Visitor Counters
Köşe Yazıları



Arama :    

İsrail imparatorluğuna engel olduğu için düşmanlar  -Güneş Gazetesi


Bayram dolayisiyla ziyaretime gelen dostlarımla, Bayram’ın ruhuna uygun sohbetler ederken bir taraftanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yenikapı mitingini izliyorduk. Doktor olan bir arkadaşım, “Hocam herhalde bu iş ilk turda bitecek” dedi. Eşi ise, “Hocam maşallah yağmura rağmen mitinge milyonlarca insan gelmiş”, diğer arkadaşım da, “Hocam bilirsiniz ben yalan söylemeyi sevmem. Son iki seçimdir AK Partiye oy veriyorum. Yalnız duygusal olarak değil, ben bilinçli olarak AK Partiye oyumu veriyorum” dedi.  Tam o esnada mitinge katılan eski Başbakan’larımızdan Tansu Çiller’in canlı yayında konuşmasını izledik. Tansu Çiller, arkadaşı teyit edercesine, “Ben milli şuurla buradayım” diyordu. Tansu Çiller bu sözleri söylerken Arkadaşla göz göze gelerek gülümsedik.  Çiller, “Son dönemde terörle mücadelede Mehmetçiğin destan yazmasıyla çok iyi seviyeye geldik. Terörle mücadele sadece askeri müdehale değildir. Terörle mücadelenin çok önemli bir unsuru da dış politikadır” diyerek sözlerine devam etti. 

Türkiye İsrail'in oyununu bozdu 

Evet bence de terörle mücadelede dış politika çok önemli. Çok şükür kahraman askerlerimiz, dağ tepe, içeride ve sınır ötesinde terörle mücadele ediyor. İnşallah kanı bozuk, kansız, şerefsiz PKK terör örgütü ile İsrail ve Amerika tarafından sinsice özel olarak yetiştirilip devletin en mahrem yerlerine yerleşen münafık FETÖ’cülerin kökü iyice kazınacak.  Kardeşlerim her zaman söylediğim gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan olmasaydı ülkemiz PKK terör örgütü ve FETÖ’cüler tarafından çoktan bölünüp parçalanmıştı. Çünkü İsrail ve Amerika Türkiye’nin bölünüp parçalanmasını istiyor. Gezi olayları, 17-25 Aralık ve kanı bozuk FETÖ’cülerin 15 Temmuz darbe girişimine rağmen Türkiye, Fırat Kalkan’ı, Zeytin Dalı operasyonlarıyla İsrail’in oyununu bozdu. İsrail’in sözde Arz-ı Mev’ud yani vaat edilmiş topraklar düşüncesiyle Nil’den Fırat’a kadar kurmak istediği büyük İsrail imparatorluğu şimdilik Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından bozuldu. İşte İsrail, Amerika özellikle başta Almanya olmak üzere Avrupa, NATO ve Vatikan’ın Erdoğan düşmanlığı İsrail’in büyük İsrail imparatorluğu oynunu bozmasından. 

Milli şuurla sandığa gidelim 

Bunların düşmanlığı, Erdoğan’ın milli ve maneviyatçı oluşu, Türkiye’yi savunma sanayisinde güçlü kılması, tehditlere rağmen taviz vermeyen dik duruşundan dolayıdır. Peki biz millet olarak FETÖ’nün projesi olan Kılıçdaroğlu ve Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdiği Muharrem İnce’den yana mı, yine FETÖ projesi olduğu konuşulan Meral Akşener’den yana mı, yoksa şer güçlerin ülkemiz üzerinde pis oyunlarını bozan, Türkiye’yi milli şuurla dim dik ayakta tutan, savunmada, sanayide, ekonomide, demokrasi ve özgürlükte çığır açan, her şeyden önemlisi Amerika, İsrail ve Avrupa’nın oynunu bozan Recep Tayyip Erdoğan’dan yana mı olacağız? Evet Tansu Çiller’in dediği gibi milli şuurla sandık başına gidelim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI OLAN KİMSE BAŞIMIZA GETİRSİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN İÇERİDE VE DIŞARIDAKİ HAİNLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Ey CHP’liler hesap sormayacak mısınız?  -Güneş Gazetesi


Bayram ziyaretime gelen dostlarımla, eski bayramları, ailelerin küçüldüğünü, gençlerin bireysel yaşamı tercih etmelerini, 24 Haziran cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerini, Sakarya’daki yavru köpeğe yapılan vahşi işkenceyi ve kahraman askerlerimizin Kandil’e yaptıkları operasyonları konuşurken, kardeşim Coşkun beni aradı. “Hocam Yunus komutan şehit düşmüş haberin var mı” dedi. O an bir şok yaşayarak “Hayır haberim yok” dedim. Telefonu kapattıktan sonra olay doğru mu? diye vali beyi aradığımda, “Hocam maalesef doğru” cevabını verdi. O an feryadı figan edercesine kanı bozuk terör örgütü PKK’ya, PKK’nın siyasi kolu HDP’ye ve HDP’yle omuz omuza siyaset yürüten CHP’ye ve FETÖ’cülere ağzıma ne geldiyse saydım. Allah hepsinin de belasını versin. Allah hiç birinin yüzünü ne bu dünyada ne de ahirette güldürmesin. Şehit yüzbaşı Yunus Çelebi kardeşim gibiydi. Operasyona çıkmadan önce fırsat buldukça beni arardı. Yakın zamanda beni aradığında, “Hocam, Allah bizi korudu. PKK’lı teröristlerin attığı roket tam omuzumu sıyırarak geçti” demişti. 

Yoksa sizlerde mi devşirildiniz? 

Neyse, Allahım tüm şehitlerimize rahmet eylesin. Ailelerine ise Allah’ım sabırlar versin. Şimdi PKK’nın siyasi kanadıyla yani dolaylı yoldan terör örgütü PKK’yla omuz omuza siyaset yürüten CHP’ye, hala FETÖ’yle bağını kesmemiş Meral Akşener’in peşinden koşan FETÖ’cülere soruyorum? PKK’nın yaptığı katliamlardan, asker ve polislerimizi şehit etmelerinden memnun musunuz?  Hadi bırakalım beyinleri yıkanmış olan FETÖ’cüleri bir kenara. Esas ulusalcı, Atatürkçü CHP’li olan kardeşlerime soruyorum? PKK’nın siyasi kolu olan HDP’yle, yani dolaylı olarak Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni bölüp parçalamak isteyen terör örgütü PKK’yla omuz omuza veren bugünkü CHP’nin haline ne diyeceksiniz?   Soruyorum bir proje olan Kılıçdaroğlu’nun başında olduğu bugünkü CHP yöneticilerine ses çıkarmayacak mısınız? Bugünkü CHP’ye hala destek olacak mısınız? Kılıçdaroğlu’na neden ülkemizi bölüp parçalamak isteyen, her gün asker ve polisimizi şehit eden PKK terör örgütünün siyasi kolu olan HDP’yle omuz omuzasınız diye hesap sormuyorsunuz? Yoksa sizlerde mi devşirildiniz? 

Türkiye asla bölünmeyecektir 

Şunu çok iyi biliniz ki Allah mutlaka hepimize ülkemiz üzerinde oynan pis oyunları görüp de sessiz kaldığımızdan dolayı hem bu dünyada hem de ahirette hesap soracak. Kim olursa olsun. İsterse babamın oğlu olsun. Kim ülkemizi, devlet ve milletimizi bölüp parçalamak istiyorsa, kim terör örgütleriyle direk yada siyasi stratejik olarak ilişkideyse Allah hepsinin boynunu devirsin. Şu çok iyi bilinsin ki Türkiye Cumhuriyeti sinsi oyunlarla, PKK, FETÖ, HDP ve diğer 24 Haziran seçimleri için koalisyon kurmuş siyasi partilere, İsrail, Amerika, Avrupa ülkeleri, NATO ve Vatikan’a karşı asla bölünmeyecektir. Her ne kadar terör örgütlerinin, cemaatlerin, başka ülke istihbaratları tarafından kandırılmış olanlar varsa da, bu ülkenin sağlam milli ve manevi değerlere sahip gençleri Allahın izniyle Türkiye Cumhuriyeti’ni böldürmeyecektir. Üzüntü keder içinde içimden geldiği gibi bunları yazdım. Ancak içimden geçenlerin hepsini edep açısından burada söyleyemiyorum. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH YÜZBAŞI YUNUS KADEŞİME RAHMET EYLESİN. ALLAH TÜM ŞEHİTLERİMİZİN AİLELERİNE SABIR VERSİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYANLARI HELAK ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE OYNANAN OYUNLARI FARK ETMEYENLERE UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN

okumak için tıklayın.


Günaydın dummkopf günaydın  -Güneş Gazetesi


Türkiye’yi eski Türkiye yapmak için PKK terör örgütünü, Gezi olaylarını destekleyen, etnik ve mezhep fitnesi için bazı vakıflara, derneklere ülkemizde faaliyet gösteren sözde Alman vakıfları aracılığı ile arka çıkan Almanya uyanmaya başladı. Alçak, kanı bozuk,münafık, din ve devlet düşmanı FETÖ’cülerin 15 Temmuz darbe girişimine de destek olan Almanya, kanlı 15 Temmuz darbe girişimi başarısızlığa uğrayınca FETÖ’cülerin ele başlarına sahip çıktı.Alman hükumeti kendilerine sığınan FETÖ’cü eski savcılar, Zekeriya Öz ,Celal Kara, Adil Öksüz gibi dört binden fazla FETÖ’cüye ev verdi, rahat yaşamaları için yüklü miktarda para yardımında da bulunuyor.  Türkiye'ye ihanet edenlere sahip çıkan Almanya, FETÖ’cülerin gerçek yüzünü şimdi görmeye başladı. Alman Dışişleri Bakanlığı’nın hazırladığı raporda münafık Fetullah Gülen yapılanmasının bir suç şebekesini andıran özelliklere sahip olduğu, sinsice Türkiye’de kurumlara sızdıkları gibi Alman kurumlarına da sızdıkları anlatılıyor. Günaydın dummkopf beyler günaydın. Boşuna dememişler besle kargayı oysun gözünü diye. Vallahi FETÖ’cüler size kalleşlik yaparsa, ki yapacaklar da işte o zaman oh olsun size, beter olun diyeceğiz. Sadece Almanya değil, diğer ülkeler de FETÖ’den mutlaka kazık yiyecekler.  Kardeşlerim İsrail ve Amerika’nın eğitim bahanesiyle dünyanın dört bir yanına yerleştirdiği FETÖ’cüler bulundukları ülkelerde İsrail ve Amerika adına ajanlık yapıyorlar. FETÖ’cülerin bulunduğu ülkelerde huzur, saadet olmaz. Bu münafıklar bulundukları ülkelerin resmî kurumlarının içine sızıp oraları da karıştıracaklardır. Bunlar rengini belli etmeyen bukalemun gibi yaratıklardır. Bunlar kendilerini saklamak için alkol alırlar, kumar oynarlar, zamparalık, ina yaparlar, hatta haşa Kuran-a ve İslam dinine bile küfrederler. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası her ne kadar devletin içinde temizlendiği düşünülse de bence 40 yıldır sinsice devletin içine sızan FETÖ’cüler, halen temizlenmiş değil. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ,CNN Türk televizyonunda yakalanan ve itirafta bulunan FETÖ’cülerin yeni bir darbe, yeni suikast girişimlerinin olduğunu söyledi. Bunlar her kalleşliği yaparlar kardeşim. İnanıyorum ki devletin içinde saklanan kripto ETÖ’cülerin seçim sonrasında kökleri tamamen temizlenecek.  Tekrar söylüyorum. Başta Almanya olmak üzere FETÖ'cü hainlere destek olan ülkeler FETÖ’cülerden kazık yediklerinde hiç üzülmeyeceğim. Kazığı yediklerinde Türkiye’yi o zaman anlamış olacaklar. Ne diyeyim Allah kimsenin yaptığını yanlarına bırakmıyor. Cenab-ı Allah dünyanın huzurunu bozanları ve onlara destek verenleri helak etsin.  Allah güzelim ülkemizi dost görünümlü sahte dostların pis oyunlarından korusun. Allah güzelim ülkemizde  din, dil, ırk ayrımı olmadan cümlemize huzurlu yaşamayı nasip etsin. Allah devletimize, milletimize, birlik ve beraberliğimize zeval vermesin. AMİN.

okumak için tıklayın.


Bayramı bayram gibi yaşayalım  -Güneş Gazetesi


Rabbim nasip ederse inşallah cuma günü mübarek Ramazan Bayramı'na kavuşmuş olacağız. Ne mutlu Recep Şaban ve Ramazan aylarını hakkıyla yaşayanlara. İnşallah mübarek Ayların feyzinden rahmet ve bereketinden istifade edenlerden olmuşuzdur. İnşallah Ramazan ayına yakışır biçimde ibadetlerimizi yapmışısızdır.  Kardeşlerim biz Müslümanların iki dini Bayramı vardır. Ramazan ve Kurban Bayramı. Biz Müslümanlar bu her iki bayramı Rabbimizin ve Peygamber Efendimizin istediği gibi yaşayalım. Evet İnsanların tatile dinlenmeye ihtiyacı var. Ancak dini Bayramlarda tatile gidilmez. Tatili başka zamanlarda yapabilirsiniz. Dini Bayramlar başka zamanlarda değil, vaktinde kutlanır.  Dini bayramlarımızın anlamı anne, baba, akraba, eş ve dosta bayram ziyaretlerinde bulunup bayramlaşmaktır. Annesi veya babası hayatta olmayanlar ise anne ve babasının akrabalarını dostlarını arkadaşlarını ziyaret etmelidirler. 

MİLLİ DEĞERLERİMİZİNDEN UZAKLAŞTIK

  “Efendim telefonla arar veya mesajla herkesin bayramlarını kutlarım olur biter” derseniz, ben olmaz derim. Çünkü bu düşünceler bayramların ruhuna aykırı olan düşüncelerdir. Teknoloji doğru kullanıldığında çok büyük nimet.  Ancak teknolojiyi doğru kullanmadığımız için toplum olarak milli ve manevi değerlerden uzaklaştık. Bilhassa sosyal medya denen fitne fesat dünyası insanların dini, manevi değerlerini yok etti. Adı üzerinde dini bayram. Dini bayramlarda küslük olmaz. Bırakalım içimizdeki şeytan inadını, nefsin arzusu kibirden uzaklaşıp küs olduklarımızla barışıp bayramlaşalım.  Zekat ve fitrenizi vermeyi unutmayın. Ne olur Allah için fakir ve fukaranın hakkı olan zekatlarınızı verin. Bayram namazına erişmeden fitrenizi yetimlere fakirlere verin. Bu ibadetleri yaparken kesinlikle insanların onurunu rencide etmeyin. Fakir fukara da olsa insanoğlunun bir onuru olduğunu sakın unutmayın. Sizlere tavsiyem zekatlarınızı vakıf, dernek, cemaat gibi yerlere değil, gerçek fakir fukarayı bulup onlara verin. 

İSTİSMARCILARA SERMAYE OLMAYALIM

  Ellerinde akıllı telefonlar olan, sigara içen, eline kendisini geçindirecek kadar aylık para geçen insana zekat vermeyin. Efendim filanca kişi çalışıyor, maaşıda iyi ama kredi kartı borcu var ona versem olur mu? Olmaz kardeşim olmaz. İnsan ödeyebileceği borca girer öyle değil mi? “Hocam, bazı dernekler filanca ülkelerde hayır yapıyorlarmış! Zekat ve fitremizi o vakıf ve dernekler aracılığı ile versek olur mu?” Hayır olmaz. Geçmişte bazı derneklerin insanların dini duygularını nasıl istismar ettiğini hele aklınıza bir getirin. Hele hele devlet, millet ve din düşmanı olan münafık FETÖ’cülerin dini duyguları nasıl sömürdüklerini bir hatırlayın.  Bugüne kadar dini duygularımızı sömüren münafıklara, istismarcılara artık sermaye olmayalım. Yola çıkacak olan kardeşlerim aman ne olur trafik kurallarına göre yolculuk yapın. Trafikte birbirimize saygıyı unutmayalım. Tekrar söylüyorum bayramı bayram gibi yaşayalım ve anne baba, akraba, eş dost ziyaretlerinde bulunalım. İçimizdeki kini, nefreti, küslüğü, kibiri bir kenera atıp küs olduklarımızla bayramlaşalım. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE BAYRAMI BAYRAM GİBİ YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH CÜMLEMİZE HUZURLU NİCE BAYRAMLARI GÖRÜP YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN. ŞİMDİDEN HEPİNİZİN BAYRAMINI KUTLARIM.

okumak için tıklayın.


Biz de onların kiliselerini kapatalım  -Güneş Gazetesi


Avusturya Başbakanı Sebastiyan Kurz, aşırı sağcı hükümet ortağı Heinz-Christian Strache ile skandal bir karara imza attı. Avusturya Başbakanı Sebastiyan Kurz, “güya siyasal İslam’la mücadele” bahanesiyle aralarında Türk İslam Birliği’ne bağlı bir caminin de olduğu yedi caminin kapatılacağını basın toplantısıyla duyurdu.  Türk camiinin kapatılma gerekçesi Avusturya’daki Müslüman derneklerin çatı kuruluşu olan ve Diyanet işlerimizin de desteklediği ATİM’in 2016 yılında Viyana’nın en büyük camilerinden birisinde Çanakkale’yi anma etkinliğindeki fotoğraflarmış.  Be şerefsizler, be köpekler ben size ne söylesem az. Bahanelere ne gerek var. Açıkça söyleseniz ya “Türkleri ve Müslümanları Avrupa’dan çıkarmak için bunları yapıyoruz” diye.  Nerede sizin insan haklarınız?  Özgürlük, demokrasi, insan hakları ve inanç özgürlüğü konusunda mangalda kül bırakmayan siz Avrupa’nın, hani nerede kaldı inanç özgürlüğü? Nerede sizin demokrasi ve insan haklarınız? Sizin insan haklarınız, özgürlüğünüz sadece desteklediğiniz beslediğiniz kanı bozuk şerefsiz teröristler için geçerli değil mi?  Kardeşlerim bu şerefsizler, aslında Türkiye’nin güçlenmesinden Osmanlı’nın tekrar geri gelmesinden korktukları için pislik yapıyorlar. Müslümanların bir araya gelmesinden korkuyorlar. Avrupa’nın bilhassa Avusturya’nın İslam ve Türk düşmanlığını altında yatan gerçek bu. Bence tek başına Avusturya İslam ve türk düşmanlığı yapamaz. İslam ve Türk düşmanlığı konusunda Avusturya’yı kullanan Almanya ve Fransa’dır. Derim ki maden Avrupa’da bizim camilerimizi kapatıyorlar. O zaman biz de ülkemizde misyonerlik ve ajanlık yapan Avusturya ve Alman kiliselerini kapatalım olsun bitsin. Şimdi, “Aman ya Hoca, ne alaka. Onlar bizim camimizi kapatıyor diye bizde kilise mi kapatalım” diyebilirsiniz? Kısassa kısas kardeşim.  En büyük düşmanlıkları Erdoğan'a  Hep biz Müslümanlar mı hoşgürü göstereceğiz? Peki Avrupa’nın Türk ve İslam düşmanlığının altında başka neden yok mu? Var tabiki. En büyük düşmanlıkları Türkiye’yi 16 yılda şaha kaldıran Cumhurbaşkanı Erdoğan’adır. Geçmiş siyasileri kullandıkları gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kullanamadıkları için düşmanlar. Erdoğan’ın milli duruşundan savunma sanayisini güçlü kıldığından dolayı düşmanlar. Kardeşlerim gerçekleri görüp ona göre tavır takınalım. Şunu çok iyi bilelim ki bu şer güçler Türkiye ve İslam düşmanlığından kıyamete kadar hiç vaz geçmeyecekler. Ehli küfre ve Haçlı topluluğuna karşı müminler olarak bizler birlik ve beraberlik içinde olalım. Dinimiz islamın ve ülkemizin kıymetini bilelim. Amerika’nın, İsrail’in, Rusya’nın, Avrupa’nın, NATO ve Vatikan’ın ülkemiz üzerinde oynadığı pis oyunlarında farkında olup ona göre tavır takınalım. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH MÜSLÜMANLARIN ÜZERİNDE OYNANAN PİS OYUNLARI BER TARAF ETSİN. ALLAH İSLAM VE TÜRKİYE DÜŞMANLARINA FIRSAT VERMESİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA, ŞER GÜÇLERE KARŞI BİRLİK İÇİNDE OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.
okumak için tıklayın.


Bence istenirse kökleri temizlenir  -Güneş Gazetesi


İftar sonrası eski bir vali, psikolog eşiyle birlikte ziyaretime geldiler. Sahura kadar oturup güzel sohbetlerde bulunduk. Psikolog hanımefendiyle bugünün gençleri üzerine sohbet ederken anlattıkları beni dehşete düşürdü. “Hocam gençler başı boş yaşıyor. Öyle sanıyoruz ki anne ve babalar çocuklarıyla fazla ilgilenmiyor. Uyuşturucu kullanma yaşı hızla düştü. İnternet ve sosyal medya gençlerimizi bitirdi” diyerek üzüntülerini dile getirdi.  Kardeşlerim, psikolog hanımın söyledikleri beni dehşete düşürdü. Gencecik yavrularımız, şerefsiz, kanı bozuk, gözleri paradan başka bir şey düşünmeyen uyuşturucu tacirlerinin elinde yok olup gidiyor. Her gün gazetelerde uyuşturucu kullanan ve sokaklarda uyuşturucudan ölen insanların haberlerini okuyoruz. Polis kayıtlarına göre 2016’da 114 bin kişi uyuşturucu kullanmaktan işlem görmüş. Bu rakam bizi dehşete düşürmeye yetmiyor mu? 

Uyuşturucu bataklığı kurutulamaz mı? 

İnternet sitelerinde ve diğer sosyal medyada gençlerimizi uyuşturuyucuya özendiriyorlar. Gazetelerde çıkan haberlerde Rapçi Ezhel ve Khontkar adıyla bilinen Onur Dinç, uyuşturucu madde kullanımı, insanları uyuşturucuya özendirici sözlerinden dolayı gözaltına alındılar.  Bir mizah dergisi uyuşturucu kullanan bir karektere yer vererek adeta uyuşturucu propagandası yapmış. Yani uyuşturucu işi bu kadar alenen yapılmakta. Valla kimse, “Ya Hocam sen inançlı birisin, ölümden idamdan bahsetmek size yakışmaz” filan demeyin.  Derim ki kandırılıp uyuşturucu batağına düşürülmüş, insanların ölümüne neden olan uyuşturucu imal edenler, satanlar, insanları uyuşturucuya özendirenler Çin’de olduğu gibi sorgusuz sualsiz idam edilmeli.  Tabi terör örgütü mensupları, teröre destek olanlar, ülkesine ihanet edenler ve çocuk tecavüzcüleri de idam edilmeli. Ayrıca yıllardır aklıma takılan bir soruyuda sormak istiyorum. İstenildiği taktirde ülkemizde uyuşturucu bataklığı kurutulmaz mı? 

Herşeyi devletten beklemek olmaz

  Bence istenilirse ülkemizde uyuşturucu bataklığı da kurutulur ,uyuşturucu işi yapanların da sonu gelir. Tabi her şeyi devletten beklememekte gerekir. Önce anne ve babalar sonra toplum olarak gençlerimizi elimizden geldiğince uyuşturucu ve kötü alışkanlıklardan kurtarabiliriz. Anne ve babalar, Allah aşkına Peygamber aşkına çocuklarınıza sahip çıkın. Çocuklarınızın kimlerle takıldığını kontrol edin. Çocuklarınızı uyuşturucu kullanımının yaygın olduğu Rock konserlerine göndermeyin. Çocuklarınızı internet belasından ve sosyal medyadan uzak tutun.  Ben bunları söylüyorum söylemesine de asıl internet ve sosyal medyada avam avam vakit geçirenlerin çoğu bilinçsiz anne ve babalar. Efendim sosyal medya bizim özgürlüğümüz! Başlatmayın sizin sosyal medya internet özgürlüğünüze. Bu tarz özgürlük bize fazla geliyor fazla! Her gün uyuşturucudan gençler, evlatlarımız ölüyor, kardeşim evlatlarımız. Hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Sizlerde anne baba duygusu yok mu? Medyaya da iki lafım var. Uyuşturucu kullanan sözde oyuncu, sanatçı, sporcu her ne iseler bunları ekrana çıkarmayın. Bu pislikleri gazete sayfalarına taşımayın. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GENÇLERİMİZİ TÜM PİSLİKLERDEN KÖTÜLÜKLERDEN KORUSUN. GENÇLETİMİZİ KANDIRIP ÖLÜME GÖTÜRENLERİ ALLAH HELAK ETSİN. ALLAH ÇOCUKLARIMIZIN DA ANNE VE BABA’NIN DA HAYIRLISINI VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Millet o apoletleri sana söktürmez  -Güneş Gazetesi


CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin kime hizmet ettiğini anlamış değilim. Muharrem İnce seçim meydanlarında terör örgütü PKK’ya ölümcül darbeler vuran, Afrin’de PKK’yı, PKK’nın Suriye kolu olan YPG ve PYD’li teröristleri analarından doğduğuna pişman eden, Korgeneral Metin Temel paşanın apoletlerini sökeceğini söylüyor.  Yani on binlerce asker ve polisimizi kahpece şehit eden PKK terör örgütünü temizleyen Korgeneral Metin Temel paşanın apoletlerini Muharrem İnce Cumhurbaşkanı olunca sökecekmiş. Neden sökecekmiş biliyor musunuz? Metin Temel paşa bir iftar yemeğine katıldığı için sökecekmiş. Sayın İnce avucunu yalarsın. Bu millet seni ve senin gibi zihniyete sahip olanları Cumhurbaşkanı yapmaz. Ne demek ya Türk ordusunun hayatını PKK ve ordunun içine sızmış FETÖ’cü hainleri temizlemeye adayan Temel Paşa’nın bir iftar yemeğine katıldı diye apoletlerini sökmek? 


Amerika'yı memnun etmek için mi? 


Sayın İnce hayırdır Amerika’yı memnun etmek için mi böyle konuşuyorsun? Sen bırak Temel Paşa’yla uğraşmayı 24 Haziran sonrasını düşün. 24 Haziran sonrası Kılıçdaroğlu ile yaşayacağınız koltuk kavgasını şimdiden düşün. 
Kardeşlerim Allah ülkemiz için hayırlısı kimse onu başımıza getirsin. Ancak FETÖ’cülerin ele geçirdiği bugünkü CHP’den ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayından millete hayır gelmez. Çünkü bugünkü CHP yönetimi iki yüzlülük yapıyor. Bir taraftan biz Atatürk’ün partisiyiz derler, diğer taraftan Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'ni bölüp parçalamak isteyen PKK terör örgütünün siyasi kanadı olan HDP’yle omuz omuza verip siyaset yaparlar. 


Sizi fetö'cüler mi yönetiyor? 


Bu mu Atatürkçülük? Ne Atatürkçülüğü, bunlar Atatürk’ün resminin arkasına saklanmış iki yüzlüler. Sayın İnce, meydanlarda meyhane ağzıyla konuşmayı bırakın. Zırt pırt sakız çiğner gibi “Erdoğan FETÖ’den izin aldı, Erdoğan’ın üniversite diploması yok” iftirasını bırakın artık. Millet meydanlarda meyhane ağzıyla konuşan değil, aklı başında elle tutulur birşeyler söyleyen adayları görmek istiyor. Ha aklıma gelmişken sorayım Sayın İnce yoksa sizde mi bilerek yada bilmeyerek Amerikalılar veya FETÖ’cüler tarafından yönetiliyorsunuz? Neyse tekrar söylüyorum Sayın İnce, bu millet kendi ordusuna, polisine asla laf söyletmez. Hele hele Bu millet terör örgütlerinin kökünü kazıyan Temel Paşa’ya hiç laf söyletmez. Sizin Temel Paşa düşmanlığınız ancak Amerikalıları ve PKK terör örgütünü sevindirir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH KAHRAMAN ASKER VE POLİSLERİMİZİ FİTNE VE FESATLIKTAN, ŞER GÜÇLERİN PİS OYUNLARINDAN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Taksici esnafı aranızdaki pislikleri temizleyin  -Güneş Gazetesi


Normalde taksiye bindiğimde şöförle kesinlikle konuşmam. Tanımadığım bilmediğim insanla neyi konuşucam ki. Yalnız havaalanında bindiğim takside 'Emek hırsızlığına hayır' pankartını görünce taksi şöförüne, “Hayırdır hangi emek hırsızlığını protesto ediyorsunuz” dedim. “Hocam, biliyorsunuz UBER’cilerle savaşıyoruz? Biz devlete vergi verirken onlar vergi vermiyor” cevabını aldım.  “Bütün mesele bu mu? Sizin karşınızda düşman mı var da savaşıyorsunuz” dediğimde kem küm etmeye başladı. “Peki siz taksiciler, insanların ne için UBER’i tercih ettiğini hiç düşündünüz mü?” Taksici, “Hocam ne için tercih ediyorlar?” diye karşılık verdi. İşte bu sorunun üzerine eteğimdeki tüm taşları dökmeye başladım:   Kardeşim siz önce kendi içinizdeki pislikleri temizleyin? Uyuşturucu ve alkol kullanıp direksiyon başına geçen şöförler sizde. İnsanlara sahte para veren, uyuşturucu işi yapan, kadın satan ahlaksız taksiciler sizin içinizde.  Yasak olmasına rağmen müşterisini hiçe sayıp sigara içen, trafikte kural tanımayan, müşterisini gideceği yere göre seçen, yok orada trafik var ben oraya gitmem deyip fazla para verirsen götürürüm diyen ahlaksız vicdansız taksiciler sizde.  Müşterisini kazıklayan ve tartıştığı müşterisini bıçaklayıp taksiden atan şöförler sizde. Öyle mi evladım?  “Evet Hocam doğru.” 

Taksiciler esnaf değil mi? 

UBER’cilerin silahla önünü kesip kurşun yağmuruna tutan, döven, saldıran, UBER müşterisini tartaklayan sizler değilmisiniz? Peki televizyon başında iğrenç görüntüleri izleyen insanlar, nasıl olurda güven içinde sizin aracınıza biner? Siz taksiciler esnaf değilmisiniz?  “Evet esnafız hocam.”  Peki o zaman nedir bu arabanın pisliği? “Hocam arabayı yeni aldım gececi şöför arkadaş arabayı yıkatmadan getirmiş.”  O zaman sen yıka kardeşim, trafiğe temiz çık dediğimde, “Valla Hocam, para kazanmamız gerekiyor” cevabını aldım.  Kardeşim UBER’cilerin paraya ihtiyacı yok mu? Bakın UBER’cilerin arabasına? Tertemiz, şöförler kılık kıyafetiyle müşterilerine saygılı. Ya sizin içinizde bazı şöförler, köyden tarladan çıktığı gibi direksiyonun başına geçmiş. Kardeşim insanlar şöförün pis ter kokusunu çekmek zorunda mı? Saç sakal bir birine girmiş. Böyle esnaflık olur mu?  “Haklısın Hocam. Hocam aslında devlet bu konuya çözüm bulmalı. Kardeşim her sorunu devlet çözecek diye bir şey olmaz. İçinizdeki pisliği sorunu Taksiciler Odası veya birliği her ne ise siz çözeceksiniz siz. “Hocam aslında çok doğru söylüyorsunuz aslında söylediklerinizden bizlerde rahatsızız. Hocam siz bu konuştuklarımızı aynen yazsanız iyi olmaz mı?” İyi olur yazacağım tabiki. 

İşinizde temiz ve düzgün olun 

Tekrar söylüyorum içinizdeki haydutları, trafikte kural tanımayan cellatları, insanları kandıran kalpazanları, alkol, uyuşturucu kullanan ve kadın satanları, gideceğiniz yer çok uzak ben oraya gitmem deyip müşteriye bıçak çeken pislikleri içinizden temizleyin.  Yani bir baltaya sap olamamış esnaflığı bilmeyen aracını temiz tutmayan şöförleri içinizden atın. Yolda önünü bile zor gören yaşlı şöförleri de direksiyon başına geçirmeyin. İşinizde temiz ve düzgün olursanız, işte o zaman insanlar UBER’i değil sizi tercih eder.  Dediğim gibi bizim ülkemizde bir baltaya sap olamamış çoğu insan taksici olmuş. Halbuki İngiltere’de olduğu gibi taksicilere kural ve yasalar getirilse çok iyi olacak. İngiltere’de taksici olabilmek için insanlar üniversite sınavına girecekmiş gibi aylarca imtihana hazırlanıyor. Ya bizde? Avam avam kahvede oturan filanca kişiye, “Ya ben yoruldum al şu anahtarı biraz çalış gel” deniyor.  Ha bu arada UBER’ciler sütten çıkmış ak kaşık değil. Onlar da bu toplumda yaşıyor. Elbette onlarında arasında olumsuz şöförler vardır. Neyse taksici UBER kavgasını sonunda taksiciler kazandı. UBER Türkiye’de yasaklandı. Peki taksiciler UBER yasaklandıktan sonra kendilerine çeki düzen verecekler mi? Hayır vermezler. Aynı tas aynı hamam yollarına devam ederler. Bu arada işini esnaflık şuuruyla yapan namuslu ahlaklı taksicileri de taktir etmek gerekir. Ne diyeyim. CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE HELAL KAZANÇ VERSİN. ALLAH PİS, AHLAKSIZ İNSANLARIN ŞERRİNDEN CÜMLEMİZİ KORUSUN. ALLAH İŞİNİ TEMİZ YAPAN AHLAKLI KİŞİLERLE BİZLERİ KARŞILAŞTIRSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Boş vaatler ve CHP  -Güneş Gazetesi


Muhalefetin cumhurbaşkanı adayları çeşitli kesimlerinin desteğini alabilmek için, 'şu kadar maaş, bu kadar ikramiye, şunu yapacağız, bunu yapacağız' gibi altı boş vaatlerde bulunuyorlar. Evet siyasilerin kazanmak ve insanları etkilemek maksadıyla seçim öncesi vaatlerini anlarım. Yalnız vaatlerde ölçüyü kaçırmamak gerekir. Adaylar vaatlerde bulunurken kaynağı nerede bulacaklarını, enflasyonu nasıl etkileyeceğini bilmeleri gerekir. Öyle düşünmeden bol keseden sallamak, vaatlerde bulunmak doğru değil.  Hadi diyelim ki iktidara geldiler, sözlerini yerine getiremedikleri zaman siyasi ahlaksız ve yalancı olmayacaklar mı? Efendim Meral Akşener diyor ki, “Ben iktidara geldiğimde kredi kartı borçlarını sileceğim.” Hadi şehit ve gazi yakınlarını bir kenarda tutalım. Peki Meral Hanım, kredi kartıyla bar, pavyon gezen, tatillere giden, hesap kitap bilmeyen insanların kredi kartı borcunu nasıl sileceksin? Kaynağın nedir? Kendi cebinden mi? Himmet parasıyla mı? Yoksa devletin kasasından mı kredi kartı borçlarını sileceksin? 

Muharrem İnce dedesinin izinde 

Muharrem İnce’ye gelirsek Muharrem İnce, siyasi dedesinin izinden gidiyor. Rahmetli Adnan Menderes, Millet Caddesi’ni ve Vatan Caddesi’ni yaptığında o dönemin CHP’lileri ve İsmet İnönü, Adnan Menderes’i, “Buraya uçak mı indireceksin? Ne gerek var bu kadar geniş yollara” deyip eleştirmişlerdi. Bugün Millet Caddesi ve Vatan Caddesi ihtiyaca cevap veremiyor. İşte yıllardır aynı zihniyet, aynı kafa CHP’den hiç eksilmedi. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, “Ben Cumhurbaşkanı olursam Kanal istanbul ve yerli araba projesini iptal edeceğim” diyor. CHP kafası bu kardeşlerim. Muharrem İnce ayrıca, “Toplumda kutuplaşmayı bitireceğim” diyor. Ey İnce, ey CHP’liler, toplumu sosyal medya üzerinden yabancı ülke istihbaratları ve FETÖ'cülerle birlikte sizler kutuplaştırmadınız mı? CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 28 Şubat döneminde olduğu gibi kesintisiz 8 yıllık eğitimi geri getireceklerini söylüyor. Yani çocuklarımızı dini eğitimden ve maneviyattan uzak bırakmak istiyorlar. 

PKK ve HDP ile aynı bakış açısı 

CHP seçim bildirgesinde PKK ve FETÖ’den hiç bahsetmediği gibi adeta PKK’nın ağzıyla ve PKK’nın siyasi kolu olan HDP’yle aynı bakış açısını ortaya koymuş. CHP, özerklik getireceğini, koruculuk sistemini kaldıracağını, terörle mücadele eden güvenlik güçlerimizin insan hakları ihlali ile yargılanacağını söylüyor. Kardeşlerim inanın terör örgütü PKK bile ancak bunları yazardı. Yazıklar olsun bu sahte Atatürkçülere. Atatürk’ün resminin arkasına saklanan bu sahte Atatürkçüler, ülkemizi bölüp parçalamak isteyen terör örgütü PKK’yla aynı safta yer alıp aynı dili kullanıyor. Yazıklar olsun bu sahte Atatürkçülerin gerçek yüzlerini görmeyenlere. Kardeşlerim bu seçim ülkemizin bekası için çok önemli. Birliğimiz, beraberliğimiz, geleceğimiz, daha güçlü ve huzurlu Türkiyemiz için çok önemli. Allah’ın verdiği akıl nimetini çok iyi kullanalım ve sandıkta üzerimize düşeni yapalım. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI KİMSE ONU BAŞIMIZA GETİRSİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN HAİNLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Alman domuzları teröristlerle omuz omuza  -Güneş Gazetesi


Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti'li siyasilere Avrupa'da Türk vatandaşlarıyla toplantı ve miting yapmasına müsade etmeyen başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkeleri, HDP’nin miting yapmasına müsade etti. Yine domuzluğunu gösteren Almanya, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti'ye, “Efendim Avrupa ülkeleri haricindeki üçüncü ülkelere seçim kampanyası yapmalarına müsade etmiyoruz” derken, diğer yandan PKK’nın siyasi kanadı olan HDP’nin Köln’de miting yapmasına müsade etti. Almanya tek kelimeyle iki yüzlü olduğunu bir kez daha gösterdi.  Almanya’nın Köln kentinde terör örgütü PKK’nın siyasi kanadı olan HDP’nin mitinginde, PKK’nın paçavraları ile şovlar yapıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Türkiye’ye hakaretlerde bulunuldu. Ancak Alman polisi, terör örgütünün bu şerefsizliğine müdehale etmedi. Nasıl etsinler ki? Zaten PKK, FETÖ, PYD, YPG gibi terör örgütlerine destek olan, onları sahiplenip ülkelerinde bakan Almanya değil mi? Hatta Almanya bu terör örgütü elemanlarına ev ve para yardımı bile yapıyor. 

Erdoğan'dan korkuyorlar 

Bu domuzlar, davranışlarıyla Türkiye’ye nasıl düşman olduklarını açıkça ortaya koyuyorlar. Eskiden olduğu gibi Türkiye’yi yönetemedileri için bu domuzluğu yapıyorlar. İşte bundan dolayı Türkiye’yi son 15 yılda şaha kaldıran Erdoğan’a düşmanlar. Erdoğan, Avrupa ülkelerinde miting yaparsa insanları ikna eder diye korkuyorlar.  Yani akıllarınca seçimde Erdoğan’a zarar vermek istiyorlar. Korkunun ecele faydası yok. Türk Milleti, ülkesinin üzerinde oynanan pis oyunları da, yapılan hizmetleri de çok iyi biliyor. Ey domuzlar, artık eskisi gibi Türkiye’yi yönetemezsiniz. Eskisi gibi Türkiye’ye ayar veremezsiniz. Sizin kullandığınız, ayar verdiğiniz, sömürdüğünüz Türkiye eskide kaldı. Allah’a çok şükür bugün Türkiye, düşman olduğunuz Erdoğan sayesinde tam bağımsız bir Türkiye oldu. 

Şer güçlere karşı uyanık olalım 

2002’de savunma sanayisinde yüzde 80 dışa bağımlılığımız varken, şimdi bu oran yüzde 10’lara düştü. Kendi tankımızı, helikopterimizi, insansız hava aracını, füzemizi, silahımızı, akla gelebilecek askeri araç ve gereçlerimizi üretiyoruz. İnşallah yakın zamanda kendi savaş uçağımızı ve uçak gemimizi yapmış olacağız. Ey domuzlar bunlar sizi korkutuyor değil mi? Türkiye’nin tam bağımsız olmasından korkuyorsunuz.  Dediğim gibi korkunun ecele faydası yok. Sizler her ne kadar terör örgütlerine destek olsanızda Türk milletini bölüp parçalayamayacaksınız. Kardeşlerim daha önceki yazımda belirttiğim gibi 24 Haziran seçimleri ülkemizin bekası için çok önemli. Allah muhafaza iktidarda CHP’nin veya İP’nin olduğunu düşünün? İşte o zaman Türkiye, eskisi gibi kullanılan yönetilen hale gelir. Şer güçlere karşı çok uyanık olalım çok. Hele hele başta Alman domuzları olmak üzere Amerika’ya, İsrail’e, Rusya’ya, İngiltere’ye karşı çok uyanık olalım. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ ŞER GÜÇLERİN PİS OYNUNDAN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Derhal yasaklayın  -Güneş Gazetesi


Son 10 yılda otellerin, alışveriş merkezleri ve küçük esnafın yüzü Arap turistlerin sayesinde gülüyor. Arap turistler, Avrupalılar gibi pinti cimri değil. Arapların bilimle, teknolojiyele, araştırmayla pek işleri olmaz. Araplar, para harcamayı, alışveriş yapmayı, yemeyi içmeyi sever. Tabi nargileyi de çok severler. Arap turistlerin sayesinde nargile, son yıllarda başka değişimin simgesi oldu.  Turizm sektöründe yaşanan dönüşümün de etkisiyle geleneksel mekanların dışına taştı. İstanbul’un pek çok semti nargile istilasına uğradı. Artık restoranlar bile nargile işine girdi. Ancak nargile yaygınlaşırken, oluşturduğu sağlık risklerini de katlar oldu.  Nargile, ağızlığı ve hortumu değişse de tüberküloz, verem, uçuk, hepatit, kanser gibi hastalıklara neden oluyor. Nargile’nin dumanında yüksek oranda karbonmonoksit, ağır metaller ve kanser yapıcı kimyasallar da var. Tanıdığım bazı insanlar, sigaradan kurtulmak için nargile içtiklerini söylüyorlar. Halbuki nargile sigaraya göre çok daha tehlikelidir. 

Sağlığınızdan oluyorsunuz 

Bir kaç gün önce arabayla Boğaz'dan geçerken bir tanıdığımı restoranın bahçesinde nargile içerken gördüm. Arkadaşı arayarak evladım kendine yazık etmiyormusun? Çabuk bırak elindeki zıkkımı gel yanıma dedim. Arkadaş, “Hocam tamam hemen geliyorum” dedi ve geldi.  Arkadaş, “Hocam valla size mahçup oldum. Size sigarayı bırakıcağıma söz vermiştim. Sigarayı bıraktım ama arada bir değişik tadları olan nargile içiyorum. Hocam size söz bu nuda bırakacağım” dedi. Kardeşlerim içmeyin şu zıkkımı, yazık etmeyin kendinize. Gözünü para bürümüş ve insanların sağlığıyla oynayanlar, bu zıkkımın içimini kolaylaştırmak için nargilenin içine Çin’den getirdikleri bağamlılık yapan meyve aromaları katıyorlar. Birileri para kazanırken sizlerde sağlığınızdan oluyorsunuz. Duyduğuma göre nargile kafelerde nargilenin içine uyuşturucuda koyuyorlarmış. 

Neden müsaade ediyorsunuz? 

Şimdi hükümete ve yetkililere soruyorum: Televizyon ve gazetelerde kamu spotlarıyla, “Aman nargile içmeyin, nargile içerseniz hepatit, kanser, verem ve tüberküloz olursunuz” diyorsunuz. Peki bu kadar tehlikeli olan nargilenin satışına, ülkemize girmesine neden müsade ediyorsunuz? Neden mantar gibi çoğalan nargile kafelere ruhsat veriyorsunuz? Şimdi bana, “Ama Hocam, Arap turistler seviyor, onları kaçırmamak gerekir” derseniz bende size ağızıma geleni sayarım. Kardeşim sizler her insanın istediğini yerine getirmek mecburiyetinde misiniz?  İnsan sağlığını tehdit eden, hatta insanları ölüme götüren bir maddenin savunulacak tarafı olur mu? Araplar seviyormuş? Zıkkımın kökünü içsinler. Çoğu Arapların kafası çalışmış olsaydı, bügün İsrail’in, Amerika’nın fitnesine kapılıp bir birini öldürür mü? Kafaları çalışmış olsaydı ellerindeki yüz milyarlarca dolar petrol paralarını İsrail’e, Amerika yedirmeyip ülkelerine yatırım yaparlardı. Bilime teknolojiye yatırım yaparlardı. Kim ne isterse istesin. Sizler İnsan sağlığını her şeyin üstünde görmelisiniz. Hem zararlı diyerek televizyon ve gazetelerde kamu spotu yayınlayacaksınız, hemde satışına içimine müsade edeceksiniz. Samimi olun samimi. Derhal hemen nargile denen bu illeti yasaklayın. Aksi taktirde insanların sağlığını tehlikeye attığınızdan ve görevinizi yapmadığınızdan dolayı huzuru mahşerde Allah sizlere hesap soracak. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH HERKESE ŞUUR VERSİN. ALLAH CÜMLEMİZİ RUHEN FİZİKEN SAĞLIKLI VE SIHATLI KILSIN. ALLAH GÖZÜNÜ PARA BÜRÜMÜŞ OLAN HAİNLERE VİCDAN VE MERHAMET DUYGUSU VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Filistin’in halini görün, kararınızı da ona göre verin  -Güneş Gazetesi


Bir gazetenin 30 milyon doları geri çeviren Filistinli haberi dikkatimi çekti. Haberin devamını okuduğumda ise bravo dedim. Emad İshak Ebu Hatice adlı bir Filistinli, Kudüs’te eski şehir bölgesinde yer alan Mescid-i Aksa’nın yakınındaki tarihi dükkanını devretmesi için teklif edilen 30 milyon doları geri çeviriyormuş.  Emad İshak Ebu Hatice, “Benim İsraillilere satılık dükkanım yok” diyerek İsraillileri kapıdan kovuyormuş. Bu Filistinli Ebu Hatice, şuurlu bir Müslüman olarak 1870 yılında ecdatlarının yaptığı hatayı yapmıyor.  1870’te Yahudi faaliyetlerinin merkezi İngiltere’den Rusya’ya geçtiğinde Siyonist hareketlerin başına Theodor Herzl geçmişti. Filistin’de bir Yahudi devletinin kurulması için harekete geçen Theodor Herzl, ilk iş olarak bir şirket kurdu. Bu şirketi kurma nedenleri vadedilmiş topraklarda 3-4 milyon Yahudinin yaşayabileceği toprak satın almaktı. Neticede Siyonist Hareketlerin başındaki Theodor Herzl, İngiltere’yi arkasına alarak Filistinliler'den 10 liralık yere 100 lira vererek satın aldılar.  O dönemin cahil Filistin halkı, kim bilir belki ellerindeki 10 liralık toprağını 100 liraya satınca akıllarınca iyi iş yaptıklarını hatta Yahudileri kazıkladıklarını düşünüyorlardı. Halbuki kazığın büyüğünü yiyen kendileriydi haberleri yoktu. 

Yahudilere mal mülk satmayın 

Sonra ne oldu? Sonrası malum. Filistinlilerin elinden yavaş yavaş toprak satın alan Yahudiler, 1948’de İsrail terör devletini kurdular. Terör devleti İsrail kurulduktan sonra bu sefer yaptıkları sistematik katliamlarla Filistin topraklarını ele geçirmeye devam ediyor. Evet bir Müslüman, bir insan olarak Filistinli kardeşlerimizin yanında olmalıyız. Ancak Siyonist Yahudilerin kalleşliğinden sinsi planlarından ders de çıkarmalıyız. Çünkü Ecevit Hükümeti dönemide Yahudiler, bilhassa Fırat’ın yakınlarında büyük topraklar satın aldılar. Yahudilerin ülkemizde toprak satın almaları bence hayra delalet değil.  Tıpkı Filistinlilerin elindeki toprakları aldıkları gibi bizim insanımızın da elinden topraklarını bire beş vererek alıyorlar. Kardeşlerim her şey para, makam, mevki, şan şöhret ve saltanat değil. Bugünkü filistinin durumunu bir görün. Derim ki kesinlikle yabancı Yahudilere ve Hrıstiyanlara mal mülk toprak satmayın. Çünkü onların beyinlerinin altında hep bir hesabın var olduğunu ve o hesaba göre hareket ettiklerini bildiğim için satmayın diyorum.  Şimdi, “Hocam sen hangi çağda yaşıyorsun” diyebilirsiniz. Kardeşlerim ben hangi çağda yaşadığımı çok iyi biliyorum. Yalnız ülkemiz üzerinde oynanan pis oyunları da, Yahudi ve Hrıstiyanların karekter yapısını da çok iyi biliyorum. 

Milletimizi kandırmaya çalışıyorlar 

Yahudi ve Hrıstiyan topluluğu hiç bir zaman Müslümanlara bilhassa Türkiye’ye karşı iyi niyetli olmamışlardır. Görün işte Cumhurbaşkanı Erdoğan’a olan düşmanlıklarını. Bu kötü niyetli Yahudi ve Hrıstiyanlar, eğer başımızda Cumhurbaşkanı Erdoğan olmasaydı bugün çoktan Türkiye’yi bölüp parçalamışlardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan olmasaydı belki bugün Ortadoğu’da büyük İsrail imparatorluğu çoktan kurulmuştu bile.  Ülkemizde İsrail ve Hrıstiyan ülkelerine hizmet eden cemaatler, dernekler, gazeteciler, iş adamları ve siyasetçilerin olduğunu da zaman zaman basından takip ediyoruz. İsrail ve Amerika’nın çıkarlarına hizmet eden sözde cemaatler, gazeteci, bazı sivil toplum örgütleri ve siyasiler, milletimizin beynini yıkamaya, kandırmaya çalışıyorlar.  Şunu çok iyi bilin ki İsrail ve Amerika’nın çıkarlarına hizmet edenler tek kelimeyle vatan hainleridir, şerefsizlerdir, kanları bozuktur, yediği kaba tüküren nankörlerdir. Tekrar söylüyorum yabancı olan Yahudi ve Hrıstiyanlara mal mülk toprak satmayın. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA UYANIK OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZE SELAMET VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Gençler aman ha oyuna gelmeyin!  -Güneş Gazetesi


Son günlerde karşılaştığım bazı kişiler, Hocam 24 Haziran da Cumhurbaşkanı Erdoğan yeniden seçilir değil mi? Ardından ıglı mıglı cümleler gelmeye başlıyor ve cümlelerin devamında Hocam, Cumhurbaşkanlığında oyumuzu Erdoğan’a versekte milletvekilliğinde denge olsun diye oyumuzu başka partiye versek iyi olmaz mı? Nasıl olsa milletvekilleri çok fazla söz sahibi olmayacak? Cumhurbaşkanı zaten güçlü yetkilere sahip gibi cümleler ardı ardına geliyor. Tabi insanlardan bu cümleleri duyduğumda sosyal medya denen fitne dünyasının, bu fitne dünyasında faaliyet gösteren FETÖ’cülerin, CHP’lilerin, PKK’lıların ve yabancı ülke ajanlarının toplumu nasıl etkilediğini gördüm. Neymiş efendim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı seçelim, Milletvekilliğinde ise başka partilere oy verelimmiş. Bu sözler FETÖ’cülerin planına söylemine uygun sözler. Tamda FETÖ’cülerin isteği arzusu da bu. Ah be kardeşlerim farkında olmadan ülkemizin düşmanlarıyla aynı ağızdan konuşuyorsunuz. Kardeşim Mecliste Ak Parti çoğunlukta olmaz ise Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan, ülkemize hizmet etmek için sıkıntı çekmez mi? Mecliste Ak Parti zayıf olursa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hizmet etmek için ihtiyaç duyduğu kanunları kim çıkaracak? Kardeşlerim açık konuşmak gerekirse 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimi tek kelimeyle ülkemiz için kader seçimidir. Türkiye bugüne kadar ite kaka günü birlik siyasetlerle buraya kadar gelebildi. Artık Türkiye’nin köklü değişikliğe ihtiyaç vardı ve o ihtiyacın bir çoğu mecliste kanunlaştı. Ama çıkan bu kanunlar yeterli değil. Allah aşkına iyice düşünün, sosyal medyanın etkisinde kalmadan tekrar iç muhasebenizi yapın ve 24 Haziran’da oyunuzu ona göre kullanın. Bakın son 15 yılda Türkiye demokraside, özgürlükte, ekonomide, savunma sanayisinde dünyaya parmak ısırtıyor. Şimdi son zamanlarda dövizin yükselmesini göz önünde bulundurarak Hocam, ekonominin nesi iyi gidiyor? Diyebilirsiniz. Bugün dövizin yükselmesinin sebebi de yine Türkiye düşmanlarının küresel bir oyunudur. Yabancı yatırımcılar zarar etmelerine rağmen paralarını geri çekiyor. Neden geri çekiyorlar biliyor musunuz? Türkiye’de ekonomi kötüye gitsin ve Erdoğan’da Cumhurbaşkanı olmasın diye. Bilhassa gençlere derim ki sevgili gençler, ne olur sosyal medya denen fitne dünyasında FETÖ’cülerin, PKK’lıların, yabancı ülke ajanlarının tuzağına düşmeyin. Geleceğimiz ve Ülkemizin bekası için, güçlü bir Türkiye için, güçlü demokrasi, özgürlük için, istediğimiz gibi inancımızı yaşamamız için, her şeyden önce ülkemiz üzerinde oynanan pis oyunları bozmak için durmak yok yola devam diyelim. Ne diyelim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI OLAN NEYSE ONU NASİP ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYANLARI, FESATLIK YAPANLARI, ÜLKESİNE İHANET EDENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN.

okumak için tıklayın.


Mübarek ayı ruhuna uygun yaşayalım  -Güneş Gazetesi


Bugün mübarek Ramazan ayının 6’ıncı günündeyiz. Peygamber Efendimiz, “Recep ayı Allah’ın, Şaban ayı benim, Ramazan ayı da ümmetimin aydır” demiştir. Ne mutlu Recep ve Şaban aylarını güzel bir şekilde geçirip Ramazan ayına kavuşup da yaşayanlara.  Ramazan ayının faziletlerinden istifade etmek için çocuklarımızla birlikte sahur ve iftarı toplu halde yapmalıyız. Ailece çocuklarımız ve dostlarımızla birlikte sahur ve iftar yaparsak işte o zaman Ramazan ayının rahmetine, mağfiretine, bereketine ermiş oluruz.  Peygamber Efendimizin tavsiyesine uyarak Ramazan ayını hakkıyla yaşarsak, işte o zaman dünya ve ahireti kazanmış oluruz. Huzura ermiş oluruz. Hasta olanlar şifa bulmuş olur. Peygamber efendimiz, buyuruyorki, “Kim Ramazan ayının faziletine inanıp orucunu tutup teravih namazını kılarsa, biliniz ki Allah o kişinin Samimi duygularla yaptığı tövbeyi kabul eder ve Allah o kişinin günahlarınıda af etmiş olur.” 

FAKİR FUKARAYI UNUTMAYIN 

Ramazan ayında fakir ve fukarayı unutmamak gerekir. Zekatlarınızı vermeyide unutmayın. Zekatlarınızı verirken sakın elinizi titretmeyin. Zekat ve Hayır konusunda cömert olan kulları Allah daha çok sever. 80 gr. Altını olan kişi zekat vermelidir. Yalnız 80 gr. Altını olan kişinin elindeki altının 24 veya 22 ayarsa hesabı ayrı yapılmalıdır. Daha düşük altını olanlar ise düşük altının hesabı ona göre ayrı yaparak zekatını ödemelidir.  Zekatınızı, fitrenizi, sadakanızı verirken dikkatli olun. Dini hassasiyetlerinizi istismarcılara sermaye ettirmeden gerçek fakir ve fukarayı bulup onlara kendiniz yardım edin. Ramazan ayı boyunca Televizyonlarda dini anlatan hocalara tavsiyem ise şudur. İslam dinini önce siz kendiniz samimi olarak hakkıyla yaşayın. Birilerinin gözüne girebilmek için “ık, mık” demeden kıvırmadan İslam dinini hak ve hakikatları gerçekleri anlatın. Kuran-ı Kerim’i, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetini çekinmeden insanlara anlatın. Ekranlarda konuşurken elmayla armudu da karıştırmayın. 

EĞLENCE VE ŞOV UYGUN DEĞİL 

Yani islamın görüşüyle kendi görüşünüzü ayrı tutun. Hikayeleri millete din diye anlatmayın. Sakın Şova artistliğe kaçıp gevşemeyin. Ciddi olun gerçek bir hoca efendi gibi olun. İnsanlar sizin anlattıklarınızdan ziyade sizin vakur duruşunuzdan etkilensinler. Belediyelerede sözüm var. Ne hikmetse belediyeler, mübarek Ramazan ayında şov gösterisi, müzik konseri ve eğlenceler düzenliyor. Halbuki Ramazan ayı şov yada eğlence ayı değildir. Eğlence, şov gösterileri, konserler Ramazan ayının ruhuna aykırı davranışlardır. Ramazan ayı iç muhasebe, İnsanın kendisiyle huşu içinde baş başa kalma zamanıdır. Günahlardan kurtulup temizlenme ayıdır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ŞİMDİDEN YAPTIĞIMIZ VEYA YAPACAĞIMIZ İBADETLERİ DERGAHI İZZETİNDE KABUL ETSİN. ALLAH BİZLERİ MÜBAREK RAMAZAN AYININ RUHUNA ERMİŞ KULLARINDAN EYLESİN. ALLAH RAMAZAN AYININ YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE DÜNYANIN ÇEŞİTLİ YERLERİNDE ZÜLÜM ALTINDA OLAN MÜSLÜMANLARA SELAMET YÜZÜ GÖSTERSİN. ALLAH MÜSLÜMANLARA BİRLİK VE BERABERLİK NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Katliamların sorumlusu  -Güneş Gazetesi


Amerika, Birleşmiş Milletler’e üye 128 ülkenin tepkisine rağmen, İsrail'deki Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıdı. Amerikan Büyükelçiliği'nin Kudüs’teki yeni binasının açılışında Siyonist köpekler gülücükler dağıtırken, diğer yandan terör devleti İsrail’in köpek askerleri, Gazze’de protesto gösterileri yapan Filistinlilere katliam uyguladı.  İsrail’in köpekleri, keskin nişancıları Gazze’de silahsız 60 Filistinliyi şehit ederken 3000’e yakın Filistinliyi de yaraladılar. Peki bu katliamların, soykırımlarının, acımasızca ölümlerin sorumlusu kim? Elbette bu katliamların baş sorumlusu sarışın mavi gözlü fitneci Amerikan Başkanı Trump’tır. Sonra sözde Müslüman bazı Arap devletlerinin yöneticileridir. 

Müslümanların arasına fitne soktular 

Yani, Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte ipleri İsrail ve Amerika’nın elinde olan ülkelerdir. Bu ülkelerin ipi İsrail ve Amerika’nın elinde olmamış olsaydı Trump, cesaret edip de elçiliğini Kudüs’e taşımazdı. Narsist, megaloman Trump, katliamların olduğu saatte utanmadan sıkılmadan televizyona çıkıp halen barıştan söz ediyor.  Kardeşlerim uyanın artık uyanın. Görün şerefsizlerin gerçek yüzünü. İsrail, Amerika, Avrupa, NATO ve Vatikan açıkça Müslümanları sistematik bir şekilde ortadan yok ediyor. Müslümanların içine Sünni, şii, Arap, Fars, Türk, Kürt diyerek etnik kimlik ve mezhep fitnesini soktular.  Sonra ise Filistin’de Suriye ve Irak’ta olduğu gibi biz Müslümanları bir birimize düşürdüler. Peki biz Müslümanlar, yaşanan bunca katliamlara, oyunlara, fitneye rağmen neden uyanıp kendimize gelemiyoruz? Neden birlik içinde olamıyoruz? Söylediğim gibi bizi fitnelerle bir birimizden uzaklaştırdılar. 

Ehli küfre karşı bir olalım 

Bizi cemaatler vasıtasıyla, mezhep safsatasıyla, etnik kimliklerimizi kullanarak birbirimize düşman ettiler. Eğer şuurlu olsaydık, Ehli küfrün oynuna, fitneliğine gelmemiş olsaydık, birbirimize samimi olarak muhabbet duymuş olsaydık bugün hiçbir İslam ülkesine saldırı olmazdı. Kimse cesaret edip de Müslümanın kılına zarar veremezdi. Soruyorum terör devleti şerefsiz İsrail’in askerleri tarafından yapılan katliamları haberlerde izlediğinizde içiniz sızlıyor mu? Tabi ki Hocam ne demek bizde vicdanı olan insanız diyorsanız o zaman Allah Muhammed aşkına, mübarek Ramazan ayının yüzü suyu hürmetine ne olur ehli küfre, Amerika’ya, İsrail’e karşı bir olalım. Bir olalım ki katliamlar, soykırımlar bitsin. Şimdiden tedbirimizi almaz isek ilerki yıllarda bu katliamlar bize de gelir. Ne diyeyim BU KATLİAMLARA SEBEP OLANLARI VE KATLİAMI YAPANLARI ALLAH HELAK ETSİN. ALLAH ŞU MÜBAREK RAMAZAN AYININ YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE MÜSLÜMAN FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZİ SELAMETE ÇIKARSIN. ALLAH ÜMNETİ MUHAMMED’İ BİR ARADA OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE,BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Katliamların sorumlusu  -Güneş Gazetesi


Amerika, Birleşmiş Milletler’e üye 128 ülkenin tepkisine rağmen, İsrail'deki Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıdı. Amerikan Büyükelçiliği'nin Kudüs’teki yeni binasının açılışında Siyonist köpekler gülücükler dağıtırken, diğer yandan terör devleti İsrail’in köpek askerleri, Gazze’de protesto gösterileri yapan Filistinlilere katliam uyguladı.  İsrail’in köpekleri, keskin nişancıları Gazze’de silahsız 60 Filistinliyi şehit ederken 3000’e yakın Filistinliyi de yaraladılar. Peki bu katliamların, soykırımlarının, acımasızca ölümlerin sorumlusu kim? Elbette bu katliamların baş sorumlusu sarışın mavi gözlü fitneci Amerikan Başkanı Trump’tır. Sonra sözde Müslüman bazı Arap devletlerinin yöneticileridir. 

Müslümanların arasına fitne soktular 

Yani, Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte ipleri İsrail ve Amerika’nın elinde olan ülkelerdir. Bu ülkelerin ipi İsrail ve Amerika’nın elinde olmamış olsaydı Trump, cesaret edip de elçiliğini Kudüs’e taşımazdı. Narsist, megaloman Trump, katliamların olduğu saatte utanmadan sıkılmadan televizyona çıkıp halen barıştan söz ediyor.  Kardeşlerim uyanın artık uyanın. Görün şerefsizlerin gerçek yüzünü. İsrail, Amerika, Avrupa, NATO ve Vatikan açıkça Müslümanları sistematik bir şekilde ortadan yok ediyor. Müslümanların içine Sünni, şii, Arap, Fars, Türk, Kürt diyerek etnik kimlik ve mezhep fitnesini soktular.  Sonra ise Filistin’de Suriye ve Irak’ta olduğu gibi biz Müslümanları bir birimize düşürdüler. Peki biz Müslümanlar, yaşanan bunca katliamlara, oyunlara, fitneye rağmen neden uyanıp kendimize gelemiyoruz? Neden birlik içinde olamıyoruz? Söylediğim gibi bizi fitnelerle bir birimizden uzaklaştırdılar. 

Ehli küfre karşı bir olalım 

Bizi cemaatler vasıtasıyla, mezhep safsatasıyla, etnik kimliklerimizi kullanarak birbirimize düşman ettiler. Eğer şuurlu olsaydık, Ehli küfrün oynuna, fitneliğine gelmemiş olsaydık, birbirimize samimi olarak muhabbet duymuş olsaydık bugün hiçbir İslam ülkesine saldırı olmazdı. Kimse cesaret edip de Müslümanın kılına zarar veremezdi. Soruyorum terör devleti şerefsiz İsrail’in askerleri tarafından yapılan katliamları haberlerde izlediğinizde içiniz sızlıyor mu? Tabi ki Hocam ne demek bizde vicdanı olan insanız diyorsanız o zaman Allah Muhammed aşkına, mübarek Ramazan ayının yüzü suyu hürmetine ne olur ehli küfre, Amerika’ya, İsrail’e karşı bir olalım. Bir olalım ki katliamlar, soykırımlar bitsin. Şimdiden tedbirimizi almaz isek ilerki yıllarda bu katliamlar bize de gelir. Ne diyeyim BU KATLİAMLARA SEBEP OLANLARI VE KATLİAMI YAPANLARI ALLAH HELAK ETSİN. ALLAH ŞU MÜBAREK RAMAZAN AYININ YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE MÜSLÜMAN FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZİ SELAMETE ÇIKARSIN. ALLAH ÜMNETİ MUHAMMED’İ BİR ARADA OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE,BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Bunlara gereken cezalar verilmeli  -Güneş Gazetesi


Edirne’de Yüksel Yeşil İlkokulu yöneticileri, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında, 4. sınıf öğrencileri ve velilerine gezi programı düzenlemiş. Gezi kapsamında Ankara’da Anıtkabir’i ziyaret eden öğrenciler, daha sonra Kapadokya’da turistlik ve tarihi yerleri gezmeye gitmişler. Buraya kadar her şey normal. Yanlız normal olmayan bundan sonrası. Geziyi düzenleyen okul yöneticileri, çocukları alıp alkollü eğlence yerlerine götürüp dansöz, çengi, yani iğrenç insanları izletmişler. Gerçi olayın duyulmasıyla bakanlık soruşturma başlatmış. Ancak bu iş öyle soruşturmayla geçiştirilecek bir konu değil. Bu olayda kimin kusuru varsa, Çocukları kim dansözleri, çengileri izletmeye götürmüş ise hemen o kişi veya kişiler ihraç edilmelidir. Anne babalar, çocuklarının okullarında güzel eğitim alıp, ilim irfan sahibi olup, Çocuklarının devletine ve milletine faydalı olmasını isterken, ne yazık ki kafaları başka yerlere basan yöneticiler, çocukları bar, pavyon gibi yerlere götürüp dansöz, çengi izletiyorlar. Şimdi neden eğitimde geri kaldığımızı daha iyi anlıyorum. Tekrar söylüyorum. Bu çocukları kim iğrenç yerlere götürdüyse hemen görevden alın.

Ya otobanlarda, cadde ve sokak aralarındaki trafik magandalarına ne demeli? TEM otoyolunda makas atarak trafiği tehlikeye sokan caniler, insanları ölüme götürüyor. Bir kaç gün önce televizyonda izledim. Kendini bilmez trafik magandaları, TEM otobanında makas atarak bir çok aracın kaza yapmasına neden oldular. Çok şükür kazada ölen olmamış. Polis bu trafik magandalarını daha sonra gözaltına alıp cezasını kesip bırakmış. Polisin yetkisi bu kadar olduğu için magandalar serbest kaldı. Aslında trafiği tehlikeye sokan, insanların hayatına kasteden bu canavarlara çok ağır cezalar verilmelidir. Mesela, trafikte makas atan, insanların hayatını tehlikeye sokan bu canilerin altındaki arabaya devlet el koymalı. Ayrıca bu canavarlara, ömür boyu ehliyet verilmemelidir. Sonra görün bakın bir daha trafikte maganda olacak mı?

Sadece trafikte bu zibidiler yok değil. Özel halk otobüsleri ve minibüsler trafikte kural tanımaz birer cellat gibiler. Özel halk otobüsleri ve minibüsler o kadar arsızlaşmışlar ki trafik polislerinin gözü önünde bile hayasızca kural ihlal ediyorlar. Polis ise bu kural tanımazları sadece izlemekle yetiniyor. Bilhassa büyükşehirlerde trafiğin rahatlaması için özel halk otobüslerine ve minibüslere yasak getirilmelidir. Bunlar trafikten men edilmelidir.

Peki sık sık gündeme getirdiğim iğrenç televizyon programlarına kim müdehale edecek? Gündüz kuşağında yayınlanan programlar, tek kelimeyle toplumun ahlaki yapısını bozuyor. Programcılar artık ücra köylerden televizyona çıkarmak için insan avına başlamış. Programda bana göre inandırıcılığı olmayan bir kadının iddiasına göre kocası teyzesiyle birlikte kaçmış! Öyle sanıyorum ki Programcılar, korku ve tehditkar sözleriyle Teyzeyi, kocayı, Kayınvalideleri, iddia sahibi kadının karşısına çıkarıyorlar. Kadınla birlikte tüm konuklar, canlı yayında tüm ahlaksızlıklarını pisliklerini ortaya koyuyorlar. Kimi ben Anamı, Babamı arıyorum diye ekrana çıkıp duygu sömürüsü yapıyor, kimiside ben kimin Çocuğuyum diyerek ekranlara çıkıyor. Tabi programcılar ve program sunucusu bu cahillere, Reyting için gaz verip coşturdukça coşturuyorlar. Bu cahillerde yalan dolan ağızlarına ne gelirse konuşuyor. Yani anlayacağınız Rezillik kepazelik başını almış gidiyor. Bu cahillerin rezil kepazelerin iğrenç hayatlarından kime ne de ekrana çıkıyorlar? Bu cahillerin tek amacı karşı taraftan intikam almak. Kardeşim kocanla veya bir başkasıyla sıkıntın varsa git mahkemeye. Neden ekrana çıkıp rezilliğinize rezillik katıp kepaze hayatınızı ifşa ediyorsun? Valla toplum olarak bu gidişatımızın sonu pek iyi değil. Derim ki Hükümet derhal toplumun ahlakını bozan televizyon programlarına yasak getirsin. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE AKIL FİKİR VERSİN. ALLAH CÜMLEMİZİ GÜZEL AHLAK ÜZERİNE YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH BİLİNÇLİ OLARAK MİLLETİMİZİN AHLAKINI BOZANLARI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Bence Trump'ın ipi İsrail'in elinde  -Güneş Gazetesi


Seçim kampanyası boyunca İsrail’in arzu ve istediklerini dile getiren Trump, başkan seçildikten sonra İsrail’i mutlu edecek icraatlara imza atmaya başladı. Trump’ın İsrail’i mutlu edecek ilk icraatlarından birisi Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesi ve Amerika’nın İsrail Büyükelçiliği’ni de Kudüs’e taşıma kararı oldu.  Trump, Amerika eski başkanı Obama döneminde İran’la 2015’te yapılan nükleer anlaşmayı, “Bu anlaşma Amerika için utanç vericidir” diyerek tek taraflı iptal ettiğini açıkladı. Ayrıca Trump, İran’a en üst düzeyde yaptırımlar yapacaklarını da söyledi. Neymiş efendim Trump’a göre İran, terör örgütlerine sponsor olduğu için anlaşmayı iptal etmiş. 
İsrail Başbakanı Netanyahu, “Trump’ın cesurca Tahran’daki terörist rejimle yapılan berbat anlaşmayı iptal etmesi bizi mutlu etti” derken Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil, “İran nükleer silah yapmaya devam ederse bizde atom silahı yaparız” dedi. 
Yani İsrail ve Amerika’nın yönettiği Suudi Arabistan, boyuna posuna bakmadan İran’ı tehdit ediyor. 


İsrail terör devleti değil mi? 


Trump’ın İran’la Obama döneminde yapılan anlaşmayı iptal ettiğini açıkladığı zaman aklıma şu sorular geldi. Acaba bugüne kadar PKK’ya, YPG’ye, PYD’ye, DEAŞ’a Afrika ülkelerinde terör eyleminde bulunan teröristlere, dünya genelinde faili meçhul cinayetlere kim destek verdi? Tabi ki Amerika, İsrail, İngiltere, Fransa,Almanya, Rusya gibi ülkeler verdi. 
Hadi diyelim ki İran Amerika’ya göre terör örgütlerine destek veriyor. Peki ya İsrail terör devleti değil mi? İsrail’de atom bombaları, nükleer füzeler, kimyasal silahlar yok mu? On yıllardır Filistinlileri acımasızca öldürüp topraklarını elinden alan İsrail terör devleti değil mi? 
Ortadoğu’yu büyük İsrail imparatorluğu için karıştıran, İslam ülkelerinin içine fitne yayan ve Müslümanları birbirine öldürten terör devleti İsrail değil mi? İsrailli ajanlar, gizlice camileri bombalayıp sonra filanca mezhebe sahip kişiler caminizi bombaladı diyerek Müslümanları birbirine düşman etmiyor mu? 
Tabi Amerika’ya göre İsrail gayet masum! Sütten çıkmış ak kaşık. Ah sizi gidi şerefsiz, köpek münafıklar sizi. Aslında Trump’a kızmamak gerekir. Çünkü evladının hatırı var. Trump’ın kızı Ivanka Trump’ın kocası Jared Kushner Yahudi asıllıdır. Trump’ın Yahudi asıllı olan damadı Jared Kushner, bugün Ortadoğu’yu yöneten kişidir. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır Trump’ın Yahudi asıllı damadı Jared Kushner’in kontrolündedir. İşte bu alçak ülke yöneticileriyle birlikte Amerika, İsrail, Fransa, Almanya, NATO ve Vatikan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a düşmanlar. Neden düşmanlar biliyor musunuz? Erdoğan bu şerefsizlerin Ortadoğu’daki pis oyunlarını bozduğu için düşmanlar. 


Cumhurbaşkanımız tüm oyunları bozdu 


Bu şerefsizler, başta FETÖ terör örgütü olmak üzere içimizde ne kadar kanı bozuk marjinal guruplar varsa PKK’yı ve bazı sözde partileri de kullanıp önce Gezi olaylarıyla ülkemizde kaos ortamı yaratmak istediler. Baktılar ki bu şekilde ayaklanmayla hükümet yıkılmıyor, o zaman yıllardır kullandıkları kanı bozuk olan FETÖ’cüleri devreye sokarak 17-25 Aralık kopmasıyla ve 15 Temmuz darbe girişimiyle tıpkı Irak ve Suriye’de olduğu gibi ülkemizi bölüp parçalamak istediler. 
Allah’a çok şükür Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu şerefsizlerin tüm oynunu bozdu ve ülkemiz eskisinden daha güçlü duruma geldi. Derim ki İran meselesi, terör ve insan hakları gibi her şey yalan dolan ve bahane. Madem bu şerefsizler, insan hakları konusunda duyarlılar o zaman Budist Myanmar hükümetinin Arakanlı Müslümanlara yaptığı soykırıma çare bulsunlar. Kardeşlerim Amerika’nın tek amacı terör devleti İsrail’in güvenliği sağlamak ve yeraltı zenginliklerine sahip olan Ortadoğu’ya sahip olmaktır. Tabi bu gidişatın sonu pek hayra delalette değil. Öyle gözüküyor ki sarışın mavi gözlü Trump, dünyayı yaşanmaz kılacak. Allah muhafaza Trump’ın bu politikası üçüncü dünya savaşına da sebep olabilir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DÜNYA’NIN HUZURUNU BOZANLARI, MÜSLÜMANLARI FİTNE YAYARAK BİRBİRİNE ÖLDÜRTENLERİ VE BU ŞER GÜÇLERİN EMRİNDE OLAN SÖZDE İSLAM ÜLKELERİNİN LİDERLERİNİ HELAK ETSİN. ALLAH BU GELİŞMELER KARŞISINDA HALEN ŞUURLANMAYAN ŞUURSUZLARA AKIL FİKİR VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


300 fitneci Fransız ve yahudi Sarkozy  -Güneş Gazetesi


Efendim Fransa’nın eski yahudi kökenli Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin de aralarında bulunduğu 300 Fransız yazar ve siyasetçi, “Şiddet ve Yahudi düşmanlığı yaydığı” iddiasıyla Kur'an-ı Kerim’den bazı ayetlerin çıkarılmasını istemişler. Güya entellektüel bu 300 şerefsiz, fitne ve fesatçı, mübarek Ramazan ayında ortalığı karıştırmak ve Kur'an-ı Kerim-i ortadan kaldırmanın peşindeler.  Bu şerefsizlerin gerekçesi ise DEAŞ denen terör örgütüymüş. Be şerefsizler, DEAŞ denen terör örgütü başta Amerika, İsrail, İngiltere, Avrupa yani sizin istihbarat birimlerinizden oluşan örgütü değil mi? Bu örgütü İsrail’in Ortadoğu projesi için kurmadınız mı? İslam ülkelerini bölüp parçalamak, Müslümanları birbirine düşürmek için DEAŞ’ı kurmadınız mı? Ey Sarkozy, dünya senin ne kadar fırıldak üçkağatçı bir yahudi olduğunu bilmiyor mu sanıyorsun?   Sözde Fransız 300 entellektüel denen fitneciye soruyorum. Allah’ın Resul’üne vahiy olarak indirilmiş Kur'an-ı Kerim’i yaz boz tahtası mı sanıyorsunuz? Değil sizin pis oyunlarınız, dünya ayakta kaldığı müddetçe Kur'an-ı Kerim’in bir satırına dokunulmayacaktır. Ha zaman zaman İslam dünyasının içinde de sizin gibi İslam dininde reform isteyen aşağılık fitneciler, şerefsizler çıkabilir. Biz Müslümanlar o şerefsizlerin de sizler tarafından devşirildiğini biliyoruz. 

Tevrat'ta neler yazıyor görün 

Be köpekler, Sizler Kur'an-ı Kerim'e değil, sonradan devşirilmiş olan Yahudilerin sözde kitabı Tevrat’ta Hrıstiyan ve Müslümanlara karşı yazılı olan düşmanlığa bakın ve ona karşı çıkın.  Bakın Yahudilerin sonradan Kabbalist hahamları tarafından devşirilmiş olan kitabı Tevrat’ta neler yazıyor: “Rabbin işini gevşeklikle yapan ve kılıcını kandan alıkoyana lanetli olsun” (Tevrat, Yeremya bölümü 48/10). “ Vurun ; gözünüz esirgemesin ve acımayın; ihtiyari,genci ve ere varmamış kızı ve çocuklarla kadınları helak için vurun” ( Tevrat,Hezekiel 9/5-6). Tevrat’ ın “acıklı ölümlerle ölecekler” ( Yeremya 16/4) ifadesinde anlattığı işkencelerden birisi de insanları yakarak öldürmektir. “Onları (Müslüman ve Hristiyanlar) kasaplık koyunlar gibi ayır ve öldürme günü için onları hazırla”. (Yeremya bölümü,46/10).”Bak İsrail, bugün milletler üzerine seni koydum. O milletleri ve devletleri kökünden sökmek ve yakıp, yıkmak, helak etmek için “(Yeremya,1/10). 

Hristiyan ve Yahudilerin gerçek yüzü 

Ulan şerefsizler, Yahudilerin inandığı Tevrat’taki esas bu sözde ayetlere karşı çıkın da göreyim sizi. Kur'an-ı Kerim, ölümden öldürtmekten değil, barıştan, merhametten, şefkatten ve insanı yaşatmaktan bahsettiyor. Kardeşlerim işte görün bu Hrıstiyan ve yahudilerin gerçek yüzünü. Görün ki kendinize gelin. Biz Müslümanlar halen bu şerefsizlere itibar ediyoruz. İçimizdeki sözde müslümanlar, Bu köpeklerin fitnesine kanıp bir birini öldürmekle meşgul olsun. Ne diyeyim CENAB-ALLAH CÜMLEMİZE GERÇEK İMANI NASİP ETSİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA EHLİ KÜFRE KARŞI BİRLİK İÇİNDE OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH İSLAM ALEMİNİ YAHUDİ VE HRISTİYANLARIN FİTNESİNDEN FESATLIĞINDAN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Akıncı’nın kabul ettiği anlaşma hayra dalalet değil  -Güneş Gazetesi


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın geçen yıl İsviçre’de başarısızlıkla sonuçlanan Kıbrıs konferansında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin masaya koyduğu, 1960 tarihli garantörlüğün (Türkiye’nin müdehale hakkı) yerine başka formül bulunmasını öngören metni kabul ettiğini ilan ederek Rumlar’ı tekrar masaya çağırması şaşkınlık yarattı.  Hatta başta Kıbrıslı Türkler olmak üzere herkes, “Hayırdır sayın Akıncı, iyi misiniz” bile dedi. Yani anlayacağınız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ortalığı karıştırdı. Akıncı’nın çağrısı üzerine Rum lider Nikos Anastasiadis, haklı olarak işi garantiye almak için Türkiye’den Kıbrıs’taki garantörlük hakkından vazgeçeceğini doğrulamasını istedi. 

Gittiği yol hiç iyi bir yol değil 

Kardeşlerim, açık konuşmak gerekirse ben Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanı olduğunda kaygılıydım. Kaygılarımda haklı olduğum ortaya çıkmaya başladı. Cumhurbaşkanı Akıncı, kimin lafıyla hareket ediyor veya kimler tarafından kandırılıyor bilmem. Ancak bildiğim tek şey Akıncı’nın gittiği yol hiç iyi bir yol değil. Sayın Akıncı, siz Rum papaz Makarios’un kışkırtmasıyla 25 Aralık 1963 yılında Rumlar’ın Türklere yaptığı katliamlara şahit olmadınız mı? Veya Rumlar’ın binlerce Türk'ü katlederek öldürdüğünü duymadınız mı? Rahmetli eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rumlar’ın Türklere neler yaptığını bana en az 30 kez anlatmıştı. 

Türkiye olmasa yaşayamazsınız 

Sayın Akıncı, yoksa sana Rumlar’ın gerçek yüzünü anlatan hiç olmadı mı? Diyorsun ki, “Türkiye’nin garantörlüğünü kabul etmeyeceğiz.” Ey Akıncı, Türkiye orada olmasa siz bir gün orada yaşayamazsınız. Türkiye garantör ülke olmasa, Rumlar size tekrar soykırım uygular. İsrail’in Filistin’de yaptığı zülümlerin daha beterini Rumlar size yapar. Siz sanıyor musunuz ki Rum ve Türk tarafı birleştiğinde adada huzur, saadet olacak. Vallahi yemin ediyorum Bosna’da yaşanan olaylardan beterini, 1963 yılında yaşadığınız katliamların daha beterini Rumlar size yaşatır.  Sayın Akıncı, bırak birilerinin lafıyla gaza gelip hareket etmeyi. Şunu çok iyi bilki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sahtekarların kalemindeki mürekkeple değil, şehitlerimizin kanıyla alınmıştır. O yüzden Kıbrıs kurtlar masasında kurban edilemez. Son olarak derim ki Kıbrıs, İsrail’in Ortadoğu projesi içinde olan bir projedir. İsrail, Rumlar’la stratejik olarak ortaklık içinde. İsrail’in içinde olduğu proje her daim tehlikedir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH KUZEY KIBRISLI KARDEŞLERİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH KIBRISLI KARDEŞLERİMİZE BİR DAHA 25 ARALIK 1963’TE OLDUĞU GİBİ KATLİAMLAR YAŞATMASIN. ALLAH KIBRISLI KARDEŞLERİMİZLE BİRLİKTE, GÜZELİM ÜLKEMİZDE BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ BOZMASIN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Hint fukaraları gibi daha çok beklersiniz  -Güneş Gazetesi


CHP’ye yakın isimlerle sohbet ettiğimde, “Hocam, FETÖ’cüler temizlenmedi mi ki tekrar olağanüstü hal devam ediyor? Hocam seçime giden ülkede olağanüstü hal olur mu? Hocam bu seçimde ne yapmalıyız? Hocam CHP iktidara gelir mi” Gibi soru yağmuruna tutuldum.  “Kardeşim, siz olağanüstü halden dolayı bir sıkıntı mı gördünüz” soruma, “Yok Hocam bir sıkıntı görmedik” diye karşılık verdiler.  Peki olağanüstü halden dolayı yakınlarınızdan sıkıntı gören var mı? “Yok Hocam.” Ya sokağa çıktığınızda olağanüstü hali anımsatacak bir şey görüyor musunuz? “Hayır hocam.” Peki o zaman neden boş boş konuşuyorsunuz?  Bundan 20 gün önce bir davet üzerine Fransa’ya gittim anlattım. Fransa’da yıllardır olağanüstü hal var. Gidin Fransa’ya olağanüstü hal nasılmış bir görün. Fransa’nın cadde ve sokaklarında polis asker dolu. Soruyorsunuz ya CHP iktidara gelebilecek mi?Siz CHP’nin Hint fukaraları gibi iktidara geleceğini düşünüyorsanız daha çok beklersiniz. Bak kardeşim söz konusu ülkemizin bekası ise ideolojiyi bir kenara bırakmalısınız. Ülkemiz şer güçler tarafından kuşatılmış. Şer güçler, ülkemizi bölüp parçalamak için ellerinden gelen tüm şerefsizliği yapıyor. 

Sokaklarımızda asker-polis var mı? 

Bak olağanüstü hal uygulamasıyla birlikte devletin içine sinsice sızmış olan ve sadece bilinen FETÖ’cüler temizlendikten sonra terör eylemleri durdu değil mi? “Evet Hocam çok şükür 15 Temmuz’dan beri terör eylemleri olmuyor.” Peki Fransa sokaklarında olduğu gibi bizim sokaklarda asker ve polis görüyor musunuz? “Hayır Hocam.”   Bakın sizler üniversitelerde okumuş insanlarsınız ama bana göre sosyal medya denen fitne sizi uyutuyor. Uyumayın kardeşim, uyumayın bugün bana göre seçim bitene kadar en büyük tehdit FETÖ’dür. Bu kalleş FETÖ'cüler, propaganda yapmayı ve insanları kandırmayı çok iyi bilirler. Bu hainler, özellikle sosyal medya üzerinde etkili olur ve seçmenin kafasını karıştırmayıda çok iyi bilirler. İşlerine yarayacak olan adaylara gizliden destek olurlar. Diyorlar ki, “Efendim FETÖ bitti.” Hayır kardeşim FETÖ denen sinsi terör örgütü bitmedi.  Bu hainler, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası siyasi partilere girerek kendilerini gizliyorlar. İddia edilenlere göre CHP’yi FETÖ’cülerin ele geçirdiği, İyi Parti'nin de FETÖ’cüler tarafından kurulduğu konuşuluyor. Öyle sanıyorum ki FETÖ’nün genç ve kadın yapılanması İyi Parti'ye çalışıyor.   

Devleti tekrar ele geçirmek istiyorlar 

CHP ve İyi Parti’nin ittifak yapmalarını sağlayanların da FETÖ’cüler olduğu konuşuluyor. Bu hainler, sadece partilere sızmış filan değiller. Bu hainlerin, halen devletin içine ve bazı şirketlerede sinsice saklandıklarına inanıyorum. İşte bu hain FETÖ’cülerin arzusu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’nı siyaseten bitirmek. Bunun için sosyal medya da olmak üzere her yerde her türlü hainliği yapıyorlar.  FETÖ’cülerin hayali Recep Tayyip Erdoğan iktidardan düşerse tekrar devleti, iş dünyasını ve diğer alanları ele geçirmek. Fuat Avni ismiyle Twitter hesabını yöneten firari FETÖ’cü, Said Sefa, 24 Haziran’da Erdoğan seçilmezse KHK ile devletten atılan FETÖ’cü teröristlerin eski görevlerine tekrar geri döneceklerini söylüyor. Yani anlayacağınız FETÖ’nün Amerikan, Avrupa kanadı ve yurt içi kanadı henüz bitmiş değil. Halen faliyetteler. Bu örgütün karekter yapısında her türlü kalleşlik olduğu için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve siyasi hayatını bitirmek için aklınıza gelebilecek her pisliği yapar.  Hatta ülkemizde kaos ortamı oluşturmak için birilerine suikastlar yapabilirler, terör eylemlerinde bile bulunurlar. Bugün ülkemizde olağanüstü hal varsa bundan dolayıdır. Yani ülkemizin bekası, selameti, huzuru, birlik ve beraberliği içindir. Beni huşu içinde dinleyen bu CHP’liler yani artık eski CHP’liler, “Hocam valla gözüm açıldı. Biz de körü körüne Kılıçdaroğlu’nun peşine takılıp gitmişiz” dedi. Uyanmakta güzel değil mi? Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH CÜMLEMİZİ SOSYAL MEDYA DENEN FİTNEDEN KORUSUN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


İran ve Türkiye'nin de güvenlik sorunu var  -Güneş Gazetesi


Amerika’nın eski CIA direktörü, yeni Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İsrail aşığı çıktı. Pompeo, Bakan olarak atandığı Dışişleri’ndeki makamına uğramadan alel acele önce Suudi Arabistan’a ardından Ürdün ve İsrail’e gitti.  İsrail Başbakan’ı Benjamin Netanyahu ile görüşen Amerikan’nın yeni Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, “Obama döneminde İran’la yapılan nükleer anlaşmayı yok sayıyoruz” dedi. Zaten Amerikan Başkanı Trump’ta Obama'nın büyük emek harcadığı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin onayladığı anlaşmayı tek taraflı bitirmek istiyor.  Amerikan Dışişleri Bakanı Pompeo’nun ardından İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, canlı yayına çıkarak Mossad’ın İran’ın 100 belgeden oluşan nükleer arşivini ele geçirdiğini ve İran’ın atom bombası yaptığını duyurdu.  Netanyahu’nun bu şovunun sonrasında İsrail meclisi Başbakan Netanyahu’ya savaş kararı alma yetkisi verdi. 

Oynanan pis oyunları görün 

Kardeşlerim, görün Ortadoğu’da şerefsizce oynanan pis oyunları? Dünyanın mikseri yani dünyayı karıştıran İsrail’in şeytanlığını görün? Neymiş efendim İran atom bombası üretiyormuş. Be şerefsizler, sizde atom bombası, nükleer füzeler, kimyasal silahlar yok mu? Siz güya kendi güvenliğinizi düşünüp bu tehlikeli silahları üretiyorsunuz da İran ürettiğinde mi sorun oluyor?  İran’ın kendisini koruma hakkı yok mu? Amerika ve İsrail’in köpeği olmuş Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi Selman, Amerika’da Yahudi lobisiyle toplantı yaptıktan sonra, “Filistinliler ya Trump’ın planını kabul etmeli yada çenelerini kapatmalı” dedi. Ah çaylak, ah tıfıl, ah koltuk için İslam dinine ve ülkesine ihanet eden alçak. Kullanma süren bitikten sonra İsrail ve Amerika seni öyle harcayacak ki, neye uğradığını şaşıracaksın.  Amerika ve İsrail’in politikasından İran tedirgin. Katar tedirgin bir şekilde bekliyor. Rusya sinsi sinsi sinsi hesap kitap yapıyor. Öyle sanıyorum ki Amerika, İsrail ve bir kaç ülkeyle birlikte önce Ortadoğu’yu karıştırıp sonra İran’a saldıracaklar. Irak’ı, Suriye’yi, Yemen’i bitirdiler. Şimdi sıra İran’da. 

Ülkemizi parçalamak isteyecekler 

Ya sonra? Gezi olaylarında, 17-25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da darbe girişimiyle başarılı olamayan bu şer ve şerefsiz güçler, tekrar ülkemizi bölüp parçalamak için kollarını sıvayacaklar. Allaha çok şükür Cumhurbaşkanımız Erdoğan, bugüne kadar bu pisliklerin üstesinden geldi. Ya Allah muhafaza Türkiye’nin başında Recep Tayyip Erdoğan değil de, çakma Gandi Kılıçdaroğlu gibi birisi olsaydı ne olacaktı? İşte o zaman inanın yanmış, bitmiş, perişan olmuştuk? Derim ki Türkiye, kendi güvenliği ve bekası için kendi atom bombasını, nükleer, füzesini üretmelidir. Yani Amerika’da, İsrail’de, İngiltere’de, Rusya’da, Almanya ve Fransa’da olan en ağır silahlara bizler de sahip olmalıyız. Bu ülkeler, güvenlik sorunlarını bahane ederek nasıl atom bombası, nükleer füzeler üretiyorlarsa bizler de üretmeliyiz. Esas güvenlik sorununu Türkiye yaşıyor. Bizim onlardan daha çok güvenlik sorunumuz var. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DÜNYA’YI YAŞANMAZ KILAN ŞER ÜLKELERİ HELAK ETSİN. ALLAH MÜSLÜMANLARA BİRLİK DİRLİK VERSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ ŞER GÜÇLERİN PİS OYNUNDAN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Sizdeki hukuk da bizdeki guguk mu?  -Güneş Gazetesi


Amerikalı üç senatör, Türkiye’nin Amerika’dan ısmarladığı F-35 müşterek saldırı uçaklarının teslimatını engellemek için bir tasarı hazırlamışlar. Cumhuriyetçi James Lankford ve Thom Tillis ile Demokrat Senatör Jeanne Shaheen tarafından hazırlanan tasarının tanıtımında, “Türkiye’nin stertejik kararları, Amerika’nın çıkarları ile çakışıyor. Hatta bazen Amerika’nın çıkarları Türkiye’yle ters bile düşüyor. Bundan dolayı F-35’leri Türkiye’ye vermemiz doğru olmaz. Ayrıca bizim Papaz Brunso’nun Türkiye’de tutuklu olması da bizi çok üzüyor. Türkiye bizim papazı serbest bırakmalıdır” diyorlar.  Ne papazmış be? Trump bile Cumhurbaşkanımız Erdoğan’dan bu Hrıstiyan Papaz’ın serbest kalmasını istemişti. Demek ki Brunson denen bu Hrıstiyan papaz, Amerikan istihbaratı tarafından çok iyi yetiştirilip ülkemize gönderilmiş biri. Amerika’nın üstüne titrediği bu papaz, Türkiye’de FETÖ ile PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı için tutuklandı. 

Türkiye artık eski Türkiye değil 

Şimdi Amerika’ya sormak gerekir. Ey Amerika, sizin İsrail, Avrupa ve Vatikan tarafından 40 yıldır özel olarak yetiştirdiğiniz, ülkemizde fitneye sebep olmuş, aileleri bölmüş, İslam dinini istismar edip kendisine sermaye etmiş, yetiştirdiği teröristlerini sinsice devletin içine sızdıran, 15 Temmuz’da yine sizlerin desteği ile ülkemizde darbeye teşebbüs eden, yüzlerce insanımızı şehit eden ve binlerce insanımızı yaralayan misafir ettiğiniz teröristbaşı Fetullah Gülen denen münafık papazı neden Türkiye’ye teslim etmiyorsunuz?  Şimdi diyeceksiniz ki efendim bu konu hukuki konu. Biz adaletin işine karışmayız. Sizdeki hukuk da bizdeki guguk mu? Bizde de adalet var kanunlar var, hukuk var. Senin casus Hrıstiyan Papaz’ın sorunu siyasi değil hukuki bir konudur. Kardeşim F-35’in üretilmesinde 9 ülke arasında Türkiye’de var. O F-35’leri Türkiye’ye vereceksiniz kardeşim, vereceksiniz. Türkiye’nin politikaları çıkarlarınıza ters düşüyor öyle mi? Siz halen Türkiye’yi eskiden yönettiğiniz gibi bir Türkiye’mi sanıyorsunuz? Türkiye eski Türkiye değil artık.  Siz ürettiğiniz o silahları müttefiklerinize değil, ancak dünyayı karıştırmak için terör örgütlerine verirsiniz. Aslında çok iyi oluyor biliyor musunuz? Kötü ev sahibi kiracısını ev sahibi yaparmış misali, 

Kendi savaş uçağımızı yapacağız 

Sizlerin bu iğrenç politikalarınız bizi kendi silahımızı, tankımızı, füzemizi, roketimizi, insansız hava aracımızı yapmamıza yani savunma sanayimizi güçlendirmemize neden oluyor. İnşallah yakın zamanda kendi savaş uçağımızı, kendi uçak gemimizi de üretmiş olacağız. İşte Sizlerin Erdoğan’ı sevmemenizin düşmanlığınızın altında yatan asıl neden bu. Zaten sizlerin Erdoğan’ı sevmesini beklemek aptalca olur. Çünkü sizler, kullanabileceğiniz yönetebileceğiniz kişileri seversiniz. Türk milletinin Erdoğan’ı sevmesi yeterli. Tekrar söylüyorum, bırakın Türkiye’de tutuklu olan Hrıstiyan Papaz’ı, asıl siz besleyip büyüttüğünüz Fetullah Gülen denen münafık Papaz’ı Türkiye’ye bir an önce iade edin.  Bu arada bu gece Beraat Kandili. Hepinizin Kandilini kutlarım. Allah bizleri gerçek anlamda günahlarından kurtulup beraat etmiş kullarından eylesin. Allah bu gece yapacağımız ibadetleri duaları kabul etsin. Allah bu gecenin hürmetine ümmeti Muhammed’i ehli küfrün zulmünden kurtarsın. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ BAŞKALARINA MUHTAÇ ETMESİN. ALLAH İSLAM ALEMİNİ VE ÜLKEMİZİ EHLİ KÜFRÜN ELİNE DÜŞÜRMESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Gül’ün düştüğü duruma çok üzüldüm  -Güneş Gazetesi


Millet olarak 24 Haziran seçimlerine odaklandık odaklanmasına da muhalefet partileri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşısına kimi aday göstereceklerine halen karar vermiş değil. Muhalefet, Erdoğan’ın karşısına aday çıkarabilmek için her yolu ve her şeytanlığı denemekte. FETÖ bil fiil rol aldığı bu seçimde birbirine zıt görüşteki partileri, Erdoğan’a karşı bir araya getirmeye çalışıyor. FETÖ’cüler önce kamuoyunun nabzını tutmak için ortak aday Abdullah Gül ismini öne çıkardı. CHP ve diğer partilerin tabanından teveccüh görmeyen Abdullah Gül, umudunu Saadet Partisi'ne bağladı. CHP’den 15 milletvekilini İYİ Parti'ye FETÖ’cülerin geçirdiği konuşuluyor.  CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ana muhalefet partisi olması münasebetiyle cumhurbaşkanlığına aday olması gerekirken başka birilerini aday göstermenin peşinde. Bazı CHP’liler, 'cumhurbaşkanı adayı bizim partimizin içinden çıksın' derken, Abdullah Gül’ün CHP’nin ortak adayı gösterilmesine şiddetle karşı çıkan CHP’li Muharrem İnce, “Abdullah Gül cumhurbaşkanıyken atadığı bürokrat ve rektörler FETÖ’cü çıktı” diyerek tepkisini ortaya koydu. 

Saadet Partisi
     nasıl izah edecek? 

Dolayısıyla Abdullah Gül’ün hayali suya düşmüş oldu. Ya Saadet Partisi? Saadet Partisi rahmetli Necmettin Erbakan’ın kemiklerini sızlatırcasına yıllardır milletin dini ve milli değerlerine saldıran CHP’yle iş birliği içinde.  Merak ediyorum Saadet Partisi bu tutumunu milli görüşe nasıl izah edecek? Şimdi Abdullah Gül’ü kalben seven biri olarak aklıma takılan soruları Sayın Gül’e sormak istiyorum; Sayın Gül, kamuoyunda iki haftadır muhalefetin adayı Abdullah Gül dendiğinde, siz neden adayım veya aday değilim demediniz?  Siz Erdoğan sayesinde başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı gibi bir şerefe nail oldunuz. Sayın Gül, siz nasıl oldu da zamanında acımasızca sizi eleştiren, size hakaretlerde bulunan, sizi cumhurbaşkanılığı koltuğuna yakıştırmayan CHP’lilerin ve muhalefetin sahte teveccühüne kabulümdür dercesine sessiz kaldınız? Sayın Gül, neden Bülent Arınç gibi sizde, 'benim partim AK Parti ve onun Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ihanet etmem' diyemediniz?  Sayın Gül Allah aşkına nerede kaldı vefa? Yoksa siz 'artık yaşım geçiyor, hazır ismim ortalıkta konuşulurken belki fırsat doğar' düşüncesiyle mi sessiz kaldınız? Tamam aday olmak doğal hakkınız. Adaylığınızı Hint fukaraları gibi başka partilerin arzu etmek yerine, milleti ikna etmeye çalışman daha doğru olmazmıydı?  Neyse ülkemizde demokrasi gereği herkesin seçme ve seçilme hakkı vardır. Elbette isteyen istediği yerden aday olabilir. İsteyen istediği kişiyide seçer. Ama insan dönüp benim cumhurbaşkanı olmamı isteyenler kimler diye bir bakar öyle değil mi? 

Fetö'nün desteklediği
    adaydan hayır gelmez 

Hatırlarsanız eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığına karşı çıkmıştı. Baykal, Gül’ün Cumhurbaşkanlığı gündeme geldiğinde, “Bu Meclis’ten başı kapalı olan hiç bir AK Partili cumhurbaşkanı olamaz, eşinin başı kapalı olan birini Atatürk’ün koltuğuna oturtmayız” diyordu.  Daha sonra Baykal, Eşinin başı kapalı olan Abdüllatif Şener’in ise adaylığına sıcak bakacaklarını söylemişti. Gaza gelen Abdüllatif Şener, sol camiadan teveccüh gürebilmek için ertesi günü Nazım Hikmet’ten şiirler okumaya başlamıştı. Soruyorum bugün ortalıklarda Abdüllatif Şener diye bir isim var mı? Koskoca Başbakanlık ,Cumhurbaşkanlığı yapmış olan Abdullah Gül’ün düştüğü duruma vallahi çok üzüldüm. Ya kardeşim CHP gibi bir partinin Abdullah Gül’ü veya biraz muhafazakar, milli olan birini aday göstermesi mümkün olabilir mi?  CHP’liler, FETÖ’cüler ve sözde İYİ partililer akıllarınca Abdullah Gül ismini ortaya atarak AK Partiyi içeriden bölmek istediler. Avuçlarını yalarlar. Kardeşlerim ülkemiz için hayırlı kim olacaksa Allah o kişiyi başımıza getirsin. Yalnız FETÖ’cülerin içinde olduğu oluşumdan, FETÖ’cülerin desteklediği adaylardan ülkemize hayır filan gelmez. Bu FETÖ’cü hainler, 15 Temmuz darbe girişiminde yapamadıkları hainliği 24 Haziran seçimleri sonrasında yapmak istiyorlar. Bakın Fuat Avni ismiyle Twitter hesabını yöneten firari FETÖ’cü Said Sefa, 24 Haziran’da Erdoğan seçilmezse KHK ile devletten atılan FETÖ’cü teröristlerin eski görevlerine tekrar döneceklerini söylüyor. Kardeşlerim ülkemiz üzerinde pis oyunlar oynanıyor. Allah’ın verdiği akıl nimetini iyi kullanalım ve sosyal medya denen fitnenin sinsi oyununa gelmeyelim.  Her zaman söylediğim gibi Bugün sosyal medyayı en çok kullanan FETÖ'cüler, PKK’lılar, CHP’liler ve ülkemizi bölüp parçalamak isteyen yabancı ülke istihbaratlarıdır. Bizler ülkemizin bekası için sandığa gidip oyumuzu ülkemiz üzerinde oynanan pis oyunları düşünerek kullanalım. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH SAMİMİ, İYİ NİYETLİ, ALLAH İÇİN ÜLKEMİZE HİZMET EDECEK OLAN KİŞİLERİ BAŞIMIZA GETİRSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Bu mağduriyeti kökünden bitirin  -Güneş Gazetesi


TMK 175. maddesine göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek kadın, ağır kusurlu olmamak koşuluyla geçimi için kocasından mali gücü oranında süresiz olarak ömür boyu nafaka alıyor. Bu maddeye göre karısından ayrılan bir erkek, mahkemenin verdiği nafakayı ödeyebilmek için ömür boyu büyük sıkıntılar yaşıyor.  Eğer koca mahkemenin karar verdiği nafakayı boşandığı karısına ödemez ise hapı yuttu demektir. Boşanmış olan kadın isterse nafakasını alamadığı için kocasını hapse attırabilir. Neredeyse her gün Hapis korkusu yaşayan bir çok eski koca, boşandığı eşine nafaka ödeyebilmek için iş yerlerini, evini ve böbreğini sattıklarını basından takip ediyoruz.  Doğal olarak istismara açık olan bu kanun yüzünden cinayetler bile işleniyor. Sonunda hükümet, bu zulme son vermek için kolları sıvamış. Adalet Bakanlığı, boşanan eşe ömür boyu nafaka ödenmesine sınır getiriyormuş. Bakanlık, Türk Medeni Kanunu’nun 175/1 madesindeki, yoksulluk nafakasına 5 yıl sınırı getirecekmiş. 

İnsanlar ayrılmak için mi evlenir? 

Çıkarılacak bu kanun mağdur kocaların derdine çare olmasa da belki biraz rahatlık getirir. Ne demek ömür boyu veya bilmem kaç yıl nafaka ödemek. Ne demek kardeşim, erkek bir ay evli kaldığı eski karısına ömür boyu nafaka ödeyecek. Ya o erkek kadın tarafından şeytani planla kandırılıp evlenmeye ikna edildiyse? Erkek yediği kazığa mı yansın, yoksa ömür boyu nafaka ödeyecek olmasına mı? Etraftan duyuyorum bazı kadınlar, “Aman şimdilik gezip tozayım. Sonra bir enayi bulup evlenirim. Bir kaç ay evli kaldıktan sonra boşanır nafakamı alıp paşalar gibi yaşarım” derlermiş.  Böyle ahlaksızlık olmaz kardeşim. Soruyorum insanlar ayrılmak için mi evlenir? Evlilik çocuk oyuncağı mı? Bu ve buna benzer kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık sağlayan kanunlar yüzünden yüz binlerce aile darma dağın oluyor.  Hükümete sesleniyorum kanunları hazırlarken kadınlara yönelik pozitif ayrımcılığı bırakarak aileyi koruyan, aileyi yaşatan kanunlar çıkarın. Bügün sokaklar anasız babasız başı boş dolaşan gençlerle dolmaya başladı. Ceza yaptırım çare değil. Avrupa Birliği'nden, sözde kadın derneklerinden, pozitif kadın ayrımcılığı yapan feministlerden çekinmeden, erkekleri top yekün cani, güvenilmez, sadist gösteren sosyal medyadan korkmadan milletimizin aile yapısını koruyacak kanunlar çıkarın. 

Birbirlerine zulmetmesinler 

Gerçekten kadın ve aile hayatını korumak istiyorsanız, önce insanların hayatını karartan, insanların mahremiyetine giren, insanların ahlakını bozan, cahil cühela insanları ekranlara çıkartıp reyting uğruna cahil insanlara intikam duygusuyla yalan yanlış iftiralar attırıp sonrasında cinayetlere vesile olan televizyon programlarına yasak getirin.  Kardeşlerim derim ki, kadın bir erkek için nasıl bir nimetse, erkek de kadınlar için bir nimettir. Evlenip aile kuran erkek ve kadın, bir birinin nimet olduklarını bilerek temiz aile hayatı yaşamalıdırlar. Kadın ve erkek bir birine zülüm etmemelidir. Peygamber efendimiz, kim eşine zülüm ederse o kişi İmanını kontrol etsin der. Eğer ömür boyu mutlu bir Aile hayatı yaşamak isteniyorsa Kadın ve erkeğin bir birinin zıttına gitmemesi gerekir.  Bir biriyle laubali olmaması gerekir. Saygıyı sevgiyi bırakmamaları gerekir. Çocuklarını güzel ahlak, milli ve manevi değerlerimize göre yetiştirmeleri gerekir. Aile hayatlarını bu şuurda yürüten karı koca boşanmaz ve Çocuklar da ziyan olmaz. Tekrar söylüyorum hükümet, önce insanların hayatını karartan, insanların beynini yıkayan, insanları değerlerinden uzaklaştıran televizyon programlarını yasaklayan kanunlar getirmelidir. Hemen acilen boşanmış olan erkekleri nafaka zulmünden kurtaracak kanunu çıkarmalarıda gerekir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH, UZUN ÖMÜRLÜ TEMİZ BİR AİLE OLARAK YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİP ETSİN. ALLAH KADIN VE ERKEĞİN BİR BİRİNE ZÜLÜM ETMEDİĞİ, GÜZELİM DÜNYAMIZDA ART NİYET BESLEMEDEN ÇOLUK ÇOCUĞUMUZLA BİRLİKTE HUZURLU AİLE ORTAMINDA YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


CHP kendisini feshetmeli  -Güneş Gazetesi


Arkadaşlarla bir restorantta yemek yerken bazı CHP’li yöneticilerle karşılaştık. CHP’liler, “Hocam bize dua ve himmet edin de iktidara gelelim” dediler. 'Allah hayırlısını versin' deyip yerime oturduğumda arkadaşın biri, “Hocam, CHP’nin iktidarda olduğu dönemde nasıl bir Türkiye vardı” diye soru sordu? Arkadaşa, “Kardeşim CHP İnönü döneminden beri tek başına iktidara gelmedi ki” dedim.  İnönü iktidarı dönemindeki CHP’yi yaşım itibariyle bilmem. Yalnız o yılları yaşayan insanlarla sohbet ettiğimde CHP’den nefret ediyorlar. Yani İsmet İnönü’nün iktidarındaki CHP’den o dönemin CHP’lileri bile nefret ediyor. İsmet İnönü’nün başında olduğu CHP iktidarında, Türkiye felaket durumdaydı. İnsanlar açtı, cılızdı, bakımsızdı. İnsanlar yiyecek gıda bulamazdı. İnsanlar bakımsızlıktan dolayı verem, sıtma, trahom, şark çıpanı oluyordu. Nüfusun yarısında bu hastalıklar vardı.  Sadece hastalık ve yoksulluk yoktu. İnsanlar ilim irfan sahibi olamıyordu. İnönü döneminde insanların dini yaşamı yoktu. İnönü Kur'an-ı Kerim’i ve ezanı yasaklamıştı, Camiler kapatılmıştı, insanlar ölülerini yıkatacak hoca bile bulamazdı. Daha bitmedi, İsmet İnönü Atatürk’e ihanet etmiştir. Atatürk rahmetli olduğunda İsmet İnönü’nün ilk icraatı paraların üstünden Atatürk’ün resmini çıkartıp kendi resmini koyması oldu. İnönü, Rahmetli Atatürk’ün kurduğu sanayi fabrikalarını kapattı. 

Makbule Hanım sefalet içinde öldü 

Halbuki Atatürk’ün kurmuş olduğu o fabrikalar kapatılmayıp faliyette olmuş olsaydı belki Türkiye bugün dünyanın süper devleti olurdu. Atatürk’ün kurduğu CHP’nin başındaki İnönü’den insanlar korkardı. Atatürk öldükten sonra Atatürk’ün tek varisi ve kız kardeşi olan Makbule Hanım hasta raporuyla CHP’ye, “Geçinemiyorum, hastayım sefil durumdayım” deyip yardım maksadıyla mektup yazdı. İsmet İnönü’nün başında olduğu CHP, Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Hanım'a hasta olmasına rağmen yardım etmedi. Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Hanım sefalet içinde öldü.  Dönemin Başbakanı olan Rahmetli Adnan Menderes’in asılmasında İsmet İnönü’nün tahrikleri vardı. Zaten o dönemin askerleri, CHP kökenliydi. Şimdi bana diyorlar ki, “Hocam dua ve himmet et de CHP iktidara gelsin.” Ulan bırakın dua etmeyi CHP’ye günahımı vermem be.  Kardeşlerim CHP’nin bıraktığı kötü izler o kadar çok o kadar korkunçtu ki, o izler 70 senedir silinemedi. Belki o korkunç izler 100 yıl daha silinemeyecektir. 

FETÖ'nün ele geçirdiği CHP. iktidara gelemez 

Şimdi, “Ama Hocam, bugünkü CHP’yle o dönemin CHP’sinin ne alakası var” diyebilirsiniz? Kardeşim huylu huyundan vazgeçer mi? Bugünün CHP’si Atatürk’ün değil, İsmet İnönü’nün çizgisinden gidiyor. O dönemin devamı olan bugünkü CHP, ülkeyi yönetmeye talip öyle mi? FETÖ’nün ele geçirdiği CHP iktidara gelemez. Zaten CHP’liler ve CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da iktidara geleceklerine inanmıyor. Hele hele Kılıçdaroğlu, İktidara geleceklerine inanmış olsaydı çoktan Cumhurbaşkan’lığına adaylığını koymuş olurdu. Şimdi, “Peki Hocam CHP, iktidara ne zaman gelir” dersiniz, cevabım 'hiç bir zaman gelemez' olur. Milletin milli ve manevi değerlerine saygısı olmayan,Fetöcüler ve PKK’lılarla omuz omuza veren bugünkü CHP’yi millet iktidar yapmaz kardeşim. CHP, ancak Hint fukaraları gibi 'darbe olsa da iktidara gelsek' der. Allah’a çok şükür o dönemlerde geçti. Kılıçdaroğlu’nun üç beş imam hatipli gençle sohbet etmesi CHP’nin geçmişini de unutturmaz.  Peki ya ne olacak o zaman bu CHP’nin durumu derseniz? Bende derim ki CHP kendisini fesh etsin. Gerçekten Atatürk’ü seven CHP’liler varsa, onlar da FETÖ’cülerden, PKK terör örgütünün siyasi kanadı olan HDP’yle İlişkilerini kesip, İsmet İnönü’nün ideolojisinden çizgisinden çıkıp farklı isimle yeni bir parti kursunlar. Yine Bunları dikkate aldıklarında iktidara gelirler mi? Tekrar söylüyorum huylu huyundan vazgeçmeyeceğini bildiğim için isterseniz o soruya cevap verip daha fazla morallerini bozmayayım. Ne diyeyim CENAB- I ALLAH GEÇMİŞTEN BUGÜNÜMÜZE KADAR ÜLKEMİZE HAYIRLI HİZMETLERİ OLAN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH İSMET İNÖNÜ DÖNEMİNİ BİR DAHA BU MİLLETE GÖSTERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Çakma Gandhi er meydanından kaçıyor  -Güneş Gazetesi


Bir yıldan fazladır CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener, her yerde bir an önce erken seçim olsun diye feryadı figan ediyorlardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hayır erken seçim olmaz, seçim zamanında yapılacaktır” derdi. Ülkemiz üzerinde gördüğümüzün dışında farklı pis oyunları farketmiş olacak ki Devlet Bahçeli, Salı günkü gurup toplantısında, “26 Ağustos’ta erken seçime gidilmelidir” dedi.  Sonrası malum. Ertesi günü MHP lideri Devlet Bahçeli’yle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 Haziran’da erken seçime gidileceğini ilan etti. Devlet Bahçeli’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 'erken seçime gidiyoruz' açıklaması sonrası, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, kameraların önünde, “CHP erken seçime hazır. Bir an önce hemen erken seçim yapılmalıdır” diyorlardı. Ancak yüzlerindeki ifadeler pek öyle söylemiyordu. Yüzlerindeki ifade 'eyvah ne yapacağız şimdi' der gibiydi. 

“Haziranda çiçekler açar”! 

AK Parti'nin ve MHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan. Ya CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı kim? İki gün önce Sabiha Gökçen Havalimanı’nda kameraların karşısına geçen Kılıçdaroğlu, gazetecilerin “Cumhurbaşkanlığına aday olacak mısınız” Sorusuna, “Efendim Haziran’da çiçekler açar, erik ve kiraz ağaçları meyve vermeye başlar, Haziran ayı aydınlık bir aydır” diyordu. Kardeşim bırak çiçeği böceğide aday olacakmısın olmayacakmısın? Açık açık onu söylesene. Anlaşılıyorki meydanlarda, “ben namusluyum, şerefliyim, dürüstüm, benim adım Kemal. Söz veriyorum ben iktidara geleceğim” diyen Kemal Kılıçdaroğlu iktidara gelme niyetinde değil. Yani Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığına aday olmayacak. Hatta Kılıçdaroğlu, CHP olarak başka birisini aday göstereceklerini ima ediyor. Öyle gözüküyor ki, CHP, Meral Akşener’in partisi ve PKK terör örgütünün siyasi kanadı olan HDP’yi de yanlarına alarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın karşısına ortak aday çıkaracaklar. 

Sözünün eriysen meydandan kaçma 

Şimdi ben namusluyum, şerefliyim, dürüstüm diyip, şov maksadıyla Ankara’dan İstanbul’a kadar yürüyen çakma Gandhi Kılıçdaroğlu’na sesleniyorum. Gerçekten söylediğin gibi dürüst, sözünün eriysen er meydanından kaçma ve Cumhurbaşkanlığına adaylığını koy.  Utanmadan diyorsunuz ki, “Efendim iktidar sıkıştığı için erken seçime gidiyor.” Kardeşim kendini güçlü hisseden iktidar erken seçime gider. Madem sen güçlüsün neden o zaman sen kendin aday olmuyorsun da farklı aday arayışına giriyorsun? Yiğitliğin varsa er meydanına sen çık kardeşim.  Milletimiz, Bundan 16 yıl önce Türkiye’nin bir milyar dolar borç almak için İMF’nin ve Dünya Bankası'nın kapısında beklediğini unutmadı. Allah’a şükürler olsun Türkiye bugün İMF’ye borç verebilecek ülke durumuna geldi.  Son 15 yolda Türkiye, kendi savunma sanayiini kurup tankını, füzesini, helikopterini, ağır silahlarını, insansız hava aracını, üretip başka ülkelerede satıyor. İnşallah yakın zamanda savaş uçağımızı ve uçak gemimizi de yapmış olacağız.  Ülkemizin çeşitli yerlerinde yapılan yatırımlar ağır sanayiler başta Amerika olmak üzere Avrupa’yı kıskandırıyor. Milletimiz tüm bu gerçeği gördüğü için 24 Haziran’da her şeyden önce ülkemizin bekası için durmak yok yola devam diyecek. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN KİM HAYIRLI İSE ONU BAŞIMIZA GETİRSİN. ALLAH ÜLKEMİZİ, FİTNECİLERİN, FESATÇILARIN, HASETÇİLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Peki, Deizm’in vebali kimin?  -Güneş Gazetesi


Neymiş efendim Konya’da imam hatip öğretmenlerinin katıldığı bir çalıştayda Deizm’in gençler arasında yaygınlaştığını söylemişler. Yani gençler, hiç bir aracı olmaksızın sadece akıl yoluyla kavranabilecek yalın bir tanrı inancı olan Deizm’e kayıyormuş. Deizm’de Allah var ama din kitap Peygamber yokmuş. Hatta geçmişte bu inanışa sahip biriyle sohbet ederken Deizm’in ne olduğunu o ana kadar bilmiyordum.  Spor yaparken biraz soluklanayım dediğim esnada spor Hocası, yanıma gelerek, “Hocam ben Deistim” dedi. Nedir evladım Deizm dediğimde ise spor hocası, “Hocam, ben Allah’a inanıyorum ama gerisine inanmıyorum” cevabını verdi. Zaten çocuğun suratına baktığımda yüzünde meymenet yoktu. Kullandığı vücut geliştirici hormonlarla kafayı biraz yemiş gibiydi.  Neyse Deizm’in ne olduğunu spor hocası sayesinde öğrenmiş oldum. Deizm gerçekten yaygın mı diyerek bir ay boyunca gençlerle deli dolu sohbetler yapmaya çalıştım. Neşeli sohbetler esnasında arada bir dini konular üzerinede güzel sohbetlerde bulunduk. Gençlerle sohbetimde gördüm ki Deizm’e inanış yaygın filan değil. Yalnız gençler son 20 yıldır gazete ve televizyonlara çıkan sözde hocalara ve ilahiyatçılara gıcıklar. Nasıl olmasınlar ki. 

Gençleri İslam'dan soğutuyorlar 

Bizler bile bazı sözde hocalara, sözde ilahiyatçılara, saçma sapan konuşmalarından dolayı gıcık olup kızmıyor muyuz? cemaat lideri olan sözde bir hoca, kendi televizyon kanalında yanmaz kefen satıp, sattığı kefeni alan kişilerin öldüklerinde ise yanmaz kefenle gömüldüklerinde cehennem ateşinde yanmayacağını söylerse, aynı hoca, terlik satıp, sattığı terliği alan giyen insanların mahşer günü sırat köprüsünden hızla geçeceğini söylerse, yine bu sözde aynı şarlatan hoca, Peygamber efendimizin idrarını içmek sevaptır derse manevi dünyası zayıf olan gençler İslam dininden soğutmaz mı?  Bir başka sözde cemaat lideri, “Bana vahiy geldi. Allah bana dediki ey güzel kulum elini müritlerine öptür. Elini öpen müritlerin senin sayende cennete girecektir. Allah, sen elini müritlerine öptür ve onları cennetten mahrum etme dedi. Bende o vahiden sonra sizlere elimi öptürmeye başladım. Kim benim elimi öperse cennete girer” diyen bu şarlatan sözde hoca, manevi dünyası zayıf olan insanı İslam dininden soğutmaz mı?  İşleri güçleri dünyalık olan, dini kendilerine sermaye eden, gözleri ticarette ve siyasette olan bugünkü cemaatlerin yüzde 99’u insanları dinden soğutmuyor mu? Ya Kur'an-ı Kerim’i, biz insanların bu dünyada yaşarken hayatımıza tatbik etmemiz gerektiğini söylemeleri gereken hocalar, tam tersi Kur'an-ı Kerim’i ölülerin arkasından okunması gereken kitapmış gibi göstermelerine ne demeli? Cenazelerin arkasından ve mevlitlerde para kazanmak için yarışan, cenaze sahiplerinden büyük paralar isteyen ölü okuyucularına ne demeli? Bu ölü okuyucusu olan sözde hocaları gören manevi boşluktaki insanlar İslam dininden soğutmaz mı? 

Kur'an-ı Kerim'den uzak insanlar 

Sanmıyorum Eğer gerçekten İslam dininden uzaklaşıp Deizm’e kayan birileri varsa o kişilerin vebali tek kelimeyle o kişilerin vebali bahsettiğim bu soytarı, şovmen, şarlatan sözde hocalarındır. Kardeşlerim televizyon ve gazetelerde gördüğünüz sözde hocaların çoğu Kur'an-ı Kerim’den uzak olan insanlar. Onlar sadece İslam dinini, Kur'an-ı Kerim’i kendilerine sermaye olarak kullanıyorlar. Şahsen ben inanıyorum ki bu sözde hocaların cemaatlerin çoğunun ipi başkalarının elinde. Kardeşlerim her konuda olduğu gibi dini ve manevi konularda da istismar olabiliyor. Milli değerlerimizde de istismar olabiliyor. Hastalıkta, iyilikte, acı ve kederde istismar edilebiliniyor. Gençler, Kur'an-ı Kerim’in münafıklar diye hitap ettiği, cehennemde dudakları kesilecek olan işte bu sözde hocalardır. Sizler sözde bu hocaların ahlaksızlığına bakıp da Allahın kelamından, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetinden uzaklaşmayın.   Kur'an-ı Kerim bu münafıklara değil, tüm insanlığa hayatlarında tatbik etsinler yaşasınlar diye gönderilmiş bir kitaptır. Birilerinin arzu ve isteği dinsiz bir gençliğin var olması olabilir. Onlar şunu çok iyi bilmelidir ki, kalbe zuhur etmiş olan iman, o kalpten çok kolay söküp alınamaz.  Ben gençlerin İslam dininden uzaklaşıp Deizm’e yöneldiğini sanmıyorum. Yalnız Diyanet İşleri Başkanı'na şunu söylemek istiyorum;  Ülkemizde Son 30 yıldır gerçek takva ehli, islama gönül vermiş, eski hoca efendiler gibi hocalar yetişmiyor. Hoca efendileri ilahiyat fakültelerinden değil, Haseki eğitim merkezi gibi medreselerden güzel takva ehli hoca efendiler yetiştirin. Bugünkü hocaların çoğunun gözü paradan başka hiç bir şeyi görmüyor. Bugünkü hocaların kılık kıyafeti düzgün olabilir, ağızları laf yapıyor da olabilir. Ancak çoğunda ruh yok. Samimiyet yok. Bununda vebali kesinlikle sizlerindir. Kur'an-ı Kerim’e hizmet etme yerine maddeyi ön planda tutan hocaları Diyanet camiasından ve camilerden hemen atın. Aksi taktirde mahşer günü hesap verirsiniz benden söylemesi.  Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GENÇLERİMİZİ ART NİYETLİ KİŞİLERİN FİTNESİNDEN KORUSUN. ALLAH PEYGAMBER EFENDİMİZİN SÜNNETİNİ İCRA EDEN SÖZDE HOCALARA GERÇEK İMANI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


CHP sadece kendine demokrat  -Güneş Gazetesi


İki gün önce arkadaşlarla öğlen yemeğinde buluştuk. Yine sohbetimizin çoğu kısmı iç ve dış siyaset üzerineydi. Arkadaşın biri, “Hocam askerlerimizi ziyarete giden sanatçıları eleştiren CHP’liler için ne düşünüyorsunuz?” CHP’ye yakın olan diğer arkadaş da, “Hocam bence en demokrat parti CHP’dir. CHP, sanatçıları az bile eleştirdi” deyince Arkadaşa şunları söyledim: Evladım sizin gibi CHP’liler, hiç bir şeyden memnun olmazsınız. Zaten CHP’li yöneticiler, 'iktidar dünyanın en güzel işini de yapsa biz yine eleştiririz' diyor. Sizde anlayış kafa bu. Kardeşim kahraman Askerlerimizi sınır bölgesinde ziyaret etmenin ne sakıncası var? Sanatçı bu milletin insanı değil mi? Milletimizin teveccüh gösterdiği sanatçılar, minnet duygularını ifade etmek için elbette kahraman Askerlerimize ziyaret ederler.  1954 yılı Kore savaşında sanatçı Marilyn Monroe, Amerikan askerlerini Kore’de ziyaret etmedi mi? Dahası Amerikan askerleri, Afganistan’ı, Irak’ı işgal ettiğinde Amerikalı sanatçılar ve sporcular kendi askerlerini sıkça ziyaret etmedi mi? 

Başkasına tahammül edemeyen parti 

Kahramanlık destanı yazan Askerlerimizi sanatçılar ziyarete gittiğinde Kılıçdaroğlu neden küplere biniyor? Evladım diyorsun ki 'CHP demokrat parti!' Nerede gözükmüş CHP’nin demokratlığı. CHP başkalarının görüşüne tahammül edemeyen yalnız sadece kendilerine demokrat olan bir partidir.  Kılıçdaroğlu ve yardımcıları diyor ki, 'İktidar, Afrin Zeytin Dalı Harekatı'nı kendisine siyasi rant olarak kullanıyor.' Sivil otorite başarılı olduğunda başarısını kullanyayacak da ne yapacak? Allah muhafaza iktidar, Afrin operasyonunda başarısız olsaydı bu sefer siz başarısızlığı siyasi rant olarak kullanmayacak mıydınız?  Geçmişte eski İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher, Arjantin açıklarında bulunan Falkland adasını geri aldığında lakabı 'Demir Lady' olmuştu. Ey Kılıçdaroğlu, ey CHP’liler, ey FETÖ’cüler, ey kanı bozuk şerefsiz PKK’lılar. Şunu çok iyi biliniz ki kararları her zaman sivil irade alır. Sivil irade aldığı kararlarda başarı elde ettiğinde ise mutlaka o başarıyıda kullanır.   Şimdi, “Hocam Afrin harekatı askerlerin başarısı” diyebilirsiniz. Doğru Afrin harekatı kahraman askerlerimizin başarısıdır. Ancak asker kendi başına düşünüp Afrin’e girelim kararı almadı. Sivil irade emretti asker de sivil iradenin emrini uyguladı. 

Sosyal medya nasıl kandırıyor? 

Şunu sakın unutmayın ki demokrasi olan ülkelerde her zaman karar verme yetkisi sivil iradeye aittir deyince arkadaş, “Hocam çok haklısınız. Valla ne bileyim şu sosyal medya kafamızı karıştırıyor” dedi. Sosyal medya kafamızı karıştırıyor diyen arkadaşa dönerek, “Evladım bildiğim kadarıyla sen iki üniversite bitirdin değil mi? 'Evet Hocam.' Evladım senin gibi okumuşlar, sosyal medyanın oynuna geliyorsa vay cahilin haline” dedim.  Görüyorsunuz değil mi? Sosyal medya denen fitne dünyası okumuş insanları bile nasılda kandırıyor. Gerçi aklı başında olan biri işini gücünü bırakıp avam avam sosyal medyayla ilgilenmez. Yahudi'nin kurduğu sosyal medyadan ne hayır gelir? İnanıyorum ki şu sosyal medya denen fitne dünyası, dünyayı karıştırmak İçin yahudiler tarafından bilinçli olarak kuruldu.  Sosyal medya sayesinde fitnelik fesatlık arttı. İnsanlar bir birinden şüphe eder oldu. İnsanlar bir birini karalayıp iftiralar atar oldu. Sosyal medya sayesinde İnsanlar milli ve manevi dünyadan uzaklaştı. Her şeyden önemlisi s syal medya toplumları kutuplaştırdı.  “Peki Hocam iyi has konuşuyorsunda bu sosyal medya fitneden nasıl kopacağız? Çaresi nedir” derseniz? Kim ne derse desin, kim ne tepki verirse versin. Çaresi sosyal medya denen fitne yuvasını tamamen kapatmak gerekir. Ha bu arada cumartesi günkü yazımda Kılıçdaroğlu’na danışmanın olayım teklifim Hale’n geçerlidir. Tabi profesyonel olarak. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE ŞUUR VERSİN. ALLAH CÜMLEMİZİ PİS TUZAKLARDAN UZAK EYLESİN. ALLAH DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN, FİTNE VE FESATLIĞA GELMEDEN GÜZELİM ÜLJEMİZDE CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Yalaka Arap liderler  -Güneş Gazetesi


Valla kimse kusura bakmasın ama akıllı ve zeki olan insanları daha çok severim. Mesela Amerikan Başkanı Trump’ı akıllı ve kurnaz olduğu için sevdim. Kolay mı işadamı olup da Amerika’ya başkan olmak. Kolay mı başkan olduktan sonra Amerika’yı ve dünyayı yönetmek. Bu başarıya ulaşmak için akıllı ve zeki olmak gerekir değil mi? Başkan Trump, seçim süreci boyunca ne söylediyse hepsini de aynen yerine getiriyor.  Trump, “Ortadoğu’da huzuru sağlayacağız! Ancak masraflarımızı zengin Arap ülkelerinden alacağız” demişti. Trump, 'sizi koruyorum' diyerek Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinden milyar dolarlar aldı. “İnsan kaçakçılığını önlemek için Meksika sınırına duvar öreceğim ve parasını da Meksika’dan alacağım” dedi. Aynen de öyle yaptı. “Ben İsrail’in menfaatlerini savunmak için başkan oldum ve Amerikan Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyacağım” dedi. Trump, uyarılara rağmen İsrail’in çıkar ve menfaatlerine göre hareket ettiği gibi İsrail’in Amerikan Büyükelçiliği'ni Kudüs’e taşıyor. 

Amerikalı yatırımcılar çekiliyor 

“Trump, Amerikan parasını korumam gerekir, Amerikalı yatırımcılar, yatırımlarını başka ülkelere değil, kendi ülkelerine yapmalıdırlar” dedi. Bugün Amerikalı yatırımcılar, yatırım yaptıkları ülkelerden paralarını çekmeye başladı. Son günlerde İran’da, Rusya’da, ülkemizde Euro ve Doların yükselmesinin asıl sebebi de budur. Yabancı yatırımcılar zarar etmeyi göze alarak paralarını ülkemizden çekiyor. Trump, “Arap ülkelerinde çok para var, Araplarla ticaret yapmalıyız” dedi. Bu sözlerin hemen ardından şeytani planla Ortadoğu ülkelerini birbirine düşüren Trump, Suudi Arabistan’a 500 milyar dolar değerinde ağır silah sattı. Suudi Arabistan, Amerika’dan 500 milyar dolara ağır silah aldıktan sonra yine başını Suudi Arabistan’ın çektiği Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır ortada hiç bir sorun yokken Katar’ı işgal edeceklerini söyledi. Dünya, “Allah Allah Ortadoğu’da yeni bir kriz mi çıkıyor” dedi? Dünya şaşkınlık içindeyken,Trump bu sefer Katar’a 300 milyon dolarlık güdümlü füze sattı. Soruyorum şimdi ben böylesi akıllı zeki Trump’ı sevmeyipte, geri zekalı aptal Arap Kral ve Emirleri mi seveyim? Trump, Dünyayı karıştırmış, Müslümanları birbirine düşman etmiş veya Müslümanları birbirine öldürtmüş sanki umrunda. 

Hangi amaca hizmet ediyorlar? 

Trump ,Müslümanlara düşman olduğunu zaten seçim mitinglerinde söylüyordu. Bu sarı saçlı, mavi gözlü şeytan adam, kendi maddi ve dini menfaatleri doğrultusunda hareket ediyor. Adamların amacı İslam alemini ortadan kaldırmak. Peki İslam alemindeki krallar, emirler, prensler ne işe yarıyor? Hangi amaç doğrultusunda hareket ediyorlar? Onlar da İslam dinine ve ülkelerine hainlik yapıyorlar. Onlar postu deldirmemek, koltuğu, saltanatı kaybetmemek için İsrail ve Amerika ne derse onu yapıyorlar. Şahsen ben İslam ülkelerini idare eden çoğu kral, emir ve prensin samimi birer Müslüman olduklarına inanmıyorum.  Müslüman adam vakur olur, Müslüman adam şer güçlerin, ehli küfrün oynuna gelmez. Müslüman olan biri dinine, ülkesine ve milletine ihanet etmez. Bu salaklar, ancak Trump’la, Macron’la, İngiltere Kraliçesiyle selfie çektirmek için yarış etsinler. Demek ki bunlara şey yapan daha makbul oluyormuş. Kardeşlerim Allah aşkına ne olur uyanık olalım uyanık. Biz Müslümanların üzerinde ne türlü pisliklerin döndüğünü görün. Şerefsizler, hem elimizde avucumuzda ne varsa alıyorlar. Hemde bizi birbirimize düşman edip öldürtüyorlar.  Bakın Suudi Arabistan’ın tıfıl veliaht Prensi Selman, Amerika’nın isteği üzerine terör örgütü PKK’ya Irak üzerinden 300 TIR dolusu yardım konvoyu gönderdi. Bu mu Müslümanlık? Bu mu İslami düşünceye sahip olmak? Hay bunların kalıbına tüküreyim. Bunlar adam olmaz kardeşlerim adam olmaz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH HEPSİNE ŞUUR VE İMAN NASİP ETSİN. ALLAH ,İSLAM ALEMİNİ BU KANSIZ KRAL, EMİR VE PRENSLERDEN KURTARSIN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA BİRLİK VE BERABERLİK NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Evladım cinnet geçiriyorsan doktora git  -Güneş Gazetesi


Bunca haddini bilmez kişi yetmezmiş gibi şimdi de başımıza Yunanlı salak çıktı. Savaş çığırtkanlığı yapan Yunanistan Savunma Bakanı Kammenos, Türkiye’yi gören İkarya Adası’ndan haddini aşan küstah tehditler savurdu. Atalarını 1922’de denize döktüğümüzü unutan şovmen kılıklı salak Yunan Savunma Bakanı Kammenos, “Türklerin cesareti varsa, topraklarımızın bir santimine yaklaşsınlarda görelim, Yunanlılar Türkleri ezer geçer” dedi.  Yunan adalarına 3500 asker yığdıklarını ve yakında 3500 asker de Türkiye ile Meriç nehrinin çizdiği kara sınırına göndereceğini söyleyen bu salağa ben ne diyeyim. Ah be geri zekalı, ne içitin de böyle boyundan büyük sözler sarf ediyorsun? Sen önce karnını nasıl doyuracağını bir düşünsene. Sırtını dayadığın Avrupa Birliği'ne mi güveniyorsun? Kime güvenirsen güven, Allah’ın izni ile topunuzun kökünü kazırız. 

Türk donanması orada bekliyor 

“Nasıl olsa Türkiye, bugünlerde FETÖ’yle, PKK’yla ve sınır ötesi operasyonlarla meşgul, biz de bu fırsatı kaçırmayalım diyorsunuz” öyle mi? Fırsat bu fırsat deyip Akdeniz’de doğalgaz kaynaklarına konacaksınız öyle mi? Yedirmeyiz oğlum yedirmeyiz. Akdeniz’in doğalgazında, doğal zenginliklerinde Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin de hakkı var.  Hadi sıkıyorsa Akdeniz’de Türkiye’nin rızası olmadan doğalgaz çıkarın da görelim. Türk donanması orada bekliyor evladım.  Be salak madem, “Güçlüyüz, Türkleri yeneriz” diyorsun! Peki o zaman sizi korumak için Avrupa Birliği'nin NATO’suna ait ortak filoyu neden Akdeniz’e çağardınız? Ah be salaklar, baktınız gördünüz ki Türkiye’nin şakası yok Avrupa Birliği'ne, “Gelin bizi koruyun” dediniz. Evladım eğer cinnet filan geçiriyorsan doktora gidiver belki doktor sana faydalı olur . 

Fetö'cüleri niye iade etmediniz? 

Yunan Başbakanı Çipras diyor ki, “Türkiye iyi niyet göstergesi olarak tutuklu Yunan askerlerini serbest bıraksın”. Be şerefsizler, 15 Temmuz darbe girişiminde yüzlerce insanımızı şehit eden ve binlerce insanımızı da yaralayan FETÖ’cü teröristler size sığındığında siz neden iyi niyet ve iyi komşuluk göstergesi olarak FETÖ’cü teröristleri bize iyade etmediniz?  Demek ki sizler iyi niyetli iyi komşu değilsiniz. Hiç bir zaman ne siz, ne de Haçlı dünyası Türkiye’ye karşı iyi niyetli olmadı. Kardeşlerim görün Haçlı zihniyetini Haçlı ordusunu? Görün sıkışınca nasıl da bir araya geldiklerini. Bir birlerini nasıl da koruduklarını görün. Biz Müslümanlar da Haçlı dünyasında olduğu gibi bir birimize sahip çıkalım. Etnik kimliğe coğrafi yapıya, cemaatlere göre değil, ümmeti Muhammed şuuruyla biz müslümanlar bir birimizin yanında olmalıyız. Bir birimize sahip çıkmalıyız. Devletimizin menfaat ve çıkarlarını düşünerek hareket edelim. Güzelim ülkemizi batırmak, bölüp parçalamak için görün neler yapıyorlar. Allah muhafaza en ufak sıkıntıda bu Haçlı dünyanın leş yiyicileri gelip topraklarımıza konar benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH HİÇ BİRİNE FIRSAT VERMESİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARI KENDİ RIZASI İÇİN BİR BİRİNİ SEVENLERDEN EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE, HUZURUMUZA ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Ver Selman ver  -Güneş Gazetesi


İsrail ve Amerika’nın Ortadoğu projesi nedeniyle Suriye 6 yıldır iç savaşın içinde. Dolayısıyla iç savaş nedeniyle Suriye’de yüz binlerce insan Esad güçleri, Rus ve Amerikan ordusu, PKK, PYD VE YPG’li teröristlerce bombalanarak öldürüldü. Yüz binlerce Suriyeli canlarını kurtarabilmek için evini işini bırakıp başka ülkelerin şefkatine sığındı. Zaman zaman 'ateşkes ilan ediyoruz' yalanları yapılmış olsa da insanları ateşkese rağmen öldürmeye devam ettiler. Suriye’de sadece İsrail, Amerika, PKK, YPG ve PYG yok. Çin, Rusya, Fransa, Almanya, İsveç, Kanada, İngiltere yani ne kadar leş yiyicileri varsa hepsi de Ortadoğu’da, İslam topraklarında bulunuyor. İnşallah Ankara’da yapılan üçlü zirve işe yarar da bu leş yiyicilerin katliamları Ortadoğu’da son bulur.  Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ev sahipliğinde Türkiye, Rusya ve İran’la üçlü zirve gerçekleşti. Zirve sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya lideri Putin ve İran lideri Ruhani, “Suriye’nin toprak bütünlüğü korunmalıdır. Suriye’de savaş son bulmalıdır” dediler. 

Suudi Arabistan tedirgin oldu 

Peki Suriye’deki gelişmelerle ilgili Amerika ne diyor? Amerikan Başkanı Donald Trump, iki kez Suriye’den çekileceğini söyledi. Trump, “Suriye’den çekileceğiz” dedi demesine de, Amerika’nın derin devleti, “Henüz Suriye’de işimiz bitmiş değil, yani Suriye’de Kürt devleti kuruncaya kadar kalmalıyız” diyor. Amerikan Başkanı Donald Trump’ın, “Suriye’den çekileceğiz” sözleri Suudi Arabistan’ı tedirgin etti. Suriye’nin varlığından rahatsız olan Suudi Arabistan, “Amerika Suriye topraklarından asla çekilmemelidir” dedi. Trump da haklı olarak, “Suudi Arabistan Suriye topraklarından çekilmemizi istemiyor ise o zaman masrafımızı karşılaması gerekir” deyince Suudi Arabistan’ın tıfıl veliaht Prensi Muhammed Selman, “Tamam yeterki Suriye’de kalın parayı vermeye hazırız” dedi. Vah zavallı vah. Amerika, İsrail, İngiltere ve Avrupa sizin gibiler olmasa nasıl ayakta kalacak? 

İslam alemine bela olacak 

“İsrail’i tanımaya ve İsrail’le gizliden değil, açıkça iş yapmak istiyoruz” diyen tıfıl Prens Selman, öyle gözüküyor ki İslam alemine bela olacak. Bu tıfıl prens, ne içiyor, ne kullanıyor bilmiyorum ama bildiğim tek şey bu tıfıl çocuğun kafayı iyice yemiş olması. Tıfıl Prens Selman ve danışmanları İsrail ağzıyla konuşarak, “Türkiye Afrin’den çekilmeli ve büyük Kürdistan devleti kurulmalıdır” dediler.  Kardeşlerim inanın bizim bizden başka hiç dostumuz yok. Rusya’ymış, İslam ülkeleriymiş, filanca filan ülkeler bizim dostumuzmuş! Hepsi yalan . Bizim dostumuz filan yok. Bunlar geçmişte olduğu gibi fırsat bulduklarında inanıyorum ki bize kazığın büyüğünü atarlar. Kardeşlerim ehli küfür Haçlı topluluğu, biz Müslümanların içine fitne sokup bizi bir birimize kırdırıyor. Sonra Müslüman topluluğunu istediği gibi bölüp parçalıyor, yönetiyorlar.  Bu leş yiyicisi ehli küfür Haçlı topluluğu, Fetullah Gülen denen şerefsiz münafığın yetiştirdiği ordumuzun devletimizin içine sinsice sızan FETÖ’cüleri kullanarak ülkemizi Gezi olayları, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimiyle bölüp parçalamak istediler. Ülkemizi Irak, Yemen ve Suriye gibi yapacaklardı. Allah’a şükürler olsun ki başımızda dik duran bir Cumhurbaşkanı var da yakayı kurtardık. Soruyorum tüm bu pisliklerin karşısında biz ne zaman uyanacağız? Birbirimize karşı ne zaman samimi olacağız? Biz Müslümanlar, ne zaman ehli küfür Haçlı topluluğunun karşısında birlik içinde olacağız? Eğer İşimizde, dostluğumuzda, arkadaşlığımızda ve inancımızda samimi olmadığımız müddetçe biz Müslümanların bir araya gelmesi mümkün değil. Genelde samimi olmadığımızdan dolayı Allah başımıza ehli küfür topluluğunu bela ediyor. Dost acı konuşur misali ben de sanırım biraz açık konuştum. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZ MÜSLÜMAN TOPLULUĞUN İÇİNE SAMİMİYET NASİP ETSİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARI EHLİ KÜFÜR HAÇLI TOPLULUĞUNUN KARŞISINDA GÜÇLÜ KILSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Danışmanın olayım Kemal  -Güneş Gazetesi


Sanatçıların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte sınıra giderek kahraman askerlerimize verdiği desteği içine sindiremeyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sanatçılara hakaretlerde bulundu. Medyada, “Sanatçılara yaptığınız hakaretlerden dolayı rahatsız mısınız” sorusuna, “Hayır sözlerimin arkasındayım, az bile söyledim” dedi.  Elbette başta sanat camiası olmak üzere toplumun her kesiminden Kılıçdaroğlu’na tepki yağdı. Kılıçdaroğlu bu haftaki gurup toplantısında tahammülsüzlük, basiretsizlik, hezeyan boyutlarını aşarak kürsüden gaza gelerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yine haketlerde bulundu. Tabi doğal olarak avukatları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaretlerinden dolayı Kılıçdaroğlu’na 500 bin liralık manevi tazminat davası açtı. 

Hakaretle iktidara mı geleceksin? 

Ah Kılıçdaroğlu ah. Ne yapmak istiyorsun? Stratejin ne? Ağızından çıkan hakaret içerikli sözlerle iktidara geleceğini mi sanıyorsun? Kılıçdaroğlu’na merak ettiğim için soruyorum; Bu hakaretleri, siyasi çapsızlıktan ve yetersizlikten dolayı mı yapıyorsun? Yoksa sana taktik verenlerin oynuna mı geliyorsun? Kılıçdaroğlu sana kim taktik veriyorsa bilki o taktik verenler seni yanlış yönlendiriyor. Sen ağızını bozarak değil iktidara gelmeyi, iktidara gelmeyi rüyanda bile göremezsin. Sana tavsiyem çevrende seni yanlış yönlendirenleri temizle. Eğer seni yanlış yönlendirenleri temizlemezsen seni bir kenara bırakalım CHP’yi batıracaklar. Ha, “Hoca ne yapayım beni yönlendirecek adam bulamıyorum” dersen ara beni bu işi profesyonel olarak konuşalım. İnan ben sana çok daha faydalı olurum.  Derim ki ey Kılıçdaroğlu, o aşağıladığın hakaret ettiğin sanatçılar şov yapmaya değil, kahraman askerlerimize moral vermek için sınır bölgesine gittiler. Diyorsun ki Cumhurbaşkanı Erdoğan neden kamuflaj kıyafeti giydi. Kardeşim Erdoğan Cumhurbaşkanı ve ordununda Başkomutanı değil mi? Elbette baş komutan olduğu için askeri kamuflaj giyer. 

Sen askerlerimizi ziyaret etmezsin 

Eğer senin de içinde Afrin’de destan yazan kahraman askerlerimizi ziyaret etme gibi bir düşünce varsa git sen de kamuflaj giy. Ama sen PKK terör örgütünü darmadağın eden, şerefsiz kanı bozuk teröristleri analarından doğduğuna pişman eden kahraman askerlerimizi Afrin’e gidip ziyaret edemezsin. Çünkü ittifak içinde olduğunuz PKK’nın siyasi kolu olan HDP’yi üzmekten korkarsın. Ey Kılıçdaroğlu, seçim zamanı yaklaştıkça FETÖ ağzıyla konuşup hakaretlerde çıtayı yükseltiyorsun. Hakaret etmeyi bırak da 2019 seçimlerinde millete ne vaadde bulunacaksın onu söyle.  Ey millet biz iktidara gelirsek projemiz şunlardır. Biz iktidara gelirsek Türkiye’yi daha ileriye götüreceğiz desene. Diyemiyorsun, çünkü iktidara geleceğine sen kendinde inanmıyorsun. Bak tekrar söylüyorum. Gerçekten iktidara gelmek istiyorsan gel profesyonel olarak oturup konuşalım. “Tamam hoca oturup bu işi profesyonel olarak konuşalım, senin tavsiyelerine hazırım” dersen. Size ilk tavsiyem şu olur. “Partiniz CHP ve sizin için hayırlı olan CHP genel başkanlığını bırakmanızdır” derim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH HERKESE HAKLARINDA HAYIRLI OLANLARI NASİP ETSİN. ALLAH TEMİZ AHLAKA SAHİP, TEMİZ AĞIZLI SİYASİLERİ ÜLKEMİZİN BAŞINA GETİRSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Ülkemizde sezaryen neden artıyor?  -Güneş Gazetesi


Gelişmiş medeni ülkeler, hamile kadınları normal doğuma teşvik ederken, dünya genelinde ve bilhassa Avrupa'da bilim adamları kadınları normal doğuma teşvik ederken, Dünya Sağlık Örgütü, 'sezaryende ölçü kaçırıldı' uyarıları yaparken neden benim ülkemde doğumların yüzde 53'ü sezaryenle yapılıyor?  kendi alanında dünyada büyük üne sahip profesörler, normal doğum yapan kadının kendi sağlığı için iyi olacağını söylerlerken neden bizim ülkemizde sezaryenle doğumda artış var? Kendi pr'larını yapmak için televizyon kanallarını işgal eden bizim profesörler, kadın doğum uzmanları, yoksa sezaryenin kadının sağlığı açısından kötü olduğunu bilmiyorumu? 

Ülkemizde her şey istismar ediliyor 

Bakın dünyada ilk suda doğumu gerçekleştiren ve normal doğum konusunda yaptığı çalışmalarla tanınan doktor Michel Odent, “Sezaryeni düşürmek için doğumu anlamak şart. İnsan olmanın gereği normal olarak doğumamızdır. Kadının hormonal akışının da normal olduğunu kabul ediyoruz. Anneden gelen mikroplara sarılmış olarak bebeğin dünyaya gelmesi daha iyidir” diyor.  Sevgili okuyucularım ne yazık ki bizim ülkemizde bebek, çocuk, yaşlı, acı, keder, ölüm hep istismar ediliyor. Bazı kadınlarımız, aman vücudum genişlemesin,fiziğim bozulmasın veya filanca arkadaş Sezaryenle doğum yaptı hadi ben de yaptırayım diyor. Halbuki normal doğumun verdiği annelik duygusunu sezaryen veremez. Dünyaca ünlü bilim adamlarının da söylediği gibi kadın sağlığı açısından normal doğum daha iyidir. Normal doğumla kadın vücudu daha çabuk toparlanır ve doğumla mikropların vücuttan atılması daha hızlı olur. Ya peki bizim bazı kadın doğum uzmanlarımız?  Maalesef bizim kadın Doğum uzmanlarımızın çoğu paranın peşinde. Kadın hamileliği boyunca doktor kontrolünde hiç bir sıkıntısı yokken tam doğum esnasında işler tersine gitmeye başlıyor. Çocuk dünyaya gelmenin heyecanıyla olsa gerek ki, doktor birden, “Aaa çocuğun boynuna kordon dolanmış, aaa çocuk ters dönmüş” yalanlarıyla kadını direk ameliyathaneye alınıp sezaryenle doğumu gerçekleştirir. 

Sezaryen'den uzak durun 

Ulan çocuğun iki saat önce hiç bir şeyi yokken nasıl olurda birden tepetaklak ters dönüp boynuna korkun dolandı. Bilhassa gözünü para bürümüş olan özel hastanelerde böyle olur. Peki sezaryenle doğum yapan kadın kaç çocuk dünyaya getirir? En fazla iki çocuk. Hanım kardeşlerim önce kendi sonra ise doğracağınız bebeğin sağlığı için sezaryenden uzak durun ve normal doğumu tercih edin. Tabi gerçekten Doğum esnasında Anne'nin hayatı söz konusu olduğunda o zaman sezaryenle doğum yapın. Yetkililere derim ki eğer istismarcı hastaneler ve doktorlarla yakın ilişki içinde değilseniz siz bu işi başarırsınız. Hangi doktor normallerin üstünde sezaryenle doğum gerçekleştiriyor ise o doktora ya ağır cezalar verin ya da diplomasını iptal edin. Hangi hastane hastalarını istismar ediyor ise o hastaneye de çok ağır cezalar kesin veya o hastaneleri kapatın. İşte o zaman bilinizki ülkemizde sezaryen oranı yüzde 53'ten çok daha aşağılara düşecektir. Ne diyeyim CANAB-I ALLAH HEPİMİZE DEVLETİMİZE VE MİLLETİMİZE HAYIRLI EVLATLAR NASİP ETSİN. ALLAH CÜMLEMİZE HELALİNDEN HAYIRLI BEREKETLİ KAZANÇLAR NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


O hainler kadar olamıyor muyuz?  -Güneş Gazetesi


Diyorlar ki FETÖ’cüler, PKK’lılar Amerika’da, Almanya ve dünyanın birçok ülkesinde Türkiye’yi karalıyor. Diyorlar ki, FETÖ’cüler, PKK’lılar bulundukları ülkelerin dışişlerinde, meclisinde, bakanlıklarında lobi oluşturmuşlar. Diyorlar ki FETÖ’cüler, PKK’nın şerefsiz teröristleri, yurt dışında Türkiye ve Erdoğan düşmanlığı yapıyorlar. Diyorlar ki, FETÖ’cüler ve PKK’lılar bulundukları ülkelerle bizim aramızı açıyorlar. Evet çok doğru söylüyorlar.  FETÖ’cüler ve PKK’lı şerefsizler, bulundukları ülkelerde Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanımıza yönelik karalama kampanyaları yapıp iftiralarda bulunuyor. Peki bu şerefsiz hainler, ülkemize karşı bu şerefsizlikleri yaparken, iftira ve karalamalarda bulunurken biz ne yapıyoruz? FETÖ’cüler ve PKK’lılar, bulundukları ülkelerde lobi çalışması yaparken, o ülkelerde bulunan Türkiye’nin büyükelçileri, ataşeleri ne yapıyor? Veya bizim bakanlarımız, milletvekillerimiz, bürokratlarımız ne yapıyor? Bizimkilerin kafası bu hainlerin kafası kadar çalışmıyor mu? 

Lobicilik faaliyeti geliştirilsin 

Neden aklı başında, kültürlü, dış ve iç siyaseti çok iyi bilen, milli şuura sahip insanlarımız dış ülkelere gidip lobi çalışmalarında bulunmuyor? Neden başbakanlık ve bakanlık yetkilileri, Amerika’ya, Avrupa’ya veya aramızın açık olduğu ülkelere gidipte terör örgütlerinin iddialarını çürütmüyorlar? Bizim neden Amerika’da, Birleşmiş Milletler ve NATO binasında lobi faaliyetlerini yürütecek bürokratlarımız yok?  Kardeşim NATO üyesi olmayan İran’ın bürokratları NATO binasından çıkmıyor. İranlı ve İsrailli bürokratlar, lobi çalışmalarından dolayı Birleşmiş Milletler binasından çıkmıyorlar. Biz bunlar kadar olamıyor muyuz? Derim ki, yurt dışına çıktığında kendisini bir şey sanıp yan gelip yatmayan, bar, pavyon gezmeyen, otel lobilerinde viski yudumlamayan, milli ve manevi şuura sahip olan gazetecileri, iş adamlarını, bürokratları, siyasileri ülkemizin çıkar ve menfaatlerini gözetmeleri için sık sık yurt dışına gönderilsin. 

Şikayetçi olma hakları olamaz 

Bu insanlar, bulundukları ülkelerde, Birleşmiş Milletler ve NATO binasında lobi faliyetlerinde bulunmalıdırlar. Yoksa gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Teröristler, inandıkları yolda devam edip, amaçlarına ulaşmak için yılmadan dünyanın her yerinde ülkemizi karalarken bizim bürokratların şikayetçi olma hakkı olamaz. Yok arkadaş yok. Sen oturacaksın, hiç bir şey yapmayacaksın, sonra terör örgütleri Türkiye’yi karalıyor diyeceksin öyle mi? Artık bırakalım şikayeti bir kenara da lobi faaliyetlerine önem vermelim önem. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZİN LOKMASINI YİYİP DE HAİNLİK YAPANLARI HELAK ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN ŞEREFSİZLERİN KÖKÜNÜ KURUTSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Soykırımcı Fransa’nın Afrin endişesi  -Güneş Gazetesi


Kendi geçmişine bakmayan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, utanmadan sıkılmadan Türk askerini Afrin’de işgalci olmakla suçladı. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı arayan Macron, Türk askerinin Afrin’de oluşundan dolayı çok rahatsız olmuş. Evladım sen her halde Fransa’yla Türkiye’yi karıştırıyorsun. Bizim geçmişimizde sizin geçmişinizde olduğu gibi soykırım yapmak, esir alınan kadınlara tecavüz etmek, sömürmek, insanların dinini değiştirmek yok.  Bizim geçmişimizde vicdan, merhamet, insanların huzur içinde yaşaması ve insanların namusunu, şerefini korumak var. Macron’a tavsiyem kendi yakın tarihlerine bakmasıdır. Cezayir’de 1.5 milyon insanı katleden Fransa, işgal ettiği ülkeleri iliğine kadar sömürdü. Yakın tarihte tam 23 Afrika ülkesini işgal eden Fransa, 1964’ten bugüne 10 ülkeye askeri operasyon düzenledi. İşgal ve soykırım ülkesi Fransa, 1958 ile 2014 yılları arasında 14 ülkeden koloni vergisi adı altında toplam 300 milyar dolar haraç aldı. 

15 Afrika ülkesinin resmi dili Fransızca 

İşgal ettiği bazı ülkelerin liderleri Fransa’nın bu sömürülerine son vermek isteyince o liderler, ya darbeyle ya da iç savaş nedeniyle iktidardan indirildi. Fransa’dan çok uzakta olmalarına rağmen işgalin kalıcı etkilerinin hala sürdüğü 15 Afrika ülkesinin resmî dili Fransızcadır.  Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Sarkozy, seçim kampanyası için Libya’nın eski lideri Kaddafi’den milyon dolarlar aldı. Ya sonra fırıldak Sarkozy, Kaddafi’ye kalleşlik yapıp Libya’nın tepesine bombalar yağdırarak Kaddafi’yi acımasızca, şerefsizce öldürüp Libya’yı yaşanmaz kıldı. Kaddafi sonrası Libya’da bugün iç savaş devam ediyor. Libya’da huzur yok. Tüm bunların sebebi Fransa’dır. Şimdi tüm bu pislikler üzerindeyken Fransa’nın Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı arayarak Türk askerinin Afrin’de oluşundan kaygı duyduğunu söylüyor. Vay iki yüzlü sahtekarlar vay. Vay timsah karekterli leş yiyicileri vay. Aynaya bakmadan, utanmadan, sıkılmadan Türkiye’ye uyarılarda bulunuyorsun? 

Yıllardır PKK'ya destek verdiler 

Yıllardır Fransa değil mi PKK terör örgütüne destek olan? Fransa Cumhurbaşkanı Miterantın karısı değil mi Kandil’e gidip PKK’nın şerefsiz ele başlarıyla görüşen? Kardeşlerim görün şu iki yüzlü münafık Avrupa’yı. Bu iki yüzlülerin tek amacı var. Amaçları Türkiye’yi, PKK, PYD, YPG ve Fetöcülerle birlikte bölüp parçalamak. Türkiye’nin Afrin’e girmesiyle bu hainlerin tüm pis oyunları bozulmuş oldu. Evet, Allah’ın izni ile Türkiye, Amerika’nın, İsrail’in, Avrupa’nın, Rusya’nın, NATO ve Vatikan’ın desteklediği terör örgütleri PKK’yı, YPG’yi PYD’yi ve diğer terör örgütlerini temizleyecek. Türkiye bekası ve güvenliği için gerekirse Suriye ve Irak’ın topraklarında her daim bulunacaktır. Yalnız bu iki yüzlü Avrupa’nın, Amerika’nın, İsrail’in, Rusya’nın, NATO ve Vatikan’ın ülkemiz üzerinde pis oyunları bitmeyecektir. Bizler şer güçlerin pis oyunlarına karşı çok uyanık olalım. Bizler, ülkemiz üzerinde oynanmak istenen oyunlara gelmeyelim. Bizler güzelim ülkemizde din, dil, ırk ayrımı olmadan bir birimizi samimi duygular içinde sevelim, sayalım. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE KİM PİS OYUNLAR OYNUYOR İSE HEPSİNİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


“Hocam, Erdoğan’a neden düşmanlar?”  -Güneş Gazetesi


Pazar günü bir gurup arkadaşla sohbet ederken arkadaşlar, “Hocam bu Amerika ve Avrupa Cumhurbaşkanımız Erdoğan’dan ne istiyor? Bunların Erdoğan düşmanlığı neden kaynaklanıyor? Hocam, terör tehlikesi bitti mi? Hocam, Cumhurbaşkanı Erdoğan 2019’da tekrar seçilir değil mi?” Diğer arkadaş, “Hocam Cumhurbaşkanımızın mutlaka seçilmesi gerekir, yoksa ülke olarak büyük sıkıntıya gireriz” deyince bir diğer arkadaş ise, “Hocam, sizin deyiminizle şer güçler ülkemizi bölüp parçalamanın peşinde Allah muhafaza bir aksilik olursa gerçekten biteriz” dedi.  Arkadaşların tedirginliklerini gidermek için şunları söyledim: Rahat olun. Milletimiz uyandı. Türkiye eski Türkiye değil. Milletimiz ülkemizin üzerinde oynanan pis oyunların farkında. Her ne kadar İsrail’in, Amerika’nın, Avrupa’nın, NATO’nun, Vatikan’ın desteklediği sözde sivil toplum örgütleri, FETÖ’cüler, Kılıçdaroğlu, Akşener ve PKK’nın siyasi kanadı HDP Erdoğan’ı yok etmek isteseler de millet buna müsade etmeyecek. 

Türkiye büyük hamleler yaptı  

Dediğim gibi Türkiye eski Türkiye olmadığı için milletimiz gerçeği net bir şekilde görüyor. Bazı okuyucularım zaman zaman bana Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı destekliyorum diye hafiften dokunuşlarda bulunuyor. Kardeşlerim Cumhurbaşkanı Erdoğan, benim babamın oğlu filan değil. Körü körüne birini destekleyecek biri de değilim. Ancak söz konusu ülkemizin bekası ise işte o zaman ben ülkemizin bekası için en hayırlı olanı desteklerim. Şunu sakın unutmayın ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, başta Amerika olmak üzere emperyalist güç odaklarına karşı bağamsızlık mücadelesi veriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan sayesinde 40 yıldır başımıza bela olan terörden kurtuluyoruz.  Görüyorsunuz İsrail’in Amerika’nın, Rusya’nın, Avrupa’nın, NATO ve Vatikan’ın desteklediği kanı bozuk olan şerefsiz PKK’lılar, PYD’liler, YPG’liler kaçacak delik arıyorlar. 2002’den beri Erdoğan sayesinde Türkiye, ekonomi, sanayi ve savunma sanayisinde büyük hamleler yaptı. Erdoğan sayesinde Türkiye, iç ve dış politikada kendisini yeniledi. 

Mazlumlar Erdoğan'a dua ediyor 

Bunlar güçlü liderin yapacağı işlerdir. Erdoğan sayesinde Türkiye bölgenin güçlü ülkesi oldu. Mazlumlar, fakir fukara, Ortadoğu’da bombaların altında yaşayan çaresiz müslümanlar Türk halkına ve Erdoğan’a dua ediyor. Kahraman askerlerimiz Afrin’i terörden temizledikten sonra Suriye’nin diğer vilayetlerinde acı, zülüm ve korku içinde yaşayan çaresiz insanlar, “Ne olur buralara da girin,buraları da terörden temizleyin” diyerek gösteriler yapıyorlar.  Ortadoğu’u halkının Erdoğan sevgisi başta İsrail olmak üzere Suudi Arabistan’ı, Birleşik Arap Emirlikleri'ni, Mısır’ı, Bahreyn’i korkuttu. Daha doğrusu İsrail ve Amerika’yı korkutuyor. Güçlü lider olduğu için Erdoğan’a düşmanlar. Erdoğan sayesinde Türkiye’nin 2030’a geldiğinde bölgenin en güçlü ülkesi olacağına inandığım için ben Erdoğan’a destek veriyorum. Kimsenin kaygısı olmasın. 2019’u da kısmet olursa 2023’üde Erdoğan kazanır. Gerçeği, yapılan hizmetleri gören milletimiz her daim vefasını gösterir. Milletimiz yapılan hizmetin hakkını verir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZİ, ASKERİMİZİ, MİLLETİMİZİ HER DAİM GÜÇLÜ KILSIN. DİNİ, DİLİ FARK ETMEZ, KİM GÜZELİM ÜLKEMİZE FAYDALI OLUYORSA ALLAH HEPSİNDEN RAZI RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Kim bunlar, neden teşhir etmiyorsunuz?  -Güneş Gazetesi


GIDA Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı taklit veya tağşiş yapıldığı kesinleşen, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, bitkisel yağ, bal, takviye edici gıdalar, çikolata ve enerji içeceğinin yer aldığı 173 firmaya ait 282 parti ürünü kamuoyuna açıkladı.  Yani Tarım Bakanlığı kebaba domuz eti, süte yoğurda jiletin, bala ise zehir katan kanı bozuk şerefsizleri, hokkabazları açıkladı. Bu şerefsizler, insanların sağlığıyla oynadığı gibi insanların dini hassasiyetlerine de ihanet etmişler. GIDA Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına soruyorum? Çok iyi, has anladık, insanların yiyeceğine içeceğine her türlü pisliği katan firmaları araştırıp buldunuz. Peki hani nerede insanlıktan nasibini alamamış olan bu şerefsizler?  Kim insanların yendiğine içtiğine domuz, alkol, zehir katan İnsan sağlıyla oynayan bu şerefsiz firma sahipleri kim? Bu şerefsizleri neden medyanın önüne çıkarmıyorsunuz? Neden, “Ey millet sizlerin sağlıyla oynayan, sizleri ölüme götüren, sizlerin manevi değerlerize ihanet eden bu alçaklardır” deyip gazete ve televizyonların karşısına çıkarmıyorsunuz? 

İnsan içine çıkamaz olsunlar 

Gözlerini para hırsı bürümüş, insanların sağlıyla oynayan bu alçakları gösterin ki millet onların yüzüne tükürsün. Bu şerefsizler bir daha insan içine çıkamaz olsunlar. Allah aşkına ne oluyoruz ya? Yediğimizden içtiğimizden korkar olduk. Günümüzde helal-haram kavramı diye bir şey kalmadı. Artık mahalle arasındaki bazı lokantalarda bile yemeklerde tatlılarda şarap, domuz yağı ve domuz eti kullanıyorlar. Soruyorum İnsanların dini hassasiyetine saygı nerede kaldı? Sağlık Bakanlığı, Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı, belediyeler neden bu konularda hassas değiller?  Neden samimi olarak denetimlerini sıklaştırmıyorlar? Yazıklar olsun. Kime güveneceğimizi kime inanacağımızı bilemez olduk. Ne oldu güzelim Türk mutfağına? Yeni yetme aşçılar, dünya mutfağı adı altında Türk mutfağını bitirdi.  Eskiden geleneksel yöresel Türk yemekleri yapan esnaf lokantaları vardı. Bugün o lokantalar yok diyecek kadar azaldı. Yerini abuk sabuk restoranlar aldı. Kadınlarımızın çoğu evde yemek yapmayı bırakınca çocuklarımız İçinde ne olduğu belli olmayan fesfood tarzı yiyecekler yiyor. Sonra obezite başını aldı gitti. Sokaklarda kendisini taşıyamayan obez olmuş küçücük çocukları görünce kahroluyorum. Kardeşlerim Allah aşkına güzelim Türk mutfağının kıymetini bilelim. Evimizde sağlığımız sıhatımız için Gelenek ve göreneklerimize göre tencere yemekleri pişirelim. 

Bunlardan kim sorumlu olacak? 

Evde tencere kaynarsa o evin bereketi devam eder. Ne yazık ki ağız tadıyla güvenip ne sebze ne meyve yiyebiliyoruz. Baklagillerin, sebzelerin, meyvelerin hepsinde hormon, tarım ve böcek ilaçları var. Bunları tüketen insanlar doğal olarak bir müddet sonra ismini bilmediğimiz türlü türlü hastalıklara yakalanmış oluyor. Ya sonra teşhis bile konulmadan o hasta rahmetli olup gidiyor. Peki bu hastalıklardan ölümlerden kim sorumlu? Tek kelimeyle Görevini hakkıyla yerine getirmeyen yetkililerdir. Yetkililere tekrar sesleniyorum. Derhal, hemen insanların sağlığı ile oynayan alçakları, insanların yediğine içtiğine domuz alkol katan alçakları medyanın önüne çıkarıp teşhir edin. Ya efendim o olmaz, insanlık onuruna veya insan haklarına aykırı derseniz? Bende insanların sağlığı ile oynayan, insanların dini hassasiyetlerine zeval getiren bu alçakların, şerefsizlerin hakkı onuru olmaz diyorum. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE HELAL KAZANIP HELAL YEMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH İNSANLARIN SAĞLIYLA OYNAYAN VE İNSANLIKTAN NASİBİNİ ALMAMIŞ OLAN ALÇAKLARA HİDAYET NASİP ETSİN. KİM BU ALÇAKLARA GÖZ YUMUYORSA ALLAH ONLARI DA BİLDİĞİ GİBİ YAPSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Ey tıfıl prens, kendini ne zannediyorsun  -Güneş Gazetesi


Hatırlarsanız Amerikan Başkanı Donald Trump, Prens Selman için, “Adamımızı en tepeye yerleştirdik” demişti. Amerika’nın adamı olan Suudi Arabistan’ın tıfıl, çaylak Prensi Selman, İsrail ve Amerika’dan müthiş itibar görüyor! İsrail ve Amerika, bu tıfıl Prens Selman’ı çok seviyor! Neden sevmesinler ki? Çünkü Prens Muhammed Selman, babası kral Abdullah’ın elindeki yetkilerini alınca Amerika’dan aldığı talimatla hanedan üyelerini tutuklayarak işe koyuldu.  Yolsuzluk yaptıkları iddiasıyla tutuklanan prensler, özgürlüklerine kavuşabilmek için milyar dolarlar ödediler. “Güç bende” diyen tıfıl Prens Selman, şimdi İsrail ve Amerika ne derse onu yapıyor. Veliaht Prens Selman’ın ülkedeki havalimanlarının güvenliğini İsrailli G4S isimli şirkete emanet ettiği de ortaya çıktı. İsrail ve Amerika’nın çok sevdiği tıfıl Prens, Yemen’i vurmadan önce Amerika’dan 300 milyar dolar değerinde füze ve ağır silahlar almıştı. O silahlar Yemen’de on binlerce Müslümanın ölümüne neden oldu. Suudi Arabistan’ın 300 milyar dolara aldığı silahlarla iş bitmedi. 

Amerika'nın en iyi müşterisi 

Amerikan Başkanı Trump, tıfıl Prens Selman’la birlikte oval ofiste medyanın önüne çıkıp işte büyük müşterimiz diyerek açıklama yaptı. Prens Selman’la kısa sürede çok iyi arkadaş olduklarını söyleyen Trump, çok iyi müşterimiz dediği Suudi Arabistan’a 13 milyar dolara yeni silahlar sattı. Kardeşlerim benim bu Arap politikacılardan ümidim hiç yok. Bu Arap politikacılar olduğu müddetçe Amerika kesinlikle ekonomik sıkıntı çekmez. Amerika, bu salakların ellerinden petrol paralarını aldığı gibi yerine silah veriyor. Ayrıca o silahlarla Müslümanı Müslümana öldürtüyor. İşte bu salak Arap politikacılar olduğu müddetçe Ortadoğu’da huzur ve saadet olmaz. Bu Arap politikacılar olduğu müddetçe ümmet bir araya gelemez.  Neymiş efendim bu tıfıl veliaht Prens Selman, İran’a karşı nükleer füze yapacakmış. Bu tıfıl Prens Selman isterlerse Türkiye’yi Afrin’den çıkaracak güce sahipmiş. Ayrıca bu tıfıl Prens, Amerika’dan döner dönmez Türkiye’ye karşı Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve bir iki Arap ülkesiyle birlikte toplantı yapacakmış. Bu Prens artık ne kullanıyorsa kafayı iyice yemiş. 

Türkiye bölge güvenliği için orada 

Ey tıfıl veliaht Prens, anlaşılan Amerika Türkiye’ye karşı seni iyi doldurmuş. Amerika söyleyemediğini sana söyletiyor değil mi? Sen de kendini bir şey sanıp konuşuyorsun öyle mi? Sizlerde akıl olsa ehli küfrün oyununa gelmezsiniz. Kur’an-ı Kerim, “Sakın Yahudi ve Hrıstiyanları dost olarak kabul etmeyin, onların yanında, onların safında yer almadığınız müddetçe size hainlik ve düşmanlık düşünürler” demiyor mu? Ey ahmaklar, Türkiye Ortadoğu’da kendi güvenliğini sağlamak ve sizlerin pisliklerini temizlemek için orada. Türkiye ehli küfrün yaptığı tahribatı gidermek ve Müslümanlar'ın huzur ve güvenliğini sağlamak için orada.  Sen ise Amerika’dan aldığın füzelerle, ağır silahlarla Yemen’de Müslümanları öldürüyorsun. Bak evladım Prens Selman, sana nasihatım olsun; Seni en tepeye yerleştiren İsrail ve Amerika, kullanma süren bittikten sonra aldığın o füzeleri koltuğunun altına yerleştirip seni yok eder haberin olsun. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH MÜSLÜMANLAR'A BİRLİK VE BERABERLİK VERSİN. ALLAH MÜSLÜMANLAR'IN BAŞINA SAMİMİ, ŞUURLU, KÜFRÜN ELİNDE OYUNCAK OLMAYACAK YÖNETİCİLER GETİRSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Durmak yok vurmaya devam  -Güneş Gazetesi


Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın Çanakkale Zaferi’nin 103. yıl dönümü nedeniyle 18 Mart Stadı’ndaki konuşmasını izlerken, “Afrin Merkezi TSK desteğindeki ÖSO mensupları tarafından bu sabah 8.30 itibarıyla tamamen kontrol altına alınmıştır. Şu anda orada Türk bayrağı dalgalanıyor, ÖSO bayrağı dalgalanıyor. Afrin operasyonumuzu en başından beri yürekten destekleyen milletimize şükranlarımı sunuyorum. Allah’ım sana şükürler olsun Türkiye bir kez daha haklının, mazlumun yanında olduğunu göstermiştir” sözlerini duyunca, Allah’ıma “Bugün bizlere Türk halkına 103 yıl sonra aynı tarihte iki ayrı zafer sevincini nasip ettin” diyerek dua ettim.  İsrail’e, Amerika’ya, İngiltere’ye, Rusya’ya, Avrupa ülkelerine, Çin, Ermenistan, NATO ve Vatikan’a rağmen Afrin’e girdik. Endişe edilen karamsar senaryolar, şehir savaşları gerçekleşmeden, Afrin şehir merkezini kahraman askerlerimiz ele geçirdi. 

Alçaklar rahat durmayacak 

Kahraman askerlerimiz, Afrin şehir merkezine girdiğinde gözlerine inanamadılar. Türkiye düşmanı olan iki yüzlü münafık ülkeler, PKK’ya ve PYD’ye akla hayale gelmeyecek silahlar vermişler. Terör örgütünün sığınaklarında Ruslar tarafından üretilen anti tank füzeleri, İran yapımı roketler, Romanya yapımı tank mermileri ve Amerika’nın verdiği ağır silahlar bulundu. Kardeşlerim Bu ülkelerin Kürt devleti kurma arzusu her ne kadar şimdilik bozulmuş olsa da bu alçaklar, düşmanlıklarından ve Kürt devletini kurmaya çalışmaktan vaz geçmeyecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet yetkilileri, “Henüz işimiz bitmiş değil, yapacak çok işimiz var” diyor. Yani Afrin’de insanlar huzura erdikten sonra Sincar, Münbiç ve Kandil’e bir gece ansızın girebiliriz diyorlar. 40 yıldır ülkemizde ter türlü terör eylemlerini gerçekleştiren, on binlerce insanımızı kalleşçe şehit eden bölücü terör örgütü şerefsiz PKK’lıların kökünü tamamen kazınacağını söylüyorlar. 

PKK'nın kökünü iyice kazıyalım 

Bence haber vermeden, duyurmadan ansızın bu şerefsizleri kaçmalarına fırsat vermeden temizlesek iyi olur. Hiç vakit kaybetmeden rehavete kapılmadan sıcağı sıcağına Sincar, Münbiç ve Kandil’e gidip kanı bozuk şerefsiz PKK’lıların kökünü iyice kazıyalım. Sonra da içimizde PKK’ya destek olan kanı bozukları temizleyelim. Evet Ülkemizde kim PKK’ya ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD’ye YPG’ye destek veriyorsa yakalanıp hak ettikleri cezayı almalıdırlar.  Eğer bu kanı bozuklara şimdiden gereken cezalar verilmez ise, bu hainler tekrar yapılanacaklardır. Sahada ne kadar güçlü olunursa masada da o kadar güçlü olunur. Fırat Kalkanı operasyonunun ardından Afrin Harekatı’nın da başarıyla tamamlanmasıyla Türkiye’nin Suriye konulu toplantılarda eli daha güçlendi. Türkiye olarak bu gücü çok iyi kullanmalıyız. Eğer bu gücü iyi kullanırsak ülkemizi tehdit eden terör örgütlerinin de tümünün kökünü kazımış oluruz. Ne diyeyim YER YÜZÜNDE NE KADAR HAİN, MÜNAFIK, FİTNECİ VARSA ALLAH HEPSİNİN KÖKÜNÜ KURUTSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Allah kıyamete kadar dinini koruyacaktır  -Güneş Gazetesi


Bir grup arkadaşla sohbet ederken arkadaşın biri, “Hocam, herkes Cumhurbaşkanımızın dinde reform yapacağını konuşuyor” deyince, şaşkınlıkla arkadaşın yüzüne bakarak, “Evladım ne reformu? Cumhurbaşkanı İslam'da reform yapacağım diye birşey söylemedi ki. Allah aşkına yurtdışında en iyi üniversitede okumuş insansın, Cumhurbaşkanı’nın ağzından çıkan laflara kulak vermiyor musun” diye tepki gösterdim.  Arkadaş, “Hocam, ne bileyim sosyal medyada herkes bunu konuşuyor” cevabını verdi. Sabahtan akşama kadar avam avam sosyal medyada dolaşan kişilerin çoğunun sanki dinle diyanetle işi var da dini konularda yorum yapıyorlar.  Kardeşim adı üzerinde sosyal medya. Sosyal medya denen şer yuvası, yiğitliğin erkekliğin bittiği yer, fitne dünyasıdır. “Yiğitliğin, erkekliğin bittiği yer, fitne yuvası” diyorum çünkü, sosyal medya denen fitne dünyasında bazı kendini bilmezler, sahte isimlerle insanlara hakaretler ediyorlar. İnsanlara ağıza alınmayacak küfürler edip karalıyorlar.  Yiğit olanlar, erkek olanlar sahte isimlerle değil gerçek isimleriyle bu şerefsizliği yapsınlarda görelim. Neyse konuyu dağıtmadan sadede gelirsem; kardeşlerim insanoğlu bilmediğinin düşmanıdır. Sosyal medyada, gazete ve televizyonlarda dini tartışanlar, İslam dinini tam anlamıyla bilmediklerinden dolayı abuk sabuk yorum yapıyorlar. 

Bir tek harfi bile değiştirilemez 

Cumhurbaşkanımız, Hristiyanlıkta veya Yahudilikte olduğu gibi İslam dininde reform filan istemedi. Cumhurbaşkanımız, özüne dokunulmadan Kur’an-ı Kerim’i, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetinin daha anlaşılır olmasını istiyor. Ayrıca insanları dinden, camiden, cemaatten soğutan, abuk sabuk sohbetler yapan, yaptığı sohbetlerle toplumda infial oluşturan sözde hocalara önlem alınmasını istedi.  Kur'an-ı Kerim’in belli başlı kısımları: İtikat, İbadetler, Muameleler, Cezalar, Ahlak ve Kıssalardır. Kur'an-ı Kerim’de açıkça bildirilen hükümlere nas denir. Mevrid’i nasda içtihata mesağ yoktur. Yani bir mesele hakkında ayet ve hadis varsa bu asıldır ve bunun hakkında akıl yürütülemez. İçtihat yapılamaz.  Kardeşlerim Allah biz insanların dünya ve ahiret saadeti için en mükemmel kitabı Kur'an-ı Kerim’i gönderdi. Kur'an-ı Kerim’in Peygamberi Hz Muhammed Aleyhiselam efendimiz, kıyamete kadar Kur'an-ı Kerim’in bir tek harfinin bile değişmeyeceğini söylüyor. Yalnız kıyamete kadar İsmet İnönü ve 28 Şubat dönemlerinde olduğu gibi zaman zaman dine yasak koymak isteyenler, Kur'an-ı Kerim’de reform yapmak isteyenler hep olacaktır.  Olsun o zındıklar avazları çıktığı kadar havlasınlar. Onlar havladıklarıyla kalacaklar. Çünkü biz biliyoruz ki Allah kıyamete kadar dinini koruyacaktır. 

Hoca efendilere sahip çıkalım 

Bazı sözde aydınlar, “Efendim bu kadar insan neden cemaatlere katılıyor” diyor? Kardeşim bu kadar insan cemaatlere gidiyorsa sebebi sizlersiniz. İsmet İnönü, milletin dini yaşamına ve namaz kılmasına engel olmasaydı, camileri kapatmasaydı, Kur'an-ı Kerim’i yasaklamasaydı, inancından dolayı genç kız ve erkek çocuklarımız üniversitelerden atılmasaydı, Kur'an kursları kapatılmasaydı bugün FETÖ’cüler gibi cemaatler var olmayacaktı.  Millet bu zülümleri çekerken sizler, “Bu çağda namaz oruç olur mu” derdiniz. Millet bu eziyetleri çekerken sizler laiklik naraları atardınız. Bugün olduğu gibi okullarda din eğitimine her zaman karşı çıktınız. Soruyorum dini bilmeyen, namaz kılmayı öğrenmemiş olan bir genç manevi boşluğa düştüğünde ne yapar? Allah muhafaza ya terör örgütlerinin eline düşer. Ya uyuşturucu batağına saplanır. Ya da FETÖ’cüler gibi art niyetli cemaatlerin eline düşer. Toplum olarak güzelim İslam dinini kendilerine çıkar olarak görmeyen, ölçüsü Kur'an-ı Kerim, Peygamber efendimizin hadis ve sünneti olan, devletine ve milletine bağlı olan hoca efendilerimize sahip çıkalım. Çocuklarınızın bu hoca efendilerden güzel nasihatlar almaları, dini öğrenmeleri gerekir. İllaki Hrıstiyanlıkta ve Yahudilikte olduğu gibi İslam dininde de reform yapmak isteyenler veya arzulayanlar şunu çok iyi bilsinlerki sadece avuçlarını yalarlar. İslam'da reform istemek kim olursa olsun herkesi aşan bir konudur. Tekrar söylüyorum Allah kıyamete kadar dinini koruyacaktır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZ KULLARINI SAMİMİ OLANLARDAN EYLESİN. ALLAH FİTNECİ OLANLARIN ŞERRİNDEN CÜMLEMİZİ KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Sosyal medya hocaları!  -Güneş Gazetesi


Ben kendim girip izlemedim ama izleyenlerin ifadesine göre sosyal medya denen fitne dünyasında bazı hocalar, sanırım reklamlarını yapmak için vaazlarını YouTube veya internette yayınlıyorlarmış. Son 10 yılda sosyal medyada vaazlarını yayınlayan bu hocalar, ne hikmetse çoğunlukla sohbetlerinde şehveti ve cinselliği ön plana çıkarıyorlarmış. İnternette ve YouTube’da abuk sabuk hareketlerle sohbet yapıyorlarmış.  Sözde şeyh denen aptal cahilin biri ise, “Kim benim elimi öperse o kişi Cennet’e gidecek”diyor. Bir başka sözde hoca, “Elimdeki bu terliği kim satın alırsa o kişi mahşer günü sırat köprüsünü hızla geçecek. Peygamber efendimizin idrarını içen kişiler şifa bulmuştur” diyor. Bu şarlatanlar, güzelim İslam dinine zarar veriyorlar. Doğal olarak da İslam dinine alerjisi olan art niyetli kişiler fırsat bu fırsat deyip sözde bu hocaları bahane ederek top yekün ağızlarındaki salyaları akıtarak İslam dinine, mütedeyyin Müslümanlar'a saldırıyorlar. 

Hükümete karşı bir oyun mu? 

Bu sözde hocaların ipleri kimlerin elinde bilmiyorum. Ancak bildiğim tek şey var oda bu sözde hocaların abuk sabuk vaaz vermeleri bana 28 Şubat dönemini hatırlatıyor.  28 Şubat döneminde de rahmetli Necmettin Erbakan’ın başında olduğu hükümeti yıpratmak için birileri postmodern darbe döneminde piyasaya sahte hocalar, sahte şeyhler çıkarmışlardı. Son zamanlarda piyasaya çıkan sözde hocalar, şeyhler, acaba hükümete karşı bir oyun olabilir mi? Sözde bu hocaların belden aşağı ve cinsellik üzerine yaptıkları sohbetler neden alakasız bir şekilde sosyal medyada hükümetle bağdaştırılıyor? Sosyal medyada bu tarz söylemler kullanılarak neden hükümet aleyhine algı oluşturulup yıpratılmak isteniyor? Gerçi Cumhurbaşkanı Erdoğan, reflekslerini kullanıp ani çıkışlarıyla bu pis oyunu bozdu. Yani 2019’da yapılacak olan seçimler öncesi hükümeti yıpratmak isteyenlerin oyununu Cumhurbaşkanı Erdoğan bozdu. Merak ediyorum bu sözde hocaların ipi kimlerin elinde? “Hayır kardeşim bizim ipimiz kimsenin elinde değil” diyorlarsa o zaman cahil veya art niyetli olduklarını kabul etsinler. Çünkü sözde bu hocalar, İslam dinine zarar verdikleri gibi insanları dinden ve camiden soğutuyorlar. Dinden, camiden uzaklaştıran bu sözde hocalar vebalden nasıl kurtulacaklar? Rahmetli Gönenli Mehmet Efendi, Mehmet Zahit Kotku, Sami Ramazanoğlu, Ali Ulvi Korucu ve Allah ömürler versin Mahmut Efendi gibi hoca efendiler hiç bir zaman insanlara abuk sabuk nasihatlarda bulunmadılar. Bu hoca efendiler, insanlara İslam dinini, Peygamber Efendimizin hadis ve sünnetini, anne ve baba haklarını, devlet, millet sevgisini, helal ve haram kavramlarını öğretirlerdi. Topluma ahlaklı, temiz nesiller yetiştirmek için mücadele ederlerdi. Bu hoca efendiler, insanlara İslamı sevdirmek için cehennemi değil cenneti anlatırlardı. Ya bugünkü sözde tıfıl, ağızlarından salyalar akan sözde hocalar? Bugünün sözde hocaları, “Milletin dini duygularını nasıl istismar ederiz, insanların iradesini nasıl elimizde tutarız, ticarette ve siyasette nasıl etkili oluruz, devleti nasıl ele geçiririz”in peşindeler. 

Bunlar kardeşi kardeşe kırdırır 

Diyorum ki, virüs gibi içimize yayılan ve hadlerini aşıp güzelim İslam dinine zarar veren, gözleri milletin cebinde olan, insanları dinden ve camiden uzaklaştıran sözde bu hocaları toplum olarak içimizden kovalım. Çünkü bunlar İslam dinine zarar verdikleri gibi milleti de kutuplaştırıyorlar. Kardeşlerim, gözünü sevdiğim Cumhuriyet'in kıymetini bilelim. Yoksa bu kendini bilmez sözde hocalar ve cemaatler, Afganistan’da, Pakistan’da olduğu gibi ülkemizin her köşesini kaparlar. Suriye’de Irak’ta olduğu gibi kardeşi kardeşe kırdırırlar.  Kardeşlerim devletin içinde cemaat mensupları olmamalıdır. Devlet ve hükümet cemaatlere karşı tavır almalıdır. Ruhani işler ile dünyevi işleri karıştırmayalım. Ayrıca fırsat bu fırsat deyip üç beş sözde hocayı bahane ederek İslam dinine, cami cemaatine ve mütedeyyin Müslümanlar'a salyalarını akıtarak hakaret eden ajanlara ve içimizdeki salak zibidilere sesleniyorum. Aklınızı başınıza alın kendinize gelin ve bilip bilmeden cahilce İslam adına konuşmayın. Sosyal medyada şerefsizce milletin dinine hakaretler edip konuşmayın. Milleti kutuplaştırmayın. Yoksa bu kubbenin altında hepimiz yok olup gideriz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH KİM TOPLUMDA FİTNEYE SEBEP OLUYORSA HEPSİNİ HELAK ETSİN. KİM TOPLUMU KUTUPLAŞTIRMAK İÇİN İSLAM DİNİNE HAKARETLER EDİYORSA ALLAH ONLARI DA HELAK ETSİN. ALLAH, MİLLETİMİZE FITNEDEN UZAK, BİRLİK VE BERABERLİK VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Bunlar insanlıktan nasibini alamamışlar  -Güneş Gazetesi


Dinimiz İslam, kesinlikle kini, nefreti, hasetliği, fitneyi, fesatlığı ve gaddarlığı yasaklar. Kur'an-ı Kerim ve Allah’ın Resul’ü Peygamber Efendimiz, gıybeti, iftirayı, peşin fikirli, ön yargılı olmayı yasaklar. Bizim inancımız, düşene bir tekme de sen vur anlayışını, hayıflanmayı, ölen birinin arkasından konuşmayı yasaklar. Hele hele bir insan tanımadığı bir insanın arkasından iftira ediyorsa, dedikodu yapıyorsa o insanın ruhunu şeytan teslim almış demektir.  Tabi insanlara iftira atan, insanların dedikodusunu yapan, haset, fesat, ahlaksız bu insanlar, kendileri ölümü tattıklarında ise kabre konuldukları andan itibaren azap göreceklerdir. İran’da düşen Başaran Holding’e ait özel jette 2’si pilot, 1’i hostes, 8’i yolcu toplam 11 kişi hayatını kaybetti. Kazada hayatını kaybedenlerin aileleri perişan. Aklı başında ve vicdan sahibi olan herkesin bu acılı ailelere sabır dilemesi gerekir. Hayatını kaybedenlere ise, “Yarabbi günahlarını af et” diye dua etmelidir. 

Böyle vicdansızlık olur mu? 

Ne yazık ki uçak kazasında 11 kadın hayatlarını kaybettikten sonra bazı kendini bilmez hasetlik, fesatlık duygusuna sahip olan salaklar, sosyal medyada çirkin yorumlar yapmışlar. Bu ne vicdansızlıktır. Bu adiliktir. Tek kelimeyle bu insanlıktan nasibini alamamaktır. Böyle vicdansızlık olur mu? Kardeşlerim, bu dünyada kimin başına ne geleceği belli olmaz. İnsanları ölüm nerede nasıl yakalar bilinmez. Bizler, kim olursa olsun ölen herkese, günahlarının affı için, Allah’ın rahmetine erişmeleri için dua etmeliyiz. Eğer bizler bu ahlakta olur isek bir gün ölümü bizlerde tattığımızda bizimde arkamızda dua eden rahmet okuyanlar olur.  Kardeşlerim ne oldu da biz toplum olarak bu kadar haset, fesat, fitneci, dedikoducu, vicdansız olduk? Ne oldu da ölen kişilerin arkasından abuk sabuk konuşur olduk? Ölen bir kişinin günahı olsa bile arkasından konuşulmaz. Allah aşkına bize ne oldu da biz bu kadar acımasız olduk kutuplaştık? 

Özümüzden uzaklaştık 

Ne oldu biliyormusunuz? Toplum olarak özümüzden uzaklaştık. Dini yaşamdan uzaklaştık. Milli ve manevi değerlerimizden uzaklaştık. Aile kavramından, komşuluk yapmaktan uzaklaştık. Çocuklarımızı dini ve milli duygulara güzel ahlak üzerine yetiştirmediğimiz için, helal ve haram kavramlarına dikkat etmediğimizden dolayı böyle olduk. Akşam olduğunda evlatlarımızla sofraya beraber oturmadığımızdan ve güzel sohbetler yapmadığımızdan dolayı böyle acımasız gaddar ruhsuz olduk. Dolayısıyla boşlukta olan insan, ya kendisini avam işlere, alkole, uyuşturucuya verir yada sosyal medya denen fitneye kapılıp gider. Sonra sosyal medyada tanımadığı insanlar hakkında aptalca salakça yorumlar yaparlar. Bu insanlık değil. Bu erkeklik değil kardeşlerim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH KİMSEYİ VİCDANDAN MERHAMETTEN UZAK EYLEMESİN. ALLAH HASETLİK, FESATLIK, KISKANÇLIK DUYGUSUNA SAHİP OLAN HERKESE BU DUYGULARDAN KURTULMAYI NASİP ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI YAPMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Makas iyice açılırsa akıbet iyi olmaz  -Güneş Gazetesi


Bir gurup arkadaşla sohbet ederken konu dönüp dolaşıp toplumdaki kutuplaşmaya kadar geldi. Arkadaşın biri, “Hocam, toplumun her kesiminde kutuplaşmalar var. Gerçi benim o tuzağa düşmem mümkün değil. Yalnız İnsanların güncel, siyasi, sosyal konular üzerine cahilce yorum yaptıklarında dehşete düşmüyor da değilim”, diğer arkadaş ise, “Hocam, valla milleti kutuplaştıran siyasiler, sosyal medya, gazeteler ve televizyonlardır” dedi.  Güldüm ve arkadaşlara, “Evet aynen öyle milleti, siyasiler, basın ve sosyal medya kutuplaştırıyor. Ayrıca ne idüğü belli olmayan birileri de saçma sapan konuşmalarıyla toplumu kutuplaştırıyor” diye karşılık verdim. Son yıllarda ne hikmetse ayrımcılık, ırkçılık, cinsiyetçilik, ya da nefret söylemleri televizyon ve gazetelerin manşetlerinden hiç eksik olmuyor. Medyaya malzeme olan aptallar da hiç eksik olmuyor. Sözde hocaların, kameraların önünde cinsellikle ilgili gereksiz konuşmaları ve fetva vermeleri, sözde sanatçıların milleti tahrik edici Tweet atmaları da milleti kutuplaştırıyor. Medya kullandığı haberleri duyurmakla kalmıyor. Medya fırsat kollarcasına kullandığı haberleri manşetiyle, spotlarıyla algı oluşturup bir şeylere rehberlik yapıyor. Televizyonda haber okuyan sunucu bile mimikleriyle insanları yönlendirebiliyor. Yani bilinçli ya da bilinçsiz medya toplumda ayrımcılığa kutuplaşmalara destek oluyor. 

Fitne ve fesat yuvası haline geldi 

“Ama Hocam, siyasilerin hiç mi suçu yok? Ülkemizde kutuplaşmaların asıl nedeni siyasiler değil mi” diye sorarsanız? Tabi ki toplumda kutuplaşmaların ilk sorumluları siyasiler, gazete ve televizyonlar olmak üzere başka ülkelerin maddi ve siyasi destek verdiği sivil toplum örgütleridir.  Sosyal medyayı söylememe gerek bile yok. Fitne fesat yuvası olan sosyal medya denen şer odağı, bence toplumların bölünmesi için kurulmuştur. Yani bana göre Yahudi kökenli sosyal medya kurucularının amacı İsrail ve Amerika’nın politikalarına destek olmak için kurulmuştur. Ne zaman ki Twitter dünyada yaygınlaşıp kullanılmaya başlandı ardından Ortadoğu’da Arap Baharı adı altında halk ayaklanmaları ve darbeler yaşandı.  Zaten kendini bilen biri aptalca saatlerce sosyal medyada vakit harcamaz değil mi? Çoğunlukla sosyal medyayı kullanan ve yönetenler ajanlardır. Bu ajanlar, takipçilerini dini, milli ve siyasi durumuna göre öyle yönlendirir ki anlamanız mümkün olamaz. Kardeşlerim, evet son yıllarda Sosyal medyanın, siyasilerin, gazete ve televizyonların aptallıklarıyla toplumda ciddi şekilde kutuplaştı. Camii’lerde, oturduğumuz apartmanda bile bunu hisseder olduk. Bu aptallıkların sonu ülkemiz, birlik ve beraberliğimiz açısından hiç hoş değil. Bu aptallıkların sonu Allah muhafaza bölünüp parçalanmaktır. 

Medya milli duruş sergilemeli 

Türkiye düşmanları bizim bu durumumuza gülüyor. Siyasiler ve bilhassa gazete ve televizyonlar bunun önüne geçmelidir. Sivri dilli olmayı, din, dil, ırk ayrımına neden olacak sözlerden uzak kalınmalı. Gazete ve televizyonlarda yer alabilmek için abuk sabuk konuşan siyasilerin, sözde sanatçıların ve yorumcuların marjinal söylemlemlerine yer verilmemeli. Öncelikle bunun önüne geçilmeli. Gazete ve televizyonlar, milli duruş sergileyip toplumu bir birine kaynaştıracak yayınlar yapmalı. Belki içinizden, “Hoca sen hangi dünyada yaşıyorsun? Senin söylediklerin bu ülkede mümkün değil, hayallerin gerçekleşmez” diyebilirsiniz? Kardeşlerim benim hayallerim düşüncelerimin gerçekleşmesi zor bir şey değil. Zor olan insanların kalbindeki kötülüğü yok etmek. Kalplerimizi temiz tutmaz ve iyi niyetli yayınlar yapılmaz ise, işte o zaman makas daha da açılır. Söylediğim gibi akibetimiz de iyi olmaz. Tekrar söylüyorum medya, siyasiler, sivil toplum örgütleri, kalplerini temiz tutup Milli olsunlar. Milleti tahrik etmekten, milleti kutuplaştırmaktan, halkı kin ve düşmanlığa sevk etmekten, tahrik edici konuşmalardan veya kendilerinden olmayan insanları aşağılamaktan vaz geçsinler. Şu zamanda buna çok ihtiyacımız var. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE DİN, DİL, IRK AYRIMI YAPMADAN HUZUR İÇİNDE YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Bak şu tıfıla!  -Güneş Gazetesi


İsrail ve Amerika tarafından özel olarak yetiştirilip daha sonra babası Kral Selman tarafından veliaht prens olarak atanan Muhammed bin Selman, ilk ziyaretini Mısır’a yaptı. Mısır’da Firavun Sisi’yle bir araya gelen Prens Selman, Türkiye’ye karşı abuk sabuk konuşmalar yaptı.  Bu prens denen tıfıl, ne içiyor veya ne kullanıyorsa Türkiye’ye karşı şuursuzca konuşup düşmanlık yapmakta. Bu şuursuz Prens, Mısır’da Darbeci firavun Sisi’yle görüştükten sonra Türkiye, İran ve Katar için şeytan üçgeni tanımlamasını yaptı. Prens’e göre Türkiye, Katar ve İran Araplar'ın güvenliğini tehdit ediyormuş. Valla İran’a kesinlikle kefil olamam. İran’ın yalan dolan politikalarını ve mezhepçilik yaptığını zaten bilmeyen yok. Ancak Prens Selman, Türkiye ve Katar’ı işin içine katarsa işte o zaman halt etmişsin derim. Evladım şeytan olan Türkiye değil, sensin sen. 

Asıl düşmanlıkları Erdoğan'a 

Hatırlarsanız Amerikan Başkanı Donald Trump, Prens Selman için, “Adamımızı en tepeye yerleştirdik” demişti. Öyle sanıyorum ki Prens Selman, İsrail ve Amerika’nın gazına çok çabuk geldi. Bu salak Prens Selman, Türkiye ve Erdoğan düşmanlığından dolayı MBC televizyonunda yayınlanan Türk dizilerini de yasaklatmış. Bu salakların asıl düşmanlıkları Cumhurbaşkanı Erdoğan’adır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, onlar gibi Amerika’nın ve İsrail’in elinde oyuncak olmadığı için düşmanlar. Erdoğan, Türkiye’yi her alanda büyüttüğü için düşmanlar. Allah’a çok şükür Erdoğan sayesinde bugün Türkiye kendi silahını, tankını, helikopterini, uçağını, insansız hava aracını, füzesini, ağır askeri araçlarını üretiyor. Ürettiğimiz bu silah ve mühimmatları başka ülkelerede satıyoruz. Hatta Zeytin Dalı Harekatı'nda yüzde 90 kendi ürettiğimiz askeri araç gereçleri kullanıyoruz.  Bu kadar değil, bu satılmış Arap yöneticileri, Müslümanlar'ın umudu olduğu için de Erdoğan’a düşmanlar. Her şeyden önemlisi Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail, Amerika, Rusya ve Avrupa’nın Ortadoğu’daki pis oynunu bozduğu için düşmanlar. Kardeşlerim İsrail’in ve Amerika’nın elinde oyuncak olmuş olan bu salak Arap yöneticileri için ne desem bilmiyorum. Açık konuşmak gerekirse Arap yöneticilerin Allah’a olan imanlarından şüphe ediyorum. 

Kullanma süren bitecek haberin olsun 

Allah aşkına Kur’an-ı Kerim’e, Peygamber efendimize iman etmiş olan biri İsrail’e, Amerika’ya biat eder mi? İmanlı olan biri nasıl olur da Müslümanlar'a karşı düşman olur? Müslüman olan biri Amerika’dan 300 milyar dolara satın aldığı silahlarla Yemen’de, ve diğer Müslüman ülkelerde insanların başına bomba yağdırır mı? Bu zalimlikler aptallıklar imanlı bir Müslüman'ın yapacağı işler değildir. Öyle sanıyorum ki petrol sarhoşu olan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, İsrail ve Amerika’nın yönlendirmesiyle zaten karışık olan Ortadoğu’yu iyice karıştıracaklar. Neyseki başımızda bu pisliklerin farkında olan Cumhurbaşkanımız Erdoğan var. İsrail ve Amerika’ya biat etmiş olan tıfıl Prens Selman’a derim ki, Hanedanınızın geçmişine bir bakıver. İsrail ve Amerika, Saray’larınıza kimleri Kral ve Prens olarak atadı, sonra kimleri yok etti bir düşün. Evladım Prens Selman, Sakın ayaklarını yerden kesme. O biat ettiğin İsrail ve Amerika, senin kullanma süren bitikten sonra senide yok edecek haberin olsun. Sonra hoca demedi deme. Ne diyeyim ALLAH ŞU ARAP YÖNETİCİLERİNİN HEPSİNE ŞUUR VERSİN. ALLAH MÜSLÜMANLAR'IN İÇİNDE FİTNE VE FESATLIĞI YOK ETSİN. ALLAH MÜSLÜMAN TOPLULUKLARINA BİRLİK VE BERABERLİĞİ NASİP ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Size öyle gaz çıkarttırırız ki!  -Güneş Gazetesi


Türkiye 15 Temmuz darbe girişimi sonrası iç ve dış düşmanlara karşı mücadele veriyor. Ülkemizi bölüp parçalamak isteyen din, devlet ve millet düşmanı FETÖ’cüler henüz temizlenmiş de değil. İnşallah devletimiz büyük bir titizlikle bu hainleri devletin içinden tümüyle temizleyecek.  Türkiye sadece içerideki FETÖ’cü, PKK’lı veya diğer terör örgütleriyle değil, kahraman askerlerimizle birlikte ülkemizi tehdit eden terör örgütleri PKK ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD’ye karşı Suriye topraklarında da operasyon yapıyor. Güvenlik güçlerimiz Allah’ın izni ile İsrail, Amerika ve Avrupa’nın köpeği olan bu terör örgütlerininde sonunu getirecek. Türkiye iç ve dış düşmanlarla mücadele ederken, Yunanistan ve Rumlar, 'fırsat bu fırsat' deyip Türkiye’yi tahrik etmeye başladılar. Arkasına Amerika ve Avrupa Birliği'ni alan Yunanistan, boyundan büyük işlere kalkışıyor.  

Avrupa Birliği'nin şımarık oğlanı 

Avrupa Birliği'nin şımarık oğlanı Yunanistan, gerizekalı savunma bakanı aracılığı ile Türkiye’yi tahrik etmeye çalışıyor. Yunan Savunma Bakanı, Türkiye’yi tahrik etmek için sık sık Ege Denizi’ndeki adaları ziyaret ediyor. Kardak kayalıklarına Yunan bayrağı dikmeye çalıştı. Gerçi Türk askeri bu salak Yunan Savunma Bakanı'na haddini bildirdi. Yunan Bakan arkasına bile bakamadan geri döndü. Ya Rumlar ne yapıyor? Rumlar’da tek kelimeyle Akdeniz’de ateşle oynuyor. Akdeniz’deki gaz kaynakları üzerinde tek taraflı hak iddia eden Rumlar, İtalyan ENI şirketiyle birlikte tartışmalı bölgelerde doğalgaz arması yapmak istedi. Türk donanmasının müdehalesiyle Rumlar’ın bu hayali gerçekleşemedi. Korkudan Avrupa Birliği'nin kapısını çalan Rumlar, “Türkiye bizi tehdit ediyor, Türkiye bizim doğalgaz aramamıza müsade etmiyor” dedi. 

Akdeniz'de kktc'nin de hakkı var 

Bu şikayetinden umduğunu bulamayan Rumlar, Amerikan Şirketi Exxon şirketiyle anlaşarak aklı sıra Amerika’yla Türkiye’yi de karşı karşıya getirmek istiyor.  Ey Avrupa’nın şımarık oğlanları Yunanlılar ve Rumlar, Türkiye size öyle doğalgaz çıkarttırır ki korkunuzdan ödünüz birbirine karışır. Be ahmaklar, boyunuza posunuza bakmadan siz kim oluyorsunuz da Akdeniz’e sahip çıkıyorsunuz? Be aptallar, Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs’ın da hakkı var. Ey Avrupa’nın şımarık oğlanları, biliyoruz ki sizi gaza getiren İsrail. Korktuğunuz için İsrail’le, İsrail’in uşağı olan Mısır’ın başındaki Sisi’yle birlikte yola çıktığınız da biliyoruz. Evet Türkiye bugün bakası için yedi düvele karşı mücadele veriyor. Şunu unutmayın ki Türkiye, yedi düvele karşı mücadele verirken Allah’ın izni ile sizinle de çok rahat mücadele eder. Eğer aklınızı başınıza almazsanız Türkiye size gerçek doğalgaz nedir öğretir benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH TÜRKİYE DÜŞMANLARINA AKIL FİKİR VERSİN. EĞER AKILLANMAYACAKLARSA ALLAH TÜMÜNÜ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Yoga, meditasyon yalanı  -Güneş Gazetesi


Yıllardır kolay para kazanmak isteyen birileri veya misyonerlik faliyetlerine bulunanlar, Müslümanlar'a Namaz yerine yogayı, meditasyonu tavsiye ediyorlar. Misyonerler, ruhsal olarak biraz sıkıntısı olan Müslümanlar'ı avuçlarının içine alabilmek için her türlü telkinde bulunurlar.  Misyonerler veya bu işten para kazanmak isteyenler, sıkıntısı olan insanlara, “Gel yoga meditasyon yapalım sıkıntın geçer” deyip kandırıyorlar. Sıkıntıda olan kişi, “Yok ben iki rekat namaz kılıp rahatlarım” dediğinde misyoner ve yogacılar, “Aman hangi çağda yaşıyorsun? Namaza ne gerek var. Yoga ve meditasyon yaparak hem bedenen hemde ruhen rahatlamış olursun” derler.  Ruhları karamış olan bu reziller, insanları şeytanın yardımıyla nasıl da kandırıyorlar. Hadi misyonerler, milleti namazdan uzaklaştırmak, yogacılar para kazanmak için insanları kandırıyor. Peki ya koskoca bilim adamlarına ne demeli? 

Meditasyon iddiaları yalan çıktı 

Bazı bilim adamları, “Hamileler mutlaka yoga, meditasyon yapsın. Yoğun iş temposunda olanlar mutlaka yoga, meditasyon yaparsa hem rahatlar hem de daha verimli olur” diyorlar. Hatta bir çok holdingde, şirketlerde, bazı kurum kuruluş ve okullarda yoga, meditasyon seansları düzenlenmekte. Peki nedir bu yoga ve meditasyon? Tek kelimeyle cevap vermek gerekirse Hinduizm ve Budistlerin ibadet biçimidir. Geçenlerde Spor yaptığım salonda hareketlilik vardı. Hayırdır nedir bu telaş diye sorduğumda? “Hocam, kurum olarak yoga ve meditasyon yapacağız” dediler. Koskoca genel müdürler, şortlarını giymiş çıbılak bir kadının arkasında tuhaf tufan hareketler yapıyordu. Hatta bazıları çıplak yoga hocası olan kadını çaktırmadan gözleriyle taciz ediyordu. İşte tam o esnada önümündeki gazetenin birinde, “meditasyon faydasız çıktı” haberini gördüm. Haberin içeriğinde İngiliz, Hollandalı, Yeni Zelandalı bilim adamları yoga ve meditasyonu yillarca araştırmış. Araştırmacı bilim adamları meditasyonun kişileri anlayışlı, şefkatli hale getirmediğini, meditasyonun ve yoganın tansiyon düşürdüğü, kalp hastalıkları, kaygı ve depresyonu önlediği, kişileri sakinleştirdiğinin yalan olduğunu açıkladılar. 

Huzur bulmak için namaz kılın 

Kardeşlerim peki ben yıllardır televizyon ve gazetelerde, “Yoga ve meditasyon aldatmacadır, yoga ve meditasyon Hinduizm ve Budizm’in tarikat koludur” demiyor muydum? Bu abuk sabuklukla hiç kimsenin rahatlamayacağını Avrupalı bilim adamları söylerken Bizim sözde bazı bilim adamları, araştırmadan, incelemeden oturdukları yerden nasıl olsa günümüzde moda diyerek insanlara yıllardır meditasyonu yogayı tavsiye ediyorlar. Hatta insanları Allah’ın huzurundan uzak tutmaya çalışıp namaza ne gerek var bile diyebiliyorlar. Evet biz insanoğlu, yaşadığımız çirkeflerin, şerlerin, fitne ve fesatlığın bol olduğu, insanların bir birinden rahatsız olduğu günümüzde geçici olarak psikolojik, manevi sıkıntılar olabilir. Bu sıkıntıların dermanı çaresi yoga veya meditasyon değildir. Biz Müslümanlar Allah’tan hiç bir zaman ümidimizi kesmemeliyiz. Biz insanlar, manevi sıkıntıya düştüğümüzde ilk önce güzel bir abdest alıp ya vakit namazını kılalım ya da Allah rızası için iki rekat namaz kılarsak İşte o zaman namazın manevi huzurunu bereketini içinizde hissedip manevi olarak rahatlamış olacağız. Tabi İnsi ve Cin’si şerlerden korunmak içinde bolca Ayet-el kürsüyü okursak yine psikolojik ve manevi olarak kendimizi güvende hissedeceğiz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH İNSANLARI İNANCINADAN UZAKLAŞTIRMAK İSTEYEN İKİ AYAKLI ŞEYTANLARA FIRSAT VERMESİN. ALLAH CÜMLEMİZİ ŞUURLU KURAN-İ KERİM-E VE PEYGAMBERİMİZİN HADİS VE SÜNNETİNE İMAN ETMİŞ KULKARINDAN EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Avrupa’nın yardımı böyle olur  -Güneş Gazetesi


Allah kimseyi kimseye muhtaç ettirmesin. Allah hiç birimizi elden ayaktan düşürmesin. Allah hiç bir kimseyi vatansız, milletsiz bırakmasın. Allah herkese ülkesinde ağız tadıyla yaşamayı nasip etsin. Cenab-ı Allah biz Müslümanları bilhassa ehli küfür Haçlı topluluğuna yani Avrupalıların yardımına, merhametine muhtaç etmesin. Tabi Müslüman topluluğu olarak Haçlı zihniyetin fitnesine gelip de bir birine de düşman olmaması, bir birini öldürmemesi de gerekiyor.  BBC, Suriye’yle ilgili haber dosyası hazırlamış. BBC’nin haberinde Suriye’de Birleşmiş Milletler ve Batılı yardım kuruluşları adına yardım dağıtan namussuz, şerefsizler, insani yardım karşılığında Suriyeli kadınları cinsel ilişkiye zorluyorlarmış. Yani Birleşmiş Milletler ve Batılı yardım kuruluşu yetkilileri kadınlara, “Yardım kolilerinden almak istiyorsan önce bizimle cinsel ilişkiye girmen gerekir” derlermiş. 

Bu yaptıkları ilk pislik değil 

İnsan hakları konusunda mangalda kül bırakmayan, tacizcilere karşı acımasız olduğunu iddia eden Avrupa’ya ne desem bilmiyorum. Bunların insanlığına da, yaptıkları yapacakları yardıma da, insanlıklarına da, medeniyetlerine de....  Gerçi Birleşmiş Milletler’in bu ilk pisliği değil. Birleşmiş Milletler insani yardım dağıtıcıları, Haiti’deki depremzedelerede aynı şerefsizliği pisliği yapmışlardı. BBC’ye bilgi veren yardım kuruluşu çalışanları, “Suriye’de yardım karşılığı cinsel ilişki talepleri o kadar sık ki, bazı Suriyeli kadınlar yardım dağıtım noktasına gitmeyi reddediyor. Giderlerse insanların yardım için ilişkiye girdiklerini düşünmelerinden korkuyorlar” diyor. Kardeşlerim, ehli küfrün, Haçlı zihniyetindeki yardım kuruluşlarının, Avrupalılar'ın gerçek yüzünü görün. Allah bunların cümlesinin belasını versin. Biz müslümanlar, sadece Allah’ın rızasını kazanmak, fakirin, fukaranın, yetimin, düşmüşün duasını almak için gönülden yardım etmek için mücadele ederiz. 

Hak ettikleri ceza verilecek mi? 

Hatta biz Müslümanlar, yardımı insanları kırmadan incitmeden yaparız. Ancak bu namussuz, vicdansız, ahlaksız ehli küfür Haçlı topluluğu Avrupalılar ise yardımı cinsel ilişki karşılığında yapıyor. Nasıl olur da insanlar acı içinde çile çekerken Birleşmiş Milletler yetkilileri cinselliği düşünebiliyor? Mağdur olan insanların çaresizliğinden istifade etmek insanlığa yakışıyor mu? Kahraman askerlerimizin, Afrin’de terör örgütlerini üç beş günde temizleyecek kudreti varken, masum insanlar zarar görmesin diye operasyon uzatılmakta. Kahraman askerlerimiz, Afrin’de ele geçirdiği yerleşim yerlerindeki insanlara şefkat gösteriyor, yiyecek, içecek yardımında bulunuyor, hasta olan insanları ülkemize getirip şifa bulmasını sağlıyor.  İşte alçak Avrupalı Haçlı topluluğuyla aramızdaki fark bu kadar net. Biz Müslüman Türk askerinin ahlakı böyle olur. Birleşmiş Milletler yetkililerine soruyorum? Ey Birleşmiş Milletler yetkilileri, Suriye’de hayatta kalma mücadelesi veren zavallı insanları cinselliğe zorlayan namussuz, vicdansız, sapık, personellerinize ne zaman hak ettikleri cezayı vereceksiniz? Ne diyeyim CENAB-I ALLAH KİMSEYİ VİCDANSIZ, NAMUSSUZ, IRZ DÜŞMANI YAPMASIN. ALLAH KENDİ RIZASI İÇİN HAYIRLARDA BULUNMAYI CÜMLEMİZE NASİP ETSİN. ALLAH BİR AN ÖNCE BAŞTA SURİYE OLMAK ÜZERE İSLAM DÜNYASININ ÜSTÜNDEKİ KARA BULUTLARI BER TERAF ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Cehaletten kurtulun artık  -Güneş Gazetesi


Hükümet, gazete ve televizyonlar, “Çocuklarınızı 18 yaşına basmadan, olgunlaşmadan, çocuklarınız evlilik nedir bilmeden sakın evlendirmeyin. Çocuklarınızı sermaye gibi görüp başlık parasıyla satmayın. Çocuklarınızı istismar etmeyin. Çocuklarınızı okutun ilim irfan sahibi yapın” diye uyarılarda bulunuyor. Ancak ne hikmetse uyarılar pek işe yaramıyor.  Onca uyarılara rağmen yine de cehaletten kurtulamıyoruz. Halen bazı aileler, evlilik nedir bilmeyen çocuklarını küçük yaşta evlendiriyor. Bu evliliklerin çoğu Güneydoğu bölgemizde gerçekleşiyor. Neymiş efendim çocuğun gözü açılmadan hemen beşik kertmesi yapalım. Şimdiden dayı, hala, amca çocuklarıyla evlenmeliymiş filan filan. Televizyonda haberleri izlerken sipikerin, Mardin’de 10 yaş büyük kuzeniyle evlendirilmek istenen 14 yaşındaki kızın düğün haberini sunduğunda şok geçirdim. Neyseki Polis düğün salununu basıp her iki aileyi kız ve damadı gözaltına almış.  Gözaltına alınan Aileler çok pişman olduğunu söylemiş. Kız çocuğunu ise Aile ve Sosyal Politikalar Mardin il müdürlüğü korumaya almış. 

Çocuklarınızı ziyan etmeyin 

Kardeşlerim Allah aşkına aklınızı başınıza alın ve Vicdanlı olun. Çocuklarınızı ziyan etmeyin. Çocuğunuza sermaye gözüyle bakmayın. Çocuk çocuktur. Çocuktan gelin olmaz. Çocuğunuz, çocukluğunu yaşanmadan olgunlaşmadan, evlilik nedir bilmeden çocuğunuzu zorla evlendirmeyin. Zorla evlendirmeyin diyorum çünkü çocuğu kendi rızası dışında bilmediği belki hiç görmediği kişiyle evlendiriyorsunuz. Çocuk size korkusundan, “Anne, baba ben evlenmek istemiyorum, beni evlendirmeyin” diyemez. Hele bir dese işte o zaman çocuğun başına kim bilir neler gelecek. Bilhassa çocuklarınızı akrabayla hiç evlendirmeyin. Ülkemizde Doğum yapan Anne’nin sütü az geldiğinden dolayı akraba olan kadınlar yeni doğmuş çocuğu emzirir. Dolayısıyla çocuk, süt emziren annenin çocuklarıyla süt kardeş olur. Allah da süt kardeşiyle evlenmeyi yasak kılmıştır. Bu hassas konuyu göz ardı etmemek gerekir. “Ama Hocam, bizim gelenek görenek töre ve kültürümüz bu” derseniz. Bende size, “Tükürürüm geleneğinize törenize” derim. Anne ve Babalar sakın çocuklarınızın hayatını karartmayın. Peygamber efendimiz, “İlim Çin’de bile olsa gidin öğrenin” der. Sizler de çocuklarınızı okutun, çocuklarınızı ilim irfan sahibi yapın. Çocuklarınızı çocuk yaşta evlendirmekle sorumluluktan kurtulamazsınız. Bu arada manevi boşluktan, macera preslikten veya azgınlıktan dolayı bazı insanlar, aptalca sosyal medyada vakit geçiriyor. Akıllı telefonlardan dolayı insanlar bir araya gelse bile muhabbet etmiyor. Elinde telefon olan herkes kendilerinden geçmişcesine sosyal medyada avam avam vakit harcıyor. 

Sosyal medyada tehlike 

Kimi gençlerimiz internette izlediği filmin etkisiyle intihar ediyor: Kimisi ya terör örgütünün ya da uyuşturucu tacirlerinin eline düşüyor. Kimileri ise,tanımadıkları insanlarla internette tanışıp ilişkiye giriyor. Ne yazık ki gazete ve televizyon haberlerinden takip ettiğim kadarıyla sosyal medya denen iğrenç fitne bataklığında bazı evli kadınlar da çok vakit geçiriyormuş. Bu kadınların çoğu elin pis iğrenç şerefsiz adamların ağına düşüyorlarmış. Sonra ağına düşürdüğü evli kadınları kanı bozuk şerefsizler, kadınları istedikleri gibi kullanıp istismar ediyorlar. Sonuç Şantaj, cinsel yaşam ve kadın cinayetleri. Be kadın sen aptal geri zekalımısın? Ne işin var elin pis şerefsiziyle? Sen evinle kocanla çocuğunla ilgilensene? Belki çoğu kadın cinayetlerinin arkasında sosyal medya bağamlılığı ve bazı kadınların aptallığı var. Yani derim ki sosyal medyada salakça arayış içinde olan kadınlarda biraz kendilerine çeki düzen versin. Kadın kadın gibi, erkek de erkek gibi davranırsa, karı koca bir biriyle yüz göz olmaz ise, bir birinin zıttına giden davranışlardan kaçınırlarsa ve aile kavramını çok iyi bilirlerse belki o zaman kadın cinayetleri azalmış olur. Bakın Allah’ın Resul’ü Peygamber efendimiz, “Kim eşine zülüm ediyor ve eziyet ediyorsa o kişi imanını kontrol etsin” der. Kadın erkek fark etmez. Kimsenin kimseye zülüm etme hakkı yoktur. Kimsenin kimseyi öldürmeyede hakkı yoktur. Allah Kur'an-ı Kerim’de, “Kim bir insanı öldürmüş ise o kişi tüm insanları öldürmüş gibidir.  Kim insanı yaşatırsa o kişi de insanlığı yaşatmış gibidir” der. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ BİR BİRİNE TEHAMMÜL EDEN KULLARINDAN EYLESİN. ALLAH CÜMLEMİZE VERDİĞİ AKLI KULLANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.   

okumak için tıklayın.


Yaptıklarının cezasını çekmelidirler  -Güneş Gazetesi


Bundan tam 21 yıl önce 28 Şubat postmodern darbesi millete neler çektirmişti neler. 28 Şubat postmodern darbesi, FETÖ hariç muhafazakar kesimin elinde ne var ne yok aldı. Fetullah Gülen denen alçak hariç. Çünkü Fetullah Gülen, cuntacılarla birlikte hareket ediyordu. Fetullah Gülen denen alçak, 28 Şubat döneminde gazetelere beyanat vererek rahmetli Erbakan’ın başında olduğu hükümete, “Beceremediniz, artık bırakın çekin gidin” diyordu.  28 Şubat cuntacıları, sadece muhafazakar kesime değil, iş adamlarına da zulümler yaptılar. Cuntacılar, Ecevit hükümetine emredince Ecevit emri hemen yerine getiriyordu. Ecevit Hükümeti’nin Maliye Bakanı ve şimdi CHP’de yönetici olan Zekeriya Temizel, dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan kolları sıvayıp çeşitli bahanelerle iş adamlarının mallarına el koydular. 

Kızlarımızı coplarla dövdüler 

28 Şubat cuntacıları, başörtülü kızlarımızı okullara sokmadı. Okulların kapısında bekleyen kızlarımıza insanlık dışı muamelede bulunup copla dövdüler. Başörtülü bir kadın ,asker oğlunu görmek için askeriyenin ve askeri tesislerin içine sokulmuyordu. Manevi ve milli duyguları olan insanları fişlediler. 28 Şubat cuntacıları, baskıyla medyada hayali haberler yaptırarak muhafazakar kesimi öcü gibi gösterdiler. Fatih’te Allah’ın Resul’ünün sünnetini yaşayan, sokakta gördükleri üç beş sarıklı cübbeli vatandaşımızı kameraların önünde şov yaparak 'irticacı' diyerek polis aracına doldurdular. Yalan haber yaptırarak, “Sakallı yobazlar otobüste açık kadını jiletle kesti” dediler. İnsanlar korku içindeydi. Memur ve iş adamları korkudan Cuma namazına bile gidemezdi. İş adamları korkudan ülkesine yatırım yapamıyordu. İş adamları önlerini göremedikleri için yatırımlarını Bulgaristan’a, Romanya’ya yapıyordu. 28 Şubat’ın cuntacıları, siyasetten başka hiç bir şeye kafa yormazlardı. Yani asıl görevi askerliğe kafa yormazlardı. Milletimiz en alt rütbedeki komutanların ismini bile biliyordu. Neredeyse her gün albay bile basın aracılığıyla millete nasıl yaşamaları gerektiğini dikte ediyordu. 15 Temmuz öncesine kadar komutanlar koltuklarından kalkıp bir operasyona bile gitmezlerdi. 

Herkes ibadetini rahatça yapıyor 

Yani kısacası 28 Şubat cuntacıları milletin üstünden silindir gibi geçti. Peki ya bugün? Allah’a çok şükür 15 Temmuz’dan beri komutanlarımız olması gerektiği gibi. Bugünkü komutanlar ülkemizin bekası için yerlerinde durmuyorlar. Başta Genelkurmay Başkanımız Hulusi Akar olmak üzere kuvvet komutanları sınır bölgelerinde dolaşıyor. Cumhurbaşkanımız Erdoğan sayesinde kızlarımız başörtüsüyle okullara gidiyor. Başörtülü kadınlarımız istedikleri devlet ve askeri tesislere girebiliyor. Hatta başörtülü kadınlarımız devlette çalışıyor. Bugün askeriyede başörtülü komutan kızlarımız bile var. Bugün isteyen herkes ibadetini rahatça yaşayabiliyor. Soruyorum milletin üzerinden silindir gibi geçen 28 Şubatçı cuntacılar nerede? Diyelim ki bir kısmı hayatta, millettin yüzüne bakabiliyorlar mıdır? Millet,ölen cuntacıları rahmetle anıyor mudur? Veya hayatta kalanlar yaptıklarından utanıyorlar mıdır? Kardeşlerim Allah zalime, zülüm edenlere, katillere, devletine ve milletine ihanet edenlere, milletin dini yaşamını engelleyen zalimlere, hem bu dünyada hemde huzuru mahşerde hesap soracaktır. Millete zülüm eden ülkesine ihanet eden, ülkesinin gelişmesini engelleyen, milleti kutuplaştıran 28 Şubat cuntacıları hak ettiği cezayı almalıdır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİNİ, MİLLETİNİ SEVEN KULLARINDAN EYLESİN. ALLAH ÜLKESİNE İHANET EDENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.