunuz değil mi? Yıllardır şeytanı bol olan sosyal medya Twitter fitnesine bir türlü çözüm bulunamadı gitti.Özgürlük adı altında art niyetli kişiler sosyal medyada istedikleri gibi toplumu yönlendirebiliyorlar. Sevmedikleri insanlara istedikleri gibi hakaret, küfür edebiliyorlar. Toplumun içine fitne tohumlarını ekmek için istedikleri algıyı yayabiliyorlar.  İstedikleri gibi Türk milletine, Cumhurbaşkanımıza ve hükümete Twitter üzerinden küfür ve hakaret edebiliyorlar. 'Bu ne rezillik' denildiğinde efendim, adı üzerinde sosyal medyada işte İsteyen özgürce fikrini beyan eder, 'isteyen sevmediği veya fikrini kabul etmediği insanlara Twitter üzerinden kızgınlığını dile getirme (hakaret ve küfür etme) hakkına sahip' cevabını alıyoruz. 

Takipçilerin aklını çeliyorlar 

Ülkemizde sosyal medya ve Twitter'ı en çok FETÖ'cüler, PKK terör örgütü ve sempatizanları, tabiki CHP'liler kullanıyor. Kılıçdaroğlu ile yaptığımız bir sohbette sosyal medyayı çok iyi aktif olarak kullandıklarını ve bu yolla herkese rahatlıkla ulaştıklarını, insanlara vermek istedikleri mesajları bu yolla verdiklerini söylemişti. İşte bu üç grup sosyal medya ve Twitter'ı öyle güzel kullanıp mesajlar veriyorlar ki, hükümeti yıpratmak için çok güzel algı oluşturup insanları kutuplaştırıyorlar. İnsanlar üzerinde oluşturdukları algıyı daha tesirli kılmak için kimi zaman hükümetin destekçisiymiş, kimi zaman milli ve manevi duyguları çok güçlü biriymiş, kimi zaman ise aşırı sol görüşlüymüş gibi gündemdeki konulara göre takipçilerin aklını çelmeye çalışıyorlar. Sevgili okuyucularım ülkemizin bölünüp parçalanması arzusu içinde olanlar yaşanan her siyasi olayı fırsat bilip Twitter üzerinden algı oluşturuyorlar. Tabi buna Kılıçdaroğlu'nun güya adalet arıyorum diyerek Ankara' dan İstanbul'a yürüyüşünü de katabiliriz. 

Amacı adalet aramak değil 

Zaten Kılıçdaroğlu Enis Berberoğlu'nu düşündüğü için yollara düşmedi. Kılıçdaroğlu'nun derdi 2019 seçimlerine kadar kendisine verilen görevi hakkıyla yerine getirmek. Diyelim ki Kılıçdaroğlu'nun gerçekten adaletin işleyişiyle ilgili sıkıntısı var. Peki yollara düşmeden önce bu sıkıntısını şikayetlerini neden önce gidip neden Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a söylemedi de direk yollara düştü? Çünkü amacı adalet aramak filan değil, amacı ülkeyi karıştırmak. Çevremde FETÖ'cüler, HDP ve CHP'liler bayram sonrası insanları sokağa dökmek için sosyal medya ve Twitter üzerinden iç karışıklığına neden olacak her türlü propagandayı yapacaklarını duyuyorum. Bizler Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası, huzuru, selameti ve toprak bütünlüğümüz için sosyal medyada şerefsizlerin yaydığı fitneye gelmemeliyiz. Çünkü gezide olduğu gibi insanları sokağa çağıran şer odaklar, tek kelimeyle ülkemizin bölünüp parçalanmasını istiyor.  İstiyorlar ki bir çok ülkede olduğu gibi Türkiye'de iç savaş başlasın, sonra Almanya, Fransa, Yunanistan, Hollanda, İngiltere ve Amerikan askerleri Türkiye'yi işgal etsin. Allah bu şerefsizlerin hiç birine fırsat vermesin. Allah ülkemizi hainlerin pis oynundan korusun.  Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ART NİYETLİ OLAN, ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUN PEŞİNDE OLAN FİTNE ODAKLARINA FIRSAT VERMESİN. ALLAH İNSANLARIMIZI SANAL ALEMDEN, FİTNE YAYIP İNSANLARI BİR BİRİNDEN UZAKLAŞTIRAN SOSYAL MEDYA'NIN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Türk askerinden rahatsız olmuşlar  -Güneş Gazetesi


Hatırlarsanız Amerikan başkanı Trump, Ortadoğu ziyaretinde Suudi Arabistan'a 380 milyar dolarlık savaş uçağı ve ağır silahlar satmıştı. Sonra ortada hiç bir sebep yokken başını Suudi Arabistan'ın çektiği 5 Arap ülkes , Katar'a diplomatik abluka uygulamaya başladı. Daha sonra ablukacı ülke sayisı 10'a çıktı.Hatta Suudi Arabistan, Katar'a saldıracağını bile duyurdu. Dünya, 'hayırdır durup dururken yine ne oldu? Her halde Ortadoğu'da yeni bir savaş çıkacak' demeye başladı. Tabiki Ortadoğu'da yeni savaşlar çıkacak. Trump, her halde Suudi Arabistan'a 380 milyar dolarlık silahı müzede sergilensin diye satmadı. Tabi ki fitneye kapılan geri zekalı, aptal Arap yöneticileri savaş ilan edip birbirini öldürür. Amerika, Katar'a üretimi durmuş olan 12 milyar dolarlık F-15 savaş uçağını satana kadar Suudi Arabistan'ın Katar'a 'gider' yapmasına destek veriyordu. Sonra her iki ülkenin paralarını cebe indiren Amerika, “Ya çocuklar yapmayın aranızda anlaşın” demeye başladı. 

Dünya huzur içinde olacak 

Ah iki yüzlü münafıklar ah. Şu dünyada siz iki yüzlü münafıklar, kan emiciler olmasa varya inanın dünya huzur içinde olacak. Türkiye, Ortadoğu'da yeni bir kriz, savaş çıkmasın, fitneye gelerek Müslüman Müslümanı öldürmesin diye çaba harcarken; Amerikan uşağı olan Suudi Arabistan, Katar'a “Şunları yaparsan aramız düzelir” dedi. Suudi Arabistan'ın ortaya koyduğu şartları Katar'daki Türk üssünün kapatılması, Katar'ın İran'la ilişkilerinin kesilmesi ve Müslüman Kardeşler'in terör örgütü ilan edilmesi. Sevgili okuyucularım kendi ülkesinde Amerikan üstü olan ve Ortadoğu'da yıkımlar yapan, stratejilerini hayata geçirmek için yapmadığı pislik kalmayan Amerika'dan rahatsızlık duymayan Suudi Arabistan, güvenlik ve istikrar için Katar'da bulunan Müslüman Türk askerinden rahatsız olmuş. Aslında rahatsız olan Suudi Arabistan'ın kendisi değil, esas rahatsız olan sırtını dayadığı arkasındaki İsrail ve Amerika. 

Oynan pis oyunları görün 

Ey Suudi Arabistan ve ruhunu satmış olan değer Arap liderleri. Bilinizki bugün sırtınızı dayadığınız, kanınızı emen İsrail ve Amerika sizi öyle bir kazığa oturtacak ki yandım Allah diyeceksiniz. Ancak Allah hiç bir zaman  münafıklara, zülüm eden zalimlere, fitneye gelip Müslümanları öldürenlere yardım etmez. Kim hangi çöplükte dolaşıyor ise o muameleyi görür. Kardeşlerim işte görün dünyada Müslümanların üzerinde oynanan pis oyunları, güzelim ülkemiz Türkiye'nin üzerinde oynan pis oyunları görün. Ehli küfür, Ortadoğu'yu bölüp parçalandıktan sonra biliniz ki Türkiye'de aynı pis oyunlara başlayacak. Gezi olayları, 14-25 Aralık olayları, 15 Temmuz darbe girişimi ve bana göre CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun güya adalet arıyorum yürüyüşü pis bir oyunun parçasıdır. Görüyorsunuz sözde müslüman ülkelerin halini. Bizler sözde İslam ülkelerindeki olup bitenleri görüp güzelim ülkemizde din, dil, ırk ayrımı yapmadan huzurlu yaşamaya çalışalım ve ülkemize sahip çıkalım.  Aksi taktirde fitneye kapılırsak işte o zaman tek kelimeyle hapı yuttuk demektir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH MÜSLÜMANLARA UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARIN İÇİNE YAYILMIŞ OLAN FİTNEYİ YOK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.