Köşe Yazıları



Arama :    

BU İMAMLARDAN İSLAMA HAYIR GELMEZ  -Güneş Gazetesi


Arkadaşlarla birlikte bir alışveriş merkezinde otururken yanıma 25-30 yaşlarında bir genç geldi. Önce benimle resim çekinen bu genç, daha sonra bana “Hocam sizce dinde reform yapılsa iyi olmaz mı? diye sordu. Şaşkınlık ve tebessümle gencin yüzüne baktım. Hayırdır evladım nereden çıktı dinde reform fikri? Evladım sen namaz kılıyor musun? Oruç tutuyor musun? Yani Allah’ın emirlerini yerine getiriyor musun? diye sorduğumda hayır hocam cevabını verdi. Peki o zaman evladım bana neden dinde reform olsun diye sordun? Hocam bir arkadaşımın iş yerine zaman zaman bir caminin hocası geliyor. O hoca, bizimle sohbet ederken, İslam dininin günümüze göre reform edilmesi gerektiğini söylüyor. Bende sizi görünce işin doğrusunu öğrenmek istedim dedi. Evladım eğer söylediğin doğruysa ve camide görevli bir imam, İslam dinini günümüze göre reform edelim dediyse, bende o imamın arkasından namaz kılınmaz derim. İslamda reform isteyen bahsettiğin bu imam ,ne yani günümüzde fuhuşu,alkolü,kumarı,uyuşturucuyu,faizi haram olmaktan mı çıkarmak istiyor?Bak kardeşim, İslam dini Allah’ın dinidir. Yeri, göğü, tüm canlıları ve her şeyi yaratan Allah yanlış yapmaz. Kuran-ı Kerim’de ve İslam dininde reform yapılamaz. Çünkü Kuran-ı Kerim’de ve İslam dininin yorumunda yanlış yoktur. Yanlış bazı samimiyetsiz, iman ettiğini sanan kişilerdedir. Kıyamete kadar hiç kimse, hiç bir güç İncil ve Tevrat’ı değiştirdikleri gibi Kuran-ı Kerim’i değiştiremez. Hiç kimse İslam dininde reform yapamaz. Çünkü biliyoruz ki Allah kıyamete kadar dinini koruyacaktır. Zaten İslam dinini hakkıyla yaşayan biri dinde reform olsun filan demez. Dinde reform isteyenler, dinle alakası olmayan zındık kişilerdir. Evladım sen o şeytanlara bakma. Senin ölçün Kuran-ı Kerim ve Peygamber efendimizin hadis ve sünneti olsun. Sen Allah’ın emirlerini hakkıyla yaşamaya çalış. Diyanet İşleri Başkanına derim ki işinizi düzgün yapın .Mezun ettiğiniz, camilere atadığınız imamları kontrol edin. Kendilerince bulundukları ortamlarda teveccüh görmek için insanların nefsine göre abuk sabuk konuşan imamları takip edin ve yanlışı olanları derhal görevden atın. Eğer işinizi yapamıyorsanız o zaman siz oturduğunuz o koltuğu hemen bırakıp gidin. Ayrıca son yıllarda imam olarak atanan kişilere baktığımda imamdan başka her şeye benziyorlar. Adamlar imam mı? Pop yıldızı mı hiç belli değil. Öyle sanıyorum ki bazı imamlar dine hizmet için değil, kendi dünyalıklarını kurtarmak için devlete kapak atmışlar. Her zaman söylediğim gibi ne yazık ki, bugünkü imamların çoğunun gözü cemaatin cebinde. Kuran-ı Kerim’in kendine has makamını, üslubunu bırakıp, fantezi müzik söyler gibi Kuran-ı Kerim okuyorlar. Mevlüt okumak için birbirleriyle yarışıyorlar. Böyle imam da din adamı da olmaz arkadaş. Din adamı, Kuran-ı Kerim’i hakkıyla yaşayan takva sahibi, vakurlu, insanların nefsine göre değil, Allah’ın emrini, hak ve hakikatları taviz vermeden anlatan ve yaşayandır. Millet olarak eski hoca efendiler gibi hürmete, saygıya layık hoca efendiler görmek istiyoruz. Şimdi ama hocam hangi çağda yaşıyoruz? Bugünümüzde öyle hocaları bulmamız zor derseniz, bende size ne işe yarrıyorsunuz? sizde bu özellikler yok mu? Temiz takva ehli hoca efendiler yetiştirin derim. Camilere imam olarak atayacağınız imamlar, cemaatin önüne geçmeden önce uzun süre Haseki Eğitim Merkezi gibi sağlam eğitim merkezlerinde veya medreselerde sağlam eğitim alıp, Sonra da milletin karşısına birer hoca efendiler olarak çıksınlar. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ SAMİMİ KULLARINDAN EYLESİN. ALLAH BİZ CEMAATLERİ, TAKVA EHLİ HOCALARLA MUHATAP KILSIN. ALLAH NEFSİ ÖNDE OLAN SÖZDE HOCALARI CEMAATLERİN ÖNÜNDEM UZAKLAŞTIRSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Bu zulmün önüne geçmeliyiz  -Güneş Gazetesi


Suriye’de,Yemen’de iç savaşı, Suudi Arabistan veliaht Prens Muhammed Selman’ın gazeteci Kaşıkçı’yı öldürtmesini ve İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamları konuşurken ;Çin’de yaşanan zulümlerin farkında değiliz. Çin gaz ve meden kaynaklarının dolu olduğu Sincan, yani Doğu Türkistan gibi eyaletlerde Uygur Türklerine büyük zulümler yapıyor. Doğu Türkistan’da Uygur Türklerini kamplarda toplayıp işkence ve beyin yıkama metotları uygulayan Çin, Müslümanlara Namaz kılmayı yasakladı. Müslüman erkeklerin sakal bırakmasını, Müslüman Uygurlu kadınların başörtüsü takmasını ve erkek çocuklarının sünnet edilmesini yasakladı. Çin devleti, Doğu Türkistanlı Uygur Müslümanlarına çocuk yapmayı yasakladı. Doğu Türkistan’da Uygurlu Türk kardeşlerimizden üç beş kişi bir araya geldiğinde Çin askerleri tarafından hemen gözaltına alınıyor. Gözaltına alınan Uygurlu Türklerin akibetleri belli değil. Çin’in yaptığı bu zulümlerin belgeleri Birleşmiş Milletlerin elinde. Yalnız Çin’in yaptığı zulümlerin, katliamların, soykırımların belgesi Birleşmiş Milletlerin elinde olsa neye yarar. Birleşmiş Milletlerin Çin’e yaptırım yapma gibi bir gücü yok. Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, dünya beşten büyüktür diyerek boşuna mı Birleşmiş Milletleri eleştiriyor? Birleşmiş Milletlerin her hangi bir konuda yaptırım kararı için Amerika’nın, Rusya’nın, İngiltere’nin, Fransa ve Çin’in onayını alması gerekir. Tabi zulme uğrayan Hrıstiyan veya Yahudi olmuş olsaydı işte o zaman Birleşmiş Milletler hemen acilen toplanıp karar alırlardı. Ya Arakanlı Müslümanlara yapılan zulümlere, katliamlara ne demeli? Çin’in desteklediği Budist Myanmar devleti, Arakanlı Müslümanları canlı canlı yakıyor. Arakanlı Müslümanlar ülkelerinden sürüldü. Myanmar devletinin Budist rahiplerinin, Arakanlı Müslümanların evini ateşe verip Müslümanları canlı canlı yaktıklarını televizyonlarda izliyoruz. Türkiye’den başka dünyadan hiç kimse Myanmar hükümetine tepki göstermiyor. Dediğim gibi Myanmar devletinin yaptığı katliamların altında Çin var. Birleşmiş Milletler tepkilerin çoğalmasından dolayı sadece cılız bir ses tonuyla Arakanlı Müslümanlara yönelik katliamları kınıyor. Derim ki, Birleşmiş Milletlerden Budist Myanmar devletinin Arakanlı Müslümanlara, Çin’in Müslüman Uygur Türklerine yaptığı zulüm, katliam ve soykırımlarına, Birleşmiş Milletlerden bir yaptırım çıkmayacağına göre o zaman biz Müslümanlar olarak Çin’in ve Myanmar’ın yaptığı zulümleri gerek sosyal medyayı kullanarak, gerekse yazılı ve görsel medyayı kullanarak dünyaya anlatalım. Dünyanın gözünü Doğu Türkistan’da yaşanan katliamlara çevirelim. Amerika ve Avrupa ülkelerinde lobi çalışmaları yapalım. Yani Çin’in ve Myanmar’ın yaptığı zulümlerin son bulması için gayret gösterelim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH MÜSLÜMANLARA ZULÜM EDENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH SIKINTIDA OLAN MÜSLÜMANLARA SELAMET İHSAN EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Türkiye'ye açık olan gözler, Fransa'ya kör  -Güneş Gazetesi


Fransa’da akaryakıt zammını protesto eden halkı, Fransız polisi dünyaya geldiklerine pişman ediyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’nun da istifasını isteyen göstericiler, adeta Paris’in altını üstüne getirdi. Paris sokaklarının altını üstüne getiren göstericiler, araçları, iş yerleri ve sokakları ateşe verdi. Elbette haddini aşan bu tarz gösterilerde mala, cana zarar verildiğinde polis gerekeni yapmalı. Asıl ben şunu merak ediyorum. Türkiye’de üç beş ağaç bahane edilerek başlatılan Gezi provokasyonunu canlı yayın araçları ile takip eden Avrupa, Amerika yani dünya medyası, neden Fransa’da yaşanan kanlı olaylara kör ve sağır? Fransa’da akaryakıt zammını protesto eden halka Fransız polisi meydanlarda güç kullanıyor, ağızlarını burunlarını kırıyor, jopla dövüyor, biber gazı sıkıyor, yaka paça tutukluyor. Fransa adeta savaş alanı gibi ama bu görüntüleri Avrupa, Amerika ve dünya medyası görmüyor. Tabi görmezler, çünkü olayların yaşandığı yer Fransa. Hatırlayın Gezi olaylarında Türk F-16 savaş uçakları halkın üzerine bomba atıyor, polis göstericilerin üzerine ateş açıyor yalanlarıyla canlı yayın yapan başta Amerikan CNN’i olmak üzere Avrupa basınının yalan haberlerini,Avrupalı liderlerinin konuşmalarını hatırlayın. Avrupalı liderlerin hepsi de Türkiye’de yaşanan bu olaylardan dolayı endişeliyiz, halkın gösteri hakkına müdahale edilemez, hükümet polisini meydanlardan geri çeksin diyorlardı. Çünkü Gezi olaylarında marjinal grupları, ismi cismi bilinmeyen sol görüşlü sözde partileri, PKK’lıları, FETÖ’cüleri, bazı vakıf ve dernekleri Amerika, İsrail, Almanya, Fransa, Hollanda ve İsveç dönemin başbakanı ,şimdiki Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın başında olduğu Türkiye Cumhuriyeti hükümetini devirmek için destekliyorlardı. Bu sahtekarlar, Suriye’de, Irak’ta, Tunus ve diğer İslam ülkelerinde sahte Arap Baharı gösterilerini de canlı yayınlıyorlardı. Saydığım bu ülkelerin hepsi Amerika, İsrail ve Avrupa’nın yüzünden şimdi perme perişan durumda.İşte Avrupa’nın bu tutumu Türkiye ve İslam ülkelerine karşı iki yüzlülüğünün net olarak göstergesidir. Dediğim gibi insanlar, kimsenin gazına ve oyununa gelmeden demokratik hakkını kullanıp protesto gösterileri yapabilir. Ancak bu gösterilerde amaçlarından saparak iş yerlerine zarar verildiğinde, araçlar yakıldığında, insanlara zarar verildiğinde, Asker ve Polise ateş açıldığında, işte o zaman Asker ve Polis bu göstericilere hak ettiği şekilde muamele etme hakkına sahip olmalıdır. Şimdi benim bu söylediklerimden bir şey anlamayan cahil üç beş kişi ama Hocam bu olur mu? Senin söylediğin insan haklarına, demokrasiye aykırı diyebilir. Ben de, Demokrasinin doğduğu yer Fransa’yı, Almanya’yı, Amerika’yı görün derim. Bakın saydığım bu ve diğer ülkelerde haddini aşan, amacından sapanlara neler yapılıyormuş hele bi görün. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE GÖK KUBBENİN ALTINDA HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Türkiye’den merhamet dersi  -Güneş Gazetesi


Türkiye yıllardır iç savaştan dolayı ülkelerinde, işini gücünü, toprağını, evini, barkını ve yakınlarını bırakıp ülkemize sığınan 3 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyor. Yani başta Suriyeli, Iraklı, Afganistanlı olmak üzere Türkiye, ülkemize sığınan mültecilerin üzerinde şefkatini,merhametini eksik etmiyor. Türkiye ayrıca bu davranışıyla dünyaya insanlık dersi veriyor. Peki insanlıktan nasibini alamamış olan ülkeler ne yapıyor? Onlar da zulüm ediyor, öldürüyor, veya çırılçıplak soyup Türkiye’ye geri gönderiyor. Avrupa ülkeleri, iş bulma arzusuyla ülkelerine kaçak yolla girmek isteyen Suriyeli, Iraklı ve Afrikalı zavallı insanlara, daha topraklarına adım atmadan kendi savaş gemileriyle, göçmenlerin bulunduğu botları alabora edip denize döküyor. Bilhassa bu pisliği Yunan askerleri çok yapıyor. Yunan savaş gemilerinin Ege Denizi’nde yüzlerce kaçak insanı savaş gemileriyle denize döktüğünü, öldürdüğünü dünya unutmuş değil. Daha geçtiğimiz hafta Yunan askerleri, bir grup göçmeni yakaladıktan sonra dövüp, giysilerini çıkarıp Türkiye’ye geri göndermişti. Edirneli köylüler, arazide buldukları göçmenlere kendi kıyafetlerini vermeseydi o zavallı insanlar belki donarak öleceklerdi. Yunanistan Dışişleri eski Bakanı Nikos Kocias, Yunanistan’a göç eden binlerce göçmen çocuğunun seks kölesi yapıldığı ve organ mafyasına teslim edildiğini, Avrupa ülkelerine göç eden on binlerce çocuğun da kayıp olduğunu söylüyor. Kardeşlerim Allah şefkati,merhameti, insanlığı herkese nasip etmiyor. Bu meziyetlere sahip olmak için önce insan olmak gerekir. Yunan askerleri, göçmenleri dövüp, soyup geri yollarken kahraman Türk askeri Mehmetçiğimiz, kaçakları denizde kurtarmak için canını dişine takıyor. Bir Türk askerin, ölümün kıyısından kurtarılan bir çocuğa gösterdiği şefkat bu farkı gözler önüne serdi. Myanmar’daki katliamdan kaçarak Bangladeş’e sığınan bir milyondan fazla Arakanlı Müslüman kardeşlerimiz Bangladeş’teki bulundukları kamplarda sağlık konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyor. Bangladeş’teki kamplarda sağlık sorunları yaşayan Arakanlı kardeşlerimize her yerde olduğu gibi yine Türkiye yetişti. Türkiye’nin şifa elçileri, Türk doktorları, Bangladeş’in Cox’s Bazar bölgesindeki kamplarda,Arakanlı Müslümanlara şifa olabilmek için 28 doktor,hemşire, teknik ve yardımcı sağlık personeli, kendi kurdukları hastanede 8 ayda 114 bin kişiye sağlık hizmeti verdi. Sağlık taramasında 881 ameliyat yapan şifa elçileri , 90 bebekte dünyaya getirdiler. Bunlar insanlıkla, merhamet ve şefkat duygularıyla olacak işler. Bu özellikler ancak aklı başında olan Müslümanlarda olur. Biz Müslümanların karakterinde insanlık, merhamet ve şefkat var. Ya Avrupa’da? Onlarda leş yiyicisi akbaba ruhu var. Bu leş yiyicileri Avrupa, Amerika ve Rusya, Suriye’de, Irak’ta, Yemen ve Afrika ülkelerinde insanların yeraltı kaynaklarına, topraklarına göz dikmemiş olsalar idi, insanlar her şeyini bırakıp bilmediği başka ülkelere sığınıp şefkat dilenmezler, horlanmak istemezler, denizlerde ölmek istemezlerdi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH KİMSEYİ EVİNDEN, YURDUNDAN, SEVDİKLERİNDEN KOPARMASIN. ALLAH İNSANLARI YURDUNDAN,EVİNDEN BARKINDAN, ÇOLUK ÇOCUĞUNDAN KOPARANLARIIN YÜZÜNÜ GÜLDÜRMESİN. ALLAH İÇİMZDEKİ VİCDANI, MERHAMETİ, ŞEFKATİ YOK EYLEMESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Yunan Başbakanı Çipras’ın 12 mil inadı  -Güneş Gazetesi


Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, Ege karasularında 12 mil sevdasından vazgeçmiyor. Yani Yunan Başbakanı Çipras, 6 millik karasularına ilave olarak işgal ettiği 18 Türk adası ve Türk kayalığındaki 6 millik karasularını da egemenlik alanına katmak istiyor.  Çipras bu işgali önümüzdeki günlerde Yunan Meclis’inde yasalaştırmak için çalışıyor. Tabi Türkiye, Yunanistan’ın bu hırsızlığına, işgaline göz yumacak değil. Öyle sanıyorum ki Türkiye, hem Yunanistan’ın Ege’de karasularını 12 mile çıkarmak istemesini, hem de Doğu Akdeniz’de Rumlar’ın bölge ülkeleriyle birlikte işbirliği yaparak Türkiye’yi Akdeniz’den dışlamak istemesini ilk Milli Güvenlik Kurulu toplantısında ele alacaktır.  Bu arada Rumlar’ın bölge ülkeleriyle işbirliği yaptığını söylerken, Rumlar’ın bu işbirliğini İsrail’le, Mısır’la, Amerika’yla, İngiltere ile ve Çin’le birlikte yaptığını hatırlatmak isterim. İşin içinde İsrail varsa, biliniz o işin içinde bir pislik, sinsilik var demektir. 

Akdeniz'de kıta sahanlığı ilan edelim 

Peki Yunanistan’ın bu salakça, aptalca davranışlarına karşı biz Türkiye olarak ne yapmalıyız? Tek kelimeyle Türkiye’nin geç kalmadan Akdeniz’de kendi kıta sahanlığını ve ekonomik bölgesini ilan etmesi gerekir. Ayrıca Türkiye, Yunanistan’ın işgal ettiği 18 Türk adası ile Türk kayalığından çekilmesini istemeli.  Eğer Yunanistan, “Ben işgal ettiğim Türk adalarından ve Türk kayalığından gitmek istemiyorum” derse, işte o zaman Türkiye, Yunanistan’ı nasıl göndereceğini, denize nasıl dökeceğini çok iyi bilir. Yunanistan’a şu tavsiyede bulunmak isterim: Ey Yunanistan, aklını başına al ve kendine çeki düzen ver. Avrupa Birliği’ni, Amerika ve İsrail’i arkana alarak gasp yapmaya devam edersen akıbetin kesinlikle iyi olmaz. Sırtını dayadığın Avrupa, Amerika ve İsrail seni Türk askerinin elinden kurtaramaz.  Kardeşlerim Ortadoğu ve Akdeniz’deki bu hareketlilik, oyunlar, petrol ve doğalgaz aramaları bana pek hayra delalet gibi gelmiyor. Siyonist Amerika ve İsrail, Gezi olaylarıyla,17-25 Aralık kumpası ve 15 Temmuz hain darbe girişimiyle bölüp parçalamayı başaramayınca, şimdi de Türkiye’yi savaşa bulaştırmak istiyor. 

Geç kalırsak savaş kaçınılmaz olur 

Siyonist güçler, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni de İran’a saldırtmak istiyor. Trump boşuna mı Suudi Arabistan Kralı'na, Veliaht Prens Selman’a sahip çıkıyor? Trump boşuna mı Kaşıkçı cinayetini örtbas ediyor? Trump, boşuna mı Suudi Arabistan’a 300 milyar dolarlık silah sattı?  Trump, Müslümanları sevdiği için mi Suudi Arabistan’a ve diğer Arap liderlerine sahip çıkıyor? Trump, tüm bunları Arap liderleri sömürdüğü için, Arapların petrol paralarını hortumladığı ve İsrail’i korumak için yapıyor. Sadede gelirsek derim ki, Akdeniz’de hem kendi ülkemizin hemde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin menfaatlerini korumak için hemen kolları sıvayıp kendi kıta sahanlığını ve münhasır ekonomik bölgemizi belirleyip ilan etmeliyiz. Eğer geç kalırsak arkasına Avrupa’yı, İsrail’i ve Amerika’yı alan Yunan Başbakanı Çıpras, Ege Denizi’nde 12 mile çıkma arzusunu meclise getirip kanunlaştırırsa, işte o zaman savaş kaçınılmaz olur benden söylemesi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH MİLLETLERİ SAVAŞTAN, FELAKETLERDEN KORUSUN. ALLAH KAHRAMAN TÜRK ASKERİNE GÜÇ KUVVET VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Samuel'in Müslümanları  -Güneş Gazetesi


Arkadaşlarla sohbet ederken konu günümüzün gençliğine, aile hayatındaki kopukluklara ve sosyal medyanın toplumu olumsuz yönde nasıl etkilediğine geldi. Ela ismli kızımız elinde telefonla, “Hocam, internette bir şey gördüm size okuyayım” dedi.  “Ne okuyacaksın” dediğimde, “Hocam, Rahip Samuel Zwemer 1935’de Kudüs’teki misyonerlik konferansında bakın neler söylemiş. Rahip Samuel Zwemer konuşmasında, “Sizden Müslümanları Hrıstiyan yapmanızı istemiyoruz. Sizin asıl göreviniz Müslümanları İslam dininden uzaklaştırmaktır. Doğumlarından ölümlerine kadar haç takmasınlar, kiliseye gitmesinler, vaftiz olmasınlar ama Hristiyan gibi yaşasınlar.   Bunu çağdaşlık adı altında yapın. Allah’ı ve Peygamberi tanımayan bir nesil büyük işlerle idarelerle uğraşmaz. İdealsiz, dinsiz, mefküresiz yaşarlar. Rahatlığı, tembelliği,parayı ve nefislerini severler, arzu ve şehvetlerinin tatmini için uğraşırlar. Müslümanları vaftiz etmek için boş yere uğraşıp durmayın. Başka yollar, başka çareler deneyelim. 

'HIRİSTİYAN GİBİ YAŞATMALIYIZ 

İslam memleketlerinde girişeceğimiz faliyetler de onlara, Hrıstiyan adetlerini, Hrıstiyan bayramlarını, Hrıstiyan kültürünü, Hrıstiyan ahlakını aşılayalım. Bir Müslümanın doğumundan ölümüne kadar kimliğinde Müslüman yazabilir. Fakat bir Hrıstiyan gibi yaşayarak cami önündeki teneşirle yatmalıdır. Kiliseye gelmesine gerek yok. Varsın camiye gitsin. Ama bir Müslümanı hayatı boyunca Hrıstiyan gibi yaşatmalıyız”diyor.  Valla açık konuşmak gerekirse Rahip sanki amacına ulaştı. İslam Dünyası bugün aynen Rahip Samuel Zwemer’in istediği gibi. Kendi İslami değerlerimizden, kültürümüzden, örf ve adetlerimizden uzak, laiklık adı altında Hrıstiyanlar gibi yaşayan topluluklar olduk. Bilhassa 28 Şubat döneminde milletimizi laıklık adı altında İslam dininden uzaklaştırdılar. 28 Şubat döneminde Kur'an kursları kapatılırken, ilim irfan sahibi olmak isteyen başörtülü kızlarımız okullara sokulmazken, namaz kılan memurlar memurluktan atılırken, üç beş Müslüman bir araya gelip sohbet ettiğinde “irtica hortladı” diyenler, ülkemizde Hrıstiyanların misyonerlik faaliyetlerine izin verirlerdi. 

28 ŞUBAT'IN GEMİSİNE BİNEN SÖZDE İLAHİYATÇILAR 

Hatta İslam Dinini yaşayan insanımıza, o dönem de ülkemizdeki etkin isimler gerici, yobaz gibi yakıştırmalarda bulunup hakaret ederlerdi. Sözde bazı İlahiyatçılar da 28 Şubat’ın gemisine binip aptalca ve salakça İslam dininde reforma gidilmeli derlerdi.Tabi İslam dinine hakaret edenlerin öldüklerinde tıpkı Rahip Samuel Zwemer’in dediği gibi cenazeleri camiden kalkardı. Mübarek Ramazan ayı, Kadir gecesi, Beraat gecesi, milli ve manevi günler geldiğinde içimizde heyecan yaşanmazken, yılbaşı için hazırlıklar 3 ay öncesinden başlıyor. Bazı Müslümanlar, bilmem ne günü diyerek sabahın köründe kiliselere mum dikmeye gidiyorlar. İçeride ve dışarıda dinimiz İslam’a ve milli değerlerimize saldırıldığında hakaret edildiğinde sesimiz çıkmıyor.  Kardeşlerim, bizim bizden başka, Müslüman'ın Müslüman'dan başka dostu yok. Gözümüzü açalım ve oynanan pis oyunları görelim. Eğer milli ve manevi değerlerimizden uzak kalırsak işte o zaman akibetimiz iyi olmaz. İslam coğrafyasında ve ülkemizde misyonerlik faliyetlerinde bulunan Hrıstiyanlar, bilhassa gençlerimizi kandırıyor.Kandırdıkları gençlerimizi uyuşturucu bataklılığına, terör örgütlerinin eline yani kötü yola düşürüyorlar. Toplum olarak bizler milli ve manevi değerlerimizden uzaklaşmayalım. Allah’ın kelamı Kur'an-ı Kerim’i ve Peygamber efendimizin hadis ve sünnetini hakkıyla yaşayalım. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH MÜSLÜMANLARI MÜNAFIKLARIN FİTNESİNDEN, YALANLARINDAN, PİS OYUNLARINDAN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Gel Muharrem sen beni dinle  -Güneş Gazetesi


Mart 2019 yerel seçimler yaklaşırken seçime girecek olan partileri büyük telaş sardı. Başta CHP olmak üzere partiler, Mart 2019 yerel seçimlerini ölüm kalım meselesi olarak görüyor. Henüz AK Parti adaylarını açıklamazken, MHP ve CHP çoğu adayların açıkladı. Aslında milletin merak ettiği İstanbul, Ankara ve İzmir’de kimlerin aday olacağı. AK Parti’de aday ön başvuruları dün bitti. AK Partiden aday adayı olanlar edep gereği çıkıp da, “Ben AK Parti'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayıyım” demiyor.  CHP’de ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adaylığını açıklayanlar Gürsel Tekin, Canan Kaftancıoğlu, Mehmet Akif Hamzaçebi, Mahmut Tanal, Aykut Erdoğdu oldu. Bu isimlerden ziyade CHP’nin en çok İstanbul adaylığında ismi geçen Muharrem İnce. 

CHP terör örgütüyle ittifak yapıyor 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir Ankara ve İstanbul’u alabilmek için, İP'le, terör örgütü PKK’nın siyasi kolu HDP’yle ortak hareket ediyor. Hatta Kılıçdaroğlu’nun terör örgütü PKK’nın elebaşlarının ittifak yapın talimatının ardından HDP’li Ahmet Türk’le gizli görüşmenin detayları da ortaya saçıldı.  Yani sözde Atatürk’ün partisi CHP, ülkemizi bölüp parçalamak isteyen terör örgütü PKK’yla seçimde ittifakı yapıyor. Sözde milliyetçi İP, PKK’nın siyasi kanadı olan HDP’yle aynı safta olmaktan utanmayacak mı? Neyse millet çıplak gözle her şeyi görüyor. Esasında ben Muharrem İnce’nin İstanbul Belediye Başkanlığına yeşil ışık yakmasına veya aday olmak istemesine takıldım. Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı adaylığı için Muharrem İnce’nin ismin açıklanması esnasında, “Gel bakalım Muharrem” diyerek sahneye davet etmişti. Muharrem İnce’ye tekrar, “Gel bakalım Muharrem, seni İstanbul’dan aday gösteriyorum” diyecek mi? 

İnce'yi siyaseten bitirme planı 

Eğer Kılıçdaroğlu İstanbul’u alamayacağını bile bile Muharrem İnce’yi İstanbul’dan aday gösterirse, biliniz ki Muharrem İnce’ye bu bir tuzaktır. Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanamayan İnce, İstanbul’u da kazanamayınca siyasi olarak bitmiş olur. Dolaysıyla Kılıçdaroğlu da, “Oh Muharrem’den kurtuldum” der. Ben de derim ki Muharrem efendi gel sen nefsini değil beni dinle. Sana buradan bedavadan nasihatta bulunmak istiyorum. Sakın nefsine uyup da aday olma, istikbalinle oynama, Kılıçdaroğlu’nun oyununa gelme, önünde daha iyi günlerin var, İstanbul’dan aday olup kendini bitirme. Ya aday olup bir şansımı deneyeyim dersen, işte o zaman Mustafa Sarıgül’ün durumuna düşersin. Hint fukaraları gibi beni bir ilçeden aday gösterseler diye bekler durursun. Bak bu nasihatları bedava söyledim ona göre kıymetini bil. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN KİM HAYIRLI İSE ONLARI BAŞIMIZA YÖNETİCİ KILSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, KİM HAYIRLI HİZMETLERDE BULUNURSA HEPSİNDEN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE,BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


CHP İstanbul'u alamaz  -Güneş Gazetesi


Arkadaşlarla sohbet ederken konu 31 Mart 2019 yerel seçimlerine geldi. Yerel seçimlerde İstanbul, Ankara ve İzmir’de hangi partinin kazanacağı konuşulurken arkadaşlardan biri,“Hocam, eğer CHP İstanbul’da Muharrem İnce’yi aday gösterirse AK Parti’nin işi zorlaşır” dedi. Arkadaşa şöyle karşılık verdim: Evladım sen hiç merak etme, milletimiz geçmişteki CHP’nin de, bugünkü CHP’nin de ne olduğunu biliyor. AK Parti'nin de ne olduğunu çok iyi biliyor. Milletimiz, ülkesine, devletine, milletine hainlik yapanları, hainlerle birlikte aynı safta yer alanları, Ezan’dan rahatsız olanları affetmez. Milletimiz CHP’nin terör örgütü PKK’nın siyasi kolu olan ve sık sık, “Sırtımızı PKK’ya, YPG’ye dayadık” diyen HDP’yle nasıl işbirliği içinde olduğunu görüyor. 

Milletimiz görmüyor mu sanıyorsunuz? 

Her seçim öncesi kanlı provokasyonlara imza atan terör örgütü PKK, yine kaos ve infial oluşturmak için eylem hazırlığındaki PKK’lı teröristler Mardin’de güvenlik güçlerimiz tarafından yakalandı. Bu şerefsiz PKK’lı teröristler, PETN türü 250 kg bombayla yakalanırken CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Meclis kürsüsünde terör örgütüne destek verdiklerinden dolayı görevden alınan HDP’li belediye başkanlarını savunuyordu.   Evladım soruyorum size milletimiz CHP’nin bu yüzünü görmüyor mu sanıyorsunuz? Peki ya geberen PKK’lı teröristlerin cenazesinde bulunan, matem tutan CHP’lileri görmüyor mu? CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, Meclis kürsüsünde, “Bir CHP’li terörist cenazesine katıldıysa o CHP’linin Allah belasını versin” dedi. Ben de Amin, Amin, Amin diyorum. Kim ülkemizi bölüp parçalamak isteyen terör örgütlerine, PKK, PYD ve YPG’ye destek veriyorsa, kim destek maksadıyla teröristlerin cenazesinde bulunuyorsa Allah hepsinin belasını versin. Yalnız CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, Meclis kürsüsünde bela okurken kendi milletvekillerinin PKK’lı teröristlerin cenazelerine katıldığını herhalde unutmuş olmalı.  Özgür Özel, 19 Ekim 2015’te Sezgin Tanrıkulu ile İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin Kobani’de geberen PKK’lı terörist Aziz Gürel’in cenazesine ve evine taziyeye gittikleri haberlerinin basında yer aldığını unutmuş olmalı. 

Nurettin Sözen dönemini unuttunuz mu? 

Neymiş efendim CHP, HDP’yle birlikte İstanbul’u alacaklarmış. Rüyanızda görürseniz bile inanmayın. Bırakın CHP’nin İstanbul’u almasını, Deniz Baykal’a yapılan iğrenç kaset skandalından sonra CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Mart 2019 yerel seçimlerinden sonra kendi koltuğunu da koruyamayacak. Siz İstanbul halkının Nurettin Sözen zamanında İstanbul’un ne halde olduğunu, Sözen’e nasıl belalar okuduğunu unuttuğunuz mu? Nurettin Sözen’nin, İstanbul belediye başkanlığı döneminde musluktan su akmazdı, sokaklar çöpten geçilmezdi, tabi İSKİ’deki yolsuzluk da ayrı kokuydu. Atatürkçülere, ulusalcılara ve körü körüne CHP’nin peşine takılan, ülkesini sevenlere derim ki, bugünkü CHP sizin sandığınız Atatürk’ün kurduğu CHP filan değil. Bugünkü CHP, Atatürk’e deccal, ayyaş, münafık diyen FETÖ’cülerin eline geçmiş bir partidir. Kılıçdaroğlu’nun danışmanlarının FETÖ’den tutuklandığını bilmeyen yok. Allah’ın verdiği akıl nimetini iyi kullanarak ülkemizin bekası için, daha büyük, güçlü ve bağımsız Türkiye için oyunuzu ona göre kullanın. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH TERÖR ÖRGÜTLERİNE DESTEK OLAN, YANINDA YER ALAN HERKESİN BELASINI VERSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Bence terörist kellesine ödül hikayedir  -Güneş Gazetesi


Arkadaşlar, “Hocam Amerika sonunda PKK’nın elebaşlarına müdahale etti. Hocam, Amerika sizce neden bunca zaman sonra PKK terör örgütü elebaşlarını gözden çıkarmış olabilir? Hocam sizce Amerika, Türkiye’nin kararlılığı karşısında mı bu kararı aldı” gibi sorular sordular.  Arkadaşların sorduğu sorulara cevaben bende, “Peki sizce Amerika, yakalanmaları için başlarına 12 milyon dolar koyduğu PKK terör örgütü yöneticileri Murat Karayılan’ı, Cemil Bayık ve Duran Kalkan’ı gerçekten gözden çıkarmış olabilir mi? Amerika’nın 12 milyon dolar vermesine gerek yok ki. Amerika isterse bu şerefsizleri Kandil’de saklandıkları delikten çıkarır alır. Bu kanı bozuk şerefsizleri Amerika önlerine çıksa bile yakalamaz. Bence Amerika’nın bu hamlesinde bir sahtekarlık var” dedim. 

ABD Suriye'deki PKK'yı aklama peşinde 

“Hocam Amerika nasıl bir sahtekarlık yapabilir” sorusuna da, “Bakın kardeşim, binlerce TIR, binlerce kargo uçağıyla PKK’ya ağır silahlar veren Amerika, bence başka bir kalleşliğin içinde. Suriye’de Kürt devleti kurmanın peşinde olan Amerika, Irak’taki PKK’yı silmiş gözüküp, Suriye’deki PKK’yı aklamanın peşinde. Belki de gözden çıkarmış gibi gözüktüğü Irak’taki PKK’yı İran’ın üzerine saldırtacak, İçerideki şerefsiz PKK’lılar içinde Türkiye’ye tekrar yeni çözüm sürecini dayatacaktır” diye karşılık verdim.  Arkadaşlar, “Hocam valla Amerika bu pislikleri yapar mı yapar dediler. Eğer Amerika veya Avrupa birliği, Türkiye’ye tekrar çözüm sürecine başlayın derse, bende hükümete sakın ülkemizin bekası için bu oyuna gelmeyin derim. Çünkü Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, iyi niyetle 2009 yılında kardeş kardeşin kanını akıtmasın, analar ağlamasın, milletimiz güzelim ülkemizde dil, din, ırk ayrımı olmadan huzur içinde yaşasın diye barış sürecini başlatmıştı. Ülkemizin akil insanları, bilim insanları, sanatçılar, çözüm sürecini anlatmak için ülkemizin dört bir yanını dolaşmışlardı. Ancak ne yazık ki, kanı bozuk şerefsiz PKK terör örgütü ve PKK’nın siyasi kolu olan HDP, bu sürece darbe vurdu. 

Bunların kökünü kazımak gerek 

Tabi İsrail, Amerika, Avrupa birliği ve içimizdeki kanı bozuklarla birlikte FETÖ’cüler barış istemiyordu. Devletimiz çözüm süreci için gayret içindeyken, PKK terör örgütü ve PKK’nın siyasi kolu HDP, küçücük çocukları kandırıp dağa götürmekle, Güneydoğu’da cadde ve sokaklara hendek meşgullerdi. Türkiye tekrar bu kalleşliklere maruz kalmamak için kesinlikle dayatmalara kanmamalı ve yeniden barış süreci gibi bir safsatanın içinde olmamalıdır. Tekrar böyle bir süreci başlatmanın hükümete siyasi faturası da ağır olur. Bu şerefsizlerle barış marış olmaz. Bunların kökünü kazımak gerekir. İçimizde terör örgütlerine her kim destek verirse vatandaşlıktan çıkarılmalı veya gerektiğinde idam cezasına çarptırılmalıdır. Ha, diyebilirsiniz ki, “Hocam, Amerika ve Avrupa Birliği idama karşı değiller mi?” Bende o zaman derim ki başlarım sizin Amerikanıza da, Avrupa Birliği'nize de! Ne diyeyim CENAB-I ALLAH KİM ÜLKEMİZE HAİNLİK DÜŞÜNÜYORSA HEPSİNİ HELAK ETSİN. ALLAH İÇİMİZDEKİ TÜRKİYE DÜŞMANLARINI DA HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Sanki Türkçe okunsa camiye gidecek  -Güneş Gazetesi


Yazılarımda CHP, Atatürk vefat ettikten sonra Atatürk’ün partisi değil, bugünün CHP’si, Atatürk’e ihanet eden, Atatürk’ün eserlerini yok eden, paraların ve pulların üzerinden Atatürk’ün resmini kaldıran, millete zulüm eden, tek partili dönemde 18 yıl boyunca milletin dini yaşamına yasak getiren, ezanı, dini eğitimi yasaklayan, insanlara dini eğitim veren hoca efendilere zülüm eden, camileri kapatan, darbelerin önünü açan, iktidara geldiğinde ezanı ve dini eğitimi serbest bırakan Adnan Menderes’i idam ettiren İsmet İnönü’nün partisi diyordum.  Bugünün CHP’si sadece Atatürk’ün resminin arkasına saklanmış, Atatürk’ü kendisine sermaye eden, aslında İsmet İnönü’nün çizgisinden giden bir partidir. İşte bundan dolayı 'üzerinde milletin ahı olan CHP, hiç bir zaman iktidara gelemez' diyorum. 

İktidar için FETÖ'den medet umuyor  

Fitneden başka hiç bir işe yaramayan CHP, iktidara gelebilmek için Hint fukaraları gibi mucize beklercesine darbelerden FETÖ’den medet umuyor. Irak’taki başkonsolosluğumuzu DEAŞ basınca, “Bana beyefendi demeyin, muhasebeci Kenan deyin” diye çalışanları öğütleyen eski konsolos, CHP Ardahan milletvekili Öztürk Yılmaz, siyasi dedesi İsmet İnönü gibi ezanın Türkçe okunmasını istedi. Neymiş efendim ezan Türkçe okunursa beyefendi ezan okunduğunu o zaman anlarmış. Be zavallı, sen Ezan aslı gibi okunduğunda, ezan okunduğunu anlamayacak kadar cahil misin? Sanki ezan Türkçe okunduğunda cam’ye gidecek! Öztürk Yılmaz, Allah aşkına sen nasıl konsolosluk yaptın? Sen nasıl milletvekilisin de ezan okunduğunda, okunanın ezan olduğunu bilmiyorsun? Yoksa sen bu yaşa kadar kilise çanlarının çaldığı yerde mi büyüdün?  Kardeşlerim sizce Öztürk Yılmaz, Ezan’ın neden Türkçe okunmasını istemiştir? Bence fitnelik için, toplumda infial uyandırmak, milleti kışkırtmak ve siyasi dedesi İsmet İnönü’nün hainliklerini, zulmünü sürdürmek için istemiştir. Öztürk Yılmaz, Türkiye artık tek partili dönemde yaşamıyor. Boşuna hayal kurma. Kim olursa olsun İslam dinine, Ezanı Muhammediye’ye, devletime, milletime ve Türkiye Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğüne zeval vermek isterse önce karşılarında beni bulur. 

Herkes CHP'ye sandıkta dersini versin 

Türk milleti dini ve milli değerlerimize saldırdığınız için İsmet İnönü’ye verdiği gibi gereken cezayı sandıkta sizlere de verecek. Milletimiz içinde namaz kılmayanlar olsa da milletimiz, hiç bir zaman dinine, devletine ve milletine zeval getirtmez. Derim ki devletini, milletini, dinini seven herkes CHP’ye seçim günü sandıkta gereken cevabı versin. Çünkü Atatürk’ün resminin arkasına saklanmış ve Atatürk’ü kendisine sermaye eden bu CHP, terör örgütü PKK’nın siyasi kolu olan HDP’yle, devlet, millet,din düşmanı olan FETÖ’cülerle beraber hareket ediyor. Millet olarak CHP’yi niyet ve hayalleriyle Mart 2019 yerel seçimlerinde sandığa gömelim ki, ülkemizde fitnelik, fesatlık son bulsun. Kardeşlerim Allah’ın Resul’ü, kainatın efendisi Peygamber Efendimiz, Hz.Muhammed (sav) “Yüz kalbin aynasıdır” der. Gerçekten de Allah, kalplerinde kötülük, hainlik, fesatlık besleyen insanların kalbini yüzüne vuruyor. Teröristlerin, canilerin, fitnecilerin, kadın satıcılarının, zulüm ve uyuşturucu işi yapanların, İslam dinine saldıranların yüzüne bakıldığında gerçekten kalplerindeki pislik net olarak gözüküyor. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH, DEVLETİNE, MİLLETİNE, İSLAM DİNİNE KİM HAİNLİK DÜŞÜNÜYORSA HEPSİNİ HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Trafik magandaları  -Güneş Gazetesi


15 gün önce çıkarılan yeni trafik cezaları, kural tanımayan sürücülerin, trafikte magandalık yapanların, drift yapanların, kırmızı ışığı ihlal edenlerin, yolcu seçen ve trafiği bahane edip 'Köprü geçemem' deyip yolcu almayan taksicilerin canını yakacak gibi.  Tabi bu magandalara, ahlaksızlara kesilen cezalar seçim öncesi affa uğramazsa canları yanar. Geçtiğimiz hafta Beşiktaş’ta koltuk değnekli engelli bir vatandaş taksiye binmek istemiş. Taksici 'kısa mesafe' diyerek engelli yolcuyu almamış. Bir vatandaş bu olayı görüntüleyip internete yükleyince polisler o taksiciyi gözaltına aldı. Polis taksiciye bu davranışından dolayı 1706 lira para cezası, ehliyetine 30 puan ceza ve asıl olması geren yapılarak o taksi trafikten men edildi. Magandanın biri asker uğurlama esnasında drift yapıp trafiği tehlikeye sokmuş.  Trafiği tehlikeye sokan bu magandaya polis 5 bin 10 lira para cezası kesip aracına ve ehliyetine de 6 ay süreyle el koydu. İşte olması gerek bu. 

Aslında hapse atılmaları gerek 

Magandalar ancak bu şekilde adam olur. Aslında olması gereken magandalara para cezası yerine direk hapse atmaktır. Allah aşkına ne demek engelli birini taksiye almamak, yakın mesafe deyip yolcu almamak, trafik var deyip ben köprü geçemem demek. Be salaklar, yarın kendi durumunuzun ne olacağını biliyor musun? Yarın senin engelli olmama gibi bir garantin mi var? Sen engelli bir insanı taksiye aldığında babanın hayrına mı götüreceksin? Bakın bu salakça, ahlaksızca davranışlarınız akıbetinize iyi gelmez. Evet internete düşen videolar sonrası trafik magandalarına, ahlaksızlara, cezalar kesiliyor. Ancak trafikte görüyorum ki çok fazla da değişen bir şey yok. Sabah sabah trafikte telefonla oynayanlar, kadınların makyaj yapması, magandaların, bilhassa taksilerin kırmızı ışığı ihlal ettiklerini görüyorum. Trafiği yavaşlatan dolmuşların, siyah UBER minibüsleri ve özel halk otobüslerinin trafik kurallarını ihlal ettiklerini görüyorum. Hatta bu ihlaller trafik polislerinin gözü önünde oluyor. 

Kendimize çekidüzen verelim 

Kimi zaman acaba birileri taksi, dolmuş, siyah UBER minibüsleri ve özel halk otobüslerine dokunmayın talimatı vermiş olabilir mi diye düşünüyorum. Valla açık konuşmak gerekirse polisin gözü önünde bu araçların trafikte kural tanımaz hallerini, kırmızı ışık ihlallerine şahit olunca içimden 'olabilir' diyorum. Kardeşlerim, kul hakkı sadece rüşvet almak, hırsızlık yapmak, kandırmak, dolandırmak, vurmak, sövmek değildir. Trafikte kırmızı ışığı ihlal etmek, magandalık yapıp trafiği tehlikeye sokmak, başka aracın önüne geçmek için ahlaksız davranışlarda bulunmak, yüksek sesle müzik dinlemek, yayaya yol vermemek, emniyet şeridini kullanmakta kul hakkına girer.  Bu şekilde kul hakkına girmenin telafisi zordur. Allah muhafaza kul hakkıyla ölüp giderseniz ahiretteki hayatınız iyi olmaz. Gelin devletin kestiği cezalarla adam olmak yerine, milli ve manevi bir şuurla kendimize çeki düzen verelim. Allah aşkına bizler mahlukat mıyız ki cezalarla adam olalım? Bizler insanız insan. İnsanlık vasfınla göre yaşalım. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZLERİ HAK HUKUK BİLEN, KUL HAKKINA ÖZEN GÖSTERENLERDEN EYLESİN. ALLAH TOPLUMU RAHATSIZ EDEN MAGANDALARI İSLAH EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Katil Sisi yine firavunluğunu yaptı  -Güneş Gazetesi


Geçtiğimiz hafta Pazartesi günkü 'Kul Kurar Kader Güler' başlıklı yazımda, “Filistin halkı kendi topraklarından tamamen çıkarılacak, Siyonist İsrail, Filistin topraklarının tümüne sahip olacak. Topraklarını kaybetmiş olan Filistinlilere ise Amerika, İsrail, Suudi Arabistan ve Mısır aldıkları ortak kararla Mısır’ın elinde olan Sina yarımadasından Gazze’ye bağlantılı yeni bir Filistin devleti kuracaklar” demiştim. Aynen dediğim gibi de çıktı. Amerika ve İsrail’in Ortadoğu ve Filistin’deki kanlı politikalarının en büyük destekçisi olan Mısır’ın başındaki katil firavun Abdulfettah Sisi, İsrail’in Filistin işgalini meşrulaştıran planı uygulamak için harekete geçti. Mısır’ın başındaki katil Sisi, ülkesine ait Sina yarımadası’nda bir Filistin devleti kurulmasını teklif etti.   İsrail Ordu radyosunun haberine göre Filistin devlet Başkanı Mahmut Abbas, işgal edilen topraklardaki haklarından asla vazgeçmeyeceklerini belirterek bu teklifi reddettiğini söyledi. Amerika ve İsrail’in uşağı olan firavun Sisi’nin teklifinden doğal olarak İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu oldukça memnun. Peki bundan sonra ne olur? Tek kelimeyle geçti borun pazarı derim. Bugünkü satılmış alçak Arap liderler, Filistin’i,Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa’nın bulunduğu ve müslümanlar için kutsal sayılan Kudüs’ü kendi elleriyle İsrail’e teslim edecekler. Buna İran’da dahildir.  Türkiye’den başka kutsal Filistin davasına sahip çıkan yok. Belki bu projeye karşı çıkan Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ı bundan sonra ya iktidardan indirirler, ya da Allah muhafaza Yaser Arafat gibi zehirlerler veya suikast yaparlar. İsrail ve Amerika’nın köpeği olan Arap liderler, İsrail ajanları bu kalleşliği yapar arkadaş. Ortadoğu’daki Arap baharının arkasındaki niyeti şimdi görün. Önce Arap milliyetçisi olan Saddam Hüseyin’i kimyasal bomba yapıyor yalanıyla öldürdüler, ardından halkına zülüm ediyor diye Libya lideri Kaddafi’yi öldürdüler, sonra da Tunus, Suriye ve Yemen’i mahvettiler. Çünkü İsrail’in Filistin’in tamamına sahip olması için Ortadoğu projesi bu şekilde hayata geçmesi gerekiyordu.   Filistin davasına sahip çıkan Türkiye’ye ve Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a da gezi olaylarıyla, 17-25 aralık kumpası ve 15 Temmuz darbe girişimiyle aynı kalleşliği şerefsizliği yaparak yok etmek istediler. İsrail ve Amerika’nın başında olduğu Türkiye düşmanları, Ülkemizi tıpkı Suriye ve Irak gibi yapacaklardı. Tekrar kul kurar kader güler derim. Yalnız Allah’ın verdiği akıl nimetini iyi kullanalım.  Biz müslümanlar, Allah’ın kelamı Kuran-i Kerim’i, Peygamber Efendimizin hadis ve sünnetini yaşamadığımız müddetçe, inancımızda ve amelimizde samimi olmadığımız müddetçe, bir birimizi Allah için sevmediğimiz müddetçe, fitneye kanıp bir birimizi öldürmeye devam ettiğimiz müddetçe, sosyal medya denen fitneden uzak kalmadığımız ve kurtulamadığımız müddetçe, ipleri başkalarının elinde olan cemaatlerin kökü kazınmadığı müddetçe, milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmadığımız müddetçe akibetimiz Irak’tan, Suriye’den, Filistin ve Yemen’den çok daha kötü olacak. Ne diyeyim; CENAB-I ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH MÜSLÜMANLARI FİTNEDEN KORUSUN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


Bulgaristan değil evladım, İstanbul!  -Güneş Gazetesi


2 gün önce otelin birinde arkadaşımla kahve içme bahanesiyle sohbet etmek için buluştuk. Otelden içeri girerken bellboy, “Hocam sizce yeni havalimanı nasıl oldu” diye sordu. Ben de, “Çok hayırlı bir iş oldu, Allah inşallah bereketini verir” dedim. Bellboy tekrar, “Ama Hocam, bu kadar masrafa gerek var mıydı? Yeni havalimanına iniş yapmak isteyen uçaklar Bulgaristan hava sahasını kullanacakmış? Bulgaristan hava sahasını kullandığımız için Bulgaristan’a para verecekmişiz” dedi.  “Evladım Bulgaristan hava sahası da nereden çıktı? Bulgaristan nere İstanbul nere? Kendi hava sahamız gayet yeterli, sana bu aptalca hikayeyi kim söyledi” cevabını verdim. “Hocam haritadan baktım yeni havalimanı Bulgaristan sınırına yakın.”  “Evladım sana okulda coğrafya dersi vermediler mi?”  “Valla Hocam, sosyal medyada herkes öyle söylüyor.”  “Hay sizin sosyal medyanıza, hay sizin kafasızlılığınıza. Allah’ın verdiği akıl nimetini biraz kullanın. Sizin gibi aptalları elbette birileri kullanır ve kandırırlar” deyip içeri girdim. 

İnsanları kandırıp yönlendiriyorlar 

Kardeşlerim ülkemizin büyümesini, gelişmesini, bağımsız olmasını istemeyenler geçmişte olduğu gibi bugün de var. İçimizde kanı bozuk olanlarla, dışarıdaki Türkiye düşmanları genellikle sosyal medyada cahil cühela insanları kandırıp yönlendiriyor. Sosyal medyayı kullananlar genellikle FETÖ’cüler, CHP’liler, PKK terör örgütü, PKK’nın siyasi kolu HDP’liler ve ülkemiz üzerinde hesapları olan yabancı ajanlardır. Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan sayesinde Türkiye’nin her alanda büyümesi bu şerefsizleri delirtiyor.  Türk mimar ve mühendisler tarafından yapılan yeni İstanbul Havalimanı, iğneden ipliğe her şeyiyle yerli malzemelerle yapıldı. Son sistem teknolojiyle yapılan İstanbul Havalimanı, güvenlik açısından da çok iyi durumda. Tam kapasiteyle çalışmaya başladığında 6 bağımsız pisti, 500 uçak kapasitesi, 300’den fazla uçuş noktası ve yıllık 200 milyon yolcu kapasitesiyle dünyanın en büyüğü olacak. 

Her türlü hain girişime rağmen bitirdik 

Geriye sadece işletmesi kalıyor. O da sorun değil. Çünkü dünyanın gıptayla izlediği Türk Hava Yolları'nı bugünlere getiren, büyüten, dünyanın her noktasına uçmayı sağlayan Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, ve Türk Hava Yolları Genel Müdürü Bilal Ekşi var. Bu ekibin Allah’ın izni ile milli gururumuz olan Türk Hava Yolları'nı dünyanın bir numarası yapacağına inanıyorum. Başarılarına başarı katacaklardır. Yani bu ekip İstanbul havalimanına inecek olan uçakları, Bulgaristan hava sahasından değil kendi hava sahamızdan indiriyorlar. Allah’ıma şükürler olsun ki, gezi olaylarına, FETÖ’nün 17-25 Aralık kumpasına, 15 Temmuz darbe girişimine, içimizdeki hainlere, dışarıdaki Türkiye düşmanlarına rağmen dünyanın en büyük 3 havalimanından biri olan İstanbul havalimanını kısa sürede bitirdik. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZE, DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE HAYIRLI HİZMETLERDE BULUNAN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZİ, MİLLETİMİZİ DAHA GÜÇLÜ KILSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Kul kurar kader güler  -Güneş Gazetesi


Suriye’de 7 yıldır süren iç savaş inşallah İstanbul’daki liderler toplantısıyla son bulur. Amerika’nın, İsrail’in, Rusya ve katil Esad’ın savaş uçaklarından atılan bombalardan 800 bin Suriyeli hayatını kaybetti. Tabi canlarını kurtarmak için yollarda, denizlerde ölenler hariç.  7 yıl boyunca Suriye’ye sözde barış gelsin diye çok sayıda toplantılar yapıldı. Yalnız bugüne kadar yapılan toplantılar hep leş yiyicileri tarafından düzenlendiği için sonuç alınamadı.  Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde İstanbul’da toplanan Rusya, Fransa ve Almanya liderleri, toplantı sonrasında yaptıkları açıklamada, “Bir an önce Suriye’de siyasi çözüm bulunmalıdır. Suriye’de ateşkes kalıcı olmalı, Suriye’nin toprak bütünlüğü korunmalı ve terör örgütleri temizlenmelidir” dediler.  Kardeşlerim Merkel ve Macron Suriye’deki iç savaştan fazla çıkarları olamayacağından dolayı belki Suriye’de savaşın bitmesini istiyor olabilirler. Ancak ben Rus lider Putin’in Amerika ve İsrail’in Suriye’de barış istediklerine inanmıyorum.  

Suriye'deki iç savaş işlerine geliyor 

Çünkü Ortadoğu’daki Suriye’deki iç savaş ve karışıklıklar Rusya’nın, İsrail ve Amerika'nın işine geliyor. Hele hele Rus lider Putin, katil Esad’ı kesinlikle gözden çıkarmaz. Putin, Suriye’deki iç savaş sonrası Esad’ın, “Gel beni koru” demesiyle birlikte Suriye’nin yarısına sahip oldu. Bugün Suriye’nin bir çok yerinde Rus askeri üssü var. Amerika’da aynı şekilde DEAŞ’ı bahane ederek Suriye topraklarına üsler kurdu. Büyük Ortadoğu projesinin sahibi olan İsrail, zaten islam ülkelerinde hiç bir zaman huzur Saadet olsun istemez. İsrail, islam ülkelerini yönetmek için islam ülkelerinin bölünüp parçalanmasını ister. İsrailin projesiyle Amerika, 10 binlerce TIR dolusu ve kargo uçağıyla terör örgütü PKK’nın Suriye kolu olan PYD’ye, YPG’ye Kürt devleti kurmaları için ağar silahlar verdi. 

Üç devlet kurulmasını istiyorlar 

Amerika’nın terör örgütlerine verdiği silahlar kesinlikle bize karşı kullanılacaktır. Amerika ve İsrail, Suriye’de Kürt devleti, Arap devleti, Esad’ın da Lazkiye civarında devlet kurmasını istiyor. Neyse kul kurar kader güler. Allah’ınd a mutlaka bir hesabı vardır. Haçlı topluluğunun Ortadoğu’daki şerefsizce pis oyunlara rağmen Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan sayesinde Suriye’de iç savaş İnşallah son bulacak gibi. Devlet Başkanımız Erdoğan, Ortadoğu’ya, islam ülkelerine huzur ve saadet gelsin, Müslümanlar Haçlı topluluğun fitnesine gelmesin, Müslümanlar bir birini öldürmesin, Müslümanlar birlik ve beraberlik içinde olsun diye uğraşıyor. Devlet Başkanımız Erdoğan, aynı zamanda bu gayretiyle İsrail’in büyük Ortadoğu projesini, ülkemizi tehdit eden Kürt devleti projesini de bozmuş olacak. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA BİRLİK VE BERABERLİK NASİP ETSİN. ALLAH DÜNYA’NIN HUZURUNU BOZAN, MASUM İNSANLARI ÖLDÜRENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Sina Adası’nda yeni Filistin devleti  -Güneş Gazetesi


Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Filistin Özel Raportörü Michael Lynk, siyonistletin 50 yıl boyunca Batı Yaka’da yasadışı yerleşimlerle işgalini sürdürdüklerini söyledi. “İşgalci İsrail’in Batı Yaka’nın tamamını ele geçirmeye ve bölgenin yavaş yavaş ilhakına şahit oluyoruz” dedi. Filistin Özel Raportörü Michael Lynk, siyonist İsrail’in Gazze’ye gönderilen yardımlara bile müdehale ettiğini belirterek, “Gazze’de insanların durumu hiç iyi değil” açıklamasında bulundu. Lynk, Filistinli mahkumların aileleriyle görüştürülmediğini, işkence yapıldığını sözlerine ekledi.  Evet Birleşmiş Milletler Filistin Özel Raportörü Michael Lynk, İsrail’in Filistin’i ilhak edişini rapor haline getirip basınla paylaştı. Peki bu raporu okuyup tepki gösteren ülke olacak mı? İsrail’e, “Dur ne yapıyorsun? Bu yaptığın gangsterliklerle uluslararası hukuku çiğniyorsun” diyebilecek bir ülke var mı? 

Filistin halkı topraklarından olacak 

Hadi Amerika’yı, İngiltere’yi, Avrupa’yı bir kenara bırakalım. Ya Ortadoğu'daki İslam ülkelerinden İsrail’in bu şerefsizliğine tepki gösteren olur mu? Hayır kesinlikle olmaz. Çünkü bugünkü sözde liderler, İsrail’in, Amerika’nın köpeği oldukları için tepki gösteremezler.  Kardeşlerim belki bu yazdıklarım içimizi acıtacak ama, öyle sanıyorum ki bir kaç yıl sonra Filistin halkı tamamen kendi topraklarından çıkarılacak. Siyonist İsrail, Filistin topraklarına tamamen sahip olacak. Peki Filistinlilerin durumu ne olacak derseniz? Yine öyle sanıyorum ki, Amerika, İsrail, Mısır ve Suudi Arabistan, Filistinlilere yeni devlet kurmak için aralarında anlaştılar.   Yalnız kurulucak olan yeni Filistin devleti, Filistin topraklarında değil Sina Yarımadası’nda olacak. Bana göre bugünkü Filistin yönetimine bu projeyi kabul ettirecekler. “Ya olur mu, Kudüs bizim kutsalımız, Mescid-i Aksa biz Müslümanların ilk kıblesi, biz bu haydutluğu kabul etmeyiz” derseniz, ben de “Geçti borun pazarı” derim.  Hangi Müslümanlıktan,hangi kıbleden bahsediyorsunuz derim. Biz Müslümanlar samimi olmuş olsaydık, İsrail’in Filistinlilere yıllardır yaptığı katliamlara, zulümlere zamanında karşı çıkardık. 

Türkiye'den başka sahip çıkan yok 

Görmüyor musunuz Filistin davasına, Filistin halkına Türkiye’den başka hiç bir İslam ülkesi sahip çıkmadığını? Siz Suudi Arabistan yöneticilerini, veya diğer Arap ülke liderlerini samimi Müslüman mı sanıyorsunuz? İsrail’e yaranmak için Gazze’yi savaş uçaklarıyla bombalayan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri liderleri mi samimi, şuurlu Müslüman? Trump’ın, “Suudi Arabistan’ın en tepesine kendi adamımızı yerleştirdik” dediğini hatırlar mısınız? Amerika Suudi Arabistan’a veliaht olarak, Prens Muhammed’i atadıktan sonra Suudi Arabistan kabak çiçeği gibi açıldı. Prens Muhammed, Trump’ın Yahudi damadı Jared Kushner’den gaz aldıktan sonra kutsal topraklara kilise ve havra yaptırmaya başladı. Suudi Arabistan medyası, Müslümanları katleden, İslam coğrafyasını yaşanmaz kılan, İslam ülkelerini bölüp parçalayan İsrailli politikacıları yere göğe sığdıramıyor. Bunlar samimi Müslüman öyle mi? Tükürürüm böylesi sözde Müslümanlara,münafıklara, dinine hainlik edenlere. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH SAMİMİ MÜSLÜMANLARIN YARDIMCISI OLSUN. ALLAH BU KADAR ZÜLME, HAİNLİĞE RAĞMEN GÖZÜ AÇILMAMIŞ OLANLARIN GÖZÜNÜ AÇSIN, ONLARA DA UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Gazını alırız Yunanistan!  -Güneş Gazetesi


20 Eylül 2011 tarihinde İsrail ile Kıbrıs Rum yönetimi, yanlarına Mısır’ı da alarak Akdeniz’de doğal gaz ve petrol aramaya başlamışlardı. Türkiye, Rumlar’ın tek taraflı gaz ve petrol aramasına karşı çıkarak, “Burada Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de hakkı var. Türkiye olarak biz de araştırma yapacağız” diyerek bölgeye araştırma gemisi ve fırkateyn gönderdi. Türkiye’nin kararlılığı karşısında ödü kopan Yunanistan ve Rum yönetimi, Amerika, İngiltere, Fransa, Çin ve Avrupa ülkelerine, “Gelin bu çalışmayı beraber yürütelim” dedi.  Saydığım bu ülkelerle birlikte şu an Akdeniz’de Rusya, İtalya, Fransa’nın da dahil olduğu 40'tan fazla savaş gemisi bulunmakta. Bu arada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye arasında yapılan antlaşmalar çerçevesinde Barbaros Hayrettin Paşa Sismik Araştırma Gemisi, Doğu Akdeniz’de önceden ilan edilen Güzelyurt Araştırma Sahası’nda çalışmalarına devam ediyor. 

Hakkımızı Rumlara, Yunanistan'a yedirmeyiz 

Amerika, İngiltere, İsrail, Çin ve Avrupa Birliği’ni arkasına alan Yunanistan ve Rum yönetimi, boylarına, poslarına bakmadan Akdeniz’de araştırmalarını sürdüren Barbaros Hayrettin Paşa gemisinin çalışmalarını engellemek için sık sık tacizde bulunmakta. Tabi Türkiye tacizlere karşı Barbaros Hayrettin Paşa gemisini fırkateynler, korvetler, hücumbotlar ve denizaltılarla koruma altına aldı. Kardeşlerim, dediğim gibi boyuna posuna bakmayan Yunanistan ve Rum yönetimi, Akdeniz’in petrol ve doğalgazına İsrail’le birlikte çöreklenmek istiyor. Asla ama asla hakkımız olan petrol ve doğal kaynaklarını İsrail, Yunanistan ve Rumlar’a yedirtmeyiz. İsrail’e, Yunanistan ve Rum yönetimine “Buyurun biz yiyemiyoruz siz yiyin” diyemeyiz. Türkiye, nasıl olsa içeride ve dışarıda FETÖ, PKK, PYD, YPG terör örgütleriyle mücadele içinde, Amerika’nın da müdahalesiyle son aylarda ekonomik sıkıntılar yaşıyor deyip, akıllarınca kurnazlık yapmak isteyen Yunanistan ve Rum yönetimine vallahi kan kustururuz. 

12 mile çıkarma kararı felaketleri olur 

Avrupa’nın bu şımarık çocuklarını Türkiye’ye karşı kimlerin kışkırttığını da elbette biliyoruz. Allah’ın izniyle millet olarak bizler, tüm bu şerefsizliliğin üzerinden gelebilecek kudrete sahibiz. Ayrıca Yunanistan’ın, kafasına göre Mora ve Girit arasındaki Antikithira Adası ve sonrasında diğer iki bölgeden başlayarak 6 milden 12 mile çıkarma kararları felaketleri olur. Eğer kafamızın tası atarsa Yunanistan’ı elimizden Amerika, İngiltere, İsrail ve Avrupa ülkeleri kurtaramaz.  Ey Yunanistan, son günlerde, “Türkiye’nin Avrupa Birliği'ne girmesine destek veriyoruz” beyanatlarınızla, “Türkiye iyi komşudur” demekle gözümüzü boyayamazsın. Yaptığın kalleşliklere sesimizi çıkarmayacağımızı sanma. Bir taraftan “Türkiye’yi Avrupa Birliği'nde destekliyoruz, Türkiye iyi komşudur” diyeceksin, diğer yandan kalleşlik yapacaksın. Bizde sizin iyi bir komşu olduğunuza inanmak istiyoruz. Siz önce 15 Temmuz’da darbe girişiminde bulunan hain FETÖ’cüleri bize teslim edin de bizde, “Bak Yunanistan ne kadar iyi bir dostmuş, ne iyi komşuymuş” diyelim. Tekrar   söylüyorum Akdeniz’de petrol ve doğalgaza tek başınıza sahip olamazsınız. Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de hakkı var. Bu hakkımızı gözardı edip, “Al biz yiyemiyoruz siz yiyin” diyemeyiz. Hakkımızı söke söke de alırız bunu böyle bilesiniz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE İYİ KOMŞULAR NASİP ETSİN. ALLAH HAK HUKUK BİLENLERDEN EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Tekrar Soğuk Savaş dönemi mi?  -Güneş Gazetesi


Bir çok yazımda, Amerikan Başkanı Donald Trump’ın dünyayı 3’cü Dünya Savaşı'na sürükleyeceğinden bahsetmiştim. Temenni etmem ama öyle gözüküyor ki Trump’ın siyasi tutumu, Yahudi damadı ve danışmanı olan Jared Kushner’in yönlendirmeleri hayra delalet değil. Trump’ın siyasi tutumu ve damadın yönlendirmesi sanki dünyayı 3’cü dünya savaşına götürecek gibi. Bu ukala, sarışın mavi gözlü adam, dünyayı savaşa götürecek fitneliğe Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa’nın bulunduğu ve Müslümanlar için kutsal sayılan Kudüs’ü, İsrail’in Başkenti ilan etmesiyle başladı. Ardından Amerikan eski Başkanı Barack Obama döneminde İran’la imzalanan nükleer anlaşmayı tek taraflı bitirmesi, Şimdi de Rusya’yla 1987’de imzalanan orta menzilli nükleer kuvvetler anlaşmasından tek taraflı çıkma kararı. Yani dünyayı korkutan, insanların yüreğini ağzına getiren soğuk savaş dönemini Trump tekrar canlandırmak istiyor. 

Tehdit ve şantajla iş görüyor 

Orta ve kısa menzilli füzelerin imhası anlaşması, Sovyetler Birliğinin çatırdamaya başladığı 1987 yılında Amerikan Başkanı Ronald Reagan ile SSCB lideri Mihail Gorbaçov arasında Washington’da imzalanmıştı. Süresiz olan anlaşma o dönemde yegane süper güç olan iki ülkenin elinde bulundurduğu (1000-5500 km. /500-1000km) menzilli füzelerin imha edilmesini öngörüyordu. Kardeşlerim devletler arası anlaşmalarda süreklilik vardır. “Bu benim dönemim, ben eski başkanın yaptığı anlaşmaları kabul etmem” demek olmaz. Bu tür politikalar o devletin güvensiz olduğunu gösterir. Gerçi Amerika’nın ve Başkan Trump’ın güvenilmez olduğunu bilmeyen yok. Trump’ın karekter yapısında tehdit ve şantajla iş görmek olduğunu biliyoruz. 

Trump'ın aklında şeytanlık var 

Soğuk savaşı bitiren anlaşmayı bitirmek isteyen Trump’ın öyle sanıyorum ki aklında bir şeytanlık var. Hatırlarsanız Bundan bir kaç ay önce Kuzey Kore’nin kökünü kazımakla tehdit eden Trump, alacağını aldıktan sonra Kim Jong -un’la birden dost oluverdi. “Suudi Arabistan’ın en başına kendi adamımızı yerleştirdik” dedikten sonra Suudi Arabistan’a 300 milyar dolarlık silah satan Trump, paraları cebe indirdikten sonra Suudi Arabistan’ı Katar’ın üzerine saldı. Ardından Katar’a da 30 milyar dolarlık silah sattı. Öyle sanıyorum ki Washington ile Moskova arasında 1987'de imzalanan anlaşmayı bitirmek istediğini söyleyen Trump, Rusya’dan bir şeyler koparmanın peşinde. Bence bu mümkün. Dediğim gibi Trump’ın karakter yapısında Şantaj, tehdit, fitne sokmak ve insanları birbirine düşürmek var. Eee silah tüccarlarına para lazım değil mi? Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DÜNYAYI YAŞANMAZ KILANLARI HELAK ETSİN. ALLAH DÜNYAMIZI SAVAŞ VE FELAKETLERDEN KORUSUN. ALLAH MÜSLÜMANLARA UYANMAYI VE BİRLİK OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Biyolojik saldırı altında mıyız?  -Güneş Gazetesi


Bayrampaşa halinde kabzımal olduğunu söyleyen biri, yanıma gelerek, “Hocam nasılsınız?” diyerek hatırımı sordu. Bende teşekkür ederim sizler nasılsınız der demez, “Valla Hocam hiç iyi değiliz” cevabını verdi. “Hayırdır güzel kardeşim neden iyi değilsiniz? Millet yaşamak için cebindeki parayı size yatırıyor?” diye karşılık verince, “Yok Hocam, herkes bizim çok para kazandığımızı sanıyor ama eskisi gibi para kazanamıyoruz. Hocam, ülkemizde artık eskisi gibi bol ürün de yetişmiyor. İnanın Ülkemizde tarımın durumu hiç iyi değil. Tarımda son 10 yıldır beklendiği mahsülü toplayamıyor. Bu sene Karadeniz’de fındık hiç olmadı. Ordu ve Giresun’da çoğu insan fındık toplamak için bahçeye bile gitmedi. Hocam sanki ülkemizde tarımı yok etmek isteyenler var. Son 20 yıldır kene belasıyla uğraşırken, ne hikmetse son yıllarda meyveleri, sebzeleri yiyip bitiren böcek ve kelebekler var oldu. Ziraat mühendisleri şaşkın durumda” diyen adamcağızı dinlerken aklıma geçmişte bir gurup İsraillinin, ülkemizin çeşitli bölgelerinde dağlarda yakalandıkları gazete haberleri geldi. 

Biyolojik saldırı mı düzenlediler? 

Geçmiş yıllarda ellerinde kene dolusu poşetle Bolu Dağları’nda yakalanan, yine o yıllarda ülkemizin değişik bölgelerinde yetişen bitkileri gizlice kendi ülkelerine kaçırırken yakalanan İsrailliler haber olmuştu. Aklıma şu soru geliyor. Acaba turistlik gezi diye ülkemizde rahatça dağ bayır gezen bu İsrailliler, tarımımıza yönelik biyolojik saldırılarda bulunmuş olabilirler mi? Valla söz konusu İsrailli olunca bence olabilir. Bakın Karadeniz’de fındık, İç Anadolu’da armut, elma, şeftali, kayısı, kiraz dalında yok oldu. Seralarda bile meyve sebze yetişemez oldu. Meyve ve sebzelerin Akdeniz sineği, Teke Böceği, Kara Ağustos Böceği, kene, canavar otu, vampir kelebek, drakula böceği istilasıyla yok olduğu söyleniyor.  Biyolojik silah olarak bilinen bu böcekleri İsrailli ajanlar atmış olamaz mı? Ayrıca basında okuduğum haberlerde İstanbul’daki ağaçlara yerleşen ve Çin’den geldiği tahmin edilen böcekler yüzünden 1300 ağacın zaruri olarak kesildiği, Bursa’nın İnegöl ilçesinin Kulaca Köyünde tarlaya paraşütle böcek atıldığı söyleniyor.  Kardeşlerim öyle sanıyorum ki, FETÖ, PKK, PYD ve DEAŞ terörüne, Amerika’nın tehditlerine boyun eğmeyen Türkiye, şimdi biyolojik saldırı altında. 

Şüpheli kişileri jandarmaya bildirin 

Özellikle köylü ve çiftçi kardeşlerim size sesleniyorum. Milli ve manevi şuurla reflekslerinizi sağlam tutun. Köyünüze, kasabanıza, kimin girip çıktığını, elini kolunu sallayarak kim dağda bayırda geziniyor takip edin. Şüphe ettiğiniz kişileri polis veya jandarmaya bildirin. Köylü ve çiftçi kardeşim, ne olur ucuza kolaya kaçıp İsrail’den gelen genetiği ile oynanmış hibrit meyve ve sebze tohumlarını kullanmayın. Uzmanlar, İsrail’den gelen genetiği ile oynanmış hibrit tohumlarının, hem verimsiz hemde her türlü hastalığa neden olduğunu söylüyor. İsrail’den gelen ne idiğü belli olmayan tohumlar yerine bizim geleneksel, milli, doğal tohumlarımızı kullanın. Bizim yerli tohumlarımız, hem ülkemizin iklimine uygun, hemde daha sağlıklı. Kendi toprağımızı işlemeyip köreltmek, yerli tohum kullanmak yerine İsrail’den gelen tohumları kullanmak ne kadar milli ve ahlakidir? Bakın bir ülke akılı telefon, internet ve teknoloji olmadan yaşayabilir. Yalnız tarımı olmayan, insanına yetecek kadar meyve ve sebzesini yetiştiremeyen bir ülke asla ayakta duramaz. Sanayi devi Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda ve İspanya aynı zamanda birer tarım ülkesidir. Bizim ülkemizde bu ülkeler gibi sanayide olduğu gibi tarımda da büyümelidir. Bunların hepsini milli ve manevi şuurla başarmamız mümkün. Yeterki milli ve manevi şuura sahip olalım. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUN OYNAYAN PİSLİKLERİ HELAK ETSİN. ALLAH TARIMLA UĞRAŞAN KÖYLÜ KARDEŞLERİMİZİN EMEĞİNİ BOŞA ÇIKARMASIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Bu rezilliğe pisliğe son verin  -Güneş Gazetesi


Arabayla Kadıköy rıhtım ve Altıyol civarından geçerken iki kadının meydan okurcasına feryadı figan edişine şahit oldum. Kadınların neden feryadı figan ettiklerini anlamak için sağıma soluma bakındım. Bir çok kişi kadınların feryadını izliyorlardı. İsyan eden kadın, “Burası yerleşim yeri. Ailelerin yaşadığı yer, bu sokakta barın pavyonun, meyhanenin ne işi var? Baksana şu insanlara? Ellerine alkol şişesini alıp apartmanın önüne oturmuşlar. Bunlardan dolayı ben evime giremiyorum.  Apartmanların içine girip sevişiyorlar. Bunlara ruhsat veren, buraları yaşanmaz kılan Kadıköy Belediyesi'ne yazıklar olsun. Bu mu çağdaşlık? Bu mu özgürlük? Kardeşim ben bu ayyaşlardan dolayı evime giremiyorum evime” diyerek feryadı figanlarına devam ettiler. 

Bu rezillikleri ortadan kaldırın 

Nasıl olsa vaktim var diyerek civardaki sokakları araçla dolaştım. Maalesef her yer bar, pavyon, meyhane. Uyuşturucu aldıkları belli olan insanlar deli dana gibi dolaşıyor. Boş boş bakan marjinal görünümlü insanlar gördüm. Beddua etmek hiç huyum değildir ama gördüklerim karşısında insanları bu hale getirenleri, “Allah kahretsin, Allah onların yüzünü güldürmesin” diyerek beddua ettim. Kardeşlerim bundan bir kaç ay önceki yazımda yine bu bölgeyle ilgili yazı yazmıştım. Kadıköy Belediyesi'ne seslenerek bölgedeki 'bu rezillikleri ortadan kaldırın' demiştim. Gördümki değişen hiç bir şey yok. Şimdi Kadıköy Belediye başkanına tekrar soruyorum? “Ey Başkan siz barların, pavyonların, meyhanelerin bulunduğu semtteki yaşanan rezilliklerin farkında değil misiniz? Siz hangi akıl nimetiyle ailelerin yaşadığı yere bar, pavyon, meyhane açılması için ruhsat veriyorsunuz? Ey Başkan, insanların isyanından hiç haberdar değil misiniz? Millete halka hizmet bu mu?” Neyse toplumlar layık olduğu şekilde yönetilir. 

Gençlerimizi bataktan kurtarın 

Şimdi Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’ya sesleniyorum. Belediye kanununda değişiklik mi yaparsınız, yoksa kanun mu çıkarırsınız her ne yapacaksanız yapın bir an önce ailelerin yaşadığı ve yerleşim yerlerine yakın yerlerde bar, pavyon, meyhane açılmasına engel olun. Saat 22’den sonra alkol satışları yasak olmasına rağmen tekel bayileri sabaha kadar alkol satışı yapıyor. Uzmanlar, “Alkol ve uyuşturucu kullanım yaşı 12'ye düştü” diyor. Ne olur Allah rızası için gençlerimizi pislikten bataklıktan kurtarın. Anne ve babaları çocuklarına sahip çıksın derseniz, bende bugün çoğu anne ve babalar milli ve manevi şuurdan uzak, internetin, televizyonun başından kalkıp evlatlarıyla ilgilenmiyor. Çoğu anne ve babalar çocuklarıyla ilgilenseler de evlatlarını dünyalık yetiştiriyorlar derim. Daha doğrusu ülkemizde aile kavramı kalmadı. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÇOCUKLARIMIZI ŞER BİLDİKLERİMİZDEN, PİS ŞEYLERDEN, ALKOL VE UYUŞTURUCU BATAKLIĞINDAN KORUSUN. ALLAH EVİMİZDE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Trafik magandasına hakettiği ceza  -Güneş Gazetesi


2017 yılında 3530 vatandaşımızı, 2018 yılının son 3 ayında ise trafik kazalarında 252 vatandaşımızı kaybettik. Bu kayıpların, ölümlerin, kazaların tek nedeni cehalettir. Trafik kurallarına uymamak, acelecilik, kimsenin kimseye saygısı olmaması, bencillik, magandalık ölümcül trafik kazalarına neden oluyor. Artık daha fazla can kaybı olmasın diye kolları sıvayan hükümet, Trafikte makas atan, drift yapan magandalara ağır cezalar getiriyor. TBMM Genel Kurulu'nda caydırıcı nitelikteki cezalarla ilgili kanun kabul edildi.  Trafikte makas atan cahil cühela takımı magandalar 2 bin TLl, drift yapan magandalar ise 5 bin 10 TL idari para cezasına çarptırılacaklar. Trafik magandalarının aldığı cezalar eğer affa uğramazsa canlarını yakacak gibi. Kesilen cezayı ödemeyen magandalar, “Nasıl olsa bir gün gelir kesilen cezalar yine affa uğrar” diyor. Aslında haksızda değiller, çünkü son yıllarda trafik cezaları hep affa uğramakta. 

Halk otobüsleri ve minibüsler 

Meclis'te kabul edilen kanunla yayalara ilk geçiş hakkı getirildi. Yani yaya ayağını yola attığı andan itibaren sürücü durmak zorunda. Peki ya yaya kırmızı ışığı ihlal edip araçların üzerine gelirse? Ya ticari taksilerin, özel halk otobüslerinin, minibüslerin trafik kurallarını ihlal ettiklerinde polis gerekeni yapacak mı? Yapacaklarını sanmıyorum. Trafikte, taksi, minibüs ve özel halk otobüslerinin polisin gözü önünde nasıl ihlaller yaptıklarını görüyorum. Bence esas trafiği tıkayan, yavaşlatan,bu kural tanımayanlara en ağar cezalar getirilmelidir.  Trafikte kazalarının, cinayetlerin, hayvana eziyetin önüne cezayla filan geçilmez. Önce aile, çocuğa insan, hayvan, yani canlıya sevgiyi, saygıyı öğretecek. Sonra bu eğitim okullarda devam etmeli. Trafik kurallarını, milli ve manevi eğitimleri, çocuklarımız ana okuluna başladığı andan itibaren verilmelidir. Bu eğitimler çocuklarımıza verilmezse istediğiniz kadar ceza kesin. İnanın hiç bir şey değişmez. 

Araçlarına el konulsun 

Benim Hükümete tavsiyem. Trafik cezalarını gelir kapısı olarak görmeyip, gerçekten caydırıcı olması maksatıyla kim trafikte drift yapıyor, makas atıyor ve ölümlü kazalarda kim kusurluysa o kişinin aracına el koyulsun. Bu canilere magandalara Cezaların en ağırı verilirse başarılı olunur. Ayrıca trafikte makyaj yapan kadınlara, traş olan erkeklere, daha doğru dürüst uyanamayıp direksiyon başına geçip akıllı telefonla oynayan sürücülerede ağır cezalar verilmelidir. Tekrar tekrar söylüyorum, trafiği tıkayan, yavaşlatan, kural tanımaz taksilere, minibüs ve özel halk otobüslerine samimi olarak müdehale edin. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ HAK HUKUK BİLENLERDEN, İNSANA SAYGILI OLANLARDAN EYLESİN. ALLAH TRAFİK MAGANDALARINI İSLAH EYLESİN. ALLAH BİZLERİ BU MAGANDALARDAN DOLAYI KÖRÜ KÖRÜNE ÖLÜMLERDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


KAŞIKÇI CİNAYETİ AMERİKA’NIN MENFAATİNE !  -Güneş Gazetesi


2 Ekim’de Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğu’na girdikten sonra ortadan kaybolan ve öldürüldüğü söylenen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın infaz edildiği anların ses kayıtları olduğu söyleniyor. Cemal Kaşıkçı, konsolosluğa girmeden önce başına bir şeyler geleceğini düşünmüş olacak ki nişanlısı Hatice Cengiz’e cep telefonunu teslim ederek eğer başıma bir şey gelirse Yasin Akay’ı ara demiş. Kaşıkçı, cep telefonuyla uyumlu kolundaki akıllı saat Apple Watch’ın ses kayıt özelliğini açıp konsolosluğa öyle girmiş. Böylece işlenen cinayetin ses kayıtları telefona kaydedilmiş. Amerikan basın kuruluşu CNN, bir istihbarat yetkilisine dayandırdığı haberinde, Türkiye’nin elinde, Kaşıkçı’nın başkonsoloslukta öldürüldüğüne dair ses kaydı olduğunu öne sürdü. Evet Cemal Kaşıkçı’yı Suudi Arabistan Prensi Muhammed bin Salman’ın öldürttüğü biliniyor. Peki Prens Salman, Kaşıkçı’yı neden öldürtmüştür? Kaşıkçı’nın son dönemde muhalif yazılarından dolayı öldürtmüştür. Suudi Prenslerin gözaltına alınmasının ardından, Eğer bir prens özgürlüğü için bir milyar dolar ödüyorsa, vicdan mahkumu biri ne kadar ödemelidir? Bizlerin özgürlüğüne kavuşması için ne kadar ödemesi gerekiyor? Salman, Suudi Arabistan’ı eski zamandaki dinsel radikallikten, benim referandumumu kabul etmek zorundasın radikalliğine sürüklüyor. Prens Salman’ın Amerika’ya ve İsrail’e biat etmesini, insanların hakkı olan paraları lüzumsuz yerlere harcadığını dile getirdiği için öldürtmüş olabilir. Bu tarz cinayetler,ölümler zaten Suudi Arabistan krallığında hep var olan bir kültür. Yalnız dünyada ilk kez başka bir ülkede böyle bir cinayet işlenmiş oldu. Demokrasinin gözünü seveyim. Sıkıysa Kral’ları, Sultan’ları, Emir’leri, Prens ve diktatörleri kendi ülkelerinde eleştirinde göreyim. Ne olacak ya ben eleştiririm denildiğinde sonları Kaşıkçı ve ailesi gibi olur. Sizce Kaşıkçı cinayetinde kim karlı çıktı? Bu cinayetten karlı çıkacak olan Amerika’nın ,Trump’ın kendisidir. Hatırlarsanız Trump Suudi Kral Salman’ın yüzüne Amerika sizi korumasa iki hafta iktidarda kalamazsınız, sizi korumanın bedelini bize fazlasıyla ödemelisiniz demişti. En ufak fırsatı çok iyi değerlendiren Amerika, Kaşıkçı cinayetini de fırsata çevirip Suudi Kral Salman’dan kopara bildiği kadar milyar dolarları koparacak. Kim bilir belki de Suudi Prens Selman’ı Kaşıkçı cinayetini işlemesi için Amerikan istihbaratı ikna etmiştir. Kardeşlerim açık konuşmak gerekirse ben, Suudi Kral ailesinin her pisliği yapacağını düşünüyorum. Suudi Kral ailesi tahtı, saltanatı korumak için kendi insanınıda öldürür, kendi insanının rızkını İsrail’e İngiltere ve Amerika’ya da verir. Suudi Kral ailesini eleştiren başka ülke insanları, Suudi topraklarına girdiğinde başına aynı akibet gelebilir. Öyle sanıyorum ki Trump, Amerikan Başkanlık koltuğunu bıraktığında Kral Salman ailesi yok olacak. Hatta kendi içlerindeki darbeyle yok olabilirler. Aklıma gelmişken sizce Ortadoğu’ya demokrasi ve özgürlük getireceğini söyleyerek Irak’a, Suriye’ye, Libya’ya, Afganistan’a giren Amerika, neden Birleşik Arap Emirliklerine, Suudi Arabistan’a, Körfez ülkelerine demokrasi ve özgürlük getirmiyor? Çünkü onların ipi zaten İsrail ve Amerika’nın elinde olduğu için. Neyse lafı fazla uzatmadan tekrar diyorum ki, bu cinayetin kazananı Amerika olacak. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DÜNYADA NE KADAR ZALİM, VİCDANSIZ DİKTATÖR VARSA HEPSİNİ HELAK ETSİN. ALLAH MAZLUM MÜSLÜMANLARA SELAMET VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


'Bul kocayı, al parayı' devri sona erecek gibi  -Güneş Gazetesi


Eski Aile Bakanı Fatma Şahin’in döneminde ne hikmetse medyada kadına şiddet haberleri manşetten verilmeye başlamıştı. Belki birileri o dönemde tozlu raflardan indirdikleri karı koca kavgaları ve boşanma davalarının köpürtülerek manşetten verilmesini istemiş olabilir. Kadına şiddet haberleri manşetten verilirken eski bakan Fatma Şahin tarafından Türk aile yapısına dikkat edilmeden 6284 sayılı bir kanun çıkarıldı. Avrupa uyum yasalarına uygun olarak çıkarılan bu yasa, aile dramlarının kaynağı haline geldi. Kadına pozitif ayrımcılık uygulayan bu yasayla birlikte tabiri caizse erkeklerin hayatı karardı. 

Karı koca kendi aralarında ufak bir meseleden dolayı tartışsa ve koca biraz sesini yükseltse işte o zaman o koca ayvayı yedi demektir. Yani kadın karakola gidip kocam bana bağırdı dediği anda araştırmaya gerek bile duyulmadan ön yargıyla koca karakola çağrılıp sonra da evden uzaklaştırılıyor. Dolaysıyla yüz göz olmuş olan karı kocanın bir daha aynı çatı altında yaşamaları da mümkün olmuyor. 

Bir çok kadının kocalarını dövdüğünü, kadının erkeğe ihanetini zulmünü, istismarını gören yok. Bakın aslında 6284 sayılı yasayla birlikte şiddet ve cinayetler daha çok arttı. Günümüzde eski karı kocalar gibi tartışmalarda alttan alma yok. Bugün ülkemizdeki adliyelerde, icra davalarından sonra en çok mesai boşanma davalarına harcanıyor. Adliyelerde hali hazırda onbinlerce boşanma davası görülmekte. 

Kadına pozitif ayrımcılık yapılıyor 

Boşanma davalarında çoğunlukla kadına pozitif ayrımcılık uygulandığını bilmeyen yok. Yoksulluk nafakasıyla ilgili kanunlarımızda süre olmadığı için mahkemeler erkekleri, kadına süresiz yoksulluk nafakası ödemeye mahkum ediyor. Kadın bir gün bile kağıt üzerinde evli kalsa erkek yine ömür boyu nafaka vermeye mahkum olmakta. Neyse bu vicdansızlık son bulacak gibi!  Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, kadınlar tarafından istismar edilen bu yasa değişikliği ile erkeklerin mağduriyetine son verecek gibi! Yani bul kocayı al parayı dönemi son bulacak gibi! Kardeşlerim yıllardır büyük aile olarak yaşayalım, karı koca birbirine zulüm etmesin, karı koca aile saadetleri için birbiriyle laubali, yüz göz olmasın diye nasihatlarda bulunuyorum. 

Karı, koca fark etmez, kimse kimseye zülüm etme hakkına sahip değildir. Peygamber efendimiz kim eşine zulüm ederse o kişi imanını kontrol etsin der. Kadın ve erkek Allah’ın birbirine emanetidir. İmanlı bir kadın veya bir erkek eşlerine zülüm etmez, birbirine ihanet etmez, zina yapmaz. Belki bu sözlerimden rahatsız olacak olan birileri beni eleştirecek ama her zaman olduğu gibi ben yine doğruları söyleyeceğim. Son yıllarda sözde kadın hakları savunucuları ve feministlerin gazetelerde televizyonlarda yer almasıyla, sosyal medyanın da içimize girmesiyle maalesef çoğu kadın zıvanadan çıktı. İnsanların hayatlarını karartan sözde kadın hakları savunucuları ve feminist gruplar, aile saadetini aile birliğini koruması gerekirken, tam tersi şeytanlık yaparak kadınlara, “Boşanın, yalnız yaşayın, özgür olun” gibi salakça aptalca telkinlerde bulunuyorlar. 

6284 sayılı yasayı tamamen kaldırın 

Allah aşkına soruyorum evli bir kadın nasıl olurda sosyal medyada bulduğu bir erkekle ilişki yaşar? Nasıl olurda bir kadın kocasının nikahı altında çapkınlık yapabilir? Nasıl olurda başka erkekle yemeğe veya geziye gidebilir? Bu mu özgürlük, çağdaşlık, kadın hakları? Tükürürüm ben böyle modernliğin, çağdaşlığın içine! Eşini aldatan kadın veya erkek, kim olursa olsun benim gözümde ahlaksızdır. 

Adalet Bakanımız Abdülhamit Gül ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’a derim ki, okullarda çocuklarımıza insan sevgisi, haram ve helal kavramlarıyla birlikte güzel ahlaklı olmak aşılanarak iyi bir nesil yetişmesine vesile olun. Televizyon ve gazetelerde ailelerin dağılması için mücadele eden sözde bazı kadın hakları savunucuları ile feministlerin faliyetlerine engel olun. Aile hayatını bitiren, erkeklerin hayatını karartan 6284 sayılı yasayı değiştirmek yerine tamamen kaldırın. Karı koca boşandığı anda iş bitmiştir. Dolayısıyla kadına nafaka meselesininde ortadan kalkması gerekir. Bakın görün, işin içinde nafaka olmasın çiftler boşanıyorlar mı? Topluma büyük aile kavramlarını anlatın. Dede, nine, anne, baba ve torunların bir arada büyük aile olarak yaşamaları için çalışın. İşte o zaman göreceksiniz toplumda suç oranlarının nasıl düştüğünü. Gençlerin uyuşturucu kullanımının son bulacağını, evlatlarımızın kandırılıp terör örgütlerinin eline düşmeyeceğini göreceksiniz. Bilhassa evlatlarımızı,gençlerimizi milli ve manevi değerlerimize göre yetiştirip, büyük aile olarak yaşamalarında başarılı olunursa, ondan sonra kimse kimseyi öldürmez, eziyet etmez,boşanmalarda, husumetler de bitmiş olur. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZE MUTLU HUZURLU YUVALAR NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Atatürk'ün ve milletin ahını alan CHP  -Güneş Gazetesi


Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Kızılcahamam’daki AK Parti 27. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın kapanış konuşmasında İsmet İnönü’nün, Amerikan kaynaklı Marshall yardımları sonrasında sevinçle Amerikan bayrağını salladığı resmîni gösterdi.  Devlet Başkanımız Erdoğan’ın gösterdiği resimi ve eleştiri sözlerini ekranda duyduğumda, “Ah be Başkan’ım, İnönü sadece Amerika’dan yardım aldıktan sonra Amerikan bayrağını sallamadı ki. Keşke İnönü’nün başta Atatürk’e yaptığı ihaneti, rahmetli Adnan Menderes’in idamındaki rolünü, milletimize yaptığı zülümleri ve milletimizin dini yaşamına koyduğu yasakları da anlatsan ne güzel olurdu” dedim.Belki bugünkü gençlik, İsmet İnönü’nün Atatürk’e yaptığı ihaneti, millete yaptığı zulmü bilmiyor olabilir. 

Ulusçu kadroları tasfiye etti 

Rahmeti Atatürk hastalanıp yatağa düştüğü andan itibaren İsmet İnönü Atatürk’e ihanet etmeye başladı. İsmet İnönü Atatürk’e ait tüm eserleri yok etti. İsmet İnönü, Atatürk döneminde gerçekleştirilen ekonomik atılımları planlayan, uygulayan ve geliştiren ulusçu kadroları tasfiye etti. Atatürk’ün kurduğu sanayi kuruluşlarını kapattı.  Yani Atatürk’ün yaptığı sanayi hamleleri ve kurduğu sanayiler devam etseydi bugün Türkiye belki dünyanın en güçlü ülkesi olmuş olacaktı. İnönü’nün içinde sinsi Atatürk düşmanlığı vardı. Cumhurbaşkanı olur olmaz İsmet İnönü, paraların üzerinden Atatürk’ün resmini kaldırıp kendi resmini koydu. Atatürk, Ezan’ın aslı gibi okunmasını istemişti. İnönü ise Atatürk rahmetli olur olmaz ezanı yasakladı. İnönü, Kur'an-ı Kerim’i de, İnsanların dini eğitimi ve dini yaşamına da yasak getirmişti. Atatürk, devlet ve millet için tehlikeli gördüğü mason localarını kapattı. İnönü ise Atatürk’ün kapattığı mason localarını yeniden açtı. İsmet İnönü’nün yaptıkları sadece bunlar değil. Rahmetli Adnan Menderes’in idam edilişinde İsmet İnönü rolü vardı. Cemal Gürsel anılarında, “27 Mayıs ihtilali’ni yaptıran CHP ve İsmet İnönü’nün baskılarına ses çıkaramadım, Adnan Menderes’in idamına müdehale edemedim” diyor. İnönü ve CHP’nin Adnan Menderes’in idamında rolü olduğunu resmî ve tarihi belgelerde bulabilirsiniz. 

İnönü'nün yolundan gidiyorlar 

Derim ki bugünkü CHP, Atatürk’ün değil, Atatürk’e ihanet eden, millete ve milletin dini yaşamına yasak koyan, Amerika’yla yaptığı anlaşmalarla ülkemizin geleceğini karartan İsmet İnönü’nün yolundan gidiyor. Atatürk’ün resminin arkasına saklanan CHP, milli değer olan Atatürk’ü siyasi malzeme olarak kullanıyor. Halbuki siyasette ve ticarette milli ve manevi değerler sermaye edilmemelidir. Öyle sanıyorum ki bugünkü siyasilerimizin çoğunun kelime hazineleri zayıf veya fikir üretemediklerinden dolayı olsa gerek, sık sık Atatürk’ü veya İslam dinini kullanıyorlar. Bilhassa yıllardır CHP’nin peşinden koşan ulusalcılara sesleniyorum. Gözünüzü açın ve gerçekleri görün. Körü körüne peşinden gittiğiniz bugünkü CHP, Atatürk’ün partisi filan değil. Terör örgütü PKK’nın siyasi kolu HDP’yle ittifak yapan CHP nasıl Atatürkçü olabilir? Bugünkü CHP, Amerika’yla yaptığı anlaşmalarla ülkemizin geleceğini karartan ve Atatürk’e ihanet eden İnönü’nün çizgisindeki CHP’dir. Zaten Atatürk’ün ve milletin ahı üzerinde olan CHP’nin iktidara gelmesi de mümkün değil. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GERÇEKLERİ GÖREMEYENLERE GERÇEKLERİ GÖRMEYİ NASİP ETSİN. ALLAH MİLLETİMİZE HAYIRLI HİZMETLERDE BULAN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Bekamız ve güvenliğimiz için Münbiç'e girelim  -Güneş Gazetesi


Amerika, PKK’nın ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD’nin Münbiç’ten ayrılacağına dair Türkiye’ye defalarca söz vermişti. Ancak Amerika her zamanki gibi yine yalancı ve güvenilmez olduğunu bir kez daha gösterdi. Türkiye’nin Fırat Kalkan’ı ve Zeytin Dalı harekatlarından sonra yeni hedefi Münbiç olduğunu bilen kanı bozuk, şerefsiz PKK ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD’li teröristler, Türk Askeri’nin operasyonlarına karşı Münbiç’te Hendek kazmaya başladı.  Amerika’ya sormak gerekir. “Ey Amerika, sen PKK ve PYD’nin Münbiç’i terk edeceğine dair bize söz vermemiş miydin? Senin desteklediğin bu teröristler, Münbiç’i terk etmesi gerekirken neden Münbiç şehir merkezi civarında Hendek kazıyor?  Hadi sözünü tut ve o teröristleri Menbiç’ten çıkar? Yoksa biz Münbiç’e girer desteklediğin o teröristleri analarından doğduğuna pişman ederiz. Kazdıkları hendekleri o teröristlere mezar ederiz” demeliyiz. 

Amerika silahları boşuna mı verdi 

Gerçi desekte hiç bir şey değişmez. Çünkü Amerika, İsrail, Rusya, İngiltere ve Avrupa Kürt devletini kurmakta kararlı. Amerika boşuna mı on binlerce TIR ve uçak dolusu ağır silahları PKK’ya ve PYD’ye verdi? Boşuna mı PKK ve PYD’li teröristleri eğitiyor? Kardeşlerim hatırlarsanız Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, sık sık, “MÜnbiç’e de gireceğiz” diyor? Devlet Başkanımız Erdoğan, bu sözleri boşuna söylemiyor. Ülkemizin güvenliğini ve bekasını düşündüğü için Münbiç’e gireceğiz diyor. Evet içeride teröristlere karşı yürütülen operasyonlar gayet başarılı. Sınırlarımız içindeki teröristler tek tek temizleniyor. Sınırlarımıza karakollar, kuleler, beton duvarlar örüldü, gözetleme kuleleri yapıldı. Bence bunlar aşılmaz değildir. Bu önlemlerle terör eylemleri son bulmaz.  

Asıl tehdit sınırın öte yanında 

Terörist isterse bir şekilde bu önlemleri aşabilir. Esas tehdit sınırımızın öte yanında. Fırat’ın doğusundaki terör örgütleri PKK ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD, ülkemizin coğrafi bütünlüğüne tehdittir. Bugün Münbiç’te İsrail ve Amerika’nın yetiştirdiği 100 bine yakın PKK’lı terörist var. Derim ki, Artık daha çok canımızın yanmaması ve bekamız için sınırımıza 40 kilometre mesafedeki Münbiç’e girelim. Amerika ve İsrail’in yetiştirdiği PKK ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD’li teröristleri temizleyelim. Böylece hem İsrail’in Büyük Ortadoğu projesinin, hem de Kürt devletinin kurulmasını ve ülkemize karşı yeni eylemlerin önüne geçmiş oluruz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH HAİN TERÖRİSTLERİ HELAK ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZE ZEVAL VERMEK İSTEYENLERİ HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZUR İÇİNDE YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Bravo İsrail'e Amerika İngiltere ve Avrupa'ya  -Güneş Gazetesi


Hatırlarsanız Amerikan Başkanı Trump’ın yahudi damadı Jared Kushner’in aracılığıyla Suudi Arabistan Kralı Selman’ın oğlu Muhammed bin Selman’ı, Veliaht prens ve savunma bakanı yapıldı. Bu atamadan sonra Amerika, Suudi Arabistan’a 300 milyar dolarlık silah sattı.  Suudi Arabistan’ın tıfıl, ahmak Veliaht Prensi Selman, Trump’ın damadı Kushner’in gazıyla haddini aşarak, “Kürt devleti kurulmalıdır. Eğer Türkiye Kürt devletine karşı çıkarsa bir haftada Türkiye’yi haritadan sileriz” demişti.  Şimdi Amerika’dan sonra Almanya da Suudi Arabistan’a 360 milyon Euro’luk silah sattı. Hemde Alman hükümetine bağlı Federal Güvenlik Konseyi’nin, Almanya yönetiminin Yemen iç savaşındaki rolü nedeniyle eleştirdiği Suudi Arabistan’a 360 milyon Euro’luk silah ihracatına onay verdi. 

Arabistan silahları nerede kullanıyor? 

Peki Suudi Arabistan, Amerika’dan, İsrail’den ve Almanya’dan aldığı bu silahları nerede kullanıyor? Tabiki Yemen, Irak ve Suriye’de kullanıyor. Hatta İsrail’e yaranmak için Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin savaş uçakları Gazze’yi bile bombalamıştı.  Yemen ne durumda? Dünya Trump’ın seks skandalları, tehditvari konuşmalarıyla meşgul olurken Yemen’de olup bitenlerden kimsenin haberi yok. İran ve Suudi Arabistan’ın mezhep savaşından dolayı Yemen’de iç savaş yaşanıyor. İran ve Suudi Arabistan savaş uçakları Yemen halkının üzerine bombalar yağdırıyor. Yemen’de insanlar perişan, çocuklar açlıktan ölüyor.  Güya sözde Müslüman ülke Suudi Arabistan ve İran’ın mezhep savaşından dolayı Yemen’de insanlar ölüyor. Hay sizin mezhebinize, hay sizin İslam anlayışınıza, hay sizin insanlığınıza! Sizin gibi Müslümanlar olmaz olsun. Sizler mezhep safsatasıyla güç kazanmaya çalışırken, Müslümanları öldürürken dostunuz İsrail, Filistin’in tamamına hakim oldu. 

Paraları Amerika'ya İsrail'e aktarıyorlar 

İsrail Kudüs’ü Yahudileştiriyor. Müslümanların ilk kıblesi olan Mescidi Aksa, Kudüs Yahudilerin işgali altında. Güya Müslüman olan sizler, Yemen’de mezhep savaşıyla bölgede güçlü olacaksınız öyle mi? Allah sizleri bildiği gibi yapsın. İpinizi elinde bulunduran İsrail ve Amerika sizi nasıl da kullanıyor. Sizi nasıl da sömürüyor. Sizin gibi aptalları sömüren İsrail, Amerika, İngiltere ve Avrupa’ya tek kelimeyle bravo derim. Bir kaç gün önce Amerikan Başkanı Trump, Suudi Arabistan Kralı Selman’a, “Biz olmasak 2 hafta bile iktidarda kalamazsınız, biz sizi koruyoruz bedelini öde” dediğini söyledi. Doğal olarak postu deldirmemek ve koltuğu korumak için Amerika’nın isteğini yerine getiren Arap kralları ve Emirleri petrol paralarını İsrail’e Amerika’ya aktarıyorlar. Kardeşlerim samimi olmadığımız, Kur'an-ı Kerime, Peygamber efendimizin hadis ve sünnetine bağlı olmadığımız, Müslüman topluluklar olarak bir birimizi sevmediğimiz müddetçe bizden bir şey olmaz. Bu avamlıkla bizler, İsrail’in Amerika’nın ve Avrupa’nın kuklası olmaya devam eder gideriz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH İSLAM ÜLKE LİDERLERİNE ŞUUR, HİDAYET VE AKIL VERSİN. ALLAH HEPSİNE DE GERÇEK İMANI NASİP ETSİN. ALLAH MÜSLÜMANLARI HAÇLI TOPLULUĞUNUN FİTNESİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Kullandıkları hainleri vermezler  -Güneş Gazetesi


Amerika ve Almanya ziyaretlerini gazetecilere değerlendiren Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Amerika ve Almanya’yla bölgesel sorunlar ve ekonomik işbirliği üzerinde görüşmeler yaptıklarını, her iki ülkeye FETÖ’cülerin isimlerinden oluşan çok geniş liste verdiklerini söylemiş. Başkan Erdoğan, “Almanya’ya 136 kişilik Amerika’ya ise 20’nin üzerinde FETÖ’cülerin isimini verdik. Bundan sonrasında neler olacağını süreç gösterecek” diyerek sözlerini sonlandırmış.  Amerika ve Almanya. Bu ülkelerden FETÖ’cülerin iadesini istedik öyle mi? Tövbe vermezler. Hem de kesinlikle vermezler. 40 senedir ülkemizi bölüp parçalamak için yetiştirdikleri, koruyup kolladıkları, kullandıkları FETÖ’cüleri bize teslim etmezler.  

Fetö'cülere maaş vermiyorlar mı? 

Gezi olaylarının arkasında başta Almanya Başbakanı Merkel yok muydu? FETÖ’cülerin 17-25 aralık kumpasında yine Almanya, İsrail, Amerika yok muydu? 15 Temmuz darbe teşebbüsünde Amerika, Almanya, İsrail, Hollanda, NATO ve Vatikan yok muydu? Amaçlarına ulaşamayan şerefsiz bu FETÖ’cüler, paçayı kurtarmak için Amerika’ya, Almanya’ya,Yunanistan ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerine sığınmadı mı?  Almanya FETÖ’cülere rahat yaşamaları için ev vermedi mi? Almanya FETÖ’cülere maaş vermiyor mu? Öyleyse Almanya ve Amerika’dan FETÖ’cüleri teslim etmelerini beklemek doğru olmaz. Evet Amerika, Almanya ve Türkiye birbirine muhtaç ülke oldukları için siyasi bir çok konuda anlaşma yapmıştır. Yalnız Konu FETÖ’cüler olunca orada durmak gerekir.  Allah aşkına soruyorum Hangi ülke kullandığı kişi veya kişileri yarı yolda bırakıp ihanet ettiği ülkesine iade eder? Bakmayın siz Amerika ve Almanya’nın Başkan Erdoğan’ı güler yüzle karşıladıklarına. Kardeşlerim Haçlı topluluğunun henüz ülkemiz üzerinde pis oyunları bitmiş filan değil. Başkan Erdoğan’ın siyasi hayatını bitiremeyeceklerini anladıkları ve Erdoğan’ın güçlü olduğunu gördükleri için sıcak karşılıyorlar.  

Onları tekrar kullanacaklar 

Bunlar Erdoğan’ın Türkiye Cumhuriyeti'nin başında olduğu müddetçe amaçlarına ulaşamayacaklarını biliyorlar. Yine Erdoğan var olduğu müddetçe Kürt devletini kuramayacaklarını da biliyorlar. Evet siyasi ve ticari konularda çıkarlarımız doğrultusunda tüm ülkelerle birlikte olamalıyız. Ancak dikkatli olmak kaydıyla birlikte olmalıyız. Şunu kesinlikle unutmamak gerekir ki Hristiyan ve Yahudi siyasetçilerden bize ve islam topluluğuna hayır gelmez. Bizler onların bir birinin dostu olduklarını bilerek onlarla işbirliği içinde olalım. Tekrar başa dönüp söylüyorum, iki yüzlü olan Almanya ve Amerika, yıllardır yetiştirip kullandıkları kanı bozuk şerefsiz hain FETÖ’cüleri Türkiye’ye iade etmez. Zamanı geldiğinde onları tekrar kullanacak oldukları için Türkiye’ye iade etmezler. Eğer iade ederlerse işte o zaman demek oluyor ki FETÖ’cülerin son kullanma tarihi bitmiştir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DÜNYA’YI YAŞANMAZ KILANLARI HELAK EYLESİN. ALLAH İÇİMİZDEKİ HAİNLERİN KÖKÜNÜ KURUTSUN. ALLAH SAMİMİ DUYGULAR İÇİNDE ÜLKEMİZE HİZMET EDEN HERKES’TEN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Amerika, Türkçe bilen ajan arıyormuş  -Güneş Gazetesi


Gazeteleri okurken gözüme bir haber takıldı. Haberde Amerikan Merkezi istihbaratı CIA’nin Türkçe bilen ajan aradığı yazıyordu. CIA’ye, yeni stratejisini ve Amerika’ya rakip ulus devletlere karşı faaliyetlerine odaklanacaklarını söyleyen CIA başkanı Gına Haspel, özellikle Arapça, Çince, Farsça ve Türkçe bilen kişileri ajan olarak işe almak istediklerini söylemiş. CIA, bu ajanları terör olaylarına karşı rakip ulus devletlerini yakından takip etmek için alacakmış! Hem de özellikle Türkçe bilen ajan alacaklarmış! Merak ediyorum CIA ajanları Türkiye’den mi, yoksa Amerika’da yaşayan Tükçe bilen kişilerden mi olacak? Amerika’da Türkçe bilen kanı bozuk çok kişi var. Yıllardır yetiştirip besledikleri FETÖ’cüler, dünyanın dört bir yanında açtıkları okullar nedeniyle zaten Amerika’ya ajanlık yapıyor. 40 yıldır sinsi yollarla devletin her birimine sinsice sızmış olan FETÖ’cüler, devletin tüm sırlarını başta Amerika, İsrail, İngiltere, Almanya olmak üzere çoğu ülkeye vermiş. 

Cıa daha neyin peşinde 

Ergenekon ve Balyoz safsatalarıyla devletin en mahrem yerlerine girip gizli belgeleri alıp başka ülkelere servis ettiler. Amerikan merkezi istihbaratı CIA daha neyin peşinde ki, Türkiye’yi yakından takip etmek mi istiyor? Yoksa devletin içinden çoğu FETÖ’cü temizlendikten sonra sağlıklı bilgi sahibi olamadıkları için mi ajan arıyor? Teröre karşı önlem için ajan arıyorsunuz öyle mi? Ey Amerika Dünya’ya terör ihraç eden siz değil misiniz? Dünyayı yaşanmaz kılan, İsrail’in Ortadoğu projesini hayata geçirmek için Suriye’yi, Irak’ı, Yemen’i yaşanmaz kılan, İslam coğrafyasında taş üstünde taş bırakmayan, milyonlarca insanı öldüren, insanları evsiz, barksız, işsiz bırakan siz değil misiniz? Ey Amerika, CIA’nin ve istihbaratçılarınız tarafından yetiştirdiğiniz ve kurduğunuz DEAŞ denen sözde terör örgütü yüzünden Iraklı, Suriyeli, Yemenli, Afrikalı insanlar Ege ve Akdeniz’de boğularak ölüyor. Utanmadan teröre karşı önlem almak istiyoruz diyorsunuz. İllaki Türkçe bilen ajan istiyorsanız, Pensilvanya’da elinizin altında hazırlar. Merak etmeyin geçmişte olduğu gibi FETÖ’cüler size seve seve ajanlık yapmaya devam ederler. 

O planlar zor tutar 

Ey Amerika, istediğin kadar ajan al, istediğin kadar teknolojiye sahip ol, istediğin kadar karaktersiz insanları satın al, istediğin kadar Arap liderlerin ipini elinde tut. Artık bundan sonra Yahudi gazetelerinin yayacağı fitneler, algı operasyonları işe yaramayacak. İnsanların gözü açıldı ve sizin ne kadar şerefsiz, hain fitneci olduğunuzu gördüler. Yani alışıla gelmiş her ne planınız varsa, o planlarınız bundan sonra zor tutar. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH PARA, MAKAM, MEVKİ İÇİN BAŞKA ÜLKELERE AJANLIK YAPAN HAİNLERİ HELAK ETSİN. ALLAH CÜMLEMİZİ DEVLETİNE VE MİLLETİNE HAYIRLI OLANLARDAN EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BARABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN. 

okumak için tıklayın.


İşte lider böyle olur  -Güneş Gazetesi


Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, dünya liderlerinin bir araya geldiği Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, liderlerin gözünün içine bakarak, “BM Güvenlik Konseyi 5 ülkenin çıkarlarına hizmet ediyor. Bütün katliamlar hep BM’nin gözü önünde gerçekleşti” dedi, ardından, BM Güvcenlik Konseyi'nin daimi üyeleri Amerika, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya’yı ima ederek “Dünya 5’ten büyüktür” ifadesini kullandı.  “Gelin BM’de kapsamlı bir reforma gidelim. BM’yi zulmün değil adaletin kaynağı yapalım. Teröristleri silahlarla donatanlar( Amerika, İsrail, Rusya, Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya, Çin ve Hollanda) mutlaka bunun acısını çekecektir. Türkiye olarak biz dünyanın vicdanıyız” diyen Devlet Başkanımız Erdoğan, BM’deki konuşmasında insanlığın vicdanı olduğunu gösterdi. 

Abd terör örgütlerini destekliyor 

Tabi Dünya’yı Filistin ve FETÖ konusunda uyarmayı da ihmal etmedi. Erdoğan, FETÖ’nün başının Amerika olduğunu ve buradan 160 ülkeye terör ihraç ettiğini, Amerika’nın 27 eyaletindeki FETÖ okullarına yılda 763 milyon dolar verdiğini söyleyen Erdoğan, açıkça Amerika’nın terörist FETÖ’yü, PKK’yı, PKK’nın Suriye kolu PYD’yi ve DEAŞ’ı desteklediğini söyledi.  Devlet Başkanımız Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda büyük cesaretle bunları söylerken, kameraların arada bir diğer liderleri gösterdiğinde baktımki hepsi de adeta sünepe, sünepe oturuyorlardı. Kim bilir belki de içlerinden, “Ah Erdoğan, sendeki şu cesaretten Allah biraz da bize verseydi ne olurdu” diyorlardı. Cesur lider olmak önce kişinin niyetine bağlı tabi sonrası Allah vergisidir. Ayrıca cesur bir lider olabilmek için iplerin kimsenin elinde olmamasıda gerekir. 

Erdoğan ezilenlerin sesi oldu 

Kardeşlerim, Devlet Başkanımız Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, üst perdeden açık net bir şekilde dünya liderlerinin gözünün içine bakarak gerçekleri söylemesi beni mest etti. Kürsüde Filistin’deki zulmü, Kudüs işgalini, İran ve Suriye’deki sıkıntıları dile getiren Erdoğan adeta ezilenlerin sesi oldu. Erdoğan BM’de konuşurken bende ekran başında işte dünya lideri, işte delikanlılık böyle olur dedim. Peki ya ev sahipliği yapan Trump ne yaptı? Show yapmaktan, Çin’den Avrupa birliğine, OPEC’ten bir çok ülkeleri tehditten başka hiç bir şey yapmadı. Göreve geldiği günden beri bir çok ülkeyle kriz yaşan Trump, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasında, “Benim yönetimimdeki Amerika, Amerika tarihindeki önceki yönetimlerden çok daha iyi durumda diyerek” gülüşmelere neden oldu. Sizce Genel Kurul'da Trump’ın bu sözlerine neden gülmüşlerdir? Ne diyeyim ALLAH DÜNYA’YI FİTNEYE BOĞAN, YAŞANMAZ HALE GETİREN HERKESİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE VE MİLLETİMİZE HAYRI OLAN HERKES’TEN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN

okumak için tıklayın.


Şimdi sıra İran Suudi Arabistan savaşında!  -Güneş Gazetesi


Geçtiğimiz hafta İran’ın güneybatısındaki Ahvaz kentinde askeri geçit töreni sırasında askeri üniforma giymiş militanlar, 25 kişiyi öldürüp, 50’den fazla kişiyi de yaralamıştı. İran Cumhurbaşkanı Ruhani ve dini lider Ayetullah Hamaney, “Amerika’nın organize ettiği saldırıya Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri maddi destek verdi. İntikamımız çok acı olacak” dediler.  İran Devrim Muhafızları da, saldırının faillerinden unutulmaz ve ölümcül bir intikam alacağını duyurdu. Evet Trump’ın Amerika’ya başkan olmasıyla birlikte İsrail’in Ortadoğu projesi daha da hızlandı. Önce Irak’ı, Suriye’yi ve Yemen’i iç savaşa sürüklediler. Sonra Türkiye’yi de aynı şekilde Gezi olayları, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimiyle iç savaşa sürükleyip bölüp parçalamak istediler. 

Amerika'nın İran üzerindeki oyunu 

Allah’a şükürler olsun Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ve milletimizin sayesinde İsrail’in, Amerika ve Avrupa’nın oyunları şimdilik bozuldu. Şimdilik diyorum çünkü henüz bu ülkelerin, ülkemiz üzerindeki oyunları son bulmuş değil.  O yüzden derim ki hepimiz ülkemiz üzerinde oynanmak istenen pis oyunlara karşı çok uyanık olalım. Türkiye’de başarılı olamayan İsrail, Amerika ve Avrupa şimdi İran’ı karıştırmaya başladı. Amerika o kadar uyanık ki, İran’ı karıştırmak İçin Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni kullanıyor. Yani istiyorlar ki İran, meşru müdafaa hakkını kullanarak Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne saldırsın veya bu ülkelerde eylemlerde bulunsun. Daha doğrusu Suudi Arabistan ile İran’ın savaşmasını istiyorlar. 

Yeni bir savaş kaçınılmaz görünüyor 

Artık İran’la Suudi Arabistan savaşı kaçınılmaz görünüyor. Kardeşlerim, beni üzen şey Müslümanların haçlı topluluğunun fitnesine gelmesi. Müslümanlar, İsrail ve Amerika’nın oyununa gelip birbiriyle savaşmamalı. Müslümanlar, Hristiyanlar gibi birlik ve beraberlik içinde olmalı. İşte görün İsrail ve Amerika, başta Suudi Arabistan olmak üzere tüm Arap liderlerini istediği gibi kullanıyor. Allah aşkına şuurlu bir Müslüman kendisini kullandırır mı? Şuurlu Müslüman sırf İsrail ve Amerika istiyor diye Müslüman kardeşinin başına bomba yağdırır mı? İpleri İsrail ve Amerika’nın elinde olursa bunlar her pisliği yaparlar. Bundan sonra kimse Ortadoğu’ya barışın geleceğini filan düşünmesin. Öyle gözüküyor ki Ortadoğu’da İran’la Suudi Arabistan’ın savaşına şahit olacağız. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ARAP LİDERLERİNE UYANMAYI VE ŞUURLU OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH RUHUNU İSRAİL VE AMERİKA’YA TESLİM ETMİŞ OLAN ARAP LİDERLERİNİ MÜSLÜMAN TOPLULUĞUNUN BAŞINDAN BİR AN ÖNCE AL AŞAĞI ETSİN. ALLAH İSLAM COĞRAFYASINA HUZUR VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN AMİN.

okumak için tıklayın.


İzmir’i almak istiyorsanız  -Güneş Gazetesi


AK Partiye mensup bazı kişilerle yerel seçimler üzerine uzun uzun sohbet ederken konu İstanbul, Ankara ve İzmir’den kimlerin aday olacağına geldi. Herkes kendince yorum ve tahminde bulunurken, İzmir’den kimin aday olacağı daha da merak konusuydu. Bana, “Hocam sizce İzmir’den kim aday olmalı? İzmir’i CHP’den kurtarabilir miyiz” diye sordular. Ben de şöyle karşılık verdim:  Önce adayları görmek gerekir. Adayları görmeden yorum yapmak doğru olmaz. İzmir’in diğer vilayetlere göre farklı bir mizaca sahip olduğunu göz ardı etmemek gerekir. İzmir halkı değerlerine sahip olduğu gibi sıkıntıya hiç gelmez. İzmir halkı modern ve rahatlığı sever. Tuttuğunu da kolay kolay bırakmaz. Zaman zaman Cumhuriyetçi laik olduğunu iddia eden CHP’li olmayı huy edinmiş İzmir’li arkadaşlarla sohbet ederken, Aziz Kocaoğlu’ndan memnun olmamalarına rağmen sırf CHP’li olduğu için Aziz Kocaoğlu’na tahammül edip oy verdiklerini söylüyorlar. Yani AK Parti, Aziz Kocaoğlu’nun karşısına İzmir’de sevilen, modern bir ismi aday göstermeli. 

İzmir adayı şimdiden belirlensin 

Açık konuşmak gerekirse Devlet Başkanımız Erdoğan’ın yerinde ben olsam şu an İzmir Ticaret Odası Başkanı olan Mahmut Özgener’i AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı yapar ve hemen ilan ederim. Hele hele CHP’lilerin bir birini yedikleri bu günlerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayını belirleyip açıklamak bence çok isabetli olur. İzmir Adayı şimdiden belli olursa halka projelerini anlatma imkanı olur.  Ben bunları anlatınca, çoğu AK Partili'ler, “Hocam valla çok doğru söylüyorsunuz” dedi. Evet AK Parti İzmir’i almak istiyorsa benim tavsiyem Mahmut Özgener ismini düşünsünler. “Peki Hocam İstanbul ilçeleri ne olur?”   Valla Devlet Başkanımız Erdoğan’ın ve AK Partili yöneticilerin yerinde yine ben olsam şu an İstanbul Büyükşehir ve bazı ilçe belediye başkanlıkları için aynı kişileri aday göstermem. Mesela Üsküdar, Beykoz, Eyüp gibi büyük semtlerde çoğu belediye başkanını tekrar aday gösterip seçmenin karşısına çıkarmam. 

Şer odakları tekrar palazlanır 

Kendi partinizin üyeleri, kendi belediyelerinizle ilgili şikayetlerde bulunuyor. Kibir, saltanat ve ukalalık başını almış gidiyor. Neyse o konuda fazla bir şey söylemeyeyim. İnşallah yakın zamanda Devlet Başkanımız Erdoğan’la bir araya gelirsem İstanbul ilçeleriyle ilgili çok şeyler söyleyeceğim. Bakın efendiler bu seferki yerel seçimler daha önceki seçimlerden önemlidir. İstanbul, Ankara gibi belediyeleri başka partilere kaptırırsanız hem partinizde hem de seçmeninizde büyük moral bozukluğu olur. O zaman da birilerine gün doğar. FETÖ'cüler gibi şer odaklar tekrar palazlanmaya başlar diyerek uyarılarımı yaptım ve sohbet sona erdi. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI OLANLARI BAŞIMIZA GETİRSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE HAYIRLI HİZMETLERDE BULUNAN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Sendikanın havaalanı provokasyonu  -Güneş Gazetesi


Arkadaşlarla sohbet ederken bana İsanbul Yeni Havalimanı'nın açılışının 29 Ekim’de gerçekleşmeyeceğini söylediler. “Hayırdır nereden biliyorsunuz? Kim söyledi size Yeni Havalimanı'nın 29 Ekim de açılmayacağını” diye sordum. “Valla Hocam sosyal medyadan takip ediyoruz. İşçiler greve gitmiş. İşçiler greve gittiği için işler yavaşlamış” gibi şeyler söylediler.  Peki evladım isçiler neden greve gitmiş? “Hocam çalışma şartları zormuş ve ölümler olmuş ondan dolayı greve gitmişler.”  Yani 4 yıldır devam eden inşaatta, ölümler oluyor, kazalar oluyor, çalışma şartları zordu, bütün bu sıkıntılar yıllardır dile getirilmedi, işin bitimine az bir süre kala ölüm, kaza, zor şartlarda çalıştıkları şimdi akıllarına geldi öyle mi? Vay be tam havaalanı açılıcakken işçiler birden zor şartlarda çalıştığını hatırlayıp greve gitti.  

İşçileri üzerinden provokasyon 

Alın teriyle namusuyla çalışan, emeğini ortaya koyan işçi kardeşlerimizin hiç birinin burnunun kanamasını istemem. Hayatını kaybedenlere Allah rahmet eylesin, yaralananlara da Allah şifalar versin. Yalnız 30 bin kişinin çalıştığı büyük bir şantiyede her ne kadar tedbirler alınırsa alınsın yine de kazalar kaçınılmaz oluyor. İş verenden önce işçi kendi tedbirini kendisi almalıdır. Kardeşlerim derim ki 29 Ekim’de açılacak olan Yeni Havalimanı inşaatında çalışan işçilerin grevi bence sendikaların bir oyundur. Sendikalar akıllarınca işçileri provoke edip hükümeti zora sokmak istiyor. Sendikaların arkasında olan CHP ve PKK’nın siyasi kolu olan HDP, “Bakın görüyor musunuz hükümet sözünü tutmadı. Hükümet 29 Ekim’de 3’cü havalimanını açacaktı görün bakın açamadılar işte” diyecekler. Zaten havalimanın inşaatının bitmesi sendikaların işine pek gelmez. Havalimanı inşaatı bitince çalışanların sayısı doğal olarak azalacağından dolayı sendika yöneticileri işsiz kalacakları için grev yapıyorlar. 

Türkiye'nin büyümesini kimse engelleyemez 

Her ne olursa olsun, gezi olaylarında olduğu gibi kimler nasıl provake ederse etsinr hükümet sözünü tutacak ve 29 Ekim’de İstanbul Yeni Havalimanını açacaktır. Bittiğinde ise dünyanın en büyük havalimanı olacaktır. Türkiye’nin, Türk Hava Yolları'nın büyümesini kimse engelleyemez. Bakın Türk Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, “Daha da büyüyeceğiz, önümüzdeki yıl filomuza büyük uçaklar katılacak, dünya ülkeleri bize gıptayla bakıyor” diyor. Millet olarak bizlerde ülkemizin büyümesinden, gelişmesinden gurur duymalıyız. Bilinçli olarak ülkemizin büyümesini ve gelişmesini engelleyen kişilerinde kanından şüphe ederim. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZİN GELİŞMESİNE, DEVLETİMİZE VE MİLLETİMİZE FAYDALI OLAN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Stokçuların düşmandan ne farkı var!  -Güneş Gazetesi


Hatırlarsanız Amerikan Başkanı Trump, Papaz Brunson’u bahane ederek Twitter hesabından Türkiye’yi açıkça tehdit etmişti. Trump, tehditvari bir şekilde, “Türkiye Papaz Brunson’u serbest bırakmazsa yaptırımlar yaparız, Türkiye’nin ekonomisini çökertiriz” demişti.  Trump’ın haddini aşan tehditvari sözleri Ülkemizdeki yabancı yatırımcıları korkuttu. Ülkemizde yatırımları olan yabancıların çoğu, Trump’ın bu sözlerini tehdit ve uyarı olarak görüp zararına da olsa yatırımlarını ülkemizden çekti. Dolayısıyla yabancı yatırımcılar, önlerini göremediklerinden ve tedirgin olduklarından dolayı yatırım için ülkemize gelemiyor.  Allah’a şükürler olsun Devlet Başkanımız Erdoğan, bu pis oyunların üstesinden yavaş yavaş gelmeye başladı. İnşallah yakın zamanda ülkemiz selamete çıkacak. Amerika, İsrail, Almanya, Fransa gibi ülkelerin, ülkemiz üzerinde pis oyunlar oynadığını bilmeyen yok. Zaten Amerikan Başkanı Trump açıkça Türk ekonomisini çökerteceğini söylüyor. 

Fırsatçılar cezalandırılmalı 

Peki ya bu sıkıntılı günümüzde dövizin yükselmesini fırsat bilen bazı iş adamları ve esnafların, sattıkları ürünlere zam üstüne zam yapmalarına, ellerindeki malları stoklamalarına, raflardaki ürünlerin etiketiyle oynamalarına ne demeli? Bu fırsatçıların Türkiye düşmanlarından ne farkı var? Bunların yaptığı hainlik değil mi? Gözünü para bürümüş olan bu fırsatçıları önce medyanın önüne çıkarıp rezil etmek ve sonra ellerindeki mallara el koymak gerekmez mi?  Elimde imkan olsa bu fırsatçılara Osmanlı döneminde verilen cezayı vermek isterim. Osmanlı döneminde esnaf, devlet hizmetindekiler ve serbest çalışanlar diye ikiye ayrılırdı. Devletin ihtiyaçlarını karşılayan esnafa, ehli-hıref-i hassa denirdi. Sayıları 2 bini bulan bu grup içinde ekmekçi, helvacı, kazancı, kürkçü, kağıtçı, kuyumcu, çilingir, terzi, aşçı, gibi bir çok meslekten esnaf bulunurdu.  Serbest çalışan esnaf ise loncalara bağlı olarak mal üretir ve satarlardı. Osmanlı Devleti halkın mağdur olmaması için esnafı denetim altında tutardı. Esnaf ürettiği malı devletin belirlediği fiyatın üstünden satarsa o esnaf falakaya yatırılırdı. Yani insanları kandıran, stok yapan esnaf herkesin önünde falakaya yatırılıyordu. Günümüzde falaka filan olmaz ama bu fırsatçılara falakayı aratmayacak ceza verilmeli. Günümüzde bu fırsatçılara ufak bir para cezası verilip geçiliyor. 

Stokçuluk tek kelimeyle hainliktir 

Derim ki insan sağlığını bozan sahte gıda üretip satanları, insanları ölüme götürenleri, Çin’den getirdikleri renklendiricili, tatlandırıcılı ürün satanları, tarım ilacı kullanıp sebze, meyve yetiştirenleri, gıdalarda hile yapan ve ülkemizin kötü gününde fırsatçılık yapanları rezil rüsfa edip çok büyük cezalar verilmelidir.  Kardeşlerim milli olmak lazım milli! Türkiye düşmanlarıyla aynı safta olmak hainliktir. Fırsat bu fırsat deyip mal stoklamak, raflardaki ürünlere zam yapmak tek kelimeyle hainliktir. Sosyal medyadaki hainlere de dikkat etmek gerekir. Dövizin yükselmesiyle Sosyal medyada FETÖ’cülerin, PKK’lıların, CHP ve ajanların olumsuz algı oluşturdukları konuşuluyor. Bu fırsatçılarada yalan yanlış yaygara yapanlara aldırış etmeyin. Bunlar istiyorlar ki Türkiye bir an önce batsın. Türkiye darmadağın olsun. Allah’ın izniyle Türkiye ne batacak ne de darmadağın olacak. Türkiye bağımsız güçlü bir devlet olarak dünyada söz sahibi olacak. Türkiye kurulan yeni dünya düzeninde söz sahibi olacaktır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH CÜMLEMİZİ MİLLİ VE MANEVİ DUYGULARI GÜÇLÜ OLANLARDAN EYLESİN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUN OYNAYANLARI HELAK ETSİN. ALLAH TÜRKİYE DÜŞMANLARININ OYUNUNA GELENLERE UYANMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Yeni Karbelalar yaşanıyor  -Güneş Gazetesi


Suriye’de katliam yapan leş yiyicileri Rusya, Suriye rejimi ve Amerika, çeşitli bahanelerle Suriye’nin İdlib bölgesinde büyük katliama hazırlanıyorlar. Türkiye, komşusu olan idlib’de istikrarsızlığa yol açacağı, sivil kayıpların yaşanacağı ve yeni göç dalgası yaratacağı gerekçeleriyle İdlib’e operasyon yapılmaması için mücadele ediyor.  Leş yiyicilerinin İdlib’e operasyon yapmaması için büyük mücadele veren Devlet Başkanımız Erdoğan, Tahran zirvesinde Putin ve Ruhani’nin gözünün içine bakarak, “Gelin bu masada Suriye’de ölümlerin son bulması için ateşkes ilan edelim, İdlib’e operasyon yapılmasın” dedi. Putin ve Ruhani, tam tersi Tahran zirvesinin hemen ardından İdlib’i uçaklarla bombalamaya başladı. Tabi bu arada Amerika’da boş durmuyor. Amerika’da kurmak istediği Kürt devleti için PKK’nın Suriye kolu olan PYD’ye askeri araç gereç ve silah sevkiyatı yapmaya devam ederken, diğer yandan PYD’ye toprak kazandırmanın peşinde. 

Müslümanlar bugün de katlediliyor 

Ne diyeyim Allah bu zalimleri, leş yiyicileri, dünyayı huzursuz ve yaşanmaz kılanları helak etsin. Allah masum insanları öldürenleri, insanları evsiz, barksız, işsiz güçsüz bırakanların yüzlerini güldürmesin. Düşünebiliyor musunuz? Haram ve oruç ayı olan mübarek Muharrem ayında, Ortadoğu’da İslam coğrafyasında adeta yeni Kerbelalar yaşanıyor. Kerbela’da olduğu gibi Müslümanlar bugün de İslam coğrafyasında katlediliyor.  Tabi bu katliamların yaşanmasında İslam coğrafyasında bulunan sözde Müslüman Yezid’ler de var. Ortadoğu’da hesabı olan İsrail, Amerika, Rusya ve Avrupa ülkelerinin ajanları tarafından beyinleri mezhep safsatasıyla yıkanan sözde Müslümanlar, yine saydığım ülke ajanlarının tahrikleriyle birbirini öldürüyorlar. Kardeşlerim Allah Kur'an-ı Kerim’de, “Benim yolumdan ayrılmayın, başka yollara sapmayın, onlar (yani ehli küfür) sizleri başka yollara saptırır” buyurmaktadır. Peygamber efendimiz ise şöyle buyurmaktadır: “Birbirinizin eksiğini bulmaya çalışmayın, bir birinizin özel ve mahrem hayatını araştırmayın, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırtınızı dönmeyin. Ey Allah’ın kulları kardeş olun kardeş” diyor. 

İyi ve iyiliklerin yanında olun 

Ben de Allah aşkına gelin ırk,dil, meşrep ve mezhep safsatasını bir kenara bırakıp şer güçlere karşı Allah’ın emrine Peygamber efendimizin nasihatlarına uyup bir olalım diyorum. Hz.Hüseyin efendimiz gibi iyilerin ve İyiliklerin yanında, kötülerin ve kötülüklerin karşısında olalım. Eğer Müslümanlar olarak birlik içinde olursak işte o zaman şer güçler Amerika, Rusya, İsrail ve Haçlı topluluğu İslam coğrafyasında kan dökemez. Hatırlarsanız ülkemizi de Gezi olaylarıyla, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimiyle Irak ve Suriye gibi yapacaklardı. Allah’a şükürler olsun ki milletimizin sayesinde şer güçlerin şimdilik bu planı tutmadı. Ancak şer güçlerin ülkemiz üzerindeki hain planları bundan sonra tutmayacak anlamına gelmez. Amerika, İsrail, Almanya, Fransa ve NATO, mezhep safsatasıyla ülkemizi karıştırmanın peşinde olacaklardır. Millet olarak çok ama çok uyanık olmalıyız. Her ağızı laf yapana kanmayın. Her cemaate inanmayın. Sosyal medyada konuşulan her şeye inanmayın. Tahriklere kapılmayın. Çünkü şer güçlerin kullandığı hainler ülkemizi bölüp parçalamak için mesaide. Allah hepsinin boynunu devirsin. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH MÜSLÜMANLARA SAMİMİYET, ŞUUR VE BİRLİK NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Gurur duymalıyız  -Güneş Gazetesi


Haberleri izlerken ekranda son dakika yazısı dikkatimi çekti. Haberin detayında 53 kişinin hayatını kaybettiği Reyhanlı saldırısında, failleri yönlendiren ve Suriye istihbaratıyla irtibatı sağlayan Yusuf Nazik isimli caninin, MİT tarafından Suriye’nin Lazkiye kentinde yakalandığı haberi vardı.  İçimden operasyonu gerçekleştiren MİT personeline, “Bravo sizlere, Allah yokluğunuzu göstermesin” diyerek dua ettim. MİT mensuplarımız, Reyhanlı saldırısında 53 vatandaşımızı katleden Suriye istihbaratının yönlendirdiği kansızı Esad’ın kalesi olan Lazkiye’den paketleyip getirdi. İnşallah inanıyorum ki MİT mensuplarımız, başta FETÖ’cüler olmak üzere diğer hainleride bulundukları ülkelerden paketleyip getirecektir. 

Geçmişiyle gurur duymayan alçaklar 

Benim bir huyum vardır. Taksiye bindiğimde kesinlikle hiç bir taksiciyle konuşup sohbet etmem. Çünkü tanımadığım, bilmediğim kişiyle konuşmak sohbet etmek hoşuma gitmez. Daha doğrusu boş konuşmayı hiç sevmem. Bir yerden eve gitmek için taksiye bindim. Radyodan haberleri dinlerken Taksici birden, “Efendim MİT destek almadan bu operasyonu gerçekleştiremez. Bu adamı belki Rusya bize teslim etmiştir, bizimkilerin böyle operasyonları yapabilmeleri için kırk fırın ekmek yemeleri gerekir” gibi avam, salak ve alçakça yorumlarda bulundu. Mesele ülkem, devletim ve milletim olunca nevrim bir anda döner. Sarf ettiği sözlerinden dolayı bu taksiciye ağzıma ne geldiyse saydım.  Bu alçak, şuursuzların kanı biraz temiz olmuş olsa inanıyorum ki ülkesiyle, milletiyle, askeriyle, polis ve güvenlik güçlerimizin başarılarılarıyla gurur duyarlardı. Geçmişiyle, ecdadıyla gurur duymayan bu alçaklar, her daim ezik ve kompleks içinde yaşarlar. Kardeşlerim Reyhanlı saldırısında 53 vatandaşımızın ölümünde FETÖ’cülerinde parmağı olduğu mahkeme dosyalarında yer aldı. 

Esad'a mesaj niteliğinde operasyon

  Bilhassa 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında devletin içinde, yani Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet teşkilatı, MİT ve diğer istihbarat birimleri, hain FETÖ’cülerden temizlendikten sonra, ülkemizde terör olayları pek yaşanmıyor. Bu birimlerden FETÖ’cüler temizlendikten sonra PKK, DEAŞ gibi terör örgütleri neredeyse yok oldu. Daha önce FETÖ üyelerine karşı son dönemde yürüttüğü başarılı sınır ötesi operasyonlara imza atan MİT, hiç bir ülkeden ve hiç kimseden yardım almadan Reyhanlı canisini ininde bulup ülkemize getirdi. Hemde Esad rejiminin en güçlü kalesi olan Lazkiye’den alıp getirdiler. Katil Esad’a mesaj niteliğindeki bu operasyonla millet olarak gurur duymalıyız. Derim ki, geçmişiyle, atasıyla, ülkesiyle, milli ve manevi değerleriyle gurur duymayan, başkalarının yaptıklarıyla gururlanan haset fesat tiplere Allah şuur versin. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZİ, GÜVENLİK GÜÇLERİMİZİ VE MİLLETİMİZİ HER DAİM GÜÇLÜ KILSIN. ALLAH GÜVENLİK GÜÇLERİMİZE GÜÇ KUVVET VERSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

 
okumak için tıklayın.


Erdoğan ‘ateşkes’, Putin ve Ruhani ‘katliam’ dedi  -Güneş Gazetesi


Televizyonlarda canlı yayınlanan Tahran zirvesinde İran’ın da Rusya’nın da gerçek yüzü ortaya çıktı. İnsanların, bilhassa İdlib halkının merak ettiği tek şey Rusya ve Esad güçlerinin İdlib’e saldırı düzenleyecek olup olmadığıydı.  Canlı yayınlanan toplantıda Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Rus lider Putin’in ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin gözünün içine bakarak defalarca, “İdlib’e saldırı felaketle, katliamla ve çok büyük bir insani dramla sonuçlanır. Gelin bu toplantıda ateşkes kararı çıksın” dedi. Devlet Başkanımız Erdoğan’ın ısrarla ateşkes teklifine 'silahları bırakın' karşılığı verildi. Erdoğan, idlib’de insanlığın sesi olurken Putin ile Ruhani gerçek yüzlerini ortaya koydu.  Toplantı sonrası Rusya, Suriye rejim güçleri ile birlikte İdlib’i varil bombalarıyla vurmaya başladı. Hastaneler, okullar ve köyler Rus uçakları ve Esad güçlerince bombalanıyor. Hatta Rusya elindeki yeni bombaları İdlib halkının üzerinde deniyor. 

Suriye ve Irak konusunda samimi değiller

  Kardeşlerim açık konuşmak gerekirse kesinlikle Rusya’ya,Amerika’ya, Avrupa ve İran’a hiç bir şekilde güvenmemek gerekir. Bu ülkeler Suriye-Irak konusunda Türkiye gibi samimi değiller. Bunların her şeyi yalan dolan. Rusya, Amerika, Fransa, İran birer leş yiyicilerdir. Barış konusunda Rusya,İran, Amerika ve Avrupa, eğer samimi olsalardı Suriye’de 7 yıldır süren iç savaş çoktan bitmiş olurdu.  Suriye’de, Irak’ta yaşanan iç savaşların asıl nedeni İsrail’in büyük Ortadoğu projesinin ta kendisidir. İsrail, Nil ile Fırat arasındaki bölgeyi İsrailoğulları’na vaad edilmiş topraklar olarak gördüğü için Suriye ve Irakta iç savaşlar yaşanıyor. İsrail Nil ile Fırat arasında bulunan bu toprakları ele geçirmek veya bölüp parçalayarak kendilerine uygun kişilerce yönetilmesini istiyor. İşin gerçeği asıl mesele burdur. 

Kimse 'sen niye böyle yaptın' diyemez

  İşin diğer kısmı ise değeri 3 trilyon dolar olan Akdeniz’deki zengin petrol yatakları. Amerika, İngiltere, İsrail, Rusya, Fransa, İtalya hatta Çin doğalgaz rezervlerinin olduğu bölgede konuşlanmış durumda. Kardeşlerim ülkemizin bekası için İdlib çok önemli. Çünkü Amerika, sınır bölgemizde Kürt devleti kurmak istiyor. Amerika’nın 5 bin TIR dolusu ve 5 bin uçakla ağır silahlar verdiği PKK ve PKK’nın uzantıları İdlib, Sincar ve diğer civar vilayetlere Kürt devleti kurmak için yerleşti. Türkiye savaşmadan Rusya ve Amerika’yla dengeleri koruyarak sınırımızdaki bu pisliği temizlemek istiyor. Baktık ki bu pislik temizlenmiyor. İşte O zaman Türkiye, Afrin ve Fırat Kalkan’ında olduğu gibi idlib’de de sivil halkı şehirden çıkarıp PKK’lı ve diğer teröristleri temizleyecektir. Sonra da Türkiye’ye kimse sen neden böyle yaptın deme hakkına sahip olamaz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DÜNYA’NIN HUZURUNU BOZAN VE MASUM İNSANLARI ÖLDÜREN LEŞ YİYİCİLERİNİ HELAK ETSİN. ALLAH MÜSLÜMAN TOPLULUĞA ŞER GÜÇLER KARŞISINDA BİRLİK VE BERABERLİK NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Milli şuurun kazandırdıkları  -Güneş Gazetesi


Nereden nerelere geldik. Almanya’dan, Hollanda’dan, Fransa’dan, İngiltere’den ve Amerika’dan tank, silah, insansız hava aracını alamazdık. Hatta parasını peşin vermek istememize rağmen bize silah satmazlardı. Bu ülkeler bize, “Efendim kongre istediğiniz bu silahları size satmamıza müsade etmiyor” derlerdi. Peşin parayla Almanya’dan tank almamıza rağmen Almanya, “Efendim bu tankları siz PKK’ya karşı kullanırsınız” diyerek bize teslim etmemişti. Yani paramızla dahil bize silah vermeyen bu ülkeler, terör örgütü PKK’ya çok sayıda uçak ve tırlar dolusu en ağır silahları bedava verdiler.  Kötü ev sahibi kiracıyı mal sahibi yaparmış misali Allah’ımıza şükür olsun şimdi askeri ihtiyaçlarımızın yüzde 70 ini kendimiz üretir duruma geldik. Türkiye yerli ve milli olarak tankından korvetine, helikopterinden tüfeğine tüm savunma ihtiyaçlarını kendi karşılayabilir hale geldi. Devlet Başkanımız Erdoğan’ın milli şuurla harekete geçmesiyle Türkiye, MİLGEM Korveti, Altay Tankı, Atak Taaruz Helikopteri, Anka ve Bayraktar İHA’ları, Hürkuş eğitim uçağı, Göktürk-1 uydusu, Milli Piyade Tüfeği, zırhlı araçlar ve güdümlü füze sistemleri ve sınır güvenlik sistemleri üretiyor. 

Türkiye'nin güçlenmesini istemiyorlar 

İnşallah 2 yıla kadar uçak gemimizi ve savaş uçağımızı üretmiş olacağız. Ürettiğimiz bu askeri araç ve gereçleri sadece kendimiz için değil, başka ülkelere de satıyoruz. Bakın Amerika bir papazı bahane ederek proje ortağı olduğumuz ve parasını peşin ödememize rağmen F-35’leri bize teslim etmiyor. Amerika, İsrail ve Avrupa Türkiye’nin güçlü olmasını istemiyor. Türkiye’nin askeri güce sahip olmasını istemiyorlar. İstiyorlar ki Türkiye eskisi gibi zayıf olsun ve kullanalım.  Yok yok geçti o günler. Eskisi gibi Türkiye’de kullanacakları hükümetleri göremeyecekler. Çünkü insanlarımız, ülkemiz üzerinde oynanan şerefsizliği, kalleşliği ve pis oyunları görerek milli ve manevi şuura ermiştir. 

Bu liderlerle Araplar bağımsız olamaz

  Gezi olayları, 17-25 Aralık kumpası ve 15 Temmuz darbe girişimi Türkiye’yi bölmek ve eski zayıf Türkiye haline getirmek içindi. Milletimiz bu pis oyunları artık yutmadığı için, Türkiye milli ve manevi şuurla bağımsız olarak yoluna devam ediyor. İsterim ki Türkiye gibi Arap ülkeleri de Amerika’nın, İsrail’in ve ehli küfür Haçlı topluluğunun güdümünden kurtulup tam bağamsız olsun. Ruhunu İsrail ve Amerika’ya teslim etmiş olan bugünkü Arap liderleriyle Arapların bağımsız olması mümkün değil. İnanıyorum ki bir gün Araplar da başlarındaki aptal liderlerden kurtulup bağımsız olacaklardır. İşte o zaman İsrail’in Büyük Ortadoğu projesi çöker. İsrail’in İslam ülkelerini bölmesi ve yönetmesi son bulur. Sonra da ümmet şuuru hasıl olur. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZİ VE ORDUMUZU HER DAİM MUZAFFER KILSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE HAYIRLI HİZMETLERDE BULUNAN HERKESETEN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Yine FETÖ çıktı  -Güneş Gazetesi


Türkiye’yi bölüp parçalamak için FETÖ ve PKK’yla işbirliği yapan, Saddam Hüseyin’in devrildiği sırada Irak’ın merkez bankasını yağmalayan, PKK terör örgütüne destek olan, Kandil’de terör örgütünün kıyafetini giyip eline silah alıp askerlerimize karşı savaşan, Andrew Craig Brunson denen din adamı olduğu iddia edilen bu papaz, aslında Amerika’nın 20 yıl önce ülkemize gönderdiği bir ajandır.  FETÖ’cü hainlerin 15 Temmuz darbe teşebbüsünde rol oynayan bu papazın, terör örgütleriyle birlikte gerçekleştirdiği hainlikler ortaya çıkınca doğal olarak hapse girdi. Papazın hapse girmesiyle Amerikan yönetimi ve Trump küplere bindi. Trump yönetimi Türkiye’ye, “Saat 18’e kadar papaz Brunson’u serbest bırakmazsanız size yaptırım uygularız” tehditlerinde bulunmuştu. Evet, Amerika en güvenilir müttefiki olan Türkiye’ye yaptırımlar uyguladı. 

Papazı bahane ediyorlar 

Proje ortağı olmamıza ve parasını peşin vermemize rağmen Amerika F-35 savaş uçağını Türkiye’ye teslim etmiyor. Gezi olaylarında, 17-25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da amaçlarına ulaşamayan Amerika şimdi papazı bahane ederek Ülkemizin ekonomisini çökertmek istiyor. Allah’ımıza şükürler olsun Amerika’nın bu pis oyunu şimdilik tutmadı.  Amerika’yla gergin olduğumuz tam bu sırada birileri Amerikan Büyükelçiliğine silahlı saldırıda bulundu. Etrafımdaki dostlarım, “Hocam hayırdır neler oluyor? Bu saldırıyı kimler yapmış olabilir” diye sordular. Çevremdeki dostlarıma, “Merak etmeyin güvenlik güçlerimiz bu tahriki, bu aptallığı yapan kişileri mutlaka bulur. Bana göre bu aptallığı birileri Amerika’yla aramızı iyice germek için yaptırmışlardır” dedim.  Evet dediğim gibi birileri, bayatlamış yöntemlerle Türkiye ile Amerika’nın arasını iyice germek için Amerikan büyükelçiliğine silahlı saldırıda bulundu. Peki Bu saldırının arkasından kim çıktı biliyor musunuz? Her şerefsizliğin pisliğin arkasından çıktığı gibi yine FETÖ’cüler çıktı. Hatta Amerikalı bürokratların tanıdığı birisi çıktı. Elçiliğe saldıran Şüphelilerden Ersin Bayram’ın telefonunda Amerika’nın eski büyükelçisi John Baas’la çekilmiş fotoğrafı ve FETÖ elebaşının talimatlarını yayımlayan herkul.org uygulaması çıktı. Ayrıca bu saldırganın kurduğu şirketlerin FETÖ bağlantılarıda ortaya çıktı. 

Gerçekler yavaş yavaş ortaya çıkıyor 

Kardeşlerim görün ülkemiz üzerinde dönen pis oyunları. Görün 40 yıldır dini söylemleriyle milletimizi kandıran münafık FETÖ’cülerin gerçek yüzünü. Amerika ve İsrail, şerefsiz FETÖ’cüleri yetiştirdi. Şimdi ise amaçları doğrultusunda istedikleri gibi kullanıyorlar. Kendi elçiliklerine saldırmak için bile kullanıyorlar. Yıllardır yakın çevreme ve dostlarıma, ASELSAN cinayetlerinin ve genç mühendislerin ölümlerinin, Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazasının, bir çok eylem ve cinayetlerin arkasında FETÖ’cüler olabilir demişimdir. Zaman beni haklı çıkarıyor.  Devletin içinde FETÖ’cüler temizledikçe gerçekler yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Yani Geçmişte yaşanan tüm bu pisliklerin cinayetlerin arkasından FETÖ’cülerin parmağı olduğu çıkıyor. Elbette FETÖ’cüler, bu cinayetleri İsrail ve Amerika’nın talimatları doğrultusunda işlemişlerdir. Bu münafık FETÖ’cülerin hainlikleri sadece bizim ülkemizde değil, bulundukları tüm ülkelerde Amerika’nın İsrail’in talimatıyla her pisliği yapacaklardır. Devlet Başkanımız Erdoğan, dünya liderlerini bu konuda boşuna uyarmıyor. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZE HAİNLİK YAPANLARI HELAK ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZİ VE TÜM MÜSLÜMANLARI MÜNAFIKLARIN ŞERRİNDEN KORUSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Satılmış şuursuz liderler  -Güneş Gazetesi


Aman Allah’ım döviz başını aldı gitti, ülkemizin ekonomisi ne olacak?  Suriye’de yaşanan iç savaş ve Suriye’deki leş yiyici akbabaların pay alma mücadelesi, geri zekalı aptal Arap yöneticilerin aşağılık tutumları ve Trump’ın zevzeklikleri derken dünyanın çeşitli yerlerinde yaşanan zulümlerden, katliamlardan haberdar değiliz.  Suudi Arabistan’ın Yemen’de öldürdüğü bebeklerden, İsrail’in Gazze’deki katliamlarından, Kudüs’teki çatışmalardan kimsenin haberi yok. Bugün konuştuğumuz, tartıştığımız her şey tek kelimeyle bu dünyayla alakalı. Ya vicdan, merhamet, ahiret korkusu nerede? Onların hepsi içimizde körerip yok oldu. Peki ya Çin’in yaptığı zulümlerden haberdar mıyız? Çoğumuzun haberdar olduğunu sanmıyorum. Çin, Doğu Türkistan’daki 25 milyon Müslümana acımasızca işkence yapıyor. 

Azap görmek Müslümanların kaderi mi? 

Çin işkencesi böyle olurmuş dedirtircesine Müslümanlara işkence yapıyor. Kominist rejim Çin, Doğu Türkistanlı Müslümanların İslam dinini yaşamalarına yasak koydu. Müslümanları İslam dinini inkar etmeye zorluyor. Müslümanlara dini inkar eden bir belge imzalatıyorlar. Belgeyi imzalamayan Müslümanlar, Çinli askerler tarafından kamplara alınıp işkence ediliyor. Yıllardır süren bu zulme nihayet geçte olsa Birleşmiş Milletler insan hakları tepki gösterdi. Eğer zulüm görenler Müslüman değil de Hristiyan, Yahudi veya diğer putperestler olmuş olsaydı işte o zaman dünya ayağa kalkar ve müdahale edilirdi.  Uygur Türklerinin gördüğü zulümler sadece Müslüman oldukları içindir. Peki Müslümanlar hep böyle Haçlı topluluğu tarafından azap mı görecek? Azap görmek Müslümanların kaderi mi? Neden Çin’de yaşanan bu zulme, soykırıma Müslüman ülkeler ses çıkarmıyor?  Hrıstiyan kuruluşların Müslümanların çektiği çileyi gündeme getirmesinden İslam ülkeleri utanç duymuyorlar mı? 

Türkiye'den başka kimse tepki göstermedi 

İslam ülkelerinin liderlerinde utanma yok. Bunlarda utanma, sıkılma, edep, şuur olmuş olsaydı, bügün hiç bir Müslümanın burnu kanamazdı. Peygamber Efendimiz, İslam tek bir millettir der. Dünyada 63 tane islam ülkesi var. Bu 63 tane İslam ülkesinin hiçbirinin arasında muhabbet yoktur. Hepsi de bir birini bir kaşık suda boğacak gibi. Ee Amerika ve İsrail’ in içlerine fitne ve fesat tohumları ektiği bu ahmaklardan başka ne beklenir ki? Bu salak Arap liderletinin neredeyse hepsinin de ipi İsrail ve Amerika’nın elinde. Hepsi de satılmış, bir yerlerinden korkan zavallılar. İşte İslam ülkelerindeki bu dağınıklıktan dolayı Haçlı topluluğu Müslümanlara azap ediyor, soykırım yapıyor, ülkelerinden sürüyor. İşte Çin’in desteklediği budist Myanmar devleti, aynı zulmü soykırımı Arakanlı Müslüman kardeşlerimize yaptı, yapmaya da devam ediyor. Budist rahipler tarafından topraklarından kovulan, canlı canlı yakılan Arakanlı Müslüman kardeşlerimiz soykırıma uğruyor. Budist Myanmar devletinin bu zulmüne Türkiye’den başka hiçbir İslam ülkesi tepki göstermedi. Bırakın tepki göstermelerini, Bangladeş’e sığınan bir milyonu aşkın Müslümana yardım bile etmiyorlar. Sanmayın ki bu kader. Bu kader filan değil, İslam ülke liderlerinin şuursuzluğu ve satılmışlığıdır. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH İNŞALLAH HEPSİNE ŞUUR, İMAN, HİDAYET NASİP EDERSE KENDİLERİNE GELİP ÜMMET OLARAK BİR ARADA OLURUZ. ALLAH HAÇLI TOPLULUĞUNA KARŞI MÜSLÜMANLARA MUZAFFERİYET NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Hedef kullanacağı zayıf Türkiye  -Güneş Gazetesi


Son günlerde karşılaştığım dostlarımla sohbetlerimizde konu Türkiye ile Amerika arasındaki siyasi gerginlik, Rusya’yla, İran’la,Çin’le ilişkilerimiz ve dövizin yükselmesi oluyor. Sohbet esnasında bana, “Hocam, sizce Amerika’yla ilişkilerimizin bozulması doğru mu? Papazı serbest bıraksak ne olacak ki? Rusya’yla, İran’la, Çin’le işbirliği yapalım, sizce bu ülkelerle müttefik olmamız doğru olur mu? Hocam bakın Amerika, Rusya’dan S-400 füzesi alıyoruz diye bize F-35 savaş uçağını vermiyor” gibi sorular soruyorlar.  Benim de her zaman olduğu gibi cevabım net. Kardeşlerim bakın o Amerikalı sözde din adamı olduğu iddia edilen papaz Andrew Brunson, Trump’ın dediği gibi masum filan değil. Andrew Brunson denen sözde bu papazın, Amerika’nın Irak’ı işgali sırasında Irak’ın merkez bankasını yağmaladığı resimleri, PKK terör örgütüyle sıkı fıkı olduğu ve PKK terör örgütünün kıyafetiyle Kandil’de teröristlerle çekilmiş resimleri televizyon ve gazetelerde yer aldı. 

Darbe girişiminde aktif rol 

Bu papazın işlettiği diriliş kilisesinde PKK’lı teröristleri eğittiği ve gizli toplantı yaptıkları dava dosyalarında yer aldı gibi, ayrıca FETÖ’cülerlede beraber ilişki içinde olduğu, FETÖ ve PKK arasında arabuluculuk yaptığı, 15 Temmuz darbe girişiminde aktif olduğu dava dosyalarında yer aldı. Şimdi soruyorum sizlere ,bu şerefsizliği yapan biri nasıl serbest bırakılır? Papaz görünümlü bu şerefsizi Amerika ülkemizi karıştırmak için ajan olarak göndermiştir. Şimdi Amerika bu papazı kurtarmak için konuyu devlet meselesi haline getirdi. Kardeşim bizim devletimizin onuru, gururu, yasaları yok mu da Amerika papazı hemen serbest bırakın diye diretiyor? Neymiş efendim Türkiye Rusya’dan S-400 füzesi almasınmış. Ey Amerika, biz sizden Patriot istediğimizde vermediniz, insansız hava aracı istediğimizde vermediniz, ağır silahlar istediğimizde vermediniz, proje ortağı olmamıza ve parasını peşin vermemize rağmen F -35 savaş uçağını vermiyorsunuz. Biz sizin neyinize güveneneceğiz?   Terör örgütü PKK’ya uçaklar TIR'lar dolusu ağır silah veriyorsun? Türk devletine vermiyorsun? Türkiye’yi hizaya getirmek için aklınızca Türkiye’nin ekonomisini batırmak için her pisliği yapıyorsunuz. Açıkça Türkiye’ye yatırım yapan şirketleri tehdit edip Türkiye’den çıkmalarını istiyorsunuz? Bu mu sizin dostluğunuz müttefikliğiniz? Hay sizin gibi dosta, müttefikliğe. Evet açık konuşmak gerekirse ben Rusya’ya, İran’a ve Çin’e güvenmem. Devletimizin de çok güvendiğini sanmıyorum. Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, çok hassas ve dengeli politika yürüterek üzerimizde oynanan pis oyunları bertaraf etmeye çalışıyor. Reflekslerimizi sağlam tuttuğumuz müddetçe bu ülkelerle iyi ilişkiler içinde olmamızda hiç bir sakınca yok. Allah’a çok şükür Türkiye kimseye muhtaç olmadan kendi askeri araç gereçlerini, tankını, helikopterini, insansız hava aracını, uçak gemisini, üretiyor. Yakında inşallah kendi savaş uçağımızı da üretmiş olacağız. Yani yakın zamanda Türkiye’nin askeri araç gereç bakımından kimseye ihtiyacı olmayacak. Amerika’da karşısında istediği gibi kullanacağı zayıf Türkiye değil, güçlü bir Türkiye görecektir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUN OYNAYAN ŞER ODAKLARI HELAK ETSİN. ALLAH ÜLKEMİZİ HER DAİM GÜÇLÜ KILSIN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Hepsini vatandaşlıktan çıkarın  -Güneş Gazetesi


Haberleri izlerken birden son dakika yazısı gördüm. Son dakika yazısında Fetullahçı terör örgütünün sözde hava kuvvetleri imamı Adil Öksüz’ün Kardeşi Kemal Öksüz’ün Ermenistan’da yakalandığı yazıyordu.  Allah Allah bu adamın ismi kiminle anılıyordu derken birden Kemal Kılıçdaroğlu ile anıldığı aklıma geldi. FETÖ’cü terörist Kemal Öksüz‘ün 17-25 Aralık darbe girişimi öncesinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Amerika’da görüştüğünü hatırladım. Kemal Öksüz denen bu FETÖ’cü terörist, Türk güvenlik güçleri tarafından aranırken, aynı zamanda Amerika’da sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan kırmızı bültenle de aranıyordu. Ermenistan bakalım bu teröristi bize mi? Yoksa Amerika’ya mı teslim edecek? Bunu hep beraber göreceğiz. 

Kılıçdaroğlu dua etmeye başlamıştır 

Kim bilir belki şu sıralar Kemal Kılıçdaroğlu, 17-25 Aralık darbe girişimi öncesi Amerika’daki sır görüşmelerin ortaya çıkmaması ve Öksüz’ün Türkiye’ye teslim edilmemesi için inancı doğrultusunda dua etmeye başlamıştır. Eğer Öksüz Türkiye’ye teslim edilirse işte o zaman Kemal Kılıçdaroğlu yandı demektir. Kardeşlerim FETÖ’cü teröristler, PKK’lı teröristler gibi rengi, şekli belli olmayan bukalemun gibi yaratıklardır. Bu hainler, hiç bir zaman sinsi faliyetlerinden vazgeçmeyeceklerdir. Bulundukları veya kaçtıkları ülkelerde ülkemizi bölüp parçalamak için fırsatını bulduklarında yeniden hainliğe kalkışacaklardır. Bu hainlerin, henüz devletin içinden temizlendiğini sanmıyorum. Bu hainler tekrar palazlanana kadar CHP ve İP‘ te olduğu gibi değişik partilerde faaliyet içinde olacaklardır. 

Hak ettikleri cezayı çeksinler 

Yurtdışına kaçan FETÖ’cülerin alenen Türkiye’ye karşı düşmanlıklarını medyadan hep beraber takip ediyoruz. Yani Türkiye’ye karşı her türlü pisliği yapmak ve Türkiye’ye zarar vermek için bulundukları ülkelerde lobi çalışmaları yaptıklarıda bilinmektedir. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu üzülecek ama ben derim ki, ülkemizdeki FETÖ’cü hainler hak ettikleri cezayı çeksinler. Amerika, Avrupa, İngiltere ve değişik ülkelerde bulunan FETÖ’cüleri Türkiye’ye iade etmeyeceklerine göre o zaman bu hainlerin Türkiye ile bağlantıları tamamen kesilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından hepsi çıkarılmalıdır. Bu hainlerin Türkiye ile bağlantıları kesilirse hiç olmazsa bulundukları ülkelerdeki etkinlikleri biraz olsun ortadan kalkmış olur. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÜLKEMİZE HAİNLİK YAPANLARI HELAK ETSİN. ALLAH FETÖ’CÜ GİBİ MÜNAFIKLARI DA HELAK ETSİN. ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZDE DİN, DİL, IRK AYRIMI OLMADAN CÜMLEMİZE HUZURLU YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


İngilizler 3. Havalimanının açılmasını bekliyorlar  -Güneş Gazetesi


Bir davet üzerine İngiltere’nin başkenti Londra’ya gittim. Beni ülkelerine davet eden dostlarım, uçuş biletimi kendi havayolu şirketlerinden almak istiyorlar. Ben de kendilerine Kesinlikle Türk Hava Yolları'ndan başka hiç bir havayolu şirketiyle uçmayacağımı söyleyince biletimi hemen Türk Hava Yolları’yla değiştiriyorlar. “Neden hep Türk Hava Yolları'yla uçmak istiyorsunuz? Başka havayollarını deneseniz olmaz mı? Bizim havayolları da iyidir” diyorlar ve ben de kendilerine, “Uluslararası havacılık kurumları tarafından Türk Hava Yolları'nın en güvenilir şirket olduğu, uluslararası denetimler sonucunda açıklanmıştır. Hizmet kalitesi ve ikramları helal, taze ve ayrıca dünyanın her yerine aktarma yapmadan gidebilirsiniz” cevabını veriyorum. 

Trump'a müthiş şekilde öfkeliler 

Her şeyden önemlisi Türk Hava Yolları, ülkemizin gurur duyduğu havayolu şirketi olduğu için ben de milli şuurla tercih ediyorum. İnşallah bu yıl 12 adet, önümüzdeki yıl da 50 yeni uçak filoya katılacak. Kaldığım Otelde İngiliz Michael’la sohbet ederken bana üçüncü havaalanını çok merak ettiği için havalimanının açılacağı 29 Ekim gününe bilet alıp ailece İstanbul’a, İstanbul'dan da Fethiye’ye tatile gideceklerini söyleyince bende gururlu bir oturuş hasıl oldu.  Neyse şimdi Londra’da gördüklerimi anlatmak isterim. Öncelikle görüştüğüm İngilizler, Amerikan başkanı Trump’a müthiş derecede öfkeliler. Hatta Trump’ın ruh hastası, narsist ve dünyayı savaşa sürükleyecek politikalar yürüttüğünü söylüyorlar. Trump’ın Türkiye’ye ekonomik saldırılarda bulunmasını eleştiren İngilizler, “Amerika Türkiye’ye haksız yaptırımlarla güvenilmez olduğunu gösterdi” diyorlar. 

Mesut Özil’e destek veriyorlar  

Ayrıca İngilizler, Almanların ırkçı saldırılarından dolayı Türk asıllı futbolcu Mesut Özil’e büyük destek veriyor. Londra’da alış veriş merkezleri oteller Arap turistle dolu. Londra caddelerinde İngilizlerden çok Arap turist var. Bizim ülkemizdeki otel ve esnaf Araplara dua ettikleri gibi İngilizlerde Arapları Veli nimet olarak görüyorlar. Ayrıca İngiltere’nin şartlarına göre İngiltere şu sıralarda ucuz. Londra’yı gezmek görmek isteyenler haftada 6 seferi olan Türk Hava Yolları'ndan erken rezervasyonla ucuz bilet alabilir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE HİZMET EDEN HERKESTEN RAZI OLSUN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Asla kendi özünüzden kopmayın  -Güneş Gazetesi


Hollanda’da yaşayan bir dostumla sohbet ederken beni dehşete düşüren şeyler anlattı. Arkadaş, “Hocam Avrupa ülkeleri artık yaşanacak gibi değil. Avrupa son yıllarda zaten Ekonomik olarak da cazip değil. Bir çok arkadaşla konuştuk eğer hanımlarımızı ikna edersek Türkiye’ye yerleşmek istiyoruz. Geç olmadan çocuklarımızı kaybetmeden, çocuklarımız Müslüman olduklarını, dinlerini unutmamadan Türkiye’ye dönmeyi düşünüyoruz. Hocam, bilhassa Almanya, İsveç, Danimarka, Fransa ve Hollanda Müslüman aileleri bölüp parçalıyor. Müslüman aileleri çeşitli bahanelerle dağıtıyorlar. Çocuklarımızı elimizden alıyorlar. Okulda çocuklarımızın beyinleri yıkanıyor. Maalesef uyuşturucuya alışan Türk çocuklarının sayısında artış var. 

Çocuklarımızı elimizden alıyorlar 

Okulda çocuğun canı biraz sıkkın veya çocuk içine kapanıksa hemen 'ailen sana şiddet uyguluyor baskı yapıyordur' iftiralarında bulunup çocuklarımızı elimizden alıyorlar. Çocuğumuzu bizden koparıp koruyucu aile diye sapık, çarpık hayat yaşayan insanların yanına yerleştiriyorlar.   Genellikle Müslüman çocukları lezbiyen ve gay olan kişilerin evine yerleştiriyorlar. Çocuklarımızı Hrıstiyan veya ateist yapıyorlar. Çocuklarımızın bulunduğu adresi tesbit edip görmeye gitttiğimizde bizi mahkemeye çıkartıp hapse atıyorlar. Bu pisliği en çok Hollanda hükümeti yapıyor.” 

Bu pisliği bilinçli olarak yapıyorlar 

Arkadaşın anlattıklarını büyük dehşet içinde dinledim. Bu zulmü bu şerefsizliği yapanlara içimden ne geldiyse saydım. Kardeşlerim Avrupa’nın halini şerefsizliğini görün. Görün bakın Müslüman aileleri nasıl parçalıyorlar. Müslüman çocuğu kendilerine benzetmek için yaptıklarını görün.  Bu Ehli küfür Haçlı topluluğu Müslümanları değil Avrupa ülkelerinde yaşanmasını, Müslümanı kendi topraklarında bile yaşatmıyorlar. İstiyorlar ki İslam dininden olan herkes İslam’dan uzaklaşıp kendileri gibi ateist olsun. Veya kendileri gibi sapık bir hayat yaşasın.  Başaramayacaklar. Çünkü kalbe zuhur eden iman bir daha o kalpten çıkmaz. Allah aşkına soruyorum Müslüman olan bir annenin, babanın evladı, lezbiyen veya gay olan sapıkların yanında yetişmesine büyümesine yürek dayanır mı? Allah aşkına göz göre göre kim evladını ateşe atar?   Tek kelimeyle Almanya ve Hollanda bu pisliği bilinçli olarak yapıyor. Devletimiz de mutlaka Almanya ve Hollanda’yla görüşüp bu pisliği bir an önce temizlemelidir. Biz Müslümanlar nerede olursak olalım kesinlikle ehli küfür Haçlı topluluğunun oynuna gelmemeliyiz. Bizler Müslüman olduğumuzu göğsümüzü gere gere söylemeliyiz. Biz Müslümanlar, Haçlı topluluğunun pis iğrenç oyunlarına karşı bir olmalıyız. Yahudi topluluğu gibi biz Müslümanlar da birlik içinde olmalıyız. Gerçekten samimi duygularla biz Müslümanlar birlik içinde olursak İşte o zaman ehli küfür Haçlı topluluğu kaçacak delik arar. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÇOCUKLARIMIZI SAPIKLARIN ŞERRİNDEN, PİSLİĞİNDEN KORUSUN. ALLAH KALBİMİZDEKİ İMANI HER DAİM VAR ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Şuursuz Müslüman Liderler!  -Güneş Gazetesi


Peygamber Efendimiz, “İslam tek bir millettir, ehli küfür de tek bir millettir” der. Ben de yıllardır sohbetlerimde, televizyon programları ve gazetedeki köşe yazılarımda Peygamber efendimizin bu sözlerini dile getirip Haçlı topluluğuna karşı biz Müslümanların birlik içinde olması gerektiğini söylerim. Ne yazık ki bugün yaşadığımız dünyada Peygamber efendimize yakışan ümmet şuuru yok. Şimdi bana, “Hocam, olur mu öyle şey? Görmüyor musunuz Cuma günleri camiler dolup taşıyor, her yıl binlerce insan Umre’ye ve Hacca gidiyor” diyebilirsiniz? 

İnsanların iman ve ameli konusunda hiç bir şey demiyorum. Şimdi belki bana kızanlar olabilir ama yinede içimden geçeni söyleyeceğim. Evet kalpleri mutlaka Allah bilir. İnsanların Hac ve Umre ziyaretlerinde bulunmaları da çok güzel. Benim söylemek istediğim İslam dünyasında İslami şuurunun olmayışıdır. İslam ülkelerinde, İslami şuur olmuş olsaydı İsrail ve Amerika ‘nın fitnesine kapılıp Müslümanlar hala birbirini öldürmezler.  

İslam dininden uzak yaşıyorlar 

Ya İslam ülkelerinin liderleri? İslam ülke liderlerinin hiçbirinde bırakın İslami şuura sahip olmasını, İslam dininden uzak yaşıyorlar. İslam liderlerinin ipi bugün İsrail ve Amerika’nın elindedir. Bu alçak liderler, İsrail, Amerika ne derse postu deldirmemek ve koltuğu kaptırmamak için onu yapıyorlar.  

Bakın Amerika’nın ve İsrail’in emrinde olan Suudi Arabistan kralı Selman bin Abdülaziz el Suudi, Müslüman kardeş ülke Türkiye’nin altını oymaya çalışıyor. Ülkemiz 40 yıldır PKK terör örgütüyle mücadele ederken, Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan sayesinde 40 yıllık terör belasından tam kurtulmak üzereyken Suudi Arabistan kralı Selman bin Abdülaziz el Suudi, terör örgütü PKK’ya ayakta kalması için 100 milyon dolar bağışta bulundu. 

Suudi kral Selman, elbette 100 milyon doları İsrail ve Amerika istediği için PKK terör örgütüne verdi. Soruyorum sizlere şuurlu bir Müslüman bu pisliği, kalleşliği yapar mı? İpi İsrail ve Amerika’nın elinde olursa haydi haydi her şerefsizliği kahpeliği yapar.  Hatırlarsanız bundan bir kaç ay önce Suudi Arabistan, Amerika ‘dan 300 milyar dolara silah satın aldığında Veliaht Prens Selman denen satılmış tıfıl cahil, “Kürt devleti kurulmalıdır, Kürt devletinin kurulması için biz elimizden geleni yaparız. Türkiye Kürt devletine karşı çıkarsa bir haftada Türkiye’yi haritadan sileriz” demişti? 

Türkiye'yi tehdit olarak görüyorlar  

Bu alçak satılmış cahil tıfıl, koltuğu, saltanatı, korumak postu deldirmemek, Amerika’ya İsrail’e yaranmak için boyundan büyük sözler sarfetti. Tekrar soruyorum şuurlu bir Müslüman, Haçlı topluluğuyla bir olup Müslüman kardeşine kalleşlik yapar mı? Derim ki uyanık olalım uyanık. Aptal olmayalım. Peygamber efendimizin dediği gibi birlik ve beraberlik içinde olalım. Şuursuz olduğumuz müddetçe biliniz ki ehli küfür Haçlı topluluğu, biz Müslümanları mezhep safsatasıyla, cemaatlerle bölüp parçalamaya devam edecektir. İşte Amerika, İsrail ve Avrupa, Devlet Başkanımız Erdoğan’a bu pis oyunları bozduğu, ümmete sahip çıktığı için düşmanlar. Değişen yeni dünya düzeninde Türkiye’yi tehdit olarak gördükleri için bize düşmanlar. Türkiye, bağımsız bir duruş sergilediği için düşmanlar. Bu düşmanlıkların karşısında ümmet şuuruyla durup galip gelmeliyiz. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA SAMİMİ DUYGULARLA BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH MÜSLÜMANLARIN İÇİNE SOKULMUŞ FİTNE VE FESATLIĞI YOK EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Sizi Amerika da elimizden alamayacak  -Güneş Gazetesi


Çok şükür hainler tek tek ortadan kaldırılıyor. Bilhassa 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında FETÖ’cüler MİT, Polis, TSK ve devletin diğer birimlerinden temizlendikten sonra, PKK’lılar da nokta atışıyla temizleniyor. Allah’a şükürler olsun Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ve MİT çok önemli operasyonlara imza atarak terör örgütü PKK’nın önemli isimlerini tek tek etkisiz hale getiriliyor. Son operasyonlarda PKK’nın elebaşılarından 'Mam Zeki Şengali' kod adlı İsmail Özden denen terörist öldürüldü. Jetlerimiz bulunduğu kampı bombaladığı sırada kaçmaya çalışırken nokta atışıyla etkisiz hale getirildi. Tabi terör örgütü PKK’nın diğer sözde yöneticileri şimdi sıra bize geldi korkusuyla yaşıyorlar. Ama hiç merak etmesinler. Güvenlik güçlerimiz, bu hainlerden şehit ettikleri on binlerce vatandaşımızın hesabını soracaktır.   Hepsinin akıbetinin İsmail Özden denen terörist gibi olduğunu görmek istiyoruz. Çünkü İsrail ve Amerika’nın desteği ile on binlerce asker, polis ve masum insanımızı şehit eden bu kalleşlerin yaşama hakkı olmamalıdır. Kardeşlerim, devletimiz, kardeş kardeşinin kanını dökmesin, milletimiz din, dil, ırk ayrımı olmadan huzur içinde yaşasın diye çok uğraştı. Hatta Devlet Başkanımız Erdoğan, Başbakan olduğu dönemde çözüm sürecini başlatarak bu terör olayını çözmek için büyük uğraş verdi. Çözüm sürecine başta o dönemde devletin her birimine sinsice sızmış olan FETÖ’cüler, İsrail ve Amerika engel oldu. Terör örgütü PKK’nın elebaşıları, çözüm yerine iyi niyeti istismar ederek Güneydoğu’da sokaklarda hendekler kazdırdılar. İşte bundan dolayı artık bu bu şerefsizlerin yaşama hakkı olmamalıdır diyorum.  Şimdi de katil Esad’a, “Bize küçük de olsa bir Kürt devleti kurmamız için izin ver” diye yalvarıyorlar. Yakındır, sizi dünyaya geldiğinize pişman edeceğiz. Yıllardır sizi köpek gibi kullanan İsrail, Amerika, Avrupa, Rusya, Vatikan ve NATO elimizden  kurtaramayacak. Bu teröristlerin katil Esad’dan Kürt devleti kurmak için yer istemeleri İsrail ve Amerika’nın Ortadoğu projesinin bir parçasıdır. Yani Amerika, İsrail’in büyük Ortadoğu projesini hayata geçirmek için Suriye’nin, Irak’ın bir an önce bölünmesini ve yerine yeni devletler kurulmasını istiyor. Ya Sonra? Sonra İran’a saldırmak. Yalnız İran’a belki Amerika direk kendisi saldırmayabilir. Amerika İran’a Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’ ı saldırtabilir. Ee Amerika ,Suudi Arabistan’a boşuna 300 milyarlık silah satmadı öyle değil mi?  Ne diyeyim, GÜZELİM DÜNYAMIZI YAŞANMAZ KILANLARI ALLAH HELAK ETSİN. ALLAH ŞER GÜÇLERİN, FİTNE VE FESATÇILARIN OYNUNA GELİP ÜLKESİNE İHANET EDENLERİ DE HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN. AMİN. 

okumak için tıklayın.


Bayramınız mübarek olsun  -Güneş Gazetesi


Allah nasip ederse inşallah yarın mübarek Kurban Bayramı’na kavuşmuş olacağız. İnşallah Kurban Bayramı’nı bayramın ruhuna göre yaşarız. Anne, baba, yakın akraba, eş ve dostlarımızı ziyaret edip, hayatta olmayan yakınlarımızın kabirlerini ziyaret ederek de bayramın ruhuna erişmiş oluruz. Sanmayın ki bir insan öldüğünde iş bitti. Hayır, ölen kişinin ruhu özgürse mutlaka yakınlarının ziyaretini bekler. Sizler ölülerinizin kabri başında dua ettikçe mezarda yatan kişinin ruhu rahatlar.  Yani mezardaki kişininde ruhu bayram eder. Bazı insanlarımız, “Efendim çalışmaktan yoruldum, tatile gitmek varken şimdi bayram ziyaretleri yapmak olur mu ? Aile büyüklerimi arar diğer yakınlarıma da toplu mesaj atarım olur biter” diyorlar. 

Manevi değerlerden uzaklaştılar 

Hatta bu düşünceye sahip bir delikanlıyla sohbet ederken, “Evladım senin anne ve baban telefon mu? Neden onları ziyaret edip dualarını almıyorsun da tatili tercih ediyorsun?” dediğimde, “Valla Hocam herkes öyle yapıyor ama” cevabını verdi.  Kardeşlerim sosyal medya ve televizyonların insanımızı ne hale getirdiğini görün. Ne yazık ki gençlerimizin çoğu aile kavramından, kültürümüzden, milli ve manevi değerlerimizden uzaklaştı. Bunun sorumlusu başta anne ve babalar sonra ise sosyal medya denen fitne dünyasıdır. Allah aşkına ne olur evlatlarımızı güzel ahlak, milli ve manevi değerlerimize göre yetiştirelim.  Konuyu fazla uzatmadan bir kaç kelime de kurbandan bahsetmek istiyorum. Kardeşlerim Allah  Kur'an-ı Kerim'de, “Sizin kestiğiniz kurbanın eti ve akıttığınız kan bana ulaşmaz. Bana ulaşan Sizin takvanızdır samimiyetinizdir” diyor. Allah için kurban kesmek vacip olan bir ibadettir. Aldığı maaşla geçinen herkes mutlaka Allah için kurban kesmelidir. 

Kurbana eziyet etmeyin 

Kurban kesecek olan kişi biliyor ise kurbanını kendisi kesmelidir. Eğer kurban kesmeyi bilmiyor ise o zaman ehil olan birine vekalet verip kurbanın başında tekbirler getirdikten sonra besmele çekip kesime başlayın. Kurbanı keserken sakın hayvana eziyet etmeyin. Kurban olacak olan hayvana şefkatle yaklaşırsanız o hayvan Allah için kurban olacağını bilir ve kesime direnmez. Kestiğiniz kurbanın etini yıl boyu yemeniz için kendinize saklamayın. Kurban etini fakir ve fukaraya dağıtırsanız sevaba ermiş olursunuz. Ayrıca kurbanınızı vakıf, dernek veya başka kuruluşlara bağışlamayın. Her alanda istismarlar olduğu gibi manevi konularda da istismarlar olabiliyor. Hatırlarsanız önceki yıllarda kurban toplayan vakıf ve derneklerin insanların bağışladığı kurbanları kesmediklerine şahit olmuştuk. Dediğim gibi samimi duygularla Allah için kurban kesmek samimiyetin ifadesidir. Hüznü keder def ola, dilde hicap ref ola, cümle günah af ola, bayram o bayram ola. ŞİMDİDEN KURBAN BAYRAMINIZI KUTLUYORUM. ALLAH CÜMLEMİZE HUZUR İÇİNDE NİCE BAYRAMLAR NASİP ETSİN. ALLAH CÜMLEMİZİN KURBANINI KABUL ETSİN. ALLAH AİLECE, SEVDİKLERİMİZLE BİRLİKTE BAYRAMLARI RUHUNA GÖRE YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Çipras şimdi sıra sende  -Güneş Gazetesi


Hatırlarsanız 1 Mart’ta Edirne’de askeri yasak bölgeyi ihlal ettikleri için tutuklanmışlardı? Tutuklanan iki Yunan askeri, Meryemana dini bayramının kutlandığı zamanda tahliye edilerek ülkelerine döndü. Yunan askerlerinin ülkelerine dönmeleriyle Yunanistan Başbakanı Çipras, “Türk Yunan dostluğu iyi komşuluk ve bölgede istikrar güçlenecek” dedi.  Aslında yaşanan bu türlü olayların ardından siyasilerin diplomatik beyanatlarına pek önem vermem. Benim önem verdiğim tek şey samimiyet ve icraattır. Evet ,Türkiye olarak biz bir jest yaparak casusluk maksadıyla sınırımızı geçen iki Yunan askerini serbest bırakıp ülkelerine gönderdik.  

Yunanistan nasıl karşılık verecek? 

Peki Yunanistan, Türkiye’nin bu jestine karşılık ne yapacak? Mesela Yunanistan 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından kendisine sığınan 8 hain FETÖ’cü askeri bize geri iade edecek mi? Yunanistan, 1996 ve 2006’da düşürdüğü iki F-16 uçağımızın parasını ödeyecek mi? Şehit ve yaralı pilotlarımızın tazminatını ödeyecek mi? 2006’da Yunan pilotunun düşürdüğü uçağın Türk pilotuna verdiği 4 yıl hapis cezasını kaldıracak mı? Yunanistan’dan henüz bu konularla ilgili bir açıklama gelmedi. Gerçi Yunanistan’dan olumlu bir açıklama bekliyor da değilim. Derim ki, ey Çipras, Türk Yunan komşuluğu güçlenecek diyorsun. İyi has bunu anladık. Karşılıklı iyi niyet çerçevesinde dostluğumuzun güçlenmesinde elbette yarar var. Ancak Türkiye’nin jestine karşılık olarak sen ne yapacaksın? 

FETÖ'cü hainleri bize teslim et 

Yani sen elindeki 8 FETÖ’cü haini Türkiye’ye teslim edecek misin, etmeyecek misin? Bunu açıkça söyle. Öyle işine geldiği gibi kuru kuruya dostluktan komşuluktan bahsetmek olmaz. Komşuluğun dostluğun gereğini yap ve elindeki 8 hain FETÖ’cüyü bize teslim et. FETÖ’cülere oturuma izni veren mahkemelerine engel ol. Eğer ilk etapta 8 hain FETÖ’cüyü bize teslim edersen işte o zaman Türkiye Yunanistan arasında iyi komşuluk dostluk olur. Eğer Türkiye’ye karşı gerçekten samimi olursan bölgede istikrar kesin olur. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH BİZLERİ SAMİMİ OLAN DOSTLARLA BİR EYLESİN. ALLAH MÜNAFIK, KALLEŞ, SÖZÜNE GÜVEN OLMAYAN SAHTEKARLARDAN BİZLERİ UZAK EYLESİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Tefecilerin Trump’tan ne farkı var?  -Güneş Gazetesi


Son on gündür kiminle karşılaşsam, “Hocam, piyasanın dövizin hali ne olacak? Hocam döviz daha çıkar mı? Hocam, Trump neden Türkiye’ye bu kadar düşman? Hocam, Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan Allah’ın izniyle bu krizden inşallah çıkar değil mi?” gibi sorularla karşılaşıyorum.  Baştan şunu söylemek istiyorum. Milletimiz, ülkemizin üzerinde oynanan siyasi ve sinsi pis oyunların farkında. Milletimiz, ülkemizin üzerinde oynanan pis oyunlar karşısında devletinin yanında. Trump, FETÖ’cü papazı bahane ederek Türkiye’ye düşmanlık yapsın yapmasın hiç önemli değil. Allah’ın izniyle bu düşmanlığı da alt ederiz.  Bence Amerika’nın Trump’ın Türkiye düşmanlığının altında Gezi olaylarıyla, 17-25 Aralık kumpası ve 15 Temmuz darbe girişimiyle yok edemedikleri Devlet Başkanımız Erdoğan var. 

Amerika neden rahatsız oluyor?  Amerika’nın Erdoğan düşmanlığının altında ne var? 

Türkiye, Devlet Başkanımız Erdoğan sayesinde kendi ayakları üzerinde duruyor. Türkiye, Erdoğan sayesinde kendi savunma sanayisini güçlendirdi. Kendi tankımızı, gemimizi, helikopterimizi, insansız hava aracımızı, savaş uçağımızı ve savaş gemimizi yapmamız Amerika’yı rahatsız ediyor. Amerika, Türkiye’ye karşı desteklediği terör örgütlerine müdehale edilmesinden de rahatsız. Yani anlayacağınız Amerika, bundan 16 yıl önce olduğu gibi Türkiye’yi her alanda teslim almak istiyor. Ey Amerika geçti o günler geçti. Allah’a çok şükür bugün Türkiye bağamsız ve kendi ayakları üzerinde duruyor. 

Milli şuurla hareket etmeliyiz 

Kardeşlerim Amerika, Devlet Başkanımız Erdoğan’ı yok edip Türkiye’yi parçalamak için şimdi ekonomimizle oynuyor. Sakın oyuna gelmeyin. İnşallah yakın zamanda bu sıkıntıyı atlatacağız. Bizler bu günlerde milli ve manevi şuurla hareket etmeliyiz. Devlet Başkanımız Erdoğan milli olduğu için Amerika,İsrail ve diğer ülkeler tarafından istenmiyor. Ama millet olarak bizler Devlet Başkanımız Erdoğan’ı yedirmeyiz.  Evet diplomatik nezaketten uzak olan Amerikan Başkanı Trump, sosyal medyada Türkiye’yle ilgili düşmanca söylemleri ve ekonomimize yönelik yaptırımlar yapması sonrasında döviz başını aldı gitti. Trump’ın açıklamalarından sonra dövizin yükselmesindeki en büyük etken, sosyal medyadaki manipilasyon yapan tefecilerdir. Sosyal medyada faaliyet gösteren bu tefeciler, toplumu galeyana getirmek için her türlü yalan yanlış algıyı yapmaktalar. Bu tefecilere göre, “Neymiş efendim devlet, bankalardaki mevduatlara el koyacakmış.” Hükümet bu haberi yalanladıktan sonra devlet birimleri hemen bu hainlere karşı müdahalede bulundu. Şimdi o tefeciler, yargı karşısında hesap verecek. Soruyorum sizlere, sosyal medyada milleti galeyana getiren, döviz kuruyla oynayıp ekonomiye zarar veren bu tefecilerin Trump’tan ne farkı var? Tekrar söylüyorum bizler bugünlerde daha milli olmalıyız. Allah’ın izniyle bu ekonomik krizi atlatacağız. Döviz mutlaka makul seviyeye gelecektir. Ne diyeyim ALLAH ÜLKEMİZE HAİNLİK YAPAN HERKESİ HELAK ETSİN. ALLAH KİM ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNUYORSA HEPSİNİ BAŞLARINA ÇEVİRSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.


Çaresi idam, idam, idam  -Güneş Gazetesi


Son günlerde gazete ve televizyonlarda Taksim Meydanı’nda uyuşturucu alıp kendinden geçen gençler haber olunca İçişleri Bakanlığı uyuşturucuyla ilgili açıklama yaptı. İçişleri Bakanlığı diyor ki, “Güvenlik güçlerimiz uyuşturucu satıcılarına yönelik yürüttüğü başarılı operasyonlarda, 2018 yılının ilk 7 ayında uyuşturucu satıcısı 127 bin 267 kişiyi gözaltına aldı. Uyuşturucu satmaktan dolayı gözaltına alınan 13 bin 773 kişi tutuklandı”  İçişleri Bakanlığı, güvenlik güçlerinin yaptığı operasyonlarda 45 ton esrar, 10 ton eroin, 251 kilo kokain,13 milyon sentetik uyuşturucu hap ele geçirdiğini açıkladı. Evet İçişleri Bakanlığı’nın zehir tacirlerine karşı yürüttüğü operasyonları destekliyoruz. Gençlerimizi, insanımızı düşünerek samimi duygular içinde görev yapan herkesten Allah razı olsun. Yalnız benim anlamadığım bir şey var. Bu kadar operasyonlara rağmen, neden uyuşturu satıcılarının veya imal edenlerin sonu gelmiyor? 

3 sene 5 sene hapis cezasıyla olmaz 

Bu operasyonlarda satıcılara değilde neden daha derinlere büyük başlara gidilemiyor? Neden ülkemizde her geçen gün uyuşturucuya bağımlılık artıyor? Uyuşturucudan dolayı sokaklardaki ölümlere neden dur denilemiyor?  Uyuşturucu parası bulmak için anne ve babasını öldüren gençlere müdehale edilemiyor? İyi, has 13 bin 773 kişi tutuklandı. Peki ya sonra. Gençlerimizin hayatını karartan, öldüren o şerefsizler, dışarı çıktıklarında aynı şerefsizliği yapmayacaklar mı? Tabiki yapacaklar. Kardeşlerim bu işi öyle üç sene beş sene hapis cezası vererek geçiştirmek olmaz. Ya nasıl olmalı? Tek kelimeyle idam edilmeliler. Para kazanmak için el alemin çocuğunu uyuşturucuya alıştırıp öldüren şerefsizlerin yaşama hakkı olmamalıdır. Kim FETÖ’cüler gibi devletine ve milletine ihanet ediyor, terör eylemlerinde bulunuyor, çocuklara cinsel istismarda bulunuyor, uyuşturucu imal ediyor ve satıyorsa hemen idam edilmelidir. İçişleri Bakanlığının bu açıklamasından sonra Geçtiğimiz hafta jandarma kocaelinde 800 kilo eroin ele geçirdi. Şimdi hükümet, “efendim idam yasasını çıkarmak için yeterli sayımız yok” diyebilir. Ben de diyorum ki bırakın bahaneleri, her ne pahasına olursa olsun idam yasasını çıkarın. Sayı yetmiyorsa o zaman millete gidip idam kanununu çıksın mı çıkmadın mı diye sorup referandum yapılsın. 

Anne ve babalar uyanık olun 

“Ama Amerika, Avrupa Birliği bizi tefe koyar” derseniz. Ben de başlarım sizin Amerika’nıza, Avrupa’nıza derim. Benim milletim benim insanım ölüyor. Benim gencecik çocuklarım ölüyor siz hala Amerika, Avrupa diyorsunuz. Kim bilir belkide ülkemize sokulan uyuşturucuların arkasında Amerika, İsrail ve Avrupa ülkeleri vardır. Bu arada anne ve babalarada iki çift lafım var. Anne ve baba olarak sizler de biraz uyanık olun. Televizyon başında dedikodu ve magazin programları izlemeyi bırakın da çocuğunuzun kiminle arkadaşlık yaptığını, nerelere takıldığını takip edin. Çocuklarınızın ziyan olmasında bence sizlerin de suçu var. Çoğunuz çocuklarınızı güzel ahlak, milli ve manevi değerlere göre yetiştiriyorsunuz. Her şeyi para, mal, mülk, makam, mevki olarak görmeyi bırakın. Güzel ahlak, milli ve manevi değerlere göre yetişen çocuk asla devletine, milletine dinine karşı gelmez. Ana baba katili olmaz. Uyuşturucu bataklığına düşmez. Terörist olmaz. Tekrar söylüyorum gençlerimizi kurtarmamızın tek çaresi idam idam idam. Ne diyeyim KİM SAMİMİ DUYGULARLA UYUŞTURUCUYLA MÜCADELE EDİYORSA ALLAH ONLARDAN RAZI OLSUN. KİM DEVLETİNE, MİLLETİNE İHANET EDİYORSA, TERÖR EYLEMLERİNDE BULUNUYORSA, KÜÇÜCÜK ÇOCUKLARI TACİZ EDİYORSA ALLAH HEPSİNİN BELASINI VERSİN. ALLAH CÜMLEMİZE GÜZEL AHLAK ÜZERİNE YAŞAMAYI NASİP ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Yahudi damadın pis oyunları  -Güneş Gazetesi


Daha önceki yazılarımda ne diyordum? Amerika Başkanı Trump’ın damadı ve baş danışmanı olan Yahudi asıllı Kushner, Ortadoğu’yu karıştıracak, Filistinlilere akla hayale gelmeyecek pislikler yapacak dedim değil mi? Maalesef dediğim çıkıyor.  Trump’ın Yahudi asıllı damadı ve baş danışmanı Kushner’in Foreign Policy dergisi tarafından ele geçirilen e- postalarında milyonlarca Filistinli kardeşimizin hayatını nasıl karartacağı ortaya çıktı. Dergide yayınlanan e- postada Kushner’in sinsi planda 6 milyona yakın Filistinliye mülteci statüsü veren Birleşmiş Milletler’in Ortadoğu’daki yardım kurumunu devredışı bırakmayı hedeflediği ortaya çıktı.  Yani Trump’ın Yahudi damadı ve baş danışmanı olan Kushner, Filistinlilerin 1948’den beri İsrail işgali altında bulunan topraklarına geri dönüşünü engellemek. Ürdün’de yaşayan üç milyon Filistinli, artık Filistin topraklarına gidemeyecek. Şimdi ben bu alçaklığa ne diyeyim bilmiyorum. Adam Yahudi kanı taşıyor. Yahudi'den Müslümana hiç hayır gelir mi? Hayır hiç bir Yahudi’den Müslümanlara kesinlikle hayır gelmez. 

Katar'ı işgal etmelerini söyledi 

Zaten Trump’ı Amerika’nın başına getiren de siyonist Yahudi lobisidir. Dolayısıyla Trump, göreve gelir gelmez İsrail’in Ortadoğu projesini bir an önce hayata geçirmek için Yahudi asıllı damadı Kushner’i baş danışman yaptı.  Damat danışman olduktan sonra Ortadoğu’daki İslam ülkeleri birbirine iyice düşman oldu. Bu damadın ilk işi Suudi Arabistan’a 300 milyar dolara silah satması oldu. Damat, Silah satışının ardından Suudi Arabistan’a ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne Katar’ı işgal etmelerini söyledi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Katar’ın terör örgütlerine destek verdiği yalanıyla işgal etmeye ve Katar emirini de öldürmek için operasyona kalkıştı. Neyseki Allah’a çok şükür bu pis oyunu Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan bozdu. Tabi asıl mesele Katar’ın Türkiye ile arasındaki iyi ilişkileri bozmak ve Türkiye’nin Katar’daki askeri üssünü kaldırmaktı. Katar’ın gözünü korkutan Amerika, daha sonra Katar’a 30 milyar dolarlık silah sattı. 

İsrail ve Amerika'nın kuklası oldular 

Bu Yahudi damadın girişimleriyle Amerika, Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’nın bulunduğu Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etti. Kardeşlerim, Amerika’nın İsrail’in Ortadoğu ve Filistin’de yaptığı pis oyunları saymakla bitiremem. Üzüldüğüm kederlendiğim şey İslam ülke liderlerinin İsrail ve Amerika’nın uşağı kuklası olmasıdır. Biz Müslümanlar ehli küfür haçlı topluluğuna karşı birlik ve beraberlik içinde olmamız gerekirken, ne yazık ki bir birimizi öldürüyoruz. Bir birimizin varlığından rahatsız oluyoruz. Müslümanlar olarak Filistin konusunda hassas olmalıyız. Daha iki gün önce terör devleti İsrail, Gazze’yi yüzlerce bombayla vurdu. İsrail, saldırıda hamile bir kadın ve 1.5 yaşındaki bebeği katletti. Göreceksiniz önümüzdeki günlerde İsrail, çeşitli bahanelerle Gazze’de ve diğer Filistin topraklarında katliamlar yapacak. İşte bu ölümlerin, katliamların hepsi büyük İsrail imparatorluğu İçindir. Filistin’in tamamen İsrail toprakları yapmak içindir. Adamlar zaten saklamıyor açık açık söylüyor. Biz Müslümanlarda bu sıkıntılar karşısında Amerika ve İsrail’in fitne ve fesatlığıyla bir birimizi yemekle meşgul olalım. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH ÖNCE BİZ MÜSLÜMANLARA UYANMAYI, ŞUURLU VE SAMİMİ OLMAYI NASİP ETSİN. ALLAH BİZ MÜSLÜMANLARA BİRLİK NASİP ETSİN. ALLAH MÜSLÜMAN TOPLULUĞUN ÜZERİNDE PİS OYUNLAR OYNAYAN HERKESİ HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN. 

okumak için tıklayın.


Satılmış gazeteciler!  -Güneş Gazetesi


Amerikan Newsweek dergisi, 31 Temmuz'da yayınlanan haberinde Devlet Başkanımız Erdoğan için, “Kürtleri kırmak ve Osmanlı’yı diriltmek istiyor” başlıklı haberiyle karalamalarda bulunmuş. Haberi yapan Jonathan Watchel ve Albert Watchel isimli bu iki salak, Devlet Başkanımız Erdoğan döneminde dış politikada saldırgan bir tutum izlediğini, iç siyasette de Kürtlerin kullanıldığını ve 2013 yılındaki Kürt açılımına rağmen son dönemlerde Kürtlere karşı saldırgan bir politika yürütüldüğünü iddia etmiş.  Gazetelerde bu çirkin haberi okuyunca kendi kendime, “Hoca dur ağzını bozma” dedim. Ülkesini seven herkes gibi ben de ülkemin üzerinde oynanan pis oyunlara, yalan ve dolanlara sessiz kalamıyorum. 

Sipariş üzerine yapılan haber 

Bu karalama haberlerini yapan o iki gazeteciye soruyorum? Be şerefsizler, sizin yalan yanlış iftira dolu haberleri sipariş üzerine yaptığınızı millet olarak bilmiyor muyuz sanıyorsunuz? Be şerefsizler, sizlerin FETÖ’cülerin ağına takıldığınızı ve Türkiye’ye karşı karalamaları FETÖ’cülerin talimat ve telkinleriyle yaptığınızı bilmiyor muyuz sanıyorsunuz? Türk milleti olarak bizler, sizlerin PKK ve FETÖ terör örgütlerinin propagandasını yaptığınızı biliyoruz. Be alçak şerefsizler, diyorsunuz ki Erdoğan döneminde diş siyasette saldırgan bir tutum izleniyor. Size göre saldırgan dış siyaset yürütüyoruz. Çünkü karşınızda eskiden olduğu gibi Amerika’nın, İsrail ve Avrupa’nın her dediğini yapan Türkiye yok.  Bugünkü Türkiye, kendi çıkar ve menfaatini düşünerek dış politika izliyor. Soruyorum PKK ve FETÖ terör örgütü mensupları hariç Türkiye’den kim şikayetçi? Diyorsunuz ki Kürt açılımı sonrası Kürtlere sert politika uygulanıyor. Be şerefsizler, sizler Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kardeş kardeşi öldürmesin, Amerika, İsrail, Avrupa, Rusya ve diğer ülke ajanları tarafından kandırılmış olan gençleri tekrar topluma kazandıralım düşüncesiyle böyle bir yol izlediğini bilmiyor musunuz? Gayet iyi biliyorsunuz ancak işinize gelmiyor değil mi? 

Hayallerinize yenik düşeceksiniz 

Kürt açılımını sabote eden, kalleşlik yapan, Güneydoğu’da kürt kardeşlerimizi halen öldürmeye devam eden, Güneydoğu’da cadde ve sokaklara hendekler kazan, iç savaş çıkaran sizlerin desteklediği kanı bozuk PKK terör örgütü değil miydi? Bu Kanı bozuk PKK terör örgütüne devletimizin, askerimizin ve polisimizin içine sinsice sızmış olan münafık FETÖ’cüler destek vermedi mi? Şunu çok iyi bilin ki barış sürecinin, açılımın bozulmasında size yazı yazdıran şerefsiz FETÖ’cülerin de parmağı var. Türkiye muz cumhuriyeti değil. Türkiye Cumhuriyeti tam bağamsız güçlü bir devlettir. Türkiye elbette menfaat ve çıkarını düşünerek dış politika yürütecektir. Allah’a şükürler olsun artık Türkiye, kendi savaş uçağını, uçak gemisini, helikopterini, insansız hava aracını, tankını, füzesini, roket ve silahlarını üretiyor. Sizlerin asıl sıkıntısı bu. Bakın sizler Türkiye’nin bölünüp parçalanmasını hayal ediyorsunuz ama sizler hayallerinize yenik düşeceksiniz. Her ne olursa olsun Türkiye, yeni dünya düzeninde güçlü bir şekilde yerini alacak ve söz sahibi olacaktır. Türkiye her daim mazlumların yanında olmaya da devam edecektir. Ne diyeyim CENAB-I ALLAH GÜZELİM ÜLKEMİZİ YALANDAN FİTNE VE FESATLIKTAN KORUSUN. ALLAH ÜLKEMİZ ÜZERİNDE PİS OYUN OYNAYANLARI HELAK ETSİN. ALLAH DEVLETİMİZE, MİLLETİMİZE, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL VERMESİN, AMİN.

okumak için tıklayın.