Visitor Counters
Köşe Yazıları



Arama :    

Çipras şimdi sıra sende  -Güneş Gazetesi


Hatırlarsanız 1 Mart’ta Edirne’de askeri yasak bölgeyi ihlal ettikleri için tutuklanmışlardı? Tutuklanan iki Yunan askeri, Meryemana dini bayramının kutlandığı zamanda tahliye edilerek ülkelerine döndü. Yunan askerlerinin ülkelerine dönmeleriyle Yunanistan Başbakanı Çipras, “Türk Yunan dostluğu iyi komşuluk ve bölgede istikrar güçlenecek” dedi.  Aslında yaşanan bu türlü olayların ardından siyasilerin diplomatik beyanatlarına pek önem vermem. Benim önem verdiğim tek şey samimiyet ve icraattır. Evet ,Türkiye olarak biz bir jest yaparak casusluk maksadıyla sınırımızı geçen iki Yunan askerini serbest bırakıp ülkelerine gönderdik.  

Yunanistan nasıl karşılık verecek? 

Peki Yunanistan, Türkiye’nin bu jestine karşılık ne yapacak? Mesela Yunanistan 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından kendisine sığınan 8 hain FETÖ’cü askeri bize geri iade edecek mi? Yunanistan, 1996 ve 2006’da düşürdüğü iki F-16 uçağımızın parasını ödeyecek mi? Şehit ve yaralı pilotlarımızın tazminatını ödeyecek mi? 2006’da Yunan pilotunun düşürdüğü uçağın Türk pilotuna verdiği 4 yıl hapis cezasını kaldıracak mı? Yunanistan’dan henüz bu konularla ilgili bir açıklama gelmedi. Gerçi Yunanistan’dan olumlu bir açıklama bekliyor da değilim. Derim ki, ey Çipras, Türk Yunan komşuluğu güçlenecek diyorsun. İyi has bunu anladık. Karşılıklı iyi niyet çerçevesinde dostluğumuzun güçlenmesinde elbette yarar var. Ancak Türkiye’nin jestine karşılık olarak sen ne yapacaksın? 

FETÖ'cü hainleri bize teslim et 

Yani sen elindeki 8 FETÖ’cü haini Türkiye’ye teslim edecek misin, etmeyecek misin? Bunu açıkça söyle. Öyle işine geldiği gibi kuru kuruya dostluktan komşuluktan bahsetmek olmaz. Komşuluğun dostluğun gereğini yap ve elindeki 8 hain FETÖ’cüyü bize teslim et. FETÖ’cülere oturuma izni veren mahkemelerine engel ol. Eğer ilk etapta 8 hain FETÖ’cüyü bize teslim edersen işte o zaman Türkiye Yunanistan arasında iyi komşuluk dostluk olur. Eğer Türkiye’ye karşı gerçekten samimi olursan bölgede istikrar kesin olur. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZLERİ SAMİMİ OLAN DOSTLARLA BİR EYLESİN. ALLAH MÜNAFIK, KALLEŞ, SÖZÜNE GÜVEN OLMAYAN SAHTEKARLARDAN BİZLERİ UZAK EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Tefecilerin Trump’tan ne farkı var?  -Güneş Gazetesi


Son on gündür kiminle karşılaşsam, “Hocam, piyasanın dövizin hali ne olacak? Hocam döviz daha çıkar mı? Hocam, Trump neden Türkiye’ye bu kadar düşman? Hocam, Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan Allah’ın izniyle bu krizden inşallah çıkar değil mi?” gibi sorularla karşılaşıyorum.  Baştan şunu söylemek istiyorum. Milletimiz, ülkemizin üzerinde oynanan siyasi ve sinsi pis oyunların farkında. Milletimiz, ülkemizin üzerinde oynanan pis oyunlar karşısında devletinin yanında. Trump, FETÖ’cü papazı bahane ederek Türkiye’ye düşmanlık yapsın yapmasın hiç önemli değil. Allah’ın izniyle bu düşmanlığı da alt ederiz.  Bence Amerika’nın Trump’ın Türkiye düşmanlığının altında Gezi olaylarıyla, 17-25 Aralık kumpası ve 15 Temmuz darbe girişimiyle yok edemedikleri Devlet Başkanımız Erdoğan var. 

Amerika neden rahatsız oluyor?  Amerika’nın Erdoğan düşmanlığının altında ne var? 

Türkiye, Devlet Başkanımız Erdoğan sayesinde kendi ayakları üzerinde duruyor. Türkiye, Erdoğan sayesinde kendi savunma sanayisini güçlendirdi. Kendi tankımızı, gemimizi, helikopterimizi, insansız hava aracımızı, savaş uçağımızı ve savaş gemimizi yapmamız Amerika’yı rahatsız ediyor. Amerika, Türkiye’ye karşı desteklediği terör örgütlerine müdehale edilmesinden de rahatsız. Yani anlayacağınız Amerika, bundan 16 yıl önce olduğu gibi Türkiye’yi her alanda teslim almak istiyor. Ey Amerika geçti o günler geçti. Allah’a çok şükür bugün Türkiye bağamsız ve kendi ayakları üzerinde duruyor. 

Milli şuurla hareket etmeliyiz 

Kardeşlerim Amerika, Devlet Başkanımız Erdoğan’ı yok edip Türkiye’yi parçalamak için şimdi ekonomimizle oynuyor. Sakın oyuna gelmeyin. İnşallah yakın zamanda bu sıkıntıyı atlatacağız. Bizler bu günlerde milli ve manevi şuurla hareket etmeliyiz. Devlet Başkanımız Erdoğan milli olduğu için Amerika,İsrail ve diğer ülkeler tarafından istenmiyor. Ama millet olarak bizler Devlet Başkanımız Erdoğan’ı yedirmeyiz.  Evet diplomatik nezaketten uzak olan Amerikan Başkanı Trump, sosyal medyada Türkiye’yle ilgili düşmanca söylemleri ve ekonomimize yönelik yaptırımlar yapması sonrasında döviz başını aldı gitti. Trump’ın açıklamalarından sonra dövizin yükselmesindeki en büyük etken, sosyal medyadaki manipilasyon yapan tefecilerdir. Sosyal medyada faaliyet gösteren bu tefeciler, toplumu galeyana getirmek için her türlü yalan yanlış algıyı yapmaktalar. Bu tefecilere göre, “Neymiş efendim devlet, bankalardaki mevduatlara el koyacakmış.” Hükümet bu haberi yalanladıktan sonra devlet birimleri hemen bu hainlere karşı müdahalede bulundu. Şimdi o tefeciler, yargı karşısında hesap verecek. Soruyorum sizlere, sosyal medyada milleti galeyana getiren, döviz kuruyla oynayıp ekonomiye zarar veren bu tefecilerin Trump’tan ne farkı var? Tekrar söylüyorum bizler bugünlerde daha milli olmalıyız. Allah’ın izniyle bu ekonomik krizi atlatacağız. Döviz mutlaka makul seviyeye gelecektir. Ne diyeyim ALLAH ÜLKEMİZE HAİNLİK YAPAN HERKESİ HELAK ETSİN. ALLAH KİM ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNUYORSA HEPSİNİ BAŞLARINA ÇEVİRSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Çaresi idam, idam, idam  -Güneş Gazetesi


Son günlerde gazete ve televizyonlarda Taksim Meydanı’nda uyuşturucu alıp kendinden geçen gençler haber olunca İçişleri Bakanlığı uyuşturucuyla ilgili açıklama yaptı. İçişleri Bakanlığı diyor ki, “Güvenlik güçlerimiz uyuşturucu satıcılarına yönelik yürüttüğü başarılı operasyonlarda, 2018 yılının ilk 7 ayında uyuşturucu satıcısı 127 bin 267 kişiyi gözaltına aldı. Uyuşturucu satmaktan dolayı gözaltına alınan 13 bin 773 kişi tutuklandı”  İçişleri Bakanlığı, güvenlik güçlerinin yaptığı operasyonlarda 45 ton esrar, 10 ton eroin, 251 kilo kokain,13 milyon sentetik uyuşturucu hap ele geçirdiğini açıkladı. Evet İçişleri Bakanlığı’nın zehir tacirlerine karşı yürüttüğü operasyonları destekliyoruz. Gençlerimizi, insanımızı düşünerek samimi duygular içinde görev yapan herkesten Allah razı olsun. Yalnız benim anlamadığım bir şey var. Bu kadar operasyonlara rağmen, neden uyuşturu satıcılarının veya imal edenlerin sonu gelmiyor? 

3 sene 5 sene hapis cezasıyla olmaz 

Bu operasyonlarda satıcılara değilde neden daha derinlere büyük başlara gidilemiyor? Neden ülkemizde her geçen gün uyuşturucuya bağımlılık artıyor? Uyuşturucudan dolayı sokaklardaki ölümlere neden dur denilemiyor?  Uyuşturucu parası bulmak için anne ve babasını öldüren gençlere müdehale edilemiyor? İyi, has 13 bin 773 kişi tutuklandı. Peki ya sonra. Gençlerimizin hayatını karartan, öldüren o şerefsizler, dışarı çıktıklarında aynı şerefsizliği yapmayacaklar mı? Tabiki yapacaklar. Kardeşlerim bu işi öyle üç sene beş sene hapis cezası vererek geçiştirmek olmaz. Ya nasıl olmalı? Tek kelimeyle idam edilmeliler. Para kazanmak için el alemin çocuğunu uyuşturucuya alıştırıp öldüren şerefsizlerin yaşama hakkı olmamalıdır. Kim FETÖ’cüler gibi devletine ve milletine ihanet ediyor, terör eylemlerinde bulunuyor, çocuklara cinsel istismarda bulunuyor, uyuşturucu imal ediyor ve satıyorsa hemen idam edilmelidir. İçişleri Bakanlığının bu açıklamasından sonra Geçtiğimiz hafta jandarma kocaelinde 800 kilo eroin ele geçirdi. Şimdi hükümet, “efendim idam yasasını çıkarmak için yeterli sayımız yok” diyebilir. Ben de diyorum ki bırakın bahaneleri, her ne pahasına olursa olsun idam yasasını çıkarın. Sayı yetmiyorsa o zaman millete gidip idam kanununu çıksın mı çıkmadın mı diye sorup referandum yapılsın. 

Anne ve babalar uyanık olun 

“Ama Amerika, Avrupa Birliği bizi tefe koyar” derseniz. Ben de başlarım sizin Amerika’nıza, Avrupa’nıza derim. Benim milletim benim insanım ölüyor. Benim gencecik çocuklarım ölüyor siz hala Amerika, Avrupa diyorsunuz. Kim bilir belkide ülkemize sokulan uyuşturucuların arkasında Amerika, İsrail ve Avrupa ülkeleri vardır. Bu arada anne ve babalarada iki çift lafım var. Anne ve baba olarak sizler de biraz uyanık olun. Televizyon başında dedikodu ve magazin programları izlemeyi bırakın da çocuğunuzun kiminle arkadaşlık yaptığını, nerelere takıldığını takip edin. Çocuklarınızın ziyan olmasında bence sizlerin de suçu var. Çoğunuz çocuklarınızı güzel ahlak, milli ve manevi değerlere göre yetiştiriyorsunuz. Her şeyi para, mal, mülk, makam, mevki olarak görmeyi bırakın. Güzel ahlak, milli ve manevi değerlere göre yetişen çocuk asla devletine, milletine dinine karşı gelmez. Ana baba katili olmaz. Uyuşturucu bataklığına düşmez. Terörist olmaz. Tekrar söylüyorum gençlerimizi kurtarmamızın tek çaresi idam idam idam. Ne diyeyim KİM SAMİMİ DUYGULARLA UYUŞTURUCUYLA MÜCADELE EDİYORSA ALLAH ONLARDAN RAZI OLSUN. KİM DEVLETİNE, MİLLETİNE İHANET EDİYORSA, TERÖR EYLEMLERİNDE BULUNUYORSA, KÜÇÜCÜK ÇOCUKLARI TACİZ EDİYORSA ALLAH HEPSİNİN BELASINI VERSİN. ALLAH CÜMLEMİZE GÜZEL AHLAK ÜZERİNE YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Yahudi damadın pis oyunları  -Güneş Gazetesi


Daha önceki yazılarımda ne diyordum? Amerika Başkanı Trump’ın damadı ve baş danışmanı olan Yahudi asıllı Kushner, Ortadoğu’yu karıştıracak, Filistinlilere akla hayale gelmeyecek pislikler yapacak dedim değil mi? Maalesef dediğim çıkıyor.  Trump’ın Yahudi asıllı damadı ve baş danışmanı Kushner’in Foreign Policy dergisi tarafından ele geçirilen e- postalarında milyonlarca Filistinli kardeşimizin hayatını nasıl karartacağı ortaya çıktı. Dergide yayınlanan e- postada Kushner’in sinsi planda 6 milyona yakın Filistinliye mülteci statüsü veren Birleşmiş Milletler’in Ortadoğu’daki yardım kurumunu devredışı bırakmayı hedeflediği ortaya çıktı.  Yani Trump’ın Yahudi damadı ve baş danışmanı olan Kushner, Filistinlilerin 1948’den beri İsrail işgali altında bulunan topraklarına geri dönüşünü engellemek. Ürdün’de yaşayan üç milyon Filistinli, artık Filistin topraklarına gidemeyecek. Şimdi ben bu alçaklığa ne diyeyim bilmiyorum. Adam Yahudi kanı taşıyor. Yahudi'den Müslümana hiç hayır gelir mi? Hayır hiç bir Yahudi’den Müslümanlara kesinlikle hayır gelmez. 

Katar'ı işgal etmelerini söyledi 

Zaten Trump’ı Amerika’nın başına getiren de siyonist Yahudi lobisidir. Dolayısıyla Trump, göreve gelir gelmez İsrail’in Ortadoğu projesini bir an önce hayata geçirmek için Yahudi asıllı damadı Kushner’i baş danışman yaptı.  Damat danışman olduktan sonra Ortadoğu’daki İslam ülkeleri birbirine iyice düşman oldu. Bu damadın ilk işi Suudi Arabistan’a 300 milyar dolara silah satması oldu. Damat, Silah satışının ardından Suudi Arabistan’a ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne Katar’ı işgal etmelerini söyledi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Katar’ın terör örgütlerine destek verdiği yalanıyla işgal etmeye ve Katar emirini de öldürmek için operasyona kalkıştı. Neyseki Allah’a çok şükür bu pis oyunu Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan bozdu. Tabi asıl mesele Katar’ın Türkiye ile arasındaki iyi ilişkileri bozmak ve Türkiye’nin Katar’daki askeri üssünü kaldırmaktı. Katar’ın gözünü korkutan Amerika, daha sonra Katar’a 30 milyar dolarlık silah sattı. 

İsrail ve Amerika'nın kuklası oldular 

Bu Yahudi damadın girişimleriyle Amerika, Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’nın bulunduğu Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etti. Kardeşlerim, Amerika’nın İsrail’in Ortadoğu ve Filistin’de yaptığı pis oyunları saymakla bitiremem. Üzüldüğüm kederlendiğim şey İslam ülke liderlerinin İsrail ve Amerika’nın uşağı kuklası olmasıdır. Biz Müslümanlar ehli küfür haçlı topluluğuna karşı birlik ve beraberlik içinde olmamız gerekirken, ne yazık ki bir birimizi öldürüyoruz. Bir birimizin varlığından rahatsız oluyoruz. Müslümanlar olarak Filistin konusunda hassas olmalıyız. Daha iki gün önce terör devleti İsrail, Gazze’yi yüzlerce bombayla vurdu. İsrail, saldırıda hamile bir kadın ve 1.5 yaşındaki bebeği katletti. Göreceksiniz önümüzdeki günlerde İsrail, çeşitli bahanelerle Gazze’de ve diğer Filistin topraklarında katliamlar yapacak. İşte bu ölümlerin, katliamların hepsi büyük İsrail imparatorluğu İçindir. Filistin’in tamamen İsrail toprakları yapmak içindir. Adamlar zaten saklamıyor açık açık söylüyor. Biz Müslümanlarda bu sıkıntılar karşısında Amerika ve İsrail’in fitne ve fesatlığıyla bir birimizi yemekle meşgul olalım. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÖNCE BİZ MÜSLÜMANLARA UYANMAYI, ŞUURLU VE SAMİMİ OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA BİRLİK NASİP ETSİN. ALLAH MÜSLÜMAN TOPLULUĞUN ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN HERKESİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Satılmış gazeteciler!  -Güneş Gazetesi


Amerikan Newsweek dergisi, 31 Temmuz'da yayınlanan haberinde Devlet Başkanımız Erdoğan için, “Kürtleri kırmak ve Osmanlı’yı diriltmek istiyor” başlıklı haberiyle karalamalarda bulunmuş. Haberi yapan Jonathan Watchel ve Albert Watchel isimli bu iki salak, Devlet Başkanımız Erdoğan döneminde dış politikada saldırgan bir tutum izlediğini, iç siyasette de Kürtlerin kullanıldığını ve 2013 yılındaki Kürt açılımına rağmen son dönemlerde Kürtlere karşı saldırgan bir politika yürütüldüğünü iddia etmiş.  Gazetelerde bu çirkin haberi okuyunca kendi kendime, “Hoca dur ağzını bozma” dedim. Ülkesini seven herkes gibi ben de ülkemin üzerinde oynanan pis oyunlara, yalan ve dolanlara sessiz kalamıyorum. 

Sipariş üzerine yapılan haber 

Bu karalama haberlerini yapan o iki gazeteciye soruyorum? Be şerefsizler, sizin yalan yanlış iftira dolu haberleri sipariş üzerine yaptığınızı millet olarak bilmiyor muyuz sanıyorsunuz? Be şerefsizler, sizlerin FETÖ’cülerin ağına takıldığınızı ve Türkiye’ye karşı karalamaları FETÖ’cülerin talimat ve telkinleriyle yaptığınızı bilmiyor muyuz sanıyorsunuz? Türk milleti olarak bizler, sizlerin PKK ve FETÖ terör örgütlerinin propagandasını yaptığınızı biliyoruz. Be alçak şerefsizler, diyorsunuz ki Erdoğan döneminde diş siyasette saldırgan bir tutum izleniyor. Size göre saldırgan dış siyaset yürütüyoruz. Çünkü karşınızda eskiden olduğu gibi Amerika’nın, İsrail ve Avrupa’nın her dediğini yapan Türkiye yok.  Bugünkü Türkiye, kendi çıkar ve menfaatini düşünerek dış politika izliyor. Soruyorum PKK ve FETÖ terör örgütü mensupları hariç Türkiye’den kim şikayetçi? Diyorsunuz ki Kürt açılımı sonrası Kürtlere sert politika uygulanıyor. Be şerefsizler, sizler Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kardeş kardeşi öldürmesin, Amerika, İsrail, Avrupa, Rusya ve diğer ülke ajanları tarafından kandırılmış olan gençleri tekrar topluma kazandıralım düşüncesiyle böyle bir yol izlediğini bilmiyor musunuz? Gayet iyi biliyorsunuz ancak işinize gelmiyor değil mi? 

Hayallerinize yenik düşeceksiniz 

Kürt açılımını sabote eden, kalleşlik yapan, Güneydoğu’da kürt kardeşlerimizi halen öldürmeye devam eden, Güneydoğu’da cadde ve sokaklara hendekler kazan, iç savaş çıkaran sizlerin desteklediği kanı bozuk PKK terör örgütü değil miydi? Bu Kanı bozuk PKK terör örgütüne devletimizin, askerimizin ve polisimizin içine sinsice sızmış olan münafık FETÖ’cüler destek vermedi mi? Şunu çok iyi bilin ki barış sürecinin, açılımın bozulmasında size yazı yazdıran şerefsiz FETÖ’cülerin de parmağı var. Türkiye muz cumhuriyeti değil. Türkiye Cumhuriyeti tam bağamsız güçlü bir devlettir. Türkiye elbette menfaat ve çıkarını düşünerek dış politika yürütecektir. Allah’a şükürler olsun artık Türkiye, kendi savaş uçağını, uçak gemisini, helikopterini, insansız hava aracını, tankını, füzesini, roket ve silahlarını üretiyor. Sizlerin asıl sıkıntısı bu. Bakın sizler Türkiye’nin bölünüp parçalanmasını hayal ediyorsunuz ama sizler hayallerinize yenik düşeceksiniz. Her ne olursa olsun Türkiye, yeni dünya düzeninde güçlü bir şekilde yerini alacak ve söz sahibi olacaktır. Türkiye her daim mazlumların yanında olmaya da devam edecektir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ YALANDAN FİTNE VE FESATLIKTAN KORUSUN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUN OYNAYANLARI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Bu CHP’den devlete de millete de hayır gelmez  -Güneş Gazetesi


Allah şu CHP yönetimini ne etsin bilmiyorum. Muharrem İnce’nin başını çektiği Muhalif grup ile genel merkez arasındaki kayıkçı kavgası bitmek bilmiyor. Genel merkez, muhaliflerin delegelerden toplayıp teslim ettiği 630 imzayı beş gündür saymaya devam ettiklerini söylüyor. CHP yönetimine soruyorum: Ey CHP’liler, vicdansızca eleştirdiğiniz Yüksek Seçim Kurulu, 51 milyon oyu 4 saat gibi kısa bir sürede sayarken, siz 630 delegenin imzasını 5 günde saymakta zorlanıyor’musunuz? CHP yönetimi ve muhaliflere karşı olan 600 CHP’li delege “Biz genel merkezi Muharrem İnce'ye asla teslim etmeyiz” diyorlar. Peki herkesin sorduğu soruyu bir kez de ben sorayım. Kardeşim,  genel merkezi teslim etmekten korktuğunuz Muharrem İnce'ye neden Türkiye Cumhuriyeti'ni teslim etmeye kalkıştınız? Sizler ülkeyi yönetmenin derdinde misiniz? Yoksa koltuk derdinde mi? Valla açık konuşmak gerekirse sizden hiç bir şey olmaz. Sizden ülkemize kesinlikle hayır gelmez. Sizler iktidara gelme arzusunda değil, koltuğu koruma derdindesiniz.   Diyorlar ki CHP’yi FETÖ’nün kontrolündeki güç idare ediyor. Kim idare ederse etsin yine de CHP’den bir şey olmaz. Muharrem İnce gelirse CHP’yi iktidara taşır diyenler var. Geçin bu hayalleri. CHP’yi yer yüzünü bırakıp uzayda istikbal arayacağını söyleyen Muharrem İnce de kurtaramaz. Hatta son seçimlerde olduğu gibi PKK terör örgütü ve PKK’nın siyasi kanadı HDP’nin desteği de CHP’yi kurtaramaz. Şimdi sırası gelmişken sahte Atatürkçü, sahte ulusalcı CHP’lilere soruyorum? Yıllardır Asker ve Polisimizi kalleşçe şehit eden, Türkiye cumhuriyetini bölmek isteyen ve daha bir kaç gün önce gencecik bir anne ile henüz bir yaşına bile girmemiş olan bebeği şehit eden PKK terör örgütünün siyasi kolu HDP’ye oy verirken hiç utanmadınız mı? Veya anne ile bebeğinin   şehit olduğunu duydunuzda vicdanınız sızladı mı? Sizde utanma duygusu da yok vicdan da yok. Hay sizin gibi sözde Atatürkçülere, sizin gibi ulusalcılara.  HDP’ye oy verenlere soruyorum? Sizlerin PKK terör örgütünden ne farkınız var? Atatürk bugün hayatta olsa inanın hepinizin yüzüne tükürürdü. Sizler zaten Atatürk’ün değil milletin pek iyi yad etmediği İsmet İnönü’nün ideolojisinin peşinden gidiyorsunuz. Milletin pek iyi yad etmediği diyorum çünkü İsmet İnönü, millete çok çektirmiş. Milleti aç bırakmış. Atatürk’e ihanet etmiş. Milletin inancına yasak getirmiş. Ezanı, Kuran-i Kerim’i yasaklatmış. Millet İsmet İnönü döneminde ölüsünü yıkatacak hoca bile bulamazdı. Neyse lafı fazla uzatmayayım.Herkes ahirette ameline göre muamele görür. Tekrar söylüyorum bugünkü CHP’den Devlete ve Millete kesinlikle hayır gelmez. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ DEVLETİNE VE MİLLETİNE HAYRI OLANLARDAN EYLESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZE SAMİMİ DUYGULAR İÇİNDE HİZMET EDEN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH FARKINDA OLMADAN, GALYANA GELEREK TETÖR ÖRGÜTÜNÜN SİYASİ KOLU OLAN PARTİYE OY VERENLERİN GÜNAHINI AF ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Papaz bahane  -Güneş Gazetesi


Washington yönetiminin ülkemizde PKK ve FETÖ adına casusluk yapan papaz Andrew Brunson’ın tutukluluğunu gerekçe göstererek, Türkiye’ye karşı yaptırım kararı alması tek kelimeyle iğrençlik. Neymiş efendim Türkiye, Amerikalı papazı mutlaka serbest bırakmalıymış. Türkiye papazı serbest bırakmayınca Amerika, İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu ile Adalet Bakanımız Abdulhamit Gül’ün Amerika’ya giriş yapmasına ve mal varlıklarının dondurulmasına karar verdi.  Ah be salaklar, bilmiyor musunuz her iki bakanımızın Amerika’da malı, mülkü, parası olmadığını? Hadi Türkiye’ye daha geniş kapsamlı yaptırım uygulasaydınız ya? Uyugulayamazsınız çünkü Türkiye’ye geniş kapsamlı yaptırım uygulamanın sizin zararınıza olduğunu çok iyi biliyorsunuz? Parasını peşin ödememize rağmen Amerika Senatosu, F-35 savaş uçaklarını Türkiye’ye teslim etmeme kararı da aldı. 

İşlediği suçun cezasını çekecek 

Ben size ne diyeyim bilmiyorum ki? Papaz aşağı papaz yukarı. Hadi oradan sizi gidi fitne fesatçılar sizi. Türkiye’ye papaz diye gönderdiğiniz Andrew Brunson denen ajanınız ülkemizde din adamı olarak değil, Türkiye’yi bölüp parçalamak için bulunduğunu bilmiyor musunuz? Ajan olarak yetiştirip ülkemize gönderdiğiniz papazın açtığı kiliseyi ajanlarınızın toplanma yeri haline getirdiğini bilmiyor musunuz?  Bu ajan papazın, kanı bozuk şerefsiz FETÖ’cülerin 15 Temmuz darbe girişiminde nasıl bir rol oynadığını bilmiyor musunuz? Bu ajan papazın, PKK’yla nasıl işbirliği içinde olduğunu, PKK terör örgütüne nasıl bilgiler sağladığını bilmiyor musunuz? Siz Türkiye Cumhuriyeti’ni, muz cumhuriyeti mi sanıyorsunuz? Türkiye artık sizin bildiğiniz eski Türkiye değil. Kim olursa olsun. Yerli veya yabancı hiç fark etmez. Herkes işlediği suçun cezasını çekecektir. 

Trump papazı malzeme yapıyor 

Kardeşlerim Trump yönetimi ajan papazın tutuklanması olayını bahane ediyor. Bence Trump, papaz olayını yaklaşan seçimlere sermaye ediyor. Trump, papazın bağlı olduğu Evanjelist mezhebinin oyunu almak için papazın tutukluluğunu gündemde tutmakta. Trump’ın Türkiye’ye sinir olması sadece papaz meselesi değil. Türkiye’nin Rusya’yla, Çin’le, İran’la birlikte siyaset yürütmesinden, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze almasından da rahatsız. Yani Türkiye’nin tam bağımsız oluşundan, güçlenmesinden, kendi askeri savunma sistemlerini güçlendirmesinden rahatsız. Amerika Türkiye’ye karşı geniş kapsamlı yaptırım kararı alamaz.  Eğer alırsa bu Amerika’nın zararına olur. Dediğim gibi Trump, Amerikan siyasetinde etkili olan Evanjelistlerin oyunu almak için böyle basit işler yapıyor. Yalınız ilerki zamanlarda göreceksiniz ki Amerika, Türkiye’yi karıştırmak için ülkemizde ne kadar marjinal guruplar, sözde siyasi parti görünümündeki partiler, ipi ajanların elinde olan bazı vakıf ve dernekler varsa hepsini kışkırtacaktır. Sadede gelirsem derim ki Türkiye, Amerika’nın bu salakça yaptırım kararına sert bir şekilde cevabını verdi. Yalnız hiç vakit kaybetmeden Türkiye misilleme yapmalıdır. Türkiye olarak bizde bu kararın alınmasına sebebiyet veren Amerikan İçişleri,Adalet ve Hazine Bakanlarına karşı soruşturma açmalıyız. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DÜNYA’NIN HUZURUNU BOZANLARI HELAK ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZE, KİN NEFRET DUYAN, HAİNLİK YAPAN, İÇİMİZDEKİ KANI BOZUK OLANLARI VE DIŞARIDAKİ TÜRKİYE DÜŞMANLARINI DA HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Milletimizi hasta ediyorlar  -Güneş Gazetesi


Ne yiyeceğimizi, ne giyeceğimizi, evimize süs aksesuarı olarak ne alacağımızı bilemez olduk. Çünkü yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz her şey kanserojenli. Mağazalarda satılan lüks markaların ürünlerini alıp giydiğinizde alerji hastalığına yakalanabiliyorsunuz. Satın alınan o lüks kıyafetlerin boyasında kanser yapan alerji hastalığına neden olan boyalar kullanılıyor. En lüks restoranda yemek yeseniz o restoranlar, yemeklerinde Çin’den getirdikleri tatlandırıcıları ve gıda boyalarını kullanıyorlar.  Hele hele Steak House yani et restorantları, etleri pişirip müşterinin önüne koymadan önce Çin’den getirdikleri kimyasal lezzet veren tuzdan koyuyorlar. Peki ya çok lezzetli muhteşem dediğimiz hatta yakın çevremize bile 'filanca yerde dönerci var mutlaka oradan döner yemelisin' dediğimiz dönerlerin içine neler katıyorlar? 

Hastaneler dolup taşıyor 

Lüks marketten bile alış veriş yapsanız biliniz ki o marketin raflarında hastalıklara sebep olacak veya kanser yapacak kimyasal ürünler bulunuyor. Dolayısıyla yediğimize, içtiğimize, giydiğimize dikkat etmeyince ismini telafuz bile edemediğimiz hastalıklara yakalanıyoruz.  Yediklerimizden içtiklerimizden dolayı son yıllarda hastaneler, kanser, alerjik ve ismini telaffuz edemediğimiz hastalıklara yakalanmış insanlarla dolup taşıyor. Ya çocukların oynadıkları oyuncaklar? Çocuklarımız, süslü renkli oyuncakları gördüklerinde hemen sahip olmak isterler. Aslında çocukların sahip olup oynamak istediği o süslü renkli oyuncaklarda kanserojenli oyuncaklar. Yetkililerimiz bu konuda çok defalar uyarılarda bulundu. Evet yetkililerimiz uyarılarda bulunuyor bulunmasına da dinleyen kim? Genelde toplum olarak 'aman ne olacak, bize bir şey olmaz' deriz. Aslında bir şey değil bize çok şeyler oluyor. Dediğim gibi başta kanser ve ismini telaffuz edemediğimiz çaresiz hastalıklara yakalanıyoruz. Sonra Allah’ım bu hastalık niye beni buldu? Gibi haykırmalar isyanlar başlar. 

Sakıncalı ürünler ülkemize sokulmasın

  Kardeşlerim, Allah aşkına, Allah’ın verdiği akıl nimetini kullanın ve zararlı, insan sağlığını tehdit eden gıdalardan, giysilerden uzak kalın. Hele hele çocuğunuza üç beş kuruşa aldığınız oyuncaklara dokunmayın bile. Derim ki milletimizin sağlığından sorumlu olan Sağlık ve Tarım Bakanlığı, milletimizi zararlı ürünlere karşı uyarmaktan ziyade milletimizi ölüme götüren sağlıksız kimyasal yiyecekleri, içecekleri, Çin’den gelen oyuncakları, gıda boyalarını, gıda renklendiricisini, gıda tatlandırıcılarını, steak house yani et pişiren kasapların kullandığı kimyasal tuzları, alerjiye neden olan kıyafetleri ülkemize sokmamalıdırlar. Ayrıca milletimizin sağlığı ile oynayan gıda teröristlerine en ağır cezalar verilmelidir. Şuursuzca fazla ürün almak için sebze ve meyvelere kimyasal ilaçlar veren çiftçilerede gereken en ağır cezalar verilmelidir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÖZÜNÜ PARA BÜRÜMÜŞ OLAN GIDA TERÖRİSTLERİNİ HELAK ETSİN. ALLAH CÜMLEMİZE HELAL KAZANIP HELAL ve SAĞLIKLI YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN

okumak için tıklayın.


İsrail’in ajanı Adnan  -Güneş Gazetesi


Yıllardır bana hep Hocam, Adnan Oktar’ın rezilliğini takip ediyor musunuz? Bu adam gerçekten din adamı mı? Din adamı böyle rezillikler yapar mı? Bu adama neden kimse bir şey demiyor? Devlet bu adamın rezilliğini görmüyor mu? Devlet bu soytarıya neden müdehale etmiyor? Bu adamın arkasında kimler var? gibi sorular soruldu. Ben de sorulan sorulara, “Merak etmeyin devlet her şeyin farkındadır. Devlet zamanı geldiğinde gerekeni yapar” cevabını verirdim. Evet zamanı geldi, devlet gerekeni yaptı ve Adnan Oktar denen pisliğe şimdi adalet hesap sormaya başladı. Evlatları gasp edilmiş gözü yaşlı anne ve babaların hesabını da Türk adaleti Anan Oktar’a mutlaka soracaktır. Neyse geçte olsa Adnan Oktar denen pisliğe müdehale edildi. Yakın çevreme Fetullah Gülen’i kullandıkları gibi bu pisliğide İsrail kullanıyor derdim. Meğer bu pisliği İsrail, ajanlık maksatıyla kullanıyormuş. FETÖ’cüler gibi bu pislikte devletin mahrem sırlarını İsrail’e servis ediyormuş. Adnan Oktar denen pislik, muhafazakar kesimin teveccühünü kazanmak için masonlarla mücadele ettiğini söylerken 1 milyon 50 bin Euro vererek 33’üncü dereceden mason olup plaket aldı. Ne diyeyim Allah devletine milletine dinine ihanet eden herkesin belasını versin. Kardeşlerim öncelikle Anan Oktar denen bu pislik hoca filan değil. Bu pislik, Tıpkı Abdullah Öcalan, Fetullah Gülen gibi aşağılık biridir.Bunun gibiler ,ülkemiz üzerinde hain emelleri olan ülkeler tarafından üniversite yıllarında fark edilip önce siyasi ideolojik bir kimliğe büründürülürler. Sonra ise etrafında cemaat veya ideolojik gruplar oluşturulup kullanılırlar.Adnan Oktar denen pislik, basından takip ettiğim kadarıyla kandırdığı insanların hayatını şantajla, beyin yıkamakla, cinsellikle, uyuşturucuyla karartmış. Soruyorum insanların hayatını karartan, devletine,milletine ve dinine hainlik yapan böyle birine hoca veya insan denir mi? Hele hele devletimizin sırlarını İsrail gibi terör devletine veren biri insan olabilir mi? İşte söylediğim gibi bu pislikler özel olarak bulunup hain olarak yetiştiriliyor. Hatırlarsanız yıllardır gazete ve televizyonlarda bugün samimi olmayan cemaatlerden uzak kalın diye kendimi yırtıyorum. Ne yazık ki bugünkü cemaatlerin çoğu art niyetli ve birileri tarafından kullanılan yönlendirilen İslam’dan uzak olan cemaatlerdir. Şunu çok iyi biliniz ki bu cemaatlerin beyinlerinin altında hep bir hesap vardır. Genellikle cemaatlerin gözü ticarette ve siyasette olduğu gibi maşaları olduğu başka ülkelere de ajanlık yaparlar.Peki gencecik çocuklar Adnan Oktar gibi art niyetli sözde cemaatlere neden giderler. Bunun sorumlusu gençlerimizi dinden uzaklaştıran, milli ve manevi duygulardan uzaklaştıran ana, baba ve geçmişteki 28 Şubat post modern darbe girişimleridir. Kardeşlerim hiç bir canlı inançsız yaşayamaz. İnsanoğlu Kur’an-ı Kerim’den uzak yaşarsa manevi boşluğa düşer. Manevi boşluğa düşen insanoğlu, manevi boşluğunu gidermek için batıl olan ne varsa terör örgütlerinin, uyuşturucu tacirlerinin veya kanı bozuk art niyetli marjinal gurupların eline düşer. Devletimiz, devlet politikası haline getirip okullarda siyasetten ,ideolojiden ve cemaatlerden uzak duran hocalar tarafından çocuklarımıza İslam dinini öğretmiş olsa hiç bir genç saydığım bu pisliklerin eline düşmez. Yani okullarda din dersleri seçmeli değil mecburi olmalıdır. Efendim CHP ve HDP mecburi din dersine karşı çıkar diyenler olabilir. CHP ne zaman ülkemizin, milletimizin, çocuklarımızın hayrına bir iş yapmıştır? CHP, HDP zaten dinsiz ateist bir nesil yetişsin istiyor. Sadede gelirsem tekrar söylüyorum. Bataklığa düşmüş, cemaatlerin elinde sermaye olmuş olan bugünkü gençlerimizin vebali önce anne ve babalardır. Sonra ise okullarda çocuklarımıza tam olarak dini eğitimin verilmemesidir. Israrla tekrar mevcut olan cemaatlerin tümünden uzak kalın derim. Allah Adnan Oktar gibi münafıkların yaptığı pislikleri yanlarına kar bırakmaz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH İSLAM DİNİNE ZARAR VEREN, ÜLKEMİZE HAİNLİK YAPAN, ÜLKEMİZİN SIRLARINI BAŞKA ÜLKELERİP AJANLIK YAPANLARI HELAK ETSİN. ALLAH ÇOCUKLARIMIZI ART NİYETLİ OLAN GURUPLARIN PİSLİĞİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN. 

okumak için tıklayın.


Küstahça tehditleriniz bize sökmez  -Güneş Gazetesi


9’cu Cumhurbaşkanımız rahmetli Süleyman Demirel ile sohbet ederken konu dönüp dolaşıp darbelere gelmişti. Rahmetli Süleyman Demirel, darbelerle ilgili bir anısını bana şöyle anlattı. Demir Çelik fabrikaları kurmak istiyorduk. Dolaysıyla bu fabrikaların kurulması için bir kaç Avrupa ülkesiyle görüştük. Görüştüğümüz ülkeler, ilk başlarda bizim bu atılımımıza sıcak bakmadılar. Sonra bizden peşin para istediler. Bizde tamam dedik ve paranın bir kısmını peşin vermeye hazırlanırken birden vazgeçtiler. Sonra demir çelik fabrikalarını kurmak için mal verme karşılığında Rusya ile anlaştık. Rusya ile imzalar atılmak üzereyken darbe oluverdi dedi. O dönemin Dışişleri Bakanı olan Sabri Çağlayan, bir anısında farkına varamamışız meğer CIA bizim içimizdeymiş diyor. Yani geçmişte Amerika’nın ve Avrupa’nın güdümünde olan o günkü bazı komutanlar, ülkemizin gelişmesine büyümesine darbe vurmuşlar.Zaten darbeler ülkelerin bağımsızlığına, büyümesine, gelişmesine karşı yapılmıyor mu? İşte 16 yıl önce ülkemizin bekası için mücadele eden, ülkemizi tam bağımsız kılan, savunma sanayimizi güçlendiren, kendi uçağını, helikopterini, silahını, insansız hava aracını yapan, yakında inşallah savaş gemimizi, savaş uçağımızı üretecek olan ve yeni kurulan dünya düzeninde Türkiye’yi söz sahibi yapan devlet başkanımız Erdoğan’a da aynı pisliği yapmadılar mı? Gezi olayları, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimi ülkemizin bölünüp parçalanması için değil miydi? Kardeşlerim Türkiye 15 Temmuz sonrası Rusya ile iyi ilişkiler içinde. Türkiye’nin Rusya ile İran ve Çin’le iyi ilişkiler kurması Amerika’yı çıldırtıyor. Amerika, Türkiye geçmişte benim gözetimimde, benim güdümümde iken şimdi Türkiye bizi takmıyor diyerek veryansın ediyor. Utanmadan Amerikan Başkanı Trump ve yardımcısı Pence, ülkemizde FETÖ ve PKK terör örgütleri adına suç işlemek ve casusluktan yargılanan papaz Brunson için küstahça tehditlerde bulunarak Türkiye’ye ağır yaptırımlarda bulunacaklarını açıkladılar.Tamam Trump ve yardımcısı Pence, papaz Brunson’a sahip çıkıyor çıkmasına da Amerika’nın esas sıkıntısı Türkiye’nin tam bağımsız hareket edip Rusya’yla, İran’ ve Çin’le iyi ilişkiler içersinde olmasıdır. Derim ki ey Amerika, ey Trump, tehdit vari sert söylemlerin Avrupa’ya, Kanada’ya, kuzey Kore’ye salak Arap liderlere söker. Saydığım bu ülkeleri tehdit ederek istediğini alıyorsun. Yalnız Türkiye’yi küstahça tehdit ederek amacınıza ulaşamayacaksınız. Alçakça tehditleriniz küstah açıklamalarınız Türkiye’ye sökmez. Anlaşmalara sadık kalmayıp F-35’i teslim etmeyeceksen o Amerika’nın güvenilmez olduğunu bir kez daha göstermiş olur. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZİ ÖNCE İÇİMİZDEKİ GANCIKLARIN PİSLİĞİNDEN, SONRA İSE ŞER GÜÇLERİN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DÜNYA’DA HUZURU BOZANLARI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Yabancıların da tercihi THY  -Güneş Gazetesi


10 gün önce bir davet üzerine Türk Havayolları uçağıyla Amerika’ya gittim. Uçağa geçtim, yerime oturdum, hosteslerin güler yüzle hoş geldiniz ikramlarından sonra uçak hazırlanıp havalanana kadar gazeteleri okudum. Yalnız bu arada uçağa bindiğim andan itibaren adamın biri dikkatle beni izliyordu. Sonunda adam dayanamayıp bana İngilizce bir şeyler sordu. İngilizcem ancak derdimi anlatacak kadar olduğu için adamın ne dediğini anlamadım. Hostese bu adam bana bir şeyler söylüyor dediklerini anlamadın deyince hostes bize tercümanlık yaptı. Adam İsrailli bir iş adamı olduğunu ve beni daha önce televizyonda gördüğünü, tanıdığını söyledi. Uçak kalktıktan bir müddet sonra internete bağlandım. Adam tekrar bana sık sık Amerika’ya gidiyor musunuz diye sordu? Bende fırsat buldukça giderim cevabını verdim. Bu sefer ben İsrailliye İsrail’den direk Amerika’ya uçuş yok mu diye sordum? İsrail’den Amerika’ya uçuş var cevabını verince peki Neden THY ile uçuyorsunuz diye sordum? İsrailli yolcu, Türk hava yollarıyla uçmayı seviyorum. Çünkü THY’nin ikramları bize uygun, güler yüzlü personelleri var ve her şeyden önemlisi güvenli bir havayolu dedi. Milli duyguları yoğun olan biri olarak İsraillinin verdiği cevaptan oldukça keyif aldım. Evet İsrailli yolcunun dediği gibi THY’nin personeli güler yüzlü, ikramların hepsi helal ve güvenli. Hatta Avrupa Sivil Havacılık Emniyet Ajansı’nın yaptığı 123 denetleme sonucunda Türk Hava Yolları, Avrupalı rakip havayollarından 3 kat daha güvenli olduğu belirlendi. Düşünebiliyor musunuz? Katı milliyetçi olan İsrailliler bile Türk havayollarıyla uçmayı tercih ediyor. Uçakta sadece bir tek İsrailli yolcu yoktu. Çok sayıda yabancı uyruklu yolcular vardı. Şimdi Hocam yediğin içtiğin senin olsun. Bize gördüklerini anlat derseniz Öncelikle Amerika’ya gitmek isteyenlere şu tavsiyede bulunurum. Amerika’ya gitmenin şimdi tam zamanı. Eğer Uçak biletini daha ucuza almak istiyorsanız önceden rezervasyon yaptırın. New York’un tüm mağazalarında indirim var. 100 doların altında satın aldığınız üründe vergi yok. Yalnız bazı dükkânlar, 100 doların altında vergi olmamasına rağmen turistlerden artı %12 vergi alıyor. Bu konuda uyanık olun. Bilhassa turistleri kazıklayanlar Çinli ve Asyalı esnaflar. Amerika’yı 1000 dolarla da 10,000 dolarla da gezebilirsiniz. Müzeleri, kütüphaneleri ve Manhattan’ın geniş caddelerinde gezebilirsiniz. Sizlere tavsiyem mutlaka Amerikan Doğa Tarihi, Metropoliten, Guggenheim müzesini ve Central Park’ı gezin ve görün. İhtiyacınız olan şeyleri ucuza alın. Bence yurtdışında çok fazla para harcamaya gerek yok. Çünkü Allah’a çok şükür ülkemizde her şey var. Gezelim görelim ama paramız ülkemizde kalsın. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH SEYAHATE ÇIKMAK İSTEYENLERE HUZURLU BİR ŞEKİLDE KAZASIZ BELASIZ GİDİP GELMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN ÂMİN. 

okumak için tıklayın.


Al papazı ver papazı yapalım  -Güneş Gazetesi


FETÖ’den yargılanan papaz meğer ne kadar da kıymetliymiş. Amerikan Başkanı Trump, Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la bir araya geldiklerinde mutlaka papaz Brunson’un serbest bırakılmasını istiyor. Devlet Başkanımız Erdoğan, doğal olarak biz yargının işine karışmayız, O iş yargını işi diyerek Trump’ın talebini geri çeviriyor. Peki Amerika’nın bu kadar üstünde titrediği papaz Brunson Türkiye’de neden tutuklu ve neden yargılanıyor. FETÖ’den tutuklu olan papaz Andrew Craig Brunson, FETÖ TERÖR örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlediği gerekçesiyle 15 yıla kadar, devletin güvenliği bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasi ve askeri casusluk maksadıyla temin etmek suçlamasından da 20 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanıyor. Yani bu papaz bizim bildiğimiz şekilde dinle değil casuslukla, Türkiye Cumhuriyetinin yıkılması yok olması için çalışmış. Tüküreyim böylesi sözde din adamına. Trump, Papaz’ın tahliye edilmemesine tam bir rezalet dedi. Şimdi bende Amerikan Başkanı Trump’a soruyorum? Ey Trump, siz Amerika ve İsrail’in Türkiye Cumhuriyetini yok etmek için özel olarak yetiştirdiğiniz, Ergenekon, Balyoz ve casusluk operasyonlarıyla onlarca insanın hayatının kararmasına destek verdiğiniz, gezi olaylarıyla ülkemizde iç savaş çıkmasına, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimiyle ülkemizi bölmek isteyen Fetullah Gülen denen papazı ne zaman Türkiye’ye teslim edeceksiniz? Papaz Brunson sizin için bu kadar çok önemliyse, sizde o zaman Fetullah Gülen denen hain münafık papazı Türkiye’ye iade edin. Yani verin papazı alın papazı yapalım olmaz mı? Türkiye’yi FETÖ konusunda oyalamayı artık bırakın. Madem müttefikiz o zaman müttefik olmanın şartlarını yerine getirin. Ey Trump, yılanı koynunda beslersen o yılan mutlaka seni sokar. İnanıyorum ki Fetullah Gülen denen münafık, bir gün Amerika’nın başına bela olacaktır. En iyisi başınıza bela olmadan FETÖ’yü bize teslim edin. Ha yok biz Fetullah Gülen’e çok yatırım yaptık, Fetullah Gülen’i biz bugünler için yetiştirdik, Fetullah Gülen’in kullanma süresi henüz daha bitmedi derseniz o zaman o sizin bileceğiniz şey ben bir şey diyemem. Bildiğim yek şey koynundaki yılanın mutlaka sokacağıdır. Diyorlar ki Fetöcüler Türkiye’yi terk etti. Hayır bence Fetöcüler Türkiye’yi terk etmedi. Türkiye’de yeraltında saklanıyorlar. Toparlanmaya çalışıyorlar. Tekrar hainliklerine kaldıkları yerden devam etmek için fırsat kolluyorlar. Bence henüz devletin içinden temizlendiklerine de inanmıyorum. İşte bundan dolayı diyorum ki devlet yetkililerimiz güvenlik güçlerimiz bu münafık topluluğa karşı uyanık olmalıdır. Reflekslerimizi canlı tutmaz isek Amerika 15 Temmuz’da olduğu gibi günü geldiğinde tekrar bu münafıklara hadi bakalım diyebilir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN ŞEREFSİZLERE FIRSAT VERMESİN. ALLAH FETÖCÜLER GİBİ ART NİYETLİ, İSLAM DİNİNİ KENDİLERİNE SERMAYE EDEN CEMAATLERİN MÜNAFIKLARIN KÖKÜNÜ KURUTSUN. ALLAH DEVLETİMİZE,MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. 

okumak için tıklayın.


Filistinliler kendi topraklarında yok hükmünde  -Güneş Gazetesi


İsrail parlamentosu, Filistinlilerin toprak taleplerini reddeden ve Filistin topraklarını İsraillilerin anavatanı ilan eden bir tasarıyı kabul etti. İsrail parlamentosunda geçen tasarıya göre gerekli durumlarda Yahudi şeriatının kullanılacağı da belirtildi. Yani İsrail artık ırkçı bir Yahudi din devleti oldu. Bu tasarıyla 8 milyonluk İsrail’in yüzde 17.5’ini oluşturan Arap nüfusu yok sayıldı. O toprakların asıl sahibi olan Filistinliler kendi topraklarındaki haklarından mahrum edildiği, gibi İsrail Filistin topraklarının tamamını kendi toprağı ilan etti.  Fitneci Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesinden sonra İsrail parlamentosu da işgal ettiği Kudüs’ü bu tasarıyla başkent ilan etti. Şimdi, “İsrail’in Kudüs’ü başkent ilan etmesi uluslararası toplum bakımından bir şey ifade etmez” denilebilinir. Ben de geçin bunları derim. Şerefsiz İsrail köpekleri uluslararası toplumu, Birleşmiş Milletleri mi dinler? Zaten dinlemiyor da. 

Terörist devletten korkuyorlar 

Terörist Yahudi İsrail devletinin askerleri, yıllardır kadın, çocuk, yaşlı demeden Filistinli kardeşlerimizin başına bombalar yağdırırken, ağır silahlarla küçücük çocukları öldürürken Birleşmiş Milletler’den, uluslararası toplumdan çekindi mi? Veya yüz binlerce Filistinli katliama uğrarken Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum samimi olarak yüksek sesle tepki gösterdi mi? Hayır göstermediler. Çünkü hemen hemen dünya devletlerinin çoğu terörist Yahudi İsrail devletinden korkuyor.  İşte görün Türkiye’den başka hiç bir devlet İsrail’in bu tasarısına tepki göstermedi. Hadi diyelim ki Hrıstiyan ülkeler İsrail’e tepki göstermiyor. Peki ya İslam ülkeleri? Gerçi İslam ülkesi diye bir şey kalmadı ya... Zaten İslam ülkelerinin çoğunun liderlerinin ipi İsrail ve Amerika’nın elinde. Postu deldirmekten, koltuğu kaybetmekten korkan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır gibi ülkelerin yöneticileri Kudüs’ün İsrail’in başkenti olmasından yana tavır koymadılar mı? 

Kendimize çekidüzen verelim 

Kardeşlerim, İslam aleminin, Müslümanların, ümmeti Muhammed’in üzerinde pis oyunlar oynanıyor. Biz Müslümanlar, İslam aleminin üzerinde oynanan oyunlara tepkisiz kalıyoruz. Biz müslümanlar, Mezhep safsatası ve etnik kimliklerimizle uğraşıyoruz. İçimize atılan fitne tohumlarıyla şer güçler, bizi bir birimizden uzaklaştırdı. Allah aşkına gelin kendimize çeki düzen verelim. Müslümanlar olarak ümmet şuuruyla hareket edelim. Şer güçlere karşı birlik içinde olalım. İçimize sokulmuş fitne tohumlarından mezhep safsatasından uzak kalalım. Aklımızı başımıza almaz, birlik içinde olmaz ve bir birimizin kuyusunu kazmaya devam edersek, bir birimizden uzaklaşırsak biliniz ki terörist yahudi İsrail devleti hepimizi yok edecektir. Ortadoğu’da yaşanan iç savaşların, kavgaların, bölünmelerin arkasında İsrail ve İsrail’i koruyan Amerika, Rusya, Avrupa, Vatikan, NATO vardır. Eğer Müslümanlar olarak birlikte hareket etmezsek Filistinli kardeşlerimizi hiç sayıp Yahudi şeriat devleti kuran İsrail’i artık kimse durduramaz. Belki yakında İsrail Ortadoğu’da imparatorluğunu ilan bile eder. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÖNCE BİZ MÜSLÜMANLARA BİRLİK VE BERABERLİK NASİP ETSİN. ALLAH ŞERRE KARŞI MÜSLÜMANLARA UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Feminist ve kadın derneklerin başarısı  -Güneş Gazetesi


Gazetelerin magazin ve haber sayfaları, televizyon kanallarındaki kadın ve magazin programları aile hayatının içine ettiler. Gazete ve televizyon programlarında insana ve aileye yönelik hiç bir hayırlı, eğitici ve birleştirici birşey yok. Yayınlarda kim kimi aldatmış, 'dün filanca kişiyle olan filanca sanatçıyı bugün bir başka kişiyle aşk yaşarken yakaladık' gibi yayınlarla aşkın da içine ettiler.  İşte bu magazin programları gençleri, her gün hayasızca kucaktan kucağa gezen sözde sanatçı olan ünlülere özendiriyor.  Ya gündüz yayınlanan kadın programlarına ne demeli? Kadın programları ise felaketin kendisi. Programcılar reyting uğruna Anadolu’nun ücra köşelerinden köylerden topladıkları çarpık hayat yaşayan cahil cühela insanları ekrana çıkarıyor. Cahil cühela diyorum çünkü aklı başında kendisine malik olan biri, aile mahremiyetini erkanlara taşımaz. Neymiş efendim eniştesi baldızı şey etmiş, dayı yeğene şey etmiş, şok şok şok kadının biri kocası, eniştesi ve başka bir erkekle daha ilişki yaşıyormuş! Hay sizin midenize tüküreyim. 

Aile yapısını yok etmek istiyorlar 

Filanca kadın çocuklarını ve kocasını bırakıp başka erkekle kaçmış, mağdur kocanın ekranda programcıların ısrarlı gazıyla ağlayıp, “Ne olur gel karıcığım” diye yalvarıyor. Ulan kadın başka erkekle kaçmış, seni boynuzlamış neden utanmadan programcıların gazına gelip göz yaşı dökerek geri gel karıcığım diyorsun? Be adam sende nasıl bir mide var? O kadından sana bir daha kadın olur mu?  Çoluk çocuğunu bırakıp başka bir erkekle giden kadından hayır mı gelir? Televizyon programlarına erkek düşmanlığı yapan kadın derneklerinin temsilcilerini, feministleri ve ekranlarda gözükmek için abuk sabuk konuşan sözde cahil sanatçıları konuşturursanız sonuç bu olur.  Aklıma her zaman şu soru geliyor. Acaba aile yapımızı bozmak isteyen şer güçler, bazı kadın derneklerine, vakıflara, televizyon programları ve gazetecilere Müslüman Türk milletinin aile yapısını, milletimizin dini ve milli duygularını yok etmek için maddi manevi destek veriyor olabilirler mi? Feministlerin, kadın dernekleri ve vakıf yöneticilerinin gazete ve televizyon programlarında sıkça yer almalarından sonra boşanmalarda hızla artış oldu. 

Boşanan erkeğin başına gelenler 

Tabi sosyal medyanında hayatımıza girmesiyle aldatmalar boşanmalar çoğaldı. Tabi yasalarda kadına pozitif ayrımcılıkta boşanmalarda artışa sebep oluyor. Boşanan erkeğin başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmemiş oluyor. Diyanet İşleri Başkanlığı son yıllarda hızla artan boşanmaları araştırmış. Araştırmada aile içi iletişimsizlik, şiddet, maddi durum ve en çokta kadının kocasına sadakatsizliğinde artış olduğunu rapor etmiş. Yani kadınların kocalarını aldatmalarında artış olduğunu söylüyor.  Derim ki bir an önce devlet, feministlerin, kadın derneklerinin ve Avrupa’nın baskısıyla çıkardığı 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine dair kanunu, yani kadına pozitif ayrımcılık yasasını iptal etsin. Kardeşlerim Allah Peygamber aşkına ne olur aile birliğinizi bozmayın. Aile birliğinize zeval verecek abuk sabuk davranışlardan ortamlardan uzak kalın. Sosyal medya denen fitne dünyasından uzak kalın. Erkek düşmanlığı yapan, ancak erkeksiz de yaşayamayan feministlerin oyununa gelmeyin. Bizleri ahlaki, milli ve manevi değerlerimizden uzaklaştıran televizyon programlarından uzak kalalım. Şehvete kapılıp kadın ve erkekler olarak birbirinizi aldatmayın. Zina yapmak çok büyük günah olduğu gibi çok büyük de ayıptır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÇOLUK ÇOCUĞUMUZLA HEP BERABER BÜYÜK AİLE OLARAK YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİP ETSİN. ALLAH AİLE BÜTÜNLÜĞÜMÜZÜ YIKMAK İSTEYENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Gençleri kazanmaya çalışalım  -Güneş Gazetesi


Evet Türkiye 24 Haziran seçimleri sonrası yeni bir sisteme girdi. Yani Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine girdik. Bu sistemle bürokrasideki hantallık ortadan kalkıyor. Tüm yeniliklere, İnsanların gelişmesine ve küresel rekabete hız verilecek. Devlet Başkanı her hangi bir konuda hızla karar alabilecek. Devletin Başkanı’nın yetki ve sorumlulukları net olacak olan bu sistemde, Bakanlıkların sayısı 26’dan 16’ya düştü. 16 yıl boyunca iktidarda olupta seçimi kazanmak hiç kolay değil. İktidara gelindiğinde herkesi memnun etmekte mümkün değil. Çünkü herkesin iktidardan beklentisi farklı olabiliyor. Kimi mahallesine hizmet isterken, kimileri kendi cebini düşünür. Bazı insanlarda siyasilerin bir söylemine, duruşuna veya yürüyüşüne giyimine kuşamına gıcık olur. Yani millet siyasileri omuzunda taşıdığı gibi omuzundan birden atabilirde. Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 16 yıl iktidarı boyunca askeri muhtıralara, dış destekli gezi olaylarına,şerefsiz kanı bozuk olan PKK’lı teröristlerin kalleşliğine ve eylemlerine , 17-25 Aralık kumpas oyunlarına ve 15 Temmuz darbe girişimine rağmen defalarca çıtayı yükselterek iktidara geldi. Yalnız hep ilkleri gerçekleştirerek iktidara geldi. Çünkü milletimiz Devlet Başkanımız Erdoğan’da samimiyeti, hizmeti, ülkemizin bekası için samimi mücadeleyi gördü. Milletimiz, 16 yıl önce hastane köşelerinde tedavi olabilmek için sıra bekleyip ölürken bugün, 5 yıldızlı otelleri kıskandıracak hastanelerde tedavi oluyor. Çoğu İnsanlar ilaç alabilmek için başkalarına el açıyorken bugün ilacı bedava alabiliyor. Kanser hastaları tedavi olabilmek için evini barkını satarken yine bugün ülkemizde kanser tedavisi ve ameliyatı bedava. Gerçi ülkemizin önceki durumunu 18-20 yaşlarındaki gençlerimiz pek bilmez. Sosyal medya tutkunu olan çoğu gencimiz , sosyal medyada FETÖ’cüler,PKK’lılar, PKK’nın siyasi kolu HDP’liler, CHP’liler ve dış ülkelerin ajanları ne anlatıyorsa onu biliyor. 24 Haziran seçimleri sonrası gençlerin büyük çoğunluğunlukla oylarını CHP ve HDP’ye verdiği konuşuluyor. Dedim ya gençlerimiz geçmişte yaşanan sıkıntıları bilmiyor diye. Anne ve babaları gençlere geçmişte yaşanan sıkıntıları anlattıklarında belki onlara masal gibi geliyordur. Lafı uzatmadan sadede gelirsem derim ki, önümüzde 2019 Mart ayında yerel seçimler var. Gençlere biz otoban yaptık, lüks hastaneler yaptık, üniversiteler kurduk, kitap okumanız ve sosyal olmanız için size kafeler açtık demeyin. Seçim öncesi gençlere bunları anlatırsanız gençler size garip garip bakar. Geçmişteki yokluktan, sıkıntıdan, çileden haberdar olmayan gençler, 16 yıl boyunca bu zaten Ak Parti hükümetinin hizmeti içinde büyüdü. Asıl şimdi yenilikleri takip ederek gençleri öz güveninden, inancından uzak tutmayacak. Milli ve manevi değerlerine daha çok sahip çıkacak şekilde imkanlar sunulmalı. Ayrıca sosyal medyada bu gençlerin gözünü açmazsanız, bu gençlere geçmişi anlatmasanız, bu gençleri yerel seçimlerde kendinize çekmezseniz işte o zaman ayvayı yediniz demektir. İstanbul, Ankara gibi büyük şehirler sıkıntıda demektir. Ha Ak Partililer, ya bir şey olmaz başımızda Erdoğan gibi sevilen bir lider var deyip yan gelip yatarsanız işte o zaman tam anlamıyla ayvayı yemiş olursunuz benden söylemesi. Çalışmayıp tüm yükü bir liderin omuzuna yüklemekte vicdansızlık olur. Şimdiden kolları sıvayıp gençleri hedefinize oturtturarak çokça çalışın çalışın çalışın. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH HAYIRLISINI VERSİN. ALLAH ÜLKEMİZ VE MİLLETİMİZ İÇİN EN HAYIRLISINI VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Allah o günü milletimize bir daha yaşatmasın  -Güneş Gazetesi


Arkadaşlara, “Deniz suyuna ihtiyacım var, bir kaç günlüğüne denizi temiz olan bir yere gidelim” dedim. 15 Temmuz 2016 tarihine Marmaris’te bir otelde yer ayırttık. Cuma günü Cuma Namazı’nı Havalimanı Camii’nde kıldıktan sonra havaalanına geçtik. Havaalanında Akın İpek’in avukatı Baran’la karşılaştık. Yıllardır Fetullah Gülen’e karşı olduğum bilindiği için Baran’a da, “Oğlum şu münafık FETÖ’cülerden uzak kal. Fetullah Gülen denen münafık bir projedir. Bu münafık FETÖ’cüler devlet, millet ve din düşmanı” derken, arkamda oturan modern orta yaşlı bir bayan, “Hocam, bravo valla. Keşke herkes senin gibi bunların gerçek yüzünü tehlikeli olduklarını cesaretle söyleseler” dedi.  Neyse uçağa bindik, otele yerleştim, duş yaptıktan sonra akşam namazımı kıldım. Namaz sonrası arkadaşım aradı. “Hocam vardınız mı? Neredesiniz” dedi. “Vardık geldim evladım” dedikten sonra “Hocam, haberleri takip ediyor musunuz” dedi. 

Vatandaşlarımız fırsat vermedi 

“Hayır izlemiyorum” dedikten sonra televizyonu açtım. Televizyonu izlemeye başlamamla birlikte göz yaşlarına boğulduğum. Bir yandan dua ediyorum, bir yandan, eyvah ülkem elden gidiyor, şerefsizler, güzelim ülkemi Suriye’den beter yapacaklar, kendi kendime Cumhurbaşkanı nerede? Başbakan nerede diye soruyorum?  Allah’a şükürler olsun bir kaç saat sonra Devlet Başkanımız Erdoğan’ı televizyonda görünce çok şükür Allah’ım diyerek dualar ettim. Sonrası hepimizin malumu. Şerefsiz, kanı bozuk, din, devlet ve millet düşmanı olan FETÖ’cüler, darbeye direnen vatandaşlarımıza uçaktan bomba yağdırarak 250 vatandaşımızı şehit edip binlerce vatandaşımızıda yaraladılar.   Allah’a şükürler olsun ki, o zamanın Cumhurbaşkanı olan bugünün Devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla sokağa çıkan vatandaşlarımız, darbeci FETÖ’cülerin ülkemizi bölüp parçalamasına fırsat vermedi.  Kardeşlerim, yarın bu hain saldırının yıl dönümü. Bu hainliği, kalleşliği, şerefsizliği hiç bir zaman unutmamak gerekir.  Eğer 15 Temmuz darbe girişimi esnasında başımızda Devlet Başkanımız Erdoğan olmasaydı inanın bu hainler amaçlarına ulaşıp ülkemiz ertesi günü bölüp parçalarlardı. 

Fetö'cüler milletimizi kandırdı 

Bu FETÖ’cü şerefsizler, güzelim İslam dinini kendilerine sermaye edip milletimizi kandırdı. Milletimizin bir çoğu bu şerefsiz münafıkları, samimi Müslüman olduklarını düşünerek, çocukları da güzel eğitiyorlar sandı. Evet milletin temiz duygularıyla kendilerine teslim ettiği çocukları yetiştirip PKK terör örgütü gibi kendilerine militan yaptılar. Yetiştirdikleri o militanlar, devletin içine en mahrem yerlerine kadar sızıp devletin tüm sırlarını başka ülkelere servis ettiler.  Elbette bugün milletimizin dini duygularını kullanıp kendilerine sermaye eden FETÖ’cüler gibi cemaatler hala var. Aslında cemaatlerin amacı önce kendilerinde olmak ve yaşamaları kaydıyla sonra da insanlara İslam dinini, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetini, güzel ahlakı, anne, baba ve devlet sevgisini öğretmektir.  Millet olarak bu söylediklerimin dışında art niyetli, haddini aşan, amacı dışında faaliyet gösteren, gözleri milletin cebinde, siyasetle ve ticaretle olan sözde cemaatlerden uzak durun.Kendimizi bu cahil şapşallara teslim etmeyelim. Millet olarak devletimizin bekası, huzuru, selameti için her daim dua edelim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH MİLLETİMİZİN İÇİNE FİTNE SOKAN, GÜZELİM İSLAM DİNİNİ KULLANIP İNSANLARI KENDİLERİNE SERMAYE EDEN SÖZDE CEMAATLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


İhraç edilen FETÖ'cüler ve sosyal medya fitnesi  -Güneş Gazetesi


Türkiye yeni hükümet sistemine geçerken, OHAL kapsamında yani Olağanüstü Hal’in Kanun Hükmünde Kararnamesiyle devletin içine sızmış FETÖ’cüler, PKK ve diğer terör örgütlerine mensup olan kişiler ihraç edildi.  Büyük bülümü Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nden olmak üzere toplam 18 bin 632 kişi ihraç edildi. FETÖ’cülerin Ergenekon’da yaptıkları gibi iftiraya uğramış olan askerler de tekrar bu kararnameyle görevlerine geri döndüler.  Bu kararnamede beni şaşırtan şu oldu; 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminde Ankara’da alçak uçuşları yapan, bomba yağdıran pilotların eşlerinin darbeden 2 yıl sonra devletten ihraç edilmeleri oldu.  Yani 15 Temmuz darbe gecesi ve günü milletin başına bombalar yağdıran alçak pilotların eşleri, darbeden 2 yıl sonra Milli Eğitim'den ihraç edildiler. Merak ediyorum katil pilotların öğretmen eşleri devletten 2 yıl boyunca nasıl tutuldu? 

FETÖ'cüler tamamen temizlendi mi? 

Şimdi diyebilirsiniz ki, “Ama Hocam, kocaları suç işlemiş, kadınların ne suçu var?” Yok kardeşim yok. Bu sizin bildiğiniz gibi sıradan işler evlilikler değil. FETÖ, 'sen o kişiyle evleneceksin' dediğinde iş biter. Demek istediğim pilotların eşleride büyük ihtimalle FETÖ’dendir. Peki bu son kararnameyle sinsice devletin içine sızmış olan FETÖ’cüler sizce temizlendi mi? Bence, hayır temizlenmemiştir. Çünkü FETÖ denen bukalemun tipli sinsi münafık örgüt, bulundukları her ortama ayak uydururlar. İnanıyorum ki belki şu an devletin en mahrem yerinde kriptolu FETÖ’cüler vardır.  Cumhurbaşkanımız, hükümet üyeleri ve bürokratlar, FETÖ’cülere karşı reflekslerini sağlam tutmalıdırlar. Bu caniler, devletten ihraç edilmiş olsalar da, dışarıda halen faaliyetlerine devem ediyorlardır. Tabiri caizse 17-25 aralık ve bilhassa 15 Temmuz sonrası yeraltına girip tekrar toparlanma ve hücre tazelemenin gayretindedirler. Allah fırsat vermesin ama Amerika ve İsrail’in kullandığı bu devlet, millet, din düşmanı olan hain FETÖ’cüler, ellerine geçen ilk fırsatta tekrar hainliğe kalkışırlar. Neyse Allah tümünün kökünü kurutsun Amin. 

Sosyal medya gözlerini kör etmiş 

Bu arada bazı aptallara da söyleyeceğim bir iki çift sözüm var. Son Başbakanımız Binali Yıldırım, Bakanlarımızdan Numan Kurtulmuş’un kızının düğününe 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nden giderken köprüde intihar girişimine rastlıyor. Doğal olarak yapması gerekeni yapan Başbakan Binali Yıldırım, intihar girişiminde bulunan o kişiye nasihatlarda bulunup adamcağızı intihardan vaz geçirdi.  Şimdi sosyal medyanın yönlendirdiği bazı aptal haset fesat tipler, Binali Yıldırım’ın bu davranışına planlı düzmece diyorlar. Hay sizin aklınıza ve hasetliğinize. Bu şapşallardan benim de çevremde de var. Bizim bir işe yaramaz sözde spor hocası Ural da aynı zihniyette. Sosyal medyaya karşı bunların gözünü açmak için büyük mücadele veriyorum ama ne yapayım olmuyor işte. Çünkü sosyal medya denen fitne dünyası bunların gözlerini kör etmiş. Kalplerini köreltmiş. Halbuki bugün ülkemizde sosyal medyayı, ülkemiz insanının içine fitne tohumları eken kutuplaştıran FETÖ’cüler, PKK’lılar, PKK’nın siyasi kolu HDP’liler, CHP’liler ve yabancı ülkelerin istihbaratlarıdır. Bizim bazı şapşallarda hainlerin, şer güçlerin fitnesine kanıyor.kardeşlerim uyanık olun ve gözünüzü açın.   Tamam kendinize malik değilsiniz onu da anlıyorum. Ülkemiz ve dünyayla ilgili doğru dürüst bir düşünmeye de sahip değilsiniz. Avam avam vakit geçiriyorsunuz. Bari kendinize iyilik yapında vaktinizi sosyal medya denen fitne dünyasında geçirmeyin. Farkında olmadan şer güçler, sizi kendilerine malzeme yapıp kullanıyorlar. Ne diyeyim, CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE AKIL VE ŞUUR VERSİN. ALLAH ŞER GÜÇLERİN OYUNCAĞI OLMAKTAN CÜMLEMİZİ KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.  

okumak için tıklayın.


Sezaryen istismarına dur diyecek yok mu  -Güneş Gazetesi


Hükümet kanser tedavisinde devrim niteliğinde bir değişiklik yaptı. Bilhassa özel hastanelerin istismar ettiği kanser hastalarını bundan sonra kimse istismar edemeyecek. Çünkü Hükümet, özel hastanelerde kanser ameliyatlarının ücretsiz yapılmasına karar verdi. Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, “Kanser hastaları zaten kamu hastanelerinde ödeme yapmıyorlardı. Şimdi ise aldığımız bu karar neticesinde SSK’yla sözleşme yaptığımız tüm özel hastanelerde kanser hastaları ameliyat olduğunda ödeme yapmayacaklar” dedi.  Hatta sağlık Bakanı Demircan, hastalardan fark isteyen özel hastanelerin kapatılacağını da söyledi. Hükümetin bu kararı başta kanser hastaları ve yakınları olmak üzere milletimizi sevindirdi.  Peki bilhassa özel hastanelerin istismar ettiği hamile kadınların durumu ne olacak? Paragöz bazı doktorlar ve hastane sahiplerinin hamile kadınları nasıl istismar ettiklerini basından takip ediyoruz. Hassas olduğumuz konulardan biri çocuğu nasıl da istismar ediyorlar.  Hamile kalan kadınlarımız, piarlarını yapmak için televizyon ve gazetelere çıkan doktorların korkutucu sözleri ve çevreninde etkisiyle sık sık doğum kontrolüne gidiyorlar. Tabi çocuğun ve Anne’nin sağlını tehdit eden bir durum varsa gitsinler. Ama 15 günde bir veya ayda bir doktor kontrolü olmamalı. 

İstismarcı olduklarını düşünüyorum 

Hamile kadının Doğum kontrolü boyunca Her şey normal seyrederken nasıl oluyorsa iş doğuma gelince çocuk birden tepetaklak ters dönmüş oluyor. Dedim ya çocuk konusunda hassas olduğumuzdan dolayı doktorun , “Çocuğu hemen sezaryenle almamız gerekir yoksa anne ve çocuğu kaybederiz” demesi üzerine, korkuyla “Tabi olur sezaryen yapın” deniyor. Yani 9 ay boyunca anne karnında uslu uslu duran çocuk dünyaya geleceğim diyerek birden heyecanlanıp tepetaklak mı oldu? Çevremde duyuyorumki bazı doktorlar, henüz doğumuna daha zaman varken ünne adaylarına “Ben hafta sonu yokum doğumunuzu filanca gün yapayım” derlermiş.  Yani açık konuşmak gerekirse ben çoğu özel hastanelerin ve doktorların istismarcı olduğunu düşünüyorum.  Kim bilir belkide doktorların bir kısmı art niyetle ülkemizin nüfus artışını engellemek için sezaryen yapıyor olabilirler? Daha önce çok defalarca yazımda söylemiştim. Şimdi tekrar söylüyorum. Ey Hükümet, ey Sağlık Bakanı, artık samimi olarak şu sezaryen istismarına dur deyin. Bakın araştırın hangi doktor gereksiz yere sezaryen yapmışsa o doktorun diplomasını hemen iptal edin. Hangi hastane para kazanmak için doktorlara gereksiz yere sezaryeni teşvik edin, doğumları sezaryenle yapın diyorsa o hastaneyi de hemen kapatın. Yeter be kardeşim. 

Sezaryende dünya birincisi olduk 

Dünya normal doğumu teşvik ederken Türkiye, sezaryenle doğumda dünya birincisi olduk. Sezaryenle doğum yapmak iyice moda haline geldi. Bazı cahil kadınlar, yok normal doğum yaparsam, vücudum bozulur, ben normal doğuma katlanamam gibi abuk sabuk cahilce konuşuyorlar. Be kadın seni dünyaya getiren annen her ay doktor kontrolüne mi gidiyordu? Veya annen seni dünyaya sezaryenle mi getirdi? Aklı başındaki uzman doktorların uyarılarına hiç rast gelmiyor musunuz? Uzman doktorlar, sık sık televizyon ve gazetelerde, “Annenin ve çocuğun sağlığı açısından en iyisi normal doğumdur. Annelere normal doğumu tercih edin” diye nasihatta bulunuyorlar. Normal doğumun annelik duygusu açısından önemli olduğunu ve çocuğun anneyle bağlılığı açısından da çok önemli olduğunu söylüyorlar. Aynı zamanda, “Normal doğum yapan kadınlar yaşlılığında idrarını kaçırmazlar” diyorlar. Bu nasihatları hiç duymuyormusunuz? Tabi magazin programlarını izlemekten, dedikodu yapmaktan aklı başında programları izlemezsiniz. Neymiş efendim filanca arkadaş sezaryen yaptı bende yaptırayım. Yok normal doğum yaparsam şuram gevşer buram bozulur gibi aptal düşünceler. Neyse daha fazla konuşmamayım. Allah herkese akıl vermiş herkes aklını kullansın. CENAB-I ALLAH HERKESE AKIL FİKİR VERSİN. ALLAH İNSAN SAĞLIĞI İLE OYNAYAN PARAGÖZ OLAN DOKTORLARI HELAK ETSİN. ALLAH CÜMLEMİZE HAYIRLI EVLATLAR NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİNE, MİLLETİNE, DİNİNE HAYIRLI EVLATLER YETİŞTİRMEYİ CÜMLEMİZE NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE,MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Muharrem İnce sakın 8 puana güvenme  -Güneş Gazetesi


Geçtiğimiz hafta cumartesi günkü yazımda Kılıçdaroğlu’na “Sana Hoca nasihatı! Sen hiç bir zaman iktidara gelemezsin. Hatta bugünkü zihniyetle CHP de iktidara hiç bir zaman gelemez. Genel Başkanlığı bırakıp gitmen senin için daha hayırlı olur” demiştim. Çünkü sen Atatürk’ün kurduğu CHP’ye ihanet ettin. Sen ülkemizi bölüp parçalamak isteyen terör örgütü PKK’yla işbirliği yaptın. Sen PKK’nın siyasi kolu olan HDP’yi Meclis’e soktun. Sen yıllardır Atatürk’e ayyaş, sarhoş, Deccal diyen FETÖ’cüleri CHP’ye yerleştirdin. Sen CHP’lilere ve Atatürk’e ihanet ettin. Yine Cumartesi günkü yazımda “Ey Kılıçdaroğlu, FETÖ’cülerin Deniz Baykal’a iğrenç kaset kumpası sonrası CHP Genel Başkanı oldun. Yani kaset kumpasıyla o koltuğa oturdun. Yalnız Muharrem İnce seni o koltukta oturtmaz demiştim.” Evet dediğim gibi Muharrem İnce, seni CHP genel Başkanlığı koltuğunda al aşağı etmek için kolları sıvadı. Kılıçdaroğlu, belki içinden “Bu adamı (Muharrem İnce’yi ) Cumhurbaşkanı adayı yaptım. Şimdi benim koltuğumu elimden almak için mücadele ediyor” diyebilirsin. Ee, buna etme bulma dünyası derler. Çünkü sen aynısını Deniz Baykal’a yapmıştın. Muharrem İnce “Ben partimden 8 puan fazla oy aldım. CHP genel Başkanlığı benim hakkım” diyor. Adam haklı. Çünkü Kılıçdaroğlu girdiği 9 seçimden de yenilgiyle çıktı. Muharrem İnce ise girdiği ilk seçimde partisine 8 puan fark attı.  Hadi diyelim ki Muharrem İnce CHP genel Başkanı oldu. Peki Muharrem İnce CHP’yi iktidara taşır mı? Yani Muharrem ince CHP Genel Başkanı olduğunda 8 puanı partisine getirir mi? Bence hayır,  taşıyamaz. Muharrem İnce'nin önce Kılıçdaroğlu’nun yapısını bozduğu CHP’yi düzeltmesi gerekir. CHP’nin içinde PKK’yı savunan ve destekleyenleri, FETÖ’cüleri, etnik kimlik siyaseti yapanları temizlemesi gerekir. Bu da yeterli değil. Muharrem İnce samimi olacak samimi. Kalpleri Allah bilir ama öyle Cumhurbaşkanı adayı olduktan sonra camiye gitmekle, daha önce karşı çıktığı başörtüsüne, aday olunca “Başörtülüler bizim kardeşlerimiz” demekle bu işler olmaz. Bak Cumhurbaşkanı Erdoğan 16 yıldır her defasında çıtayı yükselterek seçimleri kazanıyor. Neden kazanıyor biliyor musunuz? Samimi olduğu için. Hizmet ettiği için. Türkiye’nin 80 senedir birikmiş sorunlarını çözdüğü için. Milli ve manevi şuurla ülkemizi 16 yılda zirveye çıkardığı için, savunma sanayisini güçlendirdiği için. 40 yıldır ülkemizin belası olan terör örgütlerinin kökünü kazıdığı için, ülkemiz üzerinde oyun oynayan içimizdeki ve dışarıdaki şer güçlere karşı dik durduğu, ülkemizin bekası için mücadele ettiği için seçimleri kazanıyor.  Muharrem İnce bu saydıklarımın üstüne ne koyabilir? İnce şimdi seçim meydanlarında söylediği gibi “Ben huzuru, barışı getireceğim” diyebilir. Kardeşlerim, milleti kutuplaştırıp huzurunu bozanlar, nifak, fitne tohumları ekenler, sosyal medyayı ele geçiren başta İsrail’in ve Amerika’nın olmak üzere yabancı ülke istihbaratları, CHP’liler, FETÖ’cüler ve PKK’lılardır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH HERKESE HAKLARINDA HAYIRLI OLAN NEYSE ONU NASİP ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZE SAMİMİ DUYGULARLA HİZMET EDECEK OLANLARI YÖNETİCİ KILSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN. 

okumak için tıklayın.


Hrıstiyan liderin söylediklerine bakın  -Güneş Gazetesi


Hollanda’da koalisyon hükümetini oluşturan dört partiden biri olan Hrıstiyan Birliği’nin lideri Gert Jan Segers, NATO müttefiki Türkiye’ye yönelik olası bir saldırı durumunda, Hollanda’nın Türkiye’ye destek vermemesini istedi. NATO anlaşmasının 5 maddesinde, her hangi bir üye ülkeye dışarıdan saldırı olursa bu saldırı bütün ittifak ülkelerine yapılmış sayılır deniyor. Gert Jan Segers, Türkiye’ye saldırı olursa bu maddeyi tanımayalım diyor. Türk ve müslüman düşmanı olan Segers denen hadsiz, Türkiye’nin yürüttüğü politikalara karşı sert tedbirler alınmalıdır diyor. Ayrıca Avrupa Birliği'nin Türkiye’yle müzakereleri bitirmesi gerektiğini söylüyor.  Ey sözde müttefikler, siz Türkiye’nin Amerika’dan sonra NATO’da ikinci büyük güç olduğunu bilmiyor musunuz? Türkiye NATO’dan çıksa sizler kafayı yersiniz. En kritik yerlerde Türk Askerinin görev yaptığını bilmiyor musunuz? Türkiye NATO nezdinde nerede görev yaptıysa bulunduğu yerlere insanlığı, şefkati, merhameti götürdü. Ya siz? Sizlerin Birleşmiş Milletler çatısı altında ne haltlar karıştırdığınızı, Hollandalı askerlerin Bosna-Hersek’te Müslüman halka nasıl kalleşlik yaptığını bütün dünya biliyor. Sırplar'ın katliamından kaçan Bosnalı Müslümanlar canlarını kurtarmak için Birleşmiş Milletler'de görevli Hollandalı askerlere sığınmıştı. O alçaklar kendilerine sığınan binlerce Bosnalı Müslümanı Sırp çetelerine teslim etti. Kendilerine Hollandalılar tarafından teslim edilen on binin üzerindeki Bosnalı Müslüman Sırplar tarafından katledilmişti.  Şimdi bu alçak Hollandalı lider diyor ki biz Türkiye’nin politikasından rahatsızız. Hayırdır! Türkiye Ortadoğu’da ve kendi üzerinde oynadığınız pis oyunları bozduğu için mi rahatsızsınız? Eskisi gibi Türkiye’yi yönetemediğiniz veya sömüremediğiniz için mi rahatsızsınız? Yoksa Türkiye tam bağımsız bir ülke olduğu için mi? Türkiye Kendi savunma sanayisini güçlendirdiği için mi? Yoksa son 16 yılda Türkiye çok büyüdüğü için mi rahatsızsınız?  Sizler kendinizi ne sanıyorsunuz da Türkiye’ye ayar çekmeye çalışıyorsunuz. 40 yıldır siz Avrupa ülkeleri, Amerika, İsrail, Rusya, NATO ve Vatikan...Terör örgütü PKK’yla mücadele ederken Türkiye’yinin yanında mıydınız? Tam tersi bugün olduğu gibi destek veriyordunuz. Allah muhafaza Türkiye’nin başına bir şey gelse eskiden olduğu gibi yine siz ehli küfür topluluğu olarak bir şey yapmazsınız. Ancak sizlerin başına bir felaket geldiğinde yine imdadınıza Türkiye koşar. Sizlere tavsiyem bir an önce içinizdeki Türkiye ve Müslüman düşmanlığınızı atın. Bu şuursuzluktan ve sık sık Türkiye’yi tehdit etmekten vazgeç geçin. Ne diyeyim; CENAB-I ALLAH BU GAFİLLERE YANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH BİZ TÜRK VE MÜSLÜMAN TOPLULUĞUNU KİMSELERE MUHTAÇ ETMESİN. HELE HELE ALLAH BİZLERİ EHLİ KÜFRE MUHTAÇ ETMESİN. ALLAH DEVLETİMİZİ, ORDUMUZU HER DAİM GÜÇLÜ KILSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Üzerinize güneş değil kara bulutlar çökecek!  -Güneş Gazetesi


Arkadaşlar soruyor Hocam, FETÖ’cüler temizlendi mi? Bitti mi? Son günlerde FETÖ’cülerle ilgili pek ses çıkmıyor da gibi sorular soruyorlar. Arkadaşlara be kardeşim siz gündemi hiç mi takip etmiyorsunuz? Her gün gazete ve televizyonlar FETÖ’cülere yapılan operasyonlardan bahsediyor. Bugün Her hangi bir gazeteyi al, FETÖ’cü Muvazzaf askerlere, öğretim görevlilerine, iş adamlarına ve FETÖ’nün saklanan mahrem imamlarına karşı yapılan operasyonları ve tutuklamaları göreceksin. Adil öksüz denen haini arayan ekibin başındaki emniyet müdürü bile FETÖ’den tutuklandı. Evladım korkmayın Allah’ın izni ile devletimiz ve hükümetimiz bundan sonra devlet, millet düşmanı olan münafık şerefsiz FETÖ’cülere göz açtırmaz. FETÖ’cüler, her ne kadar 24 Haziran seçiminde umudunu PKK’ya, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’ye ve Meral Akşener’e bağladılarsa da umutları suya düştü. Hatırlarsanız yurtdışına kaçan Vatan haini FETÖ’cüler, 24 Haziran seçimleri öncesi önce sosyal medyadan Türkiye’deki hain FETÖ’cülere sakın üzülmeyin, morallerinizi bozmayın, güneş yakında bizim üzerimize doğacak diyorlardı. Hatta Muharrem İnce Cumhurbaşkanı olunca eskiden olduğu gibi tekrar hepimiz devletteki işlerinize döneceksiniz diyerek Cumhurbaşkanlığı seçiminde Muharrem İnce’ye milletvekilliği seçiminde ise bölgeye göre CHP’ye HDP’ye veya iyi partiye oy verin. CHP’nin, HDP’nin ve iyi partinin kazanması için kapı kapı dolaşıp insanların ikna edin diyorlardı. 24 Haziran seçimleri yapıldı. FETÖ’cülerin, PKK’lıların, Amerika, İsrail, Avrupa ve diğer Türkiye düşmanlarının şerefsizliğine rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan tekrar Cumhurbaşkanı oldu. Muharrem İnce’yi CHP’yi anlatmama gerek bile yok. FETÖ’cülerin umudu morali olacak olan Muharrem İnce kazanamadı. CHP şer güçlerin desteğine rağmen yerlerde sürünüyor. Dolaysıyla FETÖ’cülerin hayalleride suya düştü. Peki malı götüren, şimdilik paçayı kurtaran FETÖ’cüler, yurtdışında saltanat sürerken, Türkiye sap gibi ortada kalmış olan FETÖ’cüler halende kandırılmaya, sermaye olmaya devam mı edecekler? Ülkemizde kendisini sinsice saklayan, takiye yapan, kriptolu FETÖ’cülere tavsiyem şu. Eğer varsa Allah’ın verdiği akıl nimetini kullanarak gözünüzü açın. Akıllı olun ve kendinizi İsrail ve Amerika tarafından yetiştirilmiş olan Vatan millet düşmanı Fetullah Gülen denen münafığa sermaye etmeyin. Şunu çok iyi Bilin ki sizlerin üzerine güneş değil, karabulutlar çökecek. Ulan be şerefsizler, sizler Allah’a inandığınızı nasıl olurda söylersiniz. Be kanı bozuklar, Allah’a iman etmiş olan biri terör örgütlerine destek olur mu? PKK’ya ve PKK’yla işbirliği yapan CHP’ye oy verir mi? Merak etmeyin tümünüzün sonu yakındır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BAŞTA İRADESİNİ KÖRÜ KÖRÜNE BİRİNE TESLİM ETMİŞ OLAN ZAVALLILARA AKIL FİKİR VERSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZE EKMEĞİNİ YİYİPTE HAİNLİK EDENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Sana hoca tavsiyesi: Bırak git  -Güneş Gazetesi


FETÖ’nün Deniz Baykal’a kaset kumpasından sonra yine FETÖ’cüler tarafından CHP genel Başkanlığı koltuğuna otutdurulan Kemal Kılıçdaroğlu, CHP genel Başkanlığı koltuğuna oturduktan sonra tam 9 seçim kaybetti. Her seçimde yenilgiye uğrayan Kemal Kılıçdaroğlu, her seferinde de işi pişkinliğe vuruyor. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçiminden iki gün sonra kamuoyunun karşısına çıkan Kılıçdaroğlu bu seçimin tek galibi var oda CHP dir dedi. Ah zavallı Kemal’im ah. Madem seçimin tek galibi CHP, neden o zaman CHP’liler oturma eylemi yapıp senin istifanı istiyor? Utanmadan koltuk sevdalılarının bu partide işi yok deyip gözdağı veriyorsun. Kılıçdaroğlu, bak kardeşim sana Hoca nasihatı. Sen hiç bir zaman iktidara gelemezsin. Bazı CHP’liler ve terör örgütü PKK’lılar ve PKK’nın siyasi kolu HDP’liler tarafından henüz itibarın varken istifa etmen senin için daha hayırlı olur. İşi inada götürürsen sonra yüzüne bakan olmaz. Kılıçdaroğlu samimi duygularımla soruyorum? Bu seçimde PKK’ya veya PKK’nın siyasi kolu HDP’yle işbirliği yaparken vicdanın hiç sızlamadı mı? Kılıçdaroğlu, Atatürk’ün kurduğu CHP’nin koltuğunda oturan biri olarak siz PKK’yla veya PKK’nın siyasi kolu olan HDP’yle işbirliği yaptığınızda Atatürkçülere ulusalcılara ihanet etmiş olmadınız mı? Kılıçdaroğlu, HDP’nin barajı geçmesi için verdiğiniz destek sizi bitirdi bitirdi. İşi pişkinliğe vurmayı bırak istifa et git. Senin için hayırlı olan da bu. Muharrem İnce’nin kollarını sıvadığının farkındasın her halde. Kılıçdaroğlu, hatırlıyormusun kaset sıkandalı olayından dolayı zor günler geçiren Deniz Baykal’ı ziyaret etmiştiniz? O ziyaret sonrası gazetecilere hayır ben kesinlikle bu durumda genel başkanlığı düşünmüyorum deyip ertesi günü CHP genel Başkanlığına aday olduğunuzu açıklamıştınız? Gel bakalım Muharrem dediğin Muharrem İnce de seçim öncesi ben asla Kılıçdaroğlu’na karşı aday olmam diyordu. Kılıçdaroğlu Muharrem İnce sana yakın zamanda hadi güle güle diyecek. Eee etme bulma dünyası. Siz CHP’lilerin kültürü bu. Birbirinize kazık aymayı, entrikaları ve Bizans oyunlarını çok iyi bilirsiniz. Kardeşlerim Cumhurbaşkanımız Erdoğan, 24 Haziran seçimlerinde de Zafer elde etti. Milletimiz ülkemizin bakası için tekrar Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a bu ülkeyi sen ayakta tutarsın diyerek oy verdi. %53 oyla tekrar güven tazeleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Dünya liderleri tarafından tebrik yağdı. Şimdi bırakalım CHP’liler yesin birbirini. Onların iç işlerine ayıracak vaktimiz yok. Daha önceki yazımda söylediğim gibi, rehavete kapılmadan,gevşemeden, seçim zaferinin sarhoşluğuna kapılmadan mart 2019 yerel seçimlerine hazırlanalım. Bu uyarıyı sık sık yapmamın nedeni gevşeklik hissediyor olmamdır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZİN BEKASI İÇİN MÜCADELE EDEN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH ÜLKEMİZE HAİNLİK YAPANLARI İSE HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Sakın rehavete kapılıp gevşemeyin  -Güneş Gazetesi


Milletimiz Gezicilere, darbecilere, FETÖ’cülere, kanı bozuk olan şerefsiz PKK’lılara, İsrail’e, Amerika’ya, bazı Avrupa ülkelerine, Vatikan’a, NATO’ya ve içimizdeki hainlere rağmen “Durmak yok yola devam” dedi. Yani milletimiz Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Yeterki sen ülkemizin bekası için çalış, ülkemizi tam bağımsız hale getir, şer güçlere karşı savunma sanayimizi güçlendir, sinsice devletin içine sızmış olan münafık FETÖ’cüleri devletin içinde temizlemeye devam et gerisini merak etme, biz her daim senin yanındayız” dedi.  Evet Milletimizin ve ümmetin Duasıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan yüzde 53 oy alarak yenilmezlik serisini sürdürdü. FETÖ’cülerin, PKK’lıların, içimizdeki ve dışımızdaki şer güçlerin desteklediği umudu olan Muharrem İnce yüzde 30 oy aldı. Cumhurbaşkanlığı yarışını kaybeden Muharrem İnce, önümüzdeki günlerde Kemal Kılıçdaroğlu’nun koltuğuna oturacak gibi. 

Büyük hayal kırıklığı yaşadılar 

Neticede Milletimiz 24 Haziran seçimlerinde Meclis’te her görüşe yer verdi. Yalnız Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın kazanamaması için ellerinden gelen tüm pislikleri yapan, Muharrem İnce’nin kazanması içinde tüm gayretlerini ortaya koyan İsrail, Amerika ve Avrupa hayal kırıklığı yaşıyor. Tabi en çok hayal kırıklılığını Almanya Başbakanı Merkel yaşıyor. Yakın zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a pislik yapan bu ülkelerinin nasıl kıvırdıklarını, nasıl U dönüşü yaptıklarını hep beraber göreceğiz. Kardeşlerim, milletimiz Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yaptığı yatırımlar, şer güçlerin pis oyunlarına karşı dik duruşu, sözlerinin arkasında durmasına ve yeni projelerine oy verdi.  Hiç vakit kaybetmeden ekonomide, sanayide, dış politikada yeni projelerle 2023’e ulaşmalıyız. 

Mart 2019 seçimlerine hazırlanın 

Bu arada önümüzdeki Mart ayında yerel seçimler var. Bilhassa AK Partililere ve AK Partili milletvekillerine sesleniyorum. Toplum içinde gevşek gevşek yalan yanlış konuşarak, “Efendim Reis’le temas halindeyiz, AK Parti'nin içinde hükümete yakın olan biriyim” deyip piyasa yapmaya çalışanlara derim ki, oturup kalkmanıza, toplum içinde konuşmanıza dikkat edin.  Size tutulan her mikrofona abuk sabuk konuşup cahilce fikir beyan etmeyin. Bu uyarıları milletin nabzını iyi tutan biri olarak bilinçli olarak yapıyorum. AK Parti'nin yüzde 42.56 oy almasının nedenlerinden biri bu gevşekliktir. İnsanları AK Parti'ye oy vermeleri için ikna etmeye çalışırken, “Hocam tamam sizin hatırınız için Erdoğan’a oy vereceğim. Ancak AK Parti'ye vermem çünkü filan filan demeye” başlıyorlardı. İnsanların o filan filan dediklerinin çoğu doğru. Önümüzdeki Mart ayında yerel seçimler var. “Efendim Cumhurbaşkanımızı halk seviyor, yerel seçimleri de alırız” deyip rehavete kapılıp gevşerseniz işte o zaman millet size gevşekliğinizin cezasını verir benden söylemesi. Şimdiden rehavete kapılmadan Gevşemeden Mart 2019 yerel seçimlerine hazırlanın. Yoksa Büyük Şehirler elden gider benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH KİM OLURSA OLSUN ÜLKEMİZE HAYIRLI HİZMETLERDE BULUNAN HERKESTEN RAZI OLS UN. ALLAH ÜLKEMİZİ 2023'E GÜÇLÜ GİRMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Recep Tayyip Erdoğan ismi olmalı  -Güneş Gazetesi


Arkadaşlarla sohbet ederken konu Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın uçağının üçüncü havalimanına inmesine geldi. Yapımı halen devam eden dünyanın en büyük havalimanı inşallah 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda açılmış olcak. Hatta şer güçlere rağmen açılacak.  Hatırlarsanız Gezi olayları sırasında içimizdeki bazı hainler ile başta Almanya olmak üzere dışarıdaki Türkiye düşmanları üçüncü havalimanına karşı çıkmışlardı. Ülkemizin hayrına olan her şeye karşı çıkan zihniyet, yani ipleri başkalarının elinde olan çapulcu takımı, Gezi olayları sırasında dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a giderek, “Biz üçüncü havalimanının yapılmasını istemiyoruz” demişlerdi. Dedim ya şer güçlere, çapulculara, her türlü fitneye, fesatlığa rağmen Allah’a çok şükür dünyanın en büyük havaalanı bitiyor ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda hizmete girmiş olacak. 

Üçüncü havalimanının ismi 

Arkadaşlar, “Hocam peki üçüncü havalimanın ismi ne olacak” diye sorduklarında, “Valla benim elimde olsa hakkı olduğunu düşündüğüm için Recep Tayyip Erdoğan ismini koyarım” dedim. Arkadaş, “Hocam çok doğru bende olsam Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ismini koyarım” dedi. Üçüncü havalimanının ismi Recep Tayyip Erdoğan olsun istememin nedeni 16 yılda ülkemizi bağımsız ülke haline getirdiği için. Ülkemizi sanayide, teknolojide, sağlıkta, savunma sanayisinde ve ekonomide çok iyi yerlere getirdiği ve Ülkemizi bölüp parçalamak isteyen içimizdeki hainlere, dışarıdaki Türkiye düşmanlarına karşı dik durduğu için üçüncü havalimanının isminin Recep Tayyip Erdoğan olmasını istiyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın en büyük havalimanını yapmakla çok büyük iş yapmıştır. Türk Havayolları 16 yıl önce bir kaç ülkeye uçarken bugün neredeyse dünyanın her noktasına uçmakta. 

THY Avustralya'ya da uçacak 

Yurt dışı gezilerimde yabancı yolcularla sohbet ettiğimde neden Türk Havayolları'nı tercih ediyorsunuz? Diye sorduğumda, “Her noktaya uçtuğu, hizmet ve kalitesi güzel olduğu için tercih ediyoruz” cevabını alıyorum. Türk Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, “Filomuzu büyütüyoruz, yeni büyük uçaklarımız yakında gelmeye başlayacak. Yeni uçak siparişlerimizle birlikte her yıl bin pilot yetiştireceğiz. Uçuşa başlayacak olan pilotlar yirmi bin lira maaşla işe başlamış olacak. İnşallah yakın zamanda Avustralya’ya uçacağız” diyor. Türkiye 16 yılda nereden nereye geldi değil mi? Türk Havayolları bugün dünyanın bir numaralı şirketi. Yani milli markamız ve gururumuz. Üçüncü havalimanı açıldığında oda milli markamız olacak. Ehil olanlar işin başında olunca başarıda kendiliğinden geliyor. Tekrar söylüyorum üçüncü havalimanının ismi Recep Tayyip Erdoğan olmalı. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZE HİZMET EDEN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH ÜLKEMİZİN BÜYÜMESİNİ, GELİŞMESİNİ İSTEMEYEN FİTNECİLERİ, FESATÇILARI VE TÜRKİYE DÜŞMANLARINI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Kılıçdaroğlu iddialara cevap ver  -Güneş Gazetesi


Ülke TV’de gazetemizin genel yayın yönetmeni Turgay Güler’in hazırlayıp sunduğu Sıradışı programında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu izledim. Önemli konularla birlikte ülkemiz üzerinde oynanan pis oyunları dile getiren Bakan Soylu, Türkiye’nin şer güçlerle sadece içeride değil dışarıda da mücadele ettiğini söyledi.  Soylu, CHP’nin terör örgütü PKK’nın işine yarayacak söylemlerde bulunduğunu, CHP’yle HDP’nin bir birlerini gazladığını ve CHP, HDP, SP’inin millet ittifakı değil nefret ittifakı olduğunu söyledi.  Soylu şunları paylaştı: “CHP Atatürk’ün partisi değil ki, CHP sadece Atatürk’ü ve laikliği kullanıyor. CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce’nin yazdığı iğrenç şiire bakın.  Cumhurbaşkanı adayı olduktan sonra Cuma namazlarını kaçırmayan Muharrem İnce yazdığı şiirinde diyor ki haşa, 'Tanrı ağlarken Çimen’ler yeşeriyor/ Tanrı’yla aramız açık zaten? O halde bende sana taparım/ Sen tanımadığım birinin karısısın/ Memelerin al al olmuş.' Gerisini edebim gereği burada anlatamam. Bu iğrenç şiiri yazan Muharrem İnce ülkemizde Cumhurbaşkanı olmak istiyor. Tek kelimeyle yazıklar olsun.” 

FETO'ya ne mesaj yolladın? 

Esas Bakan Soylu’nun Kılıçdaroğlu’yla ilgili anlattıkları dikkatimi çekti. Kılıçdaroğlu’nun FETÖ’cülerle yaptığı gizli toplantıya değinen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kılıçdaroğlu’na '17-25 Aralık’ta kimin ofisinden Pensilvanya’ya mesaj yolladın' diye sordu? Yani Kılıçdaroğlu’na FETÖ’cülerle bir ofiste buluşup Fetullah Gülen denen haine ne mesaj yolladın diye soruyor.  Soylu, “Bu mesaj içersinde 15 Temmuz darbe şifresi olarak yurtta sulh cihanda sulh söylemlerini kullandın mı? Ofisinde bulunduğun kişi senden milletvekilliği istedi, sen milletvekili yapamayınca önce o kişiyi il başkanı yaptın. Şimdi o kişi şu an CHP’den milletvekili adayıdır” dedi.  Gerçi ben her zaman Kılıçdaroğlu’nun bir FETÖ projesi olduğuna inanmışımdır. Toplumdaki genel kanaatte bu. Ertesi günü NTV kanalında Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in konuşmasını izledim. Doğu Perincek, Muharrem İnce’ye seslenerek “Türk ordusunun başında bulunan kahraman komutana senin apoletlerini sökerim diyen bir kişiden siyasetçi olmaz hele hele Cumhurbaşkanı hiç olmaz” dedi. 

Kin duygusu PKK'dan bulaşmış 

PKK ile ittifak yapan Muharrem İnce’ye kin duygusu PKK’dan bulaşmıştır. Doğu Perincek, sözlerine İP partisiyle Kılıçdaroğlu’nun Amerikan projesi olduğunu söyleyerek devam etti. Şimdi İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sorduğu soruları Kılıçdaroğlu’na ben soruyorum? Ey Kılıçdaroğlu, sen bir FETÖ projesi misin? FETÖ’cülerle bir ofiste gizlice buluştun mu? Ofisinde buluştuğun kişiler kim? Kimin muayenehanesine gittin? O muayenehanede darbe ortaklarıyla ne konuştun? Nelerin pazarlığı yapıldı? Terör örgütü PKK’nın siyasi kolu olan HDP’yle ortak hareket etmenizi FETÖ’mü istedi? Kılıçdaroğlu, 40 yıldır ülkemizin kurucusu ve CHP’nin de kurucusu olan Atatürk’e, Deccal, Firavun, dinsiz gibi yakıştırmalarda bulunan FETÖ’cülerle omuz omuza olman Atatürkçü birine yakışıyor mu? Kılıçdaroğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya cevap vermemişsin, belki bana cevap verirsin ümidiyle bakanın sorduğu soruları bende sorayım dedim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ HAİNLERDEN, FİTNECİLERDEN, MÜNAFIKLARDAN KORUSUN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ BÖLÜP PARÇALAMAK İSTEYEN HAİNLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


İsrail imparatorluğuna engel olduğu için düşmanlar  -Güneş Gazetesi


Bayram dolayisiyla ziyaretime gelen dostlarımla, Bayram’ın ruhuna uygun sohbetler ederken bir taraftanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yenikapı mitingini izliyorduk. Doktor olan bir arkadaşım, “Hocam herhalde bu iş ilk turda bitecek” dedi. Eşi ise, “Hocam maşallah yağmura rağmen mitinge milyonlarca insan gelmiş”, diğer arkadaşım da, “Hocam bilirsiniz ben yalan söylemeyi sevmem. Son iki seçimdir AK Partiye oy veriyorum. Yalnız duygusal olarak değil, ben bilinçli olarak AK Partiye oyumu veriyorum” dedi.  Tam o esnada mitinge katılan eski Başbakan’larımızdan Tansu Çiller’in canlı yayında konuşmasını izledik. Tansu Çiller, arkadaşı teyit edercesine, “Ben milli şuurla buradayım” diyordu. Tansu Çiller bu sözleri söylerken Arkadaşla göz göze gelerek gülümsedik.  Çiller, “Son dönemde terörle mücadelede Mehmetçiğin destan yazmasıyla çok iyi seviyeye geldik. Terörle mücadele sadece askeri müdehale değildir. Terörle mücadelenin çok önemli bir unsuru da dış politikadır” diyerek sözlerine devam etti. 

Türkiye İsrail'in oyununu bozdu 

Evet bence de terörle mücadelede dış politika çok önemli. Çok şükür kahraman askerlerimiz, dağ tepe, içeride ve sınır ötesinde terörle mücadele ediyor. İnşallah kanı bozuk, kansız, şerefsiz PKK terör örgütü ile İsrail ve Amerika tarafından sinsice özel olarak yetiştirilip devletin en mahrem yerlerine yerleşen münafık FETÖ’cülerin kökü iyice kazınacak.  Kardeşlerim her zaman söylediğim gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan olmasaydı ülkemiz PKK terör örgütü ve FETÖ’cüler tarafından çoktan bölünüp parçalanmıştı. Çünkü İsrail ve Amerika Türkiye’nin bölünüp parçalanmasını istiyor. Gezi olayları, 17-25 Aralık ve kanı bozuk FETÖ’cülerin 15 Temmuz darbe girişimine rağmen Türkiye, Fırat Kalkan’ı, Zeytin Dalı operasyonlarıyla İsrail’in oyununu bozdu. İsrail’in sözde Arz-ı Mev’ud yani vaat edilmiş topraklar düşüncesiyle Nil’den Fırat’a kadar kurmak istediği büyük İsrail imparatorluğu şimdilik Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından bozuldu. İşte İsrail, Amerika özellikle başta Almanya olmak üzere Avrupa, NATO ve Vatikan’ın Erdoğan düşmanlığı İsrail’in büyük İsrail imparatorluğu oynunu bozmasından. 

Milli şuurla sandığa gidelim 

Bunların düşmanlığı, Erdoğan’ın milli ve maneviyatçı oluşu, Türkiye’yi savunma sanayisinde güçlü kılması, tehditlere rağmen taviz vermeyen dik duruşundan dolayıdır. Peki biz millet olarak FETÖ’nün projesi olan Kılıçdaroğlu ve Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdiği Muharrem İnce’den yana mı, yine FETÖ projesi olduğu konuşulan Meral Akşener’den yana mı, yoksa şer güçlerin ülkemiz üzerinde pis oyunlarını bozan, Türkiye’yi milli şuurla dim dik ayakta tutan, savunmada, sanayide, ekonomide, demokrasi ve özgürlükte çığır açan, her şeyden önemlisi Amerika, İsrail ve Avrupa’nın oynunu bozan Recep Tayyip Erdoğan’dan yana mı olacağız? Evet Tansu Çiller’in dediği gibi milli şuurla sandık başına gidelim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI OLAN KİMSE BAŞIMIZA GETİRSİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN İÇERİDE VE DIŞARIDAKİ HAİNLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Ey CHP’liler hesap sormayacak mısınız?  -Güneş Gazetesi


Bayram ziyaretime gelen dostlarımla, eski bayramları, ailelerin küçüldüğünü, gençlerin bireysel yaşamı tercih etmelerini, 24 Haziran cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerini, Sakarya’daki yavru köpeğe yapılan vahşi işkenceyi ve kahraman askerlerimizin Kandil’e yaptıkları operasyonları konuşurken, kardeşim Coşkun beni aradı. “Hocam Yunus komutan şehit düşmüş haberin var mı” dedi. O an bir şok yaşayarak “Hayır haberim yok” dedim. Telefonu kapattıktan sonra olay doğru mu? diye vali beyi aradığımda, “Hocam maalesef doğru” cevabını verdi. O an feryadı figan edercesine kanı bozuk terör örgütü PKK’ya, PKK’nın siyasi kolu HDP’ye ve HDP’yle omuz omuza siyaset yürüten CHP’ye ve FETÖ’cülere ağzıma ne geldiyse saydım. Allah hepsinin de belasını versin. Allah hiç birinin yüzünü ne bu dünyada ne de ahirette güldürmesin. Şehit yüzbaşı Yunus Çelebi kardeşim gibiydi. Operasyona çıkmadan önce fırsat buldukça beni arardı. Yakın zamanda beni aradığında, “Hocam, Allah bizi korudu. PKK’lı teröristlerin attığı roket tam omuzumu sıyırarak geçti” demişti. 

Yoksa sizlerde mi devşirildiniz? 

Neyse, Allahım tüm şehitlerimize rahmet eylesin. Ailelerine ise Allah’ım sabırlar versin. Şimdi PKK’nın siyasi kanadıyla yani dolaylı yoldan terör örgütü PKK’yla omuz omuza siyaset yürüten CHP’ye, hala FETÖ’yle bağını kesmemiş Meral Akşener’in peşinden koşan FETÖ’cülere soruyorum? PKK’nın yaptığı katliamlardan, asker ve polislerimizi şehit etmelerinden memnun musunuz?  Hadi bırakalım beyinleri yıkanmış olan FETÖ’cüleri bir kenara. Esas ulusalcı, Atatürkçü CHP’li olan kardeşlerime soruyorum? PKK’nın siyasi kolu olan HDP’yle, yani dolaylı olarak Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni bölüp parçalamak isteyen terör örgütü PKK’yla omuz omuza veren bugünkü CHP’nin haline ne diyeceksiniz?   Soruyorum bir proje olan Kılıçdaroğlu’nun başında olduğu bugünkü CHP yöneticilerine ses çıkarmayacak mısınız? Bugünkü CHP’ye hala destek olacak mısınız? Kılıçdaroğlu’na neden ülkemizi bölüp parçalamak isteyen, her gün asker ve polisimizi şehit eden PKK terör örgütünün siyasi kolu olan HDP’yle omuz omuzasınız diye hesap sormuyorsunuz? Yoksa sizlerde mi devşirildiniz? 

Türkiye asla bölünmeyecektir 

Şunu çok iyi biliniz ki Allah mutlaka hepimize ülkemiz üzerinde oynan pis oyunları görüp de sessiz kaldığımızdan dolayı hem bu dünyada hem de ahirette hesap soracak. Kim olursa olsun. İsterse babamın oğlu olsun. Kim ülkemizi, devlet ve milletimizi bölüp parçalamak istiyorsa, kim terör örgütleriyle direk yada siyasi stratejik olarak ilişkideyse Allah hepsinin boynunu devirsin. Şu çok iyi bilinsin ki Türkiye Cumhuriyeti sinsi oyunlarla, PKK, FETÖ, HDP ve diğer 24 Haziran seçimleri için koalisyon kurmuş siyasi partilere, İsrail, Amerika, Avrupa ülkeleri, NATO ve Vatikan’a karşı asla bölünmeyecektir. Her ne kadar terör örgütlerinin, cemaatlerin, başka ülke istihbaratları tarafından kandırılmış olanlar varsa da, bu ülkenin sağlam milli ve manevi değerlere sahip gençleri Allahın izniyle Türkiye Cumhuriyeti’ni böldürmeyecektir. Üzüntü keder içinde içimden geldiği gibi bunları yazdım. Ancak içimden geçenlerin hepsini edep açısından burada söyleyemiyorum. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH YÜZBAŞI YUNUS KADEŞİME RAHMET EYLESİN. ALLAH TÜM ŞEHİTLERİMİZİN AİLELERİNE SABIR VERSİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYANLARI HELAK ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE OYNANAN OYUNLARI FARK ETMEYENLERE UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN

okumak için tıklayın.


Günaydın dummkopf günaydın  -Güneş Gazetesi


Türkiye’yi eski Türkiye yapmak için PKK terör örgütünü, Gezi olaylarını destekleyen, etnik ve mezhep fitnesi için bazı vakıflara, derneklere ülkemizde faaliyet gösteren sözde Alman vakıfları aracılığı ile arka çıkan Almanya uyanmaya başladı. Alçak, kanı bozuk,münafık, din ve devlet düşmanı FETÖ’cülerin 15 Temmuz darbe girişimine de destek olan Almanya, kanlı 15 Temmuz darbe girişimi başarısızlığa uğrayınca FETÖ’cülerin ele başlarına sahip çıktı.Alman hükumeti kendilerine sığınan FETÖ’cü eski savcılar, Zekeriya Öz ,Celal Kara, Adil Öksüz gibi dört binden fazla FETÖ’cüye ev verdi, rahat yaşamaları için yüklü miktarda para yardımında da bulunuyor.  Türkiye'ye ihanet edenlere sahip çıkan Almanya, FETÖ’cülerin gerçek yüzünü şimdi görmeye başladı. Alman Dışişleri Bakanlığı’nın hazırladığı raporda münafık Fetullah Gülen yapılanmasının bir suç şebekesini andıran özelliklere sahip olduğu, sinsice Türkiye’de kurumlara sızdıkları gibi Alman kurumlarına da sızdıkları anlatılıyor. Günaydın dummkopf beyler günaydın. Boşuna dememişler besle kargayı oysun gözünü diye. Vallahi FETÖ’cüler size kalleşlik yaparsa, ki yapacaklar da işte o zaman oh olsun size, beter olun diyeceğiz. Sadece Almanya değil, diğer ülkeler de FETÖ’den mutlaka kazık yiyecekler.  Kardeşlerim İsrail ve Amerika’nın eğitim bahanesiyle dünyanın dört bir yanına yerleştirdiği FETÖ’cüler bulundukları ülkelerde İsrail ve Amerika adına ajanlık yapıyorlar. FETÖ’cülerin bulunduğu ülkelerde huzur, saadet olmaz. Bu münafıklar bulundukları ülkelerin resmî kurumlarının içine sızıp oraları da karıştıracaklardır. Bunlar rengini belli etmeyen bukalemun gibi yaratıklardır. Bunlar kendilerini saklamak için alkol alırlar, kumar oynarlar, zamparalık, ina yaparlar, hatta haşa Kuran-a ve İslam dinine bile küfrederler. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası her ne kadar devletin içinde temizlendiği düşünülse de bence 40 yıldır sinsice devletin içine sızan FETÖ’cüler, halen temizlenmiş değil. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ,CNN Türk televizyonunda yakalanan ve itirafta bulunan FETÖ’cülerin yeni bir darbe, yeni suikast girişimlerinin olduğunu söyledi. Bunlar her kalleşliği yaparlar kardeşim. İnanıyorum ki devletin içinde saklanan kripto ETÖ’cülerin seçim sonrasında kökleri tamamen temizlenecek.  Tekrar söylüyorum. Başta Almanya olmak üzere FETÖ'cü hainlere destek olan ülkeler FETÖ’cülerden kazık yediklerinde hiç üzülmeyeceğim. Kazığı yediklerinde Türkiye’yi o zaman anlamış olacaklar. Ne diyeyim Allah kimsenin yaptığını yanlarına bırakmıyor. Cenab-ı Allah dünyanın huzurunu bozanları ve onlara destek verenleri helak etsin.  Allah güzelim ülkemizi dost görünümlü sahte dostların pis oyunlarından korusun. Allah güzelim ülkemizde  din, dil, ırk ayrımı olmadan cümlemize huzurlu yaşamayı nasip etsin. Allah devletimize, milletimize, birlik ve beraberliğimize zeval vermesin. AMİN.

okumak için tıklayın.


Bayramı bayram gibi yaşayalım  -Güneş Gazetesi


Rabbim nasip ederse inşallah cuma günü mübarek Ramazan Bayramı'na kavuşmuş olacağız. Ne mutlu Recep Şaban ve Ramazan aylarını hakkıyla yaşayanlara. İnşallah mübarek Ayların feyzinden rahmet ve bereketinden istifade edenlerden olmuşuzdur. İnşallah Ramazan ayına yakışır biçimde ibadetlerimizi yapmışısızdır.  Kardeşlerim biz Müslümanların iki dini Bayramı vardır. Ramazan ve Kurban Bayramı. Biz Müslümanlar bu her iki bayramı Rabbimizin ve Peygamber Efendimizin istediği gibi yaşayalım. Evet İnsanların tatile dinlenmeye ihtiyacı var. Ancak dini Bayramlarda tatile gidilmez. Tatili başka zamanlarda yapabilirsiniz. Dini Bayramlar başka zamanlarda değil, vaktinde kutlanır.  Dini bayramlarımızın anlamı anne, baba, akraba, eş ve dosta bayram ziyaretlerinde bulunup bayramlaşmaktır. Annesi veya babası hayatta olmayanlar ise anne ve babasının akrabalarını dostlarını arkadaşlarını ziyaret etmelidirler. 

MİLLİ DEĞERLERİMİZİNDEN UZAKLAŞTIK

  “Efendim telefonla arar veya mesajla herkesin bayramlarını kutlarım olur biter” derseniz, ben olmaz derim. Çünkü bu düşünceler bayramların ruhuna aykırı olan düşüncelerdir. Teknoloji doğru kullanıldığında çok büyük nimet.  Ancak teknolojiyi doğru kullanmadığımız için toplum olarak milli ve manevi değerlerden uzaklaştık. Bilhassa sosyal medya denen fitne fesat dünyası insanların dini, manevi değerlerini yok etti. Adı üzerinde dini bayram. Dini bayramlarda küslük olmaz. Bırakalım içimizdeki şeytan inadını, nefsin arzusu kibirden uzaklaşıp küs olduklarımızla barışıp bayramlaşalım.  Zekat ve fitrenizi vermeyi unutmayın. Ne olur Allah için fakir ve fukaranın hakkı olan zekatlarınızı verin. Bayram namazına erişmeden fitrenizi yetimlere fakirlere verin. Bu ibadetleri yaparken kesinlikle insanların onurunu rencide etmeyin. Fakir fukara da olsa insanoğlunun bir onuru olduğunu sakın unutmayın. Sizlere tavsiyem zekatlarınızı vakıf, dernek, cemaat gibi yerlere değil, gerçek fakir fukarayı bulup onlara verin. 

İSTİSMARCILARA SERMAYE OLMAYALIM

  Ellerinde akıllı telefonlar olan, sigara içen, eline kendisini geçindirecek kadar aylık para geçen insana zekat vermeyin. Efendim filanca kişi çalışıyor, maaşıda iyi ama kredi kartı borcu var ona versem olur mu? Olmaz kardeşim olmaz. İnsan ödeyebileceği borca girer öyle değil mi? “Hocam, bazı dernekler filanca ülkelerde hayır yapıyorlarmış! Zekat ve fitremizi o vakıf ve dernekler aracılığı ile versek olur mu?” Hayır olmaz. Geçmişte bazı derneklerin insanların dini duygularını nasıl istismar ettiğini hele aklınıza bir getirin. Hele hele devlet, millet ve din düşmanı olan münafık FETÖ’cülerin dini duyguları nasıl sömürdüklerini bir hatırlayın.  Bugüne kadar dini duygularımızı sömüren münafıklara, istismarcılara artık sermaye olmayalım. Yola çıkacak olan kardeşlerim aman ne olur trafik kurallarına göre yolculuk yapın. Trafikte birbirimize saygıyı unutmayalım. Tekrar söylüyorum bayramı bayram gibi yaşayalım ve anne baba, akraba, eş dost ziyaretlerinde bulunalım. İçimizdeki kini, nefreti, küslüğü, kibiri bir kenera atıp küs olduklarımızla bayramlaşalım. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE BAYRAMI BAYRAM GİBİ YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH CÜMLEMİZE HUZURLU NİCE BAYRAMLARI GÖRÜP YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN. ŞİMDİDEN HEPİNİZİN BAYRAMINI KUTLARIM.

okumak için tıklayın.


Biz de onların kiliselerini kapatalım  -Güneş Gazetesi


Avusturya Başbakanı Sebastiyan Kurz, aşırı sağcı hükümet ortağı Heinz-Christian Strache ile skandal bir karara imza attı. Avusturya Başbakanı Sebastiyan Kurz, “güya siyasal İslam’la mücadele” bahanesiyle aralarında Türk İslam Birliği’ne bağlı bir caminin de olduğu yedi caminin kapatılacağını basın toplantısıyla duyurdu.  Türk camiinin kapatılma gerekçesi Avusturya’daki Müslüman derneklerin çatı kuruluşu olan ve Diyanet işlerimizin de desteklediği ATİM’in 2016 yılında Viyana’nın en büyük camilerinden birisinde Çanakkale’yi anma etkinliğindeki fotoğraflarmış.  Be şerefsizler, be köpekler ben size ne söylesem az. Bahanelere ne gerek var. Açıkça söyleseniz ya “Türkleri ve Müslümanları Avrupa’dan çıkarmak için bunları yapıyoruz” diye.  Nerede sizin insan haklarınız?  Özgürlük, demokrasi, insan hakları ve inanç özgürlüğü konusunda mangalda kül bırakmayan siz Avrupa’nın, hani nerede kaldı inanç özgürlüğü? Nerede sizin demokrasi ve insan haklarınız? Sizin insan haklarınız, özgürlüğünüz sadece desteklediğiniz beslediğiniz kanı bozuk şerefsiz teröristler için geçerli değil mi?  Kardeşlerim bu şerefsizler, aslında Türkiye’nin güçlenmesinden Osmanlı’nın tekrar geri gelmesinden korktukları için pislik yapıyorlar. Müslümanların bir araya gelmesinden korkuyorlar. Avrupa’nın bilhassa Avusturya’nın İslam ve Türk düşmanlığını altında yatan gerçek bu. Bence tek başına Avusturya İslam ve türk düşmanlığı yapamaz. İslam ve Türk düşmanlığı konusunda Avusturya’yı kullanan Almanya ve Fransa’dır. Derim ki maden Avrupa’da bizim camilerimizi kapatıyorlar. O zaman biz de ülkemizde misyonerlik ve ajanlık yapan Avusturya ve Alman kiliselerini kapatalım olsun bitsin. Şimdi, “Aman ya Hoca, ne alaka. Onlar bizim camimizi kapatıyor diye bizde kilise mi kapatalım” diyebilirsiniz? Kısassa kısas kardeşim.  En büyük düşmanlıkları Erdoğan'a  Hep biz Müslümanlar mı hoşgürü göstereceğiz? Peki Avrupa’nın Türk ve İslam düşmanlığının altında başka neden yok mu? Var tabiki. En büyük düşmanlıkları Türkiye’yi 16 yılda şaha kaldıran Cumhurbaşkanı Erdoğan’adır. Geçmiş siyasileri kullandıkları gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kullanamadıkları için düşmanlar. Erdoğan’ın milli duruşundan savunma sanayisini güçlü kıldığından dolayı düşmanlar. Kardeşlerim gerçekleri görüp ona göre tavır takınalım. Şunu çok iyi bilelim ki bu şer güçler Türkiye ve İslam düşmanlığından kıyamete kadar hiç vaz geçmeyecekler. Ehli küfre ve Haçlı topluluğuna karşı müminler olarak bizler birlik ve beraberlik içinde olalım. Dinimiz islamın ve ülkemizin kıymetini bilelim. Amerika’nın, İsrail’in, Rusya’nın, Avrupa’nın, NATO ve Vatikan’ın ülkemiz üzerinde oynadığı pis oyunlarında farkında olup ona göre tavır takınalım. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH MÜSLÜMANLARIN ÜZERİNDE OYNANAN PİS OYUNLARI BER TARAF ETSİN. ALLAH İSLAM VE TÜRKİYE DÜŞMANLARINA FIRSAT VERMESİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA, ŞER GÜÇLERE KARŞI BİRLİK İÇİNDE OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.
okumak için tıklayın.


Bence istenirse kökleri temizlenir  -Güneş Gazetesi


İftar sonrası eski bir vali, psikolog eşiyle birlikte ziyaretime geldiler. Sahura kadar oturup güzel sohbetlerde bulunduk. Psikolog hanımefendiyle bugünün gençleri üzerine sohbet ederken anlattıkları beni dehşete düşürdü. “Hocam gençler başı boş yaşıyor. Öyle sanıyoruz ki anne ve babalar çocuklarıyla fazla ilgilenmiyor. Uyuşturucu kullanma yaşı hızla düştü. İnternet ve sosyal medya gençlerimizi bitirdi” diyerek üzüntülerini dile getirdi.  Kardeşlerim, psikolog hanımın söyledikleri beni dehşete düşürdü. Gencecik yavrularımız, şerefsiz, kanı bozuk, gözleri paradan başka bir şey düşünmeyen uyuşturucu tacirlerinin elinde yok olup gidiyor. Her gün gazetelerde uyuşturucu kullanan ve sokaklarda uyuşturucudan ölen insanların haberlerini okuyoruz. Polis kayıtlarına göre 2016’da 114 bin kişi uyuşturucu kullanmaktan işlem görmüş. Bu rakam bizi dehşete düşürmeye yetmiyor mu? 

Uyuşturucu bataklığı kurutulamaz mı? 

İnternet sitelerinde ve diğer sosyal medyada gençlerimizi uyuşturuyucuya özendiriyorlar. Gazetelerde çıkan haberlerde Rapçi Ezhel ve Khontkar adıyla bilinen Onur Dinç, uyuşturucu madde kullanımı, insanları uyuşturucuya özendirici sözlerinden dolayı gözaltına alındılar.  Bir mizah dergisi uyuşturucu kullanan bir karektere yer vererek adeta uyuşturucu propagandası yapmış. Yani uyuşturucu işi bu kadar alenen yapılmakta. Valla kimse, “Ya Hocam sen inançlı birisin, ölümden idamdan bahsetmek size yakışmaz” filan demeyin.  Derim ki kandırılıp uyuşturucu batağına düşürülmüş, insanların ölümüne neden olan uyuşturucu imal edenler, satanlar, insanları uyuşturucuya özendirenler Çin’de olduğu gibi sorgusuz sualsiz idam edilmeli.  Tabi terör örgütü mensupları, teröre destek olanlar, ülkesine ihanet edenler ve çocuk tecavüzcüleri de idam edilmeli. Ayrıca yıllardır aklıma takılan bir soruyuda sormak istiyorum. İstenildiği taktirde ülkemizde uyuşturucu bataklığı kurutulmaz mı? 

Herşeyi devletten beklemek olmaz

  Bence istenilirse ülkemizde uyuşturucu bataklığı da kurutulur ,uyuşturucu işi yapanların da sonu gelir. Tabi her şeyi devletten beklememekte gerekir. Önce anne ve babalar sonra toplum olarak gençlerimizi elimizden geldiğince uyuşturucu ve kötü alışkanlıklardan kurtarabiliriz. Anne ve babalar, Allah aşkına Peygamber aşkına çocuklarınıza sahip çıkın. Çocuklarınızın kimlerle takıldığını kontrol edin. Çocuklarınızı uyuşturucu kullanımının yaygın olduğu Rock konserlerine göndermeyin. Çocuklarınızı internet belasından ve sosyal medyadan uzak tutun.  Ben bunları söylüyorum söylemesine de asıl internet ve sosyal medyada avam avam vakit geçirenlerin çoğu bilinçsiz anne ve babalar. Efendim sosyal medya bizim özgürlüğümüz! Başlatmayın sizin sosyal medya internet özgürlüğünüze. Bu tarz özgürlük bize fazla geliyor fazla! Her gün uyuşturucudan gençler, evlatlarımız ölüyor, kardeşim evlatlarımız. Hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Sizlerde anne baba duygusu yok mu? Medyaya da iki lafım var. Uyuşturucu kullanan sözde oyuncu, sanatçı, sporcu her ne iseler bunları ekrana çıkarmayın. Bu pislikleri gazete sayfalarına taşımayın. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GENÇLERİMİZİ TÜM PİSLİKLERDEN KÖTÜLÜKLERDEN KORUSUN. GENÇLETİMİZİ KANDIRIP ÖLÜME GÖTÜRENLERİ ALLAH HELAK ETSİN. ALLAH ÇOCUKLARIMIZIN DA ANNE VE BABA’NIN DA HAYIRLISINI VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Millet o apoletleri sana söktürmez  -Güneş Gazetesi


CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin kime hizmet ettiğini anlamış değilim. Muharrem İnce seçim meydanlarında terör örgütü PKK’ya ölümcül darbeler vuran, Afrin’de PKK’yı, PKK’nın Suriye kolu olan YPG ve PYD’li teröristleri analarından doğduğuna pişman eden, Korgeneral Metin Temel paşanın apoletlerini sökeceğini söylüyor.  Yani on binlerce asker ve polisimizi kahpece şehit eden PKK terör örgütünü temizleyen Korgeneral Metin Temel paşanın apoletlerini Muharrem İnce Cumhurbaşkanı olunca sökecekmiş. Neden sökecekmiş biliyor musunuz? Metin Temel paşa bir iftar yemeğine katıldığı için sökecekmiş. Sayın İnce avucunu yalarsın. Bu millet seni ve senin gibi zihniyete sahip olanları Cumhurbaşkanı yapmaz. Ne demek ya Türk ordusunun hayatını PKK ve ordunun içine sızmış FETÖ’cü hainleri temizlemeye adayan Temel Paşa’nın bir iftar yemeğine katıldı diye apoletlerini sökmek? 


Amerika'yı memnun etmek için mi? 


Sayın İnce hayırdır Amerika’yı memnun etmek için mi böyle konuşuyorsun? Sen bırak Temel Paşa’yla uğraşmayı 24 Haziran sonrasını düşün. 24 Haziran sonrası Kılıçdaroğlu ile yaşayacağınız koltuk kavgasını şimdiden düşün. 
Kardeşlerim Allah ülkemiz için hayırlısı kimse onu başımıza getirsin. Ancak FETÖ’cülerin ele geçirdiği bugünkü CHP’den ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayından millete hayır gelmez. Çünkü bugünkü CHP yönetimi iki yüzlülük yapıyor. Bir taraftan biz Atatürk’ün partisiyiz derler, diğer taraftan Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'ni bölüp parçalamak isteyen PKK terör örgütünün siyasi kanadı olan HDP’yle omuz omuza verip siyaset yaparlar. 


Sizi fetö'cüler mi yönetiyor? 


Bu mu Atatürkçülük? Ne Atatürkçülüğü, bunlar Atatürk’ün resminin arkasına saklanmış iki yüzlüler. Sayın İnce, meydanlarda meyhane ağzıyla konuşmayı bırakın. Zırt pırt sakız çiğner gibi “Erdoğan FETÖ’den izin aldı, Erdoğan’ın üniversite diploması yok” iftirasını bırakın artık. Millet meydanlarda meyhane ağzıyla konuşan değil, aklı başında elle tutulur birşeyler söyleyen adayları görmek istiyor. Ha aklıma gelmişken sorayım Sayın İnce yoksa sizde mi bilerek yada bilmeyerek Amerikalılar veya FETÖ’cüler tarafından yönetiliyorsunuz? Neyse tekrar söylüyorum Sayın İnce, bu millet kendi ordusuna, polisine asla laf söyletmez. Hele hele Bu millet terör örgütlerinin kökünü kazıyan Temel Paşa’ya hiç laf söyletmez. Sizin Temel Paşa düşmanlığınız ancak Amerikalıları ve PKK terör örgütünü sevindirir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH KAHRAMAN ASKER VE POLİSLERİMİZİ FİTNE VE FESATLIKTAN, ŞER GÜÇLERİN PİS OYUNLARINDAN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Taksici esnafı aranızdaki pislikleri temizleyin  -Güneş Gazetesi


Normalde taksiye bindiğimde şöförle kesinlikle konuşmam. Tanımadığım bilmediğim insanla neyi konuşucam ki. Yalnız havaalanında bindiğim takside 'Emek hırsızlığına hayır' pankartını görünce taksi şöförüne, “Hayırdır hangi emek hırsızlığını protesto ediyorsunuz” dedim. “Hocam, biliyorsunuz UBER’cilerle savaşıyoruz? Biz devlete vergi verirken onlar vergi vermiyor” cevabını aldım.  “Bütün mesele bu mu? Sizin karşınızda düşman mı var da savaşıyorsunuz” dediğimde kem küm etmeye başladı. “Peki siz taksiciler, insanların ne için UBER’i tercih ettiğini hiç düşündünüz mü?” Taksici, “Hocam ne için tercih ediyorlar?” diye karşılık verdi. İşte bu sorunun üzerine eteğimdeki tüm taşları dökmeye başladım:   Kardeşim siz önce kendi içinizdeki pislikleri temizleyin? Uyuşturucu ve alkol kullanıp direksiyon başına geçen şöförler sizde. İnsanlara sahte para veren, uyuşturucu işi yapan, kadın satan ahlaksız taksiciler sizin içinizde.  Yasak olmasına rağmen müşterisini hiçe sayıp sigara içen, trafikte kural tanımayan, müşterisini gideceği yere göre seçen, yok orada trafik var ben oraya gitmem deyip fazla para verirsen götürürüm diyen ahlaksız vicdansız taksiciler sizde.  Müşterisini kazıklayan ve tartıştığı müşterisini bıçaklayıp taksiden atan şöförler sizde. Öyle mi evladım?  “Evet Hocam doğru.” 

Taksiciler esnaf değil mi? 

UBER’cilerin silahla önünü kesip kurşun yağmuruna tutan, döven, saldıran, UBER müşterisini tartaklayan sizler değilmisiniz? Peki televizyon başında iğrenç görüntüleri izleyen insanlar, nasıl olurda güven içinde sizin aracınıza biner? Siz taksiciler esnaf değilmisiniz?  “Evet esnafız hocam.”  Peki o zaman nedir bu arabanın pisliği? “Hocam arabayı yeni aldım gececi şöför arkadaş arabayı yıkatmadan getirmiş.”  O zaman sen yıka kardeşim, trafiğe temiz çık dediğimde, “Valla Hocam, para kazanmamız gerekiyor” cevabını aldım.  Kardeşim UBER’cilerin paraya ihtiyacı yok mu? Bakın UBER’cilerin arabasına? Tertemiz, şöförler kılık kıyafetiyle müşterilerine saygılı. Ya sizin içinizde bazı şöförler, köyden tarladan çıktığı gibi direksiyonun başına geçmiş. Kardeşim insanlar şöförün pis ter kokusunu çekmek zorunda mı? Saç sakal bir birine girmiş. Böyle esnaflık olur mu?  “Haklısın Hocam. Hocam aslında devlet bu konuya çözüm bulmalı. Kardeşim her sorunu devlet çözecek diye bir şey olmaz. İçinizdeki pisliği sorunu Taksiciler Odası veya birliği her ne ise siz çözeceksiniz siz. “Hocam aslında çok doğru söylüyorsunuz aslında söylediklerinizden bizlerde rahatsızız. Hocam siz bu konuştuklarımızı aynen yazsanız iyi olmaz mı?” İyi olur yazacağım tabiki. 

İşinizde temiz ve düzgün olun 

Tekrar söylüyorum içinizdeki haydutları, trafikte kural tanımayan cellatları, insanları kandıran kalpazanları, alkol, uyuşturucu kullanan ve kadın satanları, gideceğiniz yer çok uzak ben oraya gitmem deyip müşteriye bıçak çeken pislikleri içinizden temizleyin.  Yani bir baltaya sap olamamış esnaflığı bilmeyen aracını temiz tutmayan şöförleri içinizden atın. Yolda önünü bile zor gören yaşlı şöförleri de direksiyon başına geçirmeyin. İşinizde temiz ve düzgün olursanız, işte o zaman insanlar UBER’i değil sizi tercih eder.  Dediğim gibi bizim ülkemizde bir baltaya sap olamamış çoğu insan taksici olmuş. Halbuki İngiltere’de olduğu gibi taksicilere kural ve yasalar getirilse çok iyi olacak. İngiltere’de taksici olabilmek için insanlar üniversite sınavına girecekmiş gibi aylarca imtihana hazırlanıyor. Ya bizde? Avam avam kahvede oturan filanca kişiye, “Ya ben yoruldum al şu anahtarı biraz çalış gel” deniyor.  Ha bu arada UBER’ciler sütten çıkmış ak kaşık değil. Onlar da bu toplumda yaşıyor. Elbette onlarında arasında olumsuz şöförler vardır. Neyse taksici UBER kavgasını sonunda taksiciler kazandı. UBER Türkiye’de yasaklandı. Peki taksiciler UBER yasaklandıktan sonra kendilerine çeki düzen verecekler mi? Hayır vermezler. Aynı tas aynı hamam yollarına devam ederler. Bu arada işini esnaflık şuuruyla yapan namuslu ahlaklı taksicileri de taktir etmek gerekir. Ne diyeyim. CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE HELAL KAZANÇ VERSİN. ALLAH PİS, AHLAKSIZ İNSANLARIN ŞERRİNDEN CÜMLEMİZİ KORUSUN. ALLAH İŞİNİ TEMİZ YAPAN AHLAKLI KİŞİLERLE BİZLERİ KARŞILAŞTIRSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Boş vaatler ve CHP  -Güneş Gazetesi


Muhalefetin cumhurbaşkanı adayları çeşitli kesimlerinin desteğini alabilmek için, 'şu kadar maaş, bu kadar ikramiye, şunu yapacağız, bunu yapacağız' gibi altı boş vaatlerde bulunuyorlar. Evet siyasilerin kazanmak ve insanları etkilemek maksadıyla seçim öncesi vaatlerini anlarım. Yalnız vaatlerde ölçüyü kaçırmamak gerekir. Adaylar vaatlerde bulunurken kaynağı nerede bulacaklarını, enflasyonu nasıl etkileyeceğini bilmeleri gerekir. Öyle düşünmeden bol keseden sallamak, vaatlerde bulunmak doğru değil.  Hadi diyelim ki iktidara geldiler, sözlerini yerine getiremedikleri zaman siyasi ahlaksız ve yalancı olmayacaklar mı? Efendim Meral Akşener diyor ki, “Ben iktidara geldiğimde kredi kartı borçlarını sileceğim.” Hadi şehit ve gazi yakınlarını bir kenarda tutalım. Peki Meral Hanım, kredi kartıyla bar, pavyon gezen, tatillere giden, hesap kitap bilmeyen insanların kredi kartı borcunu nasıl sileceksin? Kaynağın nedir? Kendi cebinden mi? Himmet parasıyla mı? Yoksa devletin kasasından mı kredi kartı borçlarını sileceksin? 

Muharrem İnce dedesinin izinde 

Muharrem İnce’ye gelirsek Muharrem İnce, siyasi dedesinin izinden gidiyor. Rahmetli Adnan Menderes, Millet Caddesi’ni ve Vatan Caddesi’ni yaptığında o dönemin CHP’lileri ve İsmet İnönü, Adnan Menderes’i, “Buraya uçak mı indireceksin? Ne gerek var bu kadar geniş yollara” deyip eleştirmişlerdi. Bugün Millet Caddesi ve Vatan Caddesi ihtiyaca cevap veremiyor. İşte yıllardır aynı zihniyet, aynı kafa CHP’den hiç eksilmedi. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, “Ben Cumhurbaşkanı olursam Kanal istanbul ve yerli araba projesini iptal edeceğim” diyor. CHP kafası bu kardeşlerim. Muharrem İnce ayrıca, “Toplumda kutuplaşmayı bitireceğim” diyor. Ey İnce, ey CHP’liler, toplumu sosyal medya üzerinden yabancı ülke istihbaratları ve FETÖ'cülerle birlikte sizler kutuplaştırmadınız mı? CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 28 Şubat döneminde olduğu gibi kesintisiz 8 yıllık eğitimi geri getireceklerini söylüyor. Yani çocuklarımızı dini eğitimden ve maneviyattan uzak bırakmak istiyorlar. 

PKK ve HDP ile aynı bakış açısı 

CHP seçim bildirgesinde PKK ve FETÖ’den hiç bahsetmediği gibi adeta PKK’nın ağzıyla ve PKK’nın siyasi kolu olan HDP’yle aynı bakış açısını ortaya koymuş. CHP, özerklik getireceğini, koruculuk sistemini kaldıracağını, terörle mücadele eden güvenlik güçlerimizin insan hakları ihlali ile yargılanacağını söylüyor. Kardeşlerim inanın terör örgütü PKK bile ancak bunları yazardı. Yazıklar olsun bu sahte Atatürkçülere. Atatürk’ün resminin arkasına saklanan bu sahte Atatürkçüler, ülkemizi bölüp parçalamak isteyen terör örgütü PKK’yla aynı safta yer alıp aynı dili kullanıyor. Yazıklar olsun bu sahte Atatürkçülerin gerçek yüzlerini görmeyenlere. Kardeşlerim bu seçim ülkemizin bekası için çok önemli. Birliğimiz, beraberliğimiz, geleceğimiz, daha güçlü ve huzurlu Türkiyemiz için çok önemli. Allah’ın verdiği akıl nimetini çok iyi kullanalım ve sandıkta üzerimize düşeni yapalım. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI KİMSE ONU BAŞIMIZA GETİRSİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN HAİNLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Alman domuzları teröristlerle omuz omuza  -Güneş Gazetesi


Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti'li siyasilere Avrupa'da Türk vatandaşlarıyla toplantı ve miting yapmasına müsade etmeyen başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkeleri, HDP’nin miting yapmasına müsade etti. Yine domuzluğunu gösteren Almanya, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti'ye, “Efendim Avrupa ülkeleri haricindeki üçüncü ülkelere seçim kampanyası yapmalarına müsade etmiyoruz” derken, diğer yandan PKK’nın siyasi kanadı olan HDP’nin Köln’de miting yapmasına müsade etti. Almanya tek kelimeyle iki yüzlü olduğunu bir kez daha gösterdi.  Almanya’nın Köln kentinde terör örgütü PKK’nın siyasi kanadı olan HDP’nin mitinginde, PKK’nın paçavraları ile şovlar yapıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Türkiye’ye hakaretlerde bulunuldu. Ancak Alman polisi, terör örgütünün bu şerefsizliğine müdehale etmedi. Nasıl etsinler ki? Zaten PKK, FETÖ, PYD, YPG gibi terör örgütlerine destek olan, onları sahiplenip ülkelerinde bakan Almanya değil mi? Hatta Almanya bu terör örgütü elemanlarına ev ve para yardımı bile yapıyor. 

Erdoğan'dan korkuyorlar 

Bu domuzlar, davranışlarıyla Türkiye’ye nasıl düşman olduklarını açıkça ortaya koyuyorlar. Eskiden olduğu gibi Türkiye’yi yönetemedileri için bu domuzluğu yapıyorlar. İşte bundan dolayı Türkiye’yi son 15 yılda şaha kaldıran Erdoğan’a düşmanlar. Erdoğan, Avrupa ülkelerinde miting yaparsa insanları ikna eder diye korkuyorlar.  Yani akıllarınca seçimde Erdoğan’a zarar vermek istiyorlar. Korkunun ecele faydası yok. Türk Milleti, ülkesinin üzerinde oynanan pis oyunları da, yapılan hizmetleri de çok iyi biliyor. Ey domuzlar, artık eskisi gibi Türkiye’yi yönetemezsiniz. Eskisi gibi Türkiye’ye ayar veremezsiniz. Sizin kullandığınız, ayar verdiğiniz, sömürdüğünüz Türkiye eskide kaldı. Allah’a çok şükür bugün Türkiye, düşman olduğunuz Erdoğan sayesinde tam bağımsız bir Türkiye oldu. 

Şer güçlere karşı uyanık olalım 

2002’de savunma sanayisinde yüzde 80 dışa bağımlılığımız varken, şimdi bu oran yüzde 10’lara düştü. Kendi tankımızı, helikopterimizi, insansız hava aracını, füzemizi, silahımızı, akla gelebilecek askeri araç ve gereçlerimizi üretiyoruz. İnşallah yakın zamanda kendi savaş uçağımızı ve uçak gemimizi yapmış olacağız. Ey domuzlar bunlar sizi korkutuyor değil mi? Türkiye’nin tam bağımsız olmasından korkuyorsunuz.  Dediğim gibi korkunun ecele faydası yok. Sizler her ne kadar terör örgütlerine destek olsanızda Türk milletini bölüp parçalayamayacaksınız. Kardeşlerim daha önceki yazımda belirttiğim gibi 24 Haziran seçimleri ülkemizin bekası için çok önemli. Allah muhafaza iktidarda CHP’nin veya İP’nin olduğunu düşünün? İşte o zaman Türkiye, eskisi gibi kullanılan yönetilen hale gelir. Şer güçlere karşı çok uyanık olalım çok. Hele hele başta Alman domuzları olmak üzere Amerika’ya, İsrail’e, Rusya’ya, İngiltere’ye karşı çok uyanık olalım. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ ŞER GÜÇLERİN PİS OYNUNDAN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Derhal yasaklayın  -Güneş Gazetesi


Son 10 yılda otellerin, alışveriş merkezleri ve küçük esnafın yüzü Arap turistlerin sayesinde gülüyor. Arap turistler, Avrupalılar gibi pinti cimri değil. Arapların bilimle, teknolojiyele, araştırmayla pek işleri olmaz. Araplar, para harcamayı, alışveriş yapmayı, yemeyi içmeyi sever. Tabi nargileyi de çok severler. Arap turistlerin sayesinde nargile, son yıllarda başka değişimin simgesi oldu.  Turizm sektöründe yaşanan dönüşümün de etkisiyle geleneksel mekanların dışına taştı. İstanbul’un pek çok semti nargile istilasına uğradı. Artık restoranlar bile nargile işine girdi. Ancak nargile yaygınlaşırken, oluşturduğu sağlık risklerini de katlar oldu.  Nargile, ağızlığı ve hortumu değişse de tüberküloz, verem, uçuk, hepatit, kanser gibi hastalıklara neden oluyor. Nargile’nin dumanında yüksek oranda karbonmonoksit, ağır metaller ve kanser yapıcı kimyasallar da var. Tanıdığım bazı insanlar, sigaradan kurtulmak için nargile içtiklerini söylüyorlar. Halbuki nargile sigaraya göre çok daha tehlikelidir. 

Sağlığınızdan oluyorsunuz 

Bir kaç gün önce arabayla Boğaz'dan geçerken bir tanıdığımı restoranın bahçesinde nargile içerken gördüm. Arkadaşı arayarak evladım kendine yazık etmiyormusun? Çabuk bırak elindeki zıkkımı gel yanıma dedim. Arkadaş, “Hocam tamam hemen geliyorum” dedi ve geldi.  Arkadaş, “Hocam valla size mahçup oldum. Size sigarayı bırakıcağıma söz vermiştim. Sigarayı bıraktım ama arada bir değişik tadları olan nargile içiyorum. Hocam size söz bu nuda bırakacağım” dedi. Kardeşlerim içmeyin şu zıkkımı, yazık etmeyin kendinize. Gözünü para bürümüş ve insanların sağlığıyla oynayanlar, bu zıkkımın içimini kolaylaştırmak için nargilenin içine Çin’den getirdikleri bağamlılık yapan meyve aromaları katıyorlar. Birileri para kazanırken sizlerde sağlığınızdan oluyorsunuz. Duyduğuma göre nargile kafelerde nargilenin içine uyuşturucuda koyuyorlarmış. 

Neden müsaade ediyorsunuz? 

Şimdi hükümete ve yetkililere soruyorum: Televizyon ve gazetelerde kamu spotlarıyla, “Aman nargile içmeyin, nargile içerseniz hepatit, kanser, verem ve tüberküloz olursunuz” diyorsunuz. Peki bu kadar tehlikeli olan nargilenin satışına, ülkemize girmesine neden müsade ediyorsunuz? Neden mantar gibi çoğalan nargile kafelere ruhsat veriyorsunuz? Şimdi bana, “Ama Hocam, Arap turistler seviyor, onları kaçırmamak gerekir” derseniz bende size ağızıma geleni sayarım. Kardeşim sizler her insanın istediğini yerine getirmek mecburiyetinde misiniz?  İnsan sağlığını tehdit eden, hatta insanları ölüme götüren bir maddenin savunulacak tarafı olur mu? Araplar seviyormuş? Zıkkımın kökünü içsinler. Çoğu Arapların kafası çalışmış olsaydı, bügün İsrail’in, Amerika’nın fitnesine kapılıp bir birini öldürür mü? Kafaları çalışmış olsaydı ellerindeki yüz milyarlarca dolar petrol paralarını İsrail’e, Amerika yedirmeyip ülkelerine yatırım yaparlardı. Bilime teknolojiye yatırım yaparlardı. Kim ne isterse istesin. Sizler İnsan sağlığını her şeyin üstünde görmelisiniz. Hem zararlı diyerek televizyon ve gazetelerde kamu spotu yayınlayacaksınız, hemde satışına içimine müsade edeceksiniz. Samimi olun samimi. Derhal hemen nargile denen bu illeti yasaklayın. Aksi taktirde insanların sağlığını tehlikeye attığınızdan ve görevinizi yapmadığınızdan dolayı huzuru mahşerde Allah sizlere hesap soracak. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH HERKESE ŞUUR VERSİN. ALLAH CÜMLEMİZİ RUHEN FİZİKEN SAĞLIKLI VE SIHATLI KILSIN. ALLAH GÖZÜNÜ PARA BÜRÜMÜŞ OLAN HAİNLERE VİCDAN VE MERHAMET DUYGUSU VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Filistin’in halini görün, kararınızı da ona göre verin  -Güneş Gazetesi


Bir gazetenin 30 milyon doları geri çeviren Filistinli haberi dikkatimi çekti. Haberin devamını okuduğumda ise bravo dedim. Emad İshak Ebu Hatice adlı bir Filistinli, Kudüs’te eski şehir bölgesinde yer alan Mescid-i Aksa’nın yakınındaki tarihi dükkanını devretmesi için teklif edilen 30 milyon doları geri çeviriyormuş.  Emad İshak Ebu Hatice, “Benim İsraillilere satılık dükkanım yok” diyerek İsraillileri kapıdan kovuyormuş. Bu Filistinli Ebu Hatice, şuurlu bir Müslüman olarak 1870 yılında ecdatlarının yaptığı hatayı yapmıyor.  1870’te Yahudi faaliyetlerinin merkezi İngiltere’den Rusya’ya geçtiğinde Siyonist hareketlerin başına Theodor Herzl geçmişti. Filistin’de bir Yahudi devletinin kurulması için harekete geçen Theodor Herzl, ilk iş olarak bir şirket kurdu. Bu şirketi kurma nedenleri vadedilmiş topraklarda 3-4 milyon Yahudinin yaşayabileceği toprak satın almaktı. Neticede Siyonist Hareketlerin başındaki Theodor Herzl, İngiltere’yi arkasına alarak Filistinliler'den 10 liralık yere 100 lira vererek satın aldılar.  O dönemin cahil Filistin halkı, kim bilir belki ellerindeki 10 liralık toprağını 100 liraya satınca akıllarınca iyi iş yaptıklarını hatta Yahudileri kazıkladıklarını düşünüyorlardı. Halbuki kazığın büyüğünü yiyen kendileriydi haberleri yoktu. 

Yahudilere mal mülk satmayın 

Sonra ne oldu? Sonrası malum. Filistinlilerin elinden yavaş yavaş toprak satın alan Yahudiler, 1948’de İsrail terör devletini kurdular. Terör devleti İsrail kurulduktan sonra bu sefer yaptıkları sistematik katliamlarla Filistin topraklarını ele geçirmeye devam ediyor. Evet bir Müslüman, bir insan olarak Filistinli kardeşlerimizin yanında olmalıyız. Ancak Siyonist Yahudilerin kalleşliğinden sinsi planlarından ders de çıkarmalıyız. Çünkü Ecevit Hükümeti dönemide Yahudiler, bilhassa Fırat’ın yakınlarında büyük topraklar satın aldılar. Yahudilerin ülkemizde toprak satın almaları bence hayra delalet değil.  Tıpkı Filistinlilerin elindeki toprakları aldıkları gibi bizim insanımızın da elinden topraklarını bire beş vererek alıyorlar. Kardeşlerim her şey para, makam, mevki, şan şöhret ve saltanat değil. Bugünkü filistinin durumunu bir görün. Derim ki kesinlikle yabancı Yahudilere ve Hrıstiyanlara mal mülk toprak satmayın. Çünkü onların beyinlerinin altında hep bir hesabın var olduğunu ve o hesaba göre hareket ettiklerini bildiğim için satmayın diyorum.  Şimdi, “Hocam sen hangi çağda yaşıyorsun” diyebilirsiniz. Kardeşlerim ben hangi çağda yaşadığımı çok iyi biliyorum. Yalnız ülkemiz üzerinde oynanan pis oyunları da, Yahudi ve Hrıstiyanların karekter yapısını da çok iyi biliyorum. 

Milletimizi kandırmaya çalışıyorlar 

Yahudi ve Hrıstiyan topluluğu hiç bir zaman Müslümanlara bilhassa Türkiye’ye karşı iyi niyetli olmamışlardır. Görün işte Cumhurbaşkanı Erdoğan’a olan düşmanlıklarını. Bu kötü niyetli Yahudi ve Hrıstiyanlar, eğer başımızda Cumhurbaşkanı Erdoğan olmasaydı bugün çoktan Türkiye’yi bölüp parçalamışlardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan olmasaydı belki bugün Ortadoğu’da büyük İsrail imparatorluğu çoktan kurulmuştu bile.  Ülkemizde İsrail ve Hrıstiyan ülkelerine hizmet eden cemaatler, dernekler, gazeteciler, iş adamları ve siyasetçilerin olduğunu da zaman zaman basından takip ediyoruz. İsrail ve Amerika’nın çıkarlarına hizmet eden sözde cemaatler, gazeteci, bazı sivil toplum örgütleri ve siyasiler, milletimizin beynini yıkamaya, kandırmaya çalışıyorlar.  Şunu çok iyi bilin ki İsrail ve Amerika’nın çıkarlarına hizmet edenler tek kelimeyle vatan hainleridir, şerefsizlerdir, kanları bozuktur, yediği kaba tüküren nankörlerdir. Tekrar söylüyorum yabancı olan Yahudi ve Hrıstiyanlara mal mülk toprak satmayın. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA UYANIK OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZE SELAMET VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Gençler aman ha oyuna gelmeyin!  -Güneş Gazetesi


Son günlerde karşılaştığım bazı kişiler, Hocam 24 Haziran da Cumhurbaşkanı Erdoğan yeniden seçilir değil mi? Ardından ıglı mıglı cümleler gelmeye başlıyor ve cümlelerin devamında Hocam, Cumhurbaşkanlığında oyumuzu Erdoğan’a versekte milletvekilliğinde denge olsun diye oyumuzu başka partiye versek iyi olmaz mı? Nasıl olsa milletvekilleri çok fazla söz sahibi olmayacak? Cumhurbaşkanı zaten güçlü yetkilere sahip gibi cümleler ardı ardına geliyor. Tabi insanlardan bu cümleleri duyduğumda sosyal medya denen fitne dünyasının, bu fitne dünyasında faaliyet gösteren FETÖ’cülerin, CHP’lilerin, PKK’lıların ve yabancı ülke ajanlarının toplumu nasıl etkilediğini gördüm. Neymiş efendim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı seçelim, Milletvekilliğinde ise başka partilere oy verelimmiş. Bu sözler FETÖ’cülerin planına söylemine uygun sözler. Tamda FETÖ’cülerin isteği arzusu da bu. Ah be kardeşlerim farkında olmadan ülkemizin düşmanlarıyla aynı ağızdan konuşuyorsunuz. Kardeşim Mecliste Ak Parti çoğunlukta olmaz ise Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan, ülkemize hizmet etmek için sıkıntı çekmez mi? Mecliste Ak Parti zayıf olursa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hizmet etmek için ihtiyaç duyduğu kanunları kim çıkaracak? Kardeşlerim açık konuşmak gerekirse 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimi tek kelimeyle ülkemiz için kader seçimidir. Türkiye bugüne kadar ite kaka günü birlik siyasetlerle buraya kadar gelebildi. Artık Türkiye’nin köklü değişikliğe ihtiyaç vardı ve o ihtiyacın bir çoğu mecliste kanunlaştı. Ama çıkan bu kanunlar yeterli değil. Allah aşkına iyice düşünün, sosyal medyanın etkisinde kalmadan tekrar iç muhasebenizi yapın ve 24 Haziran’da oyunuzu ona göre kullanın. Bakın son 15 yılda Türkiye demokraside, özgürlükte, ekonomide, savunma sanayisinde dünyaya parmak ısırtıyor. Şimdi son zamanlarda dövizin yükselmesini göz önünde bulundurarak Hocam, ekonominin nesi iyi gidiyor? Diyebilirsiniz. Bugün dövizin yükselmesinin sebebi de yine Türkiye düşmanlarının küresel bir oyunudur. Yabancı yatırımcılar zarar etmelerine rağmen paralarını geri çekiyor. Neden geri çekiyorlar biliyor musunuz? Türkiye’de ekonomi kötüye gitsin ve Erdoğan’da Cumhurbaşkanı olmasın diye. Bilhassa gençlere derim ki sevgili gençler, ne olur sosyal medya denen fitne dünyasında FETÖ’cülerin, PKK’lıların, yabancı ülke ajanlarının tuzağına düşmeyin. Geleceğimiz ve Ülkemizin bekası için, güçlü bir Türkiye için, güçlü demokrasi, özgürlük için, istediğimiz gibi inancımızı yaşamamız için, her şeyden önce ülkemiz üzerinde oynanan pis oyunları bozmak için durmak yok yola devam diyelim. Ne diyelim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI OLAN NEYSE ONU NASİP ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYANLARI, FESATLIK YAPANLARI, ÜLKESİNE İHANET EDENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN.

okumak için tıklayın.


Mübarek ayı ruhuna uygun yaşayalım  -Güneş Gazetesi


Bugün mübarek Ramazan ayının 6’ıncı günündeyiz. Peygamber Efendimiz, “Recep ayı Allah’ın, Şaban ayı benim, Ramazan ayı da ümmetimin aydır” demiştir. Ne mutlu Recep ve Şaban aylarını güzel bir şekilde geçirip Ramazan ayına kavuşup da yaşayanlara.  Ramazan ayının faziletlerinden istifade etmek için çocuklarımızla birlikte sahur ve iftarı toplu halde yapmalıyız. Ailece çocuklarımız ve dostlarımızla birlikte sahur ve iftar yaparsak işte o zaman Ramazan ayının rahmetine, mağfiretine, bereketine ermiş oluruz.  Peygamber Efendimizin tavsiyesine uyarak Ramazan ayını hakkıyla yaşarsak, işte o zaman dünya ve ahireti kazanmış oluruz. Huzura ermiş oluruz. Hasta olanlar şifa bulmuş olur. Peygamber efendimiz, buyuruyorki, “Kim Ramazan ayının faziletine inanıp orucunu tutup teravih namazını kılarsa, biliniz ki Allah o kişinin Samimi duygularla yaptığı tövbeyi kabul eder ve Allah o kişinin günahlarınıda af etmiş olur.” 

FAKİR FUKARAYI UNUTMAYIN 

Ramazan ayında fakir ve fukarayı unutmamak gerekir. Zekatlarınızı vermeyide unutmayın. Zekatlarınızı verirken sakın elinizi titretmeyin. Zekat ve Hayır konusunda cömert olan kulları Allah daha çok sever. 80 gr. Altını olan kişi zekat vermelidir. Yalnız 80 gr. Altını olan kişinin elindeki altının 24 veya 22 ayarsa hesabı ayrı yapılmalıdır. Daha düşük altını olanlar ise düşük altının hesabı ona göre ayrı yaparak zekatını ödemelidir.  Zekatınızı, fitrenizi, sadakanızı verirken dikkatli olun. Dini hassasiyetlerinizi istismarcılara sermaye ettirmeden gerçek fakir ve fukarayı bulup onlara kendiniz yardım edin. Ramazan ayı boyunca Televizyonlarda dini anlatan hocalara tavsiyem ise şudur. İslam dinini önce siz kendiniz samimi olarak hakkıyla yaşayın. Birilerinin gözüne girebilmek için “ık, mık” demeden kıvırmadan İslam dinini hak ve hakikatları gerçekleri anlatın. Kuran-ı Kerim’i, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetini çekinmeden insanlara anlatın. Ekranlarda konuşurken elmayla armudu da karıştırmayın. 

EĞLENCE VE ŞOV UYGUN DEĞİL 

Yani islamın görüşüyle kendi görüşünüzü ayrı tutun. Hikayeleri millete din diye anlatmayın. Sakın Şova artistliğe kaçıp gevşemeyin. Ciddi olun gerçek bir hoca efendi gibi olun. İnsanlar sizin anlattıklarınızdan ziyade sizin vakur duruşunuzdan etkilensinler. Belediyelerede sözüm var. Ne hikmetse belediyeler, mübarek Ramazan ayında şov gösterisi, müzik konseri ve eğlenceler düzenliyor. Halbuki Ramazan ayı şov yada eğlence ayı değildir. Eğlence, şov gösterileri, konserler Ramazan ayının ruhuna aykırı davranışlardır. Ramazan ayı iç muhasebe, İnsanın kendisiyle huşu içinde baş başa kalma zamanıdır. Günahlardan kurtulup temizlenme ayıdır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ŞİMDİDEN YAPTIĞIMIZ VEYA YAPACAĞIMIZ İBADETLERİ DERGAHI İZZETİNDE KABUL ETSİN. ALLAH BİZLERİ MÜBAREK RAMAZAN AYININ RUHUNA ERMİŞ KULLARINDAN EYLESİN. ALLAH RAMAZAN AYININ YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE DÜNYANIN ÇEŞİTLİ YERLERİNDE ZÜLÜM ALTINDA OLAN MÜSLÜMANLARA SELAMET YÜZÜ GÖSTERSİN. ALLAH MÜSLÜMANLARA BİRLİK VE BERABERLİK NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Katliamların sorumlusu  -Güneş Gazetesi


Amerika, Birleşmiş Milletler’e üye 128 ülkenin tepkisine rağmen, İsrail'deki Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıdı. Amerikan Büyükelçiliği'nin Kudüs’teki yeni binasının açılışında Siyonist köpekler gülücükler dağıtırken, diğer yandan terör devleti İsrail’in köpek askerleri, Gazze’de protesto gösterileri yapan Filistinlilere katliam uyguladı.  İsrail’in köpekleri, keskin nişancıları Gazze’de silahsız 60 Filistinliyi şehit ederken 3000’e yakın Filistinliyi de yaraladılar. Peki bu katliamların, soykırımlarının, acımasızca ölümlerin sorumlusu kim? Elbette bu katliamların baş sorumlusu sarışın mavi gözlü fitneci Amerikan Başkanı Trump’tır. Sonra sözde Müslüman bazı Arap devletlerinin yöneticileridir. 

Müslümanların arasına fitne soktular 

Yani, Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte ipleri İsrail ve Amerika’nın elinde olan ülkelerdir. Bu ülkelerin ipi İsrail ve Amerika’nın elinde olmamış olsaydı Trump, cesaret edip de elçiliğini Kudüs’e taşımazdı. Narsist, megaloman Trump, katliamların olduğu saatte utanmadan sıkılmadan televizyona çıkıp halen barıştan söz ediyor.  Kardeşlerim uyanın artık uyanın. Görün şerefsizlerin gerçek yüzünü. İsrail, Amerika, Avrupa, NATO ve Vatikan açıkça Müslümanları sistematik bir şekilde ortadan yok ediyor. Müslümanların içine Sünni, şii, Arap, Fars, Türk, Kürt diyerek etnik kimlik ve mezhep fitnesini soktular.  Sonra ise Filistin’de Suriye ve Irak’ta olduğu gibi biz Müslümanları bir birimize düşürdüler. Peki biz Müslümanlar, yaşanan bunca katliamlara, oyunlara, fitneye rağmen neden uyanıp kendimize gelemiyoruz? Neden birlik içinde olamıyoruz? Söylediğim gibi bizi fitnelerle bir birimizden uzaklaştırdılar. 

Ehli küfre karşı bir olalım 

Bizi cemaatler vasıtasıyla, mezhep safsatasıyla, etnik kimliklerimizi kullanarak birbirimize düşman ettiler. Eğer şuurlu olsaydık, Ehli küfrün oynuna, fitneliğine gelmemiş olsaydık, birbirimize samimi olarak muhabbet duymuş olsaydık bugün hiçbir İslam ülkesine saldırı olmazdı. Kimse cesaret edip de Müslümanın kılına zarar veremezdi. Soruyorum terör devleti şerefsiz İsrail’in askerleri tarafından yapılan katliamları haberlerde izlediğinizde içiniz sızlıyor mu? Tabi ki Hocam ne demek bizde vicdanı olan insanız diyorsanız o zaman Allah Muhammed aşkına, mübarek Ramazan ayının yüzü suyu hürmetine ne olur ehli küfre, Amerika’ya, İsrail’e karşı bir olalım. Bir olalım ki katliamlar, soykırımlar bitsin. Şimdiden tedbirimizi almaz isek ilerki yıllarda bu katliamlar bize de gelir. Ne diyeyim BU KATLİAMLARA SEBEP OLANLARI VE KATLİAMI YAPANLARI ALLAH HELAK ETSİN. ALLAH ŞU MÜBAREK RAMAZAN AYININ YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE MÜSLÜMAN FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZİ SELAMETE ÇIKARSIN. ALLAH ÜMNETİ MUHAMMED’İ BİR ARADA OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE,BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Katliamların sorumlusu  -Güneş Gazetesi


Amerika, Birleşmiş Milletler’e üye 128 ülkenin tepkisine rağmen, İsrail'deki Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıdı. Amerikan Büyükelçiliği'nin Kudüs’teki yeni binasının açılışında Siyonist köpekler gülücükler dağıtırken, diğer yandan terör devleti İsrail’in köpek askerleri, Gazze’de protesto gösterileri yapan Filistinlilere katliam uyguladı.  İsrail’in köpekleri, keskin nişancıları Gazze’de silahsız 60 Filistinliyi şehit ederken 3000’e yakın Filistinliyi de yaraladılar. Peki bu katliamların, soykırımlarının, acımasızca ölümlerin sorumlusu kim? Elbette bu katliamların baş sorumlusu sarışın mavi gözlü fitneci Amerikan Başkanı Trump’tır. Sonra sözde Müslüman bazı Arap devletlerinin yöneticileridir. 

Müslümanların arasına fitne soktular 

Yani, Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte ipleri İsrail ve Amerika’nın elinde olan ülkelerdir. Bu ülkelerin ipi İsrail ve Amerika’nın elinde olmamış olsaydı Trump, cesaret edip de elçiliğini Kudüs’e taşımazdı. Narsist, megaloman Trump, katliamların olduğu saatte utanmadan sıkılmadan televizyona çıkıp halen barıştan söz ediyor.  Kardeşlerim uyanın artık uyanın. Görün şerefsizlerin gerçek yüzünü. İsrail, Amerika, Avrupa, NATO ve Vatikan açıkça Müslümanları sistematik bir şekilde ortadan yok ediyor. Müslümanların içine Sünni, şii, Arap, Fars, Türk, Kürt diyerek etnik kimlik ve mezhep fitnesini soktular.  Sonra ise Filistin’de Suriye ve Irak’ta olduğu gibi biz Müslümanları bir birimize düşürdüler. Peki biz Müslümanlar, yaşanan bunca katliamlara, oyunlara, fitneye rağmen neden uyanıp kendimize gelemiyoruz? Neden birlik içinde olamıyoruz? Söylediğim gibi bizi fitnelerle bir birimizden uzaklaştırdılar. 

Ehli küfre karşı bir olalım 

Bizi cemaatler vasıtasıyla, mezhep safsatasıyla, etnik kimliklerimizi kullanarak birbirimize düşman ettiler. Eğer şuurlu olsaydık, Ehli küfrün oynuna, fitneliğine gelmemiş olsaydık, birbirimize samimi olarak muhabbet duymuş olsaydık bugün hiçbir İslam ülkesine saldırı olmazdı. Kimse cesaret edip de Müslümanın kılına zarar veremezdi. Soruyorum terör devleti şerefsiz İsrail’in askerleri tarafından yapılan katliamları haberlerde izlediğinizde içiniz sızlıyor mu? Tabi ki Hocam ne demek bizde vicdanı olan insanız diyorsanız o zaman Allah Muhammed aşkına, mübarek Ramazan ayının yüzü suyu hürmetine ne olur ehli küfre, Amerika’ya, İsrail’e karşı bir olalım. Bir olalım ki katliamlar, soykırımlar bitsin. Şimdiden tedbirimizi almaz isek ilerki yıllarda bu katliamlar bize de gelir. Ne diyeyim BU KATLİAMLARA SEBEP OLANLARI VE KATLİAMI YAPANLARI ALLAH HELAK ETSİN. ALLAH ŞU MÜBAREK RAMAZAN AYININ YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE MÜSLÜMAN FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZİ SELAMETE ÇIKARSIN. ALLAH ÜMNETİ MUHAMMED’İ BİR ARADA OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE,BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Bunlara gereken cezalar verilmeli  -Güneş Gazetesi


Edirne’de Yüksel Yeşil İlkokulu yöneticileri, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında, 4. sınıf öğrencileri ve velilerine gezi programı düzenlemiş. Gezi kapsamında Ankara’da Anıtkabir’i ziyaret eden öğrenciler, daha sonra Kapadokya’da turistlik ve tarihi yerleri gezmeye gitmişler. Buraya kadar her şey normal. Yanlız normal olmayan bundan sonrası. Geziyi düzenleyen okul yöneticileri, çocukları alıp alkollü eğlence yerlerine götürüp dansöz, çengi, yani iğrenç insanları izletmişler. Gerçi olayın duyulmasıyla bakanlık soruşturma başlatmış. Ancak bu iş öyle soruşturmayla geçiştirilecek bir konu değil. Bu olayda kimin kusuru varsa, Çocukları kim dansözleri, çengileri izletmeye götürmüş ise hemen o kişi veya kişiler ihraç edilmelidir. Anne babalar, çocuklarının okullarında güzel eğitim alıp, ilim irfan sahibi olup, Çocuklarının devletine ve milletine faydalı olmasını isterken, ne yazık ki kafaları başka yerlere basan yöneticiler, çocukları bar, pavyon gibi yerlere götürüp dansöz, çengi izletiyorlar. Şimdi neden eğitimde geri kaldığımızı daha iyi anlıyorum. Tekrar söylüyorum. Bu çocukları kim iğrenç yerlere götürdüyse hemen görevden alın.

Ya otobanlarda, cadde ve sokak aralarındaki trafik magandalarına ne demeli? TEM otoyolunda makas atarak trafiği tehlikeye sokan caniler, insanları ölüme götürüyor. Bir kaç gün önce televizyonda izledim. Kendini bilmez trafik magandaları, TEM otobanında makas atarak bir çok aracın kaza yapmasına neden oldular. Çok şükür kazada ölen olmamış. Polis bu trafik magandalarını daha sonra gözaltına alıp cezasını kesip bırakmış. Polisin yetkisi bu kadar olduğu için magandalar serbest kaldı. Aslında trafiği tehlikeye sokan, insanların hayatına kasteden bu canavarlara çok ağır cezalar verilmelidir. Mesela, trafikte makas atan, insanların hayatını tehlikeye sokan bu canilerin altındaki arabaya devlet el koymalı. Ayrıca bu canavarlara, ömür boyu ehliyet verilmemelidir. Sonra görün bakın bir daha trafikte maganda olacak mı?

Sadece trafikte bu zibidiler yok değil. Özel halk otobüsleri ve minibüsler trafikte kural tanımaz birer cellat gibiler. Özel halk otobüsleri ve minibüsler o kadar arsızlaşmışlar ki trafik polislerinin gözü önünde bile hayasızca kural ihlal ediyorlar. Polis ise bu kural tanımazları sadece izlemekle yetiniyor. Bilhassa büyükşehirlerde trafiğin rahatlaması için özel halk otobüslerine ve minibüslere yasak getirilmelidir. Bunlar trafikten men edilmelidir.

Peki sık sık gündeme getirdiğim iğrenç televizyon programlarına kim müdehale edecek? Gündüz kuşağında yayınlanan programlar, tek kelimeyle toplumun ahlaki yapısını bozuyor. Programcılar artık ücra köylerden televizyona çıkarmak için insan avına başlamış. Programda bana göre inandırıcılığı olmayan bir kadının iddiasına göre kocası teyzesiyle birlikte kaçmış! Öyle sanıyorum ki Programcılar, korku ve tehditkar sözleriyle Teyzeyi, kocayı, Kayınvalideleri, iddia sahibi kadının karşısına çıkarıyorlar. Kadınla birlikte tüm konuklar, canlı yayında tüm ahlaksızlıklarını pisliklerini ortaya koyuyorlar. Kimi ben Anamı, Babamı arıyorum diye ekrana çıkıp duygu sömürüsü yapıyor, kimiside ben kimin Çocuğuyum diyerek ekranlara çıkıyor. Tabi programcılar ve program sunucusu bu cahillere, Reyting için gaz verip coşturdukça coşturuyorlar. Bu cahillerde yalan dolan ağızlarına ne gelirse konuşuyor. Yani anlayacağınız Rezillik kepazelik başını almış gidiyor. Bu cahillerin rezil kepazelerin iğrenç hayatlarından kime ne de ekrana çıkıyorlar? Bu cahillerin tek amacı karşı taraftan intikam almak. Kardeşim kocanla veya bir başkasıyla sıkıntın varsa git mahkemeye. Neden ekrana çıkıp rezilliğinize rezillik katıp kepaze hayatınızı ifşa ediyorsun? Valla toplum olarak bu gidişatımızın sonu pek iyi değil. Derim ki Hükümet derhal toplumun ahlakını bozan televizyon programlarına yasak getirsin. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE AKIL FİKİR VERSİN. ALLAH CÜMLEMİZİ GÜZEL AHLAK ÜZERİNE YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH BİLİNÇLİ OLARAK MİLLETİMİZİN AHLAKINI BOZANLARI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Bence Trump'ın ipi İsrail'in elinde  -Güneş Gazetesi


Seçim kampanyası boyunca İsrail’in arzu ve istediklerini dile getiren Trump, başkan seçildikten sonra İsrail’i mutlu edecek icraatlara imza atmaya başladı. Trump’ın İsrail’i mutlu edecek ilk icraatlarından birisi Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesi ve Amerika’nın İsrail Büyükelçiliği’ni de Kudüs’e taşıma kararı oldu.  Trump, Amerika eski başkanı Obama döneminde İran’la 2015’te yapılan nükleer anlaşmayı, “Bu anlaşma Amerika için utanç vericidir” diyerek tek taraflı iptal ettiğini açıkladı. Ayrıca Trump, İran’a en üst düzeyde yaptırımlar yapacaklarını da söyledi. Neymiş efendim Trump’a göre İran, terör örgütlerine sponsor olduğu için anlaşmayı iptal etmiş. 
İsrail Başbakanı Netanyahu, “Trump’ın cesurca Tahran’daki terörist rejimle yapılan berbat anlaşmayı iptal etmesi bizi mutlu etti” derken Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil, “İran nükleer silah yapmaya devam ederse bizde atom silahı yaparız” dedi. 
Yani İsrail ve Amerika’nın yönettiği Suudi Arabistan, boyuna posuna bakmadan İran’ı tehdit ediyor. 


İsrail terör devleti değil mi? 


Trump’ın İran’la Obama döneminde yapılan anlaşmayı iptal ettiğini açıkladığı zaman aklıma şu sorular geldi. Acaba bugüne kadar PKK’ya, YPG’ye, PYD’ye, DEAŞ’a Afrika ülkelerinde terör eyleminde bulunan teröristlere, dünya genelinde faili meçhul cinayetlere kim destek verdi? Tabi ki Amerika, İsrail, İngiltere, Fransa,Almanya, Rusya gibi ülkeler verdi. 
Hadi diyelim ki İran Amerika’ya göre terör örgütlerine destek veriyor. Peki ya İsrail terör devleti değil mi? İsrail’de atom bombaları, nükleer füzeler, kimyasal silahlar yok mu? On yıllardır Filistinlileri acımasızca öldürüp topraklarını elinden alan İsrail terör devleti değil mi? 
Ortadoğu’yu büyük İsrail imparatorluğu için karıştıran, İslam ülkelerinin içine fitne yayan ve Müslümanları birbirine öldürten terör devleti İsrail değil mi? İsrailli ajanlar, gizlice camileri bombalayıp sonra filanca mezhebe sahip kişiler caminizi bombaladı diyerek Müslümanları birbirine düşman etmiyor mu? 
Tabi Amerika’ya göre İsrail gayet masum! Sütten çıkmış ak kaşık. Ah sizi gidi şerefsiz, köpek münafıklar sizi. Aslında Trump’a kızmamak gerekir. Çünkü evladının hatırı var. Trump’ın kızı Ivanka Trump’ın kocası Jared Kushner Yahudi asıllıdır. Trump’ın Yahudi asıllı olan damadı Jared Kushner, bugün Ortadoğu’yu yöneten kişidir. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır Trump’ın Yahudi asıllı damadı Jared Kushner’in kontrolündedir. İşte bu alçak ülke yöneticileriyle birlikte Amerika, İsrail, Fransa, Almanya, NATO ve Vatikan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a düşmanlar. Neden düşmanlar biliyor musunuz? Erdoğan bu şerefsizlerin Ortadoğu’daki pis oyunlarını bozduğu için düşmanlar. 


Cumhurbaşkanımız tüm oyunları bozdu 


Bu şerefsizler, başta FETÖ terör örgütü olmak üzere içimizde ne kadar kanı bozuk marjinal guruplar varsa PKK’yı ve bazı sözde partileri de kullanıp önce Gezi olaylarıyla ülkemizde kaos ortamı yaratmak istediler. Baktılar ki bu şekilde ayaklanmayla hükümet yıkılmıyor, o zaman yıllardır kullandıkları kanı bozuk olan FETÖ’cüleri devreye sokarak 17-25 Aralık kopmasıyla ve 15 Temmuz darbe girişimiyle tıpkı Irak ve Suriye’de olduğu gibi ülkemizi bölüp parçalamak istediler. 
Allah’a çok şükür Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu şerefsizlerin tüm oynunu bozdu ve ülkemiz eskisinden daha güçlü duruma geldi. Derim ki İran meselesi, terör ve insan hakları gibi her şey yalan dolan ve bahane. Madem bu şerefsizler, insan hakları konusunda duyarlılar o zaman Budist Myanmar hükümetinin Arakanlı Müslümanlara yaptığı soykırıma çare bulsunlar. Kardeşlerim Amerika’nın tek amacı terör devleti İsrail’in güvenliği sağlamak ve yeraltı zenginliklerine sahip olan Ortadoğu’ya sahip olmaktır. Tabi bu gidişatın sonu pek hayra delalette değil. Öyle gözüküyor ki sarışın mavi gözlü Trump, dünyayı yaşanmaz kılacak. Allah muhafaza Trump’ın bu politikası üçüncü dünya savaşına da sebep olabilir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DÜNYA’NIN HUZURUNU BOZANLARI, MÜSLÜMANLARI FİTNE YAYARAK BİRBİRİNE ÖLDÜRTENLERİ VE BU ŞER GÜÇLERİN EMRİNDE OLAN SÖZDE İSLAM ÜLKELERİNİN LİDERLERİNİ HELAK ETSİN. ALLAH BU GELİŞMELER KARŞISINDA HALEN ŞUURLANMAYAN ŞUURSUZLARA AKIL FİKİR VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


300 fitneci Fransız ve yahudi Sarkozy  -Güneş Gazetesi


Efendim Fransa’nın eski yahudi kökenli Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin de aralarında bulunduğu 300 Fransız yazar ve siyasetçi, “Şiddet ve Yahudi düşmanlığı yaydığı” iddiasıyla Kur'an-ı Kerim’den bazı ayetlerin çıkarılmasını istemişler. Güya entellektüel bu 300 şerefsiz, fitne ve fesatçı, mübarek Ramazan ayında ortalığı karıştırmak ve Kur'an-ı Kerim-i ortadan kaldırmanın peşindeler.  Bu şerefsizlerin gerekçesi ise DEAŞ denen terör örgütüymüş. Be şerefsizler, DEAŞ denen terör örgütü başta Amerika, İsrail, İngiltere, Avrupa yani sizin istihbarat birimlerinizden oluşan örgütü değil mi? Bu örgütü İsrail’in Ortadoğu projesi için kurmadınız mı? İslam ülkelerini bölüp parçalamak, Müslümanları birbirine düşürmek için DEAŞ’ı kurmadınız mı? Ey Sarkozy, dünya senin ne kadar fırıldak üçkağatçı bir yahudi olduğunu bilmiyor mu sanıyorsun?   Sözde Fransız 300 entellektüel denen fitneciye soruyorum. Allah’ın Resul’üne vahiy olarak indirilmiş Kur'an-ı Kerim’i yaz boz tahtası mı sanıyorsunuz? Değil sizin pis oyunlarınız, dünya ayakta kaldığı müddetçe Kur'an-ı Kerim’in bir satırına dokunulmayacaktır. Ha zaman zaman İslam dünyasının içinde de sizin gibi İslam dininde reform isteyen aşağılık fitneciler, şerefsizler çıkabilir. Biz Müslümanlar o şerefsizlerin de sizler tarafından devşirildiğini biliyoruz. 

Tevrat'ta neler yazıyor görün 

Be köpekler, Sizler Kur'an-ı Kerim'e değil, sonradan devşirilmiş olan Yahudilerin sözde kitabı Tevrat’ta Hrıstiyan ve Müslümanlara karşı yazılı olan düşmanlığa bakın ve ona karşı çıkın.  Bakın Yahudilerin sonradan Kabbalist hahamları tarafından devşirilmiş olan kitabı Tevrat’ta neler yazıyor: “Rabbin işini gevşeklikle yapan ve kılıcını kandan alıkoyana lanetli olsun” (Tevrat, Yeremya bölümü 48/10). “ Vurun ; gözünüz esirgemesin ve acımayın; ihtiyari,genci ve ere varmamış kızı ve çocuklarla kadınları helak için vurun” ( Tevrat,Hezekiel 9/5-6). Tevrat’ ın “acıklı ölümlerle ölecekler” ( Yeremya 16/4) ifadesinde anlattığı işkencelerden birisi de insanları yakarak öldürmektir. “Onları (Müslüman ve Hristiyanlar) kasaplık koyunlar gibi ayır ve öldürme günü için onları hazırla”. (Yeremya bölümü,46/10).”Bak İsrail, bugün milletler üzerine seni koydum. O milletleri ve devletleri kökünden sökmek ve yakıp, yıkmak, helak etmek için “(Yeremya,1/10). 

Hristiyan ve Yahudilerin gerçek yüzü 

Ulan şerefsizler, Yahudilerin inandığı Tevrat’taki esas bu sözde ayetlere karşı çıkın da göreyim sizi. Kur'an-ı Kerim, ölümden öldürtmekten değil, barıştan, merhametten, şefkatten ve insanı yaşatmaktan bahsettiyor. Kardeşlerim işte görün bu Hrıstiyan ve yahudilerin gerçek yüzünü. Görün ki kendinize gelin. Biz Müslümanlar halen bu şerefsizlere itibar ediyoruz. İçimizdeki sözde müslümanlar, Bu köpeklerin fitnesine kanıp bir birini öldürmekle meşgul olsun. Ne diyeyim CENAB-ALLAH CÜMLEMİZE GERÇEK İMANI NASİP ETSİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA EHLİ KÜFRE KARŞI BİRLİK İÇİNDE OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH İSLAM ALEMİNİ YAHUDİ VE HRISTİYANLARIN FİTNESİNDEN FESATLIĞINDAN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Akıncı’nın kabul ettiği anlaşma hayra dalalet değil  -Güneş Gazetesi


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın geçen yıl İsviçre’de başarısızlıkla sonuçlanan Kıbrıs konferansında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin masaya koyduğu, 1960 tarihli garantörlüğün (Türkiye’nin müdehale hakkı) yerine başka formül bulunmasını öngören metni kabul ettiğini ilan ederek Rumlar’ı tekrar masaya çağırması şaşkınlık yarattı.  Hatta başta Kıbrıslı Türkler olmak üzere herkes, “Hayırdır sayın Akıncı, iyi misiniz” bile dedi. Yani anlayacağınız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ortalığı karıştırdı. Akıncı’nın çağrısı üzerine Rum lider Nikos Anastasiadis, haklı olarak işi garantiye almak için Türkiye’den Kıbrıs’taki garantörlük hakkından vazgeçeceğini doğrulamasını istedi. 

Gittiği yol hiç iyi bir yol değil 

Kardeşlerim, açık konuşmak gerekirse ben Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanı olduğunda kaygılıydım. Kaygılarımda haklı olduğum ortaya çıkmaya başladı. Cumhurbaşkanı Akıncı, kimin lafıyla hareket ediyor veya kimler tarafından kandırılıyor bilmem. Ancak bildiğim tek şey Akıncı’nın gittiği yol hiç iyi bir yol değil. Sayın Akıncı, siz Rum papaz Makarios’un kışkırtmasıyla 25 Aralık 1963 yılında Rumlar’ın Türklere yaptığı katliamlara şahit olmadınız mı? Veya Rumlar’ın binlerce Türk'ü katlederek öldürdüğünü duymadınız mı? Rahmetli eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rumlar’ın Türklere neler yaptığını bana en az 30 kez anlatmıştı. 

Türkiye olmasa yaşayamazsınız 

Sayın Akıncı, yoksa sana Rumlar’ın gerçek yüzünü anlatan hiç olmadı mı? Diyorsun ki, “Türkiye’nin garantörlüğünü kabul etmeyeceğiz.” Ey Akıncı, Türkiye orada olmasa siz bir gün orada yaşayamazsınız. Türkiye garantör ülke olmasa, Rumlar size tekrar soykırım uygular. İsrail’in Filistin’de yaptığı zülümlerin daha beterini Rumlar size yapar. Siz sanıyor musunuz ki Rum ve Türk tarafı birleştiğinde adada huzur, saadet olacak. Vallahi yemin ediyorum Bosna’da yaşanan olaylardan beterini, 1963 yılında yaşadığınız katliamların daha beterini Rumlar size yaşatır.  Sayın Akıncı, bırak birilerinin lafıyla gaza gelip hareket etmeyi. Şunu çok iyi bilki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sahtekarların kalemindeki mürekkeple değil, şehitlerimizin kanıyla alınmıştır. O yüzden Kıbrıs kurtlar masasında kurban edilemez. Son olarak derim ki Kıbrıs, İsrail’in Ortadoğu projesi içinde olan bir projedir. İsrail, Rumlar’la stratejik olarak ortaklık içinde. İsrail’in içinde olduğu proje her daim tehlikedir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH KUZEY KIBRISLI KARDEŞLERİMİZE ZEVAL VERMESİN. ALLAH KIBRISLI KARDEŞLERİMİZE BİR DAHA 25 ARALIK 1963’TE OLDUĞU GİBİ KATLİAMLAR YAŞATMASIN. ALLAH KIBRISLI KARDEŞLERİMİZLE BİRLİKTE, GÜZELİM ÜLKEMİZDE BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ BOZMASIN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Hint fukaraları gibi daha çok beklersiniz  -Güneş Gazetesi


CHP’ye yakın isimlerle sohbet ettiğimde, “Hocam, FETÖ’cüler temizlenmedi mi ki tekrar olağanüstü hal devam ediyor? Hocam seçime giden ülkede olağanüstü hal olur mu? Hocam bu seçimde ne yapmalıyız? Hocam CHP iktidara gelir mi” Gibi soru yağmuruna tutuldum.  “Kardeşim, siz olağanüstü halden dolayı bir sıkıntı mı gördünüz” soruma, “Yok Hocam bir sıkıntı görmedik” diye karşılık verdiler.  Peki olağanüstü halden dolayı yakınlarınızdan sıkıntı gören var mı? “Yok Hocam.” Ya sokağa çıktığınızda olağanüstü hali anımsatacak bir şey görüyor musunuz? “Hayır hocam.” Peki o zaman neden boş boş konuşuyorsunuz?  Bundan 20 gün önce bir davet üzerine Fransa’ya gittim anlattım. Fransa’da yıllardır olağanüstü hal var. Gidin Fransa’ya olağanüstü hal nasılmış bir görün. Fransa’nın cadde ve sokaklarında polis asker dolu. Soruyorsunuz ya CHP iktidara gelebilecek mi?Siz CHP’nin Hint fukaraları gibi iktidara geleceğini düşünüyorsanız daha çok beklersiniz. Bak kardeşim söz konusu ülkemizin bekası ise ideolojiyi bir kenara bırakmalısınız. Ülkemiz şer güçler tarafından kuşatılmış. Şer güçler, ülkemizi bölüp parçalamak için ellerinden gelen tüm şerefsizliği yapıyor. 

Sokaklarımızda asker-polis var mı? 

Bak olağanüstü hal uygulamasıyla birlikte devletin içine sinsice sızmış olan ve sadece bilinen FETÖ’cüler temizlendikten sonra terör eylemleri durdu değil mi? “Evet Hocam çok şükür 15 Temmuz’dan beri terör eylemleri olmuyor.” Peki Fransa sokaklarında olduğu gibi bizim sokaklarda asker ve polis görüyor musunuz? “Hayır Hocam.”   Bakın sizler üniversitelerde okumuş insanlarsınız ama bana göre sosyal medya denen fitne sizi uyutuyor. Uyumayın kardeşim, uyumayın bugün bana göre seçim bitene kadar en büyük tehdit FETÖ’dür. Bu kalleş FETÖ'cüler, propaganda yapmayı ve insanları kandırmayı çok iyi bilirler. Bu hainler, özellikle sosyal medya üzerinde etkili olur ve seçmenin kafasını karıştırmayıda çok iyi bilirler. İşlerine yarayacak olan adaylara gizliden destek olurlar. Diyorlar ki, “Efendim FETÖ bitti.” Hayır kardeşim FETÖ denen sinsi terör örgütü bitmedi.  Bu hainler, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası siyasi partilere girerek kendilerini gizliyorlar. İddia edilenlere göre CHP’yi FETÖ’cülerin ele geçirdiği, İyi Parti'nin de FETÖ’cüler tarafından kurulduğu konuşuluyor. Öyle sanıyorum ki FETÖ’nün genç ve kadın yapılanması İyi Parti'ye çalışıyor.   

Devleti tekrar ele geçirmek istiyorlar 

CHP ve İyi Parti’nin ittifak yapmalarını sağlayanların da FETÖ’cüler olduğu konuşuluyor. Bu hainler, sadece partilere sızmış filan değiller. Bu hainlerin, halen devletin içine ve bazı şirketlerede sinsice saklandıklarına inanıyorum. İşte bu hain FETÖ’cülerin arzusu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’nı siyaseten bitirmek. Bunun için sosyal medya da olmak üzere her yerde her türlü hainliği yapıyorlar.  FETÖ’cülerin hayali Recep Tayyip Erdoğan iktidardan düşerse tekrar devleti, iş dünyasını ve diğer alanları ele geçirmek. Fuat Avni ismiyle Twitter hesabını yöneten firari FETÖ’cü, Said Sefa, 24 Haziran’da Erdoğan seçilmezse KHK ile devletten atılan FETÖ’cü teröristlerin eski görevlerine tekrar geri döneceklerini söylüyor. Yani anlayacağınız FETÖ’nün Amerikan, Avrupa kanadı ve yurt içi kanadı henüz bitmiş değil. Halen faliyetteler. Bu örgütün karekter yapısında her türlü kalleşlik olduğu için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve siyasi hayatını bitirmek için aklınıza gelebilecek her pisliği yapar.  Hatta ülkemizde kaos ortamı oluşturmak için birilerine suikastlar yapabilirler, terör eylemlerinde bile bulunurlar. Bugün ülkemizde olağanüstü hal varsa bundan dolayıdır. Yani ülkemizin bekası, selameti, huzuru, birlik ve beraberliği içindir. Beni huşu içinde dinleyen bu CHP’liler yani artık eski CHP’liler, “Hocam valla gözüm açıldı. Biz de körü körüne Kılıçdaroğlu’nun peşine takılıp gitmişiz” dedi. Uyanmakta güzel değil mi? Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH CÜMLEMİZİ SOSYAL MEDYA DENEN FİTNEDEN KORUSUN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


İran ve Türkiye'nin de güvenlik sorunu var  -Güneş Gazetesi


Amerika’nın eski CIA direktörü, yeni Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İsrail aşığı çıktı. Pompeo, Bakan olarak atandığı Dışişleri’ndeki makamına uğramadan alel acele önce Suudi Arabistan’a ardından Ürdün ve İsrail’e gitti.  İsrail Başbakan’ı Benjamin Netanyahu ile görüşen Amerikan’nın yeni Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, “Obama döneminde İran’la yapılan nükleer anlaşmayı yok sayıyoruz” dedi. Zaten Amerikan Başkanı Trump’ta Obama'nın büyük emek harcadığı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin onayladığı anlaşmayı tek taraflı bitirmek istiyor.  Amerikan Dışişleri Bakanı Pompeo’nun ardından İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, canlı yayına çıkarak Mossad’ın İran’ın 100 belgeden oluşan nükleer arşivini ele geçirdiğini ve İran’ın atom bombası yaptığını duyurdu.  Netanyahu’nun bu şovunun sonrasında İsrail meclisi Başbakan Netanyahu’ya savaş kararı alma yetkisi verdi. 

Oynanan pis oyunları görün 

Kardeşlerim, görün Ortadoğu’da şerefsizce oynanan pis oyunları? Dünyanın mikseri yani dünyayı karıştıran İsrail’in şeytanlığını görün? Neymiş efendim İran atom bombası üretiyormuş. Be şerefsizler, sizde atom bombası, nükleer füzeler, kimyasal silahlar yok mu? Siz güya kendi güvenliğinizi düşünüp bu tehlikeli silahları üretiyorsunuz da İran ürettiğinde mi sorun oluyor?  İran’ın kendisini koruma hakkı yok mu? Amerika ve İsrail’in köpeği olmuş Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi Selman, Amerika’da Yahudi lobisiyle toplantı yaptıktan sonra, “Filistinliler ya Trump’ın planını kabul etmeli yada çenelerini kapatmalı” dedi. Ah çaylak, ah tıfıl, ah koltuk için İslam dinine ve ülkesine ihanet eden alçak. Kullanma süren bitikten sonra İsrail ve Amerika seni öyle harcayacak ki, neye uğradığını şaşıracaksın.  Amerika ve İsrail’in politikasından İran tedirgin. Katar tedirgin bir şekilde bekliyor. Rusya sinsi sinsi sinsi hesap kitap yapıyor. Öyle sanıyorum ki Amerika, İsrail ve bir kaç ülkeyle birlikte önce Ortadoğu’yu karıştırıp sonra İran’a saldıracaklar. Irak’ı, Suriye’yi, Yemen’i bitirdiler. Şimdi sıra İran’da. 

Ülkemizi parçalamak isteyecekler 

Ya sonra? Gezi olaylarında, 17-25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da darbe girişimiyle başarılı olamayan bu şer ve şerefsiz güçler, tekrar ülkemizi bölüp parçalamak için kollarını sıvayacaklar. Allaha çok şükür Cumhurbaşkanımız Erdoğan, bugüne kadar bu pisliklerin üstesinden geldi. Ya Allah muhafaza Türkiye’nin başında Recep Tayyip Erdoğan değil de, çakma Gandi Kılıçdaroğlu gibi birisi olsaydı ne olacaktı? İşte o zaman inanın yanmış, bitmiş, perişan olmuştuk? Derim ki Türkiye, kendi güvenliği ve bekası için kendi atom bombasını, nükleer, füzesini üretmelidir. Yani Amerika’da, İsrail’de, İngiltere’de, Rusya’da, Almanya ve Fransa’da olan en ağır silahlara bizler de sahip olmalıyız. Bu ülkeler, güvenlik sorunlarını bahane ederek nasıl atom bombası, nükleer füzeler üretiyorlarsa bizler de üretmeliyiz. Esas güvenlik sorununu Türkiye yaşıyor. Bizim onlardan daha çok güvenlik sorunumuz var. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DÜNYA’YI YAŞANMAZ KILAN ŞER ÜLKELERİ HELAK ETSİN. ALLAH MÜSLÜMANLARA BİRLİK DİRLİK VERSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ ŞER GÜÇLERİN PİS OYNUNDAN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Sizdeki hukuk da bizdeki guguk mu?  -Güneş Gazetesi


Amerikalı üç senatör, Türkiye’nin Amerika’dan ısmarladığı F-35 müşterek saldırı uçaklarının teslimatını engellemek için bir tasarı hazırlamışlar. Cumhuriyetçi James Lankford ve Thom Tillis ile Demokrat Senatör Jeanne Shaheen tarafından hazırlanan tasarının tanıtımında, “Türkiye’nin stertejik kararları, Amerika’nın çıkarları ile çakışıyor. Hatta bazen Amerika’nın çıkarları Türkiye’yle ters bile düşüyor. Bundan dolayı F-35’leri Türkiye’ye vermemiz doğru olmaz. Ayrıca bizim Papaz Brunso’nun Türkiye’de tutuklu olması da bizi çok üzüyor. Türkiye bizim papazı serbest bırakmalıdır” diyorlar.  Ne papazmış be? Trump bile Cumhurbaşkanımız Erdoğan’dan bu Hrıstiyan Papaz’ın serbest kalmasını istemişti. Demek ki Brunson denen bu Hrıstiyan papaz, Amerikan istihbaratı tarafından çok iyi yetiştirilip ülkemize gönderilmiş biri. Amerika’nın üstüne titrediği bu papaz, Türkiye’de FETÖ ile PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı için tutuklandı. 

Türkiye artık eski Türkiye değil 

Şimdi Amerika’ya sormak gerekir. Ey Amerika, sizin İsrail, Avrupa ve Vatikan tarafından 40 yıldır özel olarak yetiştirdiğiniz, ülkemizde fitneye sebep olmuş, aileleri bölmüş, İslam dinini istismar edip kendisine sermaye etmiş, yetiştirdiği teröristlerini sinsice devletin içine sızdıran, 15 Temmuz’da yine sizlerin desteği ile ülkemizde darbeye teşebbüs eden, yüzlerce insanımızı şehit eden ve binlerce insanımızı yaralayan misafir ettiğiniz teröristbaşı Fetullah Gülen denen münafık papazı neden Türkiye’ye teslim etmiyorsunuz?  Şimdi diyeceksiniz ki efendim bu konu hukuki konu. Biz adaletin işine karışmayız. Sizdeki hukuk da bizdeki guguk mu? Bizde de adalet var kanunlar var, hukuk var. Senin casus Hrıstiyan Papaz’ın sorunu siyasi değil hukuki bir konudur. Kardeşim F-35’in üretilmesinde 9 ülke arasında Türkiye’de var. O F-35’leri Türkiye’ye vereceksiniz kardeşim, vereceksiniz. Türkiye’nin politikaları çıkarlarınıza ters düşüyor öyle mi? Siz halen Türkiye’yi eskiden yönettiğiniz gibi bir Türkiye’mi sanıyorsunuz? Türkiye eski Türkiye değil artık.  Siz ürettiğiniz o silahları müttefiklerinize değil, ancak dünyayı karıştırmak için terör örgütlerine verirsiniz. Aslında çok iyi oluyor biliyor musunuz? Kötü ev sahibi kiracısını ev sahibi yaparmış misali, 

Kendi savaş uçağımızı yapacağız 

Sizlerin bu iğrenç politikalarınız bizi kendi silahımızı, tankımızı, füzemizi, roketimizi, insansız hava aracımızı yapmamıza yani savunma sanayimizi güçlendirmemize neden oluyor. İnşallah yakın zamanda kendi savaş uçağımızı, kendi uçak gemimizi de üretmiş olacağız. İşte Sizlerin Erdoğan’ı sevmemenizin düşmanlığınızın altında yatan asıl neden bu. Zaten sizlerin Erdoğan’ı sevmesini beklemek aptalca olur. Çünkü sizler, kullanabileceğiniz yönetebileceğiniz kişileri seversiniz. Türk milletinin Erdoğan’ı sevmesi yeterli. Tekrar söylüyorum, bırakın Türkiye’de tutuklu olan Hrıstiyan Papaz’ı, asıl siz besleyip büyüttüğünüz Fetullah Gülen denen münafık Papaz’ı Türkiye’ye bir an önce iade edin.  Bu arada bu gece Beraat Kandili. Hepinizin Kandilini kutlarım. Allah bizleri gerçek anlamda günahlarından kurtulup beraat etmiş kullarından eylesin. Allah bu gece yapacağımız ibadetleri duaları kabul etsin. Allah bu gecenin hürmetine ümmeti Muhammed’i ehli küfrün zulmünden kurtarsın. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ BAŞKALARINA MUHTAÇ ETMESİN. ALLAH İSLAM ALEMİNİ VE ÜLKEMİZİ EHLİ KÜFRÜN ELİNE DÜŞÜRMESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Gül’ün düştüğü duruma çok üzüldüm  -Güneş Gazetesi


Millet olarak 24 Haziran seçimlerine odaklandık odaklanmasına da muhalefet partileri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşısına kimi aday göstereceklerine halen karar vermiş değil. Muhalefet, Erdoğan’ın karşısına aday çıkarabilmek için her yolu ve her şeytanlığı denemekte. FETÖ bil fiil rol aldığı bu seçimde birbirine zıt görüşteki partileri, Erdoğan’a karşı bir araya getirmeye çalışıyor. FETÖ’cüler önce kamuoyunun nabzını tutmak için ortak aday Abdullah Gül ismini öne çıkardı. CHP ve diğer partilerin tabanından teveccüh görmeyen Abdullah Gül, umudunu Saadet Partisi'ne bağladı. CHP’den 15 milletvekilini İYİ Parti'ye FETÖ’cülerin geçirdiği konuşuluyor.  CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ana muhalefet partisi olması münasebetiyle cumhurbaşkanlığına aday olması gerekirken başka birilerini aday göstermenin peşinde. Bazı CHP’liler, 'cumhurbaşkanı adayı bizim partimizin içinden çıksın' derken, Abdullah Gül’ün CHP’nin ortak adayı gösterilmesine şiddetle karşı çıkan CHP’li Muharrem İnce, “Abdullah Gül cumhurbaşkanıyken atadığı bürokrat ve rektörler FETÖ’cü çıktı” diyerek tepkisini ortaya koydu. 

Saadet Partisi
     nasıl izah edecek? 

Dolayısıyla Abdullah Gül’ün hayali suya düşmüş oldu. Ya Saadet Partisi? Saadet Partisi rahmetli Necmettin Erbakan’ın kemiklerini sızlatırcasına yıllardır milletin dini ve milli değerlerine saldıran CHP’yle iş birliği içinde.  Merak ediyorum Saadet Partisi bu tutumunu milli görüşe nasıl izah edecek? Şimdi Abdullah Gül’ü kalben seven biri olarak aklıma takılan soruları Sayın Gül’e sormak istiyorum; Sayın Gül, kamuoyunda iki haftadır muhalefetin adayı Abdullah Gül dendiğinde, siz neden adayım veya aday değilim demediniz?  Siz Erdoğan sayesinde başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı gibi bir şerefe nail oldunuz. Sayın Gül, siz nasıl oldu da zamanında acımasızca sizi eleştiren, size hakaretlerde bulunan, sizi cumhurbaşkanılığı koltuğuna yakıştırmayan CHP’lilerin ve muhalefetin sahte teveccühüne kabulümdür dercesine sessiz kaldınız? Sayın Gül, neden Bülent Arınç gibi sizde, 'benim partim AK Parti ve onun Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ihanet etmem' diyemediniz?  Sayın Gül Allah aşkına nerede kaldı vefa? Yoksa siz 'artık yaşım geçiyor, hazır ismim ortalıkta konuşulurken belki fırsat doğar' düşüncesiyle mi sessiz kaldınız? Tamam aday olmak doğal hakkınız. Adaylığınızı Hint fukaraları gibi başka partilerin arzu etmek yerine, milleti ikna etmeye çalışman daha doğru olmazmıydı?  Neyse ülkemizde demokrasi gereği herkesin seçme ve seçilme hakkı vardır. Elbette isteyen istediği yerden aday olabilir. İsteyen istediği kişiyide seçer. Ama insan dönüp benim cumhurbaşkanı olmamı isteyenler kimler diye bir bakar öyle değil mi? 

Fetö'nün desteklediği
    adaydan hayır gelmez 

Hatırlarsanız eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığına karşı çıkmıştı. Baykal, Gül’ün Cumhurbaşkanlığı gündeme geldiğinde, “Bu Meclis’ten başı kapalı olan hiç bir AK Partili cumhurbaşkanı olamaz, eşinin başı kapalı olan birini Atatürk’ün koltuğuna oturtmayız” diyordu.  Daha sonra Baykal, Eşinin başı kapalı olan Abdüllatif Şener’in ise adaylığına sıcak bakacaklarını söylemişti. Gaza gelen Abdüllatif Şener, sol camiadan teveccüh gürebilmek için ertesi günü Nazım Hikmet’ten şiirler okumaya başlamıştı. Soruyorum bugün ortalıklarda Abdüllatif Şener diye bir isim var mı? Koskoca Başbakanlık ,Cumhurbaşkanlığı yapmış olan Abdullah Gül’ün düştüğü duruma vallahi çok üzüldüm. Ya kardeşim CHP gibi bir partinin Abdullah Gül’ü veya biraz muhafazakar, milli olan birini aday göstermesi mümkün olabilir mi?  CHP’liler, FETÖ’cüler ve sözde İYİ partililer akıllarınca Abdullah Gül ismini ortaya atarak AK Partiyi içeriden bölmek istediler. Avuçlarını yalarlar. Kardeşlerim ülkemiz için hayırlı kim olacaksa Allah o kişiyi başımıza getirsin. Yalnız FETÖ’cülerin içinde olduğu oluşumdan, FETÖ’cülerin desteklediği adaylardan ülkemize hayır filan gelmez. Bu FETÖ’cü hainler, 15 Temmuz darbe girişiminde yapamadıkları hainliği 24 Haziran seçimleri sonrasında yapmak istiyorlar. Bakın Fuat Avni ismiyle Twitter hesabını yöneten firari FETÖ’cü Said Sefa, 24 Haziran’da Erdoğan seçilmezse KHK ile devletten atılan FETÖ’cü teröristlerin eski görevlerine tekrar döneceklerini söylüyor. Kardeşlerim ülkemiz üzerinde pis oyunlar oynanıyor. Allah’ın verdiği akıl nimetini iyi kullanalım ve sosyal medya denen fitnenin sinsi oyununa gelmeyelim.  Her zaman söylediğim gibi Bugün sosyal medyayı en çok kullanan FETÖ'cüler, PKK’lılar, CHP’liler ve ülkemizi bölüp parçalamak isteyen yabancı ülke istihbaratlarıdır. Bizler ülkemizin bekası için sandığa gidip oyumuzu ülkemiz üzerinde oynanan pis oyunları düşünerek kullanalım. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH SAMİMİ, İYİ NİYETLİ, ALLAH İÇİN ÜLKEMİZE HİZMET EDECEK OLAN KİŞİLERİ BAŞIMIZA GETİRSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Bu mağduriyeti kökünden bitirin  -Güneş Gazetesi


TMK 175. maddesine göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek kadın, ağır kusurlu olmamak koşuluyla geçimi için kocasından mali gücü oranında süresiz olarak ömür boyu nafaka alıyor. Bu maddeye göre karısından ayrılan bir erkek, mahkemenin verdiği nafakayı ödeyebilmek için ömür boyu büyük sıkıntılar yaşıyor.  Eğer koca mahkemenin karar verdiği nafakayı boşandığı karısına ödemez ise hapı yuttu demektir. Boşanmış olan kadın isterse nafakasını alamadığı için kocasını hapse attırabilir. Neredeyse her gün Hapis korkusu yaşayan bir çok eski koca, boşandığı eşine nafaka ödeyebilmek için iş yerlerini, evini ve böbreğini sattıklarını basından takip ediyoruz.  Doğal olarak istismara açık olan bu kanun yüzünden cinayetler bile işleniyor. Sonunda hükümet, bu zulme son vermek için kolları sıvamış. Adalet Bakanlığı, boşanan eşe ömür boyu nafaka ödenmesine sınır getiriyormuş. Bakanlık, Türk Medeni Kanunu’nun 175/1 madesindeki, yoksulluk nafakasına 5 yıl sınırı getirecekmiş. 

İnsanlar ayrılmak için mi evlenir? 

Çıkarılacak bu kanun mağdur kocaların derdine çare olmasa da belki biraz rahatlık getirir. Ne demek ömür boyu veya bilmem kaç yıl nafaka ödemek. Ne demek kardeşim, erkek bir ay evli kaldığı eski karısına ömür boyu nafaka ödeyecek. Ya o erkek kadın tarafından şeytani planla kandırılıp evlenmeye ikna edildiyse? Erkek yediği kazığa mı yansın, yoksa ömür boyu nafaka ödeyecek olmasına mı? Etraftan duyuyorum bazı kadınlar, “Aman şimdilik gezip tozayım. Sonra bir enayi bulup evlenirim. Bir kaç ay evli kaldıktan sonra boşanır nafakamı alıp paşalar gibi yaşarım” derlermiş.  Böyle ahlaksızlık olmaz kardeşim. Soruyorum insanlar ayrılmak için mi evlenir? Evlilik çocuk oyuncağı mı? Bu ve buna benzer kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık sağlayan kanunlar yüzünden yüz binlerce aile darma dağın oluyor.  Hükümete sesleniyorum kanunları hazırlarken kadınlara yönelik pozitif ayrımcılığı bırakarak aileyi koruyan, aileyi yaşatan kanunlar çıkarın. Bügün sokaklar anasız babasız başı boş dolaşan gençlerle dolmaya başladı. Ceza yaptırım çare değil. Avrupa Birliği'nden, sözde kadın derneklerinden, pozitif kadın ayrımcılığı yapan feministlerden çekinmeden, erkekleri top yekün cani, güvenilmez, sadist gösteren sosyal medyadan korkmadan milletimizin aile yapısını koruyacak kanunlar çıkarın. 

Birbirlerine zulmetmesinler 

Gerçekten kadın ve aile hayatını korumak istiyorsanız, önce insanların hayatını karartan, insanların mahremiyetine giren, insanların ahlakını bozan, cahil cühela insanları ekranlara çıkartıp reyting uğruna cahil insanlara intikam duygusuyla yalan yanlış iftiralar attırıp sonrasında cinayetlere vesile olan televizyon programlarına yasak getirin.  Kardeşlerim derim ki, kadın bir erkek için nasıl bir nimetse, erkek de kadınlar için bir nimettir. Evlenip aile kuran erkek ve kadın, bir birinin nimet olduklarını bilerek temiz aile hayatı yaşamalıdırlar. Kadın ve erkek bir birine zülüm etmemelidir. Peygamber efendimiz, kim eşine zülüm ederse o kişi İmanını kontrol etsin der. Eğer ömür boyu mutlu bir Aile hayatı yaşamak isteniyorsa Kadın ve erkeğin bir birinin zıttına gitmemesi gerekir.  Bir biriyle laubali olmaması gerekir. Saygıyı sevgiyi bırakmamaları gerekir. Çocuklarını güzel ahlak, milli ve manevi değerlerimize göre yetiştirmeleri gerekir. Aile hayatlarını bu şuurda yürüten karı koca boşanmaz ve Çocuklar da ziyan olmaz. Tekrar söylüyorum hükümet, önce insanların hayatını karartan, insanların beynini yıkayan, insanları değerlerinden uzaklaştıran televizyon programlarını yasaklayan kanunlar getirmelidir. Hemen acilen boşanmış olan erkekleri nafaka zulmünden kurtaracak kanunu çıkarmalarıda gerekir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH, UZUN ÖMÜRLÜ TEMİZ BİR AİLE OLARAK YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİP ETSİN. ALLAH KADIN VE ERKEĞİN BİR BİRİNE ZÜLÜM ETMEDİĞİ, GÜZELİM DÜNYAMIZDA ART NİYET BESLEMEDEN ÇOLUK ÇOCUĞUMUZLA BİRLİKTE HUZURLU AİLE ORTAMINDA YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.